Jump to content

Liderlik Tablosu


Popüler İçerik

18-12-2017 tarihinden beri tüm alanlarda en beğenilenler

  1. 5 points
    Maddi zenginlik istiyorsanız her namaz sonrası bakara son ayetler amenerresulu okunur. Gıda erzak için vakıa. Gönül ferahlığı için inşirah. Maddi ve manevi tüm engellerin kalkması için Fetih süresi ve 489 adet Allahümme ya Fettah hergün zikret. Birde bolbol şükür. Her gün Allah ı zikretmek gibisi yok. Rabbim yar ve yardımcınız olsun
  2. 5 points
  3. 5 points
  4. 5 points
    Tarçın yakışıyor kahveye, denedim. Bal ve Hindistan cevizi yağıda olabilir.
  5. 5 points
    Bu çorapların tekleri nereye gidiyor, ben onu çok merak ediyorum
  6. 4 points
    Fettah isminin açmadığı kapı yok çok içten ve iyi niyette bulun. 489 adet hergün oku Allahümme ya Fettah. İş para kısmet nasip bol bol gelir. İnşirah süresinide ikindiden akşam ezanına kadar 200 adet okursan paran çoğalıyor
  7. 4 points
    Kahvenize Ekleyeceğiniz Üç Malzeme İle Metabolizmanızı Hızlandırın Damağımızda bıraktığı eşsiz tat ve bizi sabahları uyandırması haricinde kahvenin sağlığımıza birçok faydası var. Birçok kişi bilmiyor olsa da kahve, kansere ve Alzheimer riskini azaltıyor. Kahvenize ekleyeceğiniz üç şeyle metabolizmanızı canlandırmanız da mümkün! Yapılan araştırmalarla kafeinin metabolizmayı hızlandırdığı kanıtlandı. Amerika'da yapılan bir deneyde, 22 hafta boyunca her gün yeşil kahve çekirdeği tüketen deneklerin %10 oranında kilo verdiği görüldü. Tabii ki düzenli olarak spor yapmak ve sağlıklı beslenmek olmazsa olmazlardan. Ancak bunun yanında kahve de çok etkili oluyor. Kahve'nin faydasını artıracak üç malzeme hemen hemen herkesin evinde bulunmakta. İşte onlar: BAL Bal, eşsiz tada sahip olmasının yanında vücuda enerji veren doğal şeker de içerir. Balın içinde C, B6 vitaminleri, folik asit, demir, kalsiyum, sodyum, çinki, potasyum, fosfor ve metabolizma hızını artırdığı kanıtlanmış diğer besin maddeleri bulunur. Yine diğer araştırmalar da balın stresi önlediğini, anskiyeteye iyi geldiğini ve kolesterolü düşürdüğünü kanıtladı. Tarçının iltihap sökücü olduğunu hemen herkes bilir. Son yapılan araştırmalarda, tarçının güçlü bir antioksidan olan polifenoller açısından zengin olduğu görüldü. Sağlığımıza en büyük katkısı da sindirimi hızlandırması ve kan şekerini dengelemesi. Bunlar gerçekleştiğinde ise hiç acıkmıyorsunuz. HİNDİSTANCEVİZİ YAĞI Hindistancevizi yağının içinde metabolizmamızı hızlandırdığı bilinen orta zincirli yağ asitleri bulunur. Hindistancevizi yağı tüketildikten hemen sonra bu yağlar, karaciğerden sindirim sistemine doğru harekete geçer. Orta zincirli yağ asitleri ayrıca yağ yakar ve keton üretimini çoğaltır. KAHVENİZE EKLEMENİZ GEREKENLER 170 ml Hindistan cevizi yağı 1 yemek kaşığı bal 1 çay kaşığı tarçın HAZIRLANIŞI Malzemeleri bir kâsede karıştırın ve üstünü kapatın. Buzdolabınızda saklayın. KULLANIŞI Kahvenize her sabah karışımdan bir çay kaşığı ekleyin. İyice karıştırdığınızdan emin olun!
  8. 4 points
  9. 4 points
    YAŞAMININ TÜM YÖNLERİYLE BÜYÜK LİDER ATATÜRK… “Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.” İLBER ORTAYLI Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880'liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal'in aile kökeni ile başlıyor. Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor. Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr… Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol... Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı'dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar... Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk... İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor... Yazar: Prof. Dr. İlber Ortaylı Sayfa Sayısı: 480 Yayın Tarihi: 17 0cak 2018 Yayınevi: Kronik Kitap
  10. 4 points
    "Anladığım kadarıyla çok karıştırılan bir şeyin altını çizmek isterim ki,başımıza gelen,bizi üzen yada memnun olmadığımız her türlü durumdan yada türlü türlü aksiliklerin her birinin tek ve en büyük sebebi yıldız düşüklüğü değildir; "bana çok nazar değiyor,yıldızım düşük,negatiflikten çok etkileniyorum,kısmetim kapalı.." gbi cümlelerle ifade edilen şeylerin altında yatan çok daha başka ve güçlü sebepler olabiliyor çoğu zaman;hatta fazlaca nazar değmesi yıldızınızın düşük değil tam tersi yüksek olduğunu ve çok fazla dikkat çektiğinizi bile gösterebilir💫✨ O nedenle yıldız düşüklüğünün göstergeleri yani belirtileri nedir sırasıyla ondan da bahsedeceğim ama "yıldız düşüklüğü" diye tabir edilen şey aslında farkında olmasak da parlak yada bereketli yani ışığı olan gezegenlerin doğum haritamızda aldıkları sert etkiler,açılar yada zararlı ev yerleşimleri nedeniyle parlaklığını,ışığını,gücünü kişinin yaşamına yeterince yansıtamıyor oluşu ve kişisel haritalarda hangi alanları temsil ediyorsa hem o alanlarda sorunlara sebep olması, hem de ışığıyla o kişiyi ve o konuları yeterince aydınlatamıyor oluşu ve kişinin kendini "soluk,cansız ve görünmez" hissetmesidir✨✨ Elbette ki kişisel girdilerle çok farklılaşıyor olsa da,genel tecrübe ve gözlemlerime dayanarak herkes için ortak olan özellikleri şunlar olduğunu söyleyebilirim: 1.Kişinin kendini ne yaparsa yapsın,ne kadar başarılı yada güzel olursa olsun sanki yokmuş gibi,etrafındaki kişiler onu olması gerektiği gibi görmüyor gibi hissetmesi,parlaklığının ışığının olmadığını yada eksik olduğunu düşünmesi ve hissetmesi 2.Kişinin ona en çok değer verdiğini düşündüğü kişilere bile yeterince sesini duyuramadığını,ne söylerse söylesin düşüncelerinin anlaşılmadığını;sanki dünyayla arasında bir bariyer,görünmez bir engel varmış gibi hissetmesi; sesini ve varlığını duyuramaması 3.Kendini ifade ederken oldukça zorlanmak,kelimeler ağzında sıkışıyormuş gibi hissetmek;kendini özgürce ve güvenli ifade edememek; başkaları tarafından sürekli sözünün kesilmesi 4.En küçüğünden en büyüğüne her türlü durum ve olayda hep ikinci plana atıldığını hissetmek ve bekletilmek;diğer herkes daha önemliymiş,değerliymiş,öncelik sahibiymiş de kişi bekleyebilirmiş gibi davranışlarla ve olaylarla karşılaşmak;ikinci planda olduğunu ve önemsenmediğini hissetmek 5.Fiziksel olarak güçsüz ve yorgun hissetmek, çok çabuk yorulmak; enerjinin çok çabuk tükenmesi Bu saydığım özellikler aslında kişideki "ışık" eksikliğinin en temel ve en önemli belirtileri ve yansımalarıdır ve kısa bile olsa yapılacak esma çalışmalarıyla çok hızlı ve güçlü bir şekilde değişecektir inşallah🙏🏼💫 Birazdan vereceğim, bu konuyla ilgili şahane sonuçlar veren esmaları,yazdığım sayıda ve sırada 7 gün boyunca okursanız,eksik olan o ışığın hayatınıza sızmaya başladığını ve parlamaya başladığınızı göreceksiniz inşallah 🙏🏼💫 YA RAFİ 351-YA MECİD 228-YA MÜTEALİ 551-YA AZİM 1020-YA MÜTEKEBBİR 662-YA AZİZ 188 Bu esmaları her gün, hiç bi gün atlamadan okuyup üzerinize üfleyebilir,yada daha güzeli bunu 7 günlük manevi bir kür olarak düşünüp uygulamasını içine 7 bardak su doldurduğunuz bir cam şişe ile yapabilirsiniz; her gün bu esmaları şişedeki suya okuyup bir bardak içiyorsunuz ve 7 günün sonunda bitirmiş oluyorsunuz🙏🏼✨✨ Bu uygulamayı eğer bu şekilde yapacaksanız sadece kendiniz için yaptığınıza ve yalnızca kendinizin içtiğine emin olun;yıldız yükseltme işlemi kişisel bir çalışmadır çünkü;çocuğunuz,eşiniz yada başka biri için de yapmak istiyorsanız, onların mucize şişelerini de ayrıca hazırlayabilirsiniz✨💫🙏🏼 Elbette ki öncesinde 7ser Ayetel kursi,Felak,Nas, 3 İhlas ve 1 Fatiha okumayı ihmal etmeyin Son olarak 7 gün bu çalışma için çok etkili ve gereklidir ama elbette devam etmek isterseniz 3 hafta arka arkaya uygulayıp 21 güne tamamlayabilirsiniz. ALINTIDIR
