Jump to content
ecrinruya

Subliminal Gizli Telkinle Kur’an Terapisi - Kubilay Aktaş

Recommended Posts

Fiyatı konusunda hep ablam konuştu. parayı o ödedi onun için ne desem yanlış olur. ama paraya bakmayın bence, o kadar faydalıki herşeylere değer...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest perfect

Katılıyorum fiyata bakmayalım böyle bişeyde ama fikrimiz olsun istemiştim.Ben mail gönderdim irtibata geçince yazarım buraya.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bazen fiata ister istemez bakılıyor.. Ayağını yorgana göre uzat meselesi..Bir emeklinin faydalanabilmesi mümkünmü..Bir arkadaşım için ablanızdan bilgi alırsanız memnun oluruz...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest perfect

bence mümkün çünkü bu bir lüks değil ihtiyaç. Hastalanınca doktora psikoloğa para ödemiyor muyuz, bi yerde imanımıza da fayadası var ki; bizim bundan daha ehemmiyetli bi işimiz mi var.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bende bu kitap var. Cd de kitaba ek klasörü var, içerisinde de 3 tane word dosyası var. Şimdi o yazıları paylaşıyorum.

 

 

Psişik Korunma ve Rahatlama Teknikleri

 

Güzel Bir Anıya Dönmek

Bunun oluşabilmesi için gevşemiş durumda bulunmalısınız. Size mutluluk

vermiş olaylardan birini hatırlamak için birkaç saniye düşünün.O anın bütün

ayrıntılarını hatırlayın. O duyguları, yeniden bedeninizde tecrübe etmeye

başladığınızı yavaşça görün. Gevşeyin, bilgelik dolu sıcak gülümsemenizi

takının ve bırakın tecrübenin sıcaklığı her yanınızı sarsın. Tam bir

sakinlik içinde, o yüce güzellik anlarını hatırlayın.

 

Sallanmak

Kendi kendinizi iyice sallamanız, üzerinize yapışmış kötü enerjileri serbest

bırakır. Sallanın, gerinin, atlayın, sıçrayın, etrafta dolaşın. Fiziğinizi

bütün olarak hareket ettiren ve oynatan bir şeyler yapın. Kendinizi kısa bir

süre sonra iyi hissettiğinizi fark edeceksiniz.

 

İlginç Sesler Çıkarmak

Rahatlatıcı bazı ilginç sesler çıkarmak etkili bir yöntemdir. Bağırmak,

soluyarak konuşmak ve inlemek eskiden beri uygulanan gerilim atma

yöntemleridir.

 

Su'yun gücünden yararlanmak

"Su"yun, negatif enerjilerinden kurtulmak ta üstünlüğü tartışılmaz. Su,

bedenimize yapışmış psişik tortuları temizleyen, yıkayan ve süzen, enerjiyi

hareket ettiren bir akışkandır. Sıkıntılı bir toplantıdan izin isteyerek

birkaç dakika ayrılıp, ellerinizi yıkamanız sıkıntıyı üzerinizden atmanıza

çok yardımcı olacaktır. Tartışma ve kavgaların ardından duş almak, banyo

yapmakta çok etkili bir yöntemdir.

 

Hava'nın gücünden yararlanmak

Günün olumsuz enerjilerinden kurtulmak için havanın gücünden de

yararlanabilirsiniz. İşten döndüğünüzde ilk işiniz üzerinizdeki giysileri

çıkartıp ya çamaşır makinesine atmak ya da silkelemek olsun. Sonra,İyice

gerinin, sallanın, banyo yapın ya da temiz havaya çıkın. Tütsü yakıp,

dumanını vücudunuzda gezdirmenizde etkili olacaktır. İş saatleri sırasında

çok bunaldığınızda elinizdeki işi bırakıp çok kısa bir sürede olsa açık

havaya çıkmanız size çok iyi gelecektir. Yeniden işinizin başına

döndüğünüzde size sıkıntı veren durumlarla daha iyi baş ettiğinizi

hissedeceksiniz.

 

Dualar

Dualar, insanları rahatlatıcı özellik taşırlar. İnsanlara, inanarak

okunduklarında büyük oranda pozitif enerji akışı sağlarlar. Kendinizi kötü

hissettiğinizde dua sizi olumlu enerjilerle dolduracak önemli bir yöntemdir.

Sözün gücünü hissetmek

İnsan psikolojisinde, telkin çok önemli rol oynar. . Sizi olumlu

sözleriyle avutan bir dostta bu konuda aynı yararı sağlayacaktır. Size

önerimiz, sürekli olarak olumsuzluklardan ve aksiliklerden söz eden

insanlardan mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışmanızdır. Unutmayın enerjiler

bulaşıcıdır.

 

Sevginin gücünü hissetmek

En sıkıntılı anlarınızda "en sevdiklerinizi" aklınıza getirin. Hatta bir

kağıt alarak yazın. Her yazdığınızın üzerinde bir süre sevgiyle düşünün.

">Eşim, çocuğum, kedim, tanrım, Dünya vb..."

 

Düşmanları bile sevgiyle düşünmek

Biliyoruz bu çok zor. Ama , en nefret ettiğiniz insanı, sadece bir dakikada

olsa sevgiyle düşünebilmeniz, emin olun ki sizi çok rahatlatacaktır. Hatta

ona, sevginizi gönderdiğinizi bile imgeleyebilirsiniz. Unutmayın ki hayatta

ne ekerseniz onu biçersiniz. Düşmanınıza bile sevgi duymayı başarırsanız,

alacağınız daima sevgi ve Tanrısal ödüller olacaktır.

 

Meditasyon yapmak

Meditasyon çok etkili bir rahatlama yöntemidir. Çok sevdiğiniz bir müziği

dinlemek, çocuğunuzu sevmek, bulutları seyretmek, sevdiğiniz bir kitap

okumak, kısacası; size sevgi dolu ruhsal bir tatmin yaşatan her şey bir

meditasyondur. Ama illaki kendi içinize yönelerek meditasyon yapmak istiyor

fakat yoğunlaşamıyorsanız şu yöntemleri deneyebilirsiniz;

 

*Rahatlatıcı ve sevdiğiniz bir müzik odayı doldursun.

*Tütsü yakın.

*Eğer isterseniz, alnınızın, iki kaşın arasındaki bölümüne nane yağı da

sürebilirsiniz.

*Yüksek benliğinizi çağırın. Yüksek benliğinizin geldiğini ve sizi

koruyucu bir ışıkla kuşattığını imgeleyin. Bu ışığın tüm vücudunuzu

sardığını düşlerinizde canlandırın. Eğer isterseniz, inancınıza göre size

koruduğuna inandığınız duaları da okuyabilirsiniz.

*Kendinize, üzerinde rahatça oturabilecek büyüklükte bir yer örtüsü

hazırlayın. Ve meditasyonlarınızı daima, bu örtünün üzerinde yapmaya özen

gösterin.

*Kendinizi en rahat hissettiğiniz biçimde oturun veya uzanın.

*Vücudunuzdaki kasların gevşediklerini hissedin. Bu gevşemeyi ayaklardan

veya başın en tepe noktasından başlayarak yapabilirsiniz. Hangi yönden

başlarsanız başlayın başladığınız yönün sırasını takip edin. Örneğin baştan

başladıysanız, alnın, yanakların, boynun, omuzların... gevşediklerini

imgeleyin.

Aşağıdaki şekilde, bir alıştırma yapmanız da yoğunlaşabilmenizde yardımcı

olacaktır;

Gözlerinizi kapayıp gevşeyin. Derin soluk alın. Bedeninizdeki tüm gerilimin,

Yerküre'ye akmasına izin verin. Bir kaç dakika boyunca hiç direnç

göstermeden enerjilerin size tamamen nüfuz etmelerine izin verin. Sonra şu

onaylamaları birkaç kez sessizce tekrarlayın;

 

BEN IŞIĞIM,

BEN SEVGİYİM

BEN YOLUM, GERÇEĞİM VE HAYATIM

BEN AÇIK KAPIYIM

BEN BEN'İM

 

"Yaşadığınız mekandaki" negatif enerjileri temizleme yöntemleri

 

Hazırlık;

Kendinizi sakin bir şekilde yoğunlaştırın. Odaya gidin ve sessizce oturun.

Kendinizi gevşetin, topraklayın ve nefesinizi rahat bir ritme getirin.

Sonra, sakinleşince o yeri hissedin. Sanki canlı ve şuurluymuş gibi o yeri

selamlayın.

Gözlerinizi açın ve yavaşça etrafınıza bakın. Tabanın, duvarların ve tavanın

durumuna dikkat edin. Her şeyi algılayın.

Eğer bir evi temizliyorsanız ve zamanınız da varsa, her odada sessizce

oturun ve aynı işlemi uygulayın. Şayet vaktiniz yoksa, bir tek odada oturun

sonra yavaş yavaş bütün evi dolaşın. Her köşeye ve deliğe bakın. Her dolabı

ve kapıyı açın. Tavan arasına ve merdivenlerin altına bakın. Bunları

yaparak, sizin ya da bir başkasının çalıştığı veya oturduğu yere tamamen

farkındalığınızı taşıyorsunuz. Bu, yarım saatlik bir yatırımdır, fakat çok

rahatlatıcı ve destekleyici yararlar getirir.

 

Titreşimler

Titreşimi dikkatli şekilde oluşturmak, fiziksel temizliğe yardımcı olabilir.

Ayakları yere vurmak iyidir; yere ve duvarlara vurmak da öyle. Perdelerin,

yatakların, yastıkların ve minderlerin tozlarının sopayla iyice alınmasına

ihtiyaçları vardır. Özellikle koltuk grupları titreşimleri tutarlar. Eğer

mümkünse, bütün pencereleri açın, sandalyeleri sallayın ve koltukları

silkeleyin.

 

Tuz

Tuzun, odadaki sıkıntılı ve "ağır" titreşimleri içine çekmede şaşırtıcı

özelliği bulunmaktadır. Odadaki negatif atmosferi içine çekmesi için düzenli

olarak odaya birkaç günde bir, bir kase tuz koyun. Evinizde veya

bulunduğunuz ortamda tartışma gerçekleşmişse ve zorlu konuklarla

uğraşmışsanız tuzu mekanın içinde gezdirmeniz de işe yarar. Tuzun bu tür

durumlardaki yararlarını şaşırtıcı biçimde hissedebilirsiniz.

 

Kokular

Bazı kokuların negatif enerjiyi temizlemekte mükemmel bir etkileri vardır.

Nane, lavanta, çam bu kokuların başında gelir. Doğuda en fazla kullanılan

sandal otudur. Tütsü yakmak da çok yararlı sonuçlar yaratır.

 

Atmosferi dengeleme

Sizin için dört elementten birini simgeleyen bir eşya alın ve mekanın dört

köşesine onu koyun. Eğer "L" şeklinde bir yerse cisimleri dört köşeye

bırakın ve dikdörtgen simetrisine aldırmayın.

Toprak için küçük bir kap tuz, taş, kristal veya toprak da

kullanabilirsiniz. Su için, bir bardak su , hava için de, havayı temsilen

yükselen dumanıyla yanmakta olan tütsü veya bir tüy ya da yelpaze

kullanabilirsiniz.

Ateş için mum veya gaz lambası en uygun olanlardır. Çıplak alev kullanmanın

mümkün olmadığı yerlerde bir parça kırmızı saten kumaş da kullanılabilir.

En iyisi bu cisimlerin en az birkaç saat hatta birkaç gün o mekanda

bırakılmasıdır. O dört eşyayı topladıktan sonra, tuzu ve suyu lavaboya döker

ya da bahçeye serpebilirsiniz.

Yaratıcı İmgeleme Tekniklerini Uygulayın

Yaşamınızı düşüncelerinizin yönettiğini kabul edin. İyi düşünürseniz

iyilikle, kötü düşünürseniz kötülükle yüzleşirsiniz. Yaratıcı imgelemede

esas olan, her kesin ortak iyiliği için bir şeyleri istemektir. Yaşamınızda

olmasını istediğiniz, sizi rahatlatacağını düşündüğünüz bir şeyi

gerçekleştirmek için;

 

a: Hedefinizi belirleyin. Ne istediğinize kesin olarak karar verin.

b: Net bir fikir ve görüntü yaratın. Gerçekleşmesini istediğiniz şeyi yada

durumu olmasını istediğiniz biçimiyle hayalinizde canlandırın. Hatta

hayalinizde bu durumun sevinçlerini, heyecanlarını, güzelliklerini yaşayın.

c: Sık sık olmasını istediğiniz şeyin üzerine odaklanın. Bu durumu sıklıkla

zihninizde canlandırın. Arzuladığınız şeyin üzerine, gün içinde tam ve net,

ama hafif ve yumuşak biçimde hırslardan arınmış olarak odaklanın.

Odaklanmalar sırasında tamamıyla olumlu enerjilerle dolu olduğunuzdan emin olun.

d: İsteğinize, pozitif enerji yükleyin. Hedefinize odaklandığınızda, onunla

ilgili yüreklendirici olumlu şeyler düşünün.

e: Bu tür bir çalışma yaptığınızda şu cümleleri söylemeyi ihmal etmeyin; "

Bu ya da daha iyi bir şey, şimdi benim için ve ilgili herkesin en yüksek

iyiliği adına, tümüyle doyum verici ve uyumlu yollarla gerçekleşiyor"

f: Olmasını istediğiniz şey gerçekleşene veya siz onun gerçekleşmesi

konusundaki isteğinizi yitirene kadar bu yöntemleri uygulamayı sürdürün. Hiç

bir zaman başarısız olduğunuzu aklınıza getirmeyin. Unutmayın, denemekten

vazgeçmek dışında başarısızlık yoktur.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Led Zeppelin… Michael Jackson… Beatles… Madonna… Metallica… Eagles… Rolling Stones… "Dikkatli" müzikseverler, her biri rock müzik tarihinde birer kilometre taşına dönüşmüş bütün bu solist ve grupların birçok sevilen parçasında son yıllarda ardarda "şeytana övgüler içeren bölümler" yakalıyorlar.

