Jump to content

Leaderboard


Popular Content

Showing content with the highest reputation since 11/26/2019 in Posts

  1. 8 points
    12 Ağustos Kanada’daki yeni evime taşındım. Çok heyecanlıyım. Burası çok güzel. Dağların manzarası muhteşem. Onların karlarla kaplı halini görebilmek için sabrımı zorluyorum. 14 Ekim Kanada dünyanın en güzel yeri. Yapraklar kırmızı ve turuncunun tonlarına dönmeye başladı. Bir atla kır gezintisi yaptım ve bir sürü geyik gördüm. Çok güzeller. Yeryüzündeki en güzel hayvanlar. Burası resmen bir cennet. Kanada’yı çok ama çok sevdim. 11 Kasım Geyik avlama sezonu kısa bir süre sonra başlıyormuş. Bu kadar güzel hayvanları öldürmeyi nasıl olur da isterler anlamıyorum. Umarım yakında kar yağışı başlar. Sabırsızlıkla bekliyorum kar yağışını… 2 Aralık Dün gece kar yağdı. Her yerin beyaz bir örtü ile kaplanışını seyretmek için gece saat kurup kalktım.Tıpkı kartpostal gibi. Dışarı çıktık merdivenlerdeki ve garajın önündeki karları kürekle temizledik. Kartopu oynadık (ben kazandım). Kar temizleme makinesi gelince, garajın önündeki karları tekrar temizlemek zorunda kaldık. Yorulduk ama çok eğlendik. 12 Aralık Dün gece biraz daha kar yağdı. Kar temizleme makinesi ile garajın önündeki karları tekrar temizledik. Burayı seviyorum ama kar da bazen sıkıcı oluyor. Yine de, iyi ki gelmişim buraya diyorum. 19 Aralık Dün gece biraz daha kar yağdı. İşe gitmek için garajdan çıkamadım. Burası çok güzel bir yer fakat kürekle kar temizlemekten yoruluyor insan epeyce. 22 Aralık Boktan kar dün gece yine yağdı ! Kürekle kar atmaktan ellerim su topladı, belim tutuldu. Kar temizleme makinesi ben garajın önünü kürekle temizleyene kadar yolun köşesinde gizlendi. Pezevengin evladı ! 25 Aralık ..ktiğimin karı yine yağdı. Eğer kar temizleme makinesini kullanan pezevengi elime bir geçireyim, o puştu geberticem. Yollardaki buzu eritmek için neden tuz kullanmıyor acaba ? 27 Aralık Allahın belası kar dün gece yine yağdı. İnanılır gibi değil. Durmaz mı hiç ulan bu? Kar temizleme makinesinin son gelişinden beri 3 gündür karları kürekle atamadığım için resmen eve hapsoldum. Hiçbir yere gidemiyorum. Hava durumunu sunan spiker bu gece 25 santim daha yağacağını söyledi ! Yuh ! Ana………… yağ bari ! 28 Aralık Dün gece kar ” 83 cm ” yağdı, ne 25’i ! Bu kodumunun karı yazdan önce erimez abi. Kar temizleme aracı kara saplandı, hıyar herif benden kürek istedi. Karları temizlerken son kalan küreğimi de kırdı ibne ! Ben de gittim kafa attım. Burnu yamuldu ..ospu çocuğunun. Mahkemelik olduk… 4 Ocak Nihayet evden çıkabildim. Markete gittim, yiyecek filan aldım. Dönüşte bir geyik arabamın önüne atladı. Arabamda 3000 dolarlık hasar var. Bu pis hayvanların hepsini gebertmek lazım. 3 Mayıs Arabayı şehirde tamirciye götürdüm. Yollara dökülen tuz yüzünden arabamın kaportası çürümüş. “Arabayı atın, yenisini alın” dedi tamirci… 10 Mayıs Türkiye’ye kesin dönüş yaptım. Adana'ya bir daha ayrılmamak üzere yerleştim. s..kerim Kanada’yı da, karı da, geyikleri de... Alıntı
  2. 5 points
    Uzun uzun yıllar birlikteliğimiz devam etsin inşallah...
  3. 4 points
    Sonuna politika eklenebilecek her türlü kulvarda dibi görmüş iktidarın, meczup kesimin sırtını sıvazlamak için yaptığı plânsız bir harekete bu denli anlam yüklemenin gereği yok bana göre. Ayasofya'nın müze olan bölümünün ibadete açılması, biatçıların bununla daha fazla gündem oluşturamayacak olması açısından faydalı bir adım oldu.
  4. 4 points
    Sultan Salatası MALZEMELER Bir su bardağı ev yapımı erişte 2 adet közlenmiş patlıcan 2 su bardağı yoğurt 2 diş sarımsak 2 adet kırmızı kapya biber yarım çay bardağı zeytinyağı Tuz 1 çay bardağı çekilmiş ceviz Bir tutam maydanoz HAZIRLANIŞI Erişteyi bol suyla haşlayıp süzün közlenmiş patlıcanları küçük küçük doğrayıp erişteye ilave edin üzerine Sarımsaklı yoğurdu ekleyip karıştırın. Bir servis tabağına döküp yayın. Diğer tarafta tavaya zeytinyağını ve ince uzun doğranmış kapya biberi ekleyip soteleyin. Sotelenmiş biberi salatanın üzerine yağı ile beraber gezdirin. En son çekilmiş ceviz ve ince kıyılmış maydanozu serpip servis edin. Afiyet şifa olsun.
  5. 4 points
    Patateste Gül Yetiştirme Bir gül dalını alıyor ve kök kısmı olarak kullanacağımız bölümdeki dikenleri bir güzel temizliyorsunuz... Ardından bir patatesi alıyor ve ortasına gül dalını yerleştirebileceğiniz genişlikte ve derince bir delik açıyorsunuz... Açtığınız bu deliğe gül dalının dikenlerini temizlediğiniz ucunu yerleştiriyorsunuz... Ardından genişçe ve derin bir saksı alıyor ve içini bir miktar toprakla dolduruyor... Ve bu toprağın üzerine içinde gül dalı olan patatesi yerleştiriyorsunuz... Gül dalları dik duracak şekilde patatesleri yerleştirdikten sonra üzerine yeniden bolca toprak ekliyorsunuz... Ardından pet şişe alıyor ve tabanını kesip kapağını çıkararak gül dalının üzerine bu şişeyi yerleştiriyorsunuz... Son olarak saksıyı güzelce suluyor ve gül yetiştirmenin ilk adımını atıyorsunuz... Düzenli olarak suladığınızda ve güneş gören bir yerde yetiştirdiğinizde güllerinizin kısa süre içinde açmaya başladığını göreceksiniz!
  6. 4 points
    Bu Karışımdan 1 Kase Yiyin Bağırsaklarınız Pırıl Pırıl Olsun Sindirim süreci oldukça karmaşık ve kontrolümüz dışında gelişen bir süreçtir. Eğer herhangi bir sorun meydana gelirse tüm sağlık tehlikeye girer. Uzmanlar en az 6 ayda bir vücudunuzu toksinlerden arındırmanızı tavsiye ediyor. Malzemeler 150 gr kuru erik 150 gr hurma 5 yemek kaşığı kaynamış su Hazırlanışı Suyu ocağa koyun ve kaynama noktasına gelinceye kadar ısıtın, ardından malzemeleri içine ekleyin. 15 dakika boyunca karıştırın ve ardından ocaktan alıp soğumaya bırakın. Sabahları kahvaltıdan önce bir yemek kaşığı tüketin. Farkı hemen hissedeceksiniz. Malzemelerin içerdiği lif miktarı sayesinde sindirim sisteminiz temizlenecek ve sağlığınızdan ödün vermemiş olacaksınız.
  7. 4 points
    DUA NEDİR, NEDEN KABUL OLMAZ? Dua, genel anlamda Tanrı’dan yardım dilemek şeklinde tanımlanabilir. Bunlar gerçekleşir ya da gerçekleşmez. Şimdi duanın kabul olması ve olmaması konusunu mantık çerçevesinde masaya yatıracağım. Bunu yaparken sofu temalı kaynaklarda, empati duygusundan uzak imtihan gerekçesiyle verilen yüzeysel cevaplardan fazlasıyla uzaklaşmam gerekiyor. İnsanın duaya yönelimi ve bunu devam ettirmesindeki etmenleri tek tek örneklerle inceleyip, dileğinin gerçekleşmemesi durumunda içine düştüğü olumsuz psikolojiden kurtulmasına yardımcı olacak profesyonel terapi desteğine engel olan nedenleri de başlık ve alt başlıklar altında sıralayacağım. Hangi Dualar Kabul Olur? Asıl konumuza geçmeden önce duanın gücüne inanmanıza sebep olan birkaç tane nedeni belirtelim. Düşük riskli bir ameliyat, refah durumunuzu neredeyse hiç etkilemeyen kişisel bir ekonomik darboğaz ve boşluğunu doldurabildiğiniz hissi bir ilişki için dua ederseniz bunların sonuçlarını somut olarak alabilirsiniz. Bu kısa bilgiyi toparlayacak olursak, hayatınızda gerçekleşmesi neredeyse kesin olan şeyleri ruhani bir varlık yardımıyla başardığınıza inanmanızı sağlayan psikolojik yönelmeye duanın kabul olması diyebiliriz. Bu süreçte kişinin, istisnaları baz alarak “hiçbir şeyin garantisi yok” düşüncesiyle kendini gereksiz strese sokması, süreci kayıpsız atlattıktan sonra mistik bir hayata dair olan inancını da arttıracaktır. Duvarların Arkasındaki Dünya Duanın gücüne inanılmasını sağlayan nedenleri rastgele vermedim. Bunlardan ilki olan hastalık hem Türkiye hem de dünya genelinde, diğer ikisi ise Türkiye’de insanları ruhsal anlamda çöküntüye uğratan nedenler arasında gösteriliyor ve bu çöküntü dönemi ise her zaman mutlu sonla bitmiyor. (1) Hastalık konusunda duanın iyileştirici gücü için yapılan Büyük Dua Deneyi’ne baktığımızda sonuçların istendiği gibi çıkmadığı görülüyor. Hatta kendileri için dua edildiğini bilenler yan etkilerden çok daha fazla acı çektiler. Sonuçlar böyle olunca Richard Swinburne’nin de içinde bulunduğu ilahiyatçıların araştırmayı reddetmesi anlaşılabilir bir tepki. (2) Yine Duke Üniversitesi doktorlarının yürüttüğü 3 yıllık bir klinik çalışma sonucunda varılan tablo da pek ümit verici değildi. Üstelik bu çalışma “at gözlüklü kuşkucu materyalist ateistler” topluluğunca değil, bilimsel tıbba alternatif tedavi yöntemlerini incelemeye ve izlemeye değer bulan dinsel inanç sahibi hekimler tarafından yürütülmüştü. (3) Burada Duke Deneyi için ufak bir parantez açmakta fayda görüyorum. Deneyin heyecan verici ilk sonuçları gelmeye başladığında Mitchell Krucoff’un basına verdiği demeç yüzünden “Duanın gücü bilimsel olarak kanıtlandı” şeklinde yanlış bir bilgilendirme yapılmıştır. Küresel anlamda kabul gören gelir dağılımı eşitsizliğini ayrıca detaylandırma gereği duymuyorum. Diktatörlük, savaş ya da cehalet sebebiyle sefalet içinde yaşamaya çalışıp temel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan yoksun insanların oluşturduğu koca dünyayı dua ederek kurtaramayacağımız gerçeğiyle uzun zaman önce yüzleşmiş olmamız gerekiyor. Refah sıralamasında “yoksul ülke” tanımlaması dışında bir şey bilmediğiniz ülkelerdeki sosyal yaşantı, inanç sisteminizi allak bullak edecek düzeydedir. Bu konu hakkında yazılan kitapları temin ederek ya da internet üzerinden yapacağınız basit bir araştırma ile bilgi sahibi olabilirsiniz. Nedenlerimize hissi ilişki yani aşk ve sevilmek için edilen dualarla devam ediyoruz. Siz, herhangi