Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,573
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    260

Posts posted by Renan


  1. Kabızlığın nedenleri nelerdir?

    kabızlık nasıl geçer ile ilgili görsel sonucu

    Özellikle Ramazan ayında ortaya çıkan ve doğru beslenilmediğinde kişiye sıkıntılar yaşatan kabızlığın bilinmeyen nedenlerini ve kabızlıktan korunmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hacı Ömer Aycan anlattı

    Öncelikle kabızlık kavramının doğru olarak tanımlanması gerektiğini belirten Op. Dr. Hacı Ömer Aycan, 'Büyük tuvalet alışkanlığı herkes için farklıdır. Bazı insanlar her gün bir kez, hatta bundan daha fazla büyük tuvaletlerini yaparken; bazıları da iki üç günde bir yapabilir.

    Düzenli olarak haftada üç defadan az büyük tuvaletinizi yapıyorsanız, muhtemelen bağırsak hareketiniz yavaşlamıştır.

    Kabızlık problemi yaşıyor olduğunuzu söyleyebilmek için bağırsak hareketlerinin yanı sıra, sert ve kuru dışkı gibi diğer belirtileri de göz önünde bulundurmanız gerekir.

    Yaşlandıkça bağırsak hareketlerinizin azalmasıyla birlikte kabızlık problemi yaşama ihtimaliniz de artar. Aynı şekilde hamilelik de kabızlık problemlerinin en sık görüldüğü dönemlerin başında gelir. Hamilelik hormonları sindirimi yavaşlatır ve bağırsak kaslarınızın sisteminizdeki atıkları hareket ettirmesini zorlaştırır.

    Hamileliğin ilerleyen evrelerinde büyüyen bebeğiniz, bağırsaklarınıza baskı yapabilir; bu da kabızlık yaşamanıza neden olur. Kabızlık probleminiz 1 haftadan daha fazla süredir devam ediyorsa sorununuzun daha uzun sürmesine engel olmak için mutlaka hekiminize başvurun.

    Çünkü uzun süreli tedavi edilmeyen kabızlık, hemoroid başta olmak üzere pek çok probleme neden olabilir.

    Mevcut kabızlığınızı gidermek için hekiminizin önereceği beslenme programını uygulamalısınız. Daha fazla meyve, sebze ve kepekli tahıllar yiyin. Bu gıdalar lif bakımından yüksektir ve düzenli olarak bu gıdaları tüketirseniz kabızlık problemiyle karşılaşma riskiniz azalır.

    Özellikle kuru erik, bağırsağı düzenleme konusunda iyi bir yardımcıdır. Diyetiniz değişmesine rağmen hala kabızsanız, doktorunuzla konuşun. Takviyeler, dışkı yumuşatıcıları veya laksatifler kullanmanız gerekebilir. Kabızlık vücutta tehlikeli toksinlere neden olmaz.

    Dışkıdaki toksinlerin vücudunuzu zehirleyerek sizi hasta ettiği yıllardır süre gelen bir efsanedir; ancak uzun süreli kabızlık, diyabet, az çalışan tiroid, irritabl bağırsak sendromu veya kolon kanseri gibi başka bir hastalığın habercisi olabilir.

    Bu nedenle göz ardı edilmemelidir. Özellikle dışkıda kan ve bilinmeyen kilo kaybı zaman kaybetmeden dikkate alınması gereken belirtilerdir.

    Antidepresanlar ve güçlü ağrı kesiciler kabızlık probleminin artışına neden olabilir. Aynı şekilde gereğinden fazla laktasif tüketmek de bağırsak kaslarınızın normalden daha fazla çalışmasına neden olur.

    Kabızlık problemi yaşamamak için kullanacağınız ilaçlar ve diyet programını mutlaka hekiminize danışarak düzenleyin' açıklamasında bulundu.

     

    • Thanks 1

  2. Uzmanlar açıkladı! Her gün yumurta yerseniz

    Uzmanlar açıkladı! Her gün yumurta yerseniz...

    Günde bir yumurta tüketmek, inme riskini yüzde 26 azaltabiliyor. Günde bir yumurta yiyen kişinin, kalp damar rahatsızlıklarına yakalanma riskinin hiç yumurta yemeyenlere kıyasla daha düşük olduğu belirtildi.

    Çin ve İngiltere'den bir grup araştırmacı, yumurta tüketimi ile kalp damarrahatsızlıkları, iskemik kalp hastalığı, başlıca koroner rahatsızlıklar, hemorajik ve iskemik inme arasındaki ilişkiyi inceledi. Çalışmada, Çin'de 10 farklı coğrafi bölgeden, 30-79 yaşlarında, yaklaşık yarım milyon (512 bin 891) yetişkin ile yürütülen araştırmadaki veriler kullanıldı.

    Seçilen katılımcılara ne kadar sıklıkla yumurta tükettikleri soruldu ve bu kişiler, hastalık ve ölüm oranları incelenmek üzere takibe alındı. Yeni çalışma için araştırmacılar, kanser olmayan, kalp damar rahatsızlığı veya şeker hastalığı bulunmayan 416 bin 213 katılımcı üzerinde yoğunlaştı. Bu gruptaki ortalama 8-9 yıllık takip sonucunda, toplam 83 bin 977 kalp damar rahatsızlığı vakası ve 9 bin 985 kalp damar rahatsızlığından kaynaklı ölümün yanı sıra 5 bin 103 koroner rahatsızlık kaydedildi.

    Çalışma döneminin başında katılımcıların yüzde 13,1'inin her gün en az bir yumurta tükettiği ve yüzde 9,1'inin hiçbir zaman ya da çok nadir yumurta tükettiği bildirildi.Sonuçlar, yumurta tüketmeyen kişilerle karşılaştırıldığında, günlük yumurta tüketiminin genel olarak daha düşük kalp damar rahatsızlığı riski ile ilişkili olduğunu gözler önüne serdi

    KALP HASTALIĞI RİSKİ YÜZDE 12 DAHA DÜŞÜK!

    Özellikle günde en az bir yumurta tüketenlerin, yüksek gelirli ülkelerle karşılaştırıldığında Çin'de daha yaygın olan hemorajik inme geçirme riskinin yüzde 26, hemorajik inme sebepli ölüm riskinin yüzde 28, kalp damar rahatsızlığı riskinin de yüzde 18 daha düşük olduğu görüldü. Diğer yandan "asla / nadiren" yumurta tüketenler kategorisine kıyasla günlük olarak yumurta tüketen kişilerin, kalp kasının, çeşitli nedenlerle beslenememesi sonucu ortaya çıkan iskemik kalp hastalığı riskinin yüzde 12 daha düşük olduğu belirtildi.

    İskemik inme, inmelerin çoğunluğunu oluştursa da Çin'deki hemorajik inme oranı hala yüksek gelirli ülkelerdekinden daha fazla.Yumurta, yüksek kaliteli protein, birçok vitamin, fosfolipid ve karotenoid gibi biyoaktif bileşenleri de içeriyor. Yumurta yemenin sağlık üzerindeki etkilerini araştıran daha önceki çalışmaların çoğunun sonucunda yumurta tüketimi ile koroner kalp hastalığı veya inme arasında önemsiz ilişkiler bulunmuştu.

    • Thanks 1

  3. Bel bölgesindeki yağlanma bakın neyin habercisi

    Bel bölgesindeki yaÄlanma bakın neyin habercisi...

    Hollanda'da yürütülen bir araştırma, bel ve karın bölgesindeki yağlanmanın D vitamini eksikliğine işaret ettiğini ortaya koydu.

    Leiden Üniversitesinden Rachida Rafiq ve ekibinin yürüttüğü obeziteyle ilgili verilere dayanarak hazırlanan çalışmada, karın çevresindeki yağlanma ile D vitamini eksikliği arasında güçlü bir ilişki olduğu belirtildi. Rafiq, çalışmada elde edilen bulgulara göre, daha çok bel ve göbek bölgesinde yağlanması olan kişilerin D vitamini eksikliği riskiyle karşı karşıya olduğunu, bu kişilerin kan testiyle D vitaminine baktırması gerektiğini söyledi.

    D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNİN...

    Araştırma sonuçlarının bu hafta İspanya'nın Barselona kentinde yapılacak Avrupa Endokrinoloji Derneğinin toplantısında değerlendirileceği belirtildi. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalar vücuttaki D vitamini eksikliğinin glukoz (şeker) dolaşımı ve insülin seviyeleri üzerine etkili olduğunu gösteriyor.

    • Thanks 1

  4. Ege Üniversitesinde Akciğer Kanserini Nefesle Teşhis Edebilen Sistem Geliştirildi

    ege-uni-aa

    Ege Üniversitesi (EÜ) önderliğinde yapılan bilimsel çalışmayla akciğer kanserini nefes yoluyla tespit edebilen biyomedikal cihaz geliştirildiği, cihazın ilk testlerde hastalığı yüzde 80 oranında belirleyebildiği belirtildi.

    Ege Üniversitesinden yapılan açıklamaya göre, Ege Üniversitesi Solunum Hastalıkları Araştırma Merkezi bünyesinde, İzmir’deki diğer üniversitelerden de bilim insanlarının katılımıyla yürütülen Milli Biyomedikal Cihaz Projesi’nde
    başarılı sonuçlara ulaşıldı.

    HASTALIKLI VE SAĞLIKLI İNSANLARIN NEFESLERİ FARKLI

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Proje Koordinatörü EÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Pelit, soluk havasında 3 bin 500’ün üzerinde bileşik bulunduğunu, uçucu örnek bileşiklerin metabolik reaksiyonlar sonucunda insan nefesine geçtiğini, hastalıklı ve sağlıklı insanların nefeslerindeki oranların da değişiklik gösterdiğini kaydetti.

    Nefes yoluyla hastalık tespitinin çok eski tarihlere dayandığını ifade eden Pelit, şu bilgileri verdi:
    “MÖ 400’lü yıllarda hekimlerin öğrencilerine hastaların nefesini koklayarak teşhiste bulunmayı önerdiğini görüyoruz. Biz ise burada nefesin parmak izini çıkarıyoruz. Normalde yapılan çalışma hastadan biyopsi yoluyla doku alınmasına dayanıyor. Bu biyopsiyi sürekli alma şansınız yok. Hastalığı daha kötüleştirebiliyor ve bazı riskler taşıyor. Biz ise uçucu organik bileşiklere
    bakarak hasta mı değil mi diye bir ön tanı yapmak istiyoruz. Çünkü günümüzde yapılan bazı testler çok doğru sonuçlar veremeyebiliyor. Dolayısıyla biz nefes testi ile kişinin hasta olup olmadığını çok daha öncesinden tespit edebileceğiz.”