  11. 4 points
  12. 4 points
    Heykellerle çekilmiş komik fotoğraflar
  13. 4 points
  14. 3 points
    Ya Rahim – Zikir Tesbih Sayısı 258 Ya Gaffar – Zikir Tesbih Sayısı 1281 Ya Vehhab – Zikir Tesbih Sayısı 196 Ya Rezzak – Zikir Tesbih Sayısı 308 Ya Adl – Zikir Tesbih Sayısı 104 Ya Lâtif – Zikir Tesbih Sayısı 129 Ya Gani – Zikir Tesbih Sayısı 1060 Ya Muğni – Zikir Tesbih Sayısı 1100 Ya Malikül Mülk – Zikir Tesbih Sayısı 212
  15. 3 points
    Japonya'yı bir de böyle görün! Osaka kentinde ana yolun içinden geçtiği bir bina mevcut. Osaka'daki Gate Tower binasının 5. Katı ile 7. Katı arasından kara yolu geçiyor. Evet Japonya'da profesyonel bir meslek olarak kabul gören ve "Oshiya" adı verilen bu görevliler metroların yoğun olarak kullanıldığı sabah ve akşam saatlerinde insanları metroya sığdırabilmek için itiyorlar. Yani asıl görevleri metroda en ufak bir boşluk kalmamasını sağlamak. Japonya'da otomatik makinelerden her şeyi satın alabilirsiniz. Dilimlenmiş elmadan kadın iç çamaşırına kadar her şeyi bu otomatlardan alabiliyorsunuz. Üstelik otomatlar ülkede oldukça yaygın durumda. Titanik faciasından kurtulan Japon ölmediği için korkak kabul edildi. Samuray ruhuna aykırı hareket ettiği düşünülen Masabumi Hosono medya ve halk tarafından korkak kabul edildi. Bilinen en eski şirket Japonya'daydı. Şirket 578 yılından 2006 yılına kadar faaliyet göstermiş bir inşaat şirketi. 2006'da kapanmış. Japonya isim verilmemiş caddelerle, sokaklarla doludur. Geyşanın tanımı her zaman bugün bilindiği gibi değildi. İlki bir erkekti. "Taikomochi" denilen erkek geyşa dans eder ve sohbetiyle üst düzey kişileri eğlendirirdi. Daha sonraları kadınlar bu görevi üstlenmeye başladılar ve sonunda tamamen kadınlara özgü bir iş olmaya başladı. Bu enteresan ülkede 100 yaş üzeri insanların sayısı her yıl bir önceki yıla göre daha fazla oluyor. dünya sağlık Örgütü'nün raporlarında Japon kadınlar, en uzun yaşayan kadınlar olarak gösteriliyor. Erkekleri de çok farklı değil. Bunun sebebi ise bolca taze sebze ve balık yemelerinin yanı sıra çok çalışıyor olmalarına rağmen, dinlenirken bulundukları anın tadını çıkartma felsefeleri olarak düşünülüyor. İlginç icatlar, sıradışı kostümler, alışılmamış yiyecekler ve yaşam tarzlarıyla şaşırtan bir çok insanın yaşadığı Japonya'dan en ilginç kareler
  16. 3 points
    Cumanız mübarek olsun.
  17. 3 points
    Bütün dualarınızın kabul olduğu hayırlı bir cuma günü dileğimle inşallah..
  18. 3 points
  19. 3 points
    Şu an elimde İlber Hoca'nın başka bir kitabı var. Bitsin ilk işim bu kitabı alıp okumak olacak...
  20. 3 points
    Kahveyi çok nadir içiyorum, ama kokusunu seviyorum, yalnız jacoby kahve daha başka, kokusuna adeta bayılıyorum, sırf koklamak için alıyorum bazen, kendimden geçiyorum koklarken
  21. 3 points
    Hissedilebilen ilk biyonik kol nakledildi İtalya'nın başkenti Roma'da Almerina Mascerollo isimli kadına dünyada ilk kez dokunma hissi veren biyonik kol nakledildi. Biyonik kolu aralarında mühendis, nörolog, cerrah, elektronik ve robot uzmanlarının olduğu İtalyan, İsviçreli ve Alman bilim insanları geliştirdi. 25 yıl önce kolunu kaybeden Mascarello "Kolum sanki geri gelmiş gibi" dedi. Kolda bulunan sensörler, tutulan nesnenin sertlik ve yumuşaklık bilgilerini mesaj halinde sırt çantası içindeki bilgisayara iletiyor. Mesajlar beyne sinyal olarak gönderiliyor.
  22. 3 points
    Teki Kaybolan Çoraplar Nasıl Değerlendirilir? Her çamaşır yıkamadan sonra bazı çorapların teklerinin kaybolduğuna çok sık şahit olmuşsunuzdur. Geride kalan tek çorabın sonu da hep çöp kovası olur. Peki tek kalan çorapları atmadan değerlendirebileceğinizi söylesek… Tek çorabın işe yarayacağı 7 kullanım fikrini sizin için derledik. Çorap çekmecesi kokusu yapın ek kalan çorabı, çorap çekmecenizin mis gibi kokmasını sağlamak için kullanabilirsiniz. Tek çorabı alın, içine biraz hoş kokulu otlardan (lavanta gibi) doldurun ve dökülmemesi için bir kurdela ya da iple bağlayın ve çorap çekmecenize koyun. Ellerinizi nemlendirmek için kullanın Elleriniz çok kuruysa, gece nemlendirmek en iyi bir çözümdür. Gece ellerinize yoğun nemlendirme yapıp, bunun için de süslü eldivenler almanıza gerek yok. Nemlendiriciyi ellerinize ve ayaklarınıza cömertçe uygulayın ve tek çorapları, ellerinize ve ayaklarınıza geçirin. Sabah uyandığınızda cildiniz tazelenmiş ve yumuşacık olacaktır. Toz almak için kullanın Tek kalmış çorapları, evinizde toz almak için de kullanabilirsiniz. Çorabı elinize geçirin ve tozlu yerlerin kolayca tozunu alın. Silgi olarak kullanın Evinizde duvar tahtası kullanıyorsanız, tahta silgisi olarak çorap işinizi görecektir. Tek çorabı alıp içeriye çevirin, elinize sıkıştırın ve tahtayı silin. Kurutma topu olarak kullanın Tek yapmanız gereken tenis topu almak, tek çorabınıza koymak, düğüm atmak ve kurutucuya atmaktır. Tenis topu, nem, statik elektrik, kırışıklıklardan kurtulmaya yardımcı olur ve kurutucu tabakalar ve diğer kurutucu topları için iyi bir yedektir. Çorap kuklası yapın Tek çorabı elinize geçirerek kukla yapıp, çocuklarınızı sevindirmek, eğlendirmek için de kullanabilirsiniz. Başka tek çorapla eşleştirin Aynı renk, benzer tek kalmış başka bir çorap tekiyle eşleştirerek, tekrar kullanabilirsiniz.
  23. 3 points
    Bir devrim yapıyorsunuz ama, karşı devrim olmasın diye Devrim Muhafızları diye 2. bir ordu kuruyorsunuz, ve İran İslam Cumhuriyeti adı altındaki o Devrim Muhafızları, ülkede çok fahiş fiyatla alkol ve uyuşturucu satıcısı oluyor, seks partileri yapabilmek için yine Devrim Muhafızlarına fahiş ödemeler yapıyorsunuz, Aynı Devrim muhafızları, İslam Cumhuriyetinin tek savunucusu oluyor ve İran Cumhurbaşkanı "Devrim Muhafızları sahaya inmedi daha" deyip, sokağa çıkanlara gözdağı veriyor. Bir solukta ancak bu kadar yazabildim. İran'lı kadınlar Türkiye'ye giriş yaptıkları anda ilk yaptıkları saçlarını açmak, ve erkeklerle beraber hemen içki içecekleri yer arıyorlar. Aşırı bir baskı var, Tüm bu baskılar varken, İran'da karşı devrim olma ihtimali neredeyse sıfır. Bugün artık Cuma, Cuma namazı sonrası olay çıkmazsa, Batının "Arap baharı" diye gaz verdiği olaylar silsilesi, burada son bulacak demektir. Aslında bir yanım, olaylar çıksın, devrilsin bu rejim derken, diğer yanım, Avrupa, ABD ve İsrail için şeytan azapta gerek düşüncesi ile, İran'ın hep bu şekilde kalmasını istiyor. Bakalım neler göreceğiz!.
