Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,385
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    226

Everything posted by Renan

  1. Şu an mutlu olmak için neye ihtiyacınız var?
  2. Gülümsemek için bir neden yazın ki okuyanlar da faydalansın...
  3. Dinlediğiniz şarkıdan bir cümle yazar mısınız?
  4. İnsan en çok kimin yanında susuyorsa, Aslında en çok onunla konuşmak istiyordur...
  5. Bundan sonraki hayat Felsefem; Arayanı ararım Soranı sorarım Seveni severim Unutanı da unuturum O kadar... Kim demiş bilmiyorum ama güzel demiş...
  6. Varsın Olmasın hayatta her istediğimiz; Biz olana Elhamdülillah, olmayana da Eyvallah deriz...Mevlana
  7. Oyunu başlatıyorum... Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca...
  8. En son ne içtin? Çay...
  9. Geri sayacağız bu defa.Mesela 1000 den başlıyoruz bir bir geri gidiyoruz.0 'landığında sayımız tekrar 1000 'e geri dönüyoruz.. Keyifli oyunlar diliyorum.Oyunu Başlatıyorum. 1000
  10. Alttaki; Meyveli pasta yer misin yemez misin? (Gece vakti nereden aklıma geldiyse?)
  11. Bu isim neyin oluyor? Ayşe
  12. Siyaset ve sataşma hariç içinizden gelen her şeyi duvara yazabilirsiniz...
  13. Siyaset hariç, aklınıza gelenleri, o an düşündüklerinizi ya da hayata dair genel anlamda söylemek istediklerinizi bu konuda bizimle paylaşabilirsiniz...
  14. Bilmediğiniz, öğrenmek istediğiniz terkipler. uygulamalar, sırrı bilinmeyen dualar hakkındaki sorularınızı bu konuda paylaşabilirsiniz. Merak ettiğiniz soruların cevaplarını ayrı ayrı başlık açmak yerine bu başlıkta aramanızı rica ediyoruz, Bağımsız açılan başlıklar kapatılacak yada silinecektir..
  15. Sevgi ve Muhabbet için Dualar Bölümünde aradığınız bir duayı bulmak için yada hangi duanın etkili olup olmadığı hakkında fikir edinmek, hangi duanın nasıl okunduğunu öğrenebilmek ve hangi duaları okuyup sonuç aldığınızı anlatmanız için vs.....bu konudan yardım almanız amaçlı açılmıştır..
  16. Sigara 400 Yıl Önce Başımıza Bela Oldu Dünyada ve ülkemizde son yıllarda “dumansız hava sahaları” oluşturmak için sigara tüketimine sınırlar ve yasaklar getiriliyor. Devletler ve kurumlar sigarayı bıraktırma kampanyaları düzenliyor. Bu kötü alışkanlığımız tam dört asır önce başlamıştı. Amerika kıtasından dünyaya yayılan tütün 1570’lerde Osmanlı coğrafyasına girdi. İlk üretim ise 1583’te Milas’ta yapıldı. Son yıllarda insan sağlığına zararlı sigarayı hükümetimiz kamuya açık yerlerde yasaklayarak Türk milletinin geleceği açısından son derece önemli bir iş yaptı. En kötü alışkanlıklarımızdan biri olan sigara içmek, cumhurbaşkanımızın sigarayı bıraktırma yönündeki gayretleriyle azalmaya başladı. İnşallah milletimiz dört asırdan beri devam eden bu kötü alışkanlığından kurtulur. AMERİKA’DAN TÜRKİYE’YE Kolomb, 1492’de Amerika kıtasına ayak bastıktan sonra keşif için Küba’nın iç kısımlarına gönderdiği mürettebatı ilk defa tütün içen insanlarla karşılaşmıştı. Amerika kıtasının keşfinden sonra tütün birçok yeni ürünle birlikte yeni dünyadan eski dünyaya yayıldı. 