Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,422
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    231

Posts posted by Renan


  1. İbn-i Sina’nın mucizevi tarifi kanseri yeniyor!

    zeytinyaÄlı incir tarifi ile ilgili görsel sonucu

    Ünlü tıp bilimcisi İbn-i Sina’dan mucizevi tarif. Önemli sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılan ve hala geçerliliğini koruyan bu tarifi sizler de basit bir biçimde hazırlayabilirsiniz. İbn-i Sina’nın mucizevi karışımını sizler için derledik,işte o mucizevi karışım…

    İbn-i Sina'dan insanlık için mucizevi karışım tarifi önemli sağlık sorunlarınıza iyi gelecek. Birçok sağlık sorununun tedavisinde önemli bir rol oynayan bu karışım nasıl hazırlanır, gelin birlikte bakalım.

    Malzemeler

    250 gram kuru incir
    1 litre zeytinyağı

    Nasıl yapılır?

    Öncelikle incirleri yıkayın, süzün ve kuşbaşı olacak biçimde doğrayın. İncirleri zeytinyağlı kavanozun içine alın ve ağzını kapatın. Bu kavanozu 5 gün boyunca karanlık bir yerde muhafaza edin ve bu sürenin sonunda sabah,akşam olacak biçimde günde iki kere tüketin.

    Peki, incir karışımı ne işe yarıyor? Astım gibi solunum yolu hastalıklarınız varsa incir karışımı ile sorununuzu çözmeniz mümkün olacak.

    İbn-i Sina'nın önerdiği incir karışımının en önemli etkisi ise kanseri önlemesi. Kanser oluşumunu önleyen incir karışımını düzenli bir biçimde tüketerek etkilerinden faydalanabilirsiniz.

    Zeytinyağı incir, hemen her derde deva zeytinyağı ve şifa mı şifa kaynağı incir. Peki bu iki şifa kaynağı birlikte bizim için ne gibi faydalar sağlamaktadır.

    Zeytin yağı sağlık açısından en faydalı gıda maddelerinin arasında yer alır ve bir çok alanda kullanılır. Bir çok hastalığın tedavisinde kullanılan zeytin yağı E ve K vitamini açısından oldukça zengindir. Ayrıca bol miktarda kalsiyum, demir, sodyum ve potasyum içermektedir.

    Özellikle saç bakımında, cilt bakımında, sindirim sistemi hastalıklarında, kanseri önlemek için, kalp sağlığını korumak için, kan basıncını düşürücü etkisi bulunduğu için, mide rahatsızlıklarına iyi geldiği ve ağrı giderici etkisi bulunduğu için zeytin yağı mutlaka tüketilmeli.

    Aslında daha sayılabilecek pek çok şaşırtıcı faydası bulunan zeytin yağı özellikle Ege bölgesinde sıkça tüketilmekte ve o bölgede yaşayan insanlar daha dinç ve sağlıklı olmaktadırlar.

    sağlık için oldukça değerli bir besin kaynağı olan incirin de bir çok hastalığa iyi geldiği ve koruyucu olduğu kanıtlanmıştır. Kış aylarında sıkça tüketilen kuru incir içerdiği yüksek oranda protein, vitamin ve mineraller sayesinde bedenimiz için bir kalkan vazifesi görmekte ve hücreleri yenilemektedir. Grip ve soğuk algınlığından tutunda, kanserli hücrelerin büyümesini engellemede, sindirim sistemi rahatsızlıklarında, cilt güzelliğinde, kemik gelişiminde, kabızlık sorununda, bağışıklığı güçlendirmede, meme kanserinde, kolesterolde, kalp sağlığını korumak için, şeker hastalığında daha bir çok hastalıktan korunmak için ve tedavi amaçlı kuru incir tüketilmektedir.

    Zeytinyağı incir nelere iyi gelmektedir?

    Öksürük şikayeti olanlar, astım hastası olanlar, akciğer rahatsızlığı olanlar, hamile kalmak isteyen kadınlar, spermi düşük sayıda olan erkekler için mucize bir ikilidir.

    Kabızlığı giderir; lifli içeriği sahip incir, kabızlığı gidererek bağırsaklarımızın hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlar. Zeytinyağıysa bağırsak iç yüzeyini yeniler.

    Kalp sağlığını korur; kuru incirler, içerdikleri mineral ve de vitaminler sayesinde kalp sağlığını korumakla beraber güçlendirir.

    Kolesterolü düzenler; mucizevi içeriği sahip kuru incirler, kanda bulunan kötü kolesterol seviyelerinin düşmesine yardımcı olmaktadır.

    Hafızayı güçlendirir; b2 vitamini içermekte olan kuru incirler, zeytinyağının formülüyle hafızayı ve de sinir sistemlerimizi güçlendirir.

    Zayıflamaya yardımcı olur; tatlı ihtiyacınızı doğal olan bir yolla karşılayan ve metabolizmanızı hızlandıran kuru incir aynı zamanda zayıflamanıza da yardımcı olmaktadır.


  2. Çorabınız ayak bileğinizde iz bırakıyorsa dikkat!

    Ãorabınız ayak bileÄinizde iz bırakıyorsa dikkat!

    Yaşam tarzına bağlı bir biçimde ortaya çıkabilecek kalp hastalıklarına karşı ne kadar korunaklısınız? Kalbinizin düzgün çalışmadığını gösteren 8 işaret ile kalp hastalıklarına karşı önlem alabilir, erken tanı ile ortaya çıkabilecek riskleri ortadan kaldırabilirsiniz. İşte kalbinizin düzgün çalışmadığına dair 8 önemli işaret…

    HER YIL YALNIZCA 610 BİN KİŞİ...

    Yapılan araştırmalara göre her yıl yalnızca 610 bin kişi kalp hastalıkları ile ilgili sorunlar yaşıyor. Erken tanı ile kalp rahatsızlıklarından hayati bir risk yaratmadan kurtulmak istiyorsanız kalp hastalıklarını işaret eden sinyaller işinize yarayabilir. İşte kalbinizin düzgün çalışmadığını gösteren 8 yaygın işaret…

    KOLLARA YAYILAN AĞRI

    Kalp hastalıklarına işaret eden en önemli sinyallerden birisi kola yayılan ağrılar. Kol ağrısı erkeklerde sol kısımda olurken kadınlarda bu durum iki kol ağrısı olarak kendini gösterebiliyor. Kadınların bazı zamanlarda kollarında hissettiği ağrılar sinir sistemi ile alakalı olacağından doğru bir tanı için mutlaka uzmana danışılmalıdır.

    ŞİDDETLİ ÖKSÜRÜK

    Birçok farklı hastalıkta görülebilen şiddetli öksürük özellikle pembe bir sıvı ile birlikte görüldüğünde kalp yetmezliğine işaret ediyor olabilir. 

    AYAKLARDA VE BACAKLARDA ŞİŞLİK

    Bacak, ayak ya da ayak bileklerinizde sebepsiz şişlikler ortaya çıkabilir. Kalbin iyi şekilde pompalanmaması halinde kan damarlarındaki sıvının dokulara sızması ile birlikte ortaya çıkan şişlik durumunda, kişinin doktora görünmesi yapılacak en faydalı işlem olacaktır. Özellikle ayağınızda çorap giydiğinizde, lastik çok fazla rahatsız ediyor ve beraberinde yara izleri oluşuyorsa mutlaka doktora görünmek gerekmektedir.

    MİDE BULANTISI VE İŞTAHSIZLIK

    Karaciğer çevresinde yer alan sindirim sıvıları nedeniyle kalp rahatsızlıklarına bağlı mide bulantısı, iştahsızlık gibi sorunlar görülebilir. Bu sağlık sorunlarını genellikle karın ağrısı takip eder. Bu semptomların tümünü aynı anda yaşıyorsanız doktora gitmeniz tavsiye ediliyor.

    AŞIRI KAYGILI RUH HALİ

    Yapılan araştırmalara göre hayatının belirli dönemlerinde kaygılı ruh haline sahip kişilerin kalp hastalıklarına daha yatkın olduğunu ortaya koyuyor. Kaygı düzeyiniz birçok hastalığın sebebi olabilir.

    BİLİNÇ KAYBI VE BAYILMA

    Kalp rahatsızlıkları arasında en sık görülen semptomlar arasında bilinç kaybı ve bayılma yer alıyor. Bunun sebepleri arasında kalbin kanı iyi pompalayamamasının yanı sıra kalp akışının damarlarda tıkanması gibi etkenler de yer alıyor. Bilinç kaybı, bayılma gibi sorunlar ile karşılaştığınız anda uzman biri ile görüşmelisiniz.

    CİLTTE MAVİMSİ BİR RENK

    Kan akışının azalması ya da kanın yeterince pompalanmaması sonucunda ortaya çıkan bu semptom sıklıkla görülen bir belirti değil. Şok etkisi ile ortaya çıkan bu sorun vücudunuzun tamamında görülebileceği belirli uzuvları üzerinde de görülebilir.

    DERİ DÖKÜNTÜLERİ

    Yapılan araştırmalar egzama hastalarının %48'inin yüksek tansiyon, % 29'unun ise yüksek kolesterol olma olasılığını ortaya koyuyor. Zona hastalığından muzdarip olan kişilerin ise diğerlerine göre kalp hastalıklarına yakalanma riski %59 oranında daha fazla.

    • Like 1

  3. Çamaşır makinenizin içine birkaç top alüminyum folyo atın sonuca inanamayacaksınız

    çamaÅır makinesi temizliÄi ile ilgili görsel sonucu

    ÇAMAŞIR MAKİNENİZİ TEMİZLEMEK İÇİN AĞIZ GARGARASI KULLANIN

    Çamaşır makinelerinin etkili çalışabilmesi için düzenli olarak dezenfekte edilmesi gerekir. Dezenfekte etmek için alabileceğiniz özel deterjanlardan çok daha ucuz ve pratik bir yol ağız gargarası kullanmaktır.

    Deterjanı koyduğunuz alana yarım bardak ağız gargarası koyup yıkamayı başlattığınızda çamaşır makinenizde biriken zararlı bakterileri ve mantarları öldürmüş olacaksınız.

    ÇORAPLARINIZI YIKAMAK İÇİN ÖZEL YIKAMA FİLELERİ KULLANIN

    Çoraplarımın teki yine mi kayboldu? Diye sormaktan sıkıldıysanız özel yıkama fileleri satın alın. Küçük parçaları ve çorapları bu filelerin içinde yıkamak kayıp giysi probleminizi ortadan kaldıracaktır.

    ÇAMAŞIR MAKİNENİZE YIKAMA SIRASINDA ASPİRİN KOYARAK KIYAFETLERİNİZİ BEYAZLATIN

    Aspirinin içindeki salisilik asit beyaz kıyafetlerinizde oluşan sararmaları yok eder. Çamaşır makinenize birkaç aspirin tableti koymak kıyafetlerinizin beyaz kalmasını sağlayacaktır.

    ŞAPKALARINIZI BULAŞIK MAKİNESİNDE YIKAYIN

    Şapkalarınızın şeklini kaybetmesini istemiyorsanız çamaşır makinesinde yıkamayın. Şapkalarınızı bulaşık makinesinin üst rafına koyup yıkarsanız formlarını koruduklarını göreceksiniz.

    KİRLİ ÇORAPLARINIZI SOĞUK SU İLE YIKAYIN

    Kirli çoraplarınızı sıcak su ile yıkamak çoraplarınızı kirlerden tamamen arındırmayacaktır. Kirli çoraplar için en iyi çözüm onları soğuk suda yıkamaktır.

    MAKYAJ LEKELERİNİ ÇIKARMAK İÇİN TIRAŞ KREMİ KULLANIN

    Giysilerinizdeki makyaj lekelerinin üstüne tıraş kremi sürüp yıkamaya atarsanız bu lekelerin yok olduğunu göreceksiniz.

    BEYAZ KIYAFETLERİNİZİ YIKARKEN YUMUŞATICI KULLANMAYIN

    Beyaz kıyafetlerinizi yıkarken yumuşatıcı kullanmak giysilerinizin parıl parıl beyaz olmasını önler. Amacınız beyaz kıyafetlerinizin rengini açma ise deterjan veya yumuşatıcı yerine beyazlatıcı ile yıkamalısınız.

    YIKAMADA ÇEKEN KIYAFETLERİNİZİ ESKİ BOYUTLARINA DÖNDÜRMEK İÇİN BEBEK ŞAMPUANI KULLANIN

    Bir kaba biraz bebek şampuanı ve ılık su doldurun ve çeken kıyafetlerinizi 10-15 dakika bu suda bekletin. Ardından bir havlu ile kurulayın ve tamamen kuruması için yatay olarak yerleştirin. Bebek şampuanı giysinizin ipliklerini genişleterek eski boyutunu dönmesini sağlayacaktır.

    ÇAMAŞIR MAKİNENİZİN İÇİNE BİRKAÇ TOP ALÜMİNYUM FOLYO ATIN

    Çamaşır makinenize koyacağınız birkaç alüminyum folyo kıyafetlerinizin elektriklenmesini önleyecektir.

    KIYAFETLERİNİZİ RENKLERİNE GÖRE AYIRMAYIN

    Kıyafetlerinizin yıkarken renklere göre değil kumaş yoğunluğuna göre ayırın. Kalın kumaşlar ince kumaşlara nazaran daha çok su emerler. Bu yüzden farklı yoğunluktaki kumaşları bir arada yıkamak ince kumaşlı giysilerinize zarar verir.

    Beyaz kıyafetler bu kurala istisnadır ve her zaman ayrı yıkanmalıdır.

    İNATÇI LEKELERİ SAÇ KURUTUCUSU YARDIMIYLA ÇIKARIN

    Giysilerinizden çimen, toprak, meyve suyu gibi lekeleri çıkarmak için lekelerin üstüne biraz saç kurutucusu tutun. Ardından lekelerin üstüne deterjan döküp çamaşırmakinesine atın. Lekeleri saç kurutucusu ile ısıtmak deterjanın bu bölgede ki etkisini arttıracaktır.

    ÇAMAŞIRLARINIZIN DAHA ÇABUK KURUMASI İÇİN KURU HAVLU KULLANIN

    Yıkamadan yeni çıkmış çamaşırlarınızı kuruturken aralarına kuru havlular asarsanız çamaşırlarınız daha çabuk kuruyacaktır. Eğer nemli bir parça giysinizi giymeniz gerekiyorsa onu kuru bir havluya sarın ve kalan nemden kurtulmak için çamaşır makinesine atın.

    KIYAFETLERİNİZİ ÇOK FAZLA KURUTMAYIN

    Kumaşın ısıya dayanıklı hale gelmesi nedeniyle gerektiğinden uzun süre kurutulan giysileri ütülemek daha zordur. Nemli kıyafetleri ütülemek daha kolaydır. Kıyafetlerinizi gerektiğinden fazla kuruttuysanız üzerlerine biraz su sıkarak daha kolay ütülenmelerini sağlayın.

