Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,382
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    225

Posts posted by Renan


  1. Diyabetle savaşan 20 süper sağlıklı besin!

    diyabetle savaÅan besinler ile ilgili görsel sonucu

    Tip 2 diyabetinizden kurtulmak ya da en azından riskini azaltmak istiyorsanız veya Tip 1 diyabetinizi kontrol altında tutmak istiyorsanız yeme alışkanlıklarınıza ilave edeceğiniz besinlerle bu mümkün.

    Diyabetin tüm dünyada hızla artması dikkatleri hastalıktan korunmada alınacak önlemlere çeviriyor. Hareketli yaşamın yanı sıra dengeli ve düzenli beslenme de diyabetle mücadelede çok önemli role sahip. Ancak bu mücadelede bazı besinler öne çıkıyor. İşte o besinlerin en önemlileri:

    Kıvırcık lahana: Brokoli gibi kıvırcık lahana da çok düşük karbonhidrat değerine sahip olmasıyla bilinen bir sebze. Antioksidan deposu olan bu besini herkesin tüketmesi gerekiyor.

    Zeytinyağı: Sağlıklı bir hayat biçiminin vazgeçilmezi olan zeytinyağı, kan şekerini dengeliyor.

    Baklagiller: Lif deposu olan baklagiller, sadece diyabet hastalarının değil aslında herkesin haftada en az iki kez tüketmesi gereken besin grubunda. Düşük karbonhidrat değerine sahip bu besinler, kandaki şeker oranını dengeliyor.

    Brokoli: Brokoli için 'diyabet hastaları için var olan bir sebze' demek hiç de yanlış olmaz. Diyabetle doğal olarak savaşan bu sebze kan şekerini dengelerken günlük C vitamini ihtiyacını da karşılıyor.

    Bitter çikolata: Az şekerli, bol kakaolu bitter çikolata zengin antioksidan kaynağı olması bir yana insülin direncini de azaltıyor.

    Avokado: Omega 3 deposu olan avokado kalp ve tansiyon rahatsızlıkları için anahtar besinken diyabette de kan şekerini dengeliyor.

    Yulaf: Lif deposu olan yulaf şekerin içinde bulunan yüksek karbonhidratı dengeleme konusunda uzman.

    Çay: Uzmanlar şekersiz olmak kaydıyla yeşil çay ya da siyah çayın her gün tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Yoğun miktarda antioksidan içermesi sayesinde ise kan şekerni ayarlamaya yardımcı.

    Tatlı patates: Patatesin aksine tatlı patates, insülin direcini azaltıyor, kolesterolü düşüryor ve kan şekerindeki artışı önlüyor.

    Balık: En sağlıklı protein kaynaklarından biri olan balık, Omega 3 deoposu olması bakımından sadece diyabet hastalarının değil herkesin tüketmesi gereken bir gıda.

    Sarımsak: Sarımsak kanser rizkini azaltırken kolesterolü dengeler ve kan basıncını düzene sokar. Bu nedenle diyabetle savaşta muhakkak tüketilmesi gereken besinlerden biri.

    Elma: Kolesterol ve kalp rahatsızlığı yaşayanlar için aranan besin olan elma, kan şekerini dengelemesiyle diyabetle savaşmak için de gizli silahlardan biri.

    Ispanak: Lifli yeşil yaprakları sayesinde diyabet hastaları için uzmanlar tarafından muhakkak öneriliyor.

    Kuşkonmaz: Türk mutfağında kendine yeni yeni yer edinmeye çalışan kuşkonmaz, insülin üretimini arttırdığı için özellikle Tip 2 diyabet hastalarına öneriliyor.

    Kırmızı meyveler: Özellikle Tip 2 diyabet hastaları için antioksidan ve lif deposu olan kırmızı meyveler insülin üretmeye yardımcı olurken Tip 1 diyabet hastaları için de kan şekerini dengeleme açısından oldukça önemli.

    Çekirdek: Kuruyemişlerden olan kabak çekirdeği Omega 3 açısından oldukça zengin. Düşük karbonhidrat değerine sahip bu besin kan şekerinizi dengelerken aynı zamanda bir demir deposu. Dengeli tüketildiği takdirde ay çekirdeği de iyi bir seçim ancak kabak çekirdeği özellikle tüketilmesi gereken besinlerden. Yine de porsiyon miktarını ayarlamayı hatırlatmakta fayda var.

    Keten tohumu: Sağlıklı yağ, lif ve protein deposu olan keten tohumu diyabetle savaş için aranan besin.

    Kuruyemişler: Sağlıklı yağ bulundurma açısından oldukça zengin olan kuruyemişler dengeli tüketildiği takdirde kan şekeri kontrolünü kolaylaştırıyor.

    Tarçın: Tarçın, tatlı ihtiyacını giderebilecek iyi bir baharat. Ayrıca araştırmalar, tarçının kan şekerini dengelediğini kanıtladı.

    Yoğurt: Türk mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan ve içinde bulundurduğu yüksek miktarda kalsiyum miktarıyla günlük yemek alışkanlığında muhakkak olması gereken yoğurdun Tip 2 diybaet riskini azalttığı ortaya çıktı.

     

     

    • Like 1
    • Thanks 1

  2. Patates kızartmasındaki büyük tehlike!

    Patates kızartmasındaki büyük tehlike!

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Tayfun Garip, "Soframızdan eksik etmediğimiz, ekmek, pirinç, kızarmış patates gibi yiyecekler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. sürekli tükettiğimiz yiyeceklerin neden olduğu hastalıkları açıklayarak önemli bilgiler verdi.

    "Tip 2 diyabette beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik önemli bir faktör. Beyaz ekmek, pirinç pilavı, patates kızartması soframızdan eksik olmuyor. Bunlar kan şekerini hızla yükselten ve diyabete davetiye çıkaran şeyler. Diyabet cinsel hayatı da etkiliyor. Erkeklerde yorgunluk, sertleşme gibi sorunlara, kadınlarda ise vajinal enfeksiyonlara neden olarak cinsel isteksizliğe yol açıyor" diye konuştu.

    SIK İDRARA ÇIKMA GENEL BELİRTİ AMA...

    Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretememesi durumunda gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Günümüzde Tip 1 diyabetin oluşumu önlenemiyor. En yaygın olarak görülen Tip 2 diyabet ise başlangıçta önlenebilir bir durumdur; çünkü çoğu zaman şişmanlığa ve hareketsizliğe bağlanmaktadır. Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma, sertleşme kusuru ve daha ciddi vakalarda koma, diyabetin başlıca belirtileridir. Ancak hastaların yüzde 30-50 kadarının klasik belirtileri vermeyebileceğini de akılda tutmak gerekir. 

    Kalp krizi, kalp yetmezliği tablosu, beyin felci, körlük, böbrek yetmezliği, vasküler hastalıklar (damar hastalıkları), sinir hasarları, diyabetin neden olduğu hastalıklardır. Diyabet cinsel hayatı da etkiler. Erkeklerde sıklıkla görülen cinsel işlev bozukluğu (sertleşme bozukluğu gibi…) diyabetik 45 yaş grubundaki erkeklerde yüzde 5 civarında iken, 75 yaş üzerinde yüzde 50'lere yükselir. Diyabette sağlıklı bir cinsel hayat için hem kadın hem de erkek açısından iyi kan şekeri kontrolü (iyi glisemik kontrol) önemlidir. Kan şekerindeki dalgalanmalar (yüksek ve düşük şeker olma hali) cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir. Erkekteki yüksek şeker hastaları yorgun bırakabilir ve sonuç olarak ereksiyon sorunlarına sebebiyet verebilir, kadında ise yüksek şeker vajinal enfeksiyonlara zemin hazırlayarak ağrı ve isteksizlik oluşturabilir.

    AŞIRI ŞEKER TÜKETEN DİYABET OLABİLİR 

    Her yiyeceğin, yemek sonrası kan şekerini yükseltme hızları farklıdır. Bu yiyeceklerin, kan şekerini yükseltme hızlarına 'glisemik indeks' adı verilir. Kurufasulye, nohut, mercimek, bulgur, kepekli ekmek, elma, armut gibi yiyeceklerin glisemik indeksleri düşük; beyaz ekmek, patates, pirinç, havuç, muz, kavun ve üzümün glisemik indeksleri ise yüksektir. Glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler, kan şekerini hızla yükseltirler. Hazır ambalajlı atıştırmalıklar, fast food yiyecekler (kızarmış patates hamburger gibi…) kan şekerinde ani artışa neden olup, insülinin normal salınımını bozar. Beslenirken bu hususu göz önünde bulundurmak gerekir. Genel olarak beslenmede; doymuş ve trans yağları içeren gıdalar, şeker ve tuz kısıtlanmalı, öğünlerde tam tahıllara, sebzelere ara öğünlerde meyve, kuruyemiş veya yoğurt gibi gıdalara öncelik verilmelidir.

