Jump to content

berresu

Üye
  • Content Count

    9,076
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    48

Posts posted by berresu


  1. Bu dizi işinde zirve trt nin. Bayram boyunca koyduğu dengi dengine isimli dizide bunu ispatladı. Dizide yalılarda oturan zengin eli silahlı mafyalar yoktu, zengin koca avcısı süslü puslu kızlar güzel kız avında zengin delikanlılar yoktu. Tam bizim kültürümüze gelenek göreneklerimize uygun güzel bir mini yapmışlardı izledik bitirdik yapanın ellerine saglik


  2. Adanus01, 5 saat önce yazdı:

    eskiden hatta çok ama çok eskiden  bu siteye ne kadar takılırdık :whistling:

    Hoşgeldin. Takıl yine siteye kim engel sana

    • Like 1

  3. Kadının anne babası sağ, yıllarca kendi evlerinde oturmuşlar baba çalışıp getirmiş anne pişirmiş yedirmiş içirmiş yıkamış ütülemiş. Okula gitmiş çalışmak istemiş gayet güzel ise gitmiş evlenmek istemiş evi işi olan boylu poslu adamla evlenmiş kız erkek çocuk doğurmuş. Kendinin ve ailesinin hepsinin sağlığı yerinde yazlık kışlık kirada evleri var. Diyorki "hayatta hicbirseyim olmadı".  Nankör insanları hiç sevmem  :(

    • Like 1

  4. ESKİDEN.....

    *Çocuklar doğduğunda telefon başvurusu yapılırdı. (Telefon sırası 8-10 yılda gelirdi.)
    * Telefonun ve radyonun üzerine dantel örtü konurdu.
    * Gazocağı ve tel dolabımız vardı. Annem, tıkanan gazocağını, ucunda kılcal tel olan bir aletle açmaya çalışırken habire söylenirdi.
    * Banyoda tuhaf bir soba vardı ve tuhaf bir yakacakla ısıtılırdı.
    * Banyomuz kurnalıydı, hamam tasımız vardı.
    * Naylon terlikler çıkmadan önce tuvalette takunya bulunur, ve herkesin ayağına olması için en büyük numara seçilirdi.
    * Okul kapısında ayva, şam tatlısı,macun şeker,susamlı şeker,pamuk helva,kestane satılırdı.5 kuruşa ince bir dilim şam tatlısı,alırdık. 
    * Renkli patiskadan dikilme beli lastikli külotlarımız vardı. Artık yünlerden örülen fanilalara, nazardan korunmamız için muska takarlardı !!
    * Okul açılacağı zaman Sümerbank ayakkabıları alınır, çok sevdiğim modeller için de bayramı beklemem söylenirdi.
    * Bayramlarda, kıyafetlerimiz ve yeni ayakkabılarımız başucumuzda dururdu.Bazılarımız koynuna alır, yatardı.
    * Uyduruk oyuncaklarımız vardı. Hatırlı bir kişiden çok güzel bir oyuncak araba veya bebek geldiği zaman, bozulmaması için kaldırırlır, bize verilemezdi !! Biz ona o bize bakardık.
    * İlkokulda sepet kadar kurdele takardık. Ne kadar kabarık ve büyük olursa o kadar makbuldü. 2 kafa gezerdik !!
    * Babalarımızın gömlek yakaları, bizim okul yakalarımız pazar akşamları kolalanırdı.
    * Genellikle herkes pazar günleri yıkanırdı!! banyo kazanı merasimle yanar, banyolar yapılır çamaşırlar yıkanırdı.
    * Filmler, sokak sokak dolaşan arabalardan bağırarak duyurulur, reklamı yapılırdı.
    * Sokaklardan, yoğurtçu, yorgancı, kalaycı, dondurmacı, eskici, bileyci , sülükçü(!!) geçerdi.
    * 25 kuruşa Bisiklet kiralar, ''şans kader kısmet talih niyet 5 kuruuş'' diye bağıran ve yuvarlak delikleri kazıtarak ilkel piyango çektiren çocukların peşine Fareli Köyün Kavalcısı gibi takılırdık
    * Herkesin en güzel ve en büyük odası misafir odası olarak ayrılır, kapısı kapatılırdı. Sonra da tüm aile küçük bir odaya tıkılınır, hayat geçirilirdi.
    * Radyo en kıymetli eğlencemizdi. Orhan Boran ve Yuki kaçırılmazdı . Uğurlugil ailesindeki Arap Bacı'ya herkes hayrandik.
    * İlkokulda okuma bayramı, kurdele bilmezdik. Herkes okurdu, kimse de bayram etmezdi.
    Aşı oluncağı zaman tek iğne ile neredeyse koca sınıf bitirilirdi. Aids henüz çıkmamıştı, eşcinsellik duyulmamıştı.
    * Okulda, Kürt ,Türk, Ermeni, Yahudi, köylü, şehirli bilmezdik. Kimse kimseye böyle garip soru sormaz, merak dahi edilmezdi.
    Herhangi bir sebeple götürülen hediye paketini açmak , geleneklerimize aykırıydı,ayıptı. Misafir gidince ilk iş onu açmak olurdu.
    * Misafirlikte ne kadar aç olursanız olun, ikram tabağındakileri bitirmek de ayıptı. Görgülüler bir lokma mutlaka bırakır, görgüsüzler hepsini yerdi.
    * Dondurma mayıs sonunda çıkar, annem temmuza kadar izin vermezdi.
    * Erkek çocuklar misket,kuka,bezden yapılmış topla futbol oynarlar;kızlar daha çok ip atlarlardı.
    * Kız ve erkek çocukların en sevdiği oyun Saklambaç ve 7 adet kırık testi parçasının üst üste konularak önce topla yıkılıp sonra tekrar dizilmesi suretiyle oynanan Dalya diğer adıyla dombik oyunu idi.
    * Sokakta oynarken en sevdiğimiz yiyecek, bir dilim taze ekmek üzerine sana yağı ve toz şekerdi. 
    * Külotlu çoraptan önce tüm kadınlar jartiyer kullanır, yaşlılar, baldırlarına lastik takardi.
    * Fotoğraflarda gülmek laubalilikti. Pek çok kişinin düğün resimleri cenaze törenlerini andırırdı. Ağır, vakur ve ciddi olmak önemliydi.
    * Anneler, vapurda, trende, otobüste rahatlıkla bebek emzirirlerdi.
    * Çarşıda, pazarda anne ve babamızdan bir şey istemek ayıptı. Ancak sorulursa yanıtlardık. Canımız istediği halde çoğunlukla da red ederdik.
    * Defter-kitap kaplama kağıtları ya kırmızı ya da mavi olurdu. * Gazete kağıtlarından kese kağıdı yapar, undan yapılmış tutkalla yapıştırırdık.
    * 'Bir maniniz yoksa annemler bu akşam size gelecek ' bir teklif değil, bir kararın iletilmesi gibiydi. Bu soruya 'hayır' demek mümkün değildi, adetlerimize göre ayıptı. Önemli bir program varsa (bilet, başka ziyaret vs) derhal iptal edilir, aile telaş yumağına dönerdi...

