Jump to content

Renan

Admin
  • Content Count

    67,392
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    228

Posts posted by Renan


  1. Onkoloji Uzmanı Yavuz Dizdar: Kaliteli ekmek obezite yapmaz

    [Haber görseli]

    İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, kaliteli ekmeğin obezite yapmadığını söyledi. Kalitesiz ve zirai ilaçları barındıran ham maddeden yapılan ekmeklerin obezite yapabileceğini belirten Dizdar, ''Ekmekle obezite arasında hiçbir ilişki yok. Kalitesiz ekmekle obezite arasında ilişki olabilir'' dedi.

    Ekmeğin obeziteye neden olup, olmadığına ilişkin tartışmaları değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Dizdar, buğdayın, tohumundan yetişme ve un haline gelmesi evresinde usulüne uygun yapılan ekmeklerin besleyici ve sağlıklı olduğunu kaydetti. Ekmeğin son derece besleyici gıda olduğunu vurgulayan Dizdar, şöyle konuştu:

    ''Ekmek bir şekilde bizim beslenmemiz için şart; ama nasıl ekmek olacak, gerçek ekmek olacak. Tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği olabilir. Ekmek iyi yaparsanız çok iyi bir şey, yapamıyorsanız gidin alın. Aldığınız yerde, ekmeği iyi yapıyorsa yine sorun yok. Glisemik indeksi yükseltir, şeker hastalığına zemin hazırlar, gibi sorunların nedeni ekmek değil. Gıda maddelerinin içerisinde başta tarım ilaçlarının uygunsuz kullanımı nedeniyle çok fazla vücuda toksin alınıyor. Ekmeğin zararı o toksinlerin vücutta birikiyor olmasından çıkıyor. Ekmekte kaynaklanmıyor. Daha çok ürün almak için tarım ilaçları bolca atılıyor. Bu ilaçlar bitkinin bünyesinden atılmadan biz yersek, bizim de vücudu çözmeye başlıyor. Çözünce de ekmek alerji yapmazken, alerji yapmaya başlıyor. Ekmeğin mayalanması gerekiyor. Mayalandığı taktirde ekmek son derece besleyici; çünkü mayalama sindirim için değil, zenginleşme için gerekiyor. Aksi taktirde buğdayın doğrudan ununu tüketerek aynı zenginlikte besini temin edemiyorsunuz.”

    'KALİTESİZ EKMEK OBEZİTE YAPAR'

    Ekmekle obezite arasındaki ilişkiyi de açıklayan Yrd. Doç. Dr. Dizdar, kaliteli ekmeğin kilo yapmayacağını; ancak kalitesiz ve içinde katkı maddesi bulunan ekmeklerin obeziteye neden olabileceğini belirterek, şunları söyledi:

    “Ekmekle obezite arasında bence hiçbir ilişki yok. Kalitesiz ekmekle obezite arasında ilişki olabilir. Bir hamburger ekmeğinden hiçbir şey olmaz. Bozulmaz, içerisinde bir yığın katkı maddesi var. Ekmek deseniz zaten ekmek değil. Ama doğru düzgün bir ekmek yerseniz zaten doyarsınız. İki dilimden fazla da yenmiyor. Alsınlar lütfen denesinler verdikleri parada da gözleri kalmasın. Kaliteli ekmeği keser keser bütün hafta yersiniz. Öbür ekmek zaten kuruyor içi boş. Kaliteli ekmek kilo yapmaz. Çok yüksek basınçlı değirmen kullanmayın diyoruz. Bembeyaz bir un elde ederseniz onun artık besleyici bir unsuru kalmıyor. Toprakla ilgili sorun olmadığı sürece buğdaydan kilo ya da sağlık sorunu oluşturacak ekmek olmaz.”

    • Thanks 1

  2. Canan Karatay: Bunu yiyen 95 yaşına kadar yaşar

    161020171800082817883.jpg

    Prof. Dr. Canan Karatay, "Kavurma da kuyruk yağı ile beraber yenecek. Bu Anadolu´da adettir, kuyruk yağını eritip içerler ve de 90-95 yaşına kadar yaşarlar" dedi.

    Rize’de öğrencilerle buluşan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, sağlıklı beslenme konusunda önerilerde bulundu. “Kendine iyi bak” konulu söyleşi programında çay ve fındığın insan sağlığı ve beslenmesi için yararlı olduğunu kaydeden Karatay, "Bol bol şekersiz çay için, fındık yiyin" dedi.

    "Bol çay için, hamsiyi kızartmayın"

    Yaz aylarının yaklaştığını ve sağlıklı beslenmenin günümüzde daha bir önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Karatay, öğrencilere beslenirken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda açıklamalar yaptı.

