Jump to content
Sign in to follow this  
KoPuK028

Unutulmuş İnanç Sahipleri

Recommended Posts

İki bin yıldır İsa'ya inanan Hıristiyanlar, inançlarının doğduğu topraklarda giderek azalıyor

Kudüs'te Paskalya, kalbi zayıf olanlara göre değildir. En sakin dönemlerinde bile öfke ve kargaşa dolu olan Eski Kent'te yaşam, bu bayram arifesinde tamamen çığrından çıkmış gibidir. Dünyanın dört bir yanından gelen on binlerce Hıristiyan, kenti ele geçirmeye gelmiş akıncı orduları gibi girer Kudüs'e ve Çile Yolu'nun dar sokakları ile eski geçitlerinden akıp gider. Bu insanlar Kudüs'e geliyor, çünkü burası Hıristiyanlığın doğduğu yer. İsa'nın adımladığı, öğretilerini paylaştığı ve yaşamını yitirdiği taşlı tepeler, burada. Kudüs ve çevresindeki bu topraklarda... İsa'ya inananlar bu topraklarda dua etti, kan döktü ve İsa'nın öğretisinin nasıl şekilleneceği konusunda burada savaştı. Hıristiyanlığı kabul eden Yahudi asıllılarla birlikte Filistin ve Suriye'deki mağaralarda gizlenen Araplar, bu yeni inanç yüzünden zulüm gören ve Hıristiyan adı verilen ilk topluluklar arasındaydı. Roma İmparatoru Constantinus'un 313 yılında Hıristiyanlığı yasallaştırıp Levant eyaletlerini kutsal topraklar olarak ilan etmesinden sonra yüzlerce kilise ve manastır burada, Levant adı verilen ve günümüzün Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail ve Filistin topraklarını kapsayan bu topraklarda inşa edildi. Arap Müslümanların 638'de bölgeyi fethetmesi sonrasında bile, Hıristiyanlık bu topraklarda daha baskındı. Arap Hıristiyanların azınlık haline gelmesine neden olan uzun ve istikrarlı sürecin başlangıcının Haçlı Seferleri (1095-1291) dönemine dayanıyor olması ise kaderin bir cilvesi olsa gerek. Arap Hıristiyanlar o dönemde Müslümanlarla birlikte katledildiler ve İslam'la Hıristiyan Batı arasındaki çapraz ateşin ortasında kaldılar. Bugün Levant bölgesindeki Arap Hıristiyanlar, ilk kilisenin o ateşli, acılı ruhunu hâlâ taşıyan, unutulmuş bir dünyanın elçileri. Çeşitli Ortodoks, Katolik ve Protestan mezheplerden oluşan Arap Hıristiyanların genel nüfusa oranı geçtiğimiz yüzyılda yüzde 25'ten yaklaşık yüzde 8'e geriledi. Ekonomik nedenler, bölgedeki şiddet olayları ya da Batı'daki akrabalarının göç etmelerine yardımcı olması gibi nedenlerle bu toprakları terk edenlerin sayısı arttı. Onların ayrılmasıyla, Levant bölgesi en eğitimli ve en ılıman siyasi görüşlere sahip vatandaşlarının, bu toplumların yerlerini doldurmakta zorlanacağı insanların bir bölümünü de kaybetti. Kudüslü Arap Hıristiyanlar açısından bakıldığında Paskalya işte bu nedenle baş döndürücü bir dönem. Sanki uzun süre bir başlarına çile çektikten sonra, ihtiyaç duydukları takviye kuvvetler gelmiş gibi. Kentin dış mahallelerindeki küçük bir apartman dairesinde, bu yazıda kendilerinden Liza ve Mark adlarıyla söz edeceğim Filistinli genç bir Hıristiyan çift, bu kargaşanın içine dalmaya hazırlanıyor. Liza, 18 aylık kızları Nadya'ya beyaz Paskalya elbisesini giydirmeye çalışıyor. Henüz pijamalarını çıkarmamış olan Mark ise üç yaşındaki oğulları Nate'nin, zar zor giydirdikleri yeni pantolon ve yeleğini darmadağın etmesini önleme çabasında, ama pek başarılı olduğu söylenemez. Mark'ın sabrı tükenmiş halde.Yüzünü buruşturuyor. Soğuk bir mart günü, saat henüz sabahın sekizi olsa da Mark şimdiden terlemeye başlamış. Oysa ki Paskalya gelmiş, iyimserlik ve umut zamanı. Üstelik bu Paskalya onlar için çok özel. Mark'ın ailesiyle birlikte Kudüs'te geçirmesine izin verilen ilk Paskalya bu. Mark Beytüllahim'li. Batı Şeria'dan. Yani kimlik belgeleri Filistin Yönetimi tarafından verilmiş ve bu ziyaret için de İsrail'den izin belgesi alması gerekiyor. Ailesi Eski Kent'te yaşayan Liza ise İsrail kimliği taşıyor. Bu nedenle, beş yıldır evli olmalarına ve Kudüs banliyölerindeki bu apartman dairesini kiralamış olmalarına rağmen, İsrail yasalarına göre aynı çatı altında yaşayamıyorlar. Mark, anne-babasıyla Beytüllahim'de yaşıyor. Aradaki mesafe dokuz kilometre ama, aralarında İsrail'e ait bir kontrol noktası ve Duvar olarak bilinen yedi metre yüksekliğindeki beton bariyer var. Mark, "Birlikte büyüdüğüm Hıristiyan arkadaşlarımın yüzde 80'i iş bulmak için başka ülkelere gitti" diyor ve bu durumu çok üzücü buluyor. Ama nedenini anlamıyor da değil. Sosyoloji diploması olan Mark, neredeyse iki yıldır iş arıyor. Herhangi bir iş. "Bu dev duvarla çevrilisiniz ve hiç iş yok" diyor. "Bilimsel bir deney gibi. Fareleri kapalı bir alana koyup o alanı her geçen gün biraz daha daraltırsanız, yeni engeller getirip kuralları sürekli olarak değiştirirseniz, bir süre sonra fareler çıldırıp birbirlerini yemeye başlar. Burada söz konusu olan durum da aynen bunun gibi bir şey." İsrail'de ya da Filistin topraklarında yaşayan herkes için stres, yaşamın bir parçası. Ama 1894'te nüfusun yüzde 13'ünü oluştururken bugün genel nüfus içinde yüzde 2'nin altında bir orana sahip olan ve toplam sayıları 196 bin 500 kişiden oluşan Filistinli ve İsrailli Arap Hıristiyanlar, gergin İsrailli Yahudiler ve gergin Filistinli Müslümanlar arasında, benzersiz bir şekilde oksijene aç bir alanda yaşıyor. Halep'teki (Suriye) Ortadoğu Kiliseler Konseyi için çalışan Razek Siriani, son on yılda "Arap Hıristiyanların durumu hızla kötüleşti" diyor. "Hem sayıca azınlıktayız, hem de dört bir yanımızdan öfkeli sesler yükseliyor." O da pek çok Arap Hıristiyanın dile getirdiği görüşü paylaşıyor ve Batılı Hıristiyanların, durumu daha da zora soktuğunu söylüyor.

