Jump to content
Freestyle

Düşünce Otobanı

Recommended Posts

Bir gün mahşer yerine vahşi hayvanlar bile toplanacaksa, herkesin dünya hayatında ne halt ettiği ortaya çıkacak demektir. Ben böyle anlıyorum o ayeti. Herkesin aklı kendine!..

Şimdi dünya bir garip usta, kimi adam 1 kilo kaldırabiliyor, kimisi 10, kimisi 100, ama bu adli, idari, mali, bilimsel, legal yada illegal tüm dünyada ve her manada geçerli! Tuhaf biraz da garip, hani biz bilgisayar çağında yaşıyoruz ya kimisi buna aptallık çağı diyor!!! Hani biz bilimin ve teknolojinin yetiştiği son zaman da yaşıyoruz ya, ama bir İbni Sina, bir Barbaros, bir Mimar-Sinan yada bir Pîr'i Reis bu gün hala yok bu dünya'da onların yaptıkları hala aşılmadı, aşılamadı, bu teknolojiye rağmen!!!

Niye???

Hani onca geliştiğimiz güçlendiğimiz alanlar nerde? Bilim nerede, teknoloji nerede? Niye böyle?

Bunu TV'lerde birileri çıkıp ALLAH'ın olmadığını, friedrich nietzsche, karl marx, yada freud'un modern dünyaya nasıl yön verdiklerine dair delilleriyle birlikte açıklayabilir, ben buna inanıyor muyum!? VALLAHİ zerre kadar inanmıyorum!

Evet bu üçü gereğinden fazla parlatılıp, medyanın eliyle dünyaya yön veren en son mükemmel beyinler diye anlatabilirler, eyvallah, özgürsün istediğini söylersin, bunu söylerken para mı alırsın, çektiğin acılar mı ön plana çıkarda aldatılırsın, yoksa zaten o yolun yolcusu bir şeref ve ahlak yoksunu musun, bunu ben bilemem, iş bu ya bilemem elbette ama sen benim en derin inancımı karalıyorsun bunu nasıl kabul edeyim güzelim!? El tutar, göz görür, kulak duyar, sen benim yüreğimde olanı iki kelime konuşarak nasıl sileceksin!!??

Sen aydınsın, kanaat önderisin, gazetecesin, rehbersin, televizyoncusun eyvallah, ama neden bu kadar çok yalan konuşuyorsun!? Sadece bu bile beni şüpheye düşürmeye yeter!

Ben sorgularım, sonra sorguladığım her şeyin ardından senin beni inandırmak için ne türlü oyunlara giriştiğin çıkar, yetmez, sonra filmler, diziler, şarkılar, insanların beynini nasıl yıkadığın çıkar, yetmez, az önce sorduğum sorunun cevabı çıkar, biz bu gün dünyada bir Mimar Sinan kadar güçlü yapılar kuramıyorsak eğer, bu gün tüm mimarların yalan söylediği ve para kazanmak için Karl Marx'ın ardına saklandıkları çıkar. YOK inanmıyorum size, çünkü okuyorum dünya tarihini, okumaya aşık biri olarak dünyayı, tarihi, romadan, osmanlıya kimin ne yaptığını, bir mimarı, bir imparatoru, bir ulusu okuyorum ve sizin yalan söylediğinize kâni olarak, canımdan vaz geçebiliyorsam! Hala okuyorum. Bir spor manyağı, bir araştırma hastası, basit sıradan halktan biri olarak okuyorum ULAN hala!?

Biri bana şunu söylesin; siz kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz!? Halktan haberiniz var mı ki, halkın hafızası yoktur diyorsunuz!?

O kadar aptalsınız ki, Maraş'ı Kahmraman, Urfa'yı Şanlı, Antep'i Gazi yapan ve Türkleri tarihten çıkarın ortada tarih diye bir şey kalmaz diyerek acizliğinizi kendi dilinizle itiraf ettiğiniz halde, bu millete karşı savaş veriyorsunuz! "Siz kafayı yemişsiniz!" Hemde ne uğruna!?

