Jump to content
Sign in to follow this  
Guest jülide

Allahın Kitab-ı Mukaddesi'ni Değiştirmek Ve Gizlemek Büyük Günahtır

Recommended Posts

Guest Mustehil

Anlamadığın birşeyi başkaları anlıyor ve sen onların anladığıyla dalga geçiyorsan bütün inancını tekrardan gözden geçirmelisin.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

sayın zeynep bana neden kafayı takdın ben seni tanımam sen beni tanımassın yazdıklarımın tamamını okusaydın bizlerinde tek tanrıya inandıgını anlardın ben tanrıya nasıl hitap edilecegini bilirim senden öğrenecek değilim tanrının avukatlıgını yapma onun senin yardımına ihtiyacı yok senin ona var bunu anladıgın zaman sonuca varmış olursun tanrı sadece sana ait değil o herkezin tanrısıdır sayın jülideye bir şey söyleme hakkın yok zamanında bizimde aramızda bazı yanlış anlamalar oldu bu yüzden ceza bile aldım ama jülide ile aramda bir sorun yok onu ve diğer arkadaşlarıda seviyorum insanlar konuşa konuşa anlaşır.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest zeynep_

Söz gümüş ise sükut Altındır!

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

sayın zeynep neden her şeyi tersten okuyorsun alışkanlıkmı.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest kul hazretleri

bence bu başlığın altında sorulması veya ortaya konması gereken örneklerden bir tanesi şu olmalıdır,

 

upotassesqwsan

hupotasso

1.Ko.14: 34 Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın.*fx* Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. (incil.com sitesinin tercümesidir.)

 

1.Ko.14: 34 ...Kadınlar, kutsalların bütün topluluklarında olduğu gibi, toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. (yeniyasam.com sitesinin tercümesidir.)

 

1 Corinthians;14-34 ...Konuşmalarına müsade verilmemiştir,

fakat emir altına alınmalılar, kanunda öyle söylüyor.

ai gunaikeV en taiV ekklhsiaiV sigatwsan, ou gar epitrepetai autaiV lalein: alla
upotassesqwsan,
kaqwV kai o nomoV legei.

RSV 1 Cor.;14-34
As in all the churches of the saints, the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be
subordinate
, as even the law says.

KJV 1Cr 14:34
Let your women keep silence in the churches: for it is not permitted unto them to speak; but [they are commanded] to be under
obedience
, as also saith the law.

Üzerinde durduğumuz Greekçe olan ve Türkçe tercümeye nedense katılmayan bu kelime ' upotassesqwsan, hupotasso '' 'dur. Bu kelimeye RSV İngilizce çevirinin verdiği anlam '' subordinate '' KJV İngilizce çevirinin verdiği anlam ise '' obedience '' olarak karşımıza çıkmaktadır. İngilizce konuşan halklar bunu doğru okurken Türkçe konuşan insanlarımızdan neler saklanmaya çalışıldığına bunların Türkçe sözlük anlamlarına bakalım.

 

  • subordinate:

    • 1. s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı cümlecik. ,ast,alt,xyz arka plana at.

    • 2. alt. ikincil. ast. ikinci dereceye koymak. ikinci plana almak.

    • 3. alt. aşağı. küçük. ikincil. tabi. bağlı. ikinci dereceye koymak. birinin emrine tabi kılmak. madun. tali.

     

    [*]obedience:

      [*]1. (i.) itaat, itaat etme, söz dinleme, boyun eğme. ,itaat.

      [*]2. itaat. uyma. söz dinleme.

      [*]3. itaat. boyun eğme. tebaiyet. Kaynak

       

      Tekrardan bu cümleye dönelim KJV 1Cr 14:34 'de geçen ''upotassesqwsan, hupotasso '' Greekçe bu kelimeye İngilizce verilen '' subordinate ve 'obedience '' kelimenin Türkçe anlamları karşınızdadır şimdi tekrar Türkçe çeviriye dönelim, ve kutsal sayılan bu yazmalarda *fx* olarak boş bırakılan yerin ne olduğunu anlamaya çalışalım. Şimdi siz bu '' subordinate ve obedience '' kelimelerine verilen anlamı yaptıkları Türkçe çeviride görebiliyormusunuz ben göremiyorum. Bizce olması gereken çeviri hemen İngilizcesinin altındadır. Bunun İngilizcesinin tercümesi sizce nasıl yapmalıydık. Lütfen araştırın Hıristiyan kardeşlerim İngilizce örneklerine birde Türkçe çevirilere bakınız neden böylesi bir tercümeye gidildiğinede sanırım bir cevap bulursunuz.

      1.Ko.14: 34 Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın.*fx* Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar.

      RSV 1 Cor.;14-34 As in all the churches of the saints, the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be subordinate, as even the law says.

      1 Corinthians;14-34 ...Konuşmalarına müsade verilmemiştir, fakat
      emir altına alınmalılar,
      kanunda öyle söylüyor.

       

      Yapılan uyarılarada bakarsak Kutsal kabul edilen bu yazmalara görede bu yazmalardan ''
      ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.
      '' dir, şayet böylesi bir eksiltmeye giderseniz ''
      Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.
      '' bu uyarıları gördükten sonra böylesi değişiklikleri kimlerin yapıp, Hıristiyan kardeşlerime verip işte buyrun bu İncil'dir demektedir acaba diye düşünmemek elde değil.

      Matta:5-18
      Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.

      Esinlenme:22-19
      Eğer
      bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.

       

       

      evet,

       

      RSV 1 Cor.;14-34 As in all the churches of the saints, the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be
      subordinate
      , as even the law says.