    “YÜZDE 80’E ÖN TANI KOYABİLİYORUZ”

    Akciğer kanserinin çok geç teşhis edildiğini ve hastaların tedavi şansını yitirebildiğini bildiren Pelit, kullanılan cihazların ise yurt dışından yüksek maliyetlerle karşılanabildiğine işaret etti. Pelit, örnek alma ve örnek toplama kısımlarının da çok maliyetli
    olduğuna değinerek, şunları söyledi:

    “Biz bu kısmı tamamen yerli olanaklarla yapıyoruz. TÜBİTAK destekli projemizle yaptığımız ilk uygulamaların sonuçları umut vaat edecek düzeyde. Akciğer kanseri olan ve olmayan kişilerin tespit edilmesi konusunda yüzde 80’e yakın bir oranda kişiye hastadır veya değildir diye ön tanı koyabiliyoruz. Çalışmamız tamamlandığında belki de toplumda bir tarama yaparak akciğer kanserini çok önceden, belirti vermeden teşhis etme şansımız olacak. Çalışmamız ürüne dönüşme aşamasına geldi. Bu ürünü ülke ekonomisine kazandırmak istiyoruz.”

    “BAŞKA PROJELER DE VAR”

    EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuncay Göksel da farklı bilim dallarının bir araya gelmesinin başarıyı da beraberinde getirdiğine dikkati çekerek, şu bilgileri aktardı:

    “Solunum hastalıkları ve akciğer kanserinin erken tanısında girişimsel olmayan tanı ve izlem biomarker geliştirmek üzereyiz. Bunun için özel cihazlar tasarladık. Solunum hastalıkları konusunda akıllı cihazlar üretmek için başka projelerimiz de var.”

    Yeni cihaz konusunda çalışma yürüten akademisyenleri ziyaret eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak da dünyada henüz araştırma düzeyinde olan bir yöntemin hayata geçirildiğini, kan ve doku örneği almadan kanser teşhisine imkan sağlanacağını, Kalkınma Bakanlığının projeyi desteklemesi konusunda girişimlerde bulunacaklarını ifade etti.

    • Like 1
    • Thanks 1

  5. Her gün 1 bardak pancar suyuiçerseniz... Öyle bir faydası var ki!

    pancar suyu ile ilgili görsel sonucu

    HAREKET ETMELİSİNİZ

    Harvard'da yapılan araştırmalara göre, yüksek tansiyon Amerika'daki ölümlerin yüzde 15'inden fazlasında aktif rol oynuyor. Ayrıca yüksek tansiyon, kalp krizi ve felç gibi önde gelen ölüm nedenlerinin yanı sıra anevrizmalar, kognitif düşüş ve böbrek yetmezliği riskini de artırır. Hipertansiyon, genelde orta yaş üzeri kişilerde görülen bir hastalıkken malesef günümüzde gençlerde de görülmeye başlandı.

    Obezite sınırına dayanan fazla kilolar, hareketsiz yaşam, kötü beslenme ve stres bu durumun sebepleri arasında yer alıyor. İlaç kullanımı tansiyonu düşürürken, bacak krampları, baş dönmesi ve uykusuzluk gibi yan etkilere neden olabilir. Neyse ki hipertansiyonu doğal yöntemlerle azaltmak mümkün. Unutmayın, her kişi önce kendisinin doktorudur. İşte önerilerim:

    HER GÜN BİR BARDAK

    Yapılan araştırmalar pancarın, içeriğinde bulunan nitrik oksit adlı madde sayesinde damar esnekliğini artırdığını ve kan dolaşımını rahatlattığını gösteriyor. Pancarın damarlar üzerindeki bu etkisi, damar sertliği ve tıkanıklığı gibi hayati risk taşıyan hastalıkların seyrini yavaşlatmada faydalanılması gerekenler listesinin ilk sıralarına pancarın adını yazdırıyor. Yüksek tansiyon hastalığıyla mücadelede pancarın etkisi artık biliniyor. Yapılan araştırmalara göre her gün bir bardak pancar suyu tüketmek, takip eden 24 saat boyunca tansiyonunuzun düzenli seyretmesine yardımcı oluyor.

    TUZU AZALTIN

    Düzgün beslenme, yüksek tansiyonla savaşmada çok etkili bir silahtır. Yüksek tansiyonun en yaygın nedenlerinden biri de vücuttaki sodyum fazlalığıdır. Sodyum alımınızı azaltmak yüksek tansiyonu düşürmede atacağınız ilk adımdır. Bu sebeple beslenmenizde daha az tuz tüketmeye özen gösterin.

    DİYETLE TANSIYONU ÖNLEYİN

    Türkçe'ye 'Hipertansiyonu durdurmaya yönelik besinsel yaklaşımlar' olarak çevirebileceğimiz DASH diyeti, tam tahıllar, yağsız et ve az yağlı süt ürünleri içeren dengeli bir beslenme düzenidir. Ayrıca, diyetinize dahil edebileceğiniz çok yararlı besinler var. Somon gibi soğuk su balıkları, yüksek tansiyonu düşürmeye ve kalp krizi riskini azaltmaya yardımcı, Omega-3 yağ asitleri bakımından oldukça zengindir. Tam yulaf ve börülce, kan damarlarını rahatlatan ve yüksek tansiyonu düşüren magnezyum zengini gıdalardır. Kereviz ise atardamar duvarlarını rahatlatmaya yardımcı ftalit adlı besin maddesini içerir.

    GÜNDE 10 BİN ADIM ATIN

    Aşırı kilolu olan kişilerin yaklaşık yüzde 40'ında yüksek tansiyon görülür. Genç hipertansiyon hastalarının ise yaklaşık üçte biri fazla kiloludur. Fazla kilonun kan basıncı üzerinde de olumsuz etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle ideal kiloda olmak tansiyonu dengeleyen bir faktördür. Sürekli hareket halinde olmak kan basıncını düzenler. Bu nedenle günde 10 bin adım kuralına uyacak şekilde hem sağlıklı kişilerin, hem de tansiyon hastalarının hareket etmesi önemlidir.Düşük bir tansiyona sahip olmak için haftanın çoğu günde en az 30 dakika güçlü bir kardiyo egzersiz yapın.

    DERİN NEFES STRESİ AZALTIR

    Yavaş nefes alma, yoga ve meditasyon gibi uygulamalar, kan basıncını yükselten stres hormonlarını azaltır. Tansiyonu düşürmek için sabah ve akşam beş dakika nefes egzersizi yapmayı deneyin.

    POTASYUM ALIN

    Son yıllarda potasyumun yüksek tansiyon riski üzerindeki etkisini inceleyen bilim adamları, potasyum eksikliğini de bu listeye dahil ettiler. ABD'de bulunan Brigham Kadın Hastalıkları Hastanesi'nde görevli doktorlar, deney farelerini belirli bir süre boyunca düşük potasyumlu bir diyetle beslemişler ve sürenin sonunda, farelerin büyük kısmında yüksek tansiyona rastlanmış. Bu durumda potasyumdan zengin meyve ve sebzelerin tüketilmesi, tansiyonu doğal yollarla düşürmenin önemli bir parçasıdır. Günde 2 bin-4 bin mg. potasyum hedeflemeyi deneyin. Potasyum bakımından zengin ürünlerin en iyi kaynakları arasında tatlı patates, domates, portakal suyu, patates, muz, barbunya, bezelye, kavun, kuru erik ve kuru üzüm gibi meyveler bulunur.

    TANSİYON DOSTU BİTTER ÇIKOLATA

    Koyu çikolata çeşitleri, kan damarlarını daha elastik yapan ve düşük tansiyon riskini artıran flavanoller içerir. Bir çalışmada, her gün bitter çikolata yiyen hastaların yüzde 18'inde kan basıncını azalttığı görüldü. Tükettiğiniz çikolatanın en az yüzde 70 oranında kakao içerdiğinden emin olun.

    KLASIK MÜZİK DİNLEYİN

    İtalya'nın Floransa Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre sakin müzikler dinlemek tansiyonu düşürmenize yardımcı olabilir. Özellikle klasik müzik dinlemeyi tercih edin.

    SEBEP MESAİ

    Çalışma saatlerinizi kontrol edin. Kaliforniya Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma; haftada 41 saatten fazla çalışmanın, yüksek tansiyon riskini yüzde 15 artırdığını gösterdi.

    YÜKSEK TANSİYONLU KİŞİLERIN EN SIK YAPTIĞI HATA İLACI BIRAKMAK!

    Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, ciddiye alınması gereken tıbbi bir hastalıktır. Maalesef yüksek tansiyonu olan kişiler çoğu zaman hastalıklarıyla doğru düzgün mücadele etmeyi ihmal ediyorlar. Eğer kendinizi kötü hissetmiyorsanız iyi olduğunuzu düşünmeniz doğaldır ama yüksek tansiyonu olan kişiler için bu geçerli değildir.

    İyi hissediyor olmanız sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Bu, hiçbir şekilde tansiyon ilaçlarını bırakmak için bir bahane olamaz. İlaç tedavisini bırakmak için doğru zamanı yalnızca doktorunuz söyleyebilir. Yüksek tansiyonu olan kişiler bazen, aldıkları ilacın bütün sorunu çözdüğünü ve tansiyonlarını düşürmek için başka önlemler almalarına gerek olmadığını düşünebiliyor. Hipertansiyon ilaçları, tansiyonu düzenlemedeki unsurlardan sadece bir tanesidir.

    KAHVE TÜKETİRKEN DİKKAT!

    Çok fazla kafein tansiyonu yükseltebilir; kafeinsiz kahve tüketin. Bilim adamları kafeinin kan basıncı üzerindeki etkilerini uzun zamandır tartışıyorlar. Bazı çalışmalar kafeinin hiçbir etkisi olmadığını gösterdi. Ancak Duke Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, 500 mg. kafein tüketiminin (kabaca üç fincan kahve) kan basıncını 4 mmHg kadar artırdığını ve bu etkinin uyuma zamanına kadar sürdüğünü buldu.

    Zengin demir içeriği 
    Pancar suyunun kanı soğutucu etkisi bulunmaktadır. Zengin demir içeriği sayesinde de kan yapıcı etkisi mevcuttur. Kanı soğutma etkisi gösteren pancar suyunun, damarları temizlediği ve kanı temizleyici etkisi olduğu bilinmektedir.

    En doğal detoks suyu 
    Zengin antioksidan içeriğine sahip olan pancar suyunun, vücuttaki toksinleri attığı bilinmektedir. Bu nedenle pancar suyu en dğal detoks suyu olarak tercih edilmektedir.

    Tümörleri yok ediyormuş 
    Pan car suyu içerisinde bulunan betasiyan maddesinin tümör gelişimini engellediği bilinmektedir.   Pancar suyunun tüm kanser hücreleri üzerinde tedavici edici özelliği bulunuyor.

    Doğumdaki kusurları yok ediyor 
    Hamilelikten sonra düzenli olarak tüketilen pancar suyunun tüm doğum kusurlarını yavaş yavaş iyileştirdiği belirtiliyor.

    Kabızlığı gideriyor 
    Sindirime yardımcı olan pancar suyunun kabızlığı hızlı bir şekilde azalttığı biliniyor. İçeriğindeki zengin lif yapısı sayesinde hızlı bir şekilde kilo vermenize yardımcı oluyor.

    Kemik erimesini önlüyor 
    Pancar suyu,  kemikleri güçlendirerek osteoporoz yani kemik erimesine yakalanmayı önler.