birisinin sizi sevmesi için dua diyorsunuz. Böylece Tanrı yakarışlarınızı duyacak ve bir süre sonra sevdiğinize kavuşacaksınız. Böyle yazınca çok şiirsel oluyor değil mi? Peki Manoj ve Babli nerede hata yaptı? “Kuzeybatı Hindistan’ın Harnaya eyaletindeki küçük bir kasaba olan Karoran’da yaşıyorlardı. Manoj okulu bırakmış, bir elektronik tamircisinde çırak olmuştu. Babli yolun karşısındaki kız okuluna gidiyordu. İlk kez dükkânda karşılaştılar. İlk görüşte birbirlerine âşık olmasalar da bir süre sonra aralarında bir âşk doğdu. Babli gayet iyi çalışan cep telefonunu tamire götürdü. Bir gün Manoj ona neden böyle bir şey yaptığını sorduğunda Babli “Elbette telefonumda sorun yoktu. Sadece seni tekrar görmek istemiştim” diye yanıtlamıştı… Aslında Hindistan yasalarına göre Manoj ve Babli’nin evlenmelerine engel bir durum yoktu. Ancak ülkede yasaların üstüne güçler vardı. Manoj ve Babli kaçıp evlenmeye karar verdiklerinde çok eski kuralları ihlâl etmişlerdi… Manoj ile Babli bir sorun olabileceği endişesi ve avukatlarının önerisi ile mahkemeden polis desteği istediler. Mahkemeden sonra polis onları bir araçla evlendikleri ve akrabalarından saklandıkları Chandigarh’a gitmeleri için otobüs durağına bıraktı. Manoj ile Babli Chandigarh otobüsünü yakalamak için Pehowa otobüs durağında arabadan indiler. Akrabaları onları takip etmişti. Polis sorunu anlamıştı. İki polis Manoj ile Babli’ye bir şey olmaması için onlara otobüste eşlik etti. İki kuzen de otobüse binmişti. Diğerleri de bir başka araçtaydı. Otobüs yola çıktı fakat Pipli kasabasına vardığı zaman polisler kendi görev yerlerinin sınırına geldiklerini ve ayrılmak zorunda olduklarını söylediler. Manoj ve Babli yalnız kaldı. Umutsuzca bir başka otobüsle Delhi’ye yola çıktılar. Kuzenleri onları takip etti. Karnal kasabasından hemen önce, bir ücretli geçiş gişesinin önünde gümüş bir Mahindra Scorpio kamyonet otobüsün önünü kesti. Manoj ile Babli zorla dışarı çıkarılarak Scorpio’ya konuldular. Ortadan kayboldular ve onları bir daha canlı gören olmadı. Ayakları birbirine bağlı halde, parçalanmış ve şişmiş cesetleri Balsamand Minor Kanalı’ndan çıkarıldı.” (4) Buraya kadar olan kısmı ele aldığımızda rahatsız edici birkaç soruyu sormak durumunda kalıyoruz. Bebek bedenlerinin bombalar altında parçalandığı savaşların, okula başlaması gereken yaşta madenlerde çalışmak zorunda kalan çocukların, gelenekler yüzünden küçük yaşta istismara uğrayan kız çocuklarının olduğu dünyada Tanrı’nın sağlık, ekonomik ve duygusal ihtiyaçlarınıza cevap vereceğini size düşündüren nedir? Bunlara acımayan Tanrı size mi acıyacak? Tek bir çocuğun ölümü bile, her şeyin sonuçta iyiye bağlanacağı yönündeki dinsel bakış açısı için yüksek bir bedel değil midir? Eminim insanın içine düştüğü çaresizlik bunları görmezden gelip tutunacak son bir dal aramasına sebep oluyor. Ne kadar çaresiz olabilirsiniz ki? Bu duyguyu toplama kamplarında sonuna kadar tatmış insanlardan biri olan Primo Levi’ye kulak verelim, “Auschwitz tecrübesi benim için zihnimde canlı tuttuğum dinî eğitimden geriye kalan her şeyi silip süpürdü. Auschwitz varsa Tanrı olamaz. O açmazdan çıkmanın bir yolunu bulamadım.” Hayatın gerçeklerine içimizi burkan kısa bir özetten sonra, bireylerin tek başına aşamayacakları sıkıntıları çözmek için neden uzman bir psikolog yerine duadan yardım bekledikleri konusuna değineceğim ve girişte belirttiğim gibi başlık ve alt başlıklar altında açıklamaya çalışacağım. 1)Yetiştirilme Tarzı ve Çevre Muhafazakâr toplum yapısı ile bilinen ülkemizde din, hemen hemen her şeyin önünde tutulur. Dinî terimlere o kadar büyük anlamlar yüklenir ki, eleştirmeyi bırakın sorgulamak bile hoş karşılanmaz. “Neden?” diye başlayan çok derin sorulara din ekseninde verilen sığ cevapları kabul etmek zorunda bırakılırsınız. Yani daha yolun başında, korku tabanlı dar bir hayat görüşüne sahip olmanız sürpriz sayılmaz. Böyle bir ortamda yetişen insanın, kaldıramayacağı manevi bir sıkıntıyı kadiri mutlak bir Tanrı’ya dua ederek çözeceğini düşünmesi dışında bir ihtimal bulunmuyor. Kendisi profesyonel destek almayı aklına getirmeyeceği gibi sorununu çevresine açmış olsa bile bu yönde telkinde bulunan tanıdığı da olmayacaktır. 2)Dua ve Havvas Uygulamalarından Medet Umma Çaresizliği çok derinden hissediyorsunuz, ümidiniz yok denecek kadar az, duygularınızı kontrol edemiyorsunuz ve uyku bozukluğu yaşıyorsunuz. Daha açık bir ifade ile depresyona girmişsiniz ve hâlâ dua ederek bir şeylerin düzeleceğine inanıyorsunuz. Fakat bu sefer de şöyle bir sıkıntı beliriyor: İçinizi Tanrı’ya dökmeniz yeterli değil. Herhangi bir duayı ya da ismi belirli bir sayıda tekrar etmeniz gerekiyor ki Tanrı size yardım etsin! Bu ilk yardım bilen bir insanın bilinci kapalı olan kazazedeye, kazazede yardım istemediği için bakmaması ile eş değer bir tavırdır. Anlamını bilmeden okuduğunuz hangi cümleler topluluğu çektiğiniz acıdan daha samimi olacak? Üstelik bu tür “denendi sonuç verdi” şeklinde kozmetik ürünü pazarlar gibi reklamı yapılan uygulamalar internetin yaygınlaşması ile sadece azınlık bir kesimin haberdar olabileceği bilgiler. Yani dileğinin gerçekleşmesi için her gün 100 Salavat-ı Fatih duası ve 1000 Ya Latif esması okuyan Ayten Hanım muradına erecekken, böyle bir ritüelden haberi olmayan ve Tanrı’ya içinden geldiği gibi yakaran Yeter Hanım duasının gerçekleştiğini göremeyecek mi? Olaya bu şekilde baktığımız zaman koca cami cemaatinin âmin dediği hutbe dualarının da okunmasının bir anlamı kalmıyor. Ayrıca Covid-19 salgını ile mücadele ettiğimiz şu zamanlarda yatsı ezanından sonra okunan duanın Allah katında önemini tartışabiliriz. Sonuçta bir duayı yüzlerce kez okuyup binlerce kez de esmalarla takviye etmediğimizden dikkate alınır mı bilmiyoruz. 3)Mistisizm Temalı Kitaplar Çağımızda çok geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan, içerisinde tasavvuf unsurları ağırlıklı olmakla birlikte şükür, sabır ve her işte bir hayır olduğu yönünde kurgusal hikâyelerle desteklenmiş kitapların bütünüdür. Bunları yazmak için hiçbir bilgi birikimi gerekmediğinden hatta sosyal medyadan çıkma süslü sözleri toplayıp kitap haline getirerek bile popüler bir yazar olma ihtimalleri bulunduğu için, çekmedikleri sıkıntılar hakkında ahkâm kesen tiplerin oluşturduğu büyük bir sektör halini almıştır. Sektörün bilinen isimlerinin başında hiç kuşkusuz Allah De Ötesini Bırak kitabının yazarı Uğur Koşar gelir. Türkiye’nin en çok kazanan yazarları arasına girmeyi başaran Uğur Koşar, Ekim 2016 yılında eşini aldatmasıyla gündeme geldi. Gülsen Koşar’ın verdiği bilgilere göre ilkokul mezunu olan Uğur Koşar, internetten bulduğu bilgileri derlemiş ve Uğur Koşar bu kitapları yazarken Gülsen Hanım evi geçindirmiş. Çocuklar da annelerinin tarafında ve babalarının annelerini defalarca aldattığını söylüyorlar. 14 Ekim 2016 günü bu konuyu Sabah gazetesinde köşe yazısına taşıyan ve herkesin ilk aklına gelen şeyleri dile getirmiş Ayşe Özyılmazel’in yorumlarına kulak verelim. “Peki bu konu beni niçin ilgilendiriyor? Şunun için: Kimleri nerelere koyduğumuzun, nasıl taçlandırdığımızın farkında mısınız? Bu kitapları yazan, insanların hayatına rehberlik etmeye kalkışmış, seminerler veren, umutsuz ve acılar içindeki kişilere terapiler yapan birinin böyle bir yaşamı olması, ailesinin bu kıvama gelmesi sizce normal mi? Olması gereken bu mu? Adama kalkıp 'Sen önce kendi hayatına çekidüzen ver, sonra bize akıl ver' demezler mi? 'Bunca öğütlediklerini bir gün yapmayı denemedin mi arkadaş?' çekmezler mi? 'Sen ne işsin usta?' diye sormazlar mı? Uğur Koşar'ın durumu, obez diyetisyen misali. Zayıflamak için obez bir diyetisyene gitmeyeceğimize göre, niçin her çıkan kişisel gelişim kitabını umut kapısı yapıyoruz? Niçin her 'Guruyum' diyene koştura koştura, varımızı yoğumuzu adaya adaya gidiyoruz? Alın işte; biraz aklını kullanan biri, internetten ve eski kitaplardan topladığı bilgilerle milyonlarca kitap satabiliyor. Dön adamın hayatına bak, skandallar içinde... Demem o ki, bu da bize ders olsun. Önümüze geleni idolleştirmekten, guru peşine düşmekten, çaresizliğimize çaresizlerle çare aramaktan vazgeçelim artık.” (5) Yolumuza Harun Serkan Aktaş ile devam ediyoruz. Belli kalıpların dışına çıkmadan bilindik söylemlerle ama her konu hakkında fikri olan başka bir yazarımız. İki kitabı dışında YouTube’de ismini arattığınızda gerek evlilik hayatı ile ilgili fikirlerini gerekse motivasyon konuşmalarını bulmanız mümkün. Bacak arası ile sınırlı ahlâk anlayışının getirmiş olduğu dar hayat görüşüne göre insanların evlilik ve âşk konusundaki sıkıntılarına yardımcı olmaya çalıştığı videolar özellikle ilgimi çekti. Çünkü internet üzerinden satış yapan bir kitap firmasındaki bilgilere göre Aktaş, cennet arkadaşım dediği eşi ile Bursa’da yaşıyormuş. Peki cennet arkadaşım diyeceği insanın nikâh masasında bir başkasına evet demesine şahit olmuş kişiye Serkan Aktaş nasıl yardımcı olacak? Hangi Tanrısal ya da sofu süslü cümlelerle durumu kurtaracak? Kaybetmeyi ve çaresizliği tatmamış insanların bu tür travmaları birkaç sözcük ile geçiştirmeye çalışmaları ahlâken yanlış bir tavırdır. Etkili bir iletişimin temel kurallarından birisi empatidir. Empati kurmadan yapılan hiçbir telkin sağlıklı olmamakla beraber amacına hizmet etmez ve karşınızdaki insanın onu anlamadığınız izlenimine kapılmasına neden olur. 4)Tesadüflerin