Jump to content
SOURCE

C.I.A. Ajanı- Gizli Belge The Jewis Ütopya

Recommended Posts

Yıllar evvel Texas Üniversitesi’nin kütüphanesinde çok sade bin İngilizce ile yazılmış 118 Sayfalık Bir Kitap Kopyası Ele Geçiriliyor. Kitabı ele geçiren bir CIA Ajanı. Kitabın ilginç olan öyküsü kütüphane de olmasına rağmen kayıtlara geçmemiş olmasıydı. Kopya kitap muhtemelen Washington D .C. Kurultay Kütüphanesinde, telif hakları müracatı yapılırken 1932 yılında bırakılmış. Kitabın adı “The Jewis Utopia” yani “Yahudi Ütopyası”. Bu eser bir Yahudi Prof Michael Higger tarafından yazılmış ve yine yazar tarafından telif hakları alınarak aynı yıl içersinde BALTİMOR’DAKİ LORD BALTİMOR yayınları tarafından yayınlanmış.

 

Kitapta tarih boyunca bilinen bütün Yahudi devrimcilerin kullandığı gibi büyük ölçüde ezoterik bir dil kullanılmış. Bu dil onların Tora’sında ve kominist edebiyatını oluşturan Yahudi yazarların kitaplarında da bulunması açısından hayli ilginç şifreler veriyor. Kitap sıradan insanlar tarafından okunduğunda çok az şüpheleneceği hatta güvenli olduğunu düşüneceği şekilde kaleme alınmış ancak kelimeler incelendiğinde mecaz ve kinayeli anlatımlar çözüldüğünde semboller araştırıldığında Siyonizm’in büyük planları ortaya çıkıyor.

 

Bu kitabın bizim için en önemli özelliği TALMUD VE TORA’NIN bir el kitabı olabilecek bir şekilde iyi bir özeti olması. Daha önce neşrettiğim GİZLENEN TALMUD YASALARINDA da rastladığım bir takım pasajlara bura da da rastladım ancak bu defa tüm yapılanmalar için ayrı ayrı hayalî pasajlara, bablara yer verilmesi bana hayli malzeme çıkardı.

 

Yahudi Ütopyası adlı kitapta yazar evveliyatlı olarak düşüncesini şöyle özetliyor, “Benim Asıl Sorunum Eski Hahamlar Tarafından Resmedilen İdeal Düzeni Dünya Üzerinde Yeniden Kurmaktır”.

 

 

“Milletler gelecek, milletler gidecek. Doğmatik Hıristiyanlık geldi, doğmatik Hıristiyanlık gidecek. “İzm”ler milletleri yarattı, yine “izm”ler milletleri yok edecek. Kapitalizm insanlığa hem mutluluk hem de üzüntü getirdi. Kominizm de insanlığa hem cenneti hem de cehennemi getirebilir. Doktrinler insanların kaderlerini şekillendirdi, doktirinler insanlığa yıkım getirebilir.” Burada asıl niyet ortaya çıkıyor, “Fakat Milenyum sadece dünya üzerinde milletlerin güçlerini peygamberler için tasavvur ettiği düzen için harcadıkları zaman ve Amos ve İşaya ve Micah’ın öğretilerini uyguladıkları zaman gelecektir”.

 

Kitapta yer alan bilgilere yani bu Talmud ve Tora’da da yer alan pasajlara baktığımızda İsrail hahamlarının dünyaya biçtiği ve kendi kriterlerine göre şekillendireceği ideal düzen de ortaya çıkıyor, Yahudi profesör bu düzenle ilgili yorumu şöyle yapıyor: “Bir Yahudi ütopyası kuyular terk edildiğinde başlar. Yeni sosyal yaşamın temeli olarak bütün dünyada baş gösterir”. Bu bakış açısından hahamlar ilk önce ruhsal, entelektüel ve maddesel değerlere kıymet kazandırma ve tamamlanmış bir ruhsal gelişim gibi konularda bir aldatmacayla işe başlayacaklar. Yani insanların elindeki tüm yer altı ve yerüstü zenginlikleri cebren ve zihin yıkama teknikleriyle ellerinden alınacak. Ve bunu ifade ederken de “yeni düzende işbirlikçi ayak kaydırma mücadeleleri, endüstri de harcanan gücün azaltılarak minimuma indirgenmesi ve böyle yüksek kültürlü ve entelektüel bir yaşamın ortaya çıkması gibi “ bol laf ebesi cümlelere yer vermekteler.

