Jump to content

Leaderboard


Popular Content

Showing content with the highest reputation since 02/14/2020 in all areas

  1. 3 points
    Kutsal emanetlere karbon testi uygulanması birkaç defa gündeme geldi diye hatırlıyorum. Murat Bardakçı buna destek verirken İlber Ortaylı ise karşı çıkıyor. Ahmet Cevdet Paşa peygamberin ayak bastığına inanılan taşın hikâyesini anlatırken, halkın bunu böyle kabul ettiği için aksinin sorgulanmadığını dile getiriyor. Bugün Türkiye'de 1818 tane Sakal-ı Şerif var ve hepsi de Muhammed Mustafa'ya ait öyle mi?!
  2. 3 points
    Haha cidden evrimi kim yalanlamış bende merak ettim bak şimdi O yüzden mi insan cenin halindeyken kuyruklu şekilde büyümeye başlıyor mesela? hatta kuyruğu olan insanlar bile var yeryüzünde! İnsan DNA ile tüm hastalıkları kendinden sonraki nesillere aktarırken sen "Allah insanı mükemmel yarattı" bile diyebilirsin değil mi? Ama verdiğim örneklerde bile sizin yaratılış tezinize ters düşenler mevcut. Sümer tabletlerine gelecek olursak eğer senin Allahın kitaplarında bile bahsetmediği sezaryen var! DNA sarmalı var! Yapay döllenme var! Ama bakıyorsun inandığın kitaba Diğer kitaplarda geçen bir çok şey yok. geçenlerde birisi ismailden bahsetti mesela o kuranda var diğerlerinde yok dedi. tamam da sadece kuranda var! ama diğerlerinde geçen ilk kadın Lilith yok! sadece havva'dan bahseder kuran ve bu detay Sümer tabletlerinde de karşımıza çıkıyor Tevratta da! Nuh tufanı diyorsun. Nuh tufanında sadece bu coğrafya etkilendi dünyanın diğer kesimleri değil! bölgeseldi bu olay ve buradan başka bir yerde mesela Amerika da bu tufan olayı yoktur. Sümerlerde ki peygamber kimmiş bu arada? Senin kitabına göre sümerlerin dahi olmaması gerekli yaratılış sümerlere kadar gidemiyor da! bir kaç bin sene öncesinde takılı kalıyor! Oysa sümerlere kadar gidecek bile olsa 12bin yıl öncesine dayanan Göbekli tepe kalıntıları yaratılışı toz duman ettiği de ayrı bir gerçek! Anunakiler gerçek yada değil ama gerçekler olan şu onlara benzemek için sünnet ritülenin yapılması! Buda senin kuranında dahi yazmıyor! Yahudilerin mısırdan aldıkları ama ibrahime dayandırdıkları bir olaydır! Aksine bak Muhammedi sen küçük görüyorsun! Bana sorarsan Muhammed IQ seviyesi çok yüksek ve nabza göre şerbet veren birisiydi ki yandaş toplayabilmişti. Tabi bunun yanında Evliliği de güç katmıştı. Çünkü para her şeydi! Aşağıyı iyi oku! Kaynakları ile beraber! Muhammed 20 yaşlarında iken Amcası Ebu Talib'in kızı Fahite (Ümmü Hani) evlenme çağına girmiş hoş bir kızdı. Muhammed ile Fahite arasında büyük bir aşk doğmuştu. Muhammed, Fahite'yi babasından istedi. Ancak Ebu Talib'in kızı için başka planları vardı.Mahzum kabilesinden dayısının oğlu Hubeyre'de Fahite'yi istemişti. Hubeyre önemli bir kişiliğe sahip olmanın yanında Ebu Talib gibi iyi bir şairdi de. Üstelik Mekke'de Mahzum kabilesinin gücü ve itibarı günden güne artıyordu. Tersine Haşimilerin gücü ise azalıyordu. Bunları dikkate alan Ebu Talib, kızını Hubeyre ile evlendirmeyi daha uygun buldu. (İbn Sa'd, VIII, 152; Müslim, 201; Taberani, Evsat, 4242; İbn Hacer, 9/512; Mecmau'z-Zevaid, 7428) Muhammed bu duruma çok içerledi ve amcasına sitem etti. Ebu Talib'in cevabı ise annesini kastederek; "Onlar bize kızlarını verdiler, cömert adama cömertlik yapmalı" oldu. (İbn Said'in Kitab et-Tabakat el-Kebir Leyden baskısı VIII, 108 Kaynak: Gençlik yılları (13); E.Siraceddin,2008: 38) Bu cevap Muhammed'i tatmin etmedi. Çünkü dedesi Abdulmuttalib, Atike ve Berre isimli kızlarını daha önce Mahzum kabilesine vererek borcunu ödemişti zaten. Muhammed, amcasının asıl düşüncesinin kendisini evliliğe uygun ve hazır konumda olmadığı ve Hubeyre'yi kendisinden daha üstün gördüğü şeklinde olduğunu anlamıştı. Bu durum Muhammed'i çok üzdü ve hırslandırdı. Artık hedefleri ve planları vardı. Öncelikle yoksulluktan, parasızlıktan sonra da ümmilikten kurtulacaktı. Muhammed'in ilk aşkına kavuşamamasının ardından kabuğunu kırdığını görmekteyiz. Örneğin Hilfüll-Fudeıl teşkilatı içinde yer alması ve Ficar savaşlarına yani savaşılması yasak olan Haram aylarında yapılan savaşlara katılması bunun göstergesidir. Hilfül-Fudül içindeki etkinlikleri Muhammed'in çevresinin gelişmesini ve tanınmasını sağlamıştır. Bu sayede iş bulma imkanı bulmuş artık aylaklıktan ya da çobanlıktan kervan korumacılığına ve ticarete geçiş sağlamıştı. Bu dönemde Kureyş'in zengin dullarından Hatice'nin kervan ticareti işinde çalışmaya başlamıştı. Hatice bilgili ve otoriter bir kadındı. Ama aşk hayatı iş hayatı kadar şanslı geçmemişti. Hatice, ilk önce Varaka ibn-i Nevfel'e nişanlanmış ancak nikah yapılmamıştır. İkinci kez künyesi Ebu Hale ve ismi İbn-i Nebbaş olan bir zat ile nikahlanır. Ebu Hale'nin vefatından sonra Atik ibn-i Abid ile evlenir. Atik'in de vefatından sonra amca oğlu Sayfi ibn-i Umeyye ile evlenir. O'nun da ölümü üzerine dul kalır. Yaşça Muhammed'den oldukça ileriydi. Aralarında yaklaşık 15 yaş fark vardı. Ama varlık olarak Muhammed'in hayal dahi edemeyeceği bir zenginliğe sahipti. Ve yakınlaşma, Hatice'nin cariyesi ile haber gönderip teklif iletmesiyle evliliğe dönüştü. Hatice'nin 4. evliliği olan Muhammed'den 6 çocuğu olur. (İbn Hişam, es-Siretü'n-Nebeviyye, I, 190; İbn Hişam, age., I, 190; İbn Sa'd, Tabakat, I, 133) Kasım ve Abdullah isimli erkek çocukları küçük yaşta ölürler. Zeyneb, Rukiyye, Ummü Külsüm ve Fatime de kız çocuklarıdır. Bu kızlardan Ümmü Külsüm ve Rukiyye önce Ebu leheb'in oğullarıyla evlendirilir. Tebbet suresi nedeniyle boşandıktan sonra Osman'a verilirler. Fatma da Amca oğlu Ali ile evlendirilir. Zeynep ise kervan ticareti yapan teyze oğlu Ebu'l As ile evlendirilir. Ebu'l As putperesttir ve müslümanlara karşı savaşanların yanında yer alır. esir düşer, fidye ile kurtulur. Daha sonra kervanı müslümanlarca baskına uğrar ve tekrar esir alınır. Karısı tarafından kurtarılır. Son dönemde müslümanlığı kabullenir. Muhammed'in Hatice ile beraberliği 23-24 yıl sürer. Hicretten önce Hatice vefat eder. O dönem namaz şartı gelmediğinden cenaze namazı kılınmadan defnedilir. Tüm mirası da Muhammed'e kalır. Bu arada Suudilerin Hatice'nin evini yıkıp yerine umumi tuvalet yaptırdıklarını belirtelim. Bunu ister servet aşkına, ister gönül aşkına yorumlayın, Hatice Muhammed'in aşklarından biriydi ve en uzun, en düzeyli, en verimli beraberliği idi. İbn Hişam, es-Siretü'n-Nebeviyye, I, 190 İbn Hişam, age., I, 190; İbn Sa'd, Tabakat, I, 133 İbn-İshak 82-83, 106-107, 111, 113-114, 160-161, 191, 313-314 İbn Hişam 918 Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 128-130, cilt 39, s. 169-170 İbn Sa'd 8:9-12, 39, 151-152 Khadijah bint Khuwaylid". Islam's Women. Archived from the original on 18 March 2019 Martin Lings, Muhammad: His Life Based on the Earliest Sources, p. 37 al-Taberi (1990). Volume 9: The Last Years of the Prophet. State University of New York Press. Watt, Montgomery W. (2012). "Khadija". In P. Bearman; et al. (eds.). Encyclopaedia of Islam (Second ed.). Retrieved 7 April 2019. (First print edition: ISBN 9789004161214, 1960-2007) "Khadijah bint Khuwaylid". Islam's Women. Archived from the original on 18 March 2019. "El Emin" yani eminlik belgesi dededen Muhammed'e kalmıştır! Bunun aslında ne demek olduğunu iyi araştırın! Ha bulamazsanız böyle kaynaklar ile yine size izah edeyim! Çünkü bu belge varken tüm çevre ülkelere kervanlar ile gidilebilir ve kervanların başına hiç bir dert gelmezdi! Bu sayede de zaten bir çok hac yerini ve inanışı yerinde görerek inceleme fırsatı olmuştur. Bu arada "Muhammed" gerçekten yaşadığımı yani bu isimde bir insan var mıydı? yoksa bu sadece bir lakap mıydı? Mesela PAPA gibi! Bununla da ilgili araştırma yapın! Bana bu şekilde kaynaklar ile gelmelisin! Global ve herkesten takdir kazanmış kaynaklar olmalı! Cübbeli ahmet tarzında çıkarcı dinbazların uydurukları ile değil mesela! Sana güzel bir soru sormak da isterim bu arada Adem ilk yaratıldı ve sonrasında kaburgasından havva yaratıldı değil mi inancına göre? Buna göre Adem yaratıldığında erkeklik organı ve göbek deliği var mıydı? Çünkü buna cevap verebilen kimse çıkmadı Çıkamaz da! Sizin yaratılış felsefenizde bu ağır bir açıktır! Evet. Sümer tabletlerinde en ilginç cümle "Yaratıcı babamız" cümlesidir. Onlarında bir tanrısı vardır. Ama bu dünyada ne yazıldıysa insan yazdı! Kuran, Tevrat (İnciller safsata diyorum her zaman) Sümer Tabletleri, Enoch (Ölü deniz parşömenleri), Naacal Tabletleri (16bin senelik diye biliniyor) .. bunların her biri aynı masaya yatırılmadan olmaz! her kafadan bir ses çıkıyor.. En basit hali ile teklif ediyoruz. Topkapı müzesindeki tüm kutsa emanetlere karbon testi uygulansın! görelim bakalım o sakal, terlik, hırka, kuran kaç senelik görelim ama kimse buna yanaşamıyor! Çünkü baştaki din tüccarları bunların hikayeden ibaret olduğunu ve kitleleri etikiledikleri için dokunulmaması gerektiğini biliyorlar! acı ama gerçek!
