Jump to content
Sign in to follow this  
Renan

Hergün 5 İngilizce Kelime...

Recommended Posts

İngilizce kelime öğrenmek, İngilizce öğrenmenin en temel şartlarındandır. İngilizce öğrenmek için her gün kelime dağarcığınıza yeni kelimeler eklemek zorundasınız. Örneğin her gün beş ingilizce kelime öğrenerek işe başlayabilirsiniz...

 

•about : hakkında; aşağı yukarı, civarında

• above : üstünde, -den yukarı

•according : e göre

•act : hareket etmek, davranmak, (rol) oynamak

•add : eklemek

 

• action: olay

• active: aktif

• activity: aktivite

• actor,actress: aktör, aktris

• address: adres

 

• advantage: avantaj

• after: sonra

• afternoon: öğleden sonra

• again: tekrar

• age: yaş

 

• ago: önce

• agree: razı olmak, anlaşmak

• air: hava

• aircraft: uçak

• airport: hava limanı

 

• alcohol: alkol

• all: hepsi

• alone: yalnız

• alphabet: alfabe

• always: her zaman

 

• an: bir

• and: ve

• angle: melek

• animal: hayvan

• answer: cevap

 

• apartment: apartman

• apple: elma

• area: meydan

• arm: kol

• army: ordu

 

• art: sanat

• atom: atom

• attack: saldırı

• autumn: sonbahar

• average: avaraj

 

• baby: bebek

• back: geri

• bad: kötü

• bag: çanta

• ball: top

 

• bank: banka

• bar: bar

• basic: kolay

• basket: çöp kutusu

• bath: banyo

 

• beach: sahil, pilaj

• bear: ayı

• beautiful: güzel

• beauty: güzellik

• bed: yatak

 

• beer: bira

• before: önce

• begin: başalamak

• begining: başlangıç

• best: en iyisi

 

• bicycle: bisiklet

• big: büyük

• bird: kuş

• birth: doğmak

• bitter: acı, üzücü

 

• black: siyah

• blade: bıçak

• block: blok

• blue: mavi

• board: tahta

 

• boat: bot, sal

• body: vücut

• bomb: bomba, patlamak

• book: kitap

• boot: bot, tekmelemek

 

• bottom: kıç

• box: kutu

• boy: erkek çocuk

• brain: beyin

• brave: cesur

 

• bridge: köprü

• brother: erkek kardeş

• brown: kahverengi

• brush: fırçalamak

• burn: yanmak

 

• bus: otobüs

• bush: çalı

• business: mühendis

• busy: meşgul

• button: buton, düğme

 

• cake: kek

• check: çek

• calculate: heaplamak

• call: çağırmak, seslenmek

• camera: fotğraf makinası

 

• camp: kamp kurmak

• car: araba

• card: kart

• castle: kale

• cat: kedi

 

• central: merkezi

• centre: merkez

• century: yüzyıl

• ceremony: tören

• change: değiştirmek

 

• chicken: tavuk

• child: çocuk

• children: çocuklar

• chocolate: çikolata

• cigarette: sigara

 

• cinema: cinema

• citizen: vatandaş

• city: şehir

• class: sınıf

• clean: temiz

 

• clear: temizlemek

• clever: akıllı

• clock: saat

• close: kapalı

• cloud: bulut

 

• clup: klup

• coffee: kahve

• cold: soğuk

• college: kolej

• colour: renk

 

• come: gelmek

• communication: iletişim

• company: kampanya

• computer: bilgisayar

• connect: bağlanmak

 

• connection: bağlantı

• continue: devam etmek

• control: kontrol etmek

• cook: yemek pişirmek

• copy: kopya etmek

 

• cotton: pamuk

• crash: çarpmak, çarpışma

• crazy: çılgın

• cream: krema

• crime: suç

 

• criminal: suçlu

• cross: karşıda

• crush: ezmek

• cry: ağlamak

• cup: kupa

 

• dance: dans etmek

• danger: tehlike

• dangerous: tehlikeli

• dark: koyu

• date: tarih, randevu

 

• daughter: kız çocuk

• day: gün

• dead: ölü

• death: ölüm

• deep: derin

 

• department: bölüm

• design: dizayn

• desk: sıra

• die: ölmek

• discover: keşfetmek

 

• discovery: keşif

• dollar: dolar

• door: kapı

• double: çift

• down: aşağı

 