    İNSÜLİN BAĞIMLILIK YAPMAZ 

    Şeker hastalığı ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. Tedavi ile kan şekeri normal sınırlarına çekilebilir. Kan şekerinin normal sınırlarda olması kişiyi, şekerin olumsuz sonuçlarından korur. Şeker düşürücü ilaçlar zamanında ve düzenli olarak kullanılmalıdır. İnsülin bağımlılık yapmaz. Kan şekerinin dengelenmesi için gerekli bir hormondur. Kilonun ideal oranda tutulması gerekir. Düzenli bir egzersiz planı yapılmalıdır. Sportif faaliyetler kişinin özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Şeker hastalığından korunmak için, beslenme kadar önemli bir yere sahip olan düzenli egzersiz sağlığın korunmasında da etkilidir.

     

    • Like 2

  3. Bu besinler hücreleri genç tutuyor kalbi koruyor!

    Ä°lgili resim

    Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, "Öğünlerinizde ne kadar çok ve çeşitli sebze, yeşillik varsa kalbiniz de o kadar sağlıklı olur. Ama bazıları var ki kalp ve damar sağlığınızı korumada bir adım öne çıkıyor dedi ve kalp dostu sebzeleri açıkladı:

    brüksel lahanası ile ilgili görsel sonucu

    BRÜKSEL LAHANASI VE KARNABAHAR, KALP KRİZİ RİSKİNİ AZALTIYOR!

    Dr. Ümit Aktaş konuyla ilgili; "Lahanagiller olarak bilinen sebzeler, kanserden koruyan önemli bir etkiye sahiptir. Brokoli, Brüksel lahanası, karnabahar ve lahana, kalp ve damar sağlığı için mucizevi etkiyle sahip besinlerdir. Yapılan araştırmalara göre, sofranızda ne kadar çok sebze varsa atar damarlarınız da o kadar ince ve elastik oluyor. Damarların kalınlaşması ise kan akışını kısıtlayarak kalp krizine kadar giden bir süreci tetikliyor. Yani, sebze tüketiminiz arttıkça damarlarınızın sağlığı da o oranda iyileşiyor" diyor.

    Bu besinlerin sağlık sırrının sülforafan adlı bir molekülde saklı olduğunu belirten Dr. Aktaş, bu kalp dostu madde ısıya karşı hassastır. Bu nedenle lahananın yemeğinden ziyade salatasını yapıp yiyin. Brokoliyi, Brüksel lahanasını bir-iki dakikadan fazla haşlamayın. Hatta mümkünse çiğ tüketmeye çalışın uyarısında bulunuyor.

    lahana turÅusu ile ilgili görsel sonucu

    BOL BOL LAHANA TURŞUSU YİYEREK KALBİNİZİ KORUYUN

    Lif ve probiyotik zengini turşuların kalp sağlığını koruduğunu hatırlatan Dr. Ümit Aktaş, "Lif ve probiyotik zengini turşular, vücuttaki enflamasyonu azaltıyor, bağırsak sağlığını destekleyerek sistemin düzgün çalışmasını sağlıyor. Tansiyona iyi geliyor ve trigliseridleri düşürüyorlar. Bunların hepsi de kalp ve damar sağlığı için son derece önemli. Bol bol lahana turşusu yiyerek hem kalbinizi korursunuz hem de hücrelerinizi hastalıklara, yaşlanmanın etkilerine karşı korumuş olursunuz" dedi.

    pancar suyu ile ilgili görsel sonucu

    ROKA, KİŞNİŞ OTU, KIRMIZI PANCAR, PAZI VE FESLEĞEN KALP KRİZİNDEN KORUYAN KANSULANDIRICILARDIR

    Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş "Roka, kişniş otu, kırmızı pancar, pazı, fesleğen… bu sebzelerin ortak özelliği kanı sulandıran özel bir molekül olan nitrat içermeleridir. Nitrat zengini sebzeler kanın pıhtılaşıp damarları tıkamasını önleyerek sizi kalp krizinden korur."

    Kalp damar hastalıklarında yaş önemli bir faktör. Yaş ilerledikçe özellikle hareketsizlik ve stres faktörü arttığı için dengeli ve yeterli beslenmek çok daha büyük önem taşıyor. Kalp dostu beslenme de bu nokta da en büyük yardımcı haline geliyor. Akdeniz usulü beslenmenin, kalp dostu beslenmenin temelini oluşturduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Güneş Yılmaz, beslenirken nelere dikkat edilmesi gerektiğini ve önerilerini sıraladı.

    zeytinyaÄı ile ilgili görsel sonucu

    KATI YERİNE SIVI YAĞLARI TERCİH EDİN

    Yapılan çalışmalar, diyetle alınan katı yağın kan kolesterol düzeyinde olumsuz etkileri olduğunu gösteriyor. Doymuş yağ içeren katı yağlar kan kolesterolünde LDL kolesterolünün (kötü huylu) yükselmesine neden oluyor. Bu nedenle de günlük beslenmede, LDL kolesterolün düşmesine yardımcı olan doymamış yağlar açısından zengin zeytinyağı, fındık yağı, ayçiçek yağı gibi sıvı yağları tercih etmemiz gerekiyor.

    GÜNDE EN AZ 1 ÖĞÜN SEBZE YEMEĞİ YİYİN

    Kalp dostu beslenmenin temelinde sebze tüketimi yatıyor. Sebzeler, kalp sağlığımızın korunması açısından çok önemli olan C vitamini başta olmak üzere vitaminler, mineraller ve posa açısından zengin besinler. Her gün en 1 öğünümüzün sebze yemeği olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.

    SOFRANIZDA HAFTADA 2 GÜN BALIK BULUNSUN

    Kalp sağlımızı korumak için günlük beslenmede ihtiyacımız olan proteinin çoğunluğunu kolesterol içeriği düşük olan beyaz etten sağlamamız gerekiyor. Balık da, LDL kolesterolümüzü düşürücü etkiye sahip Omega-3 açısından zengin ve kolesterol içeriği düşük olan en iyi beyaz etlerden biri. Balığı tüketirken kızartmamaya; ızgara, fırınlama veya haşlama yöntemlerini tercih etmeye dikkat etmek gerekiyor.

    KIRMIZI ET TÜKETİMİNİ AZALTIN

    Kalbimizi korumamızın en önemli yolu günlük beslenmedeki kolesterol içeriğin azaltmak. Kolesterol ve hayvansal doymuş yağ açısından zengin kırmızı etin tüketimini haftada 1-2 güne indirmekte fayda bulunuyor.

    HER GÜN EN AZ 30 DAKİKA YÜRÜYÜN

    Düzenli yapılan egzersizler kan basıncını ve kolesterol düzeyinin korunmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda harcadığımız enerjiyi artırıyor ve kilomuzu kontrol altında tutmamızı sağlayarak kalp sağlımızı olumlu yönde destekliyor.

    1 AVUÇ CEVİZ, FINDIK, BADEM YİYİN

    Ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar; hem magnezyum, fosfor, çinko gibi mineraller açısından zengin hem de sağladığı bitkisel yağ içeriğiyle tam bir kalp dostu. Özellikle çiğ olanlarını tercih etmeye ve günde 1 avuçtan fazla tüketmemeye dikkat etmek gerekiyor.

    GÜNDE 1 FİNCAN YEŞİL ÇAY İÇİN

    Yeşil çay, içeriğinde bulunan kateşinler sayesinde gerçek bir antioksidan deposu. Günde 1 fincan yeşil çayın sağladığı antioksidanla kalp damar sağlığınıza destek olabilirsiniz. Ancak hipertansiyon problemi yaşayanların yeşil çayı doktorlarına danışmadan tüketmemeleri gerekiyor.

    HAFTADA 2 GÜN KURU BAKLAGİL TÜKETİN

    Kuru fasulye, nohut, yeşil mercimek gibi kuru baklagiller; B grubu vitaminler ve posa açısından zengin besinler arasında. Bu besinleri haftada 2 gün tüketmek hem içerisindeki vitamin ve posadan faydalanmamızı sağlıyor, hem de diyetle aldığımız kolesterol içeriğini azaltmış oluyor.

    HER GÜN SÜT İÇİN, PEYNİR YİYİN

    Yapılan çalışmalar her gün yeterli miktarda süt ve peynirin kalp sağlığını koruyan HDL kolesterolü (iyi huylu) yükseltici etkisi olduğunu gösteriyor. Günde 2-3 su bardağı süt içebilir, 30-60 gram arası az yağlı peynir tüketebilirsiniz.