17’nci yüzyılın başlarından itibaren hem Amerika kıtasındaki kolonilerde hem de Avrupa’da tütün ekimi yaygınlaştı. Tütün kısa sürede önemli bir ticari mal haline gelip, devletlerin en önemli gelir kaynaklarından biri oldu. Portekiz’den başlayarak birçok devlet tütünü bir devlet tekeli haline getirdi. Tütün, 1570’lerde Osmanlı coğrafyasına girdi. Tütünün Osmanlı İmparatorluğu’ndaki durumu Fehmi Yılmaz’ın doktora teziyle aydınlatılmıştır. Yılmaz’ın “Osmanlı İmparatorluğu’nda Tütün: Sosyal, Siyasî ve Ekonomik Tahlili (1600-1833)” isimli tezinden tütünün ülkemizdeki macerasını naklediyoruz. Tütün, Türkiye’de ilk defa Milas’ta 1583’te üretildi. 1598’den sonra İngiliz, Fransız ve Hollandalı tüccarlar tütünü başta İstanbul olmak üzere imparatorluğun büyük şehirlere getirmeye başlamalarıyla birlikte tütün ticareti ve tütün tüketimi yayıldı. Bu gelişme üzerine tütünle ilgili tartışmalar başladı. Tütün, Sultan Birinci Ahmed döneminde, 1609’da yasaklandı. Tütün ekiminde tütün böceklenmesin diye mumun kullanılması yüzünden mum fiyatları iki misline çıkınca 1614’te tütün içilmesi ve ekilmesinin yasaklandığına dair tekrar bir ferman neşredildi. Yasaklar Dördüncü Murad zamanında sıkı şekilde uygulandı. Tütün ekme ve içme yasağı bazı aksamalarla 1649’a kadar sürdü. Şeyhülislam Bahâî Efendi’nin 1649’da tütünün mubah olduğuna dair fetva vermesinin ardından yasak resmen kalkmasa da uygulanmaz oldu. TÜTÜNÜN YAYGINLAŞMASI Yasağın kalkmasıyla birlikte 17’nci yüzyılın ortalarından itibaren Makedonya, Marmara ve Ege bölgeleri ile Halep ve Lazkiye’de tütün ekimi yoğun olarak yapıldı. 19’uncu yüzyılın ikinci yarısında imparatorluğun yüzde 38’inde, 150 bin çiftçi 1 milyon dönümde tütün tarımı yapıyordu. Selanik, Yenice-i Karasu, İzmir, Lazkiye, Halep, Şam, İskenderiye, Kahire ve Samsun gibi şehirler tütün ticaretinde öne çıktı. Tütün esnafı 18’inci yüzyılın ilk çeyreğinde lonca teşkilatı içinde örgütlendiler. Tütün 1688’de gümrük vergisine tabi tutuldu. Tütün tarımından da vergi alınmaya başladı. Tütün zamanla o kadar önemli bir ürün hâline gelmişti ki imparatorluk yönetimi 1861’de ithal edilen maddelerin gümrüklerini yüzde 5’ten yüzde 8’e çıkartırken, ham tütünün ithalini yerli üretimi ve ticareti korumak amacıyla tamamen yasakladı. Mamul tütün ürünlerini de o zamana kadar hiç görülmemiş bir şekilde yüzde 70-75 oranında vergilendirdi. TÜTÜN ALEYHİNE KONUŞMAK SUÇ OLDU Fehmi Yılmaz’ın tespitlerine göre 18’inci yüzyıldan itibaren tütün gelirlerinin hazinenin önemli gelir kaynakları içinde yerini alması ve esham sisteminin ilk defa tütün mukataalarında uygulanışı, bu sektörü diğerlerine göre daha önemli ve ayrıcalıklı hale getirdi. 18’inci yüzyıl başında tütünden alınan vergi bütçenin yüzde 1’i civarındayken, bu oran 19’uncu yüzyılın ikinci yarısında yüzde 5’ine ulaşmıştı. Bu yüzden 17’nci yüzyılda tütün lehinde risale yazan bir kişi devlet nazarında tehlike arzederken, 19’uncu yüzyılda tütün aleyhinde bir risale yazan, devlet nazarında tehlikeli kabul edilerek, Afyon kalesine hapse gönderilmişti. AVRUPA’DA TÜTÜN YASAKLARI Tütün, Amerika’dan Avrupa’ya geldiğinde başlangıçta kutsal bir bitki ve şifa kaynağı olarak görüldü. 16. yüzyılın sonlarına kadar pahalı olduğu için dar bir çevrede kaldı. Daha sonra tütün bir taraftan Avrupa’da hızla yayılırken, bir taraftan da aleyhine kitaplar yazılmaya ve yasaklanmaya başlandı. 