Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,388
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    228

Posts posted by Renan


  1. Sigara Erkeklerin Ömrünü 12 Yıl, Kadınların İse 11 Yıl Kısaltıyor

    Erkeklerin ömrünü 12 yıl, kadınların ise 11 yıl kısaltıyor...

    Sigara içenler sigara içmeyenlere göre daha erken ölüyor. Sigara içmek, erkeklerin yaşamlarını yaklaşık 12 yıl, kadınların yaşamlarını yaklaşık 11 yıl kısaltıyor. Sigara içmenin sadece kansere neden olmadığını, akciğerler, kalp, kan damarları, üreme organları, ağız, deri, gözler ve kemikler dahil olmak üzere vücudun hemen hemen her organında problemlere neden olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, sigaranın en ağır 9 zararı hakkında şu bilgileri verdi...

    SİGARA BEYNİMİZİ ETKİLER

    Sigaradan etkilenen organlardan biri beyindir. Sigara içmek inme geçirme olasılığını sigara içmeyen kişilere göre 2 ile 4 kat artırabilmektedir. İnme sonucunda beyinde meydana gelen travmalar sebebiyle beyinde kalıcı hasar olabilir veya ölüme neden olabilir. İnmenin beyin hasarına yol açabilmesinin bir yolu, kan damarının duvarı zayıfladığında ve bir çıkıntı oluşturduğunda beyindeki damarlarda anevrizma oluşmasıdır. Bu baloncuk daha sonra patlayabilir ve subaraknoid kanama denilen ciddi bir duruma yol açabilir.

    SİGARA KANSER EDER

    Sigaradan dolayı meydana gelen kanser oranı yüzde 30'dur. Akciğer kanseri, hem erkek hem de kadınlarda kanser ölümünün önde gelen nedenidir; tedavi etmek son derece zordur. Tütün dumanı içinde yaklaşık 7 bin kimyasal madde var ve bunların yaklaşık 70'i doğrudan kansere neden olur.

    Akciğerlerin yanı sıra, sigara kullanımı ağız larinks (ses kutusu), farinks (boğaz), özofagus (yutma tüpü), böbrek, boyun, karaciğer, mesane, pankreas, mide, kolon / rektum, miyeloid lösemi kanser türleri için de bir risk faktörüdür.

    KALP KRİZİNE YOL AÇAR

    Kardiyovasküler sistemde meydana gelen zararlar da oldukça ciddidir. Sigara içmek kanda katrandan kaynaklı plak birikmesine neden olur. Plaklar arterlerin duvarlarına yapışır ( ateroskleroz ), damarlar daralır. Bu durum kan akışını azaltır ve pıhtı atma riskini artırır. Ayrıca arterleri daraltarak kan basıncını ve kalp atış hızını arttırır. Tütün dumanındaki kimyasallar kardiyovasküler hastalıkların meydana gelmesinde önemli bir risk faktörüdür. En yaygın kardiyovasküler hastalıklardan bazıları şunlardır; Koroner kalp hastalığı, kalp krizi, kalple alakalı göğüs ağrısı. Sigaradaki karbon monoksit ve nikotin, kalbin daha hızlı atmasına sebep olur. Sigara içenlerin egzersiz yapmasını zorlaştırır.

    3 ÇEŞİT AKCİĞER HASTALIĞINA NEDEN OLUR

    Sigara içmek çeşitli akciğer sorunlarına neden olabilir. Belki de sigaradan etkilenen vücudun en belirgin kısmı akciğerlerdir. Sigara içenlerde akciğer rahatsızlıklarına daha çok rastlanır ve KOAH görülme olasılığı artar. Çoğu zaman, sigaranın neden olduğu akciğer hastalığının fark edilebilir hale gelmesi zaman alabilir. Sigaradan kaynaklanan birçok akciğer ve solunum problemi vardır. Yaygın 3 hastalık şu şekildedir:

    Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH):Zamanla kötüleşen uzun süreli bir hastalıktır. Hırıltıya, nefes darlığına ve göğüs sıkışmasına neden olur.

    Kronik Bronşit:Hava yolları çok fazla mukus ürettiğinde ve öksürüğe neden olduğunda ortaya çıkar. Hava yolları daha sonra iltihaplı hale gelir ve öksürük uzun süre kalıcı olur. Zamanla, skar doku ve mukus hava yollarını tamamen tıkayabilir ve enfeksiyona neden olabilir.

    Amfizem:Akciğerlerdeki keselerin sayısını azaltan ve aradaki duvarları parçalayan bir KOAH türüdür. Kişinin dinlenirken bile nefes alma yeteneğini ortadan kaldırır. İkinci aşamalarda, hastalar genellikle sadece bir oksijen maskesi kullanarak nefes alabilirler. Sigara içmenin yol açtığı diğer hastalıklar arasında pnömoni, astım ve tüberkülozdur.

    SİGARA İÇENLER ZOR HAMİLE KALIR

    Sigara içen kadınlarda hamile kalmak daha zordur. Hamile olduğunda sigara içen kadınlar, bebek için bir takım riskleri artırırlar. Erken doğum, düşük, ölü doğum, düşük doğum ağırlığı, ani bebek ölümü, bebek hastalıkları gibi riskler vardır.

    İKTİDARSIZLIĞA NEDEN OLUR

    Sigara, erkeklerde iktidarsızlığa neden olabilir. Çünkü penisteki kan damarlarına zarar verir. Ayrıca spermlere zarar verebilir ve sperm sayısını etkileyebilir. Sigara içen erkeklerde sigara içmeyen erkeklerden daha düşük sperm sayısı vardır.

    ERKEN YAŞLANDIRIR

    Sigara, cilde ulaşan oksijen miktarını azaltır, bu da cildin yaşlanma sürecini hızlandırır. Cildiniz 10-20 yıl kadar erken yaşlanır, özellikle göz ve ağız çevresinde kırışıklıkları 3 kat arttırır.

    VÜCUDUN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ BOZAR

    Bağışıklık sistemi vücudu enfeksiyona ve hastalığa karşı korur. Sigara içmek bunu tehlikeye atar ve Crohn hastalığı ve romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklara yol açabilir. Sigara tip 2 diyabet ile de bağlantılıdır.

    KEMİKLERİ ZAYIF VE KIRILGAN HALE GETİRİR

    İskelet sistemi sigara içmekten etkilenir. Kemikleri zayıf ve kırılgan hale getirebilir; bu da özellikle osteoporoza yatkın olan kadınlar için tehlikelidir .

    Purolar, pipolar, mentol sigaralar, çiğneme tütünleri ve diğer tütün türleri de kansere ve diğer sağlık sorunlarına neden olur. Tütün kullanmanın güvenli bir yolu yoktur.

    • Like 1

  2. Oruç tutarken 5 adımda kalbinizi koruyun

    Beş adımda kalbi ve bedeni yormadan oruç tutmak mümkün. En önemli detay ise sahurda gizli. Düzgün bir sahur öğünü ile sağlıklı bireyler; yaklaşık 17 saat süreyle, herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan oruç tutabilirler

    Özlemle beklediğimiz Ramazan ayı geldi çattı. Bu uzun günlerde oruç tutmak, elbette çok zor. Ancak doğru beslenmek; iki öğün arasında neredeyse 17 saat bulan zamanı kolaylaştırmanın tek yolu. Bilim adamları, oruç tutmanın insan sağlığı açısından ne ölçüde faydalı olduğu konusunda detaylı araştırmalar yapıyorlar. Bu araştırmalar, orucun sayısız faydasının listelenmesi ile son buluyor.
    Oruç tutarken tüm beslenme düzenimiz değişir. Özellikle uzun yaz günlerinde oruç tutuyorsanız, sadece iki öğünle sınırlı sofranızı doğru gıdalarla doldurmalısınız.
    Sağlık bilinciyle donattığınız sofralar sayesinde hem acıkmadan oruç tutabilir, hem de orucun faydalarından maksimum ölçüde yararlanabilirsiniz...

    İFTARDA VE SAHURDA YOĞURT YİYİN
    1- Oruç tutarken ne kadar kiloluysanız o kadar su tüketin:
    Su ihtiyacının daha da arttığı bu dönemde halsizlik, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı gibi etkileri önleyebilmek için iftarla sahur arasında kişiden kişiye değişen, fakat ortalama 2-2.5 litre olan su ihtiyacını mutlaka karşılamak gerekir.
    Ayrıca uzun boylu ve aşırı kiloluysanız, normale oranla daha da çok su tüketmelisiniz.
    2- Son anda 1 litre su içmeyin:
    Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da, tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir.
    Dolayısıyla son anda '1 litre su içeyim, bana yeter' demek sakıncalı olacaktır. Bu şekilde tüketilen sıvı hemen idrara dönüştürülür ve gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar.
    3- İftarda 45 dakika ara verin ve tatlıyı iftar mönünüzden çıkarın, pidetüketimine dikkat edin:
    Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar, hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olur. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın.
    Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan, kızartmadan uzak durun. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır.

    İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Bu; bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık, bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler, hastalıklara sebep olabilir.
    Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur.
    Ramazan ayında yediğiniz tatlılar, zaten oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır.
    4- Düzgün bir sahur ile 18 saat süreyle oruç tutabilirsiniz:
    Tuzlu, yağlı ve unlu gıdalardan uzak durmak, gün içindeki su isteğinizi azaltacaktır.
    Bu beslenme şekli, normal zamanlarda da uymanız gereken bir sistemi ifade eder. Sahuru, kahvaltı gibi düşünebilirsiniz.
    Besin kalitesi yüksek yumurta, peynir, kepekli ekmek tüketmek; midede sindirimleri geç olduğundan açlık hissinizi azaltacaktır. Bu gruba bir porsiyon ölçüsünde yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vb.) da ekleyebilirsiniz. Bu besinler de tok kalmanıza yardımcı olacaktır.
    Özellikle sahurda bir kase yoğurt yemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum.
    Yoğurt, adeta mucizevi bir besindir ve faydaları hakkında kaleme aldığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz.
    5- Kuru meyve tüketin:
    Besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz.
    Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden biridir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

    HASTALAR DİKKAT! 
     Tip 1 diyabeti, hamilelik diyabeti ve akut hastalığı olan diyabet hastaları oruç tutamaz. 
     İleri düzeyde kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan ve bu organların fonksiyonlarını idame ettirmek için tanımlanmış bir diyet ve ilaç kullanmakzorunda olan hastalar oruç tutamaz. 
     Uzun süren açlıkta kan şekerini normal sınırlarda tutmak için vücuttaki enerji kaynaklarından glukoz dönüşümünü sağlayan sistemlerin çalışmadığı ya dayetersiz çalışması nedeniyle hipoglisemi gelişen hastalığı olanlar oruç tutamaz. 
     Ateşli enfeksiyon hastalığı olanlar ve hastalığı/ateşi kontrol etmek için günde iki defadan fazla ilaç kullanmak durumunda olan hastalar oruç tutamaz. 
     Ameliyat veya ilaç tedavileri ile şifa sağlanmış olan kanser hastaları, doktorlarının uygun görmesi ile oruç tutabilir ancak tedavi süreci devam eden ve ilerlemiş kanser hastaları oruç tutmamalı. 
     Yüksek ateşli hastalık geçirenler, ateş kontrol altına alınana kadar oruçtutmamalı. 
     Tansiyon düşüklüğüne bağlı baş dönmesi, denge bozukluğu, düşme riski olan hastaların tansiyonları normalleşene kadar oruç tutmaması gerekir. 
     İleri derece KOAH hastalarının günde iki defadan fazla nefes rahatlatıcı ilaç kullanıyorlarsa oruç tutmamaları gerekir.

    REFLÜ VE ÜLSER HASTALARI ORUÇ TUTABİLİR Mİ?
    MIDE hastalığı olanlar, oruç tutarken mutlaka bir hekimden görüş almalı. Özellikle reflü gibi hayat kalitesini düşüren bir rahatsızlığınız varsa, iki kez dikkatli olmalısınız. Reflü hastalığının dört farklı evresi vardır. Yemek borusunun alt ucunda aside bağlı hasarlanma olup olmadığı ve bu hasarın derecesi, hastalığın aşamasını belirlemede en önemli faktördür. Reflünün en ağır evresi, D evresidir. A evresi ise en hafif aşamadır ve bu tip reflüsü olanlar, kolaylıkla oruç tutabilirler. Reflü hastalarının az miktarda ve sık beslenmeleri tavsiye edilir. Oysa Ramazan orucunda, öğün sayısı sadece ikiye düşüyor ve her ikisinde de çok fazla yemek yeniyor. Aşaması oruç tutmasına engel olmayan reflü hastaları, sahurun ardından hemen uykuya geçmemeli; hafif reflüsü olanlar en az iki, ağır reflüsü olanlar ise en az üç saat beklemeliler. Ülser şikayeti olanların, Ramazan ayından önce mutlaka hekime başvurmalarını öneriyoruz. Ülser hastaları, günde en az bir kez mide koruyucu ilaç kullanmak zorunda. Aksi taktirde ülser hastalığı ilerleyebilir ve ciddi problemlere neden olabilir. Ancak bu durum oruç tutmaya engel değildir. İlaç alım saatlerinin düzenlenmesi (sahur ve iftarda almak gibi), oruç tutmayı mümkün kılabilir.

    KİMLER ORUÇ TUTAMAZ?

     Şeker hastaları (diyabetliler)
     Kalp yetmezliği olanlar
     Kemoterapi alan hastalar
     Ağır kansızlığı olanlar
     Ağır karaciğer hastaları
     Böbrek yetmezliği olanlar
     Pankreatiti olanlar
     Aktif mide veya oniki parmak ülseri olanlar
     Midesi ameliyatla küçültülen hastalar
     İshali olanlar

    • Thanks 1

  3. Aç karnına tüketilmemesi gereken besinler

    Aç karnına tüketilmemesi gereken besinler

    Her gün onlarca haber okuyoruz ancak yine de hala sağlıklı beslenme adına doğru bildiğimiz bazı yanlışlar var. İşte bunlardan biri de günün ilk öğününde yenmemesi gerekenler. İlk bakışta anlam veremeyebilirsiniz ancak bu besinler aç karnına mide ve sindiriminizi yoruyor.

    Baharatlar

    Baharatlar açken mide mukozasına zarar verirler. Bu da sindirim sisteminde birçok soruna yol açar.

    Salatalık ve diğer yeşil sebzeler

    Çiğ sebzeler zengin amino asit kaynağıdır. Ancak boş mideyle tüketildiğinde yanma, şişkinlik ve karın ağrısına sebep olabilirler.

    Şekerleme

    Şeker yemek henüz uyanmış pankreasımızdaki insülin seviyesini bir anda yükseltir. Bu da diabete varan sorunlar yaratabilir.

    Muz

    Açken yiyeceğiniz muz kandaki magnezyum seviyesinde ani ve keskin bir artış yaratır. Bu da kalbiniz için zararlı olabilir.

    Yoğurt ve fermente süt ürünleri

    Boş mideyle yiyeceğiniz yoğurt oluşturacağı hidroklorik asitle faydalı bakterileri yok edecektir.

    Soğuk asitli içecekler

    Sabahları asitli içecekler içmek mukus dokularına zarar verip mideye giden kan akışını azaltır. Bunun sonucunda da sindirim işlemi yavaşlar.

    Domates

    Domates yüksek miktarda tanik asit içerir ve midenizin asit seviyesini artırır. Bu da gastrite sebebiyet verebilir.

    Narenciyeler

    Narenciyeler meyve asitleri açısından zengindir. Boş mideyle yenmeleri yanma ve gastrite sebep olur.

    Armut

    Armutun içindeki lifler boş midenizdeki hassas mukoza dokusunu zedeleyebilir. Sabah erken tüketmemekte fayda var.

    Mayalı hamur işleri

    Mayalı yiyecekler açken yendiğinde mide duvarınızda rahatsızlık yaratıp şişkinliğe sebep olurlar.

    • Thanks 2

  4. İncirle süt bir araya geldiğinde şifa dağıtıyor

    Ä°ncirle süt bir araya geldiÄinde Åifa daÄıtıyor

    İşte incirli sütün bir şifa olduğu hastalıklar ve kullanma formülleri..

    Kaynayan sütün içerisine 3 veya 4 tane incir atın. Daha sonra incirlerle beraber 5 dk kaynamasını sağlayın. Kaynama işlemi tamamlandıktan sonra incirli süt karışımını robottan geçirin.
    İncirler sütün içerisinde püre haline geldiğinde karışımı içebilirsiniz. En az yarım saatin sonunda kabızlık sorununa veda edeceksiniz.

    İncir, göğsü yumuşattığı için bronşit ve öksürük gibi sağlık problemlerinde balgam söktürerek rahatlatır.

    Öksürük İçin: İki su bardağı çiğ sütün içine iki tane kuru inciri doğrayıp sütü kaynatın. Yirmi dakika kadar bekletip süzün ve günde 2 defa bu sütten sıcak olarak için.

    1-2 adet kurutuşmuş inciri 2 çay kaşığı balla birlikte sıcak suda karıştırıp çay gibi içebilirsiniz. Birkaç kullanımdan sonra boğaz ağrınız ilaçsız bir şekilde iyileşecektir.

    Herhangi bir sebebten süt tüketemiyorsanız bu durumu dert etmenize gerek yok. Kuru incir meyvesi de sütün yerine geçiyor.

    İncirin içerisinde yer alan kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler.
    Bu nedenle süt içmeyen kişilere günde 3 adet kuru incir yemeleri tavsiye edilir.

    • Thanks 1

  5. Market sütlerindeki büyük tehlike!

    Market sütlerindeki büyük tehlike!

    Onkoloji Uzmanı Doktor Yavuz Dizdar, ’Sağlıklı beslenme ve gelecek’ adlı söyleşide vatandaşlarla buluştu. Sağlıklı beslenme üzerine çarpıcı açıklamalarda bulunan Dizdar, sağlıksız beslenmeye bağlı olarak kanser hastalığının artış gösterdiğini belirtti. Vatandaşların yoğun ilgisini gören Dizdar, kanser gelişimi, GDO, tarım ilacı ve endüstriyel üretim gibi konulara değindi.

    MARKETLERDEN ALDIĞIMIZ YOĞURTLAR NEDEN BOZULMUYOR?

    "İnsan yaşamını kolaylaştırmak için üretilen birçok kimyasal, üretim aşamasından tüketim aşamasına kadar, insan sağlığı ve çevre açısından küresel bir tehdit oluşturmaktadır. Dünyadaki çoğu gıda üreticisi sizlerin sağlığını düşünmüyor, onlar sadece para kazanma içgüdüsüyle hareket ediyorlar. Örneğin yoğurt; marketlerden aldığımız hazır yoğurtlar neden bozulmuyor? Düşündünüz mü? Onun dışında tarım ilacının vücuda girmesi halinde ilacın dokularda kaldığını biliyor musunuz? Bunlar insana tahmin edilenden daha çok zarar verir."

    BOZULMAYAN SÜT TEHLİKESİ!

    Günlerce bozulmayan, eskimeyen süt ve yoğurt konusunu da açıklık getiren Dizdar, "Herkesin çok iyi bildiği, ancak hiç kimsenin açıklayamadığı bir durum var; marketlerden alınan sütler ve yoğurtlar açıldıktan sonra bir türlü bozulmuyor. UHT teknolojisiyle 'steril' edildiği söylenen ambalajlı kutu sütler, kapağını açsanız bile bir ay kadar bozulmadan kalabiliyor.

    3 GÜNDEN İTİBAREN BOZULMUYORSA DİKKAT!

    Aynı şey sanayi tipi üretilen yoğurtlar için de geçerli. Oysa 'günlük' etiketiyle satılan sütlerde durum böyle değil, üç gün içerisinde tüketmek durumundasınız, yoksa kesiliyor. Ama nasıl oluyorsa UHT teknolojisiyle üretilmiş sütlere ve yoğurtlara bir şey olmuyor.

