Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,385
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    226

Posts posted by Renan


  1. İnternet 25 yaşında!

    Ä°nternet 25 yaÅında!

    İnternet günümüzün olmazsa olmaz standartlarından biri haline geldi. Kullanıcılar ilk olarak bilgisayarlar aracılığıyla internete girebiliyordu. Ama zamanla gelişen teknoloji sayesinde internet de gelişti. En başta bağlantı hızı arttı, sonra eski yavaş modemler yerini hızlı modemler aldı, teknolojik çözümler işi daha ileri götürdü ve internet telefonların içine kadar girdi. Şu anda internet oldukça yaygın, fakat seneler önce böyle değildi. Bugün o ülkemiz için oldukça tarihi bir olay yaşanmış ve ilk internet bağlantısıgerçekleşmişti.

    İnternet artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Çok büyük bir bilgi okyanusu. Birçok konuda birçok bilgi bulunuyor. Bununla birlikte internet rutin işlerimizi halletmemiz için de yardımcı oluyor. Mesela eskiden fatura yatırmak için ilgili kurumun binasına gitmek gerekirdi. Ama şimdi ise internet bağlantısı ve online hizmetler aracılığıyla oturduğunuz yerden faturayı yatırabilirsiniz.

    Peki Türkiye'de ilk internet bağlantısının ne zaman olduğunu biliyor musunuz?

    25 yıl önce bugün Türkiye'de ilk internet bağlantısı gerçekleştirildi. Türkiye'nin ilk internet ağı projesi, 1991 yılında ODTÜ ve TÜBİTAK tarafından başlatıldı.

    İlk internet bağlantısı ise 12 Nisan 1993 tarihinde ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'na ait yönlendiriciler ve PTT'den sağlanan 64 Kbps kapasiteli kiralık hat kullanılarak gerçekleştirildi.

    NSFNet ile bağlantı kuruldu.

    Türkiye'de üniversitelerin başını çektiği internet; ODTÜ'nün ardından 1994-96 yılları arasında Bilkent, Boğaziçi, Ege ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nde de hayata geçti.

    İnternetin Türkiye'de ticari kuruluşlarda kullanılması süreci, 1994 yılında T.C. Merkez Bankası ile başladı. İnternetin geniş kitlelere ulaşması ise 1996 yılı sonunda mümkün oldu.

    Aradan geçen yıllar içinde internet iyice yayıldı. Gelişen teknoloji sayesinde artık olduğumuz yerden internete çok kolay bir şekilde ulaşabiliyoruz. Mobil internet bağlantısı sayesinde akıllı telefonunuzla internette sörf yapabiliyorsunuz.

    Türkiye'de internet kullanımı her geçen gün daha da artıyor. İnternete erişim sayısı arttı.

    Bu konuda paylaşılan son rakamlara bakacak olursak, AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) "Bilgi Toplumu İstatistikleri"nden derlediği bilgilere göre, 2013-2017 yıllarında 10 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde bilişim teknolojileri kullanım oranında artış gerçekleşti. Söz konusu girişimlerde 5 yılda bilgisayar kullanım oranı yüzde 92'den yüzde 97,2'ye çıktı.

    Söz konusu dönemde, 10 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde internet erişimi yüzde 90,8'den yüzde 95,9'a, web sitesi sahipliği yüzde 53,8'den yüzde 72,9'a yükseldi.

    Hanelerde de 5 yıllık dönemde bilgisayar kullanımı ve internete erişim oranlarında dikkat çekici artışlar gerçekleşti.

    Söz konusu dönemde hanelerde bilgisayar kullanım oranı yüzde 49,9'dan yüzde 56,6'ya ulaştı. Bu alanda erkekler kadınları geçti.

    Erkeklerin 2013'te bilgisayar kullanım oranı yüzde 60,2 iken geçen yıl itibarıyla yüzde 65,7'ye yükseldi. Kadınlarda ise söz konusu oran yüzde 39,8'den yüzde 47,7'ye çıktı.

    Aynı dönemde, hanelerde internete erişim oranına bakıldığında, 2013'te yüzde 48,9 olan oran geçen yıl yüzde 66,8 olarak kaydedildi.

    Hanelerdeki erkeklerin 2013'te yüzde 59,3 olan internet kullanım oranı, geçen yıl yüzde 75,1'e yükseldi. Kadınların da internette geçirdiği vakit artarken, 2013'te yüzde 38,7 olan oran 2017'de yüzde 58,7'yi buldu.

    Türkiye'de, bilgi toplumu olma hedefine ulaşmak, internet ve bilgisayar okuryazarlığının artırılması, iletişim teknolojilerine erişimi kolaylaştırmak ve bölgeler arasındaki uçurumu yok etmek amacıyla yapılan yatırımlar da kayıtlara yansıdı.

    Bu kapsamda hanelerin internete erişimi 2013'te yüzde 49,1 iken geçen yıl yüzde 80,7'ye yükseldi.

    Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Genel Başkanı Rahmi Aktepe konuyla ilgili olarak açıklamalar yapmış ve Türkiye'nin kendi bilişim teknolojilerini üretmesi gerektiğini söylemişti.

    21. yüzyıldan itibaren bilgi toplumuna dönüşümün hız kazanmasıyla "bilgi ekonomisi" adıyla yeni bir ekonomi dalının oluştuğunu belirten Aktepe, internet erişimi ve kullanımı, web sitesi sahipliği (özellikle KOBİ'ler ve girişimciler için) ve bilgisayar kullanımındaki artışların olumlu olduğunu, Türkiye'nin bilgi toplumu olma yolunda ciddi ilerlemeler kaydettiğini vurgulamıştı.

     

     

    • Thanks 1

  2. Bu çay tarifleri ile vücudunuzdaki ödemden kurtulacaksınız!

    Bu çay tarifleri ile vücudunuzdaki ödemden kurtulacaksınız!

    ÖDEM NEDEN OLUR?

    Ödem, vücudun sıvı birikmesidir. Ödem şişmeye neden olur. Çoğunlukla bacaklarda, ayaklarda, ayak bileklerinde veya ellerde görülür. Aşırı tuz alımı, inaktivite, menopoz, ilaç kullanımı, adet ve hamilelik ve adet döneminde vücudun çeşitli bölgelerinde ödem oluşabilir. Bu durumlarda ödemden kurtulmanız gerekir. Aksi takdirde ödem vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Bu yazımızda sizlere ödem attıran çay tariflerini derledik.

    1. Ödem attıran çay: Elma Limon Çayı

    Yararlı besinleri nedeniyle limonlu tarçın çayı, hem ödem hem de yağ yakımına yardımcı olur. Aynı zamanda tadı da lezzetlidir.

    Malzemeler:
    • 1 limon
    • 1 tarçın çubuğu
    • 1 adet elma
    • 1 tatlı kaşığı karabiber
    • 1 litre su

    Hazırlanışı:

    Elma ve limonu 4 parçaya bölün ve bir kabın içerisine koyun. Sonrasında içerisine tarçını ve karabiberi ekleyerek 1 litre suyun içerisinde kaynatın.

    2- Ödem attıran çay: Nane ve ıhlamur çayı

    Nane ile ıhlamur hem metabolizmayı hızlandırır hem de ödem atmanıza yardımcı olur. Ödem attırıcı çay tariflerinden en etkili olanı nane ile ıhlamur çayıdır.

    Malzemeler

    Yarım demet maydanoz
    Yarım demet taze nane
    1 limon
    Biraz taze ıhlamur
    1litre su

    Nasıl hazırlanır?

    Maydanoz, taze nane, limon ve ıhlamur suya koyun ve kaynatın. Karışımı süzerek bir kabın içerisine alın. Sabah aç karnına 1 bardak tüketebilirsiniz.

    3. Ödem attıran çay: mısır püskülü çayı

    Mısır püskülü çayı vücudunuzdaki toksinlerin hızlı bir şekilde atılmasına ve ödematmanıza yardımcı olmaktadır.

    Malzemeler

    - 2 bardak su
    - 1 tutam mısır püskülü
    - 1 tutam kiraz sapı
    - Maydanoz sapı
    - 1 çay bardağı yeşil çay

    Hazırlanışı:

    iki bardak suyu bir cezvenin içerisinde kaynatın. İçerisine malzemeleri ekleyip4 dk boyunca bekletin.

    4. Ödem attıran çay: Karahindiba Çayı

    Karahindiba antienflamatuar etki gösterir ve idrar söktürücü özelliğiyle ödemlerin giderilmesine yardımcı olur.

    Malzemeler:
    1 bardak su
    2 çay kaşığı Karahindiba

    Hazırlanışı: Birkaç dakika kaynatılmış suya 1 çay kaşığı karahindiba ekleyin, sonra kapağı kapatın ve 5 dakika demleyin. Bu karışıma şeker veya çay eklemek önerilmez, çünkü bu tatlandırıcılar çayın etkisini azaltacaktır.

    5. Ödem attıran çay: Soğuk Salatalık Çayı

    Soğuk salatalık çayı, özellikle bacaklardaki ödemi hızlı bir şekilde atmanıza yardımcı olur. Ancak bu çayda dikkat etmeniz gereken en önemli nokta çayı bir gece önceden hazırlamanız gerektiğidir.

    Malzemeler:

    1 litre su
    10 adet taze nane yaprağı
    1 adet salatalık
    1 adet limon

    Hazırlanışı:

    Bir cam sürahi içine 1 litre su, nane yaprakları, dilimlenmiş salatalık ve 1 adet limon ekleyin. Karışımı oda sıcaklığına kadar sabaha kadar bırakın. Daha sonra, bir hafta boyunca düzenli olarak tüketebilirsiniz.

    6. Ödem attıran çay: Zencefil Çayı

    Zencefil çayı hamilelik sırasında ödemden kurtulmak için özellikle fayda sağlar.

    Malzemeler:

    1 cm boyunda zencefil
    1,5 bardak su
    Biraz bal

    Hazırlanışı:

    1 cm uzunluğundaki zencefil parçasını soyun ve 15 dakika boyunca 1,5 bardak suda ince dilimler halinde kaynatın. Kapağı kapalı bir şekilde kaynamasına özen gösterin. İçerisine bak ekleyin ve süzün. Ödem attıran Çayınız tüketmeye hazır!

    7. Ödem attıran çay: Elma ile Adaçayı Çayı

    Ödem attıran bu çay tarifi, vücudunuzu vitamin ve mineraller ile ödüllendirilerek ödemden kurtulmaya yardımcı olacaktır.

