Jump to content

кυвiŁαу

Özel Üye
  • Content Count

    18,521
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    136

Everything posted by кυвiŁαу

  1. John Maynard Smith ve Eörs Szathmáry’nin The Major Transitions in Evolution [Evrimdeki Ana Geçişler] adlı eserleri ilk yayımlandığında biyolojide çok önemli bir çalışma olarak görülmüştü. Nature dergisi söz konusu kitabı “görkemli ve ümit verici bir güç gösterisi” olarak selamlamış, New Scientist dergisi ise “modern biyolojinin özünü” yakaladığını belirttiği çalışmanın “çok kolay okunabilen son derece önemli bir kitap” olduğunu yazmıştı. Maynard Smith ve Szathmáry, fikirlerini genel okurların daha geniş bir kitlesine ulaştırmak için bahsi geçen eseri tümüyle yeniden yazdılar. Yaşamın Kökenleri bu şekilde ortaya çıktı. Maynard Smith ve Szathmáry bu kitapta, altı temel geçişe ve bilginin nesiller boyunca aktarımındaki dramatik kırılma noktalarına odaklanarak, Dünya üzerinde yaşamın minicik görünmez hücrelerden balinalara, ağaçlara ve insanlara kadar nasıl evrimleştiği hakkında parlak ve özgün bir resim sunuyor. “Yaşamın nasıl kendiliğinden ortaya çıkabildiğini, kimyasal evrimi, RNA’dan DNA’ya geçişi, cinsiyetin kökenini, ortak yaşamı ve milyarlarca yıllık canlı evrimi olağanüstü açıklıkla anlatan bir başvuru kitabı.” – Scientific American “Sıcak bir karbon çorbasından başlayan yaşam nasıl virüslere, hücrelere ve bizlere evrimleşti? Cinsiyetler nasıl ve neden ayrıştı? Karmaşıklığın evrimi nedir? Farklı türler arasında ortak yaşam nasıl gerçekleşti? Bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını bulabileceğiniz harika bir kitap.” – Publishers Weekly Yazar: J. Maynard Smith, Eörs Szathmary Çevirmen: Ayni Uysal, Gizem Uysal Sayfa Sayısı: 238 Yayın Tarihi: 29 Kasım 2019 Yayınevi: Ginko Bilim
  2. Öne sürülen ç ok sayıda karşıt görüşe rağmen, “evrim”in en temel bilimsel kuramlardan biri olduğu yadsınamaz. Organizmaların evrimine dair ikna edici kanıtlar sunan Darwin, organizmaların "tasarım"ını açıklayan süreci de keşfetmişti: doğal seçilim. Evrim kuramı, neden bu kadar farklı türde organizma olduğunu bilimsel olarak açıklar ve bu organizmalar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyar. Evrim kuramı, insanların yeryüzünde nasıl ortaya çıktığını ve diğer canlılarla olan biyolojik bağlarını gösterir. Sürekli evrilen bakterileri, virüsleri ve diğer patojenleri anlamamızı ve bunların sebep olduğu hastalıklara karşı etkin koruma yollarının geliştirilmesini sağlar. Tarım, tıp ve biyo-teknolojideki ilerlemeler, evrim bilgisiyle mümkün olabilmiştir. Bütün kanıtlara karşın, pek çok insan evrim kuramının tartışmalı olduğunu düşünüyor. Önemli bir genetikçi ve evrimci olan Francisco J. Ayala, insanlar da dahil bütün organizmaların kendilerinden çok farklı atalardan evrildiği olgusunu altı temel soruya verdiği yanıtla ortaya koyuyor: Ben Maymun muyum? Evrim neden bir kuramdır? DNA nedir? Bütün bilimciler evrimi kabul ediyor mu? Yaşam nasıl başladı? Hem evrime hem de tanrıya inanmak mümkün müdür? Yazar: Francisco J. Ayala Çevirmen: Ferit Burak Aydar Sayfa Sayısı: 72 Yayın Tarihi: 30 Ekim 2014 Yayınevi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