Pekiyi, nasıl oluyor da sözleri görünüşte son derece anlaşılır ve masum olan, dahası yıllardır müzikseverler tarafından keyifle mırıldanılan bunca ünlü şarkıda "satanizm propagandası" yapılabiliyor? Cevap, tam da şeytani bir zekâya yaraşır cinsten: Satanist propaganda cümleleri bu tip şarkılar sadece geriye doğru çalındığında duyulabiliyor!

Madonna'nın piyasaya ilk kez sürüldüğü 1987 yılında müzik listelerini altüst eden ve günümüzde de genç kuşaklarca hâlâ ilgiyle dinlenen kült parçası "Like a Prayer" (Bir Mümin Gibi) şu bildik cümleyle başlar: "Life is a mystery…" (Hayat bir sırdır).

"E, ne var ki bunda haber olacak, şeytan bu cümlenin neresinde?" dediğinizi duyar gibi oluyoruz.

Oysa şeytan, kendisine yakışacağı üzere, sözkonusu şarkının tam "tersinde" yerini almış durumda. Parçayı bir MP3 kaydı şeklinde edinip giriş bölümünü tersine okumayla dinlediğiniz zaman Madonna'nın âdeta yalvarır bir edâyla "O, hear our savior satan" (Kurtarıcımız şeytan, duy bizi!) dediğine dehşet içinde tanık oluyorsunuz.

Diyelim ki bu yalnızca can sıkıcı bir tesadüf, İngilizce fonetiğinin Madonna'ya yaptığı bir azizlik… O hâlde, ondan çok daha ünlü bir başka örneğe, 30 yıldır dünyayı kırıp geçiren ve artık "damar romantizm"in simgesine dönüşmüş olan bir besteye, "Hotel California"ya geçelim hemen. Eagles grubunun dinleyenlerin bir türlü tadına doyamadıkları, geniş kitleleri her dem mest eden bu parçasının bir dizesi aynen şöyle: "There were voices down the corridor, thought I heard them say, welcome to the Hotel California." (Duyduğum sesler koridorun derinliklerinden geliyordu, onlara Hotel California'ya hoşgeldiniz de.) Oteline gelen konuklara güleryüzle hoşgeldin demek her işletmecinin en doğal görevi elbette, ancak bu bölümü tersten dinlediğinizde "Yeah Satan, he organized his own religion" (Yaşasın şeytan, o kendi dinini kurdu) diye başlayan ve şeytana bağlılığı yücelterek sürüp giden bir bölüm duyuyorsanız, o zaman işler bir parça değişecektir. Üstelik, "California"nın gerçekte bir otel falan değil Los Angeles'te büyük bir caddenin adı olduğunu ve yeryüzünün ilk resmî şeytan tapınağının da 1968 yılında satanistlerin lideri Anton Zsandor Lavey tarafından yine bu cadde üzerinde kurulduğunu biliyorsanız, huylanmalarınız daha da artacaktır. Çoğunluğu ABD'de ve İngiltere'de faaliyet gösteren bir dizi din adamı ile müzik araştırmacısı, içinde "satanist" propaganda cümleleri barındıran bu gibi kült mertebesine erişmiş parçaların sayısını günümüzde 50'ye kadar ulaştırmış durumdalar. Bu irkiltici listede Michael Jackson'dan Metallica'ya, Led Zeppelin'den Rolling Stones'a, AC/DC'den Beatles'a dek uzanan daha birçok ünlü solist ve grubun yer alması ise durumu daha da vahimleştiriyor.

"Back-masking" tekniğinin uygulanışı

Yeni Şafak muhabirinin internet üzerinden ulaşarak konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu Amerikalı müzik araştırmacısı Jeff Milner, satanist inanç dalgasının rock grupları arasında özellikle 1960'ların sonları ile 1970'lerde büyük bir hızla yayıldığına dikkati çekerek, içinde bu tür mesajlar barındıran bestelerin de daha çok bu döneme ait olduğunu vurguladı. "Böyle yüzlerce parça yapıldığına inanıyorum, ama kesin olarak ortaya çıkartılanlar şimdilik birkaç düzine kadar" diyen Milner, geçmiş müzikal kayıtları ayrıntılı biçimde incelemeye olanak veren dijital stüdyo teknikleri geliştikçe her geçen gün yeni yeni örneklerin günışığına çıkacağını belirtmekte.

Konuyla ilgili olarak ayrıntılı bilgiler veren Amerikalı araştırmacı, bir bestenin içine ters yönde dinlendiğinde ortaya çıkan mesajlar yerleştirmenin teknik yöntemini ise şöyle açıkladı:

"Yapılan işe müzik endüstrisinde "back-masking" (arka planı perdeleme) deniliyor. Besteci önce asıl söylemek istediklerini aynen şarkı söyler gibi banda okur. Sonra bunları tam tersten tekrar tekrar dinleyerek, o gizli cümleleri elde edebilmek için ne tür bir güfte yazması gerektiğini tesbit eder. İstediği sesleri veren söz dizinlerini sabırla oluşturup okuduğunda ise parça artık geriye doğru her çalınışında bu tür propagandist bölümler içerecektir. Buradaki amaç mesajı geniş kitlelerle değil, yalnızca mürit düzeyine ulaşmış olan sıkı takipçilerle paylaşmaktır. Yani, tıpkı Ortaçağ'ın ürkütücü okültist grupları gibi fanatik hayranlarıyla bir tür tarikat ilişkisi içindeler. En sevdikleri arka plan nakaratı ise 'natas'tır. Yani, şeytanın İngilizce tersten yazılışı. Günümüzde böyle örneklere özellikle metal müzikte rastlıyoruz. Rock müzik tarihinde ise bu tür denemeleri en sık yapan müzisyenler Led Zeppelin'den Jimmy Page ve Robert Plant'tir. Bildiğiniz gibi, her ikisinin de sadık birer satanist olduğuna ilişkin iddialar son otuz yıldır dilden dile dolaşmakta. Ama onlar bunu sürekli reddettiler. Bunun dışında Rolling Stones'tan Mick Jagger'in, Michael Jackson'un ve Beatles üyelerinin de bu işlere meraklı olduğu yönünde bazı bulgular var. Bu sanatçıların hepsinin ünlü satanist lider Aleister Crowley'e karşı özel bir ilgisi vardı. Öyle ki Beatles, Crowley'in resimlerini albümlerinin kapaklarına kadar taşıdı."

1875-1947 yılları arasında yaşamış olan İngiliz din düşmanı ve büyücüsü Crowley, müritlerine tersten konuşmanın "şeytanın dili" olduğunu anlatır ve onlara tersten konuşma sanatını mutlaka öğrenmelerini öğütlerdi.

Felaketler dizisiyle sarsıldılar

Albümlerinde elde ettikleri büyük müzikal başarılara karşın özel yaşamları kimi dönemlerde tiksinti verici türden yozluklara sahne olan Led Zeppelin üyeleri, zirveden hiç inmedikleri 1970'lerde ilk darbeyi grubun solisti Robert Plant'in küçük oğlunun 1978'de âni bir mide rahatsızlığı sonucu ölmesiyle aldılar. Bazı İngiliz yayın organları bunun rakip bir okültist grubun küçük çocuğa yaptığı ölüm büyüsü yüzünden gerçekleştiğini bile savundu. Çünkü hem grubun solisti Plant'in hem de gitarist Page'in yoğun olarak büyücülükle ilgilendikleri dedikoduları o günlerde ayyuka çıkmış durumdaydı. Grubun satanist olduğu yönündeki bu tür suçlamalar giderek arttı ve sonuçta batıdaki 40 büyük radyo istasyonu aldıkları ortak bir kararla Led Zeppelin albümlerini çalmayı reddettiler. Bu arada grup, şaibeli şarkı sözlerini ve konserlerindeki kışkırtıcı tutumlarını dikkatle izleyen kilisenin de aforoz tehdidiyle karşı karşıya kalacaktı.

Yoğun biçimde uyuşturucu kullanıp Page'e ait gizemli şatolarda kara büyü toplantıları yapan Led Zeppelin'ciler son "ilahî darbe"yi ise 1980 yılında aldılar. Grubun belkemiği sayılan ve müzik tarihin gelmiş geçmiş en başarılı davulcusu olarak kabul edilen "Bonzo" lâkaplı John Bonham, bir konser öncesinde kaldıkları otelde genç yaşta hayatını kaybetti. Henüz 32 yaşında olan Bonham, aşırı alkolden dolayı komaya girdiği odasında ölü bulunduğunda, kendi kusmuğunun içinde boğulmuş bir durumdaydı. Led Zeppelin üyeleri bu olaydan sonra grubu bir daha biraraya gelmemek üzere dağıttılar.

Led Zeppelin'den satanist şarkıların en azılısı:

Stairway to Heaven (Cennete Uzanan Merdiven)

Rock tarihinin Pink Floyd ile birlikte en karizmatik iki grubundan biri olarak kabul edilen Led Zeppelin, aynı zamanda "içine şeytanî mesajlar gizlenmiş besteler yapma" konusunda da sabıka dosyası en kabarık ekip… Grubun günümüzde artık bir efsaneye dönüşmüş durumdaki ünlü şarkısı "Stairway to Heaven" ise bu sinsi kamuflajın teknik başarı açısından zirveye ulaştığı çalışma oldu. Bir grup Batılı araştırmacının, toplam süresi 12 dakikayı bulan bu popüler şarkının ortalarında bir yerde yakaladığı tüyler ürpertici "back-masking" bölümü aynen şöyle: (Şarkının normal akış cümleleri / 04'20"-04'41" arası)

"If there's a bustle in your hedgerow, don't be alone now,(Eğer bahçenizde bir karışıklık varsa, sakın ola hiç telaşa kapılmayın)

It's just a spring clean for the May queen.(Bu sadece Mayıs kraliçesinin yaptığı bir bahar temizliğidir)

Yes there are two paths you can go back,(Evet, iki patika yol mevcut izleyebileceğiniz)

But in the long run there's still time to change the road you're on."(Fakat böylesine uzun bir koşuda üzerinde ilerlediğiniz yolu değiştirmek için hâlâ zamanınız var)

Bu hâliyle en azından görünürde hiçbir satanik propaganda içermeyen şarkı, bir MP3 kaydından aynı hızla tam tersine çalındığında ise yukarıdaki cümleler şu biçimi alıyor:

Here's my sweet satan / İşte benim sevimli şeytanım

The one whose little path would make me sad whose power is satan / Bu küçük patikada ilerleyen beni hasta eden şey, şeytanın gücüdür

He'll give you 666 / O sana (şeytanın İncil'deki simgesi olan) 666 sayısını verecek

There was a little toolshed where he made us suffer, sad satan / Kederli şeytanın bize ızdırap verdiği bir malzeme kulübesi vardı (Burada geçen "malzeme kulübesi/toolshed" deyimi de bir başka şifre. Bu, grup üyelerinden Jimmy Page'in satanik ayinler düzenlemek üzere 1970'lerde satın aldığı tarihî bir evin adıydı.)

Parçada ayrıca, "Your stairway lies on the whispering wind" (Merdivenin fısıldayan rüzgarın üzerinde uzanır) dizesi de tersten dinlendiğinde "Because I live for satan" (Çünkü şeytan için yaşıyorum) sonucunu veriyor.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

TELKİNLER,

Onama bilinçaltınızı ,yeniden programlamanın en temel yollarından biridir.

Onamama ; basitçe bilinçaltımıza yerleştirmek istediğimiz hedeflerimizi veya

yeni inançlarımızı tekrarlama sürecidir.

Bu süreç , söylem bilinçaltına yerleşinceye kadar yazma,şifahi veya zihni

söyleme, dinleme veya davranış şekillerinde olabilir.Eğer onama içimizden

gelirse “kendinden telkin “ diğer insanlardan gelirse “dıştan telkin” denir.

Kendinden - telkinin bazı örnekleri;

Kendi onamalarınızı yüksek sesle veya zihnen tekrarlama,

Onamalarınızı yazmak,

Kayıt ettiğiniz kendinden telkin bantlarını dinlemek

Olmak istediğiniz kişi gibi davranmak, (hayran olduğunuz bir kişi yerine

kendinizi koymak ve onun gibi davranmak )

Dıştan –telkinin bazı örnekleri;

Başkası tarafından kayıt edilmiş,yardım ,onama sublimal CD ler dinlemek,

Kitap ve makaleler okumak,

Ebeveyn, kardeş ve arkadaşların fikirlerini dinlemek

TV programları seyir etmek.

Sevin , sevmeyin onamayı her zaman gerçekleştiriyorsunuz.

Konuştuğumuz zaman bilinçaltımız dinler,Hayattan şikayet ettiğinizde

bilinçaltınız dinler ve hep şikayet ettiğiniz hayatı size vermek için

talimatlarınızı sadakatle yerine getirir.

Onun için bundan sonra ne söylediğimize ,özellikle ‘tekrar ,tekrar’

söylediklerimize dikkat edelim.