  24. 3 points
    Genç kadının yeni hali görenleri şoke etti Dünyada çok sayıda kişi tarafından 'dünyanın en çirkin gelini' olarak tanımlanan Rus kadının zaman içindeki değişimi görenleri şoke ediyor 01 Ocak 2018, Pazartesi 2010 yılında çekilen bu fotoğrafları gören kişiler, çiftin uyumsuzluğuyla adeta dalga geçiyordu. Çoğu insan çiftin çok uyumsuz gözüktüğünü ve bu evliliğin pek uzun sürmeyeceğini düşünüyordu. Oysa genç kadın azimle kilo vermeyi başaracaktı. Genç kadın, radikal bir karar aldıktan sonra evliliğin ilk yıllarından itibaren zayıflamaya ve değişmeye başladı. Şimdiler bir çocuk annesi olan genç kadın, sıkı diyetler yaptı, ameliyat geçirdi. Saçlarını değiştirdi, dişlerini yaptırdı, egzersizlerini arttırdı. Sonunda da azmiyle hayal ettiği görüntüye kavuştu. İŞTE YENİ HALİ İşte 'Dünyanın en çirkin gelini'nin yeni hali.. Kaynak: http://www.posta.com.tr/genc-kadinin-yeni-hali-gorenleri-soke-etti-fotograflihaberi-1367846
  25. 3 points
    Kalın bağırsağı temizlemenizi sağlayacak yiyecekler Kalın bağırsağı temizlemek sağlık açısından oldukça önemlidir. Kalın bağırsağı temizlemek aynı zamanda vücudunuzda iltihaplanma oluşmasına engel olur. Beslenmenize ekleyeceğiniz bir takım yiyeceklerle kalın bağırsağı temizleyebilirsiniz. İşte kalın bağırsağı hızlı şekilde temizlemenizi sağlayacak yiyecekler… Kalın bağırsağın tek görevi vücutta ki atıklardan aynı zamanda da vücuttaki zararlı atıklardan kurtarmaktır. Beslenmenize ekleyeceğiniz bir takım besinlerle kalın bağırsağınızın hızlı bir şekilde temizlenmesini sağlayabilirsiniz. Vücudunuzda iltihap oluşmamasını, bedensel sağlığınızı korumak için aynı zamanda da ilerde bağırsak kanseri gelişmesini engellemek için bağırsak detoksu yiyecekler tüketilmesi gerekir. HER GÜN BİR ADET ELMA Her gün bir adet elma yemek, kabızlığı azaltarak vücuttan toksinlerin atılamamasıyla oluşabilecek kolon kanserini ve basuru önler. İLAÇ GİBİ SEBZE: SOĞAN Soğan vücudunuzdaki bakterilerin atılmasına yardımcı olur. Yemeklerin yanında tüketebileceğiniz bir adet soğan, sindirim sitemini korur, kan dolaşımını arttırır, muhteşem bir lif kaynağıdır, C vitamini içerirve kanseri önler. HER GÜN KETEN TOHUMU YİYİN Her gün bir avuç keten tohumu tüketmek ve beraberinde su içmek kolonlarınızdaki parazitlerin kısa süre içerisinde temizlenmesini sağlar. DENİZ TUZU YÖNTEMİ Deniz tuzu da kalın bağırsağın kısa süre içerisinde temizlenmesine yardımcı olmaktadır. Deniz tuzu sıcak suyun içine konur ve iyice karıştırılır. Bu su ile karın ve alt karın bölgesine hafifçe masaj yapılır. Tuz solüsyonu ishali tetikleyebilir bu nedenle gün içinde bol su tüketilmesi önerilir.
  26. 3 points
  27. 3 points
    Azmin elinden hiç birşey kurtulmuyor. Çok güzel olmuş...
  28. 3 points
    Ey maşallah.. Hakketen pöf sana yani,
  29. 3 points
    Makinenin içinde kalma ihtimali her zaman var. Balkona asılıyorsa rüzgârdan uçma tehlikesini de göz ardı edemeyiz.
  30. 3 points
    Elma, muz ve domates akciğeri gençleştiriyor Bilim insanlarının İngiltere, Almanya ve Norveç'te yaptığı araştırmalara göre her gün düzenli olarak meyve ve sebze tüketen kişilerin akciğerleri, meyve ve sebze ile araları iyi olmayan kişilere göre daha genç kalıyor. Avrupa Solunum Dergisi (European Respiratory Journal) adlı bilimsel makale dergisinde yayımlanan çalışma kapsamında, bu üç ülkede yaş ortalamaları 43 olan 680 gönüllü 12 yıllık bir süre boyunca takip edildi. Bu kişilerin 2002 ve 2012 yıllarında bir saniyede ve altı saniyede ciğerlerine en fazla ne kadar hava çekebildikleri ölçüldü. Araştırmanın sonucuna göre elma, muz, domates ve C vitamini açısından zengin meyve ve sebze tüketen kişilerin akciğer kapasitelerinin daha yüksek ve daha genç olduğu tespit edildi. Bilim adamları bu tip bir beslenme biçimini benimseyen eski sigara tiryakilerinin ciğerlerinde de sigara etkisinin kısmi oranda silindiğini kaydetti. ABD'li Profesör Vanessa Garcia- Larsen, "30 yaştan itibaren akciğerlerin kapasiteleri, kişinin sağlık durumuna bağlı olarak farklı hızlarda düşmeye başlıyor" diyerek, meyve sebze tüketiminin önemini vurguladı.
  31. 3 points
    çok güzel bilgiler, bende ayaklarıma kına yakıyorum ayaklarım tazecik oluyor çatlak ve nasırlar yok oluyor, eğer mantarda varsa kurutuyor..Kına yakıp gazeteye sarıp çorapları ayağıma geçiriyorum. Valla ne çorapmış be diyorsunuz her şeye yarıyor hey maşallah... çorap a toprak doldur iğne ile delikler aç içinede maydonoz ek çok güzel yetişiyor bir arada çorapları yanlış eşleştirmişim eşimde farkına varmamış giymiş ay ilk farkeden de ben oldum. Rezil olmuştum... neyse şimdi moda dedik güldük ( toz da kondurmayız kendimize)
  32. 3 points
    Hem yatıyor hem geziyorlar, paraya para demiyorlar! Bu şekilde yatarak para kazanıp zengin olacağınızı söyleseler inanır mısınız? İnansanız iyi olur; zira bu gerçekten de mümkün! İşte yattıkları yerden para üretenlerin ilginç hikayesi... Bitcoin son günlerde yoğun olarak tartışılıyor. Ancak o günden güne değerlenmeye devam ediyor ve şimdilik yatırımcısının yüzünü güldürüyor. Fotoğrafta gördüklerinizin bu şekilde yatmasının da çok önemli bir nedeni var! Bu durumun son örneği Hollanda'da yaşandı IoHO adlı şirket vücut ısısını enerjiye çevirerek kripto para çıkaran giysi geliştirildi. Proje kapsamında insan vücudunun fazlalık ısısını elektrik enerjisine çevrilerek, kripto para üretiliyor. Şirket şimdiye kadar bu yöntem ile kişi başına 17 bin dijital para kazanıldığını belirtiyor. Yani bu şekilde devam ederse yattıkları yerden zengin olmaları işten bile değil! Bütün gece bu şekilde yattıklarında binlerce TL kazanıyorlar. Dünyayı geziyor, Instagram'a fotoğraf atıyor, para kazanıyor! Bazıları yatarak bazıları da gezerek para kazanıyor! 25 yaşındaki Jack Morris ve Lauren Bullen da onlardan biri. İşlerini bırakıp sırt çantasıyla gezmeye başlayarak milyoner oldular! Nasıl mı? Sosyal medyanın en gözde çiftlerinden biri olan ikili, yola çıkmadan önce sıradan işlerle ilgileniyordu. Jack Morris, 17 yaşında okulu bıraktıktan sonra çalışma hayatına atılmış. Sabah 9 ve akşam 5 arasında halı satıcılığı yapan Morris, biriktirdiği parayla Bangkok'a tek yön bir bilet aldı ve hayatı değişti. Yanına sadece sırt çantası alan ve derme çatma otellerde konaklayan Morris, birkaç ay sonra parasız kalsa da pes etmemiş. Ülkesine dönmenin eşiğindeyken açtığı Instagram hesabıyla gezilerindeki fotoğrafları paylaşmaya başlayan Morris'in şansı açılmış ve takipçi sayısı artınca reklam teklifleri almaya başlamış. Çiftin, Bullen'ın doğum günü için gittiği Kenya'da zürafalarla birlikte yaptığı kahvaltı sosyal medyayı sallamıştı. 2016 yılında sponsorla Fiji'ye giden Jack Morris, hayatının aşkı Lauren Bullen ile de bu sayede tanışmış. Bullen de benzer şekilde işini bırakıp seyahate çıkanlardan. 1.5 milyon takipçisi olan Bullen, bir resim için en az 7 bin 500 dolar alıyor Şimdi evli olan çift gezmediği zaman Endonezya'nın gözde tatil şehri Bali'de yaşıyorlar. Şu an 2 milyon takipçisi olan Jack Morris, paylaştığı fotoğraflarda markaları etiketlemek için en az 9 bin dolar alıyor. Binlerce insanın hayalini süsleyen yaşamlarıyla manşetlerden düşmeyen çiftin gençlere tavsiyesi de net. Planlama yapmadan, tek yön bir uçak biletiyle merak ettiklere gitmelerini ve sosyal olmaları gerektiğini söylüyorlar. Çiftin sadece tanıştıktan sonraki yıllık kazançları 2 milyon doların üzerinde.
