Jump to content
bakrac

Şapka İçin Bombalanan Şehir: Rize

Recommended Posts

rizebombaderd.jpg

 

 

Şapka Kanunu’na en büyük tepki verilen bölgelerden Biri de Karadeniz’di. Şapka giymek istemedikleri için üzerlerine ateş açılan Rizeliler isyan ettikleri gerekçesiyle, Hamidiye Kruvazörü’nden atılan bombaların hedefi oldu. Rize’de şapka takmadıkları için 8 kişi idam edildi.

 

Haklarında idam kararı verilen sekiz müstakbel şehit karanlık bir hapishane odasına tıkılır. Sabit Hoca gece yarısı-Nısfılleyl bütün arkadaşlarını uyandırır. “Kalkın arkadaşlar, abdest alın namaza duralım. Bir-kaç saat sonra Rabbimize kavuşacağız!”

Az sonra Allaha kavuşacaklarını bilenlerin bir müjde saadeti içinde namazlarını kılıyorlar.Saatler sonra sehpadan indirilen şehitlerin cenazeleri ailelerine verilmiyor. Rastgele açılan çukurlar içinde kumluğa gömüyorlar. Yakınları tarafından cesetler çalınmasın diye de başlarına süngülü nöbetçiler dikiliyor.

Rica-minnet aylarca sürüyor. Ancak üç ay sonra ve fakat gece çıkartılıp köylerine götürülmek şartıyla cesetleri ailelerine teslim etmeye izin veriyorlar.

Çürümeyen cesetler evlatları tarafından gömülü oldukları kumluktan çıkarılıyor. Kilimler sarıyor ve sırıklara takıp omuzlarına alıyorlar ve köylerine çıkarıyorlar. Üç ay geciken cenaze namazlarını kılıp hüzünle köy mezarlığına defnediyorlar.

Hakimiyet-i Milliye gazetesi Rize olaylarıyla ilgili son haberlerinde de asılan şehitler için kin ve nefretini aşığa vuruyordu; “Rize’deki mürteciler de ceza-yı Sezalarını buldular.

Karadeniz bölgesinin hemen her şehrinde aynı hassasiyet görülüyor.15 Aralık 1925 günü “Biz zorla şapka giymek istemiyoruz, sarığımız bize yeter!” diyerek Ulu Cami önünde toplanan halkın üzerine jandarmalar ateş açıyorlar. Uyarıya rağmen dağılmayan kalabalığın üzerine gelişi güzel ateş sonucu 17 kişi ölüyor. Bağıran-inleyen yaralılara kimse dokunamıyor. 143 kişi tutuklanıyor.

Olaylar üzerine düşman üzerine sefere çıkarcasına dönemin en büyük harp gemisi olan Hamidiye Kruvazörü Rize sahillerine gelip demir attı. Birinci Dünya savaşında İngilizlerin dövemediği Karadeniz sahillerini, millete zorla şapka giydirmek için Hamidiye zırhlısı gümbür gümbür bombalamaya başladı. Hamidiye zırhlısı, sivil halkın ve yerleşim alanlarının çok olduğu ve Ulu Caminin bulunduğu Bataniye yamaçlarını dövüyordu. Halk korkutulup sindirilmek isteniyordu.

Yıllar sonra bu bombardıman hadisesi türkülere konu olacaktır.

“Atma Hamidiye atma din kardeşiyiz.

Ula şapka da giyeceğiz vergi de vereceğiz!”

Sadece bir gün içinde bu 143 kişinin yargılama işlemi bitirildi. On dört kişi 15’er yıla, yirmi iki kişi onar yıla, on dokuz kişi de beşer yıl kalebend denilen ağır hapis cezasına çarptırıldı. Geriye kalanlar ise dayak ve para ödeme gibi hafif ceza alıyorlar.

İstiklal Mahkemesinin hızla verdiği kararla sekiz kişi hemen Ulu cami önünde kurulan darağacında idam edildi.

Asılan sekiz kişi Ulu Cami imamı Hafız Şaban Efendi, Muhtar Yakup Çavuş, İslahiye imamı Hasan Efendi, Belediye bekçisi Kadir Ağa. Rize asliye mahkemesi Başkatibi Hafız Osman Efendi ve kardeşi avukat Hulusi beyler, merkez cami imamı Hafız Kamil, Peçelioğullarından Mehmet ve Ahmet Çavuş kardeşler, Kamburoğlu Hafız Mehmet ve Nakşi Şeyhlerinden Numan Sabit Efendi’dir.

Şapka direnişi nasıl sona erdi?

Rize Ulu Cami imamı Şaban Hoca, namazdan sonra etrafında toplanan kalabalığa ;“Biz hükümetten akaid-i diniyye’ye hizmetkarlık ve bağlılık isteriz. İnanmayan inanmasın, fakat insanlara zulüm edilmesin. Tek isteğimiz sarığımıza, sakalımıza ve cübbemize dokunulmasın. Şapkayı giyenler giysin ama giymeyenler hapse atılmasın!”

