Jump to content

Melâl

Moderatör
  • Content Count

    17,792
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    13

Posts posted by Melâl

  1. [h=1]Dünyayı heyecanlandıran sinyal: 'İnsanlıktan daha üstün bir medeniyet' olabilir.[/h]

    Bilim insanları geçen yıl kaydedilen bir sinyalin 94 ışık yılı uzaklıktaki HD 164595 adlı yıldıza yakın bir bölgeden geldiğini tespit etti.

     

    8.jpg

     

    Kainatta Dünya'dan başka bir yerde yaşam olduğuna dair güçlü bir kanıt elde edildi. ABD Uzay ve Havacılık Dairesi'nin (NASA) 'Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması (SETI) programı bilim insanları 15 Mayıs 2015'te Rusya'daki bir radyoteleskopla elde edilen sinyalin Dünya'ya 94 ışık yılı uzaklıktaki HD 164595 adı verilen bir yıldızın civarından geldiğini tespit etti.

     

    SİNYAL SAATLERCE SÜRDÜ

     

    Bilim insanları ilk zamanlar sinyalin "bir kozmik olaydan kaynaklanan" ses olduğunu düşündü. Ancak sinyalin saatlerce sürmesi ve belli bir frekansla tekrarlanması bilim insanlarını bunun kasıtlı olarak verilen yapay bir ses olduğu sonucuna yöneltti.

     

    İNSANLIKTAN DAHA ÜSTÜN BİR MEDENİYET

     

    Astronom Douglas Vacoch, "Sinyal öyle güçlü ki insanlıktan daha yetkin bir medeniyetten geldiği çok açık" diye konuştu. HT'nin haberine göre, bilim insanları şimdi bu sinyalin tam yerini tespit edebilmek için SETI'nin ABD'nin California Eyaleti'ndeki radyoteleskoplarını HD 164595 civarına çevirdi.

    • Like 2
  2. numaralandirilmis-kapilar1.jpg?resize=500%2C328

     

    Daha önce “On Kapı Kişilik Testi”ni duydunuz mu? Bu test on kapı arasından birini seçerek kişilik çeşidinizi keşfetmenize yardımcı oluyor. İşe, yukarıdaki alternatiflerden bir kapı seçerek başlayın ve takip eden makalede kişiliğiniz hakkında daha fazla bilgi edinin.

    Niçin Kapılar?

    Bu testin ardındaki sembolizm gerçekten şaşırtıcı. Belki henüz farkında değilsiniz ancak, hayatlarımızdaki her adımda bir kapıdan geçmek zorundayız. Bugüne kadar kaç kapıdan geçtiğinizi, kaçını çaldığınızı ve geleceğinize giden yolda kaç kapı açtığınızı hiç düşündünüz mü?

    Kapılar heryerdeler; evimizde iken kapılar bizler için güvenlik sembolleridirler, bir ziyarete gittiğimizdeyse kapılar bizi karşılamak için yine oradadırlar. İşlevleri her zaman aynı olsa da (içeriye girmenize izin vermek, veya vermemek), kapılar değişik ölçü, şekil, materyal, model ve tasarımdadırlar.

    Bir ev inşa edilirken, dış kapı, evi tamamlayıcı son bir dokunuş olarak düşünülür. Ahşap olsun, cam veya alüminyum olsun kapılar; önümüzde açılırlar ve bizleri farklı bir dünyanın içerisine alırlar.

    İstenilen şeye ulaşma imkanı verilmemek anlamına gelen “kapılar yüzüne kapanmak” deyimini mutlaka duymuşsunuzdur. Veya herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak anlamına gelen “kapıları açık tutmak” deyimini…

    Kişiliğinizi ortaya çıkaracak olan şey, bir kapıdan daha iyi ne olabilir ki? Yukarıdaki resimde numaralandırılmış kapılardan birini seçin. Seçiminizi, sevdiğiniz renge veya sayıya göre yapmayın, sadece bütünüyle gözünüze ilk takılan kapıyı seçin. Sonra aşağıdaki analizleri okuyun ve seçtiğiniz kapıya ait kişilik özellikleri ile kendinizi kıyaslayın.

    On Kapı, On Farklı Kişilik

    Bir Numaralı Kapı

    Bu kapı, turkuaz renkte, çift kanatlı, hem içeriyi, hem de dışarıyı görebilmenize olanak tanıyan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, her şeyin açıkta, görünülebilir olmasından hoşlanan, tam bir eğlence insanısınız demektir. Siz, duygularını gizlemeyen, ve hayat ile ilgili problemleri basit bir yaklaşımla ele alan bir kişiliksiniz. Hayatın sunduğu küçük hazları minnettarlıkla karşılayan, seyahat etmekten ve yeni kültürler tanımaktan hoşlanan bir yapınız var. Her zaman diğerleri için en iyisini istersiniz ve konuklarınız için rahat bir atmosfer oluşturmaktan sizi hiçbir şey alıkoyamaz.

    İki Numaralı Kapı

    Koyu görünümüyle siyah bir kapı. Kolu kenarında yer alan ve gözetleme deliği bulunmayan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, bunun sebebi; sizin sade, lükse düşkün olmayan, her zaman veren ve yaptıkları ile gurur duyan ancak daha ileri gitmekle ilgili sorun yaşayan bir yapıda olmanızdır. Unutmamalısınız ki; hayatta, bir kere bile olsa, biraz renkli olmaktan ve hayatın size sunacağı aksiyonlar ile -pozitif olmasa dahi- deneyimlerden zarar gelmez.

    Üç Numaralı Kapı

    Eğer bu çarpıcı, turuncu renkte, stil sahibi tokmağı ve mandalı olan kapıyı seçtiyseniz, gittiği her yerde ilgiyi üzerinde toplayan, orijinal ve ilginç bir kişiliğiniz var demektir. Tanıştığınız herkes üzerinde unutulamaz bir etki bırakan, ve birçok şeyi yapmakta oldukça başarılı olan bir insansınız. Sanattan hoşlanırsınız ve hemen hemen hiçbir şeyden bir şeyler üretebilirsiniz. Bu kişilikteki insanlar, dünya ile her zaman bağı bulunmayan fanteziler içinde yaşamaya eğilimlidirler ve bir baloncuğun içinde yaşıyor olduklarını çoğu zaman farkedemezler.

    Dört Numaralı Kapı

    Koyu yeşil renkte, antika dizaynlı, üzerinde birçok kilidi bulunan bir kapı. Bu kapıyı seçen insanlar; müzik, edebiyat, resim veya heykel gibi sanat dallarına yatkın kişiliklerdir. Bazen açık ve arkadaş canlısı biri olabilirken, bazense kapalı ve kendine has bir yaşam tarzı güdebilirler. Bu kapıyı seçenlerdenseniz, kendi düşüncelerinizi ve problemlerinizi kendinize saklama eğilimindesinizdir. Diğerlerinin sizi bir kaya gibi sağlam görmesini istersiniz çünkü.

    Beş Numaralı Kapı

    Dikkat çekici, mor renkli, üstünde küçük bir penceresi bulunan bir kapı. Bu kapıyı mı seçtiniz? Eğer öyleyse, kendinizi bir yere, bir gruba dahil hissetmeyi önemsiyorsunuz demektir. Ortaya birçok şey koyuyor, yaratıcı olabilmenize olanak tanıyacak şeyler yapıyorsunuz, ancak çoğu zaman bunlarla öylesine meşgulsünüz ki, çevrenizde olup bitenlerin farkında olamayabiliyorsunuz. Bazen biraz rahat olmakta, rutinden sıyrılmakta fayda var. Aktivitelerle doldurulmamış bir gün, boşa geçirilmiş bir gün demek değildir.

    Altı Numaralı Kapı

    Kırmızı renkte, altın detaylı; gözetleme deliği, tokmağı ve posta yuvası bulunan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, kendinizden oldukça eminsiniz. Detaylar konusunda şaşırtıcı derecede yetenekli bir bakış açısına sahipsiniz. Nasıl göründüğünüzü ve diğerlerinin sizi nasıl gördüklerini önemsiyorsunuz, ancak işin özünde tam bir facia gibi hissediyorsunuz. Dikkatli olun çünkü kendinize zarar verebilecek bir eğiliminiz olabilir. Diğerleri size nasıl bakarlarsa baksınlar, hakkınızda ne düşünürlerse düşünsünler; kendiniz için yaşamanız gerektiğini hatırlayın, başkaları için değil.

    Yedi Numaralı Kapı

    Beyaz, sade, ahşaptan yapılmış, detaysız ve biraz da yıpranmış bir kapı. Bu kapıyı seçen insanlar, sade, minimalist ve her zaman yapacak önemli işleri olan kişiliklerdir. Kendilerini diğerlerine adamışlardır. Oldukça duygusaldırlar ve etraflarını duygulara hitap eden objelerle doldurmuşlardır. Aile ve arkadaşları, olmazsa olmazlarıdır. Hallerinden memnun ve sağlam kişiliktedirler. Onlara tavsiye; hayatlarındaki formaliteleri biraz değiştirme fırsatından faydalanmaları.

    Sekiz Numaralı Kapı

    Kapı kolu ve tokmağı ihtiyatla renklendirilmiş, modern, mavi bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, eğlenceli ve şakacı, yüreği sonsuza dek genç kalacak birisiniz demektir. Kendinize karşı güven problemleri yaşıyor ve hayatınızın belirli alanlarına dair kaygılar besliyorsunuz. Biraz dağınık, gururlu ve kendisini daha fazla sevmesi gereken bir yapıdasınız. Yanıtı, kendinizi özgürce ifade etmekte bulabilirsiniz.