  3. 3 points
    İslam tarihinde ve diğer çevrede alışveriş yaptıkları toplumların tarihinde (Çin, hint vb) ne yazıyorsa onu buluyoruz. İşin en ilginç yanı ise o tarihte anlatılan arabistanın sınırları ile şimdikinin arasında çok büyük fark var. En basit şekilde şunu söyleyebiliriz islamiyetten önce herhangi bir haritada mekke ismine hiç rastlanmıyor!
  4. 3 points
    vah namısız kadın vay bi taneside çıkıp gebertememiş kızlardan şu zındığı iyi olmuş hakettiğini bulmuş bari sonunda
  5. 3 points
    Malzemeler: Labne ince kiyilmis yulaf birlikte karistirilip dilediginiz sekil verip firina atiyoruz. Genel ölçü vermiyorum dilediginiz -- yanliz yulafin biraz fazla gelmesi gerekiyor ..
  6. 3 points
    John Maynard Smith ve Eörs Szathmáry’nin The Major Transitions in Evolution [Evrimdeki Ana Geçişler] adlı eserleri ilk yayımlandığında biyolojide çok önemli bir çalışma olarak görülmüştü. Nature dergisi söz konusu kitabı “görkemli ve ümit verici bir güç gösterisi” olarak selamlamış, New Scientist dergisi ise “modern biyolojinin özünü” yakaladığını belirttiği çalışmanın “çok kolay okunabilen son derece önemli bir kitap” olduğunu yazmıştı. Maynard Smith ve Szathmáry, fikirlerini genel okurların daha geniş bir kitlesine ulaştırmak için bahsi geçen eseri tümüyle yeniden yazdılar. Yaşamın Kökenleri bu şekilde ortaya çıktı. Maynard Smith ve Szathmáry bu kitapta, altı temel geçişe ve bilginin nesiller boyunca aktarımındaki dramatik kırılma noktalarına odaklanarak, Dünya üzerinde yaşamın minicik görünmez hücrelerden balinalara, ağaçlara ve insanlara kadar nasıl evrimleştiği hakkında parlak ve özgün bir resim sunuyor. “Yaşamın nasıl kendiliğinden ortaya çıkabildiğini, kimyasal evrimi, RNA’dan DNA’ya geçişi, cinsiyetin kökenini, ortak yaşamı ve milyarlarca yıllık canlı evrimi olağanüstü açıklıkla anlatan bir başvuru kitabı.” – Scientific American “Sıcak bir karbon çorbasından başlayan yaşam nasıl virüslere, hücrelere ve bizlere evrimleşti? Cinsiyetler nasıl ve neden ayrıştı? Karmaşıklığın evrimi nedir? Farklı türler arasında ortak yaşam nasıl gerçekleşti? Bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını bulabileceğiniz harika bir kitap.” – Publishers Weekly Yazar: J. Maynard Smith, Eörs Szathmary Çevirmen: Ayni Uysal, Gizem Uysal Sayfa Sayısı: 238 Yayın Tarihi: 29 Kasım 2019 Yayınevi: Ginko Bilim
  7. 3 points
    İnsanların Yaşam Ağacındaki yeri tam olarak nasıl belirlenir? İnsanlarla onların büyük ataları sayılan maymunlar arasındaki ilişki nasıl gerekçelendirilir? En eski atalarımız tam olarak nerede yaşamıştır? Hiç kuşkusuz, sadece meslekten bilim insanlarını değil, konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkesi ilgilendiren, temel önemde sorulardır bunlar. Paleoantropoloji alanının büyük uzmanlarından sayılan Wood, bugüne dek tartışılmış birincil önermelerden en yakın tarihli fosil bulgularına kadar geniş ölçekli bir veri grubunu analiz ediyor. Özellikle genetik biliminde yaşanan son gelişmelere odaklanarak, bilim alanında insan evrimine dair bulgulanmış tüm heyecan verici gerçekleri ve bağlantı noktalarını gözler önüne seriyor. Yazar: Bernard Wood Çevirmen: Nursu Örge Sayfa Sayısı: 168 Yayın Tarihi: 27 Mayıs 2015 Yayınevi: Dost Kitabevi
  8. 3 points
  9. 3 points
    4 yönetim ilkesi... Hikaye 1 Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir havlu alarakmerdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen eşinin arkadaşı x'tir. Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu üzerinizden yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der. Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. X ona bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder: "Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal" der. Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği heyecan ve alacağıpara ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder. Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner. Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar. "Arkadaşın x" diye cevap verir kadın. "Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu getireceğini söylemişti, onu getirdi o zaman." 1. Hikayeden çıkartılacak ders : Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın, paylaşın. Karar mekanizmasında belirleyici olabilir. Böylece yanlış anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz. *** Hikaye 2 Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını durdurur vekiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar. Kadın arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının güzelliği ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına aldıktan sonra sağelini rahibeninbacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der : "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utançtan kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek rahibeyeözürlerini sıralar. Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin bacağına tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile karşılık verir : "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utancından yine kızaran rahip elini çeker ve "af edersin kardeşim insanoğlu zayıf düşebiliyor" der. Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek kelimesöylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış fırlatarak kaybolur. Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak 129. ayeti açar okumak için. 129. ayet şöyle demektedir : İleriye gidiniz, daha yukarlarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız. 2. Hikayeden çıkartılacak ders : Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, aksi taktirde fırsatları kaçırabilirsiniz. *** Hikaye 3 Pazarlamacı, şef sekreter ve şirket müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve gerçekten de lambadan cin çıkar. Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek yapacağım" der cin. Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek sıranın önüne yerleşir. "Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin" diye dileğini ifade eder. Ve hoop, ortadan kaybolur. Şimdi de pazarlamacı atılır ve "şimdi sıra bende" der. "Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina Colada içmek istiyorum" der ve hoop, o da ortadan kaybolur. "Şimdi sıra sende" der cin şirket Müdürüne. "bu iki salağı öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum" der müdür. 3. Hikayeden çıkartılacak ders : Üstünüz olan birinin her zaman için önce konuşmasına izin verin. *** Hikaye 4 Bir mafya babası evli bir kadınla ilişki kurmuş. Bir gece kocası yok diye kadının evine gitmeye karar vermiş ve adamlarına "Ben içeri girdikten sonra hemen büyük bir branda ayarlayın ve pencerenin hemen altına dört ucundan gerin" demiş. Sonra da ne yapacaklarının talimatını vermiş: "Kadının kocası gelirse kapıyı bir kere çaldırın, ben aşağıya atlayacağım, yakalanıp karizmayı çizdirmeyelim... Tamam mı?" Adamları, "Başüstüne patron" demişler. Mafya babası kadının evine girmiş, tam yatağa uzandığı anda evin kapısı çalınca bizimki kendini tereddütsüz pencereden donla 4. kattan aşağı fırlatmış. Kadın üzerine alelacele bir şey alıp kapıyı açmış ki karşısında patronun adamlarından biri... "Yenge" demiş adam mahcup bir şekilde önüne bakarak, "Patrona söyle branda bulamadık!" 4. Hikayeden çıkartılacak ders : Ekibini becerikli ve de çözüm üretebilen bilgili insanlardan kuracaksın. Alıntı
  10. 3 points
    ÖMRÜM Beklenendi özlenendi Geldi ruhum tazelendi Bak bezendi gülle bahçelerim Çaresiz dertlerim çarelendi Ömrüm ömrün kadar olsun Sensiz geçen güne sitemkarım Eksik ne varsa koydun yerine Sana minettarım Dün gece başımı yastığa koydum Şükrettim varlığına İkimizi düşündüm uzunca bir süre Dualar ettim sağlığına Sensiz bir güne gittim öldüm Sanki bir anlığına Aşkı öğretenim teşekkür ederim Hem aşkına hem dostluğuna Ziynet Sali Ömrünüze ömür katacak sevgilileriniz olmasını cani gönülden temenni ediyorum.