    Malzemeler:

    1 kırmızı elma
    1 limon
    1 tarçın çubuğu
    Yarım çay kaşığı karabiber 
    1 çay kaşığı biberiye
    1 tatlı kaşığı Adaçayı 
    1 litre su

    Hazırlanışı:

    Elma ve limonu 4 parçaya doğrayın ve bir kabın içine koyun. Tarçın, biberiye ve karabiber ekleyin. Kabın içerisine 1lt su ekleyerek kaynatın. Kaynatıldıktan sonra süzün. Şeker veya bal eklemeyin.

    • Like 1
    • Thanks 1

  3. Acı limonatayla hızlı kilo verin!

    Acı limonatayla hızlı kilo verin!

    Güneşin yüzünü göstermeye başladı. Yaza hazırlanmak isteyenlerin hızlı kilo vermek için girdikleri arayışlarda karşılarına çeşitli diyetler çıkıyor. İşte bu diyet arayışlarına bir yenisi daha eklendi '' limonata diyeti''… Ama bu bildiğimiz şekerli limonatadan biraz farklı. Limonata diyeti hem yapımı oldukça kolay hem de keyifli bir diyet programı. Limonata diyeti ile 2 hafta içerisinde çok hızlı bir şekilde kilo verebilirsiniz. Ancak limonata diyeti nedir, limonata diyeti nasıl yapılır diye soruyorsanız, işte limonata diyetine dair tüm soruların cevapları…

    Limonata diyeti, dört ana içeriğe sahiptir; taze limon suyu, acı biber, akçaağaç şurubu ve saf sudan oluşmaktadır. Limonata diyetine bazen vücut temizleme diyeti de denilmektedir. Çünkü limonata diyeti ekstra kilo vermenin yanı sıra, vücuttaki biriken zararlı toksinlerinde atılmasına yardımcı olmaktadır.

    LİMONATA DİYETİ NEDİR?

    Limonata diyeti 1940'larda Stanley Burroughs tarafından geliştirilmiştir. Burroughs'ın 1976'da, "Ana Temizleyici" ve "Aydınlanma Çağı İçin İyileştirme" adlı kitabıyla beraber, limonata diyeti ün kazanmıştır.

    Limonata diyetinin aynı zamanda, kolon bölgesindeki, zararlı toksinleri de vücuttan attığı söylenerek harikalar yarattığı bilinmektedir. Bugün ise limonata diyeti hızlı bir şekilde kilo vermek isteyenlerin uyguladığı en popüler diyet programlarından biridir.

    Limonata diyeti uygulanırken katı yiyecek tüketimine izin verilmez. Her porsiyonda özel olarak hazırlanmış limonatanın tüketilmesi gerekmektedir. Ancak bununla beraber limonata diyetinin başlangıcına ve sonuna yiyecekte eklenebilir. Bu şekilde devam edilen limonata diyeti süreci daha kolay olacaktır.

    Limonata diyetinin ana bileşeni olan limon, mükemmel bir antioksidan kaynağıdır. antioksidanlar hücre yapısına zarar veren serbest radikalleri sarar ve oksijen sayesinde bu serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Bu durum sonucunda kalp hastalıkları ve çeşitli kanser hastalıkları da engellenir.

    Akçaağaç şurubu da bir antioksidandır. Aynı zamanda akçağaç, hücrelerin enerji üretmesine yardımcı olan ve normal sinir ve beyin fonksiyonu için gerekli olan iyi bir manganez kaynağıdır. Bu tatlı altın şurubu, bağışıklık sistemini güçlendiren çinko içerir. Akçaağaç şurubunda bulunan kalsiyum, potasyum ve magnezyum gibi diğer mineraller inme ve yüksek tansiyonu önler.

    Acı biber ise soğuk algınlığı ve gripten korur, antifungal ve anti-tahriş edici özelliklere sahiptir, sindirime yardımcı olur, migren baş ağrısını önlemeye yardımcı olur.

    Su, vücut hücrelerinizi nemlendirir, hücreleri yeniler, korur ve vücuttaki toksinleri temizlemeye yardımcı olur.

    LİMONATA DİYETİ NASIL YAPILIR?

    1. Gün:
    Kahvaltı

    • Limonata detoks içeceği + herhangi bir meyve.
    • Limonata detoks içeceği + bir dilim kızarmış yumurtalı ekmek ile bir adet haşlanmış yumurta beyazı.

    Ara öğün •Bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.

    Öğle yemeği •Izgara sebze sandviç veya ton balıklı sandviç + Limonata detoks içeceği.

    Akşam Aperatifleri •Limon suyu ve iki adet diyet bisküvi

    Akşam yemeği • Bir orta boy kase, sebze veya tavuk salatası + Limonata detoks içeçeği

    Yatmadan önce • Bir çorba kaşığı akçaağaç şurubu ile bir bardak sıcak yağsız süt.

    2. Gün:

    Kahvaltı • Limonata detoks içeceği + herhangi bir meyve.

    Ara öğün • Limonata detoks içilir.

    Öğle yemeği • Limonata detoks içeceği + bir küçük porsiyon fırında havuç ve fasülye.

    Akşam Aperatifleri •Limon suyu ile yeşil çay.

    Akşam yemeği • Limonata detoks içeceği + ton balığı salatası veya domates ve salatalık salatası küçük porsiyon.

    Yatmadan önce: • Limonata detoks içeceği

    3. Gün:

    Bu diyetin en zor aşamasıdır. Bu dönemde günde altı defa limon detoksu suyu içilmelidir. bu aşamada katı yiyecekler tüketilmez. Acıkınca ise sadece su içilir. Bu aşamada kalori miktarı çok az olduğu için yorgun hissedebilirsiniz. Eğer çok fazla yorgun hissetmeye başladıysanız diyete devam etmeyin.

    4.gün:

    Kahvaltı • Limonata detoks içeceği + bir elma.

    Ara öğün • Az yağlı yoğurttan bir küçük kase.

    Öğle yemeği • Limonata detoks içeceği + bir portakal.

    Akşam Aperatifleri • Yeşil çay ve dört adet badem.

    Akşam yemeği • Limonata detoks içeceği + bir adet muz.

    Yatmadan önce • Limonata detoks içeceği

    Katı yiyecekler yavaşça diyetinize geri getirilir. Bu, katı yiyecekleri kademeli olarak almanızı normal rutinini yeniden kazanmanızı sağlayacaktır.

    5.gün

    Kahvaltı • Limonata detoks içeceği + bir dilim kızarmış kahverengi ekmek ve bir bardak az yağlı süt.

    Ara öğün • Bir bardak karpuz suyu.

    Öğle yemeği • Limonata detoks içeceği + bir yoğurt sosu ile sebze salatası küçük bir porsiyon.

    Akşam Aperatifleri • Limonata detoks içeceği

    Akşam yemegi • Limonata detoks içeceği + küçük bir porsiyon ızgara tavuk / balıklı veya ızgara sebzeli sandviç.

    Yatmadan önce • Limonata detoks içeceği

    Meyveler ve sebzeler vücudunuza ihtiyaç duyduğu doğru miktarda besin sağlar. Diyetinize ekleyeceğiniz tavuk, balık veya mercimek gibi bir protein kaynağı besinler , kaslarınızın da güçlendirilmesini sağlar

    6. gün

    Kahvaltı • Limonata detoks içeceği + bir meyve.

    Ara öğün • Dört adet badem.

    Öğle yemeği • Limonata detoks içeceği + küçük-orta ölçekli bir mercimek haşlanmış mercimek.

    Akşam Aperatifleri • Yeşil çay ve şekersiz veya yulaflı bisküvi
    Akşam yemeği • Limonata detoks içeceği + küçük bir kase sebze veya tavuk suyuna çorba

    Yatmadan önce • Limonata detoks içeceği

    LİMONATA DİYETİNDE HANGİ BESİNLER TÜKETİLİMELİDİR?

    Meyveler - Elma, portakal, greyfurt, üzüm, kivi, karpuz ve kavun. 
    Sebzeler - Ispanak, havuç, pancar, domates, kırmızı biber, marul, fasulye, su kabakları, patlıcan, soğan, brokoli, lahana ve kabak. 
    Otlar - Kişniş, nane, kekik, biberiye ve dereotu. 
    Fındık - Badem ve ceviz. 
    Protein - Mercimek, filiz, balık, tavuk, hindi, soya, barbunya fasulyesi, kara gözlü bezelye, keten tohumu ve kabak çekirdeği. 
    İçecekler - Meyve suyu, ayran ve yeşil çay.

    LİMONATA DİYETİ SIRASINDA TÜKETİLMEMESİ GEREKENLER NELERDİR?

    Meyveler - Olgun mango, hurma, erik, kayısı ve papaya. 
    Sebzeler - Kabak, Balkabağı ve patates. 
    Fındık - Kaju, fındık ve fıstık. 
    Protein - Sığır eti 
    İçecekler - Alkollü, şekerli ve gazlı içecekler ve şekerli meyve suyu.

    LİMONATA DİYETİNDE EGZERSİZ YAPMANIN ROLÜ

    Limonata diyeti size günde 600-700 kalori sağlayacaktır. Bu dönemde herhangi bir sıkı egzersiz rutininden kaçınmak en iyisidir. Çünkü vücudunuzun bunu desteklemek için yeterli enerjisi olmayacaktır. Bununla birlikte, kan dolaşımını sürdürmek için yoga ve birkaç germe egzersizleri yapabilirsiniz.

    LİMONATA DİYETİNİN FAYDALARI NELERDİR?

    1- Bu diyetin yararı genellikle hızlı kilo kaybı şeklinde açıklanır. Daha iyi bir şekilde ifade etmek gerekirse, bu program vücudun dengesini yeniden kazanmasını ve optimum ağırlığını korumasını sağlar. Fazla kilolu olmayanlar 2-3 kg arasında kaybederler ve zayıf olan kişiler vücudun metabolizmasının dengesini yeniden oluştururlar. Vücudun tüm aşırı yağları yakması gerekiyorsa işlem çok daha uzun sürecektir.

    2- Bu diyet programında vücut yağ birikintilerinden ve toksinlerden kurtulur. Bu sayede saç ve cilt sağlığı da düzelecektir.

    3- Ayrıca, limon suyu ve acı biber vücudunuzdaki aşırı yağı eritmek diyet sırasında hızlı kilo kaybına yol açacaktır. Ayrıca lenfatik toksin sistemini de temizlerler. Akçaağaç şurubu, bu süre boyunca vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm besin maddelerini içerir.