  3. İnsanların Yaşam Ağacındaki yeri tam olarak nasıl belirlenir? İnsanlarla onların büyük ataları sayılan maymunlar arasındaki ilişki nasıl gerekçelendirilir? En eski atalarımız tam olarak nerede yaşamıştır? Hiç kuşkusuz, sadece meslekten bilim insanlarını değil, konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkesi ilgilendiren, temel önemde sorulardır bunlar. Paleoantropoloji alanının büyük uzmanlarından sayılan Wood, bugüne dek tartışılmış birincil önermelerden en yakın tarihli fosil bulgularına kadar geniş ölçekli bir veri grubunu analiz ediyor. Özellikle genetik biliminde yaşanan son gelişmelere odaklanarak, bilim alanında insan evrimine dair bulgulanmış tüm heyecan verici gerçekleri ve bağlantı noktalarını gözler önüne seriyor. Yazar: Bernard Wood Çevirmen: Nursu Örge Sayfa Sayısı: 168 Yayın Tarihi: 27 Mayıs 2015 Yayınevi: Dost Kitabevi
  4. Nescafem ve kahve kremam bitmesin istiyorum. İkisi 56 lira tutuyor.
  5. Adblok var. Önceden engelliyordu şimdi işe yaramıyor. Onunda mı reklamsız sürümü çıktı diye düşünüyorum.
  6. Şu sıralar tamamı sinir bozucu. YouTube'den bir şeyler izleyemez olduk. Sanki reklam izliyoruz ama araya program giriyor gibi.
  7. Olumlama yöntemlerinin ve cümlelerinini motivasyonuna inanmakla beraber yakın zamandaki tecrübelerime dayanarak "güzel cümle" tanımının göreceli olduğunu düşünüyorum. Örneğin yedi senedir g*tü göbeği salmış beni harekete geçirip üç haftada 9.5 kilo vermeme ve üzerimdeki ölü toprağını atmama sebep olan duyguyu Papa I. Gregorius, insanın hayatı boyunca sakınması gereken yedi büyük günah arasına yerleştirmiştir.
  8. Kur'an-ı Kerim'i yeterince okumuşluğum var. Zaten konu Kur'an-ı Kerim'deki ayetler değil, bunların sanal dünyaya yansıması. Basit bir örnekle duruma açıklık getireyim. Elimdeki mealde İsra Suresi 13. Ayeti "Her insanın uğursuzluk kuşunu onun boynuna takmışızdır. Kıyamet günü kendisine, önünde önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız" şeklinde yazmasına rağmen, ayet özellikle sosyal paylaşım sitelerinde "Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağladık" gibi çok ciddi bir çarpıtmaya uğramıştır. Emin olun bir çok Müslüman böyle ayetin gerçekten var olduğuna inanıyor. Milligazete yazarı Halil İbrahim Er, 3 Temmuz 2016 tarihinde kendi köşesinde bu konuya değinmiş. Bir kısmını aktarıyorum, "İsra Suresi 13. ayetini bazı kişiler “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık” şeklinde tercüme etmektedirler. Halbuki bu tercüme yanlıştır. Ayetleri fikirlerimize göre çeviremeyiz. Her kelimeyi Arap dil kuralları ve o dönem Arapların verdiği anlamı düşünerek çevirmeliyiz. Tevil veya tefsir yapılacaksa da bu temel dayanaktan hareket etmeliyiz. Tamamen kendi fikrimize göre eğip bükemeyiz. Ayetin doğru meali şu şekildedir: “Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.” Bu çeviri herkesin ittifak ettiği bir çeviri iken birisi kendi dünya görüşüne dayanak oluşturması için anlamını değiştirerek çevirmiştir. Böyle herkes kafasına göre ayetleri çeviremez. Ehli Kur’an denilen kişilerin ulaşacağı nokta bu olmamalıydı."
