Jump to content
Sign in to follow this  
Guest INRI

Allah'ın Sevgi Mektubu

Recommended Posts

Guest TekyolKuran
sayın arkadaşım incil bir arada tutuyorda kur'an kitabı ne yapıyor aynısını ne yapması lazımsa onu bu soruyu önce kendi kitabın olarak kendine sor verecegin cevap benimki ile aynı olacak.ama bir fark var incil insanı insan,birey olarak yüceltir kuran ne yapar ümmet yapar kul yapar tanrıya kul yapsa iyi ama şeyhlere, şıhlara,hacılara,hocalara kul yapıyor sorgulama yok günah soru sorma yok günah ne yazılıysa o kabul edilir yalansa aksini ispat et.

peygamber şairleri sevmezdi tenkit edilmeye tahammülü yoktu zamanında kendisini tenkit eden bir şairi öldürtmüştür yok böyle bir olay dersen olayı aynen yazarım.kuran şiir dilinde yazılmamıştır.

incil şu an için dünyadaki tüm dillere çevrilmiştir hatta arapca ve farscasıda mevcuttur okunur anlaşılır anlamı degişmez tanrının evrensel anlatımı degişirmi.son olarak sen istedin diye sana cevap vermem ben istediğim zaman cevap veririm sen benim hangi yazdıgım şeye açık cevap verdin sadece inkar ettin senin bu kendini büyük gören tavrındanda hoşlanmadım madem incilde bulmuşşun oku belki sana faydası olur hidayete erersin incil konusunda ben sormam bana sorarlar sorunun cevabı bu sanırım anladın pastöre ihtiyacım yok vaaz da veriyorum. ama senin gibi alaylı soru soranlara cevap vermem sen önce içindeki kibiri bencillği yen tanrı böyle insanları sevmez senin kitabında'da bunlar yazar.

 

 

 

 

Arkadaşım verdiğin cevaplara bakıyorum da, hiç bir bilimselliği yada dayanağı yok... mış.. miş... lar.. ler... yani arkadaşım.. çamur at izi kalsın mantığı kullanıyorsun... Sana cevaplarımda herp bilimsel cevap veriyorum.. sorularda cevaplarda Kurana yada Kutsal Kitaba dayalı... Ayrıca senin İslam hakkında hiç bir şekilde bilgin olmadığı da açık ... Kuran öğretisini... ve öğretide bahsedilen ümmetciliği sen cemaat ve tarikatçılıkla karşıtırıyorsun.. karıştırmıyorsun aslında sadece karışıklık çıkarmaya çalışıyorsun bir tür provekasyon...Bunu ben anlıyorum umarım diğer arkadaşlarda anlıyorlardır...

 

Kuranda herkes eşittir.. ve herkes bireydir... yani kimsenin kimseye şefaati de yoktur.. kimsenin kimseye Allah dilemediğici sürece imansal anlamda faydasıda yoktur... Ne şeyh vardır ne şıh vardır, ne cemaat vardır, nede tarikat vardır.. Kuranda bunların bahsi hiç geçmez.... Yanlız sizden ayrı olan ve farklı olan tek şey kölelik yoktur... Hristiyanlar yönetimlere bağlıdır.. yani yönetim ne isterse onu halk yapar.. ve yapmak zorundadır.. yoksa imanlı olamazlar... Yönetimler iyi olsunlar kötü olsunlar farketmez hepsi Tanrının Planıdır... yani iç içe bağlantısı yapımıştır... Tabi bunda en karlı olanlar Kilise Birlikleri.. ve halkın imanını yönetenlerdir... Mesela Katoliklik dünyadaki en büyük kölelik sitemidir.. Çünkü Papa direk tanrı ile temastadır... Tanrıdan direktifler alır ve onu halka empoze eder.. yani aracıdır... genel anlamda bakarsan kardeşim, hiç bir hristiyan tek başına iman edemez.. ama bunuda Kutsal Ruh diye bir isimle adlandırmışlar ve kişinin içindeki sevgi gücünü yani en saf en güzel düşüncelerini Kutsal Ruh ile isimlendirmişlerdir... Tam bir psikolojik bağımlılık yaratılmış ve insanlara Tanrı diye empoze edilmiştir.... sana bunların hepsini ama hepsini istersen Kutsal Kitabından ispatlarım.. Yani sana düşüncelerimi söylemiyorum kitabınızdan okuyup öğrendiğim gerçeklerden konuşuyorum....

 

Şimdi, gelelim sana sorduğum soruya... hani senin ben istediğim zaman cevap veririm dediğin soruya... ben o soruyu sorarken senin cevap veremeyeceğini zaten biliyordum... yani senden bir cevap beklentim yoktu... beklediğim cevabı esasında verdin bile..

 

Ama merak eden başka arkadaşlar var ise lütfen bana özelden sorsunlar onlara cevap vereyim... burda sanada inancını öğretmemiş olurum...

 

Arkadaşım sana bir tavsiyem olsun.. git lütfen Kuranı oku.. iyice oku... ve kendin her sureden sonra notlar al.. kafana takılan yada anlamadığın yerleri de not et.. sonra gel bu foruma ve yazmış olduğun iddialarına bir bak... inan okuduklarınla yada bildiklerinle çok farklı olduğunu göreceksin....

