Jump to content
elahanim30

Ay Bana Ne Oluyor Korkuyorum

Recommended Posts

bacim durumun nasil,bir gelisme var mi?

gelisme derken

ölmüslerimin ruhu haric (fatiha ) baska birsey okumuorum korkumdan :)

sadece ortanca kizimda sorunlar yasiyorum o birseyler gördügünü soluor odasinda devamli minik kizlarin oldugunu idda etti gecen

Share this post


Link to post
Share on other sites

@elahanim30...canim ya ben senle bayagi oldu özelden konusmustum hatirlarsan :) basindaki musallatlar 3 kisi gitmedigi sürece ilerleyen yillarla birlikte durum dahada ciddiye gider. Senin "yanimda yoklar" yada "bana zararlari yok" diye söylemen yine onlarin sana telkini öyle musallatli hastalar tanidimki yillarca musallatla yasamislar ama nezamanki senli benli görmeye görünmeye baslayinca derdine care aramaya baslayanlar biliyorum ama o asamaya gelmesi bile insanin ruh sagligi icin hicte hos olmuyor tedavi süreci nekadar erken olursa okadar kolay ve rahat oluyor. Kizinla olan konuyuda sana demistim ona görünmeye baslarlar diye hatirlarsan... neyse canim dediydim ettiydim falan demeyi sevmem sanki dedigim cikti gördünmü diye laf kakistiriomus gibi oluyo ...töbe yarabbim :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Cokdandurr girmiodumm,,,insallah hepiniz iyisinizdur,,,.

 

Arkadaslar cokdandir girmiom ya saolun mesajlar gelmis ne oldu nasi duruumlar dienler olmus...ozel hayatimda herkesle paylassmasamda burdan diyim....son iki yildir ilerleme kayit ettim,,,elimin kinalandigini sanirim burda anlatmisdim,o benim icin isaretti..son dokuz aydir sifa uygulamasi yapiom alti kisiye yaptim,,,ellerle sifa masallah harika etkilerini gorenler oldu fakat enerjim tukenio yoruluom,dua calismalarim var.... birkac kisi ye yaptim ana adiyla ,..sukur olumlu sonuclar elde ettim......tanimadigim insanlar icin cok seyi alnina veya gozune bakinca soleyebiliom....veyaaa birkacbkisi icin vizyon gormusdum gozum kapali tel acdim iyimisin dedim.kolu kirik sekildde gordum malesef dort gun sonra kadini alciyla gordum....buna benzer orneklerim cogaldi....birkac seyler daha var ama bana kalsin solemek istemiom

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

daha önceden yaşamış oldugun(haklı olarak) seni cok üzen veya içini parçalayan ama bir sonuç bulamadığın herhangi bir durum yada olay oldumu?

Share this post


Link to post
Share on other sites

masallah diyelim ela hanim ne güzel iste allah sana bir yetenek vermis bence sadece özelliginin farkinda yasa :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Evet buyuk yikimvar. hakli oldugum yuzde yuz

 

Neden ne alaka

 

[h=3]Basiret &Kalb Gözü[/h]

Vechullah diye de zikredilen bir seyrin aşama aşama bilinçte olan dönüşümü neticesinde Abidin basarın ötesinde ALLAH(c.c) ahlaklanmasıyla eriştirilen haline basiret diyebiliriz.Temel manada Basiret seyri diye adlandırılan aslında ALLAH(c.c) ın kendisini yine kendi ilminde seyridir.Fakat farklı ve çeşitli algılamalar neticesinde bugün konu mecrasından çıkmış ve bambaşka bir mecraya sürüklenmiştir.Buna değişik düşünce gruplarının da yorumları eklendiğinde ortaya içinden çıkılması güç ama anlaşılması mümkün bir netice gelmektedir.Klasik olarak Basiretin yönlerini ve basiretin nelere işaret edebileceğine kısaca değinelim;

1)Algılanan Basiret Türleri;

a)Afaki(basar)=Aslında normalde basiretin seyri içerisinde yer almaması gereken fakat mevcut algılamalarda basiret diye yer alan dışsal algılamalardır.

b)Enfüsi(Basiret)=Ekseriyet "bilincin" dönüşümü ile alakalıdır ve bilinç dönüştükçe seyrin seviye ve ilmi düzeyinde dönüşümler olacaktır.Bilinç kendini algılama kapasitesi ölçüsünde sürekli yenileyecektir ve ALLAH(c.c) ın ilmine olan seyri yönü vechullaha dönüşecektir.İşte bu gözlem ve çalışmaların "insana her iki alemde " kazancı sözkonusudur.