     

     


  4. Limon Kabuğunun Şaşırtıcı 15 Faydası

    Ä°lgili resim

    Limon, Ağırlıklı olarak suyu için kullanılsa da limon kabuğu, limonun en faydalı kısmıdır denebilir. Limon kabuğunun faydaları göz ardı edilmemelidir.

    Limonun Genel Faydaları

    Doğal bir şifa kaynağı olan ekşi bir meyvedir.

    Saç ve cilt için oldukça faydalıdır.

    Temizlik malzemesi olarak kullanılır.

    Limon, aynı zamanda enerji kaynağıdır.

    Limon Kabuğunun Faydaları Nelerdir, Nerelerde Kullanılır?

    1. Kemik Sağlığına İyi Gelir

    Limon kabuğu, kemikleri korur ve güçlendirir.

    Romatizma gibi kemikle alakalı sıkıntıları ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

    Yüksek miktarda kalsiyum ve C vitamini kaynağıdır.

    Özellikle 35 yaşından sonra eklem ağrıları için de kullanılabilir.

    2. Limon Kabuğu Oksidatif Stresi Tedavi Eder

    Oksidatif stresin azalmasında rol oynar.

    İçerdiği yüksek miktardaki biyo-flavonoid, oksidatif stresin azaltılmasına yardım eder.

    3. Kanser Tedavisinde Rol Oynar

    Limon kabuğunun faydaları arasında en önemlisi, kansere karşı iyi geliyor olmasıdır.

    Kanserojen elementleri vücuttan atmaya yardım eder.

    Kanser hücrelerine karşı savaşan limonen ve salvestrol kaynağıdır.

    Kolon, deri ve meme kanseri gibi birçok kanser türüne karşı etkilidir. Ilık suyla birlikte tüketildiğinde, doğal bir kanser ilacı görevi görür.

    4. Limon Kabuğu Toksinleri Vücuttan Atar

    İçerdiği biyo-flavonoidlerle, vücudumuzu zayıflatarak zararlı yiyecek ve içeceklere karşı bağımlılığımızı arttıran toksinlerin vücudumuzda oluşturduğu hasarı azaltmaya yardımcı olur.

    Düzenli şekilde limon kabuğu tüketerek toksinlerden kurtulabiliriz.

    5. Kolesterol Seviyesini Kontrol Altında Tutar

    Vücudun kolesterol seviyesini düzenleyen polifenol flavonoid bakımından zengindir.

    Düzenli tüketildiğinde kalp sağlığına büyük destek sağlar.

    Limon kabuğu, kolesterol seviyesini dengeler.

    6. Sindirim Sistemini Canlandırır

    İçerdiği diyet lifi sayesinde sindirimi canlandırır.

    bağırsak hareketlerini uyarır ve kabızlığı ortadan kaldırır.

    7. Kalp Hastalıklarına Karşı Vücudu Korur

    İçerdiği potasyum ile kan basıncını dengeler.

    Limon kabuğu, kalbi çeşitli hastalıklara karşı korur.

    Diyabet, kalp krizi ve birtakım kardiyovasküler hastalıklara karşı savaşır.

    Kalp rahatsızlığınız varsa limon kabuğunu günlük tüketebilirsiniz.

    8. Ağız Sağlığına İyi Gelir

    Diş eti kanaması, diş eti iltihabı ve diş aşınmasına birebirdir.

    Dişleri sağlamlaştırır.

    İçerdiği bol miktardaki sitrik asit ve C vitamini ile, çiğnendiğinde diş problemlerini azaltacaktır.

    9. Kilo Vermenize Yardımcı Olur

    Limon kabuğu;

    Pektin kaynağı olduğu için, düzenli olarak tüketildiğinde zayıflamanıza yardım edecektir.

    10. Limon Kabuğu Cilt Problemlerini Ortadan Kaldırır

    Cildi arındırma görevi gören antioksidan bakımından zengindir.

    Akne, sivilce, kırışıklıklar, pigmentasyon ve koyu lekelerle savaşmaya yardımcı olur.

    Cildinizi daha parlak ve pürüzsüz bir hale getirir.

    Limon kabuğunun faydaları, aslında temel olarak antioksidan içeriğine dayanır. Antioksidanlar ise cilt problemlerine karşı inanılmaz etkilidir.

    11. Bağırsak Kurtlarını Temizler

    Limon kabuğu;

    Bağırsak kurtlarının büyümesini durdurur.

    karın bölgesindeki organları korur.

    12. Anti-Depresan Özelliği Taşır

    Güçlü bir kokuya sahiptir. Bu koku ferahlatıcı görevi görür ve ruh halinizi iyileştirir.

    kokusuyla, durgun olduğunuz anlarda sizi rahatlatır.

    Suyunu su ile karıştırarak odanıza sıkabilirsiniz. Kabuğunu sıkarak suyunu doğrudan da püskürtebilirsiniz.

    13. Karaciğeri Temizler

    Limon kabuğu;

    Karaciğeri temizler.

    Kan dolaşımını iyileştirir.

    inmeyi önler.

    Kulak enfeksiyonlarını iyileştirir.

    Sayılanlar dışında birçok fayda sağlar.

    14. Limon Kabuğunun Faydaları Arasında Mantar Enfeksiyonlarını Gidermesi de Vardır

    Mantar oluşumunda rol alan bakterilerin oluşmasını engeller.

    Yara ve mantar tedavisi için kullanılabilir. Doğrudan cildinize uygulayın.

    15. Güçlü Bir Besin Kaynağıdır

    Limon kabuğu;

    Limon suyundan daha fazla vitamin içeriyor. Böylece ”vitamini kabuğunda” sözünü doğruluyor.

    Mineral ve besleyici gıdalarla yüklüdür.

    C ve A vitamini, kalsiyum, beta-karoten, folat, potasyum, magnezyum bakımından zengindir. Bu besinlerin hepsi de birbirinden faydalıdır.

    Bazı gıdaların kabuğunun bile faydaları saymakla bitmiyor. Gördüğünüz gibi limon kabuğunun faydaları sandığınızdan daha da fazla. Bundan böyle limon kabuğundan faydalanmanız dileğiyle, sağlıcakla kalın…

    Alıntı

    • Thanks 2

  5. Bu haberi okuduktan sonra ayaklarınıza bakacaksınız!

    tırnak mantarına çözüm ile ilgili görsel sonucu

    Birçok sağlık sorununuzu ayaklarınıza bakarak anlayabilirsiniz...

    KILSIZ AYAKLAR

    İnsanların çoğunluğunun ayakları üzerinde birkaç kıl vardır. Ancak, ayağınızın pürüzsüz hale geldiğini fark ederseniz bu ciddi bir dolaşım probleminin bir işareti olabilir.

    KAŞIK TIRNAK VEYA BATIK AYAK TIRNAKLARI

    Koilonychia tırnakların şeklini etkileyen bir durumdur. Koilonychia'lı insanların tırnakları içe doğru kıvrılır ve bir kaşık gibi görünür. Bu durum, dünyadaki en yaygın kan hastalığı olan anemi olarak bilinen demir eksikliği ile ilişkilidir. Demir eksikliği tedavi edilmediğinde, yorgunluk, soluk cilt, nefes darlığı ve göğüs ağrısı, baş dönmesi, baş ağrısı gibi bir dizi ek sağlık problemine neden olabilir.

    UZUN SÜRE GEÇMEYEN YARALAR

    Eğer ayağınızda ortaya çıkan bir yara iziniz varsa, uzun süre geçmiyor ve egzamaya benziyorsa, bu diyabetin bir belirtisi olabilir. Bu tip yaralara diyabetik ülserler denir. Zamanla, yüksek kan şekeri seviyeleri ve trigliseritler gibi yüksek seviyelerde yağlar sinirlerinize zarar verebilir. Bu, vücudunuzun özellikle ayaklarınızdaki yaraları iyileştirmesini zorlaştıracaktır. Yaralarınız için acil tıbbi yardım alın. Diyabetinizi daha iyi kontrol etmek için bir tıp uzmanıyla çalışın.

    SOĞUK AYAKLAR

    Her ne kadar soğuk ayaklar herkes için çok yaygın olsa da, belli bir nedenden ötürü anormal derecede soğuk ayaklar elde ederseniz, bu tiroid fonksiyon bozukluğunun bir belirtisi olabilir. Düşük tiroid, aşırı homosistein ile ilişkili olabilir. Aşırı homosistein ile ilişkili olabilir. Homosistein, kalp hastalığı, zayıf kan dolaşımı ve çok sert damar sistemi ile ilişkili bir amino asittir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında kan damarlarında taşınan temel besin maddeleri ekstremitelere (kollar ve bacaklar) sık ulaşamaz. Bu da soğuk el ve ayakların olmasına neden olur. Kan dolaşımının olmaması aynı zamanda kronik mantar enfeksiyonları olarak da ortaya çıkabilir.

    SARI AYAK TIRNAKLARI

    Normalden daha kalın, sarı ayak tırnakları bir mantar enfeksiyonunun bir işaretidir. Kötü hijyen, ayak tırnaklarınızdaki mantar enfeksiyonlarının önde gelen nedenlerinden biridir. Bu enfeksiyonlar tipik olarak, terlemenin bakteriye karışmasına neden olan nefes almayan malzemeden yapılmış ayakkabılar gibi kişisel alışkanlıklardan kaynaklanır. Uzun süre terli çorap giymek ya da halka açık yerlerde yalınayak dolaşmak da mantar enfeksiyonlarına yol açabilir.

    UYUŞMA

    Nöropati, diyabetin uzun süreli komplikasyonlarından biridir ve sinirleri etkiler. Beynimiz ve bedenimiz arasında, duyularımızı harekete geçiren ve dokunma, hissetme, görme, duyma ve hareket etmemizi mümkün kılan mesajlar iletmekten sorumludur. Bu nedenle, bu sinirler hasar görürse, vücudun çeşitli bölgelerinde sorunlara neden olabilirler. Nöropati, sinirleri besleyen kan damarlarına zarar veren yüksek kan glikoz seviyelerinin bir sonucudur. Bu daha sonra besinlerin kan damarlarına ulaşmasını engelleyerek sinir liflerinin kaybolmasıyla sonuçlanır. Esas olarak bacaklarda ve ayaklarda bulunan sinirleri etkiler, ancak bazı durumlarda kol ve elleri de etkileyebilir. Ayaklarınızda karıncalanma / uyuşma veya sıcaklık hissetmeye başladıysanız diyabet tedavinizi iyileştirmek için doktorunuza danışmalısınız.

    AĞRILI AYAK EKLEMLERİ

    Diğer bir deyişle, romatoid artrit olarak bilinen ağrılı ayak eklemleri, bağışıklık sisteminizin yanlışlıkla kendi vücut dokusuna saldıran bir durumdur. Genellikle eklemlerin astarını etkiler, sonuçta kemik erozyonu ve eklem deformitesi ile sonuçlanabilecek ağrılı şişmeye neden olur. Romatoid artrit ile ilintili iltihaplanma, vücudun diğer bölgelerine de zarar verebilmesidir, bu durumun iltihabı ilaçlarla kontrol edilebilmesine rağmen, ağır romatoid artrit vakaları hala farklı fiziksel engellere neden olabilir. Böyle bir şey yaşadığınızı düşünüyorsanız, eklemlerinizin mümkün olan en kısa sürede kontrol edilmesi için doktorunza başvurmalısınız.

    PULLU AYAKLAR

    Atlet ayağı (mantar enfeksiyonu), ayağın tabanını ve ayak parmakları arasındaki deriyi etkileyen iltihaplı bir deri hastalığıdır. Genellikle kırmızı, pul pul ve pullu görünür ve daha küçük kabarcıklarda kaplanabilir. Genellikle "tinea pedis" denilen bulaşıcı bir mantar enfeksiyonundan kaynaklanır. Bu rahatsızlık spor salonları, halka açık yüzme havuzları, ortak duşlar gibi halka açık yerlerde çıplak ayakla yürümekten kaynaklanabilir. Tedavisinde mantar önleyici kremler kullanılabilir, ancak eğer diyabet veya zayıf bir bağışıklık sisteminiz varsa, doktorunuzu görmek daha iyidir.

    ÇOMAK PARMAK

    Çomak parmak, altta yatan bir tıbbi durumun bir sonucu olan tırnaklarınızdaki bazı fiziksel değişikliklere işaret eder. Bu değişiklikler tırnakların artmış yuvarlaklığından, tırnakların aşağı doğru kıvrılmasından, tırnak yatağının yumuşatılmasından el veya ayak parmaklarınızın uçlarının bazı kızarıklıklarla birlikte genişlemesinden oluşabilir. Çomak parmağın neden oluştuğu tam olarak anlaşılmamıştır ancak akciğer absesi gibi ani başlayan iltihabi durumlarda çok hızla gelişebilir, ya da akciğer kanseri, interstisyel akciğer hastalığının erken belirtisi olabilir. Çomak parmak aynı zamanda farklı kanser türleri, kalp kusurları, aşırı aktif tiroid, bağırsakta iltihaplanma ve karaciğer hastalığı gibi diğer hastalıkların ve bozuklukların bir belirtisi olabilir. El tırnaklarınızda veya ayak parmaklarınızda herhangi bir değişiklik görürseniz mutlaka doktora görünmelisiniz.

    AYAK PARMAKLARININ RENK DEĞİŞTİRMESİ

    Ayak parmaklarının renk değiştirmesi Raynaud Hastalığının temel bir özelliğidir. Raynaud hastalığı kan dolaşımı bozukluğundan kaynaklanır, raynaud fenomeni olarak da adlandırılır. Raynaud hastalığında atardamarların çok fazla büzülmesiyle birlikte özellikle vücudun uç kısımlarına (parmaklar, burun, kulak…) kan gitmemeye başlar. Raynaud hastaları bu duruma aşırı soğuklarda ve stres altında iken yakalanırlar. Cildinizin etkilenen bölgeleri genellikle beyaz olur. Sonra, maviye dönüp soğuk ve uyuşmuş bir hal alabilir. Kişi ısındıkça, etkilenen bölgede şişlik ve kaşıntı görülebilir.

    KIRMIZI VE AĞRILI TABANLAR

    Ayaklarınızın tabanlarının daha kırmızı, acı verici ve hatta bazen uyuşmuş olduğunu fark ederseniz, bu derin ven trombozunun (Toplardamarda pıhtı oluşması) bir belirtisi olabilir. Bu, bir kan pıhtısı parçasının kan dolaşımına karışması ve akciğerlerdeki kan damarlarından birini bloke etmesiyle ortaya çıkan ciddi bir durumdur. Bacakta ağrıya ve şişmeye neden olabilir ve tedavi edilmediği takdirde hayati tehlike oluşturabilecek bir pulmoner emboli (Akciğer embolisi) gibi komplikasyonlara yol açabilir.