    4- Cildiniz, saçınız, kalbiniz ve sindirim sisteminiz için iyidir.

    LİMONATA DİYETİ DETOKS SUYU NASIL HAZIRLANIR?

    2 Yemek kaşığı limon veya limon suyu

    2 yemek kaşığı hakiki akçaağaç şurubu (akçaağaç aromalı şeker şurubu değil)

    1çay kaşığı acı biber (kırmızıbiber)

    Su

    Nasıl hazırlanır?
    Suyu, akçaağaç şurubu ve acı biberleri birleştirin. Bir kabın içerisini orta sıcaklıktaki su ile doldurun. (Tercih edilirse soğuk su kullanılabilir). Sadece taze limon kullanın, Mümkün olduğunda organik limon kullanmaya özen gösterin.

    https://www.sabah.com.tr/galeri/saglik/aci-limonatayla-hizli-kilo-verin

    • Thanks 1

  4. Her gün bir salatalık yediğinizde vücudunuzda olanlara inanamayacaksınız!

    Her gün bir salatalık yediÄinizde vücudunuzda olanlara inanamayacaksınız!

    Salatalığın yapısında bulunan yüksek miktarda su oranı sayesinde vücudunuza daha fazla su depolayabilirsiniz. %90’ı su olan salatalık, kas sağlığından cilt sağlığına her anlamda dostunuz olacak bir besin. İşte her gün bir salatalık yediğinizde vücudunuzda olan değişimler...

    DOĞAL SIVI TAKVİYESİDİR

    Her gün salatalık tüketmek, günlük almanız gereken sıvı miktarını karşılayabilmenize yardımcı olur. Yetişkin bir insan vücudunun %70'i sudan oluşur, bu yüzden vücut sistemimizin düzgün işlev görebilmesi için günlük su alım miktarı önemlidir. Suyun yerini hiçbir besin tutamaz ancak suya ek olarak her gün salatalık tüketirseniz vücudunuzun sıvı kaybını dengeleyebilirsiniz.

    CİLT SAĞLIĞI

    Salatalığın içeriğinde bulunan vitaminler ve antioksidanlar ciltteki şişlikleri indirir, iltihap ve tahrişi gidermeye yardımcı olur. Salatalığı tüketmenin dışında direkt olarak cildinize de uygulayabilirsiniz. Özellikle gözaltı morluklarınızdan ve torbalarınızdan şikâyetçiyseniz salatalığı dilimleyerek gözünüzün üzerine yerleştirebilirsiniz. Salatalık; yüksek oranda magnezyum, potasyum ve silikon içermesi sebebiyle tam bir cilt dostudur. Bu sebepten hemen hemen her cilt bakım ürünlerinin içerisinde salatalık özü vardır. Aynı zamanda güneş yanıkları tedavisinde de cildinize salatalık uygulayabilirsiniz.

    TIRNAK VE SAÇ BAKIMI

    Tırnaklarınız kırılıyorsa günde bir salatalık mutlaka yiyin! Salatalığın içerisinde bulunan silika ve sülfür maddeleri tırnaklarınızın kırılmasına engel olur aynı zamanda da hem tırnaklarınızın hem de saçlarınızın sağlıklı uzamasını ve parlak bir görünüme kavuşmasını sağlar.

    SELÜLİTLERİNİZE VEDA EDİN

    Her gün salatalık tüketmek selülitlerinizle aranızın düzelmesini sağlayabilir. Ağızdan almak istemiyorsanız selülit olan bölgeleri birkaç dilim salatalık ile ovabilirsiniz. Böylece vücudunuz yerçekimine karşı koyarak daha sıkı ve selülitsiz bir görünüme kavuşacak.

    AĞZINIZ KOKUYORSA HER GÜN SALATALIK TÜKETİN

    Salatalık ağız kokusuna sebep olan bakterilerin yok olmasını sağlar. Her gün salatalık tüketmenin faydalarından en güzeli sanıyoruz ki budur. Gün içerisinde yediğimiz ve içtiğimiz şeyler ağızda kokuya sebep olabilir. Bir dilim salatalığı damağınıza yapıştırın ve 1 dakika bekleyin. Ağzınızdaki kötü kokunun sebebi olan bakteriler 1 dakika içerisinde kaybolacak ve nefesiniz ferah kokacak.

    BEYİN SAĞLIĞINIZ VE BAŞ AĞRINIZ İÇİN

    Her gün salatalık tüketmenin bir diğer faydası da hafızanızı güçlendirmesidir. İltihap giderici fisetin maddesi salatalığın içerisinde bulunur. Fisetinin en önemli özelliği ise hafızayı güçlendirmesidir. Fisetin maddesi Alzheimer hastalığında öğrenme ve hafıza üzerindeki olumlu etkileriyle bilinir. Bu sebepten hafızanız sizin için önemliyse her gün salatalık tüketmenizi öneririz. Sabah uyandığınızda baş ağrısıyla karşılaşıyorsanız gece uyumadan önce bir adet salatalık tüketmeniz bu şikâyetinizi ortadan kaldırmaya yardımcı olacaktır. Çok hareketli bir akşam geçirdiyseniz mesela alkol tükettiyseniz de salatalık yemenizi tavsiye ederiz.

    BÖBREK TAŞINA ELVEDA

    Her gün salatalık tüketmenin faydalarından en bilineni ise börek taşlarını eritmesidir. Salatalığın içinde bulunan yüksek orandaki su miktarı vücudunuzda bulunan atıkları kolaylıkla dışarı atmanıza yardımcı olur.

    KANSERE KARŞI KORUR

    Kansere karşı mücadelede yardım eder. Her gün salata tüketmek özellikle meme kanseri, yumurtalık kanseri, prostat kanseri, rahim kanseri ve kolon kanseri gibi kanser türlerine yakalanma riskini azaltır.

    • Thanks 1

  5. Bu sene trend zayıflamak değil küçülmek!

    Bu sene trend zayıflamak deÄil küçülmek!

    Küçülmek; sadece fazla olan kilolardan kurtulmak ve sağlıklı olmak demek. Siz de bunun için kahvaltıyı atlamayın, yürüyüşü sabah değil akşam yapın

    Yaza az kaldı, hava sıcaklığı artıp kıyafetler inceldikçe herkeste bir kilo verme telaşı başladı. Bu sene büyük bir değişiklik olacak ve diyet yapmadan kilolardan kurtulacaksınız. Çünkü bu sene zayıflamanın adı değişecek! Bu sene zayıflamaya 'Küçülme' denecek. Küçülmek demek, ideal bedene dönmek, gençleşmek, sağlıklı olmak ve sadece fazla olan kilolardan kurtulmak demektir. Eğer bu kurallara uyarsanız, aynı burkulan ayak bileğinizin iyileşip şişliklerden kurtularak, sarkmadan, eski şekline geri döndüğü gibi, kilo almış ve şişmiş bedeniniz de hiç sarkma olmadan sıkılaşarak hem ideal beden ölçülerine hem de ideal kilosuna geri dönecektir. İşte uzmanların önerileri…

    Dr. Fevzi Özgönül/Fitoterapi Uzmanı

    GECE YATMADAN ÖNCE ZIPLAYARAK KOLAJEN ÜRETİMİNİ TETİKLEYİN
    1. Bu yıl zayıflamak yerine trend olan 'küçülme' trendinde kahvaltıyı asla ama asla atlamayın. Kahvaltı saatinin 07.00–08.00 arasında olmasına dikkat edin. Tabii ki kahvaltının daha erken saatte yapılmasında bir sakınca yoktur. Çok nadir olarak kahvaltı yapamadığınız gün olsa da çok büyük bir oranda kahvaltı yapın.
    2. Kahvaltıda önce olmaması gerekenleri söyleyeyim: Bal, reçel, ekmek ve hamur işi gıdalar olmayacak. Çünkü bu gıdalar çok kolaylıkla enerjiye dönerek, sindirim sisteminin tembelleşmesine neden olur. Ekmek, hamur işi gıdalar yerine badem, ceviz ve fındık yememiz hem omega 3 ve değerli yağları bedenimize alarak, hem de sindirim sisteminin güçlenmesini sağlayarak bedenimize küçülme sırasında anne sütü kadar yardımcı olacaktır.

    ÇİĞ BADEM YİYİN
    3. Kahvaltıda olması gerekenler ise; peynir ve çeşitleri, zeytin ve çeşitleri, yumurta (nasıl yapıldığı önemli değil), yeşillik, çiğ olmak şartı ile badem, ceviz, fındık ve Antep fıstığı.
    4. Bu bir aylık zayıflatan 'küçülme' sisteminde ara öğün kesinlikle yasak. Çünkü ara öğünde yenilecek olan gıdalar hali hazırda kahvaltılıkları dindirmek ile meşgul olan sindirim sistemini bir nevi resetleyerek, kahvaltıda yediğimiz değerli yağların ve proteinlerin sindirimini bozacaktır. Halbuki bedeninizin, bu yağ ve proteinlere küçülmede ihtiyacı olacak. Sadece sıvı olan ve şeker içermeyen çay, kahve, ayran, süt gibi içecekler serbest. 5. Öğlen yemeği, günün en önemli öğünlerinden birisidir. İdeal saati 12.30 ile 15.00 arasındadır. Bu öğünde mevsimin bize sunduğu tüm sebzelerden yararlanabiliriz. Bu nedenle yemeklerde et, balık ve tavuğu seçtiysek, yanında mevsimin bize sunduğu tüm sebzelerden doyasıya yararlanmak küçülmemizi çabuklaştırır.

    23.00-02.00 ARASI UYKU ZAMANI
    6. Öğle yemeği ile ikindi arasında da çiğnenip yutulacak bir şey yememelisiniz
    7. En ideal yürüyüş zamanı akşamüzeri saat 18.00 ile 21.00 arasıdır. Bu dönemde yapılan yürüyüş, yediğiniz ve henüz bağırsaklarda olan besinlerin sindirimini hızlandırır. Yediklerimizin en önemli bölümü olan protein ve yağların sindirimi, bağırsağımızın en son bölümünde olduğu için bu saat diliminde yapılan yürüyüş çok önemlidir.

