Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,388
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    228

Posts posted by Renan


  1. Tansiyon hastaları dikkat!

    tansiyon ile ilgili görsel sonucu

    Yüksek tansiyon tüm dünyada en yaygın olarak görülen ve önlenebilir hastalıklar arasında yer almaktadır. Beslenme yoluyla kan basıncını kontrol edebilir ve yüksek tansiyonun tetikleyebileceği kalp, beyin, göz ve böbrek hastalıklarından korunabilirsiniz....

    TANSİYONA İYİ GELEN YİYECEKLER

    Tansiyonu düşürmek için tavsiye edilen yiyecekler arasında sebze, meyve ve süt ürünleri ilk sıralarda gelmekle birlikte sodyum tüketimini sınırlandırmak tansiyonu sağlıklı düzeylerde tutabilmek adına uzmanlar tarafından öneriliyor.

    TANSİYONU DÜŞÜREN YİYECEKLER

    Sebzeler: Sebzeler tansiyonu düşürmenin yanı sıra içerdikleri besin lifi, potasyum, magnezyum ve diğer minerallerle genel sağlığınızı geliştirmenize yardımcı olur.

    Her gün yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere 2-3 kase farklı renklerdeki sebzelerin çiğ ve haşlanmış olarak tüketilmesi tansiyon hastalarına önerilmektedir.

    MEYVELER

    Sebzeler gibi lif, vitamin ve mineral içeren meyveler de yüksek tansiyonu düşürmek için yardımcı olabilir.

    Muz, elma, çilek, kavun, şeftali, ananas, mango ve turunçgiller yüksek tansiyonu dengelemek için iyi seçenekler arasında yer almaktadır.

    Taze meyve yerine meyve suyu içiyorsanız suyun taze sıkılmış olması ve şeker eklenmemiş olması önerilmektedir.

    SÜT ÜRÜNLERİ

    Kalsiyum damar sağlığı ve damar tıkanıklığını önlemek için gerekli mineraller arasındadır.

    Kalsiyum bakımından zengin yoğurt, süt ve peynir gibi besinleri günlük beslenmenize eklemek tansiyonu normal değerlere çekebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta tüketilen süt ürünlerinin az yağlı veya yağsız olmasıdır.

    Eğer süt ürünleri tüketemiyorsanız doktorunuzdan besin takviyesi önerisi alabilirsiniz.

    TAM TAHILLAR

    Kan basıncını düşürmeye yardımcı lif bakımından zengin olan esmer pirinç, kepekli ekmek, arpa ve yulaf gibi tam tahılları beslenme programınıza ekleyebilirsiniz.

    Beyaz un ve şeker gibi rafine karbonhidratlar yerine tam tahıllı besinleri düzenli olarak tüketmek tansiyonu kontrol altına almanızı sağlayacaktır.

    BALIK

    Protein tansiyonu düşürmek için önemli olmasına karşın proteinin hangi kaynaktan alındığı da oldukça önemlidir.

    Kaliteli protein kaynağı olarak somon, ton, mezgit gibi soğuk su balıklarını tüketebilirsiniz.

    Haftada en az 2 öğün balık tüketmek vücudun ihtiyacı olan ancak vücut tarafından üretilmeyen omega yağ asitlerini almanızı da sağlayacaktır.

    KURUYEMİŞ

    Badem, fındık, ceviz ve fıstık gibi kuruyemişler sağlıklı birer yağ kaynağı olarak her gün tüketilebilir.

    Baharatlar: Aşırı tuz tüketiminin tansiyonu yükselttiği biliniyor. Yemeklerinizde tuz yerine kurutulmuş baharatlar kullanarak sodyumun bu olumsuz etkilerinden korunabilirsiniz.

    • Thanks 1

  2. Kalp hastalıklarının fiziksel belirtileri

    kalp hastalıÄı belirtileri ile ilgili görsel sonucu

    Vücudunuz sizi büyük sağlık sorunlarından kurtarabilecek küçük ipuçları verir. Kulağın üzerinde küçük bir kırışıklık, zorlukla görülebilen beyaz lekeler veya aşırı esneme gibi belirtiler görünüşte zararsız olabilir ancak bunlar vücudunuzun kalp hastalığı sırasında size verdiği ipuçlarıdır. Çok geç olmadan kalp hastalıklarını tespit ve tedavi etmeniz için kalp hastalıklarının fiziksel belirtilerini sizler için derledik.

    KSANTOMA

    Göz kapakları, dirsekler ve dizler üzerindeki küçük yağ bezeleri ksantoma olarak adlandırılır. Bu yağ bezeleri vücutta çok fazla kolesterol olduğundan damarların bunları tutamaması sonucu dışarı atmasıyla oluşur. Damar tıkanıklığının habercisi olabilir.

    EGZERSİZ SIRASINDA ESNEME

    Vücut terlediğinde cilt yüzeyinden buharlaşan nem nedeniyle soğur. Ancak kalphastalığı olan kişilerde bu işlem doğal olarak gerçekleşmez. Bu yüzden bu insanlar egzersiz sırasında vücutlarındaki sıcaklığı azaltmak ve oksijen ile doldurmak sıkça esnerler. Eğer sizde egzersiz sırasında bolca esniyorsanız bir kalp doktoruna görünmenizde fayda var.

    AĞIZ KOKUSU

    Dişeti rahatsızlıkları ağız kokusuna hatta diş kaybına sebep olur. Ancak dişeti rahatsızlıklarının sağlığınıza etkisi bununla sınırlı değildir. Dişetinizdeki bakteriler kalpve dolaşım sisteminize geçerek iltihaplanmalara sebep olabilir. Bu yüzden düzenli ağız bakımınızı aksatmamanız çok önemlidir.

    ERGENLİK SIRASINDA AKNE ÇIKARMAMA

    Bir araştırmaya göre ergenlik sırasında aknesi olan insanların kalp hastalıklarına yakalanma riski diğerlerine göre %33 daha az. Bunun sebebi ergenlik döneminde akneye sebep olan hormonların düzenli çalışması.

    YÜZÜK PARMAĞI UZUNLUĞU

    Parmak uzunluğu vücuttaki testosteron seviyesiyle bağlantılıdır ve bu hormon kalp ve dolaşım sistemini etkiler. Eğer yüzük parmağınız işaret parmağınızdan bir hayli kısaysa kalp hastalığı riskiniz daha fazla demektir.

    MOR DUDAKLAR

    Sağlıklı bir insanın bile bazen soğuktan dudakları soluklaşıp morlaşabilir. Ancak dudaklarınız ortada bir sebep yokken morlaşıyorsa zayıf bir kan dolaşımınız var demektir.

    KULAK MEMESİNDE KIRIŞIKLIK

    Kulak memesinde çapraz kırışıklıklar damar tıkanıklığının göstergesidir. Eğer kulaklarınızda böyle bir kırışıklık varsa bir kalp doktoruna gidip kapsamlı bir incelemeye girmeyi düşünmelisiniz.

    KULAKTA TÜYLENME

    Kulak kısmında meydana gelen tüylenmede büyük bir artış varsa bu akut koroner sendromunun belirtisi olabilir. Bu belirti özellikle kulak memesinde kırışıklık ile birlikte görülürse hemen bir kardiyologdan randevu almalısınız.

    SAÇ KAYBI

    Erkeklerdeki erken ve hızlı saç dökülmeleri damar hastalığı belirtisi olabilir. Kellik testesteron duyarlılığı ve yeni başlayan diyabetin göstergesi olabilir. Tüm bunlar kalphastalığına dönüşebilir.

    GRİ SAÇ

    Saçın potansiyel kalp problemlerini göstermenin bir başka yolu da griye dönüşmesidir. Kalp problemleri ve gri saç aynı sebeplerden kaynaklanır. Stres, fonksiyonel hücrelerin yaşlanması, hormonal değişiklikler bu sebeplerden bazılarıdır. Bu yüzden kafasında orijinal saç rengi kadar veya daha fazla gri saç olan erkekler kalp hastalığı risk grubundadır.

    • Thanks 1

  3. Bu hastalığın belirtisi "çok konuşmak"

    bipolar-bozukluk-problemine-dikkat-1528361248650.jpg&mw=600

    Bipolar bozukluğun eski ismiyle manik-depresif bozukluk, iki uçlu bozukluk olarak bilinen bir duygu durum bozukluğu olduğunu anlatan Yrd.Doç.Dr.Onur Okan, “Duygu durum; kişinin yaygın ve sürekli olarak, belli bir zaman diliminde (genellikle birkaç hafta boyunca) hissettiği baskın duygu halidir. Bipolar bozukluk tanısı alan kişi yaşamı boyunca mani, depresyon, hipomani ve karma dönem gibi çeşitli dönemler geçirir. Aşırı hareketli, enerjik, konuşkan, kendine güveni artmış “manik” dönem sonrasında; üzüntü, ağlama, değersizlik hissi, enerji kaybı, mutsuzluk şeklinde “depresif” dönem ortaya çıkabilir. Bipolar bozukluğu olan kişinin bu duygu durum değişiklikleri arasında tamamen normal ruh halinde olduğu dönemler olabilir. Riskli davranışlar nedeniyle kişinin sosyal ilişkilerine, iş ve okul yaşamına zarar veren, tedavi edilmediği takdirde intihara yol açabilen ciddi ruhsal bozukluktur” diye konuştu. İşte ayrıntılar...

    HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKIYOR?

    Yrd.Doç.Dr.Onur Okan, bipolar bozukluğun her yaşta başlayabilmekle birlikte, sıklıkla genç erişkinlikte 15-35 yaş aralığında ortaya çıktığını ifade ederek, "Toplumda her 100 kişiden 2'sinde; kadın ve erkekte eşit oranda görülmektedir. Bipolar bozukluk, diyabet ya da hipertansiyon gibi yaşam boyu süren bir ruhsal bozukluktur. Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar, beyindeki "nörotransmitter" adı verilen kimyasalların düşünce, duygu durum, hafıza, öğrenme kapasitesini ve dengesini etkilediğini göstermektedir. Aile içi sorunlar, travmalar, ekonomik sebepler gibi stresli yaşam olayları, genetik yatkınlığı olan kişilerde hastalık dönemlerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Uyarıcı maddelerin (marihuana, kokain, amfetamin gibi), aşırı miktar kahve ve enerji içecekleri tüketimi ve uykusuzluk hastalık dönemlerinin başlamasında etkili olabilir" dedi.
    Yrd.Doç.Dr.Onur Okan, bipolar bozuklukta belirtiler konusunda ise şunları söyledi;

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    "Mani Dönemi: Mani dönemi belirtileri genellikle ani başlar ve süresi 2 hafta ile 4-5 ay arasında değişir. Coşku, enerji artması, aşırı hareketlilik, saldırganlık, Çok konuşma, Uyku süresinde azalma, cinsel istekte artış, Dikkatin azalması ve dikkat dağınıklığı, Özgüven artışı , özel yetenek ve güçlerinin olduğu şeklinde düşünceler, Para harcamada artış.