• draw: çizmek

• drawer: çizici

• dream: rüya

• drink: içmek

• duck: ördek

 

• earth: dünya

• east: doğu

• eat: yemek

• economic: ekonomik

• egg: yumurta

 

• eight: sekiz

• electric: elektrikli

• electricity: elektrik

• electronic: elektronik

• empty: boş

 

• end: son

• energy: enerji

• enjoy: eğlenmek

• enter: giriş

• entrance: enterans

 

• evening: akşam

• every: her

• everything: herşey

• example: örnek

• eye: göz

 

• face: yüz, surat

• factory: fabrika

• family: aile

• fashion: moda

• father: baba

 

• favorite: favori

• female: kız

• film: film

• final: sonuç, final

• fine: iyi

 

• finger: parmak

• finish: bitiş

• fire: yangın, ateş

• first: ilk

• fish: balık

 

• five: beş

• flag: bayrak

• flash: flaş, ani parlak ışık

• food: yiyecek

• flower: çiçek

 

• fly: uçmak

• follow: takip etmek

• football: futbol topu

• force: güç

• form: form

 

• forward: ileri

• four: dört

• free: serbest,özgür,hür

• freedoom: özgürlük

• freeze: buz dolabı

 

• friend: arkadaş

• friendly: arkadaşça

• full: tam

• fun: eğlence

• game: oyun

 

• garage: garaj

• garden: bahçe

• gas: gaz

• general: general

• girl: kız

 

• glad: memnun olmak

• glass: bardak

• go: gitmek

• god: tanrı

• gold: altın

 

• good: güzel

• goodbye: hoşça kal

• garmmer: gramer

• grand: büyük

• grandfather: büyükbaba

 

• grandmother: büyükanne

• green: yeşil

• grey: gri

• gun:silah

• hair: saç

 

• half: yarı

• hammer: çekiç

• hand: el

• happy: mutlu

• has: sahip olmak

 

• have: sahip olmak

• he: o (erkek için)

• head: kafa

• heart: kalp

• hello: merhaba

 

• help: yardım etmek,imdat

• here: bura

• hill: tepe

• his: onun (erkek için)

• historical: tarihsel

 

• history: tarih

• holiday: tatil

• home: ev

• honour: onur

• horse: at

 

• hospital: hastane

• hot: sıcak

• hotel: otel

• hour: saat

• house: ev

 

• how: nasıl

• human: insan

• hungry: aç

• hurry: acele etmek

• hurt: acı

 

• husband: koca

• ice: buz

- iceberg : buzdağı

• idea: düşünce,fikir

• ignore: önem vermemek

 

• illegal: yasa dışı, kanunsuz

• image: imaj, görüntü

• independent: özgürlük

• international: uluslar arası

• iron: metal

 

• island: ada

• it: o (cansız)

• its: onun

• jop: iş

• journey: yolculuk

 

• judge: tenkit etmek

• judgement: yargı, karar

• juice: meyve suyu

• jump: zıplamak

• key: anahtar

 

• kilo: kilo

• kilogram: kilogram

• kilometre: kilometre

• king: kral

• kiss: öpmek

 

• kitchen: mutfak

• knife: bıçak

• know: bilmek

• lady: bayan

• lamb: lamba

 

• land: kara

• language: dil

• large: geniş

• last: son

• lost:kaybolmak

 

• lawyer: avukat

• learn: öğrenmek

• left: sol

• legal: yasal

• lesson: ders

 

• level: bölüm

• library: kütüphane

• life: yaşam

• light: hafif, ışık

• like: hoşlanmak

 

• limit: limit

• lion: kaplan

• list: liste

• litre: litre

• little: orta

 

• live: yaşamak

• load: yüklemek

• long: uzun

• look: bakmak

• lord: efendi

 

• lot: hisse, çok

• love: sevgi

• luck: şans

• lucky: şanslı

• lung: akciğer

 

• tree : ağaç

• movie: film

• tea: çay

• Abandon: terk etmek, vazgeçmek, bırakmak

• Abrogate: yürürlükten kaldırmak, (bir kanuna veya anlaşmaya) son vermek

 

• Abruptly: aniden; ani ve nezaketsiz biçimde

• Absolute tam, mutlak, kesin; tamamen

• Abstract: soyut

• Absurd: saçma, gülünç

• Abundant: bol, çok

 

• Accomplish: başarma, tamamlama

• Accord: uzlaşma

• Accordingly: buna göre

• Accountant: muhasebeci

• Accurate: kesin, doğru, yanlışsız

 

