Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,385
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    226

Posts posted by Renan


  1. Dekorasyonda Sarı Renk

    Dekorasyonda Sarı Renk

    Bahar yaklaşıyor. Sarı renkte eşyalar ile evinize güneşin etkisini taşıyabilirsiniz. Dekorasyonda sarı renk nasıl kullanılır?

    Evinizde, sarı renkte eşyalar kullanın. Baharın gelmesiyle beraber, sarı renk evinize girecek olan güneş ışığıyla uyum sağlayıp, daha aydınlık bir hava verecektir.  Mesela, perdelerinizde sarı renk kullanmanız, evinizin ışığını arttırabilir. Ayrıca sarı rengin, perde gibi geniş yer kaplayan bir eşyada kullanılması, evin ve sizin enerjinizi de olumlu yönde etkileyecektir. Sarı renge uyumlu olarak, koyu pembe veya beyaz tonlarını kullanın. Sadece perdelerde değil, koltuk yastıklarında da sarı rengini kullanın. Odada en az ve en çok yer kaplayan eşyaların uyumu göz yormayacaktır.

    sari-koltuk-620x376.jpg

    Evinizde güneş ışığının önemli olduğu bir diğer oda ise yatak odasıdır. Yatak odasında kullanacağınız sarı tonlardaki nevresim veya yatak örtüsü, güne güzel bir başlangıç sağlayabilir. Nevresimde, yatak odasındaki eşyalarınıza uyumlu olarak canlı sarı yerine daha uçuk sarı kullanabilirsiniz.

    Sonbahar-2.jpg

    Yemek odanızdaki, koyu mobilyaları canlandırmak adına, sandalyelerdeki kumaş seçimini, sarı tonlarda yapabilirsiniz. Bu şekilde, daha ağır bir havası olan yemek odasını da bahara hazırlamış olursunuz. Ayrıca, avizenizi sandalyelere uyumlu olarak altın sarısı olarak seçin. Yemek masasını aydınlatan avizeniz, gündüzleri de ışık saçacaktır.

    iStock_000018167241_Large.jpg

    Çocuk odasında, tek bir parça olarak sarı rengini kullanın. Mesela, yatağın başucunda duran komodin, sarı renk için iyi bir seçim olabilir.
    Sarı rengi, evinizde dengeli bir şekilde kullandığınızda, evinizin havasının nasıl değişeceğini fark edeceksiniz.

    • Thanks 1

  2. Mangal yaktıktan sonra kalan külü değerlendirin

    Mangal yaktıktan sonra kalan külü değerlendirin

    Külünü kullanmak istediğiniz mangalı söndürmek için; üzerine su vb. sıvılar dökmeyin, kendi halinde soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra mangalın külünü ayrı bir alana alın. Bahçenize ektiğiniz bitkilerinizin köklerine, külü gübre olarak kullandığınızı düşünerek serpiştirin. Kül gübre olarak kullanıldığında oldukça faydalıdır.

    Mangal sonrasında kalan küller hem gübre olarak kullandığınız bitkilerinize faydalı olacak, hem de karıncaların yaklaşmasını engelleyecektir.

    • Like 1
    • Thanks 1

  3. Bu karışım, böbreklerinizi 1 haftada tertemiz yapıyor!

    Bu karışım, böbreklerinizi 1 haftada tertemiz yapıyor!

    BÖBREK HASTALIKLARI İÇİN KARIŞIM

    Böbrek sağlığı yaşamımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmemiz için oldukça önemlidir. Sigara kullanımı, alkol kullanımı, yeterli miktarda su içmeme ve dengesiz beslenme gibi alışkanlıklar böbreklerimizde toksin birikimine ve böbreklerimizin yeterli miktarda çalışmamasına neden olmaktadır.

    Böbrek hastalıklarından korunmak için öncelikle önlem almak gerekiyor. Önlem almak için beslenmenize özen göstermeniz gerekiyor. Böbrek hastalıkları ileri aşamadaysa bu karışımı doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz. Böbreklerinize 1 hafta detoks uygulayarak hem hızlı bir şekilde çalışmasını hem de temizlenmesini sağlayabilirsiniz. İşte böbreklerinizi tertemiz yapacak içecek tarifi…

    MALZEMELER

    40 gram maydanoz

    1 litre su

    2 dilim limon

    NASIL HAZIRLANIR?

    İlk olarak maydanozları iyice yıkayın ve ellerinizle yaprak kısımlarını saplarından ayırarak koparın.

    Ocakta su kaynatın ve kaynayan suya maydanozları ekleyin. 1 dakika ocakta beklettikten sonra ılınmasını bekleyin ve içerisine limon dilimlerini ilave edin.

    1 hafta boyunca her gün bu karışımı tüketin. Bir hafta sonunda böbrekleriniz tertemiz olacak.

    • Thanks 1

  4. Dinlenmiş ve tazelenmiş uyanmak için ne kadar uyumak lazım?

    Dinlenmiş ve tazelenmiş uyanmak için ne kadar uyumak lazım?

    YENİ DOĞANLAR, GÜNDE 16 SAAT UYUR

    Normal uyku süresi yaşla ve kişiden kişiye değişir. Yeni doğanlar günde ortalama 16 saat uyurken, uyku gereksinimi 3-5 yaşlarında 11 saate, ergenlikte ise yaklaşık 9-10 saate iner. Yetişkinler için normal uyku süresi ortalama 6-8 saattir. Yaşlılar ise genellikle daha erken yatıp erken kalkma eğilimindedirler. İleri yaşla birlikte uyku süresi kısalır ve yaşlılar uyanıklıklar ile bölünmüş, kalitesiz bir uyku uyurlar

    BUGÜN DÜNYA UYKU GÜNÜ!

    Türk Toraks Derneği'nin (TTD) Uyku Bozuklukları Çalışmasını yürüten Prof. Dr. Özen Kaçmaz Başoğlu, uykunun sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez olduğunu belirterek, "Dinlenmiş ve tazelenmiş uyanmak için herkes kendini iyi hissettiği kadar uyumalıdır, yetişkinlerin büyük çoğunluğu için 6 ile 8 saat arasında uyumak yeterlidir" dedi.

    Prof. Dr. Başoğlu, Dünya Uyku Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Uykunun yaşam için gerekli olduğu, vücudun dinlendiği, tazelendiği önemli bir onarım süreci olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Özen Kaçmaz Başoğlu, gelişen teknoloji ile birlikte insanların uykuya yeteri kadar zaman ayıramadığını ve az uyuduğuna dikkat çekti.

