Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,388
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    228

Posts posted by Renan


  1. Kefir diyeti haftada 4 kilo verdiriyor!

    Kefir diyeti haftada 4 kilo verdiriyor!

    Kefirin faydaları saymakla bitmiyor. Kefirin faydalarından en önemlisi; sağlıklı kilo verdirmesidir. Kilo vermek ve metabolizmanızı hızlandırmak istiyorsanız bir haftada 4 kilo verdiren kefir diyeti tam size göre. İşte kefir diyetinin ayrıntıları…

    Kefir kaç kalori?

    İyi bir kalsiyum kaynağı olan kefir, sağlıklı bir vücut için gerekli olan vitamin A ve karbonhidratlar açısından oldukça zengindir. Kefir düşük kalorisiyle yemeklerin yanında iyi bir içecek olarak tüketilebilir. 1 bardak kefirde 100 kalori vardır.

    Bir haftada 4 kilo verdiriyor!

    Yedi günlük kefir diyeti ile vücut sisteminizi temizleyecek ve kendinizi daha sağlıklı hissedeceksiniz. Diyet programı protein ağırlık olduğundan yediğiniz yiyecekler de daha fazla kalori yaktıracak.

    En az 10 bardak su…

    Bu kefir diyetine sadık kaldığınız takdirde bir hafta en az 2 ile 4 kilo verebilirsiniz. Kilosu fazla olanların daha fazla kilo vereceğini göz önünde bulundurun. Kefir diyetisüresince günde en az 10 bardak su içecek ve her gün yarım litre kefir tüketeceksiniz.

    Tek yapmanız gereken şey…

    Kilo sorunu yaşayanlar daha çok bağırsakları düzenli bir şekilde çalışmayan kişilerdir. Kefir bağırsakların çok güzel bir şekilde çalışmasını sağladığı için zayıflamak isteyenlerin en çok başvurması gereken besinler arasında yer alır. Kilo vermek istiyorsanız yediğiniz öğünlere dikkat etmelisiniz. Yediklerinizi sınırlandırdıktan sonra tek yapmanız geeken şey; sabah ve akşam bir bardak kefir içmektir.


  2. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'ndan sağlıklı beslenme önerileri

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'ndan sağlıklı beslenme önerileri

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu hastalıkların beslenme ile alakalı ilişkisine dikkat çekerek, sağlıklı beslenme ile alakalı önemli bilgiler verdi.

    Dikkat dağınıklığı, çabuk sinirlenme arkasında yatan sebeplerden bahseden Saraçoğlu, en büyük sebebin ekmek olduğunu belirterek, dikkat dağınıklığına karşı taze sıkılmış havuç suyunun içilmesi gerektiğini söyledi. Problemli ciltlerden bahseden Saraçoğlu, sivilce kurutmanın doğal yöntemlerini aktardı.

    SİVİLCE İÇİN SOĞAN

    Prof. Dr. Saraçoğlu, sivilce kurutmak için soğanın kesilerek üzerine sürülmesini gerektiğini, gözenekler için mısır tüketmek gerektiğini vurguladı.

    BAŞ AĞRISININ NEDENİ TATLI TÜKETİMİ 

    Baş ağrısındaki en büyük etkinin ise yüksek miktarda tatlı tüketimi olduğunu kaydeden Saraçoğlu, migreni olanların biberiye çayı tüketmesi gerektiğini bildirdi. Saraçoğlu, Merkezi sinir sistemi hastalığı olan ve son zamanlarda toplumdaki bilinirliği artan MS hastalığının ortaya çıkışından bahsederek, Anadolu buğdayının kullanılması gerektiğini söyledi.

    ÖDEM İÇİN KURUTULMUŞ KİRAZ SAPI

    Vücudun ödem yapmasını engellemek için kurutulmuş kiraz sapını öneren Saraçoğlu, selülit için bol su içilmesine dikkati çekti.

    TANSİYON VE KOLESTROL İÇİN 'LİMON, MAYDANOZ VE SARIMSAK'

    Sinüzit, romatizma, alerji, tansiyon, vertigo, şeker hastalığı, bel ve boyun fıtığı gibi konular üzerinde konuşan Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, tansiyon ve kolesterol için maydanoz limonla sarımsak tüketilmesi gerektiğini kaydeden Saraçoğlu, sağlıklı yaşam hakkında bilgiler aktaran Saraçoğlu, katılımcılardan gelen soruları da yanıtladı.


  3. İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    Kuzey Moğolistan'da yaşayan göçebe Dukha'ları araştıran fotoğrafçı Hamid Sardar Afkhami onların günlük yaşantılarını fotoğrafladı.

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    Dukhalar, Moğolistan'da 10 bin yıldır varlığını sürdürüyor. Dukhalar ren geyiği yetiştiriyor ve Türkçe ile aynı aileden gelen bir dili konuşuyor. İşte o fotoğraflar...

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    Günümüzden 10 bin yıl önceki yaşam tarzıyla hayatlarını sürdüren Dukhalar'ın inandıkları din ise Şamanizm.

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    Moğolistan'a Tuva'dan gelen, avlarını paylaşan, ormanlardan yemiş toplayan, doğayla uyumlu ortaklaşmacı bir toplum olan Dukhalar, Sayan Dağları'nda yaşayan ve nesli hızla tükenen Ren geyikleriyle birlikte göçebe olarak yaşıyor.

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    Harvard Üniversitesi'nde Çin-Tibet Dilleri üstüne doktora yapan Sardar-Afkhami; Dukha halkının yok olamaya yüz tutan yaşam tarzlarını keşfedip, ölümsüzleştirdi ve muazzam fotoğrafların yanı sıra bu halkı konu alan bir belgesel de hazırladı.

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    Ren geyiklerinin sütü ve peyniriyle, topladıkları yaban yemişleriyle beslenen bu topluluğun Türk dilini konuşması dikkat çekiyor.

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    Ren geyikleri besliyor, karlı ormanlara onlarla gidip avlanıyor ve yiyecek buluyorlar. Ormandan topladıkları bazı şeyleri de en basit ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çevre köylerde satıyorlar.

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    Dünyada artık çok az insanın yaptığı ve nesilden nesile geçen kartallarla avlanma geleneğine de burada hala rastlamak mümkün. "Kartalla avlanan avcı" olmak yalnızca bir ünvan değil, bir yaşam tarzının da simgesi… Bu avcılar kartallar sayesinde tilki veya marmot gibi daha küçük hayvanları avlıyor.

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

    İşte Kayıp Türkler! 10 bin yıl önceki hayatı yaşıyorlar...

     

     

    • Like 1

  4. Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    Sosyal medya fenomeni olmak isteyen birçok insan var. Amerikalı Lissette Calveiro da bu kişilerden biriydi. Genç kadın fenomen olmak isterken binlerce dolarlık borç batağına saplandı.

    Instagram, YouTube gibi platformlarda ünlenmek para kazanma aracı olurken bu durum milyonlarca doların kazanıldığı yeni bir mesleğin doğmasına da neden oluyor: Sosyal medya fenomenliği.

    Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    Sosyal medya fenomenliği, çağımızın en gözde mesleklerinden birisi haline geldi. Bu kullanıcılar sosyal medya platformları üzerinden yayınladıkları içerik ile hatırı sayılır gelirler elde ediyor.

    Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    Sosyal medya fenomeni olmak için yola çıkan ABD'li kadın için ise işler pek de istediği gibi gitmedi.

    Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    NTV'nin haberine göre 26 yaşındaki Lissette Calveiro, Instagram fenomeni olmak isterken borç batağına saplandı.

    Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    ABD basınına konuşan Calveiro, ilgi çekebilmek için gösterişli bir hayat tarzı sürdürmek için bütçesinin çok üstünde para harcadığını belirtti.

    Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    Calveiro sosyal medya fenomeni olmak için 10 bin dolar borca girmesine rağmen bu amacına ulaşamadı.

    Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    Genç kadın sosyal medyada günün konusu olmak isterken basında kendisine geniş yer buldu.

    Sosyal medya fenomeni olmak isterken binlerce dolar borca girdi!

    https://www.sabah.com.tr/galeri/teknoloji/sosyal-medya-fenomeni-olmak-isterken-binlerce-dolar-borca-girdi

     

    • Like 2

  5. Protein ve kas ilaçları kullanan milli sporcu antrenmanda öldü

    Protein ve kas ilaçları kullanan milli sporcu antrenmanda öldü

    Adana'da protein ve kas ilaçları kullanan milli sporcu Cengiz Aydoğan, antrenman yaparken hayatını kaybetti. 2012 yılında bilek güreşi müsabakasında Türkiye birincisi olan Aydoğan, önümüzdeki günlerde yine Türkiye genelinde yapılacak bilek güreşi turnuvasına hazırlanıyordu.

    Edinilen bilgiye göre olay, 5 Mart günü Çukurova ilçesine bağlı Güzelyalı Mahallesi'nde meydana geldi. 2012 yılında bilek güreşi müsabakasında Türkiye birincisi olan milli sporcu Cengiz Aydoğan (39), önümüzdeki günlerde yine Türkiye genelinde yapılacak bilek güreşi turnuvasına katılmak için kendi spor salonunda antrenman yapmaya başladı. Aydoğan bir süre çalıştıktan sonra saat 14.00 gibi rahatsızlanarak yere düştü. Spor salonunun doktoru, Aydoğan'a müdahale etti ancak yeterli olmayınca olay yerine gelen ambulansla milli sporcu hastaneye kaldırıldı. Aydoğan hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    PROTEİN VE KAS İLAÇLARINA BAĞLI KALP KRİZİ

    Doktor tarafından Aydoğan'ın ölümü şüphe uyandırınca, polis konuyu araştırmaya başladı. Polisin yaptığı araştırmada sporcunun protein ve kas ilaçları kullandığını, son zamanlarda fazla kilo aldığı için nefes almakta zorlandığını tespit etti. Ayrıca Aydoğan'ın önümüzdeki günlerde katılacağı müsabakalar için yoğun antrenman yaptığı da öğrenildi. Aydoğan'ın cenazesi otopsi yapılmak üzere adli tıp kurumu morguna kaldırılırken, burada yapılan ön otopside de Aydoğan'ın kesin ölüm nedeninin kalp krizi olduğu, buna ise kullandığı protein ve kas ilaçlarının neden olduğunun tahmin edildiği öğrenildi. Ancak Aydoğan'ın kesin ölüm nedeni otopsinin sonuçlarında ortaya çıkacak.

    protein-ve-kas-ilaclari-kullanan-milli-sporcu-antrenmanda-oldu-1520579034845.jpg&mw=550

    ANNESİNİN AĞITLARI YÜREK YAKTI

    Aydoğan'ın cenazesi yakınları ve arkadaşları tarafından yapılan otopsinin ardından morgdan alındı. Anne Fatma Aydoğan ağıtlar yakarak gözyaşlarına boğuldu. Aydoğan'ın ağıtları adli tıp önünde bulunan herkesin yüreğini burktu.

    protein-ve-kas-ilaclari-kullanan-milli-sporcu-antrenmanda-oldu-1520579035951.jpg&mw=550

    Cengiz Aydoğan'ın cenazesi Mıdık mezarlığına götürülerek burada toprağa verildi. Kuzeni Mert Aydoğan ise kuzeninin yeni müsabakalara çok yoğun bir şekilde hazırlandığını, antrenman yaptığı sırada kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğini söyledi.

    https://www.sabah.com.tr/yasam/2018/03/09/protein-ve-kas-ilaclari-kullanan-milli-sporcu-antrenmanda-oldu

    • Like 1

  6. WhatsApp'tan Radikal Değişiklik

    WhatsApp'tan radikal değişiklik!

    Sosyal medya devi Facebook'un sahibi olduğu WhatsApp çok konuşulacak radikal bir değişikliğe hazırlanıyor.

    NTV'nin haberine göre popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp hafızalara kazınmış logosunu değiştirmeye hazırlanıyor.

    Geçtiğimiz dönemde iddiaları ortaya çıkan bu değişim WhatsApp'ın 2.18.74 beta sürümünde kullanıma girdi.

    Yeni güncellemeyi telefonlarına indiren kullanıcıların uygulamada gördüğü logo otomatik olarak değişecek.

    6 farklı logoyu kullanıma sunan WhatsApp kullanıcıların sahip olduğu ara yüze göre logoları otomatik olarak değiştirecek.

    Aynı yenilik sayesinde kullanıcılar istemeleri halinde logoyu kendileri de manuel olarak değiştirebilecek ve bu 6 opsiyon arasından seçim yapabilecek.

    Şu an beta kullanıcılarının kullanımına sunulan özellik, kısa bir süre sonra milyonlarca kullanıcının beğenisine sunulacak.

    WhatsApp bu adımı Google'ın geliştiricilerin kullanması için önerdiği çoklu logo sisteminin bir parçası olarak hayata geçirdi.

    Peki popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp'ın bütün özelliklerine hakim misiniz? İşte mutlaka bilmeniz gerek 10 WhatsApp özelliği...

    Mesajlarınızı kalın, üstü çizili veya italik yapmak isterseniz tek yapmanız gerek yazdığınız metni seçip, araç çubuğundaki üç nokta simgesine dokunarak istediğiniz formatlamayı seçmek. WhatsApp'ın nu özelliği şimdilik sadece beta halinde var olsa da, çok yakında herkes tarafından kullanılabilecek.

    WhatsApp'ta çok fazla emoji var, evet. Bazen doğru anda doğru emoji'yi bulmak çok zor olabiliyor. Artık istediğiniz emoji'yi kelime kullanarak aramanız mümkün olacak.

    Eğer sürekli konuşmalarınızı takip etmiyorsanız, küçük tik işaretlerinin maviye dönüştüğü anı kaçırabilirsiniz. Artık gönderdiğiniz mesajı basılı tutarak çıkan "Bilgi" opsiyonunu tıklayarak bir tikin ne zaman maviye dönüştüğünü görebilirsiniz.

    Çenesi düşük arkadaş gruplarınızdan sıkıldığınızda, "Grup bilgisi"ni açarak, grup konuşmanızı sekiz saat, bir hafta veya bir yıl boyunca sessizleştirebilirsiniz.

    "Ayarlar"lardan "Veri Kullanımı"na tıklayarak, "Medyanın otomatik olarak indirilmesi" ayarlarını değiştirebilirsiniz. "Mobil veri kullanırken" düğmesine tıklayarak, verilerin wi-fi'sız ortamlarda indirilmesi opsiyonunu kapatabilir, ve telefon faturanızı azaltabilirsiniz.

    Telefonuzun fotoğraf galerisinde utanç verici fotoğraflar olmasını istemiyorsanız WhatsApp'ın otomatik yükleme özelliğini kapatabilirsiniz. Bunun için sohbet ayarlarında "Gelen medyayı kaydet" i kapatarak fotoğrafların ve diğer medyanın otomatik indirme işlemlerini durdurabilirsiniz.