• Accused: sanık

• Accustomed: alışkın, alışılmış, her zamanki

• Achieve: başarma, elde etme

• Acknowledgement: onay, kabul etme, tasdik

• Acute: keskin (düşünce), şiddetli; dar açı; çok çabuk tehlikeli bir biçime gelen hastalık

 

• Adapt: uyum sağlamak

Addicted: bağımlı, tiryaki

Addiction: bağımlılık

Additional: ilave, ek

Adequate: yeterli, uygun, elverişli

Adjust: ayarlamak, uydurmak, uymak

Adjustable: ayarlanabilir, uyarlanabilir

Administrate: yönetmek, idare etmek

Admirable: takdire değer

Advanced: ilerlemiş, ileri

Affable Agreeable: rahat, dostça, anlaşılabilir

Affair: olay, mesele, sorun

Affectionate: müşfik, sevecen

Affluent Wealthy: varlıklı

Agreeable: razı, hoş, iyi

Aid; yardım

Aisle:sıralar arası, yol, geçenek

Alliance: ittifak

Ally: müttefik, dost

Alter: Change

Ambiguous: müphem, birden fazla anlama gelebilen

Amend: düzeltme, değiştirme

Ample: gerektiğinden çok, bol

Annual: yıllık, yıldönümü

Anticipate: tahmin etmek, ve ona göre davranmak

Apparel Clothing: kılık kıyafet

Apparent: açık, apaçık, belirli

Appetite Desire for food: iştah, arzu

Apply: başvurmak, müracaat etmek, uygulamak

Appreciate: takdir etmek

Apprehension Fear; korku, endişe; anlayış, kavrayış

Approach: yaklaşım, tarz

Approval: tasvip, onay; resmi izin

Argue: tartışma, münakaşa, iddia etme

Argument: tartışma; sav, iddia

Article: makale; tanımlık; madde-fıkra; eşya-parça

Artisan: zanaatçı, esnaf

Ashamed: utanmak

Assassinate: suikast yapmak

Asset Advantage: kıymetli şey, beceri, erdem

Asset: servet; değerli nitelik

Astonished: hayret etmek, şaşkın olmak, şaşırmak

At once: derhal; aynı anda

Attack: saldırmak

Attainment: Achievement, başarı, elde etmek, marifet

Attempt: teşebbüs etmek, denemek

Attract: cezbetmek, çekmek

Available: elde edilebilir, müsait

Avidity: gayret, heves, hırs

Award: ödül, mükafat

Background: geçmiş, tecrübe, arka plan

Balance: denge, dengelemek

Barely: zar zor, zorla

Base: temel, esas; askeri üs

Basis: temel, dayanak, öz

Beneficial: faydalı

Benefit: fayda, yarar

Blame: suç, suçlamak

Blink: Open and close, gözlerini kırpıştırmak

Bloom: çiçek açmak

Blossom: çiçek açmak, canlanmak, gelişmek

Blunder: gaf, gaf yapmak

Boost: artırmak, yükseltmek

Boundary: sınır

Bound to: zorunlu, kesin, mutlaka

Border: sınır

Break: off kırılıp ayrılmak, ilişiğini kesmek; birdenbire durmak

Breakthrough: cepheyi yarıp geçmek; büyük buluş

Briefly: kısa (biçimde), kısaca (özet olarak)