    KAYMAK SANDIĞINIZ ŞEY…

    Hatta hazır yoğurdun üstünde olan kaymak sandığınız şey kaymak değil, sonradan üstüne konulan bir tabaka. Bunlar insan sağlığına zararlı olan üretimler, hazır yoğurt ve süt tüketmeyin. Elinizden geldiğince mahalle sütçülerine sahip çıkın" diye konuştu.

    • Thanks 1

  6. Gece yediğinizde vücudunuza faydalı olan süper besinler

    Gece yediÄinizde vücudunuza faydalı olan süper besinler

    Beslenme ve diyet uzmanları genellikle günün belirli saatlerinden itibaren yemek yeme alışkanlığının bırakılması gerektiğini söylerler. Ancak birazdan açıklayacağımız yiyecekler gece tüketildiğinde sağlığımıza çeşitli faydalar sağlıyor.

    Üstelik bu yiyecekler gece tükettiğinizde dümdüz bir karna sahip olmanıza yardımcı oluyor.

    Zeytinyağı

    Sızma zeytinyağında bulunan oleik asit gibi yağ asitleri vücudunuzda özellikle karın bölgesinde bulunan daha dayanıklı ve parçalanması zor olan yağların parçalanmasına yardımcı olur.

    Gece yatmadan önce içeceğiniz bir kaşık zeytinyağı ile karın yağlarının erimesini sağlamanın mümkün olduğu söyleniyor.

    Domates

    Domatesi çoğu insan sever ve bir miktar protein ile bu gıdayı birleştirirseniz eğer sağlıklı bir akşam yemeği için muazzam bir seçenek elde etmiş olursunuz.

    Domateslerin içi antioksidanlar ile doludur. Birçok nedenden dolayı kilo vermemize yardımcı olurlar: domates, iltihaplanma ve sıvı tutulması ile mücadele eder.

    Kuşkonmaz

    Yabani veya beyaz kuşkonmaz olsun, fark etmez. İstediğiniz kadar yiyebilirsiniz çünkü tüm bunlar sizin sağlığınız için iyi olacaktır.
    Kuşkonmaz, vitaminlerle (A, B kompleksi, C ve E vitaminleri), aynı zamanda çinko ve potasyum gibi mineraller ile doludur.

    Karpuz

    Karpuzlar içi lif ve su dolu en önemli besinlerden birisidir. Yatmadan önce karpuz yemek dümdüz bir karna sahip olmasının yanında, bu besin maddesi, vücudunuzda fazla miktarda bulunan sıvıların giderilmesi için gerekli olan bir mineraldir.

    Ayrıca karpuz, bağışıklık sisteminizle yakından ilgisi olan ve bunun yanı sıra iltihaplanma ile mücadele eden C vitamini bakımından zengin bir maddedir.

    Enginar 

    Karaciğer sağlığına iyi gelen enginar , akşam yemeği için mükemmel bir seçenek olacaktır. Sonuçta tahmin edebileceğiniz gibi bu organınız gece boyunca vücudunuzda detoks etkisi sağlar.

    • Thanks 1

  7. Köpekler çok sadıktır, hayatımızdaki yerleri çok başkadır, çok özeldir ama kediler de asla nankör değildir. Zamanında hangi aklı büyük nankör demiş de bugüne kadar nankör olarak bilinmişler anlamıyorum. Kendilerine bakan, karnını doyuran ilgilenen insanları sahipleniyorlar. Bir köpek kadar da sadakat gösteriyorlar. Köpeğimiz hep vardı ama birbuçuk yıldır kedi besliyoruz. Bir kediye sahip olmak da çok keyifli. Astroloji olayını, psişik özellik bilmem ne işini   pek anlamam ama yazıda belirtilen kedilerin özellikleriyle ilgili her satıra katılıyorum.  Özellikle sahiplerine karşı bir terapist oldukları doğru. Bu birbuçuk yıl içinde kedimizde gözlemlediğim çok özel şeyler var.  Algıları çok fazla açık, hissiyatları çok güçlü...

    • Like 1

  8. iPhone kullananların dikkat etmesi gerekenler!

    ıphone ile ilgili görsel sonucu

    Bugünlerde herkes akıllı telefonuna adeta bir bebek gibi bakıyor. Koruma kılıfları, ekran kaplamaları, antivirüs programları derken liste uzayıp gidiyor.

    Aslında bu durumun en büyük sebeplerinden birisi cihazların son derece yüksek fiyatlara satılmaları.

    Diğer bir sebep de muhtemelen kullanıcıların kişisel bilgilerini mobil cihazlarında depolamaları ve bu bilgilerin başına bir şey gelmesini istememeleri. Pek de haksız sayılmazlar değil mi?

    Çevremizdeki iPhone kullanıcılarının genelinde gördüğümüz ve cihazın ömrünü kısaltan faktörler bir araya getirildi. Gözümüz gibi baktığımız bu cihazları asıl yıpratan şey bilinçsizce yaptığımız bazı davranışlar..

    Söz konusu bu davranışların neler olduğunu görmek için yazımızın devamına göz atabilirsiniz.

    IPHONE'UNU UZUN SÜRE AÇIK TUTMAK

    Herhangi bir takılma veya kasma olmadıktan sonra pek çok iPhone sahibi cihazı yeniden başlatmanın akıllarına bile gelmediğini, hatta birçok kullanıcı aldığı günden bu yana iPhone'unu hiç kapatmadığını dile getiriyor.

    Bu konuda gözardı edilen bir gerçek var. iPhone'larımızın sağlıklı çalışabilmeleri için en azından haftada bir olmak üzere yeniden başlatılmaları gerekiyor. Süre uzadığı zaman özellikle batarya ciddi zarar görüyor. Elbette bu etkiler uzun dönemde ortaya çıkıyor. Bu yüzden cihazınızı en azından haftada bir kez yeniden başlatmanızı öneriyoruz.

    Wİ-Fİ VE BLUETOOTH BAĞLANTILARINI DEVAMLI AKTİF BIRAKMAK

    Bu bağlantıları daima açık bırakmak ne yazık ki safi enerji müsrifliğinden başka bir şey değil. Elbette Bluetooth üzerinden çalışan harici bir aygıtınız veya WiFi bağlantısına ihtiyaç duyduğunuz bir durum yoksa.

    Şayet bu iki bağlantıya o an ihtiyacınız yoksa hemen kapalı konuma getirmeniz cihazınızın batarya ömrünü hatırı sayılır derecede uzatacaktır. Üstelik bunu yapması çok kolay. Parmağınızı ekranın alt kısmından yukarı doğru sürükleyerek ilgili menüye erişim sağlayabilirsiniz.

    IPHONE'LARI KÖTÜ HAVA ŞARTLARINDA KULLANMAK

    Kötü hava şartlarından kastımız soğuk ve yağmurlu havalar değil. Hatta üstün özelliklere sahip koruma kılıfları sayesinde bu tür havalar problem yaratmıyor. Asıl önemli olan nokta aşırı sıcak havalarda kullanmak.

    Özellikle tatil zamanı cihazlarımız plajlarda güneşe aşırı derece maruz kalıyorlar ve bu da onların öngörülen sıcaklık değerlerinin yukarısına çıkmalarına sebep oluyor. Hatta zaman zaman arabada unutulan iPhone'lar aşırı ısınan ortam sıcaklığı nedeniyle zarar görüyorlar.

    Bu yüzden özellikle aşırı sıcak havalarda iPhone'unuzu en azından cebinizde veya gölgede tutmanızı tavsiye ediyoruz. Eğer iyi bir kılıfınız yoksa, soğuk havalarda da dikkatli olmakta fayda var.

    GECE BOYUNCA ŞARJDA BIRAKMAK

    Gün içerisinde sürekli kullandığımız için iPhone'ları şarj etmek için en uygun zamanı gece uykuda olduğumuz zaman olarak kabul ediyoruz. Kulağa mantıklı gibi gelse de bu durum bir takım batarya sorunlarını da beraberinde getiriyor.

    Uzun süreler boyunca şarjda bırakılan cihazların bataryaları kısa süre içerisinde optimum performanslarını kaybetmeye başlıyor. İstenmeyen bu durumun önüne geçebilmek için batarya tam doluyken şarjda bırakmamak gerekiyor.

    Yine de gece uyurken şarja takmakta kararlıysanız en azından bir veya iki saat sonrasına alarm kurarak şarjdan çıkarabilir ve cihazın sabaha kadar elektrik akımına bağlı kalmasına engel olabilirsiniz.

    ORİJİNAL OLMAYAN KABLOLAR KULLANMAK

    Apple'ın orijinal kablolarının olması gerekenden daha yüksek ücretlere satıldığını kabul etmek gerekiyor. En nihayetinde sık sık deforme olmaya müsait olan bir parçanın daha uygun fiyatlara satılması gerekiyor.

    Yüksek fiyatlar kullanıcıları ne yazık ki muadil ürünler satan firmalara yönlendiriyor. Orijinal kablo kullanmamanın yarattığı en büyük problemleri arasında batarya ömrünün olumsuz etkilenmesi ve hatta şarj soketinin zarar görmesi yer alıyor.

    Bu tarz problemler çok daha yüksek onarım maaliyetlerine yol açabileceği için orijinal ürün kullanmak çok daha mantıklı bir seçenek.

    DÜZENLİ TEMİZLİK YAPMAMAK

    Yazılımsal bir temizlikten bahsetmiyoruz. Cihazımızın dış yüzeyi günlük kullanımımız esnasında epey kirleniyor ve adeta mikrop yuvası haline geliyor.

    Cihazımızı sağlıklı bir şekilde temizleyebilmek için alkol ve aşındırıcı içermeyen sıvıyla hafif nemlendirilmiş bir mikro fiber bez iş görecektir. Çok az miktarda sabun ve birkaç damla su kullanabilirsiniz.

    Temizlik sırasında cihazın giriş ve çıkışlarına sıvı temas etmemesine özen göstermenizi tavsiye ediyoruz. İşlem bittikten sonra cihazı kuru bir bezle silebilirsiniz.

