Jump to content

tugce

Moderatör
  • Content Count

    2,809
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    2

Posts posted by tugce


  1. Hayatının Farkına Var!

    dengede-kalmak.jpg

    Ne olmasını bekliyorsun? Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun? 
    Dün akşam hayalini kurduğun şeylerin, sabah olunca gerçekleşeceğini mi umuyorsun?
    Yanlış Hayatın Peşinde Koşmayacaksın!
    Sistem böyle çalışmıyor!
    Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon, aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan, hepsi bir yerde... tıkanıp kalacaktır!

    Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın!
    Her şeyden önce farkına varacaksın!
    Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.
    Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun yanılgısına kapılmışsın demektir.
    Kendini kandırmayacaksın!
    Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.
    Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.
    Onu da yaşayacaksın.
    Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,
    Bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.

    Hayatını, gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın.
    Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin.
    Aşkın adını ağzına almadan önce, uzun uzun düşüneceksin. Yüreğinle yüzleşeceksin.
    Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, aşkı birbirinden ayırt edeceksin.

    Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin.
    Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın.
    Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin.
    Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın!
    Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.
    İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız var ancak kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin.
    Ardından gözyaşı döktüğünün adını doğru koyacaksın!
    Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine, neden hayatına başlayamadığını çözeceksin.
    Korkularınla yüzleşeceksin.

    Yattığın yerden, kurduğun hayale uygun bir beyaz atlı prens beklemeyeceksin.
    Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak, kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini bileceksin.
    İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban, kimsenin sevgisiyle hükmünü birbirine karıştırmayacaksın.
    Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da, sonunda mutlak kaybettirir; bunu unutmayacaksın!

    Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın.
    Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın, bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın!
    Dünya da sensin, evren de!
    Kendini geliştireceksin. Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.
    Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.
    Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın, sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.
    Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
    Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.
    Boşuna hayal kurmayacaksın!

    Can YÜCEL

    • Like 2
    • Thanks 1

  2. Yazık, saraydaki kadın entrikaları yüzünden katledilen bir padişah. Bitmek bilmeyen senin oğlun, benim oğlum çekişmeleri. Tabi çok eşlilik olunca  böyle bir sonucun ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor.  Osmanlı padişahlarını en çok eleştirdiğim konulardan bir tanesi. Bir adet kadın yetmiyor mu bre mübarek?:D

    Bu anlamda en şanslı padişah tabi ki Kanuni Sultan Süleyman. Tek erkek. Çünkü Yavuz Sultan Selim'in tek eşi var. Başka bir kadınla münasebeti yok. Çekişmesiz, kavgasız, hilesiz hurdasız, entrikasız padişah oluyor.


  3. Tarih boyunca tuvalet kullanımı

    image.png.329b442ed0fc28ba06aa1a698236578a.png

    En Eski Tuvalet Kullanımları

    Avcı-toplayı olarak sürekli bir yerleşimin olmadığı gezici bir hayatta, dışkıyı bıraktıktan sonra sadece oradan uzaklaşarak bu tehditten kurtulmak mümkündü. Fakat yerleşik hayata geçildikten sonra bu sorundan kurtulmak o kadar kolay olmadı. İlk köyler gibi çok kalabalık olmayan yerleşimlerde, yerleşim alanın biraz dışına bir kuyu kazılıp dışkı bırakıldıktan sonra üstünün kapatılması ile bu sorun çözülebiliyorken, büyük nüfuslu kentlerin ortaya çıkması ile birlikte tuvalet ve kanalizasyon sistemleri doğdu. Bilinen kaydı ile ilk tuvaletler Mezopotamya, Mısır, Hindistan ve Anadolu’da yaşamış toplumlarda ortaya çıktı. Daha sonrasında ise her topluluk kendince çözümler ortaya koydu ve kendi tuvalet kültürünü yarattı.