    Hipomani Dönemi: Hipomani belirtileri, hastane yatışı gerektirmemesi, kişinin sosyal ilişkilerini ve iş ya da eğitim yaşamını mani kadar bozmaması açısından, maniye göre daha hafif şiddette bir durumdur. Kişinin öz güveninde aşırı artma, Uyku ihtiyacında azalma, Dikkatin kolay dağılması, Fiziksel ve zihinsel aktivitede aşırı artma.

    Depresyon Dönemi: Depresif nöbetler genellikle sinsi başlar ve manik nöbetlere göre daha uzun sürelidir; ortalama süresi 6 aydır. Dikkat eksikliği ve dikkatini toplayamama, Özgüven azalması, suçluluk ve değersizlik düşünceleri, Karamsarlık, Bedensel halsizlik, cinsel istekte azalma, Uyku bozuklukları (uykuya dalamama, erken uyanma, sık sık uyanma, kabuslar görme), İştah azalması veya artması, İç sıkıntısı, Eskiden severek yapılan etkinliklere karşı ilgi azalması, sosyal ilişkilerde azalma, Kendine zarar verme, intihar düşünceleri ve girişimleri."


  4. Bir ayda 10 kilo verdiren Japon diyeti

    japon diyeti ile ilgili görsel sonucu

    Japonya, dünyadaki en fazla yüz yaş üstü yaşayan insanlara ve en az yaşlanmaya bağlı hastalıklara sahip ülkedir. Bunun sebebi büyük ölçüde kalori ve doymuş yağ oranında düşük ama besinler açışından zengin beslenme alışkanlıklarıdır. Japon diyetinde çok az işlenmiş gıda ve şeker bulunur. Araştırmalar Japon diyetine yakın beslenme alışkanlığı olan kişilerin erken ölme, kalp hastalığı ve inme risklerinin çok düşük olduğunu gösterir. Ayrıca Japon diyeti obezite oranlarını azaltır. Peki Japon diyeti nasıl yapılır? Japon diyeti ile nasıl kilo verilir? Japon diyeti listesi nasıl yapılır? Daha fit ve sağlıklı olmak için uygulayabileceğiniz Japon diyetini araştırdık ve Japon diyeti listesi hazırladık. İşte Japon diyeti nasıl yapılır ve Japon diyeti listesi…

    Japon diyetinde tuz, şeker, alkol ve ekmek tüketmek yasaktır. Öğünler arası su dışında başka bir şey yiyip içemezsiniz. Bu diyet sırasında bol miktarda su aldığınıza emin olun. Günde en az 8 bardak su tüketmek Japon diyeti sırasında çok önemlidir. Japonların bu kadar sağlıklı ve fit olmalarının sebebi Japon diyetinin çok az işlenmiş gıda ve şeker içermesidir. Japon diyeti büyük ölçüde taze ve işlenmemiş besinlerden oluşur. Balık, mayalanmış yiyecekler, sebzeler, meyveler, soya ve yeşil çay bu Japon diyetinin büyük bir kısmını oluşturur.

    Mayalanmış yiyecekler sindirime yardımcıdır. Bol sebze ve meyve tüketmek kan basıncı düşürür, metabolizmayı hızlandırır ve bağışıklığı güçlendirir. Japonlar kahvaltıda ve tatlı olarak bolca meyve tüketirler. Japonya'da çok tüketilen bir içecek olan yeşil çay ise harika bir antioksidan kaynağıdır ve kanser, virüsler ve kalp hastalıklarına karşı savaşır.

    1. GÜN

    Sabah- acı kahve veya çay

    Öğlen- 2 haşlanmış katı yumurta, zeytinyağlı marul salatası, 1 taze domates

    Akşam- ızgarada, buğulanmış veya haşlanmış balık, zeytinyağlı marul salatası

    2.GÜN

    Sabah- acı kahve, tost

    Öğlen- ızgarada, buğulanmış veya haşlanmış balık, zeytinyağlı marul salatası

    Akşam- ızgara biftek, az yağlı yoğurt

    3.GÜN

    Sabah- acı kahve

    Öğlen- 1 haşlanmış katı yumurta, 3 büyük havuç (zeytinyağı ve limon sosu ile)

    Akşam- elma

    4.GÜN

    Sabah- acı kahve

    Öğlen- 1 büyük kızartma usulü kabak

    Akşam- 2 haşlanmış katı yumurta, ızgara biftek, zeytinyağlı marul salatası

    5.GÜN

    Sabah- 1 havuç (limon suyu ile)

    Öğlen- ızgarada balık, domates suyu

    Akşam- ızgarada balık, zeytinyağlı marul salatası

    6.GÜN

    Sabah- acı kahve

    Öğlen- haşlanmış tavuk, zeytinyağlı marul ya da havuç salatası

    Akşam- 2 haşlanmış katı yumurta, havuç (zeytinyağı ve limon suyu sosu ile)

    7.GÜN

    Sabah- yeşil çay

    Öğlen- ızgarada biftek, mevsim meyveleri

    Akşam- 3. Gün dışında önceki günlerden istediğinizi seçin

    • Like 1

  5. Çin'de kabızlık şikayetiyle hastaneye giden hastanın vücudundan patlıcan çıktı!

    Kabızlık

    Çin'de hayrete düşüren bir olay yaşandı. 50 yaşında bir adamın kabızlık sorununu patlıcanla çözmeye çalıştığı kaydedildi. 

    The Sun gazetesinde yer alan habere göre; karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetleriyle hastaneye giden adamın vücudundan patlıcan çıktı. Doktor patlıcanın vücutta hareket ettiğini ve neredeyse hastanın kalbine ulaştığını söyledi. 

    İsmi açıklanmayan hastanın röntgendeki görüntüleri hayrete düşürdü. 30 santimetreden daha uzun olan bir patlıcanın adamın bağırsakları boyunca ilerlediği tespit edildi. Hastanın acilen ameliyata alınması gerektiği açıklandı. 

    Hasta, doktorlarına patlıcanın kabızlığı iyileştirmeye yardımcı olduğunu söyledi. Ancak bu hareket onu ameliyat masasına götürdü. 

    Doktorlar, patlıcanın sıkıştığını, midede şişlik ve akciğerlerde iltihaba yol açtığını söyledi.

    Ameliyat edilen hastanın durumunun iyi olduğu açıklandı.

    Uzmanlar, bu tip uygulamaların iç organlarda tahribata neden olabileceğini, kişinin hayatını dahi kaybedebileceğini vurgulayarak, kabızlık gibi sağlık sorunları yaşayanların hastaneye giderek tedavi alması gerektiğini söylüyor.

    • Like 1

  6. Hızlı yürümek ömrü uzatıyor

    Hızlı yürümek ömrü uzatıyor

    Avustralyalı ve İngiliz bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, hızlı yürüyen kişilerin yavaş yürüyen kişilere göre daha uzun yaşadığı ve kalp-damar hastalıkları risklerinin daha düşük olduğu sonucunu ortaya çıkardı. İngiltere'de yaşayan 30 yaş üstü 50 bin kişinin verilerini inceleyen uzmanlar, ortalama tempolu yürüyen kişilerin yavaş yürüyen kişilere göre ölüm riskinin, herhangi bir hastalıktan bağımsız olrak yüzde 20 oranında daha düşük olduğunu gösterdi. Bu kişilerin kalpdamar hastalıkları nedeniyle ölüm riski ise yavaş yürüyenlere göre yüzde 24 daha düşük çıktı. Hızlı ve tempolu yürüyüşün ileri yaş gruplarına faydasının ise daha yüksek olduğu göze çarptı. 60 yaş üzerindeki kişilerin ortalama tempoda yürüdüğü takdirde kalp-damar hastalıklarından ölme risklerinin yüzde 46 azaldığı kayıtlara geçti. 60 yaş üzerinde olan ve hızlı yürümeyi tercih eden kişilerin kalp ve damar hastalıklarından ölüm riski ise yavaş yürüyenlerden yüzde 53 oranında daha az çıktı. Aynı incelemede yaşları 45 ila 59 arasında değişen grubun ise hızlı veya tempolu yürüdükleri takdirde, herhangi bir hastalıktan ölüm riskinin yavaş yürüyen kişilerden yüzde 36 daha az olduğu gözlemlendi.

    TERLEYECEK HIZDA YÜRÜMEK
    Sıdney Ünveristesi'nden Prof. Emmanuel Stamatakis, başkanlığını yürüttüğü araştırma için, "Hızlı tempoda yürümek, saatte 5 ila 6 kilometre hızla yürümek olarak tanımlanabilir. Ancak bu durum, kişinin kondisyonuyle ve fiziksel özellikleriyle yakından alakalıdır. Bir diğer gösterge olarak ise hafif nefesiniz kesiliyor ve terliyorsanız hızlı yürüyorsunuz demektir" açıklamasında bulundu. "Analizler yürüme hızımızı artırarak erken ölüm riskimizi düşürebileceğimizi ve kalp hastalıklarına karşı daha korumalı olabileceğimizi gösteriyor" diyen Stamatakis, kamu sağlığı yetkililerine de kişileri bu konuda teşvik etmeleri gerektiği yönünde çağrıda bulundu.

    • Thanks 2

  7. 1 Hafta Boyunca Her Gün Bir Bardak Turp Suyu

    turp suyu ile ilgili görsel sonucu

    Turp yemeyi çok seviyorsanız bir de suyunu deneyin. 1 hafta boyunca her gün bir bardak turp suyu içerek sağlığınız üzerindeki olumlu etkilerini gözlemleyebilirsiniz. İşte turp suyunun bilinmeyen faydaları…

    KANSERE KARŞI KORUR

    İçerdiği zengin besin değerleri sayesinde güçlü bir antioksidan görevi gören turp suyu kansere karşı etkili bir üründür.

    BÖBREK TAŞI DÜŞÜRÜLMESİNDE ETKİLİDİR

    Böbrek taşı sorununuz varsa günlük Turp suyu tüketimi yapmanız tavsiye edilir.

    AKNE VE SİVİLCELERİ ÖNLER

    Sorunlu bir cilt yapınız var ise turp suyu kullanımı yapabilirsiniz. Düzenli turp suyu kullanımı akne ve sivilce gibi sağlık sorunlarını tedavi etmektedir.

    AKCİĞERİ TEMİZLER

    İçeriğinde bol miktarda C vitamini barındıran turp suyu akciğerleri ve bronşları temizleyici bir etkiye sahiptir.

    KEMİK VE DİŞLERİ GÜÇLENDİR

    Kemiklerin ve dişlerin gereksinim duyduğu kalsiyum ve potasyum ihtiyacının karşılanmasında turp suyu kullanımı oldukça etkilidir. 

    VÜCUDU DENGELER

    Düzenli turp suyu tüketimi ile vücutta bulunan serbest radikallerin dengelenmesini sağlayabilirsiniz.