    Önemli bir mesajı bulmak için yüzlerce iletiyi geriye doğru kaydırmak çok uzun sürebilir. Ama eğer o mesaja yıldızla işaretlerseniz hem sizin işiniz kolaylaşır, hem de mesajlaştığınız kişinin bundan haberi olmaz. Bir mesaja yıldız eklemek için tek yapmanız gereken mesajın üstünü basılı tutmak ve çıkan yıldız simgesini seçmek. Daha sonra sohbetin üzerine dokunup "Yıldızlı mesajlar"ı seçerek işaretlediğiniz tüm mesajları görebilirsiniz.

    WhatsApp'ı bilgisayardan açarak artık işyerinizde istediğiniz kadar mesajlaşmanız mümkün. Bilgisayarınızdan Web.whatsapp.com adresine girdikten sonra telefonunuzdaki WhatsApp'ınızdan alacağınız QR kodu ile sohbetlerinizi bilgisayar ekranına taşıyabilirsiniz.

    Eğer çok ilginizi çekmeyen bir konu konuşuyorsanız, kendinize cevap vermeniz gerektiğini hatırlatmak için herhangi bir sohbeti "Okunmamış" olarak işaretleyebilirsiniz. Böylece konuşmanın yanında belirecek olan mavi nokta, size cevap vermeniz gerektiğini hatırlatabilir.

    Şu anda yalnızca beta halinde bulunan bu özellik sayesinde bir konuşmayı sohbetler listenizin en üstüne koymanız mümkün. Tek yapmanız gerek sohbete basılı tutarak, ekranda beliren 'pin' opsiyonunu seçmek.

     

    • Like 3

  7. Böbrek taşı riskine karşı 7 önlem!

    Böbrek taşı riskine karşı 7 önlem!

    Böbrek taşı hastalığının tedavisinde birçok seçenek bulunmakla birlikte genellikle hastanın durumuna, taşın yerine ve büyüklüğüne göre bir planlama yapılıyor. Böbrek taşının tekrarlama riskini en aza indirmenin yaşam tarzı değişikliği ve sağlıklı beslenme düzeni ile mümkündür.

    Prof. Dr. Abdullah Gedik, 8 Mart Dünya Böbrek Günü öncesinde, böbrek taşı oluşumu riskini en aza indirmenin 7 yolu hakkında şu bilgileri verdi:

    İÇTİĞİNİZ SU MİKTARINI ARTTIRIN

    Günlük olarak alınması gereken sıvı miktarı, kişiye ve iklime göre değişiklik gösterir. En doğrusu, günde 1.5- 2 litre idrar çıkışını sağlayacak miktarda sıvı tüketimidir. Ancak sıvı alımı günün her saatine yayılmalı belli bir bölümünde fazla tüketilmemelidir. Her saat başı bir bardak su, en pratik ve ideal olanıdır. Özellikle yemeklerde 2 saat kadar sonra 2 bardak su içilmelidir.

    YÜRÜYÜŞ VE EGZERSİZ YAPIN

    Büro memurlarında taş oluşum riski artmaktadır. Bu nedenle böbrek taşlarından korunmada günlük egzersizler taş oluşumunu engellemede etkili rol oynamaktadır Böbrek taşı oluşum riskini artıran önemli diğer bir faktör obezitedir. Bu nedenle kilo problemi yaşayan bireyler, kişiye özel beslenme programları ile ideal kilo seviyelerine ulaşmalıdır. Bu doğrultuda sağlıksız diyetlerden kaçınmak gerekir. Yüksek tansiyon da hastalar için taş oluşum riskini artırır. Hipertansiyon hastalarının ilaçlarını düzenli olarak kullanmaları ve tuz alımlarını sınırlandırmaları önemlidir.

    TAZE SIKILMIŞ MEYVE SULARINI TERCİH EDİN

    Evde yapılan limonata ve taze sıkılmış portakal, mandalina ve greyfurt suyu gibi C vitamini içeren meyve suları böbrek taşı oluşumunu engelleyecek içeceklerdir. Bu içeceklerde taş oluşumunu engelleyen inhibitör denilen ve sitrat yönünden zengin bir madde vardır. Vücutta sitratın eksik olması taş oluşma riskini artırır. Bu nedenle bu tür içeceklerin bolca tüketimi çok önemlidir. Ancak hazır ve kutulanmış olarak sıkılan meyve suları ile greyfurt suyu önerilmemektedir.

    LİF İÇERİĞİ YÜKSEK OLAN BESİNLERİ YİYİN

    Beslenme düzeninde besin çeşitliliği olmalıdır. Tek bir besinin fazla tüketiminden kaçınılmalıdır. Lif içeriği yüksek gıdalar tercih edilmelidir. Çünkü lifli besinlerden fakir olan beslenme sonucu oluşan kabızlık, taş oluşumunu da hızlandırmaktadır. Lif oranı yüksek sebzeler, meyveler ve kuru baklagiller gibi besinler kabızlığı engeller. Lifli gıdalar, besinlerin bağırsaktan geçiş sürecini kısaltır ve dolayısıyla taşların önemli bir kısmını oluşturan oksalatın emilimini azaltır.

    PROTEİN İÇERİKLİ BESİN TÜKETİMİNİ SINIRLAYIN

    Hayvansal proteinlerin tüketimi azaltılmalıdır. Kırmızı et, sakatat, tavuk gibi hayvansal besinlerin fazla miktarda alınması, taş oluşum riskini artırır. Bu nedenle protein alımı, bireysel olarak doğru hesaplanmalıdır. Günlük beslenme programında hayvansal ve bitkisel protein tüketimi dengelenmelidir. Bir öğünde fazla miktarda hayvansal protein tüketilirse, diğer öğünde sebze tercih edilerek denge sağlanmalıdır. Genel olarak bireylerin protein kısıtlaması yoksa 70 kg olan bir birey, günlük 70 gram protein tüketebilir.

    TUZ KULLANIMINA DİKKAT

    Yiyecekler az tuzlu olmalıdır. Fazla tuz tüketimi bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırır. Bu da böbreklere daha fazla miktarda kalsiyumun gelmesine neden olarak, taş oluşum riskinin artmasına neden olur. Bu nedenle çok tuzlu gıdalar tüketilmemelidir. Genetik olarak taş oluşumuna yatkın bireylerin günlük tuz tüketimi 3 - 5 gram (yaklaşık bir çay kaşığı) olmalıdır. Günlük beslenmede; sebze, meyve ve ekmekte tuz olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle sebze yemekleri ekstra tuz ilave edilmeden yapılmalıdır.

    TAŞ RİSKİNİ OLUŞTURAN BESİNLERİ SINIRLANDIRIN

    Böbrekte taş oluşumu yönünden en riskli maddelerden biri de oksalattır. Bu nedenle günlük beslenmede oksalattan zengin besinlerin çıkartılması gerekir. Böbrek taşıhastaları bazı besinlerin tüketimini sınırlandırmalıdır.

    İÇECEKLER: Çay, kahve ve alkol.
    SEBZELER: Ispanak, pazı, pancar, bamya, mısır, taze fasulye, patates, domates, soya, maydanoz, dereotu, ebegümeci, roka, tere otu.
    MEYVELER: İncir, ahududu, kırmızı erik, çilek, böğürtlen, kuş üzümü.
    KURUYEMİŞLER: Ceviz, fındık, badem, yer fıstığı.
    Susam, çikolata, kakao, hardal, soya.

    DÜZENLİ DOKTOR KONTROLÜ ÖNEMLİ

    Böbrek taşı hastalığı genetik geçiş özelliği gösteren ve tekrarlayıcı özelliğe sahip bir hastalıktır. Bu nedenle bütün önleyici tedbirlerin alınmasına rağmen taşın tekrar oluşma riski vardır. Taş hastalarında kalıcı böbrek hasarının oluşmasını önlemek için düzenli üroloji kontrolü yapılması gereklidir. 