    8. Akşam çok acıkmadan bir şey yememek gerekir. İyice acıkmayı beklediğimizde, yürüyüşün yardımı ile sindirilen besinlerden gelen enerji gece daha az acıkmamızı sağlar. Bu nedenle sakın gece acıkmadan yemek yemeyin. Eğer acıkmazsanız yoğurt veya çorba ile geçiştirebilirsiniz. Eğer acıkıyorsanız, az bir sebze yemeği ya da etli bir yemek yiyebilirsiniz.
    9. Akşam sindirim sisteminizi zorlayacak çiğ salata ve meyveden uzak durun! Böylece rahat uyursunuz ve uykunuzda küçülebilirsiniz. Unutmayın, küçülmeniz için gerekli hormonal destek gece saat 23.00-02.00 arasında salgılanacaktır. Bunun için sadece rahat bir uyku yeterlidir.

    PROBİYOTİK KULLANIN
    10. Bedeninize yapabileceğiniz en önemli destek, bağırsak florasını oluşturan mikrobiyata adı verilen probiyotik bakterilerin yeniden yerleşmesini sağlamaktır. Bunun için probiyotik içeren yoğurt, ayran, peynir, kefir, sirke, turşu gibi fermente gıdalardan zengin beslenmek gerekir. Fakat zamanında tatlı ve hamur işi gıdaları fazla tüketmek, mikrobiyatanın bozulmasına neden olabilir. Böyle bir durumda, probiyotik mikroorganizma içeren besin takviyelerini kullanmak da işe yarar. Sabah ve akşam alacağınız doğru miktar ve çeşidi içeren probiyotik gıda takviyeleri; hem sindirim sisteminizi güçlendirecek, hem bağışıklık sisteminize katkı sağlayacaktır.

    Olcay Barış/Uzman Diyetisyen

    ACIKMAYI GECİKTİREN 15 BESİN
    Uygun bir diyet programı uygulasa da günlük hayatın yoğun temposu içinde çoğu kişi açlık krizine yakalanıyor. Oysaki fast-food yiyecekleri tüketmeden de açlık hissini sağlıklı bir şekilde geciktirmek mümkün. İşte acıkmayı en çok geciktiren 15 besin:
    1. Yumurta
    2. Ceviz
    3. Yabani pirinç
    4. Yeşil Çay
    5. Süt-Yoğurt
    6. Çorba
    7. Yulaf ezmesi
    8. Beyaz/sarı leblebi
    9. Yeşillikler
    10. Kırmızı acı biber
    11. Kuru baklagiller
    12. Peynir
    13. Avokado
    14. Kefir
    15. Keçiboynuzu

    HER GÜN BİR AVUÇ ÇAĞLA BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİR
    Çilek: A, B, C vitaminleri, kalsiyum, demir, folik asit, lif ve fosfor gibi mineral maddeleri bol miktarda içerir.
    Erik: A, C ve B vitaminleri ile potasyum, magnezyum, fosfor ve demir içerir. Vücuda güç ve enerji verir, kansızlığa iyi gelir, iştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Vücuttaki zararlı maddeleri dışarıya atmaya yardımcı olur. Romatizmaya iyi gelir.
    Avokado: Lif, A, C, E ve B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Ayrıca potasyum yüklüdür. Kalp için yararlı olan avokado aynı zamanda cildi de besler.
    Çağla: B ve E vitaminleri ile protein, demir, kalsiyum, fosfor ve yüksek oranda yağ içermektedir. Her gün yiyeceğiniz bir avuç çağla, bağışıklık sisteminize güç katar ve birçok tehlikeli kanser türüne karşı vücudunuzda kalkan oluşturur. Antioksidan yönünden de çok zengindir. Sinirleri güçlendirir, göğüs hastalıklarını ve zihin yorgunluğunu giderir. Uykusuzluk, yorgunluk, baş dönmesi gibi belirtilerin azalmasına yardımcı olur.

     

    • Thanks 1

  6. kayalas, 5 saat önce yazdı:

    sana yardımcı olmak isterim. bunun gerçekten cinlerden kaynaklandığını bilmemiz lazım önce . istersen sana yardım edebilirim.

    Yardım ederim derken umarım paralı müşteri arayan bir hoca değilsinizdir. Çünkü bizim forumda hoca aramak ya da hocaysanız müşteri aramak yasak. Alınmayın ama yeni üyesiniz bunu baştan belirtmem gerek. Yok Allah rızası için bilgilerim doğrultusunda yardım edeceğim derseniz o başka...


  7. Çamaşır suyu lekesi nasıl çıkar? 

    ÃamaÅır suyu lekesi nasıl çıkar? Ä°Åte çamaÅır suyunun zararları

    Çamaşır suyu lekesinin çıkmasının mümkün olmadığı düşünülür. Genellikle bayanlar temizlik yaparken üzerine sıçrayan bu lekelerden oldukça şikayetçidir. Bu nedenle de temizliği eski kıyafetler ile yapmayı tercih ederler. Ancak kullanmış olduğunuz bir kıyafete çamaşır suyu lekesi sıçradıysa o zaman haberimizi ayrıntılı bir şekilde incelemenizde fayda var. Çünkü bu leke için bir çözüm mevcut. Kara kara düşünüp kendinizi üzmek yerine hemen uygulamaya geçelim ve bu lekeden kurtulalım.

    ÇAMAŞIR SUYU LEKESİ NASIL ÇIKAR?

    Birçok ünlü markanın bile çözü üretemediği çamaşır suyu lekesinden kurtulmak aslında hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar basit. Sadece bir tek madde ile hem de hiç çaba sarfetmeden sizi kara kara düşündüren bu maddeden kurtulabilirsiniz. Bu lekeyi kıyafetinizden çıkartmak için ihtiyacınız olan maddeler bir pamuk ve metil alkol.

    Bir avuç dolusu pamuğu hazırlayınız. Metil alkolü ise boş bir kaba doldurunuz. Daha sonra hazırladığınız pamuğu metil alkol dolu kaba batırınız. Daha sonra kıyafetinizde çamaşır suyu sıçrayan yerlere bu pamuğu bırakınız. Bir gece bekledikten sonra pamuk ve metil alkolün mucizevi etkisi sizi hayrete düşürecek. Hiç çıkmaz diye düşündüğünüz çamaşır suyu lekelerinin yok olduğunu göreceksiniz.


  8. En çok radyasyon yayan akıllı telefon modelleri hangileri?

    En çok radyasyon yayan akıllı telefon modelleri hangileri?

    Almanya Nükleer Güvenlik ve Radyasyondan Korunma Ofisi, çalışmaları kapsamında akıllı telefon modellerinin yaydığı spesifik radyasyon seviyelerini ölçüyor.

    Kurumun web sitesinde çok eski modellerden, en yeni akıllı telefonlara kadar radyasyon bilgisi bulunuyor.

    "Spesifik enerji yayma hızı" adı verilen ölçek, telefonların kilogram başına yaktıkları watt değerini ortaya koyuyor.

    Çevreci organizasyonlar telefonların 0,60 watt (W) değerinin altında radyasyonyayması gerektiğini savunuyor.

    Önce en fazla radyasyon yayın telefonlara bakalım. Ardından, en çevreci ve sağlık dostu seviyede enerji yayan modellere geçeceğiz.

    En çok radyasyon yayan akıllı telefon, 1,68 W ile Çinli üretici OnePlus tarafından üretilen 5T.

    İkinci sırada ise 1,64 W ile bir diğer Çinli üretici Huawei'nin Mate 9 isimli modeli bulunuyor.

    3. Nokia Lumia 630 1,51 W

    4. Huawei P9 Plus 1,48 W 

    5. Huawei GX8 1,44 W 

    6. Huawei P9 1,43 W 

    7. Huawei Nova Plus 1,41 W 

    8. OnePlus 5 1,39 W

    9. Huawei P9 lite 1,38 W

    10. Apple iPhone 7 1,38 W

    11. Sony Xperia Z1 Compact 1,36 W

    12. Apple iPhone 8 1,32 W

    13. ZTE Axon 7 mini 1,29 W

    14. BlackBerry DTEK60 1,28 w

    15. Apple iPhone 7 Plus 1,24 W

    Şimdi de sırada en az radyasyon yayan telefonlar var. Unutmayın, değer ne kadar düşükse, cihaz çevresine o kadar az enerji yayıyor demektir.

    15. Google Pixel 0,33 W

    14. Samsung Galaxy S8 0,32 W

    13. Nokia Lumia 535 0,32 W

    12. ZTE Blade A610 0,31 W

    11. Motorola Moto Z 0,30 W

    10. Motorola Moto G5 Plus 0,30 W

    9. Samsung Galaxy A5 (2016) 0,29 W

    8. LG Q6 0,28 W 

    7. ZTE Blade A910 0,27 W

    6. Samsung Galaxy S7 edge 0,26 W

    5. Samsung Galaxy S8+ 0,26 W

    Google Pixel XL 0,25 W

    Samsung Galaxy S6 edge+ 0,22 W

    Samsung Galaxy Note 8 0,17 W

    Sony Xperia M5 0,14 W

     

     

     

     

    • Thanks 1

  9. Facebook ve sosyal medyada kelebek etkisi

    Facebook ve sosyal medyada kelebek etkisi

    Sosyal medyaya olan güveni ciddi şekilde sarsan Facebook skandalı sonrasında Cambridge Analytica uygulamasını Türkiye'den 223 kişinin indirdiği açıklandı. Kelebek etkisi ile bu sayı 235 bin kişiye ulaştı. Facebook şimdi sorumluluklarını azaltmanın, güvenlik sorgulamalarını artırmanın ve bazı uygulamaları kaldırmanın yollarını arıyor.

    Facebook, Cambridge Analytica skandalıyla ilgili rakamları sonunda paylaştı. Facebook üzerinden Cambridge Analytica uygulamasını Türkiye'den indiren kişi sayısı 223 olduğu, toplamda ise 234 bin kişinin doğrudan etkilendiği açıklandı. Facebook, uygulamadan toplam 87 milyon kişinin verilerini paylaşmış olabileceğini belirtiyor. Olayı bir kez daha hatırlamakta fayda var. Cambridge Analytica şirketinin masum gibi görünen kullanıcılara 1 veya 2 dolar kazandıran anketi, kullanıcıların verilerine sızmak için kullanıldı. Üstelik bundan sadece anketi indirenler değil, onların arkadaşları da etkilendi.

    Ve biri sonunda odaya girdi, ışıkları yaktı ve belki de beklenen son, kelebek etkisiyle geldi. Facebook'un açıklamasına göre Türkiye'de Cambridge Analytica uygulamasından etkilenen kişi sayısı yaklaşık 235 bin. Uygulamayı indiren kişi sayısı ise 223 kişi. Kabaca hesap yapacak olursak, yaklaşık bin katı insan etkilenmiş.