 

Böylelikle Yahidü Ütopyası dünyamız üzerinde hahamların , Talmud’un ve Eski Ahit’in ruhsal değil ideal bir politik, ekonomik, ırksal düzen olarak hayata geçirileceğini ve bu düzenin adının “KÜRESEL REJİM” olacağını ilan ediyor.Ve onlar bu ideolojiye hükmeden “DÜNYA DEVLETİ” nin sahipleri olacaklardır.

 

 

 

İDEAL DÜZEN KURULMADAN

KİMLER YARGILANACAK?

 

Yahudi ütopyası kendi beyanatlarına göre “Adillik, Haklılar” kavramları üzerine bina edilecektir. Çünkü onlara göre önce bu Adillerin, haklıların ortaya çıkıp yeryüzüne hâkim olmaları gerekiyor. Fakat burada sormak gerekiyor, kim bu adiller neyi göre adiller, ölçüleri, kriterleri nedir?

 

Tabiki dünyadaki hiçbir millet bu Yahudi ütopyasının kurallarına göre yargılanmak istemeyecektir. Anglo-Sakson, zenci, Japon kesinlikle bu Yahudi otoritenin istekleri, tutkuları ve kaprislerine bağlı bir adillik ya da adaletsizlik ölçüleriyle kendini özdeşleştirmeyecektir.

 

Bu nedenle Cemiyetin ve dünya halklarının idealı düzenleyicileri ciddi bir direnişle karşılaşacaklarını hesap ediyorlardır elbet, fakat onlarda bunu hesap ediyorlar bakınız:

 

“İdeal dünya konusundaki hahamsal görüşü anlamak için bir elin KITADAN KITA’ya, Hint Okyanus’undan Kuzey Kutbuna uzandığını ve üzerinde milyonlarca insanın yaşadığı bu dünyamız üzerindeki her bir kişinin alnına “ADİL” veya “KÖTÜ” diye işaret koyduğunu hayal etmeniz yeterli olacaktır.

 

Acı çeken insanlığın omuzlarına yüklenmiş ağır yüklerden tezahür eden bu büyük problemi çözmek için yolun sağ tarafında ilerlemeliyiz. İnsanlığın ikiye bölünebilmesi için; evet sadece ikiye bölünerek insanlar “ADİL” ve “KÖTÜ” diye adlandırılır.

 

Tanrının harika dünyasının sunduğu her şey “ADİL”e ait olacaktır ve “KÖTÜ” hiçbir şeye sahip olmamalıdır. GELECEKTE İŞEYA”NIN HAHAMLARININ DİLİNDEKİ SÖZLERİ GERÇEK OLACAKTIR!” Bilin ki benim hizmetkârlarım yiyecek ve siz aç kalacaksınız, bilin ki sizin hizmetkârlarım içecek siz susayacaksınız, bilin ki benim hizmetkârlarım sevinecek siz utanacaksınız…”

 

Metnin son cümlelerine dikkat edecek olursanız dünyada nasıl bir açlık ve susuzluk günlerinin planlandığını anlarsınız.

 

Bu planı ileri bölümlerimizde daha detaylı anlatacağız. İsrail’in nasıl yeryüzünde tohumu tekel altında tutup, su kaynaklarına ulaşmaya çalıştığını böylece daha uyanık bir gözle görebileceğiz.

 

Şimdi konu başlığından uzaklaşmadan devam edersek, alnımıza bu “ADİL” ve “KÖTÜ” damgasını kimlerin vuracağını ve bu elin kime ait olacağını bilmemiz gerekiyor. Kimin mülke sahip olacağına, kimin açlıktan ve susuzluktan kırılacağına kim karar veriyor? Ve niye veriyor? Kainatı yaratan Allah bile kendisine isyan edenlerin rızkını ölene kadar verdiğini beyan ederken bunla nasıl varlıklar ki onun bu taksimini bile haşa beğenmiyorlar?..

 

Ve bu alınlara çakılacak mühür acaba bugünkü teknolojilerle yürütülen her doğan insana takılacak olan çipler mi? Tıpkı her insanın derisinin altında bir sim kart taşır gibi yerini konumu belli eden bir çip. Sistem dışına çıkan anında bulup yok edilecek! Ve bu teknik Elektronik ve Sinyal İstihbarat birimleri tarafından sürekli olarak İSRAİL ÜTOPYASI için geliştiriliyor haberiniz olsun. bu ayrı bir kitap konusu olduğu için konunun akışını bozmamak için kısa kesiyoruz. Ancak mereklı okyucu dünyadaki bu gelişmeleri takip eden yayınları okuduğunda meselenin ne kadar vahim sonuçlara gidebileceğini kestirebilir…

 

Yahudi Ütopyası s.12

 

Ne zaman bu dünya bir bağa dönüşecek? Ne zaman kutsal olan kutsanacak ve dünyadaki küçümsenen adillerin konumu yükselecek?.. Dünyanın bütün hazineleri ve doğal kaynakları sonunda adillerin eline geçecektir. İŞAYA’NIN kehaneti gerçek olacak: Ve onun kazandıkları Tanrının kutsallığı, dünyada küçük düşürülmüş İSRAİL HALKI içindir.”