    Dokuz Numaralı Kapı

    Açık yeşil renkte, oldukça ağırbaşlı bir kapı. Biraz yıpranmış; en göze çarpan özelliği, ekipmanlarının, kendi ölçülerine göre biraz büyük olması olan bir kapı. Bu kapıyı seçenlerin kişiliklerinin ardında yatan; her zaman nesnelerin nasıl işlediklerine dikkat eden ve muazzam bir problem çözme yeteneğine sahip kişiliklerde olmalarıdır. Bunlar, oldukça pratik insanlardır. Temel olana bağlı, karmaşadan uzak, sade yaşamlar sürerler. Kolayca memnun olurlar ve başkalarına yardım etmekten, onlar için bir şeyler yapmaktan memnuniyet duyarlar. Bu tarz insanların, hayatlarında, kendi hayret ve merak sezgilerine daha fazla yer açmaları gerekir.

    On Numaralı Kapı

    Ahşaptan yapılmış, doğal dokunuşlarla tamamlanmış geniş bir kapı. Üst kısmında dört küçük penceresi bulunmakta. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, bütünlük ve istikrara önem veriyor olmalısınız. Ayrıca, en küçük detaylardaki kaliteden dahi keyif alıyorsunuz. Her zaman ne istediğini bilen ve hayatı güvenli yaşamaktan hoşlanan birisiniz. Sevmediğiniz bir işte çalışıyorsanız, yaratıcılığınızı arka plana itebilirsiniz. Şunu hatırlamakta fayda var; hayatınızdaki problemler sizin ve kimse onları çözmekle yükümlü değil.

     

    kaynak: sağlığa bir adım

  3. [h=2]Yeni bir eğitim dönemine başlayacak olan çocukların, güvenli ve sağlıklı adımlar atabilmeleri için okul öncesi genel sağlık muayenesi yaptırmaları büyük önem taşıyor.[/h]

    Özellikle okula başlayınca fark edilen bazı sağlık problemlerinin erken teşhisi için okul öncesi sağlık taramasının mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çeken Güven Çayyolu Sağlık Kampüsü Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Nurdan Tunçözgür, "Hem erken teşhis ve tedavi, hem de hastalıklardan korunma yollarının belirlenmesi adına, çocuklar okula başlamadan önce genel bir sağlık kontrolünden geçmelidir. Yapılacak olan bu genel sağlık kontrolü en az okul seçimi, kayıt işlemlerinin yapılması ve okul için gerekli materyallerin alınması kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.

    "Okula başlamadan önce gerçekleştirilecek sağlık taramasında tekrarlayan veya devam eden mevcut hastalıkları tespit ediyor ve korunma yolları üzerine yoğunlaşıyoruz. Yapılmış veya yapılacak olan aşıların belirlenmesi de sağlık kontrolünde amaçladığımız önemli hususlardan biri. Obezite, hipertansiyon, diyabet gibi sinsi başlangıçlı hastalıklar hakkında bilgilendirme yaparak, çocuğun tüm geleceğini etkileme olasılığı bulunan hastalıklar konusunda velileri bilinçlendiriyoruz” açıklamasında bulunan Tunçözgür, ayrıca skolyoz gibi kas iskelet sistemi sorunlarında da erken teşhisin büyük önem arz ettiğinin altını çizdi.

    [h=4]Okulda başarıyı engelleyebilecek zaman kayıplarını engeller[/h] Okul öncesi genel sağlık taramasında çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimi üzerine de incelemeler yapıldığının bilgisini veren Tunçözgür, "Okul öncesi genel sağlık muayenesinde görme ve işitme yetilerini değerlendiriyoruz. Gelişme geriliklerini saptıyor ve sebebe yönelik incelemeler yapıyoruz. Varsa davranış bozukluklarını belirliyor ve çözüm haritası oluşturuyoruz. Böylelikle okul döneminde başarıyı engelleyebilecek zaman kayıplarının önüne geçmiş oluyoruz. Örneğin okula başlayacak çocuğun az da olsa görme problemi varsa okumayı öğrenme süreci uzayabilir. Bu rahatsızlığı fark edip dile getirene kadar hem zaman kaybı oluşur, hem de hastalık ilerleyebilir. Veya ebeveynlerin henüz fark edemediği bir gelişim bozukluk söz konusu ise, özel eğitim alabileceği bir okul veya sınıfa yönlendirilebilir” şeklinde konuştu.

     

    Tunçözgür okul öncesi sağlık kontrollerinde, hem çocuklara hem de ailelere okula başlayınca karşılaşma sıklığı artan solunum yolu ve bağırsak enfeksiyonlarını önlemek amacıyla uyulması gereken sağlık kuralları hakkında bilgilendirme yapıldığını ve sağlıklı beslenme önerilerinde de bulunulduğunu belirtti.

  4. [h=2]Geleneksel aile modelinde var olan yalnızca babalar çalışır fikrinin aksine araştırmalar gösterdi ki eşi çalışan erkekler daha mutlu.[/h]

    ^Eve ekmeği erkek getirir dişi kuş da yuvayı yapar anlayışı değişiyor. Kadınların daha çok finansal sorumluluk üstlendiği evliliklerde hem kadının hem de erkeğin mutluluk ve iyilik hallerinde artış olduğu görüldü. Sadece erkeklerin eve ekmek getiren kişi olduğu aksi durumdaysa, erkeklerin de eşlerinin de genel sağlık ve mutluluk seviyelerinin düşme eğiliminde olduğu gözlemlendi. Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, 15 yılda tamamlanan ve yaşları 18 ile 32 arasında değişen 3 bin 100 kişinin katıldığı araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi.

    [h=4]Ev geçimine yardımcı olan kadın kendiyle gurur duyuyor[/h] ABD Çalışma Bakanlığı istatistiklerine dayanarak Connecticut Üniversitesi'ndeki sosyologlar tarafından yapılan araştırmada, çiftler hem bireysel hem de aile bazında gelirleriyle kıyaslandı ve erkeklerin ev geçindirme sorumluluğu arttıkça mutluluk seviyelerinin düşme eğiliminde olduğu, kadınlarınsa ev geçindirme sorumluluğunu ne kadar çok yüklenirlerse mutluluk seviyelerinin de o derece arttığı sonucuna varıldı. Ev geçindirme rolü üstlenen erkekler genelde bu rolü bir zorunluluk sonucu üstleniyor ve bu sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken kendilerini yoğun bir baskı altında hissediyor. Buna karşılık kadınlar ev geçindirme sorumluğunu üstlenme konusunda nispeten yeniler ve ev dışında çalışıp para kazanmayı kendileri için bir fırsat ya da seçenek olarak görüyorlar. Araştırma ekibine göre, "Para kazanarak ev geçindiren kadınlarda bir tür kendiyle gurur duyma ve başarı hissi oluşuyor. Nihayetinde bu kadınlar kendi hemcinslerinin nadir olarak elde ettiği bir başarıyı elde etmiş oluyorlar. Ev geçindirme rolleri sekteye uğrasa ve bu rollerini devam ettiremeseler de, erkeklere kıyasla kaybedecek fazla bir şeyleri olmuyor.”

    [h=4]Kadın ve erkeğin rolü her alanda değişti[/h] Kadınların para kazanmasının pek yaygın olmadığı dönemlerde, eski nesil erkeklerin eşlerinin kendilerinden daha fazla gelir elde etmesi durumunda mutluluk seviyelerinde muhtemelen bir artış olmayacaktı. Fakat Amerika'da ev geçindirme sorumluluğunun temel olarak erkekler tarafından yüklenildiği aile sayısı azaldıkça, kişinin ailesini geleneksel modellere göre oluşturmasıyla ilgili sosyal beklenti de azalıyor. 1960 yılında evli ve 18 yaşından küçük çocuğu olan kadınların sadece yüzde 3,5'i ev geçindirme sorumluluğunu asıl olarak yüklenmişlerdi. Bugünse bu rakam yüzde 15. (Evli olmayıp ev geçindiren anne sayısında da o günden bugüne çok ciddi bir artış gözlemlendi). 1970 yılında her iki ebeveynin de tam zamanlı işlerde çalıştığı aile oranı yüzde 31 iken, 2015 yılında bu oran yüzde 46'ya çıktı. Ve iş yerlerimizde meydana gelen bu değişim evlerimizde de kadın-erkek rolleriyle ilgili bir değişimi beraberinde getirdi. Yeni yapılan tüm araştırmalar artık günümüz erkeklerinin kendi babalarına göre çocuklarının hayatlarında aktif bir rol üstlenmek istediklerini, çocuk bakımıyla ve ev işleriyle daha çok meşgul olduklarını gösteriyor.

    [h=4]Kazançla birlikte sorumululukta artıyor[/h] Fakat bütün bu umut verici tablonun bir de can sıkıcı bir tarafı var. Araştırmada ayrıca, "neredeyse her gelir seviyesinde, kadınların endişe seviyesinin erkeklerin endişe seviyesinden yüksek olduğu, fakat ev geçindiren erkeklerle ev geçindiren kadınların endişe seviyelerinin aynı olduğu sonucuna varılmış.” Araştırmacılar bu sonucu, ev geçindirme rolü üstlenen erkekler ve kadınların stres seviyeleri benzer düzeyde olsa da, ekonomik olarak birine bağımlı olmanın bir kadın ve bir erkek için farklı anlamlar ifade ettiği düşüncesiyle açıklıyorlar. Ev geçindirme konusunda eşinden destek gören erkekler, sorumlulukları azaldığı için kendilerini özgürleşmiş hissederken, bir kadının ekonomik anlamda tamamen kocasına bağımlı olması, eski nesil nispeten zengin fakat bütün vaktini ve enerjisini evine ve çocuk bakımına ayıran kadınlar gibi hissetmesine sebep olabiliyor. Muhtemel başka bir açıklama da şu olabilir: Mesela kadın ailenin toplam gelirinin yüzde 40'ını kazanıyor ama çocuk bakımı ve ev işlerinin sorumluluğunu yüzde 80 oranında üstleniyor ve sonuç olarak da çıldırıyor.

