Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,388
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    228

Posts posted by Renan


  1. Bu besinleri tüketenlerin saçları daha güçlü!

    Ä°lgili resim

    Günlük 50-200 tel dökülmesi normal. Ancak bundan fazla dökülme, beslenme düzeninizde bir şeylerin ters gittiğinin göstergesidir. 

    Saç, yüzümüzün en önemli aksesuarlarından biri. Kozmetik firmaları, tip ve cinsiyete göre saç sorunları için çok detaylı ürünler pazarlıyor. Ancak saç sağlığı sadece dışarıdan bakımla olmuyor, içten bakım için de doğru beslenme şart!

    Mevsim geçişleri, hormonal faktörler ve düzensiz yaşam tarzı, saçları yıpratıyor. Son zamanlarda saçlarınız cansız, parlaklığını yitirmiş ve kırılgansa beslenmenizi gözden geçirmenizi öneririm. 

    Özellikle protein, demir ve diğer besin öğelerinden oluşan dengeli beslenme programıyla, saçlarınızı ışıltılı bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

    Saçlar, keratin proteininden oluşuyor. Cansız bir madde olduğundan, sağlıklı ve yeterli beslenme olmadan, protein veya diğer besinlerle zenginleştirilmiş sampuanlar, bakım ürünleri saçın uzamasına etki edemeyebiliyor.

    PROTEİN DESTEĞİ

    Nasıl vücudumuzda tüm sistemlerin düzenli işleyebilmesi için dengeli beslenme önemliyse aynı durum saçlarımız içinde geçerli. Saç tellerimizin büyüme fazı, 2-5 yıl sürüyor. Bu süre sonunda, saçlar yaklaşık üç aylık bir dinlenme fazına geçerek yerine yenilerinin gelmesi için dökülüyor. Eğer günlük diyetinizde yeterli protein almıyorsanız, fazla miktarda saç dökülmesi yaşayabilirsiniz. 

    Bitkisel protein kaynakları kurubaklagiller, tam tahıllar, soya veya hayvansal protein kaynakları et, tavuk, balık, süt, peynir, yoğurt ve yumurtayla rezervlerinizi doldurabilirsiniz.

    NELER YEMELİSİNİZ?

    Saç sağlığınız için sadece protein almanız yeterli değil. Bunun yanında saç ve saç derisi sağlığına katkısı olan diğer besinler demir, biotin, çinko, selenyum, bakır ve magnezyumla A, B6, C, D, E vitaminleri ihmal edilmemeli.

    SELENYUM 

    Balık, tam tahıllar, brokoli, lahana, kereviz, salatalık, soğan, turp, sarımsak, mantar, yumurta, ay çekirdeği selenyum bakımından zengin.

    D VİTAMİNİ

    En iyi kaynağı güneş olmakla birlikte uzun süre güneşe maruz kalan saçlarda da yıpranma görülebiliyor. Bu nedenle yağlı balıklar, yumurta sarısı, peynir ve süt bol tercih edilmeli.

    ÇİNKO 

    Deniz ürünleri, et, bira mayası, kuru baklagiller ve mantar çinkonun önemli kaynakları.

    A VİTAMİNİ 

    Balık, yumurta, kırmızı et, süt ve yoğurt, havuç, kayısı, kavun, şeftali, ıspanak, brokoli, roka, maydanoz, dereotu ve terede bulunuyor.

    E VİTAMİNİ

    Bitkisel yağlar, ay çekirdeği, yer fıstığı, yeşil yapraklı sebzeler ve kepeği ayrılmamış un, E vitamini içermeleri nedeniyle önemli.

    DEMİR 

    Kırmızı et, yumurta, kurubaklagiller, pekmez, yeşil sebzeler, domates, kuru meyveler ve yağlı tohumlar demir bakımından zengin. 

    Demir, özellikle kadınlar ve vejetaryenler için yeterli alımı oldukça önemli bir mineral. Yetersiz alımı saç kayıplarına yol açıyor.

    NİASİN 

    Tavuk, hindi, balık, mantar, buğday kepeği, yer fıstığı, ay çekirdeği, süt, yoğurt, peynir, yumurta ve patates niasin açısından iyi kaynaklar.

    B6 VİTAMİNİ 

    Muz, patates, nohut, balık, tavuk, kavun, ıspanak, brokoli, kırmızı et, domates, bira mayası, ay çekirdeği ve yer fıstığında bulunuyor.

    MAGNEZYUM 

    Ay ve kabak çekirdeği, badem, kabak, brokoli, patates, fasulye, et, süt, balık, yumurta, kuru baklagiller, tam tahıllar, bira, çikolata magnezyum bakımından zengin.

    BAKIR 

    Deniz ürünleri, patates, karaciğer, kuru baklagiller, kakao, kayısı, kuru meyveler, tam tahıllar ve yağlı tohumlar bakırın iyi kaynakları.

    C VİTAMİNİ

    Kuşburnu, kivi, turunçgiller, çilek, brokoli, kırmızı ve yeşil biber, kavun, yeşil yapraklı sebzeler, domates, karnabahar ve patates önemli C vitamini kaynaklarından.

    BİOTİN 

    Yumurta sarısı, karnabahar, peynir ve yerfıstığı biotin kaynaklarından.

    • Thanks 1

  2. Çikolatayı kim buldu?

    Azteklerin acı su anlamına gelen “xocoatl” adını verdikleri kakao tozundan yaptıkları törensel bir içecekleri vardı. Meksika’nın Nahuatl diyalektlerinde “chocolatl” adını alan içeceği İspanyollar Avrupa’ya taşıdılar. Afrodizyak niteliklerine inanıldığından veya şarap bulunmadığından içilen ilk Kızılderili çikolataları biber, amber ve misk doluydu. Misyonerler bu “şeytani” karışımı değiştirip içine vanilya, şeker ve krema kattılar.

    İspanya’ya 1520’de giren çikolata Fransa’ya 1653, Ingiltere’ye 1657’de ulaştı. Çikolata Anjelik filmlerinden hatırlanacağı şekliyle, 1847’ye kadar içecek olarak kaldı ve en çok da İspanya’da sevildi.

    Katolik Kilisesı’nde 1594’te içilmeye başlanan çikolatanın oruç bozup bozmayacağı tartışması 1636’lara kadar sürdü, ama ayinlerde bile çikolata içen aristokrat kadınlarla, kendileri de çikolata bağımlısı olan papazlar, çikolata ticaretini baltalamak niyetinde değillerdi. Vergiler ve imtiyazlar nedeniyle uzun süre pahalı bir içecek olan çikolata, yüz yıl kadar İspanya’nın tekelinde kaldı. Çikolata ticareti 1700’lerin başında serbest bırakıldı, 1770’te ilk çikolata imalat firması kuruldu. Fakat aristokrat içeceği çikolata yaygınlaşana kadar, Avrupa’da aristokrasi güçten düşmüş, yeniçağın yeni alışkanlıkları çay ve kahve halka mal olmuştu.

    Çikolata Hollanda’da dönüşüme uğratılarak benimsendi; kakao yağından arındırılıp toz haline getirilerek yeni bir içecek üretildi. Kuzey ülkelerinde özellikle çocuklara yönelik kakao tüketimi benimsenirken, Hollanda’da tablet çikolata üretimi başladı. Çikolatanın bu yeni tüketim biçimine İsviçre süt karıştırarak katkıda bulundu. İsviçre’de ilk fabrika 1819’da açıldı. 1828’de kakaonun kreması keşfedildikten sonra 1848’de ilk çikolata kalıbı üretildi. Çikolatalı pasta yapabilmek için çikolata kalıplarını doğramak gerekiyordu, hatta Nestle firması 1920’lerde pastaya doğranması için özel çikolata üretmeye başladı. 1939’da piyasaya çikolata tozunun sunulmasıyla çikolatalı pasta yapmak herkes için kolaylaştı. 1929’da üç firmanın Nestle ile birleşmesinden sonra İsviçre dünyanın çikolata merkezi haline geldi.

    Nestle 1909’da çocuk maması, çikolata, yoğunlaştırılmış süt ithal eden şubesiyle Türkiye’ye girdi. 1927’de bira fabrikasını çikolata fabrikasına dönüştürerek üretime başladı. 1936’da fındıkçılık yapmak üzere Ordu’da kurulan Sağra’nın ilk çikolata fabrikası ise 1946’da açıldı.

    Çikolata Misafire kahve ve çaydan önce kolonya ve çikolata tutulduğu, şeker bayramlarının ikramı ve ziyaretlerin hediyesi çikolata 1974 krizinde büyük darbe yedi, pahalılığı nedeniyle yerini, bir ara rakip olmaya başladığı baklavaya veya şekerlemeye bıraktı.

    11 Ağustos 1992’de TSE sütlü, bitter, beyaz ve sade, çeşitli dolgulu olmak üzere çikolata standartlarını belirledi.

    • Like 1

  3. Günde bir şeftali tükettiğinizde...

    Ä°lgili resim

    Yaz aylarının en lezzetli meyvelerinden biri olan şeftali, içeriğindeki çeşitli vitamin ve mineraller açısından da adeta bir sağlık deposudur.

    Antioksidanları barındıran yapısı sayesinde birçok kanser türünden koruyucu özelliği bulunuyor. Şeftali, potasyum ve magnezyum yönünden zengin özelliği ile hamilelik sürecinde yaşanan kas kramplarının da önlenmesine yardımcı oluyor.

    Dyt. Sinem Uygun, şeftalinin faydaları hakkında bilgi verdi.

    C VİTAMİNİ İÇERİĞİ İLE GEBELİKTE ANNE VE BEBEĞE SAĞLIK VERİYOR

    Birçok temel vitamin ve mineral desteğini sağlaması nedeniyle hamilelik sürecinde şeftali tüketilmesi tavsiye edilmektedir. İçerdiği C vitamini, bebeğin kemik, diş, deri, kas ve kan damarlarının sağlıklı büyümesine yardımcı olmaktadır.

    Ayrıca hamilelik sırasında son derece kritik olan demirin emilmesine katkı sağlamaktadır. Potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde de hamilelik sürecinde yaygın olarak görülen kas krampları ve genel yorgunluğu önlemektedir.

    KANSERDEN KORUNMADA ÖNCÜ ROL OYNUYOR

    İçerdiği antioksidanlar sayesinde Türkiye'de ve dünyada en sık görülen akciğer, kolon, meme kanserleri gibi kanser türlerinden korunmaya katkı sağlayan şeftali, sağlıklı yaşam için olmazsa olmaz besinlerden biridir.

    Aynı zamanda kansere yakalanan hastaların iyileşme süreçlerine de olumlu etki etmektedir.

    BAĞIRSAK VE BÖBREKLERİN DOSTU

    İçeriğindeki zengin lifler bakımından bağırsaklara destek olmaktadır.

    Kabızlık sıkıntısı yaşayanlar için düzenleyici bir meyvedir. Böbrek kumu ve böbrek taşı atımına da yardımcı olmaktadır.

    ZENGİN VİTAMİN VE MİNERAL İÇERİĞİYLE SAĞLIKLI YAŞAMIN ANAHTARI

    A vitamini, C vitamini, E vitamini, K vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, B3 vitamini, B6 vitamini, folat, pantotenik asit, kalsiyum, potasyum, magnezyum, demir, manganez, fosfor, çinko, bakır, antioksidanlar ve lif bakımından oldukça zengin olan şeftali; sağlıklı, parlak ve ışıl ışıl bir cilt için de önem taşımaktadır.

    İçerdiği magnezyum sayesinde sinir sistemine fayda sağladığından depresyon etkilerini ortadan kaldırmaya yardımcı olmaktadır. Ayrıca içerdiği A ve C vitaminleri ile gözlere oldukça iyi gelmektedir.

    TÜYLÜ MEYVE FOBİSİ OLAN ÇOCUKLAR İÇİN AYNI DEĞERDE NEKTARİN

    Tüylü yapısından dolayı bazı çocukların yemeği reddettiği şeftaliye alternatif olarak nektarin önerilebilir. Nektarin, şeftaliye göre daha az tüylü, daha sert ve daha aromalıdır.

    Besin değeri açısından da şeftali ile eşdeğer sayılmaktadır. Çocukların beslenmesine gönül rahatlığıyla eklenebilir.

    BÖBREK HASTALARI TÜKETİRKEN DİKKAT ETMELİ

    Şeftali, potasyum açısından oldukça zengin bir meyve olduğundan, potasyumdan kısıtlı diyet kullanan böbrek hastalarının günde 1-2 orta boy şeftaliden fazlasını tüketmemesi önerilir.

    YAZ SICAKLARINA ÖZEL SERİNLETİCİ ŞEFTALİ İÇECEĞİ TARİFİ

    Sıcak yaz aylarında sağlıklı içecekler içerek serinlemek isteyenler için lezzetli ve pratik bir tarif:

    • 1 adet orta boy şeftali

    • 1 su bardağı hindistan cevizi sütü

    • 2 yemek kaşığı yulaf

    • 1 tatlı kaşığı bal

    •10 adet çiğ badem

    • Biraz tarçın

    Tüm malzemeler blenderdan geçirilerek serinletici ve sağlıklı bir içecek olarak tüketilebilir.

