Jump to content

кυвiŁαу

Özel Üye
  • Content Count

    18,631
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    148

Everything posted by кυвiŁαу

  1. Belirlenimci bir dünyada özgürlük ve özgür irade var olabilir mi? Ünlü felsefeci Daniel Dennett, bize özgür iradeyi ve ahlakı sağlayan evrimleşmiş zihnimiz ile hayvanlar arasında ne kadar yalnız olduğumuzu göstererek bu soruya güçlü bir evet yanıtı veriyor. Dennett evrimsel biyoloji, bilişsel sinirbilim, ekonomi ve felsefeden yararlanıyor ve zengin bir biçimde ayrıntılandırılmış hikâyeyi dokuyarak standart yeni-Darwinci akıl yürütmeyi kullanıyor. Ahlak, anlam ve özgürlük konuları üzerine en iyi ve en derin insani düşünceleri, en basit yaşam biçimlerinden hareket ederek inşa edebileceğimizi açıklıyor. Etikle ilgili geleneksel çalışmalara Darwinci bir katkı yaparak etiği, hak ettiği temeller üzerine kurmaya çalışıyor: doğadaki yerimize bütünlüklü bir bakış. "Bilimsel teori ile insan doğası hakkında düşünme biçimimizin etkileşimiyle ilgilenen herkes bu kitabı okumaktan daha iyi bir iş yapamaz.-Simon Blackburn, American Scientist "Entelektüel olarak özgürleştirici." -San Fransisco Chronicle "Dennett bir dizi parlak kitabında, gerçekten önemli konulara el atmış, bunları açıklığa kavuşturmuş, ciddiyetle ele almış ve üzerinde düşünecek ve (daha önemlisi) karşı çıkılacak pek çok şey sunmuştur." -The Washington Post Book World Yazar: Daniel C. Dennett Çevirmen: Çağatay Tarman Sayfa Sayısı: 385 Yayın Tarihi: 23 Aralık 2015 Yayınevi: Alfa Yayınları
  2. İnançlar nasıl doğar, şekillenir, pekiştirilir, ayakta kalır, değiştirilir ve yok edilir? Bu çalışma psikolog, bilim tarihçisi ve dünyanın en ünlü şüphecilerinden biri olan Michael Shermer'in otuz yıllık birikiminin ürünüdür. Shermer'a göre beyin bir inanç motorudur. Önce inançlar gelir, sonra açıklamalar. Duyu verilerinden gelen bilgiyi işleyen beyin doğal olarak önce bir kalıp arar, daha sonra bu kalıba göre anlam bulur. İşte beynimizin noktaları birleştirerek yarattığı bu kalıplar inançlardır, inançlar bir kere oluşunca, bunları sağlamlaştırmak için kanıt aramaya başlanır. Shermer bu sürecin nasıl işlediğini göstermek için siyasetten ekonomiye, dinlerden komplo teorilerine ve doğaüstü olaylara kadar gerçek yaşamdan sayısız örnekler veriyor. En sonunda da inançlarımızın gerçeklerle bağdaşıp bağdaşmadığına karar vermek için en iyi aracın bilim olduğunu gözler önüne seriyor. Yazar: Michael Shermer Çevirmen: Nurettin Elhüseyni Sayfa Sayısı: 436 Yayın Tarihi: 6 Temmuz 2017 Yayınevi: Alfa Yayınları
  3. Bilimin, ahlak konusunda söyleyecek hiçbir sözü olmadığı şeklindeki korkunç söylenceyi savunanlardan birisi de bendim. Şaşırtıcı olan, Ahlakın Coğrafyası: Bilim İnsani Değerleri Nasıl Belirler? düşüncemi tümüyle değiştirdi. —Richard Dawkins, Oxford Üniversitesi Bilim, ahlak ve hayatın amacı gibi insani değerleri belirler mi? Bu, kadim bir tartışmanın en temel sorusu olup, verilen cevap bağlamında örtük bir uzlaşının da bulunduğu bir sorudur. Ahlak ve hayatın amacı gibi insani değerlerin gerek bireysel düzeyde “öznelliği”, gerekse de toplumsal düzeyde “kültürel göreceliliği” anlayışı en radikal muhafazakârlarla en ilerici düşünceye sahip felsefecileri ve bilim insanlarını, “Bilimin, insani değerler hakkında söyleyeceği hiçbir şey yoktur.” önermesinde birleştirmektedir. Bu uzlaşı, en radikal söylemlerin toplumsal düzeyde hoşgörüyle karşılanmasına ve giderek eleştiriden muaf tutularak bir kutsallık zırhına bürünmesine yol açmaktadır. Sam Harris kitapta bu toplumsal uzlaşıya sert bir eleştiri getirerek ahlakın ve insani değerlerin bilimin çalışma konusu olacağını ve fizik biliminin