    Tarih boyunca tuvalet kullanımı

    En Eski Tuvalet Kullanımları

    Avcı-toplayı olarak sürekli bir yerleşimin olmadığı gezici bir hayatta, dışkıyı bıraktıktan sonra sadece oradan uzaklaşarak bu tehditten kurtulmak mümkündü. Fakat yerleşik hayata geçildikten sonra bu sorundan kurtulmak o kadar kolay olmadı. İlk köyler gibi çok kalabalık olmayan yerleşimlerde, yerleşim alanın biraz dışına bir kuyu kazılıp dışkı bırakıldıktan sonra üstünün kapatılması ile bu sorun çözülebiliyorken, büyük nüfuslu kentlerin ortaya çıkması ile birlikte tuvalet ve kanalizasyon sistemleri doğdu. Bilinen kaydı ile ilk tuvaletler Mezopotamya, Mısır, Hindistan ve Anadolu’da yaşamış toplumlarda ortaya çıktı. Daha sonrasında ise her topluluk kendince çözümler ortaya koydu ve kendi tuvalet kültürünü yarattı.

    Mezopotamya

    image.png.df0c8a2b707f991d982cd9b964cf288c.png

    Yaklaşık olarak MÖ. 5 binde Byblos Antik Kenti’nde (Beyrut’un kuzeyi) ev atık sularının atılması için yapılan kanallar mevcut fakat mimari bir öğe olarak tuvaletin çok kesin kalıntılara rastlanmıyor.

    MÖ. 2334 – MÖ 2279 yıllarında Mezopotamya’da hüküm süren Akad Kralı I. Sargon’un sarayında 6 adet tuvalet ve buna bağlı kanalizasyon sistemi bulundu. Bu tuvaletin oturağı kullananın arkasına rahatlıkla yaslanabileceği, at nalı şeklinde yapılmıştı.

    Mısır

    image.png.e25dd205342ceccbdd82f7249c463904.png

    Mısır’da bilinen ilk özel tuvalet MÖ. 2890 – 2636 yıllarına tarihlenen Saqqara’daki ev şeklinde tasarlanmış mezarlarda görülüyor. Mısır inanışlarına göre hayat için gerekli olan yeme, içme, tuvalet gibi ihtiyaçlar ölüm için de gerekliydi ve bu sebepten bazı mezarlarda tuvalet ve banyo gibi öğelere yer verilirdi.

    MÖ. 1350 yıllarına tarihlenen El-Arman’daki bazı evlerde bugünkü klozetlerde olduğu gibi anahtar deliği şeklinde yapılmış oturaklı tuvaletler vardı.

    Hindistan

    image.png.7b03c260125c59ce06c6a398e26cf71b.png

    Hindistan’da MÖ. 3. binin ikinci yarısında gelişen İndus Uygarlığı’ nın önemli merkezi olan Mohenjo-Daro kentinde çok iyi tasarlanmış tuvalet ve kanalizasyon sistemleri kullanılmıştı. Tuvalet olarak tanımlanan bir mekân olmasına rağmen mimari öge olarak bir tuvalet kullanılmamıştı.

    Anadolu

    image.png.20a71c8b6f82a2a726cefffda02d201c.png

    Günümüzden yaklaşık 4.000 yıl önce Anadolu’da ilk merkezi iktidarı kuran Hitit Dönemi saraylarının banyo bölümlerinde ortada bir delik ve tuvalet taşının oturtulduğu dört kaideden oluşan oturaklı tuvaletler kullanılırdı.

    MÖ. 1. bin yılın başlarında Van Gölü çevresinde kurulan ve yaklaşık 400 yıl boyunca varlığını sürdüren Urartu devletine ait saraylar ve tapınağa bağlı yapılarda kapsamlı bir kanalizasyon sistemi ve tuvaletler sıkça kullanılırdı.

    image.png.6f8a381529154565ad66608f9da7e165.png

    Antik Yunan

    image.png.351d0e4ee5ac719878d87f7d66edff72.png

    Antik Yunan toplumlarında tuvalet eğitimi çocuklara küçük yaşlarda verilir, bebekler için pişmiş topraktan yapılmış lazımlıklar kullanılırdı.

    Antik Yunan kültüründe tuvalet ihtiyacı genellikle taşınabilir tuvalet diyebileceğimiz kaplar aracılığıyla giderilirdi. Erkekler tombul kavanozlara benzeyen, pişmiş topraktan veya metalden yapılmış kulplu ve önü delikli kaplar, kadınlar ise kayık şeklinde kaplar kullanırdı. Bu ihtiyaç için başka bir odaya geçilir veya evin dışına çıkılırdı. Bu kaplardaki dışkılar evin dışına atılırdı.