    KAOS TEORİSİ BAKIŞI

    Kelebek etkisi, bilim-teknoloji. com internet sitesinde, küçük bir durumun beklenmeyen ya da hesaplanmayan, önceden bilinmeyen, ön görülmeyen ve kaos boyutlarına ulaşabilen hatta etkinin sürekli artması durumuna verilen ad, şeklinde tanımlanıyor.

    Bu kavrama 'kelebek etkisi' denilmesinin sebebi ise tamamen Edward Norton Lorenz tarafından ortaya atılan 'kaos teorisi'nin bir çıkarımı. Edward Norton Lorenz, kaos teorisinde şu ifadeyi kullanıyor: "Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir." Yani kötülüklerin kutusu açıldı. Artık kimse de kapatamaz.

    Şimdi rakamlara tekrar dönelim ve kelebek etkisi dediğimiz şeyin sonuçlarına yakından bakalım. Yapılan incelemede Cambridge Analytica uygulaması aracılığıyla uygunsuz şekilde verileri paylaşılan, dünyada en çok kullanıcının etkilendiği ilk 10 ülke listesinde ilk 5 sırada 70 milyon kişi ile ABD, 1.1 milyon kişi ile Filipinler, 1 milyon kişi ile Endonezya yer alıyor. Face-book tarafından açıklanan en çok etkilenen ilk 10 ülke listesinde Türkiye yer almıyor. Türkiye'den uygulamayı indiren kişi sayısı 223 olmasına rağmen etkisi oldukça büyük. Bu 223 kişi üzerinden toplam 234 bin 584 kişinin verilerinin uygunsuz şekilde Cambridge Analytica ile paylaşıldığı düşünülüyor. Facebook'un Türkiye'deki toplam aylık aktif kullanıcı sayısı ise 44 milyon.

    Facebook ve sosyal medyada kelebek etkisi

    TEK GÜNAHKARI BULDUK!

    Üstelik bu bilinen sadece Cambridge Analytica uygulamasının kötü niyetli davranışı. Peki başka kurum ya da uygulamalar olabilir mi? Mantıklı düşününce "neden olmasın" diyebilirsiniz.

    Facebook'un reklam verene ve geliştiricilere sunduğu olanaklar dijital reklam sektörünün ve geliştiricilerin bilgisi dahilinde olmasına rağmen, gelir kapısı olanların ses çıkarmadığı bir durumdu. Kimse kullanıcı verilerinin masumiyetine inanmak istemedi. Sadece bununla da kalmıyor. İnternet trafiğinin doğrudan paraya dönüştürüldüğü çağda masumları saymak daha kolay.

    TOPLAM 87 MİLYON İNSAN

    Facebook, toplamda 70 milyonu ABD'de olmak üzere 87 milyon kadar insanın Facebook bilgilerinin Cambridge Analytica ile uygunsuz bir şekilde paylaşılmış olabileceğini düşündüklerini açıkladı. Şirket önlem olarak birtakım değişiklikleri açıkladı. Bu değişikliklerin insanların bilgilerini daha iyi korurken, geliştiricilerin de yararlı deneyimler yaratmaya devam etmelerini sağlayacağını belirten Facebook, önümüzdeki süreçte yapılan değişikliklerle ilgili bilgi paylaşmaya devam edecek.

    MASUM OLMAYAN 9 KONUMUZ VAR

    Facebook acil önlemler almaya başladı. Daha önce gruplara, geliştiricilere açtığı kapıları "Masum değiliz, hiçbirimiz" diyerek kontrolleri artırmaya, hukuksal sorumluluğu paylaşmaya, kullanıcılara daha fazla bilgi vermeye başladı. Özellikle API (Application Programming Interface), Türkçe "Uygulama Programı Arabirimi" diye çevrilen benim "dönüştürücü arayüzler" adını verdiğim uygulamalar konusunda önlemler alıyor. İşte bu dokuz konuya madde madde bakalım:

    1- Etkinlikler masum olmayabilir: Facebook etkinlikleri takvime, biletleme veya diğer uygulamalara eklemeyi kolaylaştırıyordu. Ancak Facebook etkinlikleri, diğer insanların katılımları ve etkinlik duvarında yapılan paylaşımlar ile ilgili bilgiler de içerdiğinden, uygulamaların bu erişimi doğru kullandıklarından emin olmak oldukça önemli. Bugünden itibaren dönüştürücü arayüzü kullanan uygulamalar, davetli listesine ya da etkinlik duvarındaki paylaşımlara erişemeyecek.

    2- Masum olmayan gruplar: Hâlihazırda uygulamalar, grup içeriklerine erişebilmek için kapalı gruplarda grup yöneticisinin ya da bir üyenin, gizli gruplarda ise yöneticinin iznine ihtiyaç duyuyor. Bu uygulamalar yöneticilerin gruplarında kolayca paylaşım yapmalarına ve içeriklere cevap vermelerine yardımcı oluyor. Ancak gruplarda insanlar ve sohbetlerle ilgili Facebook'un daha iyi korunduğundan emin olmak istediği bilgiler olduğundan artık grup dönüştürücü arayüzü kullanan tüm üçüncü parti uygulamaların, grubun yararına olduklarından emin olmak için Facebook ve bir yönetici tarafından onaylanması gerekecek. Uygulamalar artık bir grubun üye listesine erişemeyecek. Onaylanmış uygulamaların erişebildiği, paylaşımlarda ya da yorumlarda bulunan isim ve profil fotoğrafı gibi kişisel bilgiler de kaldırılacak.

    3- Masum olmayan sayfalar: Bugüne kadar herhangi bir uygulama, herhangi bir sayfadaki paylaşımları ya da yorumları okumak için sayfa dönüştürücü arayüzleri kullanabiliyordu. Bu geliştiricilerin, paylaşımları düzenleme ya da yorum ve mesajlara cevap verme gibi konularda sayfa sahiplerine yardımcı olacak araçlar geliştirmelerine olanak sağlıyordu. Ancak bu aynı zamanda uygulamaların gerektiğinden fazla veriye ulaşmasına da neden oldu. Sayfa bilgilerinden sadece topluluğa faydalı servisler sağlayan uygulamaların yararlandığından emin olmak adına artık gelecekteki tüm sayfa dönüştürücü arayüzlerine erişimin Facebook tarafından onaylanması gerekecek.

    4- Facebook ile giriş yapılan uygulamalar da masum olmayabilir: Bugünden itibaren yer bildirimi, beğeni, fotoğraflar, paylaşımlar, videolar, etkinlikler ve gruplar gibi bilgilere erişim talep eden tüm uygulamaların Facebook tarafından onaylanması gerekecek. Bu izinler 2014 yılında onaylanmaya başlamıştı; ancak şimdi Facebook değerlendirme sürecini daha da sıkılaştırıyor ve uygulamaların bu verilere erişmeden önce sıkı şartları kabul etmelerini şart koşuyor. Buna ek olarak artık uygulamaların dini inanç, siyasi görüş, ilişki durumu ve detayları, özel arkadaş listeleri, eğitim ve iş geçmişi, spor aktivitesi, kitap okuma aktivitesi, müzik dinleme aktivitesi, haber okuma, video izleme aktivitesi ve oyun aktivitesi gibi kişisel bilgileri talep etmesine izin verilmiyor. Gelecek hafta içinde eğer kişi bir uygulamayı son üç ay içinde kullanmadıysa, o geliştiricinin kişinin bilgilerine erişimi de engellenecek.

    5- Instagram platform dönüştürücü arayüze önlem: Bugünden itibaren, Instagram platform dönüştürücü arayüzünde yakın zamanda duyurulan değişiklikler de uygulamaya konuluyor.

    6- Arama ve hesap kurtarma işlemleri artık kolay değil: Bugüne kadar, insanlar başka bir kişiyi bulmak için o kişinin telefon numarasını ya da e-posta adresini Facebook'ta aratabiliyordu. Bu, özellikle çok karmaşık dillere sahip olan ve tüm ismi yazmanın zor olduğu ya da birçok insanın aynı adı taşıdığı ülkelerdeki arkadaşlarını bulmak konusunda insanlara oldukça yardımcı oluyordu. Ancak kötü niyetli aktörler, ellerindeki telefon numaralarını ve e-posta adreslerini arama kısmına yazarak ve hesap kurtarma özelliğini kullanarak halka açık profillerin bilgilerini alıp bu özelliği suistimal ettiler. Bu yüzden Facebook bu özelliği etkisiz hale getiriyor ve bilgilerin bu şekilde alınması riskini azaltmak adına hesap kurtarma özelliğinde de değişiklikler yapıyor.

    7- Arama ve mesaj geçmişi: Arama ve mesaj geçmişi, Android'de Messenger ya da Facebook Lite kullanan insanlar için sunulan onaylı bir özelliğin bir parçası. Bu, Facebook'un en sık etkileşimde bulunduğunuz insanları kişi listenizin en üstünde gösterebilmesi anlamına geliyor. Facebook bu özelliği, Facebook'un mesajların içeriğini toplamadığını teyit etmek üzere yeniden gözden geçirdi. Bir yıldan eski tüm kayıtlar silinecek ve gelecekte de müşteri, arama süreleri gibi daha geniş verileri değil, sadece bu özelliği sunmak için gerekli bilgileri Facebook'un sunucularına yükleyebilecek.

    8- Veri sağlayıcıları ve iş ortağı kategorileri: Facebook geçtiğimiz hafta, üçüncü taraf veri sağlayıcılarının direkt Facebook üzerinden hedeflemelerini sunmalarını sağlayan bir ürün olan Ortak Kategorileri'ni kaldırma planlarını duyurdu.

    9- Uygulama son kontrolleri tüketiciye verilecek: Facebook, yarından başlayarak, insanlara haber akışının en üstünde hangi uygulamaları kullandıklarını ve o uygulamalarla paylaştıkları bilgileri görebilecekleri bir link gösterecek. İnsanlar artık istemedikleri uygulamaları da kaldırabilecekler. Bu sürecin bir parçası olarak Facebook insanları bilgilerinin Cambridge Analytica ile uygunsuz bir şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı konusunda da bilgilendirecek.

