Jump to content
Sidre

'Benzersiz Bir Koleksiyon'

Recommended Posts

Renault Sanat Koleksiyonu’ndan bir seçkiyle, İstanbul Modern’de 18 Nisan’dan 16 Haziran’a kadar sanat severlerle buluşacak olan ‘Fantastik Makineler’ sergisinin küratörü Ann Hindry ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

19818088.jpg

 

Sanat ve endüstriyel üretimi bir araya getirmek amacıyla 1967 yılında kavramsal sanatçılarla işbirlikleri yapmaya başlayan Renault’nun etkinlikleri devam ediyor.

 

Fantastik Makineler, İstanbul Modern’in ev sahipliğiyle bizlerle buluşacak. Kuratör Ann Hindry, "Fantastik Makineler sergisi tarih ve sanatsal değeri yüksek, nadir bir koleksiyonu kapsıyor. Renault Sanat Koleksiyonu dünyanın önemli müzelerinde sergileniyor ve tüm insanlığın, tüm sanatseverlerin bu eserlerin görmesine olanak sağlıyor. Şirket ile aynı hızda gelişmiş olduğu için gerçek anlamda orijinal olan, benzersiz bir koleksiyon" diyerek tanımlıyor sergiyi.

 

HELLLO!: Sanat ve endüstri alanları arasındaki özgün bağı kuran sanatçıları nasıl belirlediniz?

 

Ann Hindry: Renault, 1960'lı yılların ortalarında çağdaş sanatçılara teknoloji, stüdyo alanı, fabrika, tasarım ve malzemelere erişim, vb. gibi birçok farklı noktada destek sundu. Bu sanatçılar, genel olarak dünyayla ilgiliydiler ve içlerinden birçoğu sanayinin büyüyen dünyasına da ilgi duyuyordu. Renault sanatçılara teknik, lojistik ve insan desteği sağlayacağını duyurduğunda bazı sanatçılara öneride bulundu. Bu sanatçılar zaten endüstri temalı alanda sanatsal üretim yapmak isteyen ve bunun için bir fırsat arayan sanatçılardı. Birçok sanatçı Renault fabrikalarını adeta atölye olarak kullanarak projelerini gerçekleştirdiler. Bu işbirliğinin sonucunda ortaya çıkan eserler koleksiyona dâhil edildi. Yani sonuç olarak, Renault gerçek anlamda modern dünyaya ilgi duyan ve yüksek bir potansiyele sahip sanatçıları seçti.

 

HELLLO!: Renault bu anlamda öncü bir kimlik kazandı değil mi?

 

A. Hindry: Bu seçkin sanat koleksiyonu, Renault’un tarihine önemli bir katkı sunarken, bu bağlamda da örnek ve birleştirici bir rol oynuyor. Renault modern sanat eserleri üreten sanatçılara teknik, lojistik ve maddi destek vererek bir anlamda doğrudan sanatın içinde yer alan bir marka oldu. Renault koleksiyon içinde yer alan sanatçılara hiçbir tema ya da başka bir kısıtlama getirmedi. Sadece endüstri ve sanat konusunda çalışmayı arzulayan sanatçılara destek verdi. Bu nedenle birçok eserin oluşumuna ve sanatçılara olumlu katkıda bulunarak öncü bir kimlik kazandı.

 

HELLLO!: Sergide hangi disiplinlerden eserler göreceğiz?

 

A. Hindry: Sergide eserleri yer alan tüm sanatçılar, sanatları için daha esinleyici bulduğu şeyi seçti. Jean Dubuffet, endüstriyel malzemeler kullanarak, endüstriyel örgütlenmenin karşıtı olan ve kaotik çizimlerden oluşan bir hayal dünyası yarattı. Takis fiziksel dünyanın görünmez güçlerini keşfetmek için endüstriyel malzemeleri kullanarak eserlerini yarattı. Arman otomobil parçalarını yığarak bütünlüklü bir tasvire dönüştürdü. Jean Tinguely çılgın ve kullanışsız nitelikleri mükemmel otomobilin antitezi olan şiirsel makineleri bir araya getirdi. Robert Rauschenberg fabrikayı tuvaldeki heterojen tasvirine dahil etti. Büyük moda ve basın fotoğrafçıları Marc Riboud, Frank Horvat ve Robert Frank yayınlanmış bir röportajı bir otomobilin üstünde kullanarak düşsel ve el değmemiş imgelere dönüştürdü. Sonuç olarak hem hayal dünyasında bir yolculuk hissi uyandıran hem de sanatın 20. yüzyılda nasıl da hayatı kapsadığını alışılagelmişin dışında bir yolla anlatan bir sergi oluştu.