Peki Enfüsi Seyrin kazancı nedir , gözlenenler nedir ?

1)Hissel Gözlem=Arif düzeyindeki bilincin birtakım çalışmaları neticesinde çokluk algısından sıyrılışıdır.Fakat bu halde "nefs" stabildir yani afaktan enfüse ilk dönüşümdür.

2)Keşf ilk aşama=Ma'rifet sırlarının açılması neticesinde Rabb'inin nidasına kulak veren bilincin dönüşme konusunda "tahakkuksal" gelişimlerdir.Burda ilk dereceden en ciddi fark ise bilincin hissel algılamalarının tatbike dönüşmesi neticesinde(ne kadarı tatbik edilmişse) o derece ileri düzey Ma'rifet sırları açılır.(Mari'feti ilallah)

3)Keşf ikinci aşama = Ma'rifet sırlarının o bilinçten zahir olmaya başlamasıdır.B sırrı da denilen sır nasibindeki kadarıyla açılır ve kainat O bilincin Abd'i olur.Burda yegane tasarruf eden benlik Hakk'ın benliğidir sakın bireysel izafi benlik ile karıştırılmasın.Hilafet misyonu tam ayna görevi görür ve Vasflar ön plana çıkar.İlk etapta dışsal çokluğa dayalı algılama özsel iç algılamaya dönüşmesi hedefleniyordu burda ise iç/dış kalmamıştır O bilinc hal diliyle "La ilahe illallah" der ve ilmini ilminde seyreder.(Marifet-i Billah)

Enfüsi Seyr Özel Düzey

1)Derecesel tahakkuksal düzeyler = Mukarrebun,Müferridun,Berk-i Tecelli

2)Makamsal özel düzeyler = Nübüvvet,Risalet,Hatem

3)Hilafet düzeyi = Ledun ilmi

 

Algılama farkları ;

Genelde toplumda yaygın kanı ve algı odur ki her açığa çıkan bilgi Ledunni olarak yorumlanır.Oysa İlm-i Ledun bilgiden öte bilginin zahire vurumudur bu nedenle "çok nadir" kimselerde açığa çıkmaktadır ki bu kimseler toplum içerisinde "göz önünde" olan tipler "değillerdir".İlm-i Ledun bilince ağır sorumluluk ve tasarruflar getirir ki bilinc zaten algısal olarak "doğduğu" gün bu akibete ulaşacaktır.Rasulullah(s.a.v) dan zahir olan ilim ve boyutlararası geçiş(Mi'rac) buna en güzel örnektir.Bilincin her dönüşümü ledunniyata ulaşılacak akibet getirmez.Ledunni algılama genelde öze yöneliktir ve kişide "B" algılamayı aktive eder.Zaman içerisinde Din konusunda ferdiyyet yani Mutlak benlik algısı ağır basacaktır.Bu nedenle Mukarrebun içerisindekilerin bir kısmı ile Müferridunun ciddi kısmından bu ilim zahir olur.Velayetin büyüğü ya da günümüz tabiriyle bilincin dönüşümü sürecinde Suğra'dan yani iç-dış algısından Kübra'ya yani mutlak "Tek" algısına dönüşüm ancak ledunni açılımla sözkonusudur.Bir kimse istediği kadar çalışma yapsın(takdirini tam değerlendirsin) bu algıdan kurtulamaz bu nedenle erişebileceği(eriştirilebilecek) en üst seviyesi 5ci seviyede yer alan Rıza düzeyidir Rabb'inden razı olmasına rağmen Rabb'inin O'ndan razı olması sözkonusu olmadığından seyrin içerisinde "izafi benlik algısı" mutlaka vardır.Bu normaldir çünkü bilinc dönüşümü hakkal Yakin yani tam dönüşüm müsaadesi ile takdir edilmemiştir.Mutlak benliğe dönüşüm ancak takdirde sözkonusu ise gerçekleşecektir.

