Jump to content
Sign in to follow this  
Fatih

Kürt Teali Cemiyeti

Recommended Posts

Kürt Teali Cemiyeti (Kürt Yükseltme Cemiyeti), Sevr antlaşmasının 62. ve 64. maddelerinde bahsi geçtiği ve ABD Başkanı Wilson’un Wilson İlkeleri ile belirttiği şekilde doğu illerinde, bağımsız bir Kürt devleti kurulması amacını güden, gayesini gerçekleştirebilmek için doğu illerinde şubeler açmış bir cemiyettir. Bu cemiyetin, ağır Sevr antlaşması şartlarına ve işgale karşı Anadolu’da başlatılan direnişi kırmak için İngiltere tarafından kullanıldığı ile ilgili belgeler yayınlanmıştır.

1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınan kararla faaliyetlerine son verildi.

 

Nutuk’ta Atatürk bu cemiyeti ile ilgili şunları yazmıştır:

 

…Bu dernekler dışında, memleket içinde daha başka birtakım dernek ve kuruluşlar da ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında Diyarbakır, Bitlis, Elâzığ illerinde, İstanbul’dan idare edilen Kürt Teali Cemiyeti vardı. Bu derneğin amacı yabancı devletlerin himâyesi altında bir Kürt devleti kurmaktı.

 

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk

 

30 Aralık 1918 tarihinde Dahiliye Nazırlığına verilen bir dilekçe ile kurulmuştur.

 

Kurucuları

 

İstanbul’da ileri gelen Kürt aileler, bazı aydınlar ve bürokratlar tarafından kurulmuştur.

Şemdinan ailesinden Şeyh Ubeydullah ve ahfadı

Seyyit Abdülkadir (Kurucu Başkan, Şeyh Ubeydullah’ın oğlu)

Seyyit Abdullah (Şeyh Ubeydullah’ın torunu)

Seyyit Taha (Şeyh Ubeydullah’ın torunu)

Bedirhan ailesinden Bedirhan Paşa ve ahfadı

Mehmet Emin Ali (Bedirhan Paşa’nın oğlu)

Süreyya (Mehmet Emin Ali’nin oğlu)

Celadet (Mehmet Emin Ali’nin oğlu)

Kâmuran (Mehmet Emin Ali’nin oğlu)

Mikdad Mithad Esved (Bedirhan Paşa’nın oğlu)

Bedirhanzade Mehmet Ali (Bedirhan Paşa’nın oğlu)

Bedirhanzade Hasan Nuri (Bedirhan Paşa’nın oğlu)

Halil Rami Bey (Bedirhan Paşa’nın oğlu, Malatya Mutasarrıfı)

Âsaf Bedirhan (Halil Rami Beyin oğlu)

Bedirhan Ali (Bedirhan Paşa’nın torunu)

Baban aşiretinden

Babanzade Şükrü (Ord. Prof. Şükrü Baban)

Babanzade Mustafa Zihni Paşa (eski Hicaz valisi)

Babanzade Fuat Bey

Babanzade Hikmet Bey

Babanzade Aziz Bey

Babanzade Mahmut Bey

Diyarbakırlı Cemil Paşa Ailesinden

Ahmet Cemil Paşa (Cemil Paşa’nın oğlu)

Ekrem Cemil (Cemil Paşa’nın oğlu)

Kadri Cemil (Cemil Paşa’nın oğlu)

Diğer bazı üyeler

Mevlanzade Rıfat (Yüzellilikler listesine alınarak sınırdışı edilmişti)

Ahmet Hamdi Paşa

Said Nursî

Abdurrahim Rahmi Zapsu

Arvasizade Mehmet Şefik

Said Molla (Yüzellilikler listesine alınarak sınırdışı edilmişti)

 

Kurtuluş Savaşında Anadolu’daki Faaliyetleri

 

6 Eylül 1919 tarihinde cemiyetin kurucularından Bedirhanlı aşiretinden Celadet ve Kâmuran ile Cemil Paşa ailesinden Ekrem yanlarına İngiliz Binbaşı Covbertin Noel ile Malatya’ya gelirler. Bu tarihlerde cemiyet doğu illerinde örgütlenmeye çalışmaktadır. Diyarbekir 13. Kolordu Kurmay başkanı Halit, Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya şifreli bir telgraf çeker. Telgrafında Osmanlı subayları arasında şifreli telgraflaşmanın yasak edildiği bir dönemde İngiliz binbaşısı Noel’in istediği kimselerle şifreli telgraflaşma yaptığından ve elini kolunu sallayarak Bedirhanlı aşiretinden kimselerle birlikte dolaştığından yakınır.

