Jump to content

Melâl

Moderatör
  • Content Count

    17,792
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    13

Posts posted by Melâl

  1. [h=2]Cilt lekelerinin birer uyarı olduğunu söyleyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, cilt lekelerinden korunma yollarını anlattı.[/h]

    Cildin özellikle yaz mevsiminde çok daha fazla yıprandığını dile getiren Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrah Op. Dr. Bülent Cihantimur, cilt lekelerinin birer uyarı olduğunu söyleyerek oluşabilecek sorunların önüne geçilebilmesi için önerilerde bulundu.

    Op. Dr. Bülent Cihantimur, "Özellikle son baharda kliniklerimize güneş lekeleri için başvuran hastalarımızın ve ayrıca cildinin yaz mevsimi sonrasında form kaybettiğini söyleyen hastalarımızın ortak hatası, güneşten ciltlerini korumamaları oluyor. Cildin toparlanması veya lekeler için uygulamalar yapıyoruz ama en önemlisi sorunlar ortaya çıkmadan, önlemler almak çok daha doğrudur” diye konuştu.

    [h=4]Cilt lekeleri bir uyarıdır[/h] "Cilt lekeleri bir uyarıdır, ileri seviyelere ulaşan sorunlar ise, cilt kanserini tetikleyebilir. Bu sebeple tüm yaz mevsimi boyunca cildi içten ve dıştan korumak ve beslemek gerekiyor. Şemsiyeler, pamuklu ince giysiler, yüksek koruma faktörlü kremler, geniş şapkalar ve doğru zamanlarda alınan güneş banyosu, cildinizin sağlığını korumaya yardımcı olacaktır” açıklamasında bulunan Op. Dr. Cihantimur, bol su içmenin ve cildi kaliteli nemlendiricilerle nemlendirmenin de son derece faydalı olduğunu belirtti.

    [h=4]Korumasız güneş banyosu zararlı[/h] "Ülkemiz Nisan ayından Ekim ayına kadar güneşi yaşayabilen şanslı ülkelerden bir tanesi. Bağışıklık sistemi ve kemik sağlığına etkisi olan D vitamini gibi son derece mühim bir vitaminden bu şekilde faydalanabiliyoruz. Ortalama 15-20 dakika sabah saatlerinde alınan güneş, bedenin günlük D vitamini ihtiyacını karşılar. Fakat mutlaka cildi korumak gerekiyor. Güneşin zararlı ışınları, cildin yıkıma uğramasına ve erken yaşlanma belirtileri dediğimiz sürecin tetiklenmesine neden oluyor” ifadelerini kullanan Op. Dr. Cihantimur, sabah 10 ila öğleden sonra 16 arasında korumasız bir şekilde yapılan güneş banyosunun, faydadan çok zararının olduğunu söyledi.

    [h=4]Erken yaşlanma belirtilerine karşı[/h] "Güneş ışığına kontrolsüz bir şekilde maruz kalan cilt kısa ve uzun vadede pek çok sorun yaşar. Öğle saatlerinde yapılan güneş banyosu, cildin tepki göstererek kızarmasına, yanmasına, nemini yitirmesine ve özellikle cilt alt yapısında tahribata sebep olur, bu da erken yaşlanma belirtilerinin görülmesiyle sonuçlanır. Sadece yüz için üretilmiş, SPF güneş kremleri bu yıkımın önüne geçebilir ama en doğrusu, yüz bölgesini güneş ışığına maruz bırakmamaktır. Ayrıca sabah akşam yine aksatmadan Örümcek Ağı kremi uygulamasını öneriyorum” diyen Op. Dr. Cihantimur, bu şekilde güneş lekelerinden de korunabileceğinin altını çizdi. Yine de güneş lekesi oluşmuşsa, kliniklerinde yaz sonrası için pek çok güneş lekesi tedavi seçeneğinin olduğunu söyledi.

  2. [h=2]Işıl ışıl parlayan, yumuşacık bir cilde sahip olmak için ihtiyacınız olan yüz losyonunu evde kendiniz yapmaya ne dersiniz?[/h]

    Güzelleşmek için illa kozmetik mağazalarına gitmenize gerek yok. Açın buzdolabınızı, mutfağınızdaki malzemelerle muhteşem güzellik ürünleri elde edebilirsiniz. El, ayak, cilt, saç vb. aklınıza ne geliyorsa tüm kişisel bakım ürünlerinizi evde doğal malzemelerle kendiniz hazırlayabilirsiniz.

    Sağlıklı bir cilt için en önemli kural temizliktir. Şimdi sizlerle ev yapımı yüz losyonu tarifi paylaşacağız.

    Malzemeler

     

    1/3 ölçü elma sirkesi

    2/3 ölçü su

    5 damla çay ağacı yağı

    Hazırlanışı ve uygulanışı

     

    Hepsini karıştırıp iyice karışmalarını sağlayın. Bir pamuk yardımı ile yüzünüze sürün.

  3. Nişanlandınız ve sıra düğün hazırlıklarına geldi. İşte bu noktada hayalinizdeki düğünü gerçekleştirmek ve sizi stresten uzak tutmak adına birkaç tavsiyemiz olacak.

     

     

    Düğün hazırlıkları güzel ve eğlenceli olduğu kadar stresli bir süreçtir aynı zamanda. Ninaşlandıktan sonra sonu gelmeyen sorulardan içiniz bayılır. Düğün planı, bütçe hazırlığı, evleneceğiniz günü belirleme derken stresli günler kapınızı çalar. Peki bu süreci nasıl daha rahat geçirirsiniz?

    İşte düğün hazırlığındaki nişanlı çiftlere tavsiyeler:

    1. Tebriklerin tadını çıkartın ama sonu gelmeyen sorulardan kaçının

     

    Nişan sonrası karşılaşacağınız sorular sizi şaşırtmasın: Ne zaman evleniyorsun? Nerede evleniyorsun? Düğününüz küçük mü olacak, büyük mü? Gelinliğin ne renk olacak? Elbette, aileniz ve arkadaşlarınız heyecanlı ve neler yaptığınızı bilmek istiyorlar. Gerçekte, bir düğün planlamak heyecan vericidir, ancak aynı zamanda diğer sorumluluklarınızın yanı sıra sizden çok şey talep eden part-time bir işiniz varmış gibi de hissedebilirsiniz. Düğün planlamak eğlenceli olduğu kadar stresli de olabilir. Bu nedenle, ikiniz de plan yapmaya başlamaya hazır olana kadar, ilk günlerde size yöneltilen sorulara "Henüz karar vermedik” ya da "Belli olunca size haber vereceğim” şeklinde yanıt verin.

     

     

    2. Düğün planı için bir bütçe belirleyin

     

    İnternette gördüğünüz "mükemmel” düğün fotoğraflarının birçoğu dergi sayfaları kadar titizlikle dizayn ediliyor. Arkasında sanat yönetmeninden çiçekciye ve diğer düğün uzmanlarına kadar koca bir ekip var. Her şekilde, gün boyu beğendiklerinizi işaretleyin. Ancak bu fikirlerin ne kadar pahalı olabileceği fikri asla aklınızdan çıkmasın. Bütçenize karar verin. Böylece düğün planlarınızı daha sağlıklı şekilde ele alabilirsiniz.

    3. Salonların kiralanma hızı sizi şaşırtabilir

     

    Aralık, en çok evlilik teklifi edilen aydır. Bu nedenle, salonlar ocak ayından itibaren kiralanmaya başlanır. Salon fiyatları beklediğinizin üstünde olacaktır, bu sizi şaşırtmasın. Mekanın belirlenmesi, düğününüzle ilgili alacağınız diğer kararlarda size yol gösterecektir. Bütçenizi belirledikten sonra, salonları araştırmaya başlayın. Evli arkadaşlarınıza, ailenize ya da eğer varsa düğün planlayıcınıza sorun; internetten bakın ve içinize en çok sinen yeri bulduğunuzdan emin olun.

     

     

    4. Ne zaman evlenmek istediğinize kendiniz karar verin

     

    Nişanlandığınız gibi aileniz ve arkadaşlarınız hangi tarihte, nerede evlenmeniz gerektiği yönündeki fikirlerini sunmaya başlayacaktır. "Düğün için en iyi gün cumartesidir" ya da "Bir düğün en az bir yılda planlanır" gibi efsanelerin tümünü unutun. Gerçekte istediğinizi istediğiniz sürede organize edebilirsiniz. İkinizi en çok nerede ve ne zaman evlenmek mutlu edecekse, onu tercih edin.

    5. Gelinlik seçiminden önce büyük engelleri ortadan kaldırın

     

    Arkadaşlarınızdan nedimeniz olmalarını istemek, gelinlik alışverişine çıkmak veya balayı seçeneklerini değerlendirmek eğlencelidir. Ancak önce düğünle ilgili ayrıntıları belirlemek daha sağlıklı olacaktır. Bütçenizi belirleyip ilk kararlarınızı buna göre aldıktan sonra, daha küçük kararları almak kolaylaşacaktır. Önce tarih, salon, bütçe gibi büyük kararları netleştirin. Gelinlik alışverişine ondan sonra çıkın.

  4. Golden'in zeki olup olmaması önemli değil, hayvan sonuçta. Böyle mıncıklansın yeter. :D

     

    bende köpekleri cok severim ama goldenleri cok baska seviyorum :) daha cok bos vaktim olunca ilk isim bir golden sahiplenmek olacak :)

  5. Kızının sosyal medyadaki fotoğraflarından rahatsız olan baba, onun pozlarını taklit ettiği fotoğrafları kendi Instagram hesabında paylaştı.