Darbesi İnançlı insanların hayatında tesadüf kelimesine yer yoktur. Her şey ilahi bir düzen gereği çizilen kader doğrultusunda gelişir. Bu bakış açısı sebebiyle kişiler, yaşadıkları olaylara anlam yükleme gereği duyarlar. İnsanların hayatta karşılaşabilecekleri ve inançlarının etkisiyle anlam yükleyecekleri tesadüflerin sınırı yoktur. Son 10 yıldır işin içine meleklerin de dahil edildiği Tevrat ve İncil melezi yeni bir sistem daha girdi. Bulut şekilleri, birbirinin aynı olan sayıların (888,777…) sıralanması, yabancı madeni paralar ve olur olmadık yerlerde kuş tüyü bulunması üzerine kurulu bu tesadüfler dizisi ülkemizde pek benimsenmediği için üzerinde durmayacağım. Ben gündelik hayatta yaşanılması muhtemel beş tanesini belirtmeden önce Richard Dawkins’in konu ile ilgili bir anısını aktarmak istiyorum. “Üniversite arkadaşlarımdan diğerlerine göre daha akıllı ve olgun olanlarından (epey dindar olan) biri, İskoç adalarında kamp yapmaya gitmişti. Gece yarısı o ve kız arkadaşı çadırın içinde bir iblisin sesini duyup uyandılar; bu, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın bizzat Şeytandı: ses her açıdan şeytaniydi. Arkadaşım bu korkunç tecrübeyi hiçbir zaman unutmadı ve bu onu daha sonra papazlığa sürükleyen etkenlerden birisiydi. Genç halim bu korkunç hikâyeden etkilenmişti ve bu hikâyeyi Oxford’daki Rose ve Crown barında stres atan hayvanbilimcilere nakletmiştim. İçlerinden iki tanesinin deneyimli kuşbilimci oldukları ortaya çıktı ve ikisi de kükreyerek güldüler. ‘Man adalı Yelkovan kuşu’ diyerek neşeyle bağırdılar. İçlerinden biri, bu türün şeytani çığlığının ve kahkahasının ona sayısız dillerde ‘Şeytan Kuşu’ şeklinde yerel lakap kazandırdığını ekledi.” (Tanrı Yanılgısı s. 90) a)İsim Kümeleri İle İlgili Tesadüfler Algıda seçicilik denilen psikolojik yönelmenin en sık rastlandığı durumlardan birisidir. Etrafta duyulan isimlerin herhangi bir kişiyi çağrıştırmasından fazlasını ifade ettiği anlar meydana gelebilir. Ben yeterli olacağını düşündüğüm için üç farklı örnek vermek istiyorum. Ahmet Bey ciddi ekonomik sıkıntıları yüzünden bunalmış, Burak ve Aras isimli iki çocuk babası olsun. Ahmet Bey sürekli dua uygulamaları yaparak durumunun düzeleceğine inanmaktan başka çaresinin olmadığını düşünüyor. Günlerden bir gün gazeteyi eline aldığında çok zengin bir işadamının yeni doğmuş çocuğuna Burak Aras ismini verdiğini okuyor. Bunun ilahi bir işaret olduğunu düşünen Ahmet Bey’in, yaptığı dua uygulamalarının üstüne yenilerini eklemesi muhtemel. Hastalık durumlarında neler olabilir? Kanser tedavisi gören Buse, duasını da aksatmıyor. Böylelikle duanın iyileştirici gücünden faydalanarak moralini yüksek tutmaya çalışıyor. Normalde televizyon açıp izlemek huyu değilken hastane temalı bir diziye denk geliyor. Senaryo gereği yatakta ölümü bekleyen kızın adı Buse! İş bu kadarla kalmıyor tabii. Kızın tedavisini üstlenen doktor da Buse’nin doktoruyla adaş! Bu örneği vermemin sebebi, duanın bir motivasyon kaynağı olduğu iddia edilse de böyle olumsuz tesadüfler yüzünden ters tepme ihtimalinin her zaman olduğunu hatırlatmaktı. Mistik hayat görüşüne sahip insanların bu tür aksilikleri basitçe geçiştirmesini bekleyemezsiniz değil mi? Bir de kara sevdaya tutulmuş Murat’ın yaşaması muhtemel bir tesadüften bahsedelim. Çok sevmesine rağmen Sedef ismindeki hanım kızımıza özgüven eksikliği yüzünden hislerini açamıyor. Aşk ve dua ile geçen iki yıldan sonra ümidini kaybedecekken –aslında çoktan kaybetmesi gerekirken- x bir gayrimenkul şirketinin satış temsilcisinin ismi dikkatini çekiyor: Murat Sedefli! Murat’ın bunu işaret olarak algılayıp boş bir ümidin peşinden koşması ne kadar acıysa, hastalığı yenmesi için ümide ihtiyacı olan Buse’nin anlamsız bir tesadüf yüzünden sarsılması da o kadar acı. b)Rüyalar Uykunun rem evresinde görüldüğü kabul edilen rüyalar, bilinçaltımızdaki olayların dışa vurumudur. Genel olarak rüya konusu psikoloji biliminin incelediği şekilde değil, rüyada görülen simgeye mitler doğrultusunda anlam yükleyerek yanlış bir şekilde yorumlanır. Klinik Psikolog Cengiz Demirsoy’un aktardığı bilgilerden bazı bölümleri alıntılayarak psikolojinin rüyaya bakış açısına bir göz atalım. “Psikolojinin bakışı ile sizin babaannenizin rüyaya bakışında ilişki vardır. Eski insanlar rüyaya baktıkları zaman rüyada görülen şeyin kendisiyle ilgilenmezler. Diyelim ki, pencerenize bir kuş geldi. Bu kızın kuşlarla ilgili sorunu var diye düşünmezler de bir haber gelecek derler. Yani görünen şeyle uğraşmazlar. Rüyadaki nesneler bir semboldür ve hayattaki başka bir şeyin karşılığıdır. Psikoloji bilimi için de rüyada görülenler bir semboldür ama biz psikolojide farklı bir sözlük kullanırız. Evet, semboldür görünen nesneler ama o görülen nesnenin kişideki anlamı nedir? Asıl ona bakarız. Çünkü herkeste yılanın, domuzun, bahçenin anlamı farklıdır. Orman, yılan, araç semboldür. Bunlar hayatınızdaki başka bir şeye karşılık gelir hep. Dolayısıyla bunun altında yatanı bulmaya çalışırız. Biz de rüyadaki sembolleri kabul ediyoruz ama onun anlamını sizinle bulmaya çalışıyoruz.” Sayın Demirsoy’un verdiği rüya örneği ile devam edelim."Kadın, yıkık dökük bir yerde. Burası bir ev ama yıkık ve karşıda, ileride bir domuz görüyor. 'Eyvah saldıracak' diye korkuyor, koridorda bir yere saklanıyor ama bir bakıyor ki, domuz yine karşısında. Diğer tarafa kaçıyor ama yine karşısında ve sonra kovalama sırasında üzerine doğru koşuyor. Ancak kadın sıyırıp geçiyor yine. Burada domuzun anlamını bulmak lazım çünkü ev de sembol ama en önemli şey domuzun ne olduğunu bulmak. Domuzun ne olduğunu bilmek tahmini kuvvetlendirir. Bu rüyada kadına domuzun anlamını soruyoruz. O da anlatıyor. 'Biliyorsunuz Müslüman bir çevrede yetiştiğimiz için pis buluruz domuzları ama ben severim, hatta oyuncaklarım var. Onun cümleleri ile soruyorum bu defa; Başkalarının pis, iğrenç gördüğü ama senin sevdiğin ne olabilir? diyorum kadın 'seks' diyor. Onu kovalayan şey cinsellik aslında burada. Cinselliği istiyor ama bir yandan da ayıp pis bulunduğu için kaçmak istiyor ondan. Bulunduğu ortam izbe, dökük bir yerdi. Hiç rahat değildi. Bu sembol. Rahatsız olduğun kaçıp kurtulmak istediğin bir durum, şey var mı? Dedim. 'Evet var kocamla ilişkim' dedi. Çok kopuk olduklarını, ayrılma durumunda yaşadıklarını, terapiye gitmelerine rağmen biz düzelme yaşamadıklarını anlattı. Kaçıp gitmek istediği şey ilişki aslında.” (6) c)Eylemin (isyan, serzeniş) Kesilmesi Her insanın hayatında mutlaka yaşadığı ve sinir bozucu anların başında gelen olaylar vardır. Meselâ en sevdiğiniz diziyi izlemek için koltuğunuza kurulmuşken kapının çalması. Önemli bir şeye kulak kesilmiş ve sizin özellikle merak ettiğiniz nokta açıklanırken dışarıdan gelen araba kornası sesinin bunu bastırması. Tuvalete gideceğiniz anda telefonunuzun çalması. Bana kalırsa hepsi öfke patlaması için yeterli sebepler. Fakat şöyle bir ihtimal de var: Yaşanılan her olaya anlam yüklemeye meyilli bir hayat görüşüne sahip olan insanların, dualarına cevap alamadığı için bunaldığı ve tam da isyan edeceği sırada şunlardan birisinin gerçekleşmesi, durumu farklı bir boyuta taşıyor. Allah söylettinin Allah söyletmedi şeklinde yorumlanması gibi. d)Medya Kaynaklı Haberlerden Çıkarım Yapma Kitle iletişim araçlarının geliştiği ve bilgiye erişimin çok kolay olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz. Durum böyle olunca yukarıda verdiğim Ahmet Bey örneği gibi isim kümeleri ile ilgili tesadüfler de dahil olmak üzere çok daha geniş bir havuzun içinde kendimizi bulacağımız kesin. Örneğin 3-4 yıldır bir şeyin gerçekleşmesi için dua eden inançlı bir insan, gazetede 4 yıl sonra oğluna kavuşmuş bir annenin haberine denk geldiğinde direkt olarak kendi durumuyla bağ kuracaktır. Ebeveyn-çocuk ilişkisi olmasına gerek yok. Belirtilen yıl bile bunun için yeterli sebeptir. e)Akraba ve Arkadaşlardan Alınan Mesajlar Günümüzde WhatsApp ile beraber daha da yaygınlaşmaya başlayan Cuma, kandil ve bayram mesajları bu başlık için en güzel örnektir. Sizin sıkıntınızı bilmeyen bir arkadaşınızdan ya da arkadaş grubundan motivasyon içerikli bir mesaj almayanınız yoktur herhalde. Çok çeşitli olmakla beraber sabır telkinli olanlar özellikle dikkat çekicidir. ”Bir gün gelir, açmaz dediğin çiçekler açar. Gitmez dediğin dertler gider. Bitmez dediğin zaman geçer. Hayat öyle bir sır ki; Önce şükür, sonra sabır, sonra da inanmak gerek.” Ya da şu şekilde bir mesaj gelebilir: “Üzülme! çünkü Yaradan umudu en çaresiz anlarda yollar. Unutma; yağmurun en şiddetlisi en kara bulutlardan çıkar.“ Bunu da görebilmeniz olası: “Hayat bu, bir bakarsın her şey bir anda son bulur. Hayat bu, son dediğin an her şey yeniden can bulur.” İnsanları gerçekleşmeyecek beklentiler konusunda boş ümit aşılayan tesadüfler bölümünü Victor J. Stenger’in bir sözü ile bitirmek istiyorum. “Bilim insanları herhangi bir sıra dışı olayla karşılaştıklarında onu açıklayacak doğal bir mekanizma bulmak için ellerinden geleni yaparlar. Sıradan insanlar ise ‘bilim her şeyi bilemez’ düşüncesine dayanarak doğaüstü bir mekanizmanın olabileceğine inanma eğilimi gösterirler.