    Karaciğeri temizleme özelliği 
    Karaciğer temizlemeye özelliği bulunan pancar suyunu özellikle sigara içenlerin her gün bir bardak tüketmesi gerekiyormuş.

    Saçların dökülmesini önlüyor 
    Saç dökülmesi potasyum  ve çinko eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Vücuttaki potasyum eksikliği saç dökülmesini tetikler. Pancar suyu, iyi bir potasyum kaynağı olduğu için saç dökülmesini önler. Ayrıca saçların çabuk uzamasına da yardım eder.

    Kırmızı pancar suyu zayıflatır mı?

    Kırmızı pancar suyunun içerisinde bolca lif barındırdığından bahsetmiştik. İçerisinde bolca lif ve mineral barındıran pancar suyu sağlıklı bir şekilde zayıflamanıza yardımcı olacaktır.  Ancak pancar suyunun yağ yakıcı ve zayıflatıcı etkisinden faydalanmak için her gün düzenli olarak tüketmek gerekmektedir.

    Kırmızı pancar nasıl tüketilmeli?
    Kırmızı pancar nasıl tüketilmeli sorusu internet ortamında sürekli olarak aranılan ve haliyle de merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Kırmızı pancar nasıl tüketilmeli sorusunun cevabı oldukça basit. Kırmızı pancarı katı meyve  sıkacağı makinesinde, kırmızı pancar turşusu olrak veya salatalara ekleyerek tüketebilirsiniz. 

    Ancak kırmızı pancarın en sağlıklı hali hiçbir işlem görmeden katı meyve sıkacağına atılarak suyunun tüketilmesidir.  Bu şekilde tüketilen pancar suyunun sağlık açısından maksimum fayda sağladığı bilinmektedir. 

    Pancar sebzesinin aynı zamandan da yapraklarından da faydalanabilirsiniz. Pancarın yaprakları da en az pancar suyu kadar sağlığımıza faydalar sağlar. Hatta pancar suyu yaptığınızda pancar yapraklarınında suyunun  içerisine atmanız, sağlığınıza maksimum fayda sağlayacaktır. 

     

    • Thanks 1

  6. Rekorlar kitabına girecek kadar uzun yaşamın sırrı!

    Rekorlar kitabına girecek kadar uzun yaÅamın sırrı!

    Uzun yaşamanın sırrı genetik faktörlere bağlı olsa da aslında yaşam koşullarımızı iyileştirdiğimiz sürece hem sağlıklı hem uzun yaşamanın keyfine varabiliriz. Uzun yaşamları ile konuştuğumuz hatta rekorlar kitabına girecek kadar uzun yaşayan insanların sırları bu konuda bize yol gösteriyor. İşte 256 yıl yaşayan ve yaşamı boyunca uzun yaşamanın sırlarını araştıran Li Ching Yuen’in sırları…

    ÇİNLİ Lİ CHİNG YUEN'İN SIRRI

    Li Ching Yuen'i hepimiz uzun yaşamıyla tanıdık. 256 yaşında öldüğü iddia edilen Li, bütün hayatı boyunca uzun yaşamın sırlarını araştırdı. Bitkiler topladı ve çalışmalar yaptı. Usta Li'ye herkes uzun yaşamın sırlarını soruyordu. Ve o her zaman aynı cevabı veriyordu; "Temiz bir kalbin olsun, bir kaplumbağa gibi otur, bir güvercin kadar hayat dolu yürü, bir köpek gibi uyu..."

    Yaşadığı bölgedeki efsanelere göre, Li çocukluğunda okuma yazma öğrenmişti ve henüz 10 yaşındayken Kansu, Shansi, Tibet, Annam, Siam ve Mançurya'yı bitki toplamak adına gezdi.

    1749 yılında, 71 yaşındayken Çin ordusuna dövüş sanatı eğitmeni olarak katıldı. 23 evlilik yapan ve 200'ün üzerinde çocuk sahibi olan Li, etrafında da çok sevilen, saygı duyulan biriymiş.

    Neredeyse 40 yıl boyunca reishi mantarı, kurt üzümü, yabani ginseng, he shoo wu gibi bitkilerden oluşan bir beslenme biçimiyle yaşamını sürdürdü.

    Li'nin diğer önemli sırrı da iç huzurunu nefes teknikleriyle korumakmış. Hatta kendisi de asıl önemli olanın bu huzurlu ruh hâli olduğunu belirtiyormuş.

    Li'nin öğrencilerinden birinin iddiasına göre, Li bir keresinde kendisine Qigong (Çigong) egzersizlerini ve insan ömrünü normal sınırların çok ötesine taşımayı sağlayan yöntemlerini öğreten tam 500 yaşında bir adamla tanışmış.

    Li, Çin'in Szechuan eyaletinde 6 Mayıs 1933 tarihinde 256 yaşında vefat etmiştir. Ölüm döşeğinde son sözleri "Bu dünyada yapmam gereken her şeyi yaptım." olmuş.

    • Like 2

  7. Hafıza transferi yapıldı

    Hafıza transferi yapıldı

    Amerikalı bilim insanları, salyangozlarda Ribo Nükleik Asit (RNA) ile hafıza transferi yaptı ve yapay hafıza oluşturmayı başardı.

    Science Daily'nin haberine göre, California Üniversitesi Bütüncül Biyoloji, Psikoloji ve Nörobiyoloji Bölümünden Prof. Dr. David Glanzman ve ekibi, Aplysia olarak adlandırılan deniz salyangozları üzerinde yaptıkları çalışmada RNA ile hafızayı bir salyangozdan diğerine aktardı.

    20 SANİYE ARAYLA

    Araştırma çerçevesinde bir grup salyangoza kuyruklarından 20 saniye arayla 5 elektrik şoku verildi, bu eylem 24 saat sonra 5 kez daha tekrarlandı. Şoklar, salyangozların geri çekilme refleksini geliştirirken, elektrik verilenlere hafifçe vurulduğunda geri çekilmenin ortalama 50 saniye, kontrol grubundakilerde ise bir saniye sürdüğü gözlendi.

    Bilim insanları, elektrik şoklarından bir gün sonra salyangozların sinir sisteminden çıkarılan RNA'yı, elektrik verilmeyen 7 hayvana yerleştirdi. Bu hayvanların da elektrik verilenler gibi hareket ettiği ve geri çekilme eylemini yaklaşık 40 saniye sürdürdüğü görüldü.

    TEDAVİDE YENİ YÖNTEMLERİN ÖNÜNÜ AÇABİLİR

    Sonuçları "eNeuro" dergisinde yayımlanan araştırmanın bulgularının, travmatik hafızanın tedavisinde yeni yöntemlerin geliştirilmesinin önünü açabileceği ifade ediliyor.

    Glanzman, "Çok uzak olmayan bir gelecekte, RNA'yı alzaymır hastalığının etkilerinin giderilmesinde veya travma sonrası bozukluk tedavisinde kullanabileceğimizi düşünüyorum." ifadesini kullandı.

    • Like 1

  8. Her yemekten önce yoğurt

    Her yemekten önce yoÄurt

    ABD'de bulunan Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre günde ortalama 350 mililitre yoğurt tüketmek kalbe iyi geliyor, bağırsaklarda daha sağlıklı bir yapıya büründürüyor, kan basıncını düşürüyor ve eklem iltihaplanmasının önüne geçiyor. Yapılan araştırmada düzenli yoğurt tüketmenin etkisi dokuz hafta boyunca gözlemlenirken, uzmanlar bu etkinin tüketim süresi arttıkça katlanarak yükseleceğini kaydetti. Journal of Nutrition adlı bilimsel makale dergisinde yayımlanan arştırmada yoğurdun obeziteye karşı iyi geldiği kaydedildi.

    • Like 1
    • Thanks 1

  9. Sigara Erkeklerin Ömrünü 12 Yıl, Kadınların İse 11 Yıl Kısaltıyor

    Erkeklerin ömrünü 12 yıl, kadınların ise 11 yıl kısaltıyor...

    Sigara içenler sigara içmeyenlere göre daha erken ölüyor. Sigara içmek, erkeklerin yaşamlarını yaklaşık 12 yıl, kadınların yaşamlarını yaklaşık 11 yıl kısaltıyor. Sigara içmenin sadece kansere neden olmadığını, akciğerler, kalp, kan damarları, üreme organları, ağız, deri, gözler ve kemikler dahil olmak üzere vücudun hemen hemen her organında problemlere neden olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, sigaranın en ağır 9 zararı hakkında şu bilgileri verdi...

    SİGARA BEYNİMİZİ ETKİLER

    Sigaradan etkilenen organlardan biri beyindir. Sigara içmek inme geçirme olasılığını sigara içmeyen kişilere göre 2 ile 4 kat artırabilmektedir. İnme sonucunda beyinde meydana gelen travmalar sebebiyle beyinde kalıcı hasar olabilir veya ölüme neden olabilir. İnmenin beyin hasarına yol açabilmesinin bir yolu, kan damarının duvarı zayıfladığında ve bir çıkıntı oluşturduğunda beyindeki damarlarda anevrizma oluşmasıdır. Bu baloncuk daha sonra patlayabilir ve subaraknoid kanama denilen ciddi bir duruma yol açabilir.

    SİGARA KANSER EDER

    Sigaradan dolayı meydana gelen kanser oranı yüzde 30'dur. Akciğer kanseri, hem erkek hem de kadınlarda kanser ölümünün önde gelen nedenidir; tedavi etmek son derece zordur. Tütün dumanı içinde yaklaşık 7 bin kimyasal madde var ve bunların yaklaşık 70'i doğrudan kansere neden olur.

    Akciğerlerin yanı sıra, sigara kullanımı ağız larinks (ses kutusu), farinks (boğaz), özofagus (yutma tüpü), böbrek, boyun, karaciğer, mesane, pankreas, mide, kolon / rektum, miyeloid lösemi kanser türleri için de bir risk faktörüdür.

    KALP KRİZİNE YOL AÇAR

    Kardiyovasküler sistemde meydana gelen zararlar da oldukça ciddidir. Sigara içmek kanda katrandan kaynaklı plak birikmesine neden olur. Plaklar arterlerin duvarlarına yapışır ( ateroskleroz ), damarlar daralır. Bu durum kan akışını azaltır ve pıhtı atma riskini artırır. Ayrıca arterleri daraltarak kan basıncını ve kalp atış hızını arttırır. Tütün dumanındaki kimyasallar kardiyovasküler hastalıkların meydana gelmesinde önemli bir risk faktörüdür. En yaygın kardiyovasküler hastalıklardan bazıları şunlardır; Koroner kalp hastalığı, kalp krizi, kalple alakalı göğüs ağrısı. Sigaradaki karbon monoksit ve nikotin, kalbin daha hızlı atmasına sebep olur. Sigara içenlerin egzersiz yapmasını zorlaştırır.

