Jump to content

Melâl

Moderatör
  • Content Count

    17,792
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    13

Posts posted by Melâl

  1. Afrodisias´ın dev havuzu gün yüzüne çıkıyor Aydın´ın Karacasu ilçesindeki Afrodisias antik kentindeki, Roma kentlerinin ihtişamını yansıtan dev şehir havuzu, yapılan kazılarla gün yüzüne çıkartılıyor .

     

     

    UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'nde bulunan Roma İmparatorluğu dönemine ait Afrodisias antik kenti, iyi şekilde korunmuş anıt yapıları ile dikkati çekiyor.

     

    İlk olarak 1904'te yabancı arkeologlarca başlatılan, sonrasında geniş kapsamlı çalışmaların 1961-1990 yılları arasında Prof. Dr. Kenan Erim öncülüğünde yapıldığı Afrodisias'ta, Erim'in vefatının ardından Oxford Üniversitesi'nden Prof. Roland R.R. Smith başkanlığında devam kazılarda, kentin en önemli mimari unsurlarından şehir havuzu gün yüzüne çıkarılıyor.

     

    Roma şehirleri içerisinde varlığından haberdar olunan ve kazıyla etrafındaki parkıyla gün yüzüne çıkarılan ilk şehir havuzu olma özelliği taşıyan mimari yapı, 2 bin 100 yıl öncesindeki Roma şehirlerinin ihtişamını gösterdiği gibi o dönemin sosyal yaşantısına ait önemli bilgileri de ortaya koyuyor.

     

    Kazı heyeti başkanı Prof. Smith, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afrodisias'ın dünyanın önemli arkeolojik alanlarından biri olduğunu belirterek, kazılarda bugüne kadar çok sayıda parçanın gün yüzüne çıkarıldığını belirtti.

     

    Smith, kazı çalışmaları son aşamaya gelen havuzun, milattan önce 1. yüzyıldan kalma olduğunu ve şehrin büyüklüğüyle kıyaslandığında devasa ölçekte olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: "Burada 170 metre uzunluğunda 30 metre genişliğinde ve 1 metre derinliğinde bir süs havuzundan bahsediyoruz. Kentin gücünü göstermek için bu kadar büyük yapmışlar. Afrodisias aslında o kadar büyük bir şehir değil, nüfus belki çok az ama metropol atmosferini yakalamak için yapılan çalışmalar bunlar. Roma döneminde şehirler mimari anlamında birbirleriyle yarış halindeydiler. Bunu da o şekilde yapmışlar."

     

    Prof. Roland R.R. Smith, Afrodisias'taki şehir havuzunu, gelecek yıl sürdürecekleri kazılarla tümüyle ortaya çıkarmayı planladıklarını belirterek, "Önümüzdeki yıl bütün havuzu gün yüzüne çıkartacağız ve projeyi tamamlamış olacağız. Bu park, ağaçlar, soylu mimari ve sudan oluşan kombinasyonu bulacağınız Roma döneminden gelmektedir. Burası, Roma döneminden kalma kazılarla çıkarılmış tek park ve o parkların eşsiz bir örneği." dedi.

     

    282557036bfa4c4008d5aa298eb081426c641474357523_w500.jpg

  2. Çatalhöyük kazısında yeni bir kadın heykelciği bulundu. Konya Çatalhöyük kazılarında, MÖ 8000-5500 Neolitik Dönem´e ait vücudunun tüm parçaları eksiksiz ve ince işçilikle yapılmış heykelcik bulundu .

     

     

    Konya'da Çatalhöyük kazılarında, MÖ 8000-5500 Neolitik Dönem'e ait, yüksek kalitede işçilikle yapılması ve vücudunun tüm parçalarının noksansız bir kadın figürini (heykelcik) bulundu.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Prof. Dr. Ian Hodder başkanlığında gerçekleştirilen 2016 yılı kazı çalışmalarında bulunan kadın figürini Çatalhöyük'ün üst seviyelerindeki mermerimsi taştan yapılmış. Figürin, genelde olduğu gibi çöp alanında değil, bir platformun altında tek parça volkan camıyla birlikte özenle yerleştirilmiş bulundu. Parça kaybetmeden sağlam kalan eser, 17 santimetre yüksekliğinde ve 1 kilogram ağırlığında.

     

    Kafasının şekli, saç tipi (başının tepesinde yuvarlak bir topuz), ellerinin göğüslerinin altında olması ve küçük ayaklarıyla tipik bir Çatalhöyük eseri özelliği taşıyan figürin, ince işçiliği ile diğer heykelciklerden ayrılıyor.Figürin, noksansız vücudu, bir ritüelin parçası olması ve yüksek kalitesi nedeniyle yetkilerce "eşsiz" olarak nitelendiriliyor.

     

    2818e411d1d685b20e4f5a19ab82768844c11473760967_w500.jpg

  3. Antik çağa ait bulunan ilk gemi batığı olma özelliğini taşıyan ünlü Antikythera enkazında 100 yılı aşkın süredir devam eden kazılarda 2000 yıllık bir insan iskeleti ortaya çıkarıldı. İskeletten elde edilecek DNA örnekleri sayesinde, tarihte arkeologlar tarafından incelenen bu ilk batığa dair yeni bilgiler elde edilmesi bekleniyor.

     

     

    1900 yılında bir Yunan süngerci Yunanistan’ın Antikythera Adası yakınlarında bir gemi batığı keşfetti. MÖ yaklaşık 87 yılında battığı anlaşılan gemi, antik çağa ait bulunan ve arkeologlar tarafından incelenen ilk batık olma özelliğini taşıyor. Ancak 2000 yıllık bu ticaret gemisi enkazının asıl önemi batık içerisinde bulunan bir mekanik düzenek. Antikythera Düzeneği olarak adlandırılan bu düzeneğin Güneş, Ay ve beş gezegenin (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn) astronomik konumlarını hesaplamak için tasarlanmış mekanik bir hesap makinesi olduğu anlaşılmıştı. Bilinen en eski çarklı düzenek olma özelliğini taşıyan Antikythera Düzeneği, MÖ 1. yüzyılın teknolojisinin ne denli gelişmiş olduğunu anlamamız açısından büyük önem taşıyor. Antikythera Düzeneği ayrıca, dünyanın ilk analog bilgisayarı olarak da anılıyor.

     

    Antikythera enkazında bu yıl yapılan sualtı araştırmalarında ise son derece önemli yeni bir bulgu elde edildi: yaklaşık yarım metrelik bir çanak çömlek yığını ve kum tabakasının altında gömülü olarak bulunan bir insan iskeleti. Massachusetts Woods Hole Okyanus Bilimleri Enstitüsüne bağlı sualtı arkeoloğu ve kazının eş başkanı Brendan Foley, iskeletin keşfinin birkaç gün sonrasında Danimarka Doğal Tarih Müzesine bağlı ve dünyanın önde gelen antik DNA uzmanlarından biri olan Hannes Schroeder’i iskeleti incelemesi için davet etti. Bulunan iskelet Antikythera enkazında ortaya çıkan ilk iskelet değil. Batığın bulunduğu 1900 yılında ve batığı inceleyen Jacques Cousteau tarafından 1976 yılında, enkaz içerisinden çeşitli kemik yığınları elde edilmişti. Bu kemikler üzerinde yapılan incelemelerde, aralarından birinin bir kadına ait olduğu dört ayrı birey ayırt edilmişti. Ancak bu yıl bulunan iskelet şimdiye dek elde edilen en iyi korunmuş durumdaki iskelet olma özelliğini taşıyor.

     

    Çanak çömlek parçaları ve çeşitli kırık eserlerden oluşan bir yığının içerisinde dağınık halde bulunan iskeletin kol kemikleri bacak kemiklerinin üzerinde, kafatası, diş ve kaburga kemikleri ise hemen yakınlarında bulundu. İskelete ait bazı kemik parçaları ise hala tortu tabakası ile kaplı halde bulunuyor ancak kazıldığında toprak tabakasının çökme riski bulunduğundan bu kemikler henüz çıkarılamıyor.

     

    Kızıl-kahve tonlarındaki kemiklerin, 2000 yıldır su altında olmaları nedeniyle ya da iskelet etrafında bulunan metal eserlerden sızan demir nedeniyle bu rengi almış olabilecekleri belirtiliyor. Kemiklerden bazıları dokunuldukları anda paramparça olurken, aralarında bacak kemiklerinin de sayılabileceği çoğu kemik sağlam olarak gün ışığına çıkarıldı.

     

    Dişlerde aşınmanın az olması ve kafatası kemiklerinin tam olarak kaynaşık olmaması, iskeletin en fazla 25 yaşlarında bir bireye ait olabileceğini gösteriyor. Üst bacak kemiğinin kalınlığı ise iskeletin bir kadına ait olamayacağına işaret ediyor. Uzmanlar iskeletin bu denli iyi korunmuş durumda olmasının nedenini geminin çok hızlı batmasına ve battıktan sonra bir alüvyon tabakası ile kaplanmasına bağlıyor.

     

    Kafatasında şakak kemiğinin kalın kısmı (petröz kemik) şans eseri iskelet kalıntıları arasında korunmuş olarak bulundu. Oldukça yoğun ve mikroplar tarafından nüfuz edilmesi mümkün olmayan bu kemik, Schroeder’in DNA örneği elde etmesi için en büyük şansı. Schroeder şimdi Yunan yetkililerden DNA örneği almak için izin bekliyor. İzni alır almaz araştırmalara başlayacağını belirten Schroeder, yıl sonundan önce iskeletin gizemlerini çözmeyi hedefliyor. Elde edilecek antik DNA örneğiyle iskeletin cinsiyeti, yaşı ve görünüşünün (saç, göz ve ten rengi) yanı sıra kökeni de ortaya çıkarılabilecek. Böylece Antikythera enkazında bulunan bu bireyin nereli olduğu anlaşılacak.

     

    Foley ve ekibi, Antikythera enkazında devam eden kazılarla Doğu Akdeniz’den, büyük olasılıkla Roma’daki zengin müşterilere lüks mallar taşıyan bu gemi hakkında daha çok bilgi elde etmeyi hedefliyor.