    KIZARTMALARDAN UZAK DURUN

    Günlük yiyeceklerinizi hazırlarken kızartma yerine ızgara, fırınlama ya da haşlama yöntemlerini tercih edebilirsiniz. Böylelikle günlük aldığınızı yağ miktarını azaltmış olursunuz.

    BEL ÇEVRENİZE DİKKAT EDİN

    Vücut yağlarınızın karın çevresinde toplanması kalp-damar hastalıkları riskinizi artırıyor. Karın çevresi erkekler için 94, kadınlar içinse 80 cm üzerindeyse bu duruma kesinlikle dikkat edilmesi kilo kontrolü sağlanması gerekiyor. Kilo kontrolü sağlamak kan kolesterol düzeyini ve kan basıncını düşürücü bir etki sağlıyor.

    YEMEĞİN TADINA BAKMADAN TUZ İLAVE ETMEYİN

    Sofradaki tuzlarda bulunan sodyumun fazla alımı, kan basıncının artmasına neden oluyor. Yapılan çalışmalar, hipertansiyonu kan basıncının artmasıyla yani fazla tuz tüketimiyle ilişkilendiriyor. Günlük tuz tüketimimizi 5 gram (1 çay kaşığı) ile sınırlandırmaya özen göstermemiz gerekiyor.

     

    • Thanks 1

  4. Günde iki bardak çay içiyorsanız...

    çay ile ilgili görsel sonucu

    Çay, kimi zaman yemekten sonra içilir, kimi zaman da dostlarla edilen iki kelama eşlik eder. Bu nedenle toplumumuzda en fazla tüketilen içeceklerin başında gelir. Peki, çay yararlı mı yoksa zararlı mıdır?

    İşte, bu soru bilim dünyasını ikiye ayırmış durumda. Geçtiğimiz günlerde ise siyah çayın bilinmeyen 9 yararı ortaya çıktı. İşte siyah çayın bilimsel olarak kanıtlanmış o yararları:

    Siyah çayda bulunan polifenol ve kateşinler, bazı kanser türlerinin ortaya çıkmasını engelliyor.

    Ayrıca siyah çaydaki polifenol, DNA hasarını engelliyor.

    Günde 3-4 fincan çay içen bir insana inme inmesi oranı, 1 fincan çay içen insana göre %21 azalıyor.

    Siyah çayın, karın çevresinde meydana gelen yağlanmaları engellediği ortaya çıktı.

    Günde 2 fincan çay içmenin, stres hormonu olan kortizol seviyesini düşürdüğü kanıtlanmıştır.

    İçerisinde barındırdığı fitokimyasallar kemikleri destekliyor ve kemik yoğunluğunu artırıyor.

    Siyah çayın, zayıflamaya büyük destek sağladığı da ortaya çıktı.

    Günde iki bardak açık ve limonlu içilen çayla antioksidan ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

    Bilimsel olarak yapılan çalışmalar sonucunda; siyah çayın ortak yararı olarak çayda bulunan L-Theanine sayesinde, rahatlama ve uzun süreli konstrasyon sağlama olduğu görüldü.

    Bu değerlendirmeler tamamen sağlıklı bireyler üzerinde yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkmıştır.

    Kalp, tansiyon gibi rahatsızlıklarınız varsa mutlaka çay tüketimi konusunda doktorunuza danışmalısınız.

     

     

    • Thanks 2

  5. Babaya gerek kalmadı! 2 anneli farelerle tıpta devrim

    Babaya gerek kalmadı! 2 anneli farelerle tıpta devrim

    Çin Bilimler Akademisi'ndeki uzmanlar iki anneyle, baba olmadan yavru fareler ürettiklerini açıkladı. Çinli araştırmacılar, bunu dişi farelerin birinden yumurta, diğerinden de yarı kromozomlu embriyonik kök hücre alarak sağladı. Bilim insanları "bimaternal" (iki anneli) hayvanların sağlıklı olduklarını ve yavruların daha sonra kendi yavrularına da sahip olduklarını açıkladı. Ancak iki erkek fareden yavru üretme başarısızlıkla sonuçlandı. İki babalı fare yavrularının hepsi doğduktan birkaç gün sonra öldü. Çalışmayı yapan Dr. Wei Li, "Bu araştırma bize genlere müdahale edilerek genetik hataların silinebileceğini ve memelilerde iki anneli üreme engelinin de aşılabileceğini gösterdik" dedi. Bu deneyin sonuçlarını değerlendiren Avustralyalı doğurganlık uzmanı Dr. David Molloy, "Kadınların 20 yıl içinde erkeksiz çocuk doğurmalarının mümkün olabileceğini" söyledi.

    • Thanks 1

  6. Kışı hiç hasta olmadan atlatabilirsiniz! Bu önerilere kulak verin

    kıÅı hasta olmadan atlatın ile ilgili görsel sonucu

    SIKI HAZIRLANIN, KIŞI HASTALIKSIZ ATLATIN

    Soğuklar iyiden iyiye yüzünü gösterdi. Kışı rahat ve sağlıklı geçirmek için doğru beslenmek doğayla iç içe, uyum içinde yaşamak önem taşıyor. Bazı püf noktalarına uyarak sonbahar ve kışı mevsimini sağlıkla geçirmek mümkün. Yrd. Doç. Dr. Eren Eroğlu sağlıklı bir kış için neler yapılabileceğini anlattı.

    AŞI YAPTIRIN

    Geçtiğimiz yıllarda görülen domuz gribi tehdidi, abartılmış endişe ve aşılama kampanyaları ne yazık ki aşı bilincine büyük sekte vurdu. Grip aşıları sihirli değnek değil ama gripten korunmanın da tek gerçek yolu. Hastalık kapıya dayanman önce yapılacak aşının fayda etme olasılığı yüksek.

    RENGARENK BESLENİN

    Sebzeler ne kadar renkliyse besin değerleri de o kadar yüksektir. Değişik günleri değişik renklere ayırın, bir gün sarı renklileri yiyin (greyfurt, bal kabağı, mısır, elma) bir gün koyu yeşilleri tercih edin (brokoli, pırasa, kara lahana) kırmızı ve moru da ihmal etmeyin.

    YOĞURDU BOL TÜKETİN, ÇÜNKÜ YOĞURT;

    -İçindeki bol kalsiyumla kemik erimesini önler

    -Yüksek tansiyon riskini azaltır

    -Kolit ve kabızlığa iyi gelir

    -Vajinal akıntı ve enfeksiyonları engeller

    MEVSİMİNE GÖRE BESLENİN

    Günümüzde trend organik beslenmek olsa da, her şeyi mevsiminde yemek ve kendi bölgenizde yetişenleri tüketmek de tercih sebebi olmalı. Bir gıdanın üretiminden sofraya gelmesine kadar geçen süre taşıdığı besinlerin kaybolmaması açısından önemli. En iyisi yerel üretilen organik gıdaları tüketmek.

    ABUR CUBURDAN KAÇININ

    Yemek sonrası masa başında sohbet ederken ya da televizyon seyrederken farkında olmadan atıştırmanın zararları oldukça fazla. Bunun önüne geçmek için

    -Ağzınıza sakız ya da naneli kalorisiz şeker atın

    -Kalkıp dişinizi fırçalayın

    -Ne yiyecekseniz inceleyin ve düşünün

    -Elinize bir bardak çay ya da su alarak meşgul olun.

    KIŞIN YIPRANAN CİLDİNİZE ÖZEN GÖSTERİN

    Yaz bitip kış geldiğinde daha ne oluyor diyemeden soğuk havalar ve rüzgar bir anda cildinizi yıpratıp dudaklarınızı çatlatabilir. Dirsekleriniz kurumuş kaşınıyor ya da yüzünüzdeki T bölgesi içler acısı ise alacağınız kış önlemleri gülüşünüzü tekrar kazanmanıza yardımcı olacak.

    BANYO ZAMANINIZI KISALTIN

    Sıcak buharlı bir banyo ağrıyan kaslarınıza birebir gelebilir fakat aynı hızla cildinizin nemini de alıp götürür. Sıcak su soğuk ya da ılık suya oranla cildin koruyucu doğal yağını daha hızlı çıkararak buna sebep olur. Çözüm banyo zamanını kısaltıp sıcak yerine ılık suyla yıkanmakta. Kurulanırken de kendinizi havluyla ovalayarak değil vücudunuza bastırarak kurutun.

    NEMLENDİRİCİ KULLANIN

    Kuru bir ciltle baş etmenin en etkili yolu nemlendirici kullanmak. Cildiniz yağlı olsa bile nemlendirici kullanmak faydalı, sadece cildin gözeneklerini tıkamayacak birini seçmek gerekir.