     

     

    Daily News'in haberine göre, aslında bir komedyen olan Chris Martin, kızının seksi selfie paylaşımlarından rahatsız olunca kendine bir çözüm üretmiş ve kızının verdiği pozları taklit ederek kendi Instagram hesabında paylaşmaya başlamış.

    Kızı ise bu durumdan hiç memnun değil, babasının onu bıktırdığını söylüyor.

    Baba Chris ikisini yanyana koyup paylaştığı fotoğraflarla binlerce paylaşım alıyor.

    İşte komedyen Chris Martin'in kızını taklit ettiği pozları...

     

    14673617480.27237500.jpg

     

    14673617020.61014200.jpg

     

    uncut_page__610679048.jpg

     

    uncut_page__360561616.jpg

     

    uncut_page__576738705.jpg

    • Like 1
  6. [h=2]Naneli bir şey yendiğinde ağızda oluşan soğukluk hissi aslında bir yanılsama. İşte açıklaması...[/h]

    Naneli şeylerin içinde bulunan bir madde beyine sinyaller göndererek öyle hissedilmesini sağlıyor.

    trpm8 proteini, soğuk havalarda hücrelerin iyon kanallarını açarak na+ ve ca2+ iyonlarının içeriye girmesine izin veriyor. Bu durumda sinir hücrelerimizdeki elektrik yükü değişiyor ve beyne "soğukluk" bilgisi gönderiliyor.

    İlginç bir şekilde nane, mentol ve okaliptüs gibi maddeler de bu kanalı açarak sinir hücrelerini kandırıyor ve dildeki sinir hücrelerimiz beyne "burası soğudu" bilgisini gönderiyor.

    Benzer şekilde acılı yiyecekler trp-v1 kanalını açarak sıcaklık yanılsamasını hissettiriyor.

    Soğukluk hissinin ferahlıkla ilişkilendirildiğini fark eden diş sağlığı firmaları, uzun süredir naneyi aroma olarak kullanıyor.

     

    14673800360.61141300.jpg

  7. En sadık dostlarımız olarak kabul ettiğimiz en akıllı, en zeki ve en masum köpek cinsleri...

     

    kucuk1113399131avustralya_coban_kopegi_6.jpg

     

    [h=4]Avustralya Çoban Köpeği[/h] Avustralya çoban köpeği, Avustralya'nın doğa sert ve sıcak şartlarına uyum sağlamış bir köpektir. Eskiden çobanlar, sürüyü kontrol etmek için bu köpekleri kullanırlardı. Hızlı ve çevik olmaları nedeniyle sürüyü çok rahat bir şekilde kontrol edebiliyorlardı. Bu köpekler yarışmalarda aldıkları başarılar ile de oldukça ünlüdür.

     

    kucuk1113636605papillon_9.jpg

     

    [h=4]Papillon[/h] Papillon, sevimli kelimesi bu köpekleri tanımlama için ne kadar yerinde bir kelime. Aslında bu sevimli şeyler, sevimli oldukları kadar zekiler de. Papillonlar, ayrıca eskiden soylu köpek cinslerindendir. Onlara sadece kraliyet ailesi üyeleri ya da aristokratlar sahip olabiliyordu. Onların o zamanlar bu kadar değerli olmalarının sebepleri kulaklarının mükemmel işitmesidir. Bu sebeple iz sürme köpeği olarak kullanırlardı. Bu köpekler, zeki ve çevik oldukları için eğitimleri çok kolaydır. Bu nedenle bir çok yarışmada papillonları görebilirsiniz.

     

    kucuk1113555267doberman_pinscher_23.jpg

     

    [h=4]Doberman Pinscher[/h] Doberman Pinscher, aslında birkaç farklı türün karıştırılması ile ortaya çıkmışlardır. İnanılmaz koruma köpekleridirler. Genellikle polis köpeği, koruma köpeği ya da iz sürme köpeği olarak kullanırlar. Sahiplerine ve grubundaki diğer üyelere çok sadıktırlar. Bu köpekler ile ilgili kötü hikayeler duymuş olabilirsiniz. Ancak iyi bir eğitim ve sosyalleşme ile bu köpekler sizin en iyi dostunuz olabilir.

     

     

     

    kucuk1113570146shetland_sheepdog_18.jpg

     

    [h=4]Shetland Çoban köpeği[/h] Shetland Çoban Köpeği, daha çok uzun saçlı Collie(Lassie) gibi gözükürler. Zekaları insanlar tarafından fark edilince, iz sürme ve güvenlik köpeği olarak kullanılmaya başlandılar. Bunun nedenleri çok kolay eğitilebiliyor olmaları ve yabancılara karşı çok şüpheci yaklaşmalarıdır.

     

     

     

    kucuk1113477597border_collie_12.jpg

     

    [h=4]Border Collie[/h] Border Collie, hem sporcu bir köpektir hem de çoban köpeğidir. Aslına bakılırsa, en iyi çoban köpekleri sıralamasında başı çekmektedirler. İnanılmaz bir zekaya ve enerjiye sahiptirler. Sahipleri ile birlikte çalışmaktan çok zevk alırlar. Çok kısa sürede eğitilebilmeleri ile ünlüdürler.

     

     

     

     

     

    WizzdomOfSoulcharisma.jpg

     

    [h=4]Golden Retriever[/h] Kime sorsanız bu köpek cinsinin adını size söyleyebilir. Dünyada en meşhur köpek cinlerinin başında gelir Golden Retrieverlar. Şimdilerde evde beslemek için mükemmel bir cins olarak görülürler. Ancak eskiden daha çok avda arkadaşlık etmesi için kullanılırlarmış. Sahiplerine çok düşkündürler ve kesinlikle kimseye zarar vermezler. Bu tür için söylenebilecek tek kötü sayılabilecek özellikleri tüylerinin dökülmesidir. Ama düşününce hangi köpeğin dökülmüyor ki. İnanılmaz koku alma duyuları sayesinde arama kurtarma veya narkotik köpeği olarak çalışabilirler. Küçük çocuklarla bile oynarken inanılmaz sabırlıdırlar.

     

    american-rottweiler.jpg

     

    [h=4]Rottweiler[/h] Rottweiler, o ilginç bakışları ve sert mizaçları sebebiyle bazen ürkütücü olabilirler. Ancak yavru iken bu köpeklerden daha sevimlidirler. Aslında o sert duruşunun altında çok sıcak kanlı bir hayvan vardır. Kesinlikle tam bir aile köpeğidir. Koruma iç güdüleri sebebiyle güvenlik köpeği olarak kullanılırlar.

     

    e26af43e60f2ea18432359bd6a1a2cbe_1281791114.jpg

     

    [h=4]Poodle (Kaniş)[/h] Bu cins köpekler, mükemmel bir avcı köpeği, iz sürme köpeği ya da kurtarma köpeği olabilirler. Buna rağmen bu cins eskiden kuş yakalamak için kullanılırdı. Ayrıca Poodleler üyesi oldukları gruptaki diğer bireyler üzerinde oldukça korumacı bir tutum sergilerler. Bu da onların sahiplerine ne kadar bağlı olduklarını gösterir.

     

    kucuk1113645146labrador_retriever_28.jpg

     

    [h=4]Labrador Retriever[/h] Labradorlar, sanki aile köpeği olmak için yaratılmışlar. İnanılmaz sabırlı, zeki ve koruyu oluşları göz önüne alındığında bu köpekler aileler için kesinlikle tercih edilmesi gereken cinslerden. Ayrıca engelli insanların yanlarında, onlara destek olmakta üzerlerine yoktur. Labrodorların sadece ev köpeği olmalarının yanı sıra polisin yanında narkotik köpeği olarak da çalışırlar. Çeviklik ve eğitim konusunda çok yeteneklidirler.

     

    kucuk1113384199alman_coban_kopegi__24.jpg

     

    [h=4]Alman Çoban Köpeği[/h] Alman çoban köpeği, meşhur olma konusunda baya ön sıralarda kendine yer edinmiştir. Bunun en büyük sebeplerinden bir Rin Tin Tin karakterinin bir alman çoban köpeği olmasından kaynaklanmaktadır. Tehlikeli gibi gözükseler de yetiştirilme tarzlarına göre çok sevecen canlılardır. Zekaları sayesinde bu cins, koruma ya da polis köpeği olarak kullanılabilirler. Ayrıca eğitilmeleri oldukça kolaydır.

  8. Zengin iftar sofralarından sonra şimdi de zengin bayram sofraları kilo almamız için hazırda bekliyor. İşte Ramazan Bayramı'nı kilo almadan geçirmenin yolları...

     

     

    Ramazan ayından sonraki birkaç günde "artık istediğimi yiyebilirim” düşüncesi ile fazla yemek yemek ve tatlı tüketmek, hızla kilo alımı ile mide problemlerine zemin hazırlıyor. 1 ay boyunca gün içinde uzun süreli açlığa alışan bedeninin bayramla birlikte yeni düzene yumuşak bir geçiş yapması, sağlıklı ve formda kalmak açısından büyük önem taşıyor. Memorial Etiler Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Şule Güzelsoy, Ramazan Bayramı'nda sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu.

    Metabolizmanızı vakit kaybetmeden canlandırın

     

    Ramazan'da uzun süreli açlık ve hareketsizlik, metabolizmanın yavaşlamasına neden olmaktadır. Bayramda tüketilen besinlerle alınan enerji ise vücuda fazla gelmektedir. Bu durum da kilo artışını kaçınılmaz hale getirmektedir. Yavaşlayan metabolizmanın hızlandırılması için bazı önlemler alınması gerekmektedir.