Sanırım çok az insan her gün kendinden telkin uyguluyor. Onun için dünyadaki

başarılı insan sayısı çok az.

DİKKAT ! Eğer kendinden –telkin yapmasanız,size dıştan telkin yapılacaktır . Her

gün arkadaşlarınızdan ekonominin kötü olduğunu ,hayatın zor olduğunu vs.. duyuyorsunuzdur.

Devamlı dinleyince bilinçaltımız onun doğru olduğuna inanmaya başlar.Sonra

da(çekim yasasından ötürü) gerçekliğinizde onun doğru olduğunu

görürsünüz.Nihayetinde ,gerçek olduğuna ikna olursunuz.

İşte, yapacağınız onamalardan bazıları;

Her gün,her şekilde daha iyi oluyorum,

Her şey bana kolay ve zahmetsizce geliyor,

Işık ve sevgi ile dolu,neşe saçan bir varlığım,

Doğal olarak aydınlandım,

Hayatım bütün bir mükemmellikte çiçek açıyor,

Keyif aldığım her şey şimdi burada,

Hayatımın patronu benim,

İhtiyacım olan her şey zaten bende,

İstediğim neşeye sahip olmam uygundur.

Bu zengin bir evren ve hepimiz için bolluk var,

Bolluk benim doğal varoluşumdur,Bunu şimdi kabul ediyorum,

Sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor,

Her gün mali olarak bolluğa kavuşuyorum,

Daha çok verdikçe daha çok aldıkça daha mutlu hissediyorum,

Bu onamaları uyurken veya yataktan kalkmadan yazabilir,okuyabilir veya kaydedip

uyumadan dinleyebilirsiniz.

Onamada başarının anahtarı tekrardır. Bilinçaltımız kaslarımız gibidir.Onu

istediğiniz şeylerle onamanız gerekir.Onamaları her gün yapmakta tembellik

ederseniz,onu sizin yerinize başkaları yapacak,sonuçlarda her zaman sizin

istediğiniz gibi olmayacaktır.

Benim için kendimi olumlu tutmanın en basit yolu her sabah işe giderken iyi bir

kendine yardım CD’si dinlemektir. Bunun avantajları iki yönlüdür;

1-Güne zihnen olumlu bir tutumla başlamamı sağlar,

2- Bilinçaltımı olumlu inançlarla temizler ,böylece işte duyacağım olumsuz

fikirlerle bilinçaltım kirlenmez.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
bence mümkün çünkü bu bir lüks değil ihtiyaç. Hastalanınca doktora psikoloğa para ödemiyor muyuz, bi yerde imanımıza da fayadası var ki; bizim bundan daha ehemmiyetli bi işimiz mi var.

Benim anlayamadığım şu..Az önceki msj da sizde sormuştunuz,sizde fiatı öğrenememiş biri olarak mümkün olacağını nerden biliyorsunuz...Kur'anı kerime inanmayan biri bu konuda bir araştırma içinde olmazki,tabiki hepimiz için en önemli şey kur'anı kerim.Ama bu cd ler bedava değil ise(ki değil) tamamen duygusal tarafıda var değilmi kardeşim....

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu da yine cd içinde olan "sorular-cevaplar" dosyası...

 

NASIL DİNLEMELİYİZ.

Günde 6 ila 8 saat dinlerseniz 15 ila 21 gün içinde etkiler kendisini göstermeye başlar.

Sesi çok açmaya gerek yoktur müziğin sesiniz duymanız yeterlidir.

Her türlü işle meşgul olurken dinlenebilir. Uyurken, tv izlerken. kitap okurken vs…

Altta okunan ayetleri bazen duyabilirsiniz. Ancak duyulmayacak düzeyde olması gerekiyor. Amaç bilince takılmadan bilinç altına akmasını sağlamak. Duymak ve algılamak farklı kavramlardır. Siz farklı bir bilinç katmanında algılayacaksınız .yoksa Kuran ayetlerini Celcelütiye deki ve Cevşen ül kebirdeki bölümleri duymamanız gayet normal.

Her bir konu başlığı için üç tarzda müzik konulmuştur hoşunuza giden bir müziği seçebilirsiniz.Alt bölümde hazırlanan subliminal hepsinde aynıdır. Depresyon için ayrı ayetler ve bölümler başarı için ayrı ayetler ve bölümler. Sadece müzik türleri farklıdır. Başarı ve motivasyon için 3 tarz müzik vardır. Depresyon içinde aynı şekilde 3 tarzdır. Hoşunuza gideni seçebilirsiniz. Hepsini sıraylada dinleyebilirsiniz.

Ayetleri duymamanız etkini olmadığı anlamına gelmez unutmayın bunda bir amaç var o da bilinç altına tohumları ekmek bunu kitap da anlattık.

Hangi konularda subliminal kayıtlar hazırlamak mümkün?

Hangi konuda değil desek, aslında daha doğru olur. İstisnasız her konuda telkin cd’si hazırlanabilir. Ve bilinçaltı, istenilen konuda programlanabilir ve sorunlar aşılabilir. Yeter ki kişi gerçekten ne istediğini, ne yapmak istediğini ve amacının ne olduğunu bilsin. Unutmayalım. Bilinçaltı aldığı mesajı emir olarak kabul eder ve onu uygulamaya koyar. Kur’ân’ın çözümlediği, Cevşen ve Celcelutiye’nin çözümlediği her konuda telkinleri, yani ayetleri hazırlamak mümkün. Ki, yaş kuru her şey Kur’an’da var. Ve çözümü de var.

Siz şimdiye kadar ağırlıklı olarak hangi konular üzerinde telkin cd’leri hazırladınız?

Meselâ doğum problemi olan, miyon rahatsızlığı olan yakın bir tanıdığıma Meryem Sûresi’ndeki doğumun kolay geçmesi için Allah’ın Meryem’e olan tavsiyelerini anlatan âyetin ağırlıkta olduğu bir telkin cd’si hazırladım ve doğuma kadar su sesi eşliğinde onu dinledi. Ve inanılmaz kolay bir doğum geçirdi.

Hatta “İkinciyi doğuramaz, miyon buna izin vermez (çünkü tekrarlıyordu), çocuğun rahme tutunması güçtür” denildi. Ancak ikinciye hamile kaldı ve sorunu halloldu.

Bu olay nedir? Nasıl olur? Bunu kanun olarak ispat edemem, ancak “Biz, Kur’ân’dan mü’minler için bir şifa ve rahmet olan şeyi indiriyoruz” (İsra Sûresi: 82) mânâsı içinde her türlü şifanın olduğunu biliyorum.

Bu çalışmalar, yetişkinlere ve çocuklara yönelik iki ayrı kategoride hazırlanıyor. Özellikle çocuklara yönelik problemleri Radyo Programcısı Mehmet Yaşar kardeşim çok iyi biliyor. Bu konuda psikolog danışmanları var. Kendisi 10 yıldır çocuk programları hazırlıyor ve bu konuda seminerler veriyor. Çocuklar için olanı onunla belirliyoruz. O çocukların dilini çok iyi biliyor.

Yetişkinler için olanlar:

Stres ve depresyondan kurtulma, mânevî arınma ve huzur, bereket ve bolluk, ilim ve ruhani gelişme, metafizik (ruhsal) korunma, kanser ve tümür, şifâ telkinleri, migren, içki vb. kötü davranış ve alışkanlıklardan kurtulma, aile içi iletişim, sağlıklı ilişkiler, duyu ötesi yetenekler, yaşam enerjisini yükseltmek ve üst bilince çıkmak, geçmiş bağımlı ilişkilerden kurtulma, sağlıklı hamilelik, kişilik geliştirme ve özgüven kazanmak,

Çocuklar için:

Sağlıklı uyku ve huzurlu gelişim, 0-6 yaş aralığına uygun psikolojik ve biyolojik sağlıklı gelişim için seçilmiş duâ ve âyetler, korunmalar, psişik korunma ve nazar, esma mozaiği, İlâhî kanallara yol açmak, hiper aktivite ve dengeleme, başarı ve sağlıklı ilişkiler, hafıza güçlendirme.

Böyle birşey nereden aklınıza geldi?

İki faktör var:

Oğlum Emir Maruf, küçükken çok ağlayan bir çocuktu. İlk ona yaptım bu telkin cd’sini. Yunus sesi altına ‘Lâilâheillallah’ zikri ile ‘Ya Hayyu, Ya Kayyum’ zikrini ekledim. Çocuk bunu dinlediği an mışıl mışıl uyuyordu. İstisnasız belki 100 defa denemişimdir. Her defasında bu telkin cd’si ile uyuyordu. Uyumasa bile kesinlikle sakinleşiyordu.

İşte, bu çalışmalara ilk sevgili Emir Maruf vesile oldu. Daha sonra metafizik konularında danışanlara uyguladım ve yaklaşık 3 yıldır da danışanlarıma, sorunlarına yönelik hazırladığım bu cd’lerden veriyorum.

Bir etken daha var:

Kur’ân, tasavvuf ve metafizik üzerine araştırmalar yapıyorum. 14 yıldır çok çeşitli radyolarda programlar hazırladım, yıllardır da eğitim veriyorum. Esas ilgilendiğim saha, bu metafizik. Bu konuda meditasyon, farkındalık ve doğu öğretileri üzerine çalışmalar, eğitimler veriyorum. Aslında hepsi neticede ya Kur’ân ya da Resûlullah’a (asm) çıkıyor. İnsanlar işin mantığını anlıyor, sistem oturuyor. Ancak olayı yaşama geçirmek noktasında ya unutuyorlar, ya da beceremiyorlar. Kendi kendime “Peki nasıl olur?” dedim. Beni bilenler bilir, bedeli ne olursa olsun, hakikati hakikat ile yaşamak isterim. En radikal olduğum nokta budur. Osho’nun şu sözü beni derinden etkilemiştir: “Deneyimlenmeyen bilgi sana ait değildir.” Onun için yaşa, dene ve gör; gerçekten öyle mi? Hani diyor ya Peygamberimiz: “Allah’ım, eşyanın hakikatini göster” diye. Yine Hz. Ali (ra), “Görmediğim Rabbe secde etmem” diyor. Yani bunlar nasıl insanlar, nasıl mânâlar? İnsan hakikaten çok çok özeniyor. Siz de istiyorsunuz bunu doğal olarak. Yoksa dünyada âmâ olan ahirette âmâ olacak. Şahsen ben olmak istemiyorum. Takdir-i İlâhî bu yöntem aklıma geldi. Madem millet negatif telkinlerle yoldan çıkıyor. Bu oluyorsa, âyet koysak, Kur’ân koysak, olur mu olur. İlk olarak oğlum Emir’de denedim. Nurun alâ nur. Celcelutiye zaten benim miracımdır. “Şeyhiniz var mı?” diyorlar. “Var: Celcelutiye ve işaret ettiği manalar” diyorum. Oradaki şifreli harfler olsa dedim ve yaptığım çalışmalar içine bu kayıt tekniğini ekledim. Ve biiznillah oldu. Bütün kerâmet bu duâlardadır. Allah himmetlerini üstümüzden eksik etmesin.

Zihin, egodan dolayı karmaşık şeyleri sever. Ama aslında hayatın sırrı kolaylık ilkesiyle açılıyor. Zorlaştıran biziz. Zanlarımız…

Daha önce kimsenin aklına gelmedi mi?

Aslında bu çok yeni bir şey değil. Yani bu teknik zaten var. Dünyada kullanılıyor. Ve sonuçlar alınıyor. Benim yaptığım tek farklı şey, insan telkinleri yerine İlâhî telkinleri koymak. Sadece bu.

Nasıl dinlemeliyiz?

Dinlemek için özel bir şey yapmanıza gerek yok. Normal günlük yaşantınıza devam ediyorsunuz. Özel olarak başında oturmaya ve herhangi bir ritüel yapmaya gerek yok. Siz sadece müziği dinliyorsunuz. Müzik altındaki telkinler bilinç altına akıyor. O âyetler veya duâlar, telkinler bilinçaltı düzeyde işlemleri gerçekleştirirken, sizde dönüşüm işlemleri başlıyor. İş yaparken, uyurken, yemek yerken, arabada… Hiç fark etmez. Orada basitçe normal görüntüde siz güzel bir müzik dinliyorsunuz?! Ama aslında altında hazine var.

Etkileri ne zaman görülmeye başlıyor?

Bir haftada olduğu gibi, on günde de oluyor, 21. günde de etkileri ortaya çıkabiliyor. Ama 21. günü aştığı çok nadirdir. Eğer aşarsa, o da kişilerin kesik kesik dinlemesindendir. Düzenli dinlemek lâzım. Günde on saat duymalısınız. Siz tv izlerken, radyo dinlerken, iş yaparken, uyurken, araba sürerken, çocuğunuzla oynarken her hâlükârda dinleyebilirsiniz. Uyurken dinlerseniz etkileri daha hızlı açığa çıkar.

Sesini çok açmakla telkinlerin etkisi arasında bir bağlantı yok. Zaten telkinleri duyamazsınız. Müziğin içine gizlenmiştir bunlar. Müziğin sesini duymanız yeterlidir.

Duymadığımız bir şey bizi nasıl etkiler?