    Derin ven trombozu genellikle 50 yaşın üzerindeki insanlarda görülür, ancak hastalığın aile öyküsü ve bazı yaşam tarzı tercihleri bunu daha erken tetikleyebilir. Örneğin, sigara içenler, aşırı kilolu insanlar, yaralananlar ve kemik kırıkları olan kişiler, doğum kontrol hapı kullanıcıları - hatta uzun süre oturmuş olanlar bile durumdan rahatsız olabilirler. Ortak belirtiler şunlardır: Ayağınızda, tabanınızda veya ayak bileğinizde şişlik, etkilenen bölgede ağrı kramp, enfekte bölgelerde daha sıcak cilt, cildin kırmızı veya mavi renge dönmesi. Derin ven trombozundan muzdarip olduğunuzu düşünüyorsanız, mümkün olan en kısa zamanda doktora görünmelisiniz.

    DEFORME OLAN AYAKLAR

    Ayak parmaklarınızın yanlarında ani ve şiddetli ağrıların olduğunu fark ederseniz ve ayak parmaklarınızın zaman içinde yavaşça deforme olmaya başladığını görürseniz, bu durum gut belirtisi olabilir. Gutun en yaygın tetikleyicilerinden biri dehidratasyon (sıvı kaybı). Vücudunuz susuz kaldığında ürettiği ürik asit miktarını artırır, bu da hiperürisemiye neden olur.

    Sağlıklı bireylerde ürik asit, karaciğerden kan dolaşımına geçer, burada idrarla atılır veya bağırsaktan geçerek seviyeleri düzenler. Susuz kaldığınızda, böbrekler düzgün bir şekilde işlev görmez ve ürik asit, eklemlerin etrafında, özellikle ayaklarda birikmeye başlar. Bu tedavi edilmezse eklemlerinize kalıcı hasar verebilir. Bu nedenle, gut hastalığından muzdarip olduğunuzu düşünüyorsanız, başka sorunların oluşmasını önlemek için hemen doktorunuza görünmelisiniz.

     

    • Thanks 1

  6. Birçok kişinin ortak sorunu olan kolesterolü düşürücü 13 besin!

    baklagiller ile ilgili görsel sonucu

    Dünyadaki en ölümcül hastalıklardan biri olan kalp hastalıklarında, yüksek kolesterol (LDL) ve düşük HDL'nin bu riski daha da artırıyor.

    Diyetisyen Emre Uzun, kolesterolünüzü düşürecek ve diğer hastalıkların da riskini azaltacak 13 besini açıklıyor.

    BİTKİSEL PROTEİN KAYNAĞI ''BAKLAGİLLER''

    Baklagiller fasülye, bezelye ve mercimekgilleri içinde bulunduran büyük bir gruptur. Yüksek miktarlarda lif, mineraller ve iyi oranda protein içerirler. Diyetinizde bulunan işlenmiş et ve tahıl grubunu baklagillerle değiştirmeniz kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olur. Yapılan araştırmalarla baklagil tüketmeyenlere oranla günde yarım kap (118 ml) baklagil tüketiminin LDL kolesterolü düşürücü etkisi bulunduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca kolestrolü ortalama olarak 6.6 mg/dl kadar düşürdüğü de belirlenmiştir. Baklagiller (bezelye, fasülye ve mercimekgiller gibi) LDL kolestrolü düşürmede etkili olup ayrıca iyi bir bitkisel protein kaynağıdır.

    KOLESTEROL DÜŞMANI ''AVOKADO ''

    Avokado besin açısından yoğun meyvelerdir. Tekli doymamış yağ asitleri ve lif açısından zengindir ve LDL'yi düşürüp HDL'yi yükseltir. Klinik çalışmalar da avokadonun kolesterol düşürücü etkisini destekler niteliktedir. LDL kolesterolü yüksek olan obez ve fazla kilolu yetişkinlerle yapılan bir çalışmada, günde 1 adet avokado yiyen bireylerde yemeyenlere göre LDL kolesterolün düştüğü gözlemlenmiştir. Yapılan 10 araştırmada, avokadonun diğer yağlara göre daha düşük oranda total kolesterol, LDL ve trigliserit içerdiği bulunmuştur. Avokado tekli doymamış yağ asitleri ve lif içerdiği için kalp sağlığı açısından önemli bir besin olup kolesterol düşürücü etkisi bulunmaktadır.

    MAGNEZYUM DEPOSU ''YAĞLI TOHUMLAR, BADEM VE CEVİZ''

    Yağlı tohumlar da besin açısından yoğun gıdalardandır. Özellikle tekli doymamış yağ asitleri açısından zengindirler. Aynı zamanda çoklu doymamış yağ asitlerinden olan bitkisel kaynaklı omega 3 bakımından da zengindir. Protein içeriği olan yağlı tohumlar, kan basıncını ayarlamaya yardımcı olmaktadır. Yağlı tohumların içeriğinde bulunan fitosterol, kolesterolün düşürülmesinde etkilidir. Mikrobesin ögelerinden olan kalsiyum, magnezyum ve potasyum da yağlı tohumların içinde bulunmaktadır. Bu minerallerin kolesterolü düşürücü ve kan basıncını dengeleyici özellikleri kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Yapılan 25 çalışmada, günde 2-3 porsiyon yağlı tohum yemenin LDL kolesterolünü ortalama 10.2 mg/dl kadar düşürdüğü gözlemlenmiştir. Günde 1 porsiyon yenen yağlı tohum yüzde 28 oranında ölümcül ve ölümcül olmayan kalp hastalıklarını ve LDL kolesterolünü azaltmaktadır. Yağlı tohumlar düşük kolesterollü yağlar, lifler ve minerallerden zengindir ve bu özelliğiyle kalp hastalığı riskini azaltır.

    KALP DOSTU ''YAĞLI BALIK''

    Uskumru, somon ve alabalık gibi yağlı balıklar uzun zincirli yağ asitlerinden yani omega-3'ten zengin en iyi kaynaklardır. Omega-3, HDL kolesterolü arttırır, enfeksiyonu ve felç riskini azaltarak kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Kızarmış balık tüketimi olan kişilerde, metabolik sendrom gelişme riski, kan basıncı yükselmesi ve HDL kolesterol (iyi kolesterol) seviyesinin düşme riski fazladır. Yapılan araştırmalara göre haftada en az bir kere tonbalığı, fırın ya da haşlama balık tüketen kişilerde felç geçirme riski yüzde 27 daha düşüktür. Uzmanlara göre en sağlıklı balık tüketme şekli fırın, ızgara, haşlama ya da çiğ tüketimdir. Kızarmış balık tüketmek ise kalp hastalıkları ve felç riskini arttırır.

    LİF ZENGİNİ "YULAF VE ARPA"

    Yapılan araştırmalar, tam tahıllı ürünlerin kalp hastalıkları riskini azalttığını gösterir. Günlük 3 porsiyon tam tahıllı besin tüketildiğinde kalp hastalıkları ve felç riski yüzde 20 oranında azalır. Yulafın içeriğinde bulunan beta-glukan içeriğinden dolayı kolesterolü düşürmede etkilidir. Arpa ise yulaf gibi beta-glukandan zengin olup LDL kolesterolü düşürmede etkilidir.

    LEZZETLİ SAVUNUCULAR "MEYVELER"

    Sağlıklı bir kalp için meyveler mükemmel kaynaklardır. Birçok meyve çözünür lif içerdiğinden dolayı kolesterolü düşürmede etkilidir. Elma, üzüm, turunçgiller ve çilekte bulunan pektin, kolesterolü düşürmede yüzde 10 oranında etkilidir. Meyveler aynı zamanda biyoaktif özelliklerinden dolayı antioksidan ve antinflamatuar özelliklere sayesinde kalp hastalıklarından ve diğer hastalıklardan korunmaya yardımcı olurlar. Böğürtlen cinsi ve üzüm gibi meyveler tüketmek ise HDL kolesterolü yükseltirken LDL kolesterolü azaltır. İçerdikleri antioksidan ve lifler sayesinde kolesterolü düşürür ve kalp hastalıklarını önlerler.

    HEM TATLI HEM SAĞLIKILI "ÇİKOLATA"

    Kakao, bitter çikolatanın ana içeriğidir. Bitter çikolata ve kakao, LDL kolesterolü düşürmede en etkili besin kaynaklarındandır. Yapılan araştırmalar günde iki defa kakaolu içecek tüketmenin LDL kolesterolünü düşürdüğünü ve HDL kolesterolünü ise artırdığını göstermiştir. Fakat çikolata tüketirken içeriğindeki şeker göz ardı edilmemelidir. Çünkü şeker kalp hastalıkları riskini artırır. Çikolata tüketirken bitter olanı seçmeye dikkat edilmelidir.

    KAN BASINCINA "SARIMSAK"

    Yüzyıllar boyunca içeriğinde bulunan allicin sayesinde sağlık açısından en etkili besinlerden biri olan sarımsak, yüksek kan basıncını düşürür. Fakat etkisinin görülmesi için çok fazla tüketilmesi gereken sarımsağın supleman olarak takviye edilmesi uzmanlar tarafından tavsiye edilir.

    KALP SAVUNUCUSU "SOYA"

    Soya içerikli besinlerin de kalp sağlığı üzerinden yadsınamaz bir etkisi vardır. Yapılan çalışmalar, soya içerikli besinlerin özellikle de soya fasulyesinin yüksek kolesterolü olan hastalarda kalp hastalıkları riskini azalttığını göstermiştir.

    MUTFAĞIN BAŞ TACI "SEBZELER"

    Sağlıklı bir kalp için sebzeler önemli bir rol oynamaktadır. Sebzeler liften ve antioksidandan zengin kaloriden düşük besinlerdir. Özellikle patlıcan, bamya, havuç ve patates gibi sebzeler pektin bakımından zenginlerdir ve kalp hastalıkları riskini azaltmada önemli rol oynarlar.

    Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler de kalbin dostudur. Karalahana ve ıspanak gibi sebzeler lutein ve diğer karotenoidleri içermektedir. Bu da kalp hastalıkları riskini azaltmaktadır. Aynı zamanda koyu yeşil yapraklı sebzeler safra asitlerine bağlanarak vücudun daha fazla kolesterol atmasını sağlarlar ve kolesterol seviyesini düşürürler.

    ÇAY

    Kahvaltının vazgeçilmesi, yemek sonrasının olmazsa olmazı çayın da kolesterolü düşürücü etkisi olduğunu biliyor muydunuz? Sadece yeşil çay değil, siyah ve beyaz çay da içerdikleri kateşinler sayesinde kalp sağlığı üzerinde etkilidir. Kan basıncı için önemli olan nitrik oksidi aktive etmeye yardım eder. Aynı zamanda kolesterol üretimini ve emilimini azaltarak kanın pıhtılaşmasını engeller. İçeriğinde bulunan kuarsetin ise enfeksiyonu azaltarak kan damar fonksiyonunu geliştirir. Çay tüketimi kolesterol seviyelerini düşürürken kalp hastalıkları riskini azaltır.

    FELÇ RİSKİNE "SAF ZEYTİNYAĞI"

    Bazen salatanın üzerinde bazen en lezzetli yemeklerin içinde karşımıza çıkan zeytinyağı Akdeniz diyetinin vazgeçilmezi olduğu kadar kalp sağlığının da en önemli koruyucusudur. Yapılan araştırmalar günde 4 yemek kaşığı saf zeytinyağı tüketen kişilerin, diğerlerine göre kalp krizi ve felç geçirme risklerinin yüzde 30 azaldığını ortaya koymuştur. Zeytinyağı tekli doymamış yağ asitlerinden zengin bir kaynaktır ve HDL kolesterolü yükseltici LDL kolesterolü düşürücü etkisi bulunur. Aynı zamanda polifenol kaynağıdır, enfeksiyon azaltıcı etkisiyle kalp hastalıkları riskini düşürür.

    KEÇİBOYNUZU

    Keçiboynuzu antioksidan özelliği ile kış aylarında hastalıklara karşı immün sistemi destekleyici etkiye sahiptir. Keçiboynuzu karbonhidrat, lif ve mineraller açısından zengindir. Keçiboynuzu içeriğinin LDL seviyesini (kötü kolesterol) azaltıcı ve HDL kolesterol seviyesini normal değerler arasında kalmasını sağlar.

    • Thanks 3

  7. Sağlıklı Karaciğer İçin Limonlu Su Mucizesi

    limonlu su ile ilgili görsel sonucu

    Limonlu su, birçok vitamini içerisinde barındırıyor. İşte limonlu suyun birbirinden değerli faydaları...

    BOĞAZ AĞRISI

    Ilık limonlu su içmek boğaz ağrısı ve farenjitten kurtulmaya yardımcı olur.

    KALORİ ALIMINI AZALTIR

    Limonlu su, şeker oranı yüksek meyve sularına ve içeceklere iyi bir alternatif oluşturur. Özellikle diyabet hastaları ve kilo vermek isteyen kişiler için iyi bir içecektir.

    BÖBREK TAŞI

    Limonlu suyun en temel faydalarından birisi böbrek taşına iyi gelmesi ve onu önlemesi özelliğidir. Normal şekilde böbrek taşları vücuttan çok fazla rahatsızlık vermeden atılır. Ancak bazen idrar akımına engel olur ve yoğun ağrılara sebebiyet verir. Limonlu su içmek vücuda yeniden su kazandırmada ve idrarı sulandırılmış şekilde tutmada yardımcı olur. Bu da böbrek taşı oluşum riskini azaltır.

    SAĞLIKLI KARACİĞER İÇİN FAYDALIDIR

    Limonlu suyu içmek karaciğerde bulunan sindirim enzimlerini harekete geçirmede yardımcı olur. Ayrıca kanın oksijen durumunu düzenlemede de yardımcı olur.

    SİNDİRİME YARDIMCI OLUR

    Limonlu suyun içerisindeki limon suyu sindirim için gerekli olan hidroklorik asit üretimini destekler. Ayrıca asitlik derecesini ve gut hastalığı riskini azaltır. Sindirim sorunlarından şikâyetçi olan kişilerin düzenli olarak limonlu su tüketmesi tavsiye edilmektedir. Ayrıca ishal ve benzeri sorunları önler. Kadınlar da adet sancılarından kurtulmak için limonlu su tüketebilir.

    KABIZLIĞA İYİ GELİR

    Limonlu su kazbızlık tedavsinde faydalıdır. Bu yüzden her sabah ılık limonlu su içilerek günün geri kalan kısmında kabızlıktan kurtulabilirsiniz.

    BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR

    Limonlu su, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlamada yardımcı olan C vitamini ve bitkisel gıda kaynağıdır. Ayrıca içerisindeki önemli vitamin ve mineraller sayesinde vücuttaki enerji seviyesini artırmada yardımcı olur.

    KANSER ÖNLEYİCİ ÖZELLİKLER

    Limonlu su içmek kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu göstermektedir.

    KİLO VERMEDE YARDIMCI OLUR

    Her sabah balla birlikte ılık limonlu su içmek daha kolay bir biçimce ekstra kilo vermeye yardımcı olur.

    ROMATİZMA

    Yemeklerden önce ve yatma zamanında limonlu su içmek romatizmadan kurtulmaya yardımcı olur.

    AFT

    Ağzı ılık limonlu su ile çalkalamak ağrılı aftlardan ve ağız ülserinden kurtulmaya yardımcı olur.

    DİŞ ETİ RAHATSIZLIKLARI

    Limonlu su içmek, şişmiş diş etleriyle ilgili ağrılardan kurtulmaya yardımcı olur.

    STRESİ AZALTIR VE TANSİYONU DÜŞÜRÜR

    Limonlu suyun diğer önemli bir faydası ise stresten, depresyondan ve endişeden kurtulmayı sağlayarak tansiyonu düşürmesidir. Limonlu su içmek ayrıca bir rahatlama hissi getirir.

    PH SEVİYESİNİ DENGELER

    Bir bardak limonlu su içmek tüm vücudu alkalileştirir ve vücudun pH seviyesini dengeler. Asitli vücut ile bağlantılı birçok hastalık ve durumlar vardır. Uygun sağlık için vücudun alkali durumunu muhafaza etmesi çok önemlidir. Limonlu su vücudun alkali seviyesini normal seviyede tutar.

    VÜCUDU ZEHİRDEN ARINDIRIR

    Limonlu su kandaki toksinleri azaltarak tüm vücudu temizlenmesinde yardımcı olur. Limonun içerisindeki besin öğeleri idrar çıkarmada artışı hızlandıran doğal idrar söktürücü görevi görerek toksinlerin yanı sıra gereksiz maddeleri dışarı atılmasına destek olur.

    CİLT BAKIMI

    Günlük olarak limonlu su tüketimi derinin canlanmasına yardımcı olur. Limon antioksidanlarla yüklüdür ve yaşlanmayı önleyen özellikleri ile iyi bilinirler.

     

    • Thanks 1

  8. Aşırı terlemeye karşı adaçayı için glutensiz beslenin

    aÅırı terleme ile ilgili görsel sonucu

    Sıcaklar her geçen gün artıyor ve herkes aşırı terlemekten dert yanıyor. Aşırı terleme hem sosyal hayatta, hem de iş hayatında pek çok soruna yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerafettin Saraçoğlu, aşırı terleme ve tedavisi hakkında bilgiler verdi...
     Eğer aşırı terleme sorununuz varsa, muhtemelen bu sıkıntıyı her gün çekiyorsunuzdur. Sürekli ne kadar terlediğiniz hakkında kaygı duyuyor olabilirsiniz. Her gün terle uğraşarak, elbisenizi değiştirerek, serinlemeye çalışarak, terinizi silerek, kollarınızın altına veya ceplerinize peçeteler veya pedler yerleştirerek, banyo yaparak ve koyu renkli bol elbiselerin altına gizlenerek saatler harcayabilirsiniz. Çok fazla terleyen avuç içleriniz, ayaklarınız veya koltuk altlarınız nedeniyle arkadaşlarınızı kaybetmiş veya fırsatlar kaçırmış olabilirsiniz. İnsanların ne düşüneceğinden korkarak evde kalmak için bahaneler bulabilir veya insanlarla etkileşime girmek, el sıkmak veya sunumlarda bulunmak zorunda kalmayacağınız kariyerler seçebilirsiniz.

    ÇOK UTANIYORLAR
     Depresyon, toplumdan uzaklaşma ve kendine güvensizlik gibi duygusal problemler yaşayabilirsiniz. Fiziksel rahatsızlıktan endişeye, utanmaya ve daima terlemenizi diğer insanlardan gizleme stresine kadar, hiperhidroz yani aşırı terleme, yaşamınızın neredeyse tüm alanlarını etkileyebilir.
     Maalesef böyle durumlarda 'Her şeyi denedim' diye hissedebilirsiniz, umudunuzu kaybetmiş olabilirsiniz.
     Tıbbi tedavilere ek olarak, aşırı terleme yakınmasını ve aşırı terlemenin sebep olduğu günlük zorlukları yönetmenize yardımcı olmak için piyasada birçok seçenek bulunuyor.

    FARKLI KOMBINASYONLAR YAPILIR
     Tıbbi tedavilerde; antiperspiranlar ve iyontoforez gibi eski tedaviler geliştirildi ve şimdi bunları nasıl daha etkili hale getirebileceğimizi biliyoruz. İyontoferez uygularken terleme azaltıcı bazı ilaçları suya eklemek gibi yardımcı ve etkinliği artırıcı yöntemler de işe yarıyor.
     Mikrodalga enerji, Botulinum toksin enjeksiyonları ve lazerler gibi yeni tedaviler, önemli birer rahatlatıcı olmaya başladı. Bunlara ek olarak tedavilerin birden farklı kombinasyonlar şeklinde planlanmasıyla daha olumlu sonuçlar alınabildiğini belirtmek isterim.
     Yan etkilere bağlı olarak, ağız yoluyla alınan terleme önleyici ilaçlar uzun süreli bir çözüm olarak önerilmeyebilir. Ancak vücudun büyük bölümleri üzerinde aşırı terlemeyi tedavi ederken, birden fazla vücut alanı etkilendiğinde veya özel bir etkinlik (işyerinde sunum veya önemli bir aile işlevi gibi) için kısa süreli bir çözüm olarak düşünülebilir.

    RISKLER ELE ALINMALI
     Aşırı koltukaltı terlemesi için liposuction gibi koltuk altı ameliyatları rafine tedaviler haline getirilse de daha az girişimsel tedaviler öncelikli düşünülmelidir.
     ETS (Endoskopik torakal sempatektomi) cerrahisi, başka herhangi bir tedavi seçeneğine ya da tedavi kombinasyonlarına cevap vermeyen palmar hiperhidrozlu (avuç içlerinin aşırı terlemesi) bazı ciddi vakalar için ayrılmıştır. ETS tedavisini düşünmeden önce, doktorlar ve hastaları; kalıcı hasar ve ciddi yan etkilerin gerçek risklerini tam olarak ele almalı ve tartışmalıdır. ETS, avuç içlerinin yanı sıra dar bölge hiperhidroz alanlarını tedavi etmek için kullanıldığında, daha az fayda ve daha fazla risk olduğu görülmektedir.
     Aşırı terlemeyi tedavi etmek için, adaçayı çayı veya adaçayı tabletleri, papatya, kediotu kökü gibi bitkisel maddeler kullanılabilir. Son zamanlarda, tamamen glutensiz bir diyetin, aşırı terlemenin durmasını sağlayabileceğini belirten bilgiler de var. Şu anda bu tür alternatif tedaviler önermek için çok az araştırma var ama bu, onların yapıcı potansiyelini azaltmıyor.

    TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL OLMALI
    Tıpkı iki insanın aynı olmadığı gibi, iki hiperhidroz vakası da aynı değildir. Terli avuç içleri, terli ayaklar, terli koltuk altlarınız, terleyen yüz veya vücudun diğer kısımlarında telafi edici terlemeden ya da bu problemlerin herhangi bir kombinasyonundan muzdarip olabilirsiniz. Aşırı terlemeyi tedavi etmek ve yönetmek bu nedenle çok bireyseldir. Bir kişide işe yarayan bir tedavi başka bir kişide yararlı olmayabilir ve genellikle tedavilerin bir arada kullanılması gerekebilir. Doğru bileşimi bulmak zaman, sabır ve bilgili bir sağlık hizmeti uzmanının desteğiyle olabilir. Önemli olan terleme konusunda deneyimli hekimlerle irtibatta olmak ve sizin için en doğru yaklaşımın birlikte bulunmasıyla olacaktır.

    İLAÇLAR DA TERLEMEYE SEBEP OLABİLİR
    Liv Hospital Estetik, Plastik ve Rekonstriktüf Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Gürsel Turgut, "Sosyal hayat ve özel hayat terlemeden olumsuz etkilenir. İnsan, sosyal hayattan bile uzaklaşır" diyor. Turgut, aşırı terlemenin neden olduğu hakkında bilgiler verdi...
     Terleme vücut ısımızı normalde tutmak için gereklidir. Ancak bazı durumlarda normalden daha fazla olur ve kişinin hayatını olumsuz etkiler. Terleme kişinin kıyafetlerinde bozulmaya yol açar.
     Vücutta kötü bir koku oluşmasına neden olur. Tüm bu sorunlar kişinin sosyal hayatını ve özel hayatını etkiler. İşte bu durumda aşırı terlemeden bahsedilebilir. Örneğin avuç içi terlemelerinde kişi eliyle herhangi bir şey tutamaz, kimseyle tokalaşamaz, sürekli ellerini saklama ihtiyacı duyar.
     Normal koşullarda ciltte her yer terler. Ancak aşırı terleme olarak tabir edilen durumlarda özellikle en çok yüz, koltukaltı, avuç içi ve ayak tabanlarında görülür. Bunlar, ter bezlerinin en yoğun olduğu bölgelerdir. Beyinden gelen sinyallere daha duyarlıdır.
     Terleme iki şekilde ortaya çıkar. Birincil (esansiyel) terleme; psikolojik faktörler, stres, utanma, heyecan gibi duygusal değişikliklerde oluşan aşırı terleme durumudur. Diğeri ikincil (sekonder) terleme; altta yatan bazı hastalıklar (tiroid hastalıkları, menopoz dönemi, yüksek tansiyon, nörolojik bazı hastalıklar), ilaçlar, alkol, kafein gibi maddelere bağlı olarak ortaya çıkar.

    • Like 1
    • Thanks 1

  9. Karpuzun yanında badem veya ceviz yiyin

    Karpuzun yanında badem veya ceviz yiyin

    Ramazan'da kilo aldıysanız üzülmeyin; karpuzla hem serinleyip, hem de bir haftada iki kilo verebilirsiniz. Ancak porsiyon kontrolüne dikkat etmelisiniz. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi'nden Uzman Diyetisyen Öznur Bircan Oktay, karpuzla incelmenin formülünü anlattı:
     Yaz aylarının ferahlatıcı meyvesi olan ve yüzde 90 oranında su barından karpuz, içerisinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde kanserden kalp sağlığına kadar birçok hastalığa iyi geliyor.

    BİR DİLİMİ BİR KÜP ŞEKER KALORİSİNDE 
     Karpuz faydalı bir meyve fakat unutulmamalı ki, miktar olarak dikkatli tüketilirse faydalıdır. Kişiye göre değişebilmekle beraber bir seferde bir boydan ince dilim (Dört küçük üçgen dilim) karpuz, protein içeriği yüksek bir yemekle birlikte öğün yerine tüketilebilir. 
     Ya da ara öğün olarak bir dilim az yağlı peynir ya da bir bardak kefir ile birliktemuhteşem bir ara öğün alternatifi olabilir. 
     Glisemik indeksi yüksek bir meyve olan karpuzu protein ağırlıklı bir yemek (kırmızıet/tavuk/balık gibi) veya peynirle birlikte tüketmek kan şekerinin hızlı yükselmesiniengelleyecektir. Bir üçgen dilim kesilmiş karpuzun kalorisi, bir adet küp şekere eşittir. 

    ŞEKER VE BÖBREK HASTALARI DİKKATLİ YESİN! 
     Karpuzu 'Kesinlikle tüketmesin' dediğimiz bir hasta grubu yok. Örneğin şeker hastaları glisemik indeksi yüksek olduğu için karpuza dikkat etmeli; fakat eğer şeker ölçümleri normal aralık değerlerindeyse ölçülü olarak tüketmelerinde bir sakınca yoktur. 
     Karpuzu dikkatli tüketmesi gereken bir başka grup ise böbrek hastalarıdır. Eğer hastanın kan potasyum seviyesi yüksek ise yüksek potasyum içeriğinden dolayı karpuza dikkat edilmelidir. 

    YANINDA AZ YAĞLI PEYNİR YERSENİZ DAHA TOK TUTAR 
     Karpuz ile tabii ki sağlıklı kilolar vermek mümkün, fakat burada dikkat etmemiz gereken nokta tek tip beslenmemek. Çünkü tek tip besinle verilen kilolar mutlaka geri alınacaktır. Karpuz ile kilo verirken dikkat etmemiz gerekenler şöyle: 
     Karpuz ve az yağlı peynir tok tutar, ara öğün olarak diyette kullanılabilir. 
     Karpuz yanında sebze veya ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlarla birlikte ana öğün olarak tercih edilebilir. 
     Karpuz ile diyet yaparken hayvansal kaynaklı proteinler (yumurta, et gibi) ihmal edilmemelidir.

    BU İÇECEKLER HEM SERİNLETİYOR HEM ZAYIFLATIYOR
    YAZ aylarında günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasına daha çok dikkat edilmesi gerekiyor.
    Yeteri kadar sıvı tüketmeyenlerde baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetler ortaya çıkarken, daha ciddi sağlık sorunları da kaçınılmaz olabiliyor. Sıvı tüketimini sağlıklı bir şekilde artırmak için bazı önerilere dikkat edilmesi gerekiyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, serinleten içecek tarifleri verdi ve önemli tavsiyelerde bulundu:

    Uyanır uyanmaz su için 
    Yetişkin bir kişinin günlük sıvı ihtiyacı ortalama 2-2.5 litre kadardır. Bu sıvı ihtiyacının en az 1-1.5 litre kadarı mutlaka su olarak tüketilmelidir. Eğer kişinin su içme alışkanlığı yoksa gün içerisinde alarm kurarak ya da akıllı telefon uygulamalarını kullanarakhatırlatma ile bu alışkanlığı kazanmaya çalışabilir. Güne 400 ml. gibi bir sıvı ile başlayarak da kişi ihtiyacının bir kısmını sabah evden çıkmadan tüketmiş olur ve kalanı gün içerisine dağıtabilir. Sabahları kalkar kalmaz ilk yapılacak şey, 400 ml. kadar suyu tüketmek olmalıdır. Kişi akşam yemeğinde bir-iki su bardağı su içip yatma saatine kadar kalan sıvı ihtiyacını tamamlamalıdır.
    Kişi eğer su içmeyi tadı dolayısı ile sevmiyorsa; bu tariflerle hem suyunu tatlandırabilmekte, hem metabolizmasının hızlanmasına yardımcı olmakta, hem de sağlıklı bir şekilde kilo verebilmektedir.