yasalarına benzer evrensel ahlak yasalarının keşfedilmeyi beklediğini savunuyor. Bu savunusunu, ahlaki ilkeleri ve yasaları din ya da erdemler gibi maddi olmayan düşünsel dünyada arayanların aksine bilinçli varlıkların esenliği üzerinde temellendirir. Ahlak ve hayatın asıl amacı hakkındaki soruların, aslında bilinç sahibi varlıkların esenliği ile ilgili sorular olduğunu ileri süren Sam Harris’e göre bu değerler bilimsel olarak anlaşılabilecek gerçeklerdir. Ona göre bilinçli varlıkların esenliği, tümüyle dünyadaki olaylara ve insan beyninin durumuna bağlıdır. Yazar: Sam Harris Sayfa Sayısı: 360 Yayın Tarihi: 1 Ağustos 2016 Yayınevi: Akılçelen Kitaplar
  4. Gerçekten okumamıza gerek yok çünkü bir şey anlaşılmıyor. Kitabın çevirisi rezalet ötesi. Google çeviri ile sözde tercüme edip basmışlar. Şu an 70. Sayfadayım ve bitmesine daha 400 sayfa var. Anlaşılır ve not alınmaya değer yerleri -olduğu kadar- alıp hızlıca geçerim. Okurken sinirimi daha da bozarsa yayınevine e-mail bile atabilirim.
  5. Antropoloji biliminin "kurucu babaları"ndan kabul edilen James George Frazer, medeniyetimizin ve insanın kültür tarihinin izlerini sürdüğü, farklı toplum ve topluluklardaki dinsel inanışların; bu farklı toplumların tarih boyunca var oluş sorularına verdikleri yanıtların ve ritüellerin ayrıntılı analizlerini yaptığı çalışmaları ile dünyaca ün kazanmıştır. Altın Dal, Ateşin Kökenine Dair Mitler, Büyük Tufan gibi çalışmaları ile insanlık tarihinin gizlerini ortaya koyan Frazer, linguistikten teolojiye, arkeolojiden edebiyat çalışmalarına, astrolojiden paranormal fenomenlere uzanan geniş bir alanda çalışmalar yapmış ve gerek geliştirdiği bütüncül yöntem, gerekse de çalışmalarının kapsadığı bu geniş alan sayesinde halen modern antropolojiden teolojiye, edebiyattan folklor çalışmalarına kadar geniş bir alanı aydınlatmaktadır. İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, yazarın insan gelişimi üzerine düşüncelerini içeren, çalışmalarının bir özü, kendi deyimiyle "incili" olarak görülebilir. "Başucu kitaplarımdan..." Richard Dawkins "Bütün çalışmalarımın İncil'i olan bir kitap bu..." Sir James George Frazer "Dünyada yaşamış en ünlü bilgelerden biri Frazer... İzinden gidiyorum." Daniel C. Dennett "Bilgin engin derinliği kucaklayacak okuru... İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük elimden düşmeyen bir kitap..." Carl Sagan Yazar: James George Frazer Çevirmen: Onur Aydın Sayfa Sayısı: 546 Yayın Tarihi: 17 Haziran 2020 Yayınevi: Kanon Kitap
  6. "Eğer düşünmek bir spor sayılsaydı, bu dörtlü ulusal süperstarlar olurlardı; ve Dört Ath'yı okumak bir all-star oyununda ön koltuğa sahip olmak gibi. Bu ateizm ve din hakkında bir kitap olmaktan daha fazlası; tüm insan toplumlarının içine işlemiş yanılgı ve yanlış anlama dumanını yarıp geçmek için zekamızı nasıl kullanacağımız üzerine bir ders." — Tim Urban, Bir Dakika! Ama Neden? sitesinin ve kitabının yazarı "Doğaüstü açıklamalara inanmamaya eğilimli insanlar için Dört Atlı ustalıklı, komik, eğlenceli ve ciddi derecede kışkırtıcı bir başucu kitabı." — Kurt Andersen, stüdyo 360 radyo programının sunucusu ve Fanteziler Diyarfnın yazarı "Hitchens, Dawkins, Harris ve Dennett'in kelimelerine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuluyor. Onlar Voltaire'nin varisleri."