    KIŞIN DA GÜNEŞTEN KORUNMAK GEREKLİ

    Güneşin zararlı ışınlarının yüzde 80'i ince bulutlardan, sisten geçer ve dünyaya ulaşır. Bu nedenle güneşin kırışıklık yapma, benlere sebep olma ve cilt kanseri gibi zararlı etkilerinden korunmak için kışın da 15 ve üzeri güneş koruma faktörlerini kullanmak faydalı.

    • Thanks 1

  7. Turşu Suyunun Daha Önce Hiç Duymadığınız Kullanım Alanları...

    Hemen hemen evinde turşu bulunur. Peki, turşuyu yedikten sonra kalan turşu suyunu atanlardan mısınız? Cevabınız evetse birazdan vereceğimiz bilgilerden sonra turşu suyunu bir daha asla atmayacaksınız.

    SİVRİSİNEK ISIRIKLARINA İYİ GELİR 

    Sivrisinek ısırıklarının kaşıntısı her zaman dayanılmaz olmuştur. Sizde aynı fikirdeyseniz bir miktar turşu suyunu pamuğa batırın. Daha sonra kaşınan bölgeye belli aralıklarla bandırarak uygulayın. Bir süre sonra kaşıntı ve kızarıklığın azaldığını fark edeceksiniz.

    KAS TUTULMALARINA İYİ GELİR

    Turşu suyunda bol miktarda sodyum ve potasyum bulunur. Yapılan araştırmalara göre spordan bir saat önce içilen turşu suyu kas ve kramp sorunlarını büyük ölçüde azaltıyor.

    BAKIR EŞYALARI PARTALMAYA YARDIMCI OLUR 

    Herkesin evinde muhakkak bir tane de olsa bakır eşya bulunur. Bakır eşyalar genellikle çok çabuk kararma yapar. Bu durumun önüne geçebilmek için bakır eşyalarınızı turşusuyuyla silebilirsiniz. Kullanmadığınız bir havluya az miktarda turşu suyu dökün ve bakır eşyanızı havluyla silin. Kısa zamanda parladığını göreceksiniz.

    MİDE EKŞİMESİNE İYİ GELİR 

    Mide ekşime problemini sık sık yaşıyorsanız bir miktar turşu suyu ile balı karıştırın. Mide ekşimesinden eser kalmayacak.

    YABANİ OTLARI ÖLDÜRÜR

    Turşu suyu, yabani otları öldürmekte bir numaradır. İstenmeyen otların üzerine turşu suyu dökün. Bir süre sonra kaybolduklarını ve bir daha çıkmayacaklarını görürsünüz.

    GÜNEŞ YANIKLARINI GEÇİRİR

    Turşu suyunun tuzlu olması sizi kesinlikle yanıltmasın. Turşu suyundaki mineraller güneş yanıklarına iyi gelerek yanma hissinizi kısa sürede azaltacaktır. Yanık olan bölgeye bir miktar turşu suyu sürün ve sonucu kendi gözlerinizle görün.

    FARANJİTE İYİ GELİR

    Turşu suyunda yer alan sirke en az antibiyotik şurupları kadar etkilidir. Faranjitin verdiği zararlardan kısa sürede kurtulmak istiyorsanız bir bardak turşu suyu size şifa olacaktır.

    • Like 1
    • Thanks 1

  8. 51 yıl önce donduruldu! Hala canlanmayı bekliyor

    51 yıl önce donduruldu! Halen canlanmayı bekliyor!

    Yakalandığı amansız hastalığın pençesinden kurtulabilmesinin bir yolu yoktu. Aslına bakarsanız hala yok.

    Böbreklerindeki kanser nedeniyle 1967 yılında 73 yaşında iken kendi rızası ile yasal olarak tüm vücudunu dondurtan James Bedford, tedavinin mümkün olduğu bir gelecekte yeniden canlandırılacak.

    Resmi kayıtlara göre ölü olarak kabul edilen Bedford, tıbben tam olarak ölü sayılmıyor. Cyro tüpünde tüm organları dondurulmuş bir şekilde canlanmayı bekliyor.

    50 yıldır tüm organlar donmuş halde bekliyor ve herhangi bir bozulma yaşanmadı.

    51-yil-once-donduruldu-hala-canlanmayi-bekliyor--1919800.jpg

    Kendilerini dondurmuş insanların, dokusal zarara uğramadan çözülmesinin bir çaresi keşfedildiğinde, tekrar hayata döndürülecek. Ancak bilim o seviyeye henüz ulaşamadı.

    Ölümcül hastalığa yakalanmış olan zengin insanlar, yaşadıkları dönemde yakalandıkları hastalığa bir çare bulunamamışsa kendilerini dondurarak, tedavi bulunan gelecekte yeniden canlandırılmayı istiyorlar.

    Aralarında 15 Türk'ün de bulunduğu 250'den fazla kişi yeniden canlandırılmayı bekliyor. Bedford bu tür bir işlemi uygulayan ilk kişi olarak tarihe geçmeyi başardı.

    Kan donduğunda içindeki buz kristalleşip organlara zarar vereceği için vücuttan tüm kan çıkarılıyor ve katı karbondioksit ya da sıvı azot kullanılarak -180 dereceye kadar soğutuluyor.

     

    • Thanks 1

  9. Çalınan Facebook hesaplarını internetten satışa çıkardılar!

    facebook ile ilgili görsel sonucu

    Facebook 25 Eylül 2018’de büyük bir saldırıya uğramış ve 50 milyona yakın kullanıcının hesapları çalınmıştı.

    Çalınan hesapların illegal veriler ve ürünlerin bulunduğu deep web üzerinden tanesi 3-12 ABD doları fiyatı arasında satışa sunulduğu belirtildi.

    Hesaplar dijital para birimi bitcoin ve bitcoin cash ile satılıyor. Çalınan verilerin ise yaklaşık toplam değerinin ise 150-600 milyon dolar olabileceği ifade ediliyor.

    Çalınan hesapların değerinin yüksek olmasının sebebi ise, kullanıcıların her turlu fotoğraf, yazışma, Messenger görüşmeleri ve Fecebook ile bağlantılı yaptığı diğer işlemlere ait hesap bilgilerinin bir arada sunulması.

    Uzmanlar çalınan bilgilerin kişisel olduğu ve bu bilgilerin suçlular tarafından sahte hesaplar yaratılması veya Facebook kullanıcılarına şantaj için kullanabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

    Ayrıca verinin yüksek rakamlardan alıcı bulmasının diğer siber suçluları bu alana çekeceği ve önümüzdeki günlerde benzer saldırıların artabileceği konusunda endişe ediliyor.

    Büyük legal ticaret siteleri gibi ürün sağlayıcının güvenliğini deep web’de ölçen Dream Market’e göre çalınan hesapların sunulduğu kaynak oldukça güven verici.

    Facebook, yapılan saldırının kimler tarafından yapıldığını ve merkezinin henüz belirlenemediğini açıklarken hesapların dark web üzerinden satışa sunulması ile ilgili bir bilgi vermedi. Facebook’un Başkan Yardımcısı Guy Rosen yaptığı açıklamada, “Detayları anlamak için çok çalışıyoruz, daha fazla bilgi sahibi olduğumuzda bunu duyuracağız” dedi.

    Avrupa Birliği genel veri koruma kanunlarına göre Facebook eğer kullanıcılarını korumak için yeterince çaba göstermemişse tüm dünyadaki yıllık gelirinin yüzde dördü kadar cezaya çarptırılabilir. Bu rakam yaklaşık 1,6 milyar dolara tekabül ediyor.


  10. Hangi Besinde Kap Küp Şeker Var?

    Çaya ya da kahveye şeker atmaktan vazgeçtik diyelim.

    Peki, muz, çikolata, kahve, mısır gevreği gibi besinlerde ne kadar şeker olduğunu biliyor musunuz?

    Şeker hangi besinde ne kadar bulunuyor?

    İşte o sorunun cevabı…

    1 ADET ÇİKOLATA: 6,5 küp şeker

    MUZ: 3,5 küp şeker

    MAKARNA SOSU: 6 küp şeker

    ÇİKOLATALI BİSKÜVİ : 1 küp şeker

    ELMA: 4,5 küp şeker

    AÇMA: 1,5 küp şeker

    DOMATES SUYU: 5 küp şeker

    KREMALI KAHVE: 9,5 küp şeker

    PORTAKAL SUYU: 10 küp şeker

    KAHVALTILIK MISIR GEVREĞİ: 2 küp şeker

    MEYVELİ YOĞURT: 2,5 küp şeker

    MİLKSHAKE: 12 küp şeker

    ACI SOS: 5 küp şeker

    MANGO: 9 küp şeker

    HAVUÇ: 1 küp şeker

     

    • Thanks 1

  11. Hangi hastalığa hangi meyve suyu iyi geliyor ?

    meyve suları ile ilgili görsel sonucu

    Meyve sularının sağlıklı bir diyette özel bir yeri olduğunu kaydeden Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, meyve sularının özelliklerini ve sağlığa yararlarını anlattı ve "Sofranızdan meyve suyunu eksik etmeyin" dedi.