    Bazen evin dışında bahçe kenarında bir yerde eve ait bir tuvalet bulunabilirdi ve bu tuvaletler sadece ortası delik bir iskemleden oluşurdu.

    Ancak yine de Antik Yunan toplumunda tuvalet ihtiyacı her zaman bu kadar “nazik” bir şekilde giderilmiyordu. Aristophanes’in “Bulutlar” eserinde aktardığına göre, bazen yetişkinler tuvalet ihtiyaçlarını kapının hemen dışında gideriyorlar ve bebeklerini kapının dışında tutarak ihtiyaçlarının giderilmesi sağlıyorlardı.

    Antik Roma

    image.png.2a7fde478fa02b24c15832af671670d7.png

    Dışkı kaplarının sokağa fırlatılmasından dolayı birçok insan o dönemde mağdur olabiliyordu. Mağdur bu durumda dışkıyı sokağa atan kişiyi mahkemeye verebilir, oluşan temizlik ve sağlık masrafları için ve işe gidememesinden oluşan kayıpları için para tahsil edebiliyordu. Her zaman dışkıyı atan tespit edilemiyordu. Bu durumda cezalar dışkının geldiği binada oturan herkesten tahsil edilirdi. Dışkıların evlerin pencerelerinden boşaltılmasının yol açtığı kargaşa, dönemin eserlerinden Juvenal’ın yazdığı “Üçüncü Satir” eserinde de yer alıyor. Yazar bu yaygın olayı”bilinmeyen tepelerden gümbür gümbür inen fırtına” şeklinde tanımlamış.

    Romalılar bu taşınabilir tuvaletleri ziyafetler sırasında bile kullanmışlardır. Zengin Romalıların ziyafetlerinde tuvaleti gelen biri, kölesine işaret edip yanına bir oturak ya da kap getirtip ihtiyacını oracıkta giderebilirdi.

    Roma devrinde zengin vatandaşlarının hemen hemen hepsinin evinde tuvaletler zamanla yer alırken, parası evine kanal yapmaya yetmeyen vatandaşların kullanımı için ise umumi tuvaletler (Latrina) inşa edilirdi. Belli bir ücret ödeyerek herkes bu umumi(genel) tuvaletleri kullanırdı. Varlıklı insanların da genel tuvaletlerde toplanıp bir yandan ihtiyaç giderirken, bir yandan da komşularıyla dedikodu yapıyor, siyaset tartışıyor ve iş anlaşmaları yapıyorlardı.


  4. İp atlamak aslında en iyi sporlardan biri. İp atlarken bütün kaslar çalışıyormuş. Nerdee öyle 20 dakika filan. Hiç ara vermeden 6 dakika atlayabiliyorum. Zamanla bu süreyi uzatabilirim diye düşünüyorum.

    • Like 1

  5. Dünya'nın Kendi Ekseni Çevresindeki Hareketi (Dünyanın Günlük Hareketleri)

     

    Dünya, kendi ekseni çevresindeki batıdan doğuya doğru olan hareketini 24 saatte tamamlar. Bu süreye "1 gün" denir.

     

    Dünya geoid şeklini almıştır.

    Gece - gündüz oluşur ve birbirini izler.

    Güneş ışınlarının düşme açısı gün içinde değişir. Bu nedenle; sıcaklıklar, gölge boyları ve yönleri, ışınların atmosferde tutulması sabahtan akşama kadar değişir.

    Gece ve gündüz sıcaklık farkları oluşur. Bu nedenle; mekanik çözülmeler ve Meltem rüzgârları oluşur.

    Yerel saat farkları oluşur.

    Sürekli rüzgârların hareket yönlerinde sapmalar oluşur.

    Okyanus akıntıları halkalar oluşturur.

    30° ve 60° enlemlerinde dinamik basınç kuşakları oluşur.

    Doğu ve batı yön kavramları oluşur.

     

    Dünya'nın Güneş Etrafındaki Hareketi

     

    - Yıllık Hareket nedir

     

    Dünya, elips şeklindeki yörüngede batıdan doğuya doğru döner. Bu dönüşünü 365 gün 6 saatte tamamlar.

     

    Yörünge: Dünya'nın Güneş etrafında dönerken izlediği yoldur.

     

    Yörünge Düzlemi (Ekliptik): Yörüngenin geçtiği düzlemdir.