  11. 2 points
    Nuh tufanı için bölgesel olduğunu yazdım iyi okumamış sin. Tevrat babil sürgünü öncesi ve sonrasında tahrip edildi.sumer efsaneleri kitabi etkiledi.Davut ve Süleyman As hakkındaki tevrat bölümleri değişmiştir. İbrahim as soyundan gelen peygamberler olduğu gibi diğer milletlerden olan peygamberlerde o dönemde mevcut.hz peygamberden az önce yaşayan Arap asıllı biri hadislerde geçmiş Nacal tabletleri ortada yok neyı araştırılsin.sumer yalanları boş masallarımi esas alınacak.İbrahim as buyük ihtimal sumer in ur kentinde doğdu . Ebla tabletlerinde geçen İbrahım İsmail meselesi gerçekleri ortaya çıkaracak.
  12. 2 points
    Elbette değil! Arabistana seferler düzenlenirkenOsmanlı padişahına şirin görünmek için ne buldularsa getirmişler o dönemde! O dönemden kalan tek şey Alinin kılıcından başkası değildir bana göre. Asıl ilginç olanları yazmadım ben bu @serbest arkadaşın cevap vermesini bekleyeceğim; Tevrat ne zaman değiştirildi? Tevrattaki içerikler Kurana geçtikten sonra mı? önce mi? Tevrata göre Musa katil! birisini öldürüp sonra tanrı ile tanışıyor! Davut ise Uriya isimli askerinin, Bat-şeva isimli karısına sahip olmak için, o askeri sürgün eden, en kötü bölgeye ölmesi için gönderen ve ulaştırması için yanına verdiği mektupta, “Bu askeri mutlaka öldürün” yazdıran, kumpasçı birisi çünkü! Bunlar aynı soydan geliyor diye seçilmiş halk oldukları için peygamberlik miras kalıyor! İsa ve Muhammede kadar aynı soydan gelen peygamberler ne ilginç değil mi? Tanrı neden bir aileyi seçsin ki?
  13. 2 points
    dünya dışından gelenler olduğuna ve insanlığa tarihin birçok kademelerinde bi şekilde müdahale ettiklerine kesinlikle inanıyorum kuranı kerimin ayetlerinin bugün tam anlamıyla anlaşılabilmişliği yok maalesef çünkü birçok ayette anlatılanlar doğrudan açıkça değilde mecazi yada yoruma açık bir anlatımla verilmiş durumda onun için kuranı bir çırpıda okuyup anlamak yada yorumlamak bence mümkün diil
  14. 2 points
    Darwin'in Türlerin Kökeni'nin yalan olduğunu söyleyen kim ya da kimler? Adnan Oktar'ın (Harun Yahya) iddialarıyla gerçekten evrim teorisinin çürütüldüğüne mi inanıyorsunuz? Bununla birlikte konuda "ağzındaki baklayı çıkardın" derdirtecek ne var? Palaudis kullanılabilecek en nazik dille görüşünü ortaya koymasına rağmen orantısız bir şekilde cevap veren sizsiniz. Hazır konusunu açmışken gerçekliğinden şüphe duymağınız Nuh Tufanı olayını biraz deşelim. Kutsal kitaba göre geminin ölçüleri, Nisan 1912'de buz dağına çarparak batan RMS Titanic'in yarısı kadar. Titanic'in yolcu kapasitesi 3547 kişi olduğuna göre sadece "belgelenebilen" 1 milyon 500 bin hayvan türü Nuh'un yaptığı gemiye nasıl sığmış Allah aşkına!
  15. 2 points
    Hayat avucundaki su gibidir; sen tutmaya çalıştıkça o akıp gider.
  16. 2 points
    Olabilir valla kadın 100 yaşına geldi hâlâ zıpkın gibi... Zavallı oğlu da sıra bekliyor kral olacağım diye. O bile 75 yaşına gelmiş...
  17. 2 points
    TARİHİN EN ACIMASIZ KADINLARINDAN BİRİ : ELİZABETH BATHORY Doğum: 1560; Ölüm: 1614 Kontes Elizabeth Bathory, Slovak tarihinin en kötü şöhretli seri katili olarak bilinir. Hayatının büyük bölümünü geçirdiği Csejte şatosunda, çalışmak üzere iyi maaş vaadiyle çağrılan köylü genç kızlar bir daha hiç görülmüyorlardı. Elizabeth son derece güzel ve zeki bir kadındı. Politikadan sanata bir çok konuda donanıma sahipti ve gerçekten de güçlüydü. Ülke yönetiminde söz sahibiydi ve çevresine korku salıyordu. Buna rağmen çok basit bir duygunun esiriydi, gençlik hevesi. Kontes yaşlanmaktan ölesiye korkuyordu. Bu duygu onu her geçen gün biraz daha hırçınlaştırmıştı. Kanlı Kontes lakabı almasına sebep olan olaylar zinciri de işte tam bu noktada başladı. Rivayete göre hizmetçi kızın biri saçını tararken kontesin canının yakar. Çok sinirlenen Elizabeth kıza tokat atar ve yüzünü tırmalar. Hizmetçinin yanağından bulaşan kanın, tenini güzelleştirdiğine inanan kontes uşağını çağırır ve kızı öldürmesini, kanını da bir kovaya doldurup ona getirmesini emreder. Bu kanla banyo yapar ve gençleştiğine inanır. Kurbanlarını başlangıçta hizmetkarları arasından seçer ancak zaman ilerledikçe bununla yetinememeye başlar ve civar köylerden genç kızları para karşılığında alıp saraya getirtir. Kızları türlü işkenceler yaparak öldürür, kanlarında yıkanır ve içer. Her geçen gün kendini daha güzel ve güçlü hisseden Elizabeth adeta bir canavara dönüşür. Elizabeth kurbanlarını uzun bir süre boyunca acımasızca döver, onlar ölene kadar işkence eder ve karşılarına geçip izlerdi.. Kontes 1585 ile 1610 yılları arasında en az 650 kadını işkenceden geçirip öldürmüştü. Bathory 1611'de kendi kalesine hapsedildi. Asil kanından dolayı mahkemeye çıkarılıp yargılanmadı. Yemek verilmesi için küçük bir deliği olan bir odaya hapsedildi ve üç yıl sonra açlıktan öldü. Alıntı
  18. 2 points
    ya palaudis yazdıklarının bir kısmı cidden de doğru bazılarına katılıyorum kesinlikle mesela arapları kabile toplum millet vs vs artık ne dersen de hiç sevmiyorum bunu inkar edemem
  19. 2 points
    Öne sürülen ç ok sayıda karşıt görüşe rağmen, “evrim”in en temel bilimsel kuramlardan biri olduğu yadsınamaz. Organizmaların evrimine dair ikna edici kanıtlar sunan Darwin, organizmaların "tasarım"ını açıklayan süreci de keşfetmişti: doğal seçilim. Evrim kuramı, neden bu kadar farklı türde organizma olduğunu bilimsel olarak açıklar ve bu organizmalar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyar. Evrim kuramı, insanların yeryüzünde nasıl ortaya çıktığını ve diğer canlılarla olan biyolojik bağlarını gösterir. Sürekli evrilen bakterileri, virüsleri ve diğer patojenleri anlamamızı ve bunların sebep olduğu hastalıklara karşı etkin koruma yollarının geliştirilmesini sağlar. Tarım, tıp ve biyo-teknolojideki ilerlemeler, evrim bilgisiyle mümkün olabilmiştir. Bütün kanıtlara karşın, pek çok insan evrim kuramının tartışmalı olduğunu düşünüyor. Önemli bir genetikçi ve evrimci olan Francisco J. Ayala, insanlar da dahil bütün organizmaların kendilerinden çok farklı atalardan evrildiği olgusunu altı temel soruya verdiği yanıtla ortaya koyuyor: Ben Maymun muyum? Evrim neden bir kuramdır? DNA nedir? Bütün bilimciler evrimi kabul ediyor mu? Yaşam nasıl başladı? Hem evrime hem de tanrıya inanmak mümkün müdür? Yazar: Francisco J. Ayala Çevirmen: Ferit Burak Aydar Sayfa Sayısı: 72 Yayın Tarihi: 30 Ekim 2014 Yayınevi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
  20. 2 points
  21. 2 points
    Çocukken gözlük yazdırmıştı göz hekimi kullanırken sanki daha da bozuyor gibi geliyordu gözlerim tembelleşiyordu git gide kullanmadım gözlerim açıldı 40 üzereyim daha net görüyorum oysa çok yazı okuyorum genelde bozulması lazım
  22. 2 points
  23. 2 points
    Kuran mushafları toplanıp yakıldı. Ve sonrasında her ayet için 4 şahit gösterilerek ayet ayet yazılarak kitap haline getirildi. Lütfen şunu bir defa en az 10 siteden araştırın. Dünyanın en eski kuranı yemen Sana'a da bulunan bir caminin tadilatı sırasında ortaya çıkmıştır. Karbon testleri ile derinin tarihi islamiyetin ilk kitabı olduğunu kanıtlamıştır. fakat yazılar üzerinde tekrar vardır fakat bilindiği üzere hiç bir arapça işaretleri (şedde ötre vb) yoktur. Arapça değil Aramice yazılmıştır. Ki kuran arapça yazılmadığını bir çok rivayette geçmektedir kesin kanıtı tam değildir. Ve bulunan bu kuranda en basit örnek ile (national geographic'e ait belgeseli vardır) Cennete giden erkekleri 70 huri değil kristal berraklığında salkım üzümler beklemektedir Kötü haber Erkeğin egemen olduğu toplumda salkım üzüm mü daha ilgi çeker? yoksa 70 huri mi? elbette üzüm değil Ve şimdi gelelim Tanrı sözü dediğiniz olaya! Kuranın bir çok yerinde "De ki" geçmese de kimin konuştuğu belli olmadığı için çevirmenler bunu orjinalde olmadığı halde eklemişlerdir. Ve iyice dikkatli okuduğunuzda 3. tekil kişi bile olmaktadır Tanrı. Lütfen bunu dikkatle inceleyiniz o zaman belki çözersiniz. Ve bu Kehf suresini Türkçe okuduğunuzu varsayarak Güneş nasıl oluyor da çamura batıyor açıklamanızı isterim. Çünkü 24 tane hadis çevirmeni bu şekilde çeviriyor bu ayeti! kendi uydurmamız değil insanların uydurmasını yazdığımı da belirtmek isterim Bir söz var mesela dünya hakkında öküzün boynuzunda diye. evet bu doğru! o dönem hayvancılık yapan birisi için öküzleri değerlidir kayıp vermesi dünyasının kararması iflas etmesidir. Yani aslında bu bir deyimdir. ama uydura uydura ne hale getirmişler! Bu arada özür dilerim ama Türkiye'nin kaç uydusu var haberiniz var mı? Başka ülkelere hayranlık ile bağlantısını çözemedim bende mesela bu yazdıklarınıza bir örnek vermeden gelip geçiştirmeniz olmamış! Piri Reis haritasını örnek verebilirdiniz, yada ne bileyim Farabi olabilirdi vs. Onları yok saydığımızı nereden çıkarıyorsunuz ki? Tabi bunları benimsemeniz beni mest etti. Çünkü bu insanlar bilimden yana oldukları için severiz bizde Tamam mesela size bir kaç soru insan cenin iken neden kuyrukludur? sonradan bu organımız yok olmuş gibi tüm hayatımız boyunca gizlice vücudumuz da taşınır? Allah'ın evi denilen camilere paratoner takılır? 2 dua edilse ve bilime güvenmeden Allahtan korunması istense Ama yok savunulacak "İnsan tedbirini alır derseniz sorunun devamından kaçmış olursunuz! Evet mesela Fatihin İstanbulu fethinde gemileri karadan yürütmesi tarihte 2. olaydır aslında ama ilk zannedilir. Youtube üzerinde "Barış Özcan - Dünya yuvarlak değildir!" isimli videoyu izleyin mesela anlattıklarıma binaen bir çok konuda bilgi verir güzel bir çalışmadır. Mısır İskenderiyedeki kuyunun başındaki adama lütfen dikkat edin. O dönemdeki Matematiksel verilere de elbette! Bu verdiğin örnekler güzel ama tefsircilerin aramice okumuş olabileceklerini de göz ardı etmemek gerekli. ve buna ek olarak Arapçanın tam anlamı ile kullanılması halinde "Allah" değil "Ellah" olarak tercüme edilir. Bu konuda da bir araştırma mevcuttu bulursam paylaşayım sizlerle.