Nutuk’da belgeler bölümünde, ilgili kişilerin takibi için üzerlerine birlikler gönderildiği, Mustafa Kemal’in, 9 Eylül 1919 tarihli Erzurum 15. Kolordu ve Ankara 20. Kolordu komutanlıklarına gönderdiği şifreli telgrafta görülmektedir.

 

Mustafa Kemal, 9 Eylül 1919 tarihli şifreli telgrafında şunları yazar:

 

Bağımsız Kürdistan kurulması propagandası yapmakta olan İngiliz Binbaşı Mister Noel, yanında Mevlanzade Rıfat, Bedirhanlılardan Kâmuran, Celâdet ve Cemil Paşazade Ekrem beyler adlarındaki kişilerle Malatya’ya gelerek Elaziz Valisi Ali Galip Bey de kendilerine katılarak, Bedirhanlılardan olan sancak mutasarrıfı Halil Beyle birlikte ulus ve yurdun kötülüğüne işler çevirmeye yeltendikleri ve sözde postayı vuranları izlemek amacıyla çevreden Kürtler getirmeye kalkıştıkları haber alındığından, Harputtan 15. Alay Komutanı, makineli tüfekle donanmış bir askeri birliği, Aziziye’den 2 süvari bölüğü, Siverek’ten Malatya’daki 12. Süvari Alayına bağlı bölük Malatya üzerine gönderilerek, adları geçenlerin tutuklanmaları için gereken girişim yapılmıştır. Sonuç bilgilerinize sunulacaktır. Mustafa Kemal, Nutuk, Belge 62.

Sivas’taki Mustafa Kemal bölgedeki subaylar ve güvenilir devlet erkânı ile telgraflaşmayı sürdürür. Harput’tan askeri birliklerin üzerine gelmekte olduğu haberini alan Harput valisi Ali Galip, Malatya Mutasarrıfı Halil, Binbaşı Noel ve aşiret reisleri Malatya’yı terkederek Kâhta yönüne kaçmaya başlarlar. Jandarma Yüzbaşısı Faruk Bey, Kâhta’da kaçakları izler. Malatya’ya 5 saat mesafedeki Raka köyünde Siverek’e kadar olan bölgedeki ve Dersim’e varıncaya kadarki Kürt aşiretlerin haberdar edilerek bu köyde toplandıklarını bildirir. Burda toplanan isyancıların Malatya’yı basacağı ve Urfa’daki İngiliz Tümeninin aşiretlere yardım için bölgeye geleceği haberini aldığını Malatya 15. Alay Komutanı İlyas Beye rapor eder ve İlyas Bey de Sivasta bulunan Mustafa Kemal Beye telgrafla 11 ve 12 Eylül 1919 gecesi gelişmeleri bildirir.

İstanbul’daki Amerikan Yüksek Komiseri Amiral Bristol 30 Eylül 1919 tarihinde Washington’a telgrafla şunları bildirmişti:

İngilizler Kürtleri kullanarak milliyetçi akımı¹ boğmak istiyorlar. Türklerin de Ermenilere karşı bir hareketi olduğu yolundaki haberler de bir İngiliz propagandasıdır. Amiral Bristol, Amerikan Yüksek Komiseri, İstanbul, 30 Eylül 1919

Not1:Kuva-i Milliye’yi kastediyor.

1925 yılında cemiyetin kurucu başkanı Seyyit Abdülkadir Şeyh Sait İsyanı ile ilgisi bulunduğundan dolayı idam edilmiştir.

 

 

Şeyh Said İsyanı, (Şubat-Nisan 1925) Doğu Anadolu’da merkezi yönetime karşı girişilen geniş çaplı ayaklanma.

 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında uygulanan politikalar Doğu Anadolu’da çeşitli muhalefet odakları doğurmuştu. Bu muhalefet odaklarından Kürt İstiklal Komitesi’nin çalışmaları açığa çıkarıldıktan sonra, örgütün önde gelen yöneticilerinin çoğu tutuklandı.