    Karadeniz’in milli yemeği hamsiye de değinmeden geçmeyen Karatay şu önerilerde bulundu:

    "Karadeniz insanı bol bol hamsi yiyor ama hamsiyi kızartmamalısınız. 'Kızartmayın' deyince bana kızıyorlar ama kızartınca sağlık için tehlikeli oluyor. Kızartma kanserojendir, tehlikedir. Hamsinin her tür yemeğini yiyebilirsiniz. Öte yandan, köy tereyağı sabah akşam yiyebilirsiniz. Sabah akşam eritip içebilirsiniz. Fındık, çay çok önemli. Bol bol fındık tüketip, çay içebilirsiniz. Fındık, fıstık çıtır çıtır, hem kan yapar, hem ısıtır. Fındık doğanın hem mineral, vitamin, karbonhidrat, omega3 deposudur. Bunun yanında çay da çok önemli. Bol bol çay içeceksiniz. Şekersiz olmak kaydıyla... Bol bol çay içebilirsiniz. Çay dinç tutar. En güçlü antioksidan vardır içerisinde. Onun için bol bol içmenizde fayda vardır. Çay da kahve de öneriyorum" dedi.

    “Kuyruk yağı içip uzun yaşıyorlardı”

    Yıllardır bilinen veya yapmayın denilen bazı şeylerin aksine bütün Anadolu´da sabah öğlen kavurma yeme kültürünün olduğunu hatırlatan Karatay, "Kavurmayı yağı ile beraber yemelisiniz. Kuyruk yağı ile birlikte yenmeli. O zaman dinç olur, dağlara çıkar inersiniz” diye konuştu. Yumurta sarısı ile beraber bol köy yağı ile yenmesi gerektiğini belirten Karatay şöyle konuştu:

    “Beraber yenecek. Kavurma da kuyruk yağı ile beraber yenecek. Bu Anadolu´da adettir, kuyruk yağını eritip içerler ve de 90-95 yaşına kadar yaşarlar. 'Yağ dokunuyor kalp hastalığı yapıyor' deniyor. Hangi yağ? Trans yağlar ya da margarin dediğimiz yağlar tehlikelidir. Yoksa senelerdir asırlardır yediğimiz köy tereyağları neden tehlikeli olsun. Evvel yoktu, rivayet yeni çıktı."

    • Like 1
    • Thanks 1

  3. ege, Bir saat önce yazdı:

    Olur mu öyle şey, tamamen kütle halinde hafifçe kıpraşıyordu. Ablama sormuştum o zamanlar, canlı zaten demişti.  

    Kefirin adını çıkardan, şu saatten sonra içmez kimse haberin olsun... xD Şaka bir yana ben kefir içiyorum. Sizler de için. Hatta mümkünse o oynaşan mayalardan alıp evde üretin...

    • Like 2

  4. Ceviz tüketimi kalp ve bağırsaksağlığı için faydalı

    Ceviz tüketimi kalp ve bağırsak sağlığı için faydalı

    Düzenli ceviz tüketiminin hem kalp hem de bağırsak sağlığı açısından önemli faydaları vardır.

    Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, ceviz tüketiminin insan sağlığına etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Prof.Dr. Baş, günde 30 gram ceviz tüketiminin kalp ve bağırsak sağlığı için faydalı olduğunu belirtti. Baş, "Dr. Klaus Parhofer tarafından yürütülen ceviz ve mikrobiyomla ilgili çalışmanın sonuçları açıklandı. Çalışma, düzenli ceviz tüketiminin daha iyi bir sağlık durumuyla oldukça ilişkili olduğunu gösteriyor. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular, ceviz tüketiminin mikrobiyota (bağırsak florası) kompozisyonunu ve çeşitliliğini de olumlu etkilediğini ortaya koyuyor" dedi.

    8 hafta boyunca günde 43 gram ceviz tüketiminin sağlıklı deneklerdeki lipidleri anlamlı ölçüde etkilediğinin daha önce Dr. Parhofer tarafından gözlemlendiğini belirterek, "Bağırsak mikrobiyomunun da değerlendirildiği aynı çalışmada, 134'ü kadın toplamda sağlıklı 194 Avrupa kökenli denekler aldı. Sonuçlar, 8 hafta boyunca günde 43 gram ceviz alımının, sağlıklı bireylerde probiyotikleri ve butirik asit üreten türleri artırarak bağırsak mikrobiyomunu anlamlı ölçüde olumlu etkilediğini gösteriyor" diye konuştu.

