Jump to content
Sign in to follow this  
Melâl

Yerli Fantastikler

Recommended Posts

Son olarak Türkçe’de fantastik yazına bir göz atmak gerekiyor. Türk edebiyatında son yıllara kadar fantastik edebiyata, özellikle batıda görülen biçimleriyle rastlamak kolay değildi. Tabii bu topraklarda romanın batıya kıyasla ne kadar geç oluştuğunu dikkate alırsak, o kadar şaşılacak bir durum olmayabilir. Romanın özünde fazla ampirik bir tür olarak şekillenmesi bir yana, bu eksikliğin ikinci ve önemli bir etkeni de bu toplumda batıdaki tarihsel gelişimi ile karşılaştırılabilecek bir pozitivizme rastlanmamasıdır. Berna Moran, ilk romancılarımızın Batı ve Doğu değerleri arasında birleşimi ararken fantastiği olabilir olanı anlatması gereken romanın düşmanı saydıklarını ifade ediyor. Bu yüzden bizim romanımızda fantastik olgular Peyami Safa veHüseyin Rahmi Gürpınar’ın bazı eserleri dışında pek ortaya çıkmamıştır diyor. Bu eserler bile batılılaşma konusundaki farklı görüşleri savunmanın alegorik araçları olarak yazılmışlardır. Tabiî aslında fantastik gerçekçilik ya da büyülü gerçeklik bağlamında ele alınacak pek çok yazar var, fakat bu yazıda onlara değinmek mümkün değil.

Türk edebiyatındaki ilk fantastik yazın örneği Giritli Aziz Efendi’ye ait olan Muhayyelât-ı Aziz Efendi adlı, üç ana bölüm halinde yazılmış olan eserdir. Yayınlanması 1769 gibi oldukça geç bir döneme uzanıyor. Bariz bir Binbir Gece Masalları esinlenmesi kitabın içeriğinde görülebilir. Cinlerin, hortlakların cirit attığı eğlenceli bir kitaptır. Kaleme alınmasındaki amacı yazarı daha en başında özetliyor zaten: “Gönüldeki gamı dağıtmak”

Memleket sathında gotik alt türe de pek rastlanmıyor. Çünkü bu yazın, üstte işaret ettiğimiz üzere aydınlanmanın içindeki özel koşullarda doğmuştur ve rasyonalizme ve onun peşi sıra ilerleyen pozitivizme bir tepkidir. Dolayısıyla bizde pozitivizm kendi dinamikleri ile oluşmadığı ve ithal edildiği için gotik eser de pek bulunmaz. Bu anlamda elle tutulur ilk eser popüler aşk romanları ile bilinen Kerime Nadir’in Dehşet Gecesi adlı eseri olarak gözüküyor. Kitap vampirleri Karpat’lardan güneydoğunun ıssız dağlarına taşır. Fakat korku atmosferi bakımından yeterli olsa da, ne yazık ki, özgün bir eser sayılamaz. Olay örgüsü bakımından Dracula’ya olan benzerlikler kimsenin gözünden kaçmamıştır. Yine de adı Ruzihayâl olan bir Carmilla (ama Dracula karizmasında) benzeri vampirella öyküsü okumak tuhaf bir deneyim olacaktır herkes için.

Ayrıca İhsan Oktay Anar‘a değinmemiz gerekir. Puslu Kıtalar Atlası ile yola çıkan yazarın hâli hazırda mevcut beş kitabı yayınlanmış durumda. Bu kitapların en temel özelliği tarihsel romanla fantastiği sağlam bir üslûpla harmanlamış olmalarıdır.

Tolkien sonrası fantastik kurgunun Türkiye’de oluşması ise ancak ikibinli yıllara denk düşüyor. Bunda katalizör etki bu dönemde çok yoğun bir çeviri furyası başlamış olmasıdır elbette. Pek çok önemli fantastik yapıtın Türkçe’ye çevrilmesi ile okuyucunun ilgisi bu türe yoğunlaştı ve neticede Barış Müstecaplıoğlu, Orkun Uçar, Yiğit Değer Bengi gibi yerli yazarların fantastik türdeki eserleri raflarda yerlerini alabildiler.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...