    3 ÇEŞİT AKCİĞER HASTALIĞINA NEDEN OLUR

    Sigara içmek çeşitli akciğer sorunlarına neden olabilir. Belki de sigaradan etkilenen vücudun en belirgin kısmı akciğerlerdir. Sigara içenlerde akciğer rahatsızlıklarına daha çok rastlanır ve KOAH görülme olasılığı artar. Çoğu zaman, sigaranın neden olduğu akciğer hastalığının fark edilebilir hale gelmesi zaman alabilir. Sigaradan kaynaklanan birçok akciğer ve solunum problemi vardır. Yaygın 3 hastalık şu şekildedir:

    Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH):Zamanla kötüleşen uzun süreli bir hastalıktır. Hırıltıya, nefes darlığına ve göğüs sıkışmasına neden olur.

    Kronik Bronşit:Hava yolları çok fazla mukus ürettiğinde ve öksürüğe neden olduğunda ortaya çıkar. Hava yolları daha sonra iltihaplı hale gelir ve öksürük uzun süre kalıcı olur. Zamanla, skar doku ve mukus hava yollarını tamamen tıkayabilir ve enfeksiyona neden olabilir.

    Amfizem:Akciğerlerdeki keselerin sayısını azaltan ve aradaki duvarları parçalayan bir KOAH türüdür. Kişinin dinlenirken bile nefes alma yeteneğini ortadan kaldırır. İkinci aşamalarda, hastalar genellikle sadece bir oksijen maskesi kullanarak nefes alabilirler. Sigara içmenin yol açtığı diğer hastalıklar arasında pnömoni, astım ve tüberkülozdur.

    SİGARA İÇENLER ZOR HAMİLE KALIR

    Sigara içen kadınlarda hamile kalmak daha zordur. Hamile olduğunda sigara içen kadınlar, bebek için bir takım riskleri artırırlar. Erken doğum, düşük, ölü doğum, düşük doğum ağırlığı, ani bebek ölümü, bebek hastalıkları gibi riskler vardır.

    İKTİDARSIZLIĞA NEDEN OLUR

    Sigara, erkeklerde iktidarsızlığa neden olabilir. Çünkü penisteki kan damarlarına zarar verir. Ayrıca spermlere zarar verebilir ve sperm sayısını etkileyebilir. Sigara içen erkeklerde sigara içmeyen erkeklerden daha düşük sperm sayısı vardır.

    ERKEN YAŞLANDIRIR

    Sigara, cilde ulaşan oksijen miktarını azaltır, bu da cildin yaşlanma sürecini hızlandırır. Cildiniz 10-20 yıl kadar erken yaşlanır, özellikle göz ve ağız çevresinde kırışıklıkları 3 kat arttırır.

    VÜCUDUN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ BOZAR

    Bağışıklık sistemi vücudu enfeksiyona ve hastalığa karşı korur. Sigara içmek bunu tehlikeye atar ve Crohn hastalığı ve romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklara yol açabilir. Sigara tip 2 diyabet ile de bağlantılıdır.

    KEMİKLERİ ZAYIF VE KIRILGAN HALE GETİRİR

    İskelet sistemi sigara içmekten etkilenir. Kemikleri zayıf ve kırılgan hale getirebilir; bu da özellikle osteoporoza yatkın olan kadınlar için tehlikelidir .

    Purolar, pipolar, mentol sigaralar, çiğneme tütünleri ve diğer tütün türleri de kansere ve diğer sağlık sorunlarına neden olur. Tütün kullanmanın güvenli bir yolu yoktur.

    • Like 1

  10. Oruç tutarken 5 adımda kalbinizi koruyun

    Beş adımda kalbi ve bedeni yormadan oruç tutmak mümkün. En önemli detay ise sahurda gizli. Düzgün bir sahur öğünü ile sağlıklı bireyler; yaklaşık 17 saat süreyle, herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan oruç tutabilirler

    Özlemle beklediğimiz Ramazan ayı geldi çattı. Bu uzun günlerde oruç tutmak, elbette çok zor. Ancak doğru beslenmek; iki öğün arasında neredeyse 17 saat bulan zamanı kolaylaştırmanın tek yolu. Bilim adamları, oruç tutmanın insan sağlığı açısından ne ölçüde faydalı olduğu konusunda detaylı araştırmalar yapıyorlar. Bu araştırmalar, orucun sayısız faydasının listelenmesi ile son buluyor.
    Oruç tutarken tüm beslenme düzenimiz değişir. Özellikle uzun yaz günlerinde oruç tutuyorsanız, sadece iki öğünle sınırlı sofranızı doğru gıdalarla doldurmalısınız.
    Sağlık bilinciyle donattığınız sofralar sayesinde hem acıkmadan oruç tutabilir, hem de orucun faydalarından maksimum ölçüde yararlanabilirsiniz...

    İFTARDA VE SAHURDA YOĞURT YİYİN
    1- Oruç tutarken ne kadar kiloluysanız o kadar su tüketin:
    Su ihtiyacının daha da arttığı bu dönemde halsizlik, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı gibi etkileri önleyebilmek için iftarla sahur arasında kişiden kişiye değişen, fakat ortalama 2-2.5 litre olan su ihtiyacını mutlaka karşılamak gerekir.
    Ayrıca uzun boylu ve aşırı kiloluysanız, normale oranla daha da çok su tüketmelisiniz.
    2- Son anda 1 litre su içmeyin:
    Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da, tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir.
    Dolayısıyla son anda '1 litre su içeyim, bana yeter' demek sakıncalı olacaktır. Bu şekilde tüketilen sıvı hemen idrara dönüştürülür ve gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar.
    3- İftarda 45 dakika ara verin ve tatlıyı iftar mönünüzden çıkarın, pidetüketimine dikkat edin:
    Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar, hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olur. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın.
    Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan, kızartmadan uzak durun. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır.

    İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Bu; bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık, bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler, hastalıklara sebep olabilir.
    Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur.
    Ramazan ayında yediğiniz tatlılar, zaten oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır.
    4- Düzgün bir sahur ile 18 saat süreyle oruç tutabilirsiniz:
    Tuzlu, yağlı ve unlu gıdalardan uzak durmak, gün içindeki su isteğinizi azaltacaktır.
    Bu beslenme şekli, normal zamanlarda da uymanız gereken bir sistemi ifade eder. Sahuru, kahvaltı gibi düşünebilirsiniz.
    Besin kalitesi yüksek yumurta, peynir, kepekli ekmek tüketmek; midede sindirimleri geç olduğundan açlık hissinizi azaltacaktır. Bu gruba bir porsiyon ölçüsünde yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vb.) da ekleyebilirsiniz. Bu besinler de tok kalmanıza yardımcı olacaktır.
    Özellikle sahurda bir kase yoğurt yemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum.
    Yoğurt, adeta mucizevi bir besindir ve faydaları hakkında kaleme aldığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz.
    5- Kuru meyve tüketin:
    Besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz.
    Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden biridir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

    HASTALAR DİKKAT! 
     Tip 1 diyabeti, hamilelik diyabeti ve akut hastalığı olan diyabet hastaları oruç tutamaz. 
     İleri düzeyde kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan ve bu organların fonksiyonlarını idame ettirmek için tanımlanmış bir diyet ve ilaç kullanmakzorunda olan hastalar oruç tutamaz. 
     Uzun süren açlıkta kan şekerini normal sınırlarda tutmak için vücuttaki enerji kaynaklarından glukoz dönüşümünü sağlayan sistemlerin çalışmadığı ya dayetersiz çalışması nedeniyle hipoglisemi gelişen hastalığı olanlar oruç tutamaz. 
     Ateşli enfeksiyon hastalığı olanlar ve hastalığı/ateşi kontrol etmek için günde iki defadan fazla ilaç kullanmak durumunda olan hastalar oruç tutamaz. 
     Ameliyat veya ilaç tedavileri ile şifa sağlanmış olan kanser hastaları, doktorlarının uygun görmesi ile oruç tutabilir ancak tedavi süreci devam eden ve ilerlemiş kanser hastaları oruç tutmamalı. 
     Yüksek ateşli hastalık geçirenler, ateş kontrol altına alınana kadar oruçtutmamalı. 
     Tansiyon düşüklüğüne bağlı baş dönmesi, denge bozukluğu, düşme riski olan hastaların tansiyonları normalleşene kadar oruç tutmaması gerekir. 
     İleri derece KOAH hastalarının günde iki defadan fazla nefes rahatlatıcı ilaç kullanıyorlarsa oruç tutmamaları gerekir.

    REFLÜ VE ÜLSER HASTALARI ORUÇ TUTABİLİR Mİ?
    MIDE hastalığı olanlar, oruç tutarken mutlaka bir hekimden görüş almalı. Özellikle reflü gibi hayat kalitesini düşüren bir rahatsızlığınız varsa, iki kez dikkatli olmalısınız. Reflü hastalığının dört farklı evresi vardır. Yemek borusunun alt ucunda aside bağlı hasarlanma olup olmadığı ve bu hasarın derecesi, hastalığın aşamasını belirlemede en önemli faktördür. Reflünün en ağır evresi, D evresidir. A evresi ise en hafif aşamadır ve bu tip reflüsü olanlar, kolaylıkla oruç tutabilirler. Reflü hastalarının az miktarda ve sık beslenmeleri tavsiye edilir. Oysa Ramazan orucunda, öğün sayısı sadece ikiye düşüyor ve her ikisinde de çok fazla yemek yeniyor. Aşaması oruç tutmasına engel olmayan reflü hastaları, sahurun ardından hemen uykuya geçmemeli; hafif reflüsü olanlar en az iki, ağır reflüsü olanlar ise en az üç saat beklemeliler. Ülser şikayeti olanların, Ramazan ayından önce mutlaka hekime başvurmalarını öneriyoruz. Ülser hastaları, günde en az bir kez mide koruyucu ilaç kullanmak zorunda. Aksi taktirde ülser hastalığı ilerleyebilir ve ciddi problemlere neden olabilir. Ancak bu durum oruç tutmaya engel değildir. İlaç alım saatlerinin düzenlenmesi (sahur ve iftarda almak gibi), oruç tutmayı mümkün kılabilir.

    KİMLER ORUÇ TUTAMAZ?

     Şeker hastaları (diyabetliler)
     Kalp yetmezliği olanlar
     Kemoterapi alan hastalar
     Ağır kansızlığı olanlar
     Ağır karaciğer hastaları
     Böbrek yetmezliği olanlar
     Pankreatiti olanlar
     Aktif mide veya oniki parmak ülseri olanlar
     Midesi ameliyatla küçültülen hastalar
     İshali olanlar

    • Thanks 1

  11. Aç karnına tüketilmemesi gereken besinler

    Aç karnına tüketilmemesi gereken besinler

    Her gün onlarca haber okuyoruz ancak yine de hala sağlıklı beslenme adına doğru bildiğimiz bazı yanlışlar var. İşte bunlardan biri de günün ilk öğününde yenmemesi gerekenler. İlk bakışta anlam veremeyebilirsiniz ancak bu besinler aç karnına mide ve sindiriminizi yoruyor.

    Baharatlar

    Baharatlar açken mide mukozasına zarar verirler. Bu da sindirim sisteminde birçok soruna yol açar.

    Salatalık ve diğer yeşil sebzeler

    Çiğ sebzeler zengin amino asit kaynağıdır. Ancak boş mideyle tüketildiğinde yanma, şişkinlik ve karın ağrısına sebep olabilirler.