     

    - Öncelikle yeni düzende kahvaltının atlanmaması önem taşımaktadır. Yumurta, peynir ve biber içeren klasik kahvaltı yapabilir ya da yulaf ezmesi, süt ve meyve ile pratik bir başlangıç öğünü hazırlanabilir.

     

    - Öğün sayısının ölçülü bir şekilde arttırılması gerekmektedir. Psikolojik açlık ile birlikte fazla besin tüketmeye eğilimli olan mide, küçük ara besinlerle doyurulup metabolizma canlı tutulabilir.

     

    - Metabolizmayı hızlandırmanın en kolay ve sağlıklı yollarında biri de yeterli su tüketmektir. Özellikle bayram günleri ve sonrasında günde en az 2,5 litre su tüketmek, kişiyi bu sıcak yaz günlerinde daha zinde tutacaktır.

    - Haftada 3 gün yapılacak hafif tempolu yürüyüşler ve nabzı arttıran egzersizler kas kitlesini geliştirerek normalden daha fazla kalori yakılmasını sağlayacaktır.

    - Bunların yanında özellikle ara öğünde tüketilecek bir fincan yeşil çay veya şekersiz kahve metabolizmanın canlandırılmasına yardımcı olacaktır.

    2 dilim baklavaya 1 saat yürüyüş

     

    Bayram gibi özel günlerde bütün ailenin bir arada olduğu geniş masalarda yemek ayrı bir önem kazanmaktadır. Daha sonrasında yapılan ziyaretlerde geri çevrilemeyen ikramlarla şeker ve kalori yüklemesi yaşanmaktadır. İkram edilen tüm yiyeceklerin yenilmesi, mideyi şişirmesinin yanı sıra hazımsızlık şikayetleri neden olmaktadır.

     

    Özellikle baklava gibi şerbetli tatlılar ikram edildiğinde iki dilim baklavanın yaklaşık bir ana öğünün kalorisine denk olduğunun, onu yakabilmek için 1 saat boyunca tempolu yürünmesi gerektiğinin ve rafine şekerin vücuda önemli zararlar verdiğinin unutulmaması gerekir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, sorbe tipi meyveli dondurmalar, meyve tatlıları tercih edebilmelidir. Bu yiyeceklerin evde hazırlanmış olması da zararlarını nispeten azaltacaktır.

    Bitki çayları ile midenizi rahatlatın

     

    Ramazan sonrasında yeterli sıvı alımına özen gösterilmesi gerekmektedir. Bayram boyunca da çay, kahve ve asitli içecek ikramlarına da dikkat edilmesi çok önemlidir. Bu durumda bitki çayları sağlıklı alternatifler olacaktır. Papatya, karahindiba, rezene, nane, yıldız anason, kakule gibi bitkiler hazımsızlıkla ortaya çıkan gaz şikayetlerinin azalmasında oldukça etkili olacaktır.

     

     

    Sağlıklı bir bitki çayı tarifi

     

    1 litre suya küçük bir parça taze zencefil, 1 poşet yeşil çay, 1 yemek kaşığı kakule ve 2-3 tane yıldız anason ekleyip 5-10 dakika demleyin. Daha sonra süzerek yeşil elma dilimleri ile yemeklerden yarım saat önce veya yarım saat sonra tüketerek, karnınızdaki şişlikten kurtulabilirsiniz.

    • Like 3
  9. Ramazan ayında gün boyu aç kalmaya alışan mideyi, yormadan yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak ve dengeli beslenme düzenine döndürmek mümkün.

     

     

    Ramazan sonrası beslenme, sağlık açısından büyük önem taşıyor. Uzman Diyetisyen Sibel Mumcu, bayramla birlikte yeni beslenme düzenine geçmenin önemine dikkat çekiyor. Sağlığın korunması ve iyileştirilmesi için her dönemde yeterli ve dengeli beslenmenin esas olduğunu söyleyen Mumcu, "Özellikle aile büyükleri tarafından hazırlanmış lezzetli yemeklerin gün boyu ısrarla ikram edileceği bayram süresince dengeli beslenmeye dikkat etmek, sindirim sistemi rahatsızlıklarından korunmak ve kilo kontrolünü sağlamak için de oldukça önemli” dedi.

    Ramazan sonrası rahat bir bayram geçirmek ve metabolizmayı hızlandırmak için Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Uzm. Diyetisyen Sibel Mumcu, önerilerini şu şekilde sıraladı:

    Öğünleri sıklaştırın, egzersizi artırın

     

    İlk amacımız yavaşlayan metabolizmamızı tekrar eski haline getirebilmek. Metabolizmayı hızlandırmak ise ancak öğün sıklığını ve yapılan egzersizi artırarak mümkün. Bunun için 2-3 saat ara ile küçük öğünler tüketebilir ve kısa mesafelerde ulaşım sağlayabileceğiniz yerlere yürümeyi tercih ederek gün boyu aktif olmayı sağlayabilirsiniz.

     

     

    Ağır yiyeceklerle midenizi yormayın

     

    Ramazan ayında gün boyu boş kalmaya alışan mideye birden bire çok miktarda ve hazmı zor yiyecekler ile yüklenmek, sindirim sistemi problemlerine neden olacaktır. Bu nedenle mümkün olduğunca yoğun yağ içeren ağır yiyeceklerden ve büyük porsiyonlardan uzak durulmalıdır.

    Bayram şekerini aşırı tüketmeyin

     

    Bayramlar, şekerli yiyeceklerin tüketiminin artış gösterdiği özel günlerdir. Geleneksel bayram ikramı olan; çikolata, baklava, pasta, börek gibi tatlı ve hamur işleri aynı zamanda kan şekerini hızla yükselten enerji içeriği yüksek gıdalardır. Bu gıdaları birdenbire ve sıklıkla tüketmek sindirim sistemi problemlerini tetikleyebileceği gibi kan şekerinin de hızlı yükselmesine neden olabilir. Özellikle bu besinlerin tüketimine dikkat edilmeli ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

     

     

    İkram listenize taze meyve ve dondurmayı ekleyin

     

    Tatlı tüketme isteğinizi şerbetli ağır hamur tatlıları yerine, daha sağlıklı olan sütlü ya da meyveli tatlılarla karşılayabilir, tatlı alternatiflerinize taze ve kuru tüketebileceğiniz meyveleri dâhil edebilirsiniz. Ayrıca bayramda misafirlerinize sunacağınız ikram listesine şerbetler yerine; taze sıkılmış meyve suları, az şekerli limonata, ayran gibi içecekler ekleyebilir, miktarına dikkat etmek şartı ile dondurma alternatifini kullanabilirsiniz.

    Su içmek için susamayı beklemeyin

     

    Günde en az 2 litre su tüketimi her dönemde çok önemlidir. Ramazan nedeniyle vücutta oluşabilecek sıvı kaybını tekrar yerine koymak için susamadan su içmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. Ayrıca sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlerinize; ayran, taze sıkılmış meyve suyu ve az şekerli limonata gibi sağlıklı sıvı gıdalar ekleyebilirsiniz.

     

     

    Özel beslenmeden şaşmayın

     

    Şeker, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları gibi sağlık problemleri olan bireylerin özel beslenme programı uygulamaları gerekir. Özel beslenme programı uygulamanız gereken bir sağlık probleminiz varsa, bu programları aksatmamanız sağlığınız açısından oldukça önemlidir.

    Rahat bir sindirim için…

     

    Besinlerin yavaş tüketilmesi ve iyi çiğnenmesi rahat bir sindirim için oldukça önemlidir. Siz de yeme hızını düşürüp, çiğneme miktarınızı artırarak sindirim sisteminize yardımcı olabilirsiniz.

  10. [h=2]Kaçak yollarla Türkiye'ye getirilen güneş gözlükleri alerji, cilt kanseri gibi hastalıklara neden olabiliyor[/h]

    Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüdai Dönmez, yaz mevsimiyle birlikte güneş

    gözlüğü kullanımının da arttığını belirterek, vatandaşların kalitesiz güneş

    gözlüğü kullanmaktan kaçınması gerektiğine dikkat çekti.

    Kalitesiz güneş gözlüklerinin göz sağlığına zarar verdiğini kaydeden Dr.

    Dönmez şöyle dedi: "Piyasada kaçak yollarla Türkiye'ye getirilen güneş gözlükleri bulunmaktadır. Bu ürünler kullanıldığında alerji, cilt kanseri gibi hastalıklara sebep olabilir. Kalitesiz gözlükler, ultraviyole radyasyonunu yeterli derecede önlemez. Sürücülerin bu tür gözlükleri kullanmaları da son derece tehlikelidir. Araba kullanırken bu tür gözlüklerle renkler ayırt edilemeyebilir ve trafik kazasına sebebiyet verebilir."

    [h=4]Alırken nelere dikkat edilmeli?[/h] Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğunu dile

    getiren Dr. Dönmez şu bilgileri verdi: "Gözlük alırken dikkat edilmesi gereken

    bazı kriterler vardır. Gözlüğü ışığa karşı tutup aşağı ve yukarı oynatın.

    Oynatma esnasında dalgalanmalar oluşuyorsa, bu gözlük camının düşük kalitede olduğunu gösterir. Estetik amaçla yüzden uzakta kalan güneş gözlükleri yeterli koruma sağlamayabilir. Cam renginin duman ve kahverengi olmasına dikkat edilmelidir. Camın koyuluk miktarı kişinin ışık hassasiyetine göre seçilmelidir.