Duyuyorsun aslında ama başka bir kulakla. O kulağa gidiyor telkinler. Onun dili ve duyuşu zahirî kulak ve dilden farklı. Rüyada ses yok. Ama duyuyorsun işte. Rüyada duyduğun kulağınla duyuyorsun. Özel çalışmalarla insan daha ne sesler, ne görüntüler görebilir. Hem de gözünün hemen önünde. Yeter ki varlığı doğru okusun ve istesin. Âlem tek bir kare. Ve bu tek kare içinde sonsuz görüntüler var. “Oraya uygun bir kulak, oraya uygun bir göz lâzım” diyor Üstad. Bizde alıcılar sadece zahirî duyular kulak, göz değil. “Gözleri vardır ama göremezler” diyor Allah. Daha adını dahi bilmediğimiz ne latifelerimiz var. Bunlar her an alıyor ve veriyor. Ama farkında değiliz. Uyuşmuşsa kolun, yok gibi hissedersin. Bu çalışmalar uyuşmuş olan kanallara masaj etkisi yapıyor.

“Kâinat küçük âlem, insan büyük âlemdir” diyor Hz. Ali (ra). Meselenin düğüm noktası kaleyi içten fethetmek. Yoksa sahte benlik kapıyı açmıyor. “İllâ ki tanıyayım” istiyor. “Hızır, benim bildiğim işleri yapsın” diyor! Biz onu devre dışı bırakıp, direkt bilinç altına yolluyoruz telkinleri. Çünkü bilinç, şimdiki hâli ile hasta. Bunu siz yapmayacaksınız. Âyetlerin rehberleri sizde bu işlemi yapacak. Onlar doğum doktoru ebe. Seni “Ama ben?! Peki ben?!” denilen o zandan kurtaracaklar.

Düşünsene, çocuk annesinin karnında rahat, “Dışarı çıkmam” diyor. Niye? Öleceğini zannediyor. Halbuki orada dursa ölecek ama bilmiyor. Komik işte…

Bunu ailem dinlese, onlar da fayda görür mü?

Telkinleri dinleyen herkes ondan fayda görür. Bu, gül koksunu ortama vermek gibidir. Herkes hissesine göre alır. Kelimelerinde kendine ait kokusu vardır. Hatta “Kur’ân okuyan mü’min turunçgil gibi kokar” diye bir hadis var. “Salâvat getiren, gül gibi kokar” gibi…

Nasıl ki büyük marketlerde “Al, daha çok al” telkinleri var… Meselâ aile içinde sorunların var ve çıkmazdasın. Fatiha, Fetih ve Rahman Sûrelerinden, Cevşen’den, sorununa yönelik bir telkin cd’si hazırla. Bunları, güzel bir su sesinin altına, bilinçaltının algılayacağı 8 ilâ 12 hertz arasında kayıt et ve bir köşede çalışsın. Bir hafta sonra ne olur biliyor musun? Evin aurası değişir. Biz bu âyetleri öylesine kelimeler zannediyoruz. Ama öyle değil.

Onların hepsi canlı, hatta cisimleşebilir. Asrın insanı çok yüzeyde yaşıyor. Esas eğlence ve macera orada. Bangi jumping yapmak Everest’e çıkmak değildir. Veya futbol izlemek değildir. Gerçek lezzet ve keyf, ruhani âlemlerdir. O âlemleri tefekkür edip tüm bunların sahibine bağlı olmanın verdiği güvenle hayatı yaşamaktır. Hayat, sonsuz ve ölüm sadece geçiş kapısı. Bunu gerçekten bilen ve yaşayan insan için ölüm yoktur. Kutsalların yoludur.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Peki ben direkt Kur’ân dinlesem olmaz mı?

Tabii ki olur. Her halükârda olur. Bizim çalışmamız bir alternatif değil, sadece farklı bir düzlem. Yaptığımız aşama tam olarak soruna yönelik âyetlerin seçimi. Bunun, Cevşen, Celcelutiye ve bazı telkinlerle desteklenmesi. Kişinin istediği müziğin altına subliminal kayıt tekniği ile belli bir dalga boyunda eklemek. Bizim yapmaya çalıştığımız, bilinçli zihnin bulaşıklığı ile kirletmeden âyetleri bilinç altına, olanca safiyeti ile ekmek. Gizli telkinlerin etkisi neden güçlü? Çünkü zihin ona direnç göstermiyor. Arada engel yok. Biz engeli aşıp direkt bilinçaltı tarlasına giriyoruz. Bilinç bir engel oluşturmasın, mânâyı kirletmesin, kendileştirmesin.

Toplu yerlerde dinletsek de aynı etkileri alır mıyız? Çevremizdeki insanlar etkilenir mi?

Zaten büyük alışveriş merkezlerinde ve televizyonda, hatta bir çok müzik parçasının altında gizli telkin var. Kişiler şahsî çıkarları için hangi telkini vermek istiyorlarsa veriyorlar. O kadar çok filmde 25’inci kare var ki. Rock tarzı müziklerin çoğunun altında şeytan ve ateizm telkinleri var. Bunları, kitabın başında kısmen anlattım.

Bizim yaptığımız, bütünün ve o insanın hayrına olan âyetleri oraya yerleştirmek. Tabiî ki ama öyle, ama böyle etkisi olur. Bununla ilgili yaşadığım çok ilginç olaylar var, ancak burada anlatmak mümkün değil. Meselâ hapishanelerde su sesi altına yerleştirilen özel âyetler dinletilse ne olur? Mahkûmlar su sesi dinlesin. Veya başka müzik. Bence muazzam bir terapi olur. Veya toplum huzuru, sosyal barış ve farklı kültürlerin bir arada kardeşçe yaşamasına yönelik âyetler seçilse ve özel kanallarda radyoların müzik eserleri altına bunlar yerleştirilse, bu teknikle verilse ne olur? Bunlar çok derin çalışmalar. Bunları yapılmıyor zannetmeyin ama menfî kanalla yapıyorlar. Kendi reklamları için yapıyorlar.

Şimdi kimse silahla, sopa ile savaşmıyor. Savaş telkin savaşı. Bilinçaltını kuşatmaya yönelik savaş. Ve biz bu bölgeyi, kalb ve vicdan dairesini, Kur’ân’a satmazsak, o tohumları ekmezsek, birileri sizin yerinize eker. Sistemde boşluk yok. Melekle doldurmazsan, şeytan doldurur. Bu kadar basit.

Peki etik olarak doğru mu?

Ben toplu telkin vermiyorum. Kişilere özel, bireysel telkinler hazırlıyorum. “Toplu telkinlere karşı mısın?” dersen, biz zaten o kadar çok telkin altındayız ki, izin verin negatif telkinler olduğu gibi biraz da pozitif telkinler olsun. Denge olması iyidir. Bakın çizgi filmlerde o fon müziklerinin altında ne gizli telkinler var. Yani o çocukların bilinçaltına neler ekiyorlar biliyor musunuz? Şeytanın orduları yanında Rahman’ın orduları da var. Hayır için çalışanlardan bahseder Kur’ân.

Ve dahi tüm bunlar, neticede kişinin iradesine bakar. O iç telkinleri ve sesi, nasibiniz varsa uygulayabilirsiniz. Ebû Cehil gördü, neyin ne olduğunu biliyordu, ama iman etmedi. Bu, tercih meselesi. Burada aklın ihtiyarı elinden alınmıyor. Hani Bediüzzaman diyor ya “Duâ ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verir” diye. İşte bu çalışma da, insanın içerisinde hayra, iyiye doğru olan meyilleri bir nevî duâ ile uyandırma ve kuvvetlendirme çalışması. Hiçbir insan tam anlamı ile robot değil. Robot olanlar da kötü telkinle zarar göreceğine, faydalı telkinle en azında uyansın. Bu çalışmalar bilinçaltını tamamı ile dengelemek üzeredir.

Başka kullandığınız duâ veya telkin kaynakları var mı?

Bu konuda ana üç kaynak olmakla birlikte özellikle bazı durumlar için Risâle-i Nur’dan Mevlânâ’dan bazı duâlar ve telkinler kullanıyorum. Berhetiye duâsı var, o da çok etkili. Onun da esmâlara bakan boyutu var. Onları da kullanıyorum.

Meselâ 25. Lem’a, Hastalar Risâlesidir ve resmen mânevî şifadır. Risâle-i Nur’un dili de hipnotiktir, direkt bilinçaltına yöneliktir. Milton Erikson telkinlerine çok benzer. Kendisi, herhalde risâleyi görse idi, bunun bilinçaltı bölgeler için, yani iç dünya için hazırlandığını, sadece bu cümle kalıplarından anlardı.

Peki neden özellikle alfa ritminde kayıt altına alıyorsunuz?

Beynin yaydığı dalgalar var: Alfa, beta, teta ve gama.

Alfa dalgaları gevşeme dalga boyudur. Meselâ uykuya geçerken veya meditasyon esnâsında, insanlar gözlerini kapadıktan sonra tamamen sakin oldukları durumlarda yaydıkları dalga boyu. İnisiye ve ökült ilimlerle uğraşanlar bu dalga boyunu kullanırlar. Bunlar hep yapılmış olan ölçümler. Kişilerde bu dinginlik bozulduğu an, alfa ritmi kayıp olur. Bu dalga boyu, beynin en güçlü yaydığı dalga boyudur. Alfa durumu, bilinçaltı yapı ile bağlantılıdır ki, metafizik çalışmalar da beyni alfa durumuna getirmek içindir. Riyazet, arınma, şifa çalışmaları vs… Hipnotik telkinler de bu dalga boyunda olur. Bu, meditatif duruma girmeye bağlı. Bunu bilmek lazım. Bunun ses ve nefes eğitimleri, derin meditasyonları ve belli ritüelleri var. Bu durumu tanımak lâzım. Çalışmaları yaparken telkinler veya âyetler bu dalga boyunda okunur. Bilinçaltının dalga boyu bu. Arka kapının şifresi bu. Bu ritimle çalarsanız kapı açılır. Bu epey uzun ve derin bir konu…

Eeg cihazlarında bu dalga boyları tespit edilmiş. Meselâ sara hastalarında bu düzensizdir. Hatta bu konuda, yüzlerce defa denendiği halde sonucu değişmeyen bir deney var. Olay şu: Biri şifacı, diğeri sara hastası iki kişi eeg cihazına bağlanıyor ve şifacının dalga boyu çok düzenli, alfa iken; sara hastasınınki son derece düzensiz, hatta patolojik olarak delta yayıyor. Bu şifacı, saralının elini tuttuğu anda hasta da alfa yayamaya başlıyor. Şifacıda düşme yok, etkilenmiyor, halen normal, sağlıklı. Ama saralı olan hemen dengeye geliyor. Elini çekiyor tekrar patoloji deltaya dönüyor, elini tutuyor alfa, elini çekiyor delta. İşte sana manyetik pas.

Ki sahabe, “Hz. Peygamber (asm), hasta olan bölgeye elini koyar ve duâ ederdi” diyor. Hani reiki filan var ya hoşlanmasak da. Adı hoşumuza gitmese de, önyargı ile baksak da var. Ve en büyük reiki üstadı da İsa’dır (as), Muhammed’dir (asm).

İşte bu alfa insanda optimum denge halidir. Meselâ Kur’ân okuyorsunuz, direkt alfaya geçersiniz. 8 ilâ 12 devrelik bir uyum haline geçiyor hücreler. Alfa, hücrelerin düzenli yaydığı elektrik faaliyetidir. Dünyanın dönerkenki oluşturduğu manyetik dalga boyu da budur. Kâbe’de meselâ bu dalga boyu vardır. Sakin ve düzenli. Gerçi dünyanın son durumunda yaşadığı olaylarla deltaya kaymış durumdayız, ama amacımız alfayı daha da artırmak bu çalışma ile.

Başka hangi dalgalar var beynin yaydığı?

Beta var, o da stres ânında kafamızı toparlayamadığımız zamanlarda yayılıyor. Alfa ve tetedan daha hızlıdır.13 ilâ 40 arası salınıyor. Delta da uyku devresinde açığa çıkıyor. En yavaş olan teta dalgaları ise, uykunun ilk evresinde yayılıyor. 4 ilâ 7 kez salınıyor.

Bir de son zamanlarda gama üzerinde çalışıyorlar. Daha çok algılama ve bilinç merkezi olduğu düşünülüyor.

Bunlar sanki nefis mertebeleri ile de bağlantılı gibi. Hani Allah dostlarının yanında veya mübarek beldelerde nasıl huzurlu hissedersiniz kendinizi. Anlatırken bu aklıma geldi.

Doğrudur. Varlık tek, sadece düzeyleri ve görünümleri farklı. Herşeyde aynı sistem işliyor. Önemli nokta onların dilini bilmek. Süleyman’ın (as) kuş dili bilmesi, varlığın tüm mertebelerinin dilini bilmesidir. Onun için bütün enerji düzeyindeki varlıkları kendine istihdam edebiliyor.

Şeytan herhalde beta yayıyor. Veya şeytani fikirler de o şekilde işliyor.

Peki telkinleri nasıl dinlememizi tavsiye edersiniz?

İnsanın, önce ne istediğini bilmesi lâzım. Önce temelde arınma ve korunma telkinleri var. Onları dinlemeli. Bu tüm yapıyı dengeleyecek ve korumaya alacaktır. Daha sonra istediğiniz konuya uygun olanı seçebilirsiniz. Yaklaşık bir hafta gece gündüz çalacak ve 70-80 saatlik dinlenme süresi var.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Bunlar temel telkinler mi?

Hedeflerinizin etkisini arttırmak için bunlar önce arındırıyor. Bir tür oruç gibi. İçeride olan ağırlıkların atılması lâzım. Arınma bir tür bilinçaltı detoksu gibidir. Sonra bu durumu koruma altına almamız lâzım. Çünkü bunun üstüne binayı inşa edeceğiz. Temelin sağlam olması lâzım. Senin saf fıtratının üstüne istediğin manayı miraç ettiğimiz zaman, bunu adı kemalat oluyor. Hz. Mevlana diyor ki: “Hak aşığı bedenini delik deşik eder, gönlündeki altın küpü bulmak için, sonra da o küple yeniden imar eder.” Ama bu sefer inşallah yıkılmamak üzere.