    PORTAKAL SUYU

    Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacını karşılıyor. Potasyum, folat, B1, B2, B6 vitaminleri ve çeşitli mineralleri içeren portakal suyunun, kanser hücrelerinin gelişimini önlediği ve kılcal damarları güçlendirdiği biliniyor.

    KAYISI SUYU

    Bir bardak kayısı suyu günlük A vitamini gereksiniminin 1/3'ünü karşılayacak değere sahip. Kayısıda bulunan diyet posası sadece kabızlık değil, hassas bağırsak hastalığı, apandisit, hemoroid, diş hastalıkları, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve kolon kanseri gibi hastalıkların oluşum riskini azaltıyor, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor.

    ÜZÜM SUYU

    Üzüm suyu A, B ve C vitaminlerinden zengin olmasının yanı sıra bol miktarda potasyum ve demir içeriyor. Güçlü antioksidan özelliği sayesinde vücutta oluşan serbest radikallerle savaşarak, hücrelerdeki yıpranmışlığı azaltıyor ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.

    ŞEFTALİ SUYU

    Şeftali suyu A ve C vitaminin yanında güçlü bir antioksidan ve A vitamini aktivitesi gösteren beta karoten bakımından zengin bir içecektir. İçerdiği diyet lifleri ve antioksidan maddeler, kalp damar sağlığının korunmasında ve kanserden korunmada etkili.

    NAR SUYU

    Kolesterol ve şekeri dengeleyerek kalp sağlığını koruyan nar suyu kanser hücrelerinin gelişmesini de engelliyor. Ayrıca bağırsak parazitlerini de düşürmede etkilidir. 

    VİŞNE SUYU

    Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunur. Kandaki asitleşmeyi de temizleyen vişne suyu mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını da sağlar. 

    VİŞNE SUYU

    Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunur. Kandaki asitleşmeyi de temizleyen vişne suyu mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını da sağlar. 

     

    • Thanks 1

  12. Buharını solumak yetiyor! Sigaranın verdiği zararı kısa sürede yok ediyor.

    ekinezya ile ilgili görsel sonucu

    BU MUCİZEVİ BESİNLER AKCİĞERİ TEMİZLİYOR

    Akciğer, yaşamsal faaliyetlerimizi devam ettirebilmemiz için en önemli organlarımızdandır. Akciğer rahatsızlıkları günümüzde hava kirliliği ve sigara kullanımıyla büyük ölçüde yaygınlaşmıştır. Astım hastaları ve sigarayı bırakanların yaşam kalitesini arttıracak ve akciğerleri kısa sürede temizleyecek mucizevi besinleri sizler için derledik.

    EKİNEZYA:

    Soğuk algınlığı ve öksürük tedavisinde kullanılır. Bitkinin kökleri çeşitli akciğer enfeksiyonlarında yardımcıdır.

    OKALİPTÜS:

    Okaliptüs doğal bir antibiyotik olmasının yanı sıra içinde yağlar barındırır. Bu uçucu yağlar, akciğerenfeksiyonlarına iyi gelir, kan basıncını arttırarak kanın çoğalmasını sağlar.

    Öksürük şuruplarında, boğaz pastillerinde bu kimyasal yağ kullanılır. Taze okaliptüs çayı bronşit ve sinüzite iyi gelir. Buharını solumak öksürük ve bronşite iyi gelir.

    KEÇİBOYNUZU:

    Özellikle sigara içenler için keçiboynuzu çok faydalıdır.

    5 adet keçiboynuzu 1 litre suda kaynatılır ve aç karna içilirse sigaranın verdiği zararı düzeltmeye yardımcı olur.

    SARIMSAK:

    Sarımsak kuvetli bir antioksidan olmasının yanı sıra, içinde bol miktarda bulunana alisin kimyasalı ile akciğerleri temizler.

    ZENCEFİL:

    Çok kuvetli bir antioksidan olan zencefil, akciğerleri temizlemektedir.

    Çeşitli toksinleri, mukusu ve istenmeyen parçacıkları akciğerlerden atmaya yardımcıdır. Bu nedenle zencefil çayı veya zencefili direk olarak yiyebilirsiniz.

    EBEGÜMECİ:

    Kaynar suda 1 miktar ebegümeci kaynatılır ve 5-6 saat sonra aç karına 1 bardak içilir. Bu uygulama ile, akciğerlerde ki sigara etkileri yavaşlatılır. Ebegümeci, ayrıca balgam attırır, akciğer kanserini engeller.

    Sigaranın zarar vermediği organımız yok. Sigara maalesef tüm organları etkileyerek, çeşitli hastalıklara zemin hazırlar. Kanser başta olmak üzere, KOAH, kalp hastalıkları, cinsel isteksizlik gibi pek çok hastalığa zemin hazırlar... Uzmanlar, sigarayı bırakmanız konusunda hemfikir, siz de sigarayı bırakmaya karar verdiğiniz bu süreçte vücudu nikotinden temizleyen besinler tüketebilirsiniz

    Kivi: Nikotini vücuttan atmanızı sağlar.

    Su: vücuttaki nikotinlerin atılmasında çok önemli bir rol oynar. Eğer vücudunuz susuz kalırsa hücrelerin yenilenmesi ve nikotinin etkilerinin azaltılması zorlaşır.

    Zencefil: Akciğerlerin temizlenmesine olanak sağlar ve sigara içme isteğini azaltır.

    Havuç suyu: Eğer siz bir tiryakiyseniz nikotinin vücudunuzda 3 gün kaldığını bilmelisiniz. Ancak nikotinin zararlı etkilerine karşı havuç suyu içebilirsiniz.

    Havuç suyu, sigaranın erkenden yaşlanmasına neden olan cildin kendini yenilemesini ve nikotinden arınmasını sağlar.

    Isırgan: Bol miktarda demir ve dezenfektan özellik gösteren madde içerir. Isırgan otu sayesinde vücudunuzda biriken nikotinden kurtulabilirsiniz.

    BUNLAR DA SİGARA İSTEĞİNİ AZALTAN BESİNLER

    Ebegümeci

    Ispanak

    Elma

    Muz

    Domates

    Keçiboynuzu

    Sarımsak

    Ekinezya

    Yulaf Ezmesi

    Portakal

    • Like 1
    • Thanks 2

  13. İbn-i Sina’nın mucizevi karışımı kanseri yeniyor!

    Ä°bn-i Sinaânın mucizevi karıÅımı kanseri yeniyor!

    Ünlü tıp bilimcisi İbn-i Sina'dan mucizevi tarif. Önemli sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılan ve hala geçerliliğini koruyan bu tarifi sizler de basit bir biçimde hazırlayabilirsiniz. İbn-i Sina'nın mucizevi karışımını Dr. Muammer Yıldız derledi. İşte o mucizevi karışım…

    İbn-i Sina'dan insanlık için mucizevi karışım tarifi önemli sağlık sorunlarınıza iyi gelecek. Birçok sağlık sorununun tedavisinde önemli bir rol oynayan bu karışım nasıl hazırlanır, gelin birlikte bakalım.

    Malzemeler

    250 gram kuru incir
    1 litre zeytinyağı

    Nasıl yapılır?

    Öncelikle incirleri yıkayın, süzün ve kuşbaşı olacak biçimde doğrayın. İncirleri zeytinyağlı kavanozun içine alın ve ağzını kapatın. Bu kavanozu 5 gün boyunca karanlık bir yerde muhafaza edin ve bu sürenin sonunda sabah,akşam olacak biçimde günde iki kere tüketin.

    Peki, incir karışımı ne işe yarıyor? Astım gibi solunum yolu hastalıklarınız varsa incir karışımı ile sorununuzu çözmeniz mümkün olacak.

    İbn-i Sina'nın önerdiği incir karışımının en önemli etkisi ise kanseri önlemesi. Kanser oluşumunu önleyen incir karışımını düzenli bir biçimde tüketerek etkilerinden faydalanabilirsiniz.

    Vücuttaki zararlı maddeleri etkisiz hale getiriyor!

    Ölçülü tüketildiğinde incirin sağlığa olan faydası saymakla bitmiyor. İşte Dr. Muammer Yıldız'ın anlatımı ile faydaları ve zararları ile incir hakkında bilmeniz gerekenler...

    Günümüzde tezgahlarda artık her daim her meyve sebzeye ulaşmak mümkün. Oysa sağlıklı olan, her meyve sebzeyi kendi mevsiminde tüketmek; tabi bir de ölçüye dikkat etmek. İşte, sonbaharın lezzetli meyvelerinden biri olan, kışın kurusunu yediğimiz inciri, dalından koparıp yemek için tam zamanı!

