Jump to content
hayret

Süleyman'in Cinleri...

Recommended Posts

Sistemi OKUmak olarak anlatılagelen olgu, Rasûl tarafından Şuûr boyutundaki idrakların/kavramların, toplumun konuştuğu dildeki en yakın, çağının en moda kelimeleri ile mecaza dönüştürülmesi, bizler için ise ortaya çıkan soyut verilerin; “sanal-benliğin” gayretleriyle kendisinde hissedilip tekrardansomutlaştırılması olayıdır. Sistem çözüldükçe, yâni kişi kendini bilmeye başladıkça, kendindeki yeni boyutların farkına varacak ve genetiğinin-etrafın oluşturmuş olduğu sanal benliğini öldürüp gerçek benliğine kabir âleminden (~kozasından, tefekkür hayatından) diriliverecektir.Mushaf olarak dünyaMızda gözüken kağıttan sayfalardaki işâretler/kelimeler/tavsiyeler, Âlemin kendi olan; ama henüz açığa çıkartamadığımız Derin-Kendimizi≈Kur’ân’ı OKUyabilmemiz içindir. Rasûller, geçmiş zaman(lar)da gelmiş olanlar değil, “sanal-ben” aracılığı ile eksik olarak algılanan âlemindeki, algı düzeldikçe ortaya çıkan Şuûr boyutlarıdır, kaldırılabilir ve fark edilebilirse!.. Mushaf âyeti bu konuda “size nefislerinizden gelen Rasûl” şeklinde tüyo vermektedir.TEK’liği hissetmek, “Tanrı ve O’nun elçisi” -içselleştirilmiş bilinçaltı (≈ farkında olmadığımız)- inanışını silmek isteyen Tâlip, GEÇMİŞ-GELECEK KAVRAMInı bilincinden silmeye gayret etmeli ve Holografik Evren gerçekliğinin iyice belirginleştiği, 21. yy olarak gözüken bu boyutsal açılımda ÖTELEMEnin her türlü versiyonunu artıkbırakmalıdır.“Mânâ tekrarı=Zikir” hissedişi kuvvetlendirir, beyinde yeni devreler açar. O yüzden bu satırları okuyan -varsa eğer- İÇ DÜNYA’lar, yoksa da tek emin olduğum kendi İÇ DÜNYAM’a sesleniyorum!.. TEK’in kendinde sanal sınır oluşturup mecâzî aracılığı ile algılama yaptığı sanal “ben”, Hisset Lütfen!..

TEK’liği sanal benlikte tefekkür hatasına düşmemek için önce…
Bi-İsmi Allãh… Mutlak Varlık’ın mânâları ile oluşan, hareket edenim!…
Lâ ilâhe illâ Allãh… Veritabanımın oluşturduğu Sanal Kimliğim yoktur, sadece Mutlak Varlık!…
Subhân Allah… Mutlak Varlık, varlık vererek hata ettiğim sanal kimliğimden beridir!…

“Geçmiş zaman hissi”, İÇ DÜNYA sahibi TEK’in geçici olarak seyir gerçekleştirdiği sanal benliğin uykusundaki inancı, kabûlü, sanalıdır; dünyaSındaki mecâzıdır.Kur’ãn ismi ile, dünyaNdaki Mushafta TEK olan SANA işâret edilenler, “Evvelkilerin Tarihi (Esatîrul Evvelîn) değildir. Çünkü geçmiş yoktur!Kur’ãn ismi ile, dünyaNdaki Mushafta işâret edilenler 1400 yıl önce inmemiştir, çünkü geçmiş yoktur!Âdem-Nûh-İbrâhim-~İsâ-Muhammed” ismi ile, dünyaNdaki Mushafta işâret edilenler ötendeki geçmişlerde değildir.TEK olan SEN (sanal “sen” değil), 1900 küsür yıllarında, bir zaman içinde doğmadın!Zihnini açtığın sanal âlemi “zamanla” kodladılar Gökten Yere inmeye başladığında ve perdelediler seni “SEN”’den!.. Hakîkatinin AN’daki seslenişi, “Muhammed” ismi ile işâret edileni ve“Kur’ãn’ı” da 1400 yıl önce diye şartlandın.Kendi evreninde, kendi zihninin içinde seyir hâlindesin, her an!..Başroldesin, her şey SEN’in için, SEN’a ulaşabilmen için işâret!..Kur’ãn kıssaları (= masal veya tarih değil; denk gelen anlatımlar) SEN’in ve SEN’de dizilmiş hâl dilinin sembolleştirilerek dünyaN’da anlatılması ve SEN’liğine işâret vermesidir.Fakat şu noktayı da kaçırma ki, Kıssa derekesinde anlatılan olaylar bir bütün olaraksemboliktir. Yarısını sembolik, diğer yarısını da olduğu gibi alma.

