Jump to content
SOURCE

P3'e Karşı M3 - Dul Kadının Çocuklarına Mesaj!

Recommended Posts

 

Diler misiniz?..

 

Derdimize kifayet etmeye çalışan yazımıza Meclis`in gizli tutanaklarına gömülmüş bir konuşmayla başlayalım.

Konuşmayı yapan o dönem halkımızın tabiriyle "KUVVACI". Özellikle konuşmanın son satırına dikkatinizi celbetmek isterim...

Yıl: 1963

Yer: Bakanlar Kurulu

Konuşmacı: İsmet İnönü

Konu: ABD-Türkiye İlişkileri...

İŞTE O KONUŞMA:

(Bakın Zamanımızla Nasıl Benzeşiyor)

``... Daha bağımsız ve şahsiyetli dış politika izlenmesini istiyorsunuz ki -herkes aynı şeyden bahsediyor-. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlerime havale edeceğim. Onlar etraflı çalışmalar yapacaklar, teklifler hazırlayacaklar. Peki, yapabilirler mi bunu? Hepsinin etrafında UZMAN denilen yabancılar dolu. İğfal etmeye çalışıyorlar; muvaffak olamazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar. O da olamazsa karşı tedbir alıyorlar.

Bir görev veriyorum neticesi bana gelmeden Washington`un haberi oluyor. Sonucu memurumdan önce sefirimden (!) öğreniyorum. Bana şimdiye kadar bunlar tarafından hazırlanmış derdimize deva bir rapor göstermediler... İçimizde (uzman kimliği ile dolaşan) bu binlerce adam ``AVARE KASNAK`` gibi dolaşmıyorlar. Elbette kendileri için önemli marifetleri var!..

İstiklal harbinden sonra sulh anlaşmasında esas mücadele bu uzman konusunda oldu. Yoksa haydutlar meselesi fiili bir durum idi. Tazminat işini iki devlet biz aramızda hallederdik. Bütün mücadele (idaremize tasallut) yüzünden çıktı. Bir tek uzman vermek için büyük tavizler vermeye hazırdılar.

Dayattık... Biz onların niçin ısrar ettiklerini biliyorduk (!)

Böyledir bu işler. Peygamber edası ile size dünyaları vaat ederler. İmzayı attı mı ertesi gün gelmişlerdir. Personeli gelmiştir, üstleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök, gitmezler... Ancak bu meselenin üzerine vakit geçirmeden eğilmek lazım. Yoksa bağımsız dış politika güdemeyiz. Fakat zannetmeyiniz ki bu kolay bir iştir.

Teşebbüs Ettiğiniz Zaman Başınıza Neler Geleceğini Kestiremem!..``

*****

Kestir kestirme Sevgili Devletlim.

Bugün iş altını çizdiğiniz o raddeye gelmiştir. Devir hesap devridir, daha fazla ağlamaya gelmiyor!

Peki, bu hesabın dürülmesi pek mi zor?

Bir defasında Sürmene`ye köyüme gittiğimde "vardır bir hikmeti diyerekten" kesilmiş ağaçların köklerini çıkarmaya kalkışmıştım. Birkaç çürümüş ağacın dışında birçoğunun kökünü çıkaramadım. Üstelik kan-ter içinde de kalmıştım. Niye Peki?..”

Tekrar Şehire Dönünce Düşündüm. Bu Güzel İstanbul, Bu Güzel Türkiyemde` DE Zaman Zaman Budandıkları Halde Bir Takım Ağaçların (DA) Kokleri Bir Türlü Çıkarılamıyor. Eveeet Demek Ki Marifet Ağacı Budamakla-Kesmekle Bitmiyor, İfrazatı Sökmekle Efendim. Haliyle Pekiyi Dereceden Bir (KÖK MÜTEHASSISLIĞI) Gerekiyor!..

Demek ki Sevgili devletlim, bazı kelimeleri Meclis`in duvarına öyle Yunan`a çakılan iki piştov mermisi gibi çakmamıştı.

Her şey ince bir plan, ince bir düşünce sistematiği ve disiplini istiyor. Ve yıllar evveline dayalı hazırlık, İnce inci tutulmuş karneler(!) kim kimdir, ne nedir, geçmişi-hedefi kaç ders-kaç not bilinmez. Mayası bozuğun bile kaç kıratlık düşük ayar olduğunu bilmek lazım. Zira Adil olmayan hiçbir şey kalıcı olmaz! Kurunun yanında yaş bu hesapta lafı bile edilmez.