    [h=4]Kadın çalışınca kendini güvende hissediyor[/h] Ama yine de araştırma sonuçları cinsiyete bağlı sorumluklar, evlilik sorumluluklarından ne kadar çok ayrılırsa, eşlerin yapmak zorunda hissettikleri şeyleri değil de yapmak istedikleri şeyleri gerçekleştirme konusunda kendilerini daha özgür hissedecekleri ve hem erkek hem de kadınların kendilerini genel olarak daha iyi ve mutlu hissedecekleri konusunda ümit vaat ediyor. Şimdilik evli olup çalışmayan ya da part-time çalışan kadınlarda kendini güvende ve rahat hissetme oranının yaygın olarak yüksek olmadığı gözlemlense de, en son yapılan bu araştırmanın sonuçları bu oranın bir gün artması için yeterince sebebin mevcut olduğunu gösteriyor.

  5. Yanlış kahvaltının şişmanlattığını vurgulayan Dyt. Gizem Şeber, kahvaltı ile ilgili sık yapılan 5 hatayı sıraladı.

     

     

    Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğuna dikkat çeken Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri'nin 'İyi Yaşa” platformunda önerilerde bulunan Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber, "Gece boyunca aç kalan vücudumuzun yeniden enerji toplaması ve düşen kan şekerimizin dengelenmesi için kahvaltı gerçekten de çok önemli. Kahvaltı yapmamak, gün içerisinde kendimizi daha yorgun ve sinirli hissetmemize neden oluyor” şeklinde konuştu.

    Şeber sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ayrıca metabolizmamızı da yavaşlatarak kilo almamıza neden oluyor. Ancak kahvaltıya dair yapılan yanlışlar da kahvaltı yapmamak kadar sağlıksız sonuçlara neden olabiliyor. Çünkü kahvaltı aslında bize o günün nasıl geçeceğini söylüyor.”

    En sık yapılan 5 kahvaltı hatası

     

    Uyandıktan sonra ilk 1.5 saat içerisinde kahvaltı yapmamak:

    Kahvaltıyı uyandıktan uzun zaman sonra yapmak, o saate kadar metabolizmamızın yavaş çalışmasına sebep oluyor. Seviyesi yükselen mide asidi, kimi zaman kendimizi daha huzursuz hissetmemize yol açabiliyor. Bütün bunların dışında kahvaltı ne kadar geç yapılırsa gereksiz besin tüketme riskimiz artıyor. Geç yapılan kahvaltı gün içerisinde daha çok acıkma nedenlerinden de biri.

    Proteinsiz kahvaltı yapmak:

    Vücudun yeniden yapılanması ve onarımı için vazgeçilmez olan protein, metabolizmayı hızlandırıcı ve bünyeyi tok tutucu etkiye sahiptir. Uyku sonrası yavaşlayan metabolizmamızı güne hızlı bir şekilde adapte etmek için kahvaltıda protein şarttır. Bu nedenle sadece simit veya poğaça gibi protein içeriği düşük karbonhidratları kahvaltı olarak tüketmek veya sadece meyve yemek sağlıklı bir kahvaltı değildir.

    Lif içermeyen kahvaltı yapmak:

    Herhangi şekerli bir mısır gevreğini kahvaltıda tüketmek, tam buğday ile hazırlanmış bir kahvaltı gevreğine veya müsliye göre çok daha kısa sürede acıktıracaktır. Kahvaltıda lifli yiyeceklerin tüketilmesi, daha uzun süre tok kalmamızın garantisidir. Bu nedenle kahvaltıda tam tahıllı ekmek, tam tahıllı gevrek, yulaf ezmesi, çiğ sebzeler gibi lif kaynaklarından uygun olan tercih edilmelidir.

    Kahvaltıyı geçiştirmek:

    Kahvaltı bir atıştırmalık değil, günün ana öğünlerinden biridir. O nedenle ağzınıza attığınız bir dilim elma veya peynir tek başına kahvaltı sayılmaz. Kahvaltıda almanız gereken kalori, günlük almanız gereken kalorinin neredeyse ¼'ünü oluşturur.

    Sıfır yağ içeren kahvaltı yapmak:

    Yağlar günlük beslenme düzenimizde bulunması gereken besin öğelerindendir. Hiç yağ içermeyen bir kahvaltı hem lezzetsiz olacak hem de doyurucu olmayacaktır. Peynir, avokado, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar içeren besinlerden biri kahvaltıda yer almalıdır. Tereyağı gibi katı yağları kontrolsüz tüketmek ise kalp sağlığı açısından son derece risklidir.

    Bilimsel kahvaltı gerçekleri

    Kahvaltı ve zayıflama arasındaki ilişki: Eskiden hâkim olan bu bilimsel görüşü sarsacak birkaç bilimsel çalışma sonucu var. Kahvaltı yapanlar ve yapmayanlar kıyaslandığında, kahvaltı yapmayıp günlük alınması gereken kaloriyi alanların da aynı oranda zayıfladığı gözlendi. Ancak kahvaltı, zayıflamanın çok ötesinde bir konu. Çünkü kahvaltı gün içerisinde sergileyeceğimiz bilişsel performansın kalitesini belirliyor. Yani iyi hissetmek, güne adapte olmak ve zihinsel işleri kolaylıkla halledebilmenin yolu kahvaltıdan geçiyor.

    Lifli kahvaltı sonraki öğündeki kalori alımını %30'a yakın azaltıyor: Yapılan bilimsel bir çalışmada aynı kaloride yulaf ezmesi-süt ve süt-şekerli mısır gevreği tüketen iki farklı grup kıyaslandığında yulaf ezmesi tüketenlerin diğer öğünde %30 daha az kalori aldığı saptanmıştır. Dolayısıyla lif içeriği zengin bir kahvaltı, gün içerisindeki acıkma durumu üzerinde önemli etkiye sahiptir.

    Mükemmel kahvaltınızı oluşturun

     

    - Tabağın yarısı yüksek lifli karbonhidratlardan oluşmalı: Ağız tadınıza göre tam tahıl ekmeği, yulaf ezmesi, portakal gibi lifli bir meyveyi kahvaltıda tercih edebilirsiniz. Sabah kahvaltısında 50 gram kaliteli karbonhidrat tüketmek gerekiyor. Bu miktar, ortalama 2 dilim tam tahıllı ekmeğe, 5-6 yemek kaşığı dolusu yulaf ezmesine veya iki küçük porsiyon meyveye denk geliyor.

    - Bir parça protein muhakkak yer almalı: Peynir, yumurta, yoğurt, süt, tofu, füme et gibi protein kaynaklarından biri kahvaltıda yer almalı. Kahvaltı öğününüzün en az ¼'ü proteinden oluşmazsa, gün içerisinde daha çabuk acıkacağınıza ve fazla besin tüketeceğinize kesin gözü ile bakılıyor.

    - Yağ eklemeyi unutmayın: Kahvaltı öğününde yer alacak 5 gram yağ, tokluk süresini uzatmak ve lezzetli bir kahvaltı hazırlamak açısından gerekli. Zeytin, zeytinyağı, ceviz, avokado gibi bir yiyecek kahvaltıda tercih edilebilir. Bir kahvaltı için ortalama 5-8 zeytin, 2-3 adet ceviz, birkaç dilim avokado veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yeterlidir.

    - Kahvaltı kalorisi 250 kalorinin altında olmamalıdır: Kahvaltıda çok az yemek, gün boyunca enerjik hissetmemek anlamı taşıyacaktır. Bu nedenle çeşitli besin tüketmek kadar önemli bir diğer konu da yeterli besin tüketmektir.

  6. [h=2]Kilo sorunu yaşıyor ve ne giyeceğinizi bilemiyorsanız bu tüyolara kulak verin.[/h]

    Kuveyt'in ünlü modacısı Ayşe Bourke, kilo sorunu yaşan kadınlara tüyolar verdi... Kiloları kamufle etmek için ne giyilmeli ne giyilmemeli?

    Hızlı değişen trendleri uygulamadan önce kendi bedenimizi iyi tanımalı ve gözlemlemeliyiz. Beden ölçülerimiz ne olursa olsun kalıpların içine sığdırılmaktan da hoşlanmayız. Kilo sorunu yaşan kadınlar; siyah renk giymek zorunda değilsiniz..

    [h=4]Stratejik hareket edin[/h] Öncelikle stratejik hareket ederek, doğru parçalarla doğru renkleri bir araya getirip, zarif ve şık görünebilirsiniz. Stratejik hareket etmekten kastım, vücudumuzun güzel olan yerlerini ortaya çıkartacak ürünleri tercih etmemiz gerektiğidir. Bu şekilde problemli yerleri arka plana atarak algılarla oynama yapabilirsiniz.

    [h=4]Kilo sorunu olanların dikkat etmesi gereken tüyolar[/h] Vücudumuzu iyi tanıdıktan sonra bizi mutlu edecek, içinde rahat hissettiğimiz ve trendy olan parçalarla seçimlerimiz nasıl olmalı ona da bir göz atalım.

     

     

    - Kabul ediyorum siyah renk zayıf gösterir fakat ömür boyu siyah giymek zorunda değilsiniz.

     

     

    - Kiloları kamufle etmek için A formunda elbiseler ilk tercihiniz olmalı ve düşük bel pantolonlardan kesinlikle uzak durmalısınız. Beliniz kalınsa ince bir kemer kullanın.

     

    14640027740.21387800.jpg

     

     

    - V yaka bluzler üst bedeni uzatır ve ince bir görünüm sağlar. Bunu uzun bir kolye ile de sağlayabilirsiniz.