Havas ilmi ise ekseri büyü,çeşitli cinni hadise merakları içermiyorsa Ma'rifet sırlarını algılamaya ve tatbike yöneliktir.Fakat günümüzde her kitaptan üç beş zikir öğrenen kendini Havas Alimi'nden saymakta ve asıl gayesi dünyalık olduğu için bir süre sonra mutlaka "batağa batmaktadır".Şurası hiçbirzaman akıldan çıkarılmamalıdır ki ilmi çalışmaların asıl gayesi "hiçbir zaman" kısa süreçte birtakım derece,makam,özellik veya ayetin manasına uygun sırları edinmek değildir.Zikirsel çalışmalar ise bilincin dönüşümü için esas olan ilmi kapasiteyi artırıp bilincin izafi algısını kaldırmaya yöneliktir.Lakin bu konuda sulandırılıp "belirli sayıların üstünde zikirler sırf yaptım oldu ben buldum havasıyla" paylaşılmaktadır.Belirli bir seviyenin üstünde zikir ile ilgilenmenin dışsallık üretmesi nedeniyle tehlikeli olacağını ve bir gözetimci (bu konuda ehil biri mürşid olur,şeyh olur v.s) bilgisinde olması gerektiğini vurguluyoruz.Günlük 500 ve ötesi sınırdır 1500 ve üstü ise bilincin algısında "dönüşümlere" sebep olacaktır.Burda esas dikkat edilmesi gereken bu dönüşümün ne yönde olacağıdır!

Zira İslami çalışmaların gayesi ALLAH(c.c) Rızasını kazanmaktır ki bunun getirisi her zaman Ma'rifet ilmidir.Ya ikram edilir yahut keşfi çalışmalarla desteklenir.Fakat işin bu noktasından uzaklaşmak ve meseleyi basit hususlara çekmek her zaman sakıncalıdır ve rotasız geminin sürekli fazla yakıtla yürümesine benzer.Nereye gidecektir Gemi? Akibeti belirsiz okyanuslarda ordan oraya gitmenin amelle alakası dahi yoktur.Bu nedenle esas hedef Ma'rifet ilmiyle bilincin dönüşümü programına adım atmaktır.Bilinç bunu kendi yapmayacak ancak ikram edilenler ile rotasını bulabilecek bilgiyi elde edebilecektir(sadaka).

Basiret konusu çok dönemler birtakım varlıkları görmek ve iletişim kurmakla kıyaslanmış hatta kabirdeki ölüleri algılayan bilinçler için de "kalp gözü açık ,ermiş" gibi tabirler kullanılmıştır.Kalb günümüz tabiriyle söylemek gerekirse şuursal seyrdir ki bu da bir nevi göze benzediği için mecazi benzetme yapılmıştır.Gerçekte kalp denilen atan organın içinde bir göz bulunmamakta ve böyle bir seyr sözkonusu olmamaktadır.Afaki yani dışsal çokluğu algılayan birisiyle Rasulullah(s.a.v) ın hadislerinde bahs buyurduğu hadiseler ancak "şekil" yönünden birbirine benzer.Dışsal çokluk algısı hala yoğun olan biri zaten karşısındakinin ALLAH(c.c) kulu olduğu idrakinden uzaktır.Bunu diliyle böyle bilse de şuuru çokluğu arzulayacaktır.Özellikle bu hadise çok dikkat edilmesi gereken bir hadisedir.Kalb gözü'nden ALLAH(c.c) ın vechi görünür bunun dışındakiler tamamiyle afaki yani görünmesi elzem olmayan hatta görülmemesi daha hayırlı konulardır.ALLAH(c.c) vechi ise "ilmi seyr" ile mümkündür ki bunun en alt seviyesi "ilm-el Yakin" düzeyidir.Bu algı düzeyindeki bilinç Ma'rifet sırlarında perdeyi görmüştür en azından açmasa da veyahut perdeyi farketmiştir.Ayn-el Yakin düzeyinde perdeyi görür Hakkal Yakiyn de ise perdeyi açar artık ordan sonrası O bilinç için sözkonusu değildir çünkü izafi algılama bitmiştir!

Bunca detaylı ve kavramsal olarak zengin bir seyr varken konuyu sadece şekil ve basit düzeye çekmek elbette "dönüşüm niyeti olan bir bilincin" durumuna benzemez.