BÜYÜK TÜRKİYE`NİN HESABI YETİM HAKKI KURSAĞINA İNMEMİŞ ”BÜYÜK MUHASİPLERLE" TUTULMALI ELBET...

 

M3 ve İNCE HESAP

Bir odaya binlerce boncuk dağıttığınızı düşünün. Hepsi bir birinden ayrı, renk renk GÖRÜNDÜĞÜNDE hepsi devletlûnun dikkat buyurdukları o avare kasnaklar (!) gibi. Öyle ya kasnağa kasnak;

Birde havadaki oksijenden daha şeffaf, bir misine ipliği düşünün, veya çelikten bir tel.. Ve her gün, her saat, her dakika bir yerlerde bu boncuklardan birer birer bu ipliğin geçtiğini düşünün. Ve bir de; genel plan almak için kapı kirişinden odaya bakın. Görünüşte görüntü gene aynıdır. Ancak önemli bir farkla o dağınık, renk renk boncuklardan geçen oksijenden daha renksiz iplik elinizdedir artık. Hâlihazırda ki manzara, örgütsüz öyle dağınık görünmeye devam etsin...

İplik çekilir boncuklar bir bir araya geldi mi? Siz o zaman bu milletin işte-aşta; havada-karada zikrini görün?..

Bu millet "Allah Allah" demeyi ve çağ açıp çağ kapamayı ve bir de "APTALA YATMAYI" inanın o kadar iyi becerir ki.

Bilmem maruzatıma şu kısır kelimelerim kifayet edebildi mi "DUL KADININ ÇOCUKLARI?.."

VARIN siz koyun yazının başındaki Milli Kuvvetler- Milli Hükümet-Milli Seferberlik ifadelerinin boncuk mu, ip mi, ipi tutan el mi olduğunu...

P3`ü siz iyi bilirsiniz...

M3`de Biz!..

 

 

 

Kara Büyü Krallığı Ve Küresel Şifre...

Aşağıda okuyacağınız yazı zaman içersinde anlaşılacağından “yüksek müsadelerinizle “ konuya girizgah yapmadan giriyorum:

 

1-Çırak, 2-Kalfa, 3-Usta,4- Gizli (Hafi)Usta, 5- Kamil Usta, 6- Sır katibi, 7- Nazır Hakim, 8-Bina Emini, 9- Dokuzlar Müntahibi, 10- Onbeşler müntahibi, 11- Onikiler müntahibi, 12- Usta Mimarlar, 13- Royal Architekt de Salodon, 14, Müntahibi Kamil, 15- Şark Şövalyesi, 16- Kudüs Prensi, 17- Şark ve Garp Şövalyesi, 18- Salib verdi Şövalyesi, 19- Ali İskoçyalı, 20- Mehafili Muhtereme Üstadı, 21- Prusya Şövalyesi, 22- Lübnan Prensi, 23- Sanduka-i Esrar Reisi, 24- Sanduka-i Esrar Prensi, 25- tünç Yılan Şövalyesi, 26- İskoçyalı Papaz, 27- Mabed Şövalyesi, 28- Güneş Şövalyesi, 29- Sent Andre İskoç Şövalyesi, 30- Kadüsen Şövalyesi, 31- Müfettişi Azam, 32- Sırrı Hafi Prensi, 33- HAKİM MÜFETTİŞ UMUMİ AZAMI.

 

Bu dereceleri kazanırken takip edilen zaman: 1 : 2 Beş Ay 2: 3 Yedi Ay 3. 4 Dokuz ay 1. 5 Üç ay 5 : 9 Üç Ay 9: 14 Beş Ay 14: 15 Üç Ay 15: 17 Üç Ay 17: 18 Yedi Ay 18: 22 Beş Ay 22: 27 Yedi Ay 27: 29 Beş Ay 29: 30 Yedi Ay 30: 31 beş Ay 31: 32 Yedi Ay ki, Toplam 7 Sene (81 Ay).

 

Oysa Farmasonlar gizli cemiyet olmadıklarını iddia ederler. Pek çoğu bulundukları mahfilleri savunarak dine ve bulundukları toplumun milli örf ve adetlerine saygılı oldukların savunurlar. Ancak konuyla ilgili bir araştırma yaptığımızda; Bin kere birden “33” e kadar Mason derecelerinin ne olduğunu bizzat kendileri bilmezler. Her alt dereceden üst derecenin sırlarını sakladıkları gibi bu, bütün dünya için meçhul ve karanlıktır. Bu derecenin taksimatını ancak o derecede bulunanlar bilebilir. Ayrıca masonlukta sır yoktur demelerine rağmen, dördüncü derecenin adı bizzat Hafi (Gizli) Usta, 6. derecenin adı “SIR KATİBİ” , Yirmi üçüncü derecenin adı “Sandukai Esrar Reisi”, 32. Derecenin adı “Sırrı Hafi Prensi”, olması da gösteriyor ki, tamamen şifreli kriptolu bir yapılanma içersindeler.

