Jump to content
Freestyle

Düşünce Otobanı

Önerilen İletiler

Düşünce Otobanı Bir Freestyle klasiğidir... ;)

 

Yıllardır günlük isimli bir konuya sığdırılmaya çalışılan ama sonunda ağırlığınca bir değeri hak ederek, kendi başlığı altında serüvenine devam eden kişisel çalışmalardan da öte, kişisel düşüncelere dayanan, kah sitemkar, kah kelimeleri oyun bahçesine çevirmiş bir yazı dizisidir, düşünce otobanı..! :)

 

Bağımlılık yapabildiği konuşulur, (siz şimdi okuyun, ilerde anlarız) ;) dikkat etmeniz kendi yararınızadır. Ciddi düşünce değişimleri yaşamanız olasıdır. Ayrıca okumaktan usanarak okumakla zaman kaybetmeyenlere inat, yazmaktan çok okumaktır aslında hayat, bilginize! :huh:

 

Arkadaşlarının, Sevenlerinin ve Sayın Admin'i Renan ablanında tavsiyeleri ile bu civarda tozu dumana katarcasına yazar, yazar yazmazda yayınlama çalışmalarına başladığımı duyurur, saygılar şeederim efenim. :D

 

 

20080209_derin_dusunce_egitim_beyin_yikama.jpg

 

Ayrıca kalemine güvenen, düşünce otobanına çıkmaya cesaret eden her bireyin, yeridir bir yerde. ;)

  • Like 2

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş

Eline, emeğine, yüreğine sağlık canım benim. Evet bu güzel yazıların başlığı olmalıydı bence de. Hadi bakalım takipçilerinden biri de benim...:)

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş
Eline, emeğine, yüreğine sağlık canım benim. Evet bu güzel yazıların başlığı olmalıydı bence de. Hadi bakalım takipçilerinden biri de benim...:)

İyi düşünmüşsün Renan o yazdıklarını boşa harcamamasını çok söyledim.Bir kitapta toplasa çok iyi olur aslında.

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş
İyi düşünmüşsün Renan o yazdıklarını boşa harcamamasını çok söyledim.Bir kitapta toplasa çok iyi olur aslında.

 

Ben de yazılarını çok beğeniyorum canım. Ama çeşitli oyun konularında filan yazık oluyordu. Tek başlık altında olursa en azından bizler de yorum yazabiliriz. Ayrıca sana katılıyorum. Yazılarını kitapta toplamalı...:)

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş
İnşallah büyük sözü dinler.Kitap halinde toplansa

Hiç sıkmadan okunacak uzun yol hikayeleri gibi...

 

Ablacım Allah iyiliğini versin, bilemiyorum o düşünce arada yokluyor beni ama şu ara kitap yazmak pek iç açıcı gelmiyor bana :) Ama kim bilir belki bir gün. Bu arada yüreğine sağlık çok teşekkür ederim. :)

 

Eline, emeğine, yüreğine sağlık canım benim. Evet bu güzel yazıların başlığı olmalıydı bence de. Hadi bakalım takipçilerinden biri de benim...:)

 

Valla ablacım ben seni hep takip ediyorum birazda sen beni et :D (kızmak yok ama)

 

Ancak Lal yüreğimle birlikte mahçup ettiniz, çok teşekkür ediyorum, yüreğinize sağlık :)

-----------------------------------------------------------------

 

Enteresan belki, ilk defa olm günlük demiyorum...

 

Çünkü yazmasam da sayfayı ilk açtığımda tepkim bu olurdu, oysa uzun zamandır yanlış yerdeydi belki konu, belkide orada ki istikrarı korudu, konuyu buraya taşıdı, kim bilir yada ne fark eder ki?

 

Bu yerde uzun süre kalmanın, yıllar önce yazdıkların karşına çıktığında verdiği o tuhaf hazzın, böyle mi düşünüyormuşum diyerek kendi yazdıklarına pür dikkat kesilmenin tarifini yapamam şu an ama arif olan anlamıştır bile çoktan. :)

 

Dikkat kablolarımı kopartırcasına çekiyorum bu saatlerde dışımda ki dünyadan bir nebze. Hüzne yoldaşım bu gece, sessizlik üzerime yürürken, 90'ların slowlarıyla avaz avaz susuyorum sadece. Ölüme çoktan merhaba demiş bir adamın, arkasında bıraktığı şarkılardan biri kulaklarımda. Barış Manço - Dönence ;)

 

Ne diyebilirim, bir gün görüşmek dileğiyle Barış abi. :) Senden sonra, senin kadar içten ve samimi bir Tv karakteri hatırlamıyorum, senin zamanında ki gibi şarkılar aşktan beslenmiyor artık, artık Tv karakterleri kendilerini çok büyük ve önemli kimseler sanıyorlar, asıl sorun şimdi insanlar da öyle sanıyorlar, bizi özümüzden, doğamızdan koparıyorlar. Umarım ölüme çare bulamazlar, bulamasınlar Barış abi..!

