Jump to content

berresu

Üye
  • Content Count

    9,155
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    56

Everything posted by berresu

  1. YILDIZ DÜŞÜKLÜĞÜ NEDİR.? Halk arasında yıldız düşüklüğü olarak tabir edilen şey aslında auranın zayıf olmasından dolayı kötü- negatif dediğimiz enerjilere açık olmasından başka bir şey değildir. Kişi aurasını kuvvetlendirmediğinde aurada bazı yırtıklar meydana gelir ve bu yırtıklardan Alt boyut negatif enerjili varlıklar oradan enerji çekmeye başlar dolayısıyla önce auranın onarılması ve kuvvetlendirilmesi gerekir. Kişi bunu nasıl anlar? Fiziki anlamda; birden saplanan baş ve göz ağrısı şeklinde kendini gösterir. Çok esner ve enerjisi çekilmiş gibi hisseder. yoğun bir enerji saldırısına maruz kalmış olabilir o an. Hemen korumaya almak gerekir. Aslında o an yapılması önerilen ilk şey sirkeli su ile duş almak. Bu her zaman ortam dolayısıyla mümkün olmayabilir. Enerji insanda solar pleksus çakrasından çekilir. Burayı (göbek deliğinizin olduğu bölgeyi) elinizle kapatarak dua okumaları yapabilirsiniz. Lavanta koklayabilirsiniz. (frekans yükseltir) Zihinsel olarak; Kişi artık hayata karşı umudunu kaybetmiştir. Yalnız kalmak istiyor ve kimseyle görüşmek istemiyordur. Mutsuzdur. Hayatında ise; her şey ters gidiyordur. Olmasını beklediği şeyler bile son anda iptal oluyordur. Maddi manevi kayıplar yaşıyordur. Genel anlamda aurayı nasıl kuvvetlendiririz? Birinci olarak en başta kendimizi olumsuz ruh hallerinden çıkarıp, frekansı yükselterek. İkinci olarak bazı uygulamalar yaparak Üçüncü olaraktan enerjisi yüksek, pozitif kaliteli insanlarla bir arada olarak. Frekansı yükseltmek Pozitif insanlarla bir arada olmanın bize ne katkısı olur derseniz. Frekansı düşüren ya da yükselten en önemli şeylerden biri yanımızda çevremizde bulunan insanların enerjileridir. Bunu aslında açıklamaya bile gerek yok. Olumsuz ve karamsar insanların yanında nasıl yaşam enerjinizin düştüğünü; çok neşeli hayat dolu birinin yanında nasıl enerjinizin yükseldiğini fark etmişsinizdir. Bu uyumlanma doğal olarak gerçekleşmektedir sizi o kişinin rezonansına çıkarır. Bunun tam tersi durumlar da olabilir. Çok pozitif birinin enerjisi sizi rahatsız ediyor sıkıyor tahammül edemiyor ve sürekli dertlerden konuşmak istiyorsanız, hatta insanların kötü olmalarını istiyor belki de kötülük yapmak içinizden geliyorsa... Üzgünüm frekansınız baya yerlerde demektir… Hatta alt boyut enerji varlıkları sizin bedeninizi kullanıyor bile olabilir. Kendinizi kötü hissediyor ama yüksek enerjili insanlara çekiliyor ve onların yanında kendinizi iyi hissediyorsanız aslında umut var. Belli ki sadece çevresel koşullar sizi etkiliyor. Üçüncü çakranın yani solar pleksusun doğru çalışması çok önemli. Dengeli çalıştığında kişide iç huzuru yakalar. Yaşam amacını bulmuştur ve kendini başkalarını olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmiştir. Solar pleksusun düzenli çalışması için doğada sık sık yürüyüşler, güneş ışığı ve sarı renkten faydalanılabilir. Ayrıca günlük muz yemekte iyi gelecektir. Abdest almak, Namaz kılmak, zikirde Aurayı güçlendirir. Kişide yaşam enerjisinin eksikliği Hayy esmasının eksikliğinden de olabilir. Kişi "Hayy" esmasını seslendirerek frekansını yükseltebilir. "Vedud" esmasıyla sevgi enerjisini yükseltir. "Vasi" esmasıyla maddi durumunu düzeltebilir. Korunma için neler yapılabilir? Kuran bize bir takım negatif tesirlere (büyü, nazar, insanların kötü enerjisi gibi) Felak ve