    Zira bölgesine ve türüne göre haziran ayıyla birlikte hasadı başlayan bu doğal lezzet, ekim aylarında son demlerini yaşıyor.

    BAĞIRSAK HAREKETLİLİĞİNİ ARTIRIYOR

    Günümüzde yoğun koşuşturmaca nedeniyle sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve düşük lif tüketimi kabızlığa zemin hazırlıyor. Bir kişinin günlük 25-30 gram lif alması gerekirken, incir lif içeriği sayesinde bağırsak hareketliliğini artırıyor. 1 orta boy incirde yaklaşık 1 gram lif bulunuyor. İncirle birlikte 1-2 bardak su içilmesi bağırsak hareketliliğini daha da artırmaya fayda sağlıyor.

    BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİYOR

    Özellikle yaz aylarından sonbahara geçişle birlikte bağışıklık sistemi zayıflarken, kararında incir tüketimi ise güçlü antioksidan özelliğiyle vücudun direncini güçlendiriyor. A, E ve K gibi birçok vitamin açısından da zengin olan incirin, antioksidan kapasitesi özellikle koyu renkli olanlarda çok daha yüksek miktarda bulunuyor.

    KEMİKLERİ BESLİYOR

    2 adet orta boy incirde yaklaşık 1 bardak sütteki kadar kalsiyum bulunuyor. Kalsiyum ve magnezyum içeriği sayesinde kemikleri besliyor. Özellikle koyu renkli incirlerde kalsiyum içeriği daha yüksek seviyede bulunuyor.

    MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTIYOR

    Yapılan bilimsel çalışmalar, menopoz sonrası dönemde meyve içerikli yüksek lif tüketiminin kadınlarda meme kanseri görülme riskinin daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Günde 1 porsiyon meyve tercihinizi 1 adet incirden yana kullanarak meme kanserine yakalanma riskinizi azaltabilirsiniz. İncir, içeriğinde aynı zamanda bulundurduğu benzaldehit sayesinde de kansere karşı koruyucu ve önleyici etki sağlıyor.

    KALBİ KORUYOR

    İncir kan basıncının dengelenmesini sağlayan potasyum açısından zengin bir meyvedir. Düzenli meyve ve sebze tüketemeyen, işlenmiş gıda ve et tüketimi yüksek kardiyak riskli kişilerde günlük sodyum tüketimi de artar ve potasyum eksikliği görülür. Diyabet hastalığınız yoksa günde düzenli 1 adet incir tüketmeniz kan basıncınızı da dengeleyerek kalbinizi korumaya destek olacaktır

    Öte yandan vücutta kimyevi reaksiyonlar neticesinde oluşan veya dışarıdan alınan zararlı maddeleri etkisiz hale getirerek, hücrelerin tahrip olmasını engelleyen antioksidan bakımından son derece zengin olan kuru incirin ayrıca vücutta üretilemeyen ve kolesterolün düşürülmesinde, özellikle kalp, beyin ve sinir sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışması açısından çok önemli bir yere sahip omega-3 ve omega-6 adlı yağ asitlerini içerdiği ifade edildi.

    KOLESTEROL SEVİYESİNİN DÜŞÜRÜLMESİNE FAYDALI

    Fiziki ve zihni zorlanmayı ortadan kaldıran incirin vücuda enerji ve güç sağladığı, astım, öksürük ve soğuk algınlığı gibi durumlarda tedavi edici özellik taşıdığı dile getirildi. Ayrıca kabızlığı gideren incirin bağırsaklardan toksin maddelerinin atılmasına, kandaki kolesterol seviyesinin düşürülmesine faydalı olduğu da açıklandı.

    NE KADAR TÜKETMELİ?

    Şeker içeriğinin yüksek olması ve kandaki şekeri aniden nedeniyle özellikle diyabet hastaları taze veya kuru inciri kesinlikle tercih etmemeliler. Eğer tüketilecekse de 1 adet incirden fazla yememeliler. Sağlıklı kişilerin de porsiyonda kontrolü elden bırakmaması gerekiyor. 1 porsiyon meyve yerine 2 orta boy incir tercih edilebilir. Ancak eğer tazeliğine aldanır yüksek miktarda tüketirseniz çok yüksek miktarda şeker aldınız demektir. Bu da bir sonraki öğüne kadar daha çabuk acıkmanıza neden olurken, 100 gram incir (yaklaşık 2 küçük boy incir) 80 kalori, 20 gram da karbonhidrat içerdiğinden, fazla tüketimi diyabet hastalığına yol açabiliyor.

     

    • Like 1
    • Thanks 1

  14. Bu besinleri tüketenlerin saçları daha güçlü!

    Ä°lgili resim

    Günlük 50-200 tel dökülmesi normal. Ancak bundan fazla dökülme, beslenme düzeninizde bir şeylerin ters gittiğinin göstergesidir. 

    Saç, yüzümüzün en önemli aksesuarlarından biri. Kozmetik firmaları, tip ve cinsiyete göre saç sorunları için çok detaylı ürünler pazarlıyor. Ancak saç sağlığı sadece dışarıdan bakımla olmuyor, içten bakım için de doğru beslenme şart!

    Mevsim geçişleri, hormonal faktörler ve düzensiz yaşam tarzı, saçları yıpratıyor. Son zamanlarda saçlarınız cansız, parlaklığını yitirmiş ve kırılgansa beslenmenizi gözden geçirmenizi öneririm. 

    Özellikle protein, demir ve diğer besin öğelerinden oluşan dengeli beslenme programıyla, saçlarınızı ışıltılı bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

    Saçlar, keratin proteininden oluşuyor. Cansız bir madde olduğundan, sağlıklı ve yeterli beslenme olmadan, protein veya diğer besinlerle zenginleştirilmiş sampuanlar, bakım ürünleri saçın uzamasına etki edemeyebiliyor.

    PROTEİN DESTEĞİ

    Nasıl vücudumuzda tüm sistemlerin düzenli işleyebilmesi için dengeli beslenme önemliyse aynı durum saçlarımız içinde geçerli. Saç tellerimizin büyüme fazı, 2-5 yıl sürüyor. Bu süre sonunda, saçlar yaklaşık üç aylık bir dinlenme fazına geçerek yerine yenilerinin gelmesi için dökülüyor. Eğer günlük diyetinizde yeterli protein almıyorsanız, fazla miktarda saç dökülmesi yaşayabilirsiniz. 

    Bitkisel protein kaynakları kurubaklagiller, tam tahıllar, soya veya hayvansal protein kaynakları et, tavuk, balık, süt, peynir, yoğurt ve yumurtayla rezervlerinizi doldurabilirsiniz.

    NELER YEMELİSİNİZ?

    Saç sağlığınız için sadece protein almanız yeterli değil. Bunun yanında saç ve saç derisi sağlığına katkısı olan diğer besinler demir, biotin, çinko, selenyum, bakır ve magnezyumla A, B6, C, D, E vitaminleri ihmal edilmemeli.

    SELENYUM 

    Balık, tam tahıllar, brokoli, lahana, kereviz, salatalık, soğan, turp, sarımsak, mantar, yumurta, ay çekirdeği selenyum bakımından zengin.

    D VİTAMİNİ

    En iyi kaynağı güneş olmakla birlikte uzun süre güneşe maruz kalan saçlarda da yıpranma görülebiliyor. Bu nedenle yağlı balıklar, yumurta sarısı, peynir ve süt bol tercih edilmeli.

    ÇİNKO 

    Deniz ürünleri, et, bira mayası, kuru baklagiller ve mantar çinkonun önemli kaynakları.

    A VİTAMİNİ 

    Balık, yumurta, kırmızı et, süt ve yoğurt, havuç, kayısı, kavun, şeftali, ıspanak, brokoli, roka, maydanoz, dereotu ve terede bulunuyor.

    E VİTAMİNİ

    Bitkisel yağlar, ay çekirdeği, yer fıstığı, yeşil yapraklı sebzeler ve kepeği ayrılmamış un, E vitamini içermeleri nedeniyle önemli.

    DEMİR 

    Kırmızı et, yumurta, kurubaklagiller, pekmez, yeşil sebzeler, domates, kuru meyveler ve yağlı tohumlar demir bakımından zengin. 

    Demir, özellikle kadınlar ve vejetaryenler için yeterli alımı oldukça önemli bir mineral. Yetersiz alımı saç kayıplarına yol açıyor.

    NİASİN 

    Tavuk, hindi, balık, mantar, buğday kepeği, yer fıstığı, ay çekirdeği, süt, yoğurt, peynir, yumurta ve patates niasin açısından iyi kaynaklar.

    B6 VİTAMİNİ 

    Muz, patates, nohut, balık, tavuk, kavun, ıspanak, brokoli, kırmızı et, domates, bira mayası, ay çekirdeği ve yer fıstığında bulunuyor.