Sual:
Bir yazınızda Hz Süleyman kıssasına değinmiştiniz. Fakat orada geleceğin ALLAH katında olduğunu, gelecekten haberdar olduğuna inanılan cinlerin bile Hz Süleyman ’ın öldüğünü ancak bir kurdun asasını kemirerek, asası kırılınca anladığını ve gelecekle ilgili haberlerin cinlerin bilgisi dışında olduğunu ve bu bilgilerin ALLAH katında olduğuna dair bir konu var Kuranda. Aklımda olduğu kadarıyla yazmaya çalıştım. Yani bu anlatılan kıssada nasıl cinlerin bir topluluk değil de, insanın saklı alt kişilikleri olduğunu söyleyebiliyorsunuz?

Süleyman (?), O’nun ölümü (?), (yere) yıkılışı (?), değnek (?), ağaç kurdu diye çevrilenDabbet’ul Arz (?), cinler, cinlerin gaybı (?) bilmemesi (geleceği değil) mükemmel olarak tasvir edilmiş sembolik anlatımlardır. (?) olarak işâretlenen her kelimenin zihin/ruh/hâl dilinde bir karşılığı vardır. Aktarım sembolik olmak zorundadır, çünkü Mânâ, maddeNin/dünyaNın diline tercüme edilmektedir. Bizlerin kimisinin hakkında en ufak bir fikrimizin dâhi olamayacağı hâllerin (≈Mantıku’t Tayr), mânevî mertebelerin, içsel farkındalıkların, kısacasıHolografik İlim-tabanımızın ve Gündelik Bilgi-tabanımızın işleyişinin geçmişin hikâyeleri olarak algılanması da elbette normaldir.Holografik ilim tabanımızdaki Şuûr boyutlarının detaylarının Gündelik Bilgi tabanımızdaki denkliklerine “kıssa” demektedir, Kur’an.Rasullerin, nebilerin Kıssaları, eSaTîR/hiSToRy, Evvelkilerin tarihsel verileri, hikayeleri değildir (Nahl-24). Geçmişin hikayeleri olarak algılanışı Şirk yaşamı (~ego ve zamana yapışmış ego) nedeni iledir.Gelelim ötendeki bir geçmişte olmayan Süleyman ’dan hissedebildiklerime…

 

Süleyman ’ın üzerine ölümü kaza ettiğimizde, ölüm üzere olduğunu onlara sezdirenolmadı, asasını yiyen Arz debeleneninden başka… Yıkılınca, cinlere apaçık oldu. Eğer gaybı biliyor olsalardı, azap içinde kalmazlardı. (âyet)”Süleyman (Silm-men/Selâmet Adamı) kelimesi ile işâret edilen, “Lâ ilâhe” mânâsını defalarca hissederek içselleştirmen, doğuştan ve etraftan getirdiğin sahte-sanal kişilikte arınıp, Varlıktaki Birliği (Tevhid) yaşam gerçeğine dönüştürerek kendinde açığa çıkardığın sâbitlenmiş Huzûr, erdiğin Selâmet sonucu oluşmakta olan Gönül boyutudur.Süleyman’ın cinleri ile birlikte anlatılması cinlerin, yâni bilinçaltı veritabanının kontrolünün bu Şuûr (İçsel Farkındalık) boyutunda açığa çıkması nedeniyledir. Âdem, Nûh gibi Süleyman öncesi Şuurlarda bu kontrol gerçekleşmeyecektir.