Nas sureleri ile kendimizi koruyacağımızı söyler. Bu sureleri bazen bir defa okuduğunuzda hala o tesirin devam ettiğini görürsünüz. Esmaların olduğu gibi aynı surelerinde birer ebced değeri var. Ve Âlimler bu surelerin ebced değerince okunarak auraya yüklenmesini önerir. Felak suresinin ebced değeri 210 ve siz bunu bir oturuşta (tercihen gece) okuduktan sonra ciddi bir koruma sağlarsınız. Felak suresinin içeriğine baktığınızda zaten gayet açık; Rabbim sana sığınırım “Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden” Bazı Kaynaklardan işin ehillerince hesaplanmış bir şekilde bakıyorum. Bu yüzden bana ebcedle ilgili sorular göndermeyin lütfen.) Bir başka uygulama ............................... 71 Ayetel kürsi 71 Felak 71 Nas suresini bir suya okuyup o sudan içmek ve o suyu başınızdan aşağı dökerek duş alabilirsiniz. (bi anlamda enerjinizi yıkamak diyebiliriz.) Korunma duaları .......................... Benim Ahmed Hulusi’den öğrendiğim ve sürekli okuduğum bir dua – ki ayettir YUSUF-64. ayeti “fallâhu hayrun hâfizâ ve huve erhamur râhimîn” Anlamı: Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir” Yine bir başka ayet sürekli okuduklarımdan, MU'MİNÛN Suresi 97. ayet “Ve rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn” “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.” Bunları günlük okumakta sizi negatif olan her şeye karşı koruyacak- koruma altına alacaktır. Tüm bunları yaparken de dua ve niyet etmeyi unutmayalım. “Allah’ım beni koru, muhafaza et ,Dua ve tövbelerimi kabul eyle.Senin yolundan ayırma. AURA NEDİR,? Aura kavramı, bütün dünya varlıklarında ortak olarak bulunan ve Teofizide kullanılan bir kavramdır. Her insanda, vücudu sarmalanmış halde bir elektromanyetik alan bulunmaktadır. Bedeni sarmalayan bu elektro manyetik alana aura adı verilmektedir. Bu alan, aynı zamanda bir kalkan görevi de üstlenmektedir. Auranın güçlü veya güçsüz olması, birçok durumu etkileyen bir faktörü oluşturur. Örnek verilecek olunursa, aurası güçlü olan kişiler, hastalıklardan ve negatif durumlardan daha fazla uzak kalmayı başarırlar. Aurası zayıf olan kişilerde ise bu durum tam da tersini ifade etmektedir. Bu kişiler, fiziksel anlamda daha çabuk ve sık olarak hastalanmaktadırlar. Aura, iki farkı türde bulunmaktadır. Bu farklı çeşitler, Spritüel ve Eteriktir. Etektik aura, insanlar tarafından görülebilme özelliğine sahiptir. Çünkü Etektik aura, insan bedenine yaklaşık olarak 20 cm uzaklıkta bulunmaktadır. Dünya üzerinde yer alan canlı veya cansız her nesnenin aurası bulunmaktadır. Fakat burada bir ayrım söz konusudur. O ayrım da, canlı varlıkların auraları daha kolay ve net olarak saptanabilmektedir. Bunun nedeni ise, canlıları meydana getiren atomların daha aktif yapıda bulunmalarıdır. Vücut içerisinde çeşitli güç merkezler yer almaktadır. Bu güç merkezlerine ise, çarka adı verilmektedir. Vücudu sarmalayan aurayla çakralar birlikte çalışmaktadır. Aura, beyaz ışığı emme özelliğine sahiptir. Aura tarafından emilen beyaz ışık, çakralara iletilir. İnsan auralarının renkleri bazı faktörlere göre farklılık göstermektedir. Bu faktörler, insanların gelişmesi ve ruh durumudur. Dünyada akla gelen her şey, titreşim halindedir. Durum böyleyken, insan aurası ise evrenle titreşim halinde bulunmaktadır. Bunun yanında auralar, çevrede bulunan kişilerin auralarıyla da etkileşim içerisindedir. Kişilerin auraları arasındaki etkileşim uzun sürerse, her geçen zamanda enerji alışverişi de paralel olarak artış göstermektedir. Auraların bir diğer özelliği de, katmanları olmasıdır. Etektik kısımda, evrenden ve etrafta bulunan canlılardan yaşam enerjileri gelir ve bu enerjiler aktarılır. Yine psikolojik alandan bakıldığında, ruhsal dünya ile birtakım bağlantı akışı gerçekleşmektedir. Zihinsel alanın çalışma konusu ise, düşünme şekli ve mantıktır. ALINTI