     

    • Like 1

  4. Bilim adamlarından şaşırtan açıklama! Meğer çikolata...

    çikolata ile ilgili görsel sonucu

    Bilim insanları, ayda üç çikolata bar yemenin kalp yetmezliği riskini önemli ölçüde azaltabileceğini iddia etti. Yarım milyondan fazla yetişkinin katıldığı çalışmaya göre; bir ay içinde üç tane çikolata tüketenlerde, hiç çikolata tüketmeyenlere kıyasla yüzde 23 oranında kalp yetmezliği riskinin azaldığı iddia edildi.

    AYDA ÜÇ ÇİKOLATA BAR

    Bilim insanları, ayda üç çikolata bar yemenin kalp yetmezliği riskini önemli ölçüde azaltabileceğini iddia etti. Birçok insan, mümkün olduğunca sağlıklı beslenmeye çalışıyor. Bu kapsamda da diyetlerinde şekerli yiyeceğe pek yer vermiyorlar. Ancak Münih'teki Avrupa Kardiyoloji Kongresinde sunulan bir çalışma, ayda üç adet çikolata bar tüketmenin yaşamın ilerleyen dönemlerinde kalp sorunlarının önlenmesinde kilit rol oynadığını iddia etti.

    YÜZDE 23 ORANINDA

    İngiliz gazete Independent'ta yer alan habere göre; bir grup araştırmacı, çikolatatüketiminin kalp sağlığını nasıl etkilediğini belirlemek için yarım milyondan fazla yetişkini değerlendirdi. Bir ay içinde üç tane çikolata tüketenlerde, hiç çikolata tüketmeyenlere kıyasla yüzde 23 oranında kalp yetmezliği riskinin azaldığı sonucuna vardılar. Öte yandan çalışma, aşırı derecede çikolata tüketmenin kalp yetmezliği riskini yüzde 17'lik oranda artırdığını ortaya koydu. Bu yüzden çikolata tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğine dikkat çekildi.

    İYİ KOLESTEROLÜ ARTIRAN ÖNEMLİ BİR FLAVONOİD KAYNAĞI

    Araştırmanın başyazarı Chayakrit Krittanawong, çikolatanın içindeki flavonoidlerin insan sağlığı için yararlı olabileceğini açıkladı. Krittanawong, "Çikolatanın, inflamasyonu (iltihap) azaltan ve iyi kolesterolü artıran önemli bir flavonoid kaynağı olduğuna inanıyorum" diye konuştu.

    Krittanawong, sözlerini şöyle sürdürdü: "Flavonoidlerin tüketilmesi vücutta bulunan nitrik oksit düzeylerini artırabiliyor ve bu da kan akışını artırıyor. Ancak, çikolata yüksek oranda doymuş yağlara sahip olabilir" dedi.

    575 BİN 852 KİŞİ

    "Bitter çikolata tüketiminin sağlığa yararlı olduğunu söyleyebilirim" diyen Chayakrit Krittanawong, "Araştırmayı yürüten ekip, toplam 575 bin 852 kişiden oluşan araştırmaları için beş ayrı çalışma yaptı. Ancak çikolata alımı ve kalp sağlığı arasındaki bağlantıyı araştırmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirttiler. Bu yılın başlarında Kaliforniya'da yapılan bir çalışma, bitter çikolata yemenin stresi hafiflettiği, hafızayı iyileştirdiği ve ruh sağlığını olumlu yönde etkilediği sonucuna vardı" açıklamasında bulundu.

     

    • Like 2

  5. Kayısıyı kefirle tüketin mucizevi etkisine inanamayacaksınız!

    kayısı ile ilgili görsel sonucu

    Kayısının lifli yapısı, doğal şekeri ve düşük kalorili olması nedeniyle kilo kontrolüne yardımcı olduğunu belirten Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, "Kayısının içinde bulunan pektin, lif ve selüloz bağırsakların çok iyi çalışmasını sağlar. Günde 3-4 adet kayısı kabızlık ve farklı sindirim sorunlarına çözüm olabilmektedir" dedi.

    Yaz mevsiminin vazgeçilmez meyvelerinden kayısının sağlığa pek çok faydası bulunuyor. Lifli yapısı, doğal şekeri ve düşük kalorili olması nedeniyle kilo kontrolüne yardımcı olan kayısı, hastalıklara karşı koruyucu etki yapıyor. Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, kayısının doğal bir lif deposu olduğunu belirterek, "Kayısı, demir zengini, besleyici, uzun süre tok tutucu bir meyve. 3-4 kayısı yaklaşık 100 gram etmektedir. Bir avuç kayısı, bir porsiyon anlamına gelmektedir. 100 gram kayısı 48-50 kalori arasındadır" diye konuştu.

    "BAĞIRSAK SAĞLIĞINIZIN DOSTU KAYISI"

    Kabızlığın her yaştan pek çok kişinin yaşam kalitesini düşürdüğünü söyleyen Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, "Kabızlığın en doğal çözümlerinden birisi de kayısı tüketimidir. Kayısının içinde bulunan pektin, lif ve selüloz kolon sağlığını desteklemekle birlikte; bağırsakların çok iyi çalışmasını sağlamaktadır. Günde 3-4 tane kayısı tüketimi kabızlık ve farklı sindirim sorunlarına çözüm olabilmektedir. Gaz ve kabızlık sorunlarında kayısıyı komposto olarak tüketmek uygundur. Çünkü ısıyla birlikte kayısının içindeki lifler farklı bir hal almakta ve bu da kabızlığa doğrudan etki etmektedir" ifadelerini kullandı.

    "DEMİR DEPOSU KAYISI KANSIZLIĞI ÖNLÜYOR"

    Kayısının içinde bolca demir bulunduğu için kayısının anemi ve anemi kaynaklı pek çok hastalığı önlediğini de belirten Altuntaş, demir bakımından zengin olan kayısının kan oluşumunu desteklediğini ve kan akışı ve enerjisini artırdığını kaydetti.

    "GÖZ SAĞLIĞI İÇİN BETA KAROTEN ÖNEMLİ"

    Görme sorunlarına karşı A, C ve E vitaminleri açısından zengin beslenmenin önemine dikkat çeken Altuntaş, "Sarı ve turuncu meyvelerde beta karoten bulunmaktadır. Bu meyvelerden biri de kayısıdır. Çocuklarda ve ileri yaşlarda karşılaşılan görme kayıplarının önüne geçebilmenin en doğal yolu düzenli olarak kayısı yemektir. Kayısı tüketimi sayesinde gece körlüğü, katarakt ve göz dejenerasyonları önlenebilmektedir. Özellikle katarakt ameliyatı geçiren kişilere kayısı önerilmektedir" dedi.

    "KALP SAĞLIĞINA İYİ GELİYOR"

    Midede yanma ve gastrit gibi problemleri olanlara kayısı tavsiye edildiğini anlatan Altuntaş, kayısının kalp sağlığı ve kanser hastalığı üzerindeki iyileştirici etkilerini şu sözlerle anlattı:

    "Mide problemi yaşayanlar aşırı şekerli ve asitli meyveler tüketememektedir. Bu grup için kayısı tüketimi idealdir. Kayısı, potasyum ve beta karoten içeriği sayesinde kalbin dostudur. Ancak kayısı böbrek hastaları tarafından tüketilmemelidir. Protein ve mineral kısıtlaması yapılan böbrek hastaları için kayısı tüketimi uygun değildir. Vücut hücrelerinde oluşan serbest radikaller hücrelere hasar vererek onları öldürmektedir. Bunun sonrasında hücrelerin DNA'larında değişiklikler olmakta ve kanserli hücreler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu serbest radikallerle savaşmak gerekmektedir. Kayısıda kanserle savaşacak antioksidan özellik vardır. Yapılan çalışmalarda kayısının özellikle de akciğer kanserine karşı koruyucu özelliği olduğu ortaya çıkmıştır."

    "KAYISILI İÇECEKLE SİNDİRİM SORUNUNU ÇÖZÜN"

    Kayısıyı daha etkili hale getirmenin bir yolu da kefir ya da yoğurtla tüketmek olduğunu kaydeden Altuntaş, "Kefirdeki probiyotikler ve kayısıdaki özellikle birlikte hem sağlıklı hem de lezzetli bir içecek hazırlanabilmektedir. 3 kayısı ve 4-5 bademi blenderda çekip üzerine bir su bardağı kefir ekleyip, dilerseniz buz ekleyerek tüketebilirsiniz" dedi.

     

     

    • Like 1

  6. Alındaki kırışıklıklar o hastalığa işaret!

    alında kırıÅıklık ile ilgili görsel sonucu

    Yeni araştırmalar, derin alın kırışıklıkları olan kişilerin kardiyovasküler hastalıktan ölme riskinin daha yüksek olabileceğini açıkladı. Fransız bilim insanlarının yaptığı 20 yıllık çalışmaya göre; kaşın üst kısmında yer alan kırışıklıklar, kalp rahatsızlıkları veya felç gibi olası sorunlar için kırmızı bayrak niteliğinde...

    Yeni araştırmalar, derin alın kırışıklıkları olan kişilerin kardiyovasküler hastalıktan ölme riskinin daha yüksek olabileceğini açıkladı.

    İngiliz gazete Independent'ın haberine göre; yapılan yeni bir araştırma, kardiyovasküler hastalıktan yüksek ölüm riskine bağlı olarak alında kırışıklıklar olduğunu gösterdi. Çalışmaya göre; alındaki kırışıklıklar, o kişinin kardiyovasküler hastalıktan hayatını kaybetme riskinin 10 kat daha fazla olduğunu açıkladı.

    Fransız bilim insanlarının yaptığı 20 yıllık çalışmaya göre; kaşın üst kısmında yer alan kırışıklıklar, kalp rahatsızlıkları veya felç gibi olası sorunlar için kırmızı bayrak niteliğinde...

    Çalışmanın yazarı Centre Hospitalier Universitaire de Toulouse'den Yolande Esquirol, "Çok sayıda derin kırışıklığı olanların kardiyovasküler bir rahatsızlıktan ölme olasılığı 10 kat daha fazla olabilir" açıklamasında bulundu.

    20 yıldır sağlıklı olan 32, 42, 52 ve 62 yaşlarında 3 bin 200 yetişkin analiz edildi. Bu kişilerin alnındaki kırışıklıkların sayısına ve derinliğine bağlı olarak puan verildi.

    Sıfır, cildin tamamen pürüzsüz olduğu, üç ise ciltte çok sayıda derin kırışıklık olduğu anlamına geliyordu.

    Yüksek puan alan kişilerin kardiyovasküler hastalıktan ölme riskinin biraz daha yüksek olduğunu tespit ettiler. Öyle ki, iki ve üç puan alanların, sıfır puan alanlara göre ölüm risklerinin 10 kat daha fazla olduğunu buldular.

    Esquirol, "Kırışıklık skorunuz ne kadar yüksek olursa kardiyovasküler ölüm riskiniz de o kadar artar" diye konuştu.

     

    • Like 1

  7. Börülce Damarlardaki O Birikintiyi Temizliyor!

    Damarlardaki o birikintiyi temizliyor!

    Börülce fasulyeye benzeyen ve göbeği koyu renkli olan bitkidir. Börülce protein ve C vitamini zenginidir. Nişasta ve azot da içermektedir. Börülcenin taze fasulye gibi yemeği yapılabildiği gibi salatası da yapılmaktadır. Börülcenin faydaları şu şekilde sıralanmaktadır:

    İçeriğinde bulunan bol C vitamini, bitkisel proteinler, azot ve nişasta ilşe sağlıkaçısından son derece yararlıdır. Görümün olarak fasulyeye benzemesinin yanı sıra haif tatlımsı bir tadı vardır.

    KOLESTEROLÜ AZALTIYOR

    Börülce çözülebilir lif yapısına sahip olduğu için kolesterolü azaltır. Börülce sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olur ve kabızlığı önleyici etkisi vardır. Yüksek lifli olan besinler tokluk hissi vermektedir ve bu sayede kişinin kilo almasına engel olabilir.

    KANDAKİ ŞEKER ORANINI KORUYOR

    Börülce yüksek tansiyonu olan kişiler için yararladır. Aynı zamanda kalp hastalığı riskini de azalttığı belirtilen börülce şeker hastaları için de tüketilmesi gereken besinler arasındadır. Börülce kandaki şeker oranını koruyucu bir besindir.

    KANSER ÖNLEYİCİ

    Börülcede A vitamini bulunmaktadır. Görme duyularının daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi ile birlikte kanser önleyici özellikleri de bulunmaktadır. Günlük ihtiyaç olan A vitamini bir bardak börülce miktarındadır.