     

    282658b2c3c2be00027fdc2a052f7f8cbd2314743596582826_4924_w500.jpg

     

    28266225045b8fff20b968e415f1118b2e0d1474359619_w500.jpg

     

    2826c99d13e6cd23cddb38985a5b06ece93e1474359622_w500.jpg

     

    2826c28a36129111b0d6afefca157d362aaa1474359656_w500.jpg

     

    282658b2c3c2be00027fdc2a052f7f8cbd231474359658_w500.jpg

     

    2826eea549eb1652a0687a6e3c2ba88b8e7d1474359660_w500.jpg

  4. [h=2]Farkında olmadan zarar verdiğimiz beynimizi, etkin bir şekilde güçlendirebilmek için yapabileceğimiz 8 yöntem.[/h]

    Beyin gücünü artırma ile alakalı çalışmalar ciddi şekilde devam ediyor çünkü beynimiz hakkında bildiğimiz şeyler sadece buz dağının görünen kısmı. Beyninizin bütün potansiyelini serbest bırakın ve hayat bir daha asla eskisi gibi olmasın.

    Biz tam potansiyel ile çalışan bir beynin sonsuz yetenekleri hakkında hayal kurmaya devam ederken, sizin için beyin gücünüzü etkin bir şekilde artırabileceğiniz 8 yöntem sunuyoruz.

    [h=4]Kan şekeri seviyenizi dengede tutun[/h] Baş ağrıları genellikle zamanla geçen sıradan problemler olarak göz ardı edilir ve nadiren baş ağrısının nedeni hakkında bir fikrimiz olur. Yine de kan şekeri seviyenizi dengede tutarak, beyninizdeki sinirlerin birbirleri arasında iletişimde oldukları bölgeler olan ak maddeleri koruyabilirsiniz.

    Houston Methodist Neurological Institute'den Dr. Joseph C. Masdeu'ya göre kan şekeri seviyesinin sürekli yüksek olması, sırayla beyindeki kan damarlarına zarar verir ve ak maddelere etki eder.

    [h=4]Esansiyel yağ asitlerini yeterince tüketin[/h] Esansiyel yağ asitlerini yeterli miktarda tüketmezsek demans, depresyon ve hatta şizofreni gibi nörolojik problemlerle karşılaşma riskimiz de yüksek olur. Bunun nedeni beyin hücre zarının, yani beyin ağırlığımızın %60'ının bu yağ asitlerinden üretilmiş olmasıdır.

     

    Sağlıklı ve faal bir beyniniz olduğuna emin olmak için mezgit, somon, sardalye veya ton balığı gibi yağ asidi bakımından zengin balıkları tüketmelisiniz. Bu iyi yağlar aynı zamanda Hindistan cevizi yağı, zeytinyağı ve avokado yağında da bulunur.

     

     

    [h=4]Stres seviyenizi düşürün[/h] Stres, kortizol adı verilen ve böbreküstü bezi tarafından salgılanan bir hormonun açığa çıkmasına neden olur. Sürekli stres altında olmanız beyninize düşündüğünüzden çok daha fazla zarar verebilir. Dr. Joe Herbert'e göre çok fazla kortizol hafızanızı yöneten hipokampüse zarar verir.

     

    Kortizolün çok fazla üretilmesi hipokampüsün yeni sinir hücreleri oluşturmasını engeller ve bu durum Alzheimer hastalığına neden olabilir.

    [h=4]Beyninizi uyarın[/h] Scientific American yazarı Murali Doraiswamy'ye göre beyin oyunları beyni uyarmaya yardım eder ve beyni dejenerasyona karşı daha dirençli hale getirir. Yapılan bir araştırmada 67 ila 93 yaşları arasındaki 487 yetişkin, bir beyin fitness programına dahil edildi. Beyin eğitim grubu, gelişmiş güven, alışveriş listelerini daha iyi hatırlama ve gürültülü bir ortamda muhabbet edebilme konularında kontrol grubundan daha iyi sonuçlar ortaya koydu.

    [h=4]Beyninizdeki iltihabı azaltın[/h] Vücudumuz, içeri giren bir virüs veya bakteriye karşı savaşırken bağışıklık sistemimiz, adından da anlaşılacağı gibi bağırsak bölgemizde bulunan bağırsakla ilişkili bir lenfoid doku (GALT) tarafından harekete geçirilir. Daha sonrasında enflamatuar mediyatörler GALT tarafından salınarak sistemik enflamasyon oluşturabilir ve bu da bozulmaya karşı nöronlarımızın etrafında koruyucu bir kalkanın oluşmasına neden olur.

    Uzun vadede, bu iltihaplanma nedeniyle nöronlarımız zayıflar. Bunu azaltmak için sebzeler, meyveler ve çerezlerden oluşan sağlıklı bir diyet yapmak en iyisidir.

     

     

    [h=4]Yeşil çay için[/h] Kolayca tüketebileceğiniz bu çayı içmenin beyin gücünüzü ne kadar çok artırabileceğine çok şaşıracaksınız. Bir antioksidan olan yeşil çayda bulunan kateşinlerin, bilişsel bozuklukları azalttığı ve hafızayı geliştirdiği kanıtlanmıştır. Almanya'daki Justus-Liebig-University of Giessen tarafından yapılan çalışmalar da yeşil çayın odaklanmayı ve dikkati geliştirdiğini gösteriyor.

    [h=4]Egzersiz yapın[/h] Belki bunu birçok kez duymuşsunuzdur ancak fiziksel egzersiz de beyin gücünüzü arttırmadaki önemli faktörlerden biridir. Georgia Üniversitesi'ndeki egzersiz bölümü tarafından yapılan bir araştırmanın sonucu olarak sadece 20 dakikalık bir egzersizin bilgi işlemeyi ve hafıza fonksiyonlarını kolaylaştırmaya yardımcı olduğu saptandı. Bir UCLA çalışması da egzersizin beynimizin büyüme faktörlerini arttırmaya yardımcı olduğunu gösteriyorç

    [h=4]Yeterince uyuyun[/h] Birçok insanın, uyuduğumuz zaman beynimizin de uyuduğu yönünde genel bir algısı var. Ama aslında beynimiz uyuduğumuz süre boyunca bazı zamanlarda oldukça uyanık olur. Fiziksel olarak uyku halinde olduğumuz zamanlarda beynimizin yaptığı önemli şeylerden biri toksinlerinden kurtulmaktır. Vücudumuzun atık sistemi olan glimfatik sistem beynimizin toksinlerinden kurtulmasına yardım eder. Çok az uyursanız vücudunuz toksinlerden yeterince hızlı kurtulamaz. Bu da Alzheimer hastalığına neden olan en önemli faktörlerden biridir.

    • Like 1
  5. Sabahları beş dakika fazla uyumak istiyorsanız, hazırlanmanızı minimum seviyede tutarak biraz daha uyuyabilirsiniz.

     

     

    İster işe ister okula gitmek için olsun, sabahları kalkıp hazırlanmak herkes için zorlu bir an. Hem beş dakika daha fazla uyuyup hem de hızlı bir şekilde hazırlanmanın mümkün olduğunu söylesek?

     

    İşte sabah hazırlanmanızı kolaylaştıracak 15 pratik bilgi...

     

    Taytları elbiselerle birlikte asın

     

    Taytlarınızı iç çamaşırı çekmecenize koymak yerine, kıyafetlerinizi yıkadığınızda iş yeri için en çok giydiğiniz beş elbiseyle birlikte asın. Size sabah değerli dakikalar kazandıracaktır.

     

    Kıyafetlerinizi birlikte asın

     

    Eğer birbirinden ayrı giymediğiniz kıyafet kombinleri varsa, onları birlikte asarak zaman kazanabilirsiniz. Bu katmanlar olarak işliyor, elbisenin içine giyilecek bir tişörtün yanı sıra sadece birlikte giydiğiniz kıyafetler de olabilir.

     

    Hafta içi ve hafta sonu için ayrı çantalarınız olsun

     

    İşe giderken kullanacağınız ve giyeceğiniz her şeye uyan bir çanta seçin. Bunu her hafta değiştirmek istiyorsanız, yeni çantanıza her şeyi pazar gününden koyun ki pazartesi sabahı geldiğinde aceleye girmeyin.

     

     

    Çantanızı bölmeli cepler kullanarak hazırlayın

     

    Eğer çantanızı değiştirmeye karar verirseniz, sadece "en gerekli” (para, metro kartı, anahtarlar) eşyaların değişimini yapmanız işinizi kolaylaştıracaktır.

     

    Atılması gerekenleri atın

     

    Yıpranmış taytlarınızı veya delinmiş çoraplarınızı çekmeceye geri koymayın. Onları elden çıkarın. Bu kadar. Kabul edin.

     

    Birbirinin yerine kullanılabilecek kıyafetler alın

     

    Alışveriş yaparken, belli bir renk paletine bağlı kalırsanız, ayrı ayrı aldığınız şeyleri birbiriyle kullanmak çok daha kolay olacaktır. Bu size aynı zamanda sabah değerli dakikalar kazandıracak.

     

    İş üniforması oluşturun

     

    İçinde en çok rahat edebildiğiniz (pijamalarınız dışında, tabi kii) bir moda formülü bulmak sizin her gün aynı –az çok farklı- kıyafeti giymenize olanak sağlar.

     

     

    Çabuk kırışan kıyafetler almaktan kaçının

     

    Eğer canınız giyinmeye özenecek kadar ütü yapmayı istemiyorsa, fazla bakım isteyen kıyafetler almayın. Ve kesinlikle "sadece kuru temizleme” olan kıyafetleri görünce dümeni çevirin. Bu kıyafetler dükkanlarda çok hoş görünebilirler ama hatırlayın onların hazırda bekleyen buharlayıcıları var.

     

    Kirli kıyafetten uzak durun

     

    Kirli olan hiçbir şeyi asmayın. Kirli olmasının yanında, bunu yapıp da kendinizi rahatsız etmeye gerek yok.

     

    Kıyafetlerinizi mevsimlere göre ayırın

     

    Havanın tahmin edilemez olduğunu biliyoruz, ancak hazirandan ağustosa kadar olan zamanda, dolabınızdaki değerli yeri kaplayıp hayatı zorlaştıran örgü bir kazağa ihtiyacınızın olmayacağını söylemek mümkün. Havalar değişirken kıyafetlerinizi bir kenara koyun böylece aradığınız parçaları bulmak çok daha kolay olacaktır.