    ÖMRÜMÜZÜN ÜÇTE BİRİ UYUYARAK GEÇİYOR

    Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı bir uykunun vazgeçilmez olduğunun altını çizen Prof. Dr. Başoğlu, "Yaşamımızın üçte birini uyuyarak geçiririz. Normal uyku süresi yaşla ve kişiden kişiye değişmektedir. Yeni doğanlar günde ortalama 16 saat uyurken, uyku gereksinimi 3-5 yaşlarında 11 saate, ergenlikte ise yaklaşık 9-10 saate inmektedir. Yetişkinler için normal uyku süresi ortalama 6-8 saattir. Yaşlılar ise genellikle daha erken yatıp erken kalkma eğilimindedirler. İleri yaşla birlikte uyku süresi kısalır ve yaşlılar uyanıklıklar ile bölünmüş, kalitesiz bir uyku uyurlar" diye konuştu.

    YETİŞKİNLER ORTALAMA 6-8 SAAT UYUMALIDIR

    Sağlıklı bir yaşam için kaç saat uyumanın yeterli olacağı sorusunun yanıtı kişiden kişiye değişeceğine değinen Prof. Dr. Başoğlu, "Nitekim dinlenmiş ve tazelenmiş uyanmak için herkes kendini iyi hissettiği kadar uyumalıdır. Yetişkinlerin büyük çoğunluğu için 6 ile 8 saat arasında uyumak yeterlidir. Bu süreden az uyunduğu zaman bankadan borç almış gibi bir uyku borcu oluşur. Az uyumaya devam edildiği sürece bu borç faizi ile katlanarak artar ve ödenmesi güçleşir. Nitekim uzun süreli uykusuzluk çeşitli zihinsel ve fiziksel sorunları da beraberinde getirir, gün içinde performans kaybına yol açar ve yaşam kalitesi bozulmasına neden olur."

    "YETERLİ UYUMANIN ÖNEMİ"

    Yatağa yatılıp ışıkları kapandıktan sonra 10 ile 30 dakika içinde uykuya dalındığını kaydeden Prof.Dr. Özen Kaçmaz Başoğlu, "Bunda melatonin hormonunun rolü vardır. Uyku, uyanıklık döngüsünün önemli bir hormonu olan melatonin sentez ve salınımı gece karanlıkta uyarılmaktadır. Retina karanlığı algılar ve melatonin seviyesi gece giderek artarak uyumamızı sağlar" dedi.

    MELATONİN SALGILANMAZSA...

    Prof. Dr. Başoğlu, şöyle konuştu: Sabah ışığın etkisi ile melatonin seviyesi düşer ve uyanırız. Gelişen teknoloji ile birlikte televizyon, bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi cihazlar, özellikle gençler tarafından yatak odalarına daha fazla kullanılmaya başladı. Retina bu cihazların parlak ışığına maruz kaldığında melatonin salgılanmaz ve cihaz kapatılsa bile uykuya dalma güçleşir. Gece uyuması gereken saatte uyuyamayan kişi sabah okula veya işe gitmek için erken kalkmak zorunda ise gün içinde kendini yorgun hisseder. Oysa yaşamın tadını çıkarmak için uyku düzenimizi korumalı ve yeteri kadar uyumalıyız.

    • Like 3
    • Thanks 1

  5. Kalp ya da beyinde pıhtı oluşmaması için

    Kalp ya da beyinde pıhtı oluşmaması için...

    Yaşadığınız ya da yaşamaktan korktuğunuz birçok hastalıktan korunmak bazen çok basit formülerde gizlidir. Gün içerisinde kısa yürüyüşler yaparak ve su içerek hastalıklardan korunabilir, daha sağlıklı bir geleceğin temellerini atabilirsiniz. Uzmanlara göre oturduğunuz her saat için yapacağınız 5 dakikalık yürüyüş, kalp-damar hastalıklarından, beyinde oluşabilecek pıhtıdan, varisten, kemik erimesi ve kireçlenmeden, omurilik sisteminde yaşanacak bozukluğa kadar birçok hastalıktan korunmaya yardımcı oluyor.

    Uzmanlara göre oturduğunuz her saat için yapacağınız 5 dakikalık yürüyüş, kalp-damar hastalıklarından, beyinde oluşabilecek pıhtıdan, varisten, kemik erimesi ve kireçlenmeden, omurilik sisteminde yaşanacak bozukluğa kadar birçok hastalıktan korunmaya yardımcı oluyor.

    "SÜREKLİ OTURMAK BEDENE ZARAR VERİYOR"

    Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Umut Yavuz, uzun süreli oturmanın, eklemlerde, bel ve sırtımızdaki omurilik sisteminde ve omurga sisteminde ciddi sorunlar yaratabileceği konusunda uyardı, "Çok oturduğumuz zaman diz ekleminde belli aşınmalara fırsat veriyoruz; özellikle dizde, kemikte, kıkırdakta. Yürümek hem kıkırdağın canlılığı için hem de kemiğin içindeki yapım ve yıkım dengesi için önemlidir. Bu yüzden gün içinde muhakkak yürümeye vakit ayırmamız lazım" dedi.

    "GÜNDE EN AZ 8 BİN ADIM ATIN"

    Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre günde en az 8 bin adım atmamız gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Umut Yavuz, "Bir saat oturarak çalışılmışsa, en azından 5 dakika ofis içinde muhakkak ayağa kalkıp, küçük yürüyüşler yapmamız lazım. Bu sürede hem kaslar tekrar aktive olmuş olur hem kemiğin yerden aldığı basınç sayesinde kemik döngüsü sağlanmış olur hem de omuriliğin tekrar eski, dik duruşuna sahip olması sağlanır" ifadelerini kullandı.

    "KALP YA DA BEYİNDE PIHTI OLUŞMAMASI İÇİN YÜRÜYÜŞ YAPIN"

    Oturduğumuz her saatin sonunda en azından 5 dakikalık bir yürüyüş yapmamız gerektiğinin altını çizen Yavuz, "Varis hastalığı ya da kalp dolaşım sorunu olanların yürümesi, ayakta biriken göllenmeyi, kalbe doğru pompalamayı sağlayacaktır. Kaslar içindeki toplardamarlar, kaslar kasılırsa kanı geri pompalar. Bunun için bile yapmamız lazım. Pıhtı atmaya neden olacak hastalıkları olanlar ya da ilaç kullananlar da kalp ya da beyinde pıhtı oluşmaması için kesinlikle yürümeliler" dedi.