       

      ingilizce bu örnektede gördüğümüz SUBORDİNATE kelimesi nereye kaybolmuştur, hani değişiklik yapılmamış bir kitaapla karşı kaarşıya idik, bu tip örnekleri çoğaltmakta mümkündür, öncelikle buradan başlasak, cevap verebilecek bir hristiyan varmıdır öncelikle

Share this post


Link to post
Share on other sites

TÜRKÇE KUR’AN TERCÜMELERNDE

METOT SORUNU

 

Son rakamlara göre1 Kutsal Kitap(Kitabı Mukaddes) ve diger bölümleri iki bin

iki yüz civarında dil ve lehçeye tercüme edilmis bulunmaktadır. Sadece sayısal olarak

degil, çalısmalarının niteligi konusunda gösterdikleri üstün gayret ve basarı açısından

Hıristiyanları takdir etmemek mümkün degildir. Demek; istenince, samimi ve

fedakârca gayretler gösterilince bu isler olmaktadır. Peki, bizler ne durumdayız?

Onlara karsı bir hareket olarak degil de inancımızın bir geregi olarak, acil bir ihtiyaç

olan yetkin bir Türkçe Kuran çevirisini yapmamız gerektigi tartısılmaz bir husustur.

Çalısmalara baslamak için acele etmeli ancak çalısırken acele etmemeliyiz.

Sogukkanlı, dikkatli, özenli ve bir bilim adamı sorumlulugu içinde bu isi

yürütmeliyiz. Aslında temel problem sadece Kuran degil, bütün ‘dini metinler’in

çevirisi problemidir. Basta Kuran olmak üzere sırası ile Allah elçisi hakkındaki

rivayetler(ehâdîs)in ve diger ‘dini edebiyat’ın2 ve hatta Kitabı Mukaddes’in çevirisi

üzerinde çalısmamız ve yöntemler gelistirmemiz gerektigini düsünüyoruz.

Uzun süren çalısmalarımız sonucunda gördük ki Kuran’ı çeviri isi derin ve

köklü bir zihni degisikligi, hazırlıgı ve karar verme sürecini gerekli kılmaktadır.

Nerdeyse her seyi bastan ele almak, yeniden yapılanmak, görünen ve görünmeyen

problemlerden kurtulmak için bir yerde slam’ın arkeolojisini yapmamız

gerekmektedir. Kanaatimize göre bu zamanda ilahiyatçılar evvelemirde birer

arkeolog gibi ne çıkacagını tam kestirmeden ha bire kazmalı, çıkarmalı ve sürprizlere

karsılasmaya hazırlıklı olmalıdırlar. lahiyatçılar fazla konusmaya hevesli olmamalı,

ama meydanı da bir takım sartlatanlara bırakmamalıdırlar. Eger inancımızın

1 Bkz.

2 En basitinden ‘çki bütün kötülüklerin anasıdır.’, ‘Allah’ın selamı onun üzerine olsun’ vb.

tercümelerin iyi ve güzel oldugunu iddia edemeyiz.

VIII

gerçekligini arıyorsak gerektiginde metodik bir süphe ile keyfimizi, huzurumuzu,

yerlesik yanlıs algılarımızı bozacak cesur sorular sorabilmeliyiz. Allah’a

güveniyorsak elimizdekileri kaybetme riskini göze almalıyız. Hiçbir gerçek basarı

risksiz degildir. ste bu gibi saiklarla normalde tezimizde islenilmeyecek konuları

olabildigince kısa tutarak islemek zorunda kaldık.

Genel olarak konusmak gerekirse en temel eksikliklerimizden birisi

meselelere bütünsel, panoramik bir bakıs açısı ile yaklasmamak, meseleleri basından

degil; ortasından, kıyısından kösesinden ele almaktır. Diger temel eksikligimiz metin

okuma ve özellikle tercüme edilecek bir metnin nasıl okunacagı hakkında çok fazla

bilgiye ve beceriye sahip olamayısımızdır. Çok okumuyoruz, çok okusak bile

farkında olalım veya olmayalım çok düsünmeden ve bazı sartlandırılmalarla

okuyoruz. Çok düsünsek bile bazı bariyerleri asamıyoruz. Cesurca, dürüstçe

kendimize ve baskalarına sorular sormuyoruz. Bunlara ilaveten acelecilik; sabırsızlık,

agırbaslı oturmus bir bilimsel tavırdan yoksun olus gibi birçok eksikligimizden söz

edilebilir. Bütün bu saydıgımız türden nedenlerden dolayı genellikle saglıklı, yere

basan, gerçekçi ve kalıcı sonuçlara ulasamıyoruz.

Konuyu arastırma sürecinde dogal olarak birçok farklı çalısmadan istifade

etme imkânımız oldu. Çeviri, çeviribilim, çeviri kuramları ve çeviri terimleri

konusunda degisik kaynak eser yanında özellikle iki kitaptan çok yararlandık. Hatta

tespit edebildigimiz çeviri ile ilgili bazı hususları Çeviri Terimcesi3 dâhil özellikle

Açıklamalı Çeviri Terimleri Sözlügü4 elimize ulasıncaya kadar bilimsel bir terim

olarak nasıl ifadelendirecegimiz konusunda sıkıntılarımız olmustu. Bu vesile ile bütün

yazarlara oldugu gibi özellikle bu iki eserin yazarlarına da tesekkürlerimizi ifade

3 Berk, Özlem, Çeviribilim Terimcesi, Multilingual yay. st. 2005

4 Boztas, smail ve Okyavuz Yener, Sirin, Açıklamalı Çeviri Terimleri Sözlügü, Siyasal Kitabevi, Ank.

1999

IX

etmek isteriz. Ayrıca bize emegi geçen ve jüri olarak tezimizi okumak zahmetinde

bulunan Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi’nin degerli ögretim üyeleri Prof. Dr.

Salih Akdemir, Prof. Dr. Halis Albayrak, Prof. Dr. Baki Adam ve danısmanım Prof.

Dr. Mehmet Paçacı hocalarıma sükranlarımı sunarım.

Tezin bazı kısımlarını okuyan ögretmen arkadasım Volkan Kahraman’a ve

tezin sonunda ekledigim resimlerin sayfa düzenlemesini yapan arkadasım Dinç

Hasan’a da tesekkürlerimi belirtmek isterim.