    GÜNDE 30 GRAM CEVİZ TÜKETİMİ KALP VE BAĞIRSAK SAĞLIĞINI İÇİN FAYDALI

    Prof. Dr. Murat Baş, ceviz ve bağırsak mikrobiyotası ilişkisiyle ilgili olarak; "'Mikrobiyom' adını verdiğimiz mikroorganizmalar, bir yandan sindirime yardımcı olup ihtiyacımız olan, fakat vücudumuz tarafından üretilmeyen besin maddelerini bize sağlarken, diğer yandan bizleri hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı koruyorlar.

    Sağlıklı bir mikrobiyota için prebiyotikler ve probiyotikler oldukça önemlidir. Sert kabuklu yemişler ailesinden olan cevizin bağırsak mikrobiyotasına olan olumlu etkileri ile ilgili çalışmalar heyecan verici sonuçlar içeriyor. Ceviz, hem yapısında bulunan değerli yağ asitleri, hem de ince kabuğunda bulunan lif nedeniyle, bağırsaklarda bulunan yararlı probiyotik bakterilerin gelişimi için destek sağlıyor.

    Ceviz içinde bulunan antioksidan polifenol bileşikler de, prebiyotik etki göstererek bağırsak sağlığına katkı sağlamaktadır. Günde 30 gram ceviz tüketimi hem kalp sağlığı, hem de bağırsak sağlığı açısından gereklidir" şeklinde konuştu.

    SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN YÜKSEK LİF İÇERİKLİ BESLENME ÖNEMLİ

    Sağlıklı bir yaşam için bitkisel kaynaklı ve yüksek lif içerikli beslenme türünün önemini vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, "Günümüz beslenme alışkanlıkları 'uygarlık hastalıkları' olarak bilinen obezite, tip 2 diyabet, kardiyovasküler ve benzeri kronik hastalıklar dünyayı tehdit altına aldı.

    Çok sayıda çalışma, Tip 1 diyabet, lupus, astım, MS, romatoidartrit, alerji, çölyak hastalığı, İltihaplı Bağırsak Hastalığı (IBD) ve Crohn hastalığı gibi hastalıklar ile bozulmuş mikrobiyota arasında ilişki olduğunu gösteriyor. Yüksek yağlı ve basit karbonhidratları içeren beslenme alışkanlıkları iyi bakteri türlerini azaltırken, kötü bakteri türlerinin artışına neden oluyor.

    Ceviz gibi bitkisel kaynakların ağırlıklı olduğu, yüksek lif içeren beslenme alışkanlıkları ise; tam tersine iyi bakteri türlerinin artması ve kötü bakteri türlerinin azalması ile sonuçlanıyor" ifadelerini kullandı.

     

    • Like 2
    • Thanks 1

  5. Mutlu bağırsaklar için kefir ve turşu olmazsa olmaz!

    Mutlu bağırsaklar için kefir ve turşu olmazsa olmaz!

    Ev yapımı turşu, içerdiği probiyotiklerle bağırsak sağlığını korumada etkilidir. Kefir ise probiyotik açısından yoğurttan daha zengindir. Günde bir bardak tüketilmelidir

    Bağırsaklar için vücudun ikinci beyni deniyor. Son bilimsel veriler de benzer bir sonuca varmamızı sağlıyor; sindirim sistemimizin en önemli kısmı olan, besinlerin emilimini sağlayan bağırsaklarımız, 100 trilyon mikroorganizmaya ev sahipliği yapıyor. Bu sayı insan vücudundaki hücrelerin sayısının tam 10 katına denk geliyor. Peki, bağırsaklarımızın sağlığını korumak için nasıl beslenmeliyiz? Medical Park Fatih Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Genco Erdem, şu önerilerde bulundu: Bağırsak florasını düzenleyen ve devamlılığının korunmasına yardımcı olan mikroorganizmaları içeren 'probiyotik' gıdalar, bağırsak sağlığı için çok önemlidir.
     Yoğurt: Dost bakteriler ile evde yapılmış (fermente edilmiş) yoğurt, içerdiği yüksek probiyotik oranı ile bağırsak dostudur. Antibiyotik kullananlarda ortaya çıkabilecek ishali önleyebileceği gibi, 'hassas bağırsak sendromu' (İBS) adı verilen ishal, kabızlık ve karın şişkinliği atakları ile seyreden hastalığın çözümünde de etkili olabilir.