 

 

Benim ne bir kibirim var nede bir bencilliğim var... amacım sadece senin gibi sonradan Hristiyan olan ve misyonerlerce yalan yanlış şeylerle kandırılan Kardeşleri bilgilendirmeye çalışıyorum... istediğine istediğin gibi inan ama gelip böyle yerlerde bilmediklerinle bir şeyler empoze etmeye çalışırsan muhakkak bilinçli bir müslüman çıkar karşına bu seferlik ben çıktım.. ben olmasam başkası çıkar... benden konuya çok daha ahkim olanlar çıkar.. ki ben çok biliyorum da demem ... sadece anladığım ve bildiğim kadarı ile sana cevap veririm .. şimdiye kadar senin bir şey bilmediğini ve amacını öğrenmeme yetecek kadar bilgili olduğumu gördüm... sen sakın vaaz felan verme arkadaşım.. yada vaaz verdiğin yeri bana özelden yaz bende gelip dinleyeyim seni ve ordaki pastörleri biraz bilgilendirip sohbet edeyim...

 

 

Senle daha bilimsel ve yazılı olan şeyler üstünden konuşmak dileği ile..

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

sayın arkadaşım özelden yazma hodri meydan yaz bekliyorum neden çekiniyorsun bundan şunu anlıyorum ne yazacagınıda bilmiyorsun.

islam dini ümmetci degildir diyorsan benim sana sözüm yok ama bunu açıkla evet islam ümmetci degildir diye sen ümmet ile millet kavramını bilmiyorsan ben ne yapayım yazdıklarıma doyurucu cevap ver vermiyorsan karalama yapma işte benim yazdıklarımı okumadıgının kanıtı baba tarafından hristiyanım yani doguştan sonradan olma müslümanlar gibi degil neden insanları yanıltıyorsun

ne oldu kliseye gidebilecegini söyliyenler için yazdıkların sitenin arşivinde var fikir mi degiştirdin hidayete ermek istiyorsan yakındaki bir kliseye git ögren kuran'ı en az senin kadar bilirim şunuda belirteyim islam dinini vatikan da patrik' hanede çok iyi bilir onların ellerindeki eski yazma kuran kitapları diyanette bile yok.tabi bunları nereden bileceksin kutsal kitaptaki söyledigin ayeti buradan açıkca yazmanı bekliyorum bekliyoruz.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest TekyolKuran
sayın arkadaşım özelden yazma hodri meydan yaz bekliyorum neden çekiniyorsun bundan şunu anlıyorum ne yazacagınıda bilmiyorsun.

islam dini ümmetci degildir diyorsan benim sana sözüm yok ama bunu açıkla evet islam ümmetci degildir diye sen ümmet ile millet kavramını bilmiyorsan ben ne yapayım yazdıklarıma doyurucu cevap ver vermiyorsan karalama yapma işte benim yazdıklarımı okumadıgının kanıtı baba tarafından hristiyanım yani doguştan sonradan olma müslümanlar gibi degil neden insanları yanıltıyorsun

ne oldu kliseye gidebilecegini söyliyenler için yazdıkların sitenin arşivinde var fikir mi degiştirdin hidayete ermek istiyorsan yakındaki bir kliseye git ögren kuran'ı en az senin kadar bilirim şunuda belirteyim islam dinini vatikan da patrik' hanede çok iyi bilir onların ellerindeki eski yazma kuran kitapları diyanette bile yok.tabi bunları nereden bileceksin kutsal kitaptaki söyledigin ayeti buradan açıkca yazmanı bekliyorum bekliyoruz.

 

ne oldu kliseye gidebilecegini söyliyenler için yazdıkların sitenin arşivinde var fikir mi degiştirdin demişsin

lütfen ilk önce bu konuya bir açıklık getirirmisin kime ne demişim?...

 

sana bu forumda kaç tane cevap yazdım.. soru sordum.. hiç birisine cevap veremedin.. son sorduğum soruya da cevap yazmadın... kulaktan dolma şeyleri buraya yazarak fikir kirliliği yaratıyorsun... sana şimdi tekrar ediyorum eğer bir şey yazacaksan islamla ilgili lütfen dayanağın kitap olsun... miş.. mış..ler...lar.. kullanma... bu son yazında da yine sana uydurulup kandırılıldığın bir iddiayı dile getirmişsin... vatikanda kuran varmış vs vs.... kardeşim sen biliyorum diyorsan islamı o zaman islam ve kuran üzerinde varsa iddiaların ayetlerden surelerden sor .... cevabını alırsın...

 

 

Şimdi sana bir daha yazayım...

 

1- İncil kitabı Tanrı esinlemesi değildir.. (bunu sende itiraf ettin)

2- Hristiyanlar Türk olamaz (bunu sana ispat ettim)

3- Hristiyanlığın yayılması için Yalana başvurulması incilde bir emirdir. (bunuda sana defalarca okuttum)

4- Kuranın değiştirildiğine ilişkin verdiğin ayetlerin iddianla ilgisi yok.. yani Kurandan ispat edemiyorsun..

5- Ve incil üzerinde bir ton tutarsızlık da var..ispatlı

Bu iddialarıma hiç cevap bile yazamadın... isteyen arkadaşlar forumu inceleyip senin verdiğin cevapları okuyabilir..

 

Sana olan son sorum ise "eğer neden incil Yunancadır ibranice değildir. diye soran olursa hangi ayet ile cevap verirsin" idi. Ama bunun cevabını sen bilmiyorsun.. Sanada öğretmeyecem..hazıra alışmayın okuyup öğrenin sevgili kardeşim. Kulaktan dolmalarla kandırıldığınız gibi bizleri de kandırmaya çalışmayın..