Halil HACIMÜFTÜOGLU

Ankara-2006

 

ARASTIRMANIN KONUSU

Tezin adından da anlasılacagı üzere Türkçe Kuran tercümelerinde metot

sorunu ve yapılacak bir Türkçe Kuran çevirisi isi için yöntem gelistirmenin imkânları

tezimizin temel konularını olustumaktadır.

ARASTIRMANIN AMACI

1-Kuran çeviri isini daha kapsamlı, detaylı ve planlı bir sekilde ele almak ve

düzene oturtmak konusunda bir baslangıç yapmak. Çeviri isini yükleneceklere çeviri

yapılırken dikkat etmeleri gereken hususlar konusunda yol göstermek ve fikir

vermek.

2-Kuran’ın tanımı, mahiyeti ve kavramları konusundaki kargasayı ortadan

kaldırmak için öneriler ve çözümler sunmak.

3-Kuran çevirisi isinde karsılasılabilecek, görülen ve görülmeyen problemleri

ortaya koymak. Tercümelerde bulunan belli baslı hatalara isaret etmek ve bunları

düzeltmek amacıyla teoriler ve bakıs açıları sunmak.

Tezimizin amacı genel bir çeviri kuramı olusturmak degildir. ‘Metin türü ile

sınırlı’5 sayılabilecek bir çeviri çalısmasının yöntem ve planlaması olarak kabul

edilmelidir.

5 Krs. Berk, age. s.137

XII

ARASTRMANIN METODU

Tezimizin planında bölümlerin, baslıkların ve alt baslıkların tertibine, bölüm

ile baslıklar arası konu ve anlam bütünlügüne dikkat edilmeye çalısılmıstır.

Arastırmamızın bölümlerini ve alt baslıklarını anlamak için gerekli kavramsal

açıklamalara ve konuyu anlamayı kolaylastıracak bilgilere yer verilmistir.

Çeviri isine baslamadan önce halledilmesi gereken çok önemli sorunlar

bulunmaktadır. Bunlar halledilmeden çeviriye baslanmamalıdır. Çogu seyi yeni

bastan sorgulamalı metodik bir süphe ile sahip oldugumuz öncülleri ve kabulleri

gözden geçirmeliyiz. Bu sebeple asıl konumuz olmamasına ragmen önemli olduguna

inandıgımız bazı konuları da arastırmamıza dâhil etmek zorunda kaldık. Belli baslıları

ise sunlardır:

1-Kuran’ın mahiyeti, tanımı, içerigi, kutsallıgı, konumu ve amacı. Bizler

elimizdeki eserin ne oldugunu tam olarak bilmeden ne gerçek anlamda anlayabilir ve

ne de çevirisini yapabiliriz. Bu ana kadar yapılan tanımları yeniden sorgulamalıyız.

Bu nedenle âyeh, sûrah, kitâb, ummu’l-kitâb mesânî, gur’ân, mîzân, rûh,, er-rûhu’lemîn,

teysîr(yesernâ), tafsîl, te’vîl el-hurûfu’l-mugatta‘ah suhuf, levhun mahfûz,

beyân, tenzîl; inzâl, vahy, kelâm, tilâveh, hadîs… gibi bazı önemli kavramların

mahiyeti kısaca irdelenmistir.

2-Kuran tefsiri ile ilgili belli baslı sorunlar: Muhkem, mutesâbih, nesh, egsâm.

hikmeh,

3-Kuran’ın sifahi kaynagı,

4-Kuran’ın olustugu kültürel art alan.

Arastırmamızda özel bir meali veya tercümeyi hedef almadıgımız gibi bütün

çevirilerden de tek tek söz edilmemistir. Genellikle doksanlı yıllardan sonra

XIII

yayımlanan belli baslı tercümeler ele alınmıs ve genel degerlendirmeler yapılmaya

çalısılmıstır.6 Yeri geldikçe yapılan degisik hatalar üzerinde durulmus ve çeviri

örnekleri sunulmustur. Tezimizde görünen ve görünmeyen birçok problem ortaya

konmus ve tartısılmıs, çözüme kavusturulan meseleler oldugu gibi çözülemeyen

problemler de olmustur. Her meseleyi hemen çözecegiz diye bir iddiayı

tasımadıgımızı belirtmek isteriz. Problemleri dogru bir biçimde tespit etmenin ve

ortaya koymanın da önemli bir is olduguna inanıyoruz. Zira meseleler tam olarak

saptanmadan ve bütün açıklıgıyla ortaya konmadan yetkin ve tam çözümlere

ulasılamaz.

Arastırmamız esnasında ilk yaptıgımız islerden biri çeviri ve çeviribilim ile

ilgili günümüze kadar gelen ulasabildigimiz yerli ve yabancı eserleri taramak

olmustur. Türkçe Kuran tercümeleri incelenirken çeviriler için yapılmıs olumlu ve

olumsuz tenkitler gözden geçirilmistir. Tezimizde konumuz itibariyle agırlıklı olarak

Türkçe tercümeler ele alınmıs, ancak gerektiginde yabancı dillerdeki tercümelerden

de yararlanılmıstır. Türkçe Kuran tercümeleri incelenirken, Kitabı Mukaddes

tercümeleri ve onlar hakkında yapılan arastırma ve tenkitlerden faydalanılmaya

çalısılmıstır.

Yazım konusunda genel olarak Türk Dil Kurumu’nun imla kılavuzunu esas

aldık. Ancak belli nedenlerle bazı özel uygulamalarımız da olmustur.