 

Lübnan

 

Lübnan'da yaşanan silahlı çatışmaların merkezi doğu Beyrut'ta Hıristiyan güçleri, dini simgeleri Şii milislere karşı bir uyarı olarak kullanıyor.

 

Kudüs

 

 

Haçın tüm yükünü omuzlamış Arap Hıristiyanlar, İyi Cuma gününde Eski Kent'te İsa'nın izlediği yolu takip eden yabancı kalabalığına katılıyor. Eskiden çoğunlukta olan Arap Hıristiyanlar bugün sayıca azlar ve genelde göz ardı ediliyorlar.

 

 

Kudüs'ün Eski Kent kesimindeki Aziz Kurtarıcı Katolik Kilisesi'nde Kutsal Cumartesi ayinine katılan Hıristiyanlar, çarmıha gerilmiş İsa figürünün başında yas tutarken diriliş mucizesinin gerçekleşmesini bekliyor.

 

Kudüs

 

 

Kilise müdavimlerinin keyfi yerinde, Paskalya'da Hıristiyan Mahallesi'nde eğleniyorlar.

 

Batı Şeria'da halen tamamı Hıristiyan olan tek topluluğa ev sahipliği yapan Tayyibah'taki 4 ila 5. yüzyıllardan kalma El Khader kilisesi kasabanın hemen dışında varlığını sürdürüyor.

 

Batı Şeria

 

İsrail bir yerleşimin çevresini telle çevirince, Hıristiyan çiftçiler zeytinliklerinden olmuş.

 

Suriye

 

 

Şam'ın kuzeyinde, çölde yer alan Deyr Mar Musa manastırı altıncı yüzyıldan, bölgede yüzlerce kilise ve manastırın bulunduğu dönemden kalma. Bugün "barışa tanık" olduklarını söyleyen manastır keşişleri, Müslüman Hıristiyan diyaloğunu geliştirmeye çalışıyor.

 

 

 

 

Lübnan

 

İlk Hıristiyanlar Kadişa Vadisi'ndeki mağaralarda dinlerinin geleceğinin hayallerini kurmuş ve yüzyıllar sonrasının keşişleri de tanrıdan şifa bulmaları için zihinsel özürlüleri buraya zincirlemişti. Bugünse Arap Hıristiyanlar, inançlarını ateşlemek için buraya geliyorlar.

 

 

Münzevi Peder Yuhanna Kwawand, yılın belli bir bölümünde kapılarını ziyaretçilere açıyor. Lübnan'daki Kaslik Kutsal Ruh Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak yaptığı işi bırakmış olan Peder Yuhanna halen günlük ayinleri yürütüyor, günde 10 bin kadar dua okuyor ve gece olunca kitapları arasında ancak birkaç saat uyuyabiliyor. "İnsanlar hiç durmadan önüme üzerinde çalışılması gereken işler getiriyor," diye iç geçiriyor. "Münzevi keşişlerin yapacak pek işi olmadığını sanıyorlar herhalde!"