     

    Dolabınızı düzenli tutun

     

    Tamam, giyinip hazırlanmayı canınız istemiyorken enerjinizi dolabınızı düzenlemekle harcamak istemiyorsunuz, değil mi? Ama bize inanın, dolabınızda biraz düzen olduğunda kıyafetlerinizi bulmak çok daha kolay olacak. Kıyafetlerinizi tek tek bölmelere ayırın.

     

     

    Ütü biriktirmeyin

     

    Bazen, biraz dolabınızın düzenini korumak size sabah alarmını erteletmekte çok yardımcı olabilir. Dolabınıza koymadan önce kıyafetleri ütüleyin böylece favori tişörtünüzü giymek onu askıdan almak kadar kolay olur.

    Banyoda nemlendirici kullanın

     

    Eğer bizim gibiyseniz, o zaman banyodan çıkıp bütün vücudu nemlendirmek zorlu bir güzellik görevi oluyor. Nemlendirici özelliği olan bir banyo jeli kullanın böylece banyodan sonra adımınızı attığınızda vücudunuzda yapış yapış kurumayı bekleyen bir tabaka olmayacağı için kotunuzu giymeniz için beklemeye gerek kalmaz.

     

    Birçok işe aynı anda yarayan ürünler kullanın

     

    Birden fazla iş yapan ürünler kullanarak rutininizden değerli dakikaları kurtarın. Kimin serum, nemlendirici, losyon ve güneş koruma faktörüne ihtiyacı var? Nemlendiren, koruyan ve cildinizi güzel gösteren bir BB krem kullanarak bunlardan kurtulabilirsiniz.

     

    Hava durumunu bir gece önceden kontrol edin

     

    Eğer şirin fırtınalı bir sabaha uyanıyorsanız, bir önceki geceden ertesi gün iş için bir elbise seçmenin bir anlamı yok. Bu sadece ters teper. Ayrıca eğer hava rüzgarlıysa saçlarınızı düzleştirmekten vazgeçip at kuyruğu yapmayı da düşünebilirsiniz.

    • Like 1
  6. Yeterince su tüketilmemesi halinde oluşabilecek durumları önlemek için daha çok su içmeniz gerekiyor. İşte size birkaç öneri...

     

     

    Temel yaşam kaynağımız olan suyun önemini hepimiz artık çok iyi biliyoruz. Biliyoruz da bir türlü yeteri kadar su içemiyoruz. Peki ne yapmak gerekir?

    İşte daha fazla su içmenizi sağlayacak ufak tavsiyeler:

     

    Suya aroma katın

     

    Su içmiyor oluşunuzun sebebi belki de suyun tadından hoşlanmamanız. Merak etmeyin, bunun çok basit bir çözümü var. Bir sürahi içine dilimleyeceğiniz taze meyvelerle suyunuzu tatlandırabilirsiniz. Ya da limon ve salatalık dilimleyip nane yaprakları da ekleyerek ferahlayabilirsiniz.

     

    Sabah aç karnına ve öğünlerden 30 dakika önce su için

     

    Sabahları aç karnına içeceğiniz bir bardak su sizi sadece uyandırıp tazelemiyor. İçtiğiniz bir bardak su ile metabolizma hızınızı ateşleyecek ve kilo vermeye bir adım daha yaklaşmış olacaksınız. Alışkanlık kısmında zorlanacağınızı biliyoruz. Fakat yapılan bir araştırmaya göre herhangi bir eylemin alışkanlık haline gelebilmesi için sadece 21 gün boyunca uygulanması yeterli.

     

    Tuvaletten sonra 1 bardak su

     

    İçtiğiniz her bardakta su; vücudunuzu toksinlerden arındırmak için harekete geçiyor dolayısıyla siz de tuvaletin yolunu tutuyorsunuz. Tuvaletten çıktıktan sonra 1 bardak su içmeyi hatırlamak günlük almanız gereken su miktarını yakalamanıza yardımcı olacaktır.

     

     

    İdrar renginizi takip edin

     

    Yeteri kadar su içip içmediğinizi anlamanın en kolay yolu, idrar renginizi kontrol etmekten geçiyor. Eğer idrarınız koyu ve sarı renkli görünüyorsa daha çok su içmeniz gerektiğini anlamalısınız. Eğer berrak ve şeffaf renkliyse? İşte o zaman doğru yoldasınız demektir.

    Su şişesi edinin

     

    Su şişeleri hem sürekli mutfağa gitme derdinden kurtardıkları hem de içtiğiniz miktarı takip etmeyi kolaylaştırdıkları için çok kullanışlılar. Siz de beğendiğiniz renk ve desenlerde bir su şişesi edinin. Daha sağlıklı olması açısından cam olmasına özen göstermeyi de unutmayın! Bu özellikle çalışan kadınların çok işine yarayacak bir yöntem. Masanızın üzerinde şişe görmek size su içmeyi hatırlatacaktır.

    Kendinizle yarışın

     

    Günün belirli saatleri için kendinize su içme hedefleri koyarak işleri biraz daha eğlenceli hale getirebilirsiniz. Örneğin, "Saat 11:00'e kadar 500 ml su içmiş olacağım” gibi bir hedef koyun ve başarılı olursanız kendinize ufak ödüller verin. Lezzetli bir parça çikolata gibi.

     

     

    Post-it yapıştırın veya alarm kurun

     

    Teknoloji günlük yaşamı bizim için kolaylaştırmaya devam ediyor. Eğer kendi kendinize su içmeyi hatırlayamıyorsanız telefonunuza indireceğiniz bir "su içme” uygulaması size yardımcı olabilir. Uygulamayı indirin, hatırlatma aralıklarını ayarlayın ve tamam, işte hepsi bu kadar! Yine de uğraşmak istemezseniz telefonunuzun hatırlatma veya alarm özelliğini de bu amaçla kullanabilirsiniz.

    Ben uygulamadan falan anlamam, bana kolay şeylerle gel derseniz de post-it kullanmayı deneyebilirsiniz. Evinizin veya ofisinizin uygun yerlerine yapıştıracağınız birkaç renkli not kağıdı sizi su içmeye teşvik edecektir.

     

    Susamayı beklemeyin

     

    Evet, su içmek için susamayı beklemeniz gerekmiyor. Çünkü siz susadığınızı hissetmiyor olsanız da vücudunuzun rutin olarak her gün belirli bir miktar suya ihtiyacı var. Lütfen ona karşı duyarlı olun ve ihtiyaçlarını göz ardı etmeyin. Kilonuz ve yaşınıza göre su ihtiyacınızı hesaplayabilirsiniz.

  7. İş bulmakta zorlanıyor musunuz? Bunun sebebinin CV'nize yazdığınız bazı basit ve gereksiz bilgiler olabileceğini düşündüyseniz, dikkat etmeniz gerekenler.

     

     

    CV, iş hayatınızın yazılı özetidir. Gelecek işinize ulaşmanın ilk adımıdır, CV'nizi ne kadar iyi yazarsanız; aynı oranda ilk adımı başarıyla tamamlamış olursunuz ve iş görüşmesine 1-0 önde başlarsınız. Ancak CV yazmak o kadar kolay değildir. Yapılan bazı basit ve gereksiz bilgi yanlışları her şeyi bitirebilir. Eğer CV'nizin doğruluğundan emin değilseniz, CV'de bilgi kirliliği olduğunu düşünüyorsanız; haberimiz CV'nizi düzenlemeye yardımcı olacaktır.

    İstemediğiniz yerde bulunmazsınız

     

    Bir işe başvuruyorsanız, o işi istiyorsunuz demektir. Cümleler boyunca bunu anlatmanıza gerek yok. Ancak bir önceki işinizden tamamen farklı bir sektöre geçecekseniz neden bu işi istediğinizin özetini yazabilirsiniz.

    Kişisel bilgilerinizi yazmayın

     

    CV'nizde medeni durumunuzu, dininizi veya TC kimlik numaranızı yazmanıza gerek yok! Çünkü artık işveren tarafından bunların sorulması tarih oldu. Sizin kişisel bilgileriniz ne yaptığınızla belirlenir.

     

     

    Hobileriniz önemsiz

     

    Bu detay kimsenin umrunda değildir. Haftanın her günü koşuya, haftasonları Sapanca Gölü'nde balık tutmaya gitmenizin veya etamin kurslarını takip ediyor olmanızın iş başvurunuzla bir ilgisi yoktur. Sadece zaman kaybına sebep olur.

    Yalan bilgiye yer yok

     

    CV'nizde yapmadığınız işleri yapmış gibi göstermeyin. Emin olun ki işverenler sizinle görüşmeden önce sizi sizden daha iyi tanımış olurlar. İş görüşmeniz başlamadan bitebilir. Dikkatinize.

    Yaşınızı belli etmeyin

     

    Eğer başvurduğunuz şirketteki uygun olan pozisyonda belli bir yaşın üzerindeki adaylara yer yoksa ve siz o barajın üzerindeyseniz, lise ve üniversiteden mezun olduğunuz yılları silin.

    Bilgi kalabalığından ve fazla yazıdan kaçının

     

    İşe alım yapan yöneticiler, her pozisyon için ortalama 75 iş başvurusu alırlar ve bu yöneticiler sadece bu işle meşgul değiller. Aynı zamanda kendi işleriyle de ilgilenmek zorundalar. Bu nedenle uzun ve detaylı değil; kısa ve öz olun.

     

     

    CV'niz için sayfa düzeni ve yazı tipi edinin

     

    CV'nizin sayfa düzeni, yazı tipi, harf büyüklüğü içerik kadar önemlidir. Örneğin 20 puntolu Comic Sans gibi ciddiyetten uzak ve Times New Roman gibi eski moda yazı karakterini kullanmayın. Uluslarası geçerli bir CV sayfa düzeni bulun ve onu kullanın.

    1. ve 3. tekil kişiler olmamalı

     

    Ben, benim, o, onun vb. zamirleri kullanmanız yersizdir. Özne+nesne+yüklem düzenli cümle kurgusuna bağlı kalmayın çünkü sizin CV'nizin 'sizden' bahsettiği çok açık! 3. tekil kişiden bahsetmeniz gerekiyorsa şayet kişinin ismini yazın.