 

 

 

GOG VE MAGOG

ARMEGEDONLA VURULACAK

 

İsrail ve İsrail’le birlikte hareket eden işbirlikçi milletler Yeni kurulacak sosyal düzenin hâkimleri olacaktır. Bu işbirliği ve içersinde olmayan halklar ise çeşitli tekniklerle yok edilecektir. Çünkü adillerin hayatında dünya ya dayattıkları her ülkenin farklı yorumladığı laik bir düşünce yoktur. Onlar herkesin İsrail’in ütopik, şeytan tanrısına inanmalıdırlar ve Kudüs’teki Tora’yı uygulamaya sokan üç haham’a itaat etmesini moder köle de olsa yaşam bedeli olarak görürler. Ve bunu da şöyle izah ediyorlar: “Sonuç olarak İSRAİL VE DİĞER ADİL MİLLETLER, Gog ve Magog’un (bizdeki Ye’cüc ve Me’cüc) yönetimi altındaki kötülerin yani adil olmayanların ittifak kuvvetlerine karşı mücadele edecekler. Filistin ve Kudüs’te adil milletlere yapılacak bir saldırı için bir araya toplanan “adil olmayanlar” büyük bir yenilgiye uğrayacak ve Siyon o andan itibaren Tanrının krallığının merkezi olacak. Adil olmayanların yenilgisi tanrının Krallığına ve yeni ideal çağın kurulmasına karşı çıkan kötülerin gücünün yok edilişine işaret eden bir ibret olarak kalacaktır. Bu mücadele, sadece İsrail’e karşı düşmanları tarafından yürütülen bir mücadele değil iki zıt kavramın yani adiller ve adil olmayanlar arasındaki mücadelenin doruk ve nihai noktası olacaktır”.

 

Ve muzaffer şafağın doğacağı nasıl beyan ediliyor: “Rabbin adıyla ancak dünya dokuz aylık bir acı çekme dönemini geçirdikten sonra Davud’un soyundan gelen, tıpkı tarihi ve geleneksel olarak kötü EDOM gibi kötü ve yozlaşmış bir yönetimden ortaya çıkacak, İDEAL BİR ÇAĞIN BAŞKANI OLACAK!”

 

Yani Sevgili Kralığımız “İşaya’nın ve Yakup’un kardeşi Edom’un soyundan biri. Eski Ahit’teki kıssayı hatırlayın Yakup yarı kardeşi İşaya’yı doğuştan hakkı olduğu şey hakkında hile ile aldatmıştı. Diğer taraftan İşaya Yahudi kültüründe her zaman Yahudilik dışı olarak resmedilir ve ismi Yahudilik dışı dünyayı adlandırmak için kullanılır. Yakup ismi ise Yahudilerin dünyasına adlandırmak için kullanılır. Bu tanım (İşaya) aynı zamanda Siyonist amaçları gerçekleştirmek doğrultusunda gereken desteği vermede başarısızlık gösteren ve bu nedenden dolayı yok edilmesi gereken milletleri ve bireyleri anlatmak kullanılır. Buna peygamberimizin de soyundan geldiği İsmailoğulları diyebiliriz.

 

Diğer taraftan Siyonist Ütopya programına aleyhtar olan herhangi birinin Yahudi yargısı karşısında adil bulunması hiç de kolay değildir ve bu kişiler İsrailoğulları boyunduruğuna girmedikleri takdirde kendilerini bekleyen inisiyatifin ellerine teslim edileceklerini de bilmelidirler. Özellikle sokak köpeklerini yapılan muamelenin yanında onların terbiyeden geçirildiği ve telef edildiği bir kamp hayatını ise şöyle müjdeliyorlar:

 

“… Sadece teslimiyetlerinin ve imanlarının sonucu olarak itaat edecek olanlara Tanrı’nın Kapıları açılacak… Tanrının amacının gerçekleşmesini engellemeye çalışanlar ve yeni çağı inşa edip onun gelmesini sağlamaya yardım etmeyenler Tanrı’nın Krallığına giremeyecekler”.