     

    Yer Ekseni nedir: Kutup noktalarından ve Yer'in merkezinden geçtiği varsayılan, Ekvator'u dik kesen çizgidir.

     

    Dünya Yörüngesinin Şeklinin Sonuçları

     

    Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı değişir ve gün-öte-günberi konumları oluşur.

    Dünya Güneş'e yaklaştıkça çekim gücününün etkisiyle Dünya'nın yörünge üzerindeki dönüş hızı artar.

    Yörünge üzerindeki dönüş hızının değişmesi, mevsim sürelerinin farklı olmasına yol açar.

    Kuzey Yanmküre'de yaz, Güney Yanmküre'de kış mevsimi daha uzundur.

     

    Kutup noktalarındaki gece ve gündüz süreleri farklıdır. Örneğin; Kuzey Kutbu'nda en uzun gündüz süresi 186 gün iken Güney Kutbu'nda 179 gündür.

     

    Yörüngenin şekli tam bir daire olsa ve Güneş bu dairenin merkezinde yer alsaydı:

     

    Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı değişmezdi.

    Dünya'nın yörünge üzerindeki hızı değişmezdi.

    Mevsimlerin süreleri birbirine eşit olurdu.

    Kutup noktalarındaki gündüz ve gece süreleri eşit olurdu.

    Yörüngenin şeklinin mevsimlerin oluşmasında etkisi yoktur. Türkiye'de temmuz ayının sıcak, ocak ayının soğuk olması bu durumu kanıtlar. Sıcaklığın değişmesindeki temel etken güneş ışınlarının düşme açısıdır.

     

    Eksen Eğikliği nedir

     

    Yer ekseni yörünge düzlemine (Ekliptik) 23° 27' eğik olarak durur.

     

    Bunun sonucunda;

     

    Ekvator'la ekliptik arasında 23° 27' lık açı oluşur.

    Ekliptikle eksen arasında 66° 33' lık açı oluşur.

    Dönencelerin ve kutup dairelerinin yerlerini belirler.

    Matematik iklim kuşaklarının sınırlarını belirler.

     

    Dünya, Güneş çevresindeki hareketini ekseni eğik olarak yaptığı için:

     

    Bir noktaya güneş ışınlarının düşme açısı yıl içinde değişir böylece mevsimler oluşur ve birbirini izler.

    Sıcaklık ve gölge uzunlukları yıl içinde değişir.

    Yarımkürelerde aynı anda farklı mevsimler yaşanır.

    Güneş'in ufuk düzlemi üzerindeki yüksekliği yıl içinde değişir.

    Gece-gündüz süreleri yıl içinde değişir. (Güneş'in doğuş ve batış saatleri yıl içinde değişir.)

    Güneş ışınlarının dik düştüğü noktalar, yıl içinde 23° 27' enlemleri (dönenceler) arasında yer değiştirir.

    Aydınlanma çemberi yıl içinde kutup noktaları ile kutup daireleri arasında yer değiştirir.

    Mevsimlik rüzgârlar olan Muson rüzgârlarının oluşumunda da Dünya'nın yıllık hareketi ve eksen eğikliğinin etkisi vardır.

     

    Aydınlanma Çemberinin Yıl içindeki Hareketi

     

    Yerküre; hem ekseni eğik olduğu, hem de Güneş çevresinde hareket ettiği için, aydınlanma sınırı yıl içinde kutup daireleri ile kutup noktaları arasında yer değiştirmektedir.

     

    Aşağıdaki şekillerde, aydınlanma sınırının 21 Haziran ve 21 Aralıkta kutup dairelerine teğet, 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde kutup noktalarından, yılın diğer dönemlerinde ise kutup noktaları ve kutup daireleri arasından geçtiği görülmektedir.

     

    Yer Ekseni 30° Eğik Olsaydı;

     

    Dönenceler 30°, kutup daireleri 60° enlemlerinden geçerdi.

    Matematik iklim kuşaklarının sınırları değişirdi.

    Tropikal Kuşak ve Kutup Kuşağı genişler, Orta Kuşak daralırdı.

    Gece ile gündüz arasındaki süre farkı artardı.

    Türkiye'de yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk geçer, yıllık sıcaklık farkı artardı.

