Jump to content

Olcix

Üye
  • Content Count

    9,273
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    49

Olcix last won the day on March 3

Olcix had the most liked content!

Community Reputation

285,851 Excellent

2 Followers

Recent Profile Visitors

The recent visitors block is disabled and is not being shown to other users.

  1. Soğan mucizesiyle hayatta kalmanın 10 yolu Pek çok gıdanın mucize denilebilecek etkileri olabilir fakat soğanın yeni keşfedilen özellikleri onu bambaşka bir yere konumlandırıyor! Tek başına bir ecza dolabı desek yanlış olmaz! Şimdi önyargılarınızı bir kenara bırakın ve soğanın gizemlerine kendinizi hazırlayın. Bir sepet soğanla üstesinden gelemeyeceğiniz rahatsızlık yok, nasıl mı? İşte size soğanla hayatta kalmanın 10 yolu! 1. Öksürüğe son Bir türlü kesilmeyen öksürükleriniz mi var? Eczaneden aldığınız şuruplar bir işe yaramıyor mu? İhtiyacınız olan şey soğan suyu! Evet belki nefesiniz pek hoş kokmayacak ama sakızla, diş macunuyla o kokuyu bastırabilirseniz soğan suyu öksürüğünüzü kısa sürede bünyenizden söküp atacaktır! 2. Düşmeyen ateşe birebir Ateşiniz düşmüyor ve o zalım fitil tedavisine karşı direniyor musunuz? O zaman yapmanız gereken şey soğanla ateşinizi söndürmek. Korkmayın soğanı fitil niyeyine kullanmayacaksınız, çorabınızın içine ayak tabanınızla temas edecek şekilde koyacağınız soğan dilimleri mucizevi şekilde ateşinizi düşürecek! 3. Nezleyi unutun Nezleniz bir türlü geçmiyor mu? Kendinize bir soğan partisi vermenizin zamanı gelmiş demektir. Çayınızın içinde bir adet dilimlenmiş soğanı kaynatıp için, yanında da tuzlu soğan halkaları yiyin. Vurun kafayı yatın, uyandığınızda kesinlikle daha iyi hissedeceksiniz. 4. Kulak uğultusuna, çınlamasına, ağrımasına son! Kulak vücut için kritik bir organ. Neredeyse bütün dengemizi sağlayan bir organ. Ona bir zarar geldiğinde sıkıntı büyük oluyor. Kulakta yaşanan uğultu, çınlama ve ağrı gibi durumların acısını yaşayan bilir. Böyle bir durumda yapımlası gereken, soğanın göbeğini ikiye bölüp kulaklara tıpa gibi koymaktır. Birkaç saat içerisinde soğan sıkıntı neyse inanılmaz şekilde tedavi edecektir! 5. Psikolojik destek Bilinen bir gerçektir insanların belirli aralıklarla ağlaması gerekir. Bu hem göz sağlığı, hem de duygusal birikimlerin dışarıya atılması için gereklidir. Hatta olur olmadık saçma zamanlarda yok yere ağladığınızı görüp şaşırabilirsiniz. Bunların hepsi birikimden... Soğan kesildiği zaman ağlatıcı özelliğiyle kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda sizi ağlatarak rahatlatır. Dalga geçmiyoruz, tavsiye edilen bir deşarj yöntemidir. 6. Deriye yama olarak soğan Bazı bitkilerin insan vücudundaki yaralanmaları çok hızlı bir şekilde tedavi ettiği bilinen bir gerçek. Bunlar arasında Aloe Vera en etkili olanların başında geliyor. Ancak her evde, her markette Aloe Vera bulmak mümkün değil ve Aloe Vera çok da ucuz bir bitki değil. Fakat bu bitkinin muadili, hali hazırda evinizde duruyor olabilir! Soğanın iç çeperindeki zarlar Aloe Vera ile hemen hemen aynı özelliğe sahip! Yaralanmalarınızda, yanıtlarınızda bu zarları ayıklayıp hemen sıkıntılı noktanın üstüne koyun ve mucizeye şahit olun! 7. Cerrahi müdahelelerde soğan İlginçtir soğan sadece gündelik yaralanmalarda değil, çok daha problemli yaralanmalarda hatta cerrahi operasyonlardan sonra kalan izlerin toparlanmasında da büyük bir alternatif tedavi konumunda. Yaralardan kalan izlerin kaybolmasını hızlandıran bir etkiye sahip olan soğanın bu konuda sihirli özelliklere sahip. 