Dünya menfaati, elinizden geldiği kadar zengin olun, Müslüman olanı bir kuru ekmeğe muhtaç edin ve zekanızla övünün, ZAVALLILAR!

Ölüme herkes muhtaç, ölümün ötesini görmeye herkes mahkum. elbette hesaplaşacağız, ölmeyecek gibi yaşayan herkesin öldüğü gibi, nihai son önümüzde bekliyor ve ben bütün dünyaya gülümsüyorum sadece!

Birleşmiş milletlerin ordusu geçse karşıma veya nato kuvvetleri, yada dünyanın tüm özel kuvvetleri, gülümseyerek ölümün üzerine yürüyeceğim, Alemlerin Rabb'ine YEMİN olsun!

:D :D :D

  • Like 3

Share this post


Link to post
Share on other sites

Lâlyüreğim'e can-ı gönülden selamlar! :) Şimdi burada dert yanmak istiyorum, hem kendimi, hem dünyayı, hemde insanı anlatmak istiyorum, herkesi, her şeyi!!!

Yüreğime DERT olan meseleler yüzünden bir türlü kendime gelemiyorum, her şeye o kadar boş vermiş durumdayım ki, hayatımı bir türlü düzene sokamıyorum. Hakkaten bende bir acaibim ha!

Neden mi? Şöyle: Ailemin ve yakın çevremin söylediğine göre çok zekiyim, bana sorarsanız aklım kendime bile yetmiyor!?

Yıllardır dünyayı izliyorum, ülkemi izliyorum, insanları her fırsatta izliyorum. Uzun zaman önce LEVEL isimli müptelası olduğum bir bilgisayar oyunları dergide, yazan yazarlardan birinin şöyle bir anekdotu vardı, "ben sokağa çıktığımda, insanların yüzlerine bakarım, karşımdan gelen insanların elin tuttuğu şemsiye gözüme girmesin diye manevra yapmak zorunda kalan ben! Her insanın ne hissettiğini yüzünden okumaya çalışırım, genellikle herkesin yüzünde, ciddi, sinirli, telaşlı veya üzgün bir şekil görüyorum, yıllardır oynuyorum bu oyunu!"

Bu satırları okuduğumda 15 yaşındaydım aşağı yukarı, şimdi 35'teyim bu oyunu hala oynarım! :) Bende hep aynı şeyleri görüyorum, tuhaf, enteresan, yazar İstanbul'dan bahsediyordu, hayatımın yarısı aynı şehirde geçiyor ve geçmeye de devam etmekte, sonuç bu oyunda hep aynı. Aceleci, telaşlı, mutsuz, üzgün, sinirli insanlar! Herkes bir bomba gibi patlamaya hazır sanki...

Dünyayı yönetenlerin ortak bir söylemi vardır, "halkın hafızası yoktur!" Derler bence halkın yani onca aklın düşündüğü bir çok doğruyu hayata geçirecek bir lideri yoktu, ama şu anda var!

Vee Muhalefet denilen şu olgu var ya, Necip Fazıl Kısakürek der ki: Bizdeki muhalefet iktidarı düşürme pahasına vatanı düşürmeye razıdır!..

Buyrun bakın adam ne diyor!

 

 

Şimdi Türkleri dünya tarihinden çıkarın ortada tarih diye bir şey kalmaz diyen AMA Türk düşmanı olanların neler yaptığına bakalım mı biraz!?

Çinlilere çin seddini yaptıran Türk milleti, Batıya yürüdü ve Roma'yı ikiye bölerek yıkılışlarının sebebi oldu, İstanbul'u aldı, dünyanın merkezine yerleşti! Yetmedi dünyada hiç bir zaman devletsiz kalmayan bu Türk onca engellemeye ve karşı çıkmaya rağmen bu gün Fırat Kalkanı ve Zeytin dalı gibi operasyonlara imza atıyor hemde süper güçmüş, AB imiş, kimseye eyvallah etmeden! Bizler Sırp Sındığı savaşında 4 bin kişiyle, 40 bin kişiyi, Malazgirtte 50 bin kişiyle 250 bin kişiyi, yok etmiş bir milletiz, bizim karşımızdan 5 yada 10 kat kalabalık düşman gelebilir, bizim ruhumuzu tanımazlar, tanıyamazlar!