 

Peki ne olayacaklar? Bu kapıdan giremeyenlere ne olacak?..

 

Ütopya’nın cennetine giremeyecekler ya bu yetmez mi demek isterdim fakat maalesef diyemiyorum: “Gelecekte Kutsal Kişi kutsanarak cennette adiller için bir koro kuracak… Bu dünyada kurulmuş, insanoğluna ait evrensel bir cennet.”

 

Burada dikkat etmemiz gereken bir hususta onların Kıyamet ve kıyametten sonra kurulacak hesap günüden sonra gittiği cennet kavramının kafalarına daha doğrusu işlerine geldiği şekilde yorumlanması. Zira iyi ve kötü olarak ancak onlar yargılarlar ve Cennet’i de ancak bu kadarına yettiği için burada kurarlar!.. İşte bu derece ilahi gerçekleri dezenformasyona uğratmış histerik bir dünya çapında düşünceyle karşı karşıyayız. Daha kötüsü azınlıkta olsa bu histerinin siyası, ekonomik, teknolojik bu sapkınlıkları kabul ettirebilme gücünü kendilerinde bulabilmeleri, görebilmeleri…

 

SADDAM VE ARMEGEDON

UZANAN HALKANIN UCU

 

Konuyla ilgili yaptığım çalışmalar esnasında Charles H. Dyer’ın The Riseof Babylon, adlı eserde Armegedon aşamasında Saddam’ın Körfez Savaşında oynadığı role atıfta bulunduğu çalışmasına rast geldim. Dyer biraz aceleci davranmış Saddam’ın o zamanki rolünü değerlendirmişti. Oysa Saddam daha finali oynamamıştı. Dyer’in aşağıdaki cümlelerinin şu anki duruma daha çok yakıştığına beraber şahitlik yapalım: ‘’Irak’ın gücünün artması Nebukadnezar’ın gücünün artmasına benziyor. Saddam Batılılar’a göre oldukça mantıksız ve garipti. Acaba onun istekleri ve amaçları neydi?.. Onun şimdiki faaliyetleriyle Kitabı Mukaddes’teki kehanetler ve Yehova’nın dünya için planları arasında nasıl bir ilişki vardı?.. Saddam Acaba Armegeddon’a uzanan zincirin bir halkası mıydı? Yoksa dünyayı fethedecek uzun zincirin halkalarından en sonuncusunu mu oluşturuyordu?.. Saddam Hüseyin’in sırrı Babil (BAĞDAT)’ ta odaklanmıştır!.. (The Riseof Babylon, Charles H. Dyer, s. 15)

Yahudiler dünya hâkimiyetine ulaşmak için Bağdat’ın ARMEGEDON adını verdikleri savaşla yıkılıp yeniden inşa edilmesini M. Tevrat’a göre şart olarak görüyorlar. Bağdat yıkıldı sıra inşasında...

“Mezepotamya’nın geleneğine göre yeni bir kural koyucu geldiğinde o Mezepotamya’nın ana şehirlerini tekrar inşa edecek..Yehova’nın dünyanın sonu faaliyetlerindeki en önemli planı BABİL’in bir dünya gücü olarak yeniden inşa edilmesidir...’’ (Dr. Muayed Said )

ZİHİNDE YAHUDİ !..

“Tanrının Krallığının Yahudiler’in idaresine verilmesiyle ve yürüyecek olan milletin ışığıyla mantığın ve kültürün temeli Yahudilere miras kalan TORA olacaktır. İsrail’in adil düzendeki yeni yaşamı ve kutsal zafer TORA temelli olacaktır.”

 

Öncelikli olarak şunu belirtmeliyiz ki, bugün bir çok Yahudi özellikle Siyonistler kutsal kitap olarak Tevrat’ı değil de Tora’yı kabul ediyor ve hayat akışlarını bu kitaba göre düzenliyor. Bu kitaba rehatlıkla Şeytan’ın Elifbası diyebiliriz. Bu kitaba göre Yahudilerin birbiriyle ve Yahudi olmayan (Gentile) kişilerle kurdukları münasebetler esnasında kendilerini nasıl idare etmeleri gerektiğine ilişkin Talmudçu yorumların birçoğunu bu kitapta bulabiliyoruz.