Bring down: indirim yapmak, düşürmek

Briskly: Quickly, Energetically canlı ve istenilen tarzda; enerjik

Bruise: berelemek, ezmek; bere, ezik

Brutality: Cruelty vahşilik

Budget: bütçe

Bump: vurma, toslama; şiş, tümsek

Burglar: (ev, dükkan) soyan hırsız

Bury: gömmek, defnetmek; gizlemek, örtmek

Call at: uğramak

Call off: iptal etmek

Call on: ziyaret etmek; talep etmek

Call up: telefon atmak

Candidate: aday, namzet

Capable: yetenekli, ehliyetli

Captivate: büyüleme, esir etme, cezbetmek

Carry out: yerine getirmek, gerçekleştirmek

Cautious: ihtiyatlı, tedbirli

Cease: sona ermek, durmak

Chance: şans, tesadüfen olmak

Charge: ücret; itham; hamle; şarj

Charity: sadaka; hayırseverlik, hayır kurumu

Cheer: neşe, tezahürat

Chemist: kimyager; eczacı

Choice: seçmek

Choir: koro

Clammy: yapış yapış; soğuk nemli

Clarify: açıklamak, açıklık getirmek

Clear: temizlemek, aklamak, izin vermek

Clerk: memur, tezgahtar, sekreter

Cliff: uçurum, sarp kayalık

Clog: tıkamak, tıkanmak; takunya

Coast: kıyı

Coincidence: tesadüf

Collar: yaka; tasma

Collide: çarpışma, çarpma

Combine: birleşmek, birleştirmek

Commerce: ticaret

Compare: mukayese etmek

Compensation: bedel, tazminat, telafi

Compete: yarışmak; rekabet etmek

Competent Capable: ehil, yetenekli, yetkili

Competition: yarışma, rekabet, sınama

Complaint: şikayet etmek

Complete: tamamlamak; tamamen

Composed: birleşmiş; bestelenmiş; kendine hakim olmak

Compromise: uzlaşmak

Conceal: gizlemek, saklamak, örtmek

Concession: taviz, ödün

Concurrence Agreement: aynı olan, birlik olma, uyuşma; aynı zamana rastlama

Condense: yoğunlaşma; sıvıya dönme; çözeltme

Confidence: güven, itimat

Confidence: kendine güven

Confidential: Secret gizli, sır

Confirm: teyit etmek, pekiştirme, onaylama, sürekli, müzmin

Confiscated: Seized müsadere etmek, haczetmek; istimlak etmek

Conflict: çelişmek

Congratulate: tebrik etmek

Conscientious vicdanlı

Consequence: netice ; önem

Conserve: koruma muhafaza etme

Consider: hesaba katmak; göz önünde tutmak; saymak

Considerably: epeyce, oldukça

Consist: of müteşekkil olmak, oluşmak

Consistently: mütemadiyen, devamlı

Constitute: teşkil etmek, tesis etmek; tayin etmek

Constitution: anayasa

Contaminate: kirletmek; zehirlemek, bozmak

Contented: halinden memnun, mutlu

Cooperation: işbirliği

Courteous: nazik, kibar, saygılı

Coward: korkak

Creative: yaratıcı

Crime: suç, cürüm

Criminal: suçla ilgili; suçlu; cezalı

Crooked: eğri, çarpık, virajlı, hilekar

Crop: mahsul

Crowd: kalabalık

Cruelty: zulüm, acımasızlık

Dabble: su serpme; suyla uğraşmak

Damage: zarar, zarar vermek