1602’de tütün aleyhine “Baca süpürücülerinin İşi / Tütün dostlarına bir ihtar” başlıklı küçük bir kitapçık neşredildi. Bu kitapta “Hind tütünüyle zehirlenmektense İngiliz kenevir ipiyle boğulmak daha iyidir” deniyordu. 1604’te İngiliz Kralı I. James tütün aleyhine kaleme aldığı yazısında “Milletler arasında, bizde yerleşmiş olan çok tütün içmek âdetinden başka ahlakı bozan bir şey yoktur… Tütünsüzlüğe tahammül edemeyen insanlarla harpte ne yapılabilir” diyordu. 17’nci yüzyılın başlarında tütünden yangın çıkması sebebiyle İngiltere, Danimarka, Rusya gibi birçok ülkede tütün yasaklandı. Tütün bazı ülkelerde sadece eczacılar tarafından satıldı. Papa VIII. Urbanus, 1642’de tütün içilmesi aleyhine bir emir yayımladı. Bu yasakta kilise görevlilerinin tütün bağımlısı olup, dini vazifelerini tütün yüzünden aksatmalarının rolü vardı. Fakat bütün yasaklara ve cezalara rağmen tütün tüketimi devam etti. Papanın yasağı ise 1750’de kaldırıldı. SİGARA İÇMEK Tütün başlangıçta çubuk ve pipolarla içiliyor veya enfiye olarak çekiliyordu. Tütünü çiğneyerek kullananlar da vardı. Daha sonra tütün yapraklarına ve ince kâğıtlara sarılarak bugünkü sigara ortaya çıktı. 19’uncu yüzyılın ortalarında sigara fabrikaları kuruldu. İşin en ilginç tarafı değişik dünya dillerinde sigara “çekmek” veya “dumanmak” kelimeleriyle kullanılırken bizim dilimizde “içmek” kelimesiyle kullanıldı. DUMANDAN GÖZ GÖZÜ GÖRMEZ OLDU Önemli Osmanlı tarihçilerinden Peçuylu İbrahim, tarihinde tütünün Türkiye’de yayılmasını “İnsanlar arasında o kadar rağbet gördü ki, ayak takımından bazı insanların tütünü çok içmelerinden hâsıl olan duman yüzünden kahvehanelerde insanların birbirini görmesi güçleşirdi. Sokaklarda ve pazarlarda insanların lüle ellerinden düşmez olup birbirinin yüzüne gözüne puf puf ederek sokakları ve mahalleleri kokuttular ve tütün üzerine şiirler yazarak münasebetsiz bir halde okuttular. Bu yüzden birçok münakaşalar oldu. Bunun kötü kokusu hemen her içenin sakalını, bıyığını, sarığını ve hatta iç çamaşırlarını ve evinin içini kokuttuğu gibi, halı keçe gibi evlere serilenleri de yer yer yaktığı, külü ve kömürü ile her tarafı kirlettiği, uyuduktan sonra dimağa çıkan kötü kokusu ve bunlar kâfi değilmiş gibi daima kullanmanın neticesi olarak çalışmaktan ve elleri is görmekten geri kaldılar” şeklinde anlatır. DÖRDÜNCÜ MURAD’IN YASAKLARI 1633’te meydana gelen büyük İstanbul yangını, şehrin önemli bir kısmını yok etmişti. Bu hadise üzerine kahvehanelerde hoşnutsuzluk dile getirilmeye başlandı. Dördüncü Murad otoritesini daha yeni kuruyordu. Yangının sebebi kahvehanelerde tütün içilmesi olarak görüldü. Bu durum karşısında padişah bir ferman yayımlayarak, kahve ve tütün içilmesini yasakladı. Kahvehaneleri kapattı. Bir yıl sonra meyhaneler de kapatıldı ve içki yasağı başladı. Bu yasaklara uyulup uyulmadığı bizzat Dördüncü Murad tarafından sıkı ve sert bir şekilde denetlendi. Onun hükümdarlığı müddetince de bu yasaklar uygulandı. Kahve ve meyhanelerin kapatılmasının asıl sebebi buraların muhalefet odağı olup, devlet yönetiminin eleştirilmesiydi.