8. Enfeksiyona karşı soğan! Vücudunuzdaki bir yara enfeksiyon kaptıysa, hastaneye ulaşmadan önce sizi kurtaracak bir şeylere ihtiyacınız varsa bir miktar destekle soğan size bir ilaç olabilir. Bir dilim ekmeğin üstüne sütü kaynatıp dökün, üstüne bir soğan rendeleyin ve enfeksiyonlu yaranın üstüne bastırın. 2 saat kadar bu karışımın enfeksiyonlu alanla temasını kesmeyin. 2 saat sonra enfeksiyonu bu karışımla beraber vücudunuzdan çekebilirsiniz. 9. Güneş yanıklarına birebir soğan Güneş yanıklarına genelde ülkemizde yoğurt sürerek çare buluyoruz. Ancak asıl tedavi soğanda. Yanıklarınızın üstüne soğan dilimleri koyun ve yanığın soğanın suyunu çektiğinden emin olun. Bunun üstüne bir yumurtanın akını sürerek tedavinizi sağlayabilirsiniz. 10. Arı ve sinek sokmalarında soğan Ülkemize arı soktuğu zaman üstüne tezek sürmekten tükürmeye kadar pek çok çılgın tedavi yöntemi önerilir ancak asıl tedavi yine soğanda. Üstelik sadece arı değil, sivrisinek sokmalarında da bir hayli etkili bir yöntem. Hayır soğanı sürmeyeceksiniz. Evinizde yaz günleri sağda solda soğan kesip koyun bir kenarlara. Arılar ve sivrisinekler soğanın olduğu yerlere yaklaşmazlar. Arı sokmasına daha arı sokmadan savunmanızı almış olursunuz!
  2. Mart ayında çiçeklenir ve tohumları ekim ayında tam olgunluğa ulaşır. Tohumları elips biçiminde ve koyu-parlak siyahtır. Tohum büyüklüğü yaklaşık nohut iriliğindedir. Meyveleri önce yeşil sonra siyah bir renk alır, takriben 1cm çapında zeytin çekirdeği gibi yüzeyi parlak, içinde etli bir tane çekirdeği vardır. Tohum danelerinin dış kısmı ince etli olmasına rağmen oldukça yağlıdır. Tohum çekirdeği iki parçadan oluşur. -Meyvesi güzel bir baharattır. Tohumları siyah-parlak renkte, baharat kokulu ve acıdır. -Meyvesinin iki tanesi dövülür, yenirse sancı-ağrının her çeşidini keser. Bağırsak ağrısını dindirir. *10gr defne tohumu balla macun yapılır. Kaşık kaşık yenir. Baş ağrısına, migrene, romatizmaya, nefes darlığı, bronşite ve müzmin öksürüğe iyi gelir. -Baş ağrısı, romatizma ve göğüs hastalıkları için; Bir kilo bala, 50 gr. defne tohumu tozu konularak macun haline getirilir. Günde 3-4 kaşık yenir. -Doğuma 10-15 gün kala, doğumu kolaylaştırıcı olarak; defne tohumları ezilir. Balla karıştırılarak günde üç adet yenir. -Vücuttaki kulunç, romatizma ağrıları ve özellikle dizdeki ağrılarında meyveleri ezilir. Balla karıştırılarak macun haline getirilir. Günde üç çay veya çorba kaşığı yenir. -Yarım çay kaşığı defne tohumu toz halinde yenilirse veya su ile içilirse her türlü sancıyı derhal geçirir. -İdrar artırıcı, bağırsak ağrı ve gazları giderici olarak, defne tohumlarından balla karıştırılarak, günde 3 - 4 adet yenir. Ayrıca 200 cc. suya, ezilerek 20 gr. tohum konur, beş dakika kaynatılır. Suyundan günde 3 -4 çay bardağı içilir. -Sinüzitte yukarıdaki şekilde kullanılır, 3-5 gün devam edilir. (denenmiş) -Romatizma için, 100 gr. zeytinyağı ile 10 gr. gar yağı (tohumlardan ezilerek elde edilen yağ) karıştırılarak ağrıyan yerler ovulur. Ayrıca defne yaprakları kaynatılır. Bu su içinde ağrıyan organa masaj yapılır. -4 bardak suya 5-10 gr meyve atılır. 