    Camın rengi, camın her yerinde aynı olmalıdır. Özellikle numaralı gözlük

    kullanan kişiler, güneş gözlüğü almadan önce mutlaka bir hekime

    başvurmalı."

  11. [h=2]Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, aşırı sıcaklarda, vücut sağlığı için özelikle iç çamaşırlarında pamuklu giysilerin tercih edilmesini önerdi.[/h]

    Prof. Dr. Memişoğlu, hava sıcaklıklarının tüm yurtta mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği şu günlerde çeşitli deri hastalıklarından dolayı polikliniklere başvuran hasta sayısında da artış gözlendiğini bildirdi.

    Hastaların daha çok alerji, bacak ve kol altlarında pişik, deride yanma hissi ve kaşıntı şikayetiyle kendilerine geldiğini ifade eden Memişoğlu, bu rahatsızlıkların önemli bir bölümünün ise giysi seçimindeki yanlışlıklardan kaynaklandığını ifade etti.

    Aşırı sıcaklarda, vücut sağlığı için özellikle iç çamaşırlarda pamuklu giysilerin tercih edilmesini öneren Memişoğlu, “Sentetik giysiler, vücutta kaşıntı, alerji ve çeşitli deri hastalıklarına neden oluyor” dedi.

    Memişoğlu, pamuklu giysilerin vücuttaki teri emmesinin yanı sıra vücudun nefes almasını sağladığını, oysa sentetik ve naylon karışımlı giysilerin deri solunumunu engellediğini, vücutta çeşitli deri hastalıklarına neden olmasının yanında terlemeyi de artırdığını vurguladı.

    Aşırı sıcak havalarda yetişkinlerden çok derileri hassas olan bebek ve çocukların risk altında olduğuna işaret eden Memişoğlu, “Hassas bebek ciltleri için pamuklu kumaşlardan vazgeçilmemeli. Çünkü, pamuklu kumaşlar, sıcağa karşı vücuda kalkan işlevi görüyor” diye konuştu.

    Pamuklu giysiler azalıyor

    Anadolu Girişimci İşadamları Derneği (AGİD) Başkanı ve Süvari Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Coşkun ise, natürel diye nitelendirdikleri pamuklu ve yünlü giysilerin konfeksiyon sektöründeki payının yüzde 30’a kadar gerilediğini belirterek, “Bu gerilemede, moda tutkusunun yanı sıra ütü kolaylığı ve fiyat farkının da etkisi var” dedi.

    Coşkun, pamuklu giysilerin hammaddesinin Türkiye’de ekim alanları giderek azalan pamuk bitkisi olduğunu, sentetik ürünlerin hammaddesinin ise çoğunlukla kimyasal ve pamuğa göre çok düşük maliyetli olduğunu belirterek, şunları söyledi:”Piyasada pamuklu ve sentetik giysilerin yanı sıra her ikisinin de karıştırıldığı giysiler de mevcut. Bir ürüne ne kadar çok sentetik karıştırılırsa maliyet o kadar düşüyor, pamuk oranı arttıkça ise maliyet artıyor.

    Her ne kadar sentetik giysiler moda olsa da pamuğun sağlık açısından öneminin farkında olanlar pamuklu giysilerden vaz geçmiyorlar. Pamuklu giysileri kullananlar kumaşın özelliğinden dolayı sentetik giysilere göre daha çabuk kırışmasını da sorun yapmıyorlar. Özellikle yeni nesil sentetik ürünleri pamuğa göre daha kolay ütü tutması nedeniyle de avantajlı görüyor. Sentetik giysilerin yanı sıra viskon modası da yıllardır sürüyor. Ham maddesi ağaç elyafı olan viskon giysiler de tercihte önemli bir pay sahibi. Ama, biz konfeksiyoncular olarak en doğru seçimin her mevsimde pamuklu giysi olduğunu düşünüyoruz.”

  12. İşte yoğun tempoda çalışanlar için büyük mutluluk yaratan bu tatili daha verimli, daha güzel, hem dinlenip hem de günlük rutinden uzaklaşarak geçirmenin yolları...

     

     

    Yine uzun bir Bayram tatili bizleri bekliyor. Özellikle yoğun tempoda çalışanlar için büyük mutluluk yaratan bu tatilİ hem dinlenip hem de günlük rutinden uzaklaşarak geçirmenin yolları nelerdir? Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Selin Karabulut konuyla ilgili olarak "Tatil günlük rutinimizin dışına çıktığımız için bize iyi geliyor; iş, okul olmasa, tatil de bizim için bu kadar önemli ve değerli olmaz” dedi.

    Dinlenmek şart

     

    Ne kadar yoğun bir iş veya okul yaşamımız varsa, tatile, dinlenmeye, her şeye bir ara vermeye duyulan ihtiyaç da o kadar fazla oluyor diyen Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Selin Karabulut, "Bedenimizin ve zihnimizin mola vermeye, deşarj olmaya ihtiyacı var. Yeniden yapılanmak, sakinleşmek, yeni planlamalar yapmak, hatta hiçbir şey yapmayarak enerji toplamak için tatile ihtiyacımız olduğunu” söyledi.

     

    14676190120.53923000.jpg

     

     

    Tatile neden ihtiyaç duyduğunuzu iyi belirleyin

     

    - Tatili, sıkıntılardan kaçıştan çok, vücudu ve zihni dinlendirmek, yeni şeylerle tanıştırmak, öğrenmek, keşfetmek için ayrılan bir zaman olarak görmeye çalışın.

     

     

    - Bireysel ihtiyaçlarınızın farkında omaya çalışın. Yalnız kalmaya, sessiz, sakin bir ortamda olmaya ihtiyacınız varsa, bu ihtiyaca uygun bir tatil planlayın.

     

     

    - İhtiyacınız yeni yerler görmek, yeni insanlarla tanışmaksa, turlara katılın.

     

     

    - Sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek, eğlenmek arzusunda iseniz, tatil arkadaşlarınızı iyi seçin.

     

     

    Keyifli bir tatil geçirmenin 10 yolu

     

    - Tatile çıkmadan önce yolculuk şekli, süresi, kalacak yer, dönüş zamanı gibi önemli konuları iyi planlayın, kontrollerinizi yapmayı unutmayın. Yurt dışına çıkışlarda pasaport, vize gibi işlemler için önceden zaman ayırmak gerektiğini unutmayın.

     

     

    - Kaç gün, kaç gece kalacağınızı düşünerek yanınıza ihtiyacınız kadar kıyafet alın. Genellikle giyerim diye taşınan kıyafetlerin bir kısmı valizden hiç çıkmadan eve geri getirilir.

     

     

    - Sonradan aklınızın kalmaması ve ev civarındaki tanıdıklarınızı alarma geçirmemek için evcil hayvan, çiçekler, ödenmemiş faturalar vs. gibi işlerinizi önceden organize edin.

     

    - Tatile çıkarken işlerinizi tamamlayıp ve/veya işlerinizi iyi organize edip çıkmaya özen gösterin. Tatil süresince iş yerinden gelen telefon ve elektronik postalarla rahatsız edilmek istemezsiniz.

     

     

    - Tatil süresince tv, telefon, tablet vs. gibi cihazlardan mümkün olduğunca uzak durun. Kendinize, kendi başınıza veya sevdiklerinizle neler yapabileceğinizi, nasıl eğlenebileceğinizi keşfetme fırsatı verin.

     

     

    - Tebdil-i mekanda ferahlık vardır elbette ama sorunlarınızdan kaçmak için tatile çıkmak işe yaramaz. Ancak tatilde sorunlarınıza ne gibi çözümler bulabileceğinizi düşünür döndüğünüzde de aksiyon almaya başlarsanız bu işe yarayabilir. Zira tatili yaptıkları işten, derslerden ya da sıkıntılardan kaçmak, unutmak için kurtuluş olarak gören kişiler tatil dönüşünde, sorunların hiç değişmemiş şekilde kendilerini beklediğini göreceklerdir.

     

     

    - Tatilin havasına, rehavetine kapılarak ayırdığınız bütçeyi aşma riskinizi aza indirin. Örneğin kredi kartlarınızın bir kısmını evde bırakın.

     

    - Kısıtlı zamanınızı iyi değerlendirin, örneğin vaktinizi uyuyarak geçirmek yerine sabahları erken kalkıp güne erken başlayın.

     

     

    - Güneşin, denizin, doğanın keyfini çıkartın. Yağmurda ıslanın, çamurda yürüyün, istediğiniz gibi yemek yiyin.

     

     

    - Kendinizle ve/veya sevdiklerinizle geçireceğiniz 7/24 zamanın keyfini çıkartın, bu zamanı her zaman bulamayabilirsiniz.

  13. [h=2]16. yüzyıldan günümüze gelen bir Japon felsefesi olan Wabi- Sabi ile evleri dekore etmek artık çok kolay.[/h]

    Wabi-Sabi tıpkı Feng Shui gibi bir yaşam felsefesi olarak göze çarpıyor. Sakin ve ılımlı bir duruş sergiler. Ayrıntıları fark etmek ve özgürce düşünmek Wabi-Sabi'nin esaslarındandır.

    [h=4]Ev dekorasyonunda kullanılabilir[/h] Wabi-Sabi, 16. yüzyıldan günümüze gelen bir Japon felsefesi olarak, bugün birçok alanda kullanılıyor. Wabi, felsefi bir temel iken Sabi estetik bir idealin betimleyicisidir.Evleri dekore ederken bu yaşam felsefesinden yararlanabilirsiniz.