  9. Cerrahi sünnet (hitan) konusu hakkında ufak bir not düşmek istiyorum. Tıpta kabul edildiği söylenen o ufak fayda için sünnet olmanın gereği yoktur. Hijyen konusunda sözde bir faydası olduğu ve penis kanserini önlediği iddia edilir fakat bunun bir geçerliliği bulunmuyor. Penis kanseri erkekler arasında çok ender görülen bir hastalıktır. Bu hastalığa hijyen eksikliği yüzünden yakalanmak için ürolojik bölgeye bir sene hiç su değmemesi gerekiyor! Yani bir erkeğin penis kanseri olabilmesi için insanüstü bir çaba göstermesi lâzım.
  10. Hatta Dünya iki öküzün boynuzunun üstünde. Biri silkelenince zelzele, ikisi birden silkelenince deprem oluyor.
  11. Bazı toplumlar özgürken, diğerleri neden otoriter yönetimler altında veya anarşi içinde yaşadılar ve yaşıyorlar? Özgürlük Batı’ya özgü bir durum mu? Özgürlüğün ve demokrasinin akıbeti ne olacak? Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’a göre özgürlük “doğal” bir durum değil… Güçlü bir sivil toplum ile güçlü ama prangalanmış bir devletin birbirlerini dengelemesiyle, süreç içinde elde edilen bir kazanım. Bu zor şartlar sağlandığında girilen “dar koridor”da kalmak ise sürekli bir çaba gerektiriyor… Dar Koridor okuru tarihte uzun bir yolculuğa çıkarıp özgürlüğün doğuşu, sürdürülebilirliği ve akıbeti hakkında çarpıcı sonuçlara ulaştırıyor… Yazar: Daron Acemoğlu, James A. Robinson Çevirmen: Yüksel Taşkın Sayfa Sayısı: 648 Yayın Tarihi: 11 Ocak 2020 Yayınevi: Doğan Kitap
  12. 100 Objede Dünya Tarihi / Neil MacGregor
  13. Bildiğim kadarıyla ulemanın icması da düz olduğu ve dönmediği yönünde zaten. Bu arada ayetlerin esnetilmesi sadece bilimsel veriler için değil farklı konular için de yapılıyor. Hatta öyle bir hale geldi ki, ayetin orijinalini internette bulamıyorsunuz.
  14. Nasıl bir ruh haline bürünmüşüm ki, sıçrayabiliyormuşu s*çabiliyormuş diye okudum onu düşünüyorum şu an.
  15. Yeni yılda kurtulmanız gereken 6 kötü alışkanlık 2019 göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Bazen kötü alışkanlıklarımızın bizi ele geçirmesine izin veririz. Yeni yılda kötü alışkanlıkları geride bırakmaya ne dersiniz? Aşağıda sayacağımız kötü alışkanlıklar, belki de görünüşte zararsız duruyor ancak derinine indikçe ne kadar tehlikeli olduklarını görebilirsiniz. İşte 2020'de kurtulmanız gereken 6 kötü alışkanlık. 29 Aralık 2019, Pazar 1-Negatif düşüncelerinizi bırakın Kendinizi kötü düşünmemelisiniz. Bazı hatalar yapmış olabilirsiniz ve her zaman istediğiniz şekilde görünmeyebilir veya davranmayabilirsiniz, ancak kim olduğunuzla ilgili ortada yanlış bir şey yok. Çok yetenekli harika bir insansınız. Sadece zihninizi doğru yere koyun ve gerçekten hedeflerinize doğru çalışın. Kendinizle ilgili olumsuz düşünceler, kendinizi daha fazla sevmenizi sağlamayacak, sadece kendinize kızmanızı sağlayacaktır. 2-Geçmişi geçmişte bırakın Geçmiş, değiştirebileceğimiz bir şey değildir ve bu yüzden fazla kurcalanmamalı ve geride bırakılmalıdır. Yaşadığınız şeylerle ilişkili dersleri öğrenin. Geçmişi kazmak, sadece işleri daha da kötüleştirecektir. 