Biz Seyit Onbaşı'yız, Nene Hatun'uz, Seyit Onbaşı'ya komutan gelmiş ve demiş ki, "Seyit bir daha kaldır da fotoğrafını çeksinler!" Seyit Onbaşı top mermisini almış emir üzerine, uğraşmış, didinmiş, zorlanmış, AMA YOK!!! Top mermisini bir türlü kaldıramıyor. Hani o meşhur Seyit Onbaşı'nın fotoğrafı var ya o top mermisinin bir maketi, bakmışlar kaldıramıyor, maketini yapmışlar. :D

İman gücüyle, gösteriş gücünün arasında ki, fark böyle bir şey işte! İman etmeyen anlayamaz!!!

Özeti şu: 

19503.jpg

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Aleykümselam ☺ben de hızlı yürüyormuşum.Surat cidd, kaşlar çatık.Ateş almaya mı gidiyorsun ne bu acele diyorlar.Hiç farkında da değilim bu durumun. Birgun oğlum sormuştu, "anne neden kızgın duruyorsun "diye .Halbuki ki öfkeli değilim o kaşlar güneşte ışıkta çatiliyor alıyor gözümü napayım, çöpe mi atayım. ?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yookk çöpe atma, ellerinden ve gözlerinden öper bütün oğulların ama her zaman da güneş yok yani baktın ki, kış gelmiş hava bulutlanmış, mevsim kaşlarını çatmış, sen çatma kaşlarını, çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal, sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal! :)

Sen gülümse, canın ne zaman isterse, belki bir gün sokakta yürürken bu sözlerim aklına gelir, gelecek ben biliyorum! :)

 

Şimdiii, dünyanın süper gücü amerika denilen haydut. elinde o kadar altını olmadığından dolayı olmayan altının parasını basmaya başlamış, dünyanın süper gücü ya hani, iş bu ya kim bana ne diyebilir hesabı, dünya denilen mahellenin kabadayısı benim dercesine!

Ama tek kabadayı da sen değilsin, Çin var, Rusya var, İngiltere var, TÜRKİYE var, düne kadar bizim esamemiz okunmazdı hani, Mısır'da bir Mursi çıktı halkın yarısının oyunu aldı, vee Kur'an bizim gerçek anayasamızdır dedi, sonra karşı güç, sisi denilen yaratığı sürdü öne, Mursi düştü, hapse atıldı. Brezilya'nın idealist başbakanı, yargı darbesiyle gitti, Pakistan'ın başbakanı yine aynı :)

 

Dünyayı şekillendirmeye çalışan gökdelenin tepesinde oturan gerçek terörist, izlediği manzaranın rehavetine kapılarak kendini çok büyük görmeye devam etmekte, bir zamanlar demiştim, her şey bir döngüde, atomlar, insanlar, hayat, ülkeler ve devletler, hatta gezegenler!!!

Bir gün gelecek ortada dünya diye bir şey kalmayacak! Bilim adamı, kanaat önderi, aydın, gazeteci, yazar, devlet başkanı, kral, başkan, lider, hepsi yok olmaya mahkum bir dünyada, yok olmaya mahkum birer varlık şimdilik :) Hatta kralların devri sona erdi bile, saymaya sabır ve mecal yok hayatım, az söyleyeni sen çok anla! ;)

65 ülkenin içinde olduğu bir ticaret merkezi asıl savaşın odak noktası, bunu Çin başlattı, Amerika'nın Trans Atlantik anlaşmasına karşı, şimdi sen bu satırları okuyan biri olarak, Çin'den 3 günde Fransaya hızlı trenle mi gönderirsin malını yoksa Amerika'nın emriyle 45 günde gemi ile mi, işte savaş bu! Adli, İdari, Mali, Ticari, Siyasi, İstihbaratla yada her mana da verilen savaş bu, öyle ya Amerika elinde ki gücü şimdi Çin'e mi verecek, Amerika biter, hemde ne bitiş milyarlarca dolar borcun altında ezilerek biter, ne Amerikan rüyası kalır ortada, ne başka bir şey, dolar denilen şeyin lahana yaprağı kadar değeri kalmaz dünyada!