    • Thanks 1

  8. En gözde dizilere ev sahipliği yapıyor! İşte tarih kokan Hırvatistan

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    DUBROVNİK

    Türk vatandaşlarının Dalmaçya kıyılarını görmek için gittikleri popüler Hırvat şehirlerinden birisidir. Hırvatistan'ın güney ucunda Adriyatik Denizi'nden uzakta bulunan Dubrovnik, 7. yüzyılda deniz ticareti üzerine kurulmuştur. Tarihi bölge olan Eski Kent, eski, savunma duvarları, Arnavut kaldırımı sokakları, muhteşem sarayları ve çarpıcı kiliseleri gibi birçok tarihi özellik ile doludur.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    Dubrovnik sokaklarını Game of Thrones dizisi sayesinde tanımış olduk. Tarihi dokusunu koruyan sokaklar çoğu film ve dizi çekimine ev sahipliği yapıyor.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    HVAR

    Hırvatistan'da ve Adriyatik Denizinin en popüler yerlerden biri olan Hvar, Dalmaçyalı kıyılarından uzakta, görkemli plajlar, lavanta tarlaları ve yemyeşil bağ manzaraları için tercih edilen güzel bir Hırvat adasıdır.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    Hvar'ın ana şehri Hvar Kasabası, 13. yüzyıl duvarları, mermer taş sokakları, gotik sarayları, çarpıcı kiliseler ve heybetli bir eski kaleye sahip çekici bir şehirdir.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    PLİTVİCE NATİONAL PARK

    Hırvatistan ve Avrupa'nın en güzel doğal güzelliklerinden biri olan Plitvice Milli Parkı, nefes kesici göllerden, şelalelerden ve yemyeşil ormanlardan oluşmaktadır.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    SPLİT

    Türklerin en çok gittikleri Hırvatistan şehirlerinden birisidir. Hırvatistan'ın ikinci en büyük şehri olan Split, "Akdeniz Çiçeği" adıyla Dalmaçya Kıyısı'ndaki bir yarımadada bulunuyor. Kentin ana cazibe merkezi, güzel Gotik ve Rönesans mimarisinin tarihi çekirdeğidir. MS 298 ve 305 yılları arasında inşa edilen bu saray kompleksi, mermer yürüyüş yolları ve dükkanlar, kafeler ve barlar içeren binalardan oluşan bir labirentin bulunduğu küçük bir şehre benzemektedir.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    KORCULA

    Ünlü gezgin Marco Polo'nun doğum yeri olarak bilinmektedir. Adriyatik kıyısında bulunmaktadır. Korcula yemyeşil ormanları, üzüm bağları, zeytinlikler, kumsallar ve büyüleyici köylerden oluşur.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    PULA

    Adriyatik Denizi'ndeki Istria yarımadasında yer alan Pula, antik Roma dönemine kadar seyircilerin gladyatör dövüşlerini izlemek için akın ettikleri popüler bir destinasyondu. Yüzyıllar boyu çeşitli hükümet güçleri tarafından yönetilen Pula, bugün Hırvatistan'a ait ve en çok Roma kalıntılarının zenginliği ve kültürlerin karışımı ile tanınmaktadır.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    ROVİNJ

    Adriyatik Denizi'ndeki Hırvatistan'ın İstria yarımadasında bulunan Rovinj, Küçük bir yarımadanın üzerinde yer alan 20 adadan oluşan bir takımadadır. Arnavut kaldırımı, merdivenler, kemerler ve diğer ilginç mimarilerin dar sokakları, Eski Kent'i gezi macerasına dönüştürür.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    ZADAR

    Tarih açısından zengin, güzel bir sahil şeridinde yer alan üç bin yıllık bir şehirdir. Zadar, Hırvatistan'ın kuzeyindeki Dalmaçya Kıyısı'nda bulunuyor. Şehrin kalbinde Eski Kent, Roma kalıntıları, ortaçağ mimarisi ve çok sayıda eski kilise gibi fantastik gezi mekanlarına sahiptir.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    ZAGREB

    Hırvatistan'ın başkenti ve en büyük şehri olan Zagreb, hem tarihi hem de modern mekanlara sahip canlı bir metropoldur. Hırvatistan'ın kuzeybatı kesiminde yer alan şehrin kurulumu ise 11.yüzyıla dayanmaktadır. Kent, Yukarı ve Aşağı olarak iki parça halindedir. Üst Şehir, turistlerin Arnavut kaldırımlı sokaklara çıkıp eski, ortaçağ kiliselerini ve kulelerini ziyaret edebilecekleri tarihi merkezdir.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    KRKA NATİONAL PARK

    Hırvatistan'ın Merkez Dalmaçyası'nda bulunan Krka Milli Parkı, muhteşem doğa manzarası, yaban hayatı ve tarihi mekanlardan korunan bir alandır.

    Peki Hırvatistan'da ne yenir?

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    BRUDET

    Brudet, farklı balık çeşitlerinden de yapılan bir çeşit balık yahnisi. Domates ile tatlandırılan yahni, pişirme aşamasında hiç karıştırılmıyor ve kendi suyuyla pişiriliyor. Hırvatistan'da bulabileceğiniz yaygın yemeklerden biri olacak bu lezzeti mutlaka deneyin.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    FRİTULE

    Ham maddesi un olan küre şeklindeki tatlı Fritule, üzüm ve limon kabuklarıyla renklendirilerek servis ediliyor. Tadı damağınızda kalacak Hırvat lezzetlerinden biri olan bu şekerli atıştırmalığı sıcak bir kahve eşliğinde tüketebilirsiniz.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    SOPARNİK

    Poljica bölgesinin yöresel yemekleri arasında gösterilen Soparnik, içinde İsviçre pazı olan bir nevi gözleme. Kültür Bakanlığı tarafından kültürel miras sayılan bu yiyecek, adına festival düzenlenecek kadar önem verilen bir kültür nesnesi sayılıyor.

    • Like 2
    • Thanks 1

  9. Bulutların üzerinde bir tatil için; Kapadokya!

    Ä°lgili resim

    Kapadokya, Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına geliyor. Bu güzel bölge, dünyada daha önce gördüğünüz hiç bir yere benzemeyen bir coğrafyaya sahip. İç Anadolu'da Nevşehir, Aksaray, Kırşehir, Niğde, Kayseri illerinin sınarılarına kadar uzayan geniş bir bölge burası. O yüzden bu güzel coğrafyaya vakit ayırın. Günübirlik turlara feda edilemeyecek kadar özel bir yer burası, hem de 4 mevsim.

    Ä°lgili resim

    ÖLMEDEN ÖNCE GÖRÜLMESİ GEREKEN 5 YERDEN BİRİ KAPADOKYA

    Merkez ilçesi ile birlikte, Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehir, Hacıbektaş, Kozaklı ve Ürgüp olmak üzere sekiz ilçesi bulunan Nevşehir'in en turistik bölgeleri Ürgüp, Göreme, Avanoş, Uçhisar, Mustafapaşa, Çavuşin ve Ortahisar bölgeleri. Kapadokyamuhteşem doğa güzellikleri ve tarihi kalıntıları ile dünya listelerinden de boy gösteriyor. İşte bir insanın yaşamı boyunca görmesi gereken 5 yer…

    PERİ BACALARI

    Gerek ülkemizden gerekse yurtdışından her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği, büyüleyici atmosferi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerinde hayranlık uyandıran Peribacaları, ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden birisi konumundadır. Nevşehir'e 7 km mesafede olan Peribacaları'nın oluşumu milyonlarca yıl öncesine dayanmaktadır. Bu bölgenin günümüzden 60 milyon yıl önce iç deniz olduğu varsayılır. Harekete geçen yer kabuğuyla birlikte yer altında bulunan lavlar, oluşan çatlaklardan dışarı çıkar ve milyonlarca yıl sürecek bir süreç başlar.

    DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ

    Kapadokya'da bulunan en büyük yer altı şehri olma özelliğine sahip olan Seksen beş metre derinliğe ulaşan ve oldukça geniş bir alana yayılan Derinkuyu Yer altı Şehri 1967 yılından beri turizm sektörüne kazandırılmıştır. 8 katlı olan Derinkuyu çevresinde dünyanın en eski akıl hastanesi de bulunmaktadır. Derinkuyu Yer altı Şehri'nde 2 metre yükseklikte 2 metre genişlikte 9 km uzunluğunda tüneller bulunmaktadır. Şehrin 12 ya da 13 katlı olduğu düşünülmesine rağmen şimdilik 8 katı ziyaretçilere açıktır.

    GÖREME AÇIKHAVA MÜZESİ

    Nevşehir şehir merkezine 13 km mesafede olan Göreme Açık Hava Müzesi'nde, M.S 4 – M.S 13 yüzyılları arasında manastır hayatının yaşandığı söylenmektedir. Açık hava müzesi içinde kiliseler, yemekhaneler, şapeller ve oturma yerlei bulunmaktadır. Bölgede bulunan manastır ve şapellerde çeşitli dönemlerden kalma tarihi dokulara da yer verilmiştir.

    GÜLLÜDERE VADİSİ;

    Çavuşin ve Göreme arasında kalan yerde bir çok kilise, manastır ve yaşam alanı kalıntılarının var. Peribacası oluşumlarının en iyi izlenebileceği trekking rotası 4 km ununluğunda. Yürüyüş sırasında iki kola ayrılan vadide, tarih boyunca birbirinden farklı dönemde inşa edilmiş çok sayıda kilise ve manastır görebiliyorsunuz.

    PAŞABAĞ VADİSİ

    Paşabağ Vadisi, Avanos – Göreme istikametinde bulunmaktadır. Kapadokyabölgesinde benzersiz olan mantar formundaki enteresan Peribacalarının bulunduğu Paşabağ Vadisi aynı zamanda da Peribacası oluşumu ve gelişiminin de en iyi gözlenebildiği yerlerden birisidir. Bu bölgede zamanında rahiplerin yaşadığı ve rahiplerin buralardaki kaya odalarında inzivaya çekildikleri rivayet edilir.

    ÜRGÜP MÜZESİ

    Ürgüp Müzesi, şehir merkezindeki Temenni Tepesi'nde bulunmaktadır. Müzenin kurulması için ilk çalışmalara 1965'ten itibaren tek kubbeli yapı olan Tahsinağa Kütüphanesi'nde başlanmışsa da, ziyarete açılması 1971 tarihini bulmuştur. Müzede sergilenen eserlerden bazıları; 10 milyon öncesinden kalma mamut dişi fosilleri, Acıgöl ve çevresinden çıkarıldığı düşünülen, deniz canlılarına ait fosiller, Roma ve Bizans Dönemleri'nden kalma el yapımı seramikler, Osmanlı Dönemi'nden kalma altın sikkeler ve madalyalar. Müzenin arkeoloji bölümünde ise Eski Tunç çağı, Hellen, Roma, Bizans Dönemlerine ait pişmiş topraktan yapılan el yapımı seramikler, metal ve cam eserler ve madalyalar yer alıyor.