    KANSIZLIĞA İYİ GELİYOR

    Börülce diğer tüm fasulyeler gibi demir bakımından zengin bir besindir. Kişiler sağlıklı beslenmedikleri zaman demir eksikliği nedeni ile anemi olabilir. Bununla birlikte stres ve sinir de oluşabilmektedir. Börülce kansızlığı iyi gelen bir besindir. Aynı zamanda kandaki yüksek kolesterolü düşürücü de etkisi vardır.

    HÜCRE YENİLENMESİNDE GEREKLİ

    Börülce çinko açısından oldukça zengin bir besindir. Bu özelliği ile yaraların iyileşmesi ve hücrelerin yenilenmesi için gereklidir.

    • Like 1

  8. Her gece aynı saatte uyanıyorsanız bir nedeni var

    Geleneksel Çin Tıbbı'na göre, kronik uyku bozuklukları genellikle vücudunuzdaki enerji akışının bozulmasından kaynaklanan Yin-Yang dengesizliğinden kaynaklanıyor. Bu enerjiye Qi (Chi) denir ve dünyanın her yerinde olduğuna inanılır. Fiziksel olarak iyi durumda olduğunuzda, Qi vücudunuzda serbestçe akıyor, ancak sağlık problemleriniz varsa, gece boyunca sizi uyandırabilecek bir iç organda muhtemelen bir Qi tıkanıklığı var anlamına geliyor.

    İşte geleneksel Çin tıbbına göre vücudumuzun çalışma şekli ve her gece aynı saatte uyanmamızın nedeni...

    Çin Meridyen Saati nedir?

    Geleneksel Çin Tıbbı'na göre her biri bedenin akışından sorumlu 12 ana meridyen mevcuttur. Herhangi birinin üzerindeki tıkanıklık ya da kopukluk bağlantılı olduğu organ ile alakalı fiziksel ya da zihinsel hastalıklara neden olur.
    Meridyen hatları boyunca akupunktur ya da masaj yaptırılabilir. Ancak bunlar teknik bilgidir ve tecrübeli bir meridyen uzmanı ile çalışabilir. Ya da siz her fırsat bulduğunuzda bedeninizde ellerinizi dolaştırıp, acı hissettiğiniz noktada durup, orayı ovuşturabilirsiniz.

    1

    Vücudunuzun sistemlerine 2 saat Qi şarj süresi verilirken bu döngü genellikle 24 saat sürer. Geceleri vücudumuzu yeniden şarj etmek için Qi içe doğru çekilir. Yani eğer uykunuz her zaman belirli bir zamanda bozulursa, muhtemelen
    organ sistemlerinizden birinde bir dengesizlik vardır, çünkü enerji içinden geçemez, bu da sizi uyandırır.

    Meridyenleri, bedeniniz üzerinde görünmez boru hatları olarak düşünebilirsiniz. Geleneksel Çin Tıbbı'na göre her biri bedenin akışından sorumlu 12 ana meridyen mevcuttur. Herhangi birinin üzerindeki tıkanıklık ya da kopukluk bağlantılı olduğu organ ile alakalı fiziksel ya da zihinsel hastalıklara neden olur.

    Hangi meridyenin hangi saatlerde aktif olduğu organ alakası, olası hastalık belirtileri, duygusunun ne olduğunu yaklaşık olarak sıralanmıştır:

    21: 00-23: 00 - Tiroid

    2

    Uykunun ilk aşamalarında, endokrin sistemimiz kendini yeniden dengelemekte ve kan damarlarımız daha aktif hale gelmektedir. Bu bağışıklık sistemi, tiroid, böbreküstü bezleri veya metabolizma ile ilişkili herhangi bir sağlık probleminin sizi uyanık tutabileceği anlamına gelir.Bu süre zarfında uykuya dalma güçlüğü de gün boyunca aşırı stres ve endişe belirtisi olabilir. Bu aşamada uykunuzun kalitesini arttırmak için meditasyon yapabilir, yatmadan yoga yapabilir veya ardı ardına kas gerginliği ve gevşeme egzersizleri yapabilirsiniz.

    23: 00-01: 00 - Safra kesesi

    3

    Safra keseniz, gün içinde tükettiğiniz tüm yağları parçalamak için sindirim ve emilim için gerekli olan safra üretir. Bu süre içinde uyanmak, muhtemelen safra taşlarına sahip olmanız veya yağ alımını ayarlamanız ve daha sağlıklı yağlar almanız gerektiği anlamına gelebilir. Safra kesesi de duygudal hayal kırıklığı, zayıf benlik saygısı, acı ve kızgınlıkla ilişkilidir. Uykuya geri dönmek için kendinizi koşulsuz kabullenmeniz gerekir.
    Bu meridyendeki tıkanıklık şakaklarda ağrı, boyunda ağrı ve tutukluk , omuz ve kasıklarda ağrı, diz sorunları, kalçada ağrı gibi sorunlar yaratabilir.

    01: 00-03: 00 - Karaciğer

    4

    Bu süre zarfında vücudunuz kendini temizler, atık maddeleri kan ve diğer dokulardan temizler, bu yüzden gecenin bu bölümünde uyanmak, karaciğerinizle uğraşmak için çok fazla toksin anlamına gelebilir. İşlevlerini doğru bir şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için, daha çok su içmeye çalışın. Alkol ve kafeini azaltın. Uykunuzu normale döndürmek istiyorsanız öfke, hayal kırıklığı, suçluluk gibi olumsuz duygulardan arınmanız gerekir.

    03: 00-05: 00 - Akciğerler

    5

    Eğer 3: 00-05: 00 saatleri arasında uyanmaya devam ederseniz bu durum astım, öksürük, göğüste tıkanıklık gibi solunum yolları rahatsızlığı ile dengesizliğini belli eder. Akciğerler aynı zamanda üzüntü ve keder duygularına da bağlıdır, bu saatlerde uyanıyorsanız bu duyguları bırakmanız gerekir. Bu durumda, bazı nefes egzersizleri yapmak daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir.

    05: 00-07: 00 - Kalın bağırsak

    6

    Bedene giren besin maddelerinin işlendikten sonra atılmasını, bedenin arındırılmasını sağlar. Kan dolaşımına etki ederek, fiziksel ve zihinsel durumu iyileştirir. Sindirimi düzenler. Kabızlık, ishal, gaz, parmak uçlarında soğukluk, mide ağrısı ile dengesizliğini belli eder. Bu meridyendeki tıkanıklık kişiyi psikolojik olarak rahatsız eder ve motivasyon kaybı, sık nefes alıp verme gibi durumlar olabilir. Uyku döngüsünü düzenlemek için, kaslarınızı gerdirmeniz, bol su içmeniz ve uyandıktan sonra tuvaleti kullanmanız gerekir.

    ‘Qi’ (Chi) Nedir?

    Çin tibbi ve evren bilimine göre, her canlının bedeninde bulunan “qi” enerjisi bedende, kendine has kanallar içinde, dengeli ve düzenli bir şekilde akar. Bu akış durduğu zaman canlı ölür. Kanallardaki tıkanmalar ve kirlenmeler sebebiyle akış yavaşlayabilir de. Çin düşüncesine göre hastalıklar bedendeki “qi” akışının veya dengesinin bozulmuş olmasından kaynaklanır. Tıkanıklıkların temizlenmesi ve “qi” akışı dengelenmesiyle canlı tekrar sağlığına kavuşur.

    Unutulmaması gereken en önemli husus “qi”nin zihin tarafından yönlendirilebilir olduğudur. Qigong egzersizlerinin iskelet sistemi, kas tendon, sinir sistemi, dolaşım sistemi, uyku, beden ısısı, kan akışkanlığı, lenf ve hormonal sistem, cinsel enerjiler, boşaltım, sindirim sistemleri ve astım hastalıkları üzerinde etkili olduğu iddia edilmektedir.

    Gecenin ortasında ne sıklıkla uyanıyorsunuz? Meridyen saatinizin düzgün çalıştığını düşünüyor musunuz?

    • Thanks 2

  9. Köpeğinizin cinsiyeti nedir? Bir de ırkını öğrenebilir miyim?.. Bu rahatsızlık dişi köpeklerde oluyormuş. Öyle dediler. Jöleli konserve mamalar öneriliyor. Jöle müshil etkisi yaratıp bağırsaklarını temizliyormuş. Ben bir marka önerebilirim. pedigree tavuklu ve havuçlu konserve mama. Biraz pahalıdır ama iyi geleceğini düşünüyorum. Bizimki de iki yıl önce bir rahatsızlık geçirdi. İki yıldır bu mamayı kullanıyoruz. Çok memnunuz...

    • Like 1

  10. Bu yiyecekler uyumaya engel oluyor!

    uykusuzluk ile ilgili görsel sonucu

    İyi bir gece uykusu için yemeniz gereken yiyecekler ve yememeniz gereken besinler var.

    İngiliz gazete Daily Mail'de yer alan habere göre; Avustralyalı Diyetisyen Susie Burrell, insanların geceleri uyumalarına yardımcı olmak için ne yemesi gerektiğini açıkladı. Diyetisyen Burrell, insanların uykusunu engelleyen bazı yiyeceklerin olduğunu da söyledi. Buna göre; iyi bir uyku için yenmesi gereken ve kaçınılması gereken gıdalardan bazıları...

    İŞTE UYKUYA YARDIMCI OLACAK YİYECEKLER

    MUZ

    Muz, zengin besin kaynağına sahiptir. Muzda kas gevşemesine yardımcı olan potasyum ve magnezyum bulunur. Buna ek olarak, muzda bulunan doğal karbonhidratlar da uyumayı kolaylaştırır.

    SÜT

    Diyetisyen Susie, sütün vücutta serotonin üretilmesine yardımcı olan amino asit triptofanın kaynağı olduğunu açıkladı. Serotonin, vücudu doğal olarak sakinleştiren ve uykuya dalmaya yardımcı olan bir 'nörotransmiter'dır.

    FINDIK

    Fındığın insan vücudu için farklı yararları vardır ama Diyetisyen Susie, fındığın zengin besin kaynağı içeriğiyle uykuya teşvik etmede yardımcı olduklarını söyledi.

    Kalsiyum varlığı, beyninizin uykuyu destekleyici hormonu olan melatonin üretmek için triptofan kullanmasına yardımcı olur.

    KAÇINILMASI GEREKEN YİYECEKLER

    Bitter çikolata

    Her ne kadar sağlıklı yiyiciler, tatlı bir şeyler yemek istediğinde bitter çikolataya sarılsa da bu besini, yatma zamanına çok yakın tüketmemelidir.

    Bunun nedeni bitter çikolatanın normal çikolataya göre daha fazla kafein içeriyor olması... Diyetisyen Susie Burrell, "Akşam yemeğinden sonra bitter çikolata yiyor ve uykuya dalmakta zorlanıyorsanız, bu iyi bir fikir değildir" dedi.

    DONDURMA

    Dondurmadaki şeker ve yağ karışımı, bir gevşetici olmaktan ziyade beyni harekete geçiriyor. Bu yüzden yatmaya yakın bir saatte dondurma tüketmek doğru değil.

    TUZLU YİYECEKLER

    Yüksek miktarda tuz insanların uykusunu olumsuz etkiler. Tuz fazla tüketildiğinde insan vücudunu olumsuz etkiliyor. Örneğin körili bir yiyecek yediniz...

    Su içmek için gece boyu uyanmanız gerekiyor. Bu da uyku kalitesini bozuyor. Bir diğer konu ise, bu tür yiyeceklerin MSG içeriyor olması...


  11. Lebeniye Çorbası Tarifi; En Lezzetli Köfteli Yoğurt Çorbası

    YOGURT-CORBASI-K%C3%96FTELI-YOGURT-CORBA-TARIFI-LEBENIYE-CORBASI-TARIFI-17-620x264.jpg

    MALZEMELER

    2 cay bardak pirinc

    1 tas haslanmis nohut

    1 tas et suyu

    1,5-1,7 litre sicak su

    kiyma harci icin

    200 gr cigköftelik kiyma kullandim normal kiymada kullanabilirsiniz

    1 sogan rendesi

    tuz, karabiber

    1 avuc galete unu

    yogurt sosu icin

    500 gr süzme yogurt

    1 yumurta

    1 kasik un

    1 bardak su

    naneli sosu icin

    siviyag

    1 bas sogan

    1 yemek kasik nane

    yapilisi: sogani rendeleyelim, kiymayi rendelenmis sogani, tuz, karabiber ve galete unu ekleyip harci yoguralim. minik köfteler yapalim..

    pirincleri kisa bir süre yikayip tencereye alalim, üzerine sicak su ekleyelim, haslanmis nohut ve et suyunuda ekleyip pirincler yumusayana kadar haslamaya birakalim ( not; eger nohutu önceden cok hasladiysaniz dagilmamasi icin yemegin sonlarina dogru ekleyin )

    yogurt sosunu hazirlayalim: derin bir kabin icine yogurdu, yumurtayi, unu ekleyip cirpalim, kivamini biraz acmak icin bir bardak su ekleyip cirpalim…haslanmis olan pirincin suyundan 2-3 kepce yogurtda ekleyelim corbanin kesilmemesi icin bu islemi yapiyoruz, daha sonra bu karisimi tenceredeki haslanmis olan pirinclere ekleyelim, orta ateste arada karistirarak yemegimizi pisirmeye birakalim..

    bu arada tavaya siviyag alalim, bir sogani yemeklik dograyip rengi dönene kadar kavuralim, yaptigimiz mini köfteleride ekleyip kavuralim, 1 kasik naneyi ekleyip kisa bir süre kokusu cikana kadar yakalim.. köfteli harcimizi yogurtlu corbamiza ekleyip karistiralim.. birkac tasim kaynadiktan sonra en son olarak tuz ile tatlandiralim. ocaktan alalim, sicak servis yapalim.. arzu ederseniz üzerine tekrar nane yakarak servis yaparken corbalarin üzerine ekleyebilirsiniz. 