    EVDE YAPILMIŞ OLANLARI MAKBUL
     Kefir: Probiyotiğin en tipik örneği kefirdir. Kefir, probiyotik açısından yoğurttan da zengindir. Günde bir bardak kefir tüketimi, süt ürünlerine alerjisi olanların dahi rahatlıkla yapıp fayda görecekleri bir eylemdir.
     Turşu: Özellikle ev yapımı turşular, bol miktarda içerdikleri probiyotiklerle bağırsak sağlığını korumada etkilidir.
    İçerdikleri lif miktarının yüksek olması sayesinde de bağırsaklardan dışkı geçişinin düzgün olmasını sağladıklarından özellikle kabızlık problemi olanlarda iki kat faydalı olmaktadır. Tabii yüksek tuz içerdiği için kalp ve yüksek tansiyon hastalarının, turşu tüketimini sınırlandırmaları gerektiğini unutmamak gerekir.
     Tempeh, natto ve miso: Uzak Doğu ülkelerinde sıklıkla tüketilen ve soya fasulyesinden çeşitli fermentasyon metotlarıyla elde edilen bu üç besinin, yüksek oranda probiyotik içerdikleri için Japonlar'ın uzun yaşama nedenlerinden oldukları kabul ediliyor. Günümüzde market raflarında bulabileceğimiz bu besinlerin, bağırsak sağlığı üzerine koruyucu etkileri kadar; kemik erimesi, kanser ve inme (felç) üzerine de koruyucu etkileri olduğu çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir.

    PREBİYO TİKLERİDE UNUTMAYALIM
    Probiyotik mikroorganizmaları besleyerek, sayılarının artmasında ve bu sayede bağırsak florasının devamlılığının sağlanmasında etkili olan, genellikle sindirilmeyen liflere sahip besinlere prebiyotikler diyoruz. Bilinen en güçlü prebiyotikler içinde bizim mutfağımızda sık kullanılan besinler var:
     Akasya sakızı/tozu: Yüzde 85 oranında prebiyotik içerir ve özellikle hassas bağırsak sendromunun tedavisinde yardımcı olabilir.
     Hindiba: Yüzde 65'e varan lif miktarı ile bilinen en zengin prebiyotik kaynaklarındandır. Salata veya haşlama olarak tüketilebilir.
     Yer elması: Yüzde 31.5 oranında prebiyotik lif içerir.
     Radika: Yüzde 24.3 oranında prebiyotik lif içerir. Ege'ye özgü salatalarda sıklıkla kendine yer bulur.
     Taze/kuru sarımsak: Yüzde 17.5 oranında prebiyotik lif içerir.
     Pırasa
     Yeşil/Kuru Soğan
     Kuşkonmaz
     Muz
    Prebiyotik besinlerin ortak özelliği, bağırsaktaki dost bakterileri beslemeleri ve bu sayede bağırsak florasının devamlılığını sağlamaları olduğu kadar; içerdikleri yüksek lif sayesinde kabızlık ve hassas bağırsak sendromu gibi tabloların da düzelmesine yardımcı olmalarıdır.

    MUZ VE MANGO TÜKETİN
    Lif oranı yüksek gıdaların tüketimi ile bağırsak hareketlerinin devamlılığı sağlanır; bu sayede kabızlık bir sorun olmaktan çıkar. Günlük lif tüketiminin kadınlarda 25, erkeklerde ise 38 gram olması önerilir. Liften zengin beslenmenin muhtemelen dışkının bağırsakta kalma süresini kısaltarak (dolayısıyla dışkı içindeki zararlı maddeler ile bağırsak duvarının daha az temas etmesine neden olarak) bağırsak kanseri üzerine koruyucu etkisi vardır.
     Çözünür lifli besinler; elma, portakal, armut, salatalık, yaban mersini, bal kabağı, kabak çekirdeği, keten tohumu, çiya tohumu olup kötü kolesterolü (LDL) düşürmede, şeker düzeyini dengelemede, şeker hastalığı ve kalp hastalıkları riskini azaltmada etkilidir.
     Çözünmeyen lifli besinler; bulgur, tam tahıllar, tam buğday, brokoli, lahana, soğan, domates, salatalık, havuç, bezelye, üzüm, meyvelerin kabukları olup kabızlığı önlediği gibi hemoroid ve divertikül hastalığından koruyucu etkileri vardır. Liften zengin olan iki önemli besin şunlardır:
    Muz: Yüksek oranda life sahip olmasının dışında, içerdiği yüksek potasyum ve magnezyum nedeniyle bağırsaktaki yangıyı azaltır ve bağırsaktaki dost bakterilerin bir arada ahenk içinde yaşamasına yardımcı olur.
    Mango: İçerdiği yüksek lif ve biyoaktif maddeler ile bağırsak sağlığını korumasının yanı sıra, yüksek yağ içeren beslenme tarzını benimseyen kişilerde kısmen de olsa kilo almayı engelleyici etkisi olduğu çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır. Elma sirkesi ise önemli bir prebiyotik olan 'pektin' içerir. Probiyotik bakterileri desteklemesinin yanı sıra hassas bağırsak sendromu ve reflü hastalığının iyileşmesine yardımcı olabilir.