 

Haydi bakalım; şaha kalkıp göğün yüzüne kanatlarımı vurma vaktidir...

 

Ben Kanatlım; bütün beklentilerini, maskelerini ve sahteliklerini üzerinden çıkarıp, simsiyah gecenin koynuna soyunan. Limitlerini, sınırlarını, iç dünyasını, hiç durmadan zorlayan, yine ve yeniden ama inatla bir kez daha keşfe çıkan Kanatlım. Kim bilir kaç defa ölümden dönen ama verdiği sözden dönemeyen Kanatlım. Aşk'ı bile tanımam derken, aşkların en delisine, en zoruna seve seve düşen, acıyan, yer yer kanayan Kanatlım.

 

Sevenlerinin gönlünde coşarken, kendini sonsuzluğa vuran Kanatlım. Bazen söyleyecekleri hiç bitmezken, bazen aynen şimdi ki gibi söyleyecek söz bulamayan Kanatlım...

  • Like 1

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş

Uyku tutmadı...

 

Üşüdüm bu gün, çok üşüdüm, durmadan düşündüm, içimde ki meleğime sarıldım, sustum, yutkundum yine düşünmeye devam ettim.

 

En güzel ve en zor zamanların birlikte yaşandığı ironik bir hafta sonuydu benim ki, güzel olduğu kadar da buruk bıraktı bir yanımı ama yine de olsunn.

 

Televizyona çıkıp, çıkıp ananı ..diiitttt.. İstanbul diye bağıranların anlayamadığı o gizi anlattı meleğim bana bu gün. Fatih'in de İstanbul'una aşık olduğunu, İstanbul'u kimsenin anasını belleyerek değil, zorla, kinle, öfkeyle değil, AŞK'la aldığını. Doğru ya adı aşksa zorlamanın, korkmanın ne gereği vardı. Asla küfretmek isyana düşmek olmazdı, aşk çile yoluymuş ya, çilesi bile bir başka güzel. Ama artık gayet iyi biliyorum ki, aşk varsa vazgeçmek yok, evet zor ama ne kadar zor olursa olsun, fark yapmaz daha bana.

 

İlk defa İstanbul'dan soğudum hayatımda, yine de bundan sonra onun tarihinden aldığım derslerle devam edeceğim yoluma.

 

"Ya ben İstanbul'u alırım, ya İstanbul beni." Diyen gözü pek serdar Fatih Sultan Mehmet Han'ın niyetiyle o zaman. Anlatabileceğim daha kamyon dolusu yazı dizisi hazır aslında şu anda ama benim çalışmam lazım, artık daha az boş vakit geçirip, daha fazla çalışmalıyım.Hava serinledi sanki yine, şu harlanmış ateşime iki odun daha koysam, üşümekten uzun bir süre daha kurtulurum sanırım...

 

Bitmez; hiç bitmez... :)

 

----------------------------------------------------------------------------------------

 

Kanadımı kırdılar uçamadım anne savaşa soktular, koşturdum!

Kalbini açamayan herkesin aklına eğriyi, doğruyu ben soktum!

Sonbaharda dökülen yapraktım, ilkbaharda geri geldim ben,

Aileme, dostuma selamlar olsun yağmur sonrası güneşim ben..!

 

En derinimde ki insanlar bile şüphe duyabiliyor benden bazen hemde en çok emin olmaları gereken konularda bile! Şimdi gecenin bu köründe, onca kararsızlıkla boğuşurken, Allah'ım tükeniyorum diye isyan edesim var ama haşâ huzurdan sadece kendime! Aslında bu sıkıntılar olmasaydı, olmaz mıydı? Yada aslında ben hiç olmasaydım bile olurdu...