  17. Estetikten Sonra Burun Ucu Düşer mi? Burun ameliyatları bittiği zaman sargılar açıldıktan sonra görülen sonuç nihai sonuçtan biraz daha farklıdır. Burnun ödeminin henüz inmemiş olması kemik yapısının tam olarak anlaşılamamasına neden olur. Zaman için ödemler çözülecek ve burun küçülecek detaylar net bir şekilde gözler önüne serilecektir. Başarılı olmayan ameliyatlarda ise şişliklerin inmesi sorunlu bölgelerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Estetik ameliyatlar öncesinde doktorlar ile yapılan görüşmelerde adayların neredeyse tamamı operasyon sonucunda burun ucu düşer mi sorusunu gündeme getirmektedir. Halk arasında yaygın bir kanı olan burun ucu düşmesi kalkık görünümün zaman içinde etkisini yitirmesi şeklinde algılanabilir. Rinoplasti operasyonlarında kullanılan teknikler burnun uzun yıllar aldığı formu korumasına olanak tanımaktadır. Şekil bozuklukları burun estetiği yaptırma talepleri içinde önemli bir yer tutmaktadır. Burun estetiği dendiği zaman sorunun farklı bölgelerde farklı işlemlerin yapılması ile tamamlanacağının da bilinmesi gerekmektedir. Kıkırdak ve kemik yapıdan oluşan burun ortası uç kısmın düşük görünmesine neden olmaktadır. Burun ucu düşüklüğü sorunu ise bayan ve erkeklerde farklılıklar göstermektedir. Burun ucu ve dudaklar arasındaki açı kadınlarda maksimum 110 derece olurken, erkeklerde ise 100 derece civarındadır. Bu açının altında yer alan ölçüler ise düşük burun olarak değerlendirilebilir. Bu açının yeterli olmaması halinde karşıdan bakıldığı zaman burun delikleri görünür. Bu estetik açıdan bakıldığında istenmeyen bir durumdur. Ucu geniş olan burunlar, tombul bir görünüm sergiler. Burun ucunun dar ve öne doğru büyük olması ise halk arasında pinokyo burun olarak değerlendirilmektedir. Burun ucundan burun köküne kadar olan mesafe burnun kısa veya uzun olmasının anlaşılmasını sağlamaktadır. Ön taraftan bakıldığı zaman sağa ya da sola kıvrık olan burunlar ise eğri burun çeşididir. Estetik operasyonlar ile tespit edilen sorunların çözümüne yönelik uygulamalar devreye alınır. Burun ucu düşüklüğü özellikle ülkemizde sık görülen bir sorundur. Üst dudağa doğru sarkmış olan burun gülme esnasında daha belirgin bir hale gelmektedir. Burun düşüklüğü insanların yaşının daha fazla olmasını göstermektedir. Yaşla birlikte ilerleyen burun düşüklüğü ameliyat ile istenen forma çekilebilir. Bu ameliyatı olacak kişilerde dudak şeklinin değişip değişmeyeceği ise merak konusudur. Burun ameliyatları sonrasında dudak yapısında herhangi bir değişiklik görülmemektedir. Düzgün ve doğru bir şekilde yapılmış operasyonlar sonucunda burun düşmesi sorunu kesinlikle yaşanmaz. Burun estetiği ameliyatından yıllar sonra yaşanacak sorunlar ise derinin yaşlanması sonucunda yaşanan fizyolojik durumun göstergesidir. Önemli bir ameliyat olan burun ucu düşüklüğü modern tekniklerin başarılı şekilde uygulanması ile sorunsuz