    Sizi temsil edecek bir e-mail adresi edinin

     

    qarisma@hotmail.com, dadlu_jojuq@windowslive.com ya da senisefiyomserqan@yahoo.com tarzı gençlik fırtınasına kapılıp aldığınız e-mail adreslerinizi tarihe gömün ve adınızın ve soyadınızın yazılı olduğu sade bir e-mail adresi edinin. Eğer hala bu tarz bir e-mail adresine sahipseniz hemen değiştirin. Bu işlem 1-2 dakikadan fazla uzun sürmez. Endişelenmeyin.

    Sosyal ağ hesaplarınızı yazmayın

     

    Günümüzde artık sosyal ağların ve siber alemin gerçek hayattan farkı yok. Kendine özgü kuralları ve evrensel ahlakı oluştu. Siz de bu dünyanın içinde olduğunuzu CV'nizde belirtebilirsiniz. Ancak size ait her sosyal ağ hesaplarınızı CV'nize yazmanıza gerek yok. Gelecekteki işinizle bir bağlantısı olmayabilir. Profesyonel iş hayatıyla alakalı olan, örneğin; LinkedIn hesabınızı yazabilirsiniz, bu aynı zamanda resmi olmayan dijital CV'nizdir. İş görüşmeleri için sizin destekleyiciniz olur.

     

     

    Yazı dilinize özen gösterin

     

    Yazı diliniz ne Servet-i Fünun Edebiyatı dili kadar ağdalı ne de arkadaşlarınızla arasındaki diyalog gibi sıradan olsun. Kendinizi kağıt üstünde de kanıtlamak istiyorsanız, düzgün ve duru bir Türkçe kullanın. İş görüşmesinde işverenler tarafından bu detay dikkate alınacağından emin olun.

    Kendinizi satmaya çalışmayın

     

    ''İnsanlarla iletişimim kuvvetli'', ''Oldukça düzenli ve hevesliyim'', ''Takım çalışmalarına liderlik ederim'' gibi sıfatlar sizi yansıtmıyorsa onları kendinize yüklemeyin. Çünkü işe alınsanız bile patronlarınız kısa bir süre içerisinde sizi tanıyıp öyle birisi olmadığınıza karar verdikleri anda yeni iş hayatı serüveniniz kısa sürebilir. Kendiniz olun!

    Verileri kullanın

     

    Bir önceki şirkette yaptığınız iş ve işlerin sonuçlarını iyi, güzel, büyük, küçük, başarılı, başarısız gibi belirsizlik ifade edecek kelimeleri kullanmaktan kaçının. Onun yerine çalışmalarınızın başlıklarını kullanın ve sayısal verilere dayanadırarak sonuçlarını açıklayın.

  8. [h=2]Vücudunuzu toksinlerden arındırmak için 3 ayda bir olmak üzere senede 4 kere detoks yapmak sağlığınıza oldukça iyi gelecektir.[/h]

    Banyo suyuna bitki veya bitkisel yağlar eklenerek yapılan "detoks banyosu”nun, sağlıklı, toksinlerden temizlenmiş bir cilt için faydalı ve genel sağlığı desteklemek üzere yararlı olduğu söyleniyor.

    Evde rahatlıkla uygulayabileceğiniz bir detoks banyosu cildinize çok iyi gelmekle kalmayacak zihinsel ve ruhsal olarak kendinizi yenilenmiş hissedeceksiniz.

    Okaliptus ve nane yağları; zencefil, tuz ve elma sirkesi gibi içeriklerin etkilerini ana hatlarıyla ele almış. Sonuçta detoks banyosunun faydalı bir ritüel olduğu görülmüş.

    [h=4]Detoks banyosunun faydaları[/h] - Cildimizi toksinlerden arındırır

    - Vücudunuzu temizler

    - Yumuşak ve pürüzsüz bir görünüm verir

    - Ağrıları giderir

    - Fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir gevşeme sağlar

    - Uyku uyumayı kolaylaştırır

    • Thanks 1
  9. [h=1]ROMA İMPARATORLUĞU DÖNEMİNE AİT TAŞ GÜLLELER BULUNDU[/h] Kütahya´da yapılan yol çalışmalarında, Roma dönemine ait çok sayıda taş gülleye rastlandı. Müze Müdürü Türktüzün: "Eski dönemlerde, doğal taşlar, işlenerek yuvarlak hale getirilip gülleye dönüştürülüyor ve bunlar savaşlarda mancınıklarda kullanılıyordu"

     

    Domaniç ilçesinde, ormanda yürütülen yol çalışmaları sırasında Roma İmparatorluk dönemine ait yüzlerce taş gülle bulundu.

     

    AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Orman İşletme Şefliğince Aksu ve Fındıcak köyleri arasında orman yolu çalışmaları yapan işçiler, greyderin açtığı yerlerde çok sayıda taş gülleye rastladı. Durumun yetkililere bildirilmesinin ardından Domaniç Kaymakamı Bünyamin Karaloğlu, bölgeye giderek incelemelerde bulundu.

     

    Karaloğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yol çalışmasında top gibi yuvarlak taşlar bulunduğu yönünde bilgi gelmesi üzerine bölgeye gittiklerini ve yüzlerce taş gülle ile karşılaştıklarını anlattı. Karaloğlu, "Toprağın içinde çeşitli boylarda birçok gülle şeklinde taş toplar bulduk. Ne olduğunu ilk başta anlayamadık. Müze Müdürlüğü ile irtibata geçtik ve bulunanların fotoğraflarını gönderdik. Müdürlük yetkilileri, bunların Roma dönemine taş gülleler olduğunu bize bildirdi." dedi.

     

    Kütahya Müze Müdürü Metin Türktüzün de Roma dönemine ait taş güllelerin kalelerde savunma amaçlı kullanıldığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu: "Bugüne kadar bazı yerde az sayıda taş gülleye rastlandı. Ancak bu bölgede yüzlerce taş gülle olduğu yönünde bilgiler ulaştı. Eski dönemlerde normal doğal taşlar işlenerek yuvarlak hale getirilerek gülleye dönüştürülüyor ve bunlar savaşlarda mancınıklarda kullanılıyor. Bu bölgede çok fazla görülmesinin nedeni ise buralarda bir kale olabilir ya da burası güllelerin üretildiği bir merkez olabilir."

    Kaynak : AA

     

    280642bba6c63492606af1394b529f5f949b14733230982806_509_w500.Jpeg

     

    280642bba6c63492606af1394b529f5f949b14733230982806_3744_w500.Jpeg

     

    280642bba6c63492606af1394b529f5f949b1473323098_w500.Jpeg

  10. 5 bin yıl öncesinin mühürlerinde "işaret dili" izleri. Burdur´da kazı çalışmaları devam eden Hacılar Büyük Höyük´te, 5 bin yıl öncesine ait mühürlerde ortak bir işaret dili kullanıldığı ortaya çıkarıldı.

     

     

    Burdur'da kazı çalışmaları devam eden Hacılar Büyük Höyük'te, 5 bin yıl öncesine ait mühürlerde ortak bir işaret dili kullanıldığı ortaya çıkarıldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı ve Burdur Hacılar Büyük Höyük Kazı Başkanı Prof. Dr. Gülsün Umurtak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hacılar köyünün Türkiye arkeolojisi ve dünya kamuoyunun gündemine 1950'li yılların ikinci yarısında girdiğini söyledi.

     

    Hacılar köyüne kazı amaçlı ilk kez James Mellaart isimli İngiliz arkeoloğun geldiğini belirten Umurtak, köylülerin Mellaart'a boyalı çanak-çömlek parçaları gösterdiğini aktardı.

     

    Umurtak, daha sonra Mellaart'ın Hacılar köyünde kazı yapmaya başladığını ifade ederek, "Burada 4 yıl çalışmış. Türkiye arkeolojisinde insanların ilk yerleşik hayata geçişi, köy toplumu halinde yaşamaları, hayvan evcilleştirme ve çanak çömlek üretiminin birlikte yürütüldüğü bir dönem hakkında yaptığı kazılar önemli bir kapı açtı. Kazılar sonunda 2 ciltlik bir yayın yaptı. Böylece Hacılar dünyada tanınmaya başladı." dedi.

     

    Mellaart'tan sonra Hacılar'da uzun yıllar kazı yapılmadığını anlatan Umurtak, ekip olarak Hacılar'daki çalışmalara 2011'de başladıklarını anımsattı.

     

    "Güçlü bir savunma sistemi kurulmuş" Prof. Dr. Umurtak, Hacılar'da yerleşimin kurulduğu dönemin milattan önce 3 bin 100 dolayları olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu dönemlerde çevrede pek çok başka yerleşmeler var. Göçebe toplumlar da var. Kale yaparak bu kadar güçlü bir savunma sisteminin kurulması çevreden büyük tehditler olmasıyla mümkün olabilir. Yani düşmana karşı sahip olduğu zenginlikleri korumak için yapılmış olmalı. Dolayısıyla bazı zenginliklere sahip oldukları ve maden işledikleri düşünülebilir. Anadolu savunma sistemlerinin ilk yerleşik hayata geçişten itibaren gelişim sürecine bakarsak, burada gördüğümüz sistem başka bir yerde böylesine örneklenmiş değil."

     

    Hacılar Büyük Höyük'teki savunma sistemini oluşturan mekanlara "kazamat" denildiğini bildiren Umurtak, böylesine özenli şekilde yapılmış araziyi çevreleyen bir mimari tasarımın kurulmasının ilk olduğunu vurguladı.

     

    "Yazı öncesi bu tür bir işaret dilinin olması çok önemli" Gülsün Umurtak, iki sezondur yerleşmenin orta kesiminde bulunan ve çok büyük boyutlarda kamusal bina olabilecek yapıları kazdıklarını belirterek, höyükte günlük yaşamın sürdürülmesi için gerekli her türlü çanak-çömlek, madeni ve kemik aletler, iğneler, taş kesiciler veya tarım ürünlerini öğütmek için kullanılan öğütme taşları bulduklarını dile getirdi.