 

Mükemmel konuştuğum Türkçenin suçu mu bu, yoksa ben o kadar da açık ifade edemiyor muyum kendimi, sanırım düşünmekten çatlayacak hale gelmiş beyin damarlarıma kadar tükendiğim için, bilmiyorum diyerek sıyrılmak en kolayı. Bazen ne yaparsan yap olmaz, işte o tür bir zaman içinde bile oldurabildiklerim var benim. Var olmasına var ama akışına bıraksam herr bir şeyi, umursamadan bir kaç yılımı daha harcasam, cezamı bitirdiğimde muhtemelen dışarıda tanıdığım, bildiğim kimse kalmayacaktır. Kalanlarda ya mecburiyetten, ya da gidecek yer bulamadıklarından mı kalır yoksa başka gizler mi vardır? Bilmiyorum durağında indir kaptan, meçhule doğru yelken açmak var aklımda şimdi sadece. Ama hiç kimsenin olmadığı, kimsenin de yaralayamayacağı. Yalnızlıkla hiç mücadele etmedim ki ben, yalnızlık dostumdu benim. Dostumdu evet..!

 

Kaybolmak, yok olmak istiyorum sadece, eski savaşlardan birinde tutkulu, coşkulu bir savaşçı misali, iki elimde iki kılıç döne döne ne güzel savaşırdım; göğsüme bir kaç ok yedikten sonra dizlerimin üzerine çöküp, yaşlı gözlerimi gök yüzüne çevirerek, inadına gülümseyerek ne güzel ölürdüm, ne güzel ölürdüm be ya Rab...

 

Milyarlarca insandan biri daha ölmüş, ne fark eder!?

 

behzat%C3%A7-96-500x331.jpg

 

Neresinden baksan bir kaybolmuşluk hissi...

 

Deniz kudurmuş, içimde bir fırtına patlamış çoktan etrafı yakıp yıkıyor. Nice düşünceleri üzerine boncuk boncuk dizdiğim hayallerim, beş para etmiyor gözümde şimdi!

 

Sahi sevmek kaç para eder? Sevilmek kaç para? Sıkıntılardan kurtulmak kaç para? Kaç parayla rahat eder şu dünya insanlığı? Hakkaten bu para denilen şey kaç para??? Ne kadarıyla mutlu olunur!?

 

Yazık... Bu denli paraya endekslenmiş olmamız yazık, bu denli kendimizden uzaklaşmamız yazık, benliğimize yabancılaşmamız, egolarımıza sürdüğümüz o parlak cilalar, tutunmaya çalıştığımız şu hengamenin içinde uzaklaştığımız değerlerimize yazık. Kendimizi inanan zannederek, acılardan kaçmak için harcadığımız vakte yazık.

 

Koptuğumuz kırılmış köklerimize, unuttuğumuz öz değerlerimize, zor zamanlarımızda ki hissettiğimiz bu çaresizliğe bile YAZIK!

 

Ama; ne yaşarsam yaşayayım bana hiç yazık olmadı, zengin de oldum, fakir de, açta kaldım, en güzel yemeklerle de doydum, anın keyfini durgun bir ruh halinin ardında sürdüm durdum, umudumu yitirmedim de, bırakmadım da, vazgeçmedim de...

 

Bir çok şey yapabiliyorum şu hayatta ama ne bilirsem bileyim, ne yaparsam yapayım, bir türlü sevdiklerimin kalbine sevdamı yansıtamıyorum, anlatamıyorum, aktaramıyorum. Aciz kalıyorum be ya Rabb! Aciz kalıyorum.

 

Bu gece kanatlarım vurmuyor, vuramıyor göğün yüzüne, konuşamıyorum; onun yerine bağıra bağıra susuyorum bende. İnsanları bu denli bencilleştirenlere, özünden koparanlara kan kusuyorum, zehir zemberek, kan katran beddualar ediyorum. Hayallerimden de vazgeçiyorum, umutlarımdan da, hatta ve hatta tutkularımdan da! Bir gün mutlaka ve mutlaka ama bir gün senin karşına dikileceğim İllüminati, belki yenileceğim gerekirse ayakta öleceğim Kürşad gibi, ama senin karşına dikileceğim. Allah'a yemin olsun vurduğum yerlerden de ses getireceğim, hemde hiç ummadığınız kadar büyük bir acıyla çığlığa dönüşecek feryatlarınız! Gerekirse lanet olası eylemleriniz, yönettiğiniz bu gezegen ve hatta üstün sandığınız egolarınıza bile eyvallah diyeceğim. Ama ne pahasına olursa olsun bir gün karşınıza dikileceğim. Yapacağım en son şey bile olsa, yüceler yücesinin yardımı ile bu sistemi başınıza geçireceğim!