 

HELLLO!: Renault’nun 60’lı yıllardan bu yana sanat ve endüstri alanlarını birleştirdiği diğer çalışmaları nasıl buluyorsunuz?

 

A. Hindry: Koleksiyonu oluşturan sanatçılar Renault tarafından seçildi. 2011 yılında tekrar başlattığımız sanatçı seçimlerini daha önceki prensiplerimize bağlı olarak bir bölüm sanatçıda kalacak diğer bölüm ise koleksiyona eklenecek şekilde gerçekleştirdik. Bunun haricinde Renault, koleksiyonunda yer alan çalışmalara farklı müzelerde yer vererek sanata katkıda bulundu. Renault aynı zamanda FIAC ve Paris International Art Fair ile bu sene tekrar işbirliği yaparak VIP konuklara ulaşım desteği veriyor.

 

HELLLO!: Bizlere kısaca katılan sanatçılar Arman, Robert Doisneau, Jean Dubuffet, Frank Horvat, Jean-Luc Moulène, Robert Rauschenberg, Marc Riboud, Takis, Jean Tinguely’nin ana özelliklerinden bahseder misiniz?

 

A. Hindry: Arman, 1960’ların başında ortaya çıkan Nouveaux Réalistes (Yeni Gerçekçilik) hareketinin öncülerinden biriydi. Robert Doisneau, 20. yüzyılın büyük hümanist fotoğrafçılarından biri kabul edilir ve kendine özgü hümanizmi çoğunlukla zor koşullarda çekilen bu fotoğraflardan yansır. Jean Dubuffet’nin 1940’larda başlayan son derece üretken çalışmaları her birinin dünyayı müze sanatının kısıtlarının dışında bir vizyonla keşfettiği çevrimlere dönüştü. Sanatçının Renault’da keşfettiği polistiren, poliüretan ve sentetik reçine gibi endüstriyel malzemelerin kullanımı sanatçının izleyenin kendi gezinen düşünceleriyle serbestçe araştırabileceği fantastik yapılar yaratmasına olanak tanıdı. Robert Rauschenberg, “sanatla hayat arasındaki boşlukta hareket etme” isteğini Dada hareketinden miras aldı.

 

HELLLO!: Renault ile ilk çalışmanızı 1996 yılında mı yaptınız? Bu işbirliği nasıl gerçekleşti?

 

A. Hindry: Evet, sanat koleksiyonunun küratörü olmam için 1996 yılında Renault tarafından işe alındım. Dünyada çok az şirket, sanat koleksiyonlarından sorumlu olması için profesyonel bir sanatçıyı işe almıştır. Bu açıdan bakıldığında, benim bir tarihçi ve sanat eleştirmeni olarak o yıllarda işe alınmış olmam Renault'un sanata olan bağlılığının ve verdiği önemin bir göstergesi.

 

HELLLO!: Bildiğimiz kadarıyla Fransa ve ABD’de eğitim gördünüz, peki şimdi nerede yaşıyorsunuz? Sizi etkileyen şehirler hangileri oldu?

 

A. Hindry: Üniversite hayatıma Fransa’da başladım ve sonrasında yüksek lisans programı için Amerika’ya gittim. Eğitim hayatımı tamamladıktan sonra Paris’e geri döndüm ve sanat alanında çalışmaya başladım. 80’lerden bugüne tarihçi, sanat magazin editörü ve küratör olarak iki şehir arasında çalışmalarıma devam ettim. Amerika’da çalışmaktan gerçekten çok keyif aldım ama Paris’te olmaya da ihtiyacım vardı. New York çok büyüleyici bir şehir ve sanatsal anlamda 90’ların sonuna kadar çok dinamik kaldı. Fakat artık günümüzde sanat global ve tek bir yere ait değil.

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...