Deadline: son teslim tarihi

Dealer: satıcı, tacir Decade: on yıl

Deception: aldatma, hile

Deceptive: aldatıcı, yanıltıcı

Decline: gerileme, zayıflama

Dedicate: adamak; ithaf etmek

Defeat: yenme, bozguna uğratmak

Deficient: eksiz yetersiz, noksan

Delicate: nazik, hassas, narin

Delight: sevinç, zevk, haz,

Denial: inkar, yok sayma

Deny: inkar etme

Depict: göstermek, dile getirmek

Deplore: teessüf etmek, üzülmek

Dept: borç

Desperate: ümitsiz; gözü dünmüş

Despondent: ümitsiz, meyus

Determine: belirlemek, tespit etmek azimli, kararlı

Detest: nefret etmek, tiksinmek

Device: alet, aygıt

Devote: ,,-e adamak

Diluted: sulandırılmış, su katılmış

Diminish: azaltmak, küçültmek, eksiltmek

Discipline: disiplin

Discourteous: nezaketsiz, kaba

Discreet: saygılı, dikkatli ve nazik

Discretion: basiret, sağduyu, tedbir, ihtiyat

Discuss: tartışma, münazara etmek

Disease: hastalık

Disgraced: gözden düşmüş; itibarsız; yüz karası

Disgust: iğrenme, tiksinme, midesini bulandırma

Dishonest: sahtekar

Disintegrate: parçalamak, bölünmek

Disposition: eğilim, mizaç, düzen, tertip

Dispute: tartışma

Dissolve: çözmek, dağıtmak, yok olmak

Distinguish: Ayırmak, ayırt etmek, seçkin, ünlü, kendine yer edinmiş

Distrust: güvenmemek

Ditch: hendek, ark, kanal

Divert: başka yöne çevirmek; saptırmak

Divide: bölmek, ayırmak

Divulge: ifşa etmek, açığa vurmak

Doubt: şüphe, kuşku

Drift: sürüklenmek

Drowsy: Sleepy uykulu, uyku veren

Duplicate: Copy kopyasını yapmak

Dwindle: giderek azalmak

Eagerness: şevk, istek, arzu

Edge: kenar; avantaj

Efficient: verimli, randımanlı

Elevation: kaldırma, yükseltme; terfi

Embark: (on) gemiye binmek; başlamak

Embarrassment: utanma, mahcubiyet

Emerge: meydana çıkmak

Emit: yaymak, çıkarmak

Employer: iş veren

Encouraging: teşvik edici, cesaretlendirici

Endearing: sevdiren

Enhance: değerini, gücünü, güzelliğini arttırma, süslemek, genişletmek

Enlarge: büyütmek, genişlemek

Enlighten: aydınlatmak

Enthusiastically: şevkle, hararetle

Envy: kıskanma, gıpta etme

Equivocal: Ambiguous iki anlama gelebilen

Espionage: casusluk

Essential: gerekli

Examine: tetkik, muayene etmek, sorguya çekmek

Excessive: aşırı, haddinden fazla

Exchange: karşılıklı değişmek

Excuse: mazeret

Exempt: bağışık; muaf; hariç tutmak

Exhausted: bitmiş, tükenmiş, yorgun

Exhibition: sergi

Existence: varlık

Exotic: Unusual

Expand: genişle(t)mek, büyümek

Expedition: yolculuk; sefer

Explicit: açık, sarih

Explore: keşif, inceleme gezisi

Explorer: kaşif seyyah

Expose: ifşa etmek; ışığa tutmak; korunmasız bırakmak, maruz bırakmak; teşhir etmek; pozlamak