Eski ve atıl olan enerjilerin atılması lâzım önce. Sonra onun paranteze, yani korunmaya alınması lâzım. Ondan sonra ne istiyorsun? Diyelim ki olumlu düşünmek istiyorsun veya sezgini güçlendirmek istiyorsun, korkuların var ondan kurtulmak istiyorsun. Konu başlıkları çok, hatta sonsuz. Çünkü Kur’ân sonsuz. Kişiler bize tam olarak ne istediklerini söylüyorlar ve biz de o kişiye özel telkin cd’si hazırlıyoruz. Bazıları standart, bazıları kişiye özel.

Bu noktayı daha da belirtmem lâzım. Şimdi danışan diyor ki meselâ: “Özgüvenimi geliştirmek istiyorum.” Bu kişi bize önce kısaca hayatını yazıyor. Kendince özgüvensizliğinin sebeplerini ve hayatında ne olursa bu sorunları aşabileceğini yazıyor. Bunlar test şeklinde. Veya bu konuda sadece anlatıyor. Kişinin yazdığı metinde ve anlattıklarında sorunla ve sorunun çözümü ile ilgili ipuçları var. Bu metni veya anlatılanları psikolog arkadaşlarımla birlikte tahlil ediyoruz. Onlar, işin psikoloji düzeyindeki durumuna bakıyorlar, bense manevi noktada hangi âyet, hangi duygu durumunun karşılığıdır. Barıştığı noktalar nedir? Buna bakıyorum ve ortak karar neticesinde bir âyet ve dua konsepti hazırlıyoruz. İşte ana metine bu yaptığımız tespitler ekleniyor. Sonra bunlar seslendiriliyor.

Ayetler meal olarak mı, yoksa orijinal mi seslendiriliyor?

Kesinlikle orijinal Kur’ân. Zaten etkisinin güçlü olması buradan geliyor. Bakın bunu çok derin metafiziksel deneyimlerde tespit ettim: İnsanın bilinçaltı dili Kur’anca, yani Rabbça. Peat denilen bir yöntem var. Mutlak kabulleniş içinde boşluğu deneyimlemek diyebiliriz. İnsan bu teknikle boşluk deneyimi yaşıyor. Ve o konumdaki bir kişinin Kur’an okumayı bilmemesine, hatta bu konularla ilgisi olmamasına rağmen, ağzından Yasin Sûresi’nin ilk 8 âyetinin döküldüğünü biliyorum. Bazılarının irade dışından Bakara Suresinin ilk 5 ayetini okuduğunu biliyorum. Bazıları hatta kendi sorununa yönelik hangi âyeti okuması gerektiğini söylüyor. Çok ilginç deneyimler var, insan tam anlamı ile bir gizem. Hatta Cennet dilinin Arapça olduğuna dair hadisler var. Farsça, Aramice ve Arapça… Bu dillerin vurguları ve insan aurasında, bilinçaltında bıraktığı etkiler çok fazla. Hatta insanlığın ilk dilleri bunlar. Yani biz, DNA’mızda Hz. Adem’den (as) bu yana olan kalıpları, vibrasyona getiriyor, onları Kur’an ile uyandırıyoruz.. Bir God kelimesi Allah kelimesinin yerini tutmaz. Veya oku kelimesi, “ikra”nın yerini tutamaz. Meâl vermek anlamak içindir. O da zihinseldir. Kendincedir. Onun için orijinalin yerini hiç birşey tutamaz.

Önce arınma ve korunma cd’leri dinlenilmeli. Sonra özel konular seçebilirsiniz. Bunlar katalizör gibidir.

Bu telkinlerin etkili olmayacağını düşünenler olabilir?

Bu konuda sadece benim değil, dünyada alınmış sonuçlar var. Benim yaptığım yeni bir şey değil. Ben sadece Kur’an’ı, Cevşen’i ve Celcelutiye’yi işin içine kattım. Yani olayı daha da keskin ve varlıkla bütünsel hâle getirdim. Telkin ve subliminal kayıt zaten çok eskiden beri var. Dünyada bir sürü telkin cd’si var, binlerce konuda hazırlanmış telkin cd’leri bulabilirsiniz. Benim yaptığımsa, onlardan farklı olarak;

a- Kur’an telkinleri, yani ayetleri ve Hz. Peygamber’in yaptığı duaları, Cevşen, Celcelutiye ile ve çok özel zatların bazı duâları ile, orijinali ile, bilinçaltına yollamak.

b- Bunları alfa ritminde 8 ilâ 12 hertzlik kayıtla kayıt altına almak

c- Belli bir ritmotransla okumak.

Bu çalışmanın farkı bu, onun için evrensel ve kalıcı.

“Kuran ve mü’min ikiz kardeştir” hadisini iyi tefekkür etmeli. İstisnasız her insanın içine Kur’ân şifrelenmiştir. Ve bilim, ilerleyen dönemde bunu tespit edecek. Hatta Pakistanlı Müslüman bir bilim adamı, bir genetik mühendisi DNA üzerinde yaptığı çalışmalarda DNA’nın P19 numaralı kodonlarında Alak Sûresinin yazılı olduğunu tespit etti. Evet insan DNA’sında Kur’ân yazıyor. Dikkat et, P19 ve Alak Sûresi. İlk inen sûre ve 19 âyettir.

Amerika’da çalışmalarını yürüten Müslüman bilim adamı Ahmet el-Kadi, Kur’an’ın insan üzerindeki fizikî tesirini, şifa olup olmamasını araştırdı. Burada kullanılan âletler, çok hassas ve son teknoloji. Boston Üniversitesi tıp fakültesinde yapıldı. Âletlerin özelliği emg yani elektromyografi, deri iletkenliği ve kas sinir aktivitesini ölçüyor. eder electrodermal response nefes alış verişi ve kalp atışını ölçüyor. ppg photoelectric pletshysm graphy kan basıncı ve akım hızını ölçüyor. eeg ise beyin dalgalarını ölçüyor. Bunlar elektrotlarla deneklere bağlandı. Araştırma için yaşları 17 ila 40 arasında değişen kadın ve erkek ve hiç bir şekilde Arapça bilmeyen insanları seçti. Araştırmanın ilk bölümü 42 seans sürdü ve her seansta 5 deney yapıldı. Yani deneyler toplam 210’u buldu. Kur’ân’la birlikte Kur’an’a ses, ton ve kelime yapısı olarak çok benzeyen parçalar da dinletildi. Tabii ki bunlar düzenli olarak değişiyordu. Ve dinlenen materyalin ne olduğu kesinlikle gizli tutuluyordu. 40. deneyde ise, gönüllülere hiç bir şey dinletilmedi ve rahat bir şekilde otururlarken, vücutları üzerinde aynı araştırma yapıldı. Böylelikle gerilim azaltıcı tesirin, sadece insanların dinlenmesi sırasında olup olmadığı tespit edilmek isteniyordu. Bariz bir fark görülmedi. Fakat dinlenen parçanın Kur’an olması halinde, gönüllülerin vücutlarında ne oluyorsa oluyor ve olağanüstü bir gerilim azalması oluyor, beyin dalgaları normale dönüyordu. Kur’an dinlendiği anda deneklerin yüzde 97’sinde vücut bir anda optimum, yani denge seviyesine geliyordu.

Arapça’nın yanında İngilizce tercümesi de ve Arapça’ya yakın ses tonları ve kelimeler de kullanıldı. Ancak hiçbiri, Kur’an’ın orijinalinin yaptığı etkiyi yapamadı ve Kuzey Amerika İslam Tıp Kongresinde çok büyük bir ilgi ile karşılandı.

Bu araştırma üstüne daha da gidildi ve daha çok deneyler yapıldı. Konu üzerinde çalışan bilim adamlarının ortak görüşü şu oldu:

“Kur’an’ı dinleyen insanları tesadüfe yer bırakmayacak derecede inceleyen bu âletler, her seferinde aynı şeyi dile getiriyor. İnsan vücudu Allah kelâmı karşısında gerilimi kaybediyor, kan dolaşımı artıyor, kalp atışları ve deri ısısının normale düştüğünü gösteriyor. Ayrıca insanda bağışıklık sistemi güçleniyor. Bu çalışma, kanser dahil bir çok hastalığın korunma ve tedavi yollarında, Kur’an üzerinde durulması gerektiğini ortaya koyuyor. Yani tüm vücut optimum olması gereken seviyeye geliyor. Üstelik bu insanlar ne dinlediğini bilmiyor.”

Evet Kur’an’ın Allah’ın kelâmı olduğu, adeta vücuttaki zerreler tarafından tasdik ediliyor ve dinletilen diğer seslerde meydana gelmeyen tesirler, Kur’an dinlenmeye başlandığı an ortaya çıkıyordu.

“Biz Kur’an’ı insanlara rahmet ve şifa olarak gönderdik.” (İsra Suresi 82. âyet)

Daha bunlar gibi, özellikle son zamanda yüzlerce örnek ve deney var. Bunların kısmen bilindiğini, zaten işin bu boyutuna inanıldığını düşündüğüm için detaylara girmiyorum.

Evet Kur’an ve 1001 esmayı içinde bulunduran Cevşen ve aslı vahiy olan Celcelutiye, insan bilinçaltına sembolik olarak kodlanmıştır. Ve buna farklı bir düzlemde tam uyumlu hale gelmek için bizim bu çalışmamız bir teknik geliştirmiştir. Bu konuda önemli sonuçlar da almıştır.

Sakın yanlış anlaşılmasın, diğer kişilerin yaptığı telkin çalışmaları kalıcı değil demek istemiyorum. Bakın onlar da etkili ve güçlü ama Kur’ân telkinleri yanında takdir edersiniz ki insan kelâmının esamesi okunmaz.

Telkinlere inansak bilinçaltına girip etkisi daha da artar mı?

Şimdi şöyle bir durum var: İnansan da, inanmasan da bu âyetler bilinçaltına akar. Bediüzzaman “Gafletle yapılan zikirler dahi feyizden halî (yoksun) değildir” der. Yani elektrik çarpar mı, çarpmaz mı, bunun inanıp inanmakla ilgisi yok. Bu bir kanun, çarpar. Aynen bunu gibi telkinler, inansan da girer, inanmasan da… Bilinçaltına girer. Bu bir kanun ancak işin ince ve hassas noktası şu. Sen bilinçaltının yeni yapılanması ve pozitife kanal olması ile bilincine yansıyan telkinleri yaşantına kabul ediyor musun, etmiyor musun? Biz sadece senin isteğinin o mânâyı, o çiçeği daha da güçlendiriyoruz. İstemediklerini de dönüştürüyoruz. Yani âyetler bunu yapıyor. Daha önce istemediğin şeylerin oranı yüzde 75 idi. İstediklerin yüzde 25. Şimdi oranları tersine çeviriyoruz.

Buna rağmen sen bile bile gidip o çiçekleri yolarsan, o zaman yapacak birşey yok. İnatlaşmamak lâzım. Biz robot değiliz. Aklın ihtiyarı burada alınmıyor. Sadece akl-ı selim sağlanıyor. Hatta daha derinde ve devamında tam anlamı ile mutmainiyete erişebiliyorsun. Bu çalışma bir tür barajı atlatmak gibidir. Seni destekliyor. Neticede senin iraden devrede. Hani “Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir” diyor ya âyette. Bu kanun da, Allah’ın bir tür ordusu. Ve kime niyet, kime kısmet derler. Senin dinleyip dinleyememen de tesadüf değil. Olmaz dersin, saçma dersin, demek ki nasibin yokmuş. Öbürü dinler, demek ki nasibi varmış. Neden bu kadar emin konuşuyorum biliyor musun? Çünkü işin içinde Kur’an var, Cevşen var, Celcelutiye var.

Onlara havale edilen bir dâvâ, en güzeli ile sonuçlanır. Sonuç nasıl olur, o ayrı. Sorun o değil. Sorun âyetlerin bilinçaltına tüm safiyeti ile girmesi. Olay bu. Sâfiyeti ile girsin, gerisine karışma. Senin için en iyisi olacak. Şüphen olmasın.

Ama dediklerimizi tam yapmalısın, yani 3 gün dinleyip 4 gün kestin mi olmaz. Abdesti tam almak lâzım. Bu bir ilim ve denenip netice alınmış bir ilim. Dünyada kişisel gelişim telkin çalışmaları bu teknikle yapılıyor. Belli süresi var.

Ses seviyesi ne olmalı?

Seviye çok fazla olmamalı. Çok açarsam etki artar diye birşey yok. Hatta çok açtığınızda arada ayetleri duyabilirsiniz. O zaman kısın. Bilinç orada olanın farkına varmasın. Müziğin sesini duymanız yeterli. Yani yüksek ses faydalıdır diye birşey yok. Mesela iş yerinde dinlerken kısık sesle kimse rahatsız olmaz.

Bu çalışmanın herhangi bir zararı var mı?

Kesinlikle var! Şeytana ve seni üzen şeylere zarar verir, hatta yok eder biiznillah.

Âyetlerin kime zararı olabilir ki? Burada da önemli nokta şu: O da altta kullanılan müzik yeter ki depresif olmasın. Onun için ben ağırlıklı olarak doğa sesleri, su sesi, yağmur ormanları, özel hazırlanmış hipnotik fonlar, ney sesi ve insanda ulvî duyguları açığa çıkartan new age, etnik müzikler tarzı klasik (Mozart, bethoven, vs.) tarz saz semaileri ve mevlevî ayinlerini seçiyorum.