    ÖZKONAK YERALTI ŞEHRİ

    Nevşehir'e 35 km uzaklıkta Avanos'a 14 kilometre uzaklıkta bulunan Özkonak Yeraltı Şehri, Avanos ilçesine bağlıdır. Bölgede bulunan diğer yeraltı şehirlerine oranla daha küçük olan Özkonak Yeraltı Şehri 3 katlıdır.

    KAYMAKLI YERALTI ŞEHRİ

    Kaymaklı Yeraltı Şehri, Nevşehir'e yirmi kilometre mesafede bulunan Kaymaklı Kasabası'nda yer alıyor. Geçmişi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanıyor. 8 katlı olan bu devasa yer altı şehrinde zamanında 5000 kişinin yaşadığı rivayet edilmektedir. 36 yeraltı şehri içerisinde en büyük olanıdır. 1984'ten bu yana UNESCO Dünya Kültür Mirasları Listesi'nde yer alıyor.

    • Like 1
    • Thanks 2

  10. Hangi meyve ne zaman yenmeli?

    meyveler ile ilgili görsel sonucu

    Meyveyi mevsimine göre organik bir biçimde tüketmek sağlıklı, peki hangi meyveyi hangi saatlerde tüketmeniz gerektiğini biliyor musunuz?

    Meyveleri belirli saat aralıkları arasında tükettiğinizde daha sağlıklı olduklarınızı biliyor muydunuz? Hangi meyve ne zaman yenmeli...

    DUT

    Yaprakları ipek böceği üretiminde kullanılan dutu sabah kahvaltısına yakın saatlerde tüketirseniz çok daha faydalı bir ürün olduğunu görebilirsiniz. Kilo problemi olanların dutu az miktarda tüketmesi tavsiye ediliyor.

    İNCİR

    Ege bölgesinin gözbebeği incir insan vücudu için çok faydalı bir ürün. İnciri özellikle öğlen ve sabah saatlerinde tüketmeniz öneriliyor. Kabızlık sorununuz varsa inciri kuru ya da meyve olarak tüketebilirsiniz.

    KİRAZ

    Ağrı kesici ve ödem attırıcı özellikleri bulunan kirazı özellikle güneş batmadan önce tüketmek öneriliyor.

    KAYISI

    Meyve suyu, reçel, tatlı olarak tüketebileceğiniz kayısı uzmanlara göre kahvaltıda ve ikindi öğünlerinde tüketilmeli.

    ÜZÜM

    Kilo problemi yaşayan kişilerin az miktarda tüketmesi gereken bir meyve olan üzümü hava kararmadan önce tüketmeniz tavsiye ediliyor.

    KARPUZ

    En lezzetli yaz meyvesi sayılan karpuz için en ideal tüketim saatleri sabah kahvaltı, öğlen ve ikindi saatleri olarak görülüyor.

    ÇİLEK, AHUDU VE BÖĞÜRTLEN 

    En lezzetli kırmızı meyveler arasında yer alan çilek, böğürtlen ve ahududuyu hava kararmadan önce ya da sabahları kahvaltının yanında tüketebilirsiniz.

    ŞEFTALİ

    Yoğurt ile birlikte tüketebileceğiniz bir lezzet olan şeftaliyi akşamüzerinde ek bir gıda olarak tercih edebilirsiniz.

    • Thanks 1

  11. Katarakt için fındık ve avokado, göz kuruluğu için A vitamini

    Katarakt için fındık ve avokado, göz kuruluÄu için A vitamini

    Sağlıklı ve doğru beslenerek göz hastalıklarından korunabilmek mümkün. A, C ve E vitaminlerinden zengin beslenmek, omega-3 ve selenyum almak, gözlerinizi hastalıklardan koruyabilir. Somon, ton balığı, fındık, ceviz ve avokadoyu bol bol tüketebilirsiniz.

    Havuç gözlerimiz için faydalı mı? Hangi besinleri tüketerek hangi göz hastalıklarından korunabiliriz? Sarı nokta hastası olanlar hangi besinleri yemeli? Kudret Göz İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Osman Şenbilgin, beslenme ve göz sağlığı ile ilgili en çok merak edilenleri anlattı...
     Sağlıklı ve doğru beslenme tüm vücudumuz ve organlarımız için olduğu gibi gözlerimiz için de çok önemli. Katarakttan sarı nokta hastalığına, göz kuruluğundan retina ayrılmasına kadar gözlerimizi tehdit eden birçok hastalık riskini doğru beslenerek azaltabiliriz.

    KAYIPLARIN EN YAYGIN NEDENİ
     Katarakt tüm dünyadaki görme kayıplarının en yaygın sebebidir. Bebeklerde de rastladığımız katarakt doğuştan oluşabilir. Hayatın herhangi bir döneminde darbelere, travmalara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. En yaygın olarak 60 yaş üzerinde görülür ve yaş almaya bağlı olarak gelişir. Protein ve sudan oluşan gözün doğal merceğinde özellikle yaş almaya bağlı olarak değişimler oluşur. Protein yapısı kümeleşerek göz merceğini bulanıklaştırır. Bu protein öbeği zamanla göz merceğinin daha geniş bir bölümünü kaplayarak görmenin git gide azalmasına neden olur.

    KIVI, ÇİLEK, ANANAS TÜKETIN
     Görme yeteneğimizi elimizden almak için kapıda bekleyen katarakt hastalığı ile savaşta C vitaminlerinden zengin narenciyelerin desteği büyüktür. Bunlar; greyfurt, mandalina, portakal ve limon gibi turunçgiller, ananas, kivi, çilek, kırmızı ve yeşilbiber, maydanoz, brokoli, karalahanadır,
     Brüksel lahanası ve karnabahar; C vitamini açısından zengin birer doğal kaynaktır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise sebzelerin mümkün olduğunca çiğ tüketilmesi ya da az pişirilmesidir. Çünkü pişirilme süresine bağlı olarak birçok sebzenin C vitamini azalır.
     Badem, fındık, fıstık, ay çekirdeği, bitkisel yağlar, pazı, ıspanak, avokado, alabalık; içeriğindeki E vitamini nedeniyle katarakt hastalarına tüketmelerini önerdiğimiz besinler.
     Katarakt oluşumunu engellemede önemli rolü olan bir diğer madde de beta karotendir. Karaciğerde depolanarak ihtiyaç duyulduğunda A vitaminine dönüşen bu provitamin en çok havuçta, ıspanakta, marulda, bal kabağında, kırmızı ve yeşil dolmalık biberde ve kayısıda bulunur. Bol beta karoten içeriği ile göz dostu katarakt düşmanı olan havucu özellikle çiğ ya da meyve suyu haline getirerek tüketmenizi öneririm.
     Bebeklerde ve çocuklarda göz ve beyin gelişimi için çok önemli olan omega 3, yetişkinler için de alınması gereken temel bir yağ asididir. Yapılan araştırmalara göre omega 3, katarakt hastalığının gelişimini ve ilerlemesini yavaşlatıyor.
     Omega 3 yönünden en zengin besinler ise deniz mahsulleridir. Somon, orkinos (ton balığı), uskumru, sardalya, hamsi, balık yağı; bol miktarda omega 3 içerir. Hayvansal gıda tüketmeyenlere ise omega 3 kaynağı olarak keten tohumu ve yağını, ceviz ve ceviz yağını, taze fesleğeni, asma yaprağını, karalahanayı öneririm. Selenyum, zeaksantin ve lutein de omega 3 gibi kataraktın önlenmesinde rolü olan maddelerdir.

    GÖRME YETENEĞİNİ KORUYOR
     A vitamini eksikliği de göz kuruluğu nedenleri arasında yer alıyor. A vitamini, göz kuruluğu, üstün limbik keratokonjonktivit adını verdiğimiz bir çeşit göz iltihabının tedavisinde, kornea tabakasının ve görme yeteneğinin korunmasında büyük önem taşıyor.

    DİYABETİK RETİNOPATİYE SELENYUM VE C VİTAMİNİ KALKANI
    Diyabetik retinopati, retina tabakasında yer alan kan damarlarındaki hasarlanmalar sonucu oluşan ve görme kayıplarına yol açabilen bir hastalıktır. Diyabetik retinopatinin koruyucu tedavisinde C vitamini ve selenyum büyük önem taşır. C vitamini retina tabakasındaki kılcal damarlar da dahil vücudumuzun tüm kan damarlarının korunmasında rol oynar. Selenyum ise göz sağlığının korunması için önemli bir mineraldir ve eksikliği diyabetik retinopatiye neden olabilmektedir. En çok selenyum içeren besin Brezilya kestanesidir. Anavatanı Güney Amerika olan Brezilya kestanesini ülkemizde yaygın olarak bulmak mümkün değil. O yüzden selenyum içeren diğer ürünler; esmer pirinç, ay çekirdeği, mantar, ıspanak, orkinos (ton balığı), uskumru, sardalya, istiridye gibi deniz ürünleri, hindi eti, tavuk, kırmızı et, karaciğer tercih edilebilinir. Belirli bir miktarda selenyum vücudumuz için ne kadar faydalıysa ihtiyaçtan fazla alınması da zehirlenmeye yol açabilir. Gıdaların içerdiği selenyum miktarı sınırlıdır. Dengeli beslenmeyle, zehirlenmelere yol açabilecek boyutta selenyum fazlalığının oluşma ihtimali imkansıza yakın denecek kadar azdır.

    SARI NOKTA HASTALIĞINA YUMURTA SARISI
    Retına, göz küresinin arka iç duvarını kaplayan ışığa duyarlı görme ve sinir hücrelerinden oluşan bir tabakadır. Buradaki sinirler aracılığıyla görüntü beyne ulaşır. Retina dekolmanları, retina damar tıkanıklıkları, tıbben makula dejenerasyonu olarak adlandırdığımız sarı nokta hastalığı ve diyabetik retinopati; retina tabakasında görülen kalıcı görme kayıplarına yol açabilen hastalıklardır. Zeaksantin ve lutein, gözün retina tabakasında doğal olarak bulunan maddelerdir. Gözlerimizdeki sağlıklı hücreleri koruyarak retina tabakasının sağlıklı olmasında rol oynarlar. Ayrıca yaş almaya bağlı olarak görülen sarı nokta hastalığının gelişmesini ve ilerlemesini önlemede etkilidirler. Sarı nokta hastalığından korunmak için bol miktarda karalahana, ıspanak gibi lutein ve zeaksantin yönünden zengin yeşil yapraklı sebzeler tüketilmesini öneriyorum. Lutein ve zeaksantin ayrıca pazıda, şalgam yapraklarında, terede, bezelyede, pancarda, Brüksel lahanasında, mısırda, brokolide ve yumurta sarısında bulunuyor.