    (alıntı)

    Zeyrek Yokuşu - İstanbul

    #Naftalin Kokulu Zamanlar

    • Like 2

  5. Bu seferki rüya değil. Gece gözüme acayip parlak bir ışık vurdu, hem yatagimin duruşu gözüme güneş vurmasına müsait değil hem yıllardır güneş üstüme doğacak kadar çok uyumuyorum ise gün doğmadan gidiyorum.

    Gözümü ışıktan korumak icin kollarımı yüzüme kapatmış vaziyette uyandim, tabiki gece yarisiydi. 

    Vadem doldu beni almayami geldiler mübarek kandil gecesi çok dua ettim Nur mu indi bilemedim

    • Like 1

  6. Liberal sistemin maymunu

     
     

    Günün birinde, bir kasabaya bir iş adamı gelir ve oranın halkına der ki, “bana ormandan maymun getirin size maymun başına 5 dolar vereceğim”.

    chimpanzee-maymun-sempanze.jpg?resize=64

    Bazıları ormana gider, maymunları yakalar ve iş adamına getirirler, paralarını alırlar. Sonra iş adamı der ki, “maymun başına 10 dolar vereceğim”.

    Bu defa daha çok insan ormana gider maymun yakalamak için. Bir süre sonra işadamı “maymun başına 15 dolar vereceğini” söyler.

    Çiftçilikle uğraşan halkın pek hoşuna gider bu. Hatta işi gücü bırakıp sadece ormana maymun avlamaya gidenler çıkar. Kısa zaman sonra maymun başına 25 dolar vereceğini söyler işadamı.

    Artık herkes işi gücü bırakmış ormanda maymun avındadır. Bu böyle uzunca bir süre gider. Derken işadamı maymun başına 30 dolar vereceğini söyler, ancak artık ormanda maymun bulmak çok zordur. Çabalara rağmen çok az maymun bulunabilmektedir.

    Derken adam maymun başına 35 dolar vereceğini açıklar, fakat kimse ormana gitmez. Çünkü artık ormanda maymun kalmamıştır. Bir süre sonra işadamı fiyatı yükseltir, “maymun başına 50 dolar vereceğim” der. Bu arada acil bir iş için şehre dönmesi gerektiğini, döndüğünde buldukları maymun başına 50 dolar ödeyeceğini, kendisi yokken işleriyle yardımcısının ilgileneceğini söyler.