  33. 3 points
    Rabbim gönülden dileğiniz ne varsa bine bin versin..Cumanız Mübarek olsun...
  34. 3 points
    Ablam onlar aşmış. Sen ben gibi değil. Meselâ "Ben şimdi gelmek istemiyorum" diyerek Azrail'i geri çeviren efendi hazretleri var.
  35. 3 points
    Matematiksel Öğrenme Bozukluğu BBC NEWS'te yayınlanmış bir haberi sizlerle paylaşmak istedim; birçoğumuzun belki de kavram-terim olarak hiç duymadığı fakat günlük yaşamda "matematiğe yeteneğim yok, matematiği algılayamıyorum" şeklindeki söylemlerimizle aslında bir sorun olarak tanısını koymuş olduğumuz matematiksel beceri bozukluğu (dyscalculia) hakkında araştırmalara her geçen gün yenisi ekleniyor. Bir araştırma grubunun yaptığı çalışmalar gösterdi ki; insanların beyninde yerleşik bir şekilde matematiksel kapasite mevcuttur. Hatta dillerinde sayıları veya matematiği ifade edecek kelimeleri olmasa dahi… Avustralya'da yaşayan Aborijin kabilesindeki çocuklar üzerinde yapılan araştırmada dillerinde sayıları ifade edecek kelimeler bulunmamasına rağmen sayılar konusunda İngilizce konuşan çocuklar kadar iyi oldukları saptandı. Bu araştırmanın sonuçları; sayı kelimelerinin sayı becerilerini geliştirici birer anahtar olduğu noktasındaki bütün araştırmaları çürütmüş oldu. Bu çalışma, yerel bilimler akademisi tutanaklarında açıkça yayımlanmıştır. Araştırma nasıl gerçekleştirildi? İngiliz ve Avustralyalı araştırmacılar yaşları 4 ile 7 arasında değişen 45 Avustralyalı yerli çocuk belirlediler. Uzak bölgelerde yaşayan ve sadece birkaç sayı kelimesine sahip iki Aborijin dili olan Warlpiri veya Anindilyakawa dillerini konuşan çocuklarla, Melbourn'de yaşayan İngilizce konuşan çocukları karşılaştırdılar/kıyasladılar. Sayı Görevleri Araştırmacılar bir hasırın üzerine yerleştirdikleri nesne sayısını çocukların kopyalamasını istediler. Daha sonra nesnelere üstü örtülü bir şekilde ilaveler yapıldı, böylece yerde ne kadar nesne olduğunu bilmeden çocuklardan bunu çözmeleri istendi. Bu çok karışık görevde; araştırmacılar ellerinde bulunan iki çubuğu kaç kez birbirine vururlarsa, çocuklar da araştırmacıların vuruş sayılarıyla sayılması gereken nesneleri doğru bir şekilde eşleştirmek zorundaydılar. Bu alıştırmanın sonucunda; sayısal kapasite açısından dillerinde sayı kelimeleri dahi olmayan çocuklarla, İngilizce konuşan çocuklar arasında fark yoktu. Her iki grup da eşit başarı göstermişti. Bu çalışmanın lideri, Londra Üniversitesi Bilişsel Nörolojik Bilimler Enstitüsü'nden Profesör Brian Butterworth: "Amazon kabilelerinde yapılan araştırmaların sonucunda, sayılarla alakalı işlerde o sayılara denk gelecek kelimelerin gerekli olduğu kanısına varılmıştı, fakat bu çalışma aksini gösterdi." diyerek bir açıklamada bulundu. "Biz dünyayı nasıl renkli görebilir bir şekilde doğuyorsak, yine dünyayı sayısal görme kabiliyetiyle de bu dünyaya geliyoruz." diyen Prof Butterworth bu konuyla ilgili şu bilgileri kaydetti: "Bazı insanlar sayı mekanizması olmaksızın doğabilirler. Bunlar dyscalculia (doğuştan matematiksel hesaplama yeteneği olmayanlar) olarak adlandırılırlar. Dyscalculia; matematiksel becerilerini geliştirmek için yoğun çaba sarf etmek durumunda olan kişilerde tanısı konulan bozukluktur. Bu çalışma; matematikten anlayan, sayılarla arası iyi olan kültürlerdeki dyscalculia'sı olan çocukların neden matematik öğrenmeyi zor bulduklarını açıklamaya yardımcı olabilir. Bunun, kültürle veya alınan eğitimle alakası olmadığı, bilakis doğuştan gelen bir sorun olduğu ispatlanmıştır. Matematik yapmak ve kelimelerle saymayı öğrenmek adına bol miktarda resmî ve gayri resmî olanakları olmasına rağmen, bazı insanların bu konuda yetenek sahibi olamayışlarının nedeni, yaratılıştan var olan mekanizmanın yani aritmetiksel becerinin anormal olarak gelişmiş olmasından (dyscalculia'dan) kaynaklanır…" Prof. Butterworth, dyscalculia'sı olan insanların beyinlerindeki farklılıklar konusunda iki geniş araştırmaya halen devam ediyor.
  36. 3 points
    Gribi ilaçsız geçirmenin formülü Kış aylarının gelmesiyle grip vakaları da artmaya başladı. Öksürük, akıntı, halsizlik gibi şikâyetleri beraberinde getiren gribal enfeksiyon, kış aylarında her yaştan insanın ortak sıkıntısı. Ancak evde kolaylıkla hazırlayacağınız bitkisel çaylarla gribal enfeksiyonlara karşı korunabilir ya da öksürük gibi şikâyetlerden ilaçsız kurtulabilirsiniz. Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Fitoterapi Merkezi Başkanı Eczacı ve Farmakognozi (doğal ve bitkisel ilaçlar bilimi) uzmanı Prof. Dr. Murat Kartal, gribi ve öksürüğü ilaçsız geçirmenin formülünü açıkladı. Bu bitkisel çaylar, soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonu, bronşit tedavisinde etkili... Prof. Kartal "Ekinezya, kuşburnu, tıbbı nane, tarçın kabuğu, ıhlamur, kekik ve adaçayı bitkileri bu sihirli çayın şifası" diyor. İşte grip ve öksürüğe karşı bitkisel çay formülleri: DEMLENİLMELİ Mİ KAYNATILMALI MI? "Bitkisel çaylar en eski ve en basit ilaç şekli olarak biliniyor. 1600'lü yılların başında ilk kez Çin'den Avrupa'ya seyahat eden denizcilerin bildiğimiz siyah çay için kullandıkları 'çay' terimi sonraki yıllarda çok yaygınlaştı" diyen Prof. Dr. Murat Kartal, tıbbi çay olarak kullanılan bitki veya bitkisel ürünlerin belirli kalite standartları taşıması gerektiğini de vurgulayarak şöyle konuştu: "Uçucu yağ taşıyan tıbbi nane, melisa, adaçayı, dağçayı, ıhlamur, papatya, lavanta, anason gibi çaylar hazırlanırken kaynatılmış su çok kısa süre bekledikten sonra demlenmeli, ağzının kapalı olması, hazırlandıktan hemen sonra içilmesi önemlidir. Kabuk, kök, sert tohum ve meyve gibi bitkiler ise kaynatılmalıdır" bilgisini verdi. Demlik ve fincanların porselen veya cam olması gerektiğinin de altını çizen Prof. Dr. Kartal "Özellikle kaliteli ve hijyenik olması önemlidir. Su kullanmadan hemen önce kaynatılmalı ve sertlik derecesi 1-4 arası olmalıdır. Tıbbi çaylar, demlendikten sonra soğumadan ılık ılık ve yudum yudum içilmeli, asla diğer güne bırakılmamalıdır" dedi. 'BİTKİSEL İLAÇLAR REÇETELENDİRİLMELİ' Birçok hastalığı ilk aşamada bitkisel ilaçlarla tedavi etmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Kartal, hekimlerin bitkisel ilaçları bilmesi gerektiğini belirterek, "Hekim kullanılacak her türlü ilacın etki ve yan etkilerini değerlendirerek bitkisel ilacı mı yoksa diğer ilaçları mı kullanacak karar verecektir. Hekim bitkisel ilaçları bilmeli, öğrenmeli; gerektiğinde reçete etmelidir. Eczacı da bu ürünlerin halka ulaştırılmasında ve halk sağlığının korunmasında en önemli sağlık danışmanı görevini yürütmelidir. Bitkisel ilaçlar, uygun doz ve sürede kullanıldıklarında etkili ve güvenlidir" dedi. Fitoterapinin bir bilim dalı olduğunu ve tıpta uzmanlık alanı olarak yerini aldığını da söyleyen Prof. Dr. Kartal şöyle devam etti: "Eczacılık fakülteleri farmakognozi ana bilim dallarında fitoterapi eğitimleri yüksek lisans düzeyinde uzun yıllardır verilmektedir. 27 Ekim 2014'te Resmi Gazete'de geleneksel ve tamamlayıcı tıp yönetmeliğinin yayımlanmasının ardından, insan sağlığına yönelik geleneksel ve tamamlayıcı 15 farklı tıp uygulama yöntemi belirlendi. Bu yöntemleri uygulayacak kişilerin eğitimi, bu yöntemlerin uygulanacağı sağlık kuruluşlarının çalışma usul ve esasları düzenlendi." GRİP ÇAYI Ekinezya Yaprak-Çiçek: 50 gram Kusburnu Meyvesi: 30 gram Tıbbi Nane Yaprağı: 10 gram Tarçın Kabuğu: 10 gram NASIL KULLANILIR: 100 gram olarak hazırlanır. Her defasında 2 gram (1 tatlı kaşığı) karışım üzerine 150 ml taze kaynatılmış sıcak su ilave edilip, 5-10 dakika demlendikten sonra içilir. Günde 3 kez, enfeksiyon riski söz konusu ise günde 4- 5 kez içmek gerekir. En az 10 gün düzenli olarak kullanılmalıdır. ÖKSÜRÜK KESEN ÇAY Terletici, balgam söktürücü ve yatıştırıcı etkisi var. Ihlamur Çiçeği 50 gram Adaçayı Yaprağı 40 gram Kekik 10 gram NASIL KULLANILIR: 100 gram olarak hazırlanıyor. Her defasında bir tatlı karışığı kurutulmuş karışım üzerine 1 su bardağı (150 ml) kadar taze kaynatılmış sıcak su ilave edilip, 10-15 dakika demlendikten sonra içilir. Günde 4-5 kez içilebilir. Uzun süre kullanılabilir.