    Suyu keyifli hale getiren lezzetler 
     1-1.5 litre suya aşağıdaki malzemeleri koyup iki-üç saat buzdolabında beklettikten sonra tüketebilirsiniz. 
     Üç-dört dilim kabuklu limon, üç-dört yaprak taze nane, bir küçük Çengelköy salatalık, bir tutam maydanoz 
     Bir avuç içi kadar çilek, üç-dört yaprak nane, bir tutam dereotu 
     Yarım limonun suyu, bir ceviz kadar zencefil, yarım yeşil elma, üç-dört yaprak naneSerinleten sağlıklı içecekler 
     Bir avuç dolusu çilek, bir ince dilim (100 gr) karpuz, bir su bardağı laktozsuz süt, bir çay kaşığı vanilya blender ya da shakerdan geçirin. 
     Üç-dört yaprak nane, bir küçük boy salatalık, bir su bardağı yağsız kefir, bir çay bardağı maden suyu blender ya da shakerdan geçirin. 
     5-10 dakika demlenmiş ve soğutulmuş bir su bardağı rezene, bir avuç çilek, bir kutu sade probiyotik yoğurt, bir çay kaşığı tarçın blender ya da shakerdan geçirin. 
     Bir halka kadar ananas, bir su bardağı laktozsuz süt, bir çay kaşığı Hindistan cevizini blender ya da shakerdan geçirin.

    Suyu keyifli hale getiren lezzetler 
     1-1.5 litre suya aşağıdaki malzemeleri koyup iki-üç saat buzdolabında beklettikten sonra tüketebilirsiniz. 
     Üç-dört dilim kabuklu limon, üç-dört yaprak taze nane, bir küçük Çengelköy salatalık, bir tutam maydanoz 
     Bir avuç içi kadar çilek, üç-dört yaprak nane, bir tutam dereotu 
     Yarım limonun suyu, bir ceviz kadar zencefil, yarım yeşil elma, üç-dört yaprak naneSerinleten sağlıklı içecekler 
     Bir avuç dolusu çilek, bir ince dilim (100 gr) karpuz, bir su bardağı laktozsuz süt, bir çay kaşığı vanilya blender ya da shakerdan geçirin. 
     Üç-dört yaprak nane, bir küçük boy salatalık, bir su bardağı yağsız kefir, bir çay bardağı maden suyu blender ya da shakerdan geçirin. 
     5-10 dakika demlenmiş ve soğutulmuş bir su bardağı rezene, bir avuç çilek, bir kutu sade probiyotik yoğurt, bir çay kaşığı tarçın blender ya da shakerdan geçirin. 
     Bir halka kadar ananas, bir su bardağı laktozsuz süt, bir çay kaşığı Hindistan cevizini blender ya da shakerdan geçirin.

    ÇAY VE KAHVENİN YANINA ŞEKERLİ BESİNLER ARAMAYIN
    "OBEZITE ile mücadelede beslenme davranışlarının değiştirilmesi çok önemlidir" diyen Diyetisyen Elif Melek Avcı, davranış değişiklikleri ile kilo kontrolü sağlamanın yollarını anlattı...
    Kendinize küçük ama başarabileceğiniz hedefler koyun:
    Küçük adımlarla ilerledikçe büyük değişimler size gelecektir. İlk etapta günlük adım hedefinizi 5 bin adım yaparak ilerleyen süreçte bu sayıyı artırabilirsiniz.
    Gün içinde tükettiklerinizin farkında olmak için yediklerinizi kaydedin:
    Fotoğraflarını çekin veya not alın. Yediklerinizin çeşidini ve miktarını bilmek motivasyonunuzu artıracaktır.
    Alışkanlık edindiğiniz davranışları irdeleyin: Televizyon karşısında atıştırmaktanvazgeçin. Çay, kahve yanında şeker veya şekerli besinler aramayın.
    Gözden uzak gönülden uzak ilkesini unutmayın: Kilo almanızı kolaylaştıran besinleri mutfağınızda bulundurmayın.
    Asla pes etmeyin: Olumsuz düşünceler yerine kendinizi iyiye motive edin.

    • Like 1
    • Thanks 1

  10. Tansiyon hastaları dikkat!

    tansiyon ile ilgili görsel sonucu

    Yüksek tansiyon tüm dünyada en yaygın olarak görülen ve önlenebilir hastalıklar arasında yer almaktadır. Beslenme yoluyla kan basıncını kontrol edebilir ve yüksek tansiyonun tetikleyebileceği kalp, beyin, göz ve böbrek hastalıklarından korunabilirsiniz....

    TANSİYONA İYİ GELEN YİYECEKLER

    Tansiyonu düşürmek için tavsiye edilen yiyecekler arasında sebze, meyve ve süt ürünleri ilk sıralarda gelmekle birlikte sodyum tüketimini sınırlandırmak tansiyonu sağlıklı düzeylerde tutabilmek adına uzmanlar tarafından öneriliyor.

    TANSİYONU DÜŞÜREN YİYECEKLER

    Sebzeler: Sebzeler tansiyonu düşürmenin yanı sıra içerdikleri besin lifi, potasyum, magnezyum ve diğer minerallerle genel sağlığınızı geliştirmenize yardımcı olur.

    Her gün yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere 2-3 kase farklı renklerdeki sebzelerin çiğ ve haşlanmış olarak tüketilmesi tansiyon hastalarına önerilmektedir.

    MEYVELER

    Sebzeler gibi lif, vitamin ve mineral içeren meyveler de yüksek tansiyonu düşürmek için yardımcı olabilir.

    Muz, elma, çilek, kavun, şeftali, ananas, mango ve turunçgiller yüksek tansiyonu dengelemek için iyi seçenekler arasında yer almaktadır.

    Taze meyve yerine meyve suyu içiyorsanız suyun taze sıkılmış olması ve şeker eklenmemiş olması önerilmektedir.

    SÜT ÜRÜNLERİ

    Kalsiyum damar sağlığı ve damar tıkanıklığını önlemek için gerekli mineraller arasındadır.

    Kalsiyum bakımından zengin yoğurt, süt ve peynir gibi besinleri günlük beslenmenize eklemek tansiyonu normal değerlere çekebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta tüketilen süt ürünlerinin az yağlı veya yağsız olmasıdır.

    Eğer süt ürünleri tüketemiyorsanız doktorunuzdan besin takviyesi önerisi alabilirsiniz.

    TAM TAHILLAR

    Kan basıncını düşürmeye yardımcı lif bakımından zengin olan esmer pirinç, kepekli ekmek, arpa ve yulaf gibi tam tahılları beslenme programınıza ekleyebilirsiniz.

    Beyaz un ve şeker gibi rafine karbonhidratlar yerine tam tahıllı besinleri düzenli olarak tüketmek tansiyonu kontrol altına almanızı sağlayacaktır.

    BALIK

    Protein tansiyonu düşürmek için önemli olmasına karşın proteinin hangi kaynaktan alındığı da oldukça önemlidir.

    Kaliteli protein kaynağı olarak somon, ton, mezgit gibi soğuk su balıklarını tüketebilirsiniz.

    Haftada en az 2 öğün balık tüketmek vücudun ihtiyacı olan ancak vücut tarafından üretilmeyen omega yağ asitlerini almanızı da sağlayacaktır.

    KURUYEMİŞ

    Badem, fındık, ceviz ve fıstık gibi kuruyemişler sağlıklı birer yağ kaynağı olarak her gün tüketilebilir.

    Baharatlar: Aşırı tuz tüketiminin tansiyonu yükselttiği biliniyor. Yemeklerinizde tuz yerine kurutulmuş baharatlar kullanarak sodyumun bu olumsuz etkilerinden korunabilirsiniz.

    • Thanks 1

  11. Kalp hastalıklarının fiziksel belirtileri

    kalp hastalıÄı belirtileri ile ilgili görsel sonucu

    Vücudunuz sizi büyük sağlık sorunlarından kurtarabilecek küçük ipuçları verir. Kulağın üzerinde küçük bir kırışıklık, zorlukla görülebilen beyaz lekeler veya aşırı esneme gibi belirtiler görünüşte zararsız olabilir ancak bunlar vücudunuzun kalp hastalığı sırasında size verdiği ipuçlarıdır. Çok geç olmadan kalp hastalıklarını tespit ve tedavi etmeniz için kalp hastalıklarının fiziksel belirtilerini sizler için derledik.

    KSANTOMA

    Göz kapakları, dirsekler ve dizler üzerindeki küçük yağ bezeleri ksantoma olarak adlandırılır. Bu yağ bezeleri vücutta çok fazla kolesterol olduğundan damarların bunları tutamaması sonucu dışarı atmasıyla oluşur. Damar tıkanıklığının habercisi olabilir.

    EGZERSİZ SIRASINDA ESNEME

    Vücut terlediğinde cilt yüzeyinden buharlaşan nem nedeniyle soğur. Ancak kalphastalığı olan kişilerde bu işlem doğal olarak gerçekleşmez. Bu yüzden bu insanlar egzersiz sırasında vücutlarındaki sıcaklığı azaltmak ve oksijen ile doldurmak sıkça esnerler. Eğer sizde egzersiz sırasında bolca esniyorsanız bir kalp doktoruna görünmenizde fayda var.

    AĞIZ KOKUSU

    Dişeti rahatsızlıkları ağız kokusuna hatta diş kaybına sebep olur. Ancak dişeti rahatsızlıklarının sağlığınıza etkisi bununla sınırlı değildir. Dişetinizdeki bakteriler kalpve dolaşım sisteminize geçerek iltihaplanmalara sebep olabilir. Bu yüzden düzenli ağız bakımınızı aksatmamanız çok önemlidir.

    ERGENLİK SIRASINDA AKNE ÇIKARMAMA

    Bir araştırmaya göre ergenlik sırasında aknesi olan insanların kalp hastalıklarına yakalanma riski diğerlerine göre %33 daha az. Bunun sebebi ergenlik döneminde akneye sebep olan hormonların düzenli çalışması.

    YÜZÜK PARMAĞI UZUNLUĞU

    Parmak uzunluğu vücuttaki testosteron seviyesiyle bağlantılıdır ve bu hormon kalp ve dolaşım sistemini etkiler. Eğer yüzük parmağınız işaret parmağınızdan bir hayli kısaysa kalp hastalığı riskiniz daha fazla demektir.

    MOR DUDAKLAR

    Sağlıklı bir insanın bile bazen soğuktan dudakları soluklaşıp morlaşabilir. Ancak dudaklarınız ortada bir sebep yokken morlaşıyorsa zayıf bir kan dolaşımınız var demektir.

    KULAK MEMESİNDE KIRIŞIKLIK

    Kulak memesinde çapraz kırışıklıklar damar tıkanıklığının göstergesidir. Eğer kulaklarınızda böyle bir kırışıklık varsa bir kalp doktoruna gidip kapsamlı bir incelemeye girmeyi düşünmelisiniz.

    KULAKTA TÜYLENME

    Kulak kısmında meydana gelen tüylenmede büyük bir artış varsa bu akut koroner sendromunun belirtisi olabilir. Bu belirti özellikle kulak memesinde kırışıklık ile birlikte görülürse hemen bir kardiyologdan randevu almalısınız.

    SAÇ KAYBI

    Erkeklerdeki erken ve hızlı saç dökülmeleri damar hastalığı belirtisi olabilir. Kellik testesteron duyarlılığı ve yeni başlayan diyabetin göstergesi olabilir. Tüm bunlar kalphastalığına dönüşebilir.

    GRİ SAÇ

    Saçın potansiyel kalp problemlerini göstermenin bir başka yolu da griye dönüşmesidir. Kalp problemleri ve gri saç aynı sebeplerden kaynaklanır. Stres, fonksiyonel hücrelerin yaşlanması, hormonal değişiklikler bu sebeplerden bazılarıdır. Bu yüzden kafasında orijinal saç rengi kadar veya daha fazla gri saç olan erkekler kalp hastalığı risk grubundadır.

    • Thanks 1

  12. Bu hastalığın belirtisi "çok konuşmak"

    bipolar-bozukluk-problemine-dikkat-1528361248650.jpg&mw=600

    Bipolar bozukluğun eski ismiyle manik-depresif bozukluk, iki uçlu bozukluk olarak bilinen bir duygu durum bozukluğu olduğunu anlatan Yrd.Doç.Dr.Onur Okan, “Duygu durum; kişinin yaygın ve sürekli olarak, belli bir zaman diliminde (genellikle birkaç hafta boyunca) hissettiği baskın duygu halidir. Bipolar bozukluk tanısı alan kişi yaşamı boyunca mani, depresyon, hipomani ve karma dönem gibi çeşitli dönemler geçirir. Aşırı hareketli, enerjik, konuşkan, kendine güveni artmış “manik” dönem sonrasında; üzüntü, ağlama, değersizlik hissi, enerji kaybı, mutsuzluk şeklinde “depresif” dönem ortaya çıkabilir. Bipolar bozukluğu olan kişinin bu duygu durum değişiklikleri arasında tamamen normal ruh halinde olduğu dönemler olabilir. Riskli davranışlar nedeniyle kişinin sosyal ilişkilerine, iş ve okul yaşamına zarar veren, tedavi edilmediği takdirde intihara yol açabilen ciddi ruhsal bozukluktur” diye konuştu. İşte ayrıntılar...

    HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKIYOR?

    Yrd.Doç.Dr.Onur Okan, bipolar bozukluğun her yaşta başlayabilmekle birlikte, sıklıkla genç erişkinlikte 15-35 yaş aralığında ortaya çıktığını ifade ederek, "Toplumda her 100 kişiden 2'sinde; kadın ve erkekte eşit oranda görülmektedir. Bipolar bozukluk, diyabet ya da hipertansiyon gibi yaşam boyu süren bir ruhsal bozukluktur. Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar, beyindeki "nörotransmitter" adı verilen kimyasalların düşünce, duygu durum, hafıza, öğrenme kapasitesini ve dengesini etkilediğini göstermektedir. Aile içi sorunlar, travmalar, ekonomik sebepler gibi stresli yaşam olayları, genetik yatkınlığı olan kişilerde hastalık dönemlerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Uyarıcı maddelerin (marihuana, kokain, amfetamin gibi), aşırı miktar kahve ve enerji içecekleri tüketimi ve uykusuzluk hastalık dönemlerinin başlamasında etkili olabilir" dedi.
    Yrd.Doç.Dr.Onur Okan, bipolar bozuklukta belirtiler konusunda ise şunları söyledi;

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    "Mani Dönemi: Mani dönemi belirtileri genellikle ani başlar ve süresi 2 hafta ile 4-5 ay arasında değişir. Coşku, enerji artması, aşırı hareketlilik, saldırganlık, Çok konuşma, Uyku süresinde azalma, cinsel istekte artış, Dikkatin azalması ve dikkat dağınıklığı, Özgüven artışı , özel yetenek ve güçlerinin olduğu şeklinde düşünceler, Para harcamada artış.