    OMEGA-3'Ü GERİDE BIRAKMAK GÜÇ
    Somon balığı, ceviz ve çiya (chia) tohumu benzeri Omega-3'ten zengin besinleri tüketmek bağırsaktaki yangıyı azalttığı gibi, dost bakterilerin devamlılığının sağlanmasında da etkilidir. Burada bahsettiğimiz somon balığı, açık deniz somon balığı olup çiftlik somon balığında bu etki çok kısıtlıdır.

    • Like 2
    • Thanks 1

  6. 1 hafta boyunca dereotutüketirseniz

    1 hafta boyunca dereotu tüketirseniz...

    1 hafta kullanım ile mucizevi bir biçimde kilo vermenize olanak sağlayacak dereotunun diğer faydaları yazımızın devamında yer alıyor, okuyup bilgi alabilirsiniz.

    DEREOTUNUN FAYDALARI NELERDİR?

    -Bir miktar kıyılmış dereotunu yemeklerden yaklaşık 15 dakika önce tüketerek kendinizi uzun süre tok hissedebilirsiniz.

    -Dereotu içeriğinde bol miktarda fosfar,magnezyum, bakır,demir,çinko ile A ve C vitaminleri yer alır.

    -Bir tutam dereotu tüketimi ile günlük A vitamini ihtiyacınızın %43'ünü,günlük C vitamini ihtiyacınızın ise %40'ını karşılayabilirsiniz.

    -Sindirim sisteminde meydana gelen hazımsızlık, mide ağrısı vb. sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılan doğal bir yöntemdir.

    -Gaz söktürücü etkisi vardır.

    -Bol miktarda kalsiyum içeren dereotu kemik sağlığını korur.

    -Hıçkırık tedavisinde dereotu kullanılabilir.

    -İçeriğinde yer alan B vitamini ve yağlar sayesinde uykusuzluğu önler ,sakinleştirici etki yaratır.

    -Doğal bir insülin olarak şeker hastalarının kullanımı için uygundur.

    -Kanser tedavisinde kullanılır.

    -Romatizma, iltihap, gut, artrit ve eklem iltihabı hastalıklarının neden olduğu ağrıları tedavi eder.

    -Adet düzensizliklerinde olumlu etkiye sahiptir.

    -Ağız ve diş hastalıklarına karşı önleyici etkisi vardır. Dereotu yaprakları kullanımı ağız içi enfeksiyonlarını tedavi edebilirsiniz.

    -Depresyonu azaltmaya yardımcı olur.

    -Kolesterolü düşürür.

    --Solunum yolu hastalıklarında tedavi edici etkisi bulunur.

     

    • Like 1
    • Thanks 1

  7. Metabolizmanızı anında hızlandıracak!

    Metabolizma hızını günlük rutininize ekleyeceğiniz yiyeceklerle hızlandırabilirsiniz. Metabolizma hızınız düşükse ve kilo vermekte zorlanıyorsanız, birazdan vereceğimiz yöntemler işinize yarayacak. İşte metabolizmayı anında hızlandıracak yöntemler…

    Metabolizmanızı anında hızlandıracak!

    Metabolizma hızı, kilo vermemize yardımcı olan en önemli etkenlerden bir tanesidir. Metabolizmanızı günlük yemek alışkanlıklarınızda bir takım değişiklikler yaparak anında hızlandırabileceksiniz. Nasıl mı? Detaylar için haberimizi okumaya devam edin…

    - Yeşil çay, adaçayı, tarçın çayı, kekik çayı, zencefil çayı ve mate gibi çaylar içeriğindeki bileşenler sayesinde metabolizmanızı hızlandırır. Gün içerisinde 2 öğüne bu çaylardan ekleyip metabolizmanızın hızlı bir şekilde çalışmasını sağlayabilirsiniz.

    - Yediğiniz yemeklere atacağınız biberiye, kekik, tarçın, wasabe, kırmızı biber ve tere tohumu gibi baharatlar metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur.

    - Sabah aç karnına içeceğiniz bir adet şekersiz Türk kahvesi metabolizmanızı anında hızlandıracaktır.

    - Araştırmalar, iyi bir omega-3 kaynağı olan keten tohumunun tansiyon, kolesterol, kalp-damar sağlığına katkısının yanında bağırsak hareketlerini düzenleyerek metabolizmayı hızlandırdığını gösteriyor.

    Aynı zamanda keten tohumu B12 içeren tek bitkisel kaynak. Keten tohumunu yoğurdun içerisine ekleyip tüketebilirsiniz.