  24. 2 points
    Ben sizin dediğinizin aksine tüm dinlerin hatalı ve uydurma olduğunu savunuyorum. Bu dünyada ne yazdıysa İnsan yazdı. o yüzden İnsana inanıyorum Bu daha yalın ve akla, mantığa uygun değil mi? Tüm hadisler uydurmadır güzel kardeşim. Muhammed 600'lü yıllarda yaşamış, Buhari vb hadisçiler ise 200 sene sonra! Hatta işin ilginci bu hadisler 1300lü yıllarda yani hadisleri uyduranlardan 5 asır sonra yaşamış El Yununi tarafından ilk defa kaleme alınmıştır. Ki onun yazdığı rivayet edilir ama aslıda bulunamamıştır. Bunları lütfen araştırın bu konuda konuşmayı isterim elbette. Mesela 600bin hadis toplandığını ve bu hadisler için istihareye yatıldığı falan anlatılır. Allahın sözü diğer kitaplarda değişmez diyorsun ama tevrat'ın değiştirildiğini söylüyorsunuz. Allah o kitapları neden koruyamadı da sadece Kuranı koruduğuna inanıyorsunuz. Ve gerçekten de siz Kuranın kitap haline getirilmeden önce musafların, derilerin vs vs yazılı her şeyin toplanıp yakıldığını gerçekten bilmiyor musunuz? Şimdi 4 kişilik olayını tekrar yazayım sen anlamamışsın olayı; O dönemdeki yazmanlar tarafına bir ayet yazdıracaksan en az 4 kişi şahit göstermen gerekliydi (Ki islam anlayışına göre kadın yarım insan sayılır! düşün kadın şahidin varsa 8 tane olması gerekliydi! neyse) Buna göre kitap haline getirilmiştir Kuran! Birde o emevi dediğin insanların olayına bir bakalım Kuranda zekat ne şekilde geçer aslında? Kazancının sana olan fazlasını camiye vb yerlere vermendir! ama Emeviler paraya tamah ettikleri için malının 40ta 1i diyerek mallarını korumuşlardır. araştırmanı tavsiye ederim bunu. Ve emevilere fazla kızma onlar olmasaydı islam arabistan yarımadasına sıkışmış bir din olarak kalacaktı. Tabi bu arada kuran/islam tamamlayıcı din midir? yoksa diğer dinleri ve kitapları bitirmek, hükmünü kaldırmak için mi? Bu konuda ilahiyatçılar bile iki düşünceyi de destekliyor. Ama baskın gelen tamamlayıcı olduğu En basitinden düşünmek gerekir ise Veda hutbesini verdiğinde yüz bin kişi olduğu söylenir iken Muhammedden sonra kim başa geçecek kavgası yaşanmış! cenazesi 3 gün bekletilip 16 kişilik cemaatle 1 imam (Ali) olarak 17 kişilik bir grupla defnedildi! Size bu garip gelmiyor mu cidden? Geçen aylarda sahte peygamberde bile 3bin kişi vardı! Ha bu arada aklıma gelmişken ben hiç bir incile inanmam hepsi sadece safsatadır. Şöyle düşün şimdi bir kitap yazıyorum ve hiç görmediğim dedemin yazdırdığını söylüyorum.. İsa hiç bir yazılı bir şey bırakacak kadar yaşamadı ki. düz mantık Hiç bir şey kendi kendine var olmaz demişsin. Evet insanı Tanrı değil! Tanrıyı insan yarattı diyorum bende zaten. Ve kimseye hakaret etmediğimi görmediğin gibi hiç bir araştırma yapmadan yobazlık soytarılık gibi hakaretler ediyorsun. Kötü söz sahibine aittir dememe gerek yok elbette ve ekleyecek olursam; senin dini kitabında diyor ki "Allah ademi çamurdan yarattı ve kendi ruhundan üfledi" işte bu bağlamda senin inancına göre bende allahın ruhunu taşıyorum ve bana hakaret ederek Allaha hakaret etmiş olmuyor musun? Hani nerede kaldı sizin "Benim dinim bana senin dinin sana" düşünceniz İnsan bir şeyden korkmadan yaşayamaz. Dediğim gibi bende insana inanıyorum ve dünyadaki durumu görüyorsun insan ne hale getiriyor. bana tek zarar verecek şey insan! Tanrı varsa eğer önce lütfen açlıktan ölen, tecavüze uğrayan bebeklerle, saatlerce işkence görerek yakılan Özgecan gibi gençliğinin baharında öldürülen kızları korusun! 1400 yıldır inanılması haricinde diyorum ki binlerce yıldır tantıya puta vs tapılıyor bu yer yüzünde. İsmail örneğini vermişsin Peki her şeyi bilen gören ve anlatan bir kitap neden sünnet ritüelinden hiç bahsetmemiş ve bu yüzden kaç yüz bin kadın dahi ölüyor? oysa bu tevratta geçer ama kuranda geçmez mesela! neden? Bu konuda lütfen mısır hiyerogliflerine göz gezdir bakalım karşına neler çıkacak hatta şu örneği vereyim sana; Bak 6000 sene önce nerede geçiyor sünnet ritüeli Mükemmel kitaptan bir kaç örnek vereyim sana; Canlılar çift yaratıldı der mesela "Her şeyi çift (erkek-dişi) yarattık ki düşünüp ders alasınız." (Zâriyât, 51/49) ama tek hücreli canlı var? Mesela “İkisinden de inci ve mercan çıkar. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?" (Rahman, 55/22-23) da belirtildiği bir yer yoktur. Araştırmalar sadece bir çok yerde suyun bu hale geldiğinini onunda zaten karıştığını belirtiyor. hadi bunu geçelim. Mercan tatlı suda yetişmez buda bilimin açıkladığı yegane olaydır. Yada Kehf suresinde geçen güneşin balçığa batması? Büyük İskenderden bahsedilen ve Zülkarneyn olarak bilinen peygamberi örnek verelim mi? İnan yaz yaz bitmez bu örnekler. Ki daha Cahiliye döneminde bile ayıp sayılan olayların normalleştirildiği Ahzap suresine girmek bile istemiyorum...! Dip not; Bir daha hakaret eder bir yazını gördüğümde engellerim! Zebur zaten çok kısadır aynıları tüm dinlerde geçtiği gibi insanların benimsediği 10 emiri kapsar. Kurandan ahzap suresini çıkart ve indirildiği dil olan aramice olarak oku tevrata benzerliği muhteşemdir. Fakat nasıl olduysa tevrat değiştirildiği söylenir. Bunu bir çok ilahiyatçıya sordum ama ne zaman değiştirildi? diye alıntılardan önce mi sonra mı? tabi cevap yok. ve o cübbeliye uyzum terlik falan satıyor ama twitterda hep engelliyor beni Diğer kitaplar geçerliliğini kaybetmiş ise serbest'e verdiğim örnekteki olay olur; İslam diğer dinleri siler ve tek din olur diğerlerinin hükmü kalkar. o halde müslüman erkekler neden yahudi adeti olarak nitelendirilen ama 6000 senedir var olan sünnet ritüeline maruz kalırlar. ki sağlık açısından çok sakıncalı olduğuna dahi girmiyorum. Bu konuda bir uzlaşma yok. İslam diğer dinlerin hükümlerini kaldırıp atıyor mu? yoksa diğerlerini tamamlıyor mu? Tamamlıyor ise diğerleri değiştirildi tezi koca bir yalan! hükümsüz sayıyor ise yukarıda verdiğim basit örneği neden yapıyorlar? Kimsenin elindeki hıyara elimde tuz ile koşmam tek tek araştırırım, bir çok sağlam yayın yapan kanallar var youtube üzerinde bu alanda. ve kanıtsız hiç bir yazı vb paylaşımları olmaz. tek tek islam tarihinden örnekler verirler delilleri ile beraber. Bakın bir örnek vereyim size islamdan önce mekkenin her hangi bir haritada geçmediğini biliyor musunuz?