1-Arapçadan Türkçeye geçen kelimeleri Türkçedeki anlamları ile kullanmaya

dikkat ettik. Transkripsiyon yapmadıgımız durumlarda ‘Kur'an’ veya ‘Kur’ân’ yerine

‘Kuran’7 seklinde yazmak bize daha dogru bir tutum olarak geldi.8 Zira bir kısmı

6 Doksanlı yıllara kadar yapılan meallerin genel bir degerlendirilmesi daha önce hocam Salih Akdemir

tarafından yazılan degerli bir çalısmada yapılmıstı. Bkz. Akdemir, Salih, Cumhuriyet Dönemi Kur’an

Tercümeleri(Elestirel Bir Yaklasım), Akid yay. Ank.1989, s.76

7 Bu sözcük Türkçedeki ‘kuran(kurucu)’ sözcügünü çagrıstırıyorsa da bu çok önemli degildir.

XIV

Türkçede az kullanılan ‘resen, resülmal, mesuliyet, memur, elan’ vb. Arapçadan

ödünçlenen sözcükleri bile kısmen transkripsiyon yapar gibi ‘re’sen, re’sul-mal,

mes’uliyyet, me’mur veya el’an’ diye yazmazken çokça kullandıgımız ‘Kuran’

kelimesini ‘Kur’an’ veya ‘Kur’ân’ seklinde yazmanın dogru olamayacagını

düsünüyoruz.9 Eger ödünçlenmis kelimelerin orijinalinin anlamını kastettiysek o

zaman da italik harfleri kullanarak ve orijinal dildeki telaffuza en yakın sesler ile

transkripsiyon yaparak vermeye çalıstık. Arapça asıllarını belirtmek ve bizdeki

ödünçlenmis sözcüklerden ayırmak için ise isimlerin basına bazen el takısını,

disil(muennes) isimlerin sonuna ise tâ’u’l-muennes’in durak(vagf) yapıldıgındaki

telaffuzunu yazdık. 10

2-‘branice’ ve ‘Aramice’ yazımları yerine ‘branca’ ve ‘Aramca’ seklinde

yazımları tercih ettik.11

3-Sure adları içinde Türkçe telaffuzda zorluk çıkaranlar varsa bunun için

gerekli yerlerde kaynastırma harfleri kullandık. Mesela Neml, Nahl, Dehr’ yazmak

yerine ‘Nemil, Nahil, Dehir’ seklinde yazmayı daha uygun gördük.12 Yine

Arapçasında uzatma harfleri bulunan sure adlarını Türkçe yazarken uzatma isaretleri

kullanmaktan kaçındık. ‘Ahkâf, Ankebût’ ve ‘Nîsâ’ yerine ‘Ahkaf, Ankebut’, ve

‘Nisa’ seklinde yazdık.

8 Bu uygulamayı tek istisna olarak tezin baslıgında yapmadık.

9 ‘Biz, Türkçedeki ‘Kuran(Kur’an)’ kelimesini tamamen atmıyor ama bu kelime ile orijinal gur’ân

sözcügünü ayırıyoruz. Diger bir deyisle; ‘Kuran’ kelimesini Mushaf, yani buyurum(vahy)

koleksiyonları ve belgeleri anlamında kullanıyoruz.’ Bkz. ‘Kuran’ın Tanımı, çerigi, Kutsallıgı, Amacı

ve Konumu’

10 Biz Arapçadan dilimize geçen(ödünçlenmis) sözcüklerle bunların asıllarının belirgin olarak ayrı

tutulmaları gerektigini savunuyoruz. Zira bu kelimelerin çogu dilimize geçerken asıl anlamlarını

korumamıstır.

11 ‘Türkçe’ yerine ‘Türkice’ demek ne kadar yanlıssa ‘Aramca’ yerine ‘Aramice’ demek o kadar

yanlıstır.

12 Aslen Arapça olan sabr ve gabr sözcüklerini Türkçe ‘sabır’ ve ‘kabir’ seklinde yazdıgımız gibi.

XV

4-Transkripsiyon yaparken normal bir Arap okuyusunda kelime ve harfler

orijinal dilde nasıl telaffuz ediliyorsa bunları karsılayabilecek en yakın Türkçe

harflerle yazmaya gayret gösterdik ve Türkçeye geçen telaffuz sekillerinden

olabildigince kaçındık. Kur’ân yerine gur’ân yazdık veya Arapça mufred muennes

sözcükleri mesela Fars okuyusunda oldugu gibi ‘hikmet’ seklinde degil de, hikmeh

biçiminde transkripsiyon yaptık.

5-Bazı Arapça özel isimlerde söyle bir uygulama yaptık. Ömer b. Hattab

yerine bunu daha bir Türkçelestirerek Hattap oglu Ömer seklinde yazdık. Çünkü bu

gibi isimleri bizler bin yılı askındır kullanıyor, çocuklarımıza isim olarak veriyoruz.

Artık bizim olan bu isimleri kısmi veya tam transkripsiyon yapmanın uygun bir

uygulama olmadıgını düsünüyoruz.

Bütün bu transkripsiyon ve imla ile ilgili farklı uygulamaları bastan bilinçli ve

gayet makul oldugunu düsündügümüz sebepleri anlatarak yaptıgımız için bunların

anlayısla karsılanacagını ümit ediyoruz. Nihayetinde bunları zahmet altına

girmeksizin ve izah etme geregi duymadan hiç yapmayabilirdik. Bu uygulamalara

yalnızca yazarlarının tercihlerine ve tasarruflarına hürmeten onlardan alıntı

yaptıgımız durumlarda riayet etmedik. Dolayısıyla alıntı yaptıgımız kaynakta nasıl

yazılmıssa biz de o sekilde aktardık.

 

Alintidir.

http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=6126&PN=1

ayrica http://www.ceviribilim.hacettepe.edu.tr/art/i01-10.pdf ceviri ile ilgili güzel bir yazi bulunmaktadir.

Bu gün bazı eleştiriler kadına bu değerin Pavlus tarafından verilmediği yönündedir. Pavlus mektuplarında kadınlar hakkında yazdığı zaman Yahudi geleneğinin sert şeriatçı ve yine kadını ikinci sınıf gören bir tavır sergilediği iddia edilmektedir.

Ancak Elçi Pavlus’un yazılarını incelediğimizde bu eleştirinin ne kadar haksız olduğunu görebiliriz.