— Matt Ridley, Herşeyin Eurimi kitabının yazarı "Bu kitabın her kelimesinin keyfini çıkartmak için bir ateist veya atlı olmanız gerekmez. Sadece gerçek entelektüel sorgulamaya ve özgür tartışmaya aç olmanız yeter. Ve gelin yüzleşelim, aç olmanın ötesinde, muhtemelen açlıktan ölmek üzeresiniz." — Meghan Daum, Konuşulangaz'ın yazarı "Bir Ateist devriminin başlangıç noktasını söylemek imkansız olsa da, bu sohbetten daha iyi bir aday zor." — Penn Jillette, Tanrı, Hayır! kitabının yazarı "Kutsalları umursamayan, engin bilgili, yıkıcı biçimde gerçekçi, sinsice neşeli... Bu kitabı okumak, öğleden sonranızın büyük kısmını en büyük entelektüellerin bazılarıyla konuşarak geçirmek gibi." — Julia Sweeney, aktör, komedyen, yazar "Kitap beni ele geçirdi. Bu çok bilgili sohbet boyunca sergilenen bilimin alçak gönüllülüğü ve açık sözlülüğü dinin kibri, ikiyüzlülüğü ve `uydurmaktaki' muazzam küstahlığı karşısında ışık saçıyor. Ne kadar da umut verici bir sohbet!" — Susan Blackmore, Mem Makinesi kitabının yazarı Çevirmen: Melisa Miller Sayfa Sayısı: 200 Yayın Tarihi: 30 Ekim 2019 Yayınevi: Kuzey Yayınları
  7. “Richard Dawkins’in entelektüel dünya üzerine düşünceleriyle sağladığı aydınlık, biyolojinin çok ötesine uzanıyor. Kurgudan felsefeye ve moleküler biyolojiye, maddenin ve anlamın tek bir birleşik görüşle birbirine nasıl uyduğunu bu kadar açık bir şekilde görmek ne kadar büyük bir zevk!” —DANIEL C. DENNETT “Thor’a ve Zeus’a teşekkürler olsun ki çağımızın büyük kelime ustasını büyük bir rasyonalist yapmışlar. Ve bu büyük rasyonalisti büyük bir kelime ustası yaptıkları için de teşekkürler tabii.” —MATT RIDLEY Onlarca yıl boyunca Richard Dawkins dünyanın en parlak bilimsel iletişimcisi oldu, doğanın harikalarını sürekli olarak aydınlatıyor ve hatalı mantığa saldırıyordu. İçeriği otuz yıla yayılmış olsa da, bu kitap daha zamanlı veya daha kaçınılmaz olamazdı. Seçilmiş yetkililer son yarım yüzyılda kabul edilemez olarak görülen veya en azından yeraltında kalan peşin hükümlerin baraj kapaklarını artık açtılar. Tutkulu bir şekilde yazdığı giriş kısmında, mantığın merkezde yer almasını ve yabancı düşmanlığının, kadın düşmanlığının ve diğer kör önyargıların oy sandığından uzak tutulmasını istiyor bizden. Ve günümüzde her birine dipnotlar eklediği makalelerinde, aralarında deneysel kanıtların öneminin, kötü bilimin zararlarının, okullardaki dinin ve iklim değişimi retçilerinin de olduğu birtakım konuları araştırıyor. Gittikçe daha çok mantıksızlaşan ve gerçeklere düşman olan bir dünyada Ruhtaki Bilim vazgeçilemez bir yazarın yazılarının esaslı bir koleksiyonu. Yazar: Richard Dawkins Çevirmen: Melisa Miller Sayfa Sayısı: 368 Yayın Tarihi: 17 Eylül 2018 Yayınevi: Kuzey Yayınları
  8. GEN BENCİLDİR, KÖR SAATÇİ, TANRI YANILGISI ve GERÇEĞİN BÜYÜSÜ KİTAPLARININ EDEBİYAT ÖDÜLLÜ ÜNLÜ YAZARINDAN Tanrıya inanmalı mıyız? Bu modern ateizmin enerjik tanıtımında dünyanın en büyük bilim yazarlarından biri neden inanmamamız gerektiğini anlatıyor. Richard Dawkins Tanrıya inanmayı bıraktığında on beş yaşındaydı. Canlıların güzelliğinden ve karmaşıklığından derinden etkilenerek bunların mutlaka bir tasarımcısı olması gerektiğini düşünmüştü. Ama evrimi öğrenmek fikrini değiştirdi. Şimdi en iyi ve en çok satan bilim iletişimcilerinden biri olan Dawkins okuyucularına, ister genç ister yaşlı olsunlar, büyük sorular üzerinde tekrar düşünmek için aynı fırsatı veriyor. On iki son derece eğlenceli, zihin genişletici bölümde, Dawkins doğal dünyanın bir tasarımcı olmadan nasıl yükseldiğini anlatıyor. Bir embriyonun veya bir sığırcık sürüsünün mühendisliğini yapan “aşağıdan-yukarıya programlamanın” olasılıksızlığını ve güzelliğini açıklıyor ve dünyanın dinlerinin yaptıkları en temel varsayımların bazılarına kafadan meydan okuyor: Tanrıya inanır mısın? Hangisine? İncil bir “İyi Kitap” mıdır? Bir dine bağlanmak insanların birbirlerine iyi olması için gerekli midir? Dinin en saçma öykülerinden bir kar tanesinin üretilmesine kadar her şeyi masaya yatıran Tanrıyı Aşmak, kendiniz için düşünmenin özlü ve uyandırıcı bir kılavuzu. Tanrıyı Aşmak için Alkışlar “Oğlum altıncı sınıfa başladığı ilk gün eve sızlanarak geldi ve öğrenmeyi talep etti: ‘İsa’yı hiç duymuş muydunuz?’ Kahkahalarla yıkıldık. Oğlumuzun gerçekten perişan bir durumda bize baktığını düşünürsek belki de en iyi ebeveynlik anımız değildi bu. Bir sabah kendi yaşıtlarının onun korkutucu bir şekilde mantıksız bulduğu inançları ifade ettikleri bir dünyaya aniden uyandığını hissetmişti. Tanrı Yanılgısı gibi kitapları yalayıp yutmaya başladı, kendi görüşlerini formülleştirip kendi doğrusunu savunmasına yardımcı olan kitapları yani. Dawkins’in bu yeni kitabı ise ateistlerin insancıllığı ve akılcılığı savunma gayretleri için özel bir kitap, çünkü dinin baskıcı taktiklerinin en savunmasız olanlarına değiniyor. Dawkins’in kendisinin ithaf yazısında söylediği gibi, bu kitap ‘kendi adlarına karar verecek kadar büyümüş tüm genç insanlar için.’ Eklemeliyim ki, aynı zamanda onların ebeveynleri için de.” Janna Levin, Kara Delik Cazı kitabının yazarı “Birisi ateizme geçmeyi düşündüğünde ona ilk önce İncil’i sonra Dawkins’i okumasını söylüyorum. Tanrıyı Aşmak: sadece İncil’e geçiliyor!” Penn Jillette, Tanrı, Hayır! kitabının yazarı Yazar: Richard Dawkins Çevirmen Melise Miller Yayın Tarihi: 12 Ekim 2019 Yayınevi: Kuzey Yayınları
  9. Büyünün pek çok çeşidi var. Doğaüstü büyü, atalarımızın bilimsel yöntemi geliştirmeden önce dünyayı açıklamak için kullandıkları büyüdür. Eski Mısırlılar gecenin varlığını, tanrıça Nut'un güneşi yutmasıyla açıklamışlardı. Vikingler gök-kuşağının, tanrıların dünyaya uzanan köprüsü olduğuna inanıyorlardı. Japonlar depremleri dünyayı sırtında taşıyan dev bir kedibalığının kuyruğunu sallamasıyla açıklıyorlardı. Bunlar büyü içeren, sıradışı masallar. Ama bir başka büyü türü daha var ve bu büyü bu sorulara gerçek cevaplar keşfederken yaşadığımız keyifte yatıyor. Bu sözünü ettiğim, gerçeğin büyüsü, yani bilim. Zeki düşünce deneyleri, göz kamaştıran resimler ve ağzınızı açık bırakacak gerçeklerle Gerçeğin Büyüsü şaşırtıcı derecede geniş bir yelpazedeki doğa olaylarını açıklıyor. Madde neden yapılmıştır? Evren kaç yaşındadır? Tsunamilere neden olan şey nedir? Neden bu kadar çok çeşit bitki ve hayvan var? İlk kadın veya erkek kimdi? Bu kitap sadece bilimsel ipuçlarını bulup çıkarmakla kalmayan, okuyucuyu da bir bilimci gibi düşünmeye teşvik eden çar-pıcı bir dedektiflik hikayesi. “Benden sıklıkla gençler için güzel bilim kitapları önermem istenir. Bundan sonra tereddüt etmeme gerek kalmadı. Gerçeğin Büyüsü, çok az bilinen gerçekleri çok yay-gın olarak inanılan masallardan ayırırken evren hakkında hepimizin merak ettiği soru-lara değinen güzel, kolay anlaşılır ve geniş çaplı bir kitap sunuyor. Bu nedenle, belki de bilimi popülerleştirme işini en iyi yapan kişi olan Dawkins'in ustaca ve edebi üslubuyla yazılmış ve Dave McKean tarafından nefis bir şekilde resimlendirilmiş bu kitap her yaştan insan için etkili bir kaynak olmalı. İnsan başka ne isteyebilir ki?” -Lawrance Krauss, Yazar: Richard Dawkins Çevirmen: İstem Fer Sayfa Sayısı: 272 Yayın Tarihi: 18 Nisan 2017 Yayınevi: Kuzey Yayınları