 

Süleyman ’ın “Ölmesi” ise Varlıktaki Birliğe şahit olan “arınmış bende”, şahit olan “ben”in,Yoğun Zikir≈Mânâ Tekrarı/Tefekkür Gücü ile Mutlak Varlık’tan ayrıbirimsellik/bağımsızlık hissinin kalkması, zaman ve mekânsız Holografik Tümelliğin(Vahdet) “bensiz”, “BEN” ile yaşanmasıdır. Bu da Tefekkür Gücü’nün, İdrâk’ın yeniden programladığı sinir ağlarının Zihinde açığa çıkardığı İlim’in, Basîret’in 5 duyu girdisinin oluşturduğu “ben bağımsız madde veya ruh bedenim” hissini, gündelik algılayışınıbastırmasıyla oluşabilir ancak.

neo.jpg

Süleyman, “BEN’in sınırsızlığını” bilinçaltının güdümündeki gündelik bilincin hâkim olduğu, maddesel/ruhsal bedenin hissedildiği “sanal ben” ile yaşayamaz. BEN’in sınırsızlığının “bensiz” yaşandığı AN’ın derinliğinde de bilinçaltının değer yargılarına yer yoktur (ölümünü onlarasezdiren olmadı).Gündelik bilince yer olmasa da, AN’da KENDİLİĞİNDEN akan “illâ Hû” Mânâtekrarının gerçekleştiği mahâl hücresel bedeni ile yeryüzüne dayanmaktadır da (Ãsâ’sı).İNSAN nâr-toprak-nûr veya yenilenmiş tâbirle Dalga-Hücre-İlim bedenleri ile vardır.Bilinçaltı ve güttüğü Gündelik Bilinç/cinler ve hükmü altındaki ins denilen Fâni dalga bedeni; bu dalga bedenin madde dünyasında temsillenmesinden ibâret Fâni hücresel beden ve bu ikisinden Şuûrunda arındıkça, RUH üflendikçe ortaya çıkan Bâki Âhiret (Sonra gelen)/İlim bedeni. İlim/Holografik Bedene sahip İNSAN’ın dünya ile etkileşimini/bağını sağlayan Hücresel Bedeni, 5 duyusu Süleyman ’ın Ãsâ’sıdır.Teklik Şuûrunun açığa çıktığı Zihine 5 duyudan gelen veriler azalacağından veya verilere “etiket” verilmeyeceğinden madde bedende belirli sonuçları olacaktır. Çünkü madde beden ve zaman boyutu, 5 duyu adı altındaki aracılarla giren milyonlarca veri ile algılanır olmaktadır.Zihne (Arz’a) gelen bu verileriZikir ile Bilinçli bir şekilde -Bilinçsiz kesilmesi uyku, ölüm, koma gibi durumları doğurur- kesen İnsan(Arz debeleneni) bedensizliği ve zamansızlığı yaşar (…Ãsâ’sını yiyen…).Bu verilerin kesilmesiyle Zihinde Holografik Şuûr boyutu açılır. Bu Şuûr boyutundaki hâlegündelik bilinçlerin vâkıf olması mümkün değildir (ölüm üzere olduğunu sezdiren olmadı);ama sanal benlikte ölüp TEK olarak dirilmekte olanın madde bedensizliği yaşaması bilinçaltına yansıyacaktır (Ãsâ’sını yiyen Arz debeleneni cinlere ölümünü sezdirdi).Bu hâlin gündelik bilinci Süleyman düzeyinde olanda sona erip âlem maddesel/ruhsal beden olarak hissedilmeye ve dünya algılanmaya başlandı(Yıkılınca), kişinin bilinçaltı “ben bağımsız bir birim değilim” anlamında yeniden programlanmış, ontolojik olarak yükselmiş, arınmış (cinlere alçaltıcı azap); gündelik bilinci de “birimselliğin verdiği ağırlık” açısından rahatlamış olur (cinlere apaçık oldu). Bilinçaltındaki “ben sınırlı bir bedenim”kalıbı, Süleyman Gönlünün Gaybındaki İlmin o zihinde açığa çıkmamış olması sonucu, onusınırsızlığını yaşama yönünde şekillendirmemiş olması nedeniyledir (Eğer Gaybı İlim ediyor olsalardı). Bu İlmin bilinçaltını etkilemesiyle (cinlere apaçık oldu) deeski yargılargerileyecektir (alçaltıcı azap). Eski değerlerin yenileriyle değiştirilmesi eski bilinçaltı-kişilik için azap niteliğindedir.Evet, Her ne Ararsan Kendinde Ara anahtarı sayesinde hissedebildiğim kadarıyla anlatabilmeye çalıştım (Bi-İznihi). Hakîkati Tek olan Varlıktadır. Hissettirdiyse ne mutlu!..Sevgİlim ile kalın..