 

Bu kriptogram (bu arada bu aralar bu gram ismini çok duyuyorsunuz: Pentagram, Hexagram, Tetragram, HOLA(GRAM...) Grem’ın ne olduğunu bir önceki yazılarımızdan KRİPTOGRAM’da yazmıştık) yapılanma çözüldüğünde ise haliyle “Kara Büyü Krallığı’na götürüyor bizleri. Masonluk madem ki, “Çağdaş, modern, açık-şeffaf toplum, özgür ve hür irade” sloganlarını kimseye bırakmaz; bu yukarıdaki isimler ve dereceler nedir ki?..

 

 

ULUSLARARASI ŞEYTANİ KRİPTOKIYAMET SANDUKASI

 

Bir de derecelenmenin sıralamasına bakarsak; bu 33. derece arasında Türkiye’de sadece “15 DERECE” olduğunu görürüz.

 

Altıdan dokuza, dokuzdan ondört’e kadar derece yoktur, boş bırakılmıştır! Ondört, Ondokuz, Yirmi ve Yirmi bir yoktur. Yirmi ikiden Yirmi Yedinci’ye kadar yoktur. Yirmi sekiz, Yirmi dokuz yoktur. Acaba bu kumpasa, bu “Lucifer/Şeytan Kapanı”na düşenler bu boşlukların neden ileri geldiğini bilmiyorlar mı, sorgulamıyorlar mı?..

 

Yoksa bir şeyleri soramayacak kadar düşüncesiz veya aciz mi bırakılmışlar?!

 

Görülüyor ki, Masonlukta gizlilik bütün derecelendirmenin toptan memleketlere verilmemesiyle de sabittir. Her ülkeye ayrı bir şifreleme yapılmıştır. Ve bu şifrelemeler önemli bir dolabın (Kıyamet Sandukası) içinde tıpkı tohumluk fasulyeler gibi ayrı ayrı muskalar üzerine devletlerin ismi üzerlerine işlenerek saklanmıştır.

 

Bu KARA BÜYÜ KRALLIĞI’NIN Toplum liderleri eliyle bütün devletler kontrol altında tutulmaktadır(!)

 

Ancak dünya Lucifer ve taifesinin en çok korktuğu 4 lider vardı:

 

• Birincisi İnsanlığın en büyük lideri Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz,

 

• İkincisi Hz. Süleyman (Çünkü onları “dizginlerine ellerine vermeden” kullanabiliyordu).

 

• Üçüncüsü, Abdülkadir Geylani ( O idrak açıcıydı, çünkü gelip geçtiği yerlerde hiçbir habis (kirli) metafizik varlık duramazdı. Ve yeni bir dönem başlıyor...

•Dördüncüsü Ahirzaman Hidayet Hareketi… MEHDİ-MESİH İttifakı

 

 

 

Şeytan (LUCİFER) Azapta Gerek!!!

 

 

HAKAN YILMAZ ÇEBİ'den alıntıdır.

m3ayin.jpg

m3buyu.jpg

m3.jpg

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yazının tamamını okumadım biraz aceliciyim :) sadede gelmek istedim.

Ayrıca şu "DUL KADININ ÇOCUKLARI" cümlesini anlatan bir konu açarsanız

herkes neden dul kadının çocuklarına mesaj cümlesini daha iyi anlayacaklardır.

Ben kısaca yazayım yinede bu cümle onların birbirini hemen tanımaları için kullandıklar bir çeşit şifredir.

Peki ama neden bu cümle kullanılmıştır.

Hiram usta Süleyman Mmabedi'nin mimarıydı.Bu adam 3 tane kalfa tarafından öldürülür .Eşi ve çocukları vardır işte o dul kadın ve çocuklar onun karısı ve çocuklarıdır. Daha detaylı bilgiyi araştırırsanız öğrenebilirsiniz. işte masonluktaki usta , kalfa ve çırak terimleri oradan geliyor. Erdoğan diyor ya ben ustayım diye daha ben ne yazayım araştırın öğrenin neyin ne olduğu ortada iş görebilmekte .

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...