Günlük hayatta o kadar çok ve menfî telkin altındayız ki benim yaptığım önce bunlardan arınma, daha sonra o saf fıtrat üzerine istenilen ve arzu edilen modeli oturtma.

Evet zararlı olan telkinler tıpkı asitli içecek dolu bir bardak gibi. Ancak biz bu asitli içecek üstüne yavaş yavaş su dökersek, bir süre sonra asitli içecek tamamen gider ve yerinde su kalır. İşte yapılan çalışma aynen bunun gibi.

Bu telkinlerin etkilerinin ortaya çıkıp çıkmadığı nasıl anlaşılır?

Öncelikle kişinin bedeninde bir kıyama kalkmak diyebileceğimiz dikleşme görülür. Yani daha önce sırtında ağırlık bulunan ve yere yakın yürüyen siz gitmiş, daha net farkındalık sahibi bir birey gelmiştir. Cilt de daha berrak ve sevgi yüklü bakışlar kendini gösterir. Bu biyolojik olarak fark edilir düzeydedir. Düşünsel olarak da o eski, gereksiz ve rahatsız edici düşünceler, alt fondan akan cızırtı gibi olan ve irade harici gelen duygularda ciddi bir azalma, hatta kesilme olur. En son olarak da, kesinlikle tarif edilemeyen, dış faktörlere bağlı olmayan bir güven ve dinginlik hissi içinde olursunuz. Daha kabul edici, daha bağışlayıcı, daha uyumlu.

Bu ilk iki cd’nin etkileri. Daha sonra bunun üstüne, özel olarak istediğiniz model varsa, onların etkileri de hazırlanan âyet ve seçilen duâlara göre olmaktadır.

Telkinler ne kadar zaman sonra bırakılmalı?

Bilinçaltında bir bilginin alışkanlık, yani refleks haline gelmesi için gerekli süre, yaklaşık 21 gündür. Ben şöyle tavsiye ediyorum: 21 günden sora günde bir saat dinleyin. Zaten içsel konuşmalar ve öz benlikle diyaloğa geçileceği için artık bir süre sonra tüm sistem oraya havale edilir. Biz oraya kapı açmak için yapıyoruz zaten tüm çalışmayı. Hani uzaya çıkan füzelere yedek yakıt tankı koyarlar. Sürtünmesiz ortama girdikten sonra yani atmosferin dışına çıktıktan sonra bunları taşımaya gerek yoktur. Dolayısı ile 21 günün ardından etki alındıktan sonra günde bir saat dinlenebilir. Üst bilince sıçradıktan sonra zaten bu süreç otomatik olarak seleksiyona uğrar veya farklı bir format alır.

Telkinleri dinliyorum, etkisini de görüyorum, ancak bazen kendimi eski düşünceler içerisinde buluyorum.

Bakın daha ilgincini söyleyeyim size: Telkinler dinlenmeye başladığı anda, enteresan, daha önce olmadık düşünceler bazılarında daha da artıyor. Bu, arınma sürecinin bir parçası. Hz. Mevlânâ diyor ki: “Sen kendini duru pak zannediyorsun ama dibin çamur bağlamış.” Bilmediğimiz, adını dahi koyamadığımız o kadar çok klasörden etkileniyoruz ki? Bize musallat olan bu alışkanlığın veya düşüncenin temeli belki de çok küçükken, hatta anne karnında iken yaşadığımız bir olay. İşte siz bu telkinleri dinlerken, bu âyetler işi kökünden hallettiği için, yani havuza dibinden suyu verdiği için değişik duygu kabarımları oluyor. Bu herkeste olmuyor. Ancak olursa, bu sürecin bir parçası.

Değişimi kendinde hissetmesine rağmen, zaman zaman eski düşünceleri veya alışkanlıkları hissetmek… Mehmet Kırkıncı söyle bir şey demişti Ramazan için. Ramazan’da şeytanlar bağlanır ve insana zarar vermez. Ancak kalp mağarasında onun sesi o kadar çok vardır ki… Şimdi sesi kesik olmasına rağmen yankıları devam ediyor. Depremde de öyle değil midir, ana depremden sonra artçıları sürer.

Şunu bilmek lâzım: Hayatta hiçbir şey, birden bire başlamaz, birden bire de kesilmez. Oval bir süreç vardır. Ki bunun adı sabırdır.

Bu herkeste olmuyor. Ama farkında değiliz, ancak bilinçaltı alışkanlıklarının gittiğini görünce tepki gösteriyor. Düşünsene, yıllarca karanlık ve kokuşmuş odada kalmış bir adamı güneşin, denizin ve bol oksijenin olduğu yere çıkaracaksınız… Pek gelmek istemeyebilir, az bir direnç gösterecek tabiî ki. Bunlar hep sürecin bir parçası. Ama geçicidir

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bunlar temel telkinler mi?

Hedeflerinizin etkisini arttırmak için bunlar önce arındırıyor. Bir tür oruç gibi. İçeride olan ağırlıkların atılması lâzım. Arınma bir tür bilinçaltı detoksu gibidir. Sonra bu durumu koruma altına almamız lâzım. Çünkü bunun üstüne binayı inşa edeceğiz. Temelin sağlam olması lâzım. Senin saf fıtratının üstüne istediğin manayı miraç ettiğimiz zaman, bunu adı kemalat oluyor. Hz. Mevlana diyor ki: “Hak aşığı bedenini delik deşik eder, gönlündeki altın küpü bulmak için, sonra da o küple yeniden imar eder.” Ama bu sefer inşallah yıkılmamak üzere.

Eski ve atıl olan enerjilerin atılması lâzım önce. Sonra onun paranteze, yani korunmaya alınması lâzım. Ondan sonra ne istiyorsun? Diyelim ki olumlu düşünmek istiyorsun veya sezgini güçlendirmek istiyorsun, korkuların var ondan kurtulmak istiyorsun. Konu başlıkları çok, hatta sonsuz. Çünkü Kur’ân sonsuz. Kişiler bize tam olarak ne istediklerini söylüyorlar ve biz de o kişiye özel telkin cd’si hazırlıyoruz. Bazıları standart, bazıları kişiye özel.

Bu noktayı daha da belirtmem lâzım. Şimdi danışan diyor ki meselâ: “Özgüvenimi geliştirmek istiyorum.” Bu kişi bize önce kısaca hayatını yazıyor. Kendince özgüvensizliğinin sebeplerini ve hayatında ne olursa bu sorunları aşabileceğini yazıyor. Bunlar test şeklinde. Veya bu konuda sadece anlatıyor. Kişinin yazdığı metinde ve anlattıklarında sorunla ve sorunun çözümü ile ilgili ipuçları var. Bu metni veya anlatılanları psikolog arkadaşlarımla birlikte tahlil ediyoruz. Onlar, işin psikoloji düzeyindeki durumuna bakıyorlar, bense manevi noktada hangi âyet, hangi duygu durumunun karşılığıdır. Barıştığı noktalar nedir? Buna bakıyorum ve ortak karar neticesinde bir âyet ve dua konsepti hazırlıyoruz. İşte ana metine bu yaptığımız tespitler ekleniyor. Sonra bunlar seslendiriliyor.

Ayetler meal olarak mı, yoksa orijinal mi seslendiriliyor?

Kesinlikle orijinal Kur’ân. Zaten etkisinin güçlü olması buradan geliyor. Bakın bunu çok derin metafiziksel deneyimlerde tespit ettim: İnsanın bilinçaltı dili Kur’anca, yani Rabbça. Peat denilen bir yöntem var. Mutlak kabulleniş içinde boşluğu deneyimlemek diyebiliriz. İnsan bu teknikle boşluk deneyimi yaşıyor. Ve o konumdaki bir kişinin Kur’an okumayı bilmemesine, hatta bu konularla ilgisi olmamasına rağmen, ağzından Yasin Sûresi’nin ilk 8 âyetinin döküldüğünü biliyorum. Bazılarının irade dışından Bakara Suresinin ilk 5 ayetini okuduğunu biliyorum. Bazıları hatta kendi sorununa yönelik hangi âyeti okuması gerektiğini söylüyor. Çok ilginç deneyimler var, insan tam anlamı ile bir gizem. Hatta Cennet dilinin Arapça olduğuna dair hadisler var. Farsça, Aramice ve Arapça… Bu dillerin vurguları ve insan aurasında, bilinçaltında bıraktığı etkiler çok fazla. Hatta insanlığın ilk dilleri bunlar. Yani biz, DNA’mızda Hz. Adem’den (as) bu yana olan kalıpları, vibrasyona getiriyor, onları Kur’an ile uyandırıyoruz.. Bir God kelimesi Allah kelimesinin yerini tutmaz. Veya oku kelimesi, “ikra”nın yerini tutamaz. Meâl vermek anlamak içindir. O da zihinseldir. Kendincedir. Onun için orijinalin yerini hiç birşey tutamaz.

Önce arınma ve korunma cd’leri dinlenilmeli. Sonra özel konular seçebilirsiniz. Bunlar katalizör gibidir.

Bu telkinlerin etkili olmayacağını düşünenler olabilir?

Bu konuda sadece benim değil, dünyada alınmış sonuçlar var. Benim yaptığım yeni bir şey değil. Ben sadece Kur’an’ı, Cevşen’i ve Celcelutiye’yi işin içine kattım. Yani olayı daha da keskin ve varlıkla bütünsel hâle getirdim. Telkin ve subliminal kayıt zaten çok eskiden beri var. Dünyada bir sürü telkin cd’si var, binlerce konuda hazırlanmış telkin cd’leri bulabilirsiniz. Benim yaptığımsa, onlardan farklı olarak;

a- Kur’an telkinleri, yani ayetleri ve Hz. Peygamber’in yaptığı duaları, Cevşen, Celcelutiye ile ve çok özel zatların bazı duâları ile, orijinali ile, bilinçaltına yollamak.

b- Bunları alfa ritminde 8 ilâ 12 hertzlik kayıtla kayıt altına almak

c- Belli bir ritmotransla okumak.

Bu çalışmanın farkı bu, onun için evrensel ve kalıcı.

“Kuran ve mü’min ikiz kardeştir” hadisini iyi tefekkür etmeli. İstisnasız her insanın içine Kur’ân şifrelenmiştir. Ve bilim, ilerleyen dönemde bunu tespit edecek. Hatta Pakistanlı Müslüman bir bilim adamı, bir genetik mühendisi DNA üzerinde yaptığı çalışmalarda DNA’nın P19 numaralı kodonlarında Alak Sûresinin yazılı olduğunu tespit etti. Evet insan DNA’sında Kur’ân yazıyor. Dikkat et, P19 ve Alak Sûresi. İlk inen sûre ve 19 âyettir.

Amerika’da çalışmalarını yürüten Müslüman bilim adamı Ahmet el-Kadi, Kur’an’ın insan üzerindeki fizikî tesirini, şifa olup olmamasını araştırdı. Burada kullanılan âletler, çok hassas ve son teknoloji. Boston Üniversitesi tıp fakültesinde yapıldı. Âletlerin özelliği emg yani elektromyografi, deri iletkenliği ve kas sinir aktivitesini ölçüyor. eder electrodermal response nefes alış verişi ve kalp atışını ölçüyor. ppg photoelectric pletshysm graphy kan basıncı ve akım hızını ölçüyor. eeg ise beyin dalgalarını ölçüyor. Bunlar elektrotlarla deneklere bağlandı. Araştırma için yaşları 17 ila 40 arasında değişen kadın ve erkek ve hiç bir şekilde Arapça bilmeyen insanları seçti. Araştırmanın ilk bölümü 42 seans sürdü ve her seansta 5 deney yapıldı. Yani deneyler toplam 210’u buldu. Kur’ân’la birlikte Kur’an’a ses, ton ve kelime yapısı olarak çok benzeyen parçalar da dinletildi. Tabii ki bunlar düzenli olarak değişiyordu. Ve dinlenen materyalin ne olduğu kesinlikle gizli tutuluyordu. 40. deneyde ise, gönüllülere hiç bir şey dinletilmedi ve rahat bir şekilde otururlarken, vücutları üzerinde aynı araştırma yapıldı. Böylelikle gerilim azaltıcı tesirin, sadece insanların dinlenmesi sırasında olup olmadığı tespit edilmek isteniyordu. Bariz bir fark görülmedi. Fakat dinlenen parçanın Kur’an olması halinde, gönüllülerin vücutlarında ne oluyorsa oluyor ve olağanüstü bir gerilim azalması oluyor, beyin dalgaları normale dönüyordu. Kur’an dinlendiği anda deneklerin yüzde 97’sinde vücut bir anda optimum, yani denge seviyesine geliyordu.

Arapça’nın yanında İngilizce tercümesi de ve Arapça’ya yakın ses tonları ve kelimeler de kullanıldı. Ancak hiçbiri, Kur’an’ın orijinalinin yaptığı etkiyi yapamadı ve Kuzey Amerika İslam Tıp Kongresinde çok büyük bir ilgi ile karşılandı.

