Jump to content
Melâl

Bolluk ve Bereket Bilinci

Recommended Posts

İNSANDA BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİNİN HIZLI AKIŞABİLMESİ NASIL MÜMKÜN?

Bolluk ve Bereket bilinci insanın kendiyle alakalı. Biz bunları çalışarak, kazanarak, bir şeyleri araştırarak yapacağımıza inanıyoruz, ama doğduğu andan itibaren kişiye formatlanan bilgi yüküyle birlikte kişinin Bolluk ve Bereket bilinci oluşur. Sürekli olarak bir şeyleri kendi üzerimizde tutmaktan dolayı bu bilinci kendi hayatımıza adapte edemeyiz. Bir insan Bolluk ve Bereket bilincinin hızlı akışabilmesi için normal hayatında aldıkları ve verdiklerinin mutlak bir dengesini yakalamak zorunda. Ortak bir firma olduğunu kabul edelim, iki kişiden oluşan bir firmanın her iki ortağının da parayı çok ciddi derecede seven ve gerektiği yerlere dair harcamakta lüksülen iki kişi olduğunu kabul edelim. O firmanın iyi bir iş yapabilmesi ve büyük potansiyellere ulaşabilmesi imkansız. Bunu şöyle düşünün; bir bardak boşaldıktan sonra tekrar su koyabilirsiniz. Bardak doluyken bir şeyleri dolduramazsınız. Kişinin bilinci de aynı bu şekilde. Elindeki paranın gerekli olan yerlerin ödemesini yaptığınız süre içerisinde yerine tekrar yenileri gelecektir. Bunlar test edilen şeyler. Beyin olarak yolda giderken dahi birine yol vermeyip kendiniz öne atlamanız bile Bolluk ve Bereket bilincinizin sektelenmesine sebep, çünkü beyin her zaman geri planda üretmeyen, nazik olmayan, sürekli bir takım şeyleri üzerinde tutan, önceliği kendine tanıdığı takdirde maalesef ki sistem çalışmıyor.

Biz Bolluk ve Bereket bilincinden bilinç olarak uzaklaşan arkadaşlarımıza birkaç çalışma öneriyoruz. Daha önce de anlattığımız gibi Bolluk ve Bereket bilinci kişinin ikinci ve üçüncü çakrasıyla alakalı, yani göbek deliğimizin bir parmak altında bulunan bir bölge ve bir parmak üstünde bulunan diğer bölgemiz var. Bunlar bizim maddi boyuttaki enerji, para pul ve hırs öfke dengemizi sağlayan iki nokta. Kişiler maalesef ki onları dengeleyemedikleri zamanda Bolluk ve Bereket bilincinden uzaklaşıyorlar. Herkese tavsiyem şu; her sabah kalktıklarında mutlaka niyetleri şu olmalı;

‘Bugün yaşayacağım her şeyi Bolluk ve Bereket bilinci içerisinde yaşamayı seçiyorum.’ Ev içerisindeki bireylere dikkat edin, diyelim iki kişi su istedi, doldurdunuz. Dolduran kişi suyu ilk önce kendine veriyorsa ondaki Bolluk Bereket bilinci maalesef uzaklaşmış durumda. Doldurulan su ilk önce diğer tarafa verilir, en son kendi alır. Bilinç de böyle algıladığı zaman hep bana hep bana sistemini çalıştırıyor. Parayı Bolluk Bereketi hep kendinde tutacaksın bir başkalarına artarsa vereceksin düşüncesini kendi içinde algıladığı için maalesef ki bu bilinç bizden uzaklaşıyor.

"ALDIĞIMIZ VE VERDİĞİMİZİ İLK ÖNCE AİLEMİZLE PAYLAŞMALI”

Yapmış olduğumuz 21 günlük Bolluk Bereket çalışmalarında kişilerin maddi olarak gelirin artışından, kazancının daha iyi planlanmasına kadar giden sonuçları gördük. Bereket kelimesindeki B-R-K-T harflerini söylerken, bincine varmadan eğer bunların farkını yakalayamazsa ay içerisindeki kazanmış olduğu parayla alakalı olarak ciddi müsrif harcamalar gerçekleştirebilir. Veya hiçbir şey harcayamaz sadece parayı tutabilir ve hiç ihtiyacını gidermez. Bu tamamen kişinin ikinci ve üçüncü çakrasındaki denge çalışmasıyla ilgili. Her sabah kalktığımızda göbek deliğimizin altına sağ elimizi koyuyoruz ve diyoruz ki; ‘Evrenin bütün Bolluk ve Bereketini hayatıma girmesine izin veriyorum.’ Üst tarafa çıkıyoruz, diyoruz ki; ‘Kazanmış olduğum bütün maddi değerlerin, Bolluk ve Bereketin yaşam alanıma akmasına izin veriyorum.’ Kişiler bu şekilde devam ederlerse hayatlarında kazanmış oldukları değerlerin artmaya başladığını görecekler. Bence herkes konuya şuradan başlayabilir; her aldığını, verdiğini ilk önce yanındakiyle ailesiyle paylaşmaya başladığı an Bolluk ve Bereket bilincinin hayatına daha fazla akmaya başlayacağını deneyimleyebilirler.