Pavlus’un mektuplarından kadınlar hakkında yazılan bazı ayetleri ele alarak bunu inceleyelim;

Romalılar 16:1-2 “Kenhere'deki kilisenin görevlisi olan kız kardeşimiz Fibi'yi size salıkveririm. Kutsallara yaraşır biçimde onu Rab'bin adına kabul edin. Herhangi bir ihtiyacı olursa, kendisine yardım edin. Çünkü o, ben dahil, birçoklarına destek sağlamıştır.”

Fibi, Pavlus tarafından Roma’daki imalılar topluluğuna salık veriliyor. Bu resmi bir tavsiye ve Fibi’nin işinin onaylanmasıdır. (2. Korintliler 3:1-2 ile karşılaştırın). O imanda bir kızkardeştir ve “deacones” ya da “minister” (yani görevli) resmi unvanına sahiptir. Bu sözcük Pavlus’un kendisinden Apollos’tan (1.Kor. 3:5), Tihikus’tan (Efes. 6:21- Kol. 4:7) ve Timoteos’tan (1.Tim. 4:6) söz ederken kullandığı sözcüklerle aynıdır. Bir “diyakon” Ruh’a dayalı Yeni Antlaşma’nın hizmetkârıdır. (2.Kor. 3:6). Pavlus, Tanrı'nın lütfuyla müjdeyi yaymakla görevlendirilmişti, sözcüğün orijinal anlamıyla “diyakon” olmuştur. (Efes 3:7). Klasik Yunanca’da “diyakon” garson anlamına geliyordu. Pavlus diyakonları Tanrı Sözünün hizmetkarları, müjdeden sorumlu kişiler olarak görür. Görevleri fiziksel gereksinimleri karşılamak idiyse de bunlar ruhsal gereksinimlerden ayrılmazlardı. (Elç İş. 6:7’de İstefan hem yiyecek dağıtır hem de vaaz ederdi).

O zaman Fibi kabul edilmeli ve Rab’de onurlandırılmalıdır. Ağırlanılmalı ve, işlerinde yardım edilmelidir. Zaten Pavlus dahil bir çoklarına hizmet ettiği için salık verilmiştir.

Bu önemli bölümden şu noktalar ortaya çıkmaktadır; İlkin Fibi, Kenhere’deki toplulukta görevli birisidir. İkincisi Romadakiler onu onurlandırmalı ve yardım etmelidir. Üçüncü olarak, sonuçlarıyla tanınan bir görevi vardır. Bu Tanrı'nın çağrısı ve onun üzerindeki bereketinin açık bir işaretidir. Dördüncü olarak onun görevi öylesine değerlidir ki kendi topluluğunun dışına da taşmıştır. Romadakilere yardım etmesi beklenmektedir. Beşincisi Pavlus’a da fiziksel ve ruhsal yardımda bulunmuştur. Onun adına bu mektubu Roma’ya götürenin Fibi olması olasıdır.

Romalılar 16: 3-5 “Mesih İsa yolunda emektaşlarım olan Priska ve Akvila'ya selam edin. Onlar benim uğruma yaşamlarını tehlikeye attılar. Yalnız ben değil, öteki ulusların* bütün kiliseleri de onlara minnettardır. Onların evindeki inanlılar topluluğuna da selam söyleyin. Asya İli'nden Mesih'e ilk iman eden sevgili kardeşim Epenetus'a selam edin.”

Pavlus veda selamlarına ona işinde önemli bir yardımda bulunmuş olan bir çifti ayırarak başlıyor. (1. Kor. 16:19- Elç.iş. 18:2,18) İlk önce kadın olan Piriska’ya sesleniyor. Ayrıca onu ve kocasını emektaşlarım diye niteliyor ki bu terim Pavlus, Apollos (1. Kor. 3:9) Evodiya, Sintiya ve Klement (Fil. 4:2-3) için de kullanılır.

Pavlus için canlarını tehlikeye atan Priska ve Akvila diğer ulusların toplulukları arasında tanınırlar ve kendi topluluklarında da görevlidirler. Pavlus ikisini de salık veriyor.

Hiçbir yerde Priska’nın Akvila’dan görev yönünden aşağıda olduğunda söz edilmez. Tersine eşitlik belirten emektaş sözcüğü kullanılıyor.

Romalılar 16:6

Sizin için çok çalışmış olan Meryem'e selam söyleyin.

Pavlus Romalılar arasında sıkı çalışan Meryem’e işaret ediyor. Aynı fiil elçi tarafından müjde işinde çalıma olarak başka yerlerde de kullanılır. 16:12’de aynısı Persis adlı bir kadın için de kullanılır. 1. Kor 15:10’da elçilerin işlerini anlatırken de geçer.

Romalılar 16:12

Rab'bin hizmetinde çalışan Trifena'yla Trifosa'ya selam edin. Rab'bin hizmetinde çok çalışmış olan sevgili Persis'e selam söyleyin.

Trifena ve Trifosa muhtemelen kız kardeştirler. Persis ile birlikte Rabbin işçileridir. Fiilin kullanımı onları ofis görevinden çok diğer işlerle ilgilendiklerini düşündürür. Persis’e de “sevgili” diye hitap eden Pavlus erkeklerle olduğu kadar kadınlarla da iyi kardeşçe ilişkiler içinde olmaktan korkmamaktadır.

Romalılar 16:15

Filologus'la Yulya'ya, Nereus'la kızkardeşine, Olimpas'la yanlarındaki bütün kutsallara selam edin.

Yulya sık rastlanan bir Romalı kadına adıdır. Nereyus’un kız kardeşi ile birlikte o da selamlanır.