Örgütle yakın ilişki içinde olan ve aynı doğrultuda çalışmalar yürüten Şeyh Said’e bağlı kişilerin Diyarbakır’ın Eğil nahiyesine bağlı Piran köyünde arama yapan bir jandarma müfrezesiyle girdiği çatışma (13 Şubat 1925), kısa sürede genişleyerek yaygın bir ayaklanmanın kıvılcımını oluşturdu. Genç vilayetinin merkez kazası Darahini’yi basarak (16 Şubat) valiyi ve öteki görevlileri tutuklayan Şeyh Said, halkı İslam dini adına ayaklanmaya çağıran bir bildiriyle hareketi tek bir merkez altında toplamaya çalıştı. Bu bildiride ‘din uğruna savaşanların lideri’ anlamına gelen mührünü kullandı ve herkesi din uğruna savaşa çağırdı. Mistan ve Botan aşiretlerinin desteğini aldıktan sonra Genç ve Çapakçur (bugün Bingöl) üzerinden Diyarbakır’a yöneldi. Maden, Siverek ve Ergani’yi ele geçirdi. Şeyh Abdullah’ın yönettiği başka bir ayaklanma kolu da Varto üzerinden Muş’a doğru harekete geçti. Varto’yu ele geçiren isyancılar, Muş’a ilerledilerse de halktan toplanan yardımcı kuvvetlerle Murat Köprüsü civarında mağlup edilip, Varto’ya geri çekilme­leri sağlandı. Gelişmeler üzerine hükümet doğu vilayetlerinde sıkıyönetim ilan etti (21 Şubat). Ayaklanmacıların üzerine gönderilen ordu birlikleri Kış Ovası’nda Şeyh Said kuvvetleri karşısında tutunamayarak Diyarbakır’a çekilmek zorunda kaldı (23 Şubat). Ertesi gün Elazığ’a giren Gökdereli Şeyh Şerif yönetimindeki başka bir ayaklanma kolu kenti kısa süre de olsa denetim altına aldı. 7 Mart’ta Şeyh Said’in emrindeki 5000 kişilik bir kuvvet Diyarbakır’a saldırdı.

Olayın başlangıcında Mustafa Kemal ciddiyeti anlayıp, Heybeliada’da rahatsızlığı nedeniyle dinlenen İsmet İnönü’yü acilen Ankara’ya çağırdı. İnönü ve ailesini bizzat Ankara Gar’ında karşılayan Mustafa Kemal, olayları anlatmak için İsmet Paşa’yı Çankaya’ya götürdü. Çankaya’da, İsmet Paşa’ya “Doğuda laik sistemi yıkmak amacıyla yayılan gerici bir ayaklanmanın başladığını” söyledi. İsmet Paşa’nın Ankara’ya gelmesi dedikoduların başlamasına neden oldu. Ali Fethi Bey’in görevden ayrılacağı, yeni hükümeti İsmet İnönü’nün kuracağı ve önlemleri onun alacağı konuşulmaya başlanmıştı. Ayrıca Ali Fethi Okyar ile İsmet İnönü’nün arası açıktı. Ali Fethi Bey olayı isyan olarak tanımlamamış ve sıkıyönetimle durdurulacağına inanıyordu. Ancak, olayların hızla tırmanması karşısında Başbakan Ali Fethi Okyar’ın istifasını isteyen Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü’yü yeni bir hükümet kurmakla görevlendirdi (3 Mart). Bir gün sonra TBMM hemen Takrir-i Sükun Kanunu’nu kabul ederek hükümete olağanüstü hal yetkileri tanıdı. Ayaklanmayla ilgili yayınlara konan yasak daha sonra başka önlemleri de kapsayacak biçimde genişletildi. Ayrıca Ankara ve Diyarbakır’da İstiklal Mahkemeleri kurulması kararlaştırıldı. Bu sırada Diyarbakır’ı kuşatma altına alan Şeyh Said kuvvetleri, hükümet kuvvetleri tarafından püskürtülerek geri çekilmeye başladı. Geniş çaplı bir sevkıyatın ardından toplu saldırıya geçen (26 Mart) ve bir bastırma harekatıyla ayaklananların çoğunu teslime zorlayan askeri birlikler, İran’a geçmeye hazırlanan ayaklanma önderlerini Boğlan’da (bugün Solhan) sıkıştırdı. Şeyh Şerif ve yanındaki bazı aşiret reisleri Palu’da yakalanırken, Şeyh Said’de Varto yakınlarında Carpuh Köprüsü’nde ele geçirildi (15 Nisan 1925).

Ayaklanmayı destekleyen eski Şuray-ı devlet reislerinden Kürt Teali Cemiyeti reisi Seyit Abdülkadir ve 12 arkadaşı İstanbul’da tutuklanarak yargılanmak üzere Diyarbakır’a getirildiler. Yargılanma sonucunda Seyit Abdülkadir ve 5 arkadaşı ölüme mahkûm olarak, idam edildiler (27 Mayıs 1925).