    GÜVENDE OLMAK İÇİN BUNLARI DENEYİN

    Geçtiğimiz aylarda McAfee ve Türk Telekom güvenlik konusunda stratejik ortaklıklarını genişleterek farklı türdeki pek çok cihaza güvenlik sağlayan Türk Telekom Total Protection adlı yeni çözümlerini duyurdu. Evlerde artık tek bilgisayar veya telefon yok. Bu iş birliği kapsamında Windows ve Mac tabanlı bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve tabletler için geliştirilen yeni koruma çözümü, Mart 2018'den itibaren Türk Telekom'un mobil ve genişbant müşterilerine sunulmaya başladı. Kullanıcılar kendi ihtiyaçlarına ve bütçelerine uygun olarak farklı paketler arasında seçim yapabiliyor. Türk Telekom Total Protection müşterilerin sahip olduğu veriyi, belgeleri ve cihazları virüslere, istenmeyen içeriklere ve zararlı yazılımlara karşı koruma sağlıyor.

     

    • Like 1
    • Thanks 1

  10. Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    HAKEMLER

    Bizim gibi hakemlerle yatıp hakemlerle kalkan futbol kültürleri için kaçınılmaz son. Halihazırda gol çizgisi teknolojisi gibi yapay zekanın dahil olmaya başladığı futbolda bir sonraki adım merak konusu. Ancak hakemlik müessesesinin eninde sonunda robotlara devredileceği de bir gerçek.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    AŞÇILAR

    En iyi ustalardan en iyi tarifleri en iyi şekilde öğrenmiş bir robot düşünün ve bu robottan milyonlarca üretildiğini... Endüstriyel mutfakların geleceğinde aşçıların robot olması kaçınılmaz.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞANLARI

    İddialara göre 2024'te çağrı merkezi çalışanlarının %90'ından fazlası robotlar, daha doğru bir tabirle yapay zeka olacak.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    DOKTORLAR

    Hastalıkları bir doktordan daha hızlı teşhis eden, cerrahi müdahaleleri kusursuza yakın yapabilen robotlar çok da uzakta değil. Tıp alanı, robotların müdahil olacağı alanlardan biri olarak gösteriliyor.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    KUAFÖRLER

    Belki sohbetinden çok memnun kalmayacağız ama saç kesiminin başarılı olacağını tahmin etmek güç değil. Kafa yapımıza göre olası saç stillerini listeleyecek olan robotlar, hangi saç stilinin bizde nasıl duracağını da önceden gösterebilecek.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    DEDEKTİFLER

    Uzak bir gelecek için de olsa onların da mesleği tehlikede. C-3PO ya da R2D2 gibi bir formla fazla dikkat çekecekleri için bir Blade Runner gibi görünecekleri zamana kadar beklemek gerekiyor. Tabii bu, işin fantezi tarafı. Dedektiflik mesleği, Nesnelerin İnterneti gibi kavramlar hayatımıza dahil oldukça, yapay zekaya sahip robotların oturduğu yerden, çeşitli kamera ve internete bağlı cihazlara ulaşarak yapacaklar bir iş halini alacak.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    GÜVENLİK

    Gelecekte robotlar, insanların güvenliğinden de sorumlu olacak. Civardaki insanları bir metal dedektörü gibi tarayacak olan robotlar, tehlike potansiyelini önceden tahmin ederek ve kendi aralarında anbean iletişim kurarak, olası olayların önüne geçecek.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    AVUKATLAR

    IBM firmasının iflas hukuku alanında çalışması için bir yapay zeka olan "AI Ross"u işe almasıyla, gözler hukuk alanına ve avukatlık mesleğine çevirildi. Konusunda tüm bilgiye sahip avukat robotlar, müvekkillerini yaşanmış örnekler ışığında savunarak, bu alanda da insana ihtiyaç duyulmamasını sağlayabilir.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    FABRİKA İŞÇİLERİ

    Halihazırda robotlar fabrikalardaki otomasyonda kullanılıyor. Hatta "karanlık fabrikalar" kavramını ortaya çıkaran insansız üretim zincirleri, günümüzde mevcut. Robotlar fabrika işlerini şimdiden devraldı bile. Sadece yeterince yaygın değiller. Robot teknolojilerinin, işletmeler için daha ulaşılabilir maddi seviyelere gelmesiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki fabrikalarda aktif olarak robotlar çalışacak.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    KASİYERLER

    Kasiyer robotların hayatımıza girmesiyle, sıra bekleme ve hatalı para üstü vb. sorunlar tarihe karışacak. İşlemler hızlanırken kusursuzlaşmaya başlayacak...

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    ŞOFÖRLER

    Sürücüsüz otomobillerin sesleri gün geçtikçe yükseliyor. İnsanlar kendilerine sürücüsüz bir otomobil almadan önce bu teknoloji toplu taşımalarda kullanılacak ve bu şekilde insanların güvenini kazanacak. Taksiler, otobüsler ve servis araçları, 2024'ten itibaren yavaş yavaş robotların kontrolüne geçmiş olacak.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    İNŞAAT İŞLERİ

    Duvarcı, sıvacı, betoncu, inşaat işçisi ve daha pek çok inşaat temelli meslek de robotların portföyüne katılacak.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    PİLOTLAR

    Şu an için, insanları gökyüzünde bir yapay zekanın insafına bırakmak ürkütücü gelse de, pilotlar için de kaçınılmaz son robotlarla yer değiştirmek olacak.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    ASİSTANLAR

    Yöneticileri asiste eden kişiler de, robotlarla yer değiştirecek olan çalışanlar arasında gösteriliyor.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    MUHASEBECİLER

    Muhasebe işleri de kısa bir süre içerisinde yapay zekaya ve robotlara devredilecek işler arasında yer alıyor. Hangi verginin yaklaştığı, mail'inize ya da telefonunuza otomatik mesaj olarak gelirken, yaptığınız ticari işlemler neticesinde robot muhasebeciniz anbean hesaplarınızı güncelleyecek.

    Robotlar bu meslekleri elimizden alacak!

    ÇİFTÇİLER

    Tarım alanında da robotların varlığı giderek artacak. Bitkileri sürekli analiz eden robotlar, muhtemel problemleri tarla sahipleriyle paylaşacak. (Habertürk)

     

     

    • Like 1
    • Thanks 1

  11. Eskiden ilaç olarak kullanılıyormuş

    Eskiden ilaç olarak kullanılıyormuÅ...

    KETÇAP

    1930'lu yıllarda ketçap ilaç olarak kullanılmıştır. Çinlilerin bir icadıdır. "Ke" şeklinde telaffuz edilen domates ve güney Çin'de "dshap" şeklinde telaffuz edilen "su" kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır.

    PATATES

    İçeriğindeki su ve kimyasallar dolayısıyla patates, Wi-Fi sinyallerini çekip yansıtabilir. Dolayısıyla internetiniz daha iyi çeker.

    PEYNİR

    Dünyada en çok çalınan yiyecek peynirdir. Her yıl yüzde 4'ü kayboluyormuş.

    FISTIK EZMESİ

    Bilim insanları yüksek karbon içeriğinden dolayı, fıstık ezmesini elmas haline getirmeyi düşünüyor.

    SARIMSAK

    Sarımsak, içerdiği kimyasallar nedeniyle, uzun süre direkt cilde temas ettiğinde üçüncü dereceden yanıklara neden olabiliyormuş.

    • Like 1
    • Thanks 2

  12. Limon Bu şekilde Tüketildiğinde Kanser İlaçlarından 10 Kat Daha Etkili

    Bu Åekilde tüketildiÄinde kanser ilaçlarından 10 kat daha etkili!

    Limonun faydaları saymakla bitmez ancak yapılan yeni çalışmalar limonu yanlış tükettiğimizi bu nedenle faydalarından yararlanamadığımızı ortaya koydu. Limonu doğru tükettiğimizde kanserden koruduğu gibi en güçlü kanser ilaçlarından bile on kat daha fazla yararlı olduğu ortaya çıktı. İşte limonu nasıl tüketeceğiniz ve limonun mucizevi faydaları ile ilgili ayrıntılar…

    Limon denince aklınıza sadece limon suyu ve vitamin C gelir. Oysa bilinen değerlerin dışında, özellikle dondurularak rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha fazla vitamin içerir. Dondurulmuş limon sayesinde hem yemeklerinize yeni bir lezzet katıyor hem de daha fazla vitamin alıyorsunuz.

    Restoranlardaki çoğu bilinçli tüketiciler limonun tamamını kullanır veya tüketirler, hiç bir kısmını ziyan etmezler. Ziyan etmeden limonun tamamını nasıl kullanırsınız? Çok basit... Limonu (yıkayıp) buz dolabınızın buzluk bölümüne koyuyorsunuz. Donduktan sonra mutfak rendesini alıp limonun tamamını rendeleyebilirsiniz. Soymanız falan gerekmiyor.

    Rendelenmişini yemeklerinizin üzerine serpebilir, sebze salatasına, dondurmaya, çorbaya, makarnaya, makarna sosuna, balık porsiyonlarına katabilirsiniz. Yemeklerin tamamı, daha önce hiç tatmadığınız mükemmel bir lezzet kazanacaktır. Sadece bu kadar olduğunu düşünürsünüz. Artık limonun gizemlerini öğrenince onu kupada içeceğiniz hazır çorbalarınıza bile katabileceksiniz.

    Limonun tamamını kullanmanın, bir kısmını ziyan etmeyip yemeklerinize yeni bir lezzet katması dışında asıl avantajı nedir? Rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha fazla vitamin içerir. Ve evet, şimdiye kadar bunu kaybediyordunuz.

    İşte bunun için limonunuzu buzluğa koyun, donsun ve her gün yemeklerinizin üzerine rendeleyin. Böylece, yiyecek ve içeceklerinizi daha leziz hale getirip daha sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarını kullanıyor olun! İşte limonun gizemi budur! Geç bile olsa başlayın, hiç olmamasından iyidir! Limonun sürpriz yararlarından faydalanın.

    Limon (Citrus) kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir üründür. Kemoterapiden çok daha tesirlidir. Bunu nereden mi biliyoruz? Çünkü kendilerine yüksek kârlar sağlayacağını bildikleri için limon özütünün sentetik versiyonlarını üretmeye uğraşan laboratuvarlar var. İhtiyaç duyacağını düşündüğünüz dostlarınıza, limonun hastalık önleyici etkisi olduğunu duyurarak yardımcı olabilirsiniz.

    Tadı hoştur ve kemo-terapinin korkunç etkilerini göstermez. Limonun birçok vasfı sayılabilir ama en ilginci urlar, yumrular, kistler, tümörler üzerindeki etkisidir. Bu bitkinin her tür kansere iyileştirici etkisi kanıtlanmıştır. Bazıları onun her tür kanserin tedavisinde faydalı olduğunu söyler.