Exposure: ifşa; korunmasızlık; poz

Extensive: büyük, derin, kapsamlı

Extremely: oldukça fazla

Fabric: kumaş, doku

Fact: gerçek, olgu

Faint: Indistinct donuk, baygın

Far: uzak; çok

Fatigue: yorgun, bitkin; yormak

Fearsome: dehşetli, korkunç

Feasible: yapılabilir, mümkün

Feeble: zayıf, kuvvetsiz

Fever: ateş, hararet; humma

Firing: Ateşleme; pişirme; işten atma

Fiscal: mali

Flawless: kusursuz, defosuz

Flee from: kaçmak, firar etmek

Flip: fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah

Float: yüzmek, su üstünde kalmak, bir şeyi oluruna bırakmak

Floor: zemin

Fluctuate: inip çıkmak

Flushed: kızarmak, utanmak

Foggy: sisli

Fool: aldatmak, şaka yapmak, kandırmak

Foolishness: aptallık, budalalık

Forecast: tahmin etmek

Forestall: erken davranıp önlemek

Fortunate: şanlı, talihli

Frank: açık sözlü, içten, samimi

Frightened: korkmuş

Fume: pis kokulu gaz, yaymak

Futile: boşuna, beyhude

Gain: kazanmak, elde etmek

Generation: kuşak

Genuinely: hakikaten, gerçekten

Giggle: kıkırdamak

Gist: ana fikir

Gleeful: neşe dolu

Globe: küre

Global: küresel

Goods: mallar, eşya

Govern: yönetmek, idare etmek

Governmental: yönetimle ilgili

Halt: mola, durma

Hamper: hareketini güçleştirmek, engellemek Hand-held: elde tutlan

Harmful: zararlı

Harsh: sert, kaba, haşin

Harvest: hasat, ürün

Hasten: acele etmek, ettirmek

Hazardous: tehlikeli, zararlı

Heat: ısı, ısıtmak

Heavely: büyük oranda, şiddetli olarak

Hectic: heyecanlı, telaşlı

Hence: bu nedenle, bundan dolayı

Herd: sürü; ayak takımı

Hesitate: tereddüt etmek, çekimsemek

Hide: sakla-n-mak

Highway: anayol

Hijacking: hava korsanlığı

Hike: uzun yürümek; fiyatını artırmak

Homeless: evsiz

Honest: samimi, dürüst

Housing: barınacak yer

Hug: kucaklamak, sarılmak

Huge: kocaman, büyük

Humorous: komik, güldürücü

Hurl: fırlatmak

Ignore: aldırmamak, bilmezden gelmek

Impartial: yansız

Imprecise: kesin olmayan, dikkatsiz, özensiz

Impression: izlenim, etki

Impromptu: hazırlıksız, doğaçlama

Improve: ilerletme, geliştirme

In charged: sorumlu, görevli

Inadvertent: kasıtsız, elde olmayan

Incidence: oluş sıklığı, meydana gelme oranı

Incline: eğilme, aşağı eğilme

Include: kapsamak, içine almak

Inconsiderate: başkalarını düşünmez, düşüncesiz

Incredible: inanılmaz

Incurable: tedavi edilmez, çaresiz

Indecisive: kararsız, kesin olmayan

Indication: anlatma, belirti, gösterge

Indifferent: kayıtsız, umarsız

Indispensable: vazgeçilmez, zorunlu

Indistinct: belirsiz, bulanık

Induce: kandırmak, ikna etmek

Industrious: çalışkan, gayretli

Inflammable: kolay tutuşan, parlayıcı

Influence: etki

Initial: ilk, başlangıç

Insignificant: değersiz, önemsiz, belirsiz,

Insist ısrar etmek

Insolent Rude küstah, terbiyesiz

Inspire telkin etmek, ilham etmek

Instructive: öğretici, eğitici

Insult: hakaret etme, hor görme

Intensity: güçlülük, yoğunluk

Intention: niyet

Interfere müdahale etme, çatışma, engelleme

Interfere with yoluna çıkmak, engellemek, karışmak

Intermittent kesik kesik, aralıklı

Intrepid Yılmaz, korkusuz, cesur

Intricate Complicated karışık, girift

Investigator dedektif, araştırıcı

Investment yatırım, sağlanan gelir

Irrelevant konu dışı, ilgisiz

Irresponsible sorumsuz

Issue konu; yayım-baskı

Item adet, tane; madde; konu-fıkra

Jam sıkıştırmak, kilitlemek, izdiham

Landscape manzara

Lane dar yol; şerit

Law hukuk, kanun

Leading önde olan, kılavuzluk eden

Leak sızıntı, çatlak

Lecture ders, konferans

Liability sorumluluk, yükümlülük

Limp topallamak, aksamak

Lingered kolay kolay ayrılmak;