3-Başkalarını memnun etmeye çalışmaktan vazgeçin Bu dünyada memnun etmek için çalışmanız gereken tek kişi sizsiniz. Günün sonunda gerçekten sahip olduğunuz tek şey kendinizsiniz. Başkalarıyla uyum sağlamanıza gerek yok ve kendinizi iyi hissetmediğinizde çevrenizdeki insanları daha iyi hissettirmeniz gerekmez. 4-Sınırlarınızı zorlamayın İlişkiler karmaşıktır. İstediğiniz bir şeyi yapmak için kendinizi hırpalamanıza gerek yok. Başkaları için inşa edilmiş bir evin içinde asla gerçekten mutlu olmayacaksınız. Sonunda o kutunun dışına çıkıp sizin için önemli olan bir şey üzerinde çalıştığınızda, o zaman hayatınızda gerçek bir değişiklik fark edeceksiniz. 5-Mükemmel olmaya çalışmaktan vazgeçin Bu gezegendeki hiç kimse mükemmel değil. Hepimiz kendi halimizde benzersiziz. Sizdeki eksikliği başkası tamamlar, başkasındaki eksikliği de siz tamamlarsınız. 6-Duygularınızı saklamayı bırakın Hiç kimse duygularını saklamamalıdır. İnsanız ve bir şeyler hissetmek hepimizin hakkı. Uzun vadede bu duyguların sizi üzüntüye sokacağını düşünebilirsiniz. Bu nedenle bir şeyleri hissedin ve hislerinizi sonra uzaklaştırın. Kaynak: https://www.posta.com.tr/yeni-yilda-kurtulmaniz-gereken-6-kotu-aliskanlik-haber-fotograf-2230311
  16. Milyonların merakla beklediği asgari ücret zammı belli oldu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, milyonlarca işçinin beklediği asgari ücret zammını açıkladı. Komisyondan çıkan karar doğrultusunda 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren, yeni yılda asgari ücret brüt 2.943 lira net 2.324,70 lira olacak. 26 Aralık 2019, Perşembe Asgari Ücret Tespit Komisyonuyla toplantısından önce işçi ve işveren heyetleriyle makamında bir araya gelen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, milyonlarca işçinin beklediği 2020 asgari ücret rakamını açıkladı. Yaklaşık bir aydır süren Asgari Ücret Tespit Komisyonu nihai karara vardı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk asgari ücrete ilişkin açıklamada bulunuyor. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un açıklamalarından notlar; Asgari ücret tespit komisyonumuzun ton son toplantısına hoşgeldiniz diyorum. Toplantımızın tüm çalışanlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Asgari ücret tespit çalışmaları beşer üyeyle temsil edildiği 15 üyeden oluşan bağımsız bir komisyon tarafından yapılmaktadır. Komisyonumuz ilk toplantısını 2 Aralık’ta yine bu salonda yapmıştı. Ben komisyon çalışmalarına sundukları değerli katkılardan dolayı Türk İş’e TİSK’e ve tüm kamu temsilcilerimize teşekkür etmek isterim. Biz her daim çalışmalarımızı istişare yoluyla, tüm tarafların görüşlerini göz önünde bulundurarak yürütmeyi önemsiyoruz. Sosyal adaleti pekiştirmeyi, işçilerimizi ve işverenleri birlikte korumayı, kayıtlı istihdamı artırarak çalışanlarımızın sosyal güvencesini sağlamayı, kaynaklarımızı da daha etkin kullanarak sürdürülebilir kalkınmayı temel önceliğimiz olarak görmekteyiz. 