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

tekyolkuran saygılı üslüp ile yazmadıgın müddetce artık sana cevap vermiyorum seni yok addediyorum benim yazılarımada cevap vermessen sevinirim çünkü sen bu hakkını kaybettin kendi kendine yazar okursun sakın benim adımı kullanarak yazılarımdan alıntı yaparak cevap verme.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest TekyolKuran
tekyolkuran saygılı üslüp ile yazmadıgın müddetce artık sana cevap vermiyorum seni yok addediyorum benim yazılarımada cevap vermessen sevinirim çünkü sen bu hakkını kaybettin kendi kendine yazar okursun sakın benim adımı kullanarak yazılarımdan alıntı yaparak cevap verme.

 

 

Arkadşım senin bana cevap vermen için yazmıyorum ... belki yazarsın diye bekliyorum ama umutsuzca... amacım bu formu okuyanların canlı olarak bir şeylere şahit olmasıdır.... Misyoner zihniyetin bu günkü durumunu... çalışma şekillerini... insanları sevgi altında nasıl zehirlediklerini... bir çoğuna da şahit oldular...

Ben senin bu forumda hiç sert uslup kullandığını görmedim... saygından da bir ödün vermedin... ama bunu gerçekten yapmıyorsun ki... başka şansın yok.. bu şekilde olursan seni dinler insanlar ve sana böyle inanırlar... için içini kemiriyor.. bilmiyorum mu sanıyorsun... senin gibi misyoner yardımcıları ile deflarca konuştum... melekgibi görünürlerken konuşmanın sonralrında nasıl çileden çıkıp saldırgan olduklarını gördüm... çok kişiyi kurtardım(dık) ve şükürler olsun sonunda herkes senide gördü...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest werve

ilk defa böle bişi duydummm

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest INRI

KARAMANLI ORTODOKS TÜRKLER

 

 

Anadolu’nun orta bölgesinde yüzyıllardır Müslüman Türklerden sadece dini açıdan farklılık sergileyen ve aslen kendilerinin Türk olduklarını beyan ile bunu gerek adet, gelenek ve görenekleri ve gerekse tarihi veriler ışığında ortaya koyarak Anadolu’ da yaşamakta olan Rum Ortodoks nüfustan farklı olduklarını ve onlarla bir tutulamayacaklarını vurgulamaya çalışsalar da, sonuçta Ortodoks Türkler de bu zorunlu nüfus mübadelesine tabi tutulmaktan kurtulamamışlardır.

Onlar, Anadolu'nun değişik bölgelerine dağılmış olarak kendi hallerinde yaşarken, Batılılar Osmanlı'yı parçalayıp yutma planlarını uygulamaya koymuştu ve mutlaka Batılıların dikkatini çekmişti bu topluluk. Onlara Osmanlı'ya karşı mücadele teklifi götürmekte gecikmedi Yunanlılar. Fakat Anadolu'nun Hıristiyan Türkleri, hem de görkemli bir kongreyle, Kurtuluş Mücadelesinin yanında olduklarını beyan ettiler ve her Türk gibi İstiklal Savaşında üzerlerine düşeni fazlasıyla ifa ettiler.

İslamiyet’i tanıyıncaya kadar totemcilik, animizm(canlıcılık), şamanizm, budizm, manheizm gibi Asya kökenli (Asyatik) dinler arasında bocalayan Türkler, ilahi dinlerin gelmesiyle birlikte bu dinlerin en büyük koruyucu, savunucu ve yayıcıları oldular. Sosyolog Dr. Dursun Ayan'a göre bugün bile edebiyatımızda izleri olan Türker’deki "Gök Tanrı" inancı onları ilahi dinlere daha yatkın kılmıştı. Göç eden Türkler’ in ilk önce Hıristiyanlıkla daha sonra İslam'la tanıştıklarını Harezmiler’ e ait belgelerden anlıyoruz.

 

 

Karaman yöresinde bulunan "Binbirkilise" bu bölgenin 1922 yılına kadar Türk Hıristiyanlar için yurt edinildiğini ortaya koyuyor. Konya, Niğde, Nevşehir, Kayseri, Ankara civarları Hıristiyan Karaman Türklerinin yaşadığı yerler. Bunun dışında bir kısmının İstanbul, İzmir ve Trabzon'da varlıklarını sürdürdüğü biliniyor. İsimleri Türk olan ve Türkçe Hıristiyan tapınış gösteren, Türkçe konuşan, Grek harflerini kullanarak Türkçe dini ve edebi eserler verip yayın yapan ancak karşılıklı değişime tabi tutularak Anadolu'dan göç ettirilen Hıristiyanlardı bunlar.

"Kavimler Kapısı-1" kitabının yazarı Hale Soysü, 1924 yılına kadar Aksaray, Ihlara Vadisi, Ürgüp, Göreme, Derinkuyu, Akşehir, Ereğli, Ermenek, İçel, Antalya ve Fethiye'de Hıristiyan Karaman Türklerinin yaşadığını belirtiyor. Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde, "Alanya-kadim eyyamından beru Urum (Rum) keferesi bir mahallededir... Amma Urum lisanı bilmeyub, batıl Türk lisanı bilirler. Ve Antalya, dördü Urum keferesi mahallesidir. Amma keferesi asla Urumca bilmezler, Batıl Türkçe lisan üzre kelamet ederler" diyerek bölgedeki Hıristiyan azınlığın Türk kökenli olduğunun ve dillerinin de bozulmadığının altını çiziyor. Hıristiyan Türkler içinde Karamanlıların yeri ayrı bir öneme sahip. Tek kelime Rumca bilmeyen ve ibadetlerini Türkçe yapıp, yazı dilinde Grek alfabesini kullanan Karamanlılar'ın Türk soyundan geldiklerini hemen hemen tüm tarihçiler kabul ediyor.