  37. 3 points
  38. 2 points
    Beyaz cennet'in antik havuzunda kaplıca keyfi UNESCO Dünya Miras Listesi'nde bulunan Pamukkale, Hierapolis Antik Kenti'ndeki termal havuzun yanı sıra farklı özellikteki sıcak suların kullanıldığı uluslararası standartlardaki tesisleriyle ziyaretçilerine "beyaz cennet"i sunuyor. Antik çağdan bu yana termal tedavi merkezi olarak bilinen Pamukkale, beyaztravertenlerini oluşturan kalsiyumca zengin beyaz ve demir yoğunluğu fazla kırmızı su kaynaklarıyla farklı mineralleri sağlık turizminin hizmetine sunuyor. Antik havuzun suyu yaz kış 36 derece Milattan sonra 692'de meydana gelen depremde sütunların yıkılması ve termal suyun birikmesiyle doğal yollarla oluşan Hierapolis'deki antik havuz ise yaz kış değişmeyen 36 derecelik suyuyla ziyaretçilerine farklı deneyim yaşatıyor. Beyaz travertenlerin hemen arkasındaki antik havuz, her mevsim yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Geçmişi 2 bin 800 yıl öncesine kadar giden Hierapolis Antik Kenti'ndeki havuz, içindeki sütun ve mermer parçaları nedeniyle içine girenleri geçmişe yolculuğa çıkarıyor. Binlerce yıllık sütun ve mermerler arasında yüzme imkanı bulan konuklar, aynı zamanda doğal güzelliklerin keyfini yaşıyor. Antik havuzun suyunun, kalp damar hastalıkları, romatizma, deri, felç ve sinir hastalıkları ile içildiğinde mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılıyor. Hazreti Meryem'in rahatsız olan gözünü iyileştirdiği de rivayet edilen termal su için Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın Hierapolis'e geldiği rivayet ediliyor. Karahayıt'ta kırmızı su Antik havuzun yanı sıra Karahayıt'taki 60 derece sıcaklığa sahip demir bakımından zengin "kırmızı su" da romatizma, dolaşım sistemi, astım ve bronşit ve cilt rahatsızlıkları için yılın her dönemi tercih ediliyor. Yer altında kaynayan zengin mineralli suların oluşturduğu eşsiz coğrafi güzellikler sadece karadan değil balon turlarıyla havadan da deneyimlenebiliyor.
  39. 2 points
    Kadınlar erkeklerden daha dayanıklı! Araştırmacılar, kıtlık ve salgın hastalık gibi en kötü koşullarda dahi kadınların erkeklere nazaran hayatta kalma olasılığının daha fazla olduğunu belirtti "Proceedings of the National Academy of Sciences" dergisinin internet sitesinde yer alan çalışmada, kriz dönemlerine ait veriler, kadınların erkeklerden daha dayanıklı olduğunu ortaya koydu. Güney Danimarka Üniversitesinden Virginia Zarulli ile ABD'nin Duke Üniversitesinden James Vaupel'in öncülük ettiği çalışmada, kıtlık ve hastalık vakalarında yaşamları erken sona eren kişileri inceleyen araştırmacılar, yaklaşık 250 yıl öncesine kadar uzanan ölüm verilerini analiz etti. Araştırmacılar, tarihi kayıtlara göre kadınların normal şartlardaki yaşam sürelerinin kıtlık ve salgın hastalıklar gibi kriz dönemlerinde de erkeklerden daha yüksek olduğunu bildirdi. Kriz dönemlerinde yeni doğan kız bebeklerin hayatta kalma ihtimallerinin erkek bebeklere göre daha yüksek olduğunu belirten araştırmacılar, ortalama yaşam süresi konusunda kadınların genelde erkeklerden daha uzun yaşıyor olmasının, kadınların yetişkinlikten ziyade bebeklik döneminde daha dayanıklı olmasından kaynaklandığını kaydetti. Kriz zamanlarında kadınların sahip olduğu avantajın genetik ya da hormonlar gibi biyolojik faktörlere bağlı olabileceğine dikkat çekilen çalışmada, kadınlardaki östrojen hormonunun bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık savunmasını geliştirmesi örnek olarak verildi. Çalışmada, her iki cinsiyette de ölüm oranlarının çok yüksek olduğu dönemlerde bile, kadınların erkeklerden ortalama altı aydan dört yıla kadar daha fazla yaşadığını gözlemlendi. Örnek olarak, 1933'te Ukrayna'yı vuran açlık döneminde doğan çocukların yaşam ortalamalarının kızlarda 10,85, erkeklerde ise 7,3 yaş olduğu ifade edildi. Sonuçlar, ortalama yaşam süresindeki cinsiyet farkının, risk alma veya şiddet gibi cinsiyetler arasındaki davranışsal ve sosyal farklılıklarla tam olarak açıklanamayacağını gösterdi.