1-2 dakika kaynatılır. 10 dakika bekletilir. Günde 3 kere 1’ er fincan içilir. -Diş kamaşmasına karşı defne tohumu kaynatılır. Bu suyla gargara yapılır. -Nefes darlığı ve astıma karşı, 5 gr. defne tohumu tozu, çam balı ile karıştırılarak yutulur. -Sedef hastalığı için, defne tohumu tozu sirke ile karıştırılıp lapa haline getirilir ve sedefli bölgeye sürülür. -Bir miktar defne tohumu kırk kilit otu (Herba Equiseti) ile birlikte kaynatılır ve hastaya midevi(mideye iyi gelen) olarak verilir. -Yine midevi ve terletici olarak bir miktar defne tohumu ravend rizomu ile beraber dövülür ve kahve gibi pişirilir ve hastaya bir kahve kaşığı verilir. -Basur memelerinin tedavisi için 40 gün boyunca sabahları yutulur. -Saç dökülmesini önleyici, defne tohumu, ısırgan otu, kekik, çörekotu beraberce kaynatılır, bu su ile baş yıkanır saç dipleri ovulur. Defne yağı, kekik yağı, çörekotu yağı karışımı ile saç dipleri ovulur. -Saçları besleyici olarak tek başına veya 30 gr. ceviz yaprağı (Foiia Juglandis) ve 10 gr. kına kabuğu (Cortex Cinchonae) ile birlikte kaynatılarak suyu saçlara sürülür. -Güneşte kurutulmuş ve toz haline getirilmiş meyve her türlü zehirli hayvan ısırığı ve arı sokmasında faydalıdır. Garlı Defne Yağı; defne ağacı tohumlarından sıkma yöntemi ile elde edilen bir yağdır. Kullanım Şekli: Günde 2 defa bir çay bardağı suya 3-4 damla damlatılarak alınır. Banyoda da garlı sabun kullanılmalıdır. Defne Tohumu Yağı Latince Bitki Adı Laurus nobilis L. Drog Adı Lauri Oleum Expressum Tohumların preslenmesi yöntemi ile elde edilmektedir. Sabit yağlara eklenerek masaj yapılabilir. -Aromaterapi lambasında oda, alanın metre karesine bir damla olacak şekilde lambada bulunan suya eklenir ve inhalasyon yolu ile kullanılabilir. -Cilt üzerinde uyarıcı ve antiseptik etkileri nedeniyle ölü, kuru, hasarlı ciltleri onarmak amacıyla kullanılır. Kepeği ve saç dökülmesini engeller. Çok sık kullanılmamalıdır. Haftada bir uygulama yeterlidir. Saçları besler. Defne tohumu sabit yağı pomat ve sabunların terkibinde kullanılır. -Defne tohumu yağı kapiller sistemdeki dolaşımı hızlandırıcı etkisi nedeni ile susam yağı ile karıştırılarak selüliti önleyici masaj yağı olarak kullanılabilir. Defne tohumu yağı pomat ve sabunların terkibinde kullanılır. Aşırı duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlar gözlenebilir. Defne Merhemi Defne meyvelerinin soğuk baskı ile yağı çıkarılır veya meyvelerin yarısı kadar su ile 2-3 saat kaynatıldıktan sonra süzülür ve soğumaya bırakılır. Soğuyan defne yağı daha ağır olduğundan dibe çöker ve su üst kısımda kalır, böylece yağı ve suyu ayırmak kolaylaşır. Koyun kuyruk yağı veya içyağı yoksa parafin veya vaselin önce ocakta ısıtılarak eritilir ve içine ondabir oranında (100 gr. Parafin veya vaselin ve 10 gr defne yaprağı) defne yağı ilave edilir ve soğuduktan sonra buzdolabına konur.