 

Benim bedenim Hz. Ebu Bekr'in bedeninden daha büyük olsun, Cebrail'in kanatlarını da ben koruyayım, hiç problem değil dünyanın bütün acıları ve cehennem ateşleri tek başıma benim olsun. Ama nasîb eyle ya Rab, nasîb eyle ki artık dünya insanı bu cehaletinden, bu aptallığından, bu zalimliğinden kurtulsun, kurtulsun lütfen...

Noctis-Lucis-Caelum-noctis-lucis-caelum-17171738-1024-576.jpg

  • Like 2

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş

Bu gün içimde ki çocuk küskün, yalnız ve kimsesiz... Hep böyle kalsa sanki daha iyi.

  • Like 1

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş

behzaatc.jpg

 

Behzat: Benim öyle özellikle yaptığım bir şey yoktu, ben ne yapsam suç olabilirdi, problem yaptıklarım değildi belki de "bendim" bilmiyorum. Benim söylediklerim sayılmadı hiç, saydıklarım söylenmedi. Sustum bende, gömdüm gitti...

 

Kim bilir hangi gözler değer bu satırlara,

Hangi kalpte neler uyandırır bu cümleler.

Sözde öfkeyle savrulan kelimeler var ya,

Bir bilsen kaç sevdayı yakıp yok ettiler.

Yenip bitirdiler...

 

Niye öyle...? Bilmiyorum.

 

Hmm... Ne yalancıyım değil mi :) Her neyse işte, ego ve öfke çok güçlü bir ikili, bunu tekrar anladım hemde gayet net ve ağır bir biçimde.

 

Bu günümün şarkısı, günüme tezat şekilde ağır sanatçı ablacığım Leman Sam'dan Aşkımdan vazgeçme şarkısı, bu gün üç defa bu şarkıya rastladım tesadüf müydü ilahi işaret mi, ne alaka yani?

 

Ego ve öfke karşısında açıklanacak bir şey kalmıyor malesef. Birisi inadına, kimisi şaşkınlığına yenik düşüp bitirdi mi bir kere bitti artık işte. Ama benim de yüreğim lâl olabilse keşke, kaynamasa, kıyametler kopartmasa keşke, ama kopuyor işte! Baktı ki her şey gerçekleşiyor bir bir reele dönüşüyor kaçtı mı ne!? :)

 

Yok yok, aslında onun sancısı da genel, sabırsızlık, bir anda ateşlenmek filan, en baştan benimle ilgili bazı şeyleri kabul edememiş gibiydi sanki, sonradan kabullenir göründü ama sonuç bu sanırım. Lakin ne var ki hiç bir şey uğruna kısıtlanmaya gelmez ruhum, bir on yıl sonra bile girebilmeliyim bu foruma mesela, yazdıklarımı geçmişte yaptıklarımı görebilmeliyim atıyorum, kime ne!?

 

Zakirin zikri neyse fikri de odur, çok konuşan az bilir, çok bilen az konuşur, derin olan sığ görünmeye anlaşılmaya çalışır, sığ ve basit olan ise derin görünmeye ve kafa karıştırmaya. Mevlananın sözlerini alıp oyunlarda saydırmayı bende bilirim, mühim olan öne çıkıp kopya sözlerle şov yapmak olmadı hiç bir zaman, böyle bir şeye ihtiyaç duymadım. Ne karı, kız ne para, pul dışarıdan gelecek hiç bir nimete, lütûfa ihtiyacım yok benim!

 

Biz girdiğimiz konularda yorum yapıp çıkmıyoruz, kimsenin kullanımına da bir şey demiyoruz elbette, herkesin yetenekleri, yapabilecekleri, sınırları, zeka değerleri farklıdır elbette. Yapı meselesi işte ama benim familyam dedikodu yapmaktan çok hani nasıl derler, az laf çok icraat, biz okuyoruz bu konuları, elbette bilgilendirici olanları, sonra elimizden geldiğince insanlara yardım etmeye çalışıyoruz, insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz mesela.

 

Bu yaptıklarımızda asla kötü bir niyet yok, hani şair diyor ki, bizim kimseye şekil koyduğumuz yokta, şeklimiz birilerine koyuyorsa ona da yapabileceğimiz bir şey yok. Ne yapalım yani arkamızdan fitne çevirenleri düşünüp vakit mi kaybedelim, umurumda bile olmazlar, arkama atar yoluma bakarım, güler geçerim kısaca. Boşuna free demiyorum kendime, ruhuma zincir vurulmaz benim, pişman değilim.

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

×