 

Suriye

Fotoğraf : Ed Kashi

 

Hıristiyan izciler Palmiye Pazarı günü Saydnaya köyünde geçit töreni yapıyor ve Müslümanların da saygı gösterdiği Saydnaya Kadın Manastırı'na tırmanıyor.

 

 

Suriye

 

 

Müslümanlar, Vaftizci Yahya'nın Şam'daki mezarında dua ediyor. İslam'ın İsa'ya, Meryem'e ve Eski ve Yeni Ahit'teki peygamberlere hürmet ettiğini hatırlatan bir tablo bu. Suriye'de inanışlar, Arap Müslümanların, Hıristiyan Bizans İmparatorluğu'nun topraklarını fethettiği yedinci yüzyıldan beri birbirine karışıyor. Öyle ki bir zamanlar bazı rahipler, İslam'ın Hıristiyanlığın bir türü olduğunu sanıyordu.

 

 

 

Hıristiyan sosyal yaşamının Saydnaya Kadın Manastırı adlı yerel kilise çevresinde döndüğü Suriye köyü, Saydnaya'da gençler ve moda düşkünleri için Paskalya Pazarı ilkbahardaki sosyal takvimin doruk noktasını oluşturuyor.

Lübnan

 

 

Doğu Beyrut'tan Milad Asaf (solda), eli silahlı gönüllülerin desteklediği Maruni Hıristiyanların siyasi partisi Lübnan Güçleri'nin bir üyesi olmaktan gurur duyuyor.

 

Doğu Beyrut'ta Lübnan iç savaşında yaşamını yitirenlerin anısına düzenlenen bir geçit töreninde Lübnanlı Hıristiyan politikacıların ve destekçilerinin çevresini kuşatan Maruni korumalar.

 

 

"Babamı koru," diye dua ediyor dört yaşındaki Frank "Nunu" Yalda. Nunu'nun bir Iraklı Hıristiyan olan babası Nisan 2006'da kaçırılmış ve o günden beri kendisinden hiç haber alınamamış. Nunu'nun amcasının da kaçırılması üzerine, Suriye'nin başkenti Şam'a kaçmak zorunda kalan aile şimdi Birleşmiş Milletler'in kirasını ödediği bir apartman dairesinde kalıyor. Şu an Suriye'de yaşayan 1,4 milyon Iraklı mültecinin belki de 200 bini şiddet ve dinsel baskı sonucunda yurtlarından sürülen Hıristiyanlardan oluşuyor.

 

Lübnan

 

 

Savaşmak mı, kaçmak mı? Cihat açanların öldürmeyi ya da kaçırmayı hedeflediği Iraklı Hıristiyanların çoğu, çareyi Suriye'ye veya Kerküklü Faraj Hermez'in de eşi ve on çocuğu ile sığındığı Lübnan'a kaçmakta bulmuş.

 

Bir Hıristiyan olan 19 yaşındaki Lama Salfity, Gazze kentindeki Uygulamalı Bilimler ve Teknoloji Yüksekokulu'nda derslere devam edebilmek muhafazakâr giysiler giymek zorunda. Gazze İslam Üniversitesi'ne bağlı olan bu yüksekokuldaki kurallar çerçevesinde kadınların başlarına eşarp takmaları gerekiyor. Hıristiyanların kayıtlı toplam 22 bin 600 öğrenci içindeki oranı çok az. İsrail Aralık 2008'de bu üniversiteyi Hamas'la bağlantılı olduğu gerekçesiyle bombaladı.

 

Batı Şeria

 

Hıristiyan göçü, Tony Rashmawi, eşi Ceda ve kızı Zeina'nın Kanada'ya taşınmak üzere eşyalarını topladığı Beytüllahim'de de sürüyor. Ceda, "İsrail işgali altında normal bir hayat imkânsız," diyor. "Zeina'ya bir gelecek sunmak zorundayız."

 

Gittikçe küçülen bir cemaate yol gösterme işini tek başına yürüten Peder Artemios, Aziz Porphyrius Kilisesi'nde cemaatin 95 yaşındaki bir kadın mensubunun cenaze törenini yönetiyor. Gazze kentindeki bu Rum Ortodoks kilisesinin geçmişi 443 yılına dek uzanıyor. Bir zamanlar Gazze Şeridi'nde önemli bir yer tutan Hıristiyanlar şimdi çoğu yaşlı olmak üzere ancak 2 bin 500 kişiyi buluyor.

 

 

mercek.3.19.jpg

mercek.3.18.jpg

mercek.3.17.jpg

mercek.3.16.jpg

mercek.3.15.jpg

mercek.3.14.jpg

mercek.3.13.jpg

mercek.3.12.jpg

mercek.3.11.jpg

mercek.3.10.jpg

mercek.3.9.jpg

mercek.3.8.jpg

mercek.3.7.jpg

mercek.3.6.jpg

mercek.3.5.jpg

mercek.3.4.jpg

mercek.3.3.jpg

mercek.3.2.jpg

mercek.3.1.jpg

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...