     

    14668558540.86994600.jpg

     

     

    [h=4]Bazı önemli noktalara dikkat edilmeli[/h] Bu dekorasyon tarzında dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar vardır. Bunların başında dekorasyonda kullanılan renkler, duvar yüzeyleri, mobilyalar, zemin kaplamaları, aksesuarlar geliyor.

     

    14668559440.86354800.jpg

  14. [h=2]Prof. Dr. Zeki Karagülle, mineral açısından zengin olan maden suyunun bebek mamalarında kullanılmasını tavsiye etti.[/h]

    İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, "Bebeklerde anne sütünün yanında ek beslenmeye geçildiğinde mamalara biraz maden suyu eklenirse bebeğe iyi bir mineral desteği sağlanmış olur. Maden suyu mama yapımında tercih edilebilir" dedi.

    [h=4]Temel mineralleri içeriyor[/h] Maden suyunun sinir iletiminde, kas çalışmasında ve kemik sağlığındaki önemine işaret eden Karagülle, maden suyunda bulunun kalsiyum, magnezyum, sodyum, klorür, bikarbonat ve sülfat gibi minerallerin vücudun ihtiyaç duyduğu temel mineraller olduğunu aktardı.

     

     

    Karagülle, özellikle magnezyumun kas çalışmasında kalsiyuma desteğine dikkati çekerek bu mineralin yeteri kadar alınmadığı takdirde vücuttan çekildiğini ifade etti. Maden suyunun her yaştan herkesin kullanabileceği bir içecek olduğunu anlatan Karagülle, çocuğun alması gereken bütün minerallerin maden suyunda mevcut olduğunu vurguladı.

    Prof. Dr. Karagülle, şunları kaydetti:

    "Bebeklerde anne sütünün yanında ek beslenmeye geçildiğinde mamalara biraz maden suyu eklenirse bebeğe iyi bir mineral desteği sağlanmış olur. Maden suyunun içerdiği bikarbonat, mide asidinin fazlalığını bastırıyor, aynı zamanda kan basıncını düzenleyici etki gösteriyor. Sülfat ise karaciğer, safra kesesi ve kalın bağırsağın düzenli çalışmasına yardımcı. Ülkemizde birçok değerli maden suyu kaynağı var. Maden suyu mama yapımında tercih edilebilir."

  15. [h=2]Anlık mesajlaşma uygulaması, çok yakında etiketleme özelliğini kullanıma sunacak.[/h]

    WhatsApp, en fazla kullanılan mesajlaşma uygulaması olduğundan, grup konuşmaları da uygulamanın en kayda değer parçalarından. Bu grup konuşmaları ara sıra çok bıktırıcı olabilseler de, ara sıra isteseniz de takip edemiyorsunuz.

    WhatsApp, söylev içinde alıntı yapma özelliğini duyurdu.

    [h=4]Grup içerisinde ulaşılabilecek[/h] Grup konuşması içerisinde bir kişiye ulaşmak bazen muhtemel olmuyor. Natürel fakat kişisel mesaj atabilirsiniz, ama hitabe grup içerisinde olması gerekiyorsa kişinin bunu göreceğini garanti edemezsiniz. Oysa son gelen bilgilere kadar WhatsApp bu durumu durdurmak için incelemeler yapıyor.

    [h=4]Twitter, Instagram ve Slack sözde[/h] Ubergizmo 'nun haberine kadar, grup konuşmaları içerisinde bir kişiye ulaşabilmek için o kişiyi etiketleyebileceksiniz. Örneğin Mehmet 'e ulaşmak istiyorsanız @mehmet yazacaksınız ve o kişisel bildirim gidecek. Tıpatıp Twitter 'da yaptığımız gibi, fakat daha çok Slack benzeri bir başvuru formu.

    [h=4]Grup davetiyesi[/h] Yeni gelecek özelliklerden bir diğeri ise grup konuşması daveti. Normalde WhatsApp 'ta grup kurulduğunda eğer grubu kuran kişide olması gereken bütün kişiler yahut bir problem var demekti. Idareci, diğer kullanıcıları tek tek seçerek eklemek durumundaydı.

    Geliştirilen özellikle birlikte bu sıkıntı de giderildi. Grup davetiyesi, link ya da güya bir temas biçiminde olacak. Gruba katılmasını istediğimiz kişiye bu bağlantıyı verdiğimiz süre kişi gruba katılabilecek. Bahsedilen özellikler, WhatsApp 'ın beta sürümlerinde.

  16. [h=2]Güneşlenmek, bronzlaşmak hepimizin hayali. Fakat güneşleneyim derken sağlığınıza ve cildinize zarar vermemek için almanız gereken önlemler var.[/h]

    Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Selçuk Özdoğan, güneşin deri üzerindeki kronik zararları arasında güneş yanıkları ve alerjik reaksiyonların yanı sıra deride lekelenme, çillenme, kalınlaşma, esneklik kaybı, telanjiektazi, ince ve derin kırışıklılar, deri kanserinin olduğunu söyledi.

    Güneşin deri üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenebilmesi için güneş ışınlarının zararları ve etkili korunma yöntemleri konusunda toplumun bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Selçuk Özdoğan, "Güneş banyosu yapmadan mümkün olduğunca gölgede yanarak ve etkili bir güneş kremi kullanarak bronzlaşın” uyarısında bulundu.

    [h=4]Güneşe çıkarken dikkat etmeniz gerekenler[/h] Erken yaşlarda güneşten korunmanın önemini artırdığını ifade eden Özdoğan, sıcak yaz günlerinde zararlı ışınlardan korunmak için neler yapılabileceğini şöyle sıraladı:

    "Gölgeden mümkün olduğunca fazla istifade edilmeli ve özellikle çocukların gölgede kalması sağlanmalı. Deri öncelikle giysilerle korunmalı, uzun süre güneş altında kalınacaksa geniş kenarlı şapkaların, vücudu mümkün olduğu kadar çok örtebilen, kol ve bacakları kapatan koruyucu kıyafetlerin giyilmesine dikkat edilmeli.

    UV ışınları absorbe etmeyen, açık renkli ve sık dokunmuş kıyafetler tercih edilmeli. Ayrıca kıyafetlerin kuru olmasına özen gösterilmeli. Güneş şemsiyesi gibi gölgeliklerin altında otururken dahi kum ve denizden yansıyan ultraviyole ışınlarının önemli miktarda zarar verebileceği unutulmamalı.

    Katarakt başta olmak üzere gözde hasara neden olan zararlı ışınlara karşı büyük ölçüde koruma sağlayan UV koruyuculu güneş gözlükleri tercih edilmeli.

    Asla güneş banyosu yapılmamalı. Güneş ışınlarının yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkılmamalı. Açık hava aktiviteleri güneş ışınlarının daha az yoğun olduğu saatlerde gerçekleştirilmeli. Tüm bu önlemlere ek olarak, açıkta kalan deri bölgelerini korumak için güneşten koruyucular kullanılmalı."

    [h=4]İyi bir güneş kremi nasıl olur[/h] İyi bir güneş koruyucunun nasıl olması gerektiği hakkında bilgi veren Özdoğan, "Hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruyucu olmalı. Suya, terlemeye ve ısıya yüksek dirençli olmalı. Yüksek koruma faktörlü olmalı. Uçucu olmamalı. Alerjik olmamalı. Renksiz, kokusuz, saydam özellikleriyle uygun kozmetik yapıda olmalı, deri ve elbiseleri boyamamalı. Deri pH'sı ve UV etkisiyle bozulmamalı. Uygun bazda yeterli oranda çözünebilmeli" diye konuştu.

    [h=4]Güneş koruyucuların yan etkileri[/h] Güneşten koruyucuların fotokarsinogenezise ve fotoyaşlanmaya karşı koruyucu olsalar da bazı yan etkiler gösterebildiğinin altını çizen Özdoğan, "İçeriğindeki maddelere karşı nadiren de olsa alerjik belirtiler gelişebiliyor. Güneş koruyucuların içeriğinde bulunan PABA ve oksibenzon isimli maddeler en sık rastlanan fotoalerjenler arasında yer alıyor. Bu nedenle güneş koruyucu alırken dikkatli ve seçici olmak gerekiyor. Günümüzde tatil ve yaşamsal alışkanlıkların değişmesiyle birlikte insanların UV maruziyetinin artmasıyla orantılı olarak deri kanserlerinin görülme sıklığı artış gösteriyor. Hem deri kanserlerinden hem de fotoyaşlanma gibi güneşin deri üzerindeki diğer olumsuz etkilerden korunmak için uygun güneşten koruyucuların doğru bir şekilde kullanılması gerekiyor. Ayrıca güneşten korunma çocukluktan itibaren sadece yoğun güneşlenmenin yaşandığı yaz tatilleri süresince değil, her gün uygulanan bir alışkanlık haline getirilmeli" dedi.

  17. [h=2]Son günlerde artan sıcaklıklardan etkilenmemek için ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz? İşte detaylar...[/h]

    Hava sıcaklarının ani olarak yükselmesi ile birlikte sıcak çarpması şikayetlerinde artış görülüyor. Kendisini yüksek ateş, bulantı ve kas krampı gibi belirtilerle gösterebilen bu tabloda vakit kaybedilmeden gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor.