Bir de TÜRKİYE var, ulan ne ülke bee!!!

Dünyada ki bütün ticaret yollarının kesişme noktası, Rusya'ya bırakılamaz, Amerika'ya bırakılamaz, Çin'e bırakılamaz, ama farklı bir şeyler var bu gün bu ülkede bir bordo bereli anlatıyor, "eskiden bir mühimmatı dışarıdan isterdik, alamazdık, gayri meşru yollardan nasıl alırız diye bakardık, bu gün kendi roketimizi kendimiz yapıyoruz, 7 aselsan mühendisimizi öldürdüler ama arkasından 70 mühendis daha geldi! Hani diyoruz ya 1 ölür 1000 diriliriz diye öyle işte kardeşim, ne amerikaya eyvallahımız var, ne çine, ne rusyaya!!!

Bordo Bereli için hepsi küçük adam!Milleti ruhiye içinde öyle, çünkü bu gün ki yeni dünya düzeninde egemenlik sağlamak isteyen herkes bu ülkeye muhtaç. BURASI TÜRKİYE!!!

Fırat kalkanı harekatında Amerika'lı generaller açıklamalar yapmışlardı, TÜRKİYE 2 senede oradan ÇIKAMAYACAK! 2 ay sonra tekrar açıklama yaptılar, "biz hesap hatası yapmış olabiliriz!!!!!"

Tükürdüğünü yalamanın en alası hemde dünyaya karşı! :D :D :D

Zeytindalında sustular, çünkü 1000 yıllık tarihimizi hatırladılar, amerika değil bu oyunun adı, Batman, Superman, Spiderman değil bu oyunun adı, bu oyunun adını, ölüme gülümseyerek yürüyen kahramanlar koydu, ama o adı bilmiyoruz! Hikaye ve senaryolarla değil, dizilerle ve filmlerle değil, gerçek hayatın içinde ki tünellerden geçerek yürüyoruz, atom bombaları ile değil, yürekle, imanla gidiyoruz, ve ümmeti hafife alan TÜRK'ü, yani ümmetin abisini bir kez daha seyredeceksiniz biliyoruz. Zamanımız geldi, e öyleyse çıkarız yeniden sahneye sorun değil! :)

Tekrar herkese gerçek neymiş canımızla, kanımızla öğretiriz. Sorun değil...

Amerikanın sonuna ve yeni dünya düzenine hoşgeldik, masonlar bitecek, onlarca yıllık oluşumlar parçalacak ve yeni bir düzen doğacak, ama sizin yeni dünya düzeniniz değil, bizim yeni dünya düzenimiz. İsrail'liler de bilsin! :D 

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bazen bağıra bağıra ağlamak istiyorum, hiç kimseyi, hiç bir şeyi düşünmeden, utanmadan, çekinmeden... Hiç yapmadığım ve sanırım hiç bir zaman yapamayacağım bir şey. Bu günlerde geçmişe çok fazla takılır oldum, nedenini bende bilmiyorum...

Bu gün bir arkadaşımın kardeşi askerliğini bitirip geldi, askerlik yaramış düzenli uyku, düzenli yemek v.s. "terhis olduğunda neler hissettin, nizamiye kapısından çıktığında geriye dönüp baktın mı o kapıya tekrar tekrar?" diye sordum, epeyce uzun anlattı, şimdi mesele bu değil, kendi askerliğimi düşündüm. Acılarımı, aşklarımı, hedeflerimi, hatalarımı!..

Yaşam denilen tünelin içinden geçerken ne çok şeye takılıyor insan, biraz orda, biraz burda zamanını geçirirken, eğlenirken bir de bakıyorsun hayatın sona ermiş. Benim ki söz de yolun yarısı, ne zaman ölümü düşünsem, hep bu söz takılır aklıma. "Dün geçti, bu günü düşünürüm, yarın var mı? Gençliğide güvenmem ölen hep ihtiyar mı?" Her insan ölecek yaştadır! Biliyorum, herkes biliyor...