    • Thanks 1

  12. Karpuzu sakın böyle tüketmeyin!

    karpuz ile ilgili görsel sonucu

    FARKLI YİYECEK KOMBİNASYONU VÜCUDUNUZU ZARAR VERİYOR OLABİLİR

    Günlük hayatınızda birlikte tüketmekten hoşlandığınız birçok farklı yiyecek kombinasyonu vücudunuzu zarar veriyor olabilir. Sağlığınızı ve kilonuzu olumsuz yönde etkileyen yiyecek kombinasyonlarını bu noktada önemli oluyor. İşte birlikte tüketmemeniz gereken yiyecek kombinasyonları...

    KAVUN İLE KARPUZ

    Lif bakımından oldukça zengin birer meyve olan kavun ve karpuzu, ana ya da ara öğünlerin yanında tüketmemelisiniz. Öğlen ya da öğle arası tüketebileceğiniz kavun ve karpuzu ayrı olarak tüketmeli, yanında su içmemelisiniz.

    PROTEİN VE NİŞASTALAR

    Protein ve nişasta karışımlı besinler sindirim sistemini zayıflatması ve kilo aldırması nedeniyle oldukça sağlıksız besinler arasında yer alıyor. Patates ve et tarzı menüleri çok seviyorsanız, bu kararınızı bir daha gözden geçirmelisiniz. Protein ve nişasta karışımı besinleri salata ya da sebze ile birlikte tüketmek en sağlıklı tercih olacaktır

    SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ

    Yoğurt ve peynir gibi ürünleri nişastalı ürünler ile birlikte tüketmekten kaçınmalısınız. Protein kaynağı olan sütü sağlıklı bir biçimde sindirebiliyorsanız tek başına tüketmeniz sağlıklı bir seçim olacaktır.

    YEMEKLERİN YANINDA MEYVE TÜKETMEK

    En sık yapılan hatalardan birisi de yemeklerle birlikte meyve tüketmek. Meyveyi özellikle de nişastalı ürünler ile birlikte tüketirseniz, meyve içeriğinde yer alan şeker sindirimi engelleyen, zararlı bir yiyeceğe dönüşebilir.

    FARKLI PROTEİNLER

    Sağlıklı bir biçimde beslenmek istiyorsanız her öğünde protein içeren gıdalara ağırlık vermelisiniz. Her yiyeceğin vücut içindeki görevi ve sindirimi farklı olduğu için farklı et türleri aynı menü içinde tüketilmemelidir.

    FARKLI SEBZELER

    Sebzeler her yiyecek ile uyum sağlayan birer besin türü değildir. Sebzelerin yanında tüketilmesi önerilmeyen yiyecekler arasında süt, tatlı meyveler, şeker, karpuz ve kavun yer alıyor.

    YEMEK SIRASINDA SU TÜKETMEK

    Yemek sırasında su tüketmek çok sık yapılan bir işlem olsa da oldukça sağlıksız bir işlem. Yemek sırasında tüketeceğiniz su yemek suyuna karıştığı için midenizde ağırlığa ve şişkinliğe neden olabilir.

    • Like 1
    • Thanks 1

  13. En faydalı kuruyemiş ve çekirdekler

    Ä°lgili resim

    KETEN TOHUMU

    Keten tohumu mide ve dolaşım sistemine iyi gelen muhteşem bir tohumdur. İçinde bulunan doğal hormonlar vücudunuzu göğüs ve prostat kanserine karşı korur.

    SUSAM TOHUMU

    Susam tohumu kadar fazla antioksidan içeren bir besin bulmak oldukça zor. Bu tohum kan basıncını indirerek inme, kalp krizi ve böbrek yetmezliğine karşı vücudu korur. İçeriğindeki doğal yağlar saç, tırnak ve cildi parlaklaştırır.

    BADEM

    Yemeklerden önce yenilen badem tokluk hissi yaratarak kilo almanızı engelleyebilir. Diyabetli hastaların kalp ve damar hastalığı riskini azaltır.

    CEVİZ

    Dünya çapında popüler olan ceviz kalp hastalıklarını ve prostat kanserini önler. Yaşa bağlı hastalıkların belirtilerini en aza indirger.

    AY ÇEKİRDEĞİ

    Kas ve kemik dokusuna iyi gelen bu tohum antioksidan, mikrop öldürücü ve iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Bronşit ve akciğer hastalıklarını önlemeye de yardımcıdır.

    ANTEP FISTIĞI

    Kuruyemişler arasında en az yağ oranına sahip fıstık atıştırmalık olarak yendiğinde iştahınızı bastırarak kilo vermenizde yardımcı olur.

    KAJU

    Bol miktarda demir içeren kaJu kansızlık sorunu yaşayan insanlar için harika bir kuruyemiş. Aynı zamanda vücudu gribe karşı korur ve çabuk yorulmanızı engeller. Diyabetli hastaların kan şekerini düzenlemeye de yardımcıdır.

    FINDIK

    Yüksek oranda B vitamini içeren fındık kemikleri ve kasları güçlendirir, bağışıklık sistemini destekler.

    YER FISTIĞI

    Yer fıstığı vücudumuzu çevresel toksinlere karşı koruyarak yaşlanma izlerini geciktirir. Diyet yapanlar içinde kısa zamanlı iştahı kapattığı için yemek yerine iyi bir alternatiftir.

    CHİA TOHUMU 

    Chia tohumu dolaşımı ve dayanıklılığı arttırır. Kalbe ve damarlara iyi gelen bu tohum kolesterol seviyelerini düşürür. İçeriğindeki B vitamini cilt hastalıklarına karşı savaşır.

     

     

    • Thanks 1

  14. Bu karışımla vücudunuzu yağlardan arındırın!

    Bu karıÅımla vücudunuzu yaÄlardan arındrın!

    MAYDANOZ LİMON KÜRÜ: 

    Hem karaciğer temizliği hem sivilcelerinize iyi gelecek olan, aynı zamanda yağ yakan özelliğiyle mucize bir içecek tarifi. 

    Malzemeler: 

    2 avuç dolusu saplarıyla maydanoz (15 dal ) 
    1 büyük çay bardağı içme suyu 
    1 limonun suyu

    HAZIRLANIŞI: 

    Saplarıyla maydanoz ve su blenderden geçirilir. Üzerine 1 adet sıktığımız limonun suyu ilave edilir. Bu karışım sabahları kahvaltıdan 15-20 dakika önce içilir ve 15 gün devam edilir. 15 gün sonra yağları yakan maydanozlu limon kürüne 3-5 gün ara verilir. Sonra tekrar 15 günlük kür daha maydanozlu limon kürüne devam edilir. Maydanoz ve limonun tansiyon düşürücü bir özelliği olduğu için tansiyon hastalarına önerilmemektedir.

    ZENCEFİLLİ KOKTEYL: 

    Malzemeler: 

    1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil 
    1 salatalık 
    1 limon 
    1-2 nane yaprağı 
    700 ml su 

    Hazırlanışı:

    Salatalığı soyun ve ince ince dilimleyin. Sonra limon, lime ve zencefili de aynı şekilde dilimleyin. Bütün malzemeleri 2 litre suya nane yapraklarıyla birlikte ekleyin. Gece boyunca buzdolabında bekletin. Her gün 3 bardak, özellikle sabahları aç karnına ve yemeklerden önce içebilirsiniz.

    ELMALI SMOOTHİE: 

    Elma, hücrelerin emilebilir yağ miktarını azaltır. Ayrıca yağ yakımına da ciddi biçimde yardımcı olur. 

    Malzemeler: 

    1 su bardağı ev yapımı yoğurt 
    Rendelenmiş 1 elma 
    1 yemek kaşığı bal 
    Yarım su bardağı badem 
    Biraz tarçın 
    Yarım litre yağsız süt

    HAZIRLANIŞI: 

    Malzemelerin hepsini blender yardımıyla karıştırdıktan sonra sağlıklı içeceğiniz tüketmeye hazır hale geldi bile. Beş dakikada hazırladığınız bu içecekle hem sağlıklı hem fit olmanın tadını çıkarın.

    CHİA VE LİMONLU İÇECEK:

    Birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılan bu doğal içecek soğuk algınlığından korunmaya yardımcı oluyor, vücudu temizliyor ve yağ birikimini önlüyor. Bu nedenle dünyada çok sayıda kişi bu içeceği günlük beslenmelerine dahil etti. 

    Malzemeler:

    Limon suyu (1/2 adet limondan) 
    Chia tohumu (1 yemek kaşığı) 
    Bal (1 yemek kaşığı) 
    Su (1,5 su bardağı)

    HAZIRLANIŞI:

    Öncelikle chia tohumlarını en az 1 saat suda bekletmeniz gerekiyor. Chia tohumları suyu emince, içindeki lifler nedeniyle jelimsi topak görünümünü alacak. Ardından tüm malzemeleri mutfak robotuna koyup iyice karıştırın. İşte hepsi bu. Yağ yakıcı içeceğiniz hazır. Bu lezzetli içeceği her gün sabahları tüketmelisiniz. Böylece metabolizmanız hızlanacak, daha hızlı ve etkili şekilde kilo vereceksiniz.

    YAĞ YAKICI KAHVE: 

    Malzemeler:

    1 su bardağı süt 
    1 adet çubuk tarçın 
    1 tatlı kaşığı gold veya klasik kahve 

    Hazırlanışı: Yağ yakıcı kahve için kullanacağımız sütü mutlaka geceden hazırlıyoruz, buna dikkat etmelisiniz. Geceden sütü ve çubuk tarçını küçük bir tencereye alıp kısık ateşte kaynatıyoruz. Bunu yapmamızın amacı, tarçının özlerini iyice süte bırakmasını sağlamaktır. Süt bir taşım kaynadıktan sonra ocaktan indiriyoruz ve sabaha kadar içinde tarçını da bırakıp bekletiyoruz.

    KARIŞIK DETOKS İÇECEĞİ: 

    Özellikle göbek bölgenizdeki yağları eritecek olan bu detoks içeceğinden vazgeçemeyeceksiniz. 

    Malzemeler:

    1 kase kadar ananas 
    1-2 yaprak ıspanak 
    1 adet yeşil elma 
    1 bardak soğutulmuş yeşil çay 
    1 parça zencefil 
    1 bardak hindistan cevizi suyu 
    1 kaşık limon suyu 
    2 çay kaşığı Bal 
    Yarım salatalık 
    6-8 yaprak taze nane

    HAZIRLANIŞI:

    Malzemeleri tek tek sıvı hale gelene kadar robotta öğütün ardından içine balı ve naneyi ekleyin. Sıvı hale gelene kadar karıştırın. Afiyetle için.

    HIZLI YAĞ YAKICI ÇAY:

    Bu çayla tüm yağlarınızdan arınmanız mümkün. 