Basiret öyle bir zikirle veya birkaç ufak çalışmayla bir anda hokus pokusla seyrine başlayamaz.Bu nedenle çeşitli kaynaklardan sürekli akan "şunu yap basiretin açılsın kalb gözün parlasın v.b" hadiseler yalan olmasa da aslından meseleyi çok uzaklaştırmaktadır.Bilincin dönüşümü süreci ibadet adı verilen bir yaşam programının neticesinde gerçekleşecektir bu nedenle tek başına bir zikir bu konuda yeterli gözükse de yeterli olmayacaktır çünkü bilinc ne ile karşılaşacağını ve neyin hayırlı olduğunu bilmiyordur?

ALINTIDIR.

 

Evet buyuk yikimvar. hakli oldugum yuzde yuz

 

Neden ne alaka

 

[h=3]Basiret &Kalb Gözü[/h]

Vechullah diye de zikredilen bir seyrin aşama aşama bilinçte olan dönüşümü neticesinde Abidin basarın ötesinde ALLAH(c.c) ahlaklanmasıyla eriştirilen haline basiret diyebiliriz.Temel manada Basiret seyri diye adlandırılan aslında ALLAH(c.c) ın kendisini yine kendi ilminde seyridir.Fakat farklı ve çeşitli algılamalar neticesinde bugün konu mecrasından çıkmış ve bambaşka bir mecraya sürüklenmiştir.Buna değişik düşünce gruplarının da yorumları eklendiğinde ortaya içinden çıkılması güç ama anlaşılması mümkün bir netice gelmektedir.Klasik olarak Basiretin yönlerini ve basiretin nelere işaret edebileceğine kısaca değinelim;

1)Algılanan Basiret Türleri;

a)Afaki(basar)=Aslında normalde basiretin seyri içerisinde yer almaması gereken fakat mevcut algılamalarda basiret diye yer alan dışsal algılamalardır.

b)Enfüsi(Basiret)=Ekseriyet "bilincin" dönüşümü ile alakalıdır ve bilinç dönüştükçe seyrin seviye ve ilmi düzeyinde dönüşümler olacaktır.Bilinç kendini algılama kapasitesi ölçüsünde sürekli yenileyecektir ve ALLAH(c.c) ın ilmine olan seyri yönü vechullaha dönüşecektir.İşte bu gözlem ve çalışmaların "insana her iki alemde " kazancı sözkonusudur.

Peki Enfüsi Seyrin kazancı nedir , gözlenenler nedir ?

1)Hissel Gözlem=Arif düzeyindeki bilincin birtakım çalışmaları neticesinde çokluk algısından sıyrılışıdır.Fakat bu halde "nefs" stabildir yani afaktan enfüse ilk dönüşümdür.

2)Keşf ilk aşama=Ma'rifet sırlarının açılması neticesinde Rabb'inin nidasına kulak veren bilincin dönüşme konusunda "tahakkuksal" gelişimlerdir.Burda ilk dereceden en ciddi fark ise bilincin hissel algılamalarının tatbike dönüşmesi neticesinde(ne kadarı tatbik edilmişse) o derece ileri düzey Ma'rifet sırları açılır.(Mari'feti ilallah)

3)Keşf ikinci aşama = Ma'rifet sırlarının o bilinçten zahir olmaya başlamasıdır.B sırrı da denilen sır nasibindeki kadarıyla açılır ve kainat O bilincin Abd'i olur.Burda yegane tasarruf eden benlik Hakk'ın benliğidir sakın bireysel izafi benlik ile karıştırılmasın.Hilafet misyonu tam ayna görevi görür ve Vasflar ön plana çıkar.İlk etapta dışsal çokluğa dayalı algılama özsel iç algılamaya dönüşmesi hedefleniyordu burda ise iç/dış kalmamıştır O bilinc hal diliyle "La ilahe illallah" der ve ilmini ilminde seyreder.(Marifet-i Billah)

Enfüsi Seyr Özel Düzey

1)Derecesel tahakkuksal düzeyler = Mukarrebun,Müferridun,Berk-i Tecelli

2)Makamsal özel düzeyler = Nübüvvet,Risalet,Hatem

3)Hilafet düzeyi = Ledun ilmi

 

Algılama farkları ;