    50 doların cazibesiyle halk gene ormana koşar ama hiç maymun bulamaz, çok üzgün bir halde buna çare ararken, işadamının yardımcısı gelir. “Bakın” der, “size bir önerim var, patron dönünce sizden maymunları 50 dolardan satın alacak” ve devam eder: “Ben size ahırdaki maymunları 35 dolara satarım”. “Siz de, o gelince ona 50 dolardan satıp maymun başına 15 dolar kazanırsınız”.

    Köylülerin çok hoşuna gider bu. Herkes parasını maymun almak için kullanır, hatta parası olmayanlar, arsalarını satıp maymun satın alırlar. Kısa zamanda, iş adamının yardımcısı ahırdaki bütün maymunları satmıştır. Sonrası ne mi olur? Köy halkı ne o iş adamından ne de yardımcısından bir daha hiç haber alamaz.

    Liberal sistem dünyayı işte böyle dolandırır ve her defasında, insanlar oyunu yutar.

     

    Alıntı 

     

    • Thanks 1

  7. Yıllar önce görüştüğüm biri vardı bir müddet görüştük birlikteliğimiz yüzük aşamasına geldiğinde adamın tayini çıktı başka şehre gitti. Bende güle güle dedim. Oturup konuşmaya gerek bile duymadım sanki iş arkadaşımdı. Gitti hiç aramadım aradı konuşmadım. Işimi bırakıp peşinden gitmeyi aklımın ucundan bile geçirmedim. Tabiki aradan geçen zamanda evlenmiş. Kızdım köpürürdüm. Ama benim hiiiç suçum yok.

    • Like 1

  8. berresu, 29.08.2011 - 17:17 yazdı:

    4-6: Kendinizi yaşlı gibi görme eğilimine sahipsiniz. Yaşınızın tipik özelliği olan belli başlı düşünce kalıpları ve alışkanlıklar beyninizde oluşmaya başlamış. Bunları tespit edip onlardan kurtulun.

     

    Kesinlikle doğru.

    Bugün yine yaptım sonuç 7-10


  9. Cherokee Kızılderililerinin 12-13 yaşına gelen erkek çocuklarına uyguladıkları bir sınav vardır. 
    Babası bir akşam oğluna artık erkek olduğunu kanıtlamak için bir sınavdan geçmesi gerektiğini söyler ve onu ormanın içlerine götürür. 
    Orada oturması için bir ağaç kütüğü gösterir, çocuğun gözlerini bağlar ve onu gece boyunca yalnız bırakacağını belirtir. 
    Çocuk bağırmamalıdır, gözlerini de sabahın ilk ışıkları bağın arasından süzülene kadar açmamalıdır. 
    Orada kütüğün üzerinde sessiz kıpırdamadan sabahı beklemek zorundadır. 
    Bunu başardığı zaman çocuk erkek olarak kabul edilir. 
    Yaşadığı bu sınavı da başkasına anlatması yasaktır. 
    Her erkek çocuk geceyi/sınavı yalnız bir başına yaşamalıdır.
    Sınav zordur, doğal olarak çocuk korkar. 
    Rüzgârın sesi, orman hayvanlarının bağırtıları korkunçtur. 
    Her yönden çıtırtılar, yaklaşan ayak seslerine benzer gürültüler gelir. 
    Çocuğun aklından bin bir türlü korkunç olasılıklar geçer durur. 
    Ama sınavı geçmek ve erkek olabilmek için sabırla beklemek ve gözünü açmamak zorundadır.
    Korkunç gecenin sonunda güneşin ilk ışıkları ile birlikte çocuk gözünü açar ve karşısında sessizce kendisini izleyen babasını görür. 
    Onu yalnız bırakıp gideceğini söylemiş olan babası aslında bütün gece orada sessiz oturmuş bir tehlike durumunda oğlunu korumak için beklemiş, oğlunu sınavını yaşarken izlemiştir. 
    Bu sınavı birlikte yaşayan baba ile oğul birbirlerine çok farklı bağlanırlar, baba oğlunu anlar çünkü aynı sınavdan geçmiştir, aynı zamanda oğul da babası için ne kadar değerli olduğunu anlar.(alıntı)
    Hepimiz bazen korkunç, acı veren, çözümsüz 
    sandığımız, anlamadığımız sınavları yaşarız. 
    Bu sınavlar kendimizi kanıtlamak için de olabilir. 
    Her sınavla birlikte yaşamı anlar ve olgunlaşırız. 
    Zaman zaman yalnız kaldığımızı da sanırız ama eğer oyunu kuralına göre oynarsak daima birileri, hatta sınavı yapan, bizi gönüllülükle gözetir..
    Hayatınıza dokunan ve el verenleriniz eksik olmasın...

    • Like 4
×
×
  • Create New...