“ 5)Asosyal Bilimlerin Açıklamaları Yaşadığı toplumu ve içinde bulunduğu şartları iyi analiz edemeyen yetkili insanların istemeyerek de olsa yaptığı hatalı açıklamaların tamamı olarak tanımlayabiliriz. Uzman bir psikoloğun herhangi bir psikolojik rahatsızlık hakkında iki saatlik verdiği bilgi, rahatsızlığın inançlı insanlarda görülme seyrekliği üzerine kurduğu –dolaylı yoldan bile olsa- tek cümle ile anında bitmiştir. Çünkü görünen gerçekleri inancıyla bütünleştirmek isteyen koca bir kitle, yapılan açıklamanın sadece inanç ve görülme seyrekliği kısmını alıp semavi din propagandası yapmak için kullanacaktır. Kaldı ki, sofu kaynaklı site ve muhafazakâr yayın organlarında kimin yaptığı bile belli olmayan bir takım araştırmalar neticesinde dinî ritüellerin sözde faydası ve mistik söylemler sürekli “bilimsel olarak” kanıtlanıyor! Bunlar arasında cerrahi sünnet, oruç, duanın iyileştirici gücü gibi tıbbi konular olmakla beraber zorlama benzetmelerle jeoloji, astronomi ve evren bilimi de işin içine dahil ediliyor. Bugün bir pediatri uzmanı konuşma yaparken söylediği sözlerin pusuda bekleyen aşı karşıtları tarafından cımbızlanacağını bilerek hareket etmelidir. Aynı şekilde bir dahiliye uzmanı da alternatif tıp adı altında şarlatanlık yapanlara karşı tetikte olmalıdır. Temmuz 2019 tarihinde basına yansıyan bir haberde, alternatif tıp yüzünden göz göre göre ölüme giden 32 yaşındaki İngilizce öğretmeni Merve Gülşah Şahin olayın ciddiyetini gözler önüne sermektedir. (7) Şahin’in yararlandığı Aidin Salih’e ait alternatif tıp kitaplarının birinin arka kapağındaki bilgiler, bağnazlığın modern tıbba bakışını da özetliyor. “Günümüzde modern tıbbın imkânları çoğaldı ama hastalıklar da aynı şekilde çoğaldı ve yaygınlaştı. Hiçbir hastalığın gerçek sebebini bilmeyen modern tıp, birtakım hastalık belirtilerine isim verip teşhis koyarak deneme yanılma yöntemleriyle tedavi etmeye çalışmaktadır. Çünkü sebebi bilinmeyen bir hastalığın tedavisi imkânsızdır. Bugünkü fen bilimlerini düşündüğünüzde mekanik fizik, elektromanyetik fizik ve sair hakkında kalın kalın kitaplar mevcut olduğunu görürsünüz. Şimdi ise sibernetik tıp çıktı ve fizik kanunlarının tümü, kimya kanunlarının da %70'i iptal oldu. Hani o bildiklerinize ne oldu? Hepsi seraptan ibarettir. Bu yüzden Cenab-ı Hak, kitapta bizim için farzları bildirdi. Peygamberimiz (sav) de bütün sünnetleri gösterdi. Artık bizim için inanacak başka bir şey yoktur. Cenab-ı Hak Al-i İmran suresi 160. ayette ‘Allah yardım ederse size galip gelecek kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse O'ndan sonra size kim yardım eder? Mü'minler ancak Allah'a dayanıp güvensinler.’ demektedir. Bu son noktadır, başka da hiçbir şey yoktur.” (8) Her satırı cehalet kokan bu kapak yazısından daha vahim olanı ise, böyle bağnaz zihniyete sahip kişilerin halk sağlığını tehdit edecek boyuttaki fikirleri kitaplaştırıp yayımlayabiliyor olmaları. 2020 senesinin ikinci çeyreğinde olduğumuz şu zaman diliminde bilimin ne olduğunu hâlâ bilmeyen ve inatla bilmek istemeyen şahısların kafalarına göre oluşturdukları bir anlayışa göre bilime cephe alıp dogmatik inançlarını mutlak doğru ya da alternatif olarak görmeleri hoşgörüyle yaklaşılacak bir durum değildir. Hele ki söz konusu olan insan hayatıysa. Gerçi bu tür safsataları ortaya atanlar kendileri buna inanıyor mu orası ayrı bir tartışma konusudur. Geçtiğimiz yıllarda Habertürk TV’de Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ebubekir Sifil, canlı yayında deve sidiği içmenin şifalı olduğunu belirten hadisin güvenilir olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Taslaman kendisine deve idrarı ikram etti. Fakat Ebuberkir Sifil, sadece damızlığa çekilen deve idrarının tüketilmesi gerektiğini söyleyerek ikramı reddetti. (9) Ebubekir Sifil, kendilerinin bile inanmadıkları şeyleri sefaleti öven organize dinler yardımıyla eğitimsiz insanlara dikte eden kodamanlara sadece bir örnek. Sonuç Benim burada yaptığım olmayacak duaya âmin demek sözünü detaylandırmak dışında bir şey olmadı. Kurduğunuz hayalleri gerçekleştirmek ya da bazı sıkıntılardan kurtulmak için dua etmek dışında elinizden bir şey gelmiyorsa, bu hayatınızda bir B plânı olması gerektiğini gösterir. Gerçekleşmeyecek beklentiler konusunda sizi yıllarca oyalayan söylemlere kendinizi kaptırırken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Ayrıca kaybedilen zamanı telafi etmek o kadar da kolay olmuyor ne yazık ki. Hayatta karşınıza çıkan sıkıntıların sizi olgunlaştıracağı ve tecrübe kazandıracağı doğrudur fakat bundan, depresyona girip toplumdan soyutlanmanıza sebep olan acıları kutsamak gibi bir anlam çıkarmayın. Kaynakça 1. Türkiye'deki İntihar Vakaları Hakkında Neler Biliniyor? : BBC Türkçe, 8 Kasım 2019. 2. Dawkins, Richard. Büyük Dua Deneyi s. 67. Tanrı Yanılgısı : Kuzey Yayınları, 2019. 3. Stenger, Victor J. Duke Araştırması s. 88. Başarısız Hipotez Tanrı : Aylak Kitap, 2016. 4. Acemoğlu, Daron. Bir Nefret Hikâyesi. Dar Koridor : Doğan Kitap, 2020. 5. Özyılmazel, Ayşe. Allah Demiş, Ötesini Bırakmışlar : Sabah, 14 Ekim 2016. 6. Demirsoy, Cengiz. Gördüğünüz Rüyalar Psikolojik Sorunlarınızın Habercisi : Hürriyet, 19 Haziran 2008. 7. Göz Göre Göre Ölüme Gitti : Milliyet, 29 Temmuz 2019. 8. Salih, Aidin. Son Söz / Gerçek Tıp Dersleri Cilt 1 : Yitik Şifa, 2018. 9. Canlı Yayında Deve İdrarı Tartışması : Milliyet, 21 Temmuz 2017.
  8. 4 points
    Büyük İhtimalle Son İki Günde Hapşırmayı ,El Yıkamayı Çok İyi Öğrendik Şimdi Sıra Yere Tükürmemekte Lütfen Yere Tükürme
  9. 4 points
    AYAĞA YAKILAN KINA NASIL YAPILIR? FAYDALARI NELERDİR? Ödem kireçlenme lenfatik tıkanıklar yorgunluklar ayak soğukluğu.Kısacası tüm dolaşım sistemini açıp aktif hale getiriyor. Ayağa Yakılan Kına Nasıl Yapılır? Faydaları Nelerdir? 1 yemek kaşığı kına 2 yemek kaşığı elma sirkesi. Yeterli olması için en az 4 yemek kaşığı kına, 8 yemek kaşığı da elma sirkesi kullanın. Cam kavanozda ikisini birlikte bulamaç yapınız.. Kıvamını tamamlamak için biraz kaliteli su ekleyin Parmak araları ile beraber 2 ayak tabanına süreceğiz... Ayak üstüne ve tırnaklara girmenize gerek yok. Bu şekilde ayağınızın üzerine örtü örtmeden iyice kuruyuncaya kadar en az 1 saat kalsın Kuruduktan sonra ayaklarınızı yıkamaya giderken yerler pislenmesin diye ayaklarınıza poşet giyebilirsiniz... Ayaklarınızı sıcak su ile yıkadıktan sonra soğuk su ile ayaklarınızı tekrar yıkayınız... Kına elma sirkesi ile birleştiğinde 4.000 sinir hücresini 4.000 refleks noktalarını ve 4.000 bölgenin zehirini tamamen vücudun dışına çekip hızlı bir şekilde kusmasını sağlıyor. Bedende neler mi değişiyor Ödem kireçlenme lenfatik tıkanıklar yorgunluklar ayak soğukluğu. Kısacası tüm dolaşım sistemini açıp aktif hale getiriyor. Inanılmaz bir şekilde anında etkisini gösteriyor. Konu varmı bilmiyorum, bulamadım. Ben çok faydasını gördüm. Karaciğer enzim yok olmuş, kolestrol 678 lerden 270 düştü. İnternetden bulmuştum konuyu,
  10. 4 points
    Ayva tatlısı 3 adet ayva tertemiz yıka, kabuklarını soy 2 ye böl içlerini ayıkla, Kabukları nı tencerenin içine yay üzerine yarım ayvaları koy. Her ayvanın içine 3 çorba kaşığı şeker kat üzerine ben nar çiçeği diyorum genel adı hibiskus mu neymiş ondan birer parça şekerin üstüne koy, Ayva çekirdeklerinide ekle, 1tatlı kaşığı karanfil 1 adet kabuk tarçın 1avuç nar Alevli aygazda kaynat, katnamaya başlayınca altını kıs 20 dk falan kaynasın Daha yazıyorum Sıcak sıcak tabağa al, suyunuda cam kaselere boşalt pelte pelte oluyor ayva çekirdeği sayesinde. Jöle gibi Soğuyunca üzerine kaymak ceviz dök. Afiyet olsun. Şimcik bitti 3 ayva için 3 su bardağı su konulacak
  11. 4 points
    Ne kadar içi boş bir konu. Bana gerçekten büyü yapılmış mıdır? Başka hocaya mı gideyim hocaya mı inanayım? İnsanlar nereden bilsin sizin bilmediğiniz şeyi. Böyle saçma sapan konuları gelir gelmez açıyorlar, hesaplarını kapatıyoruz. Sonra niye hesabım kapandı oluyor. Ama ben yine de bir şeyler yazayım. Bu sahtekar hocalar sizin gibi hoca severleri gözlerinden anlıyorlar. Hoca sever derken, başım ağrıdı büyü mü var, evlenemiyorum biri birşey mi yaptı, sevgilim terketti eyvah büyü var...vs. İşte bu hocaların geçim kapısı. Ortada hiç bir şey yokken büyü var deyip insanları sövüşlüyorlar. Muhtemelen sizin can kulağıyla dinlediğinizi görünce bir iki de şundan sövüşlesem kârdır diye düşünmüştür. Bırakın artık bu işleri. Bakın ben size bir olay anlatayım. Benim yeğenim bir kaç yıl önce üniversitede okurken, böyle bir bunalım yaşıyor. Ya eve geliyorum daralıyorum, içim sıkılıyor, devamlı mutsuz oluyorum acaba bana büyü mü yaptı biri diye düşünüyordu. Hocanın birine gitmiş. Hoca (Allah ondan razı olsun) kızım demiş hayatı hiç ölmeyecek gibi yaşıyorsunuz, gençlerin hepsi böyle ne yazık ki. Büyü müyü yok. Büyü kafanızda.. Sizinki şımarıklık. Bir eli yağda bir eli balda hiç bir sıkıntı yok ama inanç boşluğu var. Bak sana söylüyorum hoca hoca dolaşma büyü var bozalım deyip paranı afiyetle yerler. Git evine Allah'ı hatırla, dua etmeyi hatırla, dünyaya deli gibi bağlı yaşamayın, her istediğiniz olsun diye kendinizi parçalamayın...vs çok uzun bir nasihat çekmiş bizimkine. Gözleri ışıl ışıl geldi. Bundan sonra herşey farklı olacak dedi. Oldu da... Bırakın bu boş işleri. Tevekkülü öğrenin. Yedirecek paranız varsa da başka hocaya gidin, daha başkasına gidin...Böyle konular da açmayın buraya. Çantasında ayet bulmuş hemen hesap alıp siteye koyuyor büyü mü bu diye. Millet nereden bilsin büyü olduğunu ya da olmadığını. Biz sitenin formatını çoktan değiştirdik. Arşivimizde bütün bilgiler var. Oradan okuyup bilgi sahibi olsun insanlar...