  3. Çok Önemli Mutklaka Okuyun Kanser ve MS tedavisinde önemli olan asit değil, pH'ı yüksek yiyecek ve içeceklerle beslenmekmiş. Karbonatlı su mucizesi... Arkadaşlar İiternette Yaptığım Araştırmalardan Derledim, Lütfen Siz de Tanıdıklarınızla Paylaşız. ... Bu videoda prostat kanseri olup kemiklere metastas yapmış 4.seviyede Terminal, yani ölümcül seviyede artık birşey yapamayız denen bir adamın 2 yıl önce kendi kanserini iyleştirirken bunu nasıl yaptığını açıklayan bir video izleyeceksiniz. Teşhis konulduktan sonra Sodyum bikarbonat kullanarak 5 gün içerisinde idrarındaki pH seviyesini 8 in üzerine çıkartmış. pH seviyesi vücudumuzdaki her organı etkiler. Ortamın asidik olması işte kanser dediğimiz hastalığın temelini oluşturur. Kemal Milar Kemal Milar : Karbonatın Kullanımı: Bir büyük bardağa 2 tatlı kaşığı karbonat atıldıktan sonra üzerine az az kaynar su dökülerek köpürtülür ve karbonatın suda iyice çözülmesi sağlanır. Sonra üzerine normal su dökülür, karıştırılır ve içilir ( su sıcak geliyorsa soğumaya bırakılır ve öyle içilir). Eğer Kanser, MS, Diabet hastasıysanız vücudu Alkali hale getirmek için ilk hafta aç karnına yemeklerden 1 saat önce bu uygulama 2 kere tekrarlanır. Sonraki 3 Hafta sadece sabahları kahvaltıdan önce aç karnına içilerek devam edilir. 1 Ay sonra gidip hastalığınızı kontrol edip iyi olup olmadığınızı görebilirsiniz. Eğer idrarınızdaki pH 7.36 ve üstüyse vücudunuz "Alkali" haldedir, dilerseniz hergün bir çay kaşığı suya karbonat atıp hergün kullanmaya devam edebilir ya da sadece ihtiyaç duyduğunuzda bunu uygulayabilirsiniz. İdrarınızdaki pH seviyesini öğrenmek için digital pH ölçerler satılıyor, onlardan bir tane alıp hergün tartıya çıkmak gibi idrarınızdaki pH seviyenize bakıp bedeninizin sağlık durumunu anlayabilirsiniz. Digital pH ölçer yerine pH kağıtları satılıyor, bunu da internetten araştırıp öğrenebilirsiniz. Hastaysanız Alkali gıdaları araştırıp mümkün mertebede iyleşene kadar Alkali gıda tüketmeye özen gösterin. Kanser asidik sıvı'dır. Hücrelerin içerisine yerleşip belirli bir bölgede toplandığında kendisini mantar hastalığı şeklinde gösterir. Kanser, Diabet, MS, Akne, Egzama ve diğer bütün hastalıklar Asinoz'Dan Kaynaklıdır. Alkali Hale Geldiğinizde Hastalıklarınızın Hepsinden ( %99 ) Kurtulursunuz. Neye dayanarak söylüyorum bunları; Kimyager, Mikrobiyolog, Diyetisyen Dr. Robert O Young'a bağlı söylüyorum: (Doktorunuzun söyleyemedikleri) (Doktorların Büyük Sırrı Kanser Cinayetleri) pH Mucizesiyle Carmen Newman Göğüs Kanserinden Kurtuluşu; Carmen Newman 2008 senesinde Göğüs kanserine yakalanmış 2009'a gelindiğinde doktorları ( bu sırada ağlamaklı oluyor çünkü öleceğini düşünmüş büyük bir travma aslında) ona bağışıklık sisteminin çok düşük olduğunu, ne yapacaklarını bilmediklerini ve bir mucize beklemesini söyleyip