    Hipomani Dönemi: Hipomani belirtileri, hastane yatışı gerektirmemesi, kişinin sosyal ilişkilerini ve iş ya da eğitim yaşamını mani kadar bozmaması açısından, maniye göre daha hafif şiddette bir durumdur. Kişinin öz güveninde aşırı artma, Uyku ihtiyacında azalma, Dikkatin kolay dağılması, Fiziksel ve zihinsel aktivitede aşırı artma.

    Depresyon Dönemi: Depresif nöbetler genellikle sinsi başlar ve manik nöbetlere göre daha uzun sürelidir; ortalama süresi 6 aydır. Dikkat eksikliği ve dikkatini toplayamama, Özgüven azalması, suçluluk ve değersizlik düşünceleri, Karamsarlık, Bedensel halsizlik, cinsel istekte azalma, Uyku bozuklukları (uykuya dalamama, erken uyanma, sık sık uyanma, kabuslar görme), İştah azalması veya artması, İç sıkıntısı, Eskiden severek yapılan etkinliklere karşı ilgi azalması, sosyal ilişkilerde azalma, Kendine zarar verme, intihar düşünceleri ve girişimleri."


  13. Bir ayda 10 kilo verdiren Japon diyeti

    japon diyeti ile ilgili görsel sonucu

    Japonya, dünyadaki en fazla yüz yaş üstü yaşayan insanlara ve en az yaşlanmaya bağlı hastalıklara sahip ülkedir. Bunun sebebi büyük ölçüde kalori ve doymuş yağ oranında düşük ama besinler açışından zengin beslenme alışkanlıklarıdır. Japon diyetinde çok az işlenmiş gıda ve şeker bulunur. Araştırmalar Japon diyetine yakın beslenme alışkanlığı olan kişilerin erken ölme, kalp hastalığı ve inme risklerinin çok düşük olduğunu gösterir. Ayrıca Japon diyeti obezite oranlarını azaltır. Peki Japon diyeti nasıl yapılır? Japon diyeti ile nasıl kilo verilir? Japon diyeti listesi nasıl yapılır? Daha fit ve sağlıklı olmak için uygulayabileceğiniz Japon diyetini araştırdık ve Japon diyeti listesi hazırladık. İşte Japon diyeti nasıl yapılır ve Japon diyeti listesi…

    Japon diyetinde tuz, şeker, alkol ve ekmek tüketmek yasaktır. Öğünler arası su dışında başka bir şey yiyip içemezsiniz. Bu diyet sırasında bol miktarda su aldığınıza emin olun. Günde en az 8 bardak su tüketmek Japon diyeti sırasında çok önemlidir. Japonların bu kadar sağlıklı ve fit olmalarının sebebi Japon diyetinin çok az işlenmiş gıda ve şeker içermesidir. Japon diyeti büyük ölçüde taze ve işlenmemiş besinlerden oluşur. Balık, mayalanmış yiyecekler, sebzeler, meyveler, soya ve yeşil çay bu Japon diyetinin büyük bir kısmını oluşturur.

    Mayalanmış yiyecekler sindirime yardımcıdır. Bol sebze ve meyve tüketmek kan basıncı düşürür, metabolizmayı hızlandırır ve bağışıklığı güçlendirir. Japonlar kahvaltıda ve tatlı olarak bolca meyve tüketirler. Japonya'da çok tüketilen bir içecek olan yeşil çay ise harika bir antioksidan kaynağıdır ve kanser, virüsler ve kalp hastalıklarına karşı savaşır.

    1. GÜN

    Sabah- acı kahve veya çay

    Öğlen- 2 haşlanmış katı yumurta, zeytinyağlı marul salatası, 1 taze domates

    Akşam- ızgarada, buğulanmış veya haşlanmış balık, zeytinyağlı marul salatası

    2.GÜN

    Sabah- acı kahve, tost

    Öğlen- ızgarada, buğulanmış veya haşlanmış balık, zeytinyağlı marul salatası

    Akşam- ızgara biftek, az yağlı yoğurt

    3.GÜN

    Sabah- acı kahve

    Öğlen- 1 haşlanmış katı yumurta, 3 büyük havuç (zeytinyağı ve limon sosu ile)

    Akşam- elma

    4.GÜN

    Sabah- acı kahve

    Öğlen- 1 büyük kızartma usulü kabak

    Akşam- 2 haşlanmış katı yumurta, ızgara biftek, zeytinyağlı marul salatası

    5.GÜN

    Sabah- 1 havuç (limon suyu ile)

    Öğlen- ızgarada balık, domates suyu

    Akşam- ızgarada balık, zeytinyağlı marul salatası

    6.GÜN

    Sabah- acı kahve

    Öğlen- haşlanmış tavuk, zeytinyağlı marul ya da havuç salatası

    Akşam- 2 haşlanmış katı yumurta, havuç (zeytinyağı ve limon suyu sosu ile)

    7.GÜN

    Sabah- yeşil çay

    Öğlen- ızgarada biftek, mevsim meyveleri

    Akşam- 3. Gün dışında önceki günlerden istediğinizi seçin

    • Like 1

  14. Çin'de kabızlık şikayetiyle hastaneye giden hastanın vücudundan patlıcan çıktı!

    Kabızlık

    Çin'de hayrete düşüren bir olay yaşandı. 50 yaşında bir adamın kabızlık sorununu patlıcanla çözmeye çalıştığı kaydedildi. 

    The Sun gazetesinde yer alan habere göre; karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetleriyle hastaneye giden adamın vücudundan patlıcan çıktı. Doktor patlıcanın vücutta hareket ettiğini ve neredeyse hastanın kalbine ulaştığını söyledi. 

    İsmi açıklanmayan hastanın röntgendeki görüntüleri hayrete düşürdü. 30 santimetreden daha uzun olan bir patlıcanın adamın bağırsakları boyunca ilerlediği tespit edildi. Hastanın acilen ameliyata alınması gerektiği açıklandı. 

    Hasta, doktorlarına patlıcanın kabızlığı iyileştirmeye yardımcı olduğunu söyledi. Ancak bu hareket onu ameliyat masasına götürdü. 

    Doktorlar, patlıcanın sıkıştığını, midede şişlik ve akciğerlerde iltihaba yol açtığını söyledi.

    Ameliyat edilen hastanın durumunun iyi olduğu açıklandı.

    Uzmanlar, bu tip uygulamaların iç organlarda tahribata neden olabileceğini, kişinin hayatını dahi kaybedebileceğini vurgulayarak, kabızlık gibi sağlık sorunları yaşayanların hastaneye giderek tedavi alması gerektiğini söylüyor.

    • Like 1

  15. Hızlı yürümek ömrü uzatıyor

    Hızlı yürümek ömrü uzatıyor

    Avustralyalı ve İngiliz bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, hızlı yürüyen kişilerin yavaş yürüyen kişilere göre daha uzun yaşadığı ve kalp-damar hastalıkları risklerinin daha düşük olduğu sonucunu ortaya çıkardı. İngiltere'de yaşayan 30 yaş üstü 50 bin kişinin verilerini inceleyen uzmanlar, ortalama tempolu yürüyen kişilerin yavaş yürüyen kişilere göre ölüm riskinin, herhangi bir hastalıktan bağımsız olrak yüzde 20 oranında daha düşük olduğunu gösterdi. Bu kişilerin kalpdamar hastalıkları nedeniyle ölüm riski ise yavaş yürüyenlere göre yüzde 24 daha düşük çıktı. Hızlı ve tempolu yürüyüşün ileri yaş gruplarına faydasının ise daha yüksek olduğu göze çarptı. 60 yaş üzerindeki kişilerin ortalama tempoda yürüdüğü takdirde kalp-damar hastalıklarından ölme risklerinin yüzde 46 azaldığı kayıtlara geçti. 60 yaş üzerinde olan ve hızlı yürümeyi tercih eden kişilerin kalp ve damar hastalıklarından ölüm riski ise yavaş yürüyenlerden yüzde 53 oranında daha az çıktı. Aynı incelemede yaşları 45 ila 59 arasında değişen grubun ise hızlı veya tempolu yürüdükleri takdirde, herhangi bir hastalıktan ölüm riskinin yavaş yürüyen kişilerden yüzde 36 daha az olduğu gözlemlendi.

    TERLEYECEK HIZDA YÜRÜMEK
    Sıdney Ünveristesi'nden Prof. Emmanuel Stamatakis, başkanlığını yürüttüğü araştırma için, "Hızlı tempoda yürümek, saatte 5 ila 6 kilometre hızla yürümek olarak tanımlanabilir. Ancak bu durum, kişinin kondisyonuyle ve fiziksel özellikleriyle yakından alakalıdır. Bir diğer gösterge olarak ise hafif nefesiniz kesiliyor ve terliyorsanız hızlı yürüyorsunuz demektir" açıklamasında bulundu. "Analizler yürüme hızımızı artırarak erken ölüm riskimizi düşürebileceğimizi ve kalp hastalıklarına karşı daha korumalı olabileceğimizi gösteriyor" diyen Stamatakis, kamu sağlığı yetkililerine de kişileri bu konuda teşvik etmeleri gerektiği yönünde çağrıda bulundu.

    • Thanks 2

  16. 1 Hafta Boyunca Her Gün Bir Bardak Turp Suyu

    turp suyu ile ilgili görsel sonucu

    Turp yemeyi çok seviyorsanız bir de suyunu deneyin. 1 hafta boyunca her gün bir bardak turp suyu içerek sağlığınız üzerindeki olumlu etkilerini gözlemleyebilirsiniz. İşte turp suyunun bilinmeyen faydaları…

    KANSERE KARŞI KORUR

    İçerdiği zengin besin değerleri sayesinde güçlü bir antioksidan görevi gören turp suyu kansere karşı etkili bir üründür.

    BÖBREK TAŞI DÜŞÜRÜLMESİNDE ETKİLİDİR

    Böbrek taşı sorununuz varsa günlük Turp suyu tüketimi yapmanız tavsiye edilir.

    AKNE VE SİVİLCELERİ ÖNLER

    Sorunlu bir cilt yapınız var ise turp suyu kullanımı yapabilirsiniz. Düzenli turp suyu kullanımı akne ve sivilce gibi sağlık sorunlarını tedavi etmektedir.

    AKCİĞERİ TEMİZLER

    İçeriğinde bol miktarda C vitamini barındıran turp suyu akciğerleri ve bronşları temizleyici bir etkiye sahiptir.

    KEMİK VE DİŞLERİ GÜÇLENDİR

    Kemiklerin ve dişlerin gereksinim duyduğu kalsiyum ve potasyum ihtiyacının karşılanmasında turp suyu kullanımı oldukça etkilidir. 

    VÜCUDU DENGELER

    Düzenli turp suyu tüketimi ile vücutta bulunan serbest radikallerin dengelenmesini sağlayabilirsiniz.

    • Thanks 1

  17. En gözde dizilere ev sahipliği yapıyor! İşte tarih kokan Hırvatistan

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    DUBROVNİK

    Türk vatandaşlarının Dalmaçya kıyılarını görmek için gittikleri popüler Hırvat şehirlerinden birisidir. Hırvatistan'ın güney ucunda Adriyatik Denizi'nden uzakta bulunan Dubrovnik, 7. yüzyılda deniz ticareti üzerine kurulmuştur. Tarihi bölge olan Eski Kent, eski, savunma duvarları, Arnavut kaldırımı sokakları, muhteşem sarayları ve çarpıcı kiliseleri gibi birçok tarihi özellik ile doludur.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    Dubrovnik sokaklarını Game of Thrones dizisi sayesinde tanımış olduk. Tarihi dokusunu koruyan sokaklar çoğu film ve dizi çekimine ev sahipliği yapıyor.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    HVAR

    Hırvatistan'da ve Adriyatik Denizinin en popüler yerlerden biri olan Hvar, Dalmaçyalı kıyılarından uzakta, görkemli plajlar, lavanta tarlaları ve yemyeşil bağ manzaraları için tercih edilen güzel bir Hırvat adasıdır.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    Hvar'ın ana şehri Hvar Kasabası, 13. yüzyıl duvarları, mermer taş sokakları, gotik sarayları, çarpıcı kiliseler ve heybetli bir eski kaleye sahip çekici bir şehirdir.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    PLİTVİCE NATİONAL PARK

    Hırvatistan ve Avrupa'nın en güzel doğal güzelliklerinden biri olan Plitvice Milli Parkı, nefes kesici göllerden, şelalelerden ve yemyeşil ormanlardan oluşmaktadır.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    SPLİT

    Türklerin en çok gittikleri Hırvatistan şehirlerinden birisidir. Hırvatistan'ın ikinci en büyük şehri olan Split, "Akdeniz Çiçeği" adıyla Dalmaçya Kıyısı'ndaki bir yarımadada bulunuyor. Kentin ana cazibe merkezi, güzel Gotik ve Rönesans mimarisinin tarihi çekirdeğidir. MS 298 ve 305 yılları arasında inşa edilen bu saray kompleksi, mermer yürüyüş yolları ve dükkanlar, kafeler ve barlar içeren binalardan oluşan bir labirentin bulunduğu küçük bir şehre benzemektedir.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    KORCULA

    Ünlü gezgin Marco Polo'nun doğum yeri olarak bilinmektedir. Adriyatik kıyısında bulunmaktadır. Korcula yemyeşil ormanları, üzüm bağları, zeytinlikler, kumsallar ve büyüleyici köylerden oluşur.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    PULA

    Adriyatik Denizi'ndeki Istria yarımadasında yer alan Pula, antik Roma dönemine kadar seyircilerin gladyatör dövüşlerini izlemek için akın ettikleri popüler bir destinasyondu. Yüzyıllar boyu çeşitli hükümet güçleri tarafından yönetilen Pula, bugün Hırvatistan'a ait ve en çok Roma kalıntılarının zenginliği ve kültürlerin karışımı ile tanınmaktadır.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    ROVİNJ

    Adriyatik Denizi'ndeki Hırvatistan'ın İstria yarımadasında bulunan Rovinj, Küçük bir yarımadanın üzerinde yer alan 20 adadan oluşan bir takımadadır. Arnavut kaldırımı, merdivenler, kemerler ve diğer ilginç mimarilerin dar sokakları, Eski Kent'i gezi macerasına dönüştürür.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    ZADAR

    Tarih açısından zengin, güzel bir sahil şeridinde yer alan üç bin yıllık bir şehirdir. Zadar, Hırvatistan'ın kuzeyindeki Dalmaçya Kıyısı'nda bulunuyor. Şehrin kalbinde Eski Kent, Roma kalıntıları, ortaçağ mimarisi ve çok sayıda eski kilise gibi fantastik gezi mekanlarına sahiptir.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    ZAGREB

    Hırvatistan'ın başkenti ve en büyük şehri olan Zagreb, hem tarihi hem de modern mekanlara sahip canlı bir metropoldur. Hırvatistan'ın kuzeybatı kesiminde yer alan şehrin kurulumu ise 11.yüzyıla dayanmaktadır. Kent, Yukarı ve Aşağı olarak iki parça halindedir. Üst Şehir, turistlerin Arnavut kaldırımlı sokaklara çıkıp eski, ortaçağ kiliselerini ve kulelerini ziyaret edebilecekleri tarihi merkezdir.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    KRKA NATİONAL PARK

    Hırvatistan'ın Merkez Dalmaçyası'nda bulunan Krka Milli Parkı, muhteşem doğa manzarası, yaban hayatı ve tarihi mekanlardan korunan bir alandır.