2002 yılında net 184 lirayı, 2019’da 2 bin 20 liraya yükseltmiş olduk. Reel olarak yüzde 142 artık sağlamıştık. Asgari ücreti konuşurken bizim hükümet olarak aldığımız her politikada herkese ulaşmayı da hedeflemekteyiz. İşte 2020 asgari ücret zammı Asgari ücreti belirlerken bu ücretin etkilemeyeceği tüm ekonomik dengeleri ve aynı zamanda toplumun tüm kesimlerini düşünmemiz gerekmekte. Bu sene de asgari ücret tespit komisyonumuz kararını oy çokluğuyla almış bulunmakta. Asgari ücret rakamlarını da açıklamak istiyorum. Asgari ücret brüt 2943 lira, net 2 bin 324,70 lira olarak belirlenmiştir. Beklenen yıl sonu enflasyon oranı yüzde 12 olarak ön görülmekteydi. Beklenen yıl sonu enflasyon oranının üç puan artış sağlayarak, işçimizi enflasyona ezdirmeyeceğimizi sözümüzü tutmuş olduk. Şunu da belirtmek isterim. Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat'ın açıklamalarından notlar; Biliyorsunuz bizim Türk İş olarak çalışmalarımız sonucunda çıkan açlık-yoksulluk ve yaşam maliyeti olarak açıkladığımız rakamları daha önce paylaştık. Geldiğimiz nokta itibariyle açıkladığınız rakamı işçi kesimi olarak kabul edemeyeceğimizi ifade ediyorum. 2008 yılında başlayan ve günümüze kadar devam eden kriz nedeniyle alım gücünün en düşük dönemini yaşıyoruz. Bu belirlenen rakam işçilerimize 10 gün bile yetmeyeceğini düşünüyoruz. Kararınıza katılmıyoruz ve toplantıdan ayrılıyoruz. Komisyon kararı nasıl alınıyor? Asgari ücret, yasa gereği 5'er işçi, işveren ve devlet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirleniyor. Bu komisyonda, işveren tarafını TİSK, işçi tarafını ise en fazla üyeye sahip konfederasyon olduğu için Türk-İş temsil ediyor. Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor. https://www.posta.com.tr/milyonlarin-merakla-bekledigi-asgari-ucret-zammi-belli-oldu-2229693
  17. Moleküler Biyoloji ve Genetilk Bilimi ilerlediğinden dolayı bir canlının neye benzediğini öğrenmek için illâki fosili olması gerekmiyor artık.
  18. Dilenci kılığına giren CNN Türk muhabirine ahlaksız teklif! CNN Türk muhabiri Sema Akbulut, İstanbul’un 5 farklı semtinde 1 saatte 82 lira topladı. Bu deneyi gündüz vakti yapmasına rağmen ahlaksız teklifler aldığını anlatan Akbulut, "Kucağımda bebek olmasına rağmen bir erkek gelip ‘Benimle beraber olur musun?’ diye sordu. Başka bir kadın yaklaşıp yüzümü okşadı ve ‘Çok güzelsin, daha çok para kazanabileceğin işler var’ dedi" diye konuştu. 24 Aralık 2019, Salı Dilenci kılığına giren CNN Türk muhabiri Sema Akbulut ve kameramanlar Serkan Topal ve Ümit Sertabipoğlu, İstanbul’un beş farklı semtinde sosyal deney yaptı. Deneyin ilk gününde Akbulut elinde oyuncak bir bebek ile Fatih’te cuma namazı çıkışında dilenmeye başladı. Hürriyet'ten Ece Çelik'in haberine göre, bir saatin sonunda tam 82.5 TL topladı. Akbulut haberin hikâyesini ve yaşadıklarını şöyle anlattı: “Dilencilerin vicdan sömürüsü yaparak para kazandığını hepimiz biliyoruz. Bununla ilgili bir bilinç oluşturmak için kolları sıvadık. Farklı gelir seviyesinden ve farklı yaş gruplarından insanların yaşadığı beş farklı bölge seçtik. "Kadınlar empati kuruyor" Değişik