     

     

    - Şunu unutmayın; kol, ayak bilekleri ve boynumuzu açıkta bırakırsak her daim daha zayıf görünürsünüz.

     

     

    - Üst giyimde desenli tercih ettiyseniz ise alt tarafta koyu tek renk giyinmelisiniz.

     

     

    - Enine çizgili ve büyük desenlerden uzak durmalısınız.

     

    - Kıyafet satın alırken bir beden büyük ya da dar almamalı, kendi beden ölçünüze göre giyinmelisiniz. Bu küçük hilelerle dikkatleri kendinize çekebilir ve kilolarınızı kamufle edebilirsiniz.

  7. Daha uzun boylu görünmek için nasıl giyinmek gerekir? Brightside, profesyonel stilistlerin uzun boylu gösteren giyinme tüyolarını derledi.

     

     

    İşte, uzun boylu görünme taktikleri...

     

     

    V yakalı bluzler: Bu tarz bluz ya da kazaklar, boynu açıkta bırakır ve böylece tüm vücudu uzun gösterir. Bunun aksine dik yakalı kıyafetler ise daha kısa gösterir. Degaje yakalar da hafif kumaş tercih edilirse iyi bir tercih olabilir.

     

     

    Derin yırtmaç: Derin yırtmaç, yüksek topukluyla da düz ayakkabıyla da giyilebilir. Ancak şu basit kuralı unutmamak gerekir: Etek hafif bir kumaştan olmalı, silüeti bozmamalı. Yandan yırtmaçlı etek ve elbiselere önem verin, çünkü hiç bugünkü kadar moda olmamıştı.

    Geniş paçalı pantolon: Bu pantolonlar hem uzun hem de kısa boylu kadınlar için uygun. Bacakları uzun gösteren bu model pantolonlar, hem günlük rahat giyimde hem de gece kıyafeti olarak tercih edilebilir. Zayıf fizikliler diz hizasından başlayarak genişleyen paçalı pantolonları tercih edebilir.

     

    14679660150.41251200.jpg

     

     

    Yüksek bel pantolonlar: Yüksek popülaritesine rağmen düşük bel pantolonlar silüeti kısaltan giysilerden. Birkaç santim daha kısa görünmemek için yüksek belli kıyafetleri tercih etmek gerekiyor. Yüksek belli pantolon, şort ya da kapri pantolonlar bacakları ve dolayısıyla vücudu da daha uzun gösterir. Ancak bu kural, etekler için geçerli değil.

     

     

    Uzun etek ve kısa bluz: Vücudu ince ve uzun gösteren bir ikili: Maksi etek ve göbek üstü bluz. Ancak bu görünüm için kumaş seçimi önemli. Özellikle jarseden özellikle kaçınmak gerekiyor.

     

     

    Dikey çizgiler: Dikine çizgilerin boyu birkaç santim daha uzun gösterdiği bir gerçek. Çizgiler renkli ve kalın da olabilir. Ancak unutmamak gerekir ki iki ya da üç renkten fazlası olmamalıdır.

     

     

    Tulum: Zayıf ya da kıvrımlı vücut fark etmez; tulum ; tüm vücut tipleri için uygundur. Tulum, silueti birleştirir ve uzatır. Ancak unutmamak gerekir ki doğru tulum modeli kalçalara değil, bel çevresine vurgu yapar.

     

     

    14679661120.15835500.jpg

     

     

    Nötral renkli ayakkabılar: Uzun boylu görünmek için topuklu ayakkabı seçilmesi kaçınılmaz. Canlı renkli ayakkabılar, dikkati vücudun kısa olan bölgesine çekerken pastel renkli topuklular bacakları daha uzun göstererek boyu uzatır.

    Mini etek​: Silueti kısalttığı düşünülen mini etek, doğru seçilirse adeta sihir yaratabilir. Boyu uzun göstermek için dar mini eteklerden kaçınmak, kloş etek seçmek gerekir. Yüksek belli mini etekler, ister spor ayakkabıyla ister topukluyla olsun boya birkaç santim ekler.

     

    Tek renk pantolon ve ayakkabı: Pantolon ya da taytı ayakkabıyla aynı renkte seçmek boyu daha uzun gösterir. Parlak taytlar silüeti ikiye böleceğinden mat renkteki taytlar ya da pantolonlar boyu uzatır.

  8. [h=2]Tercih ettiğiniz kıyafetler ve kombinlerle belinizi olduğundan daha ince gösterebilmeniz mümkün. İşte tüyolar...[/h]

    Bel bir kadının dişiliğini gösteren en önemli bölgelerdendir.

    Peki kıyafet oyunlarıyla belinizi nasıl daha ince gösterirsiniz?

    Beli inceltmek için yapılan egzersizlerin yanında bir de göz yanılgısı ile belinizi daha ince gösterebilmeniz mümkün. Nasıl mı?

     

    beli_daha_ince_gosterme_tuyolari-0.jpg

     

     

    İşte kıyafet oyunlarıyla göz algısını değiştirerek beli daha ince gösterme tüyoları...

    Gömlek ve kalem etek dişiliğin en önemli anahtarı gibi. Tüm vücudu daha slim göstermek isterseniz böyle bir kombin deneyebilirsiniz. Kilonuz hiç fark etmez, doğru bir kalem etek ve gömlek kombini ile kilolu görünmek mümkün değil!

     

     

    14681393460.24759800.jpg

     

    Kim Kardashian'ı düşünün, basenlerini bilmeyen yok. Ancak ince bir beli var ve bunu her fırsatta kullanıyor. Mutlaka belini ön plana çıkarıyor ve bel kısmı mutlaka dar kıyafetler tercih ediyor.

     

    14681397920.35592500.jpg

     

    Daha uzun etekler giymek isterseniz yüksek bel olanları tercih edin ve mutlaka topuklu ayakkabı ile kombinleyin. Üstünüze ise beli açık bir bluz tercih edebilirsiniz. Bu sizi daha ince ve uzun gösterecek.

     

    14681400620.50970900.jpg

     

    Basic penye tişörtlerinizi, etek ya da pantolonlarınızın içinde kullanmak sizi salaş görünümden kurtararak belinizin hatlarını ortaya çıkarmanıza yardımcı olacak bir detay...

     

    14681402840.49578700.jpg

     

    Yüksek bel pantolonlar adeta birer bel kurtarıcıları! Ancak sakın bol üstlerle kombinlemeyin, bu belinizi daha kalın gösterir.

     

    14681403900.14494000.jpg

     

    Elbiselere mutlaka kemer kullanın. Vücut proporsiyonunu kesmeden kullanacağınız kemerler sizi slim bir görünüme kavuşturacak.

     

    14681405450.72525500.jpg

     

    Crop top ve yüksek bel etekler beli ince göstermek için bire bir!

  9. [h=2]Vücut içindeki sıvının doku aralarında ve cilt altında birikmesiyle oluşan ödemden kurtulmak için işte size 10 önemli öneri.[/h]

    Ödem, vücut içindeki sıvının doku aralarında ve cilt altında birikmesiyle oluşur. Ancak birçok nedenle ortaya çıkabilen ödemle savaşmak sandığınız kadar da zor değil. Diyetisyen Şeyda Sular, diyet yapanların kabusu olan ödemi engellemenin püf noktalarını anlattı.

    [h=4]Ödem engelleyen 10 öneri[/h] Su tüketimi: Günde en az kg başına 30 ml su tüketimi ödemin 1 numaralı düşmanıdır. Günde yaklaşık olarak içeceğiniz 1.5-2 litre su vücudunuzda ödem oluşmasını engelleyecektir.

    Tuz tüketimi: Günlük gereksinimden fazla alınan tuz size ödem olarak geri dönecektir. Dünya Sağlık Örgütü birçok hastalığı da tetikleyen tuz tüketimini günlük 5 gramın üstünde tutulmaması gerektiğini bildirmiştir.

    Maydanoz: Maydanoz güçlü bir idrar söktürücüdür ve ödem problemlerinde sıklıkla kullanılır. Siz de sabah kahvaltınıza ya da salatalarınıza ilave edebilir ekstradan bitki çaylarınıza da bir tutam ekleyebilirsiniz.

    Ananas: Hem lezzetli hem de ödem atmanızda yardımcı harika bir meyve. İster kendisini tüketin ister probiyotik yoğurdun üstüne dilimleyin ama ödem şikayetiniz varsa mutlaka tüketin.

    Karbonhidrat tüketimi: Aşırı karbonhidrat tüketimi özellikle beyaz un, şekerlemeler ve pirinç gibi glisemik indeksi yüksek olan karbonhidratlar yerine tam buğday, kepek ve yulaf gibi glisemik indeksi düşük karbonhidratlar vücutta oluşan ödemi azaltacaktır.

    Alkol tüketimi: Günlük aldığınız alkol miktarı ve sıklığı vücuttaki ödemi etkileyen bir unsurdur. Bunu göz önünde bulundurursak tüketim sıklığını ve miktarını olabildiğince azaltarak ve alkol tüketirken yanında içeceğiniz su ile ödemi minimuma indirebilirsiniz.

    Fiziksel aktivite: Düzenli yapılan egzersiz vücuttaki sıvı dengesininde korunmasına ve düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Gün içinde yapıcağınız 30-45 dk tempolu yürüyüş ödem probleminizi azaltacaktır.

    Kiraz sapı: Günlük hayatımızda çok fazla tükettiğimiz siyah çay ve kahve yerine bitki çaylarına yer vermeniz ödem probleminizi azaltacaktır. Özellikle iyi bir idrar söktürücü ve ödeme iyi gelen kiraz sapını tek başına ya da farklı bitki çaylarıyla karıştırarak tüketebilirsiniz.