    Peki Hırvatistan'da ne yenir?

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    BRUDET

    Brudet, farklı balık çeşitlerinden de yapılan bir çeşit balık yahnisi. Domates ile tatlandırılan yahni, pişirme aşamasında hiç karıştırılmıyor ve kendi suyuyla pişiriliyor. Hırvatistan'da bulabileceğiniz yaygın yemeklerden biri olacak bu lezzeti mutlaka deneyin.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    FRİTULE

    Ham maddesi un olan küre şeklindeki tatlı Fritule, üzüm ve limon kabuklarıyla renklendirilerek servis ediliyor. Tadı damağınızda kalacak Hırvat lezzetlerinden biri olan bu şekerli atıştırmalığı sıcak bir kahve eşliğinde tüketebilirsiniz.

    En gözde dizilere ev sahipliÄi yapıyor! Ä°Åte tarih kokan Hırvatistan...

    SOPARNİK

    Poljica bölgesinin yöresel yemekleri arasında gösterilen Soparnik, içinde İsviçre pazı olan bir nevi gözleme. Kültür Bakanlığı tarafından kültürel miras sayılan bu yiyecek, adına festival düzenlenecek kadar önem verilen bir kültür nesnesi sayılıyor.

    • Like 2
    • Thanks 1

  18. Bulutların üzerinde bir tatil için; Kapadokya!

    Ä°lgili resim

    Kapadokya, Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına geliyor. Bu güzel bölge, dünyada daha önce gördüğünüz hiç bir yere benzemeyen bir coğrafyaya sahip. İç Anadolu'da Nevşehir, Aksaray, Kırşehir, Niğde, Kayseri illerinin sınarılarına kadar uzayan geniş bir bölge burası. O yüzden bu güzel coğrafyaya vakit ayırın. Günübirlik turlara feda edilemeyecek kadar özel bir yer burası, hem de 4 mevsim.

    Ä°lgili resim

    ÖLMEDEN ÖNCE GÖRÜLMESİ GEREKEN 5 YERDEN BİRİ KAPADOKYA

    Merkez ilçesi ile birlikte, Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehir, Hacıbektaş, Kozaklı ve Ürgüp olmak üzere sekiz ilçesi bulunan Nevşehir'in en turistik bölgeleri Ürgüp, Göreme, Avanoş, Uçhisar, Mustafapaşa, Çavuşin ve Ortahisar bölgeleri. Kapadokyamuhteşem doğa güzellikleri ve tarihi kalıntıları ile dünya listelerinden de boy gösteriyor. İşte bir insanın yaşamı boyunca görmesi gereken 5 yer…

    PERİ BACALARI

    Gerek ülkemizden gerekse yurtdışından her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği, büyüleyici atmosferi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerinde hayranlık uyandıran Peribacaları, ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden birisi konumundadır. Nevşehir'e 7 km mesafede olan Peribacaları'nın oluşumu milyonlarca yıl öncesine dayanmaktadır. Bu bölgenin günümüzden 60 milyon yıl önce iç deniz olduğu varsayılır. Harekete geçen yer kabuğuyla birlikte yer altında bulunan lavlar, oluşan çatlaklardan dışarı çıkar ve milyonlarca yıl sürecek bir süreç başlar.

    DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ

    Kapadokya'da bulunan en büyük yer altı şehri olma özelliğine sahip olan Seksen beş metre derinliğe ulaşan ve oldukça geniş bir alana yayılan Derinkuyu Yer altı Şehri 1967 yılından beri turizm sektörüne kazandırılmıştır. 8 katlı olan Derinkuyu çevresinde dünyanın en eski akıl hastanesi de bulunmaktadır. Derinkuyu Yer altı Şehri'nde 2 metre yükseklikte 2 metre genişlikte 9 km uzunluğunda tüneller bulunmaktadır. Şehrin 12 ya da 13 katlı olduğu düşünülmesine rağmen şimdilik 8 katı ziyaretçilere açıktır.

    GÖREME AÇIKHAVA MÜZESİ

    Nevşehir şehir merkezine 13 km mesafede olan Göreme Açık Hava Müzesi'nde, M.S 4 – M.S 13 yüzyılları arasında manastır hayatının yaşandığı söylenmektedir. Açık hava müzesi içinde kiliseler, yemekhaneler, şapeller ve oturma yerlei bulunmaktadır. Bölgede bulunan manastır ve şapellerde çeşitli dönemlerden kalma tarihi dokulara da yer verilmiştir.

    GÜLLÜDERE VADİSİ;

    Çavuşin ve Göreme arasında kalan yerde bir çok kilise, manastır ve yaşam alanı kalıntılarının var. Peribacası oluşumlarının en iyi izlenebileceği trekking rotası 4 km ununluğunda. Yürüyüş sırasında iki kola ayrılan vadide, tarih boyunca birbirinden farklı dönemde inşa edilmiş çok sayıda kilise ve manastır görebiliyorsunuz.

    PAŞABAĞ VADİSİ

    Paşabağ Vadisi, Avanos – Göreme istikametinde bulunmaktadır. Kapadokyabölgesinde benzersiz olan mantar formundaki enteresan Peribacalarının bulunduğu Paşabağ Vadisi aynı zamanda da Peribacası oluşumu ve gelişiminin de en iyi gözlenebildiği yerlerden birisidir. Bu bölgede zamanında rahiplerin yaşadığı ve rahiplerin buralardaki kaya odalarında inzivaya çekildikleri rivayet edilir.

    ÜRGÜP MÜZESİ

    Ürgüp Müzesi, şehir merkezindeki Temenni Tepesi'nde bulunmaktadır. Müzenin kurulması için ilk çalışmalara 1965'ten itibaren tek kubbeli yapı olan Tahsinağa Kütüphanesi'nde başlanmışsa da, ziyarete açılması 1971 tarihini bulmuştur. Müzede sergilenen eserlerden bazıları; 10 milyon öncesinden kalma mamut dişi fosilleri, Acıgöl ve çevresinden çıkarıldığı düşünülen, deniz canlılarına ait fosiller, Roma ve Bizans Dönemleri'nden kalma el yapımı seramikler, Osmanlı Dönemi'nden kalma altın sikkeler ve madalyalar. Müzenin arkeoloji bölümünde ise Eski Tunç çağı, Hellen, Roma, Bizans Dönemlerine ait pişmiş topraktan yapılan el yapımı seramikler, metal ve cam eserler ve madalyalar yer alıyor.

    ÖZKONAK YERALTI ŞEHRİ

    Nevşehir'e 35 km uzaklıkta Avanos'a 14 kilometre uzaklıkta bulunan Özkonak Yeraltı Şehri, Avanos ilçesine bağlıdır. Bölgede bulunan diğer yeraltı şehirlerine oranla daha küçük olan Özkonak Yeraltı Şehri 3 katlıdır.

    KAYMAKLI YERALTI ŞEHRİ

    Kaymaklı Yeraltı Şehri, Nevşehir'e yirmi kilometre mesafede bulunan Kaymaklı Kasabası'nda yer alıyor. Geçmişi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanıyor. 8 katlı olan bu devasa yer altı şehrinde zamanında 5000 kişinin yaşadığı rivayet edilmektedir. 36 yeraltı şehri içerisinde en büyük olanıdır. 1984'ten bu yana UNESCO Dünya Kültür Mirasları Listesi'nde yer alıyor.

    • Like 1
    • Thanks 2

  19. Hangi meyve ne zaman yenmeli?

    meyveler ile ilgili görsel sonucu

    Meyveyi mevsimine göre organik bir biçimde tüketmek sağlıklı, peki hangi meyveyi hangi saatlerde tüketmeniz gerektiğini biliyor musunuz?

    Meyveleri belirli saat aralıkları arasında tükettiğinizde daha sağlıklı olduklarınızı biliyor muydunuz? Hangi meyve ne zaman yenmeli...

    DUT

    Yaprakları ipek böceği üretiminde kullanılan dutu sabah kahvaltısına yakın saatlerde tüketirseniz çok daha faydalı bir ürün olduğunu görebilirsiniz. Kilo problemi olanların dutu az miktarda tüketmesi tavsiye ediliyor.

    İNCİR

    Ege bölgesinin gözbebeği incir insan vücudu için çok faydalı bir ürün. İnciri özellikle öğlen ve sabah saatlerinde tüketmeniz öneriliyor. Kabızlık sorununuz varsa inciri kuru ya da meyve olarak tüketebilirsiniz.

    KİRAZ

    Ağrı kesici ve ödem attırıcı özellikleri bulunan kirazı özellikle güneş batmadan önce tüketmek öneriliyor.

    KAYISI

    Meyve suyu, reçel, tatlı olarak tüketebileceğiniz kayısı uzmanlara göre kahvaltıda ve ikindi öğünlerinde tüketilmeli.

    ÜZÜM

    Kilo problemi yaşayan kişilerin az miktarda tüketmesi gereken bir meyve olan üzümü hava kararmadan önce tüketmeniz tavsiye ediliyor.

    KARPUZ

    En lezzetli yaz meyvesi sayılan karpuz için en ideal tüketim saatleri sabah kahvaltı, öğlen ve ikindi saatleri olarak görülüyor.

    ÇİLEK, AHUDU VE BÖĞÜRTLEN 

    En lezzetli kırmızı meyveler arasında yer alan çilek, böğürtlen ve ahududuyu hava kararmadan önce ya da sabahları kahvaltının yanında tüketebilirsiniz.

    ŞEFTALİ

    Yoğurt ile birlikte tüketebileceğiniz bir lezzet olan şeftaliyi akşamüzerinde ek bir gıda olarak tercih edebilirsiniz.

    • Thanks 1

  20. Katarakt için fındık ve avokado, göz kuruluğu için A vitamini

    Katarakt için fındık ve avokado, göz kuruluÄu için A vitamini

    Sağlıklı ve doğru beslenerek göz hastalıklarından korunabilmek mümkün. A, C ve E vitaminlerinden zengin beslenmek, omega-3 ve selenyum almak, gözlerinizi hastalıklardan koruyabilir. Somon, ton balığı, fındık, ceviz ve avokadoyu bol bol tüketebilirsiniz.

    Havuç gözlerimiz için faydalı mı? Hangi besinleri tüketerek hangi göz hastalıklarından korunabiliriz? Sarı nokta hastası olanlar hangi besinleri yemeli? Kudret Göz İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Osman Şenbilgin, beslenme ve göz sağlığı ile ilgili en çok merak edilenleri anlattı...
     Sağlıklı ve doğru beslenme tüm vücudumuz ve organlarımız için olduğu gibi gözlerimiz için de çok önemli. Katarakttan sarı nokta hastalığına, göz kuruluğundan retina ayrılmasına kadar gözlerimizi tehdit eden birçok hastalık riskini doğru beslenerek azaltabiliriz.

    KAYIPLARIN EN YAYGIN NEDENİ
     Katarakt tüm dünyadaki görme kayıplarının en yaygın sebebidir. Bebeklerde de rastladığımız katarakt doğuştan oluşabilir. Hayatın herhangi bir döneminde darbelere, travmalara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. En yaygın olarak 60 yaş üzerinde görülür ve yaş almaya bağlı olarak gelişir. Protein ve sudan oluşan gözün doğal merceğinde özellikle yaş almaya bağlı olarak değişimler oluşur. Protein yapısı kümeleşerek göz merceğini bulanıklaştırır. Bu protein öbeği zamanla göz merceğinin daha geniş bir bölümünü kaplayarak görmenin git gide azalmasına neden olur.

    KIVI, ÇİLEK, ANANAS TÜKETIN
     Görme yeteneğimizi elimizden almak için kapıda bekleyen katarakt hastalığı ile savaşta C vitaminlerinden zengin narenciyelerin desteği büyüktür. Bunlar; greyfurt, mandalina, portakal ve limon gibi turunçgiller, ananas, kivi, çilek, kırmızı ve yeşilbiber, maydanoz, brokoli, karalahanadır,
     Brüksel lahanası ve karnabahar; C vitamini açısından zengin birer doğal kaynaktır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise sebzelerin mümkün olduğunca çiğ tüketilmesi ya da az pişirilmesidir. Çünkü pişirilme süresine bağlı olarak birçok sebzenin C vitamini azalır.
     Badem, fındık, fıstık, ay çekirdeği, bitkisel yağlar, pazı, ıspanak, avokado, alabalık; içeriğindeki E vitamini nedeniyle katarakt hastalarına tüketmelerini önerdiğimiz besinler.
     Katarakt oluşumunu engellemede önemli rolü olan bir diğer madde de beta karotendir. Karaciğerde depolanarak ihtiyaç duyulduğunda A vitaminine dönüşen bu provitamin en çok havuçta, ıspanakta, marulda, bal kabağında, kırmızı ve yeşil dolmalık biberde ve kayısıda bulunur. Bol beta karoten içeriği ile göz dostu katarakt düşmanı olan havucu özellikle çiğ ya da meyve suyu haline getirerek tüketmenizi öneririm.
     Bebeklerde ve çocuklarda göz ve beyin gelişimi için çok önemli olan omega 3, yetişkinler için de alınması gereken temel bir yağ asididir. Yapılan araştırmalara göre omega 3, katarakt hastalığının gelişimini ve ilerlemesini yavaşlatıyor.
     Omega 3 yönünden en zengin besinler ise deniz mahsulleridir. Somon, orkinos (ton balığı), uskumru, sardalya, hamsi, balık yağı; bol miktarda omega 3 içerir. Hayvansal gıda tüketmeyenlere ise omega 3 kaynağı olarak keten tohumu ve yağını, ceviz ve ceviz yağını, taze fesleğeni, asma yaprağını, karalahanayı öneririm. Selenyum, zeaksantin ve lutein de omega 3 gibi kataraktın önlenmesinde rolü olan maddelerdir.