1. Korintliler 11:1-16 Her durumda beni anımsadığınız ve size ilettiğim öğretileri olduğu gibi koruduğunuz için sizi övüyorum. Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesih'in başı da Tanrı'dır. Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür. Ama başı açık dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı yoktur. Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün. Erkek başını örtmemeli; o, Tanrı'nın benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir. Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı. Bu nedenle ve melekler uğruna kadının başı üzerinde yetkisi olmalıdır. Ne var ki, Rab'de ne kadın erkekten ne de erkek kadından bağımsızdır. Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi, erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı'dandır. Siz kendiniz karar verin: Kadının açık başla Tanrı'ya dua etmesi uygun mu? Doğanın kendisi bile size erkeğin uzun saçlı olmasının kendisini küçük düşürdüğünü, kadının uzun saçlı olmasının ise kendisini yücelttiğini öğretmiyor mu? Çünkü saç kadına örtü olarak verilmiştir. Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrı'nın kiliselerinin*böyle bir alışkanlığı yoktur.

Korintliler mektupları özellikle Pavlus’un bölünmekte ve karışıklıklarla sorunu olan bir kiliseye yazdığı bir mektuptur. O yüzden bu mektubu bu şekilde okuyup anlamakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Bu konuda Sir William Ramsay şöyle yazar; “Doğu ülkelerinde örtü kadının itibar, onur ve güç imgesidir.Başındaki örtü iler her yere güvenlik içinde gidebilir. O zaman kimse onu görmez ve onu gözleriyle izleyenler de ayıplanır. Ancak örtüsüz bir kadına değer verilmez, hatta aşağılanır. Kadının saygınlık ve otoritesi çıkardığı örtü ile birlikte kaybolur. Dolayısıyla Pavlus için Hıristiyan özgürlüğünün anlamı kadının örtüsüz kalarak toplumun genel düzenini bozması olamazdı. Kilise toplu yaşamının bazı ortak özelliklerini ortadan kaldıran bir hareket değildi. Pavlus’un aktardığı 10:32-33 ayeti burada tapınma sırasındaki kadınlara uygulanmaktadır.”

Tartışma kutsal bir baş olma düzeninin olduğunu belirleyerek başlar. Tanrı Mesih’in başı, Mesih erkeğin ve koca da karısının başıdır.Baş olma köken itibariyle çok üstün fazla olma ya da yönetme anlamına gelmez. Örneğin; Efes 5:23’de Mesih, onu oluşturan kurtarıcısı olduğu için topluluğun başıdır. Efes 4:15-16’da Mesih, Kendisinde büyüyen bedenini besleyen baştır. Başın yaşamın kaynağı oluşu gibi Pavlus’da her erkeğin başı Mesih’tir derken erkeğin Mesih bağlılığında O’nun tarafından güçlenip yaşatılmakta olduğunu kasteder. Aynı şekilde Mesih, Tanrı’ya bağlı olarak kadın da kocasına bağlı olarak yaşar. Mesih kendisini vererek baş olmuştur, alarak ya da elde ederek değil. Bu kocaların karılarına baş olmada izleyecekleri yoldur.

Koca Mesih’e bağlılığını başı açık tapınarak gösterir. (11:4) Kadının kocasına bağlılığı onun örtülü olarak tapınmasıyla yansıtılmış olur. (11:5) Kısa saçlı ya da tıraş edilmiş olmak onun için utanç verici olduğundan (itibaren düşmenin ve toplumdan dışlanmanın işaretleri) onun için baş örtüsüz tapınmak utanç vericidir. Çünkü kadın erkeğini yüceliğidir. (11:7) ve ona bağlılığını örtüsüyle gösterir. (11:10) BU nedenle eğer örtüsünü açsaydı kurulu düzeni bir fahişe ya da dul gibi bozmuş olurdu. Bu da onun Mesih’teki özgürlüğünü kötüye kullanması anlamına gelirdi.

Yaratılış cinslerin birlik ve eşitliğini açıklarken farkını da açıklar (2:18-25). Pavlus kadının bağlı olma durumunu iki açıdan haklı çıkarır.birincisi tarih sırası yönünden erkekten sonra yaratıldığı için ikincisidir. (11:8-9) Ancak bu ifade ardından gelen şu sözlerle açıklığa kavuşturulur. “Ne var ki Rab’de ne kadın erkekten ne de erkek de kadından bağımsızdır. Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı’dandır.” (1. Kor. 11:11-12) O halde yalnız kadın erkeğe değil, erkek de kadına dayanmak durumundadır. Yalnızca Rab olan Mesih’te kadın-erkek sorunu çözülmüş olmaktadır.

O halde bu önemli bölüm hakkında ne söyleyebiliriz.

1) Pavlus imanlı kadının toplumda zor duruma düşmemesi için örtünmesini desteklemişti.

2) Pavlus cinsler arası farklılık ve sürtüşmelerin Mesih’te aşıldığını gösteriyor. Kadınlar da Ruh ile dolup armağanlarına göre Mesih’in bedeninde tapınmak ve hizmet etmek durumundadırlar. Ruhsal armağanlarını kullanarak özgürlüklerini gösterirler.

3) Yaratılış’ın 2. bölümündeki yaratılış öğretisi topluluktaki sıralama ya da öncelikleri belirleyemez.

Korintliler 14:33-36 Çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı'dır. Kutsalların bütün topluluklarında böyledir. Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. Öğrenmek istedikleri bir şey varsa, evde kocalarına sorsunlar. Çünkü kadının toplantı sırasında konuşması ayıptır.Tanrı'nın sözü sizden mi kaynaklandı, ya da yalnız size mi ulaştı

İlk okunduğunda ayetten anlaşılan kadınların toplulukta konuşmaması ve liderlik rolü almaması olabilir. Eğer burayı olduğu gibi alırsak kadınların dua etmenin ve peygamberlikte bulunmasının beklendiği 1. Korintliler 11:2-16 iler ters bir duruma düşeriz. Kimisinin dediği gibi bir peygamberlikte bulunma yalnızken evde yapılacak bir şey olamaz. Çünkü 1. Kor. 11:3-4 bunun topluluğa ve eğitmek için yapılması gerektiğini söyler. Öte yandan dillerle konuşulunca yorum da verilmelidir.(14:28)

O zaman Pavlus hem kadınları dua edip peygamberlikte bulunmaya teşvik etmekte hem de sessiz kalmalarını istiyor olurdu. Bu eşlerine evde soracakları sorularla ilgiliydi. O zamanlar Sinagoga giden ve fazla bilgisi olmayan kadınlar Kiliseye geldiklerinde yeni buldukları özgürlük nedeniyle öğrenmek için soru soruyorlardı. Sorun buydu.