 

 

Mübadele

Muhtelit Mübadele Komisyonu tarihte ilk ve tek olma özelliği taşıyan zorunlu mübadele uygulaması ile ilgili işlemleri başlatmak üzere 8 Ekim 1923 tarihinde toplanmıştır. İki hükümetin de değişimin 1 Mayıs 1924 tarihinden itibaren yapılması konusunda anlaşmaları komisyona nüfus transferini gerçekleştirmek için 7 ay gibi bir süre vermekteydi. Bu arada her ne kadar tarih Mayıs olarak belirlense de, yüzlerce Ortodoks ve Müslüman karma komisyonunun denetiminde ve her iki ülkenin onayıyla 1923-1924 arasında transfer edilmiştir. Aslında Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan antlaşmadan çok önce Balkan Savaşı döneminde (1912) karşılıklı olarak Anadolu’ yu terk eden Ortodoks ve Yunanistan’ ı terk eden Müslüman nüfus bulunmaktaydı. Alexios Alexandris’ in verdiği bilgilere bakılırsa 1912 ile 1922 arasında tahmini bir değerle Türkiye’ den Yunanistan’ a 847.931 Ortodoks, Yunanistan’ dan Türkiye’ ye 115.000 Müslüman göç etmişti. 1923 yılından 1925 yılına kadar da yine Alexandris’ e göre 200.000 Ortodoks’ a karşı 388.000 Müslüman yer değiştirmişti. Bu konuda Alexandris’ in verdiği rakamlara yakın değerlere Psomiades’ in eserinde rastlamak mümkündür. Psomiades 188.000 Ortodoks’ un Yunanistan’ a gittiğini belirtirken 355.000 Müslüman’ ın da Türkiye’ ye geldiğini ifade etmektedir.

Genel bir ifadeyle, 1912-1922 tarihleri arasında yaklaşık 1.200.000 Ortodoks Anadolu ve Trakya’ dan Yunanistan’ a göç etmiş, aynı dönemde 100.000 Ortodoks’ ta yine Bulgaristan, Rusya, Arnavutluk, Yugoslavya ve On iki adayı terk ederek Yunanistan’ a gitmiştir. Ekim 1924 tarihine kadar, yani bir yıl gibi bir süre içinde, mübadillerin büyük çoğunluğunun transferi tamamlanmıştır.

Ankara, Niğde, Kayseri, Nevşehir gibi İç Anadolu bölgesinde şehirlerde yaşayanlar gruplar halinde demiryolu aracılığıyla İstanbul, İzmir ve Mersin gibi liman şehirlerine taşınmışlardır. Ankara’da bulunanlar özellikle İstanbul ve İzmir’den Yunanistan’a gönderilirken, Niğde, Nevşehir ve Kayseri Bölgesinde yaşayanlar Mersin limanında bekleyen vapurlarla taşınmışlardır. Nevşehirli, Kayserili, Niğdeliler kendilerini Mersin limanına ulaştıracak olan trene binmek için yaya olarak, ya da kağnılar ile Ulukışla’ ya gitmişler, oradan bindikleri tren aracılığıyla Mersin’e ulaşmışlardır. Türkiye’ den ayrılışları konusunda kendileriyle görüşülen birçok Karamanlı Ortodoks, köylerinden ayrılırken yaşananlar hakkında kendilerinin memleket olarak nitelendirdikleri yaşadıkları toprakları bırakıp gitmenin zorluğu yanında, özellikle ayrılış esnasında Müslüman Türklerin de gitmelerini istemediklerine dikkat çekmişlerdir. Bu konuda mübadelede Nevşehir merkezden Yunanistan’ın Larissa şehrine gitmiş olan Despina ve Anastasia Merküroğlu kardeşler şöyle demekteydiler: “…daima ağlıyorlardı, bu kadar mülkleri evleri nereye koyup gideceğiz, nereye gideceğiz. Kağnılarla geldiler Türklerimiz kucaklayıp öpüyorlardı “ ah yavrularım nereye gideceksiniz…” bunları belleyin. Ne muhabbetleri vardı. Ah nerelere gidiyorsunuz deyip gönderdiler.” Yine Kayseri Rum Kavak’ tan Farsala Zoodohos Pigi köyüne giden Kosmas Pavlidis de: “Dostumuz çoğu… hep ağladılar, Hıristiyanlar buradan gidiyor… Bizim ora en temiz yer idi. Şöyle gıl gadar dokanmadılar bize. Onlardan girer çıhardık, oyle köylerine giderdik, onlar gelirdi…” demekteydi. Benzer sözleri bir çok Karamanlı dan duyamk mümkündür. Zaten, karışık veya ayrı köylerde yaşayan Müslüman ve Ortodokslar arasındaki ilişkiler istisnasız “çok iyiydik, çok muhabbetliydik, bir ev gibiydik” gibi ifadelerle nitelendirilmiştir. Bu şekilde ayrılış anında kendilerinin gidişleri ve yaşadıkalrı toprakları terk etmelerinin verdiği hüzün kadar yüzyıllardır farklı inançlarına rağmen aynı kültürün birer parçası olan Müslüman Türk ile Anadolu’ nun ortasında yaşayan Ortodoks Türk’ ün birbirinden ayrılması da zihinlerde yer eden bir olay olarak bugün dahi canlılığını korumaktadır denebilir.