    • Like 1
    • Thanks 1

  8. Akciğerleri 3 günde tertemiz yapıyor

    Akciğerleri 3 günde tertemiz yapıyor...

    Sigara, çevre kirliliği, spor yapmamak ve daha pek çok şey ciğerlerimizi olumsuz etkiliyor. İşte akciğerleri 3 günde temizleyen yöntem

    Akciğerleri temizleyen 3 günlük programa başlamadan önce 2 gün önceden sigarayı bırakmanız gerekiyor. Bu sayede vücudunuz zehirden arınmak için hazır hale gelecek. Sigarayı 2 gün önce bırakıp spor yaparak ve bitki çayı içerek vücudunuzu hazırlayın.

    Akciğerleri 3 günde temizleyen yöntem:

    1,5 bardak suya 2 limonun suyunu sıkın ve kahvaltıdan önce için.

    Öğle yemeğinden önce aynı miktarlarda greyfurt ve havuç suyu tüketin. Greyfurt ve havuç suyu solunum sistemini düzenler ve kanı alkalize eder.

    Yemek sırasında 2 bardak potasyum deposu yabanmersini tercih edin.

    Akşam yatmadan önce ise yine 2 bardak yabanmersini suyu tüketip öyle uyuyun.

    Bu programı uygulayacağınız 3 gün boyunca bitki çayları içmeye, ciğerlerinizi açacak sporlar yapmaya ve okaliptus gibi doğal yağlar ile nefes açıcı kürler uygulamaya da özen gösterin.

    • Thanks 1

  9. Allah şifa versin. Kedilerin hepsi çok tatlı gerçekten. Kedileri çok seviyorum ama sarı kedilere bayılıyorum. Şansımızdan bizim sokaktan gelenimiz siyah. Olsun onu da çok seviyorum. Aslında bütün hayvanları seviyorum. Başlarına iş geldiğinde, hastalandıklarında çok üzülüyorum...

    • Like 2

  10. Siyah Çayın Faydaları

    çay ile ilgili görsel sonucu

    Uyarıcı etkisi nedeniyle zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderici özelliğe sahiptir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ile kolon kanseri başta olmak üzere pek çok kanser türünü önleyici etkileri olduğu tespit edilmiştir. Midenin çalışmasını destekleyerek mideyi kuvvetlendirir. Kolera, guatr gibi hastalıklarda tedavi edici özelliği vardır. Antioksidan özelliği bulunmaktadır. Diş ve diş eti rahatsızlıklarının tedavi sürecini kısaltırken ağız kokusunu da engeller. Ancak çayın fazla tüketilmesi kalp çarpıntılarına, mide bulantısına ve uykusuzluğa neden olabilmektedir.

    Çayın Kolon Kanserine Faydaları: İçeriğinde yer alan TF – 2 adını taşıyan polifenol kanser ile mücadelede etkinliği bilinen bir maddedir. Çayın içeriğinde yer alan bu madde kanserli hücrelerin yok olmasına yardımcı olurken sağlıklı hücreler üzerinde herhangi bir olumsuzluğuna da rastlanmamıştır. Bu nedenle çay son zamanlarda yapılan araştırmalarda kolon kanserinde kanserli hücrelerin yok edilmelerine yardımcı olduğundan çay tüketimi önerilmektedir.

    Çay Antioksidan İçerir: Vücutta birçok hastalığa davetiye çıkaran ve asıl sebebi olan serbest radikallere karşı çayın antioksidan içermesi genel anlamda sağlık açısından önemlidir. Bu özelliği ile birçok hastalığa yakalanma riskini azaltır.

    Çay Kalp Krizi Riskini Azaltır: Siyah çay tüketimi kalp sağlığını korur. Hollanda’da yapılan bir araştırma sonucuna göre günde 2-3 bardak siyah çay tüketen kişilerin tüketmeyen kişilere göre %70 oranından kalp krizi daha az geçirdiklerini ortaya koymuştur. Bunun yanında siyah çay tüketimi kan pıhtılaşmasını engeller ve felç geçirme riskini azaltır.

    Kemik Sağlığını Korur: Düzenli olarak çay tüketimi kemik sağlığını korur. Çayın bol miktarda içerdiği fitokimyasalların yardımıyla kemik sağlığını koruduğu düşünülmektedir.

    Çay Bağışıklık Sistemini Korur: Bazı bilimsel çalışmalar kanın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Bunun yanında bazı sağlık uzmanları çay içenlerin içmeyenlere göre daha sağlıklı kan yapısına sahip olduklarını savunmaktadırlar.