Kutsal Ruh ve armağanları hem kadın hem de erkeğe verildiğinden kullanılmaları da anlamlıdır.

Galatyalılar 3:28

Artık ne Yahudi ne Grek*, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa'da birsiniz.

Burada da sosyal be ırksal engeller olduğu kadar cins ayrılığı da ortadan kaldırılmıştır. Mesih İsa’da bir olmakla bu tür tartışmalar sonlanmıştır.

Efesliler 5:21-33 Mesih'e duyduğunuz saygıdan ötürü birbirinize bağımlı olun. Ey kadınlar, Rab'be bağımlı olduğunuz gibi, kocalarınıza bağımlı olun.Çünkü Mesih bedenin kurtarıcısı olarak kilisenin* başı olduğu gibi, erkek de kadının başıdır. Kilise Mesih'e bağımlı olduğu gibi, kadınlar da her durumda kocalarına bağımlı olsunlar. Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin. Mesih kiliseyi suyla yıkayıp tanrısal sözle temizleyerek kutsal kılmak için kendini feda etti. Öyle ki, kiliseyi üzerinde leke, buruşukluk ya da buna benzer bir şey olmadan, görkemli biçimde kendine sunabilsin. Amacı kilisenin kutsal ve kusursuz olmasıdır. Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever. Hiç kimse hiçbir zaman kendi bedeninden nefret etmemiştir. Tersine, onu besler ve kayırır; tıpkı Mesih'in kiliseyi besleyip kayırdığı gibi. Çünkü bizler O'nun bedeninin üyeleriyiz. "Bunun için adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak." Bu sır büyüktür; ben bunu Mesih ve kiliseyle ilgili olarak söylüyorum. Size gelince, her biriniz karısını kendisi gibi sevsin. Kadın da kocasına saygı göstersin.

Kadınlar kocalarına boyun eğme durumundularsa da kocaların kendilerini karıları için feda edebilecek kadar sevmeleri gereklidir. Burada erkek egemenliği değil hizmet söz konusudur. Mesih’in hizmeti ön planda tutan bir bakış açısı vardır. Kadınlar kocalarına körü körüne boyun eğmek durumunda olmayıp kocalarında bulunması gereken ve Mesih’in kendi bedeni için olan sevgisidir.

Filipililer 4:2-3 Evodiya'ya rica ediyorum, Sintihi'ye rica ediyorum, Rab yolunda aynı düşüncede olun. Evet, gerçek yoldaşım sana da yalvarırım, bu kadınlara yardım et. Çünkü onlar benimle, Klement'le ve adları yaşam kitabında bulunan öbür emektaşlarımla birlikte Müjde'yi yaymak için mücadele ettiler.

Evodiya ve Sintiya Filipi topluluğunda geri hizmetlerde değil lider konumundadırlar. Aralarındaki sorun öğretişe ait olmayıp kişiseldir. “Benimle birlikte mücadele ettiler” derken aynı işi yaptıklarını belirtiyor. Pavlus’un altında değil onunla birlikte çalıştılar. Onları “emektaşlarım” diye çağırırken aynı işi yapmakta olduklarını vurgulamış oluyor. Pavlus aynı terimi Romalılar 16:3’de Akvila için Rom. 16:9’da Urbanus, Rom. 16:21’de ve 1. Sel. 3:2’de Timoteos içinde kullanılır. Demek ki kadın ve erkekler Pavlus ile birlikte Müjde için hizmet etmekteydiler.

Timoteos 2:11-15 Kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin. Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun. Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi. Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.

Burada kadına izin vermiyorum derken şimdiki zaman kipinde konuşmaktadır. Bu tüm zamanları kapsayan bir şekle dönüştürülmelidir. Havva ilk aldatılan olmakla birlikte kadın çocuğun yani Mesih’in doğmasıyla kurtulacaktır. (2:15) Mesih’te aynı aldanan kadından gelmişti. O’nun doğmasıyla tüm kadınlar da kurtuluşa erişiyordu. Pavlus’un karşı olduğu yanlış öğretişlerin yayılmasıydı. O sırada yanlış öğretişler yayan kadınlar olmuş olabilir. Mesih’i doğurmuş olan O’nun müjdesini duyurmaktan alıkonulabilir mi?

 

esenlikler

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

enam(91)musa peygambere kitabı kim indirdi bu kitap mı yoksa on emir mi idi musa peygambere kitap inmedi verilen veya verildigi söylenen kitap degildi önce kitabın ne oldugunu anlayın onlar iki adet taş levha üzerine yazılmış tanrının istekleri olan on adet emir idi ki musa dagdan inince sinirlendi ve onları kırdı yani şu anda yazılı olarak bulmak imkansız demekki kitap degil.

ali imran(187)hiç bir peygambere kitap inmemiştir sizin peygamberiniz bana indi dedigi için onu buraya almıyorum öyleyse inmeyen verilmeyen bir şey az paraya nasıl satılır demekki kuran yanlış anlatıyor hangi peygambere hangi kitap inmiş isimleri ile açıklayın her kez ögrensin peygamber ismi ve kendisine verildigini söylediginiz kitap ismi buyrun bekliyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest kul hazretleri
bence bu başlığın altında sorulması veya ortaya konması gereken örneklerden bir tanesi şu olmalıdır,

 

upotassesqwsan

hupotasso

1.Ko.14: 34 Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın.*fx* Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. (incil.com sitesinin tercümesidir.)

 

1.Ko.14: 34 ...Kadınlar, kutsalların bütün topluluklarında olduğu gibi, toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. (yeniyasam.com sitesinin tercümesidir.)