    BİRÇOK HASTALIĞIN ANA NEDENİ HAREKETSİZLİK

    "Çok oturmak en basit ihtimalle kabızlık yapar, ayaklarda şişkinlik yapar ve bu ilerlerse cerrahi boyuta ulaşır. Birçok hastalık hareketsizlikten kaynaklanır, bağırsak problemleri, kas-eklem ve boyun problemleri, damar problemleri gibi. "

    "SABAH YATAKTAN ANİDEN KALKMAYIN"

    Farkında olmadan yaptığımız ve alışkanlık haline getirdiğimiz bazı hareketler bir gün bize hastalık olarak dönebilir. Sabah uyandığımızda, yataktan hızlıca kalkmak, bazılarımız için bu alışkanlıklardan biri. Doç. Dr. Umut Yavuz bu konuda da uyarıyor, "Önce nerede olduğumuzu idrak etmeliyiz" diyor; "Uzun süre yattığımızda zaten tansiyonumuz düşmüş oluyor. Ani hareketler, hem baş dönmesi hem de bazı kas zedelenmelerine neden olabilir. Bu yüzden önce yatağımıza oturup etrafa bir bakmamız lazım, bu süre zarfında, bilinç durumu oluşur, tansiyon dengelenir. Kısa süreli bu hazırlıktan sonra ayaklarımız yere değebilir ve harekete geçebiliriz."

    "KİREÇLENMEDEN KORUNMANIN EN KOLAY YOLU; SU İÇMEK"

    Yaşam kalitesinde ciddi düşüşe neden olan eklem kireçlenmesi, tedavisi zaman alan, bazen cerrahi müdahaleler gerektiren bir hastalık, Doç. Dr. Umut Yavuz bu hastalığın da yürüyüşle ertelenebileceğini söyledi, "Kireçlenmenin oluşmasında muhakkak genetik faktör etkili. Bu hastalık olacaksa bile bunu mümkün mertebe ileri yaşlara atmamızı ve daha hafif atlamamızı sağlayacak önlemler almamız gerekiyor. Özellikle kalça ve diz bölgesinde yaşanan kireçlenmeler sorun yaratıyor ve cerrahi boyutlara ulaşıyor. Bunun için kalça ve diz bölgesini kuvvetlendirici egzersizler yapmak, vücudu susuz bırakmamak, yürüyüş yapmak gerekiyor. Yürüyüş sıklığına, yürüyüş şekline ve yürüdüğümüz zemine dikkat etmek gibi önlemler kireçlenmeyi geciktirir" dedi.

    "YÜRÜYÜŞ KEMİK ERİMESİNDEN KORUR"

    "Yürüyüş, hem kas dengesini sağlar hem de turnover dediğimiz, kemikteki yapım-yıkım dengesini düzenler" diyen Yavuz, eklem kireçlenmesi yaşayan ya da yaşaması muhtemelen olan bir hastanın, düzenli yürüyüş yaparak, kireçlenmenin üzerine bir de kemik erimesinin eklenmesini engelleyebileceğine vurgu yaptı. Yavuz, yürüyüş ve egzersiz yapmayan ve genetik yatkınlığı olan hastaların eklem kireçlenmesine daha erken yaşlarda yakalanabileceğine dikkat çekti.

    "GÖBEK, KARACİĞER VE İÇ ORGANLARDA YAĞLANMA SEBEBİ"

    Halk arasında, 'Türk Kası' denerek sempatik hale getirilen göbek, sayısız hastalığa neden oluyor. Lokal bir yağlanma gibi görünen göbeğin, karmaşık bir hastalıklar dizisine zemin hazırladığı konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. Umut Yavuz, "Türk halkı yemeyi biliyor ve seviyor ama düzgün beslenmiyor. Ağız tadı iyi ama kendini kontrol edemiyor, durduramıyor. Adına Türk Kası deniyor ama bunun birçok komplikasyonu var örneğin karaciğer yağlanması, iç organlarda yağlanma ya da fonksiyonlarını bozma, kalp koroner damarlarında yağlanma gibi sistematik problemler oluşur. Ortopedik olarak da aşırı yük öne doğru eğilmeye davetiye çıkarıyor" dedi.

    "ÖNE DOĞRU EĞİLME VÜCUDA 60 KİLOLUK YÜK YAPIYOR"

    "En çok omuriliğe yük bindirme pozisyonu öne doğru eğilme pozisyonudur. Bu pozisyonlar, taşınan kiloyu 6 kilodan 60 kiloya çıkarabiliyor. Sırt, bel, omurilik hepsi bu durumdan etkilenebiliyor. Altyapıda, kıkırdak ve bağlarınızda bir problem varsa zaten fıtık hastalığı dediğimiz şeye davetiye çıkarmış oluyorsunuz. Bunun yıllar içinde oluşturduğu, 'pozisyona bağlı kamburluk' dediğimiz şey de kiloyu verince hemen düzeltebileceğiniz bir şey değil. O yüzden, bunu geleceğe yatırım olarak düşünerek, hem damarlarımıza, hem karaciğerimize, hem iç organlarımıza, hem tüm sırt kaslarına ve omuriliğe zarar vermemek için, geleceğe yatırım açısından erken vakitte kurtulmak gerekiyor."

     

    • Like 2
    • Thanks 2

  6. Liseli öğrenciler, Avokado çayının kolon kanserini yendiğini ispatladı!

    Liseli öğrenciler, Avokado çayının kolon kanserini yendiğini ispatladı!

    Liseli iki genç, yaptığı çalışmalar sonucu avokadonun kolon kanserini yendiğini ortaya çıkardı. Kolon kanseri hücrelerini öldüren avokado, kanser hastalarına umut oldu.

    AVOKADO YAPRAĞI ÇAYI

    Liseli iki öğrenci, avokado yaprağı çayının kolon kanseri hücrelerini yüzde elli oranında öldürdüğünü ilmen tespit etti. Lise öğrencisi Ceren Doğru ve Sadife Keskin, kolon kanseri üzerinde yaptıkları çalışmayla kanser hastalarına umut oldu. Yaptıkları çalışmalarla avokado yaprağı çayının kolon kanseri hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü tespit eden öğrenciler, bundan sonra avokado yaprağındaki hangi maddenin kolon kanseri hücrelerini öldürdüğünü belirlemek için araştırma yapacak.

    liseli-ogrenciler-avokado-cayinin-kolon-kanserini-yendigini-ispatladi-1521018565477.jpeg&mw=600

    KOLON KANSERİ HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜYOR!