    DİKEY ÇEKİMLER YAPMAK

    Özellikle video kaydı sırasında cihazınızı dikey vaziyette tutarsanız videonuz beklediğiniz gibi olmayacaktır. Bu yüzden video kaydetmek istediğiniz zamanlarda cihazınızı yatay tutarak hem kadrajınızı genişleterek daha fazla alanı kaydedebilir hem de herhangi bir oynatıcıda izlerken videonun problem yaratmasını engelleyebilirsiniz.

    ŞİFRE KULLANMAMAK

    Apple tarafından rapor edilen bilgilere göre kullanıcıların yarısı şifre kullanmıyor. Vakit kaybı gibi görünen fakat hayat kurtaracak niteliklere sahip olan şifre koruması mutlaka aktif edilmesi gereken fonksiyonlar arasında.

    IPHONE ELDE YÜRÜMEK

    Büyükşehirlerde meydana gelen hırsızlık olaylarının %40'ı cihazını elinde tutarak yürüyen kullanıcıların başına geliyor.

    Bu yüzden yürürken mecbur olmadıkça cihazınızı elinizde bulundurmayın.

    YAVAŞLAYAN IPHONE'U HIZLANDIRMA YÖNTEMLERİ

    iOS 11'de telefonunuzun performansının düşmesinden şikayetçiyseniz bu ipuçlarına bakmanızda yarar var.

    DEPOLAMA ALANINDA BOŞ YER AÇIN

    Depolama alanı dolmuş veya iyice dolmaya yakın bir iPhone, daha yavaş çalışma eğilimi gösterir. Artık kullanmadığınız uygulamaları kaldırarak, fotoğraf ve videolarınızın yedeğini alıp telefondan silerek, depolama alanında daha fazla boşluk açabilirsiniz. iOS 11'de daha fazla boş yer kazanmanızı sağlayacak birkaç yeni araç var.

    iOS 11'de Ayarlar>Genel>iPhone Saklama Alanı sekmesine girdiğiniz zaman, karşınıza hafızanın ne kadar dolu olduğunu gösteren renkli bir grafik tablosu çıkıyor. Buradan depolama alanının durumunu detaylı şekilde kontrol edebilirsiniz. Ayrıca öneriler kısmında ise isterseniz iCloud Fotoğraf Arşivi'ni veya Kullanılmayanları Sil seçeneğini aktif edebilirsiniz.

    HEIF BİÇİMİNİ AKTİF EDİN

    iOS 11'de fotoğrafların ve videoların daha küçük boyutta yer kaplamasını sağlayan dosya formatı var. Fotoğraflar HEIF, videolar ise HEVC dosya formatını kullanıyor. Bu iki format, depolama alanında daha az yer kaplıyor. Yeni HEIF ve HEVC formatlarını Ayarlar>Kamera>Biçimler kısmından aktif edebilirsiniz.

    Not: Yeni fotoğraf ve video formatlarını eski iPhone'larda ve iPad'lerde göremezsiniz. Yeni formatlar en düşük model olarak A10 Fusion çipine sahip iPhone 7, iPhone 7 Plus ve iPad Pro'lar tarafından destekleniyor.

    UYGULAMALARINIZI GÜNCELLEYİN

    Eski uygulamalar iOS 11'de sorunsuz ve hızlı şekilde çalışmayabilir. iPhone'unuzu iOS 11'e yükselttikten sonra, App Store'a girip, güncellemeler kısmından uygulamalar için güncelleme olup olmadığını kontrol edin. Eğer varsa güncellemeniz yararınıza olacaktır.

    OTOMATİK GÜNCELLEMEYİ KAPATIN

    Önceki sürümlerde olduğu gibi iOS 11, kullanıcının işlerini kolaylaştırmak için arka planda işleri yürütüyor. Örneğin arka planda uygulamaları otomatik olarak günceller.

    Fakat arka planda yapılan uygulama güncellemesi hem işlemciyi hem de pilin belirli bir kısmını kullanan bir işlemdir. Bu özelliği devre dışı bırakabilir ve uygulamalarınızı App Store aracılığıyla kendiniz güncelleyebilirsiniz.

    Bunun için Ayarlar>iTunes ve App Store menüsüne girin. Otomatik İndirme başlığı altında bulunan Güncellemeler seçeneğini kapatın. Diğer üç seçenek ise yaptığınız tüm uygulama indirme ve satın alma işlemlerini otomatik olarak diğer cihazlarınız arasında senkronize eder. Onları da kapatmanız daha iyi olacaktır.

    ARKA PLANDA UYGULAMA YENİLEYİ KAPATIN

    Arka planda uygulama yenile özelliğini kapatın. Aksi takdirde uygulama içeriğinin yeniler durur. Mesela Facebook veya Twitter'a girdiğinizde, haber kaynağı ve diğer güncellemeler siz istemeden otomatik olarak karşınıza gelecektir. Bir yandan faydalı, ama diğer yandan pil ömrünü biraz yiyen ve işlemci döngüsünde yer kaplayan bir işlem. Bu seçeneğe Ayarlar>Genel>Arka Planda Uygulama Yenile'den ulaşabilirsiniz. İsterseniz tüm uygulamaları kapatabilir veya listeden tek tek istediğinizi seçebilirsiniz.

    EFEKTLERİ KAPATIN

    Apple, iOS'a derinlik hissi vermek için çeşitli efektler kullanır. Bu hareket efektleri kullanım deneyiminin zengin olmasını sağlar, kopuk animasyonlar oluşturmazlar. Yine de devre dışı bırakılmaları, performansın artmasını sağlar.

    Hareketi Azalt seçeneğini aktif edebilirsiniz. Böylece paralaks efekti kapanır. Ayrıca bu seçeneği açtığınız zaman, alt kısımda Mesaj Efektlerini Otomatik Oynatma çıkıyor. Otomatik oynatma isminden belli olduğu üzere balon efektleri ve tam ekran efektlerini otomatik olarak gösterir. Eğer mesajlarda bu efektleri kullanmıyorsanız, kapatmanız daha iyi olacaktır.

    Erişebilirlik ekranında Hareketi Azalt'ın üstünde Kontrastı Artır diye başka bir sekme var. Buraya girin. Saydamlığı Azalt adında başka bir seçenek bulunuyor. Aktif ettiğiniz zaman okunurluğu artırmak için saydamlığı ve bulanıklığı azaltıyor, kontrastı artırıyor. Fakat iPhone'un performansını da hızlandırmaya yardımcı olabilir, çünkü işlemcinin grafiklerle ilgili daha az işlem yapmasını sağlıyor.

    KONUM SERVİSLERİ

    Konum servisleri üstünde de birkaç ince ayar yapabilirsiniz. iOS 11 konumlar için kullanıcıya daha fazla kontrol sunuyor. Herhangi bir uygulamanın sadece "kullanırken" konuma ulaşmasını seçebilirsiniz. Konum servisine Ayarlar>Gizlilik kısmından ulaşabilirsiniz.

    CİHAZINIZI YENİDEN BAŞLATIN

    iPhone'unuz günlerce hatta haftalarca açık kaldıysa, cihazınızı yeniden başlatmanız yararlı olabilir. Basit görünen yeniden başlatma işletmi cihazın toparlanmasını sağlayabilir.

    Telefonunuzun şarjı çabuk mu bitiyor? Sebebi kullandığınız o uygulama olabilir! İşte pil katili uygulamalar...

    CANDY CRUSH SAGA

    Telefonların en büyük batarya düşmanı karşınızda... Eğer batarya ömrünüz uzun olsun istiyorsanız bu uygulamayı kapayın veya tamamen silin!

    FACEBOOK

    Yapılan araştırmalara göre pili en çok tüketen uygulamalar arasında birinci sırada Facebook yer alıyor. Facebook'u kullandığınız süre boyunca telefonun batarya ömrü oldukça hızlı azalıyor.

    Bakın diğer hangi uygulamalar telefonun pil ömrünü sömürüyor?

    WHATSAPP

    Açık olduğu süre boyunca ciddi derecede bataryanın azalmasına sebep oluyor.

    ANTİVİRÜS PROGRAMLARI

    Telefonunuzda antivirüs programları varsa aklınızda olsun, tam bir pil tüketme canavarı!

    SNAPCHAT

    En çok şarj yiyen uygulamalar arasında Snapchat' de var.

    Instagram da pili tüketen uygulamalardan biri...

    SKYPE

    Skype uygulamasında görüntülü konuşmak, yazışmak da pilin ömrünü büyük ölçüde etkiliyor.

    YOUTUBE

    Youtube'da zaman geçirmek,videolar izlemekte pili azaltıyor.

    THE WEATHER CHANNEL

    Hava durumu uygulamaları pilin gücünü tüketiyor.

    KAMERA

    Kamera da arka arkaya fotoğraflar çektiğimizde elbette şarj çabuk tükeniyor.

    Tumblr

    GOOGLE MAPS

    Haritalar uygulamasında gezinmek de pilin azalmasına neden oluyor.

    CLEAN MASTER

    Clean Master uygulaması Android iyileştiricisi,bellek ve hız güçlendirici olarak görev yapıyor ama aynı zamanda pil canavarı...

    Twitter

    Facebook Messenger

    Facebook Sayfa Yöneticisi

     


  9. Her Gün Bir Bardak Havuç Suyu İçerseniz

    Ä°lgili resim

    1- HAVUÇ SUYU, KIZARIKLIK VE YARA İZİ GÖRÜNÜMLERİNİ AZALTIR.

    Kuşkusuz havucu tükettiğiniz zaman da kesinlikle güçlü etkilerinden faydalanabilirsiniz. Ancak havuç suyunu kullanarak cildi gençleştirmek, aydınlatmak ve olası tahrişleri yatıştıracak bir güzellik bakımı için buzdolabınız da bulundurabilirsiniz.

    Havuç suyunu bu amaçla kullanmanın yollarından biri, saf havuç suyunu hafifçe bir pamuk ile cildinize sürmektir.

    Başka bir yöntem de havuç suyu ile yüz maskesi yapmaktır. Bunun için bir havucun suyunu iki çorba kaşığı yulaf ezmesi ve bir çorba kaşığı bala ihtiyacınız olacak.