    Ekvatorda yıllık sıcaklık farkı artardı.

     

    Yer Ekseni 10° Eğik Olsaydı;

     

    Dönenceler 10°, kutup daireleri 80° enlemlerinden geçerdi.

    Matematik iklim kuşaklarının sınırları değişirdi.

    Tropikal Kuşak ve Kutup Kuşağı daralır, Orta Kuşak genişlerdi.

    Gece ile gündüz arasındaki süre farkı azalırdı.

    Türkiye'de yazlar daha serin, kışlar daha ılık geçer, yıllık sıcaklık farkı azalırdı.

    Ekvator'da yıllık sıcaklık farkı daha az olurdu.

     

    Eksen Yörünge Düzlemine (ekliptiğe) dik olsaydı;

     

    Güneş ışınları yıl boyunca Ekvator'a dik gelirdi.

    Aydınlanma sınırı yıl boyunca kutup noktalarından geçerdi.

    Gece-gündüz süreleri yıl boyunca eşit olurdu.

    Dönenceler ve kutup daireleri oluşmazdı.

    Farklı mevsimler oluşmazdı

     

    Dünya'nın Güneş'e Karşı Konumları 21 Mart (Ekinoks)

     

    Güneş ışınları tam öğle vakti Ekvator'a dik düşer, Ekvator'da gölge oluşmaz.

    Kuzey Yarımküre'de ilkbahar, Güney Yarımküre'de sonbahar başlangıcıdır.

    Aydınlanma çemberi kutup noktalarından geçer.

    Dünya'nın her tarafında gece - gündüz eşitliği yaşanır.

    Her iki yarımkürede Ekvator'a eşit uzaklıktaki noktalar güneş ışınlarını aynı açılarla alır.

    Aynı meridyen üzerinde Güneş aynı anda doğar, aynı anda batar.

     

    21 Haziran Coğrafya (Gündönümü)

     

    Güneş ışınları tam öğle vakti, Yengeç Dönencesi'ne dik düşer.

    Kuzey Yarımküre'de yaz mevsimi Güney Yarımküre'de kış mevsimi başlar.

    Aydınlanma çemberi kutup dairelerine teğet geçer.

    Kuzey Yarımküre'de en uzun gündüz, en kısa gece; Güney Yarımküre'de en kısa gündüz, en uzun gece yaşanır.

    Kuzeye doğru gidildikçe gündüz süresi uzar, Kuzey Kutup Dairesi'nde 24 saat gündüz yaşanır.

    Güneye doğru gidildikçe gece süresi uzar, Güney Kutup Dairesi'nde 24 saat gece yaşanır.

    Kuzey Kutup Dairesi'nin kuzeyi tümüyle aydınlık, Güney Kutup Dairesi'nin güneyi tümüyle karanlık olur.

    Yengeç Dönencesi'nin kuzeyinde kalan yerler, güneş ışınlarını en büyük açıyla alır ve gölge boyu yıl içinde en kısa olur.

    Güney Yarımküre güneş ışınlarını en dar açıyla alır ve gölge boyu en uzun olur.

     

    23 Eylül (Ekinoks Tarihi)

     

    Güneş ışınları tam öğle vakti Ekvator'a dik düşer, gölge oluşmaz.

    Kuzey Yarımküre'de sonbahar, Güney Yarımküre'de ilkbahar başlangıcıdır.

    Aydınlanma çemberi kutup noktalarından geçer.

    Dünya'nın her tarafında gece-gündüz eşitliği yaşanır.

    Yarımkürelerde Ekvator'a eşit uzaklıktaki noktalar güneş ışınlarını aynı açılarla alır.

    Aynı meridyen üzerinde güneş aynı anda doğar, aynı anda batar.

     

    21 Aralık (Gündönümü)

     

    Güneş ışınları tam öğle vakti Oğlak Dönencesi'ne dik düşer, gölge oluşmaz.

    Güney Yanmküre'de yaz, Kuzey Yanmküre'de kış mevsimi başlar.

    Aydınlanma çemberi kutup dairelerine teğet geçer.

    Güney Yanmküre'de en uzun gündüz, en kısa gece; Kuzey yanmküre'de en uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

    Güneye doğru gidildikçe gündüz süresi uzar ve Güney Kutup Dairesi'nde 24 saat gündüz yaşanır.