    Eskişehir Anadolu Üniversitesinden aldıkları kolon kanseri hücrelerinin üzerine avokado yaprağı çayı enjekte eden öğrenciler, yaptıkları çalışmalar neticesinde bu çayın kolon kanseri hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü tespit etti.

    liseli-ogrenciler-avokado-cayinin-kolon-kanserini-yendigini-ispatladi-1521018938746.jpg&mw=600

    Bu çalışmalarıyla Uludağ Üniversitesi ve TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen "49. Lise Öğrencileri Araştırma Proje Yarışması Bölge Sergisi"ne katılan gençler, başarı kazanmayı hedefliyor.

    liseli-ogrenciler-avokado-cayinin-kolon-kanserini-yendigini-ispatladi-1521018498138.jpeg&mw=600

    Biyoloji Öğretmeni Emine Erdağ, "Öğrencilerimizin katkısıyla TÜBİTAK proje yarışmasına istedik. Öğrencilerimiz avokado meyvesine çok meraklıydı. Daha sonra çalışmalar ilerledikçe avokado yaprağı çayının faydalarını incelediler. Bu yaprakla kolon kanseri arasındaki ilişkiyi merak ettik.

    liseli-ogrenciler-avokado-cayinin-kolon-kanserini-yendigini-ispatladi-1521018944105.jpg&mw=600

    Anadolu Üniversitesi bize kolon kanseri hücreleri verdi. Biz de avokado çayını evdeki usul gibi demleyerek hücrelere verdik. Bu çayın kanserli hücreleri yarı yarıya öldürdüğünü gözlemledik. Bu bizim için kıymetliydi. Bu yaprağın içindeki hangi etken maddenin kanserli hücreleri öldürdüğünü araştırmak istiyoruz. Bundan sonraki çalışmalarımız bu yönde olacak" dedi.

    https://www.sabah.com.tr/saglik/2018/03/14/liseli-ogrenciler-avokado-cayinin-kolon-kanserini-yendigini-ispatladi

     

    • Thanks 2

  7. WhatsApp'taki mavi tik hilesi

    WhatsApp'taki mavi tik hilesi

    Popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, her geçen gün yeteneklerini artırıyor. Ancak uygulamada mavi tik özelliğiyle ilgili bir açık keşfedildi. Kullanıcı mavi tik özelliğini kapatsa da bakın ne oluyor...

    Sosyal medya devi Facebook'un bünyesinde bulunan WhatsApp bu sefer platforma entegre ettiği yeni bir özellikle değil bir açık ile gündemde.

    Kısa sürede özellikle sosyal medyanın en çok konuşulanları arasına giren bu açık milyonlarca kullanıcıyı ilgilendiriyor.

    WhatsApp'ın 2014 yılında kullanıma sunduğu karşınızdaki kişinin mesajınızı görüp görmediğini anlamanızı sağlayan 'mavi tik' özelliği hakkında bir açık keşfedildi.

    WhatsApp Mavi Tik hilesi ise kullanıcı "mavi tik kapatma" yapmış olsa bile işe yarıyor.

    WhatsApp'taki mavi tik hilesi

    Açık sayesinde karşınızdaki kişi mavi tik özelliğini kapatsa bile gönderdiğiniz sesli mesaj sayesinde mesajlarınızı görüp görmediğini anlayabiliyorsunuz.

    Başka bir deyişle birisinin çevrimiçi olup olmadığını anlamak istiyorsanız, kendisine sadece 1 saniye uzunluğundaki sesli mesaj göndermeniz yeterli.

    Zira mesaj atmanız durumda bu mesajınız okunmasa bile siz bunu göremezden sesli mesajı alan kişi bunu okuduğunda kendi ekranınızdan bunu görebiliyorsunuz.

    WhatsApp'taki mavi tik hilesi

    Bu yüzden söz konusu açık "beyaz yalanları deşifre edecek" açık olarak da sosyal medyada günün konusu oldu.

    İşinize oldukça yarayacak 10 WhatsApp özelliği...

    EMOJİ TARAMASI

    WhatsApp'ta çok fazla emoji var, evet. Bazen doğru anda doğru emoji'yi bulmak çok zor olabiliyor. Artık istediğiniz emoji'yi kelime kullanarak aramanız mümkün olacak. Ancak bu özelliği kullanmak için 'auto correct' özelliğinizin açık olması gerekiyor.

    DAKİK HESAPLAMALAR

    Eğer sürekli konuşmalarınızı takip etmiyorsanız, küçük tik işaretlerinin maviye dönüştüğü anı kaçırabilirsiniz. Artık gönderdiğiniz mesajı basılı tutarak çıkan "Bilgi" opsiyonunu tıklayarak bir tikin ne zaman maviye dönüştüğünü görebilirsiniz. Aynı işlemi attığınız mesajı kaydırarak da yapabilirsiniz. Bu işlem sayesinde attığınız mesajın karşı tarafa iletilip iletilmediğini ve okunup okunmadığını takip edebiliyorsunuz.

    GRUP SOHBETLERİNİ SESSİZE ALIN

    Çenesi düşük arkadaş gruplarınızdan veya kişilerden sıkıldığınızda, "Grup bilgisi"ni açarak, grup konuşmanızı sekiz saat, bir hafta veya bir yıl boyunca sessizleştirebilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken konuşma ekranı açıkken grup veya kişi isminin yazılı olduğu tepedeki kısma dokunmanız ve açılan ekranda "sessize al" seçeneğine tıklamanız.

    PARANIZ CEBİNİZDE KALSIN

    "Ayarlar"lardan "Veri Kullanımı"na tıklayarak, "Medyanın otomatik olarak indirilmesi" ayarlarını değiştirebilirsiniz. "Mobil veri kullanırken" düğmesine tıklayarak, verilerin wifi'sız ortamlarda indirilmesi opsiyonunu kapatabilir, ve telefon faturanızı azaltabilirsiniz.

    OTOMATİK YÜKLEMELERİ DURDURUN

    Telefonuzun fotoğraf galerisinde utanç verici resimler olmasını istemiyorsanız WhatsApp'ın otomatik yükleme özelliğini kapatabilirsiniz. Bunun için sohbet ayarlarında "Gelen medyayı kaydet" i kapatarak fotoğrafların ve diğer medyanın otomatik indirme işlemlerini durdurabilirsiniz.