    • Like 1

  8. Kanser olmak istemiyorsanız bu testleri yaptırın!

    Kanser olmak istemiyorsanız bu testleri yaptırın!

    Kadınların bazı sağlık taramalarını düzenli ve zamanında yaptırması hayat kurtarıyor. Bazı kanser türleri vücutta hiçbir belirti vermeden ilerlediği için sağlık problemi yoksa bile bu testlerin yaptırılması gerekiyor.

    Önleyici tedbir olarak yaptırmalısınız!

    Kanser tarama testleri, mamografi, tiroit, D vitamini düzeyi gibi testlerin ihmale gelmediğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Halime Kaya Sezer, kadınların düzenli olarak yaptırması gereken sağlık taramalarını anlattı. Henüz belirtilerine rastlanmayan bir hastalığı veya risk faktörünü ortaya çıkaran tarama testlerini yaptırmak için hastalanmayı beklemeniz gerekmiyor.

    Bir damla kan birçok şeyi söyler!

    Açlık kan şekeri, kan kolesterol düzeyleri, tam kan sayımı, tiroit fonksiyon testi, D vitamini düzeyi gibi bazı kan testlerini yaptırmak da hastalık risklerini belirleyip önlem almayı sağlar. Bu nedenle kadınlar kan testlerini belli aralıklarla tekrar etmeli.

    Mamografi testi ölüm riskini azaltıyor!

    Bir kadının yaşam boyu meme kanseri olma riskinin yüzde 10 olduğu belirtiliyor. Meme kanserini taramada en önemli yöntem ise mamografidir. Mamografi ile meme kanseri henüz fark edilebilir hale gelmeden önce yakalanabilir. Yapılan çalışmalar; mamografi ile tarama yapmanın, meme kanserinden ölüm riskini önemli ölçüde azalttığını gösteriyor. Ayrıca artık elle muayene, meme kanserini taramak için önerilmiyor.

    Mamografi testinin 40 ila 74 yaşları arasında yapılması öneriliyor. Ancak birinci derece yakınlarında meme kanseri olanların ve meme kanserine yatkınlık geni (BRCA) taşıyanların, taramaya daha erken başlaması gerekiyor. Mamografinin ne kadar zamanda bir yapılması gerektiği konusu ise tartışılıyor. Birçok uzman her iki yılda bir, bazı uzmanlar yılda bir tarama yapılması gerektiğini savunuyor.

    21 yaşından itibaren yaptırılmalı!

    Rahim ağzı kanserini taramak için pap smear testi ihmal edilmemeli. Smear testinin 21 yaşından itibaren yapılması öneriliyor. Eskiden her yıl yapılması önerilirken şimdi 3 yılda bir yapılması yeterli görülüyor.Smear testi ile rahim ağzı hücrelerinde kanser öncesi değişiklikler tespit edilerek daha basit tedavi yöntemleri uygulanır, böylece rahim ağzı kanseri engellenmiş olur. Daha önce ameliyatla rahmi alınmış olanlarda smear testine gerek yoktur.Rahim ağzı kanserinin büyük bir kısmına HPV virüsü enfeksiyonu neden olduğundan, 30 yaşından sonra HPV virüs taraması da 5 yılda bir yapılabilir.

    Radyasyon bahane olmasın!

    Mamografi sırasında radyasyona maruz kalma endişesi ile bazı kadınlar tarama yaptırmaktan kaçınıyor. Ancak yapılan çalışmalar; mamografi sayesinde meme kanserine bağlı ölümlerin önlendiğini, mamografinın neden olduğu radyasyon düzeyi çok düşük ve önemsiz olduğunu gösteriyor.Meme dokusu yoğun olan kadınlarda ise mamografik değerlendirme güç olacağından, yanı sıra meme ultrasonografisi yapılması da öneriliyor.

    Yumurtalık kanseri hiçbir belirti vermeden ilerler!

    Hayat kurtarıcı testlerin başında kanser tarama testleri geliyor. Kanser tarama testleri ile ne kadar erken tanı konulursa tedavi şansı da o kadar iyi olur. Ultrasonografi eşliğinde yapılan yıllık jinekolojik muayene ile yumurtalıklardaki kitleler henüz küçükken saptanabilir. Yumurtalık kanseri genellikle belirti vermeden ilerler ve şikayetler ortaya çıktığında tedavi şansı azalmış olur. Erken evrede yakalanan yumurtalık kanserinde tedavi şansı yüzde 90 iken ilerlemiş yumurtalık kanserinde tedavi şansı yüzde 25'e düşer.

    • Like 1

  9. Benim de anlamadığım şu, madem ki eşinizin ayrılıp gitmesini kendinize yediremiyorsunuz o halde eşinize iyi davranın ki sizi terketmesin. Bizim toplumumuzda, kadınların aldığı aile eğitimine göre hiç bir kadın kolay kolay yuvasını terketmez. Demek ki canından bezdirecek şeyler yapıyorsunuz. Hoş tutmak iyi davranmak bu kadar mı zor?..

    • Like 2

  10. Unla kızartılmış balıktaki büyük tehlike!

    Unla kızartılmış balıktaki büyük tehlike!

    Balık en sevilen ve sağlıklı olduğu için özellikle kışın bol bol tüketilen yiyecekler arasında yer almaktadır. Peki, her zaman yaptığımız balığı unla kızartmanın ciddi sağlık sorunlarına işaret ettiğini biliyor muydunuz?

    Uzmanlar her zaman yaptığımız balık kızartma alışkanlığı olan ''unla balık kızartma'' işlemi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundular.

    Unla kızartılan balık, karbonhidrat ve şekerin yüksek sıcaklığa uğraması kanserojik maddeleri açığa çıkarıyor. Karbonhidratın aşırı yüksek ısıya maruz kalması HMF (Heterosiklik Amino Asit) adı verilen zararları bileşenleri ortaya koyar. Bu bileşenler, hücrelerde kanser oluşumuna sebep olur.

    Aynı zamanda balıkta bulunan amino asitlerin yüksek ısıya maruz kalması HMF adı verilen kanserojen maddeleri ortaya çıkarır. Bu bileşenler yağda kızartılan ürünlerde kendini gösteriyor. Bu sebeple beslenme şeklinizden unlu kızartmaları ve hatta tüm kızartma çeşitlerini çıkartmakta fayda var.

    Bu balık kızartma alışkanlığından bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini belirten uzmanlar balığın en sağlıklı şekilde pişirilme yöntemini açıkladılar.

    Balığı buğulama olarak pişirmek en sağlıklı pişirme yöntemleri arasında yer almaktadır. Aynı zamanda balığı yüksek ısı yerine, düşük sıcaklıkta fırında pişirebilirsiniz.

    • Like 4

  11. Bu Besinler Kalın Bağırsak Kanserine Kalkan Oluyor

    Bu besinler kalın bağırsak kanserine kalkan oluyor

    KEFİR

    Bağırsaklarımıza dost bakteriler içeren probiyotik besinler; bağırsak florasını düzenleyerek bağırsağın düzgün çalışmasını sağlıyor ve toksik maddelerin geri emilimini engelliyor. Kefir; içerdiği probiyotikler sayesinde bağırsak sağlığının korunmasında önemli etkiye sahip. Süt ürünlerine alerjiniz veya intoleransınız yoksa her gün 200 ml (1 su bardağı) tüketmekte fayda var.

    YOĞURT

    Dost bakteriler açısından oldukça zengin bir besin olan yoğurt, içerdiği canlı mikroorganizmalar (probiyotikler) sayesinde sindirim sistemini düzenliyor, kabızlık, ishal ve bağışıklık sistemi hastalıkları gibi birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösteriyor. Günde 2 kase yoğurt tüketmeyi ihmal etmeyin.