onu eve göndermişler. Oda eve dönmüş daha sonra pH Mucizesi kitabını okumuş ve okudukça öğrenmeye ve bilinçlenmeye başlamış. Ve yeşil alkali gıdaları tüketmeye başlamış ve her gün kendisini daha iyi hissetmeye başlamış. Daha sonra Dr. Young'ın özel tedavi merkezine gelmiş ve detoks ve düzgün beslenme programı uygulamışlar. Bir kaç gün önce kan testi yapıldığında artık kanserinden iz kalmadığı görülmüş. Şu anda sağlıklı ve mutlu bir şekilde bu video da kendi hikayesini anlatıyor. Carmen Newman Cancer Survivor - YouTube Kemal Milar: 17 Ocak 2012 İlk sevinç verici haberimi aldım sonunda )) Arkadaşımın kız arkadaşının dedesi prostattan ameliyat olurken parça almışlar ve kanser olduğunu ve kemiklere metastas yaptığını söylüyorlar. 80 yaşından büyük olduğu için kemoterapi yapamıyorlar ve yapacak birşey yok diye gönderiyorlar. Benim vasıtamla arkadaşımın kız arkadaşı dedesiyle konuşuyor. Karısı zorla karbonatlı su içirmeye başlamış. 4 Hafta karbonatlı su içtikten sonra, gittikleri hastanede doktorlar kanser hastalığından iz kalmadığını iyleştiğini söylemişler. Alkali yaşam nedir önemi faydaları ALKALİ YAŞAMIN ÖNEMİ Hücresel seviyede yaşar ve ölürüz. Vücudumuzu meydana getiren milyonlarca hücre hafifçe alkalidir. Ancak hücresel aktivite asit yaşatır ve bu asitliklik hücrenin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gerekli olan enerjiyi verir. Her alkali hücre kendi solunumunu kendi yapar ve metabolik atıklarını salgılar. İnsan vücudu zekidir. Biz gittikçe daha asidik olmaya başladığımız zaman, vücut yaşamsal organlara giren asitlerin yaratacağı hasarı önlemek için savunma mekanizmalarını çalıştırmaya başlar. Bu asidin yağ hücrelerinde depolanması olarak bilinir. Bir defens mekanizması olarak vücut aşırı asidik olmamak için yağ üretir ve bunları yaşamsal organlardan uzak yerlerde adeta paketleyerek depolar. Yağ ilk bakışta yaşamsal organları hasarlanmaktan kurtarmasına rağmen aşırı yağ birikimi daha uzun vadede başka problemlere yol açmaktadır. ALKALİLİĞİN FAYDALARI Bugün yaşam stili birçok sağlık problemlerine neden olmaktadır. Besinlerimizdeki katkılar, yapay maddeler, içtiğimiz suyun, kullandığımız toprağın, soluduğumuz havanın toksit maddelerce artan oranlarla kirletilmesi sonucunda insanlık şimdiye kadar hiç karşılaşmadığı bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Vücudumuzun maruz kaldığı ve metabolize ettiği bu kirlilik sonucu ortaya çıkan toksiditeden kurtulma yani detoksifikasyon işlemi arık vücudun doğal kapasitesini aşar duruma gelmiştir. Durumu daha kötü hale getiren ise, lupus (deri veremi) namotoid artirit, multiple salerosis kronik yorgunluğun gibi belirtilerin artmaya başlamış olmasıdır. Değişik kaynaklardan gelen düşük seviyeli toksiditeyi ilk başta saptamak çok güçtür. Bu toksinlerin yaratmış olduğu "toksin