    REFERANS İÇİN ÖNEMLİ MESAJLARI İŞARETLEYİN

    Önemli bir mesajı bulmak için yüzlerce iletiyi geriye doğru kaydırmak çok uzun sürebilir. Ama eğer o mesaja yıldızla işaretlerseniz (Yani favorilerinize kaydederseniz) hem sizin işiniz kolaylaşır, hem de mesajlaştığınız kişinin bundan haberi olmaz.

    Bir mesaja yıldız eklemek için tek yapmanız gereken mesajın üstünü basılı tutmak ve çıkan yıldız simgesini seçmek. Daha sonra sohbetin üzerine dokunup "Yıldızlı mesajlar"ı seçerek işaretlediğiniz tüm mesajları görebilirsiniz.

    DİZÜSTÜ WHATSAPP

    WhatsApp'ı bilgisayardan açarak artık işyerinizde istediğiniz kadar mesajlaşmanız mümkün. Bilgisayarınızdan Web.whatsapp.com adresine girdikten sonra telefonunuzdaki WhatsApp'inizden alacağınız QR kodu ile sohbetlerinizi bilgisayar ekranına taşıyabilirsiniz.

    GRUP KONUŞMA TARAMASI

    Eğer daha önce bir grup konuşmasında bulunduysanız, bu konuşmalara verilen isimlerin ne kadar saçma olabileceğini biliyorsunuzdur. Artık grup konuşmalarının isimlerini aklınızda tutmanıza gerek yok. Eski bir grup konuşmasını bulmak için tek yapmanız gereken konuşmanın içinde kimlerin olduğunu hatırlamak.

    Herhangi bir konuşmada kişinin isminin üstüne tıklayarak daha önce beraber içinde bulunduğunuz bütün grup konuşmalarını görebilirsiniz.

    FAVORİ SOHBETLERİNİZİ UYGULAMANIN TEPESİNE KOYUN

    Şu anda yalnızca beta halinde bulunan bu özellik sayesinde bir konuşmayı sohbetler listenizin en üstüne koymanız mümkün. Tek yapmanız gerek sohbete basılı tutarak, ekranda beliren 'pin' opsiyonunu seçmek.

    KALIN, ÜSTÜ ÇİZİLİ VE İTALİK (HENÜZ BETA AŞAMASINDA)

    Mesajlarınızı kalın, üstü çizili veya italik yapmak isterseniz tek yapmanız gerek yazdığınız metni seçip, araç çubuğundaki üç nokta simgesine dokunarak istediğiniz formatlamayı seçmek.

    WhatsApp'ın nu özelliği şimdilik sadece beta halinde var olsa da, çok yakında herkes tarafından kullanılabilecek.

    Popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp'ta sizi engelleyen kişiye mesaj atmanın yöntemi bulundu.

    Quora'da yer alan habere göre, yapmanız gereken WhatsApp aboneliğini iptal etmek. Yeniden hesap oluşturduğunuzda sizi engelleyen kişinin koyduğu engel kalkmış oluyor.

    Ancak aboneliği iptal edince tüm gruplardan çıkış yapmış oluyorsunuz.

    • Like 2

  8. Stephen Hawking hayatını kaybetti

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    Dünyaca ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking 76 yaşında hayatını kaybetti.

    Motor nöron hastalığına rağmen çalışmayı hiç bırakmayan "Ünlü Fİzikçi" sabaha karşı yaşamını yitirdi.

    AİLESİ DÜNYACA ÜNLÜ FİZİKÇİNİN CAMBRİDGE'DEKİ EVİNDE YAŞAMINI YİTİRDİĞİNİ BİLDİRDİ

    Dünyaca ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking 76 yaşında hayatını kaybetti.

    Ailesi tarafından yapılan açıklamada, Hawking'in Cambridge'deki evinde bu sabaha karşı yaşamını yitirdiği bildirildi.

    Hawking geçen yıl İngiliz kamu yayın kuruluşu BBC'ye verdiği röportajda 75 yaşına kadar yaşayacağını hiç düşünmediğini, birikimini halen yansıtabildiği için kendisini şanslı hissettiğini dile getirmişti.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    HAYATINI KAYBEDECEĞİ SÖYLENMİŞTİ ANCAK 54 YIL DAHA ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRDÜ

    21 yaşındayken motor-nöron hastalığı teşhisi konulduğunu ve iki ya da üç yıl içinde hayatını kaybedeceğinin söylendiğini belirten Hawking, bundan 54 yıl sonra daha güçsüz ve tekerlekli sandalyede olsa da hala çalıştığını ve bilimsel makaleler ortaya koyduğunu anlatmıştı.

    Çalışmalarını ailesi ve arkadaşlarından yardımlar alarak birçok zorlukla yaptığına değinen Hawking, hayalinin motor-nöron hastalığını tamamen iyileştirecek bir tedavi veya en azından bir gelişme yaşanması olduğunu ifade etmişti.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    Ünlü İngiliz bilim adamı Stephen Hawking, kuantum fiziği ve kara delikler üzerine yaptığı geniş kapsamlı çalışmalarla tanınıyordu.

    Vücudunun neredeyse hiçbir kısmını kullanamayan, kendisi için özel olarak geliştirilen bilgisayar sistemine sadece yanak kaslarından biriyle komut veren Hawking, bu şekilde günde yaklaşık 2 bin 500 kelimeyle iletişim kuruyor ve bilimsel çalışmalarını sürdürüyordu.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    Araştırmaları 40'ın üzerinde dile çevrilen Hawking, bilim çevrelerinde Albert Einstein'dan sonraki en büyük dahi olarak görülüyor.

    Hawking'in hayatı 2015'te gösterime giren "Her Şeyin Teorisi" adlı filme de konu olmuştu.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    STEPHEN HAWKING'IN HAYATI

    Stephen Hawking, 8 Ocak 1942'de ailesinin Londra'daki Alman bombardımanından kaçarak geldiği Oxford'da dünyaya geldi.