 

Haliyle Tora kurgularıyla dünyaya hâkim olmuş bir İsrail devleti de emri altında yaşatacağı moder ve mutlu (!) kölelerinin de hayatını bu kitaba göre düzenlemesini isteyecek. Netice de hayata Tora temelli bakan birçok insan geçmişini kurgulamadan devam etme yolunu seçerek gönüllü birer Zihin Kontrol Elçisi olarak yeni Mankurtlaşma çalışmalarına eşlik edecek.

 

Yahudi Ütopyasının 36. ve 37. sayfalarında yazar bir takım askeri terimler kullanarak, “Adiller, Siyonist İsrail’in liderliğini ve onun programlarını kabul edenlerdir, Bunlar Tora’yı benimser ve Kudüts’teki Kutsal kişi’ye tapınırlar. Putperesteler (kudüs’teki Kutsal kişiyi tanımayanlar) yok edilecek ve sonunda silinecektir…” bu durumu İSRAİL’İN LİDERLİĞİNİ VE PROGRAMI kabul edenler olarak vurguluyor.

 

Diğer taraftan zihinde yapılacak halkın hangi dili konuşacağı şeklinde bir kargaşa vardır. Günümüzde Siyonistler Yahudi dilinin Yidce mi yoksa İbranice mi olacağı konusunda ortak fikirde bulaşamamaktadırlar. İbranice olsun diyenlerin gerekçesi, tarihi edebi eserlerin bu dilde yazılmış olmasıdır. Fakat Amerika’daki Yahudi okullarında kullanımı tercih edilen Yidce Lisanı (Almanca, Lehçe, Pusça ve İbranice karışımı bir dildir) İbraniceyi geride bırakmıştır.

SADECE YAHOVA’YA İNANANLARIN MI YAŞAMASINA İZİN VERİLECEK?..

 

Talmud ve Tora’nın özeti mahiyetinde olan ve Yahudi Profesör Higger’in derleyip özetlediği “Yahudi Ütopyası” isimli bu el kitabına göre milletler yeryüzünde sadece İsrailli ve İsrailli olmayan diye ikiye ayrılacak. Onun dışında üçüncü bir seçenek ve düşünce olmayacak. Yani yani İsraillisinizdir tanrının oğullarının iktidarını kabul edip tap dediğine tapmış, tükür dediğini tükürmüşsünüzdür ya da goyim olmayı kabul etmişsinizdir. Ancak goyim olmayı yani gayri Yahudi olup bir de Yahudi hâkimiyetini reddetmeyi irad edebilmeniz size pek pahalıya mal olacaktır. Zira Higger Yahudi Ütopyasında bu gibiler için, “…Onlar Evrensel tanrı’nın emirlerine boyun eğmeyenler yok edilecekler ve “İDEAL ÇAĞDA” dünyadan kaybolacaklar.Bütün bu adil olmayan halklar cezalandırılıp ezilmeden önce hesaba çkilip çağrılacaklar”. Yani öyle hemen İnfaz timleri işe girişmiyor Duvut’un soyundan gelen Tanrının Krallığı’nda önce kendilerinin mahşerinden birer birer geçmemiz gerekiyor.

 

Peki bu nasıl yapılacak?

 

Onlara işledikleri kötülüklerden dolayı verilecek büyük cezanın ilanı, onların varlığının ideal çağın gelmesi önünde engel olduğunun kanıtını ortaya koyan adil bir yargılamanın ardından üzerlerine seslenilerek yapılacaktır.”

 

“… Sonuç olarak İsrail ve diğer milletler, Gog ve Magog’un yönetimi altındaki kötülerin ve adil olmayanların ittifak kuvvetlerine karşı mücadele edecekler. Filistin ve Kudüs adil milletlere yapılacak bir saldırı için bir araya toplanan “ADİL OLMAYANLAR” büyük bir yenilgiye uğruyacak ve SİYON ondan itibaren TANRI’NIN KRALLIĞININ MERKEZİ OLACAK!” İnanın hepimiz ruhsal açıdan fethedildiğimiz de Tanrı’nın Krallığı otomatik olarak kurulacaktır.

 

“…İsrail’in insanları sonunda dünya milletlerini “RUHSAL AÇIDAN” fethedecek, İsrail görkemli bütün milletlerin üzerinde yükseltilecek.”

 

Bu Ruhsal fetih’in da açık anlamı “ZİHİNDE YAHUDİ OLMAKTAN” başkası değildir. Zira kopya aslın gölgesidir. Kurulacak Krallığa birazda espiriyle yaklaşırsak, “Gölge İnsanların Kabinesi’de deyibiliriz sanıyorum.