Litter çöp

Locate bulunma, bir yerde yerleşmiş olma

Lofty High yüce, yüksek, azametli

Lonely yalnız, kimsesiz, tenha

Look up to Respect hayran olmak, örnek almak

Luck şans, talih, uğur

Majority çoğunluk

Management idare, yönetim

Manufacture imal etmek

Means yol, yöntem, araç

Meddle Interfere karışmak, burnunu sokmak

Medicine tıp, ilaç

Meditative Thoughtful derin derin düşünen

Melt: eri-t-mek, yumuşa-t-mak

Memorize: ezberlemek

Mend: Repair tamir etmek

Merge: birleşmek, içine katmak

Messy: dağınık, düzensiz

Mild: ılımlı, hafif, ılıman

Misty: sisli, bulanık

Misuse: suiistimal; yanlış kullanım

Moderate:ılımlı

Moist: nemli, ıslak

Mold: şekil vermek, kalıp

Monster: canavar

Mud: çamur; iftira

Neglect: ihmal etmek

Negligible: ihmal edilebilir

Nod: onaylamak, başını sallamak

Notify: bildirmek, haber vermek

Notorious: adı çıkmış, kötü şöhretli

Novelist: romancı

Object: itiraz etmek

Objection: itiraz; sakınca

Obligation: mecburiyet, zorunluluk

Obscured: saklı, anlaşılması güç,

Obsess: aklına takılmak, fikri sabit yapmak

Obstinate: inatçı

Obtain: sağlamak, elde etmek

Obvious: açık, anlaşılır, ortada

Occasion: fırsat, vesile, önemli gün, özel olay

Occasional: arasıra olan, düzensiz

Occupation: işgal

Occupy: işgal etmek

Occur: olmak, meydana gelmek

Odorless: kokusuz

On strike: grevde

Open-minded: Açık fikirli

Opinion: fikir

Orchid: orkide

Outline: ana hat, taslak

Output: ürün, verim, çıktı

Outrageous: nefret uyandırıcı, öfkelendirici

Overactive: çok aktif, hareketli

Overburdened: sıkıntılı

Overdue: vadesi geçmiş, gecikmiş

Overemphatic: fazla vurgulu, çok fazla çarpıcı

Overseas: deniz aşırı

Oversimplify aşırı basitleştirme

Overturn: devirmek, tepe üstü getirmek

Owing to: sayesinde; yüzünden dolayı

Pace: adım, hız

Pain: acı, sızı, ağrı

Pale: solgun

Participate: iştirak etmek

Partner: ortak

Passageway: pasaj, geçit

Pay attention to: dikkatini vermek

Peculiarity: özellik; ,,,-e özgü olma; tuhaflık

Percent: yüzde

Personality: şahsiyet

Pessimistic: kötümser

Phony: sahte, düzmece

Pick up: toplama, devşirme

Plentiful: bol; bereketli

Plunge: dalma, fırlama

Poetic: şiirsel

Point of view: bakış açısı

Policy: politika; davranış biçimi; poliçe

Polish: cilalamak, boyamak

Poll: oylama, anket

Pollute: kirletmek

Postpone: ertelemek

Praised: övmek

Precaution: tedbir, önlem

Precisely: tam olarak; kesinlikle

Prediction: tahmin

Premium: sigorta primi; ödül, prim

Presume: varsaymak

Pretense: rolüne girme, bahane

Pretext: bahane

Prevent: engellemek, korumak

Preview: ilk gösterim

Previous önceki, sabık

Pride gurur, iftihar

Prior to öncelikli, daha önemli

Private özel; şahsa ait

Prodigious Huge, şaşılacak, müthiş, kocaman

Profilic çok eser veren

Profound: tam, eksiksiz, derin; bilgili; etkileyici

Promote terfi ettirmek

Promotion terfi

Propose önerme, niyet etme, evlilik teklifi

Prospects başarı şansı

Prove kanıtlamak; çıkmak

Punctual dakik

Punctuality Being on time

Purify temizlemek, arındırmak, saflaştırmak

Pursue peşine düşmek, izini sürmek

Put off elbisesini çıkartmak

Quarter çeyrek; bölge, semt; askeri kışla

Quartet dörtlü

Raise yukarı kaldırmak; artırmak; çocuk yetiştirmek

Rate oran

Readily Easily kolayca, seve seve

Readily isteyerek, gönülden

Recast yeniden çıkarmak, değiştirmek

Recent yakında olmuş

Recession gerileme, durgunluk, azalma

Reckless aldırışsız, kayıtsız

Reckon hesaplamak, tahmin etmek

Recover iyileşmek, yeniden elde etmek

Recruit üye yapmak; işe almak

Refrain from kendini tutma, sakınma

Refugee mülteci

Refute yalanlamak, çürütmek

Regarded as gibi görülmek, kabul edilmek

Region bölge

Rejection ret

Relent yumuşama, gevşeme, merhamete gelme

Relentless amansız; acımasız, merhametsiz

Reliance geven, itimat

Relief Ferahlama, kurtarma- takviye-; nöbet kişileri

Relieve hafiflemek, rahatlamak

Reluctant isteksiz, tereddütlü

Reluctantly gönülsüzce

Remark söz söyleme; fark etme

Remarkable dikkate, sözü edilmeye değer

Remove çıkarmak, temizlemek, alıp götürmek

Renovation yenileme, tecdit, onarım

Represent temsil etme

Reprimand azar, paylama

Reprove azarlama, paylama

Reputation ün, itibar

Require gerektirmek; istemek