    Kuzeye doğru gidildikçe gece süresi uzar ve Kuzey Kutup Dairesi'nde 24 saat gece yaşanır.

    Kuzey Kutup Dairesi'nin kuzeyi tümüyle karanlık Güney Kutup Dairesi' nin güneyi tümüyle aydınlıktır.

    Oğlak Dönencesi'nin güneyinde kalan yerler güneş ışınlarını en büyük açıyla alır ve gölge boyu yıl içinde en kısa olur.

    Kuzey Yarımküre güneş ışınlarını en eğik açıyla alır ve gölge boyu en uzun olur.

     

    Işınların Atmosferde Tutulması

     

    Güneş ışınlarının dik geldiği yerlerde ışınların atmosferde katettiği yol kısa olduğundan, atmosferde tutulma en az olur.

    Işınların düşme açısı daraldıkça atmosferde tutulma artar.

    • Like 1

  6. Norveç Kuzey Avrupada, İskandinav Yarımadasının batısında bulunan İsveç, Finlandiya ve Rusya Federasyonu ile komşu olan bir ülkedir. Ayrıca Atlas Okyanusuna ve Norveç Denizine de kıyısı bulunmaktadır.

     

    Norveçin Atlas okyanusu kıyılarında, Lotofen takımadaları ile Moskeneso ve Vaerö adaları arasında çok tehlikeli bir girdap oluşmasını sağlayan “Malstrom Akıntısı” bulunmaktadır. Bu akıntı özellikle Kuzey Batı rüzgârları estiği zaman bu çevrede bulunan gemiler için büyük tehlikeler oluşturmaktadır. Şimdi biraz da girdapların oluşumu ile ilgili bilgi verelim. Bütün girdaplar, denizin dibindeki dar bir kanala dolan çok kuvvetli ve ters yönlü gel git akıntılarının ya da rüzgârların karşılaşması sonucu meydana gelmektedir.

     

    n8zpmuzm.jpg

    Girdapların oluştuğu yerlerde sular huniden akıyormuş gibi, dibe doğru akıntı oluşturmaktadırlar. Gel git’in etkisi ile yukarıdan aşağıya doğru pervane etkisi gibi su dönerek akıntı oluşturmaya başlar ve su yüzeyinde yakınlarda ne varsa her şeyi kendi içerisine doğru çekmeye başlar. Girdap ne kadar güçlü ise, su yüzeyindeki nesnelerin kurtulma olasılığı da o oranda azalmaktadır. Geçmişten günümüze pek çok gemi, bu akıntılar yüzünden batmış ve can ve mal kaybına sebep olmuştur.

     

    Hikmet Akyol

    • Like 1

  7. Süt ve süt ürünlerinin üretimi ile ilgili olan mandıracılık, tarım sektörünün önemli bir dalıdır. Dünyanın önde gelen süt üreticileri Avrupa Topluluğu ülkeleri, SSCB ve ABD’dir. Fransa, Almanya, Avustralya, Yeni Zelanda ve İngiltere de mandıracılığı bilinçli bir şekilde yapıldığı ülkelerden önemli olanlarıdır.

     

    Mandıracılık uygun iklim ve piyasa koşullara bağlı olarak gelişme göstermektedir. Yazları çok fazla sıcak olmayan, kışları ise yumuşak geçmekte olan ılıman bir iklim mandıracılığa için elverişli olan koşullardır. Çünkü bu koşulların olduğu yerlerde çayırlar iyi daha çok bulunmaktadır. Sanayinin, yoğun bir nüfusun toplanmasına sebep olduğu şehirlerde süt talebi yüksek olduğundan dolayı mandıracılık daha çok büyük şehirlerin yakınlarında gelişmektedir. Mandıralar, büyüklükleri ve hayvanların yetiştirilmesi için kullanılan yöntemler bakımından farklılıklar göstermektedir. Güney İngiltere’nin bazı yerleri, inekler ABD’nin güney bölgeleri ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde yıl boyunca sürekli olarak açık havada kalabilmektedirler. İngiltere ile Kuzey Amerika gibi iklimin daha soğuk olduğu yerlerde ise inekler kış aylarını ahırlarda geçirmektedirler. Türkiye’nin büyük bir bölümünü de bu ülkelerden sayabiliriz.