Ama biz arabayla giderken, yolda yürürken, bir şey alırken maalesef ki sürekli kendimizi ön planda tutuyoruz. Örneğin yolda giderken trafiğin sıkıştığını kabul edin. Aradan girmek isteyen kişiye yol vermeyip kendiniz girmeye başladığınız anda bile Bolluk ve Bereket ile alakalı olarak frekans düşümünüz orada gerçekleşmeye başlıyor. Mutlak sistem şunu diyor; ‘İzin istiyorsa ver, senden istiyorsa ver, çünkü ben seni zaten tamamlayacağım.’ Evrende var veya yok diye bir kavram yok. Alıp vermemek sadece kişinin kendi bilinciyle alakalı. Evrende bütün potansiyeller var.

Bir dükkanın en merkezi yerde olması önemli değil, dağ başında da olabilir, çarşı merkezinde de olabilir. Bu tamamıyla kişinin kendi yapmış olduğu işle ve davranış biçimiyle alakalı olarak kişilerin Bolluk ve Bereketin hayatına girmesine izin vermesiyle ilgili. Örneğin bir iş yeriniz var, yanınızda iki kişi çalışıyor. Siz eğer o kişilerin yeme içmesine onlardan önce düşünüyorsanız, bu bir verme bilinci. Eğer siz o kişilere maaşlarını gününde vermeyi bilinç edinmişseniz, veremiyorsanız bile onların kalplerini ve gönüllerini alabiliyorsanız bu bilincin gerçekleşmiş şekli. Sizin maddi bir zorlukla karşılaşma oranınız çok zor.

Eğer ki siz ‘zaten benim param yok onlara da veremem’ mantığıyla hareket etmeye başladığınızda işlerinizin daha da kötüye gitmeye başladığı an olacak. Bu aynı şekilde sağlığımız ve davranış biçimimizle de alakalı. Örneğin, sürekli parayı elinizde tutmaya çalışan bir tipseniz, eğer çok fazla sosyal bir yaşamınız yoksa o elinizdeki para sizden bir şekilde alınacak. Sağlığınız bozulacak, mutlaka o parayı gidip harcama zorunluluğunuz doğacak. İnsanlar parayı ellerinde tuttuklarında kişinin hayat boyunca meyli hangi yöneyse, parası o şekilde alınır. Kişiler mutlaka bir aylık gelirinde planlama yaparak Bereket çalışmasını kendilerine yapmaları gerekir. Biz hep Doğu blok ülkelerinde bazı eğitimleri aldığımızda, kişiler maaşlarını aldıklarında mutlaka bir zarf oluştururlar ve kazanmış oldukları paranın yüzde 5’i ile 7’si arasında mutlaka ayrı zarflara koyarak dağıtırlar. Ben bunu ilk gördüğümde mantığını sordum, söyledikleri şuydu;

‘Cenk Bey siz bir ay boyunca burada para kazanıyorsunuz, ama yan masanızdaki arkadaşınızın kalbini kırabilirsiniz, işe geçmiş olabilirsiniz, yaptığınız işe konsantre olamayıp o gün verimli olamayabilirsiniz bunlar hepsi sizin Bolluk ve Bereketinizin engellenmesiyle ilgili olan düşük frekanslar. Bunun da mutlaka bir diyeti var ve ödemek durumundasınız. Biz de maaşımızın yüzde 5 ile 7 arasındaki oranlarda çeşitli arkadaşlarımıza dağıtarak bundan arınmaya çalışıyoruz.”

Mesela Toprak grubunun en önemli vesveselerinden biri güven. Güvenin sonucunda da vermemektir. Toprak grubunda bulunan kişiler, mutlaka her ay sonunda bir şey vererek Bolluk ve Bereketi hayatlarına çekebilirler. Aksi takdirde bu bilinçten uzak kalırlar.