    Ayrıca geniş spektrumlu anti-bakteriyel olarak iltihaplara, enfeksiyonlara ve mantara karşı kullanılır. Dahili parazit ve bağırsak kurtlarına karşı etkindir. Çok yüksek tansiyona karşı kan basıncını düzene sokar. Anti-depresandır. Strese ve asabi bozukluklara karşı iyi gelir.

    Bundan sonra, tüm limonu dondurmak gibi basit bir işlem sonrasında, onu rendeleyip yemeklerinizin üzerine serperek tüm besleyici özelliklerini kullanıyor olacak, yani daha sağlıklı besleniyor olacaksınız. Ayrıca rendelenmiş limonun dinçleştirici ve vücuttaki toksinleri giderici etkisinden yararlanacaksınız.

    Bu bilginin kaynağı ise çok etkileyicidir: Dünyanın en büyük ilaç üreticisi firmalarından biridir. Bu firmanın beyanına göre 1970'den beri 20'nin üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde limon ekstrelerinin uygulanmasıyla; içlerinde kolon / kalın bağırsak, meme, prostat, akciğer ve pankreas da olmak üzere 12 kanser tipinde başarılı sonuçlar alınmıştır.

    Limon ağacından elde edilen bileşiklerin, bütün dünyada kemo-terapide kullanılan Adiamycin ürününden 10 bin kat daha iyi olduğu saptanmış, kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı gözlemlenmiştir. Daha da şaşırtıcı gözlem şudur ki: Limon özü kötü huylu kanser hücrelerini tahrip ederken sağlıklı hücrelere hiç zarar vermemektedir.

    Dondurulmuş Limon kanser hücrelerini öldüren harika bir meyvedir. Kemoterapiden 10 bin kat daha fazla etkilidir.

    Mantar Bakteri, enfeksiyon, iç parazitler ve kurtlara karşı etkilidir.

    Yüksek tansiyonu düzenler. Sinir ve stresi azaltarak depresyonu engeller.

    Kist ve Timörleri küçülterek yok eder. Dondurulmuş limonu tükettiğinizde vücudunuz size teşekkür edecektir.

     

    • Thanks 1

  13. Onkoloji Uzmanı Yavuz Dizdar: Kaliteli ekmek obezite yapmaz

    [Haber görseli]

    İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, kaliteli ekmeğin obezite yapmadığını söyledi. Kalitesiz ve zirai ilaçları barındıran ham maddeden yapılan ekmeklerin obezite yapabileceğini belirten Dizdar, ''Ekmekle obezite arasında hiçbir ilişki yok. Kalitesiz ekmekle obezite arasında ilişki olabilir'' dedi.

    Ekmeğin obeziteye neden olup, olmadığına ilişkin tartışmaları değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Dizdar, buğdayın, tohumundan yetişme ve un haline gelmesi evresinde usulüne uygun yapılan ekmeklerin besleyici ve sağlıklı olduğunu kaydetti. Ekmeğin son derece besleyici gıda olduğunu vurgulayan Dizdar, şöyle konuştu:

    ''Ekmek bir şekilde bizim beslenmemiz için şart; ama nasıl ekmek olacak, gerçek ekmek olacak. Tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği olabilir. Ekmek iyi yaparsanız çok iyi bir şey, yapamıyorsanız gidin alın. Aldığınız yerde, ekmeği iyi yapıyorsa yine sorun yok. Glisemik indeksi yükseltir, şeker hastalığına zemin hazırlar, gibi sorunların nedeni ekmek değil. Gıda maddelerinin içerisinde başta tarım ilaçlarının uygunsuz kullanımı nedeniyle çok fazla vücuda toksin alınıyor. Ekmeğin zararı o toksinlerin vücutta birikiyor olmasından çıkıyor. Ekmekte kaynaklanmıyor. Daha çok ürün almak için tarım ilaçları bolca atılıyor. Bu ilaçlar bitkinin bünyesinden atılmadan biz yersek, bizim de vücudu çözmeye başlıyor. Çözünce de ekmek alerji yapmazken, alerji yapmaya başlıyor. Ekmeğin mayalanması gerekiyor. Mayalandığı taktirde ekmek son derece besleyici; çünkü mayalama sindirim için değil, zenginleşme için gerekiyor. Aksi taktirde buğdayın doğrudan ununu tüketerek aynı zenginlikte besini temin edemiyorsunuz.”

    'KALİTESİZ EKMEK OBEZİTE YAPAR'

    Ekmekle obezite arasındaki ilişkiyi de açıklayan Yrd. Doç. Dr. Dizdar, kaliteli ekmeğin kilo yapmayacağını; ancak kalitesiz ve içinde katkı maddesi bulunan ekmeklerin obeziteye neden olabileceğini belirterek, şunları söyledi:

    “Ekmekle obezite arasında bence hiçbir ilişki yok. Kalitesiz ekmekle obezite arasında ilişki olabilir. Bir hamburger ekmeğinden hiçbir şey olmaz. Bozulmaz, içerisinde bir yığın katkı maddesi var. Ekmek deseniz zaten ekmek değil. Ama doğru düzgün bir ekmek yerseniz zaten doyarsınız. İki dilimden fazla da yenmiyor. Alsınlar lütfen denesinler verdikleri parada da gözleri kalmasın. Kaliteli ekmeği keser keser bütün hafta yersiniz. Öbür ekmek zaten kuruyor içi boş. Kaliteli ekmek kilo yapmaz. Çok yüksek basınçlı değirmen kullanmayın diyoruz. Bembeyaz bir un elde ederseniz onun artık besleyici bir unsuru kalmıyor. Toprakla ilgili sorun olmadığı sürece buğdaydan kilo ya da sağlık sorunu oluşturacak ekmek olmaz.”

    • Thanks 1

  14. Canan Karatay: Bunu yiyen 95 yaşına kadar yaşar

    161020171800082817883.jpg

    Prof. Dr. Canan Karatay, "Kavurma da kuyruk yağı ile beraber yenecek. Bu Anadolu´da adettir, kuyruk yağını eritip içerler ve de 90-95 yaşına kadar yaşarlar" dedi.

    Rize’de öğrencilerle buluşan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, sağlıklı beslenme konusunda önerilerde bulundu. “Kendine iyi bak” konulu söyleşi programında çay ve fındığın insan sağlığı ve beslenmesi için yararlı olduğunu kaydeden Karatay, "Bol bol şekersiz çay için, fındık yiyin" dedi.

    "Bol çay için, hamsiyi kızartmayın"

    Yaz aylarının yaklaştığını ve sağlıklı beslenmenin günümüzde daha bir önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Karatay, öğrencilere beslenirken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda açıklamalar yaptı.

    Karadeniz’in milli yemeği hamsiye de değinmeden geçmeyen Karatay şu önerilerde bulundu:

    "Karadeniz insanı bol bol hamsi yiyor ama hamsiyi kızartmamalısınız. 'Kızartmayın' deyince bana kızıyorlar ama kızartınca sağlık için tehlikeli oluyor. Kızartma kanserojendir, tehlikedir. Hamsinin her tür yemeğini yiyebilirsiniz. Öte yandan, köy tereyağı sabah akşam yiyebilirsiniz. Sabah akşam eritip içebilirsiniz. Fındık, çay çok önemli. Bol bol fındık tüketip, çay içebilirsiniz. Fındık, fıstık çıtır çıtır, hem kan yapar, hem ısıtır. Fındık doğanın hem mineral, vitamin, karbonhidrat, omega3 deposudur. Bunun yanında çay da çok önemli. Bol bol çay içeceksiniz. Şekersiz olmak kaydıyla... Bol bol çay içebilirsiniz. Çay dinç tutar. En güçlü antioksidan vardır içerisinde. Onun için bol bol içmenizde fayda vardır. Çay da kahve de öneriyorum" dedi.

    “Kuyruk yağı içip uzun yaşıyorlardı”

    Yıllardır bilinen veya yapmayın denilen bazı şeylerin aksine bütün Anadolu´da sabah öğlen kavurma yeme kültürünün olduğunu hatırlatan Karatay, "Kavurmayı yağı ile beraber yemelisiniz. Kuyruk yağı ile birlikte yenmeli. O zaman dinç olur, dağlara çıkar inersiniz” diye konuştu. Yumurta sarısı ile beraber bol köy yağı ile yenmesi gerektiğini belirten Karatay şöyle konuştu:

    “Beraber yenecek. Kavurma da kuyruk yağı ile beraber yenecek. Bu Anadolu´da adettir, kuyruk yağını eritip içerler ve de 90-95 yaşına kadar yaşarlar. 'Yağ dokunuyor kalp hastalığı yapıyor' deniyor. Hangi yağ? Trans yağlar ya da margarin dediğimiz yağlar tehlikelidir. Yoksa senelerdir asırlardır yediğimiz köy tereyağları neden tehlikeli olsun. Evvel yoktu, rivayet yeni çıktı."

    • Like 1
    • Thanks 1

  15. ege, Bir saat önce yazdı:

    Olur mu öyle şey, tamamen kütle halinde hafifçe kıpraşıyordu. Ablama sormuştum o zamanlar, canlı zaten demişti.  

    Kefirin adını çıkardan, şu saatten sonra içmez kimse haberin olsun... xD Şaka bir yana ben kefir içiyorum. Sizler de için. Hatta mümkünse o oynaşan mayalardan alıp evde üretin...

    • Like 2

  16. Ceviz tüketimi kalp ve bağırsaksağlığı için faydalı

    Ceviz tüketimi kalp ve bağırsak sağlığı için faydalı

    Düzenli ceviz tüketiminin hem kalp hem de bağırsak sağlığı açısından önemli faydaları vardır.

    Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, ceviz tüketiminin insan sağlığına etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Prof.Dr. Baş, günde 30 gram ceviz tüketiminin kalp ve bağırsak sağlığı için faydalı olduğunu belirtti. Baş, "Dr. Klaus Parhofer tarafından yürütülen ceviz ve mikrobiyomla ilgili çalışmanın sonuçları açıklandı. Çalışma, düzenli ceviz tüketiminin daha iyi bir sağlık durumuyla oldukça ilişkili olduğunu gösteriyor. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular, ceviz tüketiminin mikrobiyota (bağırsak florası) kompozisyonunu ve çeşitliliğini de olumlu etkilediğini ortaya koyuyor" dedi.