    Tüm malzemeleri kalın bir macun oluşturana kadar karıştırın. Yulaf ezmesi, yüksek saponin içeriğinden dolayı, kızarıklık ve iltihapları sakinleştirmek ve gözenekleri küçültmek için havuç suyuyla mükemmel bir şekilde çalışır. Cilt yağının dengelemesi için bu karışıma bir çorba kaşığı yoğurt da ilave edilebilir. Maskeyi temiz yüzünüze uygulayın ve 20 dakika bekletip, durulayabilirsiniz.

    2- HAVUÇ SUYU, GÜNEŞ HASARINI ÖNLER VE TEDAVİ EDER

    Topikal olarak cilde uygulanacak havuç suyu, anti-oksidan içerdiği sayesinde güneş hasarıyla mücadeleye yardımcı olabilir. Ayrıca, havuçtaki karotenler hafif bir güneş koruyucusu gibi davranmaktadır.

    Küçük bebek havuçlar, daha fazla besleyici içerdiklerinden, büyük olanlardan daha iyi etkilere sahiptir. Ayrıca tabii ki hatırlatmakta da fayda var ki, havuç suyunun topikal uygulanması veya tüketimi, cildinizi bir SPF krem gibi tam olarak güneşten korunma ihtiyacının yerini tutmayacaktır.

    3- HAVUÇ SUYU, ENERJİ SEVİYESİNİ VE METABOLİZMAYI GELİŞTİRİR.

    Havuç suyunun enerji seviyenizi artırabileceğini ve metabolizmanızı daha da güçlendireceğini biliyor muydunuz? Bunun için havuç içindeki yüksek miktarlardaki B vitamini kompleksine teşekkür edebilirsiniz. Bu kompleks, aktif olarak glikoz, yağ ve proteini parçalara ayırır ve vücudunuzun enerjisinin verimli bir şekilde kullanılmasını sağlar. Tonlarca enerjiniz olduğunda, doğal olarak daha sağlıklı ve canlı görünürsünüz!

    4- HAVUÇ SUYU, SİVİLCELERİ AZALTIR.

    Havuç suyunun beta karoten içeriği sebum üretimini kontrol etmede ve akne oluşma ihtimalini azaltmada etkili olmaktadır. Daha etkili sonuçlar için, havuç suyunu hem tüketmeyi hem de topikal olarak cilde uygulanması önerilmektedir.

    Düzenli olarak havuç suyu tüketerek, birkaç ay içinde sivilcelerden kurtulup pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz. (Elbette çok fazla havuç suyu içmeyi kastetmediğimizi unutmayın, diyetinize ekleyin, ancak ılımlı olarak tüketin.)

    Sivilceleri azaltmak ve önlemek için havuç suyu kullanarak bir yüz maskesi de yapabilirsiniz. Bunun için bir çay kaşığı nohut unu, bir çay kaşığı zerdeçal ve bir fincan havuç suyuna ihtiyaç var. Maske pürüzsüz bir kıvama gelinceye kadar karıştırın, uygulayın, 15 dakika bekleyin ve durulayın.

    5- HAVUÇ SUYU, KOLAJEN ÜRETİMİNİ UYARIR

    Havuç suyunda bulunan yüksek seviyedeki C vitamini, kollajen üretimini teşvik etmeye ve cildin esnekliğini korumaya fayda sağlamaktadır.

    Kolajen cildinizi sağlam, canlı, dolgun ve sağlıklı kılan şeydir. Yaşlandıkça, kolajen üretimimiz azalır. Bu anlamda, havuç suyu, yaşlanmanın belirtilerini önlemek ve azaltmak için diyetinize ve güzellik rejimine dahil etmek için harika bir üründür.

    Yaşlanmanın en belirgin göstergelerinden biridir, göz çevresi kırışıklıkları. İşte, hem süreci geciktirmek hem de ortaya çıkan kırışıklıkları azaltmak için havuç maskesi gibi göz çevresi kırışıklıkları için maskeler yapılabilir.

    6- HAVUÇ SUYU, CİLDE IŞILTI KATAR

    Havuçta bulunan yüksek karotenoid seviyesi, sağlıklı parlak cildin ortaya çıkmasına neden olan serbest radikalleri temizlemek için çalışan güçlü antioksidanlardır. Havuç suyu ayrıca nem içeriyor, bu yüzden nem seviyelerini korumaya çalışarak dolgun ve parlak bir cilt sağlıyor.

    Havuç suyunu yudumlarken aynı zamanda cildinize saf havuç suyu sürerek etkilerini ikiye katlayabilirsiniz.

    12308607_749171201894351_7126478245674239621_n1.png

     

    • Thanks 1

  10. Bir ay boyunca zencefil yerseniz

    Bir ay boyunca zencefil yerseniz...

    Zencefilin sağlığa faydaları çok eski zamanlardan beri bilinmektedir ve bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır. Şifa kaynağı çok yüksek olan zencefil, yemeklerde ve Asya bölgesinde turşu olarak da kullanılır. Yüksek derecede yağlar içeren zencefil aynı şekilde yüksek vitamin ve besin kaynağıdır.

    ZENCEFİL KANSERLE SAVAŞIR

    Vücuttaki kanserojenlerden nasıl kurtulacağınızı merak ediyorsanız zencefil ile başlayın. Çeşitli çalışmalar akciğer, prostat, yumurtalık, kolon, meme, deri ve pankreatik kanserlerle savaşmada yararlı bulmuştur.

    ZENCEFİL KALP SAĞLIĞINI GELİŞTİRİR

    Zencefil kalbimizin sağlığını korumak için mükemmeldir. Aktif madde, zencefil, kan damarlarını rahatlatmaya, kan akışını hızlandırmaya ve ağrıyı hafifletmeye yardımcı olan bir bileşiktir. Aynı zamanda bir anti-enflamatuar ajan, bu yüzden kalp hastalığı ile savaşmaya yardımcı olur.

    ZENCEFİL ALZHEIMER HASTALIĞINA KARŞI KORUR

    Oksidatif stres ve kronik iltihap hem yaşlanma sürecini hızlandırır. Alzheimer hastalığının ve yaşa bağlı bilişsel gerilemenin temel itici güçleridir. Bir çalışma, zencefilekstresinin, 60 orta yaşlı kadından oluşan bir test grubunda reaksiyon sürelerini ve çalışma hatıralarını geliştirebildiğini bulmuştur.

    ZENCEFİL SİNDİRİME YARDIMCI OLUR

    Zencefil, şişmiş, kabız olan ve diğer bağırsak hastalıklardan muzdarip olanlar için de yararlıdır. Bağırsak astarınızdaki düz kasları rahatlatır ve tüm sisteminizde yiyeceklerin daha rahat hareket etmesine yardımcı olur.

    ZENCEFİL KİLO VERDİRİR

    Birçok "yağ yakıcı" takviyesinde ana bileşen olarak zencefil fark ettiniz mi? Bunun için iyi bir sebep var. Zencefil metabolizmayı hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda araştırmalar diğer gıdalarla zencefil yemenin bu yiyeceklerin termik etkisini artırmaya yardımcı olduğunu ve böylece daha fazla kalori yaktığını bulmuştur.

    LENFATiK SiSTEMi TEMiZLER

    Zencefil, vücudu ısıtmak için çok etkili olduğu için, organlarınızdaki ve aynı zamanda dolaşım sistemindeki toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir. "Bu lenfatik kanalları açıp her şeyi temiz tutarak zencefil, özellikle solunum sisteminde enfeksiyonlara duyarlı hale getiren toksinlerin birikmesini önler."

    EKLEM AĞRILARINA FAYDALARI

    Araştırmacılar, zencefil'in aynı zamanda kendi içinde acıya neden olan iltihabı da hafifletmeye yardımcı olur. Hatta eklem ağrıları olanlara oldukça faydalıdır.

    DİYABETE ŞİFA KAYNAĞI

    Zencefilin diyabeti doğal olarak iyileştiği ve insülin duyarlılığını artırdığı bilinmektedir.

    BESiN EMiLiMiNi ARTIRIR

    Zencefil, yiyeceklerinizin düzenli sindirimini ve metabolizmasını artırmaya yardımcı olur ve bu nedenle besinleri se zorluk çekiyorsanız, diyetinize büyük bir katkı sağlar.

    ZENCEFİL AŞIRI MUKUSU AZALTIR

    Son olarak, kesinlikle zencefil, vücuttaki aşırı mukustan – özellikle de solunum yolundan – kurtulmaya yardımcı olur. Her gün zencefil tüketen bir ay sonra, bazı müthiş faydalar göreceğinizden emin olacaksınız.

     

    • Thanks 1

  11. Kemik erimesine karşı 7 tavsiye

    Kemik erimesine karÅı 7 tavsiye

    Kemik erimesi ve zayıf kemiklerin kırılmasına neden olan birçok faktör var. Yaş, cinsiyet ve yeterince egzersiz yapmamak da bunlar arasında. Doktor Ann Robinson, kemik erimesi riskine karşı neler yapılabileceğini 7 maddede özetledi:
    1- Günde üç kez hızlı yürüyün: Yürüyüş, koşu gibi ağırlık taşınan egzersizler kemiklerin güçlenmesine yardımcı oluyor. Her gün üç defa, 10 dakikalık hızlı yürüyüş iyi bir hedef.
    2- Sigara içmeyin: Sigara kemik gelişiminin devam ettiği 30 yaşın altındaki gençleri daha fazla etkiliyor. Sigara içenlerde, kemik erimesi riski daha fazla oluyor.
    3- Çok zayıflamayın: Ufak yapılı, düşük kilolu kişilerin kemiklere yığılan toplam ağırlığı düşük oluyor ve kemikler zayıf kalıyor. Kilo kaybı da düştüğünüzde kemiklerin daha kolay kırılmasına neden olabilir.
    4- Hormon replasman tedavisi: Kadınlarda, erkeklere kıyasla dört kat fazla kemik erimesi rahatsızlığı görülüyor. Hormon replasman tedavisi kemiklerin güçlenmesini sağlayabilir ve kemiklerdeki çatlamalara engel olabilir.
    5- D vitaminini düşünebilirsiniz: Sağlıklı kemikler için günde 10 mikrogram D vitamini tavsiye edilir.
    6- Düşmeye karşı önlem alın: Zayıf kemiklerin tehlikesi çatlaklara karşı hassas olmalarıdır. Düşüp kalçalarını kıran yaşlılar bir daha eski hallerine dönemeyebilir.
    7- Risklerin farkında olun: Eğer yaşlıysanız, kadınsanız, sağlıklı kilodan daha zayıfsanız veya hareketsizseniz, daha önce vücudunuzda çatlaklar oluştuysa, sigara içiyorsanız ve fazla alkol tüketiyorsanız (haftada 30 birimden fazla) veya eklem iltihabınız varsa kemiklerinizin erimesi veya kemiklerinizin çatlama riski daha yüksek demektir.