Genelde toplumda yaygın kanı ve algı odur ki her açığa çıkan bilgi Ledunni olarak yorumlanır.Oysa İlm-i Ledun bilgiden öte bilginin zahire vurumudur bu nedenle "çok nadir" kimselerde açığa çıkmaktadır ki bu kimseler toplum içerisinde "göz önünde" olan tipler "değillerdir".İlm-i Ledun bilince ağır sorumluluk ve tasarruflar getirir ki bilinc zaten algısal olarak "doğduğu" gün bu akibete ulaşacaktır.Rasulullah(s.a.v) dan zahir olan ilim ve boyutlararası geçiş(Mi'rac) buna en güzel örnektir.Bilincin her dönüşümü ledunniyata ulaşılacak akibet getirmez.Ledunni algılama genelde öze yöneliktir ve kişide "B" algılamayı aktive eder.Zaman içerisinde Din konusunda ferdiyyet yani Mutlak benlik algısı ağır basacaktır.Bu nedenle Mukarrebun içerisindekilerin bir kısmı ile Müferridunun ciddi kısmından bu ilim zahir olur.Velayetin büyüğü ya da günümüz tabiriyle bilincin dönüşümü sürecinde Suğra'dan yani iç-dış algısından Kübra'ya yani mutlak "Tek" algısına dönüşüm ancak ledunni açılımla sözkonusudur.Bir kimse istediği kadar çalışma yapsın(takdirini tam değerlendirsin) bu algıdan kurtulamaz bu nedenle erişebileceği(eriştirilebilecek) en üst seviyesi 5ci seviyede yer alan Rıza düzeyidir Rabb'inden razı olmasına rağmen Rabb'inin O'ndan razı olması sözkonusu olmadığından seyrin içerisinde "izafi benlik algısı" mutlaka vardır.Bu normaldir çünkü bilinc dönüşümü hakkal Yakin yani tam dönüşüm müsaadesi ile takdir edilmemiştir.Mutlak benliğe dönüşüm ancak takdirde sözkonusu ise gerçekleşecektir.

Havas ilmi ise ekseri büyü,çeşitli cinni hadise merakları içermiyorsa Ma'rifet sırlarını algılamaya ve tatbike yöneliktir.Fakat günümüzde her kitaptan üç beş zikir öğrenen kendini Havas Alimi'nden saymakta ve asıl gayesi dünyalık olduğu için bir süre sonra mutlaka "batağa batmaktadır".Şurası hiçbirzaman akıldan çıkarılmamalıdır ki ilmi çalışmaların asıl gayesi "hiçbir zaman" kısa süreçte birtakım derece,makam,özellik veya ayetin manasına uygun sırları edinmek değildir.Zikirsel çalışmalar ise bilincin dönüşümü için esas olan ilmi kapasiteyi artırıp bilincin izafi algısını kaldırmaya yöneliktir.Lakin bu konuda sulandırılıp "belirli sayıların üstünde zikirler sırf yaptım oldu ben buldum havasıyla" paylaşılmaktadır.Belirli bir seviyenin üstünde zikir ile ilgilenmenin dışsallık üretmesi nedeniyle tehlikeli olacağını ve bir gözetimci (bu konuda ehil biri mürşid olur,şeyh olur v.s) bilgisinde olması gerektiğini vurguluyoruz.Günlük 500 ve ötesi sınırdır 1500 ve üstü ise bilincin algısında "dönüşümlere" sebep olacaktır.Burda esas dikkat edilmesi gereken bu dönüşümün ne yönde olacağıdır!

Zira İslami çalışmaların gayesi ALLAH(c.c) Rızasını kazanmaktır ki bunun getirisi her zaman Ma'rifet ilmidir.Ya ikram edilir yahut keşfi çalışmalarla desteklenir.Fakat işin bu noktasından uzaklaşmak ve meseleyi basit hususlara çekmek her zaman sakıncalıdır ve rotasız geminin sürekli fazla yakıtla yürümesine benzer.Nereye gidecektir Gemi? Akibeti belirsiz okyanuslarda ordan oraya gitmenin amelle alakası dahi yoktur.Bu nedenle esas hedef Ma'rifet ilmiyle bilincin dönüşümü programına adım atmaktır.Bilinç bunu kendi yapmayacak ancak ikram edilenler ile rotasını bulabilecek bilgiyi elde edebilecektir(sadaka).