    Malzemeler:

    4 su bardağı kadar su 
    2 adet limon 
    2 adet greyfurt 
    2 yemek kaşığı bal 
    Biraz nane yaprağı 

    Hazırlanışı: 4 Su bardağı kadar suyumuzu tencerenin içerisine koyarak, içine limon ve greyfurtu ikiye bölerek ilave ediyoruz. Bu şekilde yaklaşık olarak 10 dakika kadar kaynattıktan sonra, süzdürerek servise hazır hale getiriyoruz. İçerisine tatlandırmak için bal ve nane yaprağı ilave ederek, yemeklerden sonra 1 bardak olmak üzere günde 3 kez tüketin. Vücutta yağ yakıcı özelliği bulunan bir içecek.

     

    • Thanks 1

  15. Orucunuzu ballı su ile açarsanız

    bal ile ilgili görsel sonucu

    Ramazan boyunca sağlığınız için vücudunuzun dengesini bozmadan devam etmeniz lazım. Bunun için uzmanların birbirinden önemli uyarıları ve önerileri var; iftarı balla açmak gibi...

    İşte bu dönemde organik bal tüketmek hastalıklara karşı tam bir kalkan görevi görecektir. Balın gurmesi olarak bilinen Ahmet Bağran Aksoy, Ramazan ayında değişen beslenme yöntemini dengeleyecek şeyin bal olduğunu söylüyor.

    "TOKLUK HİSSİ VERİYOR, METABOLİZMAYI DENGELİYOR"

    Ramazan'ın gelmesiyle sindirim sistemimizin ve midemizin farklı çalıştığını belirten Aksoy, balın bu dönemde sindirimi kolaylaştırdığının altını çiziyor. Sindirim sistemini düzenleyen bal aynı zamanda metabolik stresi de azaltıyor.

    Bal, karaciğerden toksinlerin temizlenmesine de yardımcı oluyor bunun yanı sıra sahur sebebiyle değişen uyku düzenini de yoluna koyuyor.

    "ORUCUNUZU BALLI SU İLE AÇABİLİRSİNİZ"

    Ahmet Bağran Aksoy: "İnsanlar iftar sofrasında kola ve hazır içecekler tüketiyor, bunun yerine bal şerbeti ile oruç açmak mideyi rahatlatacaktır. Boş mideye alınan ham bal, mide asidini nötralize ediyor. Balın kabızlığı giderdiği, vücuttaki kanı temizlediği, damarları genişlettiği ve kan dolaşımını kolaylaştırdığı, kalbi güçlendirdiği, yağ hazmını kolaylaştırdığı biliniyor.

    Sahurda 2 tatlı kaşığı balı mutlaka yemek gerekiyor. Balı çaya ekleyebilir böylece gün boyunca susuzluğu önleyebilirsiniz. Ilığa yakın suya 2 tatlı kaşığı bal koyarak hazırladığınız bal şerbeti ile bağırsak hareketlerini arttırıp vücut şişkinliğinizi üzerinizden atabilirsiniz.'' diyor.

    • Like 1
    • Thanks 1

  16. Kabızlığın nedenleri nelerdir?

    kabızlık nasıl geçer ile ilgili görsel sonucu

    Özellikle Ramazan ayında ortaya çıkan ve doğru beslenilmediğinde kişiye sıkıntılar yaşatan kabızlığın bilinmeyen nedenlerini ve kabızlıktan korunmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hacı Ömer Aycan anlattı

    Öncelikle kabızlık kavramının doğru olarak tanımlanması gerektiğini belirten Op. Dr. Hacı Ömer Aycan, 'Büyük tuvalet alışkanlığı herkes için farklıdır. Bazı insanlar her gün bir kez, hatta bundan daha fazla büyük tuvaletlerini yaparken; bazıları da iki üç günde bir yapabilir.

    Düzenli olarak haftada üç defadan az büyük tuvaletinizi yapıyorsanız, muhtemelen bağırsak hareketiniz yavaşlamıştır.

    Kabızlık problemi yaşıyor olduğunuzu söyleyebilmek için bağırsak hareketlerinin yanı sıra, sert ve kuru dışkı gibi diğer belirtileri de göz önünde bulundurmanız gerekir.

    Yaşlandıkça bağırsak hareketlerinizin azalmasıyla birlikte kabızlık problemi yaşama ihtimaliniz de artar. Aynı şekilde hamilelik de kabızlık problemlerinin en sık görüldüğü dönemlerin başında gelir. Hamilelik hormonları sindirimi yavaşlatır ve bağırsak kaslarınızın sisteminizdeki atıkları hareket ettirmesini zorlaştırır.

    Hamileliğin ilerleyen evrelerinde büyüyen bebeğiniz, bağırsaklarınıza baskı yapabilir; bu da kabızlık yaşamanıza neden olur. Kabızlık probleminiz 1 haftadan daha fazla süredir devam ediyorsa sorununuzun daha uzun sürmesine engel olmak için mutlaka hekiminize başvurun.

    Çünkü uzun süreli tedavi edilmeyen kabızlık, hemoroid başta olmak üzere pek çok probleme neden olabilir.

    Mevcut kabızlığınızı gidermek için hekiminizin önereceği beslenme programını uygulamalısınız. Daha fazla meyve, sebze ve kepekli tahıllar yiyin. Bu gıdalar lif bakımından yüksektir ve düzenli olarak bu gıdaları tüketirseniz kabızlık problemiyle karşılaşma riskiniz azalır.

    Özellikle kuru erik, bağırsağı düzenleme konusunda iyi bir yardımcıdır. Diyetiniz değişmesine rağmen hala kabızsanız, doktorunuzla konuşun. Takviyeler, dışkı yumuşatıcıları veya laksatifler kullanmanız gerekebilir. Kabızlık vücutta tehlikeli toksinlere neden olmaz.

    Dışkıdaki toksinlerin vücudunuzu zehirleyerek sizi hasta ettiği yıllardır süre gelen bir efsanedir; ancak uzun süreli kabızlık, diyabet, az çalışan tiroid, irritabl bağırsak sendromu veya kolon kanseri gibi başka bir hastalığın habercisi olabilir.

    Bu nedenle göz ardı edilmemelidir. Özellikle dışkıda kan ve bilinmeyen kilo kaybı zaman kaybetmeden dikkate alınması gereken belirtilerdir.

    Antidepresanlar ve güçlü ağrı kesiciler kabızlık probleminin artışına neden olabilir. Aynı şekilde gereğinden fazla laktasif tüketmek de bağırsak kaslarınızın normalden daha fazla çalışmasına neden olur.

    Kabızlık problemi yaşamamak için kullanacağınız ilaçlar ve diyet programını mutlaka hekiminize danışarak düzenleyin' açıklamasında bulundu.

     

    • Thanks 1

  17. Uzmanlar açıkladı! Her gün yumurta yerseniz

    Uzmanlar açıkladı! Her gün yumurta yerseniz...

    Günde bir yumurta tüketmek, inme riskini yüzde 26 azaltabiliyor. Günde bir yumurta yiyen kişinin, kalp damar rahatsızlıklarına yakalanma riskinin hiç yumurta yemeyenlere kıyasla daha düşük olduğu belirtildi.

    Çin ve İngiltere'den bir grup araştırmacı, yumurta tüketimi ile kalp damarrahatsızlıkları, iskemik kalp hastalığı, başlıca koroner rahatsızlıklar, hemorajik ve iskemik inme arasındaki ilişkiyi inceledi. Çalışmada, Çin'de 10 farklı coğrafi bölgeden, 30-79 yaşlarında, yaklaşık yarım milyon (512 bin 891) yetişkin ile yürütülen araştırmadaki veriler kullanıldı.

    Seçilen katılımcılara ne kadar sıklıkla yumurta tükettikleri soruldu ve bu kişiler, hastalık ve ölüm oranları incelenmek üzere takibe alındı. Yeni çalışma için araştırmacılar, kanser olmayan, kalp damar rahatsızlığı veya şeker hastalığı bulunmayan 416 bin 213 katılımcı üzerinde yoğunlaştı. Bu gruptaki ortalama 8-9 yıllık takip sonucunda, toplam 83 bin 977 kalp damar rahatsızlığı vakası ve 9 bin 985 kalp damar rahatsızlığından kaynaklı ölümün yanı sıra 5 bin 103 koroner rahatsızlık kaydedildi.

    Çalışma döneminin başında katılımcıların yüzde 13,1'inin her gün en az bir yumurta tükettiği ve yüzde 9,1'inin hiçbir zaman ya da çok nadir yumurta tükettiği bildirildi.Sonuçlar, yumurta tüketmeyen kişilerle karşılaştırıldığında, günlük yumurta tüketiminin genel olarak daha düşük kalp damar rahatsızlığı riski ile ilişkili olduğunu gözler önüne serdi

    KALP HASTALIĞI RİSKİ YÜZDE 12 DAHA DÜŞÜK!

    Özellikle günde en az bir yumurta tüketenlerin, yüksek gelirli ülkelerle karşılaştırıldığında Çin'de daha yaygın olan hemorajik inme geçirme riskinin yüzde 26, hemorajik inme sebepli ölüm riskinin yüzde 28, kalp damar rahatsızlığı riskinin de yüzde 18 daha düşük olduğu görüldü. Diğer yandan "asla / nadiren" yumurta tüketenler kategorisine kıyasla günlük olarak yumurta tüketen kişilerin, kalp kasının, çeşitli nedenlerle beslenememesi sonucu ortaya çıkan iskemik kalp hastalığı riskinin yüzde 12 daha düşük olduğu belirtildi.

    İskemik inme, inmelerin çoğunluğunu oluştursa da Çin'deki hemorajik inme oranı hala yüksek gelirli ülkelerdekinden daha fazla.Yumurta, yüksek kaliteli protein, birçok vitamin, fosfolipid ve karotenoid gibi biyoaktif bileşenleri de içeriyor. Yumurta yemenin sağlık üzerindeki etkilerini araştıran daha önceki çalışmaların çoğunun sonucunda yumurta tüketimi ile koroner kalp hastalığı veya inme arasında önemsiz ilişkiler bulunmuştu.

    • Thanks 1

  18. Bel bölgesindeki yağlanma bakın neyin habercisi

    Bel bölgesindeki yaÄlanma bakın neyin habercisi...

    Hollanda'da yürütülen bir araştırma, bel ve karın bölgesindeki yağlanmanın D vitamini eksikliğine işaret ettiğini ortaya koydu.

    Leiden Üniversitesinden Rachida Rafiq ve ekibinin yürüttüğü obeziteyle ilgili verilere dayanarak hazırlanan çalışmada, karın çevresindeki yağlanma ile D vitamini eksikliği arasında güçlü bir ilişki olduğu belirtildi. Rafiq, çalışmada elde edilen bulgulara göre, daha çok bel ve göbek bölgesinde yağlanması olan kişilerin D vitamini eksikliği riskiyle karşı karşıya olduğunu, bu kişilerin kan testiyle D vitaminine baktırması gerektiğini söyledi.

    D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNİN...

