Jump to content
Sign in to follow this  
kaanansay

66 Sene Sonra Tanrı'nın Varlığını Kabul Etti

Recommended Posts

“Elbette insanları etkiledim, bu yüzden vermiş olabileceğim büyük zararı gidermek istiyorum ve bunun için çaba göstereceğim”.
(Anthony Flew)

85 yaşındaki İngiliz felsefe profesörü Flew, 15 yaşında ateist olmayı seçmiş ve adını akademik alanda ilk olarak, 1950 yılında yayınladığı bir makaleyle duyurmuştu. Sonraki 54 yıllık sürede, eğitim vermekte olduğu Oxford, Aberdeen, Keele ve Reading Üniversiteleri ile ziyaret için bulunduğu çok sayıda Amerikan ve Kanada üniversitesinde, tartışmalarda, kitap, ders ve makalelerde ateizmi savundu. Ancak Flew, 2005 yılında, bu yanılgısını terk ettiğini ve evrenin yaratılmış olduğunu kabul ettiğini açıkladı.

Bu köklü karar değişikliğinde etkili olan şey, modern bilimin yaratılış hakkında ortaya koyduğu açık ve kesin kanıtlar. Flew, yaşamın bilgiye dayalı kompleksliği karşısında, hayatın gerçek kökeninin bilinçli tasarım olduğunu gördü ve 66 yıl boyunca savunduğu ateizmin, çökmüş bir felsefe olduğunu kabul etti.

 

R0170-1.jpg

 

Flew, bu inanç değişikliğinin temelinde yatan bilimsel sebepleri şu sözlerle açıklıyordu:

"Biyologların DNA araştırmaları, yaşam için gerekli düzenlemelerin neredeyse inanılmaz olan kompleksliğini ortaya koyarak, yaşamın temelinde bilinç bulunmuş olması gerektiğini gösterdi”
. “Artık, üreyebilen o ilk hücrenin naturalist evrime dayali bir açıklamasını oluşturmayı düşünmeye başlamak bile aşırı derecede zor bir hal almıştır
''. “
İlk canlının cansız maddeden evrimleştiği ve olağanüstü kompleks bir canlıya dönüştüğü iddiasının hiçbir geçerliliği olmadığına, kesin bir şekilde kanaat getirdim”

Flew’ün fikir değişikliğinde temel sebep olarak gösterdiği DNA araştırmaları gerçekten de yaratılışa dair çarpıcı gerçekler ortaya çıkarmıştır. DNA molekülünün sarmal yapısı, genetik koda sahip oluşu, tesadüfü reddeden nükleotid dizilimleri, ansiklopedik miktarda bilgi depolaması ve daha birçok çarpıcı bulgu, bu molekülün yapı ve fonksiyonlarının yaşam için özel bir tasarımla ayarlandığını ortaya koymuştur. Nitekim DNA araştırmalarıyla ilgili bilim adamlarının yorumları, bu gerçeğe şahitlik etmektedir.

 

Örneğin, DNA’nın sarmal yapısını ortaya çıkarmış bilim adamlarından Francis Crick, DNA ile ilgili bulgular karşısında yaşamın kökeninin bir mucizeye işaret ettiğini itiraf etmiştir:

"Bugün sahip olduğumuz bilgiler ışığında, dürüst bir adamın yapabileceği tek yorum, hayatın mucize eseri olarak ortaya çıktığıdır."

Los Angeles, ABD’deki Güney California Üniversitesi’nden Led Adleman, yaptığı hesaplamalara göre, sadece 1 gram DNA molekülünün, 1 trilyon CD’ye (compact disc) eş değerde bilgiyi saklayabilme kapasitesi olduğunu ifade etmiştir. İnsan Genomu Projesi’nde görevli bilim adamı Gene Myers ise şahit olduğu mucizevi düzenlemeler karşısında şunları söylemiştir:

"Beni esas hayretler içerisinde bırakan yaşam mimarisidir... sistem son derece kompleks. Sanki dizayn edilmiş gibi... Orada büyük bir akıl var."