İç bölgelerden Mersin’ e gelen mübadiller burada kendilerini Yunanistan’ a götürecek olan vapurları on beş gün ya da daha az bir süre beklemek zorunda kalmışlar, bu süre zarfında da bölgedeki kilise ya da ambar gibi mekanlarda kalmak zorunda kalmışlardır. Köylerinden çıkışı ve ondan sonraki aşamaları Kayseri Gelveri kökenli ve bu gün dahi bozulmamış olan yöresel ifadeleriyle Pandeleimon Akakiyakis şu şekilde ifadelendirmektedir: “ 1924 Ağustosunun 15’ inde yola çıktık. Arabalarnan kağnılarnan. Aksaray’ a endik. Gece kaldık zannedersem orda. Öbürsü gün yine arabalarnan Ereğli’ ye geldim. Orada hatırımda yok bir iki gün kaldık galiba. Tren geldi. Trene bindik oradan. Tarsus tren yoluyla Mersina’ ya geldik. Mersina’ da on onbeş gün oturduk. Galdık orda ambarlarda. Yük ambarıydı. Vapur geldikten sonra aldılar bizi gayıklan. O zaman liman yoğudu geri durdu gemi. Gayıklarınan götürdüler. Oradan vapura bindik…” Benzer şekilde bir tren yolculuğu tarifi yapan Kayseri Rum Kavaklı Yohannis Pavlidis de Mersin’ de on beş gün süreyle bir Ermeni kilisesinde kaldıklarını belirtmektedir. İç Anadolu’ nun bir çok yerinden gelerek Mersin’ de toplanan insanlar o dönemde liman olmadığından kayıklarla vapurlarla taşınmışlardır. Niğdeli, Nevşehirli, Kayserili, Konyalı birçok insanın kalabalıklar halinde bindikleri vapurların, çoğunun tarifine bakılırsa yolcu vapurundan ziyade yük vapuru olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan kendi masraflarını karşılamak şartıyla, yani paralı vapurla yolculuk edenlerin ise diğer insanlara nazaran daha iyi şartlar altında Yunanistan’ a ulaştıkları anlaşılmaktadır. Anastasia Merküroğlu vapura binen insanları ve vapurun durumunu tarif ederken: “Bir biri üstüne… kimi yoharlarda kimi ambarlarda… pislikler mundarlık… öyle kaç gün gittik” derken Konya Sille kökenli Anastasia Hacıteodorudou da: “Papurlar dolup dolup gidiyor. İnsanlar ağlaya ağlaya geri baka baka gittiler. Papur Rus papuruydu. Herkes evinde hazırlık etti, sucuklar ettik, pastırmalar ettik, ekmekler ettik… soğuk vardı, mangal yaktık. Ağlıyorlardı. Hastalandılar… Tifo hastalığı…” Savaş şartları altında yaşanan tüm bu olayların bu gün hala o günleri yaşayanların hafızalarında canlılığını koruduğunu ve insanların o günleri anlatırken yeniden yaşadıklarını, duygulandıkları ve ağladıklarını da burada vurgulamak gerekir. Anastasia Hacıteodoridou’ nun üzerinde durduğu ve vapurda bir çok insanın hastalandığı gerceği diğer mübadil Karamanlılar tarafından da vurgulanmıştır. Hatta vapurlarda ölen insanların denize atıldığı bir çok mübadil tarafından da dile getirilmektedir. Örneğin Niğde Sulucaovalı Melpomeni Haciliadou böyle bir olayı anlatırken: “ Günde bi dene adam öldü. Mercan… Mercanıdı adı… öldü. Demiri bağladılar denizin içine attılar” demekteydi. Vapurlarda yaşanan bu ve benzeri olay örnekleri bir tarafa bırakılacak olursa, zor bir deniz yolculuğunun ardından Yunanistan topraklarına ayak basan ve Türk Ortodokslarında dahil olduğu tüm mübadilleri yeni, ancak zorlu bir gelecek beklemekteydi. Daha açık bir ifadeyle Türkiye’ de bıraktıkları mallarına denk bir varlığa kavuşabilecekler miydi ve yıllardır yaşadıkları köyleri ve Müslüman komşuları gibi şimdi aralarında bulundukları dindaşları Yunanlılarla muhabbetli ve bir ev gibi bir arada yaşayabilecekler ve sahip oldukları kültürlerini yeni topraklarında devam ettirebilecekler miydi?

 

Her şey Yunan İşgaliyle Başladı

 

Orta Anadolu ve Karaman bölgesi Türkleri ile Doğu Karadeniz Türkleri, daha İslamiyet gelmeden Hıristiyanlığı seçmiş Türk boyları olarak, Kurtuluş Savaşına kadar varlıklarını ve benliklerini koruyorlar. Ancak, Yunanlıların Anadolu'yu işgali, Anadolu'da yaşayan Hıristiyanların sonunu hazırlayan en önemli etkenlerden biri. Emperyalist güçlere ve Yunanistan'a karşı başlatılan Kurtuluş Savaşı, Anadolu'daki Türk kökenli ve diğer Hıristiyanların birbirinden ayrılması için tam bir turnusol kağıdı işlevi yaptı. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümetine başvurarak, Hıristiyan Ortodoks olduklarını, ancak soyları yönünden Türk olduklarını sık sık vurgulayan Türk Hıristiyanlar, Fener Rum Patrikliğinin etkisini kırmak için kendilerine bağımsız bir kilise kurulmasını talep ettiler. 11 Nisan 1921'de Kastamonu Valisi Sami Bey, Ankara'ya gönderdiği telgrafında, "Anadolu'da bir Türk Ortodoksluğunun kurulmasını isteyen Taşköprü Rumları dilekçelerini sundu" ifadesini kullanıyor. Trabzon Ortodoks Cemaatinin Ankara Hükümetine telgraf çekerek Ankara'da bir Türk Ortodoks Patrikhanesinin kurulmasını istediği de Doç Dr. Zeki Arıkan' ın yaptığı araştırmalardan anlaşılıyor. Dr. Sabahattin Özel, Maçka Rumlarının da benzer bir girişimde bulunduklarını söylüyor: "Anadolu'da tarihen dahi müspet olduğu üzere Rum-Elenik namıyla hiç bir millet yoktur. Mevcut Rumlar yalnız asırlarca Türk Müslümanlarla birlikte yaşayan Türk Ortodokslardır."