  40. 2 points
    Eklem Ağrıları İçin Denenmiş 5 Bitkisel Çözüm 1. HER GÜN ZENCEFİL Yakın dönemde yapılan bir çalışmada, günde 2 kapsül zencefil tüketmenin eklem ağrısı ve enflamasyonuna iyi geldiğini ortaya çıkartmıştır. Zencefilin etkisi ibuprofenden hem daha faydalıdır hem de mide yanması ve dolaşım bozukluğu riski taşımaz. İster sağlık ürünü satan yerlerden ister marketlerden zencefil alabilirsiniz. Her gün, günde iki sefer bir yemek kaşığı zencefili bir bardak su ile tüketirseniz günlük önerilen miktarda tüketmiş olursunuz. 2. ÇEŞİTLİ YİYECEKLERE DİKKAT EDİN! Bu yiyecekleri ya hiç tüketmemelisiniz ya da çok az miktarda tüketmelisiniz: LAKTOZ Laktozun içindeki süt proteini eklem enflamasyonuna neden olur. Eğer çok sık süt ve yoğurt tüketiyorsanız, yaşam kalitenizi arttırmak için bu besinleri yavaş yavaş beslenme düzeninizden çıkartmalısınız. KIRMIZI ET Kırmızı etleri tamamen hayatınızdan çıkartmaya çalışın, kırmızı et hem sağlıklı değildir hem de damarlarda kolesterol sorunlarına yol açabilir. BUĞDAY Yapılan çalışmalar buğday ve diğer tahılların içerdiği glutenin, artriti olan kişilerde eklem ağrısı ve enflamasyona neden olduğunu göstermektedir. Beslenme düzeninizden gluteni çıkartmak biraz rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Gluten tüketmeyi bıraktıktan sonra bir değişiklik görmediklerini söyleyen bazı kişiler olsa da, pek çok kişi gluteni tamamen hayatlarından çıkarttıktan sonra yaşam kalitelerinde ciddi bir artış olduğunu belirtmektedir. YUMURTA Eklem ağrılarını şiddetlendirecek diğer şeylerin yanısıra sarısında kolesterol barındıran bu hayvansal ürünü tüketirken dikkatli olmalısınız. Yumurta hem sağlıklı bir besin hem de iyi bir protein kaynağı olsa da, istenmeyen yan etkilere neden olabilirler. PATLICANGİLLER Bu ismi daha önce duydunuz mu? Patlıcangiller derken domates, biber, patlıcan gibi yiyeceklerden bahsediyoruz. Bu çiğ sebzeler kas-iskelet sisteminde soğuklIğa neden olabilirler; ayrıca eklem enflamasyonu ve migrene de neden olabilirler. Bunun nedeni solanin adı verilen bir toksik bir alkaloittir ve bu madde enflamasyona neden olabilir veya zaten bu tarz bir şikayeti olan kişinin durumunu kötüleştirebilir. Bu durumda tüketebileceğiniz en sağlıklı sebze havuçtur. 3. SABAHLARI YEŞİLÇAY Yeşil çay sever misiniz? Seviyorsanız çok şanslısınız! Yeşil çayın içerdiği antioksidanlar artrit ve eklem ağrısı ile savaşıp oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Her sabah bir bardak içmeyi unutmayın. 4. E VİTAMİNİ EN BÜYÜK YANDAŞINIZ E vitamininin artrite karşı olan faydalarını biliyor musunuz? Günde iki kapsül almanızı öneriyoruz. E vitamini kapsüllerini eczane veya sağlıklı yaşam mağazalarından alabilirsiniz. Ayrıca pek çok yeşil yapraklı sebze de E vitamini içerir ama gerekli miktarda E vitamini alabilmeniz için günde 2 kapsül almanızı öneriyoruz. 5.AĞRINIZI ALTIP RUH HALİNİZE İYİ GELECEK BESİNLER Yaşam kalitenizi arttırmanız çok önemlidir. Bunu düzgün beslenerek başarabilirsiniz. Ağrınızı azaltmaya yardımcı olacak yiyeceklerin yanı sıra kendinizi de daha iyi hissetmenizi sağlayacak şeyler tüketmelisiniz. Peki bunu nasıl mı yapabilirsiniz? TAZE ÜRÜNLER TÜKETİN özellikle de sebze ve meyve. Dondurulmuş veya önceden hazırlanmış çeşitli kimyasallar içeren yiyecekler eklem ağrılarını arttırır. KURU MEYVELER Badem, antepfıstığı ve benzeri yemişler sağlıklı birer enerji kaynağıdır. LİMON SUYU Limon suyu ihtiyacımız olan antioksidanları almamızı sağlar ve daha etkili olması için sabahları içilmelidir. BALIKYAĞI Eklem ağrılarının şiddetini azaltmaya yardımcı olduğu kanıtlanmış bir Omega 3 kaynağıdır. Her gün bir çay kaşığı tüketmeyi unutmayın. ORGANİK ELMA SİRKESİ Ağrıyı azaltmaya yardımcı olur ve genel sağlığınız için yararlıdır. KİNOA VE AMARANT Süper besin olarak adlandırılan bu tahıllar hem tükettikçe size harika faydalar sağlayacak hem de eklem ağrısını azaltmaya yardımcı olacaktır.
  41. 2 points
    Bağırsak sağlığı için tüketilmesi gerekenler Bedenimizin ikinci beyni sayılan bağırsaklar, sağlıklı ve mutlu bir vücut için etkili olan milyarlarca yararlı bakteriyi içeriyor. Peki, sağlıklı bir bağırsak florası için ne tür besinler tüketmek gerekiyor? Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci Arpacı bağırsakları temizleyerek, sindirim ve boşaltım sistemini düzenleyen besinler hakkında bilgi veriyor. ÇİĞ SARIMSAK BAĞIRSAKLARI TEMİZLİYOR Sağlıklı bir vücut için öncelikle sindirim sistemini iyileştirmek gerekir. Bu konuda antibiyotik etkisi yaratan sarımsak en önemli yardımcılardandır. Sarımsak, içerdiği pek çok vitamin ile bağırsaklarda bir savunma mekanizması oluşturur. Sebze ile pişirilen yemeklerde pişmeye yakın atılan 1 baş sarımsak ya da yemeklerin yanında tüketilen çiğ sarımsak bağırsakları temizler ve problemleri engeller. Sarımsağın olabildiğince çiğ tüketilmesinde fayda vardır. Eğer pişirilecekse de ısı 60 dereceden fazla olmamalıdır; çünkü yüksek ısı içerisindeki etken ve önemli bir madde olan "Allicin"i yok edebilir. BAĞIRSAK HASTALIKLARINA KARŞI KORUYUCU LAHANA TURŞUSU Ev ortamında ve az tuzlu olarak oluşturulan lahana turşusu bağırsaklar için doğal temizleyicilerden biridir. İçeriğindeki vitaminler ve minerallerle faydalı bir kış sebzesi olan lahana; pişmiş, çiğ ya da turşu olarak tüketildiğinde bağırsakları temizleyen ve sağlıklı çalışmasını sağlayan güçlü bir probiyotik kaynağıdır. Aynı zamanda zengin bir lif kaynağı olan lahana; bağırsak hastalıklarına karşı da koruyucu özelliktedir. Ev turşusunu kurarken tuz yerine sirke tercih edilmesi daha doğru olacaktır. PIRASA YARARLI BAKTERİLERİ ÇOĞALTIYOR Bağırsak sağlığı için vücuttaki yararlı bakterilerin arttırılmasını gerekir. Yararlı bakterilerin arttırılmasında lif içeren doğal besinler en önemli yardımcılardır. Kış aylarının vazgeçilmez besini pırasa, bir çeşit lif olan inülini vücuda çokça sağlar. İnülin; bağırsaklarda sağlıklı bakterilere dönüşen, iyi bakterilerin beslenip, çoğalması için önemli bir maddedir. KEMİK SUYU BAĞIRSAK DUVARLARINI ONARIYOR Bağırsaklar normal fonksiyonlarını sürdürürken bakteri, toksin, virüs, ağır metal gibi birçok zararlı madde ile karşı karşıya kalabilir. Bunun için bağırsakların güçlendirilmesi gerekir. Sağlıklı bir bağırsak florasında kemik sularının önemli bir rolü vardır. Vitamin ve minarelerin dışında jelatin, doğal yağlar ve sağlıklı aminoasitler içeren kemik suyu bağırsakların onarılması ve güçlenmesi için oldukça faydalıdır. Kemik suları, yemeklere ve çorbalara eklenerek tüketilebilir. ANTEP FISTIĞI BAĞIRSAK HAREKERLERİNİ HIZLANDIRIYOR Antep fıstığı, lezzetinin yanı sıra bağırsaklar için tam bir sağlık deposudur. Bağırsak kaslarının güçlenmesi, düzenli çalışması konusunda oldukça etkilidir. Gün içerisinde ara öğün olarak 12-15 adet tüketilen Antep fıstığı, günlük lif miktarını sağlar ve yararlı yağ asitleriyle de bağırsak hareketlerini hızlandırır. Yapılan son araştırmalar ara öğünde tüketilen lif içeriği yüksek atıştırmalık besinlerin, bağırsaklardaki yararlı bakterilerin artmasına destek olduğunu göstermektedir. Antep fıstığı gibi polifenol içeren besinler bağırsaklardaki iyi bakterileri arttırıp kötü bakterilerin azalmasına destek olur.
  42. 2 points
    Özet içinde yazan "Manastır" Makedonya'da bir şehirdir. Rahiplerin yaşadığı yerleşke anlamında değil. İlber hoca anlatımı olunca, okumaktan keyif alıyorsunuz.
  43. 2 points
  44. 2 points
    Kadına haksızlık yapmışlar kilolu ama sevimli bir kadınmış ama şimdi gerçekten güzel olmuş hatta içinden başka bir kadın çıkmış.
  45. 2 points
    7=)Dostca_75:::::::::::::::::::::: Okudum, Rabbim kabul buyursun İnşallah...