  25. 2 points
    Kizima anlatacağım masallar listesine girdi Tesekkurler
  26. 2 points
    Zebur bilmiyorum okumadım. Tevrat ve kuranı kerim çok benziyor hatta bildiğim kadarı ile vakıa, mülk süresi ve bir kaç süre tevrad tan alındı diye okumuştum Kuranı kerimde. İncilide okuyordum değişmiş insanlar kendi egosunu yazmış dediler zaten pekde hoşuma gitmedi okumadım. Allah bu kitapları okumamızı, peygamberlere inanmamızı yazmış. Lakin öbür kitaplar geçerliliğini kaybetmiş son kitabımız Kuranı kerim olduğu için geçerliliğini koruyor yazılı. Çok detaylı bilmiyorum yazdıklarınızı da okuyorum. Yorum bile yapamıyorum. Güzel şeyler yazıyorsunuz. Bazı şeylere katılmasamda acaba diyorum araştırıyorum. Mantıklı bir açıklamamda yok açıkcası. İnsanlarada pek güvenmeyin uy diyenin peşinden giden tipleriz. Adamlar 600 rekat namaz kıldırıyor neymiş eksik kıldığı namazlar varmış bidonlar altın dolacakmış. Vurgun 8 milyon yeni para, eski para ile trilyonlar. Rabbim saf aklımızı versin bizlere...
  27. 2 points
    Pisss, kokuşmuş, hortlak. Bencillikte sınır tanımayan yaratık. Acayip sinirlendim. İngiliz kraliçesinide büyücünün kızı diyorlar ya doğrudur..
  28. 2 points
  29. 2 points
    Şimdi islam tarihini ne kadar okuduğunuzu ve bildiğinizi, İslam hatta inandığınız dinin kitabı Kuran-ı Kerim hakkında ne kadar bilgili olduğunuzu sorgulamadan size sormak istediğim bir kaç soru olacak. 1.si (Mekkede) Arap pagan geleneklerinde ki baş tanrı yani El İlah isimli put için Muhammedin babası Abdullah'ın kurbanlık olduğunu ve bu yüzden Muhammedin "2 kurbanlığın oğluyum" dediğini biliyor musunuz? İslamiyetten önce Abdullah (Allahın / El ilahın kulu) ismi size hiç acayip gelmedi mi? 2.si Kurandan önce gelen hiç bir kitap hakkında bir bilginiz var mı? okudunuz mu? 3.sü Kuranın çok büyük bir bölümü tevrat ile neredeyse birebir aynıdır. (Okusaydınız anlardınız!) Şimdi ki sorum ise. Tevrat değiştirildi ise Kurana alıntı yapıldıktan sonra mı değiştirildi? yoksa alıntılanmadan önce mi değiştirildi? Eğer önce ise Kuran'ın doğruluğunun kabul dahi edilmemesi gerekli! Eğer sonra ise yine Kurandan önce Musevilik değiştirilmemiş oluyor farkında mısınız? Allah tarafından korunduğunu düşündüğünüz Kuran'ı Kerimin kaç defa toplatılarak yakıldığını ve sadece her kişinin 4 şahit gösterilerek tekrar yazıldığını biliyor musunuz? Bu islam tarihinde geçer ve hadislerden daha gerçektir. Bu olaylar olurken değiştirilmediğine ne kadar emin olabiliyorsunuz? Nihayetinde İslamın şartları bile emevi uydurması iken (Ki bir çok müslümanın bilmediğine eminim!) Kuranın değiştirilmediğine inanmak açıkçası bana göre gülünçtür! Şimdi şöyle düşünün; Allahın evi/ibadethanesi denilen camilere bile yıldırımdan korunmak için paratoner takan insanlarsınız Allah korumuyor muydu? Ha buna en iyi verilen cevapta şudur; "İnsan tedbirini alacak".. İşte bizde buna "Bilim" diyoruz! Bilime inandığınız sürece tehlikelerden korunursunuz dua ederek yıldırım düşmemesini beklemek ile değil! Lütfen bir defa dahi olsa şu tüm dinlerin kitaplarını Türkçe ve en önemlisi anlayarak okuyunuz! ve notlar alarak karşılaştırınız! Saygılar
  30. 2 points
    Dolmaz mııı? Binbir çeşit... Ama gözüm doymuyor işte...
  31. 2 points
  32. 2 points
    Sevgililer günü için büyük marketlere gelen çiçeklerin bir hafta sonra ucuzlamasını iple çekiyorum...
  33. 2 points
    satmak icin neler düsünüyorlar bu i..ler diyecegim ama neyse yine hos fikir bence nitekim alamayan da olabiliyor ...
  34. 2 points
    Iki dunya tatlisi da bende var.onlarin varligi cok buyuk mutluluk.dost arkadas cocuk onlar benim icin.bu duyguyu tabi sadece merhamet sahibi olanlar anlar.
  35. 2 points
    Kur'an-ı Kerim'i yeterince okumuşluğum var. Zaten konu Kur'an-ı Kerim'deki ayetler değil, bunların sanal dünyaya yansıması. Basit bir örnekle duruma açıklık getireyim. Elimdeki mealde İsra Suresi 13. Ayeti "Her insanın uğursuzluk kuşunu onun boynuna takmışızdır. Kıyamet günü kendisine, önünde önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız" şeklinde yazmasına rağmen, ayet özellikle sosyal paylaşım sitelerinde "Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağladık" gibi çok ciddi bir çarpıtmaya uğramıştır. Emin olun bir çok Müslüman böyle ayetin gerçekten var olduğuna inanıyor. Milligazete yazarı Halil İbrahim Er, 3 Temmuz 2016 tarihinde kendi köşesinde bu konuya değinmiş. Bir kısmını aktarıyorum, "İsra Suresi 13. ayetini bazı kişiler “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık” şeklinde tercüme etmektedirler. Halbuki bu tercüme yanlıştır. Ayetleri fikirlerimize göre çeviremeyiz. Her kelimeyi Arap dil kuralları ve o dönem Arapların verdiği anlamı düşünerek çevirmeliyiz. Tevil veya tefsir yapılacaksa da bu temel dayanaktan hareket etmeliyiz. Tamamen kendi fikrimize göre eğip bükemeyiz. Ayetin doğru meali şu şekildedir: “Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.” Bu çeviri herkesin ittifak ettiği bir çeviri iken birisi kendi dünya görüşüne dayanak oluşturması için anlamını değiştirerek çevirmiştir. Böyle herkes kafasına göre ayetleri çeviremez. Ehli Kur’an denilen kişilerin ulaşacağı nokta bu olmamalıydı."
  36. 1 point
    Ara form bulunamaması iddiasını araştırmaya cesaret edebildiniz mi yoksa okuduklarınız mistik görüşünüzü destekleyen "Evrim Aldatmacası" ya da "Göz gibi muazzam bir organ nasıl tesadüf eseri olabilir?" tarzında sofu temalı kaynakların size sunduğu argümanlardan mı ibaret? Gerçi Darwin'in teorisinden iki sene sonra bulunan ara form Arkeopteriks'ten habersiz olduğunuza göre sorduğum soru da kendiliğinden cevaplanmış oluyor. Yaratılışçılardaki ara form saplantısı evrim teorisi ve bilim ile ilgili hiçbir şey bilmediklerinin ya da hâlâ 1859 yılında yaşadıklarının bir başka kanıtı aslında. 161 yıl önce Charles Darwin bu teoriyi ortaya attığında evrim ile ilgili en net kanıt arageçiş formu olabilir -ki kendisi de kendini bu şekilde eleştiriyor- lâkin artık 1859 yılında değiliz. Genetik adında bir bilim dalı var ve bu bilim çiğnediğiniz sakızdan DNA'nızı çıkartabiliyor. Yani evrimin kanıtlanması için sizin yarı inek yarı balina şeklindeki hiç var olmayan masalvari ara formlarınıza ihtiyacı yok.
  37. 1 point
    Yok canım arkadaşımın face den aldım... Annesinden yeni ayrıldığı için olabilir. Çok güzel bakılıyor çünkü... Valla o kadar doğru şeyler yazmışsın ki, üzerine söyleyecek laf bulamadım. Bir olumsuzluk da ben ekleyeyim, zaten otobüse almazlar. Bizim oğlumuz yaşarken, bir şehirden bir şehire seyahat ettiğimizde çok zorlanıyorduk. Bırak otobüsün içine almayı bagaja koymayı bile zor kabul ettiriyorduk. Araba aldık da kurtulduk...
  38. 1 point
  39. 1 point
    Ülkemiz de neredeyse hiç kullanılmayan sözler "Bilmiyorum" "Bu konuda bilgim yok" "Haklısın" "Hata benim" "Özür dilerim" "Kusura bakma" "Affedersin" "Yardıma ihtiyacın varmı" "Büyük başarı kutlarım"
  40. 1 point
    Sert mi yumuşakmı, Görüntüsünü acıbadem kurabiyesine benzettim.