DNA ile ilgili en çarpıcı gerçek, kodlanmış genetik bilginin varlığının madde ve enerjiyle ya da doğa kanunları ile kesinlikle açıklanamaz oluşudur. Alman Federal Fizik ve Teknoloji Enstitüsü'nün yöneticisi Prof. Dr. Werner Gitt, bu konuda şunları söylemiştir:

Bir kodlama sistemi, her zaman için zihinsel bir sürecin ürünüdür.
Bir noktaya dikkat edilmelidir; madde bir bilgi kodu üretemez. Bütün deneyimler, bilginin ortaya çıkması için, özgür iradesini, yargısını ve yaratıcılığını kullanan bir aklın var olduğunu göstermektedir... Maddenin bilgi ortaya çıkarabilmesini sağlayacak hiçbir bilinen doğa kanunu, fiziksel süreç ya da maddesel olay yoktur...
Bilginin madde içinde kendi kendine ortaya çıkmasını sağlayacak hiçbir doğa kanunu ve fiziksel süreç yoktur

Flew’ün tüm bu bulgularla desteklenen bilinçli tasarımı kabul etmesinde, yaratılışçı bilim adamları ve filozoflar da önemli rol oynadı. Flew, son dönemlerde, yaratılışı savunan bilim adamları ve filozoflarla TV tartışmalarına katılıyor, onlarla görüş alışverişinde bulunuyordu. Bu süreçte son dönüm noktası, Teksas, ABD’deki Metabilimsel Araştırma Enstitüsünce 2003 yılının Mayıs ayında düzenlenen bir konferans oldu. Flew, konferansa araştırmacı yazar Roy Abraham Varghese, İsrailli fizikçi ve moleküler biyolog Gerald Schroeder ve Katolik filozof John Haldane ile birlikte katıldı. Flew, yaratılışı destekleyen bilimsel kanıtların ağırlığı ve rakiplerinin iddialarının ikna ediciliği karşısında etkilenmişti. Nitekim konferansı izleyen dönemde ateizmi terk edilmiş bir düşünce olarak bıraktı. Bu dönemde Philosophy Now isimli İngiliz felsefe dergisine, Ağustos-Eylül 2003 sayısı için yazdığı mektupta Schroeder’in “Tanrı’nın Saklı Yüzü” ve Varghese’in “Harika Dünya” ismli kitaplarındaki argümanları tavsiye etti. Kendisinin fikir değişikliğinde önemli rol oynamış olan felsefe ve teoloji profesörü Gary R. Habermas ile ropörtajın yanısıra, “Bilim Tanrı’yı buldu mu?” isimli videoda bilinçli tasarımı kabul ettiğini açıkça ifade etti.

 

R0113-1.jpg

 

1- Richard N. Ostling, “Lifelong atheist changes mind about divine creator”, The Washington Times,

http://washingtontimes.com/national/20041209-113212-2782r.htm

 

2- Antony Flew’ün Philosophy Now dergisinin Ağustos-Eylül sayısına mektubu;

http://www.philosophynow.org/issue47/47flew.htm

3- Stuart Wavell and Will Iredale, “Sorry, says atheist-in-chief, I do believe in God after all,” The Sunday Times, 12 Aralık 2004,

http://www.timesonline.co.uk/article/0,,2087-1400368,00.html

4- Francis Crick, Life Itself: Its Origin and Nature, New York: Simon & Schuster, 1981, s. 88

5- John Whitfield, “Physicists plunder life's tool chest”, 24 Nisan 2003,

http://www.nature.com/nsu/030421/030421-6.html

6- San Francisco Chronicle, İnsan Genomu Projesi hakkında Tom Abate tarafından yazılan bir makaleden, 19 Şubat 2001