Diyarbakır’daki Şark İstiklal Mahkemesi kısa süren bir yargılamadan sonra Şeyh Said ve 47 ayaklanma yöneticisi hakkında da ölüm cezası verdi (28 Haziran). Cezalar, başta Şeyh Said olmak üzere, ertesi gün infaz edildi.

 

Şeyh Said Ayaklanması’nın bastırılması Cumhuriyet yönetiminin Doğu Anadolu’da denetimi sağlamasında önemli bir dönüm noktası oldu. Öte yandan ayaklanmayla ortaya çıkan gelişmeler, bir süre önce çok partili yaşama geçiş yönünde atılan adımların kesintiye uğramasına yol açtı. Ayaklanmaya karıştığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, çok geçmeden hükümet kararnamesiyle kapatıldı.

 

 

dır

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
Cumhuriyet yönetiminin Doğu Anadolu’da denetimi sağlamasında önemli bir dönüm noktası oldu. Öte yandan ayaklanmayla ortaya çıkan gelişmeler, bir süre önce çok partili yaşama geçiş yönünde atılan adımların kesintiye uğramasına yol açtı.

BUGÜN FARKLI MI DURUM???seçimlerde çıkan oylar nereye gidiyor...??memurlar orada rahatça görev yapabiliyor mu???daha geçenlerde başbakan ziyaret etti o bölgeyi tv lerde gördük resmen askeri çıkarma yapılır gibi gitti??? bu mu o bölgede denetimi sağlamak???

Share this post


Link to post
Share on other sites
BUGÜN FARKLI MI DURUM???seçimlerde çıkan oylar nereye gidiyor...??memurlar orada rahatça görev yapabiliyor mu???daha geçenlerde başbakan ziyaret etti o bölgeyi tv lerde gördük resmen askeri çıkarma yapılır gibi gitti??? bu mu o bölgede denetimi sağlamak???

 

yavuz sultan selim çaldıran savaşında kendine ihanet eden kürtler için bir söz söylemiş ve bu sözü çeşme yaptırarak üstüne nakşettirmiştir

bu sözü buraya yazmıyorum kürt kardeşlerim alınabilirler

Share this post


Link to post
Share on other sites

zaten konu hassas bir konu...sapla samanın karışabileceği türden bi konu ...risk oranı yüksek yani...

Share this post


Link to post
Share on other sites

aynen fazla karıştırmaya gerek yok söylecek sözüm yazacak belgem çok ama gelde söyle her söz her yerde söylenmiyor!

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest tedirgin

çok hasas bir konu ,gerekli özeni aranıza yeni katılan bir üye olarak göstermenizi rica ediyorum:ermm:bu vatan kürt ,Türk herkesin sahip çıkalım.CUMHURİYETİ beraber kurduk ,birlikte yaşatacağız. sevgi ve saygıyla kalın;)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kimler cumhuriyeti birlikte kurmuş anlamadım.Tarihi biraz inceleyelim ne dersiniz.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Lütfen Kürt kardeşlerimizi tahrik edici mesajlarda bulunmayalım her milletten olduğu gibi onların içindende diğer Türk vatandaşlarımızın içindende satılmış kişiler çıkabilir sapla samanı karıştırmayalım bölücülere prim vermeyelim.

Share this post


Link to post
Share on other sites

yok kimsenin kisisel sözler söylediigni dusunmuyorum sadece bi paylasim sunmuslar var olan birsey bu .. ama ben ilk defa gördum saolun tarih tazelemem lazim galiba :D

Share this post


Link to post
Share on other sites
Kimler cumhuriyeti birlikte kurmuş anlamadım.Tarihi biraz inceleyelim ne dersiniz.

 

İlk olarak Kürt değilim onu söyleyerek başlamak isterim ama tarihi nasıl inceliyorsunuz siz özellikle merak ettim. Geçen gün Cinsel taciz ve tecavüz konusunda Türkiyenin suç oranı Dünyada en yüksek ülke olduğunu söylüyordunuz engin bilgilerinizle. Tarih konsundaki bilgilerinizi de merak ettim açıkçası.

 

Benim görüşüme göre Cumhuriyeti tabiki beraber kurduk sınırlarımız içerisinde bu insanlar var ise bu böyledir. Onların rızası olmasaydı o bölge asla ve asla Anavatana katılamazdı bunu bilmemiz lazım.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest
This topic is now closed to further replies.
Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...