    Şekerleme

    Şeker yemek henüz uyanmış pankreasımızdaki insülin seviyesini bir anda yükseltir. Bu da diabete varan sorunlar yaratabilir.

    Muz

    Açken yiyeceğiniz muz kandaki magnezyum seviyesinde ani ve keskin bir artış yaratır. Bu da kalbiniz için zararlı olabilir.

    Yoğurt ve fermente süt ürünleri

    Boş mideyle yiyeceğiniz yoğurt oluşturacağı hidroklorik asitle faydalı bakterileri yok edecektir.

    Soğuk asitli içecekler

    Sabahları asitli içecekler içmek mukus dokularına zarar verip mideye giden kan akışını azaltır. Bunun sonucunda da sindirim işlemi yavaşlar.

    Domates

    Domates yüksek miktarda tanik asit içerir ve midenizin asit seviyesini artırır. Bu da gastrite sebebiyet verebilir.

    Narenciyeler

    Narenciyeler meyve asitleri açısından zengindir. Boş mideyle yenmeleri yanma ve gastrite sebep olur.

    Armut

    Armutun içindeki lifler boş midenizdeki hassas mukoza dokusunu zedeleyebilir. Sabah erken tüketmemekte fayda var.

    Mayalı hamur işleri

    Mayalı yiyecekler açken yendiğinde mide duvarınızda rahatsızlık yaratıp şişkinliğe sebep olurlar.

    • Thanks 2

  12. İncirle süt bir araya geldiğinde şifa dağıtıyor

    Ä°ncirle süt bir araya geldiÄinde Åifa daÄıtıyor

    İşte incirli sütün bir şifa olduğu hastalıklar ve kullanma formülleri..

    Kaynayan sütün içerisine 3 veya 4 tane incir atın. Daha sonra incirlerle beraber 5 dk kaynamasını sağlayın. Kaynama işlemi tamamlandıktan sonra incirli süt karışımını robottan geçirin.
    İncirler sütün içerisinde püre haline geldiğinde karışımı içebilirsiniz. En az yarım saatin sonunda kabızlık sorununa veda edeceksiniz.

    İncir, göğsü yumuşattığı için bronşit ve öksürük gibi sağlık problemlerinde balgam söktürerek rahatlatır.

    Öksürük İçin: İki su bardağı çiğ sütün içine iki tane kuru inciri doğrayıp sütü kaynatın. Yirmi dakika kadar bekletip süzün ve günde 2 defa bu sütten sıcak olarak için.

    1-2 adet kurutuşmuş inciri 2 çay kaşığı balla birlikte sıcak suda karıştırıp çay gibi içebilirsiniz. Birkaç kullanımdan sonra boğaz ağrınız ilaçsız bir şekilde iyileşecektir.

    Herhangi bir sebebten süt tüketemiyorsanız bu durumu dert etmenize gerek yok. Kuru incir meyvesi de sütün yerine geçiyor.

    İncirin içerisinde yer alan kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler.
    Bu nedenle süt içmeyen kişilere günde 3 adet kuru incir yemeleri tavsiye edilir.

    • Thanks 1

  13. Market sütlerindeki büyük tehlike!

    Market sütlerindeki büyük tehlike!

    Onkoloji Uzmanı Doktor Yavuz Dizdar, ’Sağlıklı beslenme ve gelecek’ adlı söyleşide vatandaşlarla buluştu. Sağlıklı beslenme üzerine çarpıcı açıklamalarda bulunan Dizdar, sağlıksız beslenmeye bağlı olarak kanser hastalığının artış gösterdiğini belirtti. Vatandaşların yoğun ilgisini gören Dizdar, kanser gelişimi, GDO, tarım ilacı ve endüstriyel üretim gibi konulara değindi.

    MARKETLERDEN ALDIĞIMIZ YOĞURTLAR NEDEN BOZULMUYOR?

    "İnsan yaşamını kolaylaştırmak için üretilen birçok kimyasal, üretim aşamasından tüketim aşamasına kadar, insan sağlığı ve çevre açısından küresel bir tehdit oluşturmaktadır. Dünyadaki çoğu gıda üreticisi sizlerin sağlığını düşünmüyor, onlar sadece para kazanma içgüdüsüyle hareket ediyorlar. Örneğin yoğurt; marketlerden aldığımız hazır yoğurtlar neden bozulmuyor? Düşündünüz mü? Onun dışında tarım ilacının vücuda girmesi halinde ilacın dokularda kaldığını biliyor musunuz? Bunlar insana tahmin edilenden daha çok zarar verir."

    BOZULMAYAN SÜT TEHLİKESİ!

    Günlerce bozulmayan, eskimeyen süt ve yoğurt konusunu da açıklık getiren Dizdar, "Herkesin çok iyi bildiği, ancak hiç kimsenin açıklayamadığı bir durum var; marketlerden alınan sütler ve yoğurtlar açıldıktan sonra bir türlü bozulmuyor. UHT teknolojisiyle 'steril' edildiği söylenen ambalajlı kutu sütler, kapağını açsanız bile bir ay kadar bozulmadan kalabiliyor.

    3 GÜNDEN İTİBAREN BOZULMUYORSA DİKKAT!

    Aynı şey sanayi tipi üretilen yoğurtlar için de geçerli. Oysa 'günlük' etiketiyle satılan sütlerde durum böyle değil, üç gün içerisinde tüketmek durumundasınız, yoksa kesiliyor. Ama nasıl oluyorsa UHT teknolojisiyle üretilmiş sütlere ve yoğurtlara bir şey olmuyor.

    KAYMAK SANDIĞINIZ ŞEY…

    Hatta hazır yoğurdun üstünde olan kaymak sandığınız şey kaymak değil, sonradan üstüne konulan bir tabaka. Bunlar insan sağlığına zararlı olan üretimler, hazır yoğurt ve süt tüketmeyin. Elinizden geldiğince mahalle sütçülerine sahip çıkın" diye konuştu.

    • Thanks 1

  14. Gece yediğinizde vücudunuza faydalı olan süper besinler

    Gece yediÄinizde vücudunuza faydalı olan süper besinler

    Beslenme ve diyet uzmanları genellikle günün belirli saatlerinden itibaren yemek yeme alışkanlığının bırakılması gerektiğini söylerler. Ancak birazdan açıklayacağımız yiyecekler gece tüketildiğinde sağlığımıza çeşitli faydalar sağlıyor.

    Üstelik bu yiyecekler gece tükettiğinizde dümdüz bir karna sahip olmanıza yardımcı oluyor.

    Zeytinyağı

    Sızma zeytinyağında bulunan oleik asit gibi yağ asitleri vücudunuzda özellikle karın bölgesinde bulunan daha dayanıklı ve parçalanması zor olan yağların parçalanmasına yardımcı olur.

    Gece yatmadan önce içeceğiniz bir kaşık zeytinyağı ile karın yağlarının erimesini sağlamanın mümkün olduğu söyleniyor.

    Domates

    Domatesi çoğu insan sever ve bir miktar protein ile bu gıdayı birleştirirseniz eğer sağlıklı bir akşam yemeği için muazzam bir seçenek elde etmiş olursunuz.

    Domateslerin içi antioksidanlar ile doludur. Birçok nedenden dolayı kilo vermemize yardımcı olurlar: domates, iltihaplanma ve sıvı tutulması ile mücadele eder.

    Kuşkonmaz

    Yabani veya beyaz kuşkonmaz olsun, fark etmez. İstediğiniz kadar yiyebilirsiniz çünkü tüm bunlar sizin sağlığınız için iyi olacaktır.
    Kuşkonmaz, vitaminlerle (A, B kompleksi, C ve E vitaminleri), aynı zamanda çinko ve potasyum gibi mineraller ile doludur.

    Karpuz

    Karpuzlar içi lif ve su dolu en önemli besinlerden birisidir. Yatmadan önce karpuz yemek dümdüz bir karna sahip olmasının yanında, bu besin maddesi, vücudunuzda fazla miktarda bulunan sıvıların giderilmesi için gerekli olan bir mineraldir.

    Ayrıca karpuz, bağışıklık sisteminizle yakından ilgisi olan ve bunun yanı sıra iltihaplanma ile mücadele eden C vitamini bakımından zengin bir maddedir.

    Enginar 

    Karaciğer sağlığına iyi gelen enginar , akşam yemeği için mükemmel bir seçenek olacaktır. Sonuçta tahmin edebileceğiniz gibi bu organınız gece boyunca vücudunuzda detoks etkisi sağlar.

    • Thanks 1

  15. Köpekler çok sadıktır, hayatımızdaki yerleri çok başkadır, çok özeldir ama kediler de asla nankör değildir. Zamanında hangi aklı büyük nankör demiş de bugüne kadar nankör olarak bilinmişler anlamıyorum. Kendilerine bakan, karnını doyuran ilgilenen insanları sahipleniyorlar. Bir köpek kadar da sadakat gösteriyorlar. Köpeğimiz hep vardı ama birbuçuk yıldır kedi besliyoruz. Bir kediye sahip olmak da çok keyifli. Astroloji olayını, psişik özellik bilmem ne işini   pek anlamam ama yazıda belirtilen kedilerin özellikleriyle ilgili her satıra katılıyorum.  Özellikle sahiplerine karşı bir terapist oldukları doğru. Bu birbuçuk yıl içinde kedimizde gözlemlediğim çok özel şeyler var.  Algıları çok fazla açık, hissiyatları çok güçlü...

    • Like 1

  16. iPhone kullananların dikkat etmesi gerekenler!

    ıphone ile ilgili görsel sonucu

    Bugünlerde herkes akıllı telefonuna adeta bir bebek gibi bakıyor. Koruma kılıfları, ekran kaplamaları, antivirüs programları derken liste uzayıp gidiyor.

    Aslında bu durumun en büyük sebeplerinden birisi cihazların son derece yüksek fiyatlara satılmaları.

    Diğer bir sebep de muhtemelen kullanıcıların kişisel bilgilerini mobil cihazlarında depolamaları ve bu bilgilerin başına bir şey gelmesini istememeleri. Pek de haksız sayılmazlar değil mi?

    Çevremizdeki iPhone kullanıcılarının genelinde gördüğümüz ve cihazın ömrünü kısaltan faktörler bir araya getirildi. Gözümüz gibi baktığımız bu cihazları asıl yıpratan şey bilinçsizce yaptığımız bazı davranışlar..

    Söz konusu bu davranışların neler olduğunu görmek için yazımızın devamına göz atabilirsiniz.

    IPHONE'UNU UZUN SÜRE AÇIK TUTMAK

    Herhangi bir takılma veya kasma olmadıktan sonra pek çok iPhone sahibi cihazı yeniden başlatmanın akıllarına bile gelmediğini, hatta birçok kullanıcı aldığı günden bu yana iPhone'unu hiç kapatmadığını dile getiriyor.