kokteyli" ve kanda vücuda yerleşmiş olan mantar ve bakterilerin de katkıda aşırı asitlilik durumu vücudu ciddi şekilde zayıflatabilmektedir. Büyüyen bu problemin çözümü kanı bu maddelerden mümkün olduğu kadar arındırmakta yatmaktadır. FAZLA ASİDİK MİSİNİZ? Vücudumuz alkali dizayn edilmiş olmasına rağmen fonksiyonel olarak asit üretir. Vücudumuzda asit üreten tek organ midedir ve asit sindirime yardımcı olmak amacı ile üretilir. Mide dışında hiçbir organın asidik olması gerekmemektedir. Buna rağmen günümüzün vebası sayılabilecek olan asidoz aynı zamanda birçok hastalığın sinsi ve en yaygın nedenlerinden biridir. Asidoz genel ve en kısa olarak vücudun işleyebileceğinden daha fazla asidin toplanması olarak tanımlanabilir. Bu normal bir durum olmayıp tamamı için olmasa bile günümüzde yaygın bir şekilde seyreden dejaneratif hastalıklardan birçoğunun ön nedenidir. Bilinenlerden biri asitlerin yağ hücrelerinde depolanarak mümkün olduğunca yaşamsal organlardan uzak tutulmasıdır. İnsan vücudu zekidir. Vücutta asitlik oranı artmaya başladığında vücut kendini koruma mekanizmalarını devreye sokmaya başlar. ASİDOZ'DAN KAÇINMAK İÇİN NEDENLER 1. Asidin mermer yüzeye verdiği zarar gibi asidoz toplar ve atardamarların yüzeylerini erozyona uğratıp kardiyo vasküler yapıları zayıflatır. 2. Serbest radikallerin ve ön yaşlanmayı 3. Kilo kazanma, diabet ve obezliğe neden olur. 4. Kollestrol plakaların oluşmasına neden olur. 5. Kan basıncını bozar, düzensizleştirir. 6. Kritik lipid ve yağ asidi metabolizmasını bozar, karıştırır. 7. Hücrelere dağıtılan oksijen miktarında azalmaya neden olur. Asidik pH zemin hazırladığı dejeneretif hastalıklar: •Kardio vasküler damar setliği, kalp krizi, yüksek kan basıncı •Obezite •MS, MD, ALS •Karaciğer, böbrek •Bunama •Bağışıklık sistemi yetersizlikleri •Ostrepoz •Erken yaşlanma •Erkeklerde prostat poblemleri Eğer sağlık probleminiz varsa büyük ihtimalle vücudunuz asidik olmaya başlamıştır. Vücut pH'nin hafifce alkali olmasını sağlanmaksızın vücudun kendini iyileştirmesi mümkün değildir. Asit Ve Alkali Yiyecekler Listesi (Listede görüldüğü gibi alkali besinler daha çok, asidik besinler daha az tüketilecek) Vücutta Asit Oluşturan Duygu Ve Düşünceler: Bilinenin aksine, içimizde beslediğimiz olumsuz duygu ve düşünceler, vücudumuzda, yediklerimiz ve içtiklerimizden daha çok asiditeye neden olmakta ve ciddi hastalıklar için ortam yaratmaktadır. Öfkelenmek Ya Da Kin Tutmak İle Asit İçmenin Vücuda Etkisi Aynıdır…! Yüksek Alkali Oluşturan Duygu Ve Düşünce Ve Eylemler: Kahkaha İle Gülmek Huzur Duymak Güven, Sadakat, Minnettarlık Sevimek & Beğenilmek & Aşk Neşelenmek Affetme Duygusu Olumlu Düşünmek Dostluk, Arkadaşlık, Kabul Görme Yorulmadan Yürümek & Egzersiz Diyaframdan Derin Nefes Almak Namaz & İbadet, Dua Etmek Meditasyon Nezaket & Tatlı Dil & Takdir Edilmek Dinlenmek Sevilen İnsanalarla Zaman Gecirmek Müzik Dinlemek & Şarkı Söylemek Doğayla, Bahçeyle Toprakla Uğraşı Umut Duyguları İfade Etmek, Paylaşmak Tensel Zevk Yüksek Asit Oluşturan Duygu Ve Düşünceler: Öfkelenmek Kıskançlık Duygusu Stres Korku Ve Endişe Şüphe, Kaygı, Sinirlilik Acı, Keder Uykusuzluk & Aşırı Yorgunluk Nefret Duygusu Aşırı Hırs Akçiğer Nefesi Almak Hareketsizlik Huzursuzluk Olumsuz Düşünce Gürültülü Ortamda Yaşam Sürekli Somurtma, Kibir Aşağılnma, Alınganlık Düşmanlık Umutsuzluk Yalnızlık, İhanete Uğramak Sıkıntıları Paylaşmayıp İçe Atmak..... Alkali-Asit dengesinin bozulması: •Vücudun mineral ve diğer besileri alma kapasitesini düşürür •Hücrelerdeki enerji üretimini olumsuz etkiler •Hasarlı hücrelerin onarılması kapasitesi yeteneğini düşürür •Vücudun detoks yeteneğini azaltır •Vücudu bitkin ve hastalıklara açık hale getirir ASİT VE ALKALİ YİYECEK NEDİR? Asit ve alkalik yiyecekler konusu karışık bir konu çünkü yemek söz konusu olunca bu kelimeleri kullanmanın birkaç yolu var. Asitli, asidik, alkalik, bazik yiyecekler: Yemek kimyası kitaplarında her yiyeceğin “pH değeri” denen bir değeri var. pH , bir sıvının veya maddenin ne kadar asidik veya alkalik olduğunu ölçmek için yaratılmış özel bir skala. Okul yıllarından hepimiz kimya dersinden bu kavramı biliriz. 7.0 nötr olmak üzere 0 (en asidik) ilâ 14 (en alkalik) arasında değişiyor. Yani 0’dan 7’ye yaklaştıkça yiyecek daha az asidik veya 14’ten 7’ye yaklaştıkça daha az alkalik oluyor. Örneğin, misket limonunun oldukça düşük bir pH değeri var, 2.0 ve pH skalasına göre oldukça asidik. Limonlar 2.2 pH ile biraz daha az asidik. Yumurta beyazı pek asitli değil ve değeri 8.0 pH. Etler de 7.0 civarında pH ile asidik değiller.Sebzelerin çoğu pH aralığının ortasında bir yerdeler. Örneğin kuşkonmazın ph’ı 5.6, tatlı patateslerinki 5.4, salatalığınki 5.1, havuçlarınki 5.0, bezelyeninki 6.2, mısırınki 6.3. Domatesin pH skalasındaki yeri sebzeler arasında en altta, pH’ları 4.0 - 4.6 arasında değişiyor. Bu aralık pH değeri 3.9 olan armutlardan ve 3.5 olan şeftaliden veya 3.4 olan çilekten veya 2.9 olan eriklerden daha yüksek (daha az asidik). Asit-kül, alkalik-kül yiyecekler: Yiyeceğin asiditesinden bahsetmenin bir başka yolu da yiyeceğin kendisinin asiditesini değil de yiyecek yendiği zaman vücudun asiditesini ölçmektir. Bir başka deyişle bu ikinci perspektiften bir yiyecek asidik olarak adlandırılmaz, asit oluşturucu olarak adlandırılır da denilebilir. Bu “asit oluşturucu” kavramına benzer olarak, “asit-kül, alkalik-kül” kavramı vardır. Bu kavrama göre yiyecek vücutta kimyasal olarak parçalanmaz, geride bir kül kalıntısı bırakarak yakılır ve bu kül kalıntısı daha sonra mineral içeriği için ölçülür. Asit-kül yiyecekler geride klorür, fosfor veya sülfür konsantrasyonu yüksek