Bu heyecanlı konuşmadan sonra coşan kalabalık köylülerle birlikte hükümet konağına doğru yürüyüşe geçmişler.

Yarı resmi Hakimiyet-i Milliye gazetesi bir gün sonra yazıyor; “Rizenin Bataniye bölgesinde Ulu Cami imamı Şaban Hoca halka karşı konuşurken; “Hükümette din düşmanlığı baş göstermiştir. Memlekette herkes şapka giymeye zorlanıyor. Giymeyenler hapisten idama kadar cezalara çarpılıyor. Buna karşı duyarsız kalmak dinimizde günahtır. Ayaklanma vacip olmuştur!

 

Biz herkes dinimize girsin demiyoruz. Biz hükümetten sadece dinimize saygı ve bağlılık istiyoruz. Müslümanlara ve İslam’a zulmedilmesine müsaade etmeyeceğiz!” Deyince halk toplu yürüyüşe geçiyor.

Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yazdıklarına göre, isyancılar Hükümet Konağını ele geçiriyorlar. Ankara hükümeti Rize üzerine büyük bir askeri kuvvet gönderiyor. Rivayete göre üç gün süren halk ile asker arasındaki çatışmalarda yüzlerce köylü hayatını kaybediyor. Bölgenin imdadına hemen gezici-seyyar istiklal mahkemesi yetişiyor.

Yargılama göstermeliktir ve son tiyatro sahnesidir. Bir gün süren tek celsede, hakim koltuğunda oturan ve hiçbiri hukuk adamı olmayan milletvekilleri tarafından temyizi, itirazı ve avukatı olmayan mahkeme değiştirilemez kararını veriyor. Karara göre ”Bu isyancılar İslam Devleti istiyorlar. Hilafet istiyorlar ve kendi şer düşüncelerine halkı da alet ediyorlar.

Haklarında idam kararı verilen sekiz müstakbel şehit karanlık bir hapishane odasına tıkılır. Sabit Hoca gece yarısı-Nısfılleyl bütün arkadaşlarını uyandırır. “Kalkın arkadaşlar, abdest alın namaza duralım. Bir-kaç saat sonra Rabbimize kavuşacağız!”

Az sonra Allaha kavuşacaklarını bilenlerin bir müjde saadeti içinde namazlarını kılıyorlar. Saatler sonra sehpadan indirilen şehitlerin cenazeleri ailelerine verilmiyor. Rastgele açılan çukurlar içinde kumluğa gömüyorlar. Yakınları tarafından cesetler çalınmasın diye de başlarına süngülü nöbetçiler dikiliyor.

Rica-minnet aylarca sürüyor. Ancak üç ay sonra ve fakat gece çıkartılıp köylerine götürülmek şartıyla cesetleri ailelerine teslim etmeye izin veriyorlar.

Çürümeyen cesetler evlatları tarafından gömülü oldukları kumluktan çıkarılıyor. Kilimler sarıyor ve sırıklara takıp omuzlarına alıyorlar ve köylerine çıkarıyorlar. Üç ay geciken cenaze namazlarını kılıp hüzünle köy mezarlığına defnediyorlar.

Hakimiyet-i Milliye gazetesi Rize olaylarıyla ilgili son haberlerinde de asılan şehitler için kin ve nefretini aşığa vuruyordu; “Rize’deki mürteciler de ceza-yı Sezalarını buldular.

 

 

Kaynak:

Dr. Mehmet SİLAY Kimdir?

Mehmet SILAY: 1949 Hatay doğumlu.İlk ve orta eğitimi Kırıkhan ve İskenderun Lisesinde, Üniversiteyi İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde tamamladı. Üroloji ihtisasını Almanya’da, askerlik hizmetini de Erzincan’da bitirdi.İskenderun Devlet Hastanesi Başhekimi ve 20. Dönem Hatay Milletvekili.Türkiye Yazarlar Birliği, Sınır Tanımayan Doktorlar Gurubu, Cansuyu ve Yardımeli insani yardım dernekleri üyesi ve Hilal tv. Ankara temsilcisi.

Eserleri: Hatay Evliyaları

Antakyalı Habib

Belen Derbendi

Bereketli Hilalde

Aleviler

Tünel Faciası(toplatıldı)

Yüzyılın Depremi

Mecliste Merve Olayı

Parlamentodan Haber(toplatıldı)

Seyahatnameler:Coğrafyanın Dirilişi

Avrupa’da Hilalin Çocukları

Kudüs’e Yolculuk

Öze Yolculuk

Göz Gördü Gönül Sevdi

Araştırmalar:Mehmet Akif-Seyyah-ı Beyaban

Selahaddin Eyyubi-İttihad-ı İslamın Mimarı

Nureddin Topçu-Fikir Dünyamızın Yıldızlarından

İskilipli Atıf-Ulucanlardan Mahkeme-i Kübra’ya)

Link to post
Share on other sites

İnternette bu konu var fakat hepside satırı satırına aynı.Yani hepsi birbirinden alıntı yapmış.Kısacası kaynak nedir ? Daha doğrusu kaynak kimdir ?