  2. Allah rahmet etsin mekanı cennet olsun
  3. 02.11.2019 tarihli acayip ilginç rüyam. Rüyamda kraliyet ailesinin düğün törenindeyim kral evleniyor, ama benim işyerimin yemekhanesini seçmiş düğün mekanı olarak. Krala gidip diyorumki " gelinle aramda çok yaş farkı yok gelinin elini öpmem gerekiyormu " diye soruyorum.
  4. Serenay in mavi reklamını grlmis geçmiş en kötü reklam ilan ediyorum
  5. Istanbul un havasına parasına karısına güvenme. Doğrusu bu
  6. DİLİMİZE YERLEŞMİŞ 10 İSTANBUL DEYİMİ 1. ÜSKÜDAR’DA SABAH OLDU Üsküdar’da deniz kıyısındaki Valide Sultan ve Mihrimah Sultan camilerinin müezzinleri, karşı tarafta yaşayan padişaha seslerini duyurabilmek ve ondan ihsan alabilmek, belki saray müezzinliğine yükselebilmek ümidiyle sabah ezanlarını mutlaka Beşiktaş’taki cami müezzinlerinden önce okurlarmış. Bir şeyin zamanını geçirmek, geç kalmak anlamında bugün dahi kullanılmakta olan “Üsküdar’da sabah oldu” deyimi vaktiyle aynı hat üzerinde olmalarına rağmen Üsküdar’ın Beşikta’tan önce okunan sabah ezanlarından kaynaklanmıştır. 2. MARMARA ÇIRASI GİBİ TUTUŞMAK Eskiden ocak, soba veya mangalda ateş yakabilmek için çıralar kullanılır, bu çıralar ise çarşılarda tutam halinde satılırdı. Aniden parlayanlar, öfkelenenler için kullanılan bu deyim, sakızlı çam ağaçlarıyla meşhur olan Marmara Adası’ndan toplanan, reçinesi bol olduğu için kolay yanan çıralardan doğmuştur. 3. KABAK BAŞINDA PATLAMAK Su kabaklarının içleri oyularak şişe gibi kullanıldığı yıllarda, Galata meyhanelerinde içleri şarap dolu kabaklar sıra sıra vitrine dizilir; isteyen külhanbeyi hangi kabağın ipini keserse onu alır ve bitirmeden yerinden kalkmazmış. Meyhaneye yapılan baskınlarda zabıtalar ve bekçiler tarafından mekandaki küpler ve fıçılar devrilir, sıra sıra asılmış şarap kabakları da meyhaneci ve araya giren müşterilerin başında patlatılırmış. 4. DİNGONUN AHIRI İstanbul’da ulaşım için atlı tramvayların kullanıldığı yıllarda, iki at ile çekilen tramvaylara, dik Şişhane yokuşunu çıkabilmesi için fazladan atlar koşturulurdu. Azapkapı’da tramvaya eklenen takviye atlar, Taksim’de Dingo isimli bir Rum vatandaş tarafından işletilen ahırda dinlendirilir, sonra tekrar Azapkapı’ya götürülürlerdi. Gün içinde sürekli atların girip çıktığı ahırın bu durumu dolayısıyla, girenin çıkanın belli olmadığı yahut her önüne gelenin girip çıkabildiği yerler için bu deyim kullanılmıştır. 5. GOYGOYCULUK YAPMAK Vaktiyle Muharrem ayında ilahiler okuyarak kapı kapı dolaşıp dilenen tarikat mensubu dilencilere goygoycu adı verilirdi. Bu kişiler, Muharrem ayından iki gün önce Üsküdar’daki tekkelerine giderek şeyhlerinin yanında toplanır ve buradan dörder beşer kişilik gruplar halinde semtlere dağılırlardı. Muharrem’in birinci gününden onuncu gününe kadar sokaklarda ilahiler okuyarak dolaşan goygoycular, gülbank çekerler ve durdukları kapının önünde dua ederlerdi. Günümüde bu deyim gevezelik, boşboğazlık yapmak anlamında kullanılmaktadır. 