7- Werner Gitt, In the Beginning Was Information. CLV, Bielefeld, Germany, s. 107, 141

8- Antony Flew’ün Philosophy Now dergisinin Ağustos-Eylül sayısına mektubu,

http://www.philosophynow.org/issue47/47flew.htm

9-

http://www.biola.edu/antonyflew/index.cfm

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest qoray

zararın neresinden dönse kar

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest KurtuluşZor_786

Bu ve benzeri yaşanan hadiseler şartlanmışlara ve şartlanmış oldukları fikirlerinde sonuna kadar inat ve ısar edenlere ders olmasını ümit ediyorum...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest İDİL

giderayak imana gelmiş,aferin ;)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest beta111

okudum kitabını dogru yolu bulmuş

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest yaman

Sanki allah'a inanmış ah şu müslümanlar yokmu :)

 

Bu Flew olayı evlere şenlik

 

 

http://www.biola.edu/antonyflew/

 

"HABERMAS: Once you mentioned to me that your view might be called Deism. Do you think that would be a fair designation?

 

FLEW: Yes, absolutely right. What Deists, such as the Mr. Jefferson who drafted the American Declaration of Independence, believed was that, while reason, mainly in the form of arguments to design, assures us that there is a God, there is no room either for any supernatural revelation of that God or for any transactions between that God and individual human beings."

 

Habermas, "bana düşüncenizin deizm olarak tanımlanması gerektiğini söylediniz. sizce bu adil bir tanımlama mı?" diye soruyor. Bu soru Flew, "Evet, kesinlikle doğru." diyor ve şu mealde birşey diyor. Tanrı var ama ne doğaüstü olarak açığa vurma (ifşa etme) ne de Tanrı ile insanlar arasında karşılıklı iş var.

 

Şimdi size 29 Aralık 2004'de Richard Carrier'a gönderdiği mektup

 

http://www.secweb.org/asset.asp?AssetID=369

 

"I now realize that I have made a fool of myself by believing that there were no presentable theories of the development of inanimate matter up to the first living creature capable of reproduction."

 

Yani aşağı yukarı şöyle diyor Flew: "Üreme yeteneğine sahip ilk canlı hücrenin cansız maddeler tarafından oluşturulmasını açıklayan düzgün bir teori olmadığına inanarak aptallık yaptığımı şimdi anlıyorum."

 

Yine aynı adreste görebileceğiniz gibi bu konuda yani yaşamın başlangıcı konusunda Richard Dawkins'in zamanında kendine gerekli bilgileri vermediği için suçluyor.

 

Ayrıca yine aynı mektupta Gerald Schroeder'in kendisini yanlış bilgilendirdiğini söylüyor. Sebebini de Gerald Schroeder'in iyi donanımlı bir fizikçi olduğunu ve onun söylediklerini sorgulama gereği duymadığını ama daha sonradan asıl konunun fizik değil biyokimya ile ilgili olduğunu anladığını söylüyor.

 

Görüldüğü gibi Flew, bir fizikçi olan Gerald Schroeder'in yaşamın başlangıcıyla ilgili sözlerini fazla ciddiye almış ve doğruluklarını sorgulama gereği bile duymamış. Ayrıca Richard Dawkins'i de bu konuda kendine gerekli bilgileri vermemekle suçluyor. Yani adam kendi bu konuları araştırmak yerine başkalarından kendini bilgilendirmelerini bekliyor. Pek hoş bir durum değil öyle değil mi? Konuyu her yönüyle bilmeden bir insana hem de o konunun uzmanı olmayan bir insanın söylediklerine güvenerek böyle bir açıklama yapıyor ve sonra aptallık yaptığını kabul ediyor. Sanırım ilerlemiş yaşının da bu olayda etkisi vardır heralde. Artık yorulmuş ve her konuyu enine boyuna araştıramıyor gibi geldi bana.

 

Başka kafanıza takılan bişey ? :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...