    Muz: İçeriğinde yer alan potasyumla ödem atmaya yardımcı olan muza günlük beslenmenizde yer verebilirsiniz.1 adet küçük boy muzu 1 porsiyon meyve yerine tüketebilirsiniz.Kadınlar için günde 2 porsiyon,erkekler için günde 3 porsiyon meyve vitamin ve mineral açısından tüketilmelidir.

     

    Nar: Yüksek lif içeriğiyle bağırsakların çalışmasına yardımcı olan nar aynı zamanda ödem atmaya da yardımcıdır. Şeker içeriğinden dolayı miktarı abartmadan günlük beslenmenizde yer verebilir salatalarınıza az miktarda ekleyerek renklendirebilirsiniz.

  10. [h=2]İçinizdeki bohem ve romantik kadını gün yüzüne çıkarmak istiyorsanız tercihinizi bu yılın modası gri saç renginden yana kullanabilirsiniz.[/h]

    Pastel renkler birkaç sezondur hem giysilerde hem de saçlarda kendinden sıkça söz ettirdi. Canlı renklerin zıttı olan bu yumuşak ve romantik renkler son yıllarda oldukça trend! Kahverengi, kızıl ve sarı saçlardan sıkılan ve de farklı görünmekten hoşlanan kadınlarda son yıllarda gri saç modelini de sıklıkla kullanır oldu. Ancak bu saç rengini kullanrken dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar olduğu da kesin.

    [h=4]Gri saç kullanırken dikkat etmeniz gerekenler[/h] - Gri rengi saçlara uyguladığımızda soluk ve soğuk bir görüntü ortaya çıktığı için makyaj yaparken dikkat etmeniz gereken mutlaka ama mutlaka sıcak renkler kullanmak.

    - Eğer soğuk bir ten rengine sahipseniz gri rengini yüzünüzü daha da soluk göstermemek adına tüm saça uygulamak yerine saç diplerinizi orjinal saç renginizde bırakarak ya da aralara siyahlar atarak kullanmalısınız.

    - Gri saç rengi için özel olarak üretilmiş şampuan ve saç bakım ürünlerinden mutlaka edinin. Çünkü bu renk zamanla solar ve bakımsız bir görüntü ortaya çıkabilir.

    - Bu saç rengini kullanırken giysilerinizin rengi de önemli. Soluk ve koyu renkler yerine canlı ve desenli kıyafetler kullanmanız kesinlikle daha sofistike bir hava kazanmanıza neden olacaktır.

  11. Çocuklarda görülen idrar kaçırma, özellikle anne ve babalar için önemli bir sınav. Çocuklarda idrar kaçırmanın altında pek çok etken olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, "Uyanma güçlüğü, gece düşük mesane (idrar torbası) kapasitesi, gece idrar üretiminin artması ve genetik eğilim bu durumu ortaya çıkarabiliyor. Uyku bozukluğu, hiperaktivite-dikkat eksikliği, epilepsi, okul- aile sorunları gibi durumlar da idrar kaçırma sorununa neden olabilmektedir. 5 yaşını tamamlamış bir çocuk haftada 2'den fazla idrar kaçırıyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır” diye konuştu.

     

    Beş yaşından büyük bir çocuk doğumsal ya da 3 aydan uzun süre haftada en az 2 kez uykudayken idrar kaçırıyorsa "enürezis” varlığından söz edilebileceğini belirten Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, "Bu sorun, çocukların gündüz ya da gece yatağını, elbiselerini istemsiz olarak ıslatması şeklinde karşımıza çıkar. Sadece uykuda idrar kaçırma (enürezis monosemptomatik) ile sıkışma, damlatma, sık ya da seyrek idrar yapma, idrar tutma manevraları, kesik kesik işeme gibi durumların eşlik ettiği idrar kaçırma (polisemptomatik enürezis) olmak üzere iki türlüdür” ifadesini kullandı.

    İdrar kaçırmanın bazen başka sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Bıyıklı, "Özellikle idrar yolu enfeksiyonu, idrar torbasının hastalıkları, üriner sistemin yapısal bozuklukları, idrar konsantrasyon bozuklukları, böbrek yetersizliği, kabızlık ya da diyabet bunlar arasındadır” şeklinde konuştu.

    Suçlayıcı davranmayın

     

    Tüm tedavi süreci boyunca ailenin çocuğa destek olmasının kritik bir öneme sahip olduğunu söyleyen Doç. Dr. Bıyıklı, "Çocuğun, bu sorunu sadece kendisine aitmiş gibi algılamaması için özenli hareket etmeli; tedavi sırasında ortaya çıkabilecek durumlarda suçlayıcı ve cezalandırıcı davranışlardan kaçınılmalı. Aksi yöndeki her davranışın, çocukta özgüven kaybı, davranış bozukluğu ve anksiyete gibi sorunlara yol açabileceği unutulmamalı” dedi.

    İlkokula başlama dönemi etkin tedavi için önemli

     

    İdrar kaçırma sorununda çocuklarda ayrıntılı fizik muayene ve laboratuvar değerlendirmeleri sonrası altta yatan organik bir hastalık saptanmazsa aile yapısı ve çocuğun olaydan etkilenme derecesine göre 2 yıl gözlem ve destek tedaviyle izlem yapılabildiğini aktaran Doç. Dr. Bıyıklı, "Ancak ilkokula başlama dönemi olan 7-8 yaş daha etkin bir tedavinin seçilmesi açısından önemlidir. Altta yatan organik bir hastalığın olup olmadığının değerlendirilmesi için laboratuvar incelemeleri ve üriner sistem ultrasonografisi istenebilir. Bazen çocuklar, uygulanacak tedavi yönteminden korkabilir. Bu noktada ailenin de tedaviye katılımı, tedavinin başarısı için çok önemlidir. Muayene sırasında çocukla doğru iletişim kurmak, dikkat etmesi gereken durumları onunla paylaşmak, zorlandığı alanlarda ona yol göstermek tedavinin sonuçlarına da olumlu yansır” diye konuştu.

    Tedavinin başarı oranı yüzde 90

     

    Doç. Dr. Bıyıklı, şöyle konuştu: "Tedavinin başarı oranı, monosemptomatik enürezis türünde davranış tedavisi ve alarm tedavisi ile yüzde 90'ların üzerindedir. Tedavi sonrası sorunun tekrar görülme olasılığı da düşüktür (yüzde 20-30). İlaç kullanımında ise başarı oranı yüzde 60-70 arasında değişmekte olup, tedavi sonrası tekrar görülme olasılığı yüksektir.”

    Beslenmeye dikkat

     

    Çocukların beslenme şekilleri de bu rahatsızlığı tetikleyebilir. Sıvı alımının düzenlenmesi, gazlı ve kafeinli içeceklerden uzak durulması, özellikle akşam yemeğinden sonra meyve, kuruyemiş, şekerli ve tuzlu besinlerle içeceklerin kısıtlanması önemlidir.

    Çocuğunuz için aşağıdaki önerileri dikkate alın:

    - Yatmadan 2 saat önce sıvı alımını kısıtlayın.

    - Yatak öncesi tuvalet ziyareti yaptırın.

    - Uyuduktan 1,5 - 2 saat sonra tuvalet kullanımı için uyandırın.

    - Gündüz sıvı alımını artırın.

    - Gündüz 2-3 saat arayla işemesini sağlayın.

    - Akşam yemeğinde susamasını tetikleyecek tuzlu ve aşırı baharatlı gıdalardan kaçının.

    - İdrar söktürücü etkisi olabilen hazır içecekleri eve almayın.

    İdeal tuvalet eğitimi nasıl olmalı

     

    - 1,5 - 2,5 yaş aralığının ideal zaman olduğunu unutmayın.

     

    - Katı tuvalet eğitiminden kaçının.

    - Eğitim süresince aile olarak destekleyici davranın.

    - Gece ve gündüz eğitimine aynı zamanda başlayın.

  12. Kadınların en çok şikayet ettikleri şeylerin başında saçlarına istedikleri gibi şekil verememektir. Hele hele de durum acil ise saçlar bu konuda daha da inatlaşır ve şekil almamaktaki ısrarıyla insanı çileden çıkarabilir. Bu duruma engel olmak ve saçlarınıza istediğiniz gibi şekil vermenin rahatlığını yaşamak için bu önerilere kulak verin.

     

    - Saçların yıkanma aşaması oldukça önemlidir. Öncelikle hangi tip saçınız olduğunu iyi analiz etmelisiniz ve saç tipinize uygun bir şampuan kullanmalısınız. Şampuanı uygularken su ısısını ne çok sıcak ne de çok soğuk olacak şekilde ayarlamalısınız. Bunlar saçınızın şekle girip girmemesi konusunda son derece önemli detaylardır.

     

    - Haftada en az 2 kere saçlarınıza besleyici maskeler uygulayarak saçınızın içeriğindeki vitaminleri koruyarak saçınızın her daim güzel ve bakımlı görünmesini sağlayın. Sağlıklı saçlar şekil verilmeseler bile yeteri kadar göz alıcı görünür.

    - Eğer hastalık gibi bir sorununuz yoksa ve mevsim yaz ise saçınızı havlu ile yıpratmadan kurulayın ve kendi kendine tamamen kurumasını bekleyin. Diğer tüm kurutma işlemleri saçınızı yıpratır ve genlerini bozar.

    - Saçınıza devamlı olarak bakım uygulayın. Saçınızı canlandıracak ve enerji verecek sprey ve köpüklü ürünleri tercih etmeye özen gösterin.

    - Her şey de olduğu gibi saç konusunda da dengeli beslenmek ve uyku düzeni saçınızın güzelliğini doğrudan etkilemekte. Bu nedenle beslenmenize dikkat etmeli, bol su içmeli ve vücudunuzun için gereken vitaminleri mutlaka almalısınız.