    • Thanks 1

  12. İbn-i Sina’nın mucizevi tarifi kanseri yeniyor!

    zeytinyaÄlı incir tarifi ile ilgili görsel sonucu

    Ünlü tıp bilimcisi İbn-i Sina’dan mucizevi tarif. Önemli sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılan ve hala geçerliliğini koruyan bu tarifi sizler de basit bir biçimde hazırlayabilirsiniz. İbn-i Sina’nın mucizevi karışımını sizler için derledik,işte o mucizevi karışım…

    İbn-i Sina'dan insanlık için mucizevi karışım tarifi önemli sağlık sorunlarınıza iyi gelecek. Birçok sağlık sorununun tedavisinde önemli bir rol oynayan bu karışım nasıl hazırlanır, gelin birlikte bakalım.

    Malzemeler

    250 gram kuru incir
    1 litre zeytinyağı

    Nasıl yapılır?

    Öncelikle incirleri yıkayın, süzün ve kuşbaşı olacak biçimde doğrayın. İncirleri zeytinyağlı kavanozun içine alın ve ağzını kapatın. Bu kavanozu 5 gün boyunca karanlık bir yerde muhafaza edin ve bu sürenin sonunda sabah,akşam olacak biçimde günde iki kere tüketin.

    Peki, incir karışımı ne işe yarıyor? Astım gibi solunum yolu hastalıklarınız varsa incir karışımı ile sorununuzu çözmeniz mümkün olacak.

    İbn-i Sina'nın önerdiği incir karışımının en önemli etkisi ise kanseri önlemesi. Kanser oluşumunu önleyen incir karışımını düzenli bir biçimde tüketerek etkilerinden faydalanabilirsiniz.

    Zeytinyağı incir, hemen her derde deva zeytinyağı ve şifa mı şifa kaynağı incir. Peki bu iki şifa kaynağı birlikte bizim için ne gibi faydalar sağlamaktadır.

    Zeytin yağı sağlık açısından en faydalı gıda maddelerinin arasında yer alır ve bir çok alanda kullanılır. Bir çok hastalığın tedavisinde kullanılan zeytin yağı E ve K vitamini açısından oldukça zengindir. Ayrıca bol miktarda kalsiyum, demir, sodyum ve potasyum içermektedir.

    Özellikle saç bakımında, cilt bakımında, sindirim sistemi hastalıklarında, kanseri önlemek için, kalp sağlığını korumak için, kan basıncını düşürücü etkisi bulunduğu için, mide rahatsızlıklarına iyi geldiği ve ağrı giderici etkisi bulunduğu için zeytin yağı mutlaka tüketilmeli.

    Aslında daha sayılabilecek pek çok şaşırtıcı faydası bulunan zeytin yağı özellikle Ege bölgesinde sıkça tüketilmekte ve o bölgede yaşayan insanlar daha dinç ve sağlıklı olmaktadırlar.

    sağlık için oldukça değerli bir besin kaynağı olan incirin de bir çok hastalığa iyi geldiği ve koruyucu olduğu kanıtlanmıştır. Kış aylarında sıkça tüketilen kuru incir içerdiği yüksek oranda protein, vitamin ve mineraller sayesinde bedenimiz için bir kalkan vazifesi görmekte ve hücreleri yenilemektedir. Grip ve soğuk algınlığından tutunda, kanserli hücrelerin büyümesini engellemede, sindirim sistemi rahatsızlıklarında, cilt güzelliğinde, kemik gelişiminde, kabızlık sorununda, bağışıklığı güçlendirmede, meme kanserinde, kolesterolde, kalp sağlığını korumak için, şeker hastalığında daha bir çok hastalıktan korunmak için ve tedavi amaçlı kuru incir tüketilmektedir.

    Zeytinyağı incir nelere iyi gelmektedir?

    Öksürük şikayeti olanlar, astım hastası olanlar, akciğer rahatsızlığı olanlar, hamile kalmak isteyen kadınlar, spermi düşük sayıda olan erkekler için mucize bir ikilidir.

    Kabızlığı giderir; lifli içeriği sahip incir, kabızlığı gidererek bağırsaklarımızın hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlar. Zeytinyağıysa bağırsak iç yüzeyini yeniler.

    Kalp sağlığını korur; kuru incirler, içerdikleri mineral ve de vitaminler sayesinde kalp sağlığını korumakla beraber güçlendirir.

    Kolesterolü düzenler; mucizevi içeriği sahip kuru incirler, kanda bulunan kötü kolesterol seviyelerinin düşmesine yardımcı olmaktadır.

    Hafızayı güçlendirir; b2 vitamini içermekte olan kuru incirler, zeytinyağının formülüyle hafızayı ve de sinir sistemlerimizi güçlendirir.

    Zayıflamaya yardımcı olur; tatlı ihtiyacınızı doğal olan bir yolla karşılayan ve metabolizmanızı hızlandıran kuru incir aynı zamanda zayıflamanıza da yardımcı olmaktadır.


  13. Çorabınız ayak bileğinizde iz bırakıyorsa dikkat!

    Ãorabınız ayak bileÄinizde iz bırakıyorsa dikkat!

    Yaşam tarzına bağlı bir biçimde ortaya çıkabilecek kalp hastalıklarına karşı ne kadar korunaklısınız? Kalbinizin düzgün çalışmadığını gösteren 8 işaret ile kalp hastalıklarına karşı önlem alabilir, erken tanı ile ortaya çıkabilecek riskleri ortadan kaldırabilirsiniz. İşte kalbinizin düzgün çalışmadığına dair 8 önemli işaret…

    HER YIL YALNIZCA 610 BİN KİŞİ...

    Yapılan araştırmalara göre her yıl yalnızca 610 bin kişi kalp hastalıkları ile ilgili sorunlar yaşıyor. Erken tanı ile kalp rahatsızlıklarından hayati bir risk yaratmadan kurtulmak istiyorsanız kalp hastalıklarını işaret eden sinyaller işinize yarayabilir. İşte kalbinizin düzgün çalışmadığını gösteren 8 yaygın işaret…

    KOLLARA YAYILAN AĞRI

    Kalp hastalıklarına işaret eden en önemli sinyallerden birisi kola yayılan ağrılar. Kol ağrısı erkeklerde sol kısımda olurken kadınlarda bu durum iki kol ağrısı olarak kendini gösterebiliyor. Kadınların bazı zamanlarda kollarında hissettiği ağrılar sinir sistemi ile alakalı olacağından doğru bir tanı için mutlaka uzmana danışılmalıdır.

    ŞİDDETLİ ÖKSÜRÜK

    Birçok farklı hastalıkta görülebilen şiddetli öksürük özellikle pembe bir sıvı ile birlikte görüldüğünde kalp yetmezliğine işaret ediyor olabilir. 

    AYAKLARDA VE BACAKLARDA ŞİŞLİK

    Bacak, ayak ya da ayak bileklerinizde sebepsiz şişlikler ortaya çıkabilir. Kalbin iyi şekilde pompalanmaması halinde kan damarlarındaki sıvının dokulara sızması ile birlikte ortaya çıkan şişlik durumunda, kişinin doktora görünmesi yapılacak en faydalı işlem olacaktır. Özellikle ayağınızda çorap giydiğinizde, lastik çok fazla rahatsız ediyor ve beraberinde yara izleri oluşuyorsa mutlaka doktora görünmek gerekmektedir.

    MİDE BULANTISI VE İŞTAHSIZLIK

    Karaciğer çevresinde yer alan sindirim sıvıları nedeniyle kalp rahatsızlıklarına bağlı mide bulantısı, iştahsızlık gibi sorunlar görülebilir. Bu sağlık sorunlarını genellikle karın ağrısı takip eder. Bu semptomların tümünü aynı anda yaşıyorsanız doktora gitmeniz tavsiye ediliyor.

    AŞIRI KAYGILI RUH HALİ

    Yapılan araştırmalara göre hayatının belirli dönemlerinde kaygılı ruh haline sahip kişilerin kalp hastalıklarına daha yatkın olduğunu ortaya koyuyor. Kaygı düzeyiniz birçok hastalığın sebebi olabilir.

    BİLİNÇ KAYBI VE BAYILMA

    Kalp rahatsızlıkları arasında en sık görülen semptomlar arasında bilinç kaybı ve bayılma yer alıyor. Bunun sebepleri arasında kalbin kanı iyi pompalayamamasının yanı sıra kalp akışının damarlarda tıkanması gibi etkenler de yer alıyor. Bilinç kaybı, bayılma gibi sorunlar ile karşılaştığınız anda uzman biri ile görüşmelisiniz.

    CİLTTE MAVİMSİ BİR RENK

    Kan akışının azalması ya da kanın yeterince pompalanmaması sonucunda ortaya çıkan bu semptom sıklıkla görülen bir belirti değil. Şok etkisi ile ortaya çıkan bu sorun vücudunuzun tamamında görülebileceği belirli uzuvları üzerinde de görülebilir.

    DERİ DÖKÜNTÜLERİ

    Yapılan araştırmalar egzama hastalarının %48'inin yüksek tansiyon, % 29'unun ise yüksek kolesterol olma olasılığını ortaya koyuyor. Zona hastalığından muzdarip olan kişilerin ise diğerlerine göre kalp hastalıklarına yakalanma riski %59 oranında daha fazla.

    • Like 1

  14. Çamaşır makinenizin içine birkaç top alüminyum folyo atın sonuca inanamayacaksınız

    çamaÅır makinesi temizliÄi ile ilgili görsel sonucu

    ÇAMAŞIR MAKİNENİZİ TEMİZLEMEK İÇİN AĞIZ GARGARASI KULLANIN

    Çamaşır makinelerinin etkili çalışabilmesi için düzenli olarak dezenfekte edilmesi gerekir. Dezenfekte etmek için alabileceğiniz özel deterjanlardan çok daha ucuz ve pratik bir yol ağız gargarası kullanmaktır.

    Deterjanı koyduğunuz alana yarım bardak ağız gargarası koyup yıkamayı başlattığınızda çamaşır makinenizde biriken zararlı bakterileri ve mantarları öldürmüş olacaksınız.

    ÇORAPLARINIZI YIKAMAK İÇİN ÖZEL YIKAMA FİLELERİ KULLANIN

    Çoraplarımın teki yine mi kayboldu? Diye sormaktan sıkıldıysanız özel yıkama fileleri satın alın. Küçük parçaları ve çorapları bu filelerin içinde yıkamak kayıp giysi probleminizi ortadan kaldıracaktır.

    ÇAMAŞIR MAKİNENİZE YIKAMA SIRASINDA ASPİRİN KOYARAK KIYAFETLERİNİZİ BEYAZLATIN

    Aspirinin içindeki salisilik asit beyaz kıyafetlerinizde oluşan sararmaları yok eder. Çamaşır makinenize birkaç aspirin tableti koymak kıyafetlerinizin beyaz kalmasını sağlayacaktır.

    ŞAPKALARINIZI BULAŞIK MAKİNESİNDE YIKAYIN

    Şapkalarınızın şeklini kaybetmesini istemiyorsanız çamaşır makinesinde yıkamayın. Şapkalarınızı bulaşık makinesinin üst rafına koyup yıkarsanız formlarını koruduklarını göreceksiniz.

    KİRLİ ÇORAPLARINIZI SOĞUK SU İLE YIKAYIN

    Kirli çoraplarınızı sıcak su ile yıkamak çoraplarınızı kirlerden tamamen arındırmayacaktır. Kirli çoraplar için en iyi çözüm onları soğuk suda yıkamaktır.

    MAKYAJ LEKELERİNİ ÇIKARMAK İÇİN TIRAŞ KREMİ KULLANIN

    Giysilerinizdeki makyaj lekelerinin üstüne tıraş kremi sürüp yıkamaya atarsanız bu lekelerin yok olduğunu göreceksiniz.