     

    Bulunan eşyalar içinde mühürlerin ayrı bir önemi olduğunu ifade eden Umurtak, şu bilgileri aktardı: "Anadolu'ya yazının gelişinden bin yıl daha önce birtakım işaretler bu mühürlerde gözümüze çarpıyor. Bu mühürler üzerinde bazı işaretlerin tekrarlanıyor olması belki günümüzden 5 bin yıl önceleri toplumların aralarında ortak bir işaret diline sahip olduklarını gösterebilir. Yazı öncesi bu tür bir işaret dilinin olması çok önemli. Belki önümüzdeki 10 yıllarda Anadolu'da yazının kullanımı konusunda Batı Anadolu'nun da önemli bir yeri olduğu gündeme gelebilir. Bu bakımdan mühürleri çok önemsiyoruz. Çok güzel özenle yapılmış örnekler elimize geçiyor."

     

    2802e7c7afc94aef6fb5d36cf3042d4ae5b81473245011_w500.jpg

  11. [h=1]FİRAVUN KHUFU’NUN GÜNEŞ TEKNESİ[/h] Gize’deki Keops Piramidi yakınlarında devam eden kazılarda Firavun Khufu’nun İkinci Güneş Teknesi’ne ait olduğu anlaşılan 8 metre uzunluğunda ve 40 santimetre eninde bir ahşap parça ortaya çıkarılmıştı. Ahşap parça üzerinde dağınık halde yerleştirilmiş U ve L biçimli çok sayıda metal parça bulunuyor.

     

    Mısır-Japonya işbirliğinde yürütülen Khufu’nun İkinci Teknesi Projesine bağlı araştırmacı ve restoratörler tarafından incelenen ahşap parça üzerinde bulunan metal parçalar, Antik Mısır’da teknelerde metal kullanımına ilişkin bir ilk olma özelliği taşıyor.

     

    Güneş tekneleri, Antik Mısır mitolojisinde yeniden dirilen kralın Güneş Tanrısı Ra ile birlikte binerek cennette seyahat ettiği araçlar olarak biliniyor. Kral mezarlarının yakınındaki çukurlar içerisinde gömülü olarak bulunan güneş teknelerinin işlevi konusunda çeşitli teoriler bulunuyor. Bazı teorilere göre güneş teknelerinin firavunun cenaze merasiminde kullanıldığı, diğerlerine göre ise firavunun ölümden sonra öbür dünyada yapacağı seyahatleri için gömüldüğü düşünülüyor.

     

    Keops Piramidi’nin kuzeyinde bulunan ahşap parçanın, teknenin hangi kısmına ait olduğu konusunda tartışmalar devam ederken, bunun Khufu’nun İlk Güneş Teknesi’nde benzeri bulunmayan, eşsiz bir parça olduğu belirtiliyor. Projenin restorasyon müdürü Eissa Zidan Ahram Online’a verdiği röportajında, bunun Khufu’nun İkinci Teknesi’nin küreklerini tutan kemere kısmına ait olabileceğini düşündüklerini belirtti. Araştırmacılara göre eğer bu doğruysa, metal parçalar kürekleri tutmak ve teknenin gövdesinde oluşabilecek sürtünmeleri engellemek amacıyla kullanılmış olabilir. Zidan, ahşap parçanın ve üzerindeki metallerin tam işlevinin yapılacak yeni kazı ve incelemelerle daha iyi anlaşılacağını söyledi.

     

    Laboratuvarda restorasyon aşamasında bulunan ahşap parça, daha sonra bu alanda ortaya çıkarılan diğer parçalarla birlikte geminin rekonstrüksiyonunda yer alacak ve Gize’deki Büyük Mısır Müzesinde İlk Güneş Teknesi’nin yanında yerini alacak. Khufu’nun İkinci Güneş Teknesi Projesinde şimdiye dek 700 ahşap parça ortaya çıkarıldı ve bunların 681 tanesi yerinde restore edildi. Restore edilen parçaların 404 tanesi ise müzede rekonstrüksiyonun yapılacağı günü bekliyor.

     

    280309dce252ccda4258ffd273c2ceaf477c1473257821_w500.jpg

     

    280359f9750f24812df0d133be0ecb99bbf81473257834_w500.jpg

     

    2803e422ab19d8c6a7e364ec3b45ae1b047b1473257820_w500.jpg

  12. Havaların serinlemesiyle birlikte her gün fazladan 200 kalori almaya eğilimli oluyoruz. İşte sonbaharda sağlıklı ve dengeli beslenmenin püf noktaları...

     

     

    Birçok insan, sonbahar mevsimiyle birlikte kilo almaktan şikayetçidir. Bunun yaygın bir sorun olduğunu belirten Herbalife Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer, vücudumuzun, birçok vitamin ve lif içeren çok çeşitli sebze ve meyveleri taze taze yeme fırsatı sunan sonbaharda, taze besinler yerine kalorisi yüksek yiyeceklere karşı dayanılmaz bir istek duyduğunu söyledi.

    Daha fazla kalori

     

    Tamer, Teksas Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, sonbaharın gelmesi ile insanların her gün fazladan en az 200 kalori civarında yemek yemeğe eğilimli olduklarının saptandığını belirterek, "Bu miktar, her yıl fazladan alınan 2-2,5 kiloya denk gelir. Yaz bitmiştir, artık vücudumuzu daha kalın ve kapalı giysilerle kamufle etmek mümkün hale gelmiştir. Günler kısaldıkça, aydınlık saatler azaldıkça ruh halimiz de baskı altına girebiliyor ve bu durum bizi daha fazla yemek yemeğe yönlendirebiliyor” dedi.

    Doç. Dr. Tamer'in sonbaharda artan iştaha karşı tavsiyeleri şunlar:

    Her şey zihninizde başlar

    Karar vermek, hedefler belirlemek ve adım adım bu hedefleri gerçekleştirmek için plan yapmalısınız. Kendinize sormanız gereken üç önemli soru var: 'Düzeltilmesi gereken sağlıksız alışkanlıklarınız nelerdir? Bu alışkanlıkların hayatınızda var olmalarının nedeni nedir? Sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi kötü alışkanlıklarınızı, sağlıklı ve dengeli beslenmenin yanında düzenli egzersiz ve aktif bir yaşam tarzı ile değiştirmeye nasıl başlayabilirsiniz?'

    Uykunuzu iyi alın

     

    İşe uykunuzu iyi alarak başlamalısınız. Uykusuzluk, vücutta 'ghrelin' isimli hormonun salgılanmasına neden olur. 'Açlık hormonu' diye de adlandırabileceğimiz bu hormon, iştah artırıcı, daha çok yemek yemeye sevk edici bir özelliğe sahiptir. 'Tokluk hormonu' diyebileceğimiz 'leptin' seviyeleri ise düşmeye başlar ve uykusuz kalan bedenimiz, başta daha yüksek kalori içeren karbonhidratlar olmak üzere sürekli bir şeyler yeme isteği duyar. İştahımızı kontrol altına almak istiyorsak ortalama 7-8 saat gibi yeterli ve kaliteli bir uyku şart.

    Kahvaltıyı atlarsanız kalori tüketiminiz artar

     

    Altın öğün niteliğindeki kahvaltıyı atlamak, gün içinde normalden ortalama %10-12 daha fazla kalorili gıdalar tüketilmesine yol açar. Besin değeri yüksek ve yeterli protein içeren (en az 15 gr) bir kahvaltıyı sakın atlamayın, az yağlı peynir, yumurta, domates, salatalık, meyveli yoğurt, bir iki dilim kızarmış tam tahıllı ekmek kulağa hoş geliyor. Vaktim yok diyorsanız, kolayca hazırlanan, besin değeri yüksek ve kalori kontrollü "besin destekleri”nden yararlanabilirsiniz.

    Öğün arası küçük atıştırmalıklar kurtarıcınız olabilir

     

    Öğünler arasında birkaç saat ara ile küçük ve sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek, ana öğünlere enerjiniz tükenmiş ve çok aç girmenizi önler. Küçük bir meyveli yoğurt, ya da badem, ceviz ve fıstıktan oluşmuş toplam bir avuç kadar kuruyemiş idealdir. Zaman zaman kestane, bazen kaju ya da fındık ve kabak çekirdeği ile seçeneklerinizi artırabilirsiniz. Az miktarda badem hem önemli oranda protein içerir hem de antioksidan ve kan şekeri üzerine olumlu etkileri olan bir besindir. Bir avuç kestane ise zengin lif içeriği sayesinde uzun süre tokluk hissi verir, üstelik glisemik indeksi düşük bir besindir. Ciddi bir diyabet sorununuz yoksa kuru kayısı ve erik kurusunu da birkaç taneyi geçmemek kaydıyla ister tek başına, isterseniz de yoğurt ya da kahvaltılık gevrek içinde menünüze ekleyebilirsiniz.

    Dizi ve maç seyrederken yemek yemeyin

     

    Yemeklerinizi sakin bir ortamda oturarak yiyin. Dizi seyrederek tv karşısında yemeye alışmayın ya da ligler başladı diye 'fast food' sipariş edip karın doyurmaya çalışmayın. Tabağınızı mutfakta hazırlayıp masaya getirin. Porsiyonunuz küçük de olsa yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek yediğinizde yaklaşık 20 dakika içinde doymaya başladığınızı fark edeceksiniz. Doymadığınızı düşünüyorsanız, yeni bir porsiyon hazırlamak yerine biraz sıvı tüketip sohbet ederek zaman geçmesini bekleyin, varsa biraz daha çorba içebilirsiniz. Yağlı ve kalorisi yüksek soslar yerine yemeklerinizi hafif baharatlar, az miktarda zeytinyağı, limon ve çeşitli sebzelerle tatlandırın. Sebzeler ve özellikle bakliyat türleri de zengin bitkisel protein kaynağıdır, içerdikleri lif sayesinde daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur.

    Sporu ihmal etmeyin

     

    Sararan yaprakların süslediği ağaçlıklı alanlara ya da dalgaların sesinin huzur verdiği göl veya deniz kenarlarına gidip 30 dakikadan az olmayan yürüyüşlerle romantik sonbaharın tadını çıkarın. İş dönüşü eve gelirken yolunuzu değiştirmenize gerek duymayacağınız bir spor salonuna üye olarak zamandan kazanabilirsiniz. Aracınız varsa spor çantanız bagajınızda hep hazır olsun, kendinize mazeret çıkarmamış olursunuz.