Uzak gibi görünen ölümle burun buruna geldiğim zamanlarım oldu, bir gün kendisiyle tanışacağım elbette, o günü bilmek isterdim. Bilemediğim, yapamadığım çok şey var benim. İnsanların sınırlarını aşmayı çoğu kere diledim gerçekleşmeyeceğini bilerek.

Cem Karaca - İşte geldik gidiyoruz diyor, kendisi gitti bile kalanlar sırasını bekliyor. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hz. Şems'in Hz. Mevlana'ya Yazdığı Şiir

Bırakmıyorum ki;

Gönülden düşünce olasın,
istemiyorum ki; gözlerde değersiz kalasın

Seni canımda saklıyorum ;
gözümde gönlümde değil.
Tâki son nefesime kadar
bana yar olasın. 
Elimde olsa Cenneti ateşe verir,
Cehennemide bir kova suyla söndürürümki
geriye Aşk baki kalsın
Ey seher yeli ! 
Bir semtten haberin var mı ?
Bir ay yüzlünün yanağından ne haber getirdin 
Çalıp çağırdığın, 
Hay huy ettiğin günler var mı ?
Ey Rüzgar !
Daha yavaş es,
Çünkü güzel kokuyorsun.
Bu Gönül işidir Kafa işi değil.
Sana dilsiz, dudaksız sözler söyleyeceğim
Bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim
Bu sözleri sana, herkesin içinde söyleyeceğim,
Ama senden başka kimse duymayacak,
Kimse anlamayacak.
Şimdi sorarım sana,
Hangi aşk daha büyüktür ?
Anlatılarak dile düşen mi,
Anlatılmayıp yürek deşen mi?
Bana güneş'in adı verildi;
Şems 
işte böyle başladı, 
Benim hikayem
Aşktan mutluluk, 
Güvenlik beklerler,
Halbuki aşk son zerresine 
kadar kendini vermektir.
Ruhundaki son zerreye kadar,
Sevdiğin olmak istemektir
Onun için eriyecek kadar sevmek,
Kendinden kopmak demektir
İşte ben aşk derken 
Böyle bir aşktan bahsediyorum
Var mı onun aşkıyla 
Ölmeye cesareti olan
Kalp mi insana sev diyen 
Yoksa yalnızlık mı körükleyen?
Sahi nedir sevmek;
Bir muma ateş olmak mı
Yoksa yanan ateşe dokunmak mı ?
Ya tam açacaksın yüreğini
Ya da hiç yeltenmeyecek sin
Grisi yoktur aşkın
Ya siyahı Ya beyazı seçeceksin
Hüzün ki en çok yakışandır aşıklara
Yandık, Yakıldık;
Ama hüzünden yana asla yakınmadık
Ne de olsa biz mahsun
Bir Peygamberin ümmeti değil miyiz?
Hüzün taze tutar aşk yarısını
Yaramdan da hoşum, yârimden de
Heyhat !
Mum gibi erimiyorsa insan,
“ Yanıyorum ” dememeli;
Yanmaktan korkuyorsa kişi,
“ Aşk kapısı"ndan girmemeli
Ya ” Kor Yürekli “ olmalı insan
Ya da kor barındıracak ” Yürekli “
Ey Sevgili !
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni
Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında,
En güzel çare,
Dağ İle Kar’ı baş başa bırakmaktır.
Gün gelip kar eridiğinde;
Dağ yolunuzu gözleyince
En güzel cevap,
Başka bir dağdan selam yollamaktır
Kır kalemin ucunu,
Bundan sonra ki yolculuğumuz, 
Aşk yoludur
Aşkı kalemler yazmaz ki 
Kitaplarda bulasın.
Yalnız kalırsan yalnız olmadığını bil,
Dertli isen Dermanın olduğunu bil
Hiç bir şeyin sahibiyim deme
Emanetçi olduğunu bil.
Ey Celalleddin,
Talipsen Yüreğime,
Yalnızlığını adayacaksın bana..
Gel bakalım ateşle nasıl oynanır göstereyim,
Gör bakalım, ateş mi seni yakar sen mi ateşi
Elalem şarap içer sarhoş olur
Biz aşk ehliyiz içmeden sarhoş olmuşuz.
ALLAH ( c.c) senin kapından 
Aşk sarayına birini alacaksa
O insana sen nasıl 
Ben Seni Sevmiyorum dersin
İnsanlar maşuk aramıyor,
Bencil duygularına köle arıyor,
Köle buluyor ama aşkı bulamıyor.
Ey Aşk,
Sen Öyle bir kişisin ki
Dünya tokları,
Senin vuslatının acılarıdır.
Şeytanda insani özelliklerin birisi hariç hepsi vardır,
Şeytanda eksik olan tek nimet AşK…
Şeytanın insanı çekememesi
“Aşksızlığındandır”