    BEYAZ KIYAFETLERİNİZİ YIKARKEN YUMUŞATICI KULLANMAYIN

    Beyaz kıyafetlerinizi yıkarken yumuşatıcı kullanmak giysilerinizin parıl parıl beyaz olmasını önler. Amacınız beyaz kıyafetlerinizin rengini açma ise deterjan veya yumuşatıcı yerine beyazlatıcı ile yıkamalısınız.

    YIKAMADA ÇEKEN KIYAFETLERİNİZİ ESKİ BOYUTLARINA DÖNDÜRMEK İÇİN BEBEK ŞAMPUANI KULLANIN

    Bir kaba biraz bebek şampuanı ve ılık su doldurun ve çeken kıyafetlerinizi 10-15 dakika bu suda bekletin. Ardından bir havlu ile kurulayın ve tamamen kuruması için yatay olarak yerleştirin. Bebek şampuanı giysinizin ipliklerini genişleterek eski boyutunu dönmesini sağlayacaktır.

    ÇAMAŞIR MAKİNENİZİN İÇİNE BİRKAÇ TOP ALÜMİNYUM FOLYO ATIN

    Çamaşır makinenize koyacağınız birkaç alüminyum folyo kıyafetlerinizin elektriklenmesini önleyecektir.

    KIYAFETLERİNİZİ RENKLERİNE GÖRE AYIRMAYIN

    Kıyafetlerinizin yıkarken renklere göre değil kumaş yoğunluğuna göre ayırın. Kalın kumaşlar ince kumaşlara nazaran daha çok su emerler. Bu yüzden farklı yoğunluktaki kumaşları bir arada yıkamak ince kumaşlı giysilerinize zarar verir.

    Beyaz kıyafetler bu kurala istisnadır ve her zaman ayrı yıkanmalıdır.

    İNATÇI LEKELERİ SAÇ KURUTUCUSU YARDIMIYLA ÇIKARIN

    Giysilerinizden çimen, toprak, meyve suyu gibi lekeleri çıkarmak için lekelerin üstüne biraz saç kurutucusu tutun. Ardından lekelerin üstüne deterjan döküp çamaşırmakinesine atın. Lekeleri saç kurutucusu ile ısıtmak deterjanın bu bölgede ki etkisini arttıracaktır.

    ÇAMAŞIRLARINIZIN DAHA ÇABUK KURUMASI İÇİN KURU HAVLU KULLANIN

    Yıkamadan yeni çıkmış çamaşırlarınızı kuruturken aralarına kuru havlular asarsanız çamaşırlarınız daha çabuk kuruyacaktır. Eğer nemli bir parça giysinizi giymeniz gerekiyorsa onu kuru bir havluya sarın ve kalan nemden kurtulmak için çamaşır makinesine atın.

    KIYAFETLERİNİZİ ÇOK FAZLA KURUTMAYIN

    Kumaşın ısıya dayanıklı hale gelmesi nedeniyle gerektiğinden uzun süre kurutulan giysileri ütülemek daha zordur. Nemli kıyafetleri ütülemek daha kolaydır. Kıyafetlerinizi gerektiğinden fazla kuruttuysanız üzerlerine biraz su sıkarak daha kolay ütülenmelerini sağlayın.

     

     


  15. Limon Kabuğunun Şaşırtıcı 15 Faydası

    Ä°lgili resim

    Limon, Ağırlıklı olarak suyu için kullanılsa da limon kabuğu, limonun en faydalı kısmıdır denebilir. Limon kabuğunun faydaları göz ardı edilmemelidir.

    Limonun Genel Faydaları

    Doğal bir şifa kaynağı olan ekşi bir meyvedir.

    Saç ve cilt için oldukça faydalıdır.

    Temizlik malzemesi olarak kullanılır.

    Limon, aynı zamanda enerji kaynağıdır.

    Limon Kabuğunun Faydaları Nelerdir, Nerelerde Kullanılır?

    1. Kemik Sağlığına İyi Gelir

    Limon kabuğu, kemikleri korur ve güçlendirir.

    Romatizma gibi kemikle alakalı sıkıntıları ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

    Yüksek miktarda kalsiyum ve C vitamini kaynağıdır.

    Özellikle 35 yaşından sonra eklem ağrıları için de kullanılabilir.

    2. Limon Kabuğu Oksidatif Stresi Tedavi Eder

    Oksidatif stresin azalmasında rol oynar.

    İçerdiği yüksek miktardaki biyo-flavonoid, oksidatif stresin azaltılmasına yardım eder.

    3. Kanser Tedavisinde Rol Oynar

    Limon kabuğunun faydaları arasında en önemlisi, kansere karşı iyi geliyor olmasıdır.

    Kanserojen elementleri vücuttan atmaya yardım eder.

    Kanser hücrelerine karşı savaşan limonen ve salvestrol kaynağıdır.

    Kolon, deri ve meme kanseri gibi birçok kanser türüne karşı etkilidir. Ilık suyla birlikte tüketildiğinde, doğal bir kanser ilacı görevi görür.

    4. Limon Kabuğu Toksinleri Vücuttan Atar

    İçerdiği biyo-flavonoidlerle, vücudumuzu zayıflatarak zararlı yiyecek ve içeceklere karşı bağımlılığımızı arttıran toksinlerin vücudumuzda oluşturduğu hasarı azaltmaya yardımcı olur.

    Düzenli şekilde limon kabuğu tüketerek toksinlerden kurtulabiliriz.

    5. Kolesterol Seviyesini Kontrol Altında Tutar

    Vücudun kolesterol seviyesini düzenleyen polifenol flavonoid bakımından zengindir.

    Düzenli tüketildiğinde kalp sağlığına büyük destek sağlar.

    Limon kabuğu, kolesterol seviyesini dengeler.

    6. Sindirim Sistemini Canlandırır

    İçerdiği diyet lifi sayesinde sindirimi canlandırır.

    bağırsak hareketlerini uyarır ve kabızlığı ortadan kaldırır.

    7. Kalp Hastalıklarına Karşı Vücudu Korur

    İçerdiği potasyum ile kan basıncını dengeler.

    Limon kabuğu, kalbi çeşitli hastalıklara karşı korur.

    Diyabet, kalp krizi ve birtakım kardiyovasküler hastalıklara karşı savaşır.

    Kalp rahatsızlığınız varsa limon kabuğunu günlük tüketebilirsiniz.

    8. Ağız Sağlığına İyi Gelir

    Diş eti kanaması, diş eti iltihabı ve diş aşınmasına birebirdir.

    Dişleri sağlamlaştırır.

    İçerdiği bol miktardaki sitrik asit ve C vitamini ile, çiğnendiğinde diş problemlerini azaltacaktır.

    9. Kilo Vermenize Yardımcı Olur

    Limon kabuğu;

    Pektin kaynağı olduğu için, düzenli olarak tüketildiğinde zayıflamanıza yardım edecektir.

    10. Limon Kabuğu Cilt Problemlerini Ortadan Kaldırır

    Cildi arındırma görevi gören antioksidan bakımından zengindir.

    Akne, sivilce, kırışıklıklar, pigmentasyon ve koyu lekelerle savaşmaya yardımcı olur.

    Cildinizi daha parlak ve pürüzsüz bir hale getirir.

    Limon kabuğunun faydaları, aslında temel olarak antioksidan içeriğine dayanır. Antioksidanlar ise cilt problemlerine karşı inanılmaz etkilidir.

    11. Bağırsak Kurtlarını Temizler

    Limon kabuğu;

    Bağırsak kurtlarının büyümesini durdurur.

    karın bölgesindeki organları korur.

    12. Anti-Depresan Özelliği Taşır

    Güçlü bir kokuya sahiptir. Bu koku ferahlatıcı görevi görür ve ruh halinizi iyileştirir.

    kokusuyla, durgun olduğunuz anlarda sizi rahatlatır.

    Suyunu su ile karıştırarak odanıza sıkabilirsiniz. Kabuğunu sıkarak suyunu doğrudan da püskürtebilirsiniz.

    13. Karaciğeri Temizler

    Limon kabuğu;

    Karaciğeri temizler.

    Kan dolaşımını iyileştirir.

    inmeyi önler.

    Kulak enfeksiyonlarını iyileştirir.

    Sayılanlar dışında birçok fayda sağlar.

    14. Limon Kabuğunun Faydaları Arasında Mantar Enfeksiyonlarını Gidermesi de Vardır

    Mantar oluşumunda rol alan bakterilerin oluşmasını engeller.

    Yara ve mantar tedavisi için kullanılabilir. Doğrudan cildinize uygulayın.

    15. Güçlü Bir Besin Kaynağıdır

    Limon kabuğu;

    Limon suyundan daha fazla vitamin içeriyor. Böylece ”vitamini kabuğunda” sözünü doğruluyor.

    Mineral ve besleyici gıdalarla yüklüdür.

    C ve A vitamini, kalsiyum, beta-karoten, folat, potasyum, magnezyum bakımından zengindir. Bu besinlerin hepsi de birbirinden faydalıdır.

    Bazı gıdaların kabuğunun bile faydaları saymakla bitmiyor. Gördüğünüz gibi limon kabuğunun faydaları sandığınızdan daha da fazla. Bundan böyle limon kabuğundan faydalanmanız dileğiyle, sağlıcakla kalın…

    Alıntı

    • Thanks 2

  16. Bu haberi okuduktan sonra ayaklarınıza bakacaksınız!

    tırnak mantarına çözüm ile ilgili görsel sonucu

    Birçok sağlık sorununuzu ayaklarınıza bakarak anlayabilirsiniz...

    KILSIZ AYAKLAR

    İnsanların çoğunluğunun ayakları üzerinde birkaç kıl vardır. Ancak, ayağınızın pürüzsüz hale geldiğini fark ederseniz bu ciddi bir dolaşım probleminin bir işareti olabilir.

    KAŞIK TIRNAK VEYA BATIK AYAK TIRNAKLARI

    Koilonychia tırnakların şeklini etkileyen bir durumdur. Koilonychia'lı insanların tırnakları içe doğru kıvrılır ve bir kaşık gibi görünür. Bu durum, dünyadaki en yaygın kan hastalığı olan anemi olarak bilinen demir eksikliği ile ilişkilidir. Demir eksikliği tedavi edilmediğinde, yorgunluk, soluk cilt, nefes darlığı ve göğüs ağrısı, baş dönmesi, baş ağrısı gibi bir dizi ek sağlık problemine neden olabilir.

    UZUN SÜRE GEÇMEYEN YARALAR

    Eğer ayağınızda ortaya çıkan bir yara iziniz varsa, uzun süre geçmiyor ve egzamaya benziyorsa, bu diyabetin bir belirtisi olabilir. Bu tip yaralara diyabetik ülserler denir. Zamanla, yüksek kan şekeri seviyeleri ve trigliseritler gibi yüksek seviyelerde yağlar sinirlerinize zarar verebilir. Bu, vücudunuzun özellikle ayaklarınızdaki yaraları iyileştirmesini zorlaştıracaktır. Yaralarınız için acil tıbbi yardım alın. Diyabetinizi daha iyi kontrol etmek için bir tıp uzmanıyla çalışın.

    SOĞUK AYAKLAR

    Her ne kadar soğuk ayaklar herkes için çok yaygın olsa da, belli bir nedenden ötürü anormal derecede soğuk ayaklar elde ederseniz, bu tiroid fonksiyon bozukluğunun bir belirtisi olabilir. Düşük tiroid, aşırı homosistein ile ilişkili olabilir. Aşırı homosistein ile ilişkili olabilir. Homosistein, kalp hastalığı, zayıf kan dolaşımı ve çok sert damar sistemi ile ilişkili bir amino asittir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında kan damarlarında taşınan temel besin maddeleri ekstremitelere (kollar ve bacaklar) sık ulaşamaz. Bu da soğuk el ve ayakların olmasına neden olur. Kan dolaşımının olmaması aynı zamanda kronik mantar enfeksiyonları olarak da ortaya çıkabilir.

    SARI AYAK TIRNAKLARI

    Normalden daha kalın, sarı ayak tırnakları bir mantar enfeksiyonunun bir işaretidir. Kötü hijyen, ayak tırnaklarınızdaki mantar enfeksiyonlarının önde gelen nedenlerinden biridir. Bu enfeksiyonlar tipik olarak, terlemenin bakteriye karışmasına neden olan nefes almayan malzemeden yapılmış ayakkabılar gibi kişisel alışkanlıklardan kaynaklanır. Uzun süre terli çorap giymek ya da halka açık yerlerde yalınayak dolaşmak da mantar enfeksiyonlarına yol açabilir.