  13. Çoğu insan damak atdı gereği ya da alışkanlıklardan dolayı acı biberden hep uzak durur. Ancak; acı biber içeriğinde bulunan öneml vitamin, potasyum ve kalsiyum değerleriyle hepimiz için çok önemli bir besin kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanlar sağlıklı yaşam için her gün 1 tane acı biber yemeniz gerektiğinde hemfikir.

     

    [h=4]Acı biberin 13 faydası[/h] - Vücudun betakaroten ihtiyacını tek bir besinle sağlayan acı biberden günde 1 kez yemelisiniz. C vitamini açısından zengin olan acı biber vücudun dayanıklılığını artırarak gribe karşı vücudunuzu koruma altına alır.

    - Doğal maddesi capsaicin olan acı biber ağza değdirildiği anda yakıcı bir his uyandırır. Bu his sayesinde sinirler yumuşayarak beyinde endorfin salgılar ve beyin bölgesinde salgılanan endorfin vücutta ağrı kesici etkisi oluşturur.

    - Yapılan bilimsel araştırmalarda acı biberin yenmesi sonucunda trigliseritlerin düşmesi gözlenmiş bunun sonucunda da kötü kolesterolde azalma görülmüştür.

    - İçerisinde C vitamini, betakaroten ve antioksidan bulunmasından vücudu kansere ve kalp krizi riskine karşı korur. Dolaşımın hızlanmasında etkili olan acı biber felç geçirme riskini de en aza indirir.

    - Midedeki mikropların ölmesinde etkili olan acı biber ülserin ilerlemesini de önler.

    - Acı biber iyi bir zayıflatıcıdır. Kabızlık sorununun önlenmesinde etkili olan acı biber aynı zamanda metabolizmanın hızlanmasını da sağlar.

    - Solunum zorluğu yaşayanlarda etkili olan acı biber balgam söktürür ve kronik bronşit rahatsızlıklarında oldukça etkilidir.

    - Sindirim salgısını artıran acı biber iştahı açması sayesinde sindiriminde daha rahat olmasını sağlar.

    - Lif açısından zengin olan acı biberden günde 1 tane yiyerek kabızlık sorununuzu önleyebilirsiniz.

    - Kanserli hücrelerin öldürülmesini sağlayarak doğal bir kemoterapi görevi görür.

    - Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.

    - Kan dolaşımını hızlandırır.

    - Grip mikrobunu önleyerek nezle ve soğuk algınlığına yakalanmanızı önler.

    • Like 1
  14. Uzmanlar günümüzün vazgeçilmezleri akıllı telefon ve bilgisayarların çok fazla kullanılmasının özellikle el ve parmaklara ciddi zarar verdiğini söylüyor.

     

     

    Teknolojik aletlerin kullanımı özellikle gençler arasında her geçen gün artıyor. Hal böyle olunca da teknolojik ürünlerin kullanımına bağlı ortaya çıkan sorunlar da beraberinde geliyor. Bu durumun asıl nedeni tekrar eden zorlayıcı hareketler ve vücudun doğal olmayan duruşuna bağlı zorlanmalar. Tekrar eden hareketler eklemlere, kaslara, tendonlara ve sinirlere baskı uygulanmasına sebep oluyor. Günün her saatinde ve her mekanda akıllı telefonlar sürekli elde ve sürekli parmaklar kullanılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Salim Ersözlü'ye göre; mesajlaşma başta olmak üzere teknolojinin aşırı kullanıma bağlı el ve başparmak sorunları özellikle genç yaştakileri etkiliyor.

    Parmak ağrısını önemseyin

     

    Parmakları hareket ettiren tendonların aşırı kullanımına bağlı zorlanmaları tendonlarda kalınlaşmalara (nodülleşme) sebep olarak hareketler sırasında takılmaya ve ağrıya yol açıyor. Doç. Ersözlü "Tetik parmak olarak isimlendirilen bu durumun en önemli sebebi parmağın aşırı kullanılmasına bağlı tekrarlayan, zorlayıcı hareketler ve parmağa aşırı güç uygulanmasıdır. Telefon kullanımında en fazla başparmak zorlanır, buna bağlı tetik parmakta en fazla başparmakta görülür. Tetik parmak oluşumunda ilk belirti parmakta ağrıdır. İlerlediği zaman olaya parmakta takılma ve kilitlenme de eşlik eder. Bu nedenle parmak ağrısı ciddiye alınmalıdır. Erken tanı ile tedavi edilebilecek olan bu durum ihmal edildiğinde cerrahi müdahale gerektirecek bir sorun haline dönüşebilir” dedi.

    Cerrahi müdahale gerekebilir

     

    El bileği ve başparmağın aşırı kullanımına bağlı zorlanması ile De-Quervain hastalığı olarak isimlendirilen el bileğinin başparmak tarafında ciddi ağrıya yol açan bir durum ortaya çıkabiliyor. Aşırı akıllı telefon kullanımın tetiklediği bu durum ilerlediği zaman cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen tendon sıkışması olarak tanımlanıyor.

    Erken tanı önemli

     

    Yine teknolojik gelişimle birlikte sıklığı artan bir diğer durumun de dirsekte (Kübital Tünel Sendromu) ve el bileğinde (Karpal Tünel Sendromu) sinir sıkışması olduğunu dile getiren Doç. Ersözlü, "Telefon ile konuşurken dirseğin 90 dereceden fazla bükülmesi ve uzun süre bu pozisyonda kalması veya uzun süreli bilgisayar kullanımına bağlı dirsek ve el bileği seviyesinde sinirlerde gerilme, basınç artışı ve ödeme sonuç olarak ta sinirlerde sıkışmaya sebep olur. Ciddi ağrı ve elde uyuşma bu durumun ilk belirtileri olup yine erken tanı ile tedavi edilebilir. Telefonda kulaklık kullanımı, konuşurken el değiştirilmesi, bilgisayar kullanımında yine pozisyon değişimi ve mola verilmesi bu rahatsızlıkların önlenmesinde önemlidir” uyarısında bulundu.

  15. [h=2]Okulların açılmasına sayılı günler kala kırtasiye alışverişi yapacak olan aileler kalite, sağlık ve güvenirliği baz alarak hareket etmeliler.[/h]

    Güvenlik standartlarına uygun olarak üretilmeyen kırtasiye ürünleri kullanıcılar ve özellikle de çocuklar için önemli sağlık sorunlarına yol açabilecek riskler taşıyor. Adel Kalemcilik Genel Müdürü Evrim Hizaler doğru kırtasiye alışverişinin sağlıklı, kaliteli, güvenli ürünler olmak üzere üç temel adımdan geçmesi gerektiğinin altını çizdi.

    [h=4]Tek kriteriniz fiyat olmamalı[/h] Fiyatın tek kriter olmadığını bilen bilinçli tüketiciler köklü markalara dolayısıyla da ürün kalitesine ve güvenliğine önem veriyor. Markanın bilinir ve güvenilir olması ile geçtiği testler ve sahip olduğu belgeler tüketicilerin rahat bir şekilde alışveriş yapmaları için dikkat edilmesi gerekenler arasında yer alıyor.

     

    [h=4]Kaynağı belli olmayan ürünleri almayın[/h] Hizaler; ürün çeşitliliği içinde dış görünüş ve fiyat açısından cazip görünen ve genellikle Uzakdoğu etiketi bulunan ürünlere karşı dikkatli olunması, üreticisi belli olmayan ve marka bilinirliği bulunmayan yerlerden alışveriş yapılmaması konusunda ebeveynleri uyardı.

  16. Gırtlak kanserinin en önemli belirtisi olan ses kısıklığını dikkate alın, eğer iki haftadan fazla sürerse mutlaka bir hekime başvurun.

     

     

    Ses kısıklığı, ses oluşumunu sağlayan ses tellerinin herhangi bir nedenle görevlerini iyi yapamaması sonucu sesin gücünün ve kalitesinin bozulmasıdır. İki haftadan uzun süren ses kısıklığının ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Nedim Arda "2 haftadan uzun süren her tür ses kısıklığı/bozukluğu mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmeli, gırtlak-ses telleri muayenesi yapılmalıdır. Ses kısıklığını oluşturan hastalığın kesin tanısının konulması gerekir” dedi. Prof. Dr. Nedim Arda ses kısıklığı ile ilgili merak edilenleri ve tedavi yöntemlerini anlattı.

    2 haftadan uzun süren ses kısıklığına dikkat

     

    Gırtlak kanserleri, tüm kanserlerin yüzde 2 ile 5'ini oluşturur. Özellikle Türkiye gibi sigara tüketimi fazla olan toplumlarda bu oran daha da yüksek olabilir. Gırtlak kanseri 45-75 yaş arasında ve daha çok erkeklerde görülür. En çok görülen ilk belirtisi ise ses kısıklığıdır. Kanserin gırtlaktaki başlama yerine bağlı olarak, yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi, öksürükle de kendini gösterebilir. Erken evrede yakalandığı zaman tedavi edilme oranı yüzde 90-95'lere ulaşır. Ancak geç kalındığı ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle özellikle 2 haftayı geçen ses kısıklıklarında mutlaka bir kulak burun boğaz muayenesi olmak gerekir.

    Doğru teşhis erken tanı

     

    Ses kısıklığı aynı zamanda, reflünün de habercisi olabilir. Reflünün iki tipi vardır. Bunların bir tanesinde yemek borusu da etkilenir ve dolayısıyla hastada yemek boyunca yanma ve hazımsızlık şikayeti olur. Diğer reflü tipinde ise yemek borusu etkilenmeden direkt olarak boğazda takılma, yutma zorluğu ve ek olarak ses tellerinin tahriş olması sonucu ortaya çıkan ses kısıklığı ile kendini gösterir. Doğru bir şekilde tanı koyulup tedavi edildiğinde kalıcı olarak ses kısıklığı olmasının ve çok daha ileri evrelerde de gırtlak kanseri oluşumunun önüne geçilebilir. Ayrıca ses kısıklığına yol açan pek çok neden sayılabilir. Bunlar arasında ses teli nodül ve polipleri, ses teli ödemi, ses telinin yapısal bozuklukları, ses teli enfeksiyonları (larenjit), sesin yanlış kullanımı sayılabilir.