  12. 4 points
    Portakallı Anne Kurabiyesi Malzemeler; 2 adet yumurta 1,5 su bardağı toz şeker 1 su bardağı sıvıyağ 1 portakalın suyu ve kabuğunun rendesi 1/2 su bardağı yoğurt 5 su bardağı un 1 paket kabartma tozu 1çay kaşığı karbonat 1 yumurta çırp Kurabiyelerin üstüne sür, bıçakla artı yaparak kes üstüne dövülmüş ceviz ekle Tüm malzemeleri sırası ile karıştırın. Karbonat ve kabartma tozunu unla beraber karıştırarak ekle, 180 derecede 25 dk pişer. Afiyet olsun,
  13. 4 points
  14. 4 points
    domuz gribi ve Allahın cezası çinden de bir başka grip mikrobu dünyayı tehdit ediyomuş oh ne ala ne ala Dünyadaki en zehirli örümcek türleri arasında gösterilen "Huni Ağ Örümceği"nin ısırdığı kişi 15 dakika içinde yaşamını yitirebiliyor. avusturalyadaki uzun süren yangınların ardından doğal düşmanlarının yok olması nedeniyle hunuli örümcekler çoğalmış ve yaşam alanlarına yayılmış ıyyyy iğrenç ve korkunç tek kelimeyle bu arada 2 metre sıçrayabiliyomuş ne güzel dimi
  15. 3 points
    Göbek Basen Eriten Kabızlığı Gideren İçecek
  16. 3 points
  17. 3 points
    Beyni Koruyan Daha Etkili Bir Karışım Bulamazsınız! Tek yapmanız gereken sabah içmek, Karaciğer ve Beyni koruyor, Damarlardaki pıhtılaşmayı engelleyip ömrü uzatıyor. Evinizde kolayca hazırlayacağınız dünyanın en değerli sütü “Altın süt”ün mucizevi faydaları mevcut. Bir çok hastalığa şifa olan bu karışım sadece iki malzemeyle hazırlanıyor. Kolon,sinir sistemi,kemik dokusu ve eklem ağrılarında kullanılan bitkisel bir tedavi yöntemidir. Günümüzdeki bir çok insanın problemi romatizma ve artrite gibi eklem hastalıklarında da bu şifalı karışımı uygulayabiliriz. Süt bağışıklık sistemimizi güçlendirip,kansere karşı önlem alır. Antik çağlardan günümüze kadar ulaşan alternatif tıbbın her alanında kullanılan zerdeçalın da antioksidan, antikanser ve vücut direncini arttırıcı özellikleri dışında 600’e yakın da yararı var. Bu iki özel madde karışınca, vücudumuzdaki toksinleri temizlemede ve sindirim sistemimizi düzenlemede çok etkili bir mucize ortaya çıkıyor. En önemli özelliklerinden bir tanesi bu karışımının romatizmal eklem ağrılarını tedavi edici özelliği olması. Aynı zamanda bu şifa kaynağı karışım aynı zamanda karaciğeri de temizleyici özellik taşıyor. Bir diğer önemli faydası da bu karışım gece yatmadan önce tüketildiğinde yağlarınızı yakar. Ve eğer spor sonrası içilirse, kaslarınızı yenileyerek, vücudunuzu onarır, tazeler. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği bulunan altın süt, aynı zamanda kansere karşı da koruma sağlayan çok özel bir karışım. Altın Süt Nasıl Hazırlanır? * 40 gram zerdeçal (yaklaşık 3 yemek kaşığı) * 1 su bardağından biraz daha az su (100-150 ml su) * Süt Yapılışı Su ve toz zerdeçalı güzelce karıştırın. Karışımı bir cezve içinde ocağa alarak, yaklaşık 8 dakika kaynatın. Karışımın macun kıvamına gelmesi gerekiyor. Eğer karışım macun kıvamına gelmeyip, katı bir hal alırsa bir miktar daha su ilave edebilirsiniz.. Macun kıvamına geldikten sonra ocağın altını kapatın. Hazırlanan karışım 40 gün boyunca buzdolabında muhafaza edin. Kullanımı: Bu karışımdan her sabah ve her akşam, günde 2 defa 1 çay kaşığı macunu 1 bardak süt ile karıştırarak tüketiniz. Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…
  18. 3 points
    Şekere,kalp hastalıklarına,kemik sağlığına,iltihaba birebir doğanın hediyesi Şekere,kalp hastalıklarına,kemik sağlığına,iltihaba birebir doğanın hediyesi Sütten 25 kat fazla kalsiyum, ıspanaktan 10 kat fazla demir içerir.Şeker sorununa gösterdiği fayda akıl almaz! Ucuz ( Bedava ) olduğu için saatlerce reklamı yapılmadığından bilinmiyor MUCİZENİN ADI: DUT YAPRAĞI Sütten 25 kat fazla kalsiyum, ıspanaktan 10 kat fazla demir içerir. Şeker sorununa gösterdiği fayda akıl almaz derecededir. Ucuz ( Bedava ) olduğu için saatlerce reklamı yapılmadığından bilinmiyor…. Bu Yazıyı okuyalım, okutturalım, Paylaşalım Dut yaprağı en az dut meyvesi kadar sağlık açısında önemli faydaları olan bir yapraktır. Dut yapraklarının kaynatılarak elde edilen çayı bir çok hastalığın tedavisinde kullanılır. Dut yaprağı çayının yapılması dışında da çeşitli kullanım alanları bulunuyor. Bunlara bir göz atalım Dut Yaprağının Faydaları Hakkında? Dut meyvesinin ateş düşürmedeki rolü herkes tarafından bilinir. Aynı özelliği dut yaprağında da bulunmaktadır. Dut yaprağı kalp sağlığını olumlu yönde etkileyen maddeler barındıran bir yapraktır. Kalp hastalıkları için alıç yaprağı ile birlikte kullanılması tavsiye edilir. Bronşit, boğaz hastalıkları ve kuru öksürük gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanımı mevcuttur. Aynı zamanda idrar söktürücüdür ve özellikle beyaz dutun yapraklarından elde edilen çayın kan şekerini düzenleyici özelliği vardır. Dut yaprağı ile hazırlanan çay egzama tedavisinde de kullanılır. Karaciğer hastalıklarının tedavisinde günde 3 bardak dut yaprağı çayı içilmesi tavsiye edilir. Günde 2 bardak dut yaprağı çayı içmek vücuda zindelik ve direnç sağlar. Yapılan araştırmalara göre dut yaprağından elde edilen özütün fil hastalığına karşı şifalı olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca diş ağrılarına karşı gargara yapılarak kullanıldığında ağrıları giderici özelliğe sahiptir. Dut yaprağı çayının bir önemli özelliği de rahatlatıcı etkiye sahip olmasıdır. Zihnin ve bedenin gevşemesinde yardımcıdır. Dut Yaprağı Çayı Nasıl Hazırlanır? Malzemeler: 2 yemek kaşığı kurutulmuş dut yaprağı, 1 litre suDut Yaprağı Çayı Hazırlanışı: 1 litre kaynamış olan suyun içerisinde 2 yemek kaşığı kurutulmuş dut yaprağı konulur. Bu şekilde yaklaşık 2 saat demlenmeye bırakılır.Demleme işlemi bittikten sonra çayınızı süzün ve gün içerisinde bu çayı aralıklarla içerek tüketin. Özellikle yemeklerden önce içildiğinde fayda sağlamaktadır. Kaynak : www.kadinlarinsayfasi.com
  19. 3 points
    Birinci 857 sayfa İkincisinin 63. Sayfasındayım 837 sayfa. Ben beğendim, Bu konuda sizlerin okudum diye yazdığınız bütün kitapları okumaya çalıştım.
  20. 3 points
  21. 3 points
    Eğer buzdolabında yiyeceğin, giyecek temiz kıyafetlerin, uyuyacak bir yerin ve başının üstünde bir çatın varsa dünyanın %75 inden daha Zenginsin... Cüzdanında paran varsa Ve istediğin yere gidiyorsan dünyanın en Zengin %18 indensin.. Bu mesajı okuyabilir ve Gerçekten anlayabilirsen Dünyadaki dinlemeyen Düşünmeyen ve Anlamayan 3 Milyar İnsan dan daha Şanslısın... Hayat Şikayet Etmek Değildir... Mutlu Olmak İçin Nedenler Bulmaktır... Şükür etmek İçin.. Elhamdulillah...
  22. 3 points
    Allâhümme rabbî. Münzilel kur-âni hâzâ şehru ramadânellezî ünzile fîhil kur-ânu kad tesarrame yâ rabbi fe-eûzü bi vechikel kerîmi en lâ yatlual fecru min leyletî hâzihî ve yahruce ramadânu veliye zenbün türîdü en tüazzibenî bihî yevme liqâike yâ rabbel âlemîn.
  23. 3 points
  24. 3 points
    HASTANEDE COVID-19 VİRÜSÜ HASTALIĞINDAN İYİLEŞEN HASTALARDAN ALINAN BİLGİLER 1. Vitamin C-1000'i alın. 2. E Vitamini alın. 3. 10:00 - 11:00 güneş ışığı 15-20 dakika boyunca. 4. Yumurta bir öğün. 5. Dinlenin / 7-8 saat uyuyun. 6. Günde 1,5 Litre su için ve her öğün ılık su için, su soğuk değil ılık olmalıdır. Hastanede yaptığımız şey bu. Bu, hepimize koroner virüs için pH'ın 5.5 ila 8.5 arasında değiştiğini söylemek içindir. Koroner virüsü yenmek için yapmamız gereken, virüsün pH seviyesini etkisiz hale getirecek olan daha fazla alkalin gıda tüketmektir... pH seviyesi alkalik olan gıdalardan bazıları: * Limon - 2.00-2.60 pH * Avokado - 6.27-6.60 pH. * Sarımsak - 5.8. pH * Mango - 5.80-6.0 pH. * Mandalina - 3.22-4.45 pH. * Ananas - 3.20-4.00 pH. * Portakal - 3.69-4.34 pH. * Zencefil 5.60-5.90 pH * Karnabahar 5.60 pH * Kırmızı Biber 3.10-3.62 pH * Kereviz 5.70-6.00 pH * Hindiba 5.90-6.05 pH * Ispanak 5.50-6.80 pH Sizde Korona virüsünüz olduğunu nasıl bildiniz? 1. Boğazda kaşıntı. 2. Kuru boğaz. 3. Kuru öksürük. 4. Yüksek sıcaklık. 5. Nefes darlığı. 6. Koku ve tat kaybı. Yani bunlara dikkat ettiğinizde, hızlı bir şekilde limonlu ılık su ve içecek alın... Bu bilgileri sadece kendinize saklamayın lütfen. Tüm ailenize ve arkadaşlarınıza iletin. Dikkatli olun...
  25. 3 points
    Geçen hafta ektiğim kıl biberlerim yeşerdi. Hatta yaprakları bir kaç kanat oldu... Avokado üretimine başladım... İnternette görmüştüm. Çekirdeğin kabuğunu soyup kürdanla tutturarak baş kısmı suya değecek şekilde bardağa koydum. Filizlenince dikeceğim. Bakalım filizlenecek mi? İlk denemem. Gerisini paylaşırım... Salon tülü ya da kuşkonmaz... İnternetten aldığımda parmak kadardı. Bir kış içinde bu hale geldi. Büyütmeyi başardım çok şükür... T Tavşan kulağı, baharla birlikte yeni kulaklar çıkardı, büyümeye geçti... Kalanchoe çiçek açtı... Bu güzelliği yeni aldım. Bu da kalanchoe... Çiçek ve sebze etkinliklerinizi paylaşınız efendim...
  26. 3 points
    Benim bir tanıdığım var işsiz kaldığı zamanlarda abdest alarak günlük 1000 tane la havle vela kuvvete illa billahil alüyyilazim okuyor. Kısa sürede iş buluyor. Bizimki biraz sebatsız. Sıkılınca işi bırakıyor. Ama okuyup her seferinde iş bulduğuna tanık oldum. Şimdi iş yeri gelmeyin demiş. Ama maaşlarını ödüyorlarmış. Aklınıza yattıysa deneyin...
  27. 3 points
  28. 3 points
    Hamile isen bakma canın çekebilir çünki, Şambali Yarım kilo irmik 1 su bardağı şeker 2 su bardağı yoğurt 1 paket vanilya 1 paket kabartma tozu Şerbet için: 4 su bardağı şeker 4 su bardağı su 1 limon dilimi Yapılışı: Bir kabın içerisine bütün malzemeleri ekleyip kaşıkla tamamen malzemeler birbirine karısana kadar karıştıralım.Dikdörtgen borcamı yağlayıp karışımı dökelim.Eşit olarak yayalım.kaşığın yada spatulanın altını ıslatıp üzerini dümdüz yapalım.Ucu biraz kalın bir bıçakla dibe kadar inmeden dilim dilim çizelim.Dolaba kaldırıp 1 saat dinlendirelim.Bu sırada irmikler şişecek ve tatlının kıvamı daha güzel olacaktır..Tatlıyı 175 derecede pişirelim..Tatlı sıcak şerbette sıcak ılık arası olacak.Şerbeti döküp en az 1 2 saat dinlendirelim.Son olarak çizdiğimiz dilimleri bıçakla keselim..Afiyet olsun
  29. 3 points
    Bize bu güzel vatanı hediye eden Atatürk"ü, silah arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz...