    Bu konuda gözardı edilen bir gerçek var. iPhone'larımızın sağlıklı çalışabilmeleri için en azından haftada bir olmak üzere yeniden başlatılmaları gerekiyor. Süre uzadığı zaman özellikle batarya ciddi zarar görüyor. Elbette bu etkiler uzun dönemde ortaya çıkıyor. Bu yüzden cihazınızı en azından haftada bir kez yeniden başlatmanızı öneriyoruz.

    Wİ-Fİ VE BLUETOOTH BAĞLANTILARINI DEVAMLI AKTİF BIRAKMAK

    Bu bağlantıları daima açık bırakmak ne yazık ki safi enerji müsrifliğinden başka bir şey değil. Elbette Bluetooth üzerinden çalışan harici bir aygıtınız veya WiFi bağlantısına ihtiyaç duyduğunuz bir durum yoksa.

    Şayet bu iki bağlantıya o an ihtiyacınız yoksa hemen kapalı konuma getirmeniz cihazınızın batarya ömrünü hatırı sayılır derecede uzatacaktır. Üstelik bunu yapması çok kolay. Parmağınızı ekranın alt kısmından yukarı doğru sürükleyerek ilgili menüye erişim sağlayabilirsiniz.

    IPHONE'LARI KÖTÜ HAVA ŞARTLARINDA KULLANMAK

    Kötü hava şartlarından kastımız soğuk ve yağmurlu havalar değil. Hatta üstün özelliklere sahip koruma kılıfları sayesinde bu tür havalar problem yaratmıyor. Asıl önemli olan nokta aşırı sıcak havalarda kullanmak.

    Özellikle tatil zamanı cihazlarımız plajlarda güneşe aşırı derece maruz kalıyorlar ve bu da onların öngörülen sıcaklık değerlerinin yukarısına çıkmalarına sebep oluyor. Hatta zaman zaman arabada unutulan iPhone'lar aşırı ısınan ortam sıcaklığı nedeniyle zarar görüyorlar.

    Bu yüzden özellikle aşırı sıcak havalarda iPhone'unuzu en azından cebinizde veya gölgede tutmanızı tavsiye ediyoruz. Eğer iyi bir kılıfınız yoksa, soğuk havalarda da dikkatli olmakta fayda var.

    GECE BOYUNCA ŞARJDA BIRAKMAK

    Gün içerisinde sürekli kullandığımız için iPhone'ları şarj etmek için en uygun zamanı gece uykuda olduğumuz zaman olarak kabul ediyoruz. Kulağa mantıklı gibi gelse de bu durum bir takım batarya sorunlarını da beraberinde getiriyor.

    Uzun süreler boyunca şarjda bırakılan cihazların bataryaları kısa süre içerisinde optimum performanslarını kaybetmeye başlıyor. İstenmeyen bu durumun önüne geçebilmek için batarya tam doluyken şarjda bırakmamak gerekiyor.

    Yine de gece uyurken şarja takmakta kararlıysanız en azından bir veya iki saat sonrasına alarm kurarak şarjdan çıkarabilir ve cihazın sabaha kadar elektrik akımına bağlı kalmasına engel olabilirsiniz.

    ORİJİNAL OLMAYAN KABLOLAR KULLANMAK

    Apple'ın orijinal kablolarının olması gerekenden daha yüksek ücretlere satıldığını kabul etmek gerekiyor. En nihayetinde sık sık deforme olmaya müsait olan bir parçanın daha uygun fiyatlara satılması gerekiyor.

    Yüksek fiyatlar kullanıcıları ne yazık ki muadil ürünler satan firmalara yönlendiriyor. Orijinal kablo kullanmamanın yarattığı en büyük problemleri arasında batarya ömrünün olumsuz etkilenmesi ve hatta şarj soketinin zarar görmesi yer alıyor.

    Bu tarz problemler çok daha yüksek onarım maaliyetlerine yol açabileceği için orijinal ürün kullanmak çok daha mantıklı bir seçenek.

    DÜZENLİ TEMİZLİK YAPMAMAK

    Yazılımsal bir temizlikten bahsetmiyoruz. Cihazımızın dış yüzeyi günlük kullanımımız esnasında epey kirleniyor ve adeta mikrop yuvası haline geliyor.

    Cihazımızı sağlıklı bir şekilde temizleyebilmek için alkol ve aşındırıcı içermeyen sıvıyla hafif nemlendirilmiş bir mikro fiber bez iş görecektir. Çok az miktarda sabun ve birkaç damla su kullanabilirsiniz.

    Temizlik sırasında cihazın giriş ve çıkışlarına sıvı temas etmemesine özen göstermenizi tavsiye ediyoruz. İşlem bittikten sonra cihazı kuru bir bezle silebilirsiniz.

    DİKEY ÇEKİMLER YAPMAK

    Özellikle video kaydı sırasında cihazınızı dikey vaziyette tutarsanız videonuz beklediğiniz gibi olmayacaktır. Bu yüzden video kaydetmek istediğiniz zamanlarda cihazınızı yatay tutarak hem kadrajınızı genişleterek daha fazla alanı kaydedebilir hem de herhangi bir oynatıcıda izlerken videonun problem yaratmasını engelleyebilirsiniz.

    ŞİFRE KULLANMAMAK

    Apple tarafından rapor edilen bilgilere göre kullanıcıların yarısı şifre kullanmıyor. Vakit kaybı gibi görünen fakat hayat kurtaracak niteliklere sahip olan şifre koruması mutlaka aktif edilmesi gereken fonksiyonlar arasında.

    IPHONE ELDE YÜRÜMEK

    Büyükşehirlerde meydana gelen hırsızlık olaylarının %40'ı cihazını elinde tutarak yürüyen kullanıcıların başına geliyor.

    Bu yüzden yürürken mecbur olmadıkça cihazınızı elinizde bulundurmayın.

    YAVAŞLAYAN IPHONE'U HIZLANDIRMA YÖNTEMLERİ

    iOS 11'de telefonunuzun performansının düşmesinden şikayetçiyseniz bu ipuçlarına bakmanızda yarar var.

    DEPOLAMA ALANINDA BOŞ YER AÇIN

    Depolama alanı dolmuş veya iyice dolmaya yakın bir iPhone, daha yavaş çalışma eğilimi gösterir. Artık kullanmadığınız uygulamaları kaldırarak, fotoğraf ve videolarınızın yedeğini alıp telefondan silerek, depolama alanında daha fazla boşluk açabilirsiniz. iOS 11'de daha fazla boş yer kazanmanızı sağlayacak birkaç yeni araç var.

    iOS 11'de Ayarlar>Genel>iPhone Saklama Alanı sekmesine girdiğiniz zaman, karşınıza hafızanın ne kadar dolu olduğunu gösteren renkli bir grafik tablosu çıkıyor. Buradan depolama alanının durumunu detaylı şekilde kontrol edebilirsiniz. Ayrıca öneriler kısmında ise isterseniz iCloud Fotoğraf Arşivi'ni veya Kullanılmayanları Sil seçeneğini aktif edebilirsiniz.

    HEIF BİÇİMİNİ AKTİF EDİN

    iOS 11'de fotoğrafların ve videoların daha küçük boyutta yer kaplamasını sağlayan dosya formatı var. Fotoğraflar HEIF, videolar ise HEVC dosya formatını kullanıyor. Bu iki format, depolama alanında daha az yer kaplıyor. Yeni HEIF ve HEVC formatlarını Ayarlar>Kamera>Biçimler kısmından aktif edebilirsiniz.

    Not: Yeni fotoğraf ve video formatlarını eski iPhone'larda ve iPad'lerde göremezsiniz. Yeni formatlar en düşük model olarak A10 Fusion çipine sahip iPhone 7, iPhone 7 Plus ve iPad Pro'lar tarafından destekleniyor.

    UYGULAMALARINIZI GÜNCELLEYİN

    Eski uygulamalar iOS 11'de sorunsuz ve hızlı şekilde çalışmayabilir. iPhone'unuzu iOS 11'e yükselttikten sonra, App Store'a girip, güncellemeler kısmından uygulamalar için güncelleme olup olmadığını kontrol edin. Eğer varsa güncellemeniz yararınıza olacaktır.

    OTOMATİK GÜNCELLEMEYİ KAPATIN

    Önceki sürümlerde olduğu gibi iOS 11, kullanıcının işlerini kolaylaştırmak için arka planda işleri yürütüyor. Örneğin arka planda uygulamaları otomatik olarak günceller.

    Fakat arka planda yapılan uygulama güncellemesi hem işlemciyi hem de pilin belirli bir kısmını kullanan bir işlemdir. Bu özelliği devre dışı bırakabilir ve uygulamalarınızı App Store aracılığıyla kendiniz güncelleyebilirsiniz.

    Bunun için Ayarlar>iTunes ve App Store menüsüne girin. Otomatik İndirme başlığı altında bulunan Güncellemeler seçeneğini kapatın. Diğer üç seçenek ise yaptığınız tüm uygulama indirme ve satın alma işlemlerini otomatik olarak diğer cihazlarınız arasında senkronize eder. Onları da kapatmanız daha iyi olacaktır.

    ARKA PLANDA UYGULAMA YENİLEYİ KAPATIN

    Arka planda uygulama yenile özelliğini kapatın. Aksi takdirde uygulama içeriğinin yeniler durur. Mesela Facebook veya Twitter'a girdiğinizde, haber kaynağı ve diğer güncellemeler siz istemeden otomatik olarak karşınıza gelecektir. Bir yandan faydalı, ama diğer yandan pil ömrünü biraz yiyen ve işlemci döngüsünde yer kaplayan bir işlem. Bu seçeneğe Ayarlar>Genel>Arka Planda Uygulama Yenile'den ulaşabilirsiniz. İsterseniz tüm uygulamaları kapatabilir veya listeden tek tek istediğinizi seçebilirsiniz.

    EFEKTLERİ KAPATIN

    Apple, iOS'a derinlik hissi vermek için çeşitli efektler kullanır. Bu hareket efektleri kullanım deneyiminin zengin olmasını sağlar, kopuk animasyonlar oluşturmazlar. Yine de devre dışı bırakılmaları, performansın artmasını sağlar.

    Hareketi Azalt seçeneğini aktif edebilirsiniz. Böylece paralaks efekti kapanır. Ayrıca bu seçeneği açtığınız zaman, alt kısımda Mesaj Efektlerini Otomatik Oynatma çıkıyor. Otomatik oynatma isminden belli olduğu üzere balon efektleri ve tam ekran efektlerini otomatik olarak gösterir. Eğer mesajlarda bu efektleri kullanmıyorsanız, kapatmanız daha iyi olacaktır.

    Erişebilirlik ekranında Hareketi Azalt'ın üstünde Kontrastı Artır diye başka bir sekme var. Buraya girin. Saydamlığı Azalt adında başka bir seçenek bulunuyor. Aktif ettiğiniz zaman okunurluğu artırmak için saydamlığı ve bulanıklığı azaltıyor, kontrastı artırıyor. Fakat iPhone'un performansını da hızlandırmaya yardımcı olabilir, çünkü işlemcinin grafiklerle ilgili daha az işlem yapmasını sağlıyor.