  17. Yaşam Koçu Mert Çuhadaroğlu, bir kişi için fedakarlıkta bulunurken denge noktasını korumak gerektiğini belirtti.

     

     

    "Fedakarlık dediğimiz şey aslında özünde yardım etme gibi saf ve güzel bir duyguyla başlar" diyen Yaşam Koçu Mert Çuhadaroğlu, yardım etme konusunu biraz açmak gerektiğini belirtti.

    Çuhadaroğlu, "Öncelikli olarak bir insana yardım etmek üzere yola çıktığınızda ilk dikkat etmeniz gereken şey o kişinin sizden bir yardım talebinin olup olmadığıdır. Çünkü bazen öyle bir noktaya geliyoruz ki insanlar bizden yardım talep etmediği halde biz kendimiz ortaya çıkarak 'Ben sana yardım edeceğim' şeklinde yaklaşımlarla karşı tarafı üzebiliyoruz. Bu yüzden eğer gerçekten ortada bir yardım talebi varsa yardım etmeliyiz" açıklamasında bulundu.

    Kendinize şu soruları sorun

     

    - Bir yardım talebi geldi ama bu konuda benim yapabileceğim bir şey var mı? Çünkü bazen de olmayabilir.

    - Bu yapmam talep edilen şeyi gerçekten istiyor muyum?

    "Bir kişiye yardım edeyim derken kendi dengelerinizi alt üst eddiyorsanız maddi anlamda veya zaman anlamında, işte bu artık yardım konusunda çıkıp fedakarlık noktasına varıyor" diyen Çuhadaroğlu, fedakarlık yapmak istersen denge noktasının kaçırılmasının mutsuzluğa neden olduğunu vurguladı.

  18. [h=2]Beslenme ve Diyet Uzmanı Şükran Yıldız şeker tüketimini önlemenin püf noktalarını anlattı.[/h]

    Sağlıklı ve yeterli beslenme anne karnından yaşlılığa kadar her dönemde oldukça önemlidir. Çocukların yetişkinlik döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oluşması ve ortaya çıkabilecek kronik hastalıkların önlenmesi için ilk temeller aile desteği ile atılır. Çocuklar bebeklik dönemlerinden sonra anneden bağımsızlaşmaya başlar. Özellikle şeker tüketimiyle ilgili bilinç yaratmak bu dönemde çok önemlidir.

    [h=4]Günlük tüketim 5 küp şekeri geçmemeli[/h] Çocuklar ben duygusunun geliştiği dönemde kendi besin seçimlerini yapmaya başlar, okul dönemlerinde çocukların beslenme davranışları aile kontrolünden uzaklaşır. Bu dönemde genellikle ön planda sağlıklı besinler yer almaz ve çocuklar arkadaşlarını rol model alır. Bireylerin tatlıya olan duyarlılıkları doğuştandır, bu nedenle özellikle küçük yaşlarda şekerli besinlerin tüketimi daha fazla olur. Şekerin olası zararlarından korunmak için bebeği tatlıyla geç tanıştırmakta fayda vardır. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisine göre şekerden gelen enerji günlük alınan enerjinin yüzde 10'unu ve çocuklarda şeker tüketimi günlük 5 küp şekeri geçmemelidir. Yapılan bir araştırmada çocukların 4 yaşından 10 yaşına kadar olan süreçte toplamda 5500 adet küp şeker tükettiği görülmüştür.

    [h=4]Şeker tüketimini önlemenin yolları[/h] - Etiket okumayı alışkanlık haline getirin ve çocuklarınıza aşılayın. Besin etiketlerinde yer alan fruktoz şurubu, mısır şurubu, dekstroz, kahverengi şeker gibi ifadelerin aslında birer şeker olduğunu unutmayın.

    - Hazır meyve suyu, gazlı içecekler, şekerli-aromalı shakeler yerine su, ev yapımı soğuk meyve çayı, ayran tercih edin. Su tüketimini artırmak için limon, elma dilimi, nane yaprağı içeren suları tercih edebilirsiniz.

    - Günlük 1 bardağı geçmeden taze sıkılmış meyve suları veya şekersiz kompostolar tüketilebilir. Katkı maddesi olmadan hazırlanmış olan taze sıkılmış meyve suları hem çocukların vitamin-mineral tüketimini artırır hem de vücut için gerekli olan şeker meyvelerde bulunan fruktozdan (meyve şekeri) karşılanır.

    - Şeker ve şekerli besinler ödül olarak tercih edilmemelidir. Çocuklara besinler kesinlikle ödül olarak verilmemelidir. Bu durum sağlıklı beslenme davranışı kazanamamalarının en büyük nedenlerinden biridir. Çocuklara ödül mekanizması olarak sunulan şeker ve çikolata zamanla çocukların beyninde yararlı besin algısına dönüşür.

    - Çocukların rol model aldığı kişiler şeker tüketimine dikkat etmelidir. Çocuklar 1 yaşından itibaren anne ve babalarını rol model aldıklarından ebeveynlerin yemek yeme davranışları direkt çocuklara yansır. Bu nedenle anne ve babalar tüm yeme davranışlarına dikkat etmelidir. Evde şeker yerine yenebilecek kuru meyve, meyveli toplar gibi sağlıklı alternatifler bulundurulmalıdır.

    - Gün içerisinde şeker tüketimini azaltmanın bir yolu da protein içeren kahvaltılardır. İyi bir kahvaltı vücudun açlık mekanizmasını dengeler ve tatlı krizlerini önler. Bu yüzden yumurta, peynir, ceviz/zeytin, tam tahıllı ekmek, mevsim sebzelerinin bulunduğu dengeli bir kahvaltı iyi bir seçenek olacaktır.

     

    - Beslenme eksiklikleri şeker isteğini arttırır, bu nedenle eksiklik görüldüğünde vitamin, mineral, omega-3 yağ asidi desteği mutlaka alınmalıdır.

    - Çocukların şeker tüketimini azaltmak için evde kolay ve eğlenceli atıştırmalıklar hazırlayabilirsiniz. Besleyici bir değeri olmayan kek, kurabiye ve pastalar yerine kuru meyveler, fındık, ceviz, badem veya yulaf unu, tam buğday unu içeren sağlıklı tatlılar tercih edilmelidir.

  19. [h=2]Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, kaliteli ve yeterli süre uyuyan kişinin ertesi sabah daha zihinsel ve fiziksel olarak dinç bir şekilde güne başlayacağını belirtti.[/h]

    Yeterli süre ve düzenli uyku uyumanın fizyolojik ve psikolojik olarak önemli olduğunu anlatan İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, "Günlük 7-8 saat süre uyumak insanın kendisini iyi hissetmesini ve zihninin rahatlamasını sağlar. Güzel bir uyku için akşam yemeğinde porsiyonları küçük tutmalı ve karbonhidrat tüketimi kısıtlanmalıdır. Uyumadan en az üç saat öncesinde yemek yemekten sakınılmalıdır” dedi.

    [h=4]Monotonluktan kurtulun[/h] Uyandıktan sonra güneş ışığı altında kolları yukarı kaldırıp birkaç kez derin nefes almanın ve vücudu germenin, duyuların uyanmasına yardımcı olduğunu vurgulayan İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, "Vücuda doğal bir enerji veren sağlıklı bir kahvaltı yapılması ve su içilmesi de çok yararlıdır. Ayrıca sabah 10-20 dakika süre ile açık havada hafif bir yürüyüş yapılması, vücudun enerjisini arttırır. Monotonluktan kurtulup bir hobi edinilmesi kişinin güne daha enerjik başlamasına yardımcı olur” dedi.

    [h=4]Kişilerin aktif ve verimli saatleri farklılık gösterebilir[/h] Kaliteli ve yeterli süre uyuyan kişinin ertesi sabah daha zihinsel ve fiziksel olarak dinç ve enerjik şekilde güne başladığının altını çizen Atasoyu, "Genel olarak sabah saatlerinde insan bedeninin enerji seviyesi yüksektir. Ancak kişilerin günlük yaşam ve çalışma programlarına göre daha aktif ve verimli oldukları saatler farklılıklar gösterebilir. Belli bir konuya odaklanan insanların 90-120 dakika sonra verimlerinin düştüğü gözlemlenmiştir. Yoğun çalışma sonrasında sıvı bir şeyler içmek (su, kahve, çay gibi) ve kısa süreli hareket etmek için 15 dakika ara verilmesi yararlı olur” dedi.

  20. Gün içinde en az yarım saat müzik dinlemenin yararlarını uzmanlar 5 maddeyle açıkladı.

     

     

    Müzik dinlemenin hem psikolojik hem fiziksel açıdan insanı rahatlatıp mutlu ettiği günümüzde kabul görmüş bir gerçektir.

    İşte müzik dinlemenin uzmanlar tarafından kanıtlanmış 5 bilimsel faydası:

     

     

     

    Beyni her daim dinç tutar

     

    Yaş ilerledikçe beyin fonksiyonları yavaşlar ve nöronlar arasındaki iletişimde aksaklıklar yaşanır. Uzmanlar tarafından yapılan araştırmada, bir enstrüman çalmak, müzik dinlemek beynin yüksek düzeyde çalışmasını tetiklediği görülüyor. Ayrıca müzik dinlemek, unutkanlığı önleyerek zihinsel gelişimde de rol oynar.

     

     

    Çocuklarınıza müzik dinletin

     

    Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada, okul öncesi çocuklarda, çocukların bilmedikleri kelimeleri kolay kavradıkları ve kelimelerin anlamlarını açıkladıkları, ayrıca ilkokul öğrencilerinin görsel ve sözel zeka seviyelerinde diğer müzik dinletilmeyen öğrencilerden daha çok geliştiği gözlemleniyor.

     

     

    Mutlu hissettirir

     

    Müzik dinlemek; sizin iyi hissetmenizi sağlayan, dopamin, serotonin hormonlarının salgılanmasına yardımcı olur, depresyonu, stresi, kaygıyı azaltır.