    Çay Kansere Karşı Korur: Çayın aynı zamanda iyi bir antioksidan olduğunu yazmıştık. Kanser hastalıklarının en önemli sebeplerinden bir tanesi serbest radikallerdir. Antioksidanlar serbest radikallerin işlevlerini ve kansere yakalanma riskini ortadan kaldırır.

    Çay Sindirim Sistemine Faydalıdır: Çayın genelde sindirim sistemine zararlı olduğu düşünülür fakat sindirim sistemine asıl zarar veren çayla birlikte aşırı miktarda şeker tüketimidir ve aynı şekilde aşırı çay tüketimidir. Halbuki az şekerli ve şekersiz çay tüketimi sindirim sistemi için ve özellikle bağırsak hareketleri için faydalıdır.

    Çay Kalori İçermez: Kalori içermeyen çay bu özelliği sayesinde kilo alma riski de taşımaz. Çayın düzenli olarak tüketimi tam tersi sindirim sisteminin düzenli çalışmasına ve kilo verilmesine yardımcı olabilir. Özellikle siyah çayın daha etkili olması için limon suyu ile tüketilmesi önerilmektedir. Limon suyu ayrıca siyah çayın bünyede meydana getireceği demir eksikliği sorununu da ortadan kaldırabilmektedir.

    Çay Metabolizmayı Güçlendirir: Günde 3-4 bardak yeşil çay tüketiminin metabolizmayı hızlandırdığı düşünülmektedir. Bazı sağlık uzmanları düzenli olarak yeşil çay tüketimi ve 10-14 dakikalık yürüyüşle ayda 6-7 kilo verilebileceğini savunmaktadırlar.

    • Like 2
    • Thanks 1

  11. Bu besinler hem kilo verdiriyor hem kanserden koruyor

    Bu besinler hem kilo verdiriyor hem kanserden koruyor

    Düzenli ve sağlıklı beslenmenin tüm hastalıklarla birlikte kanser riskini en aza indirdiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Doğru besinleri uygun miktarlarda tüketmek ve işlenmiş gıdalar yerine doğal olanları tercih etmek kanserden korunmada anahtar rol oynamaktadır. Kanser teşhisi konulan kişilerin de doğru bir beslenme planlaması ile hayat kalitelerini artırmaları ve tedaviye destek olmaları mümkün olmaktadır. Bunun için dikkat edilmesi gerekenler şöyle sıralanabilir:

    MANTAR, YULAF VE TAHIL ÜRÜNLERİ İLE KİLO VEREREK KANSERDEN KORUNABİLİRSİNİZ

    Bazı mantarlarda, yulaf ve tahıllarda bulunan beta glukan kolesterolün düşürülmesine ve kilo vermeye yardımcı olmaktadır. Bunun dışında kalın bağırsak ve mide kanserlerinden korunmada etkilidir. Yulafın haftada 2-3 kez çeşitli meyveler ve yoğurt ile tüketilmesi hem bağışıklık sistemini hem sindirim sistemini desteklemeye yardımcı olur.

    PROSTAT VE KOLON KANSERİNDE KARŞI SARIMSAĞI BOL TÜKETİN

    Sarımsağın içinde bolca bulunan alil sülfür, DNA hasarını onarma, bağışıklığı artırma ve kansere sebep olabilen serbest radikallerin etkilerini azaltma konularında öne çıkmaktadır. Sarımsak; mide, prostat ve kalın bağırsak kanserlerine karşı koruyucudur. Mümkün olduğunca çiğ tüketmeye çalışmak, yararlı maddelerin korunması açısından önemlidir. Sarımsak dışında karnabahar, brokoli, pırasa gibi sülfürlü bileşikler ve selenyum içeren besinler de kansere karşı koruyucudur.

    KIRMIZI, MOR VE SİYAHA YAKIN RENKTEKİ MEYVELER SAĞLIK KAYNAĞI

    Böğürtlen, yaban mersini, siyah üzümün çekirdeği, siyah erik gibi koyu mor –kırmızı-siyaha yakın renkteki besinlerin içinde bulunan maddeler, hücrelerin yaşam süresini uzatmaktadır. Günlük meyve tüketiminin 1-2 porsiyonunun bu meyvelere ayrılması, yaşam süresini uzatmanın yanı sıra kalp ve damar hastalıkları ile karaciğer, safra yolları, meme, pankreas gibi kanserler ile ilgili riskleri en aza indirmektedir.

    ZERDEÇAL KANSERDEN KORUYUCUDUR

    Zerdeçal iyi bir antieflamatuar yani vücutta iltihap gidericidir. Bu özelliği sebebiyle kansere karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Toz veya taze hali ile günlük beslenmeye eklenebilir.