 

Fener Rum Patrikhanesine İsyan

 

Türk Ortodoks olduklarını ısrarla vurgulayan Kayseri bölgesindeki Hıristiyanlar, Kurtuluş Savaşının başlamasıyla birlikte, diğer Hıristiyanlardan oldukça farklı bir strateji takip ediyor. Sosyolog Dr. Dursun Ayan, 1870'li yıllarda Bulgarların, Rumlarla karıştırılmaktan ve Rumlaştırılmaktan korktukları için padişahtan milli bir kilise kurma izni aldıklarını hatırlatarak, "Bulgarların bu kaygısını Anadolu'daki Türk Hıristiyanlar da taşıyor. Onlar da aynı dönemde milli bir kilise kurulması için başvuruda bulunuyorlar ama sonuç alamıyorlar" diyerek Ortodoks Türklerin Rumlarla karıştırılma endişelerinin 1870'li yıllarda başladığını söylüyor. Ankara ve İç Anadolu Bölgesindeki Hıristiyan Türklere ise Papa Eftim liderlik yapıyor. Atatürk, Papa Eftim'e her zaman Baba Eftim olarak seslendiği için, çoğu zaman ismi Baba Eftim olarak anılmıştır.

Kurtuluş Savaşının henüz yeni filizlendiği dönemde Türk kökenli Ortodoks Hıristiyanlar bu amaçla, TBMM'den ve Adalet Bakanlığı'ndan izin alarak Kayseri'de bir kongre topladılar. Kongreye, Gümüşhane Episkoposu Yervasyos, Konya Metropoliti Prokobios, Antalya Episkoposu Meletios ile Anadolu ve Trakya'nın diğer bölgelerinden gelen 72 temsilci katıldı. 21 Eylül 1922'de toplanan kongrede Türk Hıristiyanlar Türk Ortodoks Patrikliğinin kurulmasını kararlaştırdılar. "Milli Mücadelede Kayseri" adlı çalışmasında Zübeyir Kars, bu toplantıya Mutasarrıf Muammer Bey, Mevki Kumandanı ve Kalem Reisi Miralay Abdullah Bey ve sonraki yıllarda TBBM'de Eskişehir Milletvekili olan Türk asıllı Ortodoks Umumi Kâtip Bodrumi İstimad Zihni Özdamar Efendi'nin de katıldığını belirtiyor.

Yunanistan'ın Batı Anadolu'da işgal faaliyetlerine girişmesiyle birlikte İstanbul Fener Rum Patrikhanesi, Anadolu'daki tüm Hıristiyanları Yunanistan lehine faaliyette bulunmaya davet ediyor. Dr. Dursun Ayan, Fener Rum Patrikhanesinin Anadolu'daki Hıristiyanlara yaptığı çağrının ciddiyetini Atatürk'ün Nutku'ndaki önemli bir ifade ile açıklıyor: "Atatürk Nutuk'ta Mavri Mira'nın Fener Rum Patrikhanesinde hazırlandığını söylüyor. Fener Rum Patrikhanesi, Ortodoks ders kitaplarının içeriğinde Türk aleyhtarı düzenlemelere giderek Milli Mücadele safları oluşmadan Yunanistan'ı desteklemeye karar vermişti zaten. Rum kökenli olmayan diğer kiliselere de bunu kabul ettirmeye çalıştı. Ancak bir kısmı bu oyuna gelmedi."

 

Çerkez Ethem Tanıştırdı

 

Kayseri'deki toplantıda Türk Hıristiyan Ortodokslar, Fener Rum Patrikhanesinin baskılarına rağmen Kurtuluş Savaşında Milli Mücadele saflarını seçtiler. Türk Ortodoksların Anadolu'daki bu hareketi Atatürk'ün takdirini kazanmalarına sebep oldu. Papa Eftim' le tanışmak isteyen Atatürk, 4 Eylül Sivas Kongresinden önce Papa Eftim' i Sivas'a davet ederek uzun uzun sohbet etti. Mustafa Kemal ile Papa Eftim' in bir araya gelmesini ise çok ilginç bir isim sağlamıştı: Çerkez Ethem. Papa Eftim' in oğlu ve Türk Ortodoks Cemaati Lideri Selçuk Erenerol, "Atatürk, Anadolu Hıristiyanlarının Kayseri'deki toplantısını yakından takip ediyor. Babamla tanışmak isteyince, Akdağmadeni'nden (Yozgat) yakın komşumuz Çerkez Ethem bu görüşmeyi sağlıyor" diyerek anlatıyor bu konuyu.