     

     

    Kalp sağlığına iyi gelir

     

    Kalp hastaları üzerinde yapılan araştırmalara göre, kalp ameliyatı öncesinde hastalara, en sevdikleri müzik veya şarkıları dinletiliyor ve hastanın daha çok endorfin hormonu salgıladığı gözlemleniyor. Ameliyat esnasında ve sonrasında kan basınca ve kalp ritmi normal düzeyde olduğu tespit ediliyor.

     

     

    Daha iyi uyumanızı sağlar

     

    Gün içerisinde herhangi bir dalda müziği veya favori sanatçınızı dinlemek, gün sonunda size stresten uzak tutarak, derin ve huzurlu bir uyku geçirmenizi sağlar. Uyku problemi yaşayanlara da iyi gelecek bir yöntem.

  21. Tavadaki yağ ile buluşup cızır cızır pişen kızartmaların tadına doyamadığımız doğrudur. Ama ne yazık ki kızartmalar bize her yere sinen kokular olarak geri dönüyor.

     

    Bir akşam balık kızarttığımızda günlerce kokusu evden çıkmayabiliyor. Ne mutfağı havalandırmak ne de aspiratörü açmak işe arıyor.

    Artık evinizi saran kızartma kokusunu çıkarmak, bu pratik bilgiler sayesinde çok kolay.

    İşte evi saran kızartma kokusunu yok etmenin 10 yolu:

    - Kızartma yaptıktan sonra bir türlü gitmeyen kokuyu tavada toz vanilya kavurarak yok edin

     

    14727331890.14286900.jpg

     

     

    Bir paket toz vanilyayı, yağ koymadığınız boş tavada kavurmaya başlayın. Etrafa mis gibi vanilya kokusu yayılır, kızartma kokusundan eser kalmaz.

     

    - Kızartmaların her yere sinen kokusundan kurtulmak için sirkeli ve limonlu su kaynatın

    Kızarttığınız yemeğin balık ya da patlıcan olması fark etmeksizin, eve kızartma kokusunun sinmesini önlemek için ağzı geniş bir tencerede 1 bardak su, yarım çay bardağı sirke ve yarım limon suyu ekleyip kaynatabilirsiniz.

     

     

    - Kızartma sırasında kokunun oluşmasını önlemek için kızartma yaptığınız tavaya maydanoz koyun

    Her ne kızartıyor olursanız olun, tavadaki yağın içine bir parça maydanoz koyarak kokuların tüm eve yayılmasının önüne geçebilirsiniz.

     

     

    - Evde maydanoz yoksa kızartma tavasına yeşil elma dilimleri koyarak kokuları engelleyin

    Maydanoz kadar bilinen bir yöntem olmasa da yeşil elma dilimleri de kızartma yağının içine konulduğu takdirde kızartmanın kokusunun dört bir yana yayılmasını engeller.

    Kızartma işlemi bitene kadar tavadaki yeşil elma dilimini değiştirerek kullanmaya özen gösterin. Çünkü elma dilimi yanarsa yine kötü kokular oluşacaktır.

     

     

    - Kaynamış su, limon ve kabuk tarçından yararlanarak kızartma kokularını yok edin

    Yaklaşık 2 bardak suyu tencerede kaynatıp altını kapadıktan sonra, içine 1 limon ve 1-2 adet kabuk (çubuk) tarçın koyun ve bu karışımı tencerenin ağzı açık şekilde bekletin. Kızartma kokularının yok olduğunu göreceksiniz.

     

     

    - Kızartma kokularıyla mum yakarak başa çıkın

    Kolaydan da kolay bir yöntem arıyorsanız kızartma yaparken ocağınızın hemen yanında birkaç tane mum yakın. Mumlar kokuların yok olmasına yardımcı olur. Kızartma işlemi bittikten ve siz yemeğinizi yemeye başladıktan sonra da mumlar yanmaya devam etsin.

     

     

    - Kızartma yaptığınız tavaya defne yaprağı koyarak daha az koku çıkmasını sağlayın

    Kızartma yaptığınız yağın içine defne yaprağı koymak sadece kızartma kokusunun daha az olmasını sağlamaz, aynı zamanda kızartmalarınız da defne yaprağından biraz aroma alarak daha lezzetli olur.

     

    - Ocakta limon kabuğu yakarak mutfaktaki kızartma kokusunu bastırın

    Limon kabuğunun hoş kokusunun ocakta yanarak tüm mutfağa yayılmasını sağlayın ve böylece kızartma kokularının bastırılmasını sağlayın. Aynı işlemi portakal kabuklarıyla da yapabilirsiniz.

     

     

    - Bildiğimiz siyah kuru çayı tavada kavurarak kızartma kokularından kurtulun

    Neredeyse her evde olduğundan emin olduğumuz siyah çayın kuru halini alın ve mümkünse teflon bir tavaya koyup bir süre kavurun. Duman çıkmaya başladıktan 10 saniye sonra ocağın altını kapatın.

     

     

    - Biliyorsunuz ama söylemeden geçmeyelim bonusu: Kızartma yaptığınız tavayı hemen yıkayın

    Kızartma kokusunun dört bir yana sinmemesi için elbette kızartma yaptığınız tavayı hemen yıkamanız gerekiyor. Çünkü tava ne kadar uzun süre beklerse o kadar koku yayıyor.

  22. [h=1]Akdeniz'in en güzel limanları seçildi... Aralarında Türkiye de var[/h] Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin görülmeye değer limanlarını sıralayan travelbook, Bodrum limanını Akdeniz’in en güzel 8 limanı arasında gösterdi.

     

    page.jpg

     

    Bodrum’a ilişkin “Beyaz şehir”, “Denizci cenneti” gibi ifadelerin kullanıldığı değerlendirmede, “Kentin karakteristik beyaz evlerine, içerisinde su altı arkeoloji müzesi bulunan eski Haçlı kalesi (Aziz Peter Kalesi) hakim. Eski limanın yanı sıra, birkaç yıldır hizmet veren yeni marina da kente ilgiyi artırıyor. Ayrıca, ziyaretçiler burada dünyanın antik yedi harikası arasında bulunan Halikarnas Mozolesi’nin kalıntılarını da görebilir” ifadeleri yer alıyor.

    Travelbook.de’nin değerlendirmesine göre, Bodrum’la birlikte Akdeniz’in en güzel 8 liman kenti şöyle:

    İsrail- Akko limanı

    Türkiye- Bodrum

    Fransa- Cannes

    Yunanistan- Chania

    İspanya- Malaga

    İtalya- Portofino

    Fas- Tanger

    İtalya- Trani

  23. Samsun’da, çalışmaları yürütülen 15 Temmuz Şehitler Tepesi projesi kapsamında yapılan kazılarda Helenistik döneme ait tarihi mezar odası bulundu.

     

    15.jpg

     

    Toptepe Mahallesi’nde 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisinde yer alan 15 Temmuz Şehitler Tepesi’nde, Samsun Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan ve Samsun Müze Müdürlüğü kontrolünde yürütülen proje kapsamında Canik Belediyesi’nde yapılan çevre düzenlemeleri çalışmaları sırasında Helenistik döneme ait tarihi mezar odası bulundu.

    Tarihi Mezar Odası çıktı

    Doğal kesme blok taşlardan yığma tekniği ile yapılan mezar odası, yaklaşık 12 metre uzunluğunda bir koridor (dramos) ve 250X280 cm ebatlarında mezar odasından oluşmaktadır. Kare bir kapıdan geçilerek girilen mezar odasında, muhtemelen antik dönemlerde yapılan soygunlar neticesinde herhangi bir buluntuya rastlanılmazken, sadece dağınık vaziyette kemik ve odun parçaları bulundu.

     

    Proje tarihle anlamlaşacak

    15 Temmuz Şehitler Tepesi’nin Samsun’un önemli projelerinden birisi olduğuna işaret eden Canik Belediye Başkanı Osman Genç, "Anıtlar Kurulu ile ortaklaşa 7 yıldır yaptığımız çalışma sonucunda imarla alakalı sorunları çözdük ve bu büyük projemiz için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Burası daha önce ticaret şehri olan Samsun’da gemilerin güvenliğini sağlamak için gözetleme noktası görevini görüyordu. Biz bu projeyi uygulayarak tarihteki dokusuna uygun olarak tarihi yaşatmayı amaçlarken ortaya çıkan tarihi mezar, projemizi daha da anlamlaştırdı" dedi.

     

    'Samsun tarihi güçlü bir şehir'

    Samsun’un en önemli mekanlarından 15 Temmuz Şehitler Tepesi’nin kültür ve yaşam merkezine dönüşeceğini de ifade eden Başkan Genç, "Ortaya çıkan Helenistik döneme ait tarihi mezar projemizi daha da anlamlı kılacak. Zira biz yıllardır Samsun’un güçlü bir tarihi geçmişi olduğunu, bu şehrin bir ticaret şehri ve sancak olduğunu dile getiriyoruz. Şehrimizin her yeri bu tür tarihi eserlere sahip. İnşallah 15 Temmuz Şehitler Tepesi daha fazla ilgi çekecektir. 15 Temmuz Şehitler Tepesi böylece tarihle bütünleşecek. Burası Samsun’un tamamının görülebildiği tek yer. İnşallah projemiz bittiğinde ve Samsun’a gelen turistlere, vatandaşlarımıza hizmet verecek" diye konuştu.

     

    Anıtlar Kurulu’na teşekkür

    Sancaktepe Projesi ile Samsun’da sosyal ve kültürel yatırımlarda yeni bir fark oluşturulacağını vurgulayan Genç, "İlçemiz sosyal yaşam alanları yönünden zengin, tarihi ve mistik dokusu ile daha çok ön plana çıkacak. İnşallah 15 Temmuz Şehitler Tepesi projemizle burası tam bir çekim merkezi olacaktır. Şehrimiz önemli bir turistik tesise daha kavuşacak. Böyle büyük bir projeyi hayata geçirmemizde önümüzü açan Anıtlar Kurulu’na ve Müze Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

    Bir sosyal yaşam projesi olan çalışma kapsamında 70 bin metrekare alan üzerinde 2 bin kişilik amfi tiyatro, kafeterya, seyir alanları ve yürüyüş yolları ile 15 Temmuz Şehitler Anıtı yer alacak.

×
×
  • Create New...