Reservation yer ayırtma; şart; ihtiyat

Resign istifa etmek, ayrılmak

Resignation istifa; kabullenme

Resonance tınlama

Respect saygı, hürmet

Restored onarılmış; iyileşmiş; işine iade edilmiş

Restraint zaptetme, sınırlama, hakim olma

Restriction sınırlama

Resultant sonucunda ortaya çıkan

Reveal açığa çıkarma; ilhamla bildirme

Revere Loved saymak, saygı göstermek

Revise gözden geçirmek

Revive yeniden canlan-dır-mak

Reward ödül

Ridiculous Absurd, Gildings derecede saçma

Rim Edge kenar

Rival rakip

Rot çürüme, çürük ; zırva

Rub ovma, ovalama

Rugged zor, kaba, yontulmamış, pürüzlü

Rule out Reject

Runaway kaçak

Rush aceleyle koşmak, hücum etmek

Saucer çay, fincan tabağı

Scattered dağınık

Scheme plan, tasarı

Scholarly çok derin, bilgili, bilimsel

Scholarship burs; irfan, ilim

School board okul yönetimi

Scold azarlama, paylama

Scorch yakmak, kavurmak; acı sözlerle incitmek

Scratch tırmalamak, kazımak, kaşınmak

Sealed mühürlü

Seam dikiş yeri, bağlantı yeri

Seed tohum

Seek araştırmak, bulmaya çalışmak

Seize tutmak, yakalamak, zaptetmek

Select; seçmek, ayırım

Selfish bencil

Sensitive duyarlı

Separate ayırmak

Serene sakin; yüce

Severe acı, sert, şiddetli

Shade gölge

Shape şekil

Shareholder hissedar

Shattered mahvolmuş, bitmiş; yorgun

Shield Protect, kalkan; korumak

Shift vardiya; rüzgarın yönünü değiştirmesi

Shipping gemiler; sipariş alıp gönderme

Shout bağırmak

Shrewd Clever, kurnaz, açık göz

Sinful günahkar

Sink dibe batmak

Skillful becerikli

Skip atlamak

Slope eğim

Sly sinsi

Smooth yumuşak

Sneer dudağını bükmek, küçümsemek

Soothe Comforted sakinleştirmek, rahatlatmak

Sophisticated karmaşık, girift,

Spectacle görülecek şey,

Sphere, Globe küre

Spokesperson sözcü

Sporadic Intermittent (düzensiz aralıklarla olan)

Squeeze sıkmak, ezmek

Staff personel, çalışanlar kadrosu; kurmay

Statue heykel

Stature boy-pos; önem; kişilik

Stayed late Lingered, oyalanmak

Steady düzenli, sabit

Stem from -den ileri gelmek, doğmak, çıkmak

Step adım, basamak

Stern sert, müsamahasız

Stiff katı, sert, kıran kırana

Stingy cimri, eli sıkı

Stockholder hissedar

Straighten doğrultmak

Strain kendini zorlamak, gayret göstermek

Stray başıboş, Homeless

Stretch germek, esnetmek

Struggle çabalamak, mücadele etmek

Stubborn inatçı dik başlı

Subsidize Para vermek, desteklemek

Subtle ince, narin; zeka işi

Sufficient yeterli

Summary Özet

Superficial yüzeysel, üstünkörü

Superior daha üstün

Supplementary takviye, ek

Surgeon cerrah, operatör

Surmount üstesinden gelmek, alt etmek, yenmek

Surpass aşmak, üstün olmak

Survive hayatta kalmak; hayatını idame ettirmek

Susceptible to kolay etkilenen, dayanıksız, hassas

Suspicion şüphe, zan

Sustain devam ettirmek, korumak

Swell Grow şişmek, kabarmak; artmak, büyümek

Symptom Sign semptom, belirti

Synopsis Summary özet

Tackle çaresine bakmak; üstesinden gelmek; topu ayağından almak;

Talent yetenek

Tax vergi

Tax-exempt vergiden muaf

Tear (teyr) yırtmak; (tiıyr) gözyaşı

Tempt ayartmak, yoldan çıkartmaya çalışmak

Testimony tanıklık, ifade

Thorough tam, dikkatli eksiz

Thoughtful düşünceli

Thrifty tutumlu, idareli

Throng Crowd kalabalık; kalabalık olarak gitmek

Tilted Crooked yatırmak, eğmek, ; meyil

Tiny küçük, ufacık

Top üst, zirve

Torn yırtık

Tower kule

Trace Indication iz, eser ; kopyasını çıkarmak, ipuçlarından olayı çözmek

Trail sürüklemek, gezdirmek; izlemek

Tramped Walked heavily kuvvetli adımla yürümek

Tranquil serene sakin, huzurlu

Transaction iş görme

Treachery ihanet

Treatment muamele, davranış; tedavi

Treatment muamele, davranış; tedavi

Trial deneme; duruşma

Triumph zafer, başarı

Trivial abes; bayağı; cüzi

Trust güvenmek

Trust güvenmek, inanmak

Tunnel Underground passageway

Underestimate az/düşük olarak tahmin etmek

Underground metro; yer altı

Undermine baltalamak, çökertmek, temelini çürütmek

Underrate hafife almak, küçümsemek

Unhesitatingly tereddüt etmeden

Union birlik; sendika

Unique biricik; tek; eşsiz

Unpardonable affedilemez

Unpleasant nahoş ; tatsız

Unrehearsed provasız

Unrestrained denetimsiz, frenlenmemiş, serbest

Unwillingly istemeyerek

Unwillingness isteksizlik