  41. 1 point
    Her şey beklemesini bilen kişiye kendiliğinden gelir. Ama unutma " beklemesini bilene". Tolstoy
  42. 1 point
    Hacer abla konu sahibi konuyu acalı uzun zaman olmuş. Rahatsız olacağını sanmıyorum. O zaman bana da tabir yapabilir misin? Ben geçen gece 3 tane rüya gördüm. 1. Bir varlık siyah kapşonlu beni korkuttu. Gözleri zeytin gibi tuhaf bir sureti vardı. 2. Gece karanlıkta sokakta eşimle birlikteydik. Afedersiniz benim tuvaletim vardı. Sokaklar bomboştu. Eşim beni beklemeyip yoldan yukarı gitti. Ben de beni bekle diye seslendim. Tam o sırada yolun karşısından bana doğru iri bir adam gelmeye başladı. Birden karşımda durdu. Ben de öleceğim sahip çok korktum. Sonra eşimle bir anda arabada buldum kendimizi. Adamlardan kaçıyorduk. O iri adamdan. Sonra gündüz olmuş babaannemgilin evin önünde benzinimiz bitti. Adamlar bizi yakaladı. Kötü niyetli değildik bir müjde verecektik dediler. Biz de rahatladık. 3. Ruyamda; benim köyünde benim için bir balo parti veriliyormuş. Üzerimde upuzun SARI bir elbise var. Yüksekçe pist gibi bir alan var ve çok kalabalık. Prenses gibi ortalıkta geziyormuşum. Herkese; gece bir adamın karşıma dikildiğini anlatıyorum. Ama iyi niyetlilermiş falan diyorum. Sonra kalabalıkta sıkışıyorum. Rahmetli kayın validem elini uzatıp "balbadem sen miydin" diyor ve elimden tutup beni çıkarıyor. Kalabalık bir anda açılıyor ben geçiyorum. Insanlarla selamlaşıyorum. Sonra insanlar yemek yemiş hoşaf içmişler. Genç kızlar kapları toplayıp pınarda yıkayacaklarmış. Bir kız ben merdivenlerdeyken elindeki hoşafı yere döküyor ben geçerken eteğime sıçrıyor. Ben sinirleniyorum. Kıza bağırıyorum. Kız gidiyor. Ben de akan suya elimi sokup eteğimi sıvazlayarak kirlenen yeri temizlemeye çalışıyorum. 3 defa bu işlemi yapıyorum. Bunu yaparken bir de farkediyorum ki emeğimin altında Mavi kot pantolonum var. Allah Allah elbisenin altına kot giymişim diyorum. Sonra da iyi yapmışım diyorum. Rüyam bitiyor. Tabirini yaparsan çok sevinirim.
  43. 1 point
    “Karma” enteresan bir kavram. Sanskritçe dilinde hareket anlamına geliyor. Daha iyi açıklamak için önce Newton’un “Hareket Yasaları”nın üçüncüsü olan Etki-Tepki Prensibi’ne bakalım: Basitçe tanımlamak gerekirse; bir cisme, bir kuvvet etkiyorsa; cisimden kuvvete doğru eşit büyüklükte ve zıt yönde bir tepki kuvveti oluşur. Burada dikkat edilmesi gereken, bu kuvvetlerin aynı doğrultu üzerinde olduğudur: Her etkiye eşit zıt tepki vardır. ” Bir yandan da Karma’yı “Saçtığın enerji frekansı neyse benzerini çekersin” diye tanımlayabiliriz. Hayata dair bir terminolojiyle söylemek istersek de kültürümüz bize birkaç alternatif sunuyor: Rüzgâr eken fırtına biçer. / Ne ekersen onu biçersin. – Atasözü “Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz.” veya “İnsan ayıpladığını yaşamadan ölmez” – Hadis-i Şerif İyilik yapan iyilik bulur. – Atasözü Eğer reenkarnasyona inanlardansanız, bu hayatta yaptıklarınızın üstüne geçmiş yaşamlar da giriyor işin içine. Ve eğer Aile Dizimi gibi çalışmalara katıldıysanız biliyorsunuz ki; kişisel Karma’nızı etkileyen şeyler arasında birkaç kuşak önceki atalarınızın yaptıkları bile var. Hadi gelin toparlayalım Yaptığımız her eylemin, söylediğimiz her şeyin ve hatta aklımızdan geçirdiğimiz her düşüncenin bize bir geri dönüşü olacaktır. Bunu da 12 değişmez yasa arasında bulunan “Sebep-Sonuç Yasası” gayet güzel açıklamaktadır: “Evren’de hiçbir şey şans eseri olmaz. Düşünce dahil gerçekleş(tiril)en her eyleme dair bir sonuç (tepki) oluşacaktır. Aynı şekilde aldığınız her sonucun nedeni olan bir eylem vardır.” Konunun rasyonel boyutunu ve iş dünyasındaki açılımını merak ediyorsanız, modern yönetim sistemlerinin yaratıcılarından Kauro Ishikawa’nın Sebep Sonuç diyagramı veya balık kılçığı diyagramına bakabilirsiniz. Sebep-Sonuç (ya da Etki-Tepki) yasasında bilmemizde fayda olan bir başka önemli ifade daha var: Herhangi bir konuyla ilgili çabanın başarısı; doğrudan ya da dolaylı olarak, tahmin edilebilir bir belirli sebep ve/veya hareketin sonucudur. Karma’ya göre söylediğimiz, yaptığımız ve düşündüğümüz her şeyin hayatımıza doğrudan etkisi var.Bu konuda attığımız adımları nasıl atacağımızı haftaya daha detaylı yazacağım. Karma’ya dönecek olursak; yaptığımız, söylediğimiz ve düşündüğümüz her şeyin hayatımıza doğrudan etkisi var ve sorumluluk daima kişinin kendisinde. Biraz daha basitleştirelim: “Hayatımızda olan biten her şeyin sorumluluğu bizde!”. İyice netleştirelim: “Hayatında ne oluyorsa buna senin yaptığın, söylediğin ve düşündüğün şeyler sebep oluyor”. Yani bir anlamda her an seçimlerinle hayatını yaratıyorsun. 1. Büyük Karma Yasası “Ne ekersen, onu biçersin”. Evrene yolladığınız her şey size geri döner. Kötülük, beddualar, lanetler, belalar, kem bakışlar, yokluk bilinci, dedikodu, art niyet, yargılama, nefret, kıskançlık ya da kısıtlayıcı düşünceler… Ve elbette sevgi, hayır duası, şifa, iyi dilekler, teşekkürler, hakkaniyet, razı gelmeler, fedakârlıklar, saygı, söz hakkı da öyle. Kelimenin tam anlamıyla ne verirseniz, onu alırsınız. Siz ne almak istiyorsunuz? Dikkatli seç! Sorumluluğumuz nedir? Bunun cevabı; eylem, söylem ve düşüncelerimiz konusunda yaptığımız seçimlerde her an daimi bir farkındalık içinde olmaktır. Kulağa zor geliyor biliyorum; ama bir kere niyet edip başladığınızda ve birkaç hafta boyunca her sabah bu niyetinizi tekrar ederek; gün içinde düşünce, söylem ve davranışlarınızla ilgili seçimlerinize dikkat ve özen gösterdiğinizde daha birinci ay dolmadan fark ediyorsunuz ki bu, sizin kişilik özelliklerinizden biri olmuş. Seçimleriniz konusunda kendinizi 3 hafta boyunca adadığınız bir taahhütle özen gösterirseniz hayatınız çok daha farklı (ve elbette olumlu) bir şekilde dönüşecektir, bilginiz olsun. 2. Yaratım Yasası Biliyoruz ki; istediğimiz şeyler durup dururken olmaz, bizim de hadiseye dâhil olmamız gerekiyor. Ve bu noktada da şunu anlamak önemli: Evren bir bütündür ve biz de onunla biriz. İçimizde ve dışımızda ne varsa, istisnasız hepsi Evren’in bir parçası ve her şey ama her şey birbiriyle bütünleşmiş şekilde birbirine bağlı. Bu, yaşamınızın nasıl ilerleyeceğini etkileyebileceğiniz anlamına geliyor. Çünkü etrafımızı çevreleyen her şey içsel durumumuzla, yani ruh halimiz ve düşüncelerimizle ilgili bize sayısız ipucu veriyor. Bu durumda en iyisi kendiniz olmak ve etrafınızı sadece etrafınızda var olmasını istediğiniz şeylerle donatmak. Çevrenizi olmasını dilediğiniz şeylerle donatıp ve gerçekten olmak istediğiniz kişi olursanız, her şeyin bütünleşmiş şekilde birbirine bağlı olduğu Evren nasıl cevap verecektir acaba? Düşünmeye değer, değil mi? 3. Tevazu Yasası Anonim bir deyiş var: “Alçakgönüllülük olmadan, yiğitlik tehlikeli bir oyundur.” diyor. Aile içinde, sosyal hayatımızda, iş yerinde, sevgilimizle, takım tutarken, görüş bildirirken ve dinlerken uygulamayı pek az hatırladığımız muazzam bir insan yeteneği tevazu. Bir başka deyişle; alçakgönüllülük. Etrafımızdaki insanlara uygulamadığımız bir şeyi kendimizle olan ilişkimizde uygulamak da doğal olarak zorlaşır. Bu yüzden de hayatımızda reddettiğimiz her şey, hayatımızda kalmak için direnç gösterir. Çünkü, eğer karşımızdaki insanı kötü ya da düşman olarak görüyor veya onu herhangi bir sebepten dolayı yargılıyorsak; yüksek bilinç düzeyini hedeflemiyor ve daha iyi bir versiyonumuzun varoluş seviyesine odaklanmıyoruz demektir. Tevazu, bu konuda iyi bir ilaçtır. 