kalıntı bırakan yiyeceklerdir. Bu yiyeceklere “asit-kül” denir çünkü klorür, fosfor ve sülfür vücutta asit yapmak için kullanılan minerallerdir. Alkalik-kül yiyecekler geride magnezyum, kalsiyum ve potasyum konsantrasyonu yüksek kül bırakan yiyeceklerdir. Bu yiyeceklere “alkalik-kül” denir çünkü bu mineraller vücutta alkalik bileşikler (bunlara baz denir) oluşturmada kullanılır (magnezyum hidroksit, kalsiyum hidroksit, potasyum hidroksit dahil olmak üzere). Dengeli beslenmeyi önemseyin: Yiyeceğin asiditesini ölçen asit-kül modeli elbette ki yaşayan bir insan için olan şey değil. Biz yemeğimizi yakmıyoruz ve biz yedikten sonra tek kalan kül değil. Aslında asit oluşturan yiyecekler kavramı pH kavramından çok daha karmaşık. Bir yiyeceğin ne kadar iyi sindirildiği ne derecede asit oluşturup oluşturmadığını etkileyebilir. Birçok yiyeceğin bileşiminde normalde sindirim sırasında değiştirilebilecek önceden oluşmuş asitler vardır. Ancak sorunlu sindirimi olan bir kişide bu asitler değiştirilemeyebilir ve yiyeceğin asit oluşturucu özellikleri artabilir. Yeterli ve dengeli beslenmek, yediklerinizi aktif bir yaşam ve düzenli egzersizle dengelemek en doğru yaşam şekli. Bu sebeple yeterli ve dengeli beslenme prensibinden vazgeçmeyin. Özellikle zayıflama hedefiyle tek besin veya düşük kalorili şok diyetler gibi metabolizmanızda kalıcı hasarlar bırakacak dengesiz diyetleri lütfen yapmayın. Uykuyu olumlu etkileyen besinler: Araştırmacılar beyindeki seratonin işlevinin de uyku düzenini iyileştirdiğini düşünüyor. Uyku anormallikleri sıklıkla yetersiz beyin serotonin aktivitesine bağlanıyor. Serotonin ve melatonin hormonları iyi bir uyku için önemlidir. Serotonini olumlu etkileyen besinler uyku problemi olanlar için çözüm oluşturabilir. Örneğin; Muz: Serotonine olan etkisi dışında magnezyum içerdiği için kaslarınızı gevşetip sizi rahatlatır. Strese karşı koruyucudur, içindeki potasyum da kalp sağlığı ve tansiyon için önemlidir. Ilık süt: Çocukluğunuzu hatırlayabilirsiniz ama işe yarıyor içine bal karıştımak bu etkiyi güçlendirebilir. Papatya çayı: Uyumadan bir saat önce içeceğiniz papatya çayı huzurlu bir uykuyu olumlu etkileyebilir. Keten tohumu veya ceviz: Omega 3 depresyona karşı ve strese karşı etkilidir. Rahatlatarak gece daha rahat uyutur. Yulaf unu: Melatonin açısından olumlu olduğu düşünülüyor süt ve bal ile karıştırmayı deneyebilirsiniz. Alıntı..
  4. ALLAH razı olsun kardeşim cok güzel paylaşım
  5. Arkadaşlar evimiz de eminim bircok işimize yarayan hayatımızı kolaylaştıran araç gereç elektıronik kısaca tüm eşyalarımız olmassa olmazlarımız var hayatımızı en cok hangileri kolaylaştırıyor ilk ben söyleyim 1 cep telefonum 2 bilgisayarım 3 camaşır makinam bunlarsız bir hayat düşünemiyorum
  6. allah razı olsun kardeşim peki kaç kez okunacak
×
×
  • Create New...