olarak sonuçlanabilmektedir. Her hasta burun ucu estetiği yaptırmak açısından uygun değildir. Doktor ile yapılacak görüşmelerin detaylı incelemeler ile desteklenmesi gerekmektedir. Burun ucu estetiği tip plasti adıyla anılmaktadır. Sonradan oluşabilen burun ucu düşüklüğü bir travma sonucunda da hızlanarak gözle görünür bir hal alabilir. Hatalı operasyonlar esnasında kıkırdak çatının istenen şekilde korunamaması zaman içinde burun düşmesi denen durumun yaşanmasına neden olacaktır. Burun ucu estetik operasyonu yaptırmadan önce cerrah seçimine özen gösterilmesi gerekmektedir. Planlama esnasında daha önceden yaşanmış kaza ve operasyonlarının bilgisinin detaylı bir şekilde paylaşılması gerekmektedir. Kişinin yaşadığı solunum problemleri estetik ameliyatlar için engel teşkil etmemektedir. Aynı operasyon ile birden fazla sorun çözüme kavuşturulabilir. Estetik burun ameliyatı öncesinde kişinin görünmek istediği sonucun detaylı olarak incelenmesi ve doktor ile karşılıklı olarak planlı bir çalışma yapılması önerilmektedir. Dr.Ercan Aydın
  18. Örgü Çocuk Beresi Modelleri
  19. Ispanaklı Omlet Tarifi MALZEMESİ Yarım kg. ıspanak 6 tane yumurta 1 yemek kaşığı margarin yeterince tuz YAPILIŞI Ispanak ayıklanıp bol su ile yıkanır, yaprakları kıyılır, sonra kendi suyuyla kavrulur. Daha sonra düz bir tencerede veya tavada yağ kızdırılır. Suyunu çekene kadar haşlanan ıspanak orada tekrar kavrulur. Ayrı bir kapta çırpılan yumurta dökülür. Pişince ters yüz edilip servis yapılır.
  20. Yumurta Kapama Malzemeler: 3 adet yumurta haşlamak için; üzerini geçecek kadar sıcak su 1 veya 1,5 yemek kaşığı tereyağı tuz karabiber pulbiber kimyon Hazirlanisi: Tencereye sıcak suyu ilave edin. Ve yumurtaları yavaşça içine elle veya kaşıkla bırakın. Ocağa verip yaklaşık 10 dakika kaynattıktan sonra soğuk suya tutup kabuklarını soyun. Kesme tahtasının üzerinde düzgünce uzunlamasına kesin. Tereyağını tavada orta ateşte eritin. Yumurtaları, sarıları alta gelecek şekilde tavaya yerleştirin. Üzerine tuz, karabiber, pulbiber, kimyon serpiştirin. Etrafındaki yağdan kaşıkla yumurtaların üzerine gezdirin. İster servis tabağına yağıyla beraber alın ister tavada servis edin. Ancak servis edilir edilmez hemen tüketilmelidir. Çünkü tereyağı donuyor ve yumurtalar soğuyor.
  21. Fırında Yumurtalı Kaşarlı Ispanak Tarifi Malzemeler: 1 kilo ıspanak 1 büyük kuru soğan 3 yumurta Rendelenmiş kaşar Karabiber Pul biber Sıvı yağ Tuz Hazirlanisi: Ispanağı yıkayıp doğrayalım ve süzelim. Tencere de sıvı yağı ısıtıp doğranmış soğanı kavuralım .İçine ıspanağı katalım ve pişirelim suyunu çekince baharatını ve tuzunu ekleyip ocağı kapatalım. Pişen ıspanağı yağlanmış kaba koyalım.3 yumurtayı çırpalım .İçine pul biber ve tuz ekleyip karıştıralım. Çırpılmış yumurtayı ıspanağın her tarafına yayalım .Üzerine bolca rendelenmiş kaşar serpip fırında üzeri nar gibi kızarıncaya kadar pişirelim.