     

    Süt verimi yüksek olan sığır soyları Ayrshire, İsviçre Esmeri, Holstein-Friesian, Shorthorn, Jersey ve Guernsey’dir. Anavatanı Channel Adaları olan Jersey ve Guernsey’in sütünde yağ oranı diğer soylara göre çok daha yüksektir ve bu sütün kreması diğerlerine göre daha iyidir. İlk defa 18. yüzyılda başlamış olan ıslah yöntemleri, süt ineklerinin verimliliğinin artırılmasında önemli rol oynamaktadır. Bu yöntemler sayesinde bir bölgedeki en iyi hayvanlar seçilerek onlardan yeni sığır soyları elde edilmektedir.

     

    Süt sağma döneminde bir süt ineğinin yıllık süt verimi 1.800 ile 9.000 litre arasında değişmektedir. İngiltere’de bu miktar yaklaşık 4.000 litre iken, ABD’de ise yaklaşık 6.000 litredir. ABD’de verimin yüksek olmasının sebebi sığırlara çok besleyici yemler verilmesidir. Türkiye’de besleme koşullarının elverişsizli olmaması ve yerli sığır soylarının veriminin düşük olmasından dolayı bir inekten elde edilen yıllık ortalama süt verimi 600-900 litre kadardır.

     

    Süt inekleri daha çok sabah erken ve öğleden sonra olmak üzere günde iki kez sağılmaktadır. Süt verimi çok yüksek olan bazı sürülerin günde üç kez sağıldıkları da bilinmektedir. Sağım işleminin belirli ve düzenli aralıklar ile yapılması gerekmektedir. Sağım için kullanılan süt sağma makineleri küçük mandıralar dışında çok yaygın olarak kullanılmaktadır.

     

    İneklerin önemli bir kısmı ortalama 2,5-3 yaşına geldiği zaman ilk yavrusunu doğurmaktadır. Yaşamı süresince 4-5 kez doğum yapmakta olan inekler, sütünün büyük bölümünü doğumu takip eden 4-6 haftalık süre içinde vermektedirler. Bundan dolayı mandıracılar devamlı olarak sürülerine genç inekler katmak zorundadırlar.

     

    İnsan beslenmesi açısından büyük öneme sahip olan sütün temiz ve mikroplardan arındırılmış olması için bir takım kural konmuştur. Ahır ve sağım yerlerinin çok temiz tutulması ve hijyenik olmasının yanında, süt sağma makinelerinin, içinden süt geçen boruları ve mandırada kullanılan diğer gereçlerin her sağım işleminden sonra mutlaka yıkanması ve bakterilerden arındırılması gerekmektedir. Sağılmış olan sütün, sıcaklığının en kısa sürede 10°C’nin altına düşecek biçimde soğutulması gerekmektedir. Çünkü bakteriler düşük sıcaklıkta kolay kolay üreyip çoğalamazlar.

     

    TÜÎK verilerine göre, Türkiye’de süt işlemeciliği yapmakta olan işletme sayısı bin 502’e ulaşmış durumdadır. Ancak bu işletmelerin önemli bir kısmı küçük üreticilerdir. Bazıları ise dünyanın çeşitli ülkelerine ihracatta bulunacak kadar büyük işletmelerdir.

     

    Türkiye süt ve süt ürünleri sektöründe endüstrileşme adına hatırı sayılır bir mesafe kat etmiştir. Mandıralar yavaş yavaş küçük çapta yetiştiricilik yapıp, yerel üretime yönelik işletmeler olmaktan çıkıp daha büyük işletmelere dönüşmektedir.


  8. Fillerin zıplayamayan tek memeli hayvan olduğunu biliyor muydunuz?

     

    eum6g699.jpg

    Filler gövdelerinin aşırı ağır oluşu ve bacak kaslarının gövde ağırlığına göre, gövdesini yukarıya sıçratacak kadar gelişmemiş olması nedeniyle memeliler içindeki zıplayamayan tek hayvandır.

     

    Akıllara "yunus ve balina da memeli değil mi?" sorusu gelebilir fakat bu hayvanlar suyun içinde hızlanarak su yüzeyine zıplayabildikleri için yine fili bu konuda yalnız bırakıyorlar.

×
×
  • Create New...