    Araştırma sonuçlarının bu hafta İspanya'nın Barselona kentinde yapılacak Avrupa Endokrinoloji Derneğinin toplantısında değerlendirileceği belirtildi. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalar vücuttaki D vitamini eksikliğinin glukoz (şeker) dolaşımı ve insülin seviyeleri üzerine etkili olduğunu gösteriyor.

    • Thanks 1

  19. Ege Üniversitesinde Akciğer Kanserini Nefesle Teşhis Edebilen Sistem Geliştirildi

    ege-uni-aa

    Ege Üniversitesi (EÜ) önderliğinde yapılan bilimsel çalışmayla akciğer kanserini nefes yoluyla tespit edebilen biyomedikal cihaz geliştirildiği, cihazın ilk testlerde hastalığı yüzde 80 oranında belirleyebildiği belirtildi.

    Ege Üniversitesinden yapılan açıklamaya göre, Ege Üniversitesi Solunum Hastalıkları Araştırma Merkezi bünyesinde, İzmir’deki diğer üniversitelerden de bilim insanlarının katılımıyla yürütülen Milli Biyomedikal Cihaz Projesi’nde
    başarılı sonuçlara ulaşıldı.

    HASTALIKLI VE SAĞLIKLI İNSANLARIN NEFESLERİ FARKLI

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Proje Koordinatörü EÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Pelit, soluk havasında 3 bin 500’ün üzerinde bileşik bulunduğunu, uçucu örnek bileşiklerin metabolik reaksiyonlar sonucunda insan nefesine geçtiğini, hastalıklı ve sağlıklı insanların nefeslerindeki oranların da değişiklik gösterdiğini kaydetti.

    Nefes yoluyla hastalık tespitinin çok eski tarihlere dayandığını ifade eden Pelit, şu bilgileri verdi:
    “MÖ 400’lü yıllarda hekimlerin öğrencilerine hastaların nefesini koklayarak teşhiste bulunmayı önerdiğini görüyoruz. Biz ise burada nefesin parmak izini çıkarıyoruz. Normalde yapılan çalışma hastadan biyopsi yoluyla doku alınmasına dayanıyor. Bu biyopsiyi sürekli alma şansınız yok. Hastalığı daha kötüleştirebiliyor ve bazı riskler taşıyor. Biz ise uçucu organik bileşiklere
    bakarak hasta mı değil mi diye bir ön tanı yapmak istiyoruz. Çünkü günümüzde yapılan bazı testler çok doğru sonuçlar veremeyebiliyor. Dolayısıyla biz nefes testi ile kişinin hasta olup olmadığını çok daha öncesinden tespit edebileceğiz.”

    “YÜZDE 80’E ÖN TANI KOYABİLİYORUZ”

    Akciğer kanserinin çok geç teşhis edildiğini ve hastaların tedavi şansını yitirebildiğini bildiren Pelit, kullanılan cihazların ise yurt dışından yüksek maliyetlerle karşılanabildiğine işaret etti. Pelit, örnek alma ve örnek toplama kısımlarının da çok maliyetli
    olduğuna değinerek, şunları söyledi:

    “Biz bu kısmı tamamen yerli olanaklarla yapıyoruz. TÜBİTAK destekli projemizle yaptığımız ilk uygulamaların sonuçları umut vaat edecek düzeyde. Akciğer kanseri olan ve olmayan kişilerin tespit edilmesi konusunda yüzde 80’e yakın bir oranda kişiye hastadır veya değildir diye ön tanı koyabiliyoruz. Çalışmamız tamamlandığında belki de toplumda bir tarama yaparak akciğer kanserini çok önceden, belirti vermeden teşhis etme şansımız olacak. Çalışmamız ürüne dönüşme aşamasına geldi. Bu ürünü ülke ekonomisine kazandırmak istiyoruz.”

    “BAŞKA PROJELER DE VAR”

    EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuncay Göksel da farklı bilim dallarının bir araya gelmesinin başarıyı da beraberinde getirdiğine dikkati çekerek, şu bilgileri aktardı:

    “Solunum hastalıkları ve akciğer kanserinin erken tanısında girişimsel olmayan tanı ve izlem biomarker geliştirmek üzereyiz. Bunun için özel cihazlar tasarladık. Solunum hastalıkları konusunda akıllı cihazlar üretmek için başka projelerimiz de var.”

    Yeni cihaz konusunda çalışma yürüten akademisyenleri ziyaret eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak da dünyada henüz araştırma düzeyinde olan bir yöntemin hayata geçirildiğini, kan ve doku örneği almadan kanser teşhisine imkan sağlanacağını, Kalkınma Bakanlığının projeyi desteklemesi konusunda girişimlerde bulunacaklarını ifade etti.

    • Like 1
    • Thanks 1

  20. Her gün 1 bardak pancar suyuiçerseniz... Öyle bir faydası var ki!

    pancar suyu ile ilgili görsel sonucu

    HAREKET ETMELİSİNİZ

    Harvard'da yapılan araştırmalara göre, yüksek tansiyon Amerika'daki ölümlerin yüzde 15'inden fazlasında aktif rol oynuyor. Ayrıca yüksek tansiyon, kalp krizi ve felç gibi önde gelen ölüm nedenlerinin yanı sıra anevrizmalar, kognitif düşüş ve böbrek yetmezliği riskini de artırır. Hipertansiyon, genelde orta yaş üzeri kişilerde görülen bir hastalıkken malesef günümüzde gençlerde de görülmeye başlandı.

    Obezite sınırına dayanan fazla kilolar, hareketsiz yaşam, kötü beslenme ve stres bu durumun sebepleri arasında yer alıyor. İlaç kullanımı tansiyonu düşürürken, bacak krampları, baş dönmesi ve uykusuzluk gibi yan etkilere neden olabilir. Neyse ki hipertansiyonu doğal yöntemlerle azaltmak mümkün. Unutmayın, her kişi önce kendisinin doktorudur. İşte önerilerim:

    HER GÜN BİR BARDAK

    Yapılan araştırmalar pancarın, içeriğinde bulunan nitrik oksit adlı madde sayesinde damar esnekliğini artırdığını ve kan dolaşımını rahatlattığını gösteriyor. Pancarın damarlar üzerindeki bu etkisi, damar sertliği ve tıkanıklığı gibi hayati risk taşıyan hastalıkların seyrini yavaşlatmada faydalanılması gerekenler listesinin ilk sıralarına pancarın adını yazdırıyor. Yüksek tansiyon hastalığıyla mücadelede pancarın etkisi artık biliniyor. Yapılan araştırmalara göre her gün bir bardak pancar suyu tüketmek, takip eden 24 saat boyunca tansiyonunuzun düzenli seyretmesine yardımcı oluyor.

    TUZU AZALTIN

    Düzgün beslenme, yüksek tansiyonla savaşmada çok etkili bir silahtır. Yüksek tansiyonun en yaygın nedenlerinden biri de vücuttaki sodyum fazlalığıdır. Sodyum alımınızı azaltmak yüksek tansiyonu düşürmede atacağınız ilk adımdır. Bu sebeple beslenmenizde daha az tuz tüketmeye özen gösterin.

    DİYETLE TANSIYONU ÖNLEYİN

    Türkçe'ye 'Hipertansiyonu durdurmaya yönelik besinsel yaklaşımlar' olarak çevirebileceğimiz DASH diyeti, tam tahıllar, yağsız et ve az yağlı süt ürünleri içeren dengeli bir beslenme düzenidir. Ayrıca, diyetinize dahil edebileceğiniz çok yararlı besinler var. Somon gibi soğuk su balıkları, yüksek tansiyonu düşürmeye ve kalp krizi riskini azaltmaya yardımcı, Omega-3 yağ asitleri bakımından oldukça zengindir. Tam yulaf ve börülce, kan damarlarını rahatlatan ve yüksek tansiyonu düşüren magnezyum zengini gıdalardır. Kereviz ise atardamar duvarlarını rahatlatmaya yardımcı ftalit adlı besin maddesini içerir.

    GÜNDE 10 BİN ADIM ATIN

    Aşırı kilolu olan kişilerin yaklaşık yüzde 40'ında yüksek tansiyon görülür. Genç hipertansiyon hastalarının ise yaklaşık üçte biri fazla kiloludur. Fazla kilonun kan basıncı üzerinde de olumsuz etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle ideal kiloda olmak tansiyonu dengeleyen bir faktördür. Sürekli hareket halinde olmak kan basıncını düzenler. Bu nedenle günde 10 bin adım kuralına uyacak şekilde hem sağlıklı kişilerin, hem de tansiyon hastalarının hareket etmesi önemlidir.Düşük bir tansiyona sahip olmak için haftanın çoğu günde en az 30 dakika güçlü bir kardiyo egzersiz yapın.

    DERİN NEFES STRESİ AZALTIR

    Yavaş nefes alma, yoga ve meditasyon gibi uygulamalar, kan basıncını yükselten stres hormonlarını azaltır. Tansiyonu düşürmek için sabah ve akşam beş dakika nefes egzersizi yapmayı deneyin.

    POTASYUM ALIN

    Son yıllarda potasyumun yüksek tansiyon riski üzerindeki etkisini inceleyen bilim adamları, potasyum eksikliğini de bu listeye dahil ettiler. ABD'de bulunan Brigham Kadın Hastalıkları Hastanesi'nde görevli doktorlar, deney farelerini belirli bir süre boyunca düşük potasyumlu bir diyetle beslemişler ve sürenin sonunda, farelerin büyük kısmında yüksek tansiyona rastlanmış. Bu durumda potasyumdan zengin meyve ve sebzelerin tüketilmesi, tansiyonu doğal yollarla düşürmenin önemli bir parçasıdır. Günde 2 bin-4 bin mg. potasyum hedeflemeyi deneyin. Potasyum bakımından zengin ürünlerin en iyi kaynakları arasında tatlı patates, domates, portakal suyu, patates, muz, barbunya, bezelye, kavun, kuru erik ve kuru üzüm gibi meyveler bulunur.

    TANSİYON DOSTU BİTTER ÇIKOLATA

    Koyu çikolata çeşitleri, kan damarlarını daha elastik yapan ve düşük tansiyon riskini artıran flavanoller içerir. Bir çalışmada, her gün bitter çikolata yiyen hastaların yüzde 18'inde kan basıncını azalttığı görüldü. Tükettiğiniz çikolatanın en az yüzde 70 oranında kakao içerdiğinden emin olun.

    KLASIK MÜZİK DİNLEYİN

    İtalya'nın Floransa Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre sakin müzikler dinlemek tansiyonu düşürmenize yardımcı olabilir. Özellikle klasik müzik dinlemeyi tercih edin.

    SEBEP MESAİ

    Çalışma saatlerinizi kontrol edin. Kaliforniya Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma; haftada 41 saatten fazla çalışmanın, yüksek tansiyon riskini yüzde 15 artırdığını gösterdi.