BOLLUK VE BEREKET SIKINTISI ÇEKEN SİLİVRİLİ ESNAFLARA ÖNERİ

Bizler Bolluk ve Bereketle ilgili kişisel çalışmalar yaparız. Sabah yaptığımız çalışmaların haricinde mutlaka buğday tanelerini toprağın içerisine ekeriz. Buradaki tek mantık şudur; beyin frekanslarını bir şey üretmeye, yetiştirmeye, vermeye endekslemek. Bolluk ve Bereket sıkıntısı çeken bütün insanların özellikle Silivri’mizin esnaflarına sorarsak kışın maddi değerlerin düştüğünün ve çok fazla iş olmadığından yakınırlar. İnşallah bu gazeteyi okuyan tüm esnaflar Bolluk ve Bereket bilincini çağırabilmek için mutlaka kendi beyinlerini buna ikna etmek zorundalar. Eğer bin esnaftan 600-700 tanesi kışın burada iş olmayacağına inanıyorsa maalesef ki kışın bizim burada işimiz olmayacak, yani Silivri bu konuda körelecek. Onun için bugün itibariyle bütün insanlara şunu öneriyorum;

Bolluk ve Bereket bilinci düşündükçe kendi imajasyönünü gerçekleştirdikçe hayatına akıyor. Her sabah dükkanı açarken kişilerin, ‘Bugün maddi değerlerin, Bolluk ve Bereketin dükkanımdan içeri girmesine izin veriyorum.’ olumlamalarını söylemelerini ve beyne onu empoze etmelerini önemli. Bizler bu bilinçten uzaklaştığımız anda en büyük belirtisi hazımsızlık. Midemizde büyük hazımsızlıklar yaşamaya başlarız, çünkü insanın kendi bilinci olumsuz hiçbir şeye programlanmamış. Her şeye olumlu, üretmeye yönelik programlı, ama ailemizde aldığımız formatlarla kendi bilincimizde kısmış olduğumuz Bolluk ve Bereketimiz maalesef gittikçe köreltiyoruz. Körelttikçe geldiğimiz durum bu şekle ulaşıyor.

Sıkıntı içinde olan insanlar mutlaka kendilerine bir program yapmalı. Bir A4 kağıdına özellikle son bir yıl içerisinde yaşamış oldukları bütün maddi sıkıntıları yazmalarını öneriyorum. Örneğin şu kişiye şu kadar ödemem gerekiyor, altına da en kısa zamanda ‘Yukarıdaki insanların hepsinin parasını kalben ve sevgiyle ödemeyi seçiyorum.’ Cümlesini yazmalarını ve bunu yedi gün boyunca her gün yapmalarını öneriyorum. Yedi günden sonra bir diğer yedi günde aynı kağıtların arka taraflarına, ismini yazarak, ‘…kişiye tüm borcumu ödedim, altına da bu yıl şu kadar para kazanmaya niyet ediyorum’ şeklinde bir çalışma yapmaları gerekiyor. Bu çalışmaların hepsini dörde katlayıp bir kenara koysunlar. Ve 90 gün içerisinde yaşamlarında gerçekleşecek Bolluk ve Bereket ile olan enerjilere tekrar geriye dönüp baksınlar. Bunu birçok arkadaşım denedi, ben de aynı şekilde. Doğal olarak bunun çok işlediğini biliyoruz. Burada önemli olan şudur; kişinin buna tam olarak inanması, beyni buna inandırabilmesi, çünkü bizim ana bilgisayarımız beyin. Beyni ikna ettiğimiz süre içerisinde evrende ne kadar bizimle aynı frekansta olan madde ve duygu değeri varsa, biz hepsini kendimize çekebiliriz.

BOLLUK VE BEREKETE SAYILARLA

Bolluk ve Bereketle ilgili sayı frekanslarıyla da çalışıyoruz. 7 ve 9 sayılarıyla hayatımıza çekebiliyoruz. Bunu da herkes deneyebilir. Çalışma masalarına evlerine, 7 ve 9 rakamlarını yan yana koyup bir A4 kağıdına yazıp evin çeşitli yerlerine koyarlarsa Bollukla yani B harfiyle inanılmaz bir titreşim olur. Kişinin Bolluk ve Bereket bilinci uyanmamış olsa bile bu rakamları barındıran insanlar cüzdanlarına 7 ve 9 koyabilir ve hayatlarına çekebilir.

"HER YERDE BEREKET VE İŞ VAR, YETER Kİ KİŞİ BİLİNCİNDE İZİN VERSİN”

Hiçbir yerde işsizlik, bereketsizlik denilen bir şey yok. Her yerde bereket ve iş var. Önemli olan kişinin kendi bilincinde buna izin vermesi. Bazı insanlar sevgide de bereketsizlik yaşıyorlar. Kendi içlerine dönüp önce kendilerini sevmeye başlamaları gerekiyor ki başka insanlar da onları sevebilsin. İnsan kendisiyle ilgili bir rahatsızlığı bile şükür duygusuyla kabul etmeli. Kişi sabah kalıp aynaya baktığında, "Kendimi seviyorum, hareketlerimi seviyorum, ailemi seviyorum, arkadaşlarımı seviyorum” gibi beyne sürekli programları yazmaları gerekiyor. Aksi takdirde karşınızdakine arkadaş olarak sarılamıyorsanız, elinizi ciddi olarak içten sıkmıyorsanız siz maalesef sevgisizlik bereketiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Bunu yaşayan insanlar her gün en az on kişiye selam vermeli, mutlaka elini sıkıp, ‘Nasılsın arkadaşım bugün seni gördüm, çok mutlu oldum’ gibi söylemlerle sevgi bereketini açmaları gerekiyor.