Bu araştırma üstüne daha da gidildi ve daha çok deneyler yapıldı. Konu üzerinde çalışan bilim adamlarının ortak görüşü şu oldu:

“Kur’an’ı dinleyen insanları tesadüfe yer bırakmayacak derecede inceleyen bu âletler, her seferinde aynı şeyi dile getiriyor. İnsan vücudu Allah kelâmı karşısında gerilimi kaybediyor, kan dolaşımı artıyor, kalp atışları ve deri ısısının normale düştüğünü gösteriyor. Ayrıca insanda bağışıklık sistemi güçleniyor. Bu çalışma, kanser dahil bir çok hastalığın korunma ve tedavi yollarında, Kur’an üzerinde durulması gerektiğini ortaya koyuyor. Yani tüm vücut optimum olması gereken seviyeye geliyor. Üstelik bu insanlar ne dinlediğini bilmiyor.”

Evet Kur’an’ın Allah’ın kelâmı olduğu, adeta vücuttaki zerreler tarafından tasdik ediliyor ve dinletilen diğer seslerde meydana gelmeyen tesirler, Kur’an dinlenmeye başlandığı an ortaya çıkıyordu.

“Biz Kur’an’ı insanlara rahmet ve şifa olarak gönderdik.” (İsra Suresi 82. âyet)

Daha bunlar gibi, özellikle son zamanda yüzlerce örnek ve deney var. Bunların kısmen bilindiğini, zaten işin bu boyutuna inanıldığını düşündüğüm için detaylara girmiyorum.

Evet Kur’an ve 1001 esmayı içinde bulunduran Cevşen ve aslı vahiy olan Celcelutiye, insan bilinçaltına sembolik olarak kodlanmıştır. Ve buna farklı bir düzlemde tam uyumlu hale gelmek için bizim bu çalışmamız bir teknik geliştirmiştir. Bu konuda önemli sonuçlar da almıştır.

Sakın yanlış anlaşılmasın, diğer kişilerin yaptığı telkin çalışmaları kalıcı değil demek istemiyorum. Bakın onlar da etkili ve güçlü ama Kur’ân telkinleri yanında takdir edersiniz ki insan kelâmının esamesi okunmaz.

Telkinlere inansak bilinçaltına girip etkisi daha da artar mı?

Şimdi şöyle bir durum var: İnansan da, inanmasan da bu âyetler bilinçaltına akar. Bediüzzaman “Gafletle yapılan zikirler dahi feyizden halî (yoksun) değildir” der. Yani elektrik çarpar mı, çarpmaz mı, bunun inanıp inanmakla ilgisi yok. Bu bir kanun, çarpar. Aynen bunu gibi telkinler, inansan da girer, inanmasan da… Bilinçaltına girer. Bu bir kanun ancak işin ince ve hassas noktası şu. Sen bilinçaltının yeni yapılanması ve pozitife kanal olması ile bilincine yansıyan telkinleri yaşantına kabul ediyor musun, etmiyor musun? Biz sadece senin isteğinin o mânâyı, o çiçeği daha da güçlendiriyoruz. İstemediklerini de dönüştürüyoruz. Yani âyetler bunu yapıyor. Daha önce istemediğin şeylerin oranı yüzde 75 idi. İstediklerin yüzde 25. Şimdi oranları tersine çeviriyoruz.

Buna rağmen sen bile bile gidip o çiçekleri yolarsan, o zaman yapacak birşey yok. İnatlaşmamak lâzım. Biz robot değiliz. Aklın ihtiyarı burada alınmıyor. Sadece akl-ı selim sağlanıyor. Hatta daha derinde ve devamında tam anlamı ile mutmainiyete erişebiliyorsun. Bu çalışma bir tür barajı atlatmak gibidir. Seni destekliyor. Neticede senin iraden devrede. Hani “Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir” diyor ya âyette. Bu kanun da, Allah’ın bir tür ordusu. Ve kime niyet, kime kısmet derler. Senin dinleyip dinleyememen de tesadüf değil. Olmaz dersin, saçma dersin, demek ki nasibin yokmuş. Öbürü dinler, demek ki nasibi varmış. Neden bu kadar emin konuşuyorum biliyor musun? Çünkü işin içinde Kur’an var, Cevşen var, Celcelutiye var.

Onlara havale edilen bir dâvâ, en güzeli ile sonuçlanır. Sonuç nasıl olur, o ayrı. Sorun o değil. Sorun âyetlerin bilinçaltına tüm safiyeti ile girmesi. Olay bu. Sâfiyeti ile girsin, gerisine karışma. Senin için en iyisi olacak. Şüphen olmasın.

Ama dediklerimizi tam yapmalısın, yani 3 gün dinleyip 4 gün kestin mi olmaz. Abdesti tam almak lâzım. Bu bir ilim ve denenip netice alınmış bir ilim. Dünyada kişisel gelişim telkin çalışmaları bu teknikle yapılıyor. Belli süresi var.

Ses seviyesi ne olmalı?

Seviye çok fazla olmamalı. Çok açarsam etki artar diye birşey yok. Hatta çok açtığınızda arada ayetleri duyabilirsiniz. O zaman kısın. Bilinç orada olanın farkına varmasın. Müziğin sesini duymanız yeterli. Yani yüksek ses faydalıdır diye birşey yok. Mesela iş yerinde dinlerken kısık sesle kimse rahatsız olmaz.

Bu çalışmanın herhangi bir zararı var mı?

Kesinlikle var! Şeytana ve seni üzen şeylere zarar verir, hatta yok eder biiznillah.

Âyetlerin kime zararı olabilir ki? Burada da önemli nokta şu: O da altta kullanılan müzik yeter ki depresif olmasın. Onun için ben ağırlıklı olarak doğa sesleri, su sesi, yağmur ormanları, özel hazırlanmış hipnotik fonlar, ney sesi ve insanda ulvî duyguları açığa çıkartan new age, etnik müzikler tarzı klasik (Mozart, bethoven, vs.) tarz saz semaileri ve mevlevî ayinlerini seçiyorum.

Günlük hayatta o kadar çok ve menfî telkin altındayız ki benim yaptığım önce bunlardan arınma, daha sonra o saf fıtrat üzerine istenilen ve arzu edilen modeli oturtma.

Evet zararlı olan telkinler tıpkı asitli içecek dolu bir bardak gibi. Ancak biz bu asitli içecek üstüne yavaş yavaş su dökersek, bir süre sonra asitli içecek tamamen gider ve yerinde su kalır. İşte yapılan çalışma aynen bunun gibi.

Bu telkinlerin etkilerinin ortaya çıkıp çıkmadığı nasıl anlaşılır?

Öncelikle kişinin bedeninde bir kıyama kalkmak diyebileceğimiz dikleşme görülür. Yani daha önce sırtında ağırlık bulunan ve yere yakın yürüyen siz gitmiş, daha net farkındalık sahibi bir birey gelmiştir. Cilt de daha berrak ve sevgi yüklü bakışlar kendini gösterir. Bu biyolojik olarak fark edilir düzeydedir. Düşünsel olarak da o eski, gereksiz ve rahatsız edici düşünceler, alt fondan akan cızırtı gibi olan ve irade harici gelen duygularda ciddi bir azalma, hatta kesilme olur. En son olarak da, kesinlikle tarif edilemeyen, dış faktörlere bağlı olmayan bir güven ve dinginlik hissi içinde olursunuz. Daha kabul edici, daha bağışlayıcı, daha uyumlu.

Bu ilk iki cd’nin etkileri. Daha sonra bunun üstüne, özel olarak istediğiniz model varsa, onların etkileri de hazırlanan âyet ve seçilen duâlara göre olmaktadır.

Telkinler ne kadar zaman sonra bırakılmalı?

Bilinçaltında bir bilginin alışkanlık, yani refleks haline gelmesi için gerekli süre, yaklaşık 21 gündür. Ben şöyle tavsiye ediyorum: 21 günden sora günde bir saat dinleyin. Zaten içsel konuşmalar ve öz benlikle diyaloğa geçileceği için artık bir süre sonra tüm sistem oraya havale edilir. Biz oraya kapı açmak için yapıyoruz zaten tüm çalışmayı. Hani uzaya çıkan füzelere yedek yakıt tankı koyarlar. Sürtünmesiz ortama girdikten sonra yani atmosferin dışına çıktıktan sonra bunları taşımaya gerek yoktur. Dolayısı ile 21 günün ardından etki alındıktan sonra günde bir saat dinlenebilir. Üst bilince sıçradıktan sonra zaten bu süreç otomatik olarak seleksiyona uğrar veya farklı bir format alır.

Telkinleri dinliyorum, etkisini de görüyorum, ancak bazen kendimi eski düşünceler içerisinde buluyorum.

Bakın daha ilgincini söyleyeyim size: Telkinler dinlenmeye başladığı anda, enteresan, daha önce olmadık düşünceler bazılarında daha da artıyor. Bu, arınma sürecinin bir parçası. Hz. Mevlânâ diyor ki: “Sen kendini duru pak zannediyorsun ama dibin çamur bağlamış.” Bilmediğimiz, adını dahi koyamadığımız o kadar çok klasörden etkileniyoruz ki? Bize musallat olan bu alışkanlığın veya düşüncenin temeli belki de çok küçükken, hatta anne karnında iken yaşadığımız bir olay. İşte siz bu telkinleri dinlerken, bu âyetler işi kökünden hallettiği için, yani havuza dibinden suyu verdiği için değişik duygu kabarımları oluyor. Bu herkeste olmuyor. Ancak olursa, bu sürecin bir parçası.

Değişimi kendinde hissetmesine rağmen, zaman zaman eski düşünceleri veya alışkanlıkları hissetmek… Mehmet Kırkıncı söyle bir şey demişti Ramazan için. Ramazan’da şeytanlar bağlanır ve insana zarar vermez. Ancak kalp mağarasında onun sesi o kadar çok vardır ki… Şimdi sesi kesik olmasına rağmen yankıları devam ediyor. Depremde de öyle değil midir, ana depremden sonra artçıları sürer.

Şunu bilmek lâzım: Hayatta hiçbir şey, birden bire başlamaz, birden bire de kesilmez. Oval bir süreç vardır. Ki bunun adı sabırdır.

Bu herkeste olmuyor. Ama farkında değiliz, ancak bilinçaltı alışkanlıklarının gittiğini görünce tepki gösteriyor. Düşünsene, yıllarca karanlık ve kokuşmuş odada kalmış bir adamı güneşin, denizin ve bol oksijenin olduğu yere çıkaracaksınız… Pek gelmek istemeyebilir, az bir direnç gösterecek tabiî ki. Bunlar hep sürecin bir parçası. Ama geçicidir

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Ayetlerin hiç sesi gelmiyor ya da bazen yakalıyoruz ama çok az geliyor? Müzik sesi daha baskın. Duymadığım telkin beni nasıl etkileyecek? Acaba bize verdiğiniz dosya mı hatalı?

Zaten subliminal telkinlerin amacı, bilinçli zihnin direncine takılmadan âyetleri bilinçaltına ekmek. İnsanda duyan, sadece kulak değil. Ruhun hayat dairesinde ve insandaki daha derin bilinçte yer alan latifelerde şimdiki gördüğümüzden daha çok gören, şimdiki duyduğumuzdan daha çok duyan latifelerimiz var. Bilim bunu tespit etmiş. Bu fonlar altına, belli dalga boyunda ve ritmotransda okunan âyetler bilinçaltı tarafından kesinlikle duyulur. Beyne bir saniyede 400 milyar bitlik bilgi geliyor. Ancak 2000 tanesi, bilinçli zihin tarafından fark ediliyor. Daha fazlası ile bilinçaltı yapı ile bağlantılı olan çok derin bilinçte kayıt altına alınıyor ve uygulamaya konuluyor. Zaten bizim hedefimiz, âyetleri oralara, olanca saflığı ile yollamak. Düşünsene, saraya gireceksin ancak kapıda kocaman bir engel var. Kimseyi içeri almıyor. Ancak kendi tanıdığını, bildiğini içeri alıyor. İşte nefis ve ordusu, ayeti, hakkı, hakikati görünce almak istemiyor. Biz ne yapıyoruz? Arka kapıdan sokuyoruz bunları. İçeriden de sarayı fethediyoruz.

Peki âyetlerin subliminal yani gizli olmasının başka ne gibi faydaları var? Ben yine de telkinleri duymak istiyorum.

Bunun başka faydaları da var. Çok daha kolay dinlenebiliyor. Meselâ iş yerinde insanlar telkinleri direkt dinlemekten çekinebilir. Âyetler, müziklerin içine gizli olarak yerleştirildiğinden dolayı verim daha da artıyor. Zihin âyeti kendi anlayışına göre değil, âyetin saf hali ile bilinçaltına aktardığı için etkisi çok daha güçlü oluyor. Yani Allah kelimesi geçtiğinde kişinin kendi kafasındaki ‘tanrı’ değil, Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın mârifeti, bilgisi direkt akıyor.

Burası çok kişi tarafından sorulacak, onu bildiğimi için tekrar ediyorum. Bilincimizin bulanıklığı ile değil, âyetin saflığı ile onu bilinçaltımıza alıp yeşermesini sağlamaya çalıştığımız için telkinleri duymuyoruz. Burada telkinleri algılayan bilinçaltı. Düşünsenize, sürekli aynı şeyi dinlerseniz, günde 1 saate yakın çalacak, bir süre sonra zihin ona bir kılıf bulur, onu kendileştirir veya bir şeye benzetir. O zaman âyet saf hali ile değil, sana göre bir mânâ ile bilinçaltına akar.

Peki hazırlanış aşamaları nelerdir?