 

Bu şiiri profesyonel bir stüdyoda, uygun bir fonla kendi sesimle seslendirerek, telif hakkı olmaksızın buraya koyacağım, dilimle dudağımla AMA dilsiz dudaksız, daha henüz o kadar aşık değilim, sadece olmak istiyorum, bir kadına değil, sadece "O"na!!!

  • Thanks 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
Freestyle, 10.04.2018 - 20:58 yazdı:

Yookk çöpe atma, ellerinden ve gözlerinden öper bütün oğulların ama her zaman da güneş yok yani baktın ki, kış gelmiş hava bulutlanmış, mevsim kaşlarını çatmış, sen çatma kaşlarını, çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal, sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal! :)

Sen gülümse, canın ne zaman isterse, belki bir gün sokakta yürürken bu sözlerim aklına gelir, gelecek ben biliyorum! :)

 

 

Aklıma gelmez mi hiç, güldürdün beni yine kardeşim. Ayarsız ben,hem gülerim hem kaşımı çatarım. Ortaya karışık ☺

Takipteyim. ...

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Lalyüreğim'e selam olsun o zaman, senden başka, bu konuyu kimse kaale almıyor, bir kelime olsun yazmıyor ablacım! :) Yazmasınlar önemli de değil. Ben konuya özel bir şey yazmak istiyorum.

Hani her gece mecbur varır ya sabaha!!!

Zamanı geldiğinde Osmanlı yada Roma gibi devletler çöküyor, gece sabaha, gün geceye ulaşıyor, hayatın, doğanın dönüşümü devam ediyor, Ben naçizane bütün bilim adamlarına meydan okuyorum, HAYIR! Olmayacak, ölümsüzlüğün çaresi bulunamayacak, O hücrelerin bölünme kat sayısı birileri bir tarafını yırtsa da yükselmeyecek! Ve herkes kaçınılmaz sona ilahi irade ile mahkum olacak! Amerika'da yıkılacak, gezegenler bile bir gün ölüyor, gün, gece, insan, devletler, milletler, gezegenler başlangıcı olan her şey bir sona MAHKÛM o kadar!..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ahmet Enes'in Cennet şarkısına bayılıyorum, hiç bir zaman eskitemediğim şarkılar arasında yerini aldı çoktan, Eyüp Sultan'ın manevi kokusuyla birlikte, caminin meydanından yalnız başıma yürürken daldığım onlarca tuhaf düşüncelerden nereye, nasıl ve ne şekilde varacağımı bilmeden, kendimi yine hiç olmayacak uçurumların kenarında yakalıyorum ya; evet!.. Ölebilirim ama deli bir Müslüman olma davasında sanırım hiç uslanamayacağım ben...

Olsun! Yüzümde istesem de, istemesem de tüm kibir ve gurur sahiplerine karşı takındığım o meydan okuyan ifade hiç sarsılmaksızın olduğu yerde duruyor. Ünlü olduğunu zanneden tv ünsüzlerinin ortamlarında, istiklal caddesinde mesela yada bir gökdelenin tepesinde, Beşiktaş kültür merkezinin sahne arkasında ki gariban oyuncuların yanında ortama karşı salgıladığım o güç auramı herkesin hissedebildiği fakat hiç kimsenin bunu sorgulayamadığı özel yerimde mıhlanmış gibiyim. Üzerimde dolaşan ama umursamadığım bakışlar üzerimde dolaşıp dururken herkesin beni bir biçimde sınıflandırmaya çalışması ama yapamaması benim RABB'imden dilediğim bir duadır sadece.