  46. 2 points
    Diş Macunu İle Temizleyebileceğiniz 9 şey Diş macunu dişlerinizi temizlemek ve diş sağlığını korumanın yanı sıra ev için de mükemmel bir temizleyicidir. Bu yazıda, bir diş macunuyla ayakkabıları, mücevherleri ve hatta tuvaleti temizlemenin birkaç şaşırtıcı yolunu öğreneceksiniz. 1. Kirli ayakkabıları temizleyin Önce kirli ayakkabılarınızın tabanlarını ıslatın ve sonra diş macunu uygulayın. Küçük, dairesel hareketlerle ovun, sonra su ile iyice yıkayın. Diş macunu, yumuşak ve aşındırıcıdır. Ayakkabılardaki sürtünme izlerini ve kirleri temizlemek için idealdir. 2. Mücevherleri temizleyin ve parlatın Diş macununun hafif aşındırıcı özelliği, gümüş takılar için harika bir temizleyici olmasını sağlar. Yüzeydeki kirden kurtulmak için yumuşak bir bezle diş macunu uygulayın. Zorlu kirleri diş fırçasıyla ovabilirsiniz. Parlatmak için durulayın ve silerek temizleyin. 3. Sisli araç farlarını temizleyin Basitçe bir miktar diş macununu farlara sürün ve arabanızdaki farların bulanıklığını gidermek için dairesel bir hareketle ovun. Sonra temiz bir bez yardımıyla silin. 4. Tuvaleti temizleyip tazeleyin Kimyasal kokulara duyarlıysanız, tuvaletinizi temizlemek ve tazelemek için hızlı bir yol arıyorsanız, o zaman diş macunu işinize yarar. Klozete diş macunu dökün ve fırçalayın. 5. Halıdaki lekeleri temizleyin Kurtulamadığınız o sinir bozucu halı lekeleri için birkaç damla diş macunu ile lekeleri ovun ve ıslak bir bezle silin. İşte bu kadar! 6. Biberon kokuları çıkarın Süt kokusunu biberondan çıkarmak için, biberona ılık su ve çok az diş macunu koyun. Çalkalayın ve durulayın. 7. Mürekkepleri duvarlardan çıkarın Beyaz diş macunu duvarlardan mürekkep lekelerini çıkarmak için gerçekten etkili bir temizleme ürünüdür. Diş macununu, mobilya gibi diğer ev eşyalarınızdaki lekeleri çıkarmak için de kullanabilirsiniz. 8. Ütüyü temizleyin Zamanla ütülerde sert, çıkmayan lekeler oluşur. Ütünün alt kısmını diş macunu ile kolayca ovuşturarak temizleyebilirsiniz. 9. Kromu temizleyin ve parlatın Evinizde krom armatürleri, sadece bir parça diş macunu sürüp yumuşak bir bezle ovarak parlatın. İyice durulayın ve temizleyin.
  47. 2 points
    Şimdiye kadar hiç bir çorabımın tekini kaybetmedim 😁😁
  48. 2 points
    Rabbim kimin gönlünden ne geçiyorsa nasipl et içinde de benimkini et amin
  49. 2 points
    Ruhuna dokunan insanı bul. Konuştuğunda gözleri gülen ve seni olduğun gibi seven. -- Leo Buscaglia
  50. 2 points
    Beytülhikme Kavramı Ortaçağ İslâm ilim ve kültür tarihinde tercüme ve yüksek seviyedeki ilmî araştırmaların yapıldığı merkezlere verilen ad. İlk defa kimin tarafından ve ne zaman kurulduğu tartışma konusudur. Kaynakların çoğunda Abbâsî halifelerinden Me'mûn tarafından 830'da Bağdat'ta kurulduğu zikrediliyorsa da bunun düşünce ve teşebbüs olarak Mansûr dönemine (754-775) kadar uzandığı anlaşılmaktadır. İslâm coğrafyasının genişlemesiyle müslümanların Helenistik, İran, Hint ve diğer kültürlerle temasları sonucu bunlara karşı kendilerinde geniş bir ilgi ve merak uyanmıştı. Ayrıca bu farklı kültürler arasında ortaya çıkan birtakım sürtüşme ve tartışmalarda müslümanlar kendi inanç ve düşüncelerini tutarlı bir şekilde savunmak ve İslâm'ın üstünlüğünü göstermek için bu kültürleri çok iyi tanımak zorundaydılar. Bu gibi sebeplerden ötürü antik dünyanın bilinen ilmî ve felsefî eserlerini Arapça'ya çevirmek ihtiyacı doğdu. Beytülhikme kuruluncaya kadar bu alandaki çalışmalar bazı şahısların, prens ve halifelerin özel merakı çerçevesinde bir asırdan fazla bir zaman içinde şahsî faaliyetler olarak devam etti. Bu alanda ilk teşebbüste bulunan Emevî prenslerinden Hâlid b. Yezîd b. Muâviye'dir (ö. 85/704). Hâlid tıp, astronomi (astroloji ile karışık), kimya (simya ile karışık bir şekilde) gibi ilimlere merak salmış ve bu konularda yazılmış Grekçe ve Koptça eserleri İskenderiyeli birer rahip olan Staphon ve Maraianos'a tercüme ettirmişti (İbnü'n-Nedîm, s. 340). Bu şekilde başlayan tercüme hareketi, Emevî halifelerinden Mervân b. Hakem (684-685) ve Ömer b. Abdülazîz (717-720) dönemlerinde toplumun ihtiyacı olan tıpla sınırlı kalırken ikinci Abbâsî halifesi olan Mansûr tercümenin alanını genişleterek bu harekete büyük bir hız kazandırdı. Kendisi hadis, fıkıh, dil ve edebiyat gibi geleneksel ilimlerin yanı sıra mantık, felsefe, matematik, geometri, astronomi ve tıp gibi aklî ve tecrübî ilimlere karşı büyük ilgi duyuyordu. Bu sebeple İranlı bir mühtedi olan Abdullah b. Mukaffa'a Aristo'nun Organon adlı mantık külliyatının ilk üç kitabı ile Porphyrius'un Eisagoge'sini (Îsâgucî) ve Kelîle ve Dimne'yi Farsça'dan Arapça'ya tercüme ettirdi. Yine bu dönemde Hintli bir seyyahın beraberinde getirdiği matematik ve astronomiyle ilgili iki kitap tercüme edildi ve böylece Hint rakamları İslâm kültür dünyasına girmiş oldu. Bunlardan astronomiyle ilgili olan Sind-Hind adıyla, ayrıca Batlamyus'un Sintaksis'i el-Mecistî, Öklid'in Elemento Geometricae'sı Usûlü'l-hendese adıyla tercüme edilmişti. Bu sırada Cündişâpûr tıp okulunun reisi olan Curcîs b. Buhtîşû' Bağdat'a davet edildi ve Mansûr'un sarayında başhekim sıfatıyla tıp alanında Grekçe ve Farsça'dan tercümeler yaptı. Halife Mansûr dil, edebiyat ve dinî ilimlere dair eserlerin yanı sıra aklî ilimlerle ilgili olarak Grekçe, Süryânîce, Sanskritçe ve Farsça'dan tercüme ettirdiği bu eserler için kütüphane olarak sarayında bir yer tahsis etti ve buraya Hizânetü'l-hikme adı verildi. Beytülhikme'nin çekirdeğini Bağdat'ta kurulan bu kütüphane oluşturuyordu (bk. Saîd Dîvecî, Beytü'l-hikme, s. 31). Mansûr, oğlu Mehdî'ye de bu yönde gerekli tavsiyelerde bulunmuştu. Fakat Mehdî döneminde (775-785) daha çok yabancı kültür mihraklarından kaynaklanan zenâdıka* hareketi baş gösterdiği için tercüme işine gereken önem verilemedi. Hârûnürreşîd dönemine (786-809) gelindiğinde telif ve tercüme hareketinin yeniden hız kazandığı görülür. Özellikle Ankara ve Ammûriye'nin (Emirdağ yakınlarında eski bir şehir) fethinden sonra buralardan elde edilen kitaplar Bağdat'a götürüldü ve Yuhannâ b. Mâseveyh başkanlığında kurulan bir heyet tarafından Arapça'ya tercüme edildi. Ayrıca İranlı bir mühtedi olan Ebû Sehl el-Fazl b. Nevbaht da Hârûnürreşîd'in emriyle Farsça'dan tercümeler yapıyordu. Telif ve tercüme edilen eserler Mansûr'un kurduğu Hizânetü'l-hikme'ye sığmayacak kadar çoğalınca sarayda kütüphane olarak daha geniş bir yer ayrıldı. Kaynaklarda buranın adı bazan Hizânetü'l-hikme, bazan da Beytülhikme olarak geçmektedir. Nitekim Yâkut el-Hamevî, İran asıllı bir ensâb* âlimi olan Allân el-Verrâk'ın, Beytülhikme'de çalışarak kendileri için eserler istinsah ettiği devlet adamları arasında Hârûnürreşîd'in ismini de zikretmektedir (Mu?cemü'l-üdebâ', XII, 191). Bütün bu olumlu gelişmelerden sonra Beytülhikme'yi daha da geliştirerek Ortaçağ'ın âdeta bir ilimler akademisi hüviyetine kavuşturan Halife Me'mûn