    MAGNEZYUM 

    Ay ve kabak çekirdeği, badem, kabak, brokoli, patates, fasulye, et, süt, balık, yumurta, kuru baklagiller, tam tahıllar, bira, çikolata magnezyum bakımından zengin.

    BAKIR 

    Deniz ürünleri, patates, karaciğer, kuru baklagiller, kakao, kayısı, kuru meyveler, tam tahıllar ve yağlı tohumlar bakırın iyi kaynakları.

    C VİTAMİNİ

    Kuşburnu, kivi, turunçgiller, çilek, brokoli, kırmızı ve yeşil biber, kavun, yeşil yapraklı sebzeler, domates, karnabahar ve patates önemli C vitamini kaynaklarından.

    BİOTİN 

    Yumurta sarısı, karnabahar, peynir ve yerfıstığı biotin kaynaklarından.

    • Thanks 1

  15. Çikolatayı kim buldu?

    Azteklerin acı su anlamına gelen “xocoatl” adını verdikleri kakao tozundan yaptıkları törensel bir içecekleri vardı. Meksika’nın Nahuatl diyalektlerinde “chocolatl” adını alan içeceği İspanyollar Avrupa’ya taşıdılar. Afrodizyak niteliklerine inanıldığından veya şarap bulunmadığından içilen ilk Kızılderili çikolataları biber, amber ve misk doluydu. Misyonerler bu “şeytani” karışımı değiştirip içine vanilya, şeker ve krema kattılar.

    İspanya’ya 1520’de giren çikolata Fransa’ya 1653, Ingiltere’ye 1657’de ulaştı. Çikolata Anjelik filmlerinden hatırlanacağı şekliyle, 1847’ye kadar içecek olarak kaldı ve en çok da İspanya’da sevildi.

    Katolik Kilisesı’nde 1594’te içilmeye başlanan çikolatanın oruç bozup bozmayacağı tartışması 1636’lara kadar sürdü, ama ayinlerde bile çikolata içen aristokrat kadınlarla, kendileri de çikolata bağımlısı olan papazlar, çikolata ticaretini baltalamak niyetinde değillerdi. Vergiler ve imtiyazlar nedeniyle uzun süre pahalı bir içecek olan çikolata, yüz yıl kadar İspanya’nın tekelinde kaldı. Çikolata ticareti 1700’lerin başında serbest bırakıldı, 1770’te ilk çikolata imalat firması kuruldu. Fakat aristokrat içeceği çikolata yaygınlaşana kadar, Avrupa’da aristokrasi güçten düşmüş, yeniçağın yeni alışkanlıkları çay ve kahve halka mal olmuştu.

    Çikolata Hollanda’da dönüşüme uğratılarak benimsendi; kakao yağından arındırılıp toz haline getirilerek yeni bir içecek üretildi. Kuzey ülkelerinde özellikle çocuklara yönelik kakao tüketimi benimsenirken, Hollanda’da tablet çikolata üretimi başladı. Çikolatanın bu yeni tüketim biçimine İsviçre süt karıştırarak katkıda bulundu. İsviçre’de ilk fabrika 1819’da açıldı. 1828’de kakaonun kreması keşfedildikten sonra 1848’de ilk çikolata kalıbı üretildi. Çikolatalı pasta yapabilmek için çikolata kalıplarını doğramak gerekiyordu, hatta Nestle firması 1920’lerde pastaya doğranması için özel çikolata üretmeye başladı. 1939’da piyasaya çikolata tozunun sunulmasıyla çikolatalı pasta yapmak herkes için kolaylaştı. 1929’da üç firmanın Nestle ile birleşmesinden sonra İsviçre dünyanın çikolata merkezi haline geldi.

    Nestle 1909’da çocuk maması, çikolata, yoğunlaştırılmış süt ithal eden şubesiyle Türkiye’ye girdi. 1927’de bira fabrikasını çikolata fabrikasına dönüştürerek üretime başladı. 1936’da fındıkçılık yapmak üzere Ordu’da kurulan Sağra’nın ilk çikolata fabrikası ise 1946’da açıldı.

    Çikolata Misafire kahve ve çaydan önce kolonya ve çikolata tutulduğu, şeker bayramlarının ikramı ve ziyaretlerin hediyesi çikolata 1974 krizinde büyük darbe yedi, pahalılığı nedeniyle yerini, bir ara rakip olmaya başladığı baklavaya veya şekerlemeye bıraktı.

    11 Ağustos 1992’de TSE sütlü, bitter, beyaz ve sade, çeşitli dolgulu olmak üzere çikolata standartlarını belirledi.

    • Like 1

  16. Günde bir şeftali tükettiğinizde...

    Ä°lgili resim

    Yaz aylarının en lezzetli meyvelerinden biri olan şeftali, içeriğindeki çeşitli vitamin ve mineraller açısından da adeta bir sağlık deposudur.

    Antioksidanları barındıran yapısı sayesinde birçok kanser türünden koruyucu özelliği bulunuyor. Şeftali, potasyum ve magnezyum yönünden zengin özelliği ile hamilelik sürecinde yaşanan kas kramplarının da önlenmesine yardımcı oluyor.

    Dyt. Sinem Uygun, şeftalinin faydaları hakkında bilgi verdi.

    C VİTAMİNİ İÇERİĞİ İLE GEBELİKTE ANNE VE BEBEĞE SAĞLIK VERİYOR

    Birçok temel vitamin ve mineral desteğini sağlaması nedeniyle hamilelik sürecinde şeftali tüketilmesi tavsiye edilmektedir. İçerdiği C vitamini, bebeğin kemik, diş, deri, kas ve kan damarlarının sağlıklı büyümesine yardımcı olmaktadır.

    Ayrıca hamilelik sırasında son derece kritik olan demirin emilmesine katkı sağlamaktadır. Potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde de hamilelik sürecinde yaygın olarak görülen kas krampları ve genel yorgunluğu önlemektedir.

    KANSERDEN KORUNMADA ÖNCÜ ROL OYNUYOR

    İçerdiği antioksidanlar sayesinde Türkiye'de ve dünyada en sık görülen akciğer, kolon, meme kanserleri gibi kanser türlerinden korunmaya katkı sağlayan şeftali, sağlıklı yaşam için olmazsa olmaz besinlerden biridir.

    Aynı zamanda kansere yakalanan hastaların iyileşme süreçlerine de olumlu etki etmektedir.

    BAĞIRSAK VE BÖBREKLERİN DOSTU

    İçeriğindeki zengin lifler bakımından bağırsaklara destek olmaktadır.

    Kabızlık sıkıntısı yaşayanlar için düzenleyici bir meyvedir. Böbrek kumu ve böbrek taşı atımına da yardımcı olmaktadır.

    ZENGİN VİTAMİN VE MİNERAL İÇERİĞİYLE SAĞLIKLI YAŞAMIN ANAHTARI

    A vitamini, C vitamini, E vitamini, K vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, B3 vitamini, B6 vitamini, folat, pantotenik asit, kalsiyum, potasyum, magnezyum, demir, manganez, fosfor, çinko, bakır, antioksidanlar ve lif bakımından oldukça zengin olan şeftali; sağlıklı, parlak ve ışıl ışıl bir cilt için de önem taşımaktadır.

    İçerdiği magnezyum sayesinde sinir sistemine fayda sağladığından depresyon etkilerini ortadan kaldırmaya yardımcı olmaktadır. Ayrıca içerdiği A ve C vitaminleri ile gözlere oldukça iyi gelmektedir.

    TÜYLÜ MEYVE FOBİSİ OLAN ÇOCUKLAR İÇİN AYNI DEĞERDE NEKTARİN

    Tüylü yapısından dolayı bazı çocukların yemeği reddettiği şeftaliye alternatif olarak nektarin önerilebilir. Nektarin, şeftaliye göre daha az tüylü, daha sert ve daha aromalıdır.

    Besin değeri açısından da şeftali ile eşdeğer sayılmaktadır. Çocukların beslenmesine gönül rahatlığıyla eklenebilir.

    BÖBREK HASTALARI TÜKETİRKEN DİKKAT ETMELİ

    Şeftali, potasyum açısından oldukça zengin bir meyve olduğundan, potasyumdan kısıtlı diyet kullanan böbrek hastalarının günde 1-2 orta boy şeftaliden fazlasını tüketmemesi önerilir.

    YAZ SICAKLARINA ÖZEL SERİNLETİCİ ŞEFTALİ İÇECEĞİ TARİFİ

    Sıcak yaz aylarında sağlıklı içecekler içerek serinlemek isteyenler için lezzetli ve pratik bir tarif:

    • 1 adet orta boy şeftali

    • 1 su bardağı hindistan cevizi sütü

    • 2 yemek kaşığı yulaf

    • 1 tatlı kaşığı bal

    •10 adet çiğ badem

    • Biraz tarçın

    Tüm malzemeler blenderdan geçirilerek serinletici ve sağlıklı bir içecek olarak tüketilebilir.