  10. “Dawkins, bilimin popülerleşmesi konusunda bir dâhi. Eğer daha önce onun kitaplarından birini okumadıysanız, Olasılıksızlık Dağına Tırmanmak mükemmel bir başlangıç olacak: çünkü bu kitap duraksız bir zihinsel ve edebi haz içeriyor.” Mark Ridley Oldukça karmaşık olan ve tamamıyla iş gören bir organ olan insan gözü gibi anlaşılması güç bir nesne nasıl tesadüf eseri ortaya çıkabilir? New York Times’ın “bir başyapıt” olarak nitelendirdiği bu eserde Richard Dawkins evrimsel adaptasyonu dünya üzerindeki yaşamın mekanizması olarak öne sürdüğü argümanını, sebeplerini dikkatlice belirterek ve muhteşem bir şekilde görselleştirerek açıklıyor. “Olasılıksızlık Dağı” metaforu, canlıların “tasarımlanmış” gibi görünen karmaşıklığında bulduğumuz mükemmellik ve olasılıksızlık kaynaşmasını temsil ediyor. Dawkins, mükemmelliğe giden uzun ve olasılıksız yolda, dağın geçitleri boyunca zirvelerine çıkararak, okuyucuya nefes kesici bu yolculuk esnasında ustaca rehberlik ediyor. İncirlerin verimli popülâsyonları, örümceklerin ipeksi karmaşık dünyaları, uçamayan hayvanların vücutlarındaki kanatların evrimi gibi sıra dışı evrimsel adaptasyonların etkili bir şekilde gerçekleştirilen anlatımına akıl dolu görseller eşlik ediyor. Tüm bu yolculuk sürecinde, zaman çizgisi boyunca bitmeyen kutsal yolculuğunda kendi kaderinden sorumlu olan yaşam molekülü DNA bağı da yerini alıyor. Yazar: Richard Dawkins Çevirmen: Duygu Özpolat, Fahri Yılmaz, Mutlu Demirkan Sayfa Sayısı: 352 Yayın Tarihi: 1 Ağustos 2011 Yayınevi: Kuzey Yayınları
  11. Sosyal hayat konusunda 2020'nin 2019'dan farkı yoktu benim için. İnsanlar ilk defa böyle bir şeyi tecrübe ettikleri için kafayı yediler haliyle.
  12. 1890'dan beri, çeşitli oylumlarda durmadan yayımlanan Altın Dal, insan düşüncesinin doğuşundan uygarlaşmış dönemlere dek uzanan süreçte insan davranışlarının kökenlerini araştırmakta ve günümüz insanını, binlerce yıl öncesinin yabanıl insanına çok yakın kılan şaşırtıcı örnekler sergilemektedir. "Yabıla çok şey borçluyuz, hatta bugün bile, onunla olan benzerliklerimiz, farklılıklarımızdan çok," diyen Frazer, tıpkı Freud'un insan ruhunu çözümleme koltuğuna yatırması gibi, uygarlığı çözümleme masasına sermektedir. Yazar: James George Frazer Çevirmen: Mehmet H. Doğan Sayfa Sayısı: 399 Yayın Tarihi: 1 Haziran 1992 Yayınevi: Payel Yayınları
  13. 1890'dan beri, çeşitli oylumlarda durmadan yayımlanan Altın Dal, insan düşüncesinin doğuşundan uygarlaşmış dönemlere dek uzanan süreçte insan davranışlarının kökenlerini araştırmakta ve günümüz insanını, binlerce yıl öncesinin yabanıl insanına çok yakın kılan şaşırtıcı örnekler sergilemektedir. "Yabıla çok şey borçluyuz, hatta bugün bile, onunla olan benzerliklerimiz, farklılıklarımızdan çok," diyen Frazer, tıpkı Freud'un insan ruhunu çözümleme koltuğuna yatırması gibi, uygarlığı çözümleme masasına sermektedir. Yazar: James George Frazer Çevirmen: Mehmet H. Doğan Sayfa Sayısı: 395 Yayın Tarihi: 1 Nisan 2004 Yayınevi: Payel Yayınları
  14. Karla kaplı bir dünyada keskin zekâları sayesinde hayatta kaldılar. Boylarından büyük hayvanları avladılar, bazen de onlara yem oldular. Meşalelerin titrek ışığı altında mağara duvarlarına bizon, geyik, mamut resimleri çizdiler. Bu resimler bugün bile hayranlık uyandırıyor. Yonttukları heykelciklere şaşkınlıkla bakıyoruz. Yaptıkları alet ve silahların arkasında yatan teknolojik akıl bizi etkiliyor. Arkeologlar onlara Cro-Magnon diyor. Onlar yaklaşık 40.000 yıl önce Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yaşamaya başlayan, anatomik olarak ilk modern insanlar, Avrupa’nın ilk sakinleri. Yırtıcılarla, rakip bir tür olan Neandertallerle ve çok sert iklim koşullarıyla girdikleri mücadeleden galip çıktılar. Brian Fagan bu ilk Avrupa kültürünün Afrika’dan neler getirdiğini, Avrupa’da hangi gelişmeleri kaydettiklerini ve içinde yaşadıkları Buzul Çağı ikliminin bu kültürün gelişimi üzerindeki etkilerini yalın bir dille açıklıyor. Yazar: Brian Fagan Çevirmen: Nurdan Soysal Sayfa Sayısı: 376 Yayın Tarihi: 30 Temmuz 2019 Yayınevi: Say Yayınları