    TAHILLAR VE KURU BAKLAGİLLER

    Tam buğday ekmeği, bulgur, yulaf, nohut, kuru fasulye, barbunya gibi besinler yüksek posa (lif) içeriği sayesinde bağırsak hareketlerini arttırarak, sindirilmiş besin artıklarının kalın bağırsaktan geçişini hızlandırıyor. Toksik öğelerin kalın bağırsakta uzun süre kalmaması sayesinde burada zararlı bakteri oluşumunun önüne geçiliyor ve sağlıklı bağırsak florasının devamlılığı sağlanıyor. Her gün kompleks yani tam tahıllı karbonhidrat kaynakları, haftada en az iki gün de kuru baklagil tüketmeye özen gösterin.

    TURŞU

    Turşu içerdiği yararlı bakteriler sayesinde bağırsak florasını korurken, yüksek lif içeriği sayesinde dışkının bağırsaktan geçişinin hızlanmasını sağlıyor ve böylece sağlıklı bir sindirim sistemine destek oluyor. Ancak her ne kadar probiyotik zengini olsa da yüksek sodyum içeriği sebebiyle turşu; tansiyon, diyabet, kalp damar hastalıkları, mide hastalıkları olan kişiler tarafından ya kontrollü bir şekilde tüketilmeli ya da hastalığın seyrine göre hiç tüketilmemeli.

    BADEM

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal "2016'da yayınlanan bir çalışmada badem tüketen çocuk ve ergenlerde, tüketmeyenlere oranla bağırsak bakterilerinde yararlı yönde bir değişim olduğu bulunmuştur. Ayrıca içerdiği lifler sayesinde bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumlu etkileri olduğu ve yararlı bağırsak bakterileri için besin oluşturarak (prebiyotik) sayıca arttırılmasını sağladığı ortaya konulmuştur. Sağlıklı bir mikrobiyota sağlıklı bir bağırsak demektir. Her gün 10-12 adet çiğ badem tüketmeyi ihmal etmeyin" diyor.

    ISPANAK

    Ispanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin içinde bulunan şeker çeşidi bağırsaklarımızda bulunan yararlı bakterilerin sayısının arttırılmasına yardımcı oluyor. Yararlı bakteriler tarafından salınan bir enzim, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin içerisindeki şekeri, bakterilerin enerji kaynağı olarak kullanmasını sağlıyor. Yani aslında vücudumuza dost olan bakterileri besleyerek sayıca artmasında ve bağırsak floramızın düzenlenmesinde rol oynuyor.

    ELMA

    Besleyici özelliği yüksek olan elma, içerdiği çözünür lifler sayesinde mide ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde büyük katkı sağlıyor. Posa içeriği yüksek besinlerle beslenmek bağırsak florasının sağlıklı olarak devamlılığını sağlamak adına elzem. Bir elma yaklaşık yüzde 20 oranında posa içeriğine sahip. Her gün 1 elma tüketmeyi ihmal etmeyin.

    MUZ

    Sağlıklı bir bağırsak florası için, düzenli çalışan bir sindirim sistemi şart. Kabızlık ve ishal, bağırsak florasını bozuyor ve bağırsaklarımızdaki yararlı bakteri sayısının azalarak, emilim bozukluklarının oluşmasına neden oluyor. Muz içerdiği lifler sayesinde sindirim sistemini düzenleyerek ishal veya kabızlık gibi durumların önüne geçiyor. Sindirim sorununuz veya hazımsızlık probleminiz varsa muzun olgun olmasına dikkat edin. Olgunlaşmamış (dışı yeşil) olan muzların sindirimi zor olduğu için hazımsızlık ve gaz şikayetini artırabilir.

    SOMON

    Omega 3 vücuda dost bağırsak bakterilerinin sayısının arttırılmasına destek oluyor ve böylece sağlıklı bir bağırsak florası oluşturuyor. Haftada iki üç kez omega 3'ün en zengin kaynaklarından biri olan somonu tüketmeyi ihmal etmeyin. Izgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih edin.

    HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞI

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal "Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda hindistan cevizi yağının, içerdiği orta zincirli yağ asitleri sayesinde, uzun zincirli yağ asitlerine göre sindirim sırasında vücudu daha az yorduğu ve bunun da sindirimi kolaylaştırıcı bir etken olduğu üzerinde durulmaktadır. Buna ek olarak anti-viral, anti- bakteriyel özelliği de bulunmaktadır. Böylece zararlı organizmaların yok olmasını destekleyerek inflamatuar bağırsak hastalıklarına karşı koruyucu olduğu son yıllarda yapılan çalışmalarda gösterilmiştir" diyor.


  12. Vücuttan ödem attıran 9 besin!

    Vücuttan ödem attıran 9 besin!

    ANANAS

    Ananas bol lifli tropikal bir meyve olmasından dolayı ödem atmak için ideal bir meyvedir. Her mevsim bulabileceğiniz ananasın meyve olarak yiyebilir ya da suyunu sıkarak içebilirsiniz.

    KİVİ

    Vitamin zengini kivi az bilinen bir ödem söktürücüdür. Kivinin yapısında bulunan pektin maddesi toksinleri temizlerken ödem miktarını da azaltır.

    MAYDANOZ

    Tropikal lezzetlerden sonra sınırsız faydası olan yeşil bitkilerdeyiz. Sabah tüketilen yarım kase maydanoz vücuttaki şişkinliği önler. Güne iyi bir başlangıç için maydanoza şans verin.

    MUZ

    Potasyum içeren muz da ödem attıran ideal başka bir meyve. Vücudun doğal şeker ihtiyacını karşılayan muzun bir başka sırrı da vücudun güzel kokmasını sağlar.

    NAR

    Nar en sağlıklı meyvelerden biri! Hastalıkların arttığı kış aylarında bağışıklığı güçlendiren nar, hem de antioksidan bakımından zengin ve içinde bulunan enzimler de vücutta ödem oluşmasını engelliyor.

    SU

    Ve tabiki de ödem atmanın en etkili yolu su tüketmek! Her ne kadar su içmek sağlıklı olsa da önemli olan su tüketimini gün içine yaymak. Art arda içilen su vücut için zararlı da olabiliyor ve hatta aşırı su tüketimi de ödem oluşturabiliyor. Unutmamak lazım ki her şeyin fazlası zarar!

    SALATALIK

    Daima suya ihtiyaç duyan vücudumuz için salatalık çok önemlidir. Yüksek su oranı içeren salatalık günlük su ihtiyacını karşılamaya yardım ediyor ve mideyi de rahatlatıyor.

    YEŞİL ÇAY

    Çaylar hiyerarşisinde en sağlıklı çaylardan biri de yeşil çay. Yeşil çay da ödem söktürücü özellik gösterirken bir o kadar da vücuda yararlıdır. Günde birden fazla bardak yeşil çay kalp çarpıntısına yol açabilir.

    YOĞURT

    Detoks denince akla ilk gelen yoğurt, tabiki de ödem atan besinler listemizde yer alıyor. Yoğurdun içinde bulunan faydalı bakteri olan probiyotikler vücuttan ödemi atar. Özellikler sabah kahvaltılarında bir kase yağsız yoğurdun tercih edilmesi ödem atma sürecinde hızlıca etki eder.

    • Like 1

  13. Mutlaka yemeniz gereken 5 sağlıklı sebze

    Mutlaka yemeniz gereken 5 sağlıklı sebze

    PAZI

    Dünyanın başka yerlerinde değeri çok bilinmese de özellikle ülkemizde pazının yeri bir başkadır. 1 bardak pazıda sadece 10 kalori olduğundan hem besleyicidir hem de gerçek bir rejim dostudur. Ayrıca içeriğindeki A ve C vitaminleri vücudumuz için son derece önemlidir. Bazı araştırmalar turpgil sebzelerin tüketiminin bazı kanser türlerini önlemeye yardımcı olabileceğini göstermiştir.