 

Tanrıoğulları Krallığı

 

Davut’un soyundan gelen Tanrıoğulları Krallığı haliyle dünyayı dev bir Metropol haline getirecek. Bu metropolde bir de olur ya asayişi sağlayacak insanlara ihtiyaç duyulacaktır.

 

Peki bunlar kim olacak?

 

İşaya’nın kehaneti gerçek olacak…. Sion’un dışına yasa için ve Kudüslü yücenin dünyası için gidecek. Kudüs şehri bütün dünyanın metropolisi olacak ve milletler onun kutsal ışığında yürüyecek.”

 

Haliyle, Kudüs Evrensel yasa’nın kaynağı ve dünya polisinin merkez üssü olacak. Böylece dünya gücü devleti kendi egolarına tapan Kuran’ın tabiriyle nefis ve Şeytan’ın birleşiminden oluşan Hannas’a tapan 21. asır Firavunlarının hakimiyetinde olup, dünya bu hâkimlerin jandarmalığında sürüler halinde idare edilecek.

 

Peki bu kadar sürüyle uğraşabilecekler mi?

 

Bu soruya ileriki bölümlerde Biyolojik ve asimetrik terör konularını anlatacağımız bölümlerde cevap vereceğiz. Biz şimdiden

aklınızı meşgul etmesin diye değinmiş olalım.

 

BAYRAKLAR FLAMA

DAHİ OLAMAYACAK!..

 

Bu başlık bile yapacakları çalışmaya hafif geliyor. Ağır gelecek ama özür dileyerek hakikati vermek zorundayım bayraklar neredeyse büyüklerimizin “Taharet bezi” dediği hale gelecek. Biliyorum gülüyorsunuz inanın hakikat bu kadar acı…

 

Bugün dahi şirket flamalarının bayraklarının yerini aldığını görüyoruz. Hepimiz üzerimizde bir şirketin logosunu taşıyoruz. Oysa bu logoların pek çoğu masonik argümanlar taşıyor birer muska hüviyetinde. Bir çok gizli amblem üzerinde ya Şeytanı çağırıyor ya da Kirli Ruhları ancak anlayabilene aşk olsun. Biz bu detay çalışmayı daha önce neşrettiğimiz Gizlenen talmud yasaları kitabında yer verdiğimiz Şeytan’ın şifresi bölümünde aktardığımız için konuyu tekrar bayrak mevzusunda tutacağım.

 

Sadece bilginin, barışın, ruhsal huzurun sembolü olan Mesih’in bayrağı kalacak ve bütün milletler bu simgenin etrafında toplanacak…”

 

Oysa günümüzde herkes kendi bayrağını tanımaktadır. Hatta uluslar arası yarışmalarda bayraklarını göndere çektirmek için uzun uğraşılar vermekte sporcularına milyonlarca dolarlık yatırımlar yapmaktadırlar. Tabii buradan futbol fanatiklerine de mesaj vermiş oluyorum bizler bunca kitap yazarak onları uyandırmaya çalıştık bari bu tehlikeden bahsedersek uyanırlar diye düşünüyorum (!)

 

Herkes Tanrının adına yakışır biçimde tek bir bayrağı ya da standardı tanıyacak. Militarizmin, güçler, ordular, donanmalar, göçler, gümrük vergileri vs. gibi hiçbir konuda artık sorun kalmayacak. Bu problemler sadece tarihte kalmış sorunlar ve entelektüel merak konuları olarak kalacak…”

 

Bu arada dikkatlerden kaçmaması gereken bir hususta bu söylevleri dünyaya taşıyan “Evrensel Devlet Fikri”nin nasıl nasıl “Birleşmiş Milletler” fikri olarak yutturulduğunu görüyoruz ki Yahudiler gizli kapaklı planlarını uluslar arası teşekküllere süslü ifadelerle takip ettirmeye pek mahirdirler. Yahudi Prefösör Bay Higger, Siyonist planlamalar hakkında yaptığı yorumlarda dünyanın Kudüs’ten yönetileceğini ve bütün milletlerin politik ve milli kimliklerini dünya polisi maharetiyle nasıl yok edeceklerini de anlatıyor.

 

KLASİK ÇİFTÇİ DÜZENİ

 

Muharref Tevrat, Talmud ve Tora bir çok yerde Yahudi’nin tüm dünyanın yer altı ve yerüstü kaynaklarına hâkim olacağını söyler ve bu konuda izleyecekleri politikaları belirler. Hatta bu politikaları yürütürken vicdanlara danışmayı bile suç olarak kabul eder. Yahudi Ütopyası adlı kitabın 55. sayfasında bu durum, “İnsanlığın büyük bir çoğunluğu çiftçilik yapıp tarımla uğraşacak ve geçimini zorluk çekmeden toprak ürünlerinden sağlayacak.”