  13. Düzenli hekim kontrolü, çocuğun hekim ile ilişkisinden kaynaklanan bilinçlendirme, diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması çocuğun ileriki yaşlarda rahat etmesini sağlayacak olan en önemli kazançlardır diyen Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu ailelere bu konuda önemli tavsiyelerde bulundu.

     

    Çocukların diş bakımı ile ilgili merak edilenler

     

    Çocuklarda ilk diş kontrolü ne zaman yapılmalıdır: 6-8 ayda ilk süt dişleri sürmeye başlar. Süt dişlerinin sürmesi ile birlikte temizlik işlemi de başlar. Anormal bir durum yok ise ilk diş hekimi muayenesi 2 yaşına kadar bir kere yapılmalıdır. Daha sonra kontroller düzenli olarak 6 ayda bir yapılmalıdır.

    Diş hekimi korkusu olan çocuklara nasıl yaklaşılmalıdır: Çocukların diş hekiminden korkmalarında en büyük etken anne, baba ve yakın çevredeki insanların diş hekimi hakkında konuşmaları, korkuları ve kötü hatıralarıdır. Özellikle diş hekimi korkusunu artıracak korkutma ve tehditler çocukların korkularının yerleşmesine sebep olur. Böyle bir durumda çocuk daha önce hiç diş hekimine gitmemiş olsa bile diş hekimi korkusunu anne ve babasından öğrenir. Ağrısının giderildiğini, tedaviden sonra mutlu olduğunu söyleyen anne-baba, çocuğa çok daha olumlu bir mesaj vermiş olur. Aynı zamanda tedavi aşamasında diş hekimi ile kurulan iyi diyalog çocuğun diş hekimine alışmasına da yardımcı olur. Böylece çocuk, diş hekimi ziyaretlerinin normal ve düzenli olması gerektiğini öğrenir. Böyle yetişen bir çocuğun hayatı boyunca zaten dişleriyle sorunu olmayacaktır.

    Çocuklar dişlerini ne zaman fırçalamaya başlamalıdır: Çocuklar dişlerini 2-2,5 yaşından itibaren fırçalamaya başlamalıdır.

    Çocuğa diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılır: Diş fırçalamayı öğretmenin en kolay yolu anne-baba olarak ona örnek olmaktır. Ev içinde büyüklerin diş fırçalamasını izleyen çocuk bu alışkanlığı çok daha kolay kazanır. Bununla birlikte özellikle akşam yatarken dişlerini fırçalayan anne-baba aynı zamanda çocuğun fırçalamasını da kontrol etmiş olur, hem de örnek davranış ile ona verilecek en iyi eğitimi verir. Çocukların kullanabileceği ürünler yeterince eğlenceli, renkli ve çocuklara hitap edebilecek ürünlerdir. Sağlıklı ürünler ve özellikle diş hekimin önerdiği ürünleri kullanmalıyız.

  14. Türkiye'nin baharatı iyi kullanmadığını savunan Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Özyaral, "Anadolu insanı baharatı çok kullanıyormuş gibi gözüküyor, kullandığımız birkaç baharatın dışında çok iyi çalışmıyoruz" diye konuştu.

     

    "Sumak çok kıymetlidir" diyen Doç. Dr. Oğuz Özyaral, sumağın faydalarını şöyle anlattı:

    [h=4]DNA'yı koruyor[/h] "Hücrelerimiz bölünürken yenisini üretebilmek ve gelişebilmek için DNA'sının ikiye bölünmesi lazım. O süreçte sumak muhteşem bir vazife üstleniyor, bir kılıf gibi DNA'yı koruyor. Dolayısıyla kanser faktörlerine karşı koyuyor. Hücrenin de bozulmasını engelliyor."

  15. [h=2]Dünyanın en derin ve en berrak göllerinden biri olan Salda Gölü, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.[/h]

    Burdur'un Yeşilova ilçesinde bulunan, beyaz kumsalı ve berrak yapısıyla Maldivler'e benzetilen Salda Gölü'nün, turizmden daha fazla pay alabilmesi için tanıtım çalışmaları gerçekleştiriliyor.

    [h=4]Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı[/h] Yaklaşık 185 metre derinliğe sahip, 6 bin 800 metre eninde, 9 bin 86 metre uzunluğunda tektonik bir çukurun üzerinde ve kapalı bir havzada yer alan Salda Gölü, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

     

    turkiye_nin_maldivleri_salda_golu-0.jpg

     

    Çevresinde 61 familyaya ait 301 sucul ve karasal bitki türü belirlenen göl, beyaz kumsalı ve turkuaz rengiyle eşsiz bir güzellik sunuyor.

     

    14714357170.08918900.jpg

     

     

    [h=4]Dünyanın en berrak gölü[/h] Burdur'un Yeşilova Kaymakamı Necdet Özdemir, gölün, dünyanın en derin ve en berrak göllerinden biri olması dolayısıyla ün kazandığını ifade ederek, "Berraklığını çok uzaktan bile fark edebileceğiniz bir göl. Bu gölün başka özelliği de Mars üzerinde bulunan magnezyum yüklü taşların bu gölün etrafına serpilmiş olmasıdır" diye konuştu.

    • Like 1
  16. İnsanlarla etkili bir iletişim kurabilmek için konuşurken nelere dikkat edilmeli? İşte size küçük sırlar...

     

     

    "Daha iyi bir iletişimin yolu nedir? İnsanları size yabancılaştırmadan onları nasıl kendinize çekersiniz?”

    İnsanların konuşmaktan hoşlanacağı iyi bir konuşmacı olmanın sırrı aslında çok basit... Onlarla konuşmak onlara bir şeyler söylemek değil. Bir çeşit sihirden bahsediyoruz.

    Psikolog William James diyor ki; "Her insan takdir görmek için yanıp tutuşur. Ancak birçok insan yaptıkları konuşmalarda öylesine kendilerini övmekle meşguldürler ki çevrelerindeki insanları takdir etmeyi unuturlar."

    Hoşunuza gitsin gitmesin, pek çok insan sadece söylediklerimize tepki vermez. Söylediklerimizin altında yatanlara ve konuşma tarzımızda gösterdiğimiz saygı ve takdirin derecesine tepki verirler.

    Daha iyi bir iletişimin yolu nedir

     

    "Sadece kendi hakkında konuşuyor; neler yapıyor, neye ilgi duyuyor, fikirleri neler. Sürekli bana nutuk çekiyor. Asla benim fikrimi sormuyor. Her şey hakkında bir fikri var ve sen sor ya da sorma o illa ki anlatacak."

     

    Eğer hakkında bunları söylediğiniz insanlar varsa ne yapabilirsiniz? Daha iyi bir iletişimin yolu nedir? İnsanları size yabancılaştırmadan onları nasıl kendinize çekersiniz? İşe konuşmalarda kullandığınız üç kelimenin porsiyonunu küçülterek başlayın.

    1. Bildirimler: Çok fazla deklarasyon içeren cümleler aldatıcıdır. Konuşmanızın tümü bunları içeriyorsa sırf kendi iddialarınızı anlatıyorsunuz demektir.

    2. Sorular: Sorular bir sohbeti kişiselleştirir ve insanlar katılımcı olduklarını hissederler. Konuşurken sorduğunuz sorular sahneyi diğerleriyle paylaşma isteğinizi yansıtır.

    3. Koşullu ifadeler: Fikirlerimizi kibar bir şekilde diğer insanların farklı düşünmek hakları olduğunu unutmadan ifade edebiliriz. "Herkes adına konuşamam tabii…. bana öyle geliyor ki… bildiğim kadarıyla… tam olarak emin değilim ama" gibi ifadeler diğer kişinin farklı da olsa görüşüne saygı duyduğunuzu ve aynı fikirde olmasanız da fikirlerine saygıyla yaklaştığınızı gösterir.

    Gerçek ve samimi bir konuşma neyi gerektirir

     

    Sola Unitas Academy'de İngilizce ve Türkçe Etkili İletişim ve Sunum Teknikleri Eğitimi veren Profesyonel Koç Yeşim Erberksoy, daha iyi konuşmak isteyenlere basit önerilerle bile değişebileceklerini aşağıdaki cümlelerle gösterdi:

    "Bazı insanlar bu kalıpları gereksiz bulur. Neden bu sadece benim fikrim demek zorundayım diye düşünürler. Benim fikrim olmadığını düşünmesi için aptal olması gerekir diye alaycı yaklaşırlar. Aynı alaycı yaklaşımı şu örnekte de görebiliriz. Adamın biri kulağında tıkaçlarla içeri girer ve birisi ona sorar: 'Niçin kulağında tıkaç var? ' 'Ne?' Her seferinde daha yüksek sesle soruyu sorar ve sonunda şu cevap gelir: 'Seni duyamıyorum, kulağımda tıkaç var' der.”

     

    Erberksoy, sözlerine şunları da ekledi: "Gerçek, samimi ve sıcak bir konuşmada her iki tarafın da kendini rahat ifade edebilmesi, fikirler kendisine empoze ediliyormuş hissetmemesi ve özetle direkt ve karşılıklı iletişimin ön planda olması gerekir. Yarından itibaren bu sihirli üçlüyü konuşmalarınızda hatırlamaya ne dersiniz?”

  17. Gemi seyahatleri son yıllarda yurt dışı turlarına meraklı seyahat severlerin yoğun ilgi gösterdiği bir seyahat şekli. Bunun en önemli nedeni, 1 haftalık gibi kısıtlı bir zaman diliminde 4-5 ülkeyi gezebilme ve seyahat ederken de yol yorgunluğu olmaksızın her sabah yeni bir limana uyanmanın keyfi yatmakta. Ayrıca, yaz kış demeden 12 ay yapılabilecek ideal bir seyahat şekli. Özellikle kış aylarında ülkemizde soğuk havaların gelmesiyle sıcak destinasyonlarda seyahat etme isteği olanlar için ideal. Zira gemi seyahatleri denizlerin dingin olacağı destinasyonlar seçilip, programlar buna göre hazırlanır. İşte bu nedenle bizde soğuklar yaşanırken gemi ile ılıman Akdeniz ülkeleri, Birleşik Arap Emirlikleri, Karayipler, Kanarya Adaları, Küba gibi seyahatler kış döneminde içinizi ısıtacak bir seyahat olarak satışa sunulmakta…

     

    Gelelim gemi seyahati hakkında bazı ipuçlarına...