bölgelerde insanların dilencilere yaklaşımı değişiyor mu, bunu test etmek istedik. Fatih’te daha çok kadınların para verdiğine şahit oldum. Kimilerine bunun bir sosyal deney olduğunu söyledik ve neden para verdiklerini sorduk. Kadınlar bebeğiyle dilenen biriyle empati kuruyor. Yaşlı erkekler ise evlatları yerine koyarak para verdiklerini söyledi. Diğer bir durağımız hastane önü oldu. Burada hastanede yakını olan insanlar kendilerini zor durumda hissettiği için, başka zor durumda olan bir insana yardım etmek için para verdiklerini söyledi.” "Benimle beraber olur musun?" Akbulut bu deneyi gündüz vakti yapmasına rağmen çok sayıda ahlaksız teklif ve tacize varan yaklaşımlar yaşadığını söyledi. Akbulut, “Bu deneyden çıkarımım, kimse dışarıda çaresiz kalmamalı. Başınıza gelebileceklerin sınırı yok. Bir kadına zarar sadece erkekten gelmiyor, hemcinsinden de gelebiliyor. Kucağımda bebek olmasına rağmen bir erkek gelip ‘Benimle beraber olur musun?’ diye sordu. Başka bir kadın yaklaşıp yüzümü okşadı ve ‘Çok güzelsin, daha çok para kazanabileceğin işler var’ dedi. Gündüz kalabalık yerlerde sadece 1 saat içerisinde bu kadar çok şey yaşayınca dışarıda kalan kadınların, çocukların neler yaşadığını düşünemiyorum bile” dedi. Dilendiği farklı semtlerde birbirine çok yakın rakamlar topladığını anlatan Akbulut, topladıkları parayı CNN Türk olarak Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağışlayacaklarını ifade etti. Akbulut, bu haberle birlikte insanlara dilencilere değil hayır kurumlarına bağışta bulunma çağırısı yapmak istediklerini vurguladı. https://www.posta.com.tr/dilenci-kiligina-giren-cnn-turk-muhabirine-ahlaksiz-teklif-2229001
  19. Haklı olabilirsin ablam. Yanlış hatırlamıyorsam eğer Steve Jones / Neredeyse Bir Balina kitabında okumuştum. Sokak köpeklerinin insanlara saldırıp yediği olay sayısı kurt saldırılarından fazlaymış.
  20. Köpekler korkunun kokusunu alabilir mi? Hırlayan bir köpekle karşılaştığınızda, büyük olasılıkla sakin kalmanız gerektiğini ve köpeklerin korkunun kokusunu aldığını hatırlarsınız. Peki köpeklerin gerçekten de korkunun kokusunu alabilmeleri mümkün mü? Köpekler, 'muhtemelen' korkunun kokusunu alabilir diyebiliriz. Ancak köpeklerin korkunun kokusunu alıp almadığı bilmecesinin cevabı, sandığınızdan daha karmaşık. Köpeklerin korkunun kokusunu alıp alamadığı söylentisi yıllardır çevremizde dolanıyor. Hırlayan ya da saldırmaya meyilli bir köpek gördüğümüzde ilk önce sakin kalmaya çalışmamızın sebebi bu. Köpeklerin korkunun kokusunu alıp almaması hakkında bir soru sormadan önce, cevaplanması gereken başka sorular da var. Mesela; köpekler gerçekten korkunun kokusunu alıyor olsa bile, vücudunuz belirli bir korku kokusu üretiyor mu? Köpekler korktuğumuzu biliyorsa, daha fazla saldırma ihtimalleri var mı? Şimdi bu soruları tek tek cevaba kavuşturacağız. Korktuğunuzda, vücudumuz çeşitli kimyasallar üretir:. Mesela; ter, adrenalin, stres hormonu olan kortizol, hatta bazen idrar. Köpekler yapılan araştırmalar sonucu, kanser kokusu da dahil, her türlü