    HAVUÇ

    Capcanlı rengi aslında bu sebzenin ne kadar da yararlı olduğunu bize anlatıyor. Havuçbu rengini içindeki yüksek düzeydeki karotenoidlerden alıyor ve bu sebze, bazı kanser türlerinin ve göz hastalıklarının riskini azaltan güçlü bileşikler içeriyor. Aynı renge sahip diğer sebze ve meyvelerin de bu gibi özellikleri bulunsa da havuç yemekleri hazırlanma kolaylığıyla bir adım önde duruyor. Bol bol tüketin!

    MAYDANOZ

    Maydanoz gün geçtikçe soframızdaki yerini başka tatlandırıcılara bırakıyor. Kişniş, fesleğen ve naneyi bol bol kullanırken maydanozu çok az kullanıyoruz. Oysa B vitamini deposu maydanoz özellikle hamile kadınlar için son derece önemli bir bitkidir. 2012'de yayınlanan bir araştırmada yeterli folat alımının kalp hastalığı riskini azalttığı saptandı. Bu bitkinin bir diğer özelliği de tahmin edebileceğiniz gibi bol folat kaynağı bu bitkinin bir diğer özelliği ise olması.

    PATATES

    Yağda pişirmediğiniz ve kremada boğmadığınız sürece patates önemli bir besin kaynağıdır. Orta boy bir patates ortalama 100 kaloridir ve bol miktarda C ve B6 vitamini içerir. Ayrıca içinde bir muzdan daha fazla potasyum vardır. Kısaca sebzelerin yanında haşlanmış ya da fırınlanmış halini afiyetle yiyebilirsiniz.

    SOĞAN

    Soğan sağlığınız için sandığınızdan çok daha önemlidir. British Journal of Nutrition tarafından yapılan yeni bir araştırma, düzenli dozlarda tüketilen soğanın, hipertansiyonlu erişkinlerde kan basıncının düşmesine yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Anahtar oyuncu muhtemelen çay ve çilekte de bulunan bir antioksidan türü olan quercetin'dir. Ayrıca soğanın sadece 63 kalori olduğunu düşünürsek bol bol yememek için hiçbir bahane kalmaz.

    • Like 3

  14. Kanserle savaşta yeni umut ışığı "CAR T" hücre tedavisi

    Kanserle savaşta yeni umut ışığı CAR T hücre tedavisi

    Hastanın kendi kanının alınıp kansere neden olan bağışıklık sistemi hücrelerindeki genetiğin değiştirilerek tekrar hastaya nakledildiği "CAR T" hücre tedavisi, lösemi, lenfoma ve miyelom kanseri hastaları için umut ışığı oldu.

    Antalya'da düzenlenen 10. Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi kapsamındaki basın toplantısında, kanser tedavisindeki gelişmeler ve hücresel tedavi yöntemlerindeki çalışmalar hakkında bilgi verildi.

    "TÜRKÖK'ÜN KATKISI BÜYÜK"

    Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu (THD) Başkanı Prof. Dr. Güner Hayri Özsan, kongreye bu yıl 500'ün üzerinde katılım olduğunu belirterek, kongre kapsamında çeşitli nakil kurslarının düzenlediğini söyledi. Türkiye'de son yıllarda ciddi sayıda organ nakli yapıldığını ifade eden Özsan, kemik iliği nakli olmayı bekleyen hastalar için başlatılan TÜRKÖK (Türkiye Kök Hücre Nakli Koordinasyon Merkezi) projesinin de, nakillere önemli bir katkısının olduğunu vurguladı.

    THD Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Hematoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Kurt Yüksel de, TÜRKÖK'ün kemik iliği bankası oluşturulması için kurulduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

    "TÜRKÖK, çok büyük ilerleme kaydetti. 2015'ten bugüne kadar yaklaşık 290 bin vericiye ulaşılmış durumda. Yurt dışından gelecek akraba dışı taramalarını, Ankara ve İstanbul'daki iki merkezde yapabiliyoruz, ancak önümüzdeki aylarda TÜRKÖK'ün yurt dışı taramalarına da başlayacağını öğrendik. Bir ay içerisinde bağış yapan 8 bin 500 kişinin örneği taranabiliyor. TÜRKÖK bu anlamda büyük bir sistem. Sürekli donör kazanımına yönelik çalışmalar yapıyor."

    TÜRKÖK'ün kemik iliği bekleme süresini de kısalttığını dikkati çeken Yüksel, bu sayede 600 naklin gerçekleştiğini aktardı.

    DÜNYA ORTALAMASI 200 BİN DOLAR CİVARINDA

    Dr. Abdurrahman Yurtaslan Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği Uzmanı Doç. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz ise Türkiye'de 84 kemik iliği nakli merkezinin bulunduğunu ve bu sayıların gelecekte daha çok artmasının beklendiğini kaydetti. Türkiye'nin uygun koşullarda maliyeti düşük bir şekilde bu nakilleri gerçekleştirdiğini ifade eden Tekgündüz, dünya ortalamasının bugün 200 bin dolar civarında olduğuna dikkati çekti.

    "Kanser hepimizin vücudunda üretiliyor. Kendi bağışıklık sistemimiz onu tanıyıp ortadan kaldırabiliyor. Ne zaman ki bağışıklık sisteminin dikkatinden bu hücreler kaçıyor çoğalmak için bir imkan buluyor o zaman kanser oluşuyor. Bu tedavi yöntemi, her hasta için, onun kendi T hücrelerinin, yani kansere karşı savaşacak bağışıklık hücrelerinin dışarıya alıp, o kanseri ona tanıtacak özel antijenlerle eğitip, o kansere karşı duyarlı hale getirip, gözünden kaçan kanseri tanımasını sağlayıp, bu eğitimi verdikten sonra tekrar hastaya geri vermekten ibaret bir tedavidir."

    ISPİZUA: "7 LÖSEMİ HASTASINDA UYGULADIK VE HASTALIĞI YENDİ"

    Hücresel kanser tedavisinin uygulayıcılarından İspanya'daki Josep Carreras Leukaemia Research Institute'den Dr. Alvaro Urbano Ispizua, tedavinin amacının hastanın kendi kanserini daha iyi tanıyıp kaldıracak şekilde, hastanın T hücrelerini genetik olarak değiştirmek, bir anlamda eğitmek olduğunu vurguladı.

    Herhangi bir kemoterapi ilacının hastaya verildiği zaman hastanın vücudunda saatlerce dolaştığını anlatan Ispizua, şöyle konuştu:

    "CAR T hücre yöntemiyle içeriye verdiğiniz şey, hastaya ait bir hücre. Sadece eğitim almış bir hücre. O hastanın kanında aylarca ve yıllarca kalıyor. Sadece hastalığı ortadan kaldırmak değil tekrar etmesini engellemek açısından da büyük bir anlayış değişikliğidir. Tedavi hasta için çok kolay ancak yöntemi uygulayacaklar için son derece karmaşık bir yöntem. Hastadan sadece kan alınıyor, bağışıklık sistemi hücreleri toplanıyor. Onların içerisine üç tane yeni gen yerleştiriliyor ve bu çoğalan hücreler, yeni genetik değişiklikle birlikte tümörü tanıyacak şekilde genişliyor. Daha sonra hastaya geri veriliyor. Şimdiye kadar akut lösemi tanısı olan ve birçok ilaca dirençli olduğu bilinen 7 hastada uyguladık ve hepsinde hastalığı ortadan kaldırdı. O zamana kadar yapılan tedaviler hiçbir işe yaramazken, bu yeni tedavi yöntemiyle bağışıklık sisteminin eğitilmesi ve kansere duyarlı hale getirilmesi yöntemiyle lösemi ortadan kaldırıldı."