     

    gemi_turunu_ucuza_getirmenin_yollari-0.jpg

     

    Geminiz güzel şehire yanaşırken sakın kaçırma

     

    Özellikle sabah kahvaltılarında çok önemli bir detay var. Gemi tur paketlerinin pek çoğunda gemiler sabahleyin yeni bir şehre gelir ve limana yanaşırlar. Bu nedenle 1 gün önceden geminin saat kaçta limana yanaşacağını programınızdan bakıp 1 saat kadar öncesinden, geminin dışarı bakan camlarının bulunduğu bir alanda kahvaltınıza başlayın ki, gemi limana yanaşırken kahvaltı keyfiniz daha fazla anlam kazansın. Bir diğer konu da, gemide kahvaltı için 2 alternatif var; birincisi ve en çok tercih edileni açık büfedir. Diğeri ise farklı bir katta konumlanmış, kahvaltı alakart restaurantıdır. Ben masamda otursam, siparişim alınsa yerimden kalkmadan her şey masama gelsin, omletimi kaşar peynirli, biberli yaptırsam yanında da bir yeşil çay içsem, sonrasında da beyaz peynir-domates-salatalık tabağı hazırlasınlar diyorsanız alakart restaurant servisi sizi fazlasıyla mutlu edecektir.

    Öğle yemeğinden tasarruf imkanı

     

    Öğle yemekleri genelde limanda geçirilen zaman dilimine denk geldiğinden diğer öğünlere nazaran daha az çeşidin olduğu bir öğündür, buna karşın zaten şehri gezmek yerine gemide öğle yemeği yiyen seyahat sever çok azdır, ancak şehre yakın bir limana yanaştıysanız ve dışarıda yemeğe para ödemek yerine tasarruf edip, geminize dönüp yiyebilirsiniz.

    Gemi ekstralarından tasarruf edin

     

    İçecek ekstraları birçok Avrupa kenti ile kıyaslandığında gemilerde makul ücretlidir. Bununla birlikte eğer ki çok içecek tüketen biriyseniz, alternatifli içecek paketleri gemi tarafından sunulmaktadır. İçebileceğiniz kapasiteye göre toplu bir peşin satın alma ile %35'lere varan indirimler alabilirsiniz. İçecek paketlerinden faydalanmamışsanız, genelde yemek saatlerinden 1-1,5 saat kadar önce Cafe, Bar veya pastanelerde Happy Hour olarak adlandırılan %50'ye varan indirimlerle içecek alabilir, indirimli tatlı servisinden de faydalanabilirsiniz.

    Çevre gezilerini ucuza getirebilirsiniz

     

    MSC Cruises'ın tüm seyahatlerinde Türkçe rehberler bulunmakla birlikte, rehber bulunmayan bir gemi seyahatine katılırsanız gemide ekstra ücretle satılan çevre gezilerinin hangilerine katılacağınızı önceden tespit edip, seyahatin ilk günü "Excursion Desk”ten birkaç turu peşin alıp, %30'lara varan indirimler kazanabilirsiniz. Daha ucuz çevreyi nasıl gezerim derseniz, hemen her limanda organize edilmiş şehre giden bir belediye otobüsü veya Hop On-Hop Off ismi verilen çift katlı indi-bindi yapabileceğiniz turist otobüslerine de binerek daha ucuza şehri gezebilirsiniz. Ancak hatırlatmakta fayda var, tur paketleri ile gitmenin en önemli avantajı rehberin yanınızda olması, hem bilgilenme açısından önemlidir, hem de başınıza gelebilecek bir sağlık sorunu veya bir hırsızlık vs olduğunda sizinle ilgilenecek bir güvencenin yanınızda olması da tur paketinin en önemli değeridir.

    Newsletter'ları mutlaka detaylıca okuyun

     

    Odanıza her akşam yemeği esnasında, bir sonraki günün detaylı programını (Newsletter), gemide ertesi gün verilecek özel indirimleri, kampanyaları duyuran detaylar yer alır. Ayrıca gemide verilen servislerin açılış-kapanış saatleri, ertesi gün casual, resmi giymeniz gereken kıyafet tarzına kadar tüm detaylar yer alır. Gemide uygulanan ne kadar promosyon, indirim-fırsat var ise bu bültende yazmaktadır.

    En ucuz alışverişi kaçırmayın

     

    Gemilerde bulunan Duty Free dükkanları, havalimanındakilere nazaran çok daha fazla fırsat sunar. Pek çok üründe daha önce karşılaşmadığınız kadar uygun fiyatlar görebilirsiniz, özellikle de elektronik ve kozmetik ürünlerinde. Bir de gemilerde seyahatin belli günlerinde Duty Free Shop önünde bir pazar yeri kurulur, burada dükkanın dışına yeni özel indirim yapılmış ne kadar ürün varsa koyar, sergilerler. Gemideki bu pazarda hiç aklınıza gelmeyecek pek çok ürün bulabilecek ve ucuz alışverişin keyfini çıkaracaksınız.

    Uygun fiyatla Masaj ve SPA imkanları

     

    Bilhassa her gün odanıza gönderilen Newsletter'da Masaj ve SPA imkanları ile ilgili özel paketler, zaman zaman çok özel indirimler görebilirsiniz. SPA merkezini ilk günden ziyaret edip, bu fırsatları sormaktan da çekinmeyin, gemilerde bunlar sıkça uygulanan bir gelenek halini almıştır.

    Bedava spor, uygun fiyatlı eğlenceler

     

    MSC Cruises gemilerinde golf, basketbol, yürüyüş parkuru, fitness gibi ücretsiz yapabileceğiniz spor aktiviteleri bulunur. Bunların yanı sıra uygun fiyatlı Formula 1 araç testi, 4 Boyutlu Sinema, çocuklar için bilgisayar oyun salonu da bulunmaktadır. Ücretsiz geminin kitaplığından arzu ederseniz Türkçe kitaplar da okuyabilirsiniz veya oyun salonunda tavla, okey gibi oyunlar da oynayabilirsiniz. Futbol, basketbol gibi TV yayınlarını da gemilerde yer alan Sports Cafe'lerde ücretsiz seyredebilirsiniz. İnternet geminin hareket halinde olması nedeniyle uydudan alınan bir servis olduğundan, biraz pahalıdır. Çok kullanım yapmayacaksanız saatlik paketler alabilir veya vardığınız limanda, şehri gezerken bir cafe veya restaurantta kullanırsanız bu anlamda da bir ekonomi yapmış olursunuz.

  18. Allık seçiminizi göz renginize göre yapın. İşte işin uzmanından altın tüyolar...

     

     

    Make Up For Ever'ın Eğitim Müdürü Erin McCarthy, allık seçiminde gözlerinizin size rehberlik etmesini ve allığın teninize uymakla kalmayıp, gözlerinizi de ön plana çıkarmasını tavsiye ediyor.

     

     

    Mavi gözler

     

    Ne renk: Şeftali ya da donuk pembe gözlerinizi daha parlak gösterecek.

    Uzak durun: Mürdüm. Gözlerinizi derinleştirmek yerine onları daha da arka plana atar.

    Yeşil gözler

     

    Ne renk: Pembenin her tonu. McCarthy, "Bu renk gözlerinizin yeşilini daha da belirginleştirip onları daha çarpıcı gösterir" diyor.

    Uzak durun: Koyu mor. Gözlerinizdeki yeşil beneklerin görünürlüğünü ortadan kaldırır.

    Kahverengi gözler

     

    Ne renk: Vişne rengi. Koyu renk gözler genellikle yeşil benekler içerir, dolayısıyla pembemsi vişneler onları gün yüzüne çıkarır.

    Uzak durun: Kahverengi ve renksiz tonlar. Yeşil beneklere karışır, bu da sizi donuk ve renksiz gösterir.

    Ela gözler

     

    Ne renk: Alt tonlarında açık mor olan pembeler örneğin leylak... Böylece göz bebeğinizin etrafını renklendiren yeşil, siyah ve koyu sarı hareler daha da belirginleşecek.

    Uzak durun: Turuncumsu pembeler. Makyaj Uzmanı Jim Crawford, "Bu renkler elanın alt tonundaki griyi köreltir" diyor.

  19. Botoks yöntemğ ile kaş kaldırma işleminin ifadeyi değiştirmeyeceğini vurgulayan İfade ve Kaş Tasarımcısı Esmeray Yıldırım, ufacık bir kaş alımı ile de kaş kaldırma yapılabileceğini söyledi.

     

     

    Botoksun ihtiyaca göre yapılması gerektiğini belirten Yıldırım, "Hiçbir botoks uygulaması kaşınızı çok yukarı kaldırmayacaktır. Botoks sadece oradaki kasınıza yapılan bir müdahaledir. Kaşınızın şekli ne ise sadece bir tık yukarı çıkacaktır ve ifadenizi değiştirmeyecektir" diye konuştu.

  20. Makyajın en önemli tamamlayıcısı olan rujunuzu sürerken yapacağınız en ufak bir hata kötü bir görüntü sergilemenize yol açabilir.

     

     

    Makyaj biz kadınların vazgeçilmez rutinlerinden biridir. İyi yapılmış bir ten ve gz makyajının hiç kuşkusuz ki en önemli tamamlayıcısı rujdur. Ancak ruj sürerken yapılan bazı hatalar kötü görünmenize neden olabilir. İşte o hatalar...