olmuştur. Me'mûn 830'da Bizanslılar'a karşı başarıyla sonuçlandırdığı seferden dönerken oralardan toplattığı kitapları beraberinde Bağdat'a getirdi. Ayrıca kütüphaneyi zenginleştirmek için büyük bir para ayırdı ve Beytülhikme'nin müdürü Selm ile İbnü'l-Bıtrîk, Haccâc b. Matar ve Yuhannâ b. Mâseveyh'ten oluşan bir heyeti Bizans'a göndererek bu heyetin kütüphanelerden seçeceği kitapların kendisine gönderilmesini imparatordan rica etti. O dönemde bazı zengin ailelerin de özel kütüphane kurarak telif, tercüme ve ilmî araştırmalara büyük paralar yatırdığı bilinmektedir. Meselâ tarihte Benî Mûsâ diye bilinen Muhammed, Ahmed ve Hasan adlarındaki üç bilgin ve kâşif kardeş Huneyn b. İshak'ın başkanlığında bir başka heyeti Bizans'a göndererek büyük paralar karşılığında kitaplar temin etmişlerdi. Gerek imparatorluk sınırları içindeki kilise okullarından, gerekse komşu ülkelerden ve Kıbrıs'tan getirtilen kitaplarla Beytülhikme Ortaçağ'ın en zengin kütüphanesi ve yoğun ilmî araştırmaların feyizli bir merkezi haline geldi. Yapılan araştırmalar, Bağdat'taki Beytülhikme'nin bağımsız bir yapı olmayıp saray müştemilâtı içinde çeşitli bölümler ihtiva eden bir bina olduğunu göstermektedir. Burada kitapların korunduğu hücreler, müellif, mütercim, kâtip, müstensih ve mücellitler için ayrılan odalar ve bir de okuma salonu bulunuyordu. Buna göre Beytülhikme'nin kadrosu, "sâhibü Beytülhikme" unvanıyla anılan bir müdür, müellifler ve mütercimler, bunların emrinde çalışan kâtipler, yazılan kitapları çoğaltan müstensihler, verrâk*lar ve mücellitlerden oluşmaktaydı. Beytülhikme'yi bizzat görmüş ve kütüphaneden faydalanmış olan İbnü'n-Nedîm bu konuda çok değerli bilgiler vermektedir. Onun tesbit ettiği mütercimler listesine göre Grekçe'den Süryânîce'ye, oradan da Arapça'ya veya doğrudan Grekçe'den Arapça'ya tercüme yapanların sayısı kırk yediyi buluyordu. Farsça'dan tercüme yapanlar on altı, Sanskritçe'den tercüme yapanlar üç kişi idi. İbn Vahşiyye de birçok kitabı Nabatî dilinden Arapça'ya çevirmişti (el-Fihrist, s. 340-342). Rivayete göre Halife Me'mûn sadece Grekçe'den yaptırdığı tercümeler için 300.000 dinar vermişti (Tırâzî, I, 101). Hatta bazı tercümeler terazinin bir kefesine konuyor ve altın tozuyla tartılarak mütercim ödüllendiriliyordu. İlim alanındaki bu yatırımlar kısa zamanda feyizli ürünlerini vermiş, müslümanlar arasından büyük bilginler, filozoflar, kâşif ve mûcitler yetişmişti. Meselâ Me'mûn Benî Mûsâ'dan dünyanın enlem ve boylamını ölçmelerini istemiş, onlar da Sincar ve Kûfe ovalarında yaptıkları iki ayrı deney sonucunda bir meridyen yayının 360 derece ve bir dereceye tekabül eden mesafenin 106 ? km., ayrıca dünyanın çevresinin 8000 fersah=38.400 km. olduğunu tesbit etmişlerdi (İbn Hallikân, V, 162-163). Beytülhikme'nin bünyesinde bir de rasathanenin bulunduğu yolundaki iddialar abartılmış sayılmakla beraber, Me'mûn'un Bağdat yakınlarındaki Şemmâsiye'de kurdurduğu rasathanede araştırma yapan astronom ve matematikçilerin çoğunun Beytülhikme kadrosunda bulunan âlim ve kâşiflerden olduğu bilinmektedir. Batlamyus'un el-Mecistî'sindeki bilgileri ve astronomiyle ilgili ölçüm araç ve gerekçelerini yetersiz bulan Me'mûn daha geliştirilmiş gözlem âletleri yaptırarak kozmografik haritalar hazırlatmıştır (Sâid el-Endelüsî, s. 58). Öyle anlaşılıyor ki ilk dönemlerde bir tercüme bürosu ve bir kütüphane olarak kurulan Beytülhikme giderek fizikî ve fonksiyonel açıdan gelişip genişlemiş, özellikle pozitif ilimlerin araştırıldığı bir merkez ve bir eğitim kurumu haline gelmiştir. 500 yıldan fazla İslâm ilim dünyasına kaynak teşkil eden bu merkez 1258'de Hülâgû tarafından yakılıp yıkılmıştır. X. yüzyılın başlarında Tunus'un Kayrevan şehrinde de Bağdat'takine benzer bir müessesenin kurulduğu bilinmektedir. Ağlebîler Devleti, Tunus'ta kurulduğu 800'den 909'a kadar geçen bir asır içinde çeşitli ilimler alanında, özellikle tıp ve felsefede önemli gelişmeler göstermiş, Mısır, Şam, Irak ve Horasan gibi kültür merkezlerinden temin ettiği kitaplarla, ayrıca Sicilya'dan davet ettiği hıristiyan din adamlarına Grekçe'den yaptırdığı tercümelerle büyük bir kütüphane kurmuştur. Kayrevan'daki Beytülhikme'yi ilk kuranın III. Ziyâdetullah (903-909) olduğu söylenir. Beytülhikme, Kayrevan'ın en büyük caddesi üzerinde Ulucami yakınında bir yerde idi. Kütüphanenin yanında telif ve tercüme heyetleri için ayrılan odalardan başka tıp, eczacılık, matematik, geometri, astronomi ve botanik alanlarında araştırma ve öğretim yapılan bölümler vardı. Ayrıca Beytülhikme kadrosuna dahil ilim adamlarının ikametlerine ayrılan yerler ve her türlü sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak tesisler bulunuyordu. Kayrevan'da Bağdat'takine benzer yüksek düzeyde ilmî araştırmalar yapacak böyle bir merkez ve kütüphanenin kurulması konusunda III. Ziyâdetullah'ı teşvik eden İbrâhim b. Ahmed eş-Şeybânî'dir (ö. 298/910). Riyâzî unvanıyla anılan bu değerli âlim Bağdat'ta yetişmiş, Câhiz, İbn Kuteybe ve Müberred gibi devrinin en ünlü bilginleriyle beraber bulunmuş ve doğu İslâm memleketlerindeki ilmî faaliyetleri Kayrevan'a taşımayı başarmıştı. Ağlebîler Devleti Fâtımîler tarafından yıkıldıktan sonra (909) Beytülhikme'nin âkıbeti hakkında bilgi mevcut değilse de buradan yetişen ilim adamlarının Endülüs'e geçerek çalışmalarını daha uygun bir ortam olan Kurtuba'da sürdürdükleri tahmin edilmektedir. BİBLİYOGRAFYA: Mes'ûdî, Mürûcü'z-zeheb, I, 140; II, 514, 515; İbn Cülcül, Tabakatü'l-etıbbâ' ve'l-hukemâ? (nşr. Fuâd Seyyid), Beyrut 1405/1985, s. 65, 69, 73; İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, Kahire 1348, s. 112, 171, 174, 251, 337, 340-342, 378, 379, 380, 382, 396; Sâid el-Endelüsî, Tabakatü'l-ümem, Kahire, ts. (Matbaatü Muhammed Muhammed Matâr), s. 58, 75-78, 86, 88; Yâkut, Mu?cemü'l-üdebâ', XII, 191; İbnü'l-Kıftî, İhbârü'l-'ulemâ, s. 23, 69, 109, 148, 149, 177, 208, 228, 230; İbn Ebû Usaybia, 'Uyûnü'l-enbâ', I, 203, 205, 257; İbn Hallikân, Vefeyât, V, 162-163; İbn Nübâte el-Hatîb, Şerhu'l-Uyûn, Kahire 1278/ 1871, s. 132, 151; Keşfü'z-zunûn, II, 679, 681, 871, 872; Ahmed Ferid Rifâî, 'Asrü'l-Me'mûn, Kahire 1346/1928, I, 375, 377; Ahmed Emîn, Duha'l-İslâm, Beyrut 1351-55/1933-36; II, 64, 65; Saîd Dîvecî, el-Emîr Hâlid b. Yezîd, Dımaşk 1952, s. 30-36; a.mlf., Beytü'l-hikme, Musul 1392/1972, s. 10-41; Hitti, Târîhu'l-Arabi'l-mutavvel, Beyrut 1954, II, 501; Mez, el-Hadâretü'l-İslâmiyye, I, 312; Abdülhalîm Muntasır, Târîhu'l-'ilm ve devrü'l-'ulemâ'i'l-'Arab fî tekaddümih, Kahire 1971; Enver er-Rifâî, el-İslâm fî hadâretih ve nuzumih, Dımaşk 1973; Tırâzî, Hazâ'inü'l-kütübi'l-'Arabiyye fi'l-hâfikayn, Kahire, ts. (Darü'l-Kütübi'l-Lübnâniyye), I, 101; Remziye Muhammed el-Atrakcî, "Beytü'l-hikme el-Bağdâdî ve eseruhû fi'l-hareketi'l-'ilmiyye", el-Mü'errihu'l-'Arabî, XIV, Bağdad 1980, s. 317-355.
This leaderboard is set to İstanbul/GMT+03:00
×