    Tedavinin şu an itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'de yapılabildiğini anlatan Dr. Alvaro Urbano Ispizua, kendilerinin bunu Barselona'da akut lösemi üzerine yaptıklarını, gelecekte lenfoma ve miyelom kanserlerinde de bunu deneyeceklerini açıkladı.


  15. Kolon kanserine karşı kuruyemiş

    Kolon kanserine karşı kuruyemiş

    ABD'nin Yale Üniversitesi araştırmacıları düzenli fındık, ceviz ve fıstık tüketen kolon kanseri hastalarının kurtulma şansının daha yüksek olduğunu kaydetti. Ayrıca bu besinlerin hastalığın tekrarlanma riskini azalttığı belirtiliyor. 826 kişinin 6.5 yıl boyunca deneylerine katıldığı bilimsel çalışmada hastalar kemoterapi tedavisi oldu ve cerrahi müdahale geçirdi. Haftada bu besinlerden en az 2 kez birer porsiyon yiyen hastaların hastalıksız sağ kalım oranında yüzde 42 ve toplam sağ kalım oranında ise yüzde 57 oranında iyileşme gözlemlendi.


  16. Her Sabah Balla Birlikte Ilık Limonlu Su İçerseniz

    Limonlu su içmenin faydaları nelerdir!

    Limonlu su içmek oldukça yaygın olan bir sağlık tavsiyesi olmakla birlikte çoğu kadının olmazsa olmazı arasında limonlu su bulunur. C vitamini deposu olan limon, PH alkalin seviyesini dengeler, bağışıklık sistemini güçlendirir, bağışıklık ve sindirim sistemlerinin düzenli çalışmasını, vücudun kanserle savaşmasını ve yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Ayrıca limon suyu, kanı temizler. Vücudun kandaki toksinleri temizlemesine yardımcı olur, kan şekerini dengeler. Ayrıca kilo vermeyi kolaylaştırır. Limon, içerdiği pektin lifler sayesinde açlık hissini azaltır.

    İŞTE LİMONLU SU İÇMENİN FAYDALARI...

    1- LİMONLU SU BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR

    Limonlu su içmeyi alışkanlık haline getiren kişilerin çok şanslı olduğunu söylemekte fayda var. Çünkü C vitamini ve potasyum bakımından zengin olan limon suyu, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

    2-LİMONLU SU İÇMEK KİLO VERMEYİ KOLAYLAŞTIRIR

    Limonlu su, içeceklere iyi bir alternatif oluşturur. Özellikle diyabet hastaları ve kilo vermek isteyen kişiler için iyi bir içecektir. Her sabah balla birlikte ılık limonlu su içmek kilo vermeye yardımcı olur.

    3-BOĞAZ AĞRISINDAN KURTULMAYI SAĞLAR

    Ilık limonlu su içmek, boğaz ağrısı ve farenjitten kurtulmaya yardımcı olur.

    4-İLTİHAP OLUŞMASINI ÖNLER

    Limonlu su, iltihapların oluşmasını önler. İltihap oluşmasına neden olan eklemlerdeki ürik asiti yok eder.

    5-LİMONLU SU KANSER ÖNLEYİCİDİR

    Limonlu su içmek, kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar, limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor.

    6-LİMONLU SU, BÖBREK TAŞLARINA KARŞI DA KORUYUCUDUR

    Limonlu su, böbrek taşına da iyi gelir. Normal boyutlu böbrek taşları vücuttan atılır ama bazen idrar akımına engel olur ve yoğun ağrılara sebebiyet verir. Limonlu su içmek vücuda yeniden su kazandırır ve idrarı sulandırılmış şekilde tutmada yardımcı olur. Bu da böbrek taşı oluşum riskini azaltmış olur.

    7-LİMONLU SU KARACİĞER SAĞLIĞI İÇİN FAYDALI

    Limonlu su içmek, karaciğerde bulunan sindirim enzimlerini harekete geçirmeye yardımcıdır. Ayrıca kanın oksijen durumunu düzenlemede de yardımcıdır.

    8-LİMONLU SU İÇMEK KABIZLIĞA İYİ GELİR

    Limonlu su, kazbızlık sorunu çekenlere de önerilir. Bu nedenle her sabah ılık limonlu su içebilirsiniz.

    9- AĞIZDAKİ AFTLARDAN KURTULMAK İÇİN LİMONLU SU TÜKETİN

    Ilık limonlu su ile ağzı çalkalamak ağrılı aftlardan ve ağız ülserinden kurtulmaya yardımcıdır.

    10-LİMONLU SU DİŞ ETİ RAHATSIZLIKLARINI ÖNLER

    Limonlu su, ağızdaki aftlardan kurtulmanın yanı sıra şişmiş diş etleriyle ilgili ağrılardan kurtulmaya da yardımcı olur.

     

    • Like 1
    • Thanks 1

  17. Ağacı bahara cesaretlendiren kadınlar

    Balkanlar'ın kuzeyinden, Moldova'dan, Kolyada isimli Pagan ritüeli, ağacı bahara cesaretlendirmekle ilgili bir ritüel. Her canlının cesarete ve cesaretlendirilmeye ihtiyacı var. Bu yüzden bu ritüel; zarif, anlamlı ve umut dolu hisler barındırıyor içinde.

    Burası Beyaz Rusya'nın başkenti Minsk'in doğusunda Martsiyanauka köyü... Köylüler, Kolyada bayramını kutlamak için yola çıkmaya hazır. 

    1058406_1fa2515d3a0ccb02f523f9e0253208ec_600x600.jpg

    Kolyada, kökeni Antik Çağ’a dayanan bu dini ritüel, Slav ülkelerinde kutlanan bir kış festivalidir. Yüzyıllar içinde Hristiyanlık ile içiçe geçmiş bir pagan geleneğidir. 

    1058406_c0ee7963dd441e25eb970c1b25de92a2_600x600.jpg

    Kışın kötü ruhlarını kaçırmak, doğanın yeniden doğumunu ve verimliliğini kutlamak amaçlı ritüeldir. Bu ritüelde kadınlar daha çok ön plandadır.

    1058406_2bc981995263ee41d9705c0092b577fb_600x600.jpg

    Bir Noel geleneği olan Kolyada, ülkeden ülkeye farklılık gösterebiliyor. Genel olarak Antik Çağ'dan kalma bir tarih olarak, 7 Ocak tercih ediliyor. 

    1058406_e047c6af3a604e4c52c19e63d9e60b76_600x600.jpg

    Köylüler renkli giysileri ile katılıyor bu ritüele. 

    1058406_99a41396f68826216b57b0c8670212c0_600x600.jpg

    Köylüler kendileri gibi atları ve arabalarını da rengarenk süslüyor. 

    1058406_8aa7315aaa9bb439174867c32f41d109_600x600.jpg

    Büyük ve renkli ellerle birbirlerine vurup, birbirlerini düşürmeye çalışan kadınlar bu şekilde eğleniyor. 

    1058406_3a306ecd99d61c64813c0c6ba3c1b74d_600x600.jpg

    Kışın soğuğunda kutlandığı için köylüler yanlarında getirdikleri sıcak içecekler ve yiyecekleri birbirleri ile paylaşıyorlar.