    Dudakları nemlendirmemek

     

    Hemen hemen herkes cildini nemlendirir ama dudaklarını unutur. Özellikle kuru veya soğuk havalarda çatlayan dudaklar, rujunuz için pek de sağlıklı bir zemin hazırlamaz. Rujunuzu sürmeden önce dudaklarınızı mutlaka nemlendirmeyi unutmayın.

    Dudaklarınıza peeling yapmamak

     

    Rujunuz için kötü bir şey varsa o da pul pul dökülen dudak derinizdir. Belli aralıklarla nemli bir fırçayla dudaklarınızı ölü deriden arındırın.

    Ruju dudaklara yeterince yedirmemek

     

    Dudaklarınızı boş bir tuval olarak düşünün, ancak her boyadıktan sonra onu o şekilde bırakmak yerine dudaklarınızın ruju emmesini sağlamak için; dudaklarınızı birbirine sürtmelisiniz.

    Dudak kalemi kullanmamak

     

    Dudak kalemi ruj için dudak hattınız ile cilt arasında bariyer görevi görür. Eğer 90'lardan fırlamış gibi görünmek istemiyorsanız rujunuzla aynı renkte bir dudak kalemi seçmelisiniz.

    Ruju sürmeye yanlış yerden başlamak

     

    Ruju sürmeye her zaman dudaklarınızın merkezinden başlayıp sonrasında dışa doğru devam etmelisiniz.

    Doğru tonu seçmemek

     

    Eğer seçiminiz yanlışsa, hiçbir taktik o ruju güzel göstermeye yetmeyecektir. Unutmayın, mavi tabanlı kırmızı rujlar soğuk tonlu ciltlerde; turuncu tabanlı kırmızılar ise sıcak tonlu ciltlerde güzel durur.

    • Like 1
  21. Gebeliğinizin yaz aylarına denk gelmesi sizi zorlayabilir. Ancak bu durum eve kapanmanızı gerektirmez. Tam tersine yaz aylarının avantajlarından yararlanın, gerekli önlemleri alıp yaz gebeliğini keyfe dönüştürün.

     

    İşte yaz hamileliğini avantaja dönüştürecek öneriler...

    Eve kapanmanıza gerek yok: Gebeliğin yaz aylarına denk gelmesi, gebeliğin kendisine bağlı olarak. kan hacmi gelişen anne adayları açısından zorlayıcı olabilir. Sıcak havalar, zaten 'ısınan' gebeleri rahatsız edebilir. Ancak bu durum eve kapanmanızı gerektirmez! Hamileliğin bir hastalık değil, doğal bir süreç olduğunu unutmayın; yaz aylarını da avantaja dönüştürüp, gerekli önlemleri alarak dışarı çıkın. Doğum sonrasında yaşayacağınız uykusuz günleri düşünerek kendinize güzel bir yaz tatili programı yapın.

    Boynu ve enseyi soğuk suyla yıkayın: Gebeliğin ilk aylarının yaz sıcağına denk gelmesi; düşük tansiyonlu, bulantı-kusması fazla olan gebeleri daha fazla rahatsız eder. Gebeler, genel olarak sıcağı daha az tolere edebilirler. Bu durumdan korunmak için, çok sıcak günlerde, güneşin etkisini yitirdiği akşam saatlerinde dışarı çıkmak daha sağlıklı olur. Duş almak, boynu, enseyi, elleri ve yüzü soğuk su ile yıkamak, bir miktar serinlemeyi sağlar. Rahat ve ince giysiler serin tutabilir. Havaların çok ısınmadığında ve güneş etkisini kaybettiğinde yürüyüşe ve yüzmeye devam edilebilir. Gün boyunca, dışarı çıkmıyor olsanız bile, yansıyan ışınların etkisini göz önünde bulundurarak, yüksek koruma faktörlü güneş kremlerinden kullanmayı unutmayın.

     

     

    Yarım numara büyük ayakkabı giyin: Gebeliğin son aylarının yaz dönemine denk gelmesi; ağırlığı zaten artan annenin daha da rahatsız olmasına neden olabilir. Özellikle el ve ayaklardaki şişlikler, sıcaklarla birlikte hepten aratabilir. Düzenli olarak, yaklaşık 30-60 dakika uzanmaya özen gösterin. Ayaklarınızı çok fazla sarkıtmayın, uzun süre ayakta hareketsiz kalmayın. Hatta uyurken bile, ayaklarınızı hafif yükseltecek şekilde, ayaklarınızın altına katlanmış bir havlu ya da çarşaf koyabilirsiniz. Rahat ayakkabılar, hatta mümkünse yarım numara büyük bir ayakkabı giyin. Haftada en az 3 defa, günün serin saatinde yürüyüşe çıkın. Yüzük gibi takılarınız varsa, çıkartın. Rahat, bol ve ince giysiler giyinin. Bolca sıvı alırken tuzun da çok önemli olduğunu unutmayın. Gerekli elektrolitleri almak amacıyla, aşırıya kaçmadan yeterli miktarda tuz tüketin. Lekelerden korunmak için düzenli araklıklarla cildinize güneş kremi uygulayın.

    [h=4]Yaz hamileliğini avantaja dönüştürecek tavsiyeler[/h] - Yaz ayları, dışarı çıkıp yürüyüş yapmak ya da yüzmek için ideal bir hava sunar. Özellikle yürüyüş, gebeliğin tüm aşamalarında yapılabilecek, üstelik masrafı olmayan bir aktivitedir. Dikkat edilecek noktalar; güneşe uzun süre maruz kalmamak, konforlu ayakkabı giymek ve bolca su içmek.

    - Yaz aylarında, serin serin tüketilebilecek bolca meyve ve sebze bulmak mümkün. Bu da bebeğin gelişimi aşamasında önemli olan vitaminlerin alınması anlamına gelir.

    - Yaz ayları, bebek ve anne açısından hayati öneme sahip olan D vitaminini, güneşten bolca sağlanabilecek aylardır. Ancak uzun süre güneş ışığına maruz kalmanın hem cildiniz hem de dehidratasyon açısından tehlikeli olacağı unutulmamalı. Bu nedenle düzenli olarak uygun güneş kremleri kullanılmalı ve su tüketilmeli.

    - Yaz aylarında doğan bebeklerde solunum yolu enfeksiyonuna neden olan virüslerin görülme sıklığı daha az olur. Suyun, her mevsimde hamilelik açısından düzenli olarak tüketilmesi gerekir. Bir gebenin bunu en kolay ve bolca yapabileceği aylar yaz aylarıdır.

    - Yaz ayları herkes için tatil, dinlenmek ve stresten uzaklaşmak anlamına gelir. Geceler boyunca uykusuzluğun anne adaylarını beklediği düşünülürse, uzun bir zaman için en sessiz tatili geçirme imkanı olabilir.

    [h=4]Dikkat etmeniz gerekenler[/h] - Her dönemde olduğu gibi yaz hamileliğinde de ölçülü ve tadında tüketim ile yaz mevsiminin nimetlerinden faydalanmak mümkün olabilir. Anne adaylarının her mevsimde olduğu gibi yaz mevsiminde de sık sık az az yemesini öneriyoruz. Sağlıklı beslenmek, yeterli vitamin ve minerallerin de alınmasını sağlar.

    - Bir gebenin beslenme programında, taze meyve ve sebzelerin çok büyük önemi vardır. Ancak fazla miktarda tüketilen meyvenin kan şekerini yükselteceğini unutmamak lazım.

    - Tüm diğer aylarda oluğu gibi, yaz aylarında da hamur işlerinden, yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı. İyi beslenmenin, çok yemek anlamına gelmediği unutulmamalı.

    - Çiğ et, pastörize olmayan süt tüketilmemeli. Özellikle salata ya da yeşil sebzeler gibi iyice yıkanarak hazırlanması gereken besinler, mümkün olduğunca evde ve temizliğinden iyice emin olarak tüketilmeli.

    - İdrar söktürücü bitki çaylarından ve besinlerden uzak durun. Örneğin yeşil çay, yemek sonrası şişkinliği rahatlatabilir; ancak diüretik etkisi nedeniyle idrarla, fazladan sıvı kaybına neden olabileceği unutulmamalı.

    - Su tüketmek yaz aylarında daha fazla önem kazanır. Ter yoluyla ciltten sıvı kaybı ciddi miktarda artar. Ancak suyu tüketirken dengeleyici bir şekilde mineral ve özellikle tuz da tüketmek gerektiği unutulmamalı

    - Tatilde kabızlığa karşı bol su için yürüyüş yapın

    - Yaz hamileleri, tatile çıkmadan önce kadın doğum hekimiyle görüşüp, yolculuğa uygun olup olmadıklarını öğrenmeli. Gittiğiniz yerde acil durumda başvurabileceğiniz bir hastane olup olmadığını araştırın, acil durum planı yapın.

    - Uçak ya da araba yolculuğu çoğu zaman zararsız ve hatta keyiflidir. Sadece ayaklarda şişlik olabileceğini unutmayın ve yürümeye, ayakları biraz yüksekte tutmaya dikkat edin.

    - Evden uzaktayken beslenme alışkanlıklarınızı değiştirip bolca 'fast food' tüketmemeye dikkat edin. Tatil yörelerinde, bolca deniz mahsulü bulabilirsiniz, ancak yediğiniz her şeyin iyi pişmiş olduğundan emin olmanız gerekir. Özellikle suyu musluktan içmek yerine hazır almanızda fayda var.

    - Tatilde, kabızlık çok ciddi sıkıntılara yol açabilen ve sık karşılaşılan bir durumdur. Bunun için bolca sıvı tüketilmeli ve uygun egzersizler (yüzmek, yürümek) yapılmalı.

×
×
  • Create New...