Öncelikle kişi arınma ve korunmayı dinlemeli. Bunların ikisi peş peşe konup dinlenebilir. 15 gün bunları dinledikten sonra bilinçaltı hem eski düşüncelerden korunmuş, hem de o durumu korumaya yönelik bir durum belirlemiş oluyor. Yani arınma ve korunmadan sonra kişinin isteğine göre âyetler, Cevşen ve Celcelutiye’den bölümler seçiliyor. Daha sonra gerekirse bunlar telkinler ile de destekleniyor. Yani metin bu şekilde hazırlanıyor. Daha sonra bunlar belli bir ritim ile kayıt altına alınıp, üzerinde gerekli ses teknik çalışmaları yapılıyor. İstenilen müzik, su, yunus, deniz, dalga, ney sesi, new age tarzı , klasik müzik, sanat müziği vb. kişiye göre değişir. Müziklerin altına telkinler gizleniyor.

Peki dinleyene bunların müziksiz halini veya metinlerini de veriyor musunuz?

Tabii ki cd’ler size geldiğinde bunların hem metinleri hem de müziksiz sadece saf okunmuş halleri geliyor. Ancak siz sadece müziği dinliyorsunuz. Bazıları müzikle birlikte metni okuyor veya sadece müziksiz olan ses kaydını dinliyor. Hayır… Bunlara sadece bir kereliğine bakmanız, yani ben bu müziğin altında ne dinliyorum, bilmeniz için veriyorum. Yoksa birlikte dinlemek veya okumak için değil. Hatta daha sonra, bir kere okuduktan sonra, o dosyayı silebilirsiniz.

Peki müziklerin altında başka bir şey olup olmadığını nereden bilebilirim?

Öncelikle kimse, hele ben böyle bir riski almam. Ki bu tespit edilebiliyor. Çok rahat bir şekilde. Hem de ses ve müziği birbirinden ayırıp sesi yükselttiğiniz an, altta olan telkinlerin hepsini net bir şekilde duyabilirsiniz. Kimse böyle bir riski almaz. Böyle bir şey olsa mutlaka açığa çıkar. Bunu yapanlar, işte bahsettiğim kişiler. Çizgi filmlerin altından tutun filmlere kadar onları bile tespit ediyorlar. Biz onların topluma yaydığı ölümcül virüsleri Kur’ân ile temizliyor, arındırıyoruz. Anti virüs programıdır bizim yaptığımız.

Bakın 1970’li yıllardan beri kişisel gelişime ciddi bir ilgi var. İnsanlar kendini keşfetmek adına böyle bir serüvenin içine giriyor. Bu konuda çok kitap var. Ancak önemli bir tespittir ki kitap okumak tek başına tam anlamı ile insanı dönüştürmüyor.

Etkisi bir süre sonra kayboluyor. Kişisel gelişim uzmanları bunu tespit etti. Ve ondan sonra telkin kasetleri çıkarmaya başladılar. Açıktan telkinler veriyorlardı bu insanlara. Bundan da istenilen performans tam anlamı ile alınamadı. Ve en son, bu subliminal telkinler çıktı ve bundaki başarı oranının diğerlerine göre çok yüksek olduğunu gördüler. Çünkü mana, telkin bilinçte takılı kalmıyor, direkt bilinçaltına akıyordu. İşte benim yaptığım, bu temel üzerine. Ancak çok daha üstün. Çünkü işin içinde Kur’an, Cevşen ve Celcelutiye var. İnsan, Kur’ân’la direkt uyumlanmıştır. Ki bir hadiste Cennet dilinin Arapça olduğu rivayeti de önemli bir noktadır. Türkçe bir kelimenin enerjisi ile Rabbca, Kur’anca bir kelimenin enerjisi tabii ki bir değil. Hele Celcelutiye’de öyle harfler var ki… Ki bunlar Kur’an’dan alınmış. Meselâ Elif, Lam, Mim, Ra, Ta, Ha, Ha, Mim, Kaf , Ya , Ayn, Sad… Şimdi bu seslerin hangi çakralara dokunup, hangi noktalarda ne gibi operasyonlar yaptığını anlatsam, ayrı bir kitap olur. Sadece bu harfler bile bir tür paroladır. Hani bilgisayarınızı açmak için kullandığınız parola var ya, bunlar da insan beynini açıyor. Yeter ki olanca saflığı ile ekelim. İnşallah.

Kişisel gelişimin tabiî ki kendi içinde faydası var. Ancak takdir edersiniz ki, insanı en iyi bilen onun yaratıcısı ve Onun koyduğu ilkeler.

Telkinler kişiye özel oluyor mu?

Bunu şöyle ifade edeyim. Kişiye özel cd’de, kişi sorununu ve kendini çok iyi bilmesi gerekiyor. Ki ona göre âyet seçiyorum. Meselâ bir kişi vardı. Akciğer kanseri ve kemoterapi görüyor. Yine ölüme terk edilmiş. O, neden dolayı hasta olduğunu biliyordu. “Ben hep insanları idare ettim. Kendime zaman ayırmadım. Kendimi dinlemedim. Bir tatilim bile olmadı vücut da iflas etti” diyordu. Genel telkinin içine, onun bahsettiği bu soruna yönelik bir ayet ve telkin eklemiştim meselâ. Yine aynı hastalıktan şikâyetçi olan bir başkası vardı. Sürekli şikâyet ediyordu. Hep hayattan şikâyet etmiş. Şimdi bunun farkına varıyor. Bu ikisinin telkinleri genel olmakla birlikte özel ve farklı içerikleri var. Hücre yenilenmesi için meselâ; Hayyu Kayyum sıfatları ile ilgili, Cennetle ilgili, Kudretle ilgili, dirilişle ilgili, yeni doğumla ilgili âyetler seçilir. Bu ana sorunun iskeletidir. Ama bunun yanına, kişi sürekli şikâyet ediyorsa, ismi ve soy ismi ile birlikte tevekkül ve Allah’ın her işi hikmetle yaptığıyla ilgili bölümleri ekliyorum. Ana bir metin olmakla birlikte içine kişinin özel sorununa yönelik âyetler de ekliyorum.

Peki kişi kendi sorununun detayını bilmiyorsa?

Sorun değil, zaten ana metin içinde o sorunu da kapsayan telkinler var. Biz sürecin hızlanması için, özel, kendi tespit ettiği, soruna yönelik telkinleri de işin içine katıyoruz. Yani “Benim yemeğimde şu baharat olsa daha iştahlı yerim” diyor. Kendi tespiti sadece baharat gibidir. Yoksa temel faktör ana iskelettir.

O zaman bu şekilde her konuda telkin hazırlamak mümkün?

Kesinlikle. “Yaş ve kuru herşeyin olduğu bir kaynak”tan, yani Kur’ân’dan istifade ediyorsunuz çünkü.

Ülkemiz açısından bu çalışmanın önemi nedir?

Bir kere bilinçaltı çalınmış bir toplumuz. Yani bu bilinçaltı bize ait değil. Şunu demek istiyorum. İnsan fıtratı ile uyumlu bir hayatımız yok. Dolayısıyla bilinçaltımız yok! Özellikle gençlere, çocuklara öyle bombardımanlar yapılıyor ki…

Ne ekersen onu biçersin derler ya… Sen ekmezsen senin yerine ekenler çok fazla. Bunlardan kurtulup kendimize gelmemiz lâzım. Genç nesle, çocuklara neler ekildiğini, biraz bu konularla ilgilenenler bilirler. Bilmeyenler sadece farkındalık ile toplumun haline baksın bakalım, neler var neler yok? Ailelerin şikâyetleri ve durumları ortada. Anne babalar sanki çok mu sağlıklı? Bence çok daha geçmiş olsun. İnsanın kendine dahi itiraftan kaçındığı ve yüzleşemediği problemleri var. Ve insan farkında olmadan kendini uyuşturuyor. Ama bunlar er veya geç çıkacak. Kabirde Münker ve Nekir eşliğinde öğreneceğiz bunları ve burada temizlenmezse bunlar, orada sıkıntı oluşturacak.

Önemi, dünya ve ahirete bakıyor. Sadece ölmeyeceğini düşünenlere hitap etmiyor diyebiliriz.

Metinleri siz mi hazırlıyorsunuz? Fikir aldığınız kişiler var mı?

Bu konuda danıştığım kişiler var. Dr. Hakan Yalman ve Cemal Nur abladan konularla ilgili çok istifade ediyorum. Ayrıca bağlantılı olduğum ve sürekli konuğum olan kişilerle de fikir alışverişinde bulunuyorum

Peki bu kadar etkili olmasının sebebi nedir?

Tabii ki öncelikle Kur’an âyetleri ve bu duâlar… Bakın Kur’ân’la birlikte Cevşen ve Celcelutiye’nin değerini kâinat anlatıyor. Yoksa piyasada çok telkin cd’si var. Benim hazırladığımın farkı, Kur’an olması ve belli bir dalga boyunda, alfa ritmi (8-12 hertz) arasında kayıt altına almam. Ve belli bir ritimde okumam.

Teknik olarak destek alıyor musunuz?

Bu konuda sevgili Abidin’den destek alıyorum. Kendisi ses mühendisidir. Subliminal kayıtlarda çok hassas, ince ayarlar var. Kendisi bu konuda eğitim almış bir kişi.

Çocuklarla ilgili metinleri hazırlamada sevgili Mehmet Yaşar, İndigo ve Kristal çocuklar üzerine çalışan ve eğitimler veren Berna Türksoy’dan destek alıyorum. Yetişkinler konusunda da Dr. Hakan Yalman ve Cemal Nur Abla ile danışmalı gidiyoruz. Ve metin hazırlamada NLP uzmanı ve psikolog iki arkadaşım var.

Telkinlerin konularından örnek verebilir misiniz?

O kadar çok konu var ki nasıl sayacağım bilmiyorum.

Yetişkinlere ve çocuklara özel olarak hazırlanan iki kategori olduğunu söylemiştim.

Yetişkinlere ait olan konular:

  1. Arınma
  2. Koruma

Bunlar, ana cd’ler.

Diğerleri ise:

Bilinçli yaşam seti:

Özgüven ve farkındalık, iç huzur, geçmişin gölgelerinden kurtulma, olumlu düşüncenin gücü, mutlu çiftler, sağlıklı aile, kendini keşfet, sosyallik artırıcı, topluluk karşısında konuşma, depresyon ve stres dünde kaldı, kendini aş, öze dönüş, bilinçli yaşa, mutluluk ve sevinç hayatın kendisi, hayatı kutla, hayatına bolluk ve bereketi davet et, konsantrasyon ve beyin gücü, an bilinci, şimdide olma sanatı, kendine güven, güzel ahlâk, evrensel bilince ulaşma, aile huzuru, zihin açıklığı ve ezberleme gücünü geliştir, cesaretsizliği yen, sabır, yaratıcılık, olgunluk, güven inşâ etmek, karizma yeni ben, iş yerinde güven, endişelerden kurtul, refah ve zenginlik, dil öğrenme, yöneticilik

Mistik cd’ler:

Pisişik yetenekleri geliştir, astral seyahat, ruhani âlemle diyalog, duru görü, Hızır’la yolculuk, büyü, sihir ve cinlere karşı korunma, korku ve nazara karşı kalkan, evini arındır, iç sıkıntılardan kurtul, karabasan ve uykuda korkanlar için, kâbuslara son, lusid rüyalar, sağlıklı uyku, sezgi, 6. his, aura ve çarka güçlendirici, vesvese ve şüpheye son, sakinlik, ruh ikizini kendine çek, kısmet açma.

Sağlık cd’leri

Beyin tümörü, migren, ülser, kansere, duygu bozuklukları, yüz felci, kabızlık, genel sağlık ve Esmaü’l-Hüsna, sürekli yorgunluk, sağlıklı çiftler ve cinsel yaşam, titreme, menopoz, sağlıklı hamilelik, kolay doğum, hamile kalmak, her türlü kalp ağrısı, her türlü korku ve fobi, baş dönmesi, erken uyanmak, çok uyumaya karşı, sağlıklı zayıflama.

Kötü alışkanlıklardan kurtul

İçki, kumar, zina, kalp kırma, dedikodu, büyü ve sihir, yalan, sigaraya karşı, üzüntü ve korku, küfür etmek, öfke ve olumsuz düşünceler, affedememe, içsel çatışma…

Manevi konular

Sekerat anı, peygamberi rüyada görmek, güzel ahlâk, sabah namazına kalkıyorum, denge üzereyim, rahmet üstüme yağıyor, her şeyle barışığım, Kur’ân’ı mânâdan okuyorum, içe yolculuk…

Çocuklar için

Hiper aktivite, sağlıklı uyku, çocuklarda özgüven, yalana karşı koruma, sınav heyecanı, dikkat toplamada güçlük, huysuzluk, hırçınlık, öğrenme bozuklukları, okul performansında düşüklük, uykuda aşırı hareket, sık uyanma, yüksek tansiyon, sosyal ilişkilerde sorun, dürtüsellik, indigo ve kristal çocuklara özel esmâ mozaiği…

Evet, aklıma gelenler bunlar. Ancak dediğim gibi bunlar sadece hangi konularda hazırlanabilir, onun fikrini veriyor. Daha bunlar gibi yüzlerce, hatta binlerce konuda soruna yönelik metinler seçmek mümkün.

Her konuya, soruna, istenilen modele uygun bir kompozisyon hazırlamak mümkün. Çünkü “Yaş ve kuru herşey Kur’an’da var” (ayet meali) Bakmasını bilene. Dediğim gibi bunları özel hazırladığımız metinlerle de destekliyoruz. Onlar tabii ki Türkçe.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kubilay aktaş bu cdleri kendi yapıyor. hiçbir yere bağlı değil. Emek veriyor ve çok güzel bir emek bu, tabikide emeğinin karşılığını alacak.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...