 

Bu cümleden de anlaşılacağı gibi metropolleri hazin bir son bekliyor. İnsanlar ha bire plaza yapma yarışında olsunlar, Sanayi devrimi martavalları okusunlar Yahudi Ütopistlerinin dünya halkalarına uygun gördükleri meslek sadece çiftçilik. Tarladan eve giden evde yiyip içen ve üreyen iyi aile babaları.

 

Ne hoş değil mi?

 

Pek çok insanın ideali bu değil mi? Tabii hayatta bir misyonu olduğunu bilmeyen “Ye-iç-yat-çiftleş” şeklinde kendilerini kodlayanları kastediyorum.

 

“Herkes farklı türlerde topraklar elde edecek böylece tarlaların ürünleri bireylerin çeşitli ihtiyaçlarını karşılayacak… Yeni sosyal düzende adillerin ideal toplumunun her üyesi canını isteyeceği her yiyeceği büyük bir çaba sarf etmeden alacak.”

 

Sağolsun efendiler her şeyi düşünmüşler. Bir de aşağıda okuyacağınız metne bir bakın tüm dünyaya sefahati yayanlar iş kendi krallıklarına gelince krallıklarının bekası için bu egoist ihtirasları nasıl da dizginlemeyi düşünüyorlar….

 

“…İdeal çağda kimse miras yüzünden lüks ve müsrif bir hayat sürmeyecek. Bir kişi sadece çalışıp kazandığı takdirde bu tür şeyleri yaşabilecek. Nüfusun bir bölümü tarafından gereksiz lükslerin tedarik edilmesiyle zaman kesinlikle boşa harcanmayacak “Yeni Evrensel Devletin” yasaları ve uygulamaları fazla miktarda olmayacak ve yasalara pek nadiren karşı gelinecek. Üretim ve dağıtım her zaman bilimsel ve evrensel normlara göre yapılacak ve her zaman iş olacak. ÜRETİM ULUSAL OLARAK DEĞİL “ENTERNASYONAL” OLARAK ORGANİZE EDİLECEK” . Hammaddeler merkezi bir otorite tarafından kontrol edilecek ve günümüzde yaşanan israf ve ziyanlar yok olacak.”

 

 

ZİHİNLER FORMATLANACAK

 

Dünya’daki özellikle 3. Dünya ülkesi kategorisine sokulan birçok devletin eğitim sistemini akademisyen-uzman adı altında ülkelerine yandaş politikacılar tarafından çağrılan Yahudiler yaptılar. Türkiye’de bu ülkelerden bir tanesi. Hatta bu kondu dünyanın en genç yaşta Profesör olmuş hocalarından Profesör Oktay Sinanoğlu’yla “Türkiye’deki Eğitim sistemini CIA Proğramladı” başlıklı bir röportaj yapmış kendisi de “Hedef Türkiye” kitabında bu konuyu deşifre etmişti.

 

Tüm dünyada zihinde Yahudi olmak düşüncesinin temelleri maalesef bu uzmanlar tarafından atıldı. Çin bile Mao zamanında bu kazığı yeme lüksü gösterebildi. Tüm dünya halkları kendi milli sistemlerini araya dursun Dünya’nın Efendileri geleceğimizi şekillendirirken bu durumu tabiatiyle ihmal etmemişler.

 

Biliyorsunuz, 19. ve 20. yüzyıllarda Almanya’yı silkeleyen sosyalizm, bu izme sokuşturulmuş Yahudi müfredatlarını devlet kontrollü eğitim tekeli altında Alman çocuklarına yedirdi. Aynı Yahudi Sosyalizmi Amerika’da da kök salmış ve eğitim konusundaki otorite ve sorumluluğu ailenin elinden alıp devlete aktarma planıyla dilediğini almıştır.

 

O dönem bilerek veya bilmeyerek bir çok ülke çocuklarını bu gizli zihin kurgulayıcı Yahudi makinesinin içine attı. Ve dünyadaki bir çok karışık zihin ve analitik düşünemeyen insan tipleri hep bu Yahudi müfredatlarının tabiî kinden sonra ortaya çıktı. Hatta Oktay Sinanoğlu bu konuyu açıklamak için bir çok defa üniversitelerde daha çok çayçılarla muhabbet ettiğini bana anlatmıştı. Sebebini de talebe ve hocaların analitik düşünce melekelerini kaybettikleri için verimli sohbet edemediklerini, çayçıların bu müfredatı veren okullardan mezun olmadıkları için zekâlarının daha açık olduğu haliyle sohbetlerinden feyiz aldığı şeklinde ifade etmişti. Ardından da bilgileri daha az olabilir ama analistik düşünceleri kodlanmadığı için daha açık demişti.