  15. Dinozorların bile başına geldiyse, bizim de başımıza gelebilir mi? Sürprizlerle dolu bir hikâye bu: Triyas’ın kısıtlı bir ekosisteminde yaşayan bir grup ufak, uysal yaratık nice felaketi atlatıp Jura’da tüm dünyaya dehşet saçan devasa dinozorlara dönüşüyor. Dünyaya geldiğinde güvercin boyutunu aşmayan bebekleri, erişkin çağında metrelerce uzunluğa, tonlarca ağırlığa ulaşıyor. Ne var ki dinozorların ayaklarının altındaki toprak ve başlarını uzattıkları gökyüzü de yerinde durmuyor, değişiyor. Ve gün geliyor, devran dönüyor; çeşitliliği baş döndürücü, dehşeti sonsuz bu devlerin 150 milyon yıllık hâkimiyetine son verecek bir göktaşı, dünyanın tarihini baştan yazıyor. Yaşam, yeni bir mecraya giriyor. Dinozor çığlıklarının dindiği sessizliğin ardından, memeliler milyonlarca yıldır saklandıkları karanlıktan çıkıp serpiliyor ve işte içlerinden biri, Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü’nü kaleme alıyor! Dinozorlardan geriyeyse, sadece, bu çöküşün yazarının penceresine konan kuşlar kalıyor. Paleontolojinin genç yıldızı Steve Brusatte felaketler, yeniden doğuşlar ve amansız mücadelelerle dolu bu hikâyenin kadim kahramanlarının peşinde kâh Polonya’nın göller bölgesinde, kâh Arjantin’in dağlık kanyonlarında, kâh Çin’de bir inşaat sahasında iz sürüyor. Brusatte gibi soğuğa, neme, toza, açlığa aldırmadan dünyanın dört köşesinde fosil peşine düşmüş bir avuç maceraperestin işbirliğiyle ortaya çıkan Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü, bir yandan Afrika’yı Amerika’yla, T. rex’i martılarla buluşturuyor, bir yandan da dönüp dolaşıp Brusatte’ın o kaçınılmaz sorusuyla karşı karşıya bırakıyor: Bizim de başımıza gelebilir mi gerçekten? ABD’li paleontolog Steve Brusatte, dinozorların evrimi alanındaki çalışmalarına Edinburgh Üniversitesi’nde devam ediyor. Yazar: Steve Brusatte Çevirmen: Mehmet Doğan Sayfa Sayısı: 272 Yayın Tarihi: 23 Eylül 2020 Yayınevi: Koç Üniversitesi Yayınları
  16. Pulitzer Ödülü Sahibi New York Tımes Book Review’a Göre Yılın En İyi 10 Kitabından Biri New York Tımes Bestseller Natıonal Book Crıtıcs Cırcle Ödülü Finalisti Son yarım milyar yılda tam beş kitlesel yok oluş yaşandı; dünyada yaşam çeşitliliği aniden ve dramatik ölçüde azaldı. Peki gözlerimizin önünde yeni bir kitlesel yok oluş yaşanıyor olabilir mi? “Altıncı Yok Oluş harika bir kitap... Büyük, ani değişikliklerin yaşanabileceğini, bunun olasılık dışı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bunlar daha önce yaşandı, yeniden yaşanabilir.” —ABD Başkanı Barack Obama Dünyanın dört yanında bilim insanları, dinozorların yok olmasına neden olan asteroit çarpmasından sonra en yıkıcı yok oluş süreci olduğunu öngördükleri altıncı yok oluşu gözlemliyor. Bu kez, felaketin nedeni biziz. “Doğa bilimciler dünya tarihinde beş yok oluş gerçekleştiğini söyler; Kolbert, insan faaliyetlerinin, gezegeni altıncı yok oluşa götürdüğüne dair ikna edici bir tez ortaya koyuyor.” ―Bill Gates Hem samimi, hem eğlenceli, hem de bilgi dolu bu kitapta, New Yorker yazarı Elizabeth Kolbert, insanın, gezegenimizdeki hayatı, diğer hiçbir türün yapmadığı şekilde değiştirmesinin nedenini ve nasılını anlatıyor. Çok sayıda disiplinde yapılmış araştırmaları, yok olmuş türlerin tanımlarını ve kavram olarak yok oluşun geçmişini bir araya getiren Kolbert, gözlerimizin önünde yok olmakta olan türlere dair etkileyici ve kapsamlı bir hikaye sunuyor. Kolbert, altıncı yok oluşun insanoğlunun en kalıcı mirası olmaya aday olduğunu gösteriyor ve bizleri insan olmanın anlamını yeniden düşünmeye zorluyor. Altıncı Yok Oluş, dünyanın geleceğine dair; entelektüel tarih, doğa tarihi ve saha muhabirliğini bir araya getiren ve gözlerimizin önünde süregelen kitlesel yok oluşa dair güçlü bir anlatım sunan önemli bir kitap. Yazar: Elizabeth Kolbert Çevirmen: Nalan Tümay Sayfa Sayısı: 400 Yayın Tarihi: 24 Eylül 2019 Yayınevi: Okuyan Us Yayınları