  30. 3 points
    Bir komutan yazmış. Siz oğlu şehit olan aileye acı haberi vermeye gittiniz mi hiç? Hayır mı? Dinleyin o halde; Sabah daha mesaiye başlamadan yazılı bi emir düşer önünüze Yukarı köyden Ahmet oğlu Mehmet şehit düşmüştür Yarabbim dersin, dağa çıksam üç gün aç susuz kalsam da şu haberi vermesem.. Ama giyersin tören üniformanı, birkaç Mehmetçikle birlikte, hastaneden gelen ambulansı alırsın arkaya, düşersin yola. Vatandaş da öğrenmiştir artık, önde bir askeri araç, arkada bir ambulans ile geliyorsa bir eve ateşin düştüğünü.. Yaklaştığın her kasaba veya köyün buz kesildiğini hissedersin İçinden geçip gittiğin her yer rahatlar.. Neyse varırsın köye. Askerde evladı olan her haneden inceden bir sızının yükseldiğini, “aman bizim eve doğru gelmesin” diye dua edildiğini duyar gibi olursun.. Bütün köy donmuştur adeta.. Herkes büyülenmiş gibi izler seni Hangi eve gidilecek diye ıstıraplı bir merak sarar ortalığı.. Şehidin evine doğru yaklaşmaya başladığında, bahçedeki ihtiyarın büyülenmiş gibi sana baktığını, bacaklarının titrediğini, Elindeki bastondan güç alarak zar zor ayakta durmaya çalıştığını görürsün. Ayakların geri geri gider. Pencerelerde bir hareket başlar ve kapının önüne telaşla bir anne çıkar, bir sana, bir arkanda yere bakan Mehmetçiklere, bir de ambulansa bakar. Sonra atar kendini yere.Oğlu daha toprak altına girmeden o ana düşer toprağa.. Öyle bir vurur ki yere, Zelzele oluyor sanırsın.. Konu komşu yığılır, Bin feryat bin figana karışır, Dersin ki kıyamet budur… Kimi ana önce sana doğru koşar, ellerine sarılır, son bir umutla yüzüne bakar, “Yaralı değil mi komutan?” der; Başını öne eğer, hiçbir şey diyemezsin. Dizlerinin bağı çözülür, çökersin anayla birlikte yere, o ağlar sen ağlarsın.. Hemşire elinin titremesinden, gözünün yaşını silmekten sakinleştirici iğneyi yapamaz bile..Baba.. Fidan gibi evlatlarını vatana feda eden o babalar.. Sicim gibi gözyaşları dökülürken gözünden, acıya garkolmuş bir gururla, “Vatan sağ olsun, vatan sağ olsun şehit babasıyım ben” dediğini duyarsın Kimi içine akıtır gözyaşlarını, kimi de donar kalır.. Kimi günlerce konuşamaz, Kimi dua eder, kimi beddua.. Kimi kendi saçlarını, kimi saçlarımızı yolar, ne şapka kalır başınızda ne rütbe omuzlarınızda, söker atar.. Asıl büyük kıyamet bir iki gün sonra kopar. Gerçekle yüzleşme günüdür.. Bu sefer cenazeyle birlikte varırsın köye Tören mören hak getire.. Köylü alır şehidini omuzlarına, yer yerinden oynar, ne protokol kalır ne düzen.. Kimi “Evladımı en son haliyle hatırlamak istiyorum” der, görmek istemez naaşını… Kimi de illede “Göreceğim” der, Gösteremezsin ki; Ya yüzü yoktur ya bacağı.. Yanımızdaki bi üsteğmen yada yüzbaşı elinde daha önce de okuduğu, sadece isim hanesi değiştirilmiş standart metni okur, “Kanı yerde kalmayacak” diyerek, bitirir konuşmayı.. Tabuta sarılı analar, babalar, bacılar, gardaşlar duymaz bile bunu, duysa da inanmaz.. Sonuç olarak; Orada bir mezar, bir bayrak, bir ana, bir de baba kalır..
  31. 3 points
    Kutsal emanetlere karbon testi uygulanması birkaç defa gündeme geldi diye hatırlıyorum. Murat Bardakçı buna destek verirken İlber Ortaylı ise karşı çıkıyor. Ahmet Cevdet Paşa peygamberin ayak bastığına inanılan taşın hikâyesini anlatırken, halkın bunu böyle kabul ettiği için aksinin sorgulanmadığını dile getiriyor. Bugün Türkiye'de 1818 tane Sakal-ı Şerif var ve hepsi de Muhammed Mustafa'ya ait öyle mi?!
  32. 3 points
    Haha cidden evrimi kim yalanlamış bende merak ettim bak şimdi O yüzden mi insan cenin halindeyken kuyruklu şekilde büyümeye başlıyor mesela? hatta kuyruğu olan insanlar bile var yeryüzünde! İnsan DNA ile tüm hastalıkları kendinden sonraki nesillere aktarırken sen "Allah insanı mükemmel yarattı" bile diyebilirsin değil mi? Ama verdiğim örneklerde bile sizin yaratılış tezinize ters düşenler mevcut. Sümer tabletlerine gelecek olursak eğer senin Allahın kitaplarında bile bahsetmediği sezaryen var! DNA sarmalı var! Yapay döllenme var! Ama bakıyorsun inandığın kitaba Diğer kitaplarda geçen bir çok şey yok. geçenlerde birisi ismailden bahsetti mesela o kuranda var diğerlerinde yok dedi. tamam da sadece kuranda var! ama diğerlerinde geçen ilk kadın Lilith yok! sadece havva'dan bahseder kuran ve bu detay Sümer tabletlerinde de karşımıza çıkıyor Tevratta da! Nuh tufanı diyorsun. Nuh tufanında sadece bu coğrafya etkilendi dünyanın diğer kesimleri değil! bölgeseldi bu olay ve buradan başka bir yerde mesela Amerika da bu tufan olayı yoktur. Sümerlerde ki peygamber kimmiş bu arada? Senin kitabına göre sümerlerin dahi olmaması gerekli yaratılış sümerlere kadar gidemiyor da! bir kaç bin sene öncesinde takılı kalıyor! Oysa sümerlere kadar gidecek bile olsa 12bin yıl öncesine dayanan Göbekli tepe kalıntıları yaratılışı toz duman ettiği de ayrı bir gerçek! Anunakiler gerçek yada değil ama gerçekler olan şu onlara benzemek için sünnet ritülenin yapılması! Buda senin kuranında dahi yazmıyor! Yahudilerin mısırdan aldıkları ama ibrahime dayandırdıkları bir olaydır! Aksine bak Muhammedi sen küçük görüyorsun! Bana sorarsan Muhammed IQ seviyesi çok yüksek ve nabza göre şerbet veren birisiydi ki yandaş toplayabilmişti. Tabi bunun yanında Evliliği de güç katmıştı. Çünkü para her şeydi! Aşağıyı iyi oku! Kaynakları ile beraber! Muhammed 20 yaşlarında iken Amcası Ebu Talib'in kızı Fahite (Ümmü Hani) evlenme çağına girmiş hoş bir kızdı. Muhammed ile Fahite arasında büyük bir aşk doğmuştu. Muhammed, Fahite'yi babasından istedi. Ancak Ebu Talib'in kızı için başka planları vardı.Mahzum kabilesinden dayısının oğlu Hubeyre'de Fahite'yi istemişti. Hubeyre önemli bir kişiliğe sahip olmanın yanında Ebu Talib gibi iyi bir şairdi de. Üstelik Mekke'de Mahzum kabilesinin gücü ve itibarı günden güne artıyordu. Tersine Haşimilerin gücü ise azalıyordu. Bunları dikkate alan Ebu Talib, kızını Hubeyre ile evlendirmeyi daha uygun buldu. (İbn Sa'd, VIII, 152; Müslim, 201; Taberani, Evsat, 4242; İbn Hacer, 9/512; Mecmau'z-Zevaid, 7428) Muhammed bu duruma çok içerledi ve amcasına sitem etti. Ebu Talib'in cevabı ise annesini kastederek; "Onlar bize kızlarını verdiler, cömert adama cömertlik yapmalı" oldu. (İbn Said'in Kitab et-Tabakat el-Kebir Leyden baskısı VIII, 108 Kaynak: Gençlik yılları (13); E.Siraceddin,2008: 38) Bu cevap Muhammed'i tatmin etmedi. Çünkü dedesi Abdulmuttalib, Atike ve Berre isimli kızlarını daha önce Mahzum kabilesine vererek borcunu ödemişti zaten. Muhammed, amcasının asıl düşüncesinin kendisini evliliğe uygun ve hazır konumda olmadığı ve Hubeyre'yi kendisinden daha üstün gördüğü şeklinde olduğunu anlamıştı. Bu durum Muhammed'i çok üzdü ve hırslandırdı. Artık hedefleri ve planları vardı. Öncelikle yoksulluktan, parasızlıktan sonra da ümmilikten kurtulacaktı. Muhammed'in ilk aşkına kavuşamamasının ardından kabuğunu kırdığını görmekteyiz. Örneğin Hilfüll-Fudeıl teşkilatı içinde yer alması ve Ficar savaşlarına yani savaşılması yasak olan Haram aylarında yapılan savaşlara katılması bunun göstergesidir. Hilfül-Fudül içindeki etkinlikleri Muhammed'in çevresinin gelişmesini ve tanınmasını sağlamıştır. Bu sayede iş bulma imkanı bulmuş artık aylaklıktan ya da çobanlıktan kervan korumacılığına ve ticarete geçiş sağlamıştı. Bu dönemde Kureyş'in zengin dullarından Hatice'nin kervan ticareti işinde çalışmaya başlamıştı. Hatice bilgili ve otoriter bir kadındı. Ama aşk hayatı iş hayatı kadar şanslı geçmemişti. Hatice, ilk önce Varaka ibn-i Nevfel'e nişanlanmış ancak nikah yapılmamıştır. İkinci kez künyesi Ebu Hale ve ismi İbn-i Nebbaş olan bir zat ile nikahlanır. Ebu Hale'nin vefatından sonra Atik ibn-i Abid ile evlenir. Atik'in de vefatından sonra amca oğlu Sayfi ibn-i Umeyye ile evlenir. O'nun da ölümü üzerine dul kalır. Yaşça Muhammed'den oldukça ileriydi. Aralarında yaklaşık 15 yaş fark vardı. Ama varlık olarak Muhammed'in hayal dahi edemeyeceği bir zenginliğe sahipti. Ve yakınlaşma, Hatice'nin cariyesi ile haber gönderip teklif iletmesiyle evliliğe dönüştü. Hatice'nin 4. evliliği olan Muhammed'den 6 çocuğu olur. (İbn Hişam, es-Siretü'n-Nebeviyye, I, 190; İbn Hişam, age., I, 190; İbn Sa'd, Tabakat, I, 133) Kasım ve Abdullah isimli erkek çocukları küçük yaşta ölürler. Zeyneb, Rukiyye, Ummü Külsüm ve Fatime de kız çocuklarıdır. Bu kızlardan Ümmü Külsüm ve Rukiyye önce Ebu leheb'in oğullarıyla evlendirilir. Tebbet suresi nedeniyle boşandıktan sonra Osman'a verilirler. Fatma da Amca oğlu Ali ile evlendirilir. Zeynep ise kervan ticareti yapan teyze oğlu Ebu'l As ile evlendirilir. Ebu'l As putperesttir ve müslümanlara karşı savaşanların yanında yer alır. esir düşer, fidye ile kurtulur. Daha sonra kervanı müslümanlarca baskına uğrar ve tekrar esir alınır. Karısı tarafından kurtarılır. Son dönemde müslümanlığı kabullenir. Muhammed'in Hatice ile beraberliği 23-24 yıl sürer. Hicretten önce Hatice vefat eder. O dönem namaz şartı gelmediğinden cenaze namazı kılınmadan defnedilir. Tüm mirası da Muhammed'e kalır. Bu arada Suudilerin Hatice'nin evini yıkıp yerine umumi tuvalet yaptırdıklarını belirtelim. Bunu ister servet aşkına, ister gönül aşkına yorumlayın, Hatice Muhammed'in aşklarından biriydi ve en uzun, en düzeyli, en verimli beraberliği idi. İbn Hişam, es-Siretü'n-Nebeviyye, I, 190 İbn Hişam, age., I, 190; İbn Sa'd, Tabakat, I, 133 İbn-İshak 82-83, 106-107, 111, 113-114, 160-161, 191, 313-314 İbn Hişam 918 Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 128-130, cilt 39, s. 169-170 İbn Sa'd 8:9-12, 39, 151-152 Khadijah bint Khuwaylid". Islam's Women. Archived from the original on 18 March 2019 Martin Lings, Muhammad: His Life Based on the Earliest Sources, p. 37 al-Taberi (1990). Volume 9: The Last Years of the Prophet. State University of New York Press. Watt, Montgomery W. (2012). "Khadija". In P. Bearman; et al. (eds.). Encyclopaedia of Islam (Second ed.). Retrieved 7 April 2019. (First print edition: ISBN 9789004161214, 1960-2007) "Khadijah bint Khuwaylid". Islam's Women. Archived from the original on 18 March 2019. "El Emin" yani eminlik belgesi dededen Muhammed'e kalmıştır! Bunun aslında ne demek olduğunu iyi araştırın! Ha bulamazsanız böyle kaynaklar ile yine size izah edeyim! Çünkü bu belge varken tüm çevre ülkelere kervanlar ile gidilebilir ve kervanların başına hiç bir dert gelmezdi! Bu sayede de zaten bir çok hac yerini ve inanışı yerinde görerek inceleme fırsatı olmuştur. Bu arada "Muhammed" gerçekten yaşadığımı yani bu isimde bir insan var mıydı? yoksa bu sadece bir lakap mıydı? Mesela PAPA gibi! Bununla da ilgili araştırma yapın! Bana bu şekilde kaynaklar ile gelmelisin! Global ve herkesten takdir kazanmış kaynaklar olmalı! Cübbeli ahmet tarzında çıkarcı dinbazların uydurukları ile değil mesela! Sana güzel bir soru sormak da isterim bu arada Adem ilk yaratıldı ve sonrasında kaburgasından havva yaratıldı değil mi inancına göre? Buna göre Adem yaratıldığında erkeklik organı ve göbek deliği var mıydı? Çünkü buna cevap verebilen kimse çıkmadı Çıkamaz da! Sizin yaratılış felsefenizde bu ağır bir açıktır! Evet. Sümer tabletlerinde en ilginç cümle "Yaratıcı babamız" cümlesidir. Onlarında bir tanrısı vardır. Ama bu dünyada ne yazıldıysa insan yazdı! Kuran, Tevrat (İnciller safsata diyorum her zaman) Sümer Tabletleri, Enoch (Ölü deniz parşömenleri), Naacal Tabletleri (16bin senelik diye biliniyor) .. bunların her biri aynı masaya yatırılmadan olmaz! her kafadan bir ses çıkıyor.. En basit hali ile teklif ediyoruz. Topkapı müzesindeki tüm kutsa emanetlere karbon testi uygulansın! görelim bakalım o sakal, terlik, hırka, kuran kaç senelik görelim ama kimse buna yanaşamıyor! Çünkü baştaki din tüccarları bunların hikayeden ibaret olduğunu ve kitleleri etikiledikleri için dokunulmaması gerektiğini biliyorlar! acı ama gerçek!