    UYUŞMA

    Nöropati, diyabetin uzun süreli komplikasyonlarından biridir ve sinirleri etkiler. Beynimiz ve bedenimiz arasında, duyularımızı harekete geçiren ve dokunma, hissetme, görme, duyma ve hareket etmemizi mümkün kılan mesajlar iletmekten sorumludur. Bu nedenle, bu sinirler hasar görürse, vücudun çeşitli bölgelerinde sorunlara neden olabilirler. Nöropati, sinirleri besleyen kan damarlarına zarar veren yüksek kan glikoz seviyelerinin bir sonucudur. Bu daha sonra besinlerin kan damarlarına ulaşmasını engelleyerek sinir liflerinin kaybolmasıyla sonuçlanır. Esas olarak bacaklarda ve ayaklarda bulunan sinirleri etkiler, ancak bazı durumlarda kol ve elleri de etkileyebilir. Ayaklarınızda karıncalanma / uyuşma veya sıcaklık hissetmeye başladıysanız diyabet tedavinizi iyileştirmek için doktorunuza danışmalısınız.

    AĞRILI AYAK EKLEMLERİ

    Diğer bir deyişle, romatoid artrit olarak bilinen ağrılı ayak eklemleri, bağışıklık sisteminizin yanlışlıkla kendi vücut dokusuna saldıran bir durumdur. Genellikle eklemlerin astarını etkiler, sonuçta kemik erozyonu ve eklem deformitesi ile sonuçlanabilecek ağrılı şişmeye neden olur. Romatoid artrit ile ilintili iltihaplanma, vücudun diğer bölgelerine de zarar verebilmesidir, bu durumun iltihabı ilaçlarla kontrol edilebilmesine rağmen, ağır romatoid artrit vakaları hala farklı fiziksel engellere neden olabilir. Böyle bir şey yaşadığınızı düşünüyorsanız, eklemlerinizin mümkün olan en kısa sürede kontrol edilmesi için doktorunza başvurmalısınız.

    PULLU AYAKLAR

    Atlet ayağı (mantar enfeksiyonu), ayağın tabanını ve ayak parmakları arasındaki deriyi etkileyen iltihaplı bir deri hastalığıdır. Genellikle kırmızı, pul pul ve pullu görünür ve daha küçük kabarcıklarda kaplanabilir. Genellikle "tinea pedis" denilen bulaşıcı bir mantar enfeksiyonundan kaynaklanır. Bu rahatsızlık spor salonları, halka açık yüzme havuzları, ortak duşlar gibi halka açık yerlerde çıplak ayakla yürümekten kaynaklanabilir. Tedavisinde mantar önleyici kremler kullanılabilir, ancak eğer diyabet veya zayıf bir bağışıklık sisteminiz varsa, doktorunuzu görmek daha iyidir.

    ÇOMAK PARMAK

    Çomak parmak, altta yatan bir tıbbi durumun bir sonucu olan tırnaklarınızdaki bazı fiziksel değişikliklere işaret eder. Bu değişiklikler tırnakların artmış yuvarlaklığından, tırnakların aşağı doğru kıvrılmasından, tırnak yatağının yumuşatılmasından el veya ayak parmaklarınızın uçlarının bazı kızarıklıklarla birlikte genişlemesinden oluşabilir. Çomak parmağın neden oluştuğu tam olarak anlaşılmamıştır ancak akciğer absesi gibi ani başlayan iltihabi durumlarda çok hızla gelişebilir, ya da akciğer kanseri, interstisyel akciğer hastalığının erken belirtisi olabilir. Çomak parmak aynı zamanda farklı kanser türleri, kalp kusurları, aşırı aktif tiroid, bağırsakta iltihaplanma ve karaciğer hastalığı gibi diğer hastalıkların ve bozuklukların bir belirtisi olabilir. El tırnaklarınızda veya ayak parmaklarınızda herhangi bir değişiklik görürseniz mutlaka doktora görünmelisiniz.

    AYAK PARMAKLARININ RENK DEĞİŞTİRMESİ

    Ayak parmaklarının renk değiştirmesi Raynaud Hastalığının temel bir özelliğidir. Raynaud hastalığı kan dolaşımı bozukluğundan kaynaklanır, raynaud fenomeni olarak da adlandırılır. Raynaud hastalığında atardamarların çok fazla büzülmesiyle birlikte özellikle vücudun uç kısımlarına (parmaklar, burun, kulak…) kan gitmemeye başlar. Raynaud hastaları bu duruma aşırı soğuklarda ve stres altında iken yakalanırlar. Cildinizin etkilenen bölgeleri genellikle beyaz olur. Sonra, maviye dönüp soğuk ve uyuşmuş bir hal alabilir. Kişi ısındıkça, etkilenen bölgede şişlik ve kaşıntı görülebilir.

    KIRMIZI VE AĞRILI TABANLAR

    Ayaklarınızın tabanlarının daha kırmızı, acı verici ve hatta bazen uyuşmuş olduğunu fark ederseniz, bu derin ven trombozunun (Toplardamarda pıhtı oluşması) bir belirtisi olabilir. Bu, bir kan pıhtısı parçasının kan dolaşımına karışması ve akciğerlerdeki kan damarlarından birini bloke etmesiyle ortaya çıkan ciddi bir durumdur. Bacakta ağrıya ve şişmeye neden olabilir ve tedavi edilmediği takdirde hayati tehlike oluşturabilecek bir pulmoner emboli (Akciğer embolisi) gibi komplikasyonlara yol açabilir.

    Derin ven trombozu genellikle 50 yaşın üzerindeki insanlarda görülür, ancak hastalığın aile öyküsü ve bazı yaşam tarzı tercihleri bunu daha erken tetikleyebilir. Örneğin, sigara içenler, aşırı kilolu insanlar, yaralananlar ve kemik kırıkları olan kişiler, doğum kontrol hapı kullanıcıları - hatta uzun süre oturmuş olanlar bile durumdan rahatsız olabilirler. Ortak belirtiler şunlardır: Ayağınızda, tabanınızda veya ayak bileğinizde şişlik, etkilenen bölgede ağrı kramp, enfekte bölgelerde daha sıcak cilt, cildin kırmızı veya mavi renge dönmesi. Derin ven trombozundan muzdarip olduğunuzu düşünüyorsanız, mümkün olan en kısa zamanda doktora görünmelisiniz.

    DEFORME OLAN AYAKLAR

    Ayak parmaklarınızın yanlarında ani ve şiddetli ağrıların olduğunu fark ederseniz ve ayak parmaklarınızın zaman içinde yavaşça deforme olmaya başladığını görürseniz, bu durum gut belirtisi olabilir. Gutun en yaygın tetikleyicilerinden biri dehidratasyon (sıvı kaybı). Vücudunuz susuz kaldığında ürettiği ürik asit miktarını artırır, bu da hiperürisemiye neden olur.

    Sağlıklı bireylerde ürik asit, karaciğerden kan dolaşımına geçer, burada idrarla atılır veya bağırsaktan geçerek seviyeleri düzenler. Susuz kaldığınızda, böbrekler düzgün bir şekilde işlev görmez ve ürik asit, eklemlerin etrafında, özellikle ayaklarda birikmeye başlar. Bu tedavi edilmezse eklemlerinize kalıcı hasar verebilir. Bu nedenle, gut hastalığından muzdarip olduğunuzu düşünüyorsanız, başka sorunların oluşmasını önlemek için hemen doktorunuza görünmelisiniz.

     

    • Thanks 1

  17. Birçok kişinin ortak sorunu olan kolesterolü düşürücü 13 besin!

    baklagiller ile ilgili görsel sonucu

    Dünyadaki en ölümcül hastalıklardan biri olan kalp hastalıklarında, yüksek kolesterol (LDL) ve düşük HDL'nin bu riski daha da artırıyor.

    Diyetisyen Emre Uzun, kolesterolünüzü düşürecek ve diğer hastalıkların da riskini azaltacak 13 besini açıklıyor.

    BİTKİSEL PROTEİN KAYNAĞI ''BAKLAGİLLER''

    Baklagiller fasülye, bezelye ve mercimekgilleri içinde bulunduran büyük bir gruptur. Yüksek miktarlarda lif, mineraller ve iyi oranda protein içerirler. Diyetinizde bulunan işlenmiş et ve tahıl grubunu baklagillerle değiştirmeniz kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olur. Yapılan araştırmalarla baklagil tüketmeyenlere oranla günde yarım kap (118 ml) baklagil tüketiminin LDL kolesterolü düşürücü etkisi bulunduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca kolestrolü ortalama olarak 6.6 mg/dl kadar düşürdüğü de belirlenmiştir. Baklagiller (bezelye, fasülye ve mercimekgiller gibi) LDL kolestrolü düşürmede etkili olup ayrıca iyi bir bitkisel protein kaynağıdır.

    KOLESTEROL DÜŞMANI ''AVOKADO ''

    Avokado besin açısından yoğun meyvelerdir. Tekli doymamış yağ asitleri ve lif açısından zengindir ve LDL'yi düşürüp HDL'yi yükseltir. Klinik çalışmalar da avokadonun kolesterol düşürücü etkisini destekler niteliktedir. LDL kolesterolü yüksek olan obez ve fazla kilolu yetişkinlerle yapılan bir çalışmada, günde 1 adet avokado yiyen bireylerde yemeyenlere göre LDL kolesterolün düştüğü gözlemlenmiştir. Yapılan 10 araştırmada, avokadonun diğer yağlara göre daha düşük oranda total kolesterol, LDL ve trigliserit içerdiği bulunmuştur. Avokado tekli doymamış yağ asitleri ve lif içerdiği için kalp sağlığı açısından önemli bir besin olup kolesterol düşürücü etkisi bulunmaktadır.

    MAGNEZYUM DEPOSU ''YAĞLI TOHUMLAR, BADEM VE CEVİZ''

    Yağlı tohumlar da besin açısından yoğun gıdalardandır. Özellikle tekli doymamış yağ asitleri açısından zengindirler. Aynı zamanda çoklu doymamış yağ asitlerinden olan bitkisel kaynaklı omega 3 bakımından da zengindir. Protein içeriği olan yağlı tohumlar, kan basıncını ayarlamaya yardımcı olmaktadır. Yağlı tohumların içeriğinde bulunan fitosterol, kolesterolün düşürülmesinde etkilidir. Mikrobesin ögelerinden olan kalsiyum, magnezyum ve potasyum da yağlı tohumların içinde bulunmaktadır. Bu minerallerin kolesterolü düşürücü ve kan basıncını dengeleyici özellikleri kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Yapılan 25 çalışmada, günde 2-3 porsiyon yağlı tohum yemenin LDL kolesterolünü ortalama 10.2 mg/dl kadar düşürdüğü gözlemlenmiştir. Günde 1 porsiyon yenen yağlı tohum yüzde 28 oranında ölümcül ve ölümcül olmayan kalp hastalıklarını ve LDL kolesterolünü azaltmaktadır. Yağlı tohumlar düşük kolesterollü yağlar, lifler ve minerallerden zengindir ve bu özelliğiyle kalp hastalığı riskini azaltır.

    KALP DOSTU ''YAĞLI BALIK''

    Uskumru, somon ve alabalık gibi yağlı balıklar uzun zincirli yağ asitlerinden yani omega-3'ten zengin en iyi kaynaklardır. Omega-3, HDL kolesterolü arttırır, enfeksiyonu ve felç riskini azaltarak kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Kızarmış balık tüketimi olan kişilerde, metabolik sendrom gelişme riski, kan basıncı yükselmesi ve HDL kolesterol (iyi kolesterol) seviyesinin düşme riski fazladır. Yapılan araştırmalara göre haftada en az bir kere tonbalığı, fırın ya da haşlama balık tüketen kişilerde felç geçirme riski yüzde 27 daha düşüktür. Uzmanlara göre en sağlıklı balık tüketme şekli fırın, ızgara, haşlama ya da çiğ tüketimdir. Kızarmış balık tüketmek ise kalp hastalıkları ve felç riskini arttırır.

    LİF ZENGİNİ "YULAF VE ARPA"

    Yapılan araştırmalar, tam tahıllı ürünlerin kalp hastalıkları riskini azalttığını gösterir. Günlük 3 porsiyon tam tahıllı besin tüketildiğinde kalp hastalıkları ve felç riski yüzde 20 oranında azalır. Yulafın içeriğinde bulunan beta-glukan içeriğinden dolayı kolesterolü düşürmede etkilidir. Arpa ise yulaf gibi beta-glukandan zengin olup LDL kolesterolü düşürmede etkilidir.

    LEZZETLİ SAVUNUCULAR "MEYVELER"

    Sağlıklı bir kalp için meyveler mükemmel kaynaklardır. Birçok meyve çözünür lif içerdiğinden dolayı kolesterolü düşürmede etkilidir. Elma, üzüm, turunçgiller ve çilekte bulunan pektin, kolesterolü düşürmede yüzde 10 oranında etkilidir. Meyveler aynı zamanda biyoaktif özelliklerinden dolayı antioksidan ve antinflamatuar özelliklere sayesinde kalp hastalıklarından ve diğer hastalıklardan korunmaya yardımcı olurlar. Böğürtlen cinsi ve üzüm gibi meyveler tüketmek ise HDL kolesterolü yükseltirken LDL kolesterolü azaltır. İçerdikleri antioksidan ve lifler sayesinde kolesterolü düşürür ve kalp hastalıklarını önlerler.