     

    • Like 1

  17. Bilim adamlarından şaşırtan açıklama! Meğer çikolata...

    çikolata ile ilgili görsel sonucu

    Bilim insanları, ayda üç çikolata bar yemenin kalp yetmezliği riskini önemli ölçüde azaltabileceğini iddia etti. Yarım milyondan fazla yetişkinin katıldığı çalışmaya göre; bir ay içinde üç tane çikolata tüketenlerde, hiç çikolata tüketmeyenlere kıyasla yüzde 23 oranında kalp yetmezliği riskinin azaldığı iddia edildi.

    AYDA ÜÇ ÇİKOLATA BAR

    Bilim insanları, ayda üç çikolata bar yemenin kalp yetmezliği riskini önemli ölçüde azaltabileceğini iddia etti. Birçok insan, mümkün olduğunca sağlıklı beslenmeye çalışıyor. Bu kapsamda da diyetlerinde şekerli yiyeceğe pek yer vermiyorlar. Ancak Münih'teki Avrupa Kardiyoloji Kongresinde sunulan bir çalışma, ayda üç adet çikolata bar tüketmenin yaşamın ilerleyen dönemlerinde kalp sorunlarının önlenmesinde kilit rol oynadığını iddia etti.

    YÜZDE 23 ORANINDA

    İngiliz gazete Independent'ta yer alan habere göre; bir grup araştırmacı, çikolatatüketiminin kalp sağlığını nasıl etkilediğini belirlemek için yarım milyondan fazla yetişkini değerlendirdi. Bir ay içinde üç tane çikolata tüketenlerde, hiç çikolata tüketmeyenlere kıyasla yüzde 23 oranında kalp yetmezliği riskinin azaldığı sonucuna vardılar. Öte yandan çalışma, aşırı derecede çikolata tüketmenin kalp yetmezliği riskini yüzde 17'lik oranda artırdığını ortaya koydu. Bu yüzden çikolata tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğine dikkat çekildi.

    İYİ KOLESTEROLÜ ARTIRAN ÖNEMLİ BİR FLAVONOİD KAYNAĞI

    Araştırmanın başyazarı Chayakrit Krittanawong, çikolatanın içindeki flavonoidlerin insan sağlığı için yararlı olabileceğini açıkladı. Krittanawong, "Çikolatanın, inflamasyonu (iltihap) azaltan ve iyi kolesterolü artıran önemli bir flavonoid kaynağı olduğuna inanıyorum" diye konuştu.

    Krittanawong, sözlerini şöyle sürdürdü: "Flavonoidlerin tüketilmesi vücutta bulunan nitrik oksit düzeylerini artırabiliyor ve bu da kan akışını artırıyor. Ancak, çikolata yüksek oranda doymuş yağlara sahip olabilir" dedi.

    575 BİN 852 KİŞİ

    "Bitter çikolata tüketiminin sağlığa yararlı olduğunu söyleyebilirim" diyen Chayakrit Krittanawong, "Araştırmayı yürüten ekip, toplam 575 bin 852 kişiden oluşan araştırmaları için beş ayrı çalışma yaptı. Ancak çikolata alımı ve kalp sağlığı arasındaki bağlantıyı araştırmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirttiler. Bu yılın başlarında Kaliforniya'da yapılan bir çalışma, bitter çikolata yemenin stresi hafiflettiği, hafızayı iyileştirdiği ve ruh sağlığını olumlu yönde etkilediği sonucuna vardı" açıklamasında bulundu.

     

    • Like 2

  18. Kayısıyı kefirle tüketin mucizevi etkisine inanamayacaksınız!

    kayısı ile ilgili görsel sonucu

    Kayısının lifli yapısı, doğal şekeri ve düşük kalorili olması nedeniyle kilo kontrolüne yardımcı olduğunu belirten Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, "Kayısının içinde bulunan pektin, lif ve selüloz bağırsakların çok iyi çalışmasını sağlar. Günde 3-4 adet kayısı kabızlık ve farklı sindirim sorunlarına çözüm olabilmektedir" dedi.

    Yaz mevsiminin vazgeçilmez meyvelerinden kayısının sağlığa pek çok faydası bulunuyor. Lifli yapısı, doğal şekeri ve düşük kalorili olması nedeniyle kilo kontrolüne yardımcı olan kayısı, hastalıklara karşı koruyucu etki yapıyor. Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, kayısının doğal bir lif deposu olduğunu belirterek, "Kayısı, demir zengini, besleyici, uzun süre tok tutucu bir meyve. 3-4 kayısı yaklaşık 100 gram etmektedir. Bir avuç kayısı, bir porsiyon anlamına gelmektedir. 100 gram kayısı 48-50 kalori arasındadır" diye konuştu.

    "BAĞIRSAK SAĞLIĞINIZIN DOSTU KAYISI"

    Kabızlığın her yaştan pek çok kişinin yaşam kalitesini düşürdüğünü söyleyen Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, "Kabızlığın en doğal çözümlerinden birisi de kayısı tüketimidir. Kayısının içinde bulunan pektin, lif ve selüloz kolon sağlığını desteklemekle birlikte; bağırsakların çok iyi çalışmasını sağlamaktadır. Günde 3-4 tane kayısı tüketimi kabızlık ve farklı sindirim sorunlarına çözüm olabilmektedir. Gaz ve kabızlık sorunlarında kayısıyı komposto olarak tüketmek uygundur. Çünkü ısıyla birlikte kayısının içindeki lifler farklı bir hal almakta ve bu da kabızlığa doğrudan etki etmektedir" ifadelerini kullandı.

    "DEMİR DEPOSU KAYISI KANSIZLIĞI ÖNLÜYOR"

    Kayısının içinde bolca demir bulunduğu için kayısının anemi ve anemi kaynaklı pek çok hastalığı önlediğini de belirten Altuntaş, demir bakımından zengin olan kayısının kan oluşumunu desteklediğini ve kan akışı ve enerjisini artırdığını kaydetti.

    "GÖZ SAĞLIĞI İÇİN BETA KAROTEN ÖNEMLİ"

    Görme sorunlarına karşı A, C ve E vitaminleri açısından zengin beslenmenin önemine dikkat çeken Altuntaş, "Sarı ve turuncu meyvelerde beta karoten bulunmaktadır. Bu meyvelerden biri de kayısıdır. Çocuklarda ve ileri yaşlarda karşılaşılan görme kayıplarının önüne geçebilmenin en doğal yolu düzenli olarak kayısı yemektir. Kayısı tüketimi sayesinde gece körlüğü, katarakt ve göz dejenerasyonları önlenebilmektedir. Özellikle katarakt ameliyatı geçiren kişilere kayısı önerilmektedir" dedi.

    "KALP SAĞLIĞINA İYİ GELİYOR"

    Midede yanma ve gastrit gibi problemleri olanlara kayısı tavsiye edildiğini anlatan Altuntaş, kayısının kalp sağlığı ve kanser hastalığı üzerindeki iyileştirici etkilerini şu sözlerle anlattı:

    "Mide problemi yaşayanlar aşırı şekerli ve asitli meyveler tüketememektedir. Bu grup için kayısı tüketimi idealdir. Kayısı, potasyum ve beta karoten içeriği sayesinde kalbin dostudur. Ancak kayısı böbrek hastaları tarafından tüketilmemelidir. Protein ve mineral kısıtlaması yapılan böbrek hastaları için kayısı tüketimi uygun değildir. Vücut hücrelerinde oluşan serbest radikaller hücrelere hasar vererek onları öldürmektedir. Bunun sonrasında hücrelerin DNA'larında değişiklikler olmakta ve kanserli hücreler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu serbest radikallerle savaşmak gerekmektedir. Kayısıda kanserle savaşacak antioksidan özellik vardır. Yapılan çalışmalarda kayısının özellikle de akciğer kanserine karşı koruyucu özelliği olduğu ortaya çıkmıştır."

    "KAYISILI İÇECEKLE SİNDİRİM SORUNUNU ÇÖZÜN"

    Kayısıyı daha etkili hale getirmenin bir yolu da kefir ya da yoğurtla tüketmek olduğunu kaydeden Altuntaş, "Kefirdeki probiyotikler ve kayısıdaki özellikle birlikte hem sağlıklı hem de lezzetli bir içecek hazırlanabilmektedir. 3 kayısı ve 4-5 bademi blenderda çekip üzerine bir su bardağı kefir ekleyip, dilerseniz buz ekleyerek tüketebilirsiniz" dedi.

     

     

    • Like 1
×
×
  • Create New...