    8 hafta boyunca günde 43 gram ceviz tüketiminin sağlıklı deneklerdeki lipidleri anlamlı ölçüde etkilediğinin daha önce Dr. Parhofer tarafından gözlemlendiğini belirterek, "Bağırsak mikrobiyomunun da değerlendirildiği aynı çalışmada, 134'ü kadın toplamda sağlıklı 194 Avrupa kökenli denekler aldı. Sonuçlar, 8 hafta boyunca günde 43 gram ceviz alımının, sağlıklı bireylerde probiyotikleri ve butirik asit üreten türleri artırarak bağırsak mikrobiyomunu anlamlı ölçüde olumlu etkilediğini gösteriyor" diye konuştu.

    GÜNDE 30 GRAM CEVİZ TÜKETİMİ KALP VE BAĞIRSAK SAĞLIĞINI İÇİN FAYDALI

    Prof. Dr. Murat Baş, ceviz ve bağırsak mikrobiyotası ilişkisiyle ilgili olarak; "'Mikrobiyom' adını verdiğimiz mikroorganizmalar, bir yandan sindirime yardımcı olup ihtiyacımız olan, fakat vücudumuz tarafından üretilmeyen besin maddelerini bize sağlarken, diğer yandan bizleri hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı koruyorlar.

    Sağlıklı bir mikrobiyota için prebiyotikler ve probiyotikler oldukça önemlidir. Sert kabuklu yemişler ailesinden olan cevizin bağırsak mikrobiyotasına olan olumlu etkileri ile ilgili çalışmalar heyecan verici sonuçlar içeriyor. Ceviz, hem yapısında bulunan değerli yağ asitleri, hem de ince kabuğunda bulunan lif nedeniyle, bağırsaklarda bulunan yararlı probiyotik bakterilerin gelişimi için destek sağlıyor.

    Ceviz içinde bulunan antioksidan polifenol bileşikler de, prebiyotik etki göstererek bağırsak sağlığına katkı sağlamaktadır. Günde 30 gram ceviz tüketimi hem kalp sağlığı, hem de bağırsak sağlığı açısından gereklidir" şeklinde konuştu.

    SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN YÜKSEK LİF İÇERİKLİ BESLENME ÖNEMLİ

    Sağlıklı bir yaşam için bitkisel kaynaklı ve yüksek lif içerikli beslenme türünün önemini vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, "Günümüz beslenme alışkanlıkları 'uygarlık hastalıkları' olarak bilinen obezite, tip 2 diyabet, kardiyovasküler ve benzeri kronik hastalıklar dünyayı tehdit altına aldı.

    Çok sayıda çalışma, Tip 1 diyabet, lupus, astım, MS, romatoidartrit, alerji, çölyak hastalığı, İltihaplı Bağırsak Hastalığı (IBD) ve Crohn hastalığı gibi hastalıklar ile bozulmuş mikrobiyota arasında ilişki olduğunu gösteriyor. Yüksek yağlı ve basit karbonhidratları içeren beslenme alışkanlıkları iyi bakteri türlerini azaltırken, kötü bakteri türlerinin artışına neden oluyor.

    Ceviz gibi bitkisel kaynakların ağırlıklı olduğu, yüksek lif içeren beslenme alışkanlıkları ise; tam tersine iyi bakteri türlerinin artması ve kötü bakteri türlerinin azalması ile sonuçlanıyor" ifadelerini kullandı.

     

    • Like 2
    • Thanks 1

  17. Mutlu bağırsaklar için kefir ve turşu olmazsa olmaz!

    Mutlu bağırsaklar için kefir ve turşu olmazsa olmaz!

    Ev yapımı turşu, içerdiği probiyotiklerle bağırsak sağlığını korumada etkilidir. Kefir ise probiyotik açısından yoğurttan daha zengindir. Günde bir bardak tüketilmelidir

    Bağırsaklar için vücudun ikinci beyni deniyor. Son bilimsel veriler de benzer bir sonuca varmamızı sağlıyor; sindirim sistemimizin en önemli kısmı olan, besinlerin emilimini sağlayan bağırsaklarımız, 100 trilyon mikroorganizmaya ev sahipliği yapıyor. Bu sayı insan vücudundaki hücrelerin sayısının tam 10 katına denk geliyor. Peki, bağırsaklarımızın sağlığını korumak için nasıl beslenmeliyiz? Medical Park Fatih Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Genco Erdem, şu önerilerde bulundu: Bağırsak florasını düzenleyen ve devamlılığının korunmasına yardımcı olan mikroorganizmaları içeren 'probiyotik' gıdalar, bağırsak sağlığı için çok önemlidir.
     Yoğurt: Dost bakteriler ile evde yapılmış (fermente edilmiş) yoğurt, içerdiği yüksek probiyotik oranı ile bağırsak dostudur. Antibiyotik kullananlarda ortaya çıkabilecek ishali önleyebileceği gibi, 'hassas bağırsak sendromu' (İBS) adı verilen ishal, kabızlık ve karın şişkinliği atakları ile seyreden hastalığın çözümünde de etkili olabilir.

    EVDE YAPILMIŞ OLANLARI MAKBUL
     Kefir: Probiyotiğin en tipik örneği kefirdir. Kefir, probiyotik açısından yoğurttan da zengindir. Günde bir bardak kefir tüketimi, süt ürünlerine alerjisi olanların dahi rahatlıkla yapıp fayda görecekleri bir eylemdir.
     Turşu: Özellikle ev yapımı turşular, bol miktarda içerdikleri probiyotiklerle bağırsak sağlığını korumada etkilidir.
    İçerdikleri lif miktarının yüksek olması sayesinde de bağırsaklardan dışkı geçişinin düzgün olmasını sağladıklarından özellikle kabızlık problemi olanlarda iki kat faydalı olmaktadır. Tabii yüksek tuz içerdiği için kalp ve yüksek tansiyon hastalarının, turşu tüketimini sınırlandırmaları gerektiğini unutmamak gerekir.
     Tempeh, natto ve miso: Uzak Doğu ülkelerinde sıklıkla tüketilen ve soya fasulyesinden çeşitli fermentasyon metotlarıyla elde edilen bu üç besinin, yüksek oranda probiyotik içerdikleri için Japonlar'ın uzun yaşama nedenlerinden oldukları kabul ediliyor. Günümüzde market raflarında bulabileceğimiz bu besinlerin, bağırsak sağlığı üzerine koruyucu etkileri kadar; kemik erimesi, kanser ve inme (felç) üzerine de koruyucu etkileri olduğu çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir.

    PREBİYO TİKLERİDE UNUTMAYALIM
    Probiyotik mikroorganizmaları besleyerek, sayılarının artmasında ve bu sayede bağırsak florasının devamlılığının sağlanmasında etkili olan, genellikle sindirilmeyen liflere sahip besinlere prebiyotikler diyoruz. Bilinen en güçlü prebiyotikler içinde bizim mutfağımızda sık kullanılan besinler var:
     Akasya sakızı/tozu: Yüzde 85 oranında prebiyotik içerir ve özellikle hassas bağırsak sendromunun tedavisinde yardımcı olabilir.
     Hindiba: Yüzde 65'e varan lif miktarı ile bilinen en zengin prebiyotik kaynaklarındandır. Salata veya haşlama olarak tüketilebilir.
     Yer elması: Yüzde 31.5 oranında prebiyotik lif içerir.
     Radika: Yüzde 24.3 oranında prebiyotik lif içerir. Ege'ye özgü salatalarda sıklıkla kendine yer bulur.
     Taze/kuru sarımsak: Yüzde 17.5 oranında prebiyotik lif içerir.
     Pırasa
     Yeşil/Kuru Soğan
     Kuşkonmaz
     Muz
    Prebiyotik besinlerin ortak özelliği, bağırsaktaki dost bakterileri beslemeleri ve bu sayede bağırsak florasının devamlılığını sağlamaları olduğu kadar; içerdikleri yüksek lif sayesinde kabızlık ve hassas bağırsak sendromu gibi tabloların da düzelmesine yardımcı olmalarıdır.

    MUZ VE MANGO TÜKETİN
    Lif oranı yüksek gıdaların tüketimi ile bağırsak hareketlerinin devamlılığı sağlanır; bu sayede kabızlık bir sorun olmaktan çıkar. Günlük lif tüketiminin kadınlarda 25, erkeklerde ise 38 gram olması önerilir. Liften zengin beslenmenin muhtemelen dışkının bağırsakta kalma süresini kısaltarak (dolayısıyla dışkı içindeki zararlı maddeler ile bağırsak duvarının daha az temas etmesine neden olarak) bağırsak kanseri üzerine koruyucu etkisi vardır.
     Çözünür lifli besinler; elma, portakal, armut, salatalık, yaban mersini, bal kabağı, kabak çekirdeği, keten tohumu, çiya tohumu olup kötü kolesterolü (LDL) düşürmede, şeker düzeyini dengelemede, şeker hastalığı ve kalp hastalıkları riskini azaltmada etkilidir.
     Çözünmeyen lifli besinler; bulgur, tam tahıllar, tam buğday, brokoli, lahana, soğan, domates, salatalık, havuç, bezelye, üzüm, meyvelerin kabukları olup kabızlığı önlediği gibi hemoroid ve divertikül hastalığından koruyucu etkileri vardır. Liften zengin olan iki önemli besin şunlardır:
    Muz: Yüksek oranda life sahip olmasının dışında, içerdiği yüksek potasyum ve magnezyum nedeniyle bağırsaktaki yangıyı azaltır ve bağırsaktaki dost bakterilerin bir arada ahenk içinde yaşamasına yardımcı olur.
    Mango: İçerdiği yüksek lif ve biyoaktif maddeler ile bağırsak sağlığını korumasının yanı sıra, yüksek yağ içeren beslenme tarzını benimseyen kişilerde kısmen de olsa kilo almayı engelleyici etkisi olduğu çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır. Elma sirkesi ise önemli bir prebiyotik olan 'pektin' içerir. Probiyotik bakterileri desteklemesinin yanı sıra hassas bağırsak sendromu ve reflü hastalığının iyileşmesine yardımcı olabilir.

    OMEGA-3'Ü GERİDE BIRAKMAK GÜÇ
    Somon balığı, ceviz ve çiya (chia) tohumu benzeri Omega-3'ten zengin besinleri tüketmek bağırsaktaki yangıyı azalttığı gibi, dost bakterilerin devamlılığının sağlanmasında da etkilidir. Burada bahsettiğimiz somon balığı, açık deniz somon balığı olup çiftlik somon balığında bu etki çok kısıtlıdır.

    • Like 2
    • Thanks 1
×
×
  • Create New...