6. ÇAPULCU Vaktiyle tulumbacı takımlarına sızmış işsiz güçsüz adamlara çapulcu adı verilirdi. Bunlar zaman içinde birtakım sınavlardan ve denemelerden geçerek takıma alınmlarına rağmen, bazıları ahlak düşkünlüğü sebebiyle yine ilk fırsatta yangın yerinden hırsızlığa kalkışırlar, durum fark edilirse polise teslim edilirler ve o semte bir daha adım atamazlardı.1910’lu yıllarda İstanbul şehreminliği görevini sürdüren Cemil Topuzlu, hatıralarında itfaiye teşkilatındaki aksaklıkları dile getirirken “çapulculuktan” bahsetmektedir. 7. BULGURLU’YA GELİN GİTMEK Bir işte gereğinden fazla telaş gösterenlere söylenen bu deyimin hikayesi şudur; Bulgurlu Köyü, suyu ve havası nedeniyle güzel bir köydür, eskiden beri de pehlivan çıkaran bu köyün delikanlıları güzelliği ile meşhur olmuştur. Bu delikanlılarla evlenmek için civardaki köylerin genç kızları can atarlardı. Dokuz gün festival havasında geçen Bulgurlu’nun düğünleri de pek meşhurdu. Eğer Bulgurlu’dan bir görücü gelip kızı beğenerek nişan taktı mı, kız nişan bozulur korkusuyla çeyizini noksanlarını tamamlaması, bir an evvel nikah kıyılıp Bulgurlu’ya gelin gitmek için annesini, babasını gece gündüz sıkıştırırmış. 8. PÜSKÜLLÜ BELA II. Mahmud devrinde önce askerler, ardından memurlar için resmi başlık olarak kabul edilen fes, kısa sürede halk arasında da kullanılmaya başlanır. Fesin yaygınlaşmasıyla beraber değişik renk ve biçimlerde, püsküllü ve püskülsüz biçimde modeller ortaya çıkmıştır. Yağmur ve kardan kalıbı bozulan, rüzgarda püskülleri sürekli karışan fesin kullanımı zahmetli ve masraflı bir iştir. Püsküllü bela deyimi bu durumdan esinlenerek ortaya çıkmıştır. 9. BALIK KAVAĞA ÇIKINCA Karşılıklı noktalarda bulunan Rumeli ve Anadolu Kavağı, çok rüzgarlı ve akıntının kuvvetli olduğu yerlerdir. Buralarda bu yüzden balık tutmak neredeyse imkansızdır. İstanbul’da balığın bol bulunduğu ve dolayısıyla fiyatının düştüğü zamanlarda şehirde tutulan balıkların, Kavaklar’a kadar götürülüp satıldığı görülür. Diğer zamanlarda düşük ücretle balık almak isteyen müşterilere balıkçılar tarafından verilen cevap ise “O sizin dediğiniz ücret balık kavağa çıkınca olur” şeklindedir. 10. İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK Kılık kıyafetleriyle dikkat çeken İstanbul hanımefendileri ve beyefendileri için kullanılan bu tabir, aynı zamanda gösterişten uzak ve giydiğini kendisine yakıştıran anlamlarını da taşır. Deyimde geçen “dirhem” ve “çekirdek” tabirleri kuyumculukta hassas tartılar için kullanılan ağırlık ölçüleridir. O dönemde piyasada en değerli para olan Osmanlı altını, tartıda iki dirhem bir çekirdek gelmektedir. Kılık kıyafet konusunda titiz olan kimselerin piyasada en yüksek değere ve hassas ölçülere sahip altın sikkeyle beraber değerlendirilen bir deyim olmuştur. Alıntı
  7. Rüyamda bir deniz yatağında denizin içindeyim çıkıyorum bir bakiyorimki biri yatağı çalmış kadının biri kızkardeşim çaldı diyor. Gidip yatağı alıp geri geliyorum
  8. Yıllarca kirada oturduk, maddi durumumuz yoktu zar zor okudum. Çalışıp bir ev aldık ama ben hâlâ çalıştım hâlâ çalışıyorum. Artık çok zor geliyor çalışmak. Evi aldıktan sonra çalışmayı bırakmalıydım şimdi yüzdüm yüzdüm sonuna geldim ama son yıllar beni daha çok yoruyor. Insanları çekemiyorum sabah kalkmak zor iş arkadaslarim eskisi gibi değil yeni nesil çok vicdansız. Mutsuzum.
  9. Eskiden kurallar yasaklar cezalar yoktu. Ben istanbul da doğdum şimdi dogdugum şehri tanıyamıyorum. Eskiden yazılı kurallar yoktu ama herkes haddini bilirdi. Ilk olayda ben tepki veremezdim yalnız olsam kadın kadına güzel kavga edilirde erkekler olaya karistimi kavga büyür.
  10. berresu