 

Kiliseden Çıkıp İstiklal Harbine Gittiler

 

Kayseri'deki kongreye katılan Hıristiyan Türk çevreleri Milli Mücadelede Atatürk ve arkadaşlarının yanında yer alırlar, gerekli desteği verirler. Türk Hıristiyan Ortodoksların önderi Baba (Papa) Eftim' e, Kurtuluş Savaşına verdiği destekten ötürü bizzat M. Kemal Atatürk tarafından İstiklal Madalyası verilir. Büyük Taarruzdan önce Ankara'da ilk toplanan TBMM bahçesinde, Atatürk'ün de hazır bulunduğu bir miting sırasında halka seslenen Papa Eftim, İncil'den bir pasaj okur: "Düşmanlarımızın her şeyi var, ancak bizim silah ve cephanemiz yok. Fakat göğsümüzde imanımız var, mutlaka kazanacağız. Yaşasın muzaffer Türk Ordusu!" Bağımsız Türk Ortodoks Patriği Selçuk Erenerol' un babası olan Papa Eftim, Kurtuluş Savaşına verdiği destekten sonra Atatürk'ün şu sözlerine mazhar oldu: "Baba Eftim, bu memlekete bir ordu kadar hizmet etmiştir."

 

Atatürk Papa Eftim Dostluğu

 

Çerkez Ethem' in Yozgatlı olduğunu bilen çoktur ancak onun Türk Ortodokslarının dini lideri Papa Eftim' in hane komşusu olması ilginç bir tecelli. Fener Rum Patrikhanesinin Yunanistan'ı destekleme konusundaki baskılarına ve çabalarına rağmen Papa Eftim ve 72 kilisenin Milli Mücadele saflarına katılmasının Mustafa Kemal'i bir hayli etkilediği biliniyor. Çerkez Ethem aracılığı ile Papa Eftim ile Sivas'ta tanışma imkânı bulan Mustafa Kemal, Selçuk Erenerol' a göre 1924 yılında Papa Eftim' den Fener Rum Patrikhanesinin başına geçmesini istiyor. Cemaatin dini lideri görevini yürüten Selçuk Erenerol, babasının Atatürk ve arkadaşlarının bu teklifini, "Benden üstün dini ruhbanlar dururken, benim o makamı doldurmam mümkün değil" diyerek geri çevirdiğini söylüyor. Ancak Papa Eftim, Atatürk ve arkadaşlarına Yunanistan'ın göndereceği patriğin özelliklerinin ne olması gerektiği konusunda 11 maddelik bir rapor veriyor. Papa Eftim' in, patrik için birinci şart olarak Yunanistan'da kral taraftarı olması gerektiğini ileri sürmesi dikkat çekiyor. O dönemde Kral taraftarı din adamlarının Yunan Hükümetinden farklı görüşlere sahip olduğu biliniyor. Papa Eftim' in, atanacak patriğin Yunan Hükümetinin kirli emellerine alet olmaması için böyle bir istekte bulunduğu tahmin ediliyor. Ancak Atatürk'ün ısrarından sonra Papa Eftim, yardımcısı Yakup ile birlikte Fener Rum Patrikhanesine giderek, bir anlamda yönetime el koyuyor. Ankara Hükümeti dış baskılara dayanamayıp kendisini geri çekinceye kadar orada kalıyor.

 

Lozan'da Verilen Ödül!

 

Kurtuluş Savaşında dindaşlarını değil de, kendi ırkından olan Türkleri destekleyen Türk Hıristiyanlarını, savaşın kazanılmasından sonra büyük ve acı bir sürpriz bekliyordu. İsmet İnönü'nün Türk delegasyonuna başkanlık ettiği Lozan görüşmeleri sırasında 30 Ocak 1923 tarihinde varılan anlaşmayla, Anadolu'daki Hıristiyan Ortodoksların, ırkına ve kişisel isteklerine bakılmaksızın karşılıklı değişime tabi tutularak Yunanistan'a gönderilmesine karar verildi. Mübadeleye tabi tutulan insan sayısı konusunda abartma olmadığını belirten Dr. Dursun Ayan, "Mübadeleye tabi tutulan nüfusun küçük gösterilmesi her iki ülkenin de işine geliyordu. Bu insanlık dramında Türkiye kendi yüreğine su serperken Yunanistan kendi demografyası açısından bu konuda tartışma bile yapmadı. Rakamın fazla olma ihtimali elbette var" diyor. Doğan Avcıoğlu, "Türkler'in Tarihi" adlı eserinde Karamanlıların değişime tabi tutulmasının tartışmaya açık bir konu olduğunu ve mübadelenin yapıldığı yıllarda da bu tartışmanın yaşandığını belirtiyor. Bernard Lewis' e göre, 1924 ve 1930 yılları arasındaki değişimin, Türk-Grek değişimi değil, Grek Ortodoks-Osmanlı İslam değişimi olduğunu söylüyor: "Bu değişim Anadolu Ortodoksları için vatana kavuşma değil, gurbete sürgündür."