biyolojik ipucunu tespit etme yeteneğini ispatladı. Köpeklerin korkunun kimyasallarını da koklayabilmesi muhtemel görünüyor, ancak bu konu hakkında henüz yeterli bir araştırma bulunmuyor. Yine de, köpekler akıl almaz derecede sezgisel canlılarıdır. Köpekler, insan davranışlarını şempanzelerden daha iyi yorumluyor, yalan söylediğimizi biliyor ve duygularımızı bile fark edebiliyorlar. Araştırmalar aynı zamanda mutlu ya da kızgın olup olmadığımızı bilmek için yüz ifadelerimizi okuyabildiklerini gösteriyor. Eğer bir insanın gülebildiğini anlayabiliyorlarsa, onlardan korkan birinin gerilmiş kaslarını ve gözlerini de algılayabilirler. Ancak asıl haber şu; bu durumun hiçbir önemi yok. Sadece hareketsiz dur Bir insanın korktuğunu anlamak, köpekleri daha fazla saldırma olasılığı yaratmıyor. Injury Prevention dergisindeki 2007 tarihli bir araştırma, köpeklerin yiyecek, bölge veya eşyalarına yönelik bir tehdit algıladıklarında çocukları ısırma ihtimalinin yüksek olduğunu buldu. Araştırmacılar, çocukları ısırmış köpekleri incelediklerinde, köpeklerin yarısının ağrılı bir tıbbi durumu olduğunu buldular. Acı çeken bir köpeğin daha endişeli ve koruyucu olması ve bu nedenle ısırması daha olasıdır. Peki, bir köpeğin saldırabileceğini düşünüyorsanız ne yapmalısınız? Tabii ki asla koşmamalısınız. Cornell Üniversitesi Veteriner Fakültesi profesörü Dr. Katherine Albro Houpt'ın New York Times'a verdiği demeçte, 'Köpeklerin hızla ayrılan insanlara saldırması muhtemel olduğunu biliyoruz. Yırtıcı bir saldırganlıkla tepki veriyorlar. Kurbandaki korkuyu algıladıkları için değil' dedi. Yine de kendinize çok güvenmeyin. Köpekler göz temasını genellikle saldırganlık belirtisi olarak yorumlarlar ve bu yüzden saldırıda bulunabilirler. En iyisi, hareketsiz durmak, kollarınızı iki yanınızda tutmak ve bakışlarınızı direkt köpeğin gözlerine değil, yakınına doğru yöneltmek. posta.com.tr https://www.posta.com.tr/kopekler-korkunun-kokusunu-alabilir-mi-haber-fotograf-2227313
  21. Bu ders kitabının amacı, bir yandan antropoloji alanındki temel kavram ve bilgilerle ilgili güvenilir bir kaynak oluştururken, öte yandan da bu alandaki önemli değişiklikleri ortaya koymaktır. Bu çerçevede kitap, öğrencilerin antropolojinin ilgilendiği türden çeşitliliğin önemini göstermek ve öğrencilerin deneyimlerini anlamlandırmalarına yardımcı olmak üzere yayımlanmıştır. Umarız bu metin öğrencilerin kendi kültürlerini daha iyi anlayıp daha farklı bir açıdan değerlendirebilmelerine ve kültürlerinin küreselleşen dünyadaki yerini daha doğru görebilmelerine önayak olur. Conrad Phillip Kottak Yazar: Conrad Phillip Kontak Çevirmen: İzzet Duyar, Okan Özler, Utku İçen, Derya Atamtürk Sayfa Sayısı: 608 Yayın Tarihi: 9 Eylül 2014 Yayınevi: De Ki Basım Yayım LTD. ŞTİ
  22. Sen bildiğin yoldan devam et. Bununla birlikte Kur'an-ı Kerim Latin harfleri ile okunabilir bir sakıncası yoktur. Ülkemizde yobaz diye tabir ettiğimiz şeylerin Arap'a ve Arapça'ya karşı olan anlamsız saplantısı yüzünden bu tür mantık dışı açıklamaların bulunması normal.