  17. Hem evrim kuramını benimseyip hem de Tanrı’ya inanabilir misiniz? İnsanlar diğer hayvanlardan üstün mü, yoksa bu düşünce sadece bir insan önyargısı mı? Evrim bize yaşamın amacının ne olduğunu söylüyor mu, yoksa yaşamın nihai bir amacı olmadığını mı ima ediyor? Evrim, ahlaki bakımdan neyin doğru, neyin yanlış olduğunu gösteriyor mu, yoksa son tahlilde yanlış ya da doğru diye bir şey olmadığını mı ima ediyor? Bu etkileyici ve ilgi uyandırıcı kitabında Steve Stewart-Williams evrim kuramı ve evrimci psikoloji tarafından ortaya atılan böylesi temel felsefi sorulara yanıtlar bulmaya çalışıyor. Yazar biyoloji, psikoloji ve felsefeden faydalanarak Darwinci bilimin nihai amaç ya da ahlaki yapıdan yoksun bir tanrısız evren görüşünü desteklediğini öne sürüyor. Fakat insanın hem böyle bir görüşe sahip olması hem de iyi ve mutlu bir yaşam sürmesi mümkün. “Stewart-Williams dünyanın Darwin’den sonra da anlamlı, harika ve ahlaklı bir yer olarak kalacağını itinalı ve eğlenceli bir dille anlatıyor.” — Stephen Hill, Massey Üniversitesi “Evrim kuramının insan doğası, ahlak ve din ile ilgili standart görüşleri ne yönde etkilediğini anlamak isteyen herkesin okuyabileceği, önemli, anlaşılması kolay ve tam vaktinde yazılmış bir kitap.” — Stephen Boulter, Oxford Üniversitesi Yazar: Steve Stewart Williams Çevirmen: İbrahim Hoca Sayfa Sayısı: 392 Yayın Tarihi: 16 Şubat 2017 Yayınevi: Say Yayınları
  18. Din Nasıl Ortaya Çıktı ve Neden Hâlâ Var Olmaya Devam Ediyor? Nicholas Wade Modern bilim, dinozorlar ile Eski Mısırlıların aynı çağda yaşadığı, güneşin dünyanın çevresinde döndüğü ve tüm canlıların ilahi bir güç tarafından yaratılmış olduğu gibi dinsel açıklamaları geçersiz kılmış olmasına karşın bugün neden insanlar hâlâ bu öğretilerin peşinden gitmeyi sürdürüyorlar? New York Times gazetesi köşe yazarlarından Nicholas Wade bu kitabında dinin nasıl ortaya çıktığı, geçmişte ve günümüzde toplum içerisinde nasıl bir rol oynadığı ve gelecekte hangi biçimleri alabileceği konusundaki düşüncelerini sizlerle paylaşıyor. Dinin ilkel toplumların müzik, dans ve trans pratiklerinden doğduğunu vurgulayan Nicholas Wade, Richard Dawkins gibi “azılı” ateistleri dinin tarih boyunca insan toplumlarının hayatta kalmasına yaptığı önemli katkıyı küçümsemekle eleştiriyor. “şimdiye kadar, bir dini olmadan uzun süre ha-yatta kalmış hiçbir toplum yoktur. Sovyetler Birliği yalnızca 70 yıl dayanabilmiştir,” diyen Wade’e göre, din insan toplumlarına evrimsel bir üstünlük kazandırmıştır. Günümüzde organize dinler bilimle daha uyumlu yeni inanç biçimlerinin oluşumunu engellemektedir, ama gelecek, evrim kuramı gibi bilimsel ilerlemeleri kendi öğretisine dahil eden yeni dinlerin doğuşuna sahne olacak gibi görünmektedir. inanç içgüdüsü, tabiri caizse, ateizme “içeriden” bir eleştiri. Batı’da ateistler ile dindarlar arasındaki tartışmalara yabancı olmayan Türk okuru bu kitabı ilgiyle okuyacak. Yazar: Nicholas Wade Çevirmen: Müge Sözen Sayfa Sayısı: 392 Yayın Tarihi: 14 Mayıs 2012 Yayınevi: Say Yayınları
  19. Benim kişisel sorunlarım 14 yıldır devam ediyor ve ben 14 yıl önce sofu bir Müslüman iken şimdi ateistim. Bir çok şeyi tecrübe ederek bu duruma geldim. Dinsel anlamda konuya yaklaşmak işin karmaşık tarafı. Durumu dallandırıp budaklandırmaktan başka bir şey yapmaz ve sürekli sorumluluğu size yıkar. Halbuki şanssız olduğunuz için aksilikler sizi bulmuş. Bunun bir nedeni yok, hayat böyle. Kiminin iki yakası bir araya gelmez, kimi ise güzel talihin yürüyen birer temsilcisidir.