    DOMATES, KARPUZ VE KAYISI PROSTAT KANSERİNE KARŞI KORUYUCU BİRER KALKANDIR

    Domates, karpuz, kayısı gibi kırmızı ve turuncu renkteki besinlerin içinde bulunan likopen kuvvetli bir antioksidandır. Prostat ve rahim ağzı kanserine karşı korucu etkileri olduğu bilinmektedir.

    BALIK, KETEN TOHUMU, SEMİZ OTU VE CEVİZ İLE SAĞLIKLI KALIN

    Balıklarda bolca bulunan Omega-3, keten tohumu semizotu ve ceviz gibi bitkisel kaynaklarda da bulunmaktadır. Meme, kalınbağırsak, pankreas ve prostat kanserlerinin gelişme riskini azaltır. Haftada 2-3 kez balık tüketimi omega-3 den zengin beslenme açısından önemlidir. Balığın kızartılmadan buğulama veya ızgara yapılarak tüketilmesi gerekir.

    • Thanks 2

  12. Meme kanserinde, 'kekik' mucize yaratıyor!

    Meme kanserinde, 'kekik' mucize yaratıyor!

    Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde çalışan bilim insanları, yaptıkları çalışmalarda, endemik bitki kekiğin meme kanserine iyi geldiğini ortaya koydu. CÜ İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi Kanser Araştırma Laboratuvarı'nda 2 yıldır kekik üzerinde çalışan Yrd. Doç. Dr. Ceylan Hepokur, kekik türlerinin meme kanseri hücrelerine iyi geldiği belirledi. Hücre kültürü çalışmalarını tamamlayan Hepokur, hayvan deneylerini de yaptıktan sonra kekiğin etkin maddesinden ilaç üretmeyi planlıyor.

    Çalışmalarının amacının, yeni ilaçlar keşfetmek olduğunu belirten Hepokur, "2 yıldır endemik kekik türleriyle çalışıyoruz. Kekik türlerini meme kanseri hücre hatlarına denedik. Çok iyi sonuçlar elde ettik. Bilimsel dergilerde yayınlandı. Elde edilen sonuçlarla kekik meme kanserine çok iyi geliyor, diyebiliriz. Tabi bunun daha ileri çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir. Çalışmanın in vitro (hücre kültürü) kısmını bitirdik. İn vivo (hayvan deneyleri) kısmına geçeceğiz. Türkiye, dünyanın kekik üretiminin yüzde 85'ini karşılıyor. Bu yüzden kekik neden tabletler haline dönüşüp, insanlara ilaç olarak gitmesin sorusunu akla getirmektedir. Çalışmamızın amacı ülke ekonomisine katkı sağlamak için yeni ilaçların keşfedilmesi. İnşallah da bu çalışmalar ışığında hedeflerimize ulaşırız" dedi.

    'GÜNLÜK 10 GRAM KEKİK TÜKETMEKTE FAYDA VAR'

    Özellikle meme kanseri hastalarına günlük 10 gram kekik tüketmelerini öneren Yrd. Doç. Dr. Hepokur, "Çalışmalarımızı şimdi hayvan deneyleri üzerine yoğunlaştırdık. Meme kanseri oluşturulan sıçanlarda da aynı çalışmayı planlıyoruz. Kekikteki saf etken maddeyi tespit ettikten sonra bu etken madde saflaştırılarak ilaç haline getirip, bunları meme kanseri hastalarında kullanmak istiyoruz. Meme kanseri hastalarına kesinlikle kekiği öneriyorum. Gerçekten yaptığımız çalışmalarda kekiğin meme kanseri üzerine çok iyi sonuçlarını görüyoruz. Öğün başına yemeklerine parmaklarıyla bir tutam kadar kekik ilave etmelerini kesinlikle öneriyorum. Cumhuriyet Üniversitesi ve İleri Teknoloji Kanser Araştırma Laboratuvarına çalışmalarımıza yapmış olduğu katkılardan dolayı ekibim adına teşekkür ediyorum" diye konuştu.

    • Like 1
    • Thanks 1

  13. Edda, 38 dakika önce yazdı:

    tanıdık falanmı? bilmem kaç senesinin konusuna bile yorum yapmışsınız ilginç...O.o

    Yok ya tanıtmaya çalışıyorlar kızı. Daha önce gelen kişi oyuncu diye lanse ediyordu. Şimdi sunucu deniliyor. Şahsi düşüncem, Deniz Tunca gerçekten çok güzel bir kız. Eğitimi de güzel. Ama iyi bir çıkış yakalayamıyor sanırım... :)

    • Like 2
×
×
  • Create New...