Hal bu ki, ne yani çok mu özelim yoksa sıra dışı mı? Aslında "O"nu arayan basit ve serseri bir kulum sadece. Ama ağalara, paşalara, beylere eyvallahım yok benim. Hiç bir ünlü yada önemli kişilik benden daha önemli veya özel değil. Mesela Superman'i, Batman'i yada Örümcek adamcığı çok rahat bir şekilde evire çevire dövebilirim ben. İnanmıyorsanız söyleyin geçsinler karşıma. :) Gelemezler hepsi bir araya gelse yine de karşıma çıkmaya korkarlar, öyle işte.

Ama bir de diğer yandan bakalım olaya nerede gerçek bir gariban görsem içim sızlar benim, ben aynı zaman da hiç bir fakirden, acizden, evsizden yada bir garipten daha üstün görmedim kendimi asla. Değilim de zaten.

Şimdilerde son bir kaç senedir süre gelen yeni bir zihinsel süikast dalgası ile sardılar insancıkların etrafını, adına süper yada efsane cuma dedikleri bir safsata ile insanları tüketim toplumu haline getirmek adına, tüm dünya insanı için sözde bir mutluluk özde sadece sömürü fırtınası olan bu saçmalığı kullanarak bir de indirim adı altında insanları kazıklamıyorlar mı; alış veriş yaparak fırsatları değerlendirdiğini ve mutlu olduğunu sanan akıl fakirlerini gördükçe içim acıyor sadece. Olympos dağının çocukları hala bu oyunda Uhud dağının çocuklarını yeniyor ya, bu ne gam. İnsanlığı görünmeyen iplerle çeke çeke götürdükleri cehennem çukurlarını gören bir ben değilim elbet ama sayımız o kadar az ki, bazen sesimizi duyuramıyoruz muhattabımıza. Yine de olsun, kendimden, canımdan ve dahi başımdan daha çok güvendiğim yerler var benim nasıl olsa, su akar yolunu bulur. Umutsuzluk gibi bir lüksümüz yok bizim bu mecrada.

Dünyanın nereden geldiğini, bu gün nerede durduğunu ve nereye gittiğini görebiliyorum. Açık ve net, bunu düşünmüyordum ilk yola çıktığımda aslında ama şimdi ilk başladığım yerden o kadar uzağım ki... Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir yer burası galiba buradan direksiyonu başka bir yöne kırsam daha iyi.

Yada hiç kırmasam mı!? Düşünceden, duygudan ve akıldan yana eksik olan şeylere karşı elimde olmadan otomatik bir empati duygusu oluşuyor içimde ve bu tür şeyler, yerler benim ruhuma uymuyor, Orman dururken oksijen odasına gitmek gibi biraz aslında, Bu dünya da bir çok profesörü beğenmiyorum, kara cahil gazetecilerden hoşlanmıyorum, kanaat önderlerinden ve aydınlarından nefret ediyorum, filmler, diziler, bel altı saçma sapan müzikler hatta tüm bu eğlence piyasasını tekel haline getirmiş kendini uluslar üstü sayan zavallı güçler hepsinden iğreniyorum. Şu think tank yani düşünce kuruluşları yada sözde insani yardım projeleri ama aslında içi farklı milletlerin ajanlarıyla dolu olan dernekler filan... At izi it izine karışmış vesselam.

Dünya tarihi her yüz yılda bir değişir ya, insanlar, devletler hatta gezegenler doğarlar, büyürler ve kaçınılmaz son!!! Hoşgeldin sevgilim ÖLÜM :)

Asalet, soyda değil ruhtadır; güç, maddiyatta ve para da değil yürektedir, fırtına üstüne kasırgalar kopsa da BAŞARI önümü açıp beni kayıran insanların sayesinde değil sadece azim ve kararlılıkla gelir!

Sabır kanatlım, sakin ol free, ilâ nihaye çalış Cem, yürümeye devam et Bera...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...