Basiret konusu çok dönemler birtakım varlıkları görmek ve iletişim kurmakla kıyaslanmış hatta kabirdeki ölüleri algılayan bilinçler için de "kalp gözü açık ,ermiş" gibi tabirler kullanılmıştır.Kalb günümüz tabiriyle söylemek gerekirse şuursal seyrdir ki bu da bir nevi göze benzediği için mecazi benzetme yapılmıştır.Gerçekte kalp denilen atan organın içinde bir göz bulunmamakta ve böyle bir seyr sözkonusu olmamaktadır.Afaki yani dışsal çokluğu algılayan birisiyle Rasulullah(s.a.v) ın hadislerinde bahs buyurduğu hadiseler ancak "şekil" yönünden birbirine benzer.Dışsal çokluk algısı hala yoğun olan biri zaten karşısındakinin ALLAH(c.c) kulu olduğu idrakinden uzaktır.Bunu diliyle böyle bilse de şuuru çokluğu arzulayacaktır.Özellikle bu hadise çok dikkat edilmesi gereken bir hadisedir.Kalb gözü'nden ALLAH(c.c) ın vechi görünür bunun dışındakiler tamamiyle afaki yani görünmesi elzem olmayan hatta görülmemesi daha hayırlı konulardır.ALLAH(c.c) vechi ise "ilmi seyr" ile mümkündür ki bunun en alt seviyesi "ilm-el Yakin" düzeyidir.Bu algı düzeyindeki bilinç Ma'rifet sırlarında perdeyi görmüştür en azından açmasa da veyahut perdeyi farketmiştir.Ayn-el Yakin düzeyinde perdeyi görür Hakkal Yakiyn de ise perdeyi açar artık ordan sonrası O bilinç için sözkonusu değildir çünkü izafi algılama bitmiştir!

Bunca detaylı ve kavramsal olarak zengin bir seyr varken konuyu sadece şekil ve basit düzeye çekmek elbette "dönüşüm niyeti olan bir bilincin" durumuna benzemez.

Basiret öyle bir zikirle veya birkaç ufak çalışmayla bir anda hokus pokusla seyrine başlayamaz.Bu nedenle çeşitli kaynaklardan sürekli akan "şunu yap basiretin açılsın kalb gözün parlasın v.b" hadiseler yalan olmasa da aslından meseleyi çok uzaklaştırmaktadır.Bilincin dönüşümü süreci ibadet adı verilen bir yaşam programının neticesinde gerçekleşecektir bu nedenle tek başına bir zikir bu konuda yeterli gözükse de yeterli olmayacaktır çünkü bilinc ne ile karşılaşacağını ve neyin hayırlı olduğunu bilmiyordur?

ALINTIDIR.

Share this post


Link to post
Share on other sites
bana ne oluor anlamis deilim........ delirmiyorum yok bunu biliorum hala kendimdeyim ama neler oluyor

gözlerim kapaliyken ben hala görebiliyorum

bu nnormallll olamaz olmamali

yanlis bir is yapacak olsam veya birine söylenmemesi gerekn bir seyi sölemek istedigim zaman;;;; aliyor beni bir titreme söletmiyor

yani 6. hislerim kuvvetli oldugunu biliorum yillardir farkindayim ama HIC TANIMADIGIM insanlar hakkinda birden cogu seylerini biliorum kendilerine de diyorum...

bu tur seyleri anlamadim gitti

hc bir büyü ile isim olmadi olamaz da. cinlerle hic bir ilgim yok olmasinda..........

sadece bir sey var yanimda ne sorsam cevap aliyorum kendi benligimle........ biliorum cokkkkkk sacma bir sey yazdigm bazilari inanmayabilir. ama yalan demiorum kafayida siyirmadim hala ayni Ela yim:)

o yanimdakinin cin oldugunu sanmiorum cunku hic bir zarari yok bana.arka arkaya sacma sapan burya yazamicagim olaylar yasiyorum

kendimden accuk korkmaya basladim:)

 

Kadınların cinlerle irtibata geçmesi erkeklere göre daha kolaydır.Kadınların hissiyatları daha keskindir.O yüzden onların fısıldamaları size kendi düşünceniz gibi gelmesi daha gerçekçidir.Yavaş yavaş ne oldum havasına sokarlar..O havayı vermişler hafiften.Zararı yok şimdilik.Sonrası var bu yaşananların.Kendinden değil onların şerrinden korkabilirsin.Şimdiden kendilerinin olmadığına inandırmışlar.

Mu'minun 97-98. Ayetlerde geçen duaya devam edebilirsin.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...