Kayseri, Karaman, Trabzon, Sivas, Konya, Yozgat ve Ankara'da toplanan Hıristiyan Türkler trenlerle Yunanistan'a gönderiliyorlar. Yürek paralayan sahneler yaşanıyor; "Biz sizdeniz, göndermeyin" yalvarmaları, Lozan Anlaşmasının kararlılığında Ankara'ya kadar ulaşmıyor bile. İçlerinden sadece bir aileye özel bir ayrıcalık tanınıyor. Bir tek Baba Eftim ve ailesi (Erenerollar) bu zorunlu göçten muaf tutuluyor. Atatürk'ün isteği ile o dönemde TBMM'den şu özel kanun çıkarılıyor: "3 Ağustos 1924 tarihli Papa Eftim teskeresi. Papa Eftim efendinin harekat-ı milliyenin gidişatından beri Türkiye davasıyla alakadar görülmesi ve Patrikhane ile arasındaki vaziyet nazarı itibara alındığı takdirde efrad-ı ailesinin mübadeleye tabi olması düçar-ı felaket olacağı muhakkak bulunduğundan bir karar ittihazı talebini havi Dahiliyet Vekale-i Celilesinin 2.8.1340 tarih ve Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nin 3798 nolu teskeresi üzerine mumaileyh Papa Eftim ve ailesinin İstanbul'da yerleşmesine müsaade itası icra vekilleri heyetinin 3.8. 1340 tarihli ictimasında karargir olmuştur."

Ancak Baba Eftim' in kendi ırkdaş ve dindaşlarının gönderilmesine neden tepkisiz kaldığı da tam olarak bilinmiyor. Zaten bir süre sonra Anadolu'da Hıristiyan Türk azınlığı kalmadığı için Anadolu Türk Ortodoks Patrikliği Kayseri'den İstanbul'a taşınmak zorunda kalıyor.

 

Atatürk’ ün Üzüntüsü

 

"Hamdullah Suphi Tanrıöver' in Anıları"nda ismi geçen Mahmut R. Kösemihal, Hıristiyan Türklerin zorunlu göçüne ilişkin, "Biz Anadolu'nun bir miktar Hıristiyan Türk'ü ile Hıristiyan Elen' ini ayıran farkları incelemeye vakit bulamadan, mübadele, bir miktar Türk unsurunu Yunanistan'a göçtürdü.." değerlendirmesinde bulunuyor. Hamdullah Suphi'nin anılarında Celal Bayar'la aralarında geçen bir diyalog bu konuda Atatürk'ün üzgünlüğünü ortaya koyuyor: Celal Bayar bir gün Hamdullah Suphi'ye, "Bilir misin Hamdullah, Atatürk'ün son yıllarda en büyük üzüntüsü ne idi?" diye sorar. Hamdullah Suphi bilmediğini söyleyince, cevabı kendisi verir: "Anadolu'dan binlerce Hıristiyan Türk'ü göndermiş olmasıydı. Paşam yapmayın, yollamayın, bunlar özbeöz Türk’ tür dedim. Kendisine kitaplar gönderdim, fakat dinlemedi." Yunanistan'a gönderilen Türk Hıristiyanlar Türkiye'de Rum olarak adlandırılıp mübadeleye tabi tutulurken, Yunanistan'da da "Turko Sporos-Türk tohumu" diye aşağılanarak Yunanlı olarak kabul edilmediler. Gittikleri Batı Trakya'da, biraz da Anadolu'yu hatırlamak için olsa gerek, "Karaman" adını verdikleri bir yerleşim birimi kurdular. Yunanistan'da Batı Trakya Türklerinden daha fazla horlanan ve ayrıma tabi tutulan Türk Ortodoks Hıristiyanların birçoğunun daha sonra Avrupa'nın çeşitli ülkelerine dağıldığı biliniyor.

.....

kesilmiştir

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest AİRFORCE

Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

--------------------

Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar. icon_mail-1.gif icon_sms2-1.gif icon_lang-1.gif 70.Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde, niçin Allah'ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? icon_mail-1.gif icon_sms2-1.gif icon_lang-1.gif 71.Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? icon_mail-1.gif icon_sms2-1.gif icon_lang-1.gif

--------------------

Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

--------------------

Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest qenzul
ya iki ayet öğrenmişsiniz onu yazıp duruyorsunuz.

yasa nedir biliyor musunuz.

tevratın yasası şudur:göze göz dişe diş yapacaksın ama ben birgün gelecek o yasayı bozacağım tevratım yasasıdır.

İsa da bu yasanın ikinci bölümünü tamamlamıştır.

çünkü sizin öldür dediğiniz kısım kaldırılacağı yani yasanın değişeceği tevratta yazar yani isa değişme bölümünü tamamlamıştır.

zaten yasa bir değişim geçirecekti yasanın gereğidir bu.

İsa bu yasayı böylece tamamlamıştır.

tabi siz durmadan böyle yazın bende azcık kuranı size anlatayım :)

 

(tevratın yasası şudur:göze göz dişe diş yapacaksın ama ben birgün gelecek o yasayı bozacağım tevratım yasasıdır.

''İsa da bu yasanın ikinci bölümünü tamamlamıştır''

Bakın bu şahsın şimdi yazdığı kendisininde sure olarak iddia ettiği cümleye KURAN'da nasıl doğrulanmış ve açıklanmış aşşağıda okuyun ve tartışmayı bırakın bunlarla:)

 

Bismillahirahmanirahim

Ey Müminler! Yahudileri ve Hıristiyanları veli (dost) bilmeyin. Onlar birbirlerinin velisidir, dostudur. Sizden kim onları veli edinirse o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu yola getirmez“. (Maide 5/51)

 

bu insanlar; siz nekadar tartışmaya çıkarsanız çıkın ümmeti müslimin; her darardıklarında birbirlerini kollayacaktır.Çaresizliğin verdiği yalnızlıktan sıkışmışlıktan kurtulmak için birbirlerine destek çıkacaktır.Tartışmayın ayetlerle cevap verin kesin atın diyorum ümmeti müslümin!!

 

Bakın ayetiniz bir anda indimizde yok oldu!:)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...