4. Büyüme/Gelişme Yasası Ulaştığın yer neresiyse, orası gitmeyi seçtiğin yerdir. Ruhani anlamda kişisel büyüme sadece ve sadece tek bir şekilde olur: Biz değişirsek. İnsanlar, koşullar, ortamlar, mekânlar, şehirler veya sahip olduklarımız değil; biz değişmeliyiz. Bu dünyada sahip olduğumuz yegâne varlık kendimiziz. Ve kontrol edebileceğimiz yegâne şey de yine kendimiziz. Gönlümüzün ta derinliklerinde kim ve ne olduğumuzu değiştirebildiğimizde çevremizdeki insanlar da koşullar da bize uyum sağlayacaktır. Hayatımdan bir örnek vereyim: 2005 yılı, Göksu evlerinde oturuyorum. Sitenin girişindeki güvenlik kulübesinde yeni bir görevli var. Görev saatleri de tam benim ajanstan eve dönüş saatlerim. Benim için servis sağlayan her insan kıymetlidir ve bakkalından garsonuna hepsiyle selamlaşır ve hatta mümkünse şakalaşıp sohbet ederim. Siteye girerken göz göze geldik. Elimi kaldırıp selam verdim. Aaa… Kafasını çevirdi herif! Bozuldum tabi. Kızdım, söylendim ve hatta sanırım arabanın içinde herife küfür de ettim. Ertesi gün, sonraki gün ve takip eden bir hafta boyunca yüzüne bile bakmadım terbiyesiz herifin! O zaman da henüz kişisel olarak gelişmemişim, bildiğin reklamcıyım. Bir süre herife selam vermemek suretiyle cezalandırdım kendisini. Sonra bir şey oldu: Levent’te çalışıyordum o dönem ve eve dönerken ikinci köprüden Asya yakasına geçip ilk sapaktan Anadolu Hisarı’na giriyorum. Bahar akşamı, köprüde camları açıp, sağ şeritten yavaş yavaş giderken bir yandan da manzarayı seyrediyorum. Radyoda Cesaria Evora çalıyor. Çok keyifliyim. Siteye geldim, güvenlik kulübesinde bizim eleman oturuyor. Keyfim çok yerinde olduğundan mıdır nedir, elimi kaldırdım gülümseyerek selam verdim. Bu kez ne oldu biliyor musunuz? Yok bilemediniz, yine kafasını çevirdi herif. Ama bu kez, o keyifli ruh halinde başka bir karar verdim: O günden sonraki her akşam, adamın gözünün içine bakıp elimle selam vermeyi sürdürdüm. Bir hafta sonra o da bütün yüzüyle gülümseyerek selam veriyordu bana. Eğer bir şeylerin değişmesini istiyorsanız; içinizde sizi o konuyla ilgili rahatsız eden şeyin üstüne giderek, onu değiştirin. İnanın bana Dünya’yı değiştirebilirsiniz! Ve yalnızca böyle büyüyebiliriz. 5. Sorumluluk Yasası Hayatınızda ters giden herhangi bir şey olduğunda, bu durum siz de de ters giden bir şeylerin olduğunu gösterir.Hayatımızda ters giden bir şey varsa, biz de ters giden bir şey var demektir. YÜZDE BİN! Bu evrensel bir gerçek: Biz etrafımızın aynasıyız ve etrafımız da bizim aynamızdır. Olan her şeyde sorumluluğumuz var, her şeyde! Etrafımıza bu gözle bakıp, başımızdan geçenlerle ilgili “Bu konuda benim sorumluluğum nedir?” sorusunu sormaya başladığımızda, hayatımızın da sorumluluğunu almış oluruz. “Hayatımızda olan biten her şey bizim sorumluluğumuzda” farkındalığı Dünya’yı bambaşka bir gezegen yapabilir. 6. Bağlantı Yasası Hatırlayın: Evren bir ve bütün. Bu yüzden, size küçük ve önemsiz gelen (bir anlamda yargıladığınız) şeylerin bile yapılması gereklidir; çünkü her şey birbirine bağlıdır. Küçük ya da büyük her adım bir diğerini getirir ve bu böyle devam eder durur. Devasa bir işin bitirilebilmesi, işin başlangıcındaki o küçük adımın atılmasına bağlıdır. Ve ne ilk adım ne de sonuncusu diğerinden daha büyük anlam ifade eder; her ikisi de görevin tamamlanabilmesi için elzemdir. Evren’de her şey gibi; geçmiş, şu an ve gelecek de birbirleriyle bağlı ve birdir. Tanımadığın adamla kahvaltı mı edilirmiş?! Birbirini tanımayan insanların, Nişantaşı’nda bir apartmanın giriş katındaki birkaç odalı bir dairenin salon ve odalarında büyük tahta masalar etrafında, sanki bir evdeymiş gibi kahvaltı edip kahve içtikleri tek bir dükkân olarak kurulan ve adını da “Ev” konseptinden alan bir “Cafe” milyonlarca dolara satılabiliyor mesela. Bu süreçte hangi adım daha önemsiz olabilir ki? O masayı, o apartman dairesinin içine koyacak cesur fikri hayata geçirmek mi? Takip eden yıllarda bu konsepti Türkiye’nin en gözde semtlerinde devasa restoranlara dönüştürmek mi? Yoksa sonuç itibariyle gerçek varlığı masa sandalye ve kalabalık bir menüden oluşan bir zinciri on milyonlarca dolara satan bir sözleşme imzalamak mı? 7. Odak Yasası Bunu anlamak için bir deney yapabilirsiniz: Aynı anda iki farklı şey düşünmeyi deneyin. Yapamayacaksınız! Bir düşünce diğerinin hemen ardından gelecek, bir nano saniyede bir şeyden diğerine dönüşecek, “Dur yahu galiba yapabiliyor muyum acaba?” derken asıl düşündüğünüz şeyi düşünemediğinizi fark edeceksiniz. Ne olursa olsun, aynı anda iki farklı şeyi düşünemeyeceksiniz. Bu yüzden odağımızın nerede olduğu çok önemli. Hayatınızın için de bunun ne kadar önemli olduğunu başlıklı yazımda anlatmıştım. Ruhani gelişim yolunda da odağınızın nerede olduğu -tekâmül, gelişim ve dönüşüm konularında büyüyebilmek istiyorsanız- çok önemli! Eğer ruhani büyümeye odaklandıysanız sizi aşağı çeken açgözlülük, kıskançlık, öfke ve güvensizlik gibi düşük düşüncelere sahip olmanız mümkün değildir. 8. Vermek ve Mihmandarlık Yasası Bu yasanın İngilizce ismi “The Law of Giving and Hospitality”. Hospitality sözünü “misafirperverlik” ya da “konukseverlik” olarak da çevirmek mümkün olsa da “mihmandar” kelimesinin anlamı daha iyi ve kuvvetli şekilde karşılıyor içeriği: “Misafire hizmet ve yardım eden; misafiri ağırlayan kimse”. Bu yasanın da söylediği şu: Eğer bir şeyin doğru olduğuna inanıyorsanız, hayatınızın bir anında bu bahsettiğiniz “doğru”yu sergilemeniz gerekecektir. Bir başka deyişle; savunduğunuz “doğru”yu eyleme dökmek için bir şeylerden vazgeçmenizi, bir şeyleri vermenizi ya da bırakmanızı gerektiren durumlar yaşayacaksınız. İşte bu durumlar sözümüzü, pratikte aksiyona dökme yeri ve zamanıdır. 9. Şimdi ve Burada Yasası Geçmişin muhasebesini yapmanın neden olduğu en tatsız şey tam şu anda ve burada olmamızı engellemesidir. Geçmişe dair düşünceler, geçmişten beri süren alışkanlıklar, eski paternler, eski hayaller… Hepsi de bizim yeni düşünce, alışkanlık, duygu ve hayallere sahip olmamıza engeldir. Aynı şekilde gelecek de şimdi ve burada olma halinizden çalar. Geleceğe dair en basit bir merak duygusu, endişe ve kaygı, yani gelecekle ilgili tüm negatif duygu halleri size şu anda ve bulunduğunuz yerde fayda sağlamadığı gibi, sizi, “şimdi ve burada” olma gücünden de uzaklaştırır. 10. Değişim Yasası Değişim öncelikle sizden başlamalıdır.“Tarih tekerrürden ibarettir”. Bu kesin ve net bilgi: Tarih kendini tekrar eder. Ta ki biz yolumuzda değişim gerektiğine dair öğrenmemiz gerekenleri öğrenene kadar! Aynı tip adamlar ve kadınlar mı çıkıyor karşınıza? Ok. Görmediğiniz ne var? Neyi değiştirirseniz aynı filmi izlemekten kurtulabilirsiniz? 4. yasayı, “Büyüme/Gelişme Yasası”nı hatırlayın: Değişim sizde başlayacak. İşler siz öğrenmeniz gerekeni öğrenip de değişik yolu seçtiğinizde düzeliyor. 11. Sabır ve Ödül Yasası Tüm ödüller bir çabanın sonucudur. Kalıcı değerlere sahip ödüller, sabırlı ve ısrarlı çalışmaların sonucunda gelir. Gerçekten keyifli ve huzurlu olmak istiyorsak yapmamız gerekenleri yapmak ve yaptıklarımızın ödülünün tam zamanında geleceğine güvenmek, yapılacak en akıllıca şeydir. Kısa yoldan köşe dönmeyi kovalamak da, Sıkışık trafikte emniyet şeridine dalmak da, Yeni tanıştığınız kadını hemen yatağa atmak ve İki haftadır birlikte olduğunuz adamla bir an evvel evlenmeye çalışmak da tamamlanmışlık, tatmin ve ödül duygularına kestirmeden ulaşma denemeleridir ve sonuç genellikle sevimsiz olur. Yani neymiş? Sabreden derviş murada ermiş. 12. Önem/Anlam ve İlham Yasası Neyin gerçekten önemli olduğunun farkında kalabiliyor muyuz? Bırakın farkında kalmayı, gün içinde yaptıklarımız arasında neyin önemli olduğunu düşünüyor muyuz? Bu sorular dursun kenarda, gelin biz “ilham”ın anlamlarına bakalım: Allah tarafından kalbe ihsan edilen feyiz ve hakikatler. Tanrı’nın, peygamberlerin yüreğine doldurduğu tanrısal âleme özgü duygu ve düşünceler. Esinlenme, içe doğma. Herhangi bir şeyin gerçek değeri direkt olarak içine konan niyet ve enerjiyle ilgili ve bu yüzden kişisel olarak bulunduğumuz her katkı aslında bütüne katkı demek. Bununla birlikte ilhamdan ve parıltıdan yoksun bir bireysel katkının bütüne bir şey katmayacağı da ortada. Oysa ilham ve aşkla kattığınız her şey bütüne de muhteşem bir ilham veriyor. alıntı.