    • Thanks 1

  12. hacersş, 14 dakika önce yazdı:

    Gece yatmadan önce 1 bardak içilebilir suya, sert kabuğundan ayrılmış 2-3 cevizi ekleyin. Güne ceviz suyuyla başlayın.

     

    Bu suyu içip cevizleride yiyince kötü kolesterol dan kurtuldum çok şükür. 

    Teşekkürler Renan

    Rica ederim canım. Epey zamandır aksatmadan ceviz suyu tüketiyorum ben de...

    • Like 1

  13. Ceviz suyunun faydaları

    Ceviz suyunun faydaları

    Ceviz faydasını eklendiği suya da veriyor. İçindeki vitaminler suya geçiyor. Su sayesinde vücut daha hızlı emiyor ve kullanmaya başlıyor. Sudaki mineraller ve cevizin içindeki vitaminler vücudumuza şifa veriyor.

    Gece yatmadan önce 1 bardak içilebilir suya, sert kabuğundan ayrılmış 2-3 cevizi ekleyin. Güne ceviz suyuyla başlayın.

    Ceviz Suyunun Şifa Veren Mucizevi Özellikleri

    Kilo vermeye yardımcı olur. Uzun süre tokluk hissi verir.

    Metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını kolaylaştırır.

    Kabızlık gidericidir. Daha sık büyük tuvalete çıkmayı sağlar.

    Ceviz suyu oluşturduğu etkiyle gaz sorunu ve karın şişliğini giderir.

    Hamile ve emzirenler için tavsiye edilir. Ceviz hamilelikte aşırı kilo alımını engeller. Emziren annelerin sütüyle cevizin vitamini bebeğe geçer.

    Ceviz suyunu çocuklar da içebilir. Biraz balla tatlandırılabilir.

    İçerisindeki kalori kemiklerin güçlenmesini sağlamaktadır.

    Triptofanlar sayesinde uyumadan önce içilen cevizli su uyku sorunu olanlar için önerilir.

    Ceviz suyundaki hem tekli hem çift doymuş yağlar bulunur. Kolesterolü düşürür. Damar tıkanıklığı ve şeker hastalığının tedavisini destekler.

    Kan şekerini dengeler. Kan damarlarını genişleterek kan akışını hızlandırır. Enerji verir.

    Kandaki zararlı kolesterol birikimini engeller.

    Antidepresan özelliği gösterir. Stresi engeller.

    Ceviz suyu hızlı bir şekilde vücuda yayılır. Vücudu rahatlatır; halsizlik ve yorgunluğu alır.

    İçindeki vitaminler sayesinde beyin fonksiyonları güçlenir. Alzemier hastalığını engeller.

    Bitkisel omega 3, folik asit, magnezyum vitaminleri sayesinde kalp dostudur. Kalp krizi riskini azaltır.

    Bayanlarda adet dönemini düzenler. 1 litre suya 6-7 tane cevizi karşılıklı delip ekleyin. 10-15 dakika kaynatın. Bu ceviz suyunu sabah ve akşam günde iki kere tüketin. Cevizleri de yiyin.

    Düzenli olarak tüketilen ceviz suyu topuk dikenine de iyi geldiği bilinir.

    Ceviz suyunun faydaları sadece yukarıda maddeler halinde belirtilen 17 faydası değil ceviz suyunun saç ve cilt olmak üzere güzelliğimizede katkısı bulunmaktadır bunların neler olduğunu merak ediyorsanız makalemizi okumaya devam ediniz.

    Ceviz Suyu ile Tazelenmek!

    Saçınızı her zamanki gibi temizleyin. Ceviz suyunu durulama suyuna ekleyin. Saçı yumuşacık yapacaktır.

    Saç dökülmesini engeller ve saç köklerini güçlendirir.

    Düzenli olarak her gün ceviz suyuyla yıkanan saçlarda beyazlar kaybolur. Ayrıca saç rengini koyulaştırır. Yeşil ceviz ve su ile hazırlanan karışım doğal boyadır.

    Kınayı ceviz suyuyla karın. Kına hem daha kalıcı hem de tok bir renk olacaktır.

    Bir gece önceden 1 su bardağı su ve 2-3 sert kabuksuz cevizi suda bekletin. Ceviz suyunda el ve ayaklar bekletilerek tırnakların güçlenmesi sağlanır. Çabuk kırılan zayıf tırnaklar için idealdir.

    Cildin güzelleşmesi ve esmerleşmesi için; banyo suyuna ceviz suyu ekleyerek durulanın.

    Saça ve cilde iyi gelir; ceviz suyunda bulunan omega yağ asitleri, E vitamini, demir ve çinko mineralleri saçlara ve cilde iyi gelir. Saç ve tırnakları güçlendiren ayrıca cilde güzellik veren biyotin de bulunur. Biyotin, kozmetik ürünlerde yaygın olarak kullanılır. Ceviz suyu güzelleşip tazelenmek için de idealdir.

    • Like 1
    • Thanks 1

  14. Uzmanlar açıkladı! Oruç tutmakbakın neye iyi geliyor.

    uzmanlar-acikladi-oruc-tutmak-bakin-neye-iyi-geliyor-1525699844876.jpg&mw=600

    ABD'de yürütülen bir araştırma, oruç tutmanın bağırsak kök hücrelerinin yenilenme fonksiyonunu artırdığını ortaya çıkardı.

    Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden ( MIT) biyologların fareler üzerinde yaptığı deneyde, 24 saat aç kalan farelerde hücrelerin, glikoz yerine yağ asitlerini parçalamaya başladığı bunun da kök hücrelerin yenilenmesine yardım ettiği saptandı.

    Aç kalan farelerin aç kalmayanlara göre kök hücrelerinin iki kat daha fazla yenilenme kapasitesine sahip olduğu görüldü.

    KÖK HÜCRE FONKSİYONU KAYBININ 24 SAATLİK ORUÇ SAYESİNDE TERSİNE ÇEVRİLEBİLECEĞİ TESPİT EDİLDİ

    Araştırma sonucunda yaşlanmayla ilişkili kök hücre fonksiyonu kaybının 24 saatlik oruç sayesinde tersine çevrilebileceği tespit edildi.

    Araştırma ekibinde yer alan Türk bilim insanı Doç. Dr. Ömer Yılmaz, yaptığı açıklamada, orucun genel sağlık üzerinde olumlu etkilerinin bilindiğini belirterek bu araştırmayla oruç tutmanın bağırsaklarda kök hücrelerin yenilenme kapasitesini önemli ölçüde artırdığının görüldüğünü ifade etti.

    Prof. Dr. David Sabatini de çalışmanın oruç tutmanın karbonhidratlardan yağa kadar bağırsak kök hücrelerinde metabolik bir geçişi tetiklediğine dair kanıt sağladığını söyleyerek bu hücrelerin yağ asidi oksidasyonuna geçmesiyle fonksiyonlarını önemli ölçüde artırdığını kaydetti.

     

    • Thanks 1

  15. Bağırsak kanserine karşı ceviz

    BaÄırsak kanserine karÅı ceviz

    Sağlığa olan faydaları saymakla bitmeyen cevizin şimdi de bağırsak kanserine karşı korunmada etkili olduğu ortaya çıktı. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Illinois Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada cevizin bağırsaktaki yararlı bakterilerin yapısının korunmasında faydalı olduğu ortaya çıktı. Çalışmaya göre ceviz yemek sadece bağırsaktaki bakterileri ve bakterilerden çıkan asitleri etkilemiyor, aynı zamanda kötü huylu olan LDL kolesterolünün seviyesini de azaltıyor. Bu durumun kalp, metabolizma ve sindirim sistemi sağlığını olumlu yönde etkilediği vurgulanıyor.

    • Thanks 1

  16. Canan Karatay’dan şaşırtan açıklama

    Canan Karatayâdan ÅaÅırtan açıklamaâ¦

    Çeşitli etkinlikler kapsamında beraberinde Kardiyoloji Prof. Dr. Nuran Yazıcıoğlu ile Elazığ'a gelen Karatay, Elazığ Belediyesi Hayvan Hastanesi ve Geçici Bakımevi'ni ziyaret etti. Hayvan hastanesindeki çalışmalar hakkında bilgi alan ve hayvanlarla bir süre ilgilenen Karatay, zorunlu olmadıkça evcil hayvanların kısırlaştırılmasına karşı olduğunu belirtti. Hayvanların kısırlaştırılmasının bir anlamda onların özgürlüğünün elinden alınması anlamına geldiğini ifade eden Karatay, şöyle konuştu: "Hayvanların kısırlaştırılmasına karşıyım. Hayvanların kısırlaştırılması demek onların normal hayatını ellerinden almak demektir. Kendi zevkimiz, rahatımız için onları kısırlaştırmaya hakkımız yok. Doğal yaşamlarını engellemiş oluruz diye düşünüyorum. Yalnız bir noktada kısırlaştırmaya karşı değilim. Hayvanların değil, çocuklara ve kadınlara tecavüz eden, boğazlayan erkeklerin kısırlaştırılması lazımdır, rica ediyorum böyle bir kanun çıksın."