    [h=4]Bilinç bulanıklığından komaya kadar gidebiliyor[/h] Güneş veya sıcak çarpması, güneş altında uzun süre kalma sonucu, vücut ısısını ayarlayan mekanizmaların bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Sıcak çarpmasında yüksek ateş, kuru- sıcak- ağrılı cilt, şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve baş dönmesi, kas krampları, çarpıntı gibi belirtilerin yanında uykuya eğilim, şuur bulanıklığı ve komaya kadar varabilen ciddi klinik tablolar görülebilir.

    [h=4]Riskli gruplara özel önlemler alınmalı[/h] Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, kronik böbrek yetmezliği olanlar, kanser hastaları, aşırı kilolu bireyler, psikiyatrik rahatsızlığı olanlar, 65 yaş üzeri kişiler, 5 yaş altı çocuklar ve hamilelerin sıcak yaz aylarında çok daha dikkatli olması gerekmektedir. Bu risk gruplarında bulunan kişilerin sıcak havalar için mutlaka doktora danışması, risklerini tanımaları ve bilinçli yaklaşımlarla kişiye özel önlemler almaları önem taşımaktadır.

    [h=4]Sıcak havalarda bunlara dikkat edin[/h] - Gün içinde 10.00- 16.00 saatleri arasında mecbur kalmadıkça dışarıya çıkılmamalıdır.

    - Terletmeyen ince, açık renkli ve bol giysiler tercih edilmeli, sentetik ve terleten kumaşlardan kaçınılmalıdır.

    - Mutlaka güneş gözlüğü, şapka ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır.

    - Güneşe çıkmadan yarım saat önce doktora danışılarak seçilen güneş koruyucu kremler sürülmelidir.

    - Günde en az 2,5-3 lt sıvı alınmalıdır. Suyun dışında ayran, soda, hafif kompostolar sağlıklı alternatiflerdir.

    - Sindirimi kolay hafif yiyecekler tercih edilmelidir. Ağır yiyecekler, kızartmalar, asitli içecekler, şerbetli tatlılardan uzak durulmalıdır.

    - Fırsat buldukça ılık duş alınmalıdır.

    - Uzun ve ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır.

    [h=4]Sıcak çarpmasına acil müdahale hayat kurtarıyor[/h] Güneş çarpmasına maruz kalan kişi hemen serin olan bir yere alınarak üzerinde sıkı giysiler varsa gevşetilir ve kusma riskine karşı yan yatırılır. Vücut ısısını düşürmeye yönelik başına göğsüne ve koltuk altlarına soğuk su ile ıslatılmış bez koyulabilir veya soğutucularla soğutmaya çalışılabilir. Kişinin bilinci açıksa; yeterli sıvı alımının sağlanması, bilinç kapalı ise kesinlikle içmesi için sıvı verilmemesi ve en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerekir.

  18. [h=2]Fazla kilolarınızdan kurtulmak istiyorsanız sırt üstü yüzerek tam 510 kalori harcayabilirsiniz.[/h]

    Diyetler, light ürünler, detokslar derken denemediğiniz yöntem kalmamış ve hala kilo verememiş olabilirsiniz. Ancak yaz ayında hızlıca kilo vermeniz oldukça mümkün. Sırt üstü yüzerek tam 510 kalori harcayabilirsiniz.

    [h=4]Serbest stil yüzmek 470 kalori[/h] Sırt üstü yüzmek istemezseniz, serbet stil yüzmek de size bir saatte 470 kalori harcatacak. Bir saat sırt üstü yüzdüğünüz zaman harcayacağınız kalori 510. Eğer tatil boyunca her gün ara vererek 2 saat sırt üstü yüzerseniz eğlenenerek günde tam 1020 kalori harcayabilirsiniz.

     

    [h=4]Kelebek stil ile 10 dakikada 100 kalori[/h] En zor yüzme stillerinden biri olarak kabul edilen kelebek, 10 dakikada tam 100 kalori harcamanızı sağlıyor. Tabi bu stil ile bir saat yüzmek pek mümkün görünmüyor. Ancak 10 dakika kelebekleme yüzerek hem kalori yakabilir hem de vücudunuzdaki tüm kasları çalıştırarak vücudunuzun biçimlenmesini ve forma girmesini sağlayabilirsiniz.

  19. [h=2]Sağlıklı beslenmeye ve artık şekeri hayatınızdan çıkarmaya karar verdiyseniz işte size yardımcı olacak 5 adım...[/h]

    Vücut ölçülerinizden ve kilonuzdan memnun dahi olsanız, şeker yalnızca kilolu bireyler için zararlı değil. Dolayısıyla şekeri hayatımızdan çıkarmak daha sağlıklı bir yaşam için gerekli.

    DHA'nın haberine göre, yiyeceğinizde şekeri kesmenin en akıllıca yolu yemek alırken besin değerleri tablosunu ve içindekiler kısmını incelemektir.

    İçindekiler listesinde ne kadar "oz"la biten şey varsa (glukoz, fruktoz, maltoz, laktoz, sakkaroz...) o kadar çok şeker içeriyor demektir.

    [h=4]Aç kalmayın[/h] Vücudumuz her 20 dakikada bir şeker ihtiyacı duyar. Dolayısıyla gün içerisinde özellikle regl dönemlerinde tatlı ihtiyacı hissederiz.

    [h=4]Şekerleri yok edin[/h] Tüm şekerleri yok edin. Evinizde, iş yerinizde ya da odanızda bulundurduğunuz tüm şekerli şeyleri kaldırın. Tabii ki yenilerini almamak kaydıyla.

    Şeker diyetine girmek, özellikle tatlıya düşkünlüğü olanlar için başlı başına zorlu bir iştir. Bu yüzden, şekeri bir anda kesmek yerine azar azar yiyeceklerinizden çıkarın.

    [h=4]Bağırsak dengenizi düzenleyin[/h] Şekeri bir anda kesmek, bağırsaklarınızdaki yararlı bakterilerin dengesini bozabilir. Bu durumu gidermek için beslenme uzmanları probiyotik içeren yoğurt ve kefir gibi besinler alınmasını öneriyor.

    [h=4]İştahınızı kontrol altına alın[/h] Beslenmenizden şekeri çıkardığınız ilk zamanlar, vücut dengesi bu duruma alışmaya çalıştığı için enerjinizde ani düşmeler gözlemlenir, bu yüzden sürekli tatlı şeyler yemek isteyebilirsiniz. Bu durumu önlemek için iştahınıza hakim olmaya çalışmalısınız. Ayrıca, yeşil kahve gibi krom içeren yiyecekler imdadınıza koşabilir.

     

    [h=4]Tok tutan yemekleri tercih edin[/h] Şekeriniz düştüğünde şekerli yiyeceklere sarılmak yerine proteinleri tercih edin, vücudunuz proteine ihtiyaç duyuyor olabilir. Ayrıca proteinin sindirimi daha uzun sürdüğünden sizi uzun süre acıktırmayacağından da emin olabilirsiniz.

  20. Bazı davranışlarınıza dikkat etmez ve kontrolsüz hareket ederseniz ilişkinizin kötüye gitmesine neden olabilirsiniz.

     

     

    Yaşadığınız ilişkiyi sağlıklı sürdürebilmek ya da bitirmek sizin elinizde. Çoğu zaman belki de farkında bile olmadan yaptığınız bazı davranışlar, ilişkinizi zehirleyebilir. Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, ilişkinizi zehirleyen ve kaçınmanız gereken yedi davranışı anlattı.

    - Kurcalamayı bırakın

    Partnerinizle ilgili bir şeyleri onun haberi olmadan karıştırmaktan vazgeçin. Bir ilişkiye en çok zarar veren şey güvensizliktir.

    Kız/erkek arkadaşınızın e-mailini gizlice okumayın, cep telefonunu karıştırmayın, internetteki arama geçmişine bakmayın.

    Sevgilinizin Instagram'da hangi fotoğrafları beğendiğini araştırmaktan vazgeçin.

    Sevgiliniz Whatsapp'ta online mi Facebook'ta kime yorum yazmış, kim ona yorum yazmış takibinden vazgeçin. Ayrıca, bir kadının çantasının asla karıştırılmaması gerektiğini de aklınızdan çıkarmayın. Bir şey size ait değilse, uymanız gereken basit bir kural var: Ona dokunmayın. Güvensizlik güvensizliği doğurur.

    Şayet romantik ilişki yaşadığınız biri varsa, beraber olduğunuz bu kişiye güvenin. Sevgilinizin sizinle gönül eğlendirdiğini düşünüyorsanız ya da ona güvenmiyorsanız, yapmanız gereken şey bu ilişkiyi devam ettirmek için sizi motive eden şeyleri ve güven konusunu gözden geçirmek. Eski sevgililerinizin yaptıkları yanlışlar üzerinden, yeni sevgilinizi yargılamayın ve onu cezalandırmayın. Partnerinizin arkasından işler çevirmeyin. Bu, sağlıklı bir ilişkide olmaması gereken ve sadece partnerinizin size duyduğu güveni zedelemeye yarayacak bir davranış.

     

     

    - Kıskançlık yapmayın

    Partnerinizin beraber olduğu kişi sizsiniz, değil mi? Partneriniz ne zaman bir akşamı arkadaşlarıyla dışarıda geçirmek istese ya da iş arkadaşlarından biriyle öğle yemeğine çıksa, kıskançlık yaparsanız, başka birinin olma ihtimali ortaya çıktığında sizinle sağlıklı bir iletişim kurma yolunu ona kapatmış olursunuz. Gerçekten sakin olun. Güvensizlik duygularınızı kontrol altında tutun. Sevgilinizi kıskanıyorsanız, sevgilinize onu kıskandığınızı söyleyin ve bunun nedenlerini açıklamayı deneyin. Bir ilişkide sağlıklı iletişim kurmanın çok büyük öneme sahip olduğunu siz de göreceksiniz.