    KONUM SERVİSLERİ

    Konum servisleri üstünde de birkaç ince ayar yapabilirsiniz. iOS 11 konumlar için kullanıcıya daha fazla kontrol sunuyor. Herhangi bir uygulamanın sadece "kullanırken" konuma ulaşmasını seçebilirsiniz. Konum servisine Ayarlar>Gizlilik kısmından ulaşabilirsiniz.

    CİHAZINIZI YENİDEN BAŞLATIN

    iPhone'unuz günlerce hatta haftalarca açık kaldıysa, cihazınızı yeniden başlatmanız yararlı olabilir. Basit görünen yeniden başlatma işletmi cihazın toparlanmasını sağlayabilir.

    Telefonunuzun şarjı çabuk mu bitiyor? Sebebi kullandığınız o uygulama olabilir! İşte pil katili uygulamalar...

    CANDY CRUSH SAGA

    Telefonların en büyük batarya düşmanı karşınızda... Eğer batarya ömrünüz uzun olsun istiyorsanız bu uygulamayı kapayın veya tamamen silin!

    FACEBOOK

    Yapılan araştırmalara göre pili en çok tüketen uygulamalar arasında birinci sırada Facebook yer alıyor. Facebook'u kullandığınız süre boyunca telefonun batarya ömrü oldukça hızlı azalıyor.

    Bakın diğer hangi uygulamalar telefonun pil ömrünü sömürüyor?

    WHATSAPP

    Açık olduğu süre boyunca ciddi derecede bataryanın azalmasına sebep oluyor.

    ANTİVİRÜS PROGRAMLARI

    Telefonunuzda antivirüs programları varsa aklınızda olsun, tam bir pil tüketme canavarı!

    SNAPCHAT

    En çok şarj yiyen uygulamalar arasında Snapchat' de var.

    Instagram da pili tüketen uygulamalardan biri...

    SKYPE

    Skype uygulamasında görüntülü konuşmak, yazışmak da pilin ömrünü büyük ölçüde etkiliyor.

    YOUTUBE

    Youtube'da zaman geçirmek,videolar izlemekte pili azaltıyor.

    THE WEATHER CHANNEL

    Hava durumu uygulamaları pilin gücünü tüketiyor.

    KAMERA

    Kamera da arka arkaya fotoğraflar çektiğimizde elbette şarj çabuk tükeniyor.

    Tumblr

    GOOGLE MAPS

    Haritalar uygulamasında gezinmek de pilin azalmasına neden oluyor.

    CLEAN MASTER

    Clean Master uygulaması Android iyileştiricisi,bellek ve hız güçlendirici olarak görev yapıyor ama aynı zamanda pil canavarı...

    Twitter

    Facebook Messenger

    Facebook Sayfa Yöneticisi

     


  17. Her Gün Bir Bardak Havuç Suyu İçerseniz

    Ä°lgili resim

    1- HAVUÇ SUYU, KIZARIKLIK VE YARA İZİ GÖRÜNÜMLERİNİ AZALTIR.

    Kuşkusuz havucu tükettiğiniz zaman da kesinlikle güçlü etkilerinden faydalanabilirsiniz. Ancak havuç suyunu kullanarak cildi gençleştirmek, aydınlatmak ve olası tahrişleri yatıştıracak bir güzellik bakımı için buzdolabınız da bulundurabilirsiniz.

    Havuç suyunu bu amaçla kullanmanın yollarından biri, saf havuç suyunu hafifçe bir pamuk ile cildinize sürmektir.

    Başka bir yöntem de havuç suyu ile yüz maskesi yapmaktır. Bunun için bir havucun suyunu iki çorba kaşığı yulaf ezmesi ve bir çorba kaşığı bala ihtiyacınız olacak.

    Tüm malzemeleri kalın bir macun oluşturana kadar karıştırın. Yulaf ezmesi, yüksek saponin içeriğinden dolayı, kızarıklık ve iltihapları sakinleştirmek ve gözenekleri küçültmek için havuç suyuyla mükemmel bir şekilde çalışır. Cilt yağının dengelemesi için bu karışıma bir çorba kaşığı yoğurt da ilave edilebilir. Maskeyi temiz yüzünüze uygulayın ve 20 dakika bekletip, durulayabilirsiniz.

    2- HAVUÇ SUYU, GÜNEŞ HASARINI ÖNLER VE TEDAVİ EDER

    Topikal olarak cilde uygulanacak havuç suyu, anti-oksidan içerdiği sayesinde güneş hasarıyla mücadeleye yardımcı olabilir. Ayrıca, havuçtaki karotenler hafif bir güneş koruyucusu gibi davranmaktadır.

    Küçük bebek havuçlar, daha fazla besleyici içerdiklerinden, büyük olanlardan daha iyi etkilere sahiptir. Ayrıca tabii ki hatırlatmakta da fayda var ki, havuç suyunun topikal uygulanması veya tüketimi, cildinizi bir SPF krem gibi tam olarak güneşten korunma ihtiyacının yerini tutmayacaktır.

    3- HAVUÇ SUYU, ENERJİ SEVİYESİNİ VE METABOLİZMAYI GELİŞTİRİR.

    Havuç suyunun enerji seviyenizi artırabileceğini ve metabolizmanızı daha da güçlendireceğini biliyor muydunuz? Bunun için havuç içindeki yüksek miktarlardaki B vitamini kompleksine teşekkür edebilirsiniz. Bu kompleks, aktif olarak glikoz, yağ ve proteini parçalara ayırır ve vücudunuzun enerjisinin verimli bir şekilde kullanılmasını sağlar. Tonlarca enerjiniz olduğunda, doğal olarak daha sağlıklı ve canlı görünürsünüz!

    4- HAVUÇ SUYU, SİVİLCELERİ AZALTIR.

    Havuç suyunun beta karoten içeriği sebum üretimini kontrol etmede ve akne oluşma ihtimalini azaltmada etkili olmaktadır. Daha etkili sonuçlar için, havuç suyunu hem tüketmeyi hem de topikal olarak cilde uygulanması önerilmektedir.

    Düzenli olarak havuç suyu tüketerek, birkaç ay içinde sivilcelerden kurtulup pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz. (Elbette çok fazla havuç suyu içmeyi kastetmediğimizi unutmayın, diyetinize ekleyin, ancak ılımlı olarak tüketin.)

    Sivilceleri azaltmak ve önlemek için havuç suyu kullanarak bir yüz maskesi de yapabilirsiniz. Bunun için bir çay kaşığı nohut unu, bir çay kaşığı zerdeçal ve bir fincan havuç suyuna ihtiyaç var. Maske pürüzsüz bir kıvama gelinceye kadar karıştırın, uygulayın, 15 dakika bekleyin ve durulayın.

    5- HAVUÇ SUYU, KOLAJEN ÜRETİMİNİ UYARIR

    Havuç suyunda bulunan yüksek seviyedeki C vitamini, kollajen üretimini teşvik etmeye ve cildin esnekliğini korumaya fayda sağlamaktadır.

    Kolajen cildinizi sağlam, canlı, dolgun ve sağlıklı kılan şeydir. Yaşlandıkça, kolajen üretimimiz azalır. Bu anlamda, havuç suyu, yaşlanmanın belirtilerini önlemek ve azaltmak için diyetinize ve güzellik rejimine dahil etmek için harika bir üründür.

    Yaşlanmanın en belirgin göstergelerinden biridir, göz çevresi kırışıklıkları. İşte, hem süreci geciktirmek hem de ortaya çıkan kırışıklıkları azaltmak için havuç maskesi gibi göz çevresi kırışıklıkları için maskeler yapılabilir.

    6- HAVUÇ SUYU, CİLDE IŞILTI KATAR

    Havuçta bulunan yüksek karotenoid seviyesi, sağlıklı parlak cildin ortaya çıkmasına neden olan serbest radikalleri temizlemek için çalışan güçlü antioksidanlardır. Havuç suyu ayrıca nem içeriyor, bu yüzden nem seviyelerini korumaya çalışarak dolgun ve parlak bir cilt sağlıyor.

    Havuç suyunu yudumlarken aynı zamanda cildinize saf havuç suyu sürerek etkilerini ikiye katlayabilirsiniz.

    12308607_749171201894351_7126478245674239621_n1.png

     

    • Thanks 1

  18. Bir ay boyunca zencefil yerseniz

    Bir ay boyunca zencefil yerseniz...

    Zencefilin sağlığa faydaları çok eski zamanlardan beri bilinmektedir ve bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır. Şifa kaynağı çok yüksek olan zencefil, yemeklerde ve Asya bölgesinde turşu olarak da kullanılır. Yüksek derecede yağlar içeren zencefil aynı şekilde yüksek vitamin ve besin kaynağıdır.

    ZENCEFİL KANSERLE SAVAŞIR

    Vücuttaki kanserojenlerden nasıl kurtulacağınızı merak ediyorsanız zencefil ile başlayın. Çeşitli çalışmalar akciğer, prostat, yumurtalık, kolon, meme, deri ve pankreatik kanserlerle savaşmada yararlı bulmuştur.

    ZENCEFİL KALP SAĞLIĞINI GELİŞTİRİR

    Zencefil kalbimizin sağlığını korumak için mükemmeldir. Aktif madde, zencefil, kan damarlarını rahatlatmaya, kan akışını hızlandırmaya ve ağrıyı hafifletmeye yardımcı olan bir bileşiktir. Aynı zamanda bir anti-enflamatuar ajan, bu yüzden kalp hastalığı ile savaşmaya yardımcı olur.

    ZENCEFİL ALZHEIMER HASTALIĞINA KARŞI KORUR

    Oksidatif stres ve kronik iltihap hem yaşlanma sürecini hızlandırır. Alzheimer hastalığının ve yaşa bağlı bilişsel gerilemenin temel itici güçleridir. Bir çalışma, zencefilekstresinin, 60 orta yaşlı kadından oluşan bir test grubunda reaksiyon sürelerini ve çalışma hatıralarını geliştirebildiğini bulmuştur.

    ZENCEFİL SİNDİRİME YARDIMCI OLUR

    Zencefil, şişmiş, kabız olan ve diğer bağırsak hastalıklardan muzdarip olanlar için de yararlıdır. Bağırsak astarınızdaki düz kasları rahatlatır ve tüm sisteminizde yiyeceklerin daha rahat hareket etmesine yardımcı olur.

    ZENCEFİL KİLO VERDİRİR

    Birçok "yağ yakıcı" takviyesinde ana bileşen olarak zencefil fark ettiniz mi? Bunun için iyi bir sebep var. Zencefil metabolizmayı hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda araştırmalar diğer gıdalarla zencefil yemenin bu yiyeceklerin termik etkisini artırmaya yardımcı olduğunu ve böylece daha fazla kalori yaktığını bulmuştur.

    LENFATiK SiSTEMi TEMiZLER

    Zencefil, vücudu ısıtmak için çok etkili olduğu için, organlarınızdaki ve aynı zamanda dolaşım sistemindeki toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir. "Bu lenfatik kanalları açıp her şeyi temiz tutarak zencefil, özellikle solunum sisteminde enfeksiyonlara duyarlı hale getiren toksinlerin birikmesini önler."