  33. 3 points
  34. 3 points
    İslam tarihinde ve diğer çevrede alışveriş yaptıkları toplumların tarihinde (Çin, hint vb) ne yazıyorsa onu buluyoruz. İşin en ilginç yanı ise o tarihte anlatılan arabistanın sınırları ile şimdikinin arasında çok büyük fark var. En basit şekilde şunu söyleyebiliriz islamiyetten önce herhangi bir haritada mekke ismine hiç rastlanmıyor!
  35. 3 points
    vah namısız kadın vay bi taneside çıkıp gebertememiş kızlardan şu zındığı iyi olmuş hakettiğini bulmuş bari sonunda
  36. 3 points
    Malzemeler: Labne ince kiyilmis yulaf birlikte karistirilip dilediginiz sekil verip firina atiyoruz. Genel ölçü vermiyorum dilediginiz -- yanliz yulafin biraz fazla gelmesi gerekiyor ..
  37. 3 points
    John Maynard Smith ve Eörs Szathmáry’nin The Major Transitions in Evolution [Evrimdeki Ana Geçişler] adlı eserleri ilk yayımlandığında biyolojide çok önemli bir çalışma olarak görülmüştü. Nature dergisi söz konusu kitabı “görkemli ve ümit verici bir güç gösterisi” olarak selamlamış, New Scientist dergisi ise “modern biyolojinin özünü” yakaladığını belirttiği çalışmanın “çok kolay okunabilen son derece önemli bir kitap” olduğunu yazmıştı. Maynard Smith ve Szathmáry, fikirlerini genel okurların daha geniş bir kitlesine ulaştırmak için bahsi geçen eseri tümüyle yeniden yazdılar. Yaşamın Kökenleri bu şekilde ortaya çıktı. Maynard Smith ve Szathmáry bu kitapta, altı temel geçişe ve bilginin nesiller boyunca aktarımındaki dramatik kırılma noktalarına odaklanarak, Dünya üzerinde yaşamın minicik görünmez hücrelerden balinalara, ağaçlara ve insanlara kadar nasıl evrimleştiği hakkında parlak ve özgün bir resim sunuyor. “Yaşamın nasıl kendiliğinden ortaya çıkabildiğini, kimyasal evrimi, RNA’dan DNA’ya geçişi, cinsiyetin kökenini, ortak yaşamı ve milyarlarca yıllık canlı evrimi olağanüstü açıklıkla anlatan bir başvuru kitabı.” – Scientific American “Sıcak bir karbon çorbasından başlayan yaşam nasıl virüslere, hücrelere ve bizlere evrimleşti? Cinsiyetler nasıl ve neden ayrıştı? Karmaşıklığın evrimi nedir? Farklı türler arasında ortak yaşam nasıl gerçekleşti? Bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını bulabileceğiniz harika bir kitap.” – Publishers Weekly Yazar: J. Maynard Smith, Eörs Szathmary Çevirmen: Ayni Uysal, Gizem Uysal Sayfa Sayısı: 238 Yayın Tarihi: 29 Kasım 2019 Yayınevi: Ginko Bilim
  38. 3 points
  39. 3 points
  40. 3 points
    Evet hatırladığım kadarıyla bu bir Müslümanın anlattığı bir olaydı. Öküzün üstünde olması hayvancılıkla ilgilenildiği için ironi olarak söylenmiş bir cümleden ibaret olduğunu defalarca anlatmış olmamıza rağmen anlamıyorlar. Nasa milyarlarca dolar parayı harcıyor, Dünyada 50den fazla ülkedeki uzay ajanslarıda bu komplonun içinde diyorsunuz, İnsanları kandırmak için 157 defa ay misyon oluşturulduğunu, 43 Venüs, 40 Mars, 9 Jüpiter, 9 Güneş, 5 Satürn misyonu oluşturuldu ve 6 farklı ülke tarafından. Hep dünyayı kandırmak için öyle mi gerçekten Bir kişide çıkıp bunu ispiyonlamadı öyle mi? Uzaya giden araçları da hep aynı şirket üretirse şüphe duyulur diye 112 ayrı şirketle çalışıldı diyorsunuz? Her konuda kavga eden ABD ve Rusya sırf bizleri kandırmak için 10 tane ayrı uzay istasyonu kurdular demek ki! 1100 tane aktif uydu mevcut yukarıda. Hatta şimdi girdiğin interneti dahi onlara borçlusun ama uzaya çıkılmadı diyorsun.. Japonlar, Çinliler, Hindular vs! Hep bizi kandırıyorlar değil mi şimdi Peki dostum bana bilime göre Mevsim geçişlerini vede Tutulmaları açıklayabilir misin? Düz dünya modeli ile...
  41. 3 points
    Bazı toplumlar özgürken, diğerleri neden otoriter yönetimler altında veya anarşi içinde yaşadılar ve yaşıyorlar? Özgürlük Batı’ya özgü bir durum mu? Özgürlüğün ve demokrasinin akıbeti ne olacak? Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’a göre özgürlük “doğal” bir durum değil… Güçlü bir sivil toplum ile güçlü ama prangalanmış bir devletin birbirlerini dengelemesiyle, süreç içinde elde edilen bir kazanım. Bu zor şartlar sağlandığında girilen “dar koridor”da kalmak ise sürekli bir çaba gerektiriyor… Dar Koridor okuru tarihte uzun bir yolculuğa çıkarıp özgürlüğün doğuşu, sürdürülebilirliği ve akıbeti hakkında çarpıcı sonuçlara ulaştırıyor… Yazar: Daron Acemoğlu, James A. Robinson Çevirmen: Yüksel Taşkın Sayfa Sayısı: 648 Yayın Tarihi: 11 Ocak 2020 Yayınevi: Doğan Kitap
  42. 3 points
    Keşişler ve Kadın İki keşiş nehir boyunca giderken, nehrin karşısına geçmek için yardım bekleyen bir kadına rastlamışlar. Kadın yüzme bilmiyormuş ve bu yüzden çok korkuyormuş. Keşişlerden genç olanı kadına yardım edemeyeceklerini çünkü inançları gereği kadınlarla temas kurmalarının yasak olduğunu söylemiş. Fakat keşişlerden yaşlı olan, genç kadına yardım edeceğini söylemiş ve kadını sırtına alarak nehrin diğer yanına geçirmiş. Diğer keşiş bu durumdan hiç memnun olmamış. Ama kadın keşişe yardım ettiği için çok teşekkür etmiş, şükranını göstermek için tekrar tekrar önünde eğilmiş. Keşişler yollarına devam etmişler. Yol boyu genç keşiş kendi kendine söyleniyormuş. Yaşlı keşiş dayanamayıp yaklaşık bir mil sonra sormuş: – Neden hala söyleniyorsun, bir sıkıntın mı var? Genç keşiş kızmış olarak cevap vermiş: – Biz keşişiz; bir kadını sırtında taşıyıp karşıya geçirmek şöyle dursun, kadınlara bakmamız bile yasak. Nasıl böyle bir hareket yapabildin? Diğer keşiş gülümseyerek cevap vermiş; – Ben o genç kadını bir mil geride bıraktım dostum. Sen neden hala taşıyorsun? Hayatın akışında her şeyi kendinize dert ederseniz, bunlar size artık katlanamayacak yükler haline gelir. Geçmişte olan olaylar üzerine yoğunlaşmanın yükünüzü artırmaktan başka faydası olmaz. Yüzümüzü geçmişe dönmek yerine geleceğe bakmak gerekir. Alıntıdır.
  43. 3 points
    Oyyy bazıları anne olmuş da uykusuz kalırmııışş...