    "ŞEKER, UN, RAFİNE TUZ VE YAĞLARA DİKKAT"

    Karatay, şeker, un, rafine tuz ve yağların insan sağlığını doğrudan olumsuz yönde etkilediğini dile getirdi. Bu tür besinlerin kandaki insülin ve trigliserit miktarının artmasına ve bütün hastalıkların temelinde hücresel düzeyde bozuklukların başlamasına neden olduğunu aktaran Karatay, şunları söyledi:

    "Bunları yemediğimiz zaman şekerimiz ve insülinimiz yükselmez. Şekerli içecekler, bal, pekmez de dahil bunlar insülini zıplatır. İnsülini zıplatırsak 3-12 yaşından itibaren vücutta hastalıklar, metabolik bozukluklar başlıyor çünkü insülin yükseldiği anda vücuttaki hormonal denge alt üst oluyor, hormonal değerler aşağı iniyor. Tiroit, stres hormona iniyor; tiroit hastası, kısır hastası gibi oluyoruz. İnsülin hormonu yüksek olduğu zaman stres ve tansiyonu arttırıyor."

    "FELÇ, KANSER, OBEZİTE, KALP KRİZİ GİBİ HASTALIKLAR GENETİK OLARAK GEÇMEZ"

    Karatay, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, son 25 yıl içerisinde obezite, kanser, felç, kalp krizi gibi hastalıkların giderek yaygınlaştığına dikkati çekti. Bu tür rahatsızlıkların genetik olarak ortaya çıkan hastalıklar olmadığını savunan Karatay, şu değerlendirmeyi yaptı: "Dünyada kalp krizi, felç, kanser ve obezite salgını var. Salgın hiçbir hastalık genetik olamaz. Onun için annede meme kanseri, alzaymır, şeker hastalığı var sende olacaksın diye bir şey yok. Bunların hepsinin sağlıklı yaşam, sağlıklı ve doğal beslenme olursa önlenebileceği gösterildi. Halkımızı umutsuzluğa sürüklemeyeceğiz, her şeyin sağlıklısını yiyeceğiz ve bunu düzeltmek doktorların ya da benim elimde değil, sizin kendi elinizde." dedi.

    "KELLE PAÇA, DOĞAL BOTOKS"

    "Yağlı balıklar, köy tavuğu yumurtası, tam yağlı kaya tuzlu peynir, tam yağlı yoğurt tüketilecek. Karbonhidratlar da doğal olacak, fabrikadan çıkmış olmayacak. O halde doğanın bize bahşettiği en sağlıklı şey kelle paça, içinde her şey var. Bunu bol bol yiyeceğiz, gençler ve çocuklar maalesef bunun ne olduğunu bilmiyor çünkü anneler bunu çocuklarına vermedi, tattırmadı, küçümsendi. Kemik ağrılarına, eklem ağrılarına iyi gelir, bağışıklık sistemini güçlendirir. En güçlü kollajendir. Şimdi hanımlar güzellik için botoks yaptırıyor, en güzel kollajen ve botoks kelle paçada vardır."

    "FINDIK FISTIK ÇITIR ÇITIR, HEM KAN YAPAR HEM ISITIR"

    "Fıstık yerseniz, fıstık gibi olursunuz, uzun ve sağlıklı yaşarsınız. Doğal olarak yani kavrulmamış olarak yiyeceksiniz. Zamanımızda yerli malı haftası vardı şimdi de var. O zaman bize ezberletmişlerdi, biz de çıkar titreye titreye "Fındık fıstık çıtır çıtır, hem kan yapar hem ısıtır" diye şiir okurduk. Neden hem kan yapıyor hem ısıtıyor? Çünkü doğanın doğal olan mineral, vitamin, karbonhidrat, omega 3 ve omega 6 yağ deposu olarak kabul edilir."

    • Like 3
    • Thanks 1

  17. Yeşil erik yemeniz için 11 neden

    yeÅil erik ile ilgili görsel sonucu

    Yeşil erik organik asit içeriği yüksek olan bir meyvedir. Tüm bu organik asitler vücudun alkali tutulmasına yardımcıdır.

    Sitrik asit vücuttaki laktik asidi etkisiz hale getirebilir, bu sayede yorgunluğu önler.

    Yoğurt, ayran, peynir gibi süt ürünleri ile tüketilmesi halinde kalsiyum emilimini artırır, diş ve kemik sağlığını destekler.

    Yumurta, et, balık, hindi gibi protein ağırlıklı besinlerle birlikte tüketildiğinde bu besinlerin asit etkisini azaltır ve nötralizasyonu destekler. Bu sayede metabolizma da destekleneceğinden kilo verme süreçlerini olumlu etkiler.

    Uygun bir kalsiyum/fosfor oranına sahiptir. Üstelik kalsiyum emilimini artıran maddeler de içerdiği için; çocuk ve yaşlı beslenmesinde yer alması gereken örnek bir besindir.

    Çözünebilir lif açısından zengin bir besindir. Bu sayede hem sindirimi kolaylaştırır hem de kabızlık problemini önlemeye ve çözmeye yardımcıdır.

    Düzenli kütür kütür yeşil erik yemek diş etlerini güçlendirir.

    Demir emilimini artırır ve kansızlığı önler. Özellikle kırmızı et ve yumurta tüketimi sonrasında meyve olarak erik tercih edilerek demir biyoyararlılığı artırılabilir.

    Yüksek C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Anti-aging etkisi vardır, yaşlanmayı önler ve cildi yeniler. İçerdiği fitoflavonoidler ve vitaminler bağ doku yenilenmesi hızlandırırlar. Bu sayede kilo verme süreçlerini destekler ve daha sıkı bir vücut için yardımcıdır.

    Kan şekeri düzenlenmesine yardımcıdır ve muz, kivi, incir gibi kan şekerini hızla yükseltmez. Bu sayede kilo vermeyi destekler. Ara öğünler için ideal bir meyvedir.

    • Like 3

  18. Şişmanlamadan fastfood yemenin sırrı

    ÅiÅmanlamadan fastfood yemenin sırrı

    Danimarka'daki Kopenhag Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı, pizza ve hamburger yiyerek obeziteye son verecek bir çalışmaya imza attı. Fareler üzerinde yürütülen araştırmada deneklere bol yağlı pizza ve hamburgerden oluşan bir beslenme programı uygulandı. Genetik mühendisliği teknolojisini kullanan uzmanlar, farelerin yağ dokusundaki NAMPT( Visfatin molekülü) olarak adlandırılan bir enzimi sildi. Gözlemlenen farelerin obez olma olasılığının ortadan kalktığı belirledi.
    İnsan vücudunun gıda kaynaklarından yağ depolama konusunda elverişli olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun modern dünyada obezite gibi hastalıklara neden olduğunu kaydederek çalışmanın önemine vurgu yaptı. Araştırmacılar, çalışmalarının NAMPT enziminin obezitenin gelişmesini sağladığını ve enzimin yokluğunda ise obezitenin ortaya çıkmasını engellediğini gösteren ilk çalışma olduğunu ifade etti.
    Araştırmacılar, keşiflerinin obeziteye karşı yeni tedaviler geliştirmek için faydalı olacağını kaydetti.

    • Like 1

  19. Soğuk çay fazla kiloları eritiyor

    SoÄuk çay fazla kiloları eritiyor

    İsviçreli bilim insanlarının yaptığı araştırmada, soğuk çayın vücuttaki fazla kiloları eritme etkisine sahip olduğu ortaya çıktı.

    Kahvaltılarda artık sıcak çay yerine Güney Amerika kökenli soğuk bitki çayları içilecek. Bunun nedeni ise soğuk çayın vücuttaki fazla kiloları eritme etkisine sahip olması. İsviçre'deki Fribourg Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada sıcak çay ve soğuk çay içen kişiler kapsamlı şekilde incelendi. Üniversite bünyesindeki Entegratif Kardiyovasküler ve Metabolik Fizyoloji Laboratuvarı'ndaki uzmanlar 23 kişi üzerinde yapılan deneylerde soğuk çayın kilo kaybına yol açan etkisini bilimsel olarak kanıtladı.

    ENERJİ TÜKETİMİ ARTIYOR
    Araştırmada bir fincan şekersiz çay içen kişilerin metabolik ve dolaşım tepkileri karşılaştırıldı. Deneklere 3 derecedeki kafeinli soğuk çay ile 55 derecedeki normal sıcak çay verildi. Çay içildikten sonra da katılımcıların 90 dakika boyunca kan basıncı, kalp atışı, kalbin pompaladığı kan, oksijen tüketimi ve yağ oksidasyonu ölçüldü. Çay içmeden yarım saat önce ve sonra ölçülen değerler karşılaştırıldığında soğuk çay içerken enerji tüketiminin iki kat arttığı gözlemlendi.

    STRESİ AZALTIP YAĞI YAKIYOR
    Yapılan açıklamaya göre; soğuk çay içmek vücuttaki yağın yakılmasını sağlıyor ve kalpteki metabolik stresi azaltıyor. İsviçre Kalp Vakfı tarafından desteklenen bu çalışmaya göre soğuk çay kilo kontrolü için oldukça faydalı. Araştırmada kullanılan kafein açısından zengin olan Paraguay çayının, bu ülke dışında Arjantin, Uruguay ve Brezilya'da da yaygın şekilde tüketildiği kaydedildi. "Mate" veya "Yerba Mate" olarak bilinen bitki çayı, Güney Amerika'da Paraguay'daki yerliler tarafından yoğun şekilde tüketiliyor.

    • Thanks 1

  20. Akşam yemeğinde patlıcan yemeniz için 4 neden

    patlıcan ile ilgili görsel sonucu

    Patlıcan sebzesi beden sağlığı için oldukça faydalı bir besin. Bu nedenle akşam yemeklerine bir miktar patlıcan eklemek sağlığınıza çeşitli faydalar sağlıyor.

    Patlıcan üstelik kalori miktarları da diğer sebzelere göre oldukça az. Bir gün salatanıza bir yemeğinize patlıcan ekleyerek hem yemeklerinizi lezzetlendirebilir hem de sağlığınıza çeşitli faydalar sağlamış olursunuz. Patlıcanı düzenli tükettiğinizde sağlığınıza sağladığı faydalar şu şekildedir;

    KARACİĞER DETOKSU

    Patlıcan tükettiğinizde gece boyunca hayati işlevleri yerine getirmiş olursunuz. Aynı zamanda patlıcan vücudunuzun geceleri karaciğer detoksu yapmasını sağlar.