(BERKAY ÖZCAN)

 

ALINTI

Share this post


Link to post
Share on other sites
kusura bakma ama bi şey anladımsa arap oliyim :)

 

beyin,ilk karşılaştığı şey karşısında tepkiler verir ki normaldir..tefekkür ve sorgulama ile bu aşılabilir ancak..dediğini aynen ben de demiştim kardeş ayrıca anlayabilmek için bazı esmalardan da faydalandım;basir,alim,hakim esmaları..

Share this post


Link to post
Share on other sites
Anlaşılacak gibi değil

 

her insan kendisindeki baskın esmaların yansımalarıyla algılar ve bu baskın esmalarına göre hayatı,yolu,yaşayışı,algılayışı,anlayışı şekillenir...ilk defa karşılaştığımız herşey için de durum böyle değil midir zaten..bu sebeble her insan kendine uygun düşeni kabul etmeye meyillidir(artık ne varsa;zevk,bilgi,his,renk,hobi,fobi.........sayısız artık)

Share this post


Link to post
Share on other sites

yukarıdaki alıntı dikkatlice okunduğunda Allah, Kur'an, Peygamper, Cin vb. kelimeleri tamamen psikolojik terimlerle anlatıp bir nevii ateist bir insanın gözünden anlatıyor.

Özellikle seçili kelimelere bakılırsa İslama inanmayan bir gözle kendince bi sebeplerle iliştirilmiş...

O zaman bize düşen görev;

Lekum dînukum ve liye dîn. (Kâfirûn 6)

(Senin dinin sana, Benim dinim bana)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ne alaka,ahmed huluside farkli kavramlar kullaniyor ama hic bir din adaminin vermedigi dogrulari gun yuzune cikariyor. Farkli kavramlar kullandi diye benim dinim bana seninki sana diye karsidakini nasil öteleştirirsin. Islam dinide bi yonuyle bilince dayali degilmi? Madem anlaşilmadi sorun soruşturun.

Terimler cok zor hayret kardesim anliyacagim dil kisacik anlat bende anlayim.

Share this post


Link to post
Share on other sites

cinler denilen olgu egodan başkası değil..altbeynimizde sayısız katmanlarda var olan sayısız bilgilerin(olumsuz olanlar) dışa vurumudur olan...ne ararsan kendinde ara,sözü hakikati ifade açısından mükemmel bir cümle...kur'an hakkında Hz.peygamber(sav) ;kur'an insanın ikiz kardeşidir..buyurmaktadır...kur'anda geçen her şey(cin kavramı da dahil)bizdekini,bizde var olan özellikleri ifade eder..peygamberler, kıssaları vs de bizdeki bilinç yada şuur mertebelerine işaret eder..farkındaysak kur'an edebiyatın zirve olduğu bir dönemde vahyolmuştur ve kullanılan kelimeler de çoğunluğu semboliktir zira insanların anlayışına göre(çoğunluğu düşük seviyede olduğundan) hitap edilmesi emr olunmuştur..kur'andaki hiçbir şey inkar edilemez çünkü hakikati en yüksek seviyede ifade eder ancak sunumu,ifade ediş tarzı farklı..bu sunumdan verilmek istenileni anlamak asıl mesele ki bu noktada fikir ayrılığı içindeyiz ki normaldir çünkü algılayış ve anlayış seviyeleri farklı çünkü her insan farklı esma kombinasyonuyla yaratılmıştır ancak hangisi gerçeğe daha yakındır burası da sorgulanmalı bence..

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...