 

1 Corinthians;14-34 ...Konuşmalarına müsade verilmemiştir,

fakat emir altına alınmalılar, kanunda öyle söylüyor.

ai gunaikeV en taiV ekklhsiaiV sigatwsan, ou gar epitrepetai autaiV lalein: alla
upotassesqwsan,
kaqwV kai o nomoV legei.

RSV 1 Cor.;14-34
As in all the churches of the saints, the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be
subordinate
, as even the law says.

KJV 1Cr 14:34
Let your women keep silence in the churches: for it is not permitted unto them to speak; but [they are commanded] to be under
obedience
, as also saith the law.

Üzerinde durduğumuz Greekçe olan ve Türkçe tercümeye nedense katılmayan bu kelime ' upotassesqwsan, hupotasso '' 'dur. Bu kelimeye RSV İngilizce çevirinin verdiği anlam '' subordinate '' KJV İngilizce çevirinin verdiği anlam ise '' obedience '' olarak karşımıza çıkmaktadır. İngilizce konuşan halklar bunu doğru okurken Türkçe konuşan insanlarımızdan neler saklanmaya çalışıldığına bunların Türkçe sözlük anlamlarına bakalım.

 

 

  • subordinate:

  •  

  • 1. s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı cümlecik. ,ast,alt,xyz arka plana at.

  • 2. alt. ikincil. ast. ikinci dereceye koymak. ikinci plana almak.

  • 3. alt. aşağı. küçük. ikincil. tabi. bağlı. ikinci dereceye koymak. birinin emrine tabi kılmak. madun. tali.

 

 

[*]obedience:

 

    [*]1. (i.) itaat, itaat etme, söz dinleme, boyun eğme. ,itaat.

    [*]2. itaat. uyma. söz dinleme.

    [*]3. itaat. boyun eğme. tebaiyet. Kaynak

     

    Tekrardan bu cümleye dönelim KJV 1Cr 14:34 'de geçen ''upotassesqwsan, hupotasso '' Greekçe bu kelimeye İngilizce verilen '' subordinate ve 'obedience '' kelimenin Türkçe anlamları karşınızdadır şimdi tekrar Türkçe çeviriye dönelim, ve kutsal sayılan bu yazmalarda *fx* olarak boş bırakılan yerin ne olduğunu anlamaya çalışalım. Şimdi siz bu '' subordinate ve obedience '' kelimelerine verilen anlamı yaptıkları Türkçe çeviride görebiliyormusunuz ben göremiyorum. Bizce olması gereken çeviri hemen İngilizcesinin altındadır. Bunun İngilizcesinin tercümesi sizce nasıl yapmalıydık. Lütfen araştırın Hıristiyan kardeşlerim İngilizce örneklerine birde Türkçe çevirilere bakınız neden böylesi bir tercümeye gidildiğinede sanırım bir cevap bulursunuz.

    1.Ko.14: 34 Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın.*fx* Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar.

    RSV 1 Cor.;14-34 As in all the churches of the saints, the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be subordinate, as even the law says.

    1 Corinthians;14-34 ...Konuşmalarına müsade verilmemiştir, fakat
    emir altına alınmalılar,
    kanunda öyle söylüyor.

     

    Sayın şalom konu başlığına göre şöylesi bir tesbit ortaya konmuş buna cevap verilmişti, burada Kurandan verdiğim ayet örnekleri misyonerlik olarak algılandı, o yüzden bakın ben KURANDAN ne bahsediyorum nede örnek veriyorum, şayet kitabı mukaddese inanıyorsanız bence dininizi isbatada o kitap yeterli olmalıdır.

    saygılar

     

    Yapılan uyarılarada bakarsak Kutsal kabul edilen bu yazmalara görede bu yazmalardan ''
    ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.
    '' dir, şayet böylesi bir eksiltmeye giderseniz ''
    Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.
    '' bu uyarıları gördükten sonra böylesi değişiklikleri kimlerin yapıp, Hıristiyan kardeşlerime verip işte buyrun bu İncil'dir demektedir acaba diye düşünmemek elde değil.

    Matta:5-18
    Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.

    Esinlenme:22-19
    Eğer
    bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.

     

     

    evet,

     

    RSV 1 Cor.;14-34 As in all the churches of the saints, the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be
    subordinate
    , as even the law says.

     

    ingilizce bu örnektede gördüğümüz SUBORDİNATE kelimesi nereye kaybolmuştur, hani değişiklik yapılmamış bir kitaapla karşı kaarşıya idik, bu tip örnekleri çoğaltmakta mümkündür, öncelikle buradan başlasak, cevap verebilecek bir hristiyan varmıdır öncelikle

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şalom

benim inancımı başkalarına ispat etmek gibi bir niyetim yok ben mesih imanlısıyım yani inancıma ve efendim mesihime ,onun ögretilerine sonuna kadar baglıyım efendim mesih diyince şaşırdıgını görür gibi oldum sizin efendinizde peygamberinizdi yanolıyormuyum ama benim efendim kutsal ruhtan babasız tanrının sözü olarak dünyaya geldi kısa kaldı anlattı adam öldürmedi günah işlemedi savaş yapmadı cariye ve köle sahibi degildi işte ben böyle birisine mesihim efendim diyorum mesaj anlaşılmıştır umarım.

birde merak ettim eskiden kapalı olan konu başlıkları nedense yavaş yavaş açılıyor bu degişimin nedeni ne acaba sevgili arkadaşım kul hazretlerinin gelmesi mi.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest kul hazretleri

Bizler Hz. Muhammed'e sizlerin anladığı anlamda bir efendilik yüklemiyoruz, diğer taraftan anladığım elinizdeki kitabı iyice okumamışsınızdır, insanları kırbaçlayarak kovalayan, talebelerine varınızı yoğunuzu satıp kılıç alın diyende bahsettiğiniz o Mesihiniz, misyonerliğini elindeki kitabı okumamış insanlara yaparsın sayın şalom bana karşı değil, konuyu dağıtmadan cevaplarsaanız memnun olurum,

 

saygılar

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...