    - Kavgalarınızı savaşa çevirmeyin

    Bir tartışma anında sevgilinizin kişiliğine saldırı içeren cümleler sarf etmeyin. Bu tür sözler aranızdaki yakınlığa ve sevgiye büyük zarar verecektir. Birbirinizin zayıf yönlerini ve birbirinize ait sırları biliyorsunuz. Kızgınlığa kapılıp, kavga anında normalde söylemeyeceğiniz şeyleri söylemek çok kolaydır fakat bu asla kabul edilemez. Tartışma konusu neyse onu anlamaya çalışın, birbirinizi dinleyin ve problemi beraberce çözmeye çalışın. Birbirinizin hassas olduğu konuları biliyorsunuz. Bunu bildiğiniz için sevgilinize ne söylerseniz onu incitirsiniz, bunun çok iyi farkındasınız ve bunu yapacak gücünüz de var ama asla bu gücü ona karşı kullanmaya kalkmayın. Yaparsanız, ilişkinizde artık tamiri mümkün olmayan bir güven kaybına sebep olmuş olursunuz.

     

     

    - Eski kavga ve kırgınlıklarınızı gündeme getirmeyin

    İkinizin de kızgın olduğu bir anda, partnerinizin üç ay önce söylediği bir sözü şimdi gündeme getirmek, halihazırda yaşadığınız problemi çözmeye yardımcı olacak mı? Olmayacak. Partnerinizin geçmişte sizi kızdıran bir dizi davranışını not edip, bunları sonradan ona karşı sürekli bir mermi gibi kullanmak sağlıksız bir davranış olmakla birlikte aynı zamanda ilişkinizi zehirleyecek nitelikte. Eski kavgalarınızı ısıtıp tekrar tekrar gündeme getirmeyin. Unutun gitsin.

    - Tehdit etmeyin ya da ültimatom vermeyin

    Kişinin partnerine karşı duygusal terörizm uygulaması asla tasvip edilecek bir davranış değildir. Partnerinizi ayrılmak, boşanmak, tüm eşyalarını camdan aşağı atmak, intihar etmek, adam öldürmek, ortak arkadaşlarınıza sizin ne kadar kötü biri olduğunuzu anlatmak ya da bunlara benzeyen tehditlerle esir almayın. Bunu gerçekten yapmayın. Eğer bu tehditler size yapılıyorsa da tahammül göstermeyin ve ilişkinizi bitirin.

    - Kirli çamaşırlarınızı sosyal medyada servis etmeyin

    Twitter'da gerçekten biraz safça biraz da saldırganca yapılan aşkın acı çekmek olduğu ya da hayatın hiç adil olmadığı gibi konularla ilgili statü yenilemelerine ya da bazı imalı mesajlara hiç gerek yok. Mesajlarınızın muhatabı olan kişi dahil herkes sizin kimden bahsettiğinizi anlıyor. Sizi üzen bir konu varsa, bunu direk sizi üzen kişiye söyleyin. O nedenle, sosyal medyaya kirli çamaşırlarınızı servis etmekten vazgeçin. Bunun yerine enerjinizi sevdiğiniz insana olan sevginizi göstermek için harcayın.

     

    - Sevgilinizin hayatta ihtiyaç duyduğunuz tek şey olduğu düşüncesinden vazgeçin

    Birini hayatta ihtiyacınız olan her şey gibi görmek, ona böyle bir önem atfetmek çok güzel, çok romantik, çok şiirsel ama gerçekte durum böyle olsaydı, sonuç felaket olabilirdi. Çünkü tüm mutluluğunuzu hayattaki en kırılgan ve değişken bir varlığa bağlamış olacaktınız; yani başka bir insana. Çiftlerin birbirlerinde boğulmamaya dikkat etmeleri gerekir. Tüm mutluluğunuzun kaynağı olarak bir kişiyi görmek gerçekçi ve adil olmamakla birlikte aynı zamanda tehlikeli de. Başka bir kimsenin omuzlarına bundan daha büyük bir yük yükleyemezsiniz.

    Partnerinizin de sizin de ilişkiniz dışında başka ilgi alanları ve ayrı hayatları olsun. Aynı şeyleri sevmek zorunda değilsiniz. Neden öyle olsun ki? Birinin bir şeyi sevmesini aynı şeyi sevmeden de takdir edebilirsiniz. Ortak ilgi alanlarınız ve isteklerinizin olması ilişkiniz için önemli olsa da, her şeyi beraber yapmak zorunda değilsiniz. Siz kimseniz o olmaya devam edin, zaten partnerinizin aşık olduğu haliniz de o halinizdir.

    • Like 1
  21. Bulaşık makinesi hayatımızı kolaylaştıran, iyi ki var dediğimiz icatlardan. Öyle ki bulaşık makinesi hayatınıza bir kere girdiyse iki tabağı, iki bardağı elde yıkamak bile insana zor geliyor, hele ki kalabalık bir evde yaşıyorsanız ya da çok sık misafir ağırlıyorsanız vay halinize...

     

    Bulaşık makinesi hayatımızın bu kadar önemli bir yerinde yer alırken onu da anlamak lazım. Diğer bir deyişle hayatınızı kolaylaştıran bulaşık makinenizi anlayamazsanız yani ona koymamanız gereken eşyaları koyup "Temizle bunları" derseniz o da sizin hayatınızı olduğundan daha zorlaştırır.

    Bunları bulaşık makinesine koymayın

     

    Teflon tava ve tencereler

    Bildiğiniz üzere teflon tava ve tencereleri canımız kadar çok sevmemizin nedeni yapışmaz yüzeye sahip olması. Pişirilen yiyeceklerin yüzeye yapışmasını ve artıklarını bırakmasını engelleyen teflonlar bu sebeple suyun altında, elle yıkandığında da kolaylıkla temizlenebilme özelliğine sahipler. Ama söz konusu bulaşık makinesi deterjanı ve yüksek basınçlı su olduğunda teflon tava ve tencerelerin hiçbir şansı yok. Yani aslında onları bulaşık makinesine koyarak onlara kötülük yapıyorsunuz. Yapmayın.

    Dökme demir tava

    Demirle su uzun süre temas ederse ne olur diye sorsak sorunun sebebini zaten otomatik anlayacaksınız. Cevap basit: Paslanır. Kimse de para verip aldığı, mutfakta oldukça işine yarayan tavasının paslanmasını istemez herhalde. Dökme demir tavanın yüzeyini kaplayacak kadar yağ doldurup ateşe koyarsanız onu yapışmaz yapmakla kalmaz aynı zamanda tavanın yapısını koruyarak ömrünü uzatırsınız. Ama aynı tavayı bulaşık makinenize koyduğunuz anda bu koruma anında geçersizleşir ve dökme demir tavanız zarar görmeye açık hale gelir.

     

    Tahta mutfak eşyaları

    Listedeki en şaşırtıcı madde belki de bu. Çünkü hemen herkesin özellikle kesme, doğrama tahtalarını, tahta kaşıklarını bulaşık makinesinde yıkadığından neredeyse eminiz. Ama yanlış yapıyorsunuz. Neden mi?

    Sebebi çok açık: Isı tahta malzemeye ciddi zarar veriyor. Bulaşık makinenize tahta bir şeyler koyduğunuz anda o tahtayı kırma, çatlatma, parçalama riskini de göze almış oluyorsunuz. Üstelik bunlara sapı tahta olan eşyalar da dahil. Ve dahası kurulama modunu da açtıysanız bu çatlaklara bakterilerin saklanma çok yüksek.

    Özel bıçaklar

    Özel bıçaklar derken gündelik hayatta mutfakta ve sofrada kullandığınız bıçaklardan ziyade yemek yapmayı çok seven kişilerin evlerinde ya da profesyonel olarak bu işi yapan şeflerin mutfaklarında kullandığı bıçaklar, yani et bıçağı, sıyırma bıçağı, peynir bıçağı gibi ürünlerden bahsediyoruz.

    O gözünüz gibi baktığınız, değer verdiğiniz bıçaklarınızın eminiz ki körelmesini hiçbiriniz istemezsiniz. Ama işte onları bulaşık makinesinde yıkadığınızda yüksek basınçlı su zamanla onların körelmesine sebep olacaktır. Bu sebeple kör bıçaklarınız olsun istemiyorsanız bıçaklarınızı elde yıkamaya özen gösterin deriz.

     

    Kristal bardaklar

    Evinizde kristal bardaklarınız varsa onları bulaşık makinenizden uzak tutun. Zira ısıdan dolayı hassas kristal malzeme çatlayabilir ve ayrıca kristalin doğal parlaklığını da öldürebilir. Aynı durum tüm kristal malzemeye sahip eşyalarınız (mesela kül tablaları, vazolar) için geçerli. Külkedisi zamanında bulaşık makinesi olsaydı ayakkabısını orada yıkamazdı, emin olun.

    Termos bardaklar

    İnsan, her yere yanında taşıyabildiği, ona kolaylık sağlayan termos bardakların temizliğinin de pratik olmasını istiyor. Ama teknoloji bazen modern insana çok karşı.