 

İnsanlar eğitilecek gerçek ruhsal değerlerle maddesel değerlerin arasındaki farkı anlamaları sağlanacak.” (The Jewish Ütopya,1932,Lord Baltimor Yayınları)

NARSİST BİR IRKIN

DAYANILMAZ CAZİBESİ

 

Şimdiye kadar yazdıklarımızda ve daha önce okuduklarımızdan Siyonist düşünceyi taşıyan bir insanın psiko-sosyal yapısını sanıyorum rahatlıkla anlamışsınızdır.Bu insansı varlıkları Şeytana has bir kibir iliklerine kadar işlemiş. Dünya Hakimiyeti, Tanrıoğlu olma, Kaderi yönlendirebilme, İlahi kitapları dezenformasyona uğratma, İlahi kitaplardaki övülen insanları değiştirip yerine kendileri koyma ne ararsanız karşımıza Siyonist düşünce mahfilleri olarak çıkıyor.

 

Bu yapısal değişiklikten sonra Yahudi ütopistlerinin ayaklarını uzatıp sadece dünyevi nimetlerle hercü alem yaptıklarını bekleyemezsiniz. Onlar kendilerinde de bir takım değişiklikler düşünüyorlar. Evet, dünyanın zihinsel ve fiziksel mimarlığına soyunmuşlar ama işin bir de bedensel kısmı var. Kadınlarının birer Afrodit Erkeklerinin isi Apollo olduğunu dönem geliyor olmalı ki: (The Jewish Ütopya,1932,Lord Baltimor Yayınları)

 

 

“… Güçlü sağlıklı, uzun boylu, hareketli ve yakışıklı insanlardan oluşan gürbüz bir ırk yükselecek” (The Jewish Ütopya,1932,Lord Baltimor Yayınları, s.58)

 

“Kutsal kişi o zaman şöyle diyecek: Bu çağda bazı insanlar sağlıklı ve yakışıklı bazıları değil. Fakat gelecek olan ideal çağda herkes yakışıklı ve övülmeye değer olacaktır. Bu İŞAYA’NIN KEHANETİNE göre olacaktır. Gören herkes onu tanıyacak ve onların Tanrı tarafından kutsananların çocukları olduğunu bilecekler…

 

Dilsizlik, körlük, sağırlık, topallık, kekemelik, kadınlardaki kısırlık ve benzeri bedensel bozukluklar gibi fiziksel kusurlar olmayacak.”

 

Burada yeri gelmişken hatırlatalım bu alıntılarda sözü geçen “İNSANLAR” kelimesi”, Yahudiler ve Yahudiler’in yandaşları olarak adlandırdıkları sözde seçilmişler yani “Adiller” için kullanılmıştır.

 

Diğer taraftan günümüzün bütün Yahudilerini güzel ve sağlıklı bir hale getirmek, Yahudiler üzerinde oldukça büyük bir baskı kurmayı gerektirir. Bütün çiftlik hayvan üreticileri ırk geliştirme sürecinin nasıl zor bir aşama olduğunu bilir. Bütün çirkin, sağlıksız ve sakat türleri öldürürsünüz ve sadece sağlık ve güzel olanlarını seçersiniz. Acaba Yahudi planmacılar bu kategoriye girmeyen Falaşa, Cuhuti gibi akrabaları hakkında ne gibi fikirler besliyorlar dersiniz?..

 

Hakan Yılmaz Çebi'den alıntıdır.

cia_ajan_7.jpg

cia_ajan_5.jpg

cia_ajan_4.jpg

cia_ajan_2.jpg

Share this post


Link to post
Share on other sites
Okuyabilirsen gözlerine sağlık:D

 

ya aslında benim yorumlarım gibi uzun olmuş ama beni geçmiş yani:rofl:

herkeşler çok uzun yorum yazıyorsun diyor bana :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hitler yadudidir.Kendisi küresel bir planın parçasıydı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

bende okuduklarımdan bunu çıkardım ..

zaten bunun en güçlü kanıtı yokettiği yahudilerin ari ırk olmaması ..

ne kadar kırma varsa onları katletti ve sildi ki ari ırk yahudiler israile yerleşsin ve bozuk kan olmasın diye ..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...