    YÜKSEK TANSİYONLU KİŞİLERIN EN SIK YAPTIĞI HATA İLACI BIRAKMAK!

    Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, ciddiye alınması gereken tıbbi bir hastalıktır. Maalesef yüksek tansiyonu olan kişiler çoğu zaman hastalıklarıyla doğru düzgün mücadele etmeyi ihmal ediyorlar. Eğer kendinizi kötü hissetmiyorsanız iyi olduğunuzu düşünmeniz doğaldır ama yüksek tansiyonu olan kişiler için bu geçerli değildir.

    İyi hissediyor olmanız sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Bu, hiçbir şekilde tansiyon ilaçlarını bırakmak için bir bahane olamaz. İlaç tedavisini bırakmak için doğru zamanı yalnızca doktorunuz söyleyebilir. Yüksek tansiyonu olan kişiler bazen, aldıkları ilacın bütün sorunu çözdüğünü ve tansiyonlarını düşürmek için başka önlemler almalarına gerek olmadığını düşünebiliyor. Hipertansiyon ilaçları, tansiyonu düzenlemedeki unsurlardan sadece bir tanesidir.

    KAHVE TÜKETİRKEN DİKKAT!

    Çok fazla kafein tansiyonu yükseltebilir; kafeinsiz kahve tüketin. Bilim adamları kafeinin kan basıncı üzerindeki etkilerini uzun zamandır tartışıyorlar. Bazı çalışmalar kafeinin hiçbir etkisi olmadığını gösterdi. Ancak Duke Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, 500 mg. kafein tüketiminin (kabaca üç fincan kahve) kan basıncını 4 mmHg kadar artırdığını ve bu etkinin uyuma zamanına kadar sürdüğünü buldu.

    Zengin demir içeriği 
    Pancar suyunun kanı soğutucu etkisi bulunmaktadır. Zengin demir içeriği sayesinde de kan yapıcı etkisi mevcuttur. Kanı soğutma etkisi gösteren pancar suyunun, damarları temizlediği ve kanı temizleyici etkisi olduğu bilinmektedir.

    En doğal detoks suyu 
    Zengin antioksidan içeriğine sahip olan pancar suyunun, vücuttaki toksinleri attığı bilinmektedir. Bu nedenle pancar suyu en dğal detoks suyu olarak tercih edilmektedir.

    Tümörleri yok ediyormuş 
    Pan car suyu içerisinde bulunan betasiyan maddesinin tümör gelişimini engellediği bilinmektedir.   Pancar suyunun tüm kanser hücreleri üzerinde tedavici edici özelliği bulunuyor.

    Doğumdaki kusurları yok ediyor 
    Hamilelikten sonra düzenli olarak tüketilen pancar suyunun tüm doğum kusurlarını yavaş yavaş iyileştirdiği belirtiliyor.

    Kabızlığı gideriyor 
    Sindirime yardımcı olan pancar suyunun kabızlığı hızlı bir şekilde azalttığı biliniyor. İçeriğindeki zengin lif yapısı sayesinde hızlı bir şekilde kilo vermenize yardımcı oluyor.

    Kemik erimesini önlüyor 
    Pancar suyu,  kemikleri güçlendirerek osteoporoz yani kemik erimesine yakalanmayı önler.

    Karaciğeri temizleme özelliği 
    Karaciğer temizlemeye özelliği bulunan pancar suyunu özellikle sigara içenlerin her gün bir bardak tüketmesi gerekiyormuş.

    Saçların dökülmesini önlüyor 
    Saç dökülmesi potasyum  ve çinko eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Vücuttaki potasyum eksikliği saç dökülmesini tetikler. Pancar suyu, iyi bir potasyum kaynağı olduğu için saç dökülmesini önler. Ayrıca saçların çabuk uzamasına da yardım eder.

    Kırmızı pancar suyu zayıflatır mı?

    Kırmızı pancar suyunun içerisinde bolca lif barındırdığından bahsetmiştik. İçerisinde bolca lif ve mineral barındıran pancar suyu sağlıklı bir şekilde zayıflamanıza yardımcı olacaktır.  Ancak pancar suyunun yağ yakıcı ve zayıflatıcı etkisinden faydalanmak için her gün düzenli olarak tüketmek gerekmektedir.

    Kırmızı pancar nasıl tüketilmeli?
    Kırmızı pancar nasıl tüketilmeli sorusu internet ortamında sürekli olarak aranılan ve haliyle de merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Kırmızı pancar nasıl tüketilmeli sorusunun cevabı oldukça basit. Kırmızı pancarı katı meyve  sıkacağı makinesinde, kırmızı pancar turşusu olrak veya salatalara ekleyerek tüketebilirsiniz. 

    Ancak kırmızı pancarın en sağlıklı hali hiçbir işlem görmeden katı meyve sıkacağına atılarak suyunun tüketilmesidir.  Bu şekilde tüketilen pancar suyunun sağlık açısından maksimum fayda sağladığı bilinmektedir. 

    Pancar sebzesinin aynı zamandan da yapraklarından da faydalanabilirsiniz. Pancarın yaprakları da en az pancar suyu kadar sağlığımıza faydalar sağlar. Hatta pancar suyu yaptığınızda pancar yapraklarınında suyunun  içerisine atmanız, sağlığınıza maksimum fayda sağlayacaktır. 

     

    • Thanks 1

  21. Rekorlar kitabına girecek kadar uzun yaşamın sırrı!

    Rekorlar kitabına girecek kadar uzun yaÅamın sırrı!

    Uzun yaşamanın sırrı genetik faktörlere bağlı olsa da aslında yaşam koşullarımızı iyileştirdiğimiz sürece hem sağlıklı hem uzun yaşamanın keyfine varabiliriz. Uzun yaşamları ile konuştuğumuz hatta rekorlar kitabına girecek kadar uzun yaşayan insanların sırları bu konuda bize yol gösteriyor. İşte 256 yıl yaşayan ve yaşamı boyunca uzun yaşamanın sırlarını araştıran Li Ching Yuen’in sırları…

    ÇİNLİ Lİ CHİNG YUEN'İN SIRRI

    Li Ching Yuen'i hepimiz uzun yaşamıyla tanıdık. 256 yaşında öldüğü iddia edilen Li, bütün hayatı boyunca uzun yaşamın sırlarını araştırdı. Bitkiler topladı ve çalışmalar yaptı. Usta Li'ye herkes uzun yaşamın sırlarını soruyordu. Ve o her zaman aynı cevabı veriyordu; "Temiz bir kalbin olsun, bir kaplumbağa gibi otur, bir güvercin kadar hayat dolu yürü, bir köpek gibi uyu..."

    Yaşadığı bölgedeki efsanelere göre, Li çocukluğunda okuma yazma öğrenmişti ve henüz 10 yaşındayken Kansu, Shansi, Tibet, Annam, Siam ve Mançurya'yı bitki toplamak adına gezdi.

    1749 yılında, 71 yaşındayken Çin ordusuna dövüş sanatı eğitmeni olarak katıldı. 23 evlilik yapan ve 200'ün üzerinde çocuk sahibi olan Li, etrafında da çok sevilen, saygı duyulan biriymiş.

    Neredeyse 40 yıl boyunca reishi mantarı, kurt üzümü, yabani ginseng, he shoo wu gibi bitkilerden oluşan bir beslenme biçimiyle yaşamını sürdürdü.

    Li'nin diğer önemli sırrı da iç huzurunu nefes teknikleriyle korumakmış. Hatta kendisi de asıl önemli olanın bu huzurlu ruh hâli olduğunu belirtiyormuş.

    Li'nin öğrencilerinden birinin iddiasına göre, Li bir keresinde kendisine Qigong (Çigong) egzersizlerini ve insan ömrünü normal sınırların çok ötesine taşımayı sağlayan yöntemlerini öğreten tam 500 yaşında bir adamla tanışmış.

    Li, Çin'in Szechuan eyaletinde 6 Mayıs 1933 tarihinde 256 yaşında vefat etmiştir. Ölüm döşeğinde son sözleri "Bu dünyada yapmam gereken her şeyi yaptım." olmuş.

    • Like 2

  22. Hafıza transferi yapıldı

    Hafıza transferi yapıldı

    Amerikalı bilim insanları, salyangozlarda Ribo Nükleik Asit (RNA) ile hafıza transferi yaptı ve yapay hafıza oluşturmayı başardı.

    Science Daily'nin haberine göre, California Üniversitesi Bütüncül Biyoloji, Psikoloji ve Nörobiyoloji Bölümünden Prof. Dr. David Glanzman ve ekibi, Aplysia olarak adlandırılan deniz salyangozları üzerinde yaptıkları çalışmada RNA ile hafızayı bir salyangozdan diğerine aktardı.

    20 SANİYE ARAYLA

    Araştırma çerçevesinde bir grup salyangoza kuyruklarından 20 saniye arayla 5 elektrik şoku verildi, bu eylem 24 saat sonra 5 kez daha tekrarlandı. Şoklar, salyangozların geri çekilme refleksini geliştirirken, elektrik verilenlere hafifçe vurulduğunda geri çekilmenin ortalama 50 saniye, kontrol grubundakilerde ise bir saniye sürdüğü gözlendi.

    Bilim insanları, elektrik şoklarından bir gün sonra salyangozların sinir sisteminden çıkarılan RNA'yı, elektrik verilmeyen 7 hayvana yerleştirdi. Bu hayvanların da elektrik verilenler gibi hareket ettiği ve geri çekilme eylemini yaklaşık 40 saniye sürdürdüğü görüldü.

    TEDAVİDE YENİ YÖNTEMLERİN ÖNÜNÜ AÇABİLİR

    Sonuçları "eNeuro" dergisinde yayımlanan araştırmanın bulgularının, travmatik hafızanın tedavisinde yeni yöntemlerin geliştirilmesinin önünü açabileceği ifade ediliyor.

    Glanzman, "Çok uzak olmayan bir gelecekte, RNA'yı alzaymır hastalığının etkilerinin giderilmesinde veya travma sonrası bozukluk tedavisinde kullanabileceğimizi düşünüyorum." ifadesini kullandı.

    • Like 1

  23. Her yemekten önce yoğurt

    Her yemekten önce yoÄurt

    ABD'de bulunan Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre günde ortalama 350 mililitre yoğurt tüketmek kalbe iyi geliyor, bağırsaklarda daha sağlıklı bir yapıya büründürüyor, kan basıncını düşürüyor ve eklem iltihaplanmasının önüne geçiyor. Yapılan araştırmada düzenli yoğurt tüketmenin etkisi dokuz hafta boyunca gözlemlenirken, uzmanlar bu etkinin tüketim süresi arttıkça katlanarak yükseleceğini kaydetti. Journal of Nutrition adlı bilimsel makale dergisinde yayımlanan arştırmada yoğurdun obeziteye karşı iyi geldiği kaydedildi.

    • Like 1
    • Thanks 1
×
×
  • Create New...