    GÖRME YETENEĞİNİ KORUYOR
     A vitamini eksikliği de göz kuruluğu nedenleri arasında yer alıyor. A vitamini, göz kuruluğu, üstün limbik keratokonjonktivit adını verdiğimiz bir çeşit göz iltihabının tedavisinde, kornea tabakasının ve görme yeteneğinin korunmasında büyük önem taşıyor.

    DİYABETİK RETİNOPATİYE SELENYUM VE C VİTAMİNİ KALKANI
    Diyabetik retinopati, retina tabakasında yer alan kan damarlarındaki hasarlanmalar sonucu oluşan ve görme kayıplarına yol açabilen bir hastalıktır. Diyabetik retinopatinin koruyucu tedavisinde C vitamini ve selenyum büyük önem taşır. C vitamini retina tabakasındaki kılcal damarlar da dahil vücudumuzun tüm kan damarlarının korunmasında rol oynar. Selenyum ise göz sağlığının korunması için önemli bir mineraldir ve eksikliği diyabetik retinopatiye neden olabilmektedir. En çok selenyum içeren besin Brezilya kestanesidir. Anavatanı Güney Amerika olan Brezilya kestanesini ülkemizde yaygın olarak bulmak mümkün değil. O yüzden selenyum içeren diğer ürünler; esmer pirinç, ay çekirdeği, mantar, ıspanak, orkinos (ton balığı), uskumru, sardalya, istiridye gibi deniz ürünleri, hindi eti, tavuk, kırmızı et, karaciğer tercih edilebilinir. Belirli bir miktarda selenyum vücudumuz için ne kadar faydalıysa ihtiyaçtan fazla alınması da zehirlenmeye yol açabilir. Gıdaların içerdiği selenyum miktarı sınırlıdır. Dengeli beslenmeyle, zehirlenmelere yol açabilecek boyutta selenyum fazlalığının oluşma ihtimali imkansıza yakın denecek kadar azdır.

    SARI NOKTA HASTALIĞINA YUMURTA SARISI
    Retına, göz küresinin arka iç duvarını kaplayan ışığa duyarlı görme ve sinir hücrelerinden oluşan bir tabakadır. Buradaki sinirler aracılığıyla görüntü beyne ulaşır. Retina dekolmanları, retina damar tıkanıklıkları, tıbben makula dejenerasyonu olarak adlandırdığımız sarı nokta hastalığı ve diyabetik retinopati; retina tabakasında görülen kalıcı görme kayıplarına yol açabilen hastalıklardır. Zeaksantin ve lutein, gözün retina tabakasında doğal olarak bulunan maddelerdir. Gözlerimizdeki sağlıklı hücreleri koruyarak retina tabakasının sağlıklı olmasında rol oynarlar. Ayrıca yaş almaya bağlı olarak görülen sarı nokta hastalığının gelişmesini ve ilerlemesini önlemede etkilidirler. Sarı nokta hastalığından korunmak için bol miktarda karalahana, ıspanak gibi lutein ve zeaksantin yönünden zengin yeşil yapraklı sebzeler tüketilmesini öneriyorum. Lutein ve zeaksantin ayrıca pazıda, şalgam yapraklarında, terede, bezelyede, pancarda, Brüksel lahanasında, mısırda, brokolide ve yumurta sarısında bulunuyor.

    • Thanks 1

  21. Karpuzu sakın böyle tüketmeyin!

    karpuz ile ilgili görsel sonucu

    FARKLI YİYECEK KOMBİNASYONU VÜCUDUNUZU ZARAR VERİYOR OLABİLİR

    Günlük hayatınızda birlikte tüketmekten hoşlandığınız birçok farklı yiyecek kombinasyonu vücudunuzu zarar veriyor olabilir. Sağlığınızı ve kilonuzu olumsuz yönde etkileyen yiyecek kombinasyonlarını bu noktada önemli oluyor. İşte birlikte tüketmemeniz gereken yiyecek kombinasyonları...

    KAVUN İLE KARPUZ

    Lif bakımından oldukça zengin birer meyve olan kavun ve karpuzu, ana ya da ara öğünlerin yanında tüketmemelisiniz. Öğlen ya da öğle arası tüketebileceğiniz kavun ve karpuzu ayrı olarak tüketmeli, yanında su içmemelisiniz.

    PROTEİN VE NİŞASTALAR

    Protein ve nişasta karışımlı besinler sindirim sistemini zayıflatması ve kilo aldırması nedeniyle oldukça sağlıksız besinler arasında yer alıyor. Patates ve et tarzı menüleri çok seviyorsanız, bu kararınızı bir daha gözden geçirmelisiniz. Protein ve nişasta karışımı besinleri salata ya da sebze ile birlikte tüketmek en sağlıklı tercih olacaktır

    SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ

    Yoğurt ve peynir gibi ürünleri nişastalı ürünler ile birlikte tüketmekten kaçınmalısınız. Protein kaynağı olan sütü sağlıklı bir biçimde sindirebiliyorsanız tek başına tüketmeniz sağlıklı bir seçim olacaktır.

    YEMEKLERİN YANINDA MEYVE TÜKETMEK

    En sık yapılan hatalardan birisi de yemeklerle birlikte meyve tüketmek. Meyveyi özellikle de nişastalı ürünler ile birlikte tüketirseniz, meyve içeriğinde yer alan şeker sindirimi engelleyen, zararlı bir yiyeceğe dönüşebilir.

    FARKLI PROTEİNLER

    Sağlıklı bir biçimde beslenmek istiyorsanız her öğünde protein içeren gıdalara ağırlık vermelisiniz. Her yiyeceğin vücut içindeki görevi ve sindirimi farklı olduğu için farklı et türleri aynı menü içinde tüketilmemelidir.

    FARKLI SEBZELER

    Sebzeler her yiyecek ile uyum sağlayan birer besin türü değildir. Sebzelerin yanında tüketilmesi önerilmeyen yiyecekler arasında süt, tatlı meyveler, şeker, karpuz ve kavun yer alıyor.

    YEMEK SIRASINDA SU TÜKETMEK

    Yemek sırasında su tüketmek çok sık yapılan bir işlem olsa da oldukça sağlıksız bir işlem. Yemek sırasında tüketeceğiniz su yemek suyuna karıştığı için midenizde ağırlığa ve şişkinliğe neden olabilir.

    • Like 1
    • Thanks 1

  22. En faydalı kuruyemiş ve çekirdekler

    Ä°lgili resim

    KETEN TOHUMU

    Keten tohumu mide ve dolaşım sistemine iyi gelen muhteşem bir tohumdur. İçinde bulunan doğal hormonlar vücudunuzu göğüs ve prostat kanserine karşı korur.

    SUSAM TOHUMU

    Susam tohumu kadar fazla antioksidan içeren bir besin bulmak oldukça zor. Bu tohum kan basıncını indirerek inme, kalp krizi ve böbrek yetmezliğine karşı vücudu korur. İçeriğindeki doğal yağlar saç, tırnak ve cildi parlaklaştırır.

    BADEM

    Yemeklerden önce yenilen badem tokluk hissi yaratarak kilo almanızı engelleyebilir. Diyabetli hastaların kalp ve damar hastalığı riskini azaltır.

    CEVİZ

    Dünya çapında popüler olan ceviz kalp hastalıklarını ve prostat kanserini önler. Yaşa bağlı hastalıkların belirtilerini en aza indirger.

    AY ÇEKİRDEĞİ

    Kas ve kemik dokusuna iyi gelen bu tohum antioksidan, mikrop öldürücü ve iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Bronşit ve akciğer hastalıklarını önlemeye de yardımcıdır.

    ANTEP FISTIĞI

    Kuruyemişler arasında en az yağ oranına sahip fıstık atıştırmalık olarak yendiğinde iştahınızı bastırarak kilo vermenizde yardımcı olur.

    KAJU

    Bol miktarda demir içeren kaJu kansızlık sorunu yaşayan insanlar için harika bir kuruyemiş. Aynı zamanda vücudu gribe karşı korur ve çabuk yorulmanızı engeller. Diyabetli hastaların kan şekerini düzenlemeye de yardımcıdır.

    FINDIK

    Yüksek oranda B vitamini içeren fındık kemikleri ve kasları güçlendirir, bağışıklık sistemini destekler.

    YER FISTIĞI

    Yer fıstığı vücudumuzu çevresel toksinlere karşı koruyarak yaşlanma izlerini geciktirir. Diyet yapanlar içinde kısa zamanlı iştahı kapattığı için yemek yerine iyi bir alternatiftir.

    CHİA TOHUMU 

    Chia tohumu dolaşımı ve dayanıklılığı arttırır. Kalbe ve damarlara iyi gelen bu tohum kolesterol seviyelerini düşürür. İçeriğindeki B vitamini cilt hastalıklarına karşı savaşır.

     

     

    • Thanks 1

  23. Bu karışımla vücudunuzu yağlardan arındırın!

    Bu karıÅımla vücudunuzu yaÄlardan arındrın!

    MAYDANOZ LİMON KÜRÜ: 

    Hem karaciğer temizliği hem sivilcelerinize iyi gelecek olan, aynı zamanda yağ yakan özelliğiyle mucize bir içecek tarifi. 

    Malzemeler: 

    2 avuç dolusu saplarıyla maydanoz (15 dal ) 
    1 büyük çay bardağı içme suyu 
    1 limonun suyu

    HAZIRLANIŞI: 

    Saplarıyla maydanoz ve su blenderden geçirilir. Üzerine 1 adet sıktığımız limonun suyu ilave edilir. Bu karışım sabahları kahvaltıdan 15-20 dakika önce içilir ve 15 gün devam edilir. 15 gün sonra yağları yakan maydanozlu limon kürüne 3-5 gün ara verilir. Sonra tekrar 15 günlük kür daha maydanozlu limon kürüne devam edilir. Maydanoz ve limonun tansiyon düşürücü bir özelliği olduğu için tansiyon hastalarına önerilmemektedir.

    ZENCEFİLLİ KOKTEYL: 

    Malzemeler: 

    1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil 
    1 salatalık 
    1 limon 
    1-2 nane yaprağı 
    700 ml su 

    Hazırlanışı:

    Salatalığı soyun ve ince ince dilimleyin. Sonra limon, lime ve zencefili de aynı şekilde dilimleyin. Bütün malzemeleri 2 litre suya nane yapraklarıyla birlikte ekleyin. Gece boyunca buzdolabında bekletin. Her gün 3 bardak, özellikle sabahları aç karnına ve yemeklerden önce içebilirsiniz.

    ELMALI SMOOTHİE: 

    Elma, hücrelerin emilebilir yağ miktarını azaltır. Ayrıca yağ yakımına da ciddi biçimde yardımcı olur. 

    Malzemeler: 

    1 su bardağı ev yapımı yoğurt 
    Rendelenmiş 1 elma 
    1 yemek kaşığı bal 
    Yarım su bardağı badem 
    Biraz tarçın 
    Yarım litre yağsız süt

    HAZIRLANIŞI: 

    Malzemelerin hepsini blender yardımıyla karıştırdıktan sonra sağlıklı içeceğiniz tüketmeye hazır hale geldi bile. Beş dakikada hazırladığınız bu içecekle hem sağlıklı hem fit olmanın tadını çıkarın.

    CHİA VE LİMONLU İÇECEK:

    Birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılan bu doğal içecek soğuk algınlığından korunmaya yardımcı oluyor, vücudu temizliyor ve yağ birikimini önlüyor. Bu nedenle dünyada çok sayıda kişi bu içeceği günlük beslenmelerine dahil etti. 

    Malzemeler:

    Limon suyu (1/2 adet limondan) 
    Chia tohumu (1 yemek kaşığı) 
    Bal (1 yemek kaşığı) 
    Su (1,5 su bardağı)

    HAZIRLANIŞI:

    Öncelikle chia tohumlarını en az 1 saat suda bekletmeniz gerekiyor. Chia tohumları suyu emince, içindeki lifler nedeniyle jelimsi topak görünümünü alacak. Ardından tüm malzemeleri mutfak robotuna koyup iyice karıştırın. İşte hepsi bu. Yağ yakıcı içeceğiniz hazır. Bu lezzetli içeceği her gün sabahları tüketmelisiniz. Böylece metabolizmanız hızlanacak, daha hızlı ve etkili şekilde kilo vereceksiniz.

    YAĞ YAKICI KAHVE: 

    Malzemeler:

    1 su bardağı süt 
    1 adet çubuk tarçın 
    1 tatlı kaşığı gold veya klasik kahve 

    Hazırlanışı: Yağ yakıcı kahve için kullanacağımız sütü mutlaka geceden hazırlıyoruz, buna dikkat etmelisiniz. Geceden sütü ve çubuk tarçını küçük bir tencereye alıp kısık ateşte kaynatıyoruz. Bunu yapmamızın amacı, tarçının özlerini iyice süte bırakmasını sağlamaktır. Süt bir taşım kaynadıktan sonra ocaktan indiriyoruz ve sabaha kadar içinde tarçını da bırakıp bekletiyoruz.

    KARIŞIK DETOKS İÇECEĞİ: 

    Özellikle göbek bölgenizdeki yağları eritecek olan bu detoks içeceğinden vazgeçemeyeceksiniz. 

    Malzemeler:

    1 kase kadar ananas 
    1-2 yaprak ıspanak 
    1 adet yeşil elma 
    1 bardak soğutulmuş yeşil çay 
    1 parça zencefil 
    1 bardak hindistan cevizi suyu 
    1 kaşık limon suyu 
    2 çay kaşığı Bal 
    Yarım salatalık 
    6-8 yaprak taze nane

    HAZIRLANIŞI:

    Malzemeleri tek tek sıvı hale gelene kadar robotta öğütün ardından içine balı ve naneyi ekleyin. Sıvı hale gelene kadar karıştırın. Afiyetle için.

    HIZLI YAĞ YAKICI ÇAY:

    Bu çayla tüm yağlarınızdan arınmanız mümkün. 

    Malzemeler:

    4 su bardağı kadar su 
    2 adet limon 
    2 adet greyfurt 
    2 yemek kaşığı bal 
    Biraz nane yaprağı 

    Hazırlanışı: 4 Su bardağı kadar suyumuzu tencerenin içerisine koyarak, içine limon ve greyfurtu ikiye bölerek ilave ediyoruz. Bu şekilde yaklaşık olarak 10 dakika kadar kaynattıktan sonra, süzdürerek servise hazır hale getiriyoruz. İçerisine tatlandırmak için bal ve nane yaprağı ilave ederek, yemeklerden sonra 1 bardak olmak üzere günde 3 kez tüketin. Vücutta yağ yakıcı özelliği bulunan bir içecek.

     

    • Thanks 1
×
×
  • Create New...