"EVRENDEN VERİLEN BEREKETİN DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ, YENİ BİR BİLİNÇLE KARŞILAŞAMIYORSUNUZ”

Geçmişe çok bağlı kaldığımız için maalesef gelecektekileri hayatımıza dahil edemiyoruz. Bu da bizim Bolluk ve Bereket bilincimizi, hem sevgi hem de ruh anlamında inanılmaz derecede etkiliyor. Bunu yapmalıyız ki yeni yetişen nesle de bunları bilinçli olarak aktarmalıyız. Çocuklarımızın sınavlarından tutun da gelişimine kadar maalesef ki Bolluk ve Bereketi yaşayamıyoruz. Evladımızın sınavlarda almış olduğu notları bile eleştirirken bereketsizlik yaratıyoruz. Her çocuk olduğu gibi güzel. Hak ettiği kadar başarılı. Sınavdan geçer not almayan bir öğrenciyi eleştirirken bile Bereket bilincimizi kaybediyoruz. Oysaki ‘Evet bu sınavdan 40 almışsın, ilk başta sana bunun için teşekkür ediyorum, bundan sonraki sınavında 100 almanı istiyorum.’ Gibi bir cümle karşıdakinin hem şevkini arttıracak, hem Bereket bilincine ters düşmeyecek. Bize verilen her şey; maddiyat ve sevgi v.s evrenden bize verildiği için bir bereketle veriliyor. Eğer siz onun değerini bilmezseniz, yeni bir bilinçle karşılaşamıyorsunuz. İlk başta bilinç olarak size verileni kabul etmelisiniz, daha sonra bunu geliştirmek için niyetlerle hayatınıza devam etmelisiniz.”

Cenk Sabuncuoğlu

Share this post


Link to post
Share on other sites

Melalcim naptın sen canım ?? kafam bi milyon basıyo ve sen bu konuyu açtın, nası etsemde anlayarak okusam toplayamadım dikkatimi..bu arada benim kapı numara 9 ... bilmem yanına ne eklenir..numeroloj bilirim ve bendeki eski sistem numerrolojiye göre 9 noksan ıstırap bekliyor anlamına geliyor..yani 9 ve 99 fena sayılar, durma kaç anlamına geliyor ..

Share this post


Link to post
Share on other sites

9 rakami kainatin merhamet sayisidir. 9 numarali evlerde yasayan insanlar çok merhametli, vicdanli, iyilik severdirler ve hayir isleri ile çok mesgul olurlar. 9 sayisi sonsuzlugu da temsil eder- 9 numaralarda oturan ev sakinleri kolay kolay baska bir eve tasinmazlar, onlar sabit olmayi severler. Onlarin hayatlarinda evlerinden baska sabit olan tek sey belki de her sonun yeni bir baslangiç olmasidir. :)

 

 

Sanaa'cigim bu saatte kisisel notlarimi okurken sizlerle paylasmak istedigim yazilardan biriydi bu. 9 rakamini söyleyince de affina siginarak kendi yorumumu eklemek istedim :) Harf ve numeroloji bilimi benim de çok ilgimi çeken konular.

Share this post


Link to post
Share on other sites
bende d blok 6 numara benimki ne şimdi :D

 

 

Dogru bir analiz sokak ismi ile birlikte yapiliyor canim fakat kisaca 6 numarali evler hakkinda sunlari söyleyebiliriz;

6 numarali evler tam bir aile yuvasidir. Evrende 6 sayisi çocuklari, hayal gücünü, güzellik ve rahatligi temsil eder. Bu özellikleri biraraya getirirsek kisaca mutlu bir aile için gerekli enerji bu evde çok miktarda mevcuttur.

Bu evlerde çoluk-çocuga karismis, torun sahibi olmus insanlarla karsilasmak mümkündür. iç mekanlari zevkli ve rahat dekore edilmis yuvalardir.

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

tam adres bile yazabilirim:D 21. sokak

 

 

evlerinde kaderi olduğuna inanıyorum. ilk oturduğum evde evde oturan herkes ya memur olup atanıp çıkmış evden ya tayin yada lojman için çıkmış. şimdiki oturduğum ev 60 yıllık ve ben dahil oturanların hepsi annesiyle birlikte oturmuş ve hepsinin ilk çocukları erkek :D

 

çok merak sardım bu konulara olayların derinine inerek inceleyerek doğru seçimler yapmak mümkün galiba ama bu kader olayıyla çelişiyo galiba

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...