    HEM TATLI HEM SAĞLIKILI "ÇİKOLATA"

    Kakao, bitter çikolatanın ana içeriğidir. Bitter çikolata ve kakao, LDL kolesterolü düşürmede en etkili besin kaynaklarındandır. Yapılan araştırmalar günde iki defa kakaolu içecek tüketmenin LDL kolesterolünü düşürdüğünü ve HDL kolesterolünü ise artırdığını göstermiştir. Fakat çikolata tüketirken içeriğindeki şeker göz ardı edilmemelidir. Çünkü şeker kalp hastalıkları riskini artırır. Çikolata tüketirken bitter olanı seçmeye dikkat edilmelidir.

    KAN BASINCINA "SARIMSAK"

    Yüzyıllar boyunca içeriğinde bulunan allicin sayesinde sağlık açısından en etkili besinlerden biri olan sarımsak, yüksek kan basıncını düşürür. Fakat etkisinin görülmesi için çok fazla tüketilmesi gereken sarımsağın supleman olarak takviye edilmesi uzmanlar tarafından tavsiye edilir.

    KALP SAVUNUCUSU "SOYA"

    Soya içerikli besinlerin de kalp sağlığı üzerinden yadsınamaz bir etkisi vardır. Yapılan çalışmalar, soya içerikli besinlerin özellikle de soya fasulyesinin yüksek kolesterolü olan hastalarda kalp hastalıkları riskini azalttığını göstermiştir.

    MUTFAĞIN BAŞ TACI "SEBZELER"

    Sağlıklı bir kalp için sebzeler önemli bir rol oynamaktadır. Sebzeler liften ve antioksidandan zengin kaloriden düşük besinlerdir. Özellikle patlıcan, bamya, havuç ve patates gibi sebzeler pektin bakımından zenginlerdir ve kalp hastalıkları riskini azaltmada önemli rol oynarlar.

    Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler de kalbin dostudur. Karalahana ve ıspanak gibi sebzeler lutein ve diğer karotenoidleri içermektedir. Bu da kalp hastalıkları riskini azaltmaktadır. Aynı zamanda koyu yeşil yapraklı sebzeler safra asitlerine bağlanarak vücudun daha fazla kolesterol atmasını sağlarlar ve kolesterol seviyesini düşürürler.

    ÇAY

    Kahvaltının vazgeçilmesi, yemek sonrasının olmazsa olmazı çayın da kolesterolü düşürücü etkisi olduğunu biliyor muydunuz? Sadece yeşil çay değil, siyah ve beyaz çay da içerdikleri kateşinler sayesinde kalp sağlığı üzerinde etkilidir. Kan basıncı için önemli olan nitrik oksidi aktive etmeye yardım eder. Aynı zamanda kolesterol üretimini ve emilimini azaltarak kanın pıhtılaşmasını engeller. İçeriğinde bulunan kuarsetin ise enfeksiyonu azaltarak kan damar fonksiyonunu geliştirir. Çay tüketimi kolesterol seviyelerini düşürürken kalp hastalıkları riskini azaltır.

    FELÇ RİSKİNE "SAF ZEYTİNYAĞI"

    Bazen salatanın üzerinde bazen en lezzetli yemeklerin içinde karşımıza çıkan zeytinyağı Akdeniz diyetinin vazgeçilmezi olduğu kadar kalp sağlığının da en önemli koruyucusudur. Yapılan araştırmalar günde 4 yemek kaşığı saf zeytinyağı tüketen kişilerin, diğerlerine göre kalp krizi ve felç geçirme risklerinin yüzde 30 azaldığını ortaya koymuştur. Zeytinyağı tekli doymamış yağ asitlerinden zengin bir kaynaktır ve HDL kolesterolü yükseltici LDL kolesterolü düşürücü etkisi bulunur. Aynı zamanda polifenol kaynağıdır, enfeksiyon azaltıcı etkisiyle kalp hastalıkları riskini düşürür.

    KEÇİBOYNUZU

    Keçiboynuzu antioksidan özelliği ile kış aylarında hastalıklara karşı immün sistemi destekleyici etkiye sahiptir. Keçiboynuzu karbonhidrat, lif ve mineraller açısından zengindir. Keçiboynuzu içeriğinin LDL seviyesini (kötü kolesterol) azaltıcı ve HDL kolesterol seviyesini normal değerler arasında kalmasını sağlar.

    • Thanks 3

  18. Sağlıklı Karaciğer İçin Limonlu Su Mucizesi

    limonlu su ile ilgili görsel sonucu

    Limonlu su, birçok vitamini içerisinde barındırıyor. İşte limonlu suyun birbirinden değerli faydaları...

    BOĞAZ AĞRISI

    Ilık limonlu su içmek boğaz ağrısı ve farenjitten kurtulmaya yardımcı olur.

    KALORİ ALIMINI AZALTIR

    Limonlu su, şeker oranı yüksek meyve sularına ve içeceklere iyi bir alternatif oluşturur. Özellikle diyabet hastaları ve kilo vermek isteyen kişiler için iyi bir içecektir.

    BÖBREK TAŞI

    Limonlu suyun en temel faydalarından birisi böbrek taşına iyi gelmesi ve onu önlemesi özelliğidir. Normal şekilde böbrek taşları vücuttan çok fazla rahatsızlık vermeden atılır. Ancak bazen idrar akımına engel olur ve yoğun ağrılara sebebiyet verir. Limonlu su içmek vücuda yeniden su kazandırmada ve idrarı sulandırılmış şekilde tutmada yardımcı olur. Bu da böbrek taşı oluşum riskini azaltır.

    SAĞLIKLI KARACİĞER İÇİN FAYDALIDIR

    Limonlu suyu içmek karaciğerde bulunan sindirim enzimlerini harekete geçirmede yardımcı olur. Ayrıca kanın oksijen durumunu düzenlemede de yardımcı olur.

    SİNDİRİME YARDIMCI OLUR

    Limonlu suyun içerisindeki limon suyu sindirim için gerekli olan hidroklorik asit üretimini destekler. Ayrıca asitlik derecesini ve gut hastalığı riskini azaltır. Sindirim sorunlarından şikâyetçi olan kişilerin düzenli olarak limonlu su tüketmesi tavsiye edilmektedir. Ayrıca ishal ve benzeri sorunları önler. Kadınlar da adet sancılarından kurtulmak için limonlu su tüketebilir.

    KABIZLIĞA İYİ GELİR

    Limonlu su kazbızlık tedavsinde faydalıdır. Bu yüzden her sabah ılık limonlu su içilerek günün geri kalan kısmında kabızlıktan kurtulabilirsiniz.

    BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR

    Limonlu su, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlamada yardımcı olan C vitamini ve bitkisel gıda kaynağıdır. Ayrıca içerisindeki önemli vitamin ve mineraller sayesinde vücuttaki enerji seviyesini artırmada yardımcı olur.

    KANSER ÖNLEYİCİ ÖZELLİKLER

    Limonlu su içmek kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu göstermektedir.

    KİLO VERMEDE YARDIMCI OLUR

    Her sabah balla birlikte ılık limonlu su içmek daha kolay bir biçimce ekstra kilo vermeye yardımcı olur.

    ROMATİZMA

    Yemeklerden önce ve yatma zamanında limonlu su içmek romatizmadan kurtulmaya yardımcı olur.

    AFT

    Ağzı ılık limonlu su ile çalkalamak ağrılı aftlardan ve ağız ülserinden kurtulmaya yardımcı olur.

    DİŞ ETİ RAHATSIZLIKLARI

    Limonlu su içmek, şişmiş diş etleriyle ilgili ağrılardan kurtulmaya yardımcı olur.

    STRESİ AZALTIR VE TANSİYONU DÜŞÜRÜR

    Limonlu suyun diğer önemli bir faydası ise stresten, depresyondan ve endişeden kurtulmayı sağlayarak tansiyonu düşürmesidir. Limonlu su içmek ayrıca bir rahatlama hissi getirir.

    PH SEVİYESİNİ DENGELER

    Bir bardak limonlu su içmek tüm vücudu alkalileştirir ve vücudun pH seviyesini dengeler. Asitli vücut ile bağlantılı birçok hastalık ve durumlar vardır. Uygun sağlık için vücudun alkali durumunu muhafaza etmesi çok önemlidir. Limonlu su vücudun alkali seviyesini normal seviyede tutar.

    VÜCUDU ZEHİRDEN ARINDIRIR

    Limonlu su kandaki toksinleri azaltarak tüm vücudu temizlenmesinde yardımcı olur. Limonun içerisindeki besin öğeleri idrar çıkarmada artışı hızlandıran doğal idrar söktürücü görevi görerek toksinlerin yanı sıra gereksiz maddeleri dışarı atılmasına destek olur.

    CİLT BAKIMI

    Günlük olarak limonlu su tüketimi derinin canlanmasına yardımcı olur. Limon antioksidanlarla yüklüdür ve yaşlanmayı önleyen özellikleri ile iyi bilinirler.

     

    • Thanks 1

  19. Aşırı terlemeye karşı adaçayı için glutensiz beslenin

    aÅırı terleme ile ilgili görsel sonucu

    Sıcaklar her geçen gün artıyor ve herkes aşırı terlemekten dert yanıyor. Aşırı terleme hem sosyal hayatta, hem de iş hayatında pek çok soruna yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerafettin Saraçoğlu, aşırı terleme ve tedavisi hakkında bilgiler verdi...
     Eğer aşırı terleme sorununuz varsa, muhtemelen bu sıkıntıyı her gün çekiyorsunuzdur. Sürekli ne kadar terlediğiniz hakkında kaygı duyuyor olabilirsiniz. Her gün terle uğraşarak, elbisenizi değiştirerek, serinlemeye çalışarak, terinizi silerek, kollarınızın altına veya ceplerinize peçeteler veya pedler yerleştirerek, banyo yaparak ve koyu renkli bol elbiselerin altına gizlenerek saatler harcayabilirsiniz. Çok fazla terleyen avuç içleriniz, ayaklarınız veya koltuk altlarınız nedeniyle arkadaşlarınızı kaybetmiş veya fırsatlar kaçırmış olabilirsiniz. İnsanların ne düşüneceğinden korkarak evde kalmak için bahaneler bulabilir veya insanlarla etkileşime girmek, el sıkmak veya sunumlarda bulunmak zorunda kalmayacağınız kariyerler seçebilirsiniz.

    ÇOK UTANIYORLAR
     Depresyon, toplumdan uzaklaşma ve kendine güvensizlik gibi duygusal problemler yaşayabilirsiniz. Fiziksel rahatsızlıktan endişeye, utanmaya ve daima terlemenizi diğer insanlardan gizleme stresine kadar, hiperhidroz yani aşırı terleme, yaşamınızın neredeyse tüm alanlarını etkileyebilir.
     Maalesef böyle durumlarda 'Her şeyi denedim' diye hissedebilirsiniz, umudunuzu kaybetmiş olabilirsiniz.
     Tıbbi tedavilere ek olarak, aşırı terleme yakınmasını ve aşırı terlemenin sebep olduğu günlük zorlukları yönetmenize yardımcı olmak için piyasada birçok seçenek bulunuyor.

    FARKLI KOMBINASYONLAR YAPILIR
     Tıbbi tedavilerde; antiperspiranlar ve iyontoforez gibi eski tedaviler geliştirildi ve şimdi bunları nasıl daha etkili hale getirebileceğimizi biliyoruz. İyontoferez uygularken terleme azaltıcı bazı ilaçları suya eklemek gibi yardımcı ve etkinliği artırıcı yöntemler de işe yarıyor.
     Mikrodalga enerji, Botulinum toksin enjeksiyonları ve lazerler gibi yeni tedaviler, önemli birer rahatlatıcı olmaya başladı. Bunlara ek olarak tedavilerin birden farklı kombinasyonlar şeklinde planlanmasıyla daha olumlu sonuçlar alınabildiğini belirtmek isterim.
     Yan etkilere bağlı olarak, ağız yoluyla alınan terleme önleyici ilaçlar uzun süreli bir çözüm olarak önerilmeyebilir. Ancak vücudun büyük bölümleri üzerinde aşırı terlemeyi tedavi ederken, birden fazla vücut alanı etkilendiğinde veya özel bir etkinlik (işyerinde sunum veya önemli bir aile işlevi gibi) için kısa süreli bir çözüm olarak düşünülebilir.