    KOLESTROL SEVİYESİNİ DENGELER

    Yüksek kolesterol teşhisi aldığımızda iyileşmeye nereden başlayacağımızı bilmeyiz. Bu durumda izin verilen ve yasaklı gıdalar içeren bir yemek listemiz olur. Ama her zaman sanki en çok sevdiğimiz yemeği yiyemiyormuşuz gibi hissederiz. Ancak patlıcanı haftada en az üç kez akşam yemeğinde yerseniz, kolesterol düzeyleriniz zaman geçtikçe azalacaktır.

    UZUN SÜRE TOKLUK HİSSİ SAĞLAR 

    Patlıcanın içerisindeki zengin lifler hızlı bir şekilde kilo vermenize aynı zamanda tok tutmaya yardımcı olur.

    KALBİNİZE GECE BAKIMI YAPAR 

    Patlıcan kalbiniz için bulunmaz bir nimettir. İçeriğindeki zengin potasyum, B6 vitaminİ gibi çeşitli vitamin ve mineraller sağlıklı kalp için olmazsa olmazlardandır. Aynı zamanda patlıcandaki antioksidanlar, kan basıncınızı düşürmeye ve vücudunuzdaki serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olur.

    • Thanks 1

  21. Uyku Hakkında Bilmeniz Gereken 6 Gerçek

    İyi Bir Uyku Sizi Kaza ve Beladan Korur

    uykusuzluk

    Amerika’da yapılan araştırma verilerine göre, sürücülerin uykusuzluk ve yorgunluk problemi yaşaması arabaların bulundukları şeritten çıkarak ölümcül kazalara yol açmasının bir numaralı sebebi olarak gösterilmiştir. Yani; uykusuz araç kullanmak, alkollü araç kullanmaktan çok daha tehlikelidir.

    Yerinde Uyku Dikkatinizi Toplamaya Yardımcı Olur

    uyumanin_faydalari

    Uykusuzluk yaşadığınızda esnemekten başka bir şey yapamazsınız. Bırakın elinizdeki işe odaklanmayı, tek düşünebildiğiniz şey bir an önce yatağa gidip uyumaktır. Yetişkinler uykusuz kaldığında bir an önce uyumanın hayalini kurarken, çocuklar hiperaktif olurlar. Ayrıca günde 8 saatten az uyuyan çocuklarda, dikkat bozukluğu, impulsiflik gözlenmektedir. Burada anne babalara da bir uyarıda bulunmak gerektiğini düşünüyorum. Çocukların düzenli bir uykuya sahip olmasını engelleyen en büyük sorun, evlilik içi kavgalardır. İlk 2 yaş sürecince sürekli anne baba kavgalarına maruz kalan çocukların daha fazla uykusuz kaldıkları gözlenmiştir.

    İyi Bir Uyku Ağrı Eşiğini Yükseltir

    uykunun_faydalari

    New York Times’ta yer alan bir araştırma sonucuna göre, yeterli miktarda uyku, fiziksel acılara dayanma eşiğinizi artırıyor. Bu araştırma 18 sağlıklı insan üzerinde yapılmış. Kişilerin yarısına günde 9 saat uyuma izni verilmiş. Diğer yarısına ise 6 saat uyku izni verilmiş. Aynı derecede acıya dayanma eşikleri ölçüldüğünde, 9 saat uyuyan kişilerin %25 daha dayanıklı olduğu görülmüş

    Az Uyku ve Çok Açlık Arasında Sıkı Bir Bağ Vardır

    az_uyumak

    Diyet yapanlara ya da zayıflamak isteyenlere en çok tavsiye edilen şey, kaliteli ve derin bir uykudur. Peki bunun nedeni nedir sizce? Az uyku uyumak, hormon dengesini bozar. İnsülin ve şeker seviyesini düşürür. İnsülinin vücutta yeterli seviyede bulunmaması şiddetli açlık krizlerine neden olacaktır. Elbette bu daha fazla yemek yeme ve hızla kilo almanıza neden olur. Depresyonda olup sürekli uyuyan insanların acıkmaması da bu nedenden dolayıdır.

    Derin Bir Uyku Kıvrak Bir Zeka Sağlar

    derin_uyku

    İnsanlar derin uykudayken, beyin en yüksek seviyede çalışır. Bu da uyandığınız zaman yepyeni ve iyi fikirler üretmenizi, problemlere daha hızlı çözüm bulmanızı sağlar. Derin uyku sayesinde beyin karşısına çıkan şablonları çok daha hızlı algılar, bunun için gerekli bilgileri sakladığı yerlerden kolaylıkla çıkarır ve siz sunar. Ayrıca derin uyku sırasında, beyin gereksiz bilgileri depoladığı bölümden silip, sadece size gerekli olanları sunmak için olağanüstü bir şekilde çalışır.

    Yeterli Uyku İyi Bir Cinsel Hayat Demektir

    cinsel_mutsuzluk

    Uykusuzluk, normal rutin hayatınızı zora soktuğu gibi, cinsel hayatınızı da zora sokar. Cinsel mutsuzluğun en önemli nedenlerinden bir tanesidir. Uykusuzluk kan dolaşımını yavaşlatır. Bu da iktidarsızlık ve cinsel isteksizliği tetikler. Uykusuz kalan erkeklerde testesteron hormonu %26 daha düşük çıkmaktadır. Testesteron hormonunun düşük olması cinsel isteği de azaltır.

     

     

     

    • Like 1

  22. Eski Bir Japon Şifa Tekniğine Göre Her Parmağımız 2 Organa Bağlı

    jin_shin_jhitsu

    Eski zamanlardan günümüze kadar gelen Japon tıbbı Jin Shin Jitsu’ya göre her parmağımız 2 farklı organa bağlı. Çok önemli bir şifa kaynağı olan Jin Shin Jitsu ile sadece 5 dakika gibi kısa bir zamanda organları parmaklarınızdan yönetebilirsiniz. Nasıl mı? İşte Jin Shin Jitsu yöntemi ile geleneksel Japon Tıbbı mucizesi..

    Japon Tıbbına göre, elimizdeki her bir parmak bir organı temsil ediyor. Vücudumuzun tüm enerjisini, fiziksel ve zihinsel sağlığımızı dengeleyen bölgeler bazı zamanlar uyarılır ve bu da çeşitli hastalıklara yol açar.  Jin Shin Jitsu’daki geleneksel şifa uygulamasıyla bu sistematik bozukluk dengeye kavuşacaktır.  Son derece güçlü bir teknik olan Jin Shin Jitsu tekniğinde hastalığa göre ve o hastalıkla bağlantılı parmağı 3-5 dakika tutar ve hasta organın şifa bulmasını sağlar. Bu işlem yapılırken derin nefes alınmalı, işlem bittikten sonra hem parmaklara hem de ele masaj yapılmalıdır.

    Jin Shin Jitsu Tekniğinde Hangi Parmak Hangi Organı Temsil Eder?

    japon_tibbi

    Jin Shin Jitsu tekniğinde hangi parmağın, hangi organı ve hastalığı temsil ettiğini görsellerden takip edebilirsiniz.

    1. Baş parmak

    Temsil Ettiği Organlar – Karın ve üreme organları

    Temsil Ettiği  Duygular- Anksiyete ve depresyon

    En sık görülen semptomlar: Cilt problemleri, mide ağrısı, anksiyete, baş ağrıları.

    2. İşaret parmağı

    Temsil Ettiği Organlar: İdrar kesesi ve böbrek

    Temsil Ettiği Duygular: Korku, karışıklık, hoşnutsuzluk

    En sık görülen semptomlar: sırt ağrısı, kas ve diş ağrısı, sindirim problemleri.

    3. Orta parmak

    Temsil Ettiği Organlar: Karaciğer

    Temsil Ettiği Duygular: Öfke, belirsizlik

    En sık görülen semptomlar: Regl sancısı, migren, baş ağrısı, yorgunluk, dolaşım problemleri.

    4. Yüzük parmağı

    Temsil Ettiği Organlar: Kalın bağırsak ve akciğerler

    Temsil Ettiği Duygular: Hüzün, korku, negatiflik

    En sık görülen semptomlar: Astım ve diğer solunum problemleri, sindirim problemleri, cilt sorunları.

    5. Serçe parmak

    Temsil Ettiği Organlar: İnce bağırsak ve kalp

    Temsil Ettiği Duygular: Anksiyete ve özgüven eksikliği

    En sık görülen semptomlar: Boğaz ağrısı, kalp rahatsızlığı, kemik hastalıkları.

    • Like 1

  23. Portakallı Kek Tarifi

    portakalli_icemler_keki

    Portakallı Kek İçin  Gerekli Malzemeler

    3 adet yumurta,

    7 yemek kaşığı toz şeker,

    1 adet rendelenmiş portakal kabuğu,

    1 yemek kaşığı toz haşhaş,

    7 yemek kaşığı tepeleme un,

    1 paket kabartma tozu,

    Şurubu için;

    2 adet orta boy portakal suyu,

    4-5 yemek kaşığı toz şeker,

    Portakallı Kekin Yapılışı

    Keki hazırlamak için derin bir kabın içine oda sıcaklığındaki yumurtaları ve şekeri koyun. Mikserin yüksek devriyle 3-4 dakika köpük köpük olup beyazlayana kadar çırpın. Portakal kabuğu rendesi, haşhaş, un ve kabartma tozunu katıp mikserle 2-3 dakika daha tüm malzemeleri çırpın. Yaklaşık 20-23 cm çapındaki yuvarlak ya da dikdörtgen bir kalıbı yumuşak margarinle iyice yağlayın. Kek hamurunu kalıbın içerisine dökün. 10 dakika önceden ısıtmış olduğunuz 180 derecelik fırında, keki pişirin. Bu süre yaklaşık olarak 30-35 dakikadır. Kekinizin iyice soğumasını bekleyin. Bu arada siz kekin şurubunu hazırlayın. Portakal suyu ile şekeri bir tencereye alıp, kısık ateşte karıştırarak kaynatın. Soğuk kekin üzerine sıcak şurubu gezdirin. Kekiniz soğuyunca dilediğiniz şekilde süsleyerek servis yapın. Afiyet olsun..

    • Like 1
×
×
  • Create New...