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Şapka yüzünden asılan insan sayısı 50.000 civarında.1. dünya savasında kaybettigimiz asker sayısının neredeyse 10 da 1i.

 

Nerde okudunuz ?

Link to post
Share on other sites
İnternette bu konu var fakat hepside satırı satırına aynı.Yani hepsi birbirinden alıntı yapmış.Kısacası kaynak nedir ? Daha doğrusu kaynak kimdir ?

 

--- Sonraki mesaj ---

 

 

Nerde okudunuz ?

 

Konuyu inceleyen gerçek yazar ve kaynak

Mehmet SİLAY Kimdir?Mehmet SILAY: 1949 Hatay doğumlu.İlk ve orta eğitimi Kırıkhan ve İskenderun Lisesinde, Üniversiteyi İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde tamamladı. Üroloji ihtisasını Almanya’da, askerlik hizmetini de Erzincan’da bitirdi.İskenderun Devlet Hastanesi Başhekimi ve 20. Dönem Hatay Milletvekili.Türkiye Yazarlar Birliği, Sınır Tanımayan Doktorlar Gurubu, Cansuyu ve Yardımeli insani yardım dernekleri üyesi ve Hilal tv. Ankara temsilcisi.Eserleri: Hatay EvliyalarıAntakyalı HabibBelen DerbendiBereketli Hilalde AlevilerTünel Faciası(toplatıldı)Yüzyılın DepremiMecliste Merve OlayıParlamentodan Haber(toplatıldı)Seyahatnameler:Coğrafyanın DirilişiAvrupa’da Hilalin ÇocuklarıKudüs’e YolculukÖze YolculukGöz Gördü Gönül SevdiAraştırmalar:Mehmet Akif-Seyyah-ı BeyabanSelahaddin Eyyubi-İttihad-ı İslamın MimarıNureddin Topçu-Fikir Dünyamızın Yıldızlarındanİskilipli Atıf-Ulucanlardan Mahkeme-i Kübra’ya

Link to post
Share on other sites

Tamamını okudum.. Türkiye Cumhuriyetinde böyle olaylar çok fazla,iddaa yada gerçek buna karar vermeden önce incelemek lazım,yorumları okumak ,şahitleri dinlemek lazım. Fakat hiç te hoş olmayan şeylerin yaşandığını biliyoruz.. Vardır bir hayır.. :)

Link to post
Share on other sites

çoğu zaman tarihçiler işin içinden çıkamazken ayrıca karşıt görüşe sahip birilerinin yazdıklarıyla tarih yönlenirse olmaz tarihçi işini bilmeli ve tarafsız olmalıdır. bunun dışında her dönem bazı konularda (her ülkenin tarihinde) utançlar yaşanmıştır bu durumun yaşanmışlığı veya neden yaşandığı düşündürücü. önemli olan bundan sonra utançlar yaşanmayacak işler yapılmasıdır ve artık bir şekilde atatürkün bu tür karalanma politikalarından vazgeçilmelidir. arkadaşlar ister beğenin ister beğenmeyin atatürk sayesinde bangır bangır sesimiz çıkıyor atatürk sayesinde varız hem ülke hem de can olarak. ne osmanlıda kalmak ne de sömürgeyle yaşamak tabii bundan sonra da daim olursa.

Link to post
Share on other sites

şapka için 50.000 insanın öldürülmüş olması için, komünsit bir ülke olması lazım

Atatürk ünde elinde öyle bir güç vardı. istese Cumhuriyeti değil, komünizmi kurar,

kendisine ters düşenleri idam ettiridi.

ayrı bir parantezde mutlaka atalarımızdan dedelerimizden duyardık, böyle bişey olsa

nesilden nesile yayılırdı..

Link to post
Share on other sites

Arkadaslar; konu dışı,uygunsuz ve kişisel tartışma nitelikli tüm mesajlar silinmiştir.Yorumlarımızı yazarken,forum kurallarına dikkat etmeli,karşılıklı saygı çerçevesi içinde hareket etmeliyiz.Konuyu içerikten uzaklaştıracak,kişisel tartışmalara dönüştürecek mesajlar yazmaktan kaçınmalıyız.Konu ciddi bir konudur.Kaynaklar göstererek tartışılması en uygunu olur kanaatimce.Herkese iyi forumlar...

  • Like 1
Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...