Jump to content
Sign in to follow this  

Recommended Posts

Bu gece neden bu hikayeyi buraya yazmak istediğimi bilmiyorum. Cin hikayelerinin hep folklorik element taşıdığına inanırım, seneler boyunca ağızdan ağıza dolaşıp en son hallerini alırlar. Aşağıdaki hikaye de benim köyümde yaşanmış gerçek olaydır.

 

Bu hikayeyi babamın kuzeni anlatmıştı. Kendisi yaşça hepimizden büyük dürüst bir insandır. Seneler önce köyümüzün muhtarının gelini sofra bezini silkelemek için dışarı çıkıyor. Uzun süre geri gelmeyince eşi dışarı çıkıyor ve eşini sara nöbeti geçirir gibi bir halde buluyor. Kadının tüm uzuvları kasılmış ve ağzından peltek bir biçimde birşeyler söylemeye çalışıyormuş. O zamanın şartlarında eşini hastaneye gece götürmesi imkansızmış. Sabaha kadar eşinin düzelmesini beklemiş. Herhangi bir düzelme olmayınca yarı yola kadar eşini sırtında taşıyarak ve sonrasında yoldan geçen kamyonete binerek hastaneye gelmiş. Bir haftanın sonunda doktorlar muhtarın gelinine çare bulamayınca, karar verilmiş ki Trabzon'a gidilecek. Trabzon'daki hastanede bir ay kadar yatmış ama nafile. Kadının kasılmaları ve aniden düşüp bayılmaları devam ediyormuş. En sonunda muhtarın eşi nefesi kuvvetli bir hoca bulmaya karar vermiş. Soruştura araştıra bir hoca bulmuşlar. Hoca kızı görmüş ve çeşitli bakımlar yapmış. Ardından tek söylediği ' bana Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayan bir adam bulun getirin' olmuş. Muhtar kimi tanıyorsa sormuş ama herkes birşeyden korkuyormuş. Camii cemaatinden tanıdığı biri demiş ki en sonunda ' benim tanıdığım biri var. Bizden iki köy ötededir ailesinin evi ama o oraya hiç gitmez. Gece olunca dağa çıkar. Ne kurttan ne de kuldan korkar'. Bunu duyunca muhtar o kişiyle tanışmak ister. Muhtar adamla tanışınca anlatır durumu, kendisini bir hocanın istediğini söyler. Korkusuz adam da kabul eder. Hocanın karşısına çıktığında hoca ona bir mektup verir ve der ki ' bu mektubu al daga götür. Gecenin ikinci yarısında ordan bir atlı geçecek. Atlının başındakine bu mektubu ver. Sakın korkma. Eğer korkarsan sen de ben de muhtarın gelini de ölür der'. Korkusuz adam mektubu alıp daga çıkar. Denilen yerde atlıyı beklemeye başlar. Gecenin ikinci yarısında büyük bir gürültü kopar. Atlı kuvvetli bir ordu adamın karşısında belirir. Başındaki atından iner ve 'ademoğlu yolumuzun üzerindesin der.' Korkusuz adam hiç kelam etmeden mektubu atlının başındakine uzatır. Mektubu okuyan ordunun başı bir anda öfkelenir ve sorar 'hanginiz çarptı bu garibanı?'. Arkadan iki cin gelir ve 'biz çarptık. besmelesiz bez sirkeledi. ekmek kırıntıları gözümüze geldi.' Bunu duyan atlının başındaki cin beyi hemen iki dar ağacı hazırlatır ve iki cini de asar. Ardından olayları gayet sakin bir biçimde izleyen korkusuz adama döner ve 'bu mektubu yazan hocaya de artık bu kadın iyileşti. Ama o hoca bu işi bıraksın' der. Korkusuz adam hiç kelam etmez. Oradan biraz uzaklaşır ve sabaha kadar uyur. Ardından köye iner ve hocaya cin beyinin dediklerini ve olanı anlatır. Muhtarın gelini iyileşir ve mektubu yazan hoca artık bu işleri bırakır. Mutlu son. The end.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

teşekkürler çok güzel paylaşım ...eskiden olurmuş böyle şeyler...

ben çocuktum bir akrabamızın kızı manevi hastalanmıştı bize gelmişti kız uyuyordu ve bir daha uyanmıyordu ... babam o akrabamızın kızını hocaya götürdü ...

kız besmele çekmeden bir yerden geçmiş demiş hoca , muska yazmış ,kız anında iyileşti ...

korkusuzuda öyle alim hocayıda bulmak lazım ...

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Annemin üst katında bir kadın oturuyor,pat pat silkiyor ne varsa elinde,aşağıya,bi keresinde balkonda misafirler de vardı kahvaltı ediyorduk,şakır şakır fındık kabuğu silkeledi tepemizden sofra beziyle,ama kadını ne cin çarpıyo ne bişey, zaten kadını görünce çarpmaktan vazgeçmiştir cinler de, çok da şirret valla,cin min başedemez kadınla,ben bikeresinde yukarıya çıktım aklımca bağırıp çağırıcam,10 dk sonra bi baktım kadının mutfağında kadınla kahve içiyoruz, Ağzımı açmama fırsat vermediki kadın, ben 1 kelime söyleyene kadar 100 kelime sıralıyor bana, canım cicim komşum, şöle bölee, illa bi kahve içelim içeri gir , orada anlat ne diyeceksen vs vs, kahveyi içip kös kös indim aşağıya, nerdeyse şikayete çıktığım için de özür dileyecektim. Annem, ben sana demiştim değil mi kızım dedi.Yani nasıl bir yeteneği varsa kadının, sanki efsunlanmış gibi gık demeye fırsat bulamadım.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...