    Babası da araştırmacı biyolog olan Hawking, Oxford'da fizik alanında lisansını bitirdikten sonra Cambridge üniversitesinde kozmoloji üzerine lisansüstü araştırması yaptı.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    GENÇ YAŞLARINDA MOTOR NÖRON HASTALIĞINA SAHİP OLDUĞUNU ÖĞRENDİ

    Genç yaşlarında ata binmek ve kürek çekmekten hoşlanıyordu ancak Cambridge döneminde motor nöron hastalığına sahip olduğu teşhisi konuldu. İlk eşi Jane ile 1964'te evlenme hazırlığı yaparken, doktorlar Hawking'e 2 ya da 3 yıl daha ömür biçiyordu.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    Ancak hastalık beklenenden çok daha yavaş ilerledi. 1988 yılına geldiğimizde çiftin üç çocuğu vardı ve Hawking'in 'Zamanın Kısa Tarihi' isimli kitabı 10 milyon kopyadan fazla sattı.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    1995'te ilk eşi Jane'de ayrılarak hemşirelerinden biriyle evlenen Hawking, 2001'de Cambridge Üniversitesi'nden matematik profesörlüğü yaparken, ikinci kitabı olan Ceviz Kabuğundaki Evren'i çıkardı.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    2009'da Hawking, Birleşik Devletler'in en yüksek sivil rütbesi olan Başkanlık Hürriyet Madalyası ile ödüllendirildi.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    "EĞER UZAYA GİDİLMEZSE İNSAN IRKININ GELECEĞİ OLMAYACAK"

    2007 yılında, içerisinde özel olarak yer çekimsiz ortam oluşturulan bir uçakta ağırlıksız olmayı deneyen ilk felçli insan oldu. Bu denemeyi insanları uzay yolculuğuna özendirmek için yaptığını belirten Hawking, "Dünyadaki yaşamın nükleer savaş veya ölümcül bir virüs gibi tehlikeler nedeniyle yok olma riskinin giderek arttığına inanıyorum. Bence, eğer uzaya gidilmeyecekse insan ırkının bir geleceği olmayacak. Bu yüzden uzaya olan ilgiyi teşvik etmeye çalışıyorum" ifadelerini kullanmıştı.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    76 yaşında hayata gözlerini kapayan Stephen Hawking'in hayatı 2014 yapımı The Theory of Everything (Her Şeyin Teorisi) isimli filmle beyaz perdeye yansıtılmıştı.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    Hawking, Albert Einstein'in doğum gününde yaşamını yitirdi.

    Stephen Hawking hayatını kaybetti

    https://www.sabah.com.tr/galeri/dunya/stephen-hawking-hayatini-kaybetti

    • Like 2
    • Sad 1

  9. D vitamini eksikliği olanları bekleyen büyük tehlike!

    D vitamini eksikliği olanları bekleyen büyük tehlike!

    Özellikle mevsim geçişlerinde çocukların sık hastalanmasının en büyük sebebi D vitamini eksikliği. D vitamini eksikliği ile başa çıkma yollarını ve çocukları bekleyen riskleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hilal Mocan anlattı. İşte D vitamini eksikliğinin nedenleri ve riskleri…

    Mevsim geçişlerinde hastalıklar artıyor, bağışıklık sistemleri zayıflayan çocukların enfeksiyon riskleri yükseliyor. Bu aylarda güneşin etkisinin de yetersiz olması nedeniyle D vitamini alımı azalıyor. D vitamini, vücudumuzu bulaşıcı hastalıklardan koruyan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde büyük önem taşıyor. Eksikliğinde hastalıklara karşı direnç düşüyor. D vitamini, çocukların büyüme, gelişme ve kemik sağlığı için de büyük önem taşıyor.

    Eksikliği kemik hastalıklarına yol açıyor!

    D vitamini vücutta kalsiyum dengesini düzenler, kemik mineral yapısını oluşturur, bağışıklık sistemini güçlendirir. Eksikliğinde çocuklarda büyüme ve gelişme etkilenebilir. Ciddi bir metabolik kemik hastalığı olan raşitizm (rikets) ortaya çıkabilir. Bebeklerde D vitamini eksikliğinde bağırsaktan kalsiyum emilimi azalıp kan kalsiyum düzeyi düşerse hipokalsemik havaleler olabilir ve kas güçsüzlüğüne yol açar. Yorgunluk ve bitkinlik görülür.

    Mevsim geçişlerine dikkat!

    D vitamini sentezinin en çok sağlanabildiği 10.00-15.00 saatleri arasında güneşte yeterince kalınsa da kış aylarında ve mevsim geçişlerinde yeterli D vitamini sentezi yapılamadığından çocuklara özellikle Ekim-Nisan ayları arasında D vitamini takviyesi verilmesi uygundur. D vitamini içeren balıklar (somon, ton, sardalya, makarel gibi yağlı balıklar), yumurta sarısı, süt, brokoli, maydanoz D vitamini yönünden zengin olmasına rağmen günlük D vitamini ihtiyacını karşılayamaz. Bu nedenle 1 yaşından küçük bebeklere günde 400 ünite, 1-18 yaş arası çocuklara günde 600 ünite katkı maddesi önerilmektedir.

    Saf zeytinyağı tercih edilmeli!

    Bu vitaminlerin farklı formları bulunmakla beraber annelerin özellikle ilaç kullanımında dikkat ettiği katkı maddesi ve BHA içermeyen D vitamini seçenekleri bulunmaktadır. Son dönemlerde sprey formu gibi basit kullanımlı, saf zeytinyağı içinde sunulan D vitaminleri de tercih edilmektedir. Ancak bu takviyelerin doktor kontrolünde olması uygundur. Çünkü gereğinden fazla alınan D vitamini istenmeyen yan etkilere yol açabilir.


  10. Kadınlara özel “kendine iyi bak” tüyoları!

    Kadınlara özel “kendine iyi bak” tüyoları!

    İstatistikleri göre Türkiye nüfusunun neredeyse yarısını kadınlar oluşturuyor. Doğuştan beklenen yaşam süresine bakıldığında ise kadınların 80, üstelik 7 yılla erkeklerden yaklaşık 5,7 yıl daha uzun süre yaşıyor. Uzun yaşam kadar sağlıklı ve kaliteli yaşamın da önemi bilinmesine rağmen, kadınlarımızın çoğu çocukları ve sevdiklerinin sağlıklarına gösterdikleri özeni kendileri için göstermiyor. Ancak hayatın kaynağı kadınlarımızın sağlığı, güçlü bir toplumun da temelini oluşturuyor. Çünkü artık hastalıklarla ilgili kodlarımız daha anne karnında oluşmaya başlıyor.