  22. Pet Şişeden Fermuarlı Mini Çanta Evinizde kullandığınız plastik şişeleri değerlendirmek isterseniz, size hoş ve kullanışlı bir tarif vereceğiz. Fermuarlı saklama kaplarını çok amaçlı kullanabilirsiniz. Bu uygulama için şeffaf veya renkli plastik şişeleri kullanabilirsiniz. Saklama kabı yapmak istediğiniz iki şişeyi elinize alın ve ne kadar büyüklükte olmasını istiyorsanız tabandan başlayarak şişeleri üst bölümlerine doğru makasla kesin. Şişenin üst bölümü yani boğaz kısmı bu işlem için kullanılmayacaktır. Her iki şişeye aynı işlemi yapın. Daha sonra iki şişeyi bir fermuar yardımıyla biraraya getirin. Şişenin kesinlen bölümlerine sıcak tutkal sürün ve fermuarı yapıştırın. Kullanacağınız fermuarın şişenin çevresiyle doğru orantılı olarak aynı uzunlukta olmasına dikkat edin. Fermuarın bir bölümünü bir şişenin etrafına diğer bölümünü ise diğer şişenin ağız kısmına geçirip sıcak tutkal ile yapıştırın. Saklama kabınız artık hazırdır. Fermuarı açarak kabın içine istediğiniz ürünleri koyabilirsiniz. Fermuarı kapattığınızda saklama kabınızın içinde bulunan malzemeler dökülmeyecektir.
  23. Bebeğe su verilir mi? Mayo Clinic'ten Beslenme ve Diyet Uzmanı Katie Zeratsky, bebeklere ilk altı aydan önce kesinlikle su verilmemesi gerektiğini söyledi. Suyun sağlık için oldukça faydalı olduğu uzmanlar tarafından üstüne basıla basıla söylense de, bu her zaman geçerli değil. Örneğin, bebekler ilk altı ay anne sütü dışında hiçbir şey tüketmemeli. Havanın, ortamın aşırı sıcak olması nedeniyle bebeklere su verilmesi dahi tamamen yanlış. Mayo Clinic'ten Beslenme ve Diyet Uzmanı Katie Zeratsky, bebeklere su verilmemesi gerektiğini belirtirken, hatta yapılan bu yanlışın bebeğin ölümüne bile neden olabileceğini söyledi. Zeratsky'e göre; 1- Bebekler sıvı ihtiyaçlarını anne sütü ya da bebek mamasından karşılarlar. O nedenle sıcak bir günde bile bebeklere su verilmemeli. 2- Bebeklere özellikle altı aydan önce kesinlikle su verilmemeli. Su; protein, vitaminler, mineraller, karbonhidrat ve yağ gibi önemli besin maddelerini kaçırmasına yol açar. Anne sütü ve mama bebeklerin hızlı büyümesine büyük katkı sağlarlar. Bebeklerin daha çok enerjiye ihtiyaçları vardır, böylece hızlı büyürler. 3- Çok su içirmek bebeğin ölümüne yol açabilir! Bebeğin çok fazla su içmesi su zehirlenmesine yol açabilir. Bu da bebeğin ölümüne neden olabilir. 4- Eğer bebeğiniz, siz farkında olmadan biraz su içmişse, bunu büyütmenize gerek yok. Büyük fotoğraftan bakıldığında bu ciddi bir sorun değil. 24 saat içerisinde böbrekler sodyum dengesizliğini düzeltecektir. 5- Karışık mamalar fazla sulandırılmış olacağından negatif sonuçları olabilir. Mamayı doktor tavsiyesiyle kullanabilirsiniz.
×
×
  • Create New...