  23. Abi 32 yaşındayım ve emin ol durumumuz hiç farklı değil. Aslına bakarsan altın oran kuralına tepki olarak doğmuşuz diyebilirim. Yani bizi tarif etmek için literatüre "Teneke Oran" adı altında yeni bir hesaplama sistemi getirilmeli. Fiziksel kusurumun yanında çocuk ruhlu olmam ve geç olgunlaşmam kayıplarımı daha da telafi edilemez hale getirdi. Ben ise bunlara ağlamak dışında bir tepki veremedim. Yaşama sevinci nasıl olur bilmiyorum meselâ, sevilmek nedir diye sorsan cevap veremem. Fotoğraf çekilirken benimle aynı karede olmamak için insanüstü bir çaba gösteren birine vuruldum ve yıllar geçmesine rağmen unutamadım. Geçmişimi, gençliğimi, inancımı gömdüm yaşamaya çalışıyorum. Alkole vermek masraflı olduğu için ben de kendimi kitaplara verdim. Bu dünya böyle bir yer. Senin benim hayal kırıklığı dediğimiz şeyi başkası mutfaktan su içmeye gider gibi gerçekleştiriyor.
  24. İnsanlık tarihi, bizler bu dünyada izimizi bırakmak, hayranlık uyandırmak ve hayatımızı kolaylaştırmak için yeni şeyler yarattıkça yazıldı. 100 Objede Dünya Tarihi, bizden önceki medeniyetlerden günümüze şans eseri ulaşan objeleri geçmiş yaşamlara ışık tutan birer prizma gibi kullanarak tarihe yepyeni bir kapı aralıyor. British Museum’un eski yöneticisi Neil MacGregor, alanında çığır açan bu kitabında insanlığın şaşırtıcı dönüm noktalarından ve icatlarından hareket ederek tarih boyunca medeniyetlerin katettiği yolun müthiş bir haritasını çıkarmış. İnanılmaz hikâyemiz insan eliyle yapılıp günümüze kadar gelen, Afrika’daki Olduvai Boğazı’nda bulunmuş kesici bir aletle başlıyor ve günümüzde tüm dünyanın enerji ihtiyacını karşılamanın alternatif bir yolu olarak ortaya çıkan bir icatla sona eriyor. Ama MacGregor’ın amacı bu icatları yalnızca açıklamak değil, aynı zamanda da ne kadar muazzam olduklarını görmemizi sağlamak. Taş bir sütun bize Hindistan’ın en büyük imparatorlarından biri olan ve halkına hoşgörüyü öğreten Asoka hakkında neler anlatıyor? İspanyolların sekiz reali, küresel para biriminin ortaya çıkışının temellerini nasıl attı? Erken Victoria Dönemi’ne ait bir çay takımı, imparatorluğun etkilerinden nasıl izler taşıyor? Ortodoks Kilisesi’nin ikonaları 150 yıl boyunca yasaklamasında İslamiyet’in etkisi neydi? Bizans İmparatorluğu’nun Osmanlı korkusu Hristiyanlığı nasıl etkiledi? Bu kitabı okurken dünya tarihini birbirini tek bir düzlemde izleyen gelişmeler halinde değil; sürekli değişen, insanı şaşırtan ve birbirleriyle bağlantılı buluş ve eserlerin günümüzde bizi hayal bile edemeyeceğimiz şekillerde etkilediğini gösteren bir kaleydoskop içinden keşfedeceksiniz. 100 Objede Dünya Tarihi, yıllardır yayımlanmış en sıra dışı ve en sürükleyici tarih kitaplarından biri… Yazar: Neil Macgregor Çevirmen: Gamze Bulut Sayfa Sayısı: 736 Yayın Tarihi: 11 Temmuz 2017 Yayınevi: Pegasus Yayınları
×
×
  • Create New...