  20. İstanbul sadece size uğursuz gelmiyor. Neredeyse son üç yıldır ciddi bir ekonomik buhran var. Bu durum çoğu insan gibi sizi de etkilemiş. Üzerinde Muhammed'in adının yazılı olduğu pastanın kesilmesinden daha mı kötüymüş annenizin kilisede mum yakması?
  21. Bakan Koca gerçek vaka sayısını açıkladı! Türkiye, Avrupa’da 1’inci oldu Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de son 24 saat içinde tespit edilen corona virüsü vaka sayısının 28 bin 351 olduğunu duyurmuştu. Yeni hasta sayısının da dahil olduğu toplam vaka sayısının açıklanmasıyla birlikte Türkiye, Avrupa'da en yüksek vaka sayısı bildiren ülke oldu. Güncellenme: 23:06, 25/11/2020 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından güncel corona virüsü verilerini açıklamıştı. Son 24 saat içinde Türkiye’de toplam 6 bin 814 yeni hasta tespit edilmesiyle hasta sayısı 467 bin 730’a yükseldi. Fahrettin Koca, artık corona tablosunda semptom göstermeyen ama testi pozitif çıkan vakaların da yer alacağını ifade ederek, Türkiye’de son 24 saat içinde toplam 28 bin 351 vakanın tespit edildiğini açıkladı. 28 bin 351 vakayla birlikte Türkiye, bugün Avrupa’da en yüksek vaka sayısını bildiren ülke oldu. Türkiye'de hali hazırda hala toplam kaç vaka var, bugüne kadar kaç pozitif vaka negatife döndü, Türkiye'de ilk corona vakasının görüldüğü mart ayından bu yana toplan kaç corona vakası tespit edildi henüz bilinmiyor. AVRUPA’DA SON DURUM Türkiye’nin ardından İtalya, son bir gün içinde 25 bin 853 vakanın tespit edildiğini açıkladı, toplam vaka sayısının 1 milyon 480 bin 874’e ulaştığını duyurmdu. İtalya’nın ardından Birleşik Krallık’ta 18 bin 213 vaka tespit edildi. Toplam vaka sayısı da 1 milyon 557 bin 7’ye yükseldi. Avrupa’da en çok günlük vaka sayısının tespit edildiği dördüncü ülke olan Fransa’da 16 bin 282 vaka tespit edilmesiyle, toplam vaka sayısı 2 milyon 170 bin 97 oldu. Worldometers’in verilerine göre, vaka sayısında Fransa’yı Polonya ve Almanya izledi. Polonya’da vaka sayısı son 24 saat içinde 15 bin 362 artarak 924 bin 422’ye yükseldi. Almanya’da ise 13 bin 243 vakanın tespit edilmesiyle, toplam vaka sayısı 976 bin 149 oldu. Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/bakan-koca-gercek-vaka-sayisini-acikladi-turkiye-avrupada-1inci-oldu-6141270/
  22. Çünkü yediğimiz her şey yapay ablam. İşlenmiş gıdaların zaten ne olduğu belliydi. Şimdi iş çiftliklere, tarlalara kadar girdi.
  23. Sabaha çıkarsam saat 06.10'da kalkıp 06.50 gibi otobüse bineceğim. 07.30 civarı işbaşı yapıp akşam 16.00'da paydos edeceğim. Bu rutin altı gün devam edecek.
×
×
  • Create New...