    RISKLER ELE ALINMALI
     Aşırı koltukaltı terlemesi için liposuction gibi koltuk altı ameliyatları rafine tedaviler haline getirilse de daha az girişimsel tedaviler öncelikli düşünülmelidir.
     ETS (Endoskopik torakal sempatektomi) cerrahisi, başka herhangi bir tedavi seçeneğine ya da tedavi kombinasyonlarına cevap vermeyen palmar hiperhidrozlu (avuç içlerinin aşırı terlemesi) bazı ciddi vakalar için ayrılmıştır. ETS tedavisini düşünmeden önce, doktorlar ve hastaları; kalıcı hasar ve ciddi yan etkilerin gerçek risklerini tam olarak ele almalı ve tartışmalıdır. ETS, avuç içlerinin yanı sıra dar bölge hiperhidroz alanlarını tedavi etmek için kullanıldığında, daha az fayda ve daha fazla risk olduğu görülmektedir.
     Aşırı terlemeyi tedavi etmek için, adaçayı çayı veya adaçayı tabletleri, papatya, kediotu kökü gibi bitkisel maddeler kullanılabilir. Son zamanlarda, tamamen glutensiz bir diyetin, aşırı terlemenin durmasını sağlayabileceğini belirten bilgiler de var. Şu anda bu tür alternatif tedaviler önermek için çok az araştırma var ama bu, onların yapıcı potansiyelini azaltmıyor.

    TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL OLMALI
    Tıpkı iki insanın aynı olmadığı gibi, iki hiperhidroz vakası da aynı değildir. Terli avuç içleri, terli ayaklar, terli koltuk altlarınız, terleyen yüz veya vücudun diğer kısımlarında telafi edici terlemeden ya da bu problemlerin herhangi bir kombinasyonundan muzdarip olabilirsiniz. Aşırı terlemeyi tedavi etmek ve yönetmek bu nedenle çok bireyseldir. Bir kişide işe yarayan bir tedavi başka bir kişide yararlı olmayabilir ve genellikle tedavilerin bir arada kullanılması gerekebilir. Doğru bileşimi bulmak zaman, sabır ve bilgili bir sağlık hizmeti uzmanının desteğiyle olabilir. Önemli olan terleme konusunda deneyimli hekimlerle irtibatta olmak ve sizin için en doğru yaklaşımın birlikte bulunmasıyla olacaktır.

    İLAÇLAR DA TERLEMEYE SEBEP OLABİLİR
    Liv Hospital Estetik, Plastik ve Rekonstriktüf Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Gürsel Turgut, "Sosyal hayat ve özel hayat terlemeden olumsuz etkilenir. İnsan, sosyal hayattan bile uzaklaşır" diyor. Turgut, aşırı terlemenin neden olduğu hakkında bilgiler verdi...
     Terleme vücut ısımızı normalde tutmak için gereklidir. Ancak bazı durumlarda normalden daha fazla olur ve kişinin hayatını olumsuz etkiler. Terleme kişinin kıyafetlerinde bozulmaya yol açar.
     Vücutta kötü bir koku oluşmasına neden olur. Tüm bu sorunlar kişinin sosyal hayatını ve özel hayatını etkiler. İşte bu durumda aşırı terlemeden bahsedilebilir. Örneğin avuç içi terlemelerinde kişi eliyle herhangi bir şey tutamaz, kimseyle tokalaşamaz, sürekli ellerini saklama ihtiyacı duyar.
     Normal koşullarda ciltte her yer terler. Ancak aşırı terleme olarak tabir edilen durumlarda özellikle en çok yüz, koltukaltı, avuç içi ve ayak tabanlarında görülür. Bunlar, ter bezlerinin en yoğun olduğu bölgelerdir. Beyinden gelen sinyallere daha duyarlıdır.
     Terleme iki şekilde ortaya çıkar. Birincil (esansiyel) terleme; psikolojik faktörler, stres, utanma, heyecan gibi duygusal değişikliklerde oluşan aşırı terleme durumudur. Diğeri ikincil (sekonder) terleme; altta yatan bazı hastalıklar (tiroid hastalıkları, menopoz dönemi, yüksek tansiyon, nörolojik bazı hastalıklar), ilaçlar, alkol, kafein gibi maddelere bağlı olarak ortaya çıkar.

    • Like 1
    • Thanks 1

  20. Karpuzun yanında badem veya ceviz yiyin

    Karpuzun yanında badem veya ceviz yiyin

    Ramazan'da kilo aldıysanız üzülmeyin; karpuzla hem serinleyip, hem de bir haftada iki kilo verebilirsiniz. Ancak porsiyon kontrolüne dikkat etmelisiniz. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi'nden Uzman Diyetisyen Öznur Bircan Oktay, karpuzla incelmenin formülünü anlattı:
     Yaz aylarının ferahlatıcı meyvesi olan ve yüzde 90 oranında su barından karpuz, içerisinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde kanserden kalp sağlığına kadar birçok hastalığa iyi geliyor.

    BİR DİLİMİ BİR KÜP ŞEKER KALORİSİNDE 
     Karpuz faydalı bir meyve fakat unutulmamalı ki, miktar olarak dikkatli tüketilirse faydalıdır. Kişiye göre değişebilmekle beraber bir seferde bir boydan ince dilim (Dört küçük üçgen dilim) karpuz, protein içeriği yüksek bir yemekle birlikte öğün yerine tüketilebilir. 
     Ya da ara öğün olarak bir dilim az yağlı peynir ya da bir bardak kefir ile birliktemuhteşem bir ara öğün alternatifi olabilir. 
     Glisemik indeksi yüksek bir meyve olan karpuzu protein ağırlıklı bir yemek (kırmızıet/tavuk/balık gibi) veya peynirle birlikte tüketmek kan şekerinin hızlı yükselmesiniengelleyecektir. Bir üçgen dilim kesilmiş karpuzun kalorisi, bir adet küp şekere eşittir. 

    ŞEKER VE BÖBREK HASTALARI DİKKATLİ YESİN! 
     Karpuzu 'Kesinlikle tüketmesin' dediğimiz bir hasta grubu yok. Örneğin şeker hastaları glisemik indeksi yüksek olduğu için karpuza dikkat etmeli; fakat eğer şeker ölçümleri normal aralık değerlerindeyse ölçülü olarak tüketmelerinde bir sakınca yoktur. 
     Karpuzu dikkatli tüketmesi gereken bir başka grup ise böbrek hastalarıdır. Eğer hastanın kan potasyum seviyesi yüksek ise yüksek potasyum içeriğinden dolayı karpuza dikkat edilmelidir. 

    YANINDA AZ YAĞLI PEYNİR YERSENİZ DAHA TOK TUTAR 
     Karpuz ile tabii ki sağlıklı kilolar vermek mümkün, fakat burada dikkat etmemiz gereken nokta tek tip beslenmemek. Çünkü tek tip besinle verilen kilolar mutlaka geri alınacaktır. Karpuz ile kilo verirken dikkat etmemiz gerekenler şöyle: 
     Karpuz ve az yağlı peynir tok tutar, ara öğün olarak diyette kullanılabilir. 
     Karpuz yanında sebze veya ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlarla birlikte ana öğün olarak tercih edilebilir. 
     Karpuz ile diyet yaparken hayvansal kaynaklı proteinler (yumurta, et gibi) ihmal edilmemelidir.

    BU İÇECEKLER HEM SERİNLETİYOR HEM ZAYIFLATIYOR
    YAZ aylarında günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasına daha çok dikkat edilmesi gerekiyor.
    Yeteri kadar sıvı tüketmeyenlerde baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetler ortaya çıkarken, daha ciddi sağlık sorunları da kaçınılmaz olabiliyor. Sıvı tüketimini sağlıklı bir şekilde artırmak için bazı önerilere dikkat edilmesi gerekiyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, serinleten içecek tarifleri verdi ve önemli tavsiyelerde bulundu:

    Uyanır uyanmaz su için 
    Yetişkin bir kişinin günlük sıvı ihtiyacı ortalama 2-2.5 litre kadardır. Bu sıvı ihtiyacının en az 1-1.5 litre kadarı mutlaka su olarak tüketilmelidir. Eğer kişinin su içme alışkanlığı yoksa gün içerisinde alarm kurarak ya da akıllı telefon uygulamalarını kullanarakhatırlatma ile bu alışkanlığı kazanmaya çalışabilir. Güne 400 ml. gibi bir sıvı ile başlayarak da kişi ihtiyacının bir kısmını sabah evden çıkmadan tüketmiş olur ve kalanı gün içerisine dağıtabilir. Sabahları kalkar kalmaz ilk yapılacak şey, 400 ml. kadar suyu tüketmek olmalıdır. Kişi akşam yemeğinde bir-iki su bardağı su içip yatma saatine kadar kalan sıvı ihtiyacını tamamlamalıdır.
    Kişi eğer su içmeyi tadı dolayısı ile sevmiyorsa; bu tariflerle hem suyunu tatlandırabilmekte, hem metabolizmasının hızlanmasına yardımcı olmakta, hem de sağlıklı bir şekilde kilo verebilmektedir.

    Suyu keyifli hale getiren lezzetler 
     1-1.5 litre suya aşağıdaki malzemeleri koyup iki-üç saat buzdolabında beklettikten sonra tüketebilirsiniz. 
     Üç-dört dilim kabuklu limon, üç-dört yaprak taze nane, bir küçük Çengelköy salatalık, bir tutam maydanoz 
     Bir avuç içi kadar çilek, üç-dört yaprak nane, bir tutam dereotu 
     Yarım limonun suyu, bir ceviz kadar zencefil, yarım yeşil elma, üç-dört yaprak naneSerinleten sağlıklı içecekler 
     Bir avuç dolusu çilek, bir ince dilim (100 gr) karpuz, bir su bardağı laktozsuz süt, bir çay kaşığı vanilya blender ya da shakerdan geçirin. 
     Üç-dört yaprak nane, bir küçük boy salatalık, bir su bardağı yağsız kefir, bir çay bardağı maden suyu blender ya da shakerdan geçirin. 
     5-10 dakika demlenmiş ve soğutulmuş bir su bardağı rezene, bir avuç çilek, bir kutu sade probiyotik yoğurt, bir çay kaşığı tarçın blender ya da shakerdan geçirin. 
     Bir halka kadar ananas, bir su bardağı laktozsuz süt, bir çay kaşığı Hindistan cevizini blender ya da shakerdan geçirin.

    Suyu keyifli hale getiren lezzetler 
     1-1.5 litre suya aşağıdaki malzemeleri koyup iki-üç saat buzdolabında beklettikten sonra tüketebilirsiniz. 
     Üç-dört dilim kabuklu limon, üç-dört yaprak taze nane, bir küçük Çengelköy salatalık, bir tutam maydanoz 
     Bir avuç içi kadar çilek, üç-dört yaprak nane, bir tutam dereotu 
     Yarım limonun suyu, bir ceviz kadar zencefil, yarım yeşil elma, üç-dört yaprak naneSerinleten sağlıklı içecekler 
     Bir avuç dolusu çilek, bir ince dilim (100 gr) karpuz, bir su bardağı laktozsuz süt, bir çay kaşığı vanilya blender ya da shakerdan geçirin. 
     Üç-dört yaprak nane, bir küçük boy salatalık, bir su bardağı yağsız kefir, bir çay bardağı maden suyu blender ya da shakerdan geçirin. 
     5-10 dakika demlenmiş ve soğutulmuş bir su bardağı rezene, bir avuç çilek, bir kutu sade probiyotik yoğurt, bir çay kaşığı tarçın blender ya da shakerdan geçirin. 
     Bir halka kadar ananas, bir su bardağı laktozsuz süt, bir çay kaşığı Hindistan cevizini blender ya da shakerdan geçirin.

    ÇAY VE KAHVENİN YANINA ŞEKERLİ BESİNLER ARAMAYIN
    "OBEZITE ile mücadelede beslenme davranışlarının değiştirilmesi çok önemlidir" diyen Diyetisyen Elif Melek Avcı, davranış değişiklikleri ile kilo kontrolü sağlamanın yollarını anlattı...
    Kendinize küçük ama başarabileceğiniz hedefler koyun:
    Küçük adımlarla ilerledikçe büyük değişimler size gelecektir. İlk etapta günlük adım hedefinizi 5 bin adım yaparak ilerleyen süreçte bu sayıyı artırabilirsiniz.
    Gün içinde tükettiklerinizin farkında olmak için yediklerinizi kaydedin:
    Fotoğraflarını çekin veya not alın. Yediklerinizin çeşidini ve miktarını bilmek motivasyonunuzu artıracaktır.
    Alışkanlık edindiğiniz davranışları irdeleyin: Televizyon karşısında atıştırmaktanvazgeçin. Çay, kahve yanında şeker veya şekerli besinler aramayın.
    Gözden uzak gönülden uzak ilkesini unutmayın: Kilo almanızı kolaylaştıran besinleri mutfağınızda bulundurmayın.
    Asla pes etmeyin: Olumsuz düşünceler yerine kendinizi iyiye motive edin.

    • Like 1
    • Thanks 1
×
×
  • Create New...