    Tövbe Duası

    Konuya açıklık getirdigin icin Allah razı olsun . Bende biryerden buldum paylaştım ne olduğunu bilemedim. Bende yanlışı gördüm ama nasıl düzeleceğimi bilemiyorum.
  11. berresu

    Tövbe Duası

    Ben bunu biryerden buldum içeriği hakkında bilgim yok.
  12. berresu

    Tövbe Duası

    Bismillahirrahmanirrahim Eseltağfurullah Estağfurullah Estağfurullah aziym elležiy Lailahe illa hüvel hayyel gayyume ve etubu ileyhi min cemiy-ı ma yekrahullahu gavlen ve fiğlen ve hatıren ve nazıren ve batınen ve zahiren Allahümme inni esteğfiruke lima gaddemtü ve ehhartü ve vema eğlentü vema eğlentü vema ente eğlemu bihi minniy entel mugaddimu ve entel muahhiru ve ente alâ külli şeyin gadiyr.Allahümme inniy esteğfiruke min külli ženbin tübtü minhü śümme uddtü ileyhi esteğfiruke lima eradtü lehü vechekel keriyme fehaleteniy fiyhi ma leyse leke bihi rızan ve esteğfiruke lima deaniy ileyhil heva min gablirruhasi mimmeştebehe aleyye vehüve ındeke muharremün ve esteğfiruke minenniamilletiy en amte biha aleyye festeantü biha alâ measıyke ve esteğfiruke minežžünübilletiy la yettaliu aleyha ehadün sivake vela yünciy minha ehadün ğayrüke vela yesuha illa hılmüke vela yünciy minha illa afvüke ve esteğfiruke min külli yemiynin haneśtü fiyhi vehüve ındeke muharremün ve ene muahhežün bihi ve esteğfiruke Lailahe illa ente ya alimel ğaybi veşşehadeti min külli seyyietin amiltüha fiy sevadilleyli vebeyadınnehari fiy melein ve halein gavlen ve fiğlen ve ente nazirün ileyye iža ketemtühü vetera ma eteytühü minel ısyani ya keriymü ya mennanü ya haliymü ve esteğfiruke Lailahe illa ente sübhaneke inniy küntü minezzalimiyn ve esteğfiruke min külli feriydetin vecebet aleyye fiy anailleyli ve etrafinnehari veterektüha sehven ev ğafleten ev hataen ve ene mes-ulün biha ve esteğfiruke min külli sünnetin min süneni seyyidil mürseliyne ve hateminnebiyyine Seyyidina Sallallahu teâlâ aleyhi vesellem veterktüha sehven ev ğafleten ev hataen ev tehavünen ve inniy esteğfiruke ya Allahü ya Allahü Lailahe illa ente sübhaneke inniy küntü minezzalimiyn Lailahe illa ente ya Rabbel alemiyne ente Rabbiy Lailahe illa ente vahdeke la şeriyke leke sübhaneke ya Rabbel alemiyne ve ente alâ külli şeyin gadiyr.Vela havle vela guvvete illa billahilaliyyil aziym.Ve sallallahu teâlâ alâ Seyyidina Muhammedininnebiyyil ümmiyyi ve alâ alihi ve sahbihi ecmaiyn sübhane Rabbike rabbil ızzeti amma yesifün ve selamün alel mürseliyn velhamdülillahirabbil alemiyn. Alıntı
  13. Yıllar yıllar önce, boşanmaya karar verdim eşyalarımı taşıyorum, eşyalar kamyona yüklendi ben kucağımda çok sevdiğim masa lambasiyla şoförün yanına oturmaya çalışıyorum, o kadar agliyorumki gözümün önünü görmüyorum şöför "abla su kucagindakini arkaya koyalim rahat bin"dedi. Hayiir diye bağırıp adama bir cemkirdim bütün yol boyunca ve eşyalar evime taşınana kadar kucağımdan indirmedim. Şimdi ısyerimde otururken aklıma geldi kendi kendime güldüm.
  14. İsmail İstanbul İğde İguana İspanya L
  15. Yakışıklı zengin sevgilimi kaybettim bulursam çok mutlu olurum
  16. Isyerimde benimle uğraşan bir kız var. Bıktım artık ondan, onun gibi benimle uğraşan kim varsa başına birşeyler geldi bunu biliyor ara sıra uyarıyorum ama yapacak birşey yok Eceli gelen it cami duvarına.....
  17. Istanbul kartimi kaybettim bulursam çok mutlu olurum Sabah sabah kartımı buldum mutluyum
  18. Bende çocukluğumun istanbul unu arıyorum. Ben küçükken sokağa bir an da zincir şekerci macuncu gelirdi sokak bir an da lunaparka döner eğlenirdin. Orası arızalı bizde sohbete burada devam edelim
  19. berresu

    Aşure Günü

    Asure günümüz mübarek olsun
  20. Dün gece rüyamda biri bana posix kullan diyor. Sabah baktım posix bilgisarla ilgili birşeymiş. Tövbeestagfirullah ilginç rüyayı geçtim garip rüyalara başladım
  21. Bayıla bayıla yerim Bamya
×
×
  • Create New...