    1058406_07d1218cb5a1bbd72956569716ef2031_600x600.jpg

    1058406_8f1150204348e170b66ab9238541fdf3_600x600.jpg

    1058406_38faebeb2b0fe79f01308c8b0e7bed0d_600x600.jpg

    1058406_bd0973e837a15f6a9a63ffaf481bff7a_600x600.jpg

    1058406_cad442b0eaa69c97afa628e337332ecc_600x600.jpg

     

    • Like 4

  18. Çocuk odasında boya seçimi nasıl olmalıdır?

    Çocuk odaları için boya seçerken dikkat edilmesi gerekenler konusunda uzmanlar uyarıyor! Peki çocuk odasında kullanılması gereken renkler nelerdir? Hangi renk çocuğu nasıl etkiler? İşte aklınızdaki soruların yanıtları...

    Çocuk odasında tercih edilen renkler ve etkileri

    n Tasarımı Programı Öğretim Görevlisi Betül Uç (PhD. Cand.), çocuk odası dizaynında ebeveynlere önerilerde bulunuyor.

    Renklerin insan psikolojisi ve fizyoloji üzerindeki etkisi bilimsel olarak doğrulanmıştır. Yapılan bilimsel çalışmalara göre renklerin zihinsel gelişime, yaratıcılığa, üretkenliğe, öğrenmeye etkisi olduğu bilinmektedir. Renk biliminde önemle üzerinde durulması gereken konulardan biri de renk görme kusurudur. Renk görme kusuru, doğumsal ancak kolay fark edilen bir hastalık değil. Aileler, çocuklarının renk görme sorunlarının olduğunu fark etmeyebilirler. Renk görme kusuru teknik dilde sapak üç renklilik olarak anılır ve üçe ayrılır:

    Birinci sapaklık: Kırmızı renge duyarlılığın azlığı.

    İkinci sapaklık: Yeşil renge duyarlılığın azlığı.

    Üçüncü sapaklık: Mavi renge duyarlılığın azlığıdır.

    Kırmızı, yeşil ve mavi renklerden herhangi ikisini hiç görmeme durumuna ise tek renkçilik denmektedir. Bu kişilere tek renk gördüklerinden yani renksel farklılıkları algılayamadıklarından bunlara renk körü denir.

    Cinsiyete göre renk seçimi

    Çocuklar, renkleri hayatlarının her alanında görmekten hoşlanır. Erkek çocuk için mavi, kız çocuk için pembe renk düzenleri yapılmamalıdır. Çocuklar için hazırlanan mekanlarda tüm renkler ve özellikle kırmızı, mavi, yeşil (ana renkler) renkler dengeli bir biçimde duvar ve eşyalara dağıtılmalıdır. Renklerde koyuluk açıklık farkları da ayrıca oluşturulmalıdır.

    Kişisel özellikler önemli

    Çocuk odaları; içinde eğlenebilecekleri, rahat olabilecekleri ama aynı zamanda sağlıklı bir uyku için kalabalık olmayacak şekilde dizayn edilmelidir. Çocuklara uygun mobilya ve renklerin seçildiği kişisel gelişimlerine katkıda bulunacak konseptlerle düzenlenmesi gereken yaşam alanlarıdır. Çocuk odası dekorasyonu için canlı renk kullanımı onların yaratıcı iç dünyasını hareketlendirmek için elverişlidir. Ancak her renk çocuğunuzun kişiliğine uymayabilir. Nasıl ki her bireyin sevdiği renkler karakterine ve zevklerine göre değişiyorsa, çocuklar için hazırlanan odaların da çocukların kişisel özelliklerine göre renklendirilmesi ve dizayn edilmesi gerekir.

    Duygusal ve fiziksel gelişimde renklerin önemi:

    Kırmızı: Enerji verir, uyarıcıdır, iştah açan bir renktir.

    Pembe: Kırmızıya göre daha az etkili bir renktir. Sakinliği ve mutluluğu temsil eder.

    Turuncu: Canlılık, enerji ve eğlenceyi temsil eder. Sindirim ve bağışıklık sistemini etkiler.

    Sarı: Konsantrasyonu sağlar, ilham vericidir, beyni uyaran bir renktir.

    Mavi: Huzur verir, rahatlatıcı ve sakinleştiricidir, özgürlüğü temsil eder.

    Yeşil: Dinlendirici, güven verici, yaratıcılığı etkiler ve güven duygusunu temsil eder.

    Mor: Sorumluluk ve otorite duygusu olan, isteği ve hareketi azaltan bir renktir.

    Boya içeriğinde dikkat edilmesi gerekenler

    Çocuk odaları için duvar boyası seçimi yapılırken dikkat edilmesi gereken alternatiflerden biri, yağlı boya yerine su bazlı boya tercih edilmelidir. Bunun nedeni ise su bazlı boyalar, tiner gibi kimyasallarla değil su ile seyreltilir. Duvarların nefes almasının engellemez, kısa sürede kurur ve koku bırakmaz. Küf önleyici ve anti bakteriyel seçenekleri vardır.

    Bir diğer alternatif, kimyasal kullanmadan ekolojik doğal hammaddelerle üretilmiş sağlıklı boya serileridir. İçeriğinde sağlığa zarar veren arsen, civa, katmium, kurşun gibi ağır metaller en aza indirgenmiş duvar boyaları tercih edilmelidir.

    Çocuk odalarında duvar kağıdı kullanılması çocukların kişisel gelişimi açısından bir sakınca yaratmamaktadır.

    Renk sayısını sınırlandırın

    Bir konutun mekan özelliklerine uygun, anlamlı ve estetik görünümler tasarlamak için renk düzeni kurmak gerekmektedir. Bir renk düzeni oluşturulurken tercih edilecek renklerin belirlenmesinde, eğitim ve alanına dayalı kişisel beğeniler, kültür, gelenek ve sosyal olgular, yöresel ezgiler ve pek çok etken, renk seçimi konusunda etkili olmaktadır. Bu nedenle, renk türü açısından mavi yerine yeşilin, kırmızı yerine sarının ya da koyu renkler yerine açık renklerin seçilmesi durumunda en uygun sonuçlara ulaşılabileceği gibi salt kişisel tercihleri yansıtan kuralların verilmesi doğru bir yaklaşım değildir.

    Mekanda kullanılan renk sayısının çoğalması, algısal güçlüğe, dikkat bozukluğuna ve görsel konforsuzluğa sebep olur. Renk sayısı sınırlı tutulması, renk düzeninin daha anlamlı olmasını ve yapılmak istenen etkinin daha kolay algılanmasını sağlar. Koyu renkler, büyük yüzey alanlarında tercih edilmemelidir. Yüzeyden yansıyan ışığın renksel özelliği değiştikçe, yüzeyin algılanan rengi değişir.

    Aydınlatma kusurlarından kaçının

    Çocukların renkleri doğru algılaya bilmeleri için yüzeyleri aydınlatırken doğru ışık rengi seçilmelidir. Aydınlatma ve renk birbirinden bağımsız değerlendirilmemelidir. Çocuk odaları aydınlatılırken tayfsal yapısı düzgün bir ışıkla aydınlatılmalıdır. Bu mekanların bol gün ışığı alması en iyi çözümlerden biridir. Kapalı hava koşullarında gün ışığı büyük oranda yetersiz kalacağı için gün ışığına benzer tayfta lambalar tercih edilmelidir. Örneğin, mavi renkli bir yüzeyi sarı (sıcak) ışık ile aydınlatıldığında görünen yüzey rengi yeşil olarak algılanacaktır, beyaz (soğuk) bir renkle aydınlatıldığında ise mavi renginin tonunda sapmalar olacaktır. Çocukların renkleri doğru öğrenmeleri için aydınlatma kusurlarından kaynaklanan görsel rahatsızlıklar olmamalıdır.

    • Like 2
×
×
  • Create New...