    Zira termos bardakların iç ve dış tabakası arasında yer alan hava dolu bölüm, yani içeceğinizin sıcak kalmasını sağlayan bölge, bulaşık makinesinin zarar verebileceği bir yapıya sahip. Yani bulaşık makinesinde yıkadığınız termos bardaklarınızın bir süre sonra içeceklerinizi sıcak tutmamaya başladığını fark edebilirsiniz. E bunun da gün sonunda size hiçbir faydası yok.

    Cam şişeler

    Aslına bakarsanız üzerindeki ambalaj kağıtları çıkarılmış cam şişeleri makinede yıkayabiliyorsunuz, şişeleriniz zarar görmüyor. Ama bu sefer tam tersi bir durum söz konusu. Eğer makinede yıkanırken şişe bir şekilde kırılırsa bulaşık makinenizi tümden kaybedebilirsiniz. Sonra yok tamirci çağır, yok beyaz eşya mağazalarına git, bir ton para harca. Değecek iş değil.

     

    El boyama bardaklar

    El boyama bardaklar mutfağın en narin eşyaları belki de. Dolayısıyla bu bardakların bulaşık makinesi deterjanının yoğunluğuna dayanıklı olmasını da beklememek gerekiyor. Zira bu deterjanlar el boyama bardakların üzerinden tüm boyayı silip atabilir ve o tüm el emeğine de yazık olur. Yapmayın.

    Plastik dondurma, yoğurt kapları

    Biten yoğurt kaplarını, dondurma kaplarını, katı yağ kaplarını atmıyor da mutfakta çeşitli yiyecekleri saklamak için kullanıyorsanız çok da mantıklı, çok da ekonomik bir şey yapıyorsunuz. Ama eğer bu kapları kullandıktan sonra bulaşık makinesinde yıkıyorsanız büyük hata yapıyorsunuz. Zira bulaşık makinesinde plastiklerin erime riski çok büyük. Bir de eriyip diğer tabaklarınıza, çanaklarınıza bulaşırsa çok çok daha kötü. Siz elinizde yıkayın, ne olur ne olmaz.

    Alüminyum folyo

    Mutfakta hayatlarını kurtaran alüminyum folyoyu fırın kabı olarak kullanıyorsanız cimri olmamanızı ve bir kere kullandıktan sonra çöpe atmanızı tavsiye edeceğiz. Bulaşık makinesine koyarım, temizlenir, yeniden kullanırım diyorsanız çok berbat bir karar veriyorsunuz.

    Çünkü bulaşık makinesi alüminyum folyonun yüzeyini çıkaracak, alüminyum oksitlenecek ve makinenin her yerine bu siyah, yapışkan madde bulaşacak. Dolayısıyla alüminyum folyonuz da tanınmayacak hale gelecek. Cidden istediğiniz bu mu?

     

    Plastik saklama kapları

    Bu kapları her ne kadar bulaşık makinesinde yıkanabilir uyarılarıyla satsalar da siz yine riske girmeyin deriz. Zira plastik ve ısı bir araya geldiğinde ortaya çok da hoş olmayan sürprizler çıkabilir. Ama yine de her şeye rağmen risk almak istiyorsanız önerimiz bu kapları en üst rafa ters çevrilmiş olarak koymanız.

     

    Üzerinde baskı olan herhangi bir şey

    Her ne kadar bazı baskıların suya dayanıklı olduğu belirtilse de buna çok güvenmemek lazım. Bu ambalaj baskı makinede basınçlı suyun etkisiyle sökülürse makinenin giderini tıkayabilir ve size çok daha büyük masraflar çıkartabilir. Ya baskıyı tamamen sökerek makineye koyun ya da elinizde yıkayın gitsin.

  22. [h=2]Elma sirkesi-soğan suyu karışımı, hem güneş hem de yaşlılık lekelerine karşı doğal bir çözüm..[/h]

    Uygulama: İki küçük soğanın suyunu çıkarın. Soğan suyuna yarım çay bardağı kadar elma sirkesi ilave edin, karıştırın. Bu doğal "losyonu" akşamları cildinize sürün. Yarım saat sonra yıkayın.

    Bu uygulamayı iki ya da üç günde bir yapabilirsiniz. Dilerseniz sadece soğanın suyunu da sürebilirsiniz. Yüzünüzü her gün soğan suyu ile ıslatılmış bir pamukla silebilirsiniz.

  23. [h=2]Özellikle kalitesiz ürünlerle yapılan makyaj yaz aylarında alerjik reaksiyonlara neden olabilir.[/h]

    Hava sıcaklıklarının arttığı şu günlerde daha da önem kazanmaya başlayan makyaj konusunda uyarılarda bulunan uzmanlar bugünlerde düşük kaliteli ürünlerle yapılabilecek makyajın hem akma riski taşıdığını hem de alerjiye sebep olabileceğini kaydetti. Bu dönemde özellikle her gün makyaj yapan kadınların mutlaka dikkat etmesi gerekiyor. Düşük kalite ürünler ile yapılan uygulamalar başta makyajın akması gibi istenmeyen durumların yanında gözeneklerin tıkanması, leke, yüzde kırışmalar ve alerjiye de neden olabilir.

    [h=4]Ağır makyajdan kaçının[/h] Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Makyöz Hilal Hız, yaz döneminde makyaj yapımına dikkat çekerek, "Yaz aylarında insanlar ağır makyajdan kaçınmalı hafif tonlar dediğimiz, şeftali ve bakır tonları tercih etmelidir. Ağır makyaj özellikle bu dönemde cildin kötü görünmesine de yol açabilir. Bununla beraber insanlar makyaj yaparken düşük kalite ürünlerden kaçınmalıdır. Bu ürünlerle yapılacak makyajların akma riski daha fazla olmakla birlikte ciltte leke, gözeneklerin kapanması, kırışıklık ve alerjiye sebep olabiliyor. Yine bu dönemlerde suyla iç içe olduğumuzdan watherproof (suya dayanıklı) makyaj ürünleri tercih edilmelidir. Rimel, eyeliner gibi birçok makyaj ürünün suya dayanıklı seçenekleri mevcut. Bunun yanında makyaj sabitleyici sprey de yine yaz aylarında kullanılabilir. Kısacası kullanılan malzemenin kalitesi arttıkça, makyajın yüzde kalıcılığı da artar” dedi.

  24. [h=2]Yapılan bir araştırmaya göre uzun saatler çalışan kadınların diyabet, kanser ve kalp hastalıklarına yakalanma riskinin önemli oranda arttığını gösterdi.[/h]

    ABD'deki Ohio Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre haftada 40 saatten fazla çalışmak, kadınların sağlığını kötü yönde etkiliyor. 41 ile 50 saat arasında çalışan erkeklerin sağlıklarında ise iyileşmeler oluyor. Haftada 60 saat çalışan kadınların diyabet, kanser ve kalp hastalıklarına yakalanma riskinin arttığı ancak bu olumsuz etkinin erkeklerde gözlemlenmediği belirtildi.

    [h=4]Fazla mesai strese de neden oluyor[/h] 41-50 saatten az çalışan kadınlarda ise kalp ve akciğer rahatsızlıkları ile depresyon daha az görülüyor. Daha önceki çalışmalarda fazla mesainin strese de neden olduğu kanıtlanmıştı. Ancak 32 yıl boyunca 7 bin 500 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bu çalışmayla uzun süreler boyunca çalışmanın hayatı tehlikeye sokan önemli hastalıklara neden olduğu ilk kez kanıtlandı.

  25. [h=2]Diş Hekimi Pertev Kökdemir implantların ömrünü uzatacak 10 önemli tavsiyeyle ağız sağlığına dikkat çekti.[/h]

    Diş Hekimi Pertev Kökdemir implant tedavisi sonrası dikakt edilmesi gerekenlere vurgu yaparak: "İmplant tedavisinden sonra ağız içinde biriken tükürüğü olabildiğince dışarı atmak gerekirken, ağız içinde basınca neden olacak hareketlerden de uzak durulmalıdır. İmplant uygulandıktan sonraki gün ağız içi çalkalanmamalı ve gargara yapılmamalıdır. Tedavi süresinde dişler temizlenirken çok yavaş ve nazik davranılmalı, temizlik bastırmadan yapılmalıdır” dedi.

    [h=4]Tedavi sürecinde vitamin desteği şart[/h] Diş Hekimi Pertev Kökdemir, tedavi sürecinde nasıl beslenilmesi gerektiğiyle ilgili de bilgilendirdi: "İmplantın çene kemiğine kaynaşma dönemi olarak kabul edilen tedavi süresinde, sıcak veya soğuk olmayan yumuşak besinler tercih edilmelidir. Oda sıcaklığındaki yoğurt, peynir, et, süt, yumurta, çorba, muhallebi, meyve suyu ve ekmeğin iç kısmı gibi besinler tüketilmelidir. Ayrıca greyfurt, portakal, kivi, elma ve çilek gibi meyveler tüketilerek vitamin ve mineral ihtiyacı da karşılanmalıdır.”

    İmplantın ömrünü uzatacak 10 tavsiye:

    - 4 ayda bir diş hekimi kontrolünüzü yaptırın

    - Diş arası (ara yüz) fırçası kullanmayı ihmal etmeyin

    - Ağız duşu kullanın

    - Yemeklerden yarım saat sonra dişlerinizi fırçalayın

    - Akşamları dişlerinizi fırçalamadan önce diş ipi ile temizleyin

    - Yatmadan önce de mutlaka dişlerinizi fırçalayın

    - Sigara kullanmayın

    - Ağız gargarası kullanın

    - Fırçayla diş etlerinize masaj yapın

    - 2 ayda bir diş fırçanızı mutlaka değiştirin

×
×
  • Create New...