    Bu doğrultuda Göz Hastalıkları uzmanı Dr. Nesrin Bozkurt'un yaptığı "Kendine İyi Bak" başlıklı bir söyleşi düzenlendi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Başak Baksu ve Dr. Jale Dal Ağca, Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Yasemin Tütüncü, Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman ve Aile Hekimliği Uzmanı Check up Sorumlusu Dr. Suna Tuzcu'nun konuşmacı olarak katıldığı söyleşide kadınların en sık karşılaştıkları sağlık sorunları hakkında bilgi verildi. Uzmanlar, kadın sağlığının temelinde, düzenli kontrol, sağlıklı beslenme ve hareketli bir yaşam tarzının bulunduğuna işaret etti.

    ARTAN İNSÜLİN DİRENCİNE DİKKAT!

    Bugün toplum genelinde olduğu gibi kadın hastalıkları söz konusu olduğunda da obezite, diyabet, kalp hastalıklarının ilk sıralarda yer aldığı görülüyor. Bu sorunların ortaya çıkmasında ise endokrin bozukluklarının önemli rol oynadığını hatırlatan Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Yasemin Tütüncü, özellikle son yıllarda kilo artışına bağlı olarak insülin direnci sorununun kadınlarda görülme sıklığının arttığına işaret etti. Diyabetin ayak sesleri olarak da gösterilen insülin direncine karşı, doğru beslenme, düzenli hareket gibi yaşam tarzı değişikliklerini gerektiren önlemler alınmazsa diyabete zemin hazırlanmış oluyor. Dolayısıyla açlık kan şekeri değerinin 100'ün üzerine çıkması halinde tehlike çanlarının da çalmaya başladığını söyleyen Dr. Yasemin Tütüncü, "Tanı koymada son derece önemli olan şeker yükleme testinin hiçbir zararı bulunmuyor. Çünkü bu test sırasında sadece iki dilim baklavadaki kadar şeker alınıyor" diye konuştu.

    Ülkemizdeki kadınların bir diğer önemli sorunu olan iyot eksikliği konusunda da bilgi veren Dr. Yasemin Tütüncü, "Her ne kadar iyotlu tuz kullanma yönünde bir politikamız olsa da ne yazık ki tuzu yanlış kullanma nedeniyle iyot etkisini kaybediyor. Bunu önlemek için tuz kesinlikle ışık geçirmeyen ve kuru ortamda saklanmalı ve yemeklerin tuzu da mutlaka piştikten sonra eklenmeli" dedi.

    HER 10 KADINDAN 3'ÜNÜN SORUNU

    Kadınları hekime getiren nedenlerin başında adet düzensizliği ve vajinal kanamalar geliyor. Bu durumun altında basit miyomlardan yumurtalık kanseri gibi çok daha ciddi sorunlara kadar birçok neden yatabildiği için mutlaka dikkate almak gerekiyor. Türkiye'de kadınları ilgilendiren bir diğer yaygın sorunun polikistik over sendromunun adeta salgın hastalık gibi ilerlediğini anlatan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Jale Dal Ağca, "Bugün tedavi edilebilir infertilitenin de en önemli nedenini oluşturan bu sorunla karşı karşıya kalan kadınlarda, kaygı ve anksiyetenin de daha fazla olduğu görülüyor. Polikistik over sendromunun üstesinden gelmek için mutlaka kilo vermek ve yaşam tarzını değiştirmek gerekiyor. Özellikli ergenlik dönemine fazla kiloyla giren kız çocuklarda, gelecekte bu ve benzeri birçok sorunu yaşama ihtimalinin arttığı biliniyor. Dolayısıyla bu çocuklarda fazla kilonun önüne geçebilmek için gerekli önlemleri almak önem taşıyor" dedi.

    Konuşmasında kadınlarda artan sigara oranları ve buna bağlı oluşan risk faktörlerine de dikkat çeken Dr. Jale Dal Ağca, sigara kullanımın menopoz yaşını da 2 yıl erkene çektiğini ifade etti.

    DİYET YAPARKEN RÜZGARA KARŞI KÜREK ÇEKMEYİN

    Kadını en fazla meşgul eden sorunların başında yer alan kilo vermek konusunda bilgi veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şunları anlattı: "Ülkemizde de ne yazık ki kişiler sağlıklı beslenmeyi bir yaşam tarzı olarak benimsemek yerine, 'yaz diyeti, evlilik öncesi diyet' gibi farklı dönemlerde kilo vermek uğruna yanlış, popüler diyetlere yöneliyor. Oysa herkes için uygulanan beslenme programları birbirinden farklı olmalıdır, çünkü herkesin yaşam tarzı birbirinden farklıdır. Beslenme programının kişinin yaşam tarzına uygun, onu tok tutacak ve sosyal ortamlarından alıkoymayacak şekilde planlanması gerekir. Beslenme planı kişinin yaşam dinamiklerine ne kadar uyum sağlarsa, kişi için o kadar sürdürülebilir olur. Bu sayede kişi hem motivasyonunu yitirmeden kilo verme sürecini devam ettirebilir, hem de kilo koruma sürecinde de zorlanmaz. Bunun yanında diyete başlamadan önce kilo sorununa neden olabilecek, insülin direnci, D vitamini eksikliği, kansızlık, tiroid bezinin yetersiz çalışması gibi tüm parametrelere de bakmak gerekli. Aksi takdirde bilgisizce yapılan bu diyetlerin rüzgara karşı kürek çekmekten farkı olmaz. Yani, ya hiç kilo verilemez, ya da verilenler kısa sürede geri alınılır."

    GEBELİK TAKİBİNE GEBE KALMADAN BAŞLANMALI

    Ülkemizde kadın hastalıkları ve doğum uzmanına gerekmedikçe gidilmediğini işaret eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Başak Baksu, "Ama konu gebelik olunca akan sular duruyor. Bebek dünyaya geldikten sonra ise yine eski düzene geri dönülüyor ve yılda bir kez bile kadın doğum uzmanına gitmek erteleniyor. Ancak sağlıklı bebekler, dolayısıyla çocuklar için önce kadının sağlıklı olması gerekiyor. Bu yüzden anne adayları gebelik öncesi danışmanlık alması son derece önemli. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile doğurganlığı ve gebelik sonuçlarına yönelik sosyal, davranışsal, çevresel ve biyomedikal risklerin belirlenir. Anne adayının yaşı, tıbbi özgeçmiş ve soygeçmişi sorgulanır, fizik muayenesi ve gerekli tetkikleri yapılır. Böylece, gebe kalmadan önce eğitim, danışmanlık ve mümkün olan müdahaleler ile bu risklerin en aza indirgenmesi mümkün olur. Anne karnındaki bebeğin ilk organ gelişim ve farklılaşma dönemi, gebeliğin ilk 8 haftası olduğundan, örneğin folik asid ve ülkemiz için önerilen iyot takviyesine gebelik öncesi başlanması, aşısı olmayana kızamıkçık ve hepatit B aşısı yapılması gibi uygulamaların gebelik öncesi yapılması çok önemlidir. Gebelik sırasında bebeğin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için rezervlerin doldurulması gerekir. Sorunsuz bir gebelik süreci ve sağlıklı bir çocuk sahibi olma şansının arttırılması için gebelik öncesi danışmanlık, gebelik takibi sırasında yapılacak danışmanlıktan çok daha önemli ve etkindir" diye konuştu . Doğumdan ölüme bir insan ömrü boyunca kadınların hep yanında olan tek branşın kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olduğunu kadınların hep hatırlamaları gerektiğini ekledi.