  44. 1 point
    Internetnette boş boş dolaşırken rarstlasiyorum sizinle paylaşmadan olmaz
  45. 1 point
    Başın sağolsun. Allah babana rahmet eylesin inşallah. İlk zamanlarda hep böyle oluyor. Ama zamanla serinliğini veriyor Allah. Acısı özlemi sızı gibi kalıyor içinde ama tabi daha çok yeni şimdi. Zamana ihtiyacın var. Allah sabırlar versin, çok zor...
  46. 1 point
    12 Ağustos Kanada’daki yeni evime taşındım. Çok heyecanlıyım. Burası çok güzel. Dağların manzarası muhteşem. Onların karlarla kaplı halini görebilmek için sabrımı zorluyorum. 14 Ekim Kanada dünyanın en güzel yeri. Yapraklar kırmızı ve turuncunun tonlarına dönmeye başladı. Bir atla kır gezintisi yaptım ve bir sürü geyik gördüm. Çok güzeller. Yeryüzündeki en güzel hayvanlar. Burası resmen bir cennet. Kanada’yı çok ama çok sevdim. 11 Kasım Geyik avlama sezonu kısa bir süre sonra başlıyormuş. Bu kadar güzel hayvanları öldürmeyi nasıl olur da isterler anlamıyorum. Umarım yakında kar yağışı başlar. Sabırsızlıkla bekliyorum kar yağışını… 2 Aralık Dün gece kar yağdı. Her yerin beyaz bir örtü ile kaplanışını seyretmek için gece saat kurup kalktım.Tıpkı kartpostal gibi. Dışarı çıktık merdivenlerdeki ve garajın önündeki karları kürekle temizledik. Kartopu oynadık (ben kazandım). Kar temizleme makinesi gelince, garajın önündeki karları tekrar temizlemek zorunda kaldık. Yorulduk ama çok eğlendik. 12 Aralık Dün gece biraz daha kar yağdı. Kar temizleme makinesi ile garajın önündeki karları tekrar temizledik. Burayı seviyorum ama kar da bazen sıkıcı oluyor. Yine de, iyi ki gelmişim buraya diyorum. 19 Aralık Dün gece biraz daha kar yağdı. İşe gitmek için garajdan çıkamadım. Burası çok güzel bir yer fakat kürekle kar temizlemekten yoruluyor insan epeyce. 22 Aralık Boktan kar dün gece yine yağdı ! Kürekle kar atmaktan ellerim su topladı, belim tutuldu. Kar temizleme makinesi ben garajın önünü kürekle temizleyene kadar yolun köşesinde gizlendi. Pezevengin evladı ! 25 Aralık ..ktiğimin karı yine yağdı. Eğer kar temizleme makinesini kullanan pezevengi elime bir geçireyim, o puştu geberticem. Yollardaki buzu eritmek için neden tuz kullanmıyor acaba ? 27 Aralık Allahın belası kar dün gece yine yağdı. İnanılır gibi değil. Durmaz mı hiç ulan bu? Kar temizleme makinesinin son gelişinden beri 3 gündür karları kürekle atamadığım için resmen eve hapsoldum. Hiçbir yere gidemiyorum. Hava durumunu sunan spiker bu gece 25 santim daha yağacağını söyledi ! Yuh ! Ana………… yağ bari ! 28 Aralık Dün gece kar ” 83 cm ” yağdı, ne 25’i ! Bu kodumunun karı yazdan önce erimez abi. Kar temizleme aracı kara saplandı, hıyar herif benden kürek istedi. Karları temizlerken son kalan küreğimi de kırdı ibne ! Ben de gittim kafa attım. Burnu yamuldu ..ospu çocuğunun. Mahkemelik olduk… 4 Ocak Nihayet evden çıkabildim. Markete gittim, yiyecek filan aldım. Dönüşte bir geyik arabamın önüne atladı. Arabamda 3000 dolarlık hasar var. Bu pis hayvanların hepsini gebertmek lazım. 3 Mayıs Arabayı şehirde tamirciye götürdüm. Yollara dökülen tuz yüzünden arabamın kaportası çürümüş. “Arabayı atın, yenisini alın” dedi tamirci… 10 Mayıs Türkiye’ye kesin dönüş yaptım. Adana'ya bir daha ayrılmamak üzere yerleştim. s..kerim Kanada’yı da, karı da, geyikleri de... Alıntı
  47. 1 point
    Hah nasipse gelir yemenden, çinden nasip değilse ne gelir elden diye biliyordum ben onu!
  48. 1 point
    Ayva tatlısı 3 adet ayva tertemiz yıka, kabuklarını soy 2 ye böl içlerini ayıkla, Kabukları nı tencerenin içine yay üzerine yarım ayvaları koy. Her ayvanın içine 3 çorba kaşığı şeker kat üzerine ben nar çiçeği diyorum genel adı hibiskus mu neymiş ondan birer parça şekerin üstüne koy, Ayva çekirdeklerinide ekle, 1tatlı kaşığı karanfil 1 adet kabuk tarçın 1avuç nar Alevli aygazda kaynat, katnamaya başlayınca altını kıs 20 dk falan kaynasın Daha yazıyorum Sıcak sıcak tabağa al, suyunuda cam kaselere boşalt pelte pelte oluyor ayva çekirdeği sayesinde. Jöle gibi Soğuyunca üzerine kaymak ceviz dök. Afiyet olsun. Şimcik bitti 3 ayva için 3 su bardağı su konulacak
  49. 1 point
    Diş macunu reklamindan nefret ediyorum kanlı tukuruklerini görmekten bikdim tiksindim
  50. 1 point
    bu dua gece yarisi okunur. hayatinda her ne istersan fazlasiyla ol diyan duadi. ve fazla soru istemiyorum inanan soru sorduguna yapsin 3 saat sürür ve içten, sessiz bir şekilde okumak lazım arkadaşlar bilginize... 11 Kere Salavat, 1 kere – Fatiha. 7 kere - Bismillahirrahmanirrahıym. Elif lam mim. Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum. La te’huzühu sinetün ve la nevm, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, men zellezi yeşfeu ındehu illa bi iznih, ya’lemü ma beyne eydihim ve ma halfehüm ve la yühıytune bi şeyin min ılmihi illa bi ma şae, vesia kürsiyyühüs semavati vel erda* 70 kere - ve la yeudühu hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym. 7 kere - Bismillahirrahmanirrahim. Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azızün aleyhi ma anittüm harısun aleyküm bil mü'minıne raufür rahıym. Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym. 19 kere - Bismillahirrahmanirrahim. 1 kere - Bismillahil kafi. Bismillahiş şafi. Bismillahil muafi. 1 kere - Bismillahilezi Lâ ilâhe illa huvel hayyül kayyum. Bismillahillezi lâ ilâhe illa huve zülcelali vel ikram 21 kere – Bismillahillezi la yeddurru meaismihi şey’un fil ardi va la fis semai ve huves semiul alim. 1 kere - Bismillahirrahmanirrahim. Lev enzelna hazel kur'ane ala cebelin lereeytehu haşi'an mutesaddian min haşyetillahi ve tilkel emsalu nadribuha lin nasi le'allehum yetefekkerune. Huvallahulleziy la ilahe illa huve alimul ğaybi veş şehadeti huver rahmanur rahıymu. Huvallahulleziy la ilahe illa huve el melikul kuddusus selamul mu'minul muheyminul aziyzul cebbarul mutekebbiru. Subhanallahi amma yuşrikune. Huvallahul halikul bariyul musavviru lehum esmaul husna yusebbihu lehu ma fiys semavati vel'ardı.3- Ve huvel'aziyzul hakiymu. 7 kere - Bismillahirrahmanirrahim. Rabbena la tuziğ kulubena ba de iz hedeytena ve heb lena min ledünke rahmeten. Inneke entel vehhab.Ve kül cael hakku ve zehekal batilu innel batile kane zehuka. Rabbena inneke caimun nasi li yevmin la raybe fihi innallahe la yuhlifül miad. Ve nünezzilü minel kur’ani ma hüve şifaün ve rahmetün lil mü’minine ve la yezıdüz zalimine illa hasara. 10 kere - Bismillahir rahmanir rahiym. Kul hüvallahü ehad. Allahüs samed. Lem yelid ve lem yuled. Ve lem yekün lehu küfüven ehad 7 kere - Bismillahir rahmanir rahiym. Kul e'uzü bi rabbil felak. Min şerri ma halak. Ve min şerri ğasikın iza vekab.Ve min şerrin neffasati fiyl'ukad. Ve min şerri hasidin iza hased 7 kere - Bismillahir rahmanir rahiym. Kul e'uzü bi rabbin nas. Melikin nas İlahin nas. Min şerril vesvasil hannas Elleziy yüvesvisü fiy sudurin nas. Minel cinneti ven nas. 10 kere- Bismillahirrahmanirrahim. 1 kere - Allahümme Sahhan Sahhan Sahhan. Vehhan, Behhan. 35 kere - Ha Mim. 1 kere- La yünsarune 21 kere - Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun. 35 kere - Kaf ha ya ayn sad. 35 kere - Ha mim,35 kere - Ha mim ayn sin kaf. 1 kere- La yüsad daune anha vela yünzifun. 3 kere - Ya Rabbim. hepsi birlikde 111 kere - Allahumma Kafi Kafi Kafi . Ya Allahu ya Allahu ya Allah. ya Rabbim ya Rabbim ya Rabbim. ya Rahmanu ya Rahimu ya Kerimu ya Latifu ya Ganiu ya Mugni ya Fettahu ya Razzâku ya Hayyu ya Kayyumu ya Hannanu ya Mennanu ya Bedios semavati vel ardi ya Malikül Mülkiu ya Zül Celalil vel İkramu ya Zül Celalil vel İkramu ya Zül Celalil vel İkramu. ya Hu ya Hu ya Hu ya men Hu ya ilahen illallahu ya ilahen illallahu ya ilahen illallahu Dua (..........) 50 kere - Bi rahmetike ya Erhamer rahımiyn. 11kere - Salavat .
This leaderboard is set to Istanbul/GMT+03:00
×
×
  • Create New...