    EKLEM AĞRILARINA FAYDALARI

    Araştırmacılar, zencefil'in aynı zamanda kendi içinde acıya neden olan iltihabı da hafifletmeye yardımcı olur. Hatta eklem ağrıları olanlara oldukça faydalıdır.

    DİYABETE ŞİFA KAYNAĞI

    Zencefilin diyabeti doğal olarak iyileştiği ve insülin duyarlılığını artırdığı bilinmektedir.

    BESiN EMiLiMiNi ARTIRIR

    Zencefil, yiyeceklerinizin düzenli sindirimini ve metabolizmasını artırmaya yardımcı olur ve bu nedenle besinleri se zorluk çekiyorsanız, diyetinize büyük bir katkı sağlar.

    ZENCEFİL AŞIRI MUKUSU AZALTIR

    Son olarak, kesinlikle zencefil, vücuttaki aşırı mukustan – özellikle de solunum yolundan – kurtulmaya yardımcı olur. Her gün zencefil tüketen bir ay sonra, bazı müthiş faydalar göreceğinizden emin olacaksınız.

     

    • Thanks 1

  19. Kemik erimesine karşı 7 tavsiye

    Kemik erimesine karÅı 7 tavsiye

    Kemik erimesi ve zayıf kemiklerin kırılmasına neden olan birçok faktör var. Yaş, cinsiyet ve yeterince egzersiz yapmamak da bunlar arasında. Doktor Ann Robinson, kemik erimesi riskine karşı neler yapılabileceğini 7 maddede özetledi:
    1- Günde üç kez hızlı yürüyün: Yürüyüş, koşu gibi ağırlık taşınan egzersizler kemiklerin güçlenmesine yardımcı oluyor. Her gün üç defa, 10 dakikalık hızlı yürüyüş iyi bir hedef.
    2- Sigara içmeyin: Sigara kemik gelişiminin devam ettiği 30 yaşın altındaki gençleri daha fazla etkiliyor. Sigara içenlerde, kemik erimesi riski daha fazla oluyor.
    3- Çok zayıflamayın: Ufak yapılı, düşük kilolu kişilerin kemiklere yığılan toplam ağırlığı düşük oluyor ve kemikler zayıf kalıyor. Kilo kaybı da düştüğünüzde kemiklerin daha kolay kırılmasına neden olabilir.
    4- Hormon replasman tedavisi: Kadınlarda, erkeklere kıyasla dört kat fazla kemik erimesi rahatsızlığı görülüyor. Hormon replasman tedavisi kemiklerin güçlenmesini sağlayabilir ve kemiklerdeki çatlamalara engel olabilir.
    5- D vitaminini düşünebilirsiniz: Sağlıklı kemikler için günde 10 mikrogram D vitamini tavsiye edilir.
    6- Düşmeye karşı önlem alın: Zayıf kemiklerin tehlikesi çatlaklara karşı hassas olmalarıdır. Düşüp kalçalarını kıran yaşlılar bir daha eski hallerine dönemeyebilir.
    7- Risklerin farkında olun: Eğer yaşlıysanız, kadınsanız, sağlıklı kilodan daha zayıfsanız veya hareketsizseniz, daha önce vücudunuzda çatlaklar oluştuysa, sigara içiyorsanız ve fazla alkol tüketiyorsanız (haftada 30 birimden fazla) veya eklem iltihabınız varsa kemiklerinizin erimesi veya kemiklerinizin çatlama riski daha yüksek demektir.

    • Thanks 1

  20. hacersş, 14 dakika önce yazdı:

    Gece yatmadan önce 1 bardak içilebilir suya, sert kabuğundan ayrılmış 2-3 cevizi ekleyin. Güne ceviz suyuyla başlayın.

     

    Bu suyu içip cevizleride yiyince kötü kolesterol dan kurtuldum çok şükür. 

    Teşekkürler Renan

    Rica ederim canım. Epey zamandır aksatmadan ceviz suyu tüketiyorum ben de...

    • Like 1

  21. Ceviz suyunun faydaları

    Ceviz suyunun faydaları

    Ceviz faydasını eklendiği suya da veriyor. İçindeki vitaminler suya geçiyor. Su sayesinde vücut daha hızlı emiyor ve kullanmaya başlıyor. Sudaki mineraller ve cevizin içindeki vitaminler vücudumuza şifa veriyor.

    Gece yatmadan önce 1 bardak içilebilir suya, sert kabuğundan ayrılmış 2-3 cevizi ekleyin. Güne ceviz suyuyla başlayın.

    Ceviz Suyunun Şifa Veren Mucizevi Özellikleri

    Kilo vermeye yardımcı olur. Uzun süre tokluk hissi verir.

    Metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını kolaylaştırır.

    Kabızlık gidericidir. Daha sık büyük tuvalete çıkmayı sağlar.

    Ceviz suyu oluşturduğu etkiyle gaz sorunu ve karın şişliğini giderir.

    Hamile ve emzirenler için tavsiye edilir. Ceviz hamilelikte aşırı kilo alımını engeller. Emziren annelerin sütüyle cevizin vitamini bebeğe geçer.

    Ceviz suyunu çocuklar da içebilir. Biraz balla tatlandırılabilir.

    İçerisindeki kalori kemiklerin güçlenmesini sağlamaktadır.

    Triptofanlar sayesinde uyumadan önce içilen cevizli su uyku sorunu olanlar için önerilir.

    Ceviz suyundaki hem tekli hem çift doymuş yağlar bulunur. Kolesterolü düşürür. Damar tıkanıklığı ve şeker hastalığının tedavisini destekler.

    Kan şekerini dengeler. Kan damarlarını genişleterek kan akışını hızlandırır. Enerji verir.

    Kandaki zararlı kolesterol birikimini engeller.

    Antidepresan özelliği gösterir. Stresi engeller.

    Ceviz suyu hızlı bir şekilde vücuda yayılır. Vücudu rahatlatır; halsizlik ve yorgunluğu alır.

    İçindeki vitaminler sayesinde beyin fonksiyonları güçlenir. Alzemier hastalığını engeller.

    Bitkisel omega 3, folik asit, magnezyum vitaminleri sayesinde kalp dostudur. Kalp krizi riskini azaltır.

    Bayanlarda adet dönemini düzenler. 1 litre suya 6-7 tane cevizi karşılıklı delip ekleyin. 10-15 dakika kaynatın. Bu ceviz suyunu sabah ve akşam günde iki kere tüketin. Cevizleri de yiyin.

    Düzenli olarak tüketilen ceviz suyu topuk dikenine de iyi geldiği bilinir.

    Ceviz suyunun faydaları sadece yukarıda maddeler halinde belirtilen 17 faydası değil ceviz suyunun saç ve cilt olmak üzere güzelliğimizede katkısı bulunmaktadır bunların neler olduğunu merak ediyorsanız makalemizi okumaya devam ediniz.

    Ceviz Suyu ile Tazelenmek!

    Saçınızı her zamanki gibi temizleyin. Ceviz suyunu durulama suyuna ekleyin. Saçı yumuşacık yapacaktır.

    Saç dökülmesini engeller ve saç köklerini güçlendirir.

    Düzenli olarak her gün ceviz suyuyla yıkanan saçlarda beyazlar kaybolur. Ayrıca saç rengini koyulaştırır. Yeşil ceviz ve su ile hazırlanan karışım doğal boyadır.

    Kınayı ceviz suyuyla karın. Kına hem daha kalıcı hem de tok bir renk olacaktır.

    Bir gece önceden 1 su bardağı su ve 2-3 sert kabuksuz cevizi suda bekletin. Ceviz suyunda el ve ayaklar bekletilerek tırnakların güçlenmesi sağlanır. Çabuk kırılan zayıf tırnaklar için idealdir.

    Cildin güzelleşmesi ve esmerleşmesi için; banyo suyuna ceviz suyu ekleyerek durulanın.

    Saça ve cilde iyi gelir; ceviz suyunda bulunan omega yağ asitleri, E vitamini, demir ve çinko mineralleri saçlara ve cilde iyi gelir. Saç ve tırnakları güçlendiren ayrıca cilde güzellik veren biyotin de bulunur. Biyotin, kozmetik ürünlerde yaygın olarak kullanılır. Ceviz suyu güzelleşip tazelenmek için de idealdir.

    • Like 1
    • Thanks 1

  22. Uzmanlar açıkladı! Oruç tutmakbakın neye iyi geliyor.

    uzmanlar-acikladi-oruc-tutmak-bakin-neye-iyi-geliyor-1525699844876.jpg&mw=600

    ABD'de yürütülen bir araştırma, oruç tutmanın bağırsak kök hücrelerinin yenilenme fonksiyonunu artırdığını ortaya çıkardı.

    Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden ( MIT) biyologların fareler üzerinde yaptığı deneyde, 24 saat aç kalan farelerde hücrelerin, glikoz yerine yağ asitlerini parçalamaya başladığı bunun da kök hücrelerin yenilenmesine yardım ettiği saptandı.

    Aç kalan farelerin aç kalmayanlara göre kök hücrelerinin iki kat daha fazla yenilenme kapasitesine sahip olduğu görüldü.

    KÖK HÜCRE FONKSİYONU KAYBININ 24 SAATLİK ORUÇ SAYESİNDE TERSİNE ÇEVRİLEBİLECEĞİ TESPİT EDİLDİ

    Araştırma sonucunda yaşlanmayla ilişkili kök hücre fonksiyonu kaybının 24 saatlik oruç sayesinde tersine çevrilebileceği tespit edildi.

    Araştırma ekibinde yer alan Türk bilim insanı Doç. Dr. Ömer Yılmaz, yaptığı açıklamada, orucun genel sağlık üzerinde olumlu etkilerinin bilindiğini belirterek bu araştırmayla oruç tutmanın bağırsaklarda kök hücrelerin yenilenme kapasitesini önemli ölçüde artırdığının görüldüğünü ifade etti.

    Prof. Dr. David Sabatini de çalışmanın oruç tutmanın karbonhidratlardan yağa kadar bağırsak kök hücrelerinde metabolik bir geçişi tetiklediğine dair kanıt sağladığını söyleyerek bu hücrelerin yağ asidi oksidasyonuna geçmesiyle fonksiyonlarını önemli ölçüde artırdığını kaydetti.

     

    • Thanks 1

  23. Bağırsak kanserine karşı ceviz

    BaÄırsak kanserine karÅı ceviz

    Sağlığa olan faydaları saymakla bitmeyen cevizin şimdi de bağırsak kanserine karşı korunmada etkili olduğu ortaya çıktı. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Illinois Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada cevizin bağırsaktaki yararlı bakterilerin yapısının korunmasında faydalı olduğu ortaya çıktı. Çalışmaya göre ceviz yemek sadece bağırsaktaki bakterileri ve bakterilerden çıkan asitleri etkilemiyor, aynı zamanda kötü huylu olan LDL kolesterolünün seviyesini de azaltıyor. Bu durumun kalp, metabolizma ve sindirim sistemi sağlığını olumlu yönde etkilediği vurgulanıyor.

    • Thanks 1
×
×
  • Create New...