    BİRÇOK SORUN DÜZENLİ SAĞLIK KONTROLLERİNDE ORTAYA ÇIKIYOR

    Bugün böbrek hastalıklarından tansiyona kadar birçok hastalığın düzenli sağlık kontrolleri sırasında tesadüfen ortaya çıktığını söyleyen Aile Hekimliği Uzmanı Check up Sorumlusu Dr. Suna Tuzcu, "İnsanlar bazı hastalıkları olduğunun farkında olmadan yaşamaya devam ediyor. Ve önemli hastalıklar da ancak ilerleyip belirtileri artınca tespit edilebiliyor. Bu nedenle düzenli yapılacak kontroller sağlıklı, kaliteli yaşamın anahtarı olarak görülmeli ve 20 yaşından itibaren de kadının sahip olduğu risklere göre eklenecek testlerle kontroller ömür boyu sürdürülmeli" diye konuştu.

    Kadınların 40 yaşından itibaren düzenli mamografi yaptırmalarının da önemine işaret ederek, kadınların düzenli mammografi yaptırdığı ülkelerde meme kanserinden ölüm oranlarında ortalama yüzde 30 azalma olduğunu hatırlattı.


  11. Kefir diyeti haftada 4 kilo verdiriyor!

    Kefir diyeti haftada 4 kilo verdiriyor!

    Kefirin faydaları saymakla bitmiyor. Kefirin faydalarından en önemlisi; sağlıklı kilo verdirmesidir. Kilo vermek ve metabolizmanızı hızlandırmak istiyorsanız bir haftada 4 kilo verdiren kefir diyeti tam size göre. İşte kefir diyetinin ayrıntıları…

    Kefir kaç kalori?

    İyi bir kalsiyum kaynağı olan kefir, sağlıklı bir vücut için gerekli olan vitamin A ve karbonhidratlar açısından oldukça zengindir. Kefir düşük kalorisiyle yemeklerin yanında iyi bir içecek olarak tüketilebilir. 1 bardak kefirde 100 kalori vardır.

    Bir haftada 4 kilo verdiriyor!

    Yedi günlük kefir diyeti ile vücut sisteminizi temizleyecek ve kendinizi daha sağlıklı hissedeceksiniz. Diyet programı protein ağırlık olduğundan yediğiniz yiyecekler de daha fazla kalori yaktıracak.

    En az 10 bardak su…

    Bu kefir diyetine sadık kaldığınız takdirde bir hafta en az 2 ile 4 kilo verebilirsiniz. Kilosu fazla olanların daha fazla kilo vereceğini göz önünde bulundurun. Kefir diyetisüresince günde en az 10 bardak su içecek ve her gün yarım litre kefir tüketeceksiniz.

    Tek yapmanız gereken şey…

    Kilo sorunu yaşayanlar daha çok bağırsakları düzenli bir şekilde çalışmayan kişilerdir. Kefir bağırsakların çok güzel bir şekilde çalışmasını sağladığı için zayıflamak isteyenlerin en çok başvurması gereken besinler arasında yer alır. Kilo vermek istiyorsanız yediğiniz öğünlere dikkat etmelisiniz. Yediklerinizi sınırlandırdıktan sonra tek yapmanız geeken şey; sabah ve akşam bir bardak kefir içmektir.


  12. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'ndan sağlıklı beslenme önerileri

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'ndan sağlıklı beslenme önerileri

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu hastalıkların beslenme ile alakalı ilişkisine dikkat çekerek, sağlıklı beslenme ile alakalı önemli bilgiler verdi.

    Dikkat dağınıklığı, çabuk sinirlenme arkasında yatan sebeplerden bahseden Saraçoğlu, en büyük sebebin ekmek olduğunu belirterek, dikkat dağınıklığına karşı taze sıkılmış havuç suyunun içilmesi gerektiğini söyledi. Problemli ciltlerden bahseden Saraçoğlu, sivilce kurutmanın doğal yöntemlerini aktardı.

    SİVİLCE İÇİN SOĞAN

    Prof. Dr. Saraçoğlu, sivilce kurutmak için soğanın kesilerek üzerine sürülmesini gerektiğini, gözenekler için mısır tüketmek gerektiğini vurguladı.

    BAŞ AĞRISININ NEDENİ TATLI TÜKETİMİ 

    Baş ağrısındaki en büyük etkinin ise yüksek miktarda tatlı tüketimi olduğunu kaydeden Saraçoğlu, migreni olanların biberiye çayı tüketmesi gerektiğini bildirdi. Saraçoğlu, Merkezi sinir sistemi hastalığı olan ve son zamanlarda toplumdaki bilinirliği artan MS hastalığının ortaya çıkışından bahsederek, Anadolu buğdayının kullanılması gerektiğini söyledi.

    ÖDEM İÇİN KURUTULMUŞ KİRAZ SAPI

    Vücudun ödem yapmasını engellemek için kurutulmuş kiraz sapını öneren Saraçoğlu, selülit için bol su içilmesine dikkati çekti.

    TANSİYON VE KOLESTROL İÇİN 'LİMON, MAYDANOZ VE SARIMSAK'

    Sinüzit, romatizma, alerji, tansiyon, vertigo, şeker hastalığı, bel ve boyun fıtığı gibi konular üzerinde konuşan Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, tansiyon ve kolesterol için maydanoz limonla sarımsak tüketilmesi gerektiğini kaydeden Saraçoğlu, sağlıklı yaşam hakkında bilgiler aktaran Saraçoğlu, katılımcılardan gelen soruları da yanıtladı.

×
×
  • Create New...