  44. 3 points
  45. 3 points
    Aslında çok kırılmıştım. Bu siteye gelmeyecektim. Ama şimdi iyi ki gelmişim diyorum. Öylesine sarıldı ki etrafım, dört bir yandan kuşatılmış hissediyorum. Ailemle sorunlarım.. Yeni taşındığım, ne hayallerle aldığım, yıllarca çilemin arkasından rahatça yaşayacağımı düşündüğüm bir tanecik evimde üst komşum tarafindan bin bir pişmanlık yaşatılıyorum.. Ve öte yandan birisi tarafından rahatsız ediliyorum. Ayrıca işsizim evde oturuyorum. Hepsi üstüme yıkılıyor sanki. Nereye kaçacağımı bilmiyorum. Bu sitede bir arkadaşa anlatmıştım. Ama bazen keşke anlatmasaydım diyor insan. Çünkü o insana da bir yük biniyor. Niye kendi derdinle sıkıyorsun ki insanları. Ne mecburiyeti var. Işte bunlar uzun süren yalnızlığın hastalıkları. Ondan özür dilerim. Bu siteye bir buçuk yıldır gelmeyişim bundandı. Eşimle sorunlarım... anlatmak istiyorum bazen ama özetleyecek bir cümlesi yok. Her kurduğum cümle karşı tarafta şüphe uyandırıyor. O kadar derin bir dert ki bu insanların bana inanmayabileceği türden. Ya da beni suçlayacağı.. o yüzden artık susmak istiyorum kalbim patlayana kadar susmak. Üstteki komşum demeye dilim varmayan kadına gelirsek. Aynı yaştayız. Aynı yıl evlenmişiz. Ilk taşındığında başta ben ameliyat oldum. Eşi çocuğumun öğretmeni. Dolayısıyla eşimle sürekli iletişim halindeler. Ve ben de bir geçmiş olsuna bekledim. Muhtaçtım bir kula. Ama gelmedi. Sonra aradan zaman geçince komşularla toplanıp geldiler. Site sıfır ve herkes yeni taşınmıştı. Sonra birbirimize gidip gelmeye başladık. Başta herşey çok iyiydi. O kadar saçma ki.. banyodan su damlıyor dedim diye bana tafra yaptı. Sonra saat gece 12de evde koşturmaya başladılar. Sanırım dışardan geldiler. Ben de saat çok geç olmadı mı diye mesaj attım. Özür dilemek şöyle dursun sonraki günlerde kapı kapı gezip beni çekiştirmiş. Anlattığım ne varsa herkese anlatmış. Sonra ben anlamadım sinema izlemeye davet ettim. Binbir nazla geldi. Suçlu psikolojisi işte. Ben de hakkımda konuştuklarını duydum. Yüzleşmek istedim. Komşulara gidilecekse ben var diye gelmemeye başladı. Ben de gelsin dedim hiç birine gelmedi. Sonra baktım olmuyor kocasını aradım eşimin yanında. Daha doğrusu eşim önce konuştu sonra telefonu bana verdi. Ben de herşeyi anlattım. Börek gönderdim çöpe atarım gel al dedi. Ben de atarsan at dedim. Bunları falan anlattım. Adam ben konuşurum dedi. Sonra olanlar oldu. Topuklu ayakkabı giyip evde gezmeye başladı. Yöneticiye anlattım. Yönetici bir kere konuştu karısı da konuştu. Yeminler etmiş ben ses yapmıyorum üst kattan geliyordur diye. Sofra bezi çırpmaya başladı. Yöneticiye söyledim ben karışmam dedi. Ses yapıyor dedim ben karışmam dedi. Yanı öyle çaresiz bırakıldım ki. Eşim de çocuğun okulda notlarıyla oynar dedi seslenmedi. Çünkü kocası muavin. Beni sıkıştırdılar iyice köşeye.. megersem aynı yaştayız aynı yılda evlendik diye kendisiyle beni kıyaslıyormuş. Benim eşyalarım yeni, eve sıfır aldık komple. Ve ben evi borçsuz aldım, o, yüzde yüz faizle kredi çekmiş. Onun eşyalar eski. Bunları dert ediyormuş. Kocasına zulmediyormuş. Kocası eşime evinize yeni bir şey almayın artık benim kadın benim burnumdan getiriyor diyormuş. Arkamdan tehditler savuruyor; Uzun boyuna bakmasın bacaklarına sopayla vururum diye tehditler gönderiyor.. asansörde sıkıştıracakmış. Geçen gün de ağza alınmayacak hakaretlerle vileda sapıyla merdiven boşluğunda bağırmaya başladı. Yine gürültü muhabbetinden dolayı. Tehdit hakaret.. kocasını kapıma gönderdi. Herkes gürültüden rahatsız olduğu halde bela bana bulaştı diye diğer komşular kapılarını örttüler. Çıkmadılar. Daha herşeyi duyduğu halde eşim sessiz kaldı. Sonraki sabah topuklulari giyip gürültü yapınca eşim kocasını aradı. Artık hukukumuz senle de bitti. Bir kere daha olursa mahkeme zabıta savcıda alırız soluğu demiş. Şimdi süt dökmüş gibi oldu. Ama bence hemen şikayet etmeliydik. Ama yönetici de eşim de beni tutuyorlar. Bu karşıdaki kişi Allah'tan korkmuyor. Kendinden başka hiç kimseyi düşünmüyor. Kocasına evde zulmediyor. Kocasının maaş kartını vermiyor. Kocası eve girmek istemiyor, Sabah 7de çıkıp gece birde giriyor evine. Kimsenin sözü kadına geçmiyor. Yanı 6 ay şikayet etmek için sürem var. 6 ay dolduktan sonra başka bir şey yapsa başka sorun çıkarsa elim kolum bağlanacak. Yeni araba aldım arabayı gördüğü gün kocasıyla kavga etti. Beni arabada gördüğü sabah topuklu ayakkabı giydi. Sizden bunun için bir okuma rica ediyorum. Dua rica ediyorum. Bundan kurtulmadan başka sorunlar kapımı çalıyor.. Birisi rahatsız ediyor. Kimseye söyleyemiyorum. Eşimin eli kana bulanacak diye söyleyemiyorum. Zaten atanamadım diye depresyondayım. Sağlığımı kaybettim. Kalbim çok ağrıyor. Bıçak kemiğe dayandı. Yaşamak istemiyorum.
  46. 3 points
    Esma-ül Hüsna’nın tüm hastalıklara şifa olduğunu keşfettim, gözümle gördüğüm ve şahit oldum olayları anlatayım “Bir arkadaşımın gözleri iltihaplanmış, kıpkırmızı olmuştu, iki elini gözlerinin üzerine koyarak “YA NUR, YA HABİR, YA VEHHAB” isimlerini okumaya devam etti bir süre sonra gözleri eski sağlığına kavuştu.” Tedavi şekli şöyledir: Ağrıyan yada rahatsızlık olan yerin üzerine elini koyarak Esma-ül Hüsna’yı okumak.Esma-ül Hüsna,“bedeni ve zihni, öfke, nefret, eleştiri, hüzün, pişmanlık, kıskançlık, günah duygusundan meydana gelen zehirleri temizleyen en etkili güçtür.” Hastalık genelde bedenin herhangi bir yerinde enerjinin işlevini yapmaması sonucu oluşur. Öfkelendiğimizde bedenimizde öldürücü bir zehir meydana gelir. Eğer bu zehire panzehirle cevap verilmezse uzun vadede ölümle sonuçlanır. İşte bu zehrin en büyük ve en önemli panzehiri ESMA-ÜL HÜSNA’DIR. Tarifi yapan Dr.İbrahim kerim hangi ismin hangi orğana ve hastalığa iyi geldiğini açıklıyor. Hastalık Esması Zikir Adedi Akciğer hast = Ya Cebbar 206 Alzheimer = YaKayyum 156 Atardamarlar = Ya Cebbar 206 Bacak hast = Ya Müteal 551 Bağırsak hast =Ya Sabur 298 Baş ağrısı =Ya Ğani 1060 Böbrek hast =Ya Hayy 18 Böbrek üst bezi =Ya Bari 213 Damar hast = Celle celaluhu102 Diz hastalığı =Ya Rauf 286 Epifiz bezi =Ya Hadi 20 Göz damarhast =Ya Rauf 286 Göz hast = Ya Nur 256, Ya Habir 812 Ya Basir 302 , Ya vehhab 14 Göz sinirl =Ya Zahir 1106 Guatr için =Ya Cebbar 206 Halsizlik, yaşamda enerjik olmak =Ya Hayy 18 İdrar kesesi =Ya Hadi 20 Kalp damr tıkan= Ya Vehhab 14 Kalp hastalığı = Ya Nur 256 Kanser = Ya Latif 129 Ya Ğani 1060 Ya Rahîm 258 Karaciğer rahat = Ya Reşid 514 Kas hast = Ya Rezzak 308 Kemik hast = Ya Kavi 117 Ya. Nafi 201 Kulak hastalığı = Ya Semi 180 Mide hast =Ya Rezzak 308 Migren için = Ya Ğaniy 1060 Nefes darlığı = Ya Şekur 526 Omurga hast =Ya Bedi 86 Panik atak =Ya Basıt. 72 Pankreas, şeker hast =Ya Bari 213 Prostat =Ya Reşid 514 Psikolojik sorun veya bağımlılık = Ya Kuddüs 170 Rahim hastalığı = Ya Halık 731 Romatiz =Ya Müheymin 145 Saç için.=Ya Bedi 86 Saç dökülm= Ya Kaviyy 117 Saç kepeği = Celle celaluhu Sinir hast = Ya Muğni 1100 Sinüzit =Ya Rafı 351 Tansiyon = Ya Hafid 1481 Tymus bezi =Ya Kavi 116 Yağ bezeleri, çıan = Ya Nafi 201 Dr.Ender Saraç’a göre insan hangi alanda sıkıntı çekiyorsa Allah’ın O alanla ilğili isminin zikrini daha çok zikretmelidir. Kişinin bunu tesbit etmesinin yollarından biri de kişi kendi içine çekilerek hayatının hangi alanında sıkıntı çektiğini anlayabilir. Ender Saraç’tan Zikir tekniği: Dr. Ender Saraç’a göre, türlü ihtiyaçların giderilmesine yönelik bazı zikir teknikleri şöyle ifade edilmiş: * Sinirli Öfkeli olmamak sakin olmak için El Halim ( ya Halim ) Celle Celalühü * Sürekli darlık ve sıkıntı çekiyorsanız Ya Muğni, En Nafi Celle Celalühü * İçiniz sıkılıyor ve göğsünüz daralıyorsa El Basit Celle Celalühü * Bir türlü olayların içinden çıkamıyor ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız El Vekil Celle Celalühü * Sürekli başınıza felâketler geliyorsa El Mani, Es Selam Celle Celalühü * Bilginizi arttırmak için gerekli beyin devrelerinin açılmasına yardım için El Alim Celle Celalühü * Kendinizi biraz katı ve merhametsiz hissediyorsanız Er Rahim, Er Rahman Celle Celalühü * Sürekli halsizseniz ve enerjiniz düşükse El Hayy Celle Celalühü * pasif ve korkaksanız El Kahhar Celle Celalühü * Kötü bir yöneticiyseniz veya olayları yönetemiyorsanız El Vali Celle Celalühü * Bir türlü organize olamıyorsanız El Kayyum Celle Celalühü *Yaşamda elinizden tutacak kimse yoksa El Veli Celle Celalühü * Bir iş kurarken El Hakim Celle Celalühü PANIK ATAK VE SITRESTEN KURTULMAK ICIN TAVSIYE Yatarken 21 besmele korunmak icin iyidir ve hatta söyle gözlerimizi kapatıp efendimize salavat getirmekte iyi olur. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.. Stresten kurtulmak icin ve sıkıntılardan kurtula bilmek için birkac dua 3 yada 7 kere hergun 1. la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minez zalimin 2. Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hû, aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azîm, 3. Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim 4. la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim (panik atakta atak halindeyken tekrar tekrar okumalıyız ve sakin nefes alarak) 5. hasbinallahu ve nimel vekil ..100 kere olursa iyi sonra 1 kere hasbinallahu ve nimel vekil nimel mevla ve nimen nasır,, (kaygı bozukluğuna bu tertib faydalıdır) 6. ihlas, felak ve nas sureleri okunmalı 7. Ayetel kürsi Allah’ın izni ile şifa bulunur 8. Birde benim nacizane tavsiyem ” inşirah suresi ” bol bol okunmalı 9. Panik atak Hastalığı’na esma ul hüsna Ya Basit Celle Celalühü esmaul husnasından 72 adet 10. ayrıca sevgi için muhabbet için Ya Vedüd 400 ya da 20 kere 11. psikolojik sıkıntı ve bağımlılıklar içinde ya Kuddüs 170 kere 12. 33 subhanallah 33 elhamdülillah 33 allahuekber tesbihi hem kolay hem cok faydali 13. İstiğfara devam edeni, Hak teâlâ, her türlü sıkıntı ve üzüntüden uzaklaştırır, geçim darlığından da kurtarır, ferahlığa çıkarır, ummadığı yerden rızka kavuşturur. [Nesai] (bol bol Estağfirullah El Azîm, demek faydalıdır) Bu dualar zikirler rahatlama sıkıntılarda kaygılardan kurtulma icin tavsiyen oluna gelmiştir tavsiye edilenlerden vird edilip okunursa tesir hızlı olur.. Esma-ül husnal. Alıntı
  47. 3 points
  48. 3 points
    Bazı insanların anlamsız hareketlerine denk gelirsin. Saçma kıskançlıklar, gereksiz rekabet, şüpheci tavırlar... Sonra bakarsın seninle bir ilgisi yok. Kimisi kıyaslanarak büyümüş, kimisi kandırılmış, kimisi sevilmemiş. Anlarsın ki bazı insanlar, hikayesini bilmediklerine düşmanlar...
  49. 3 points
  50. 3 points
    Çare bulamamana şaşmamak lâzım. Bacım Allah aşkına 21. yy'da bilgi ve iletişim çağındayız. Dünya parmaklarınızın ucundayken nasıl bu tür safsatalara inanıp kendinizi gereksiz strese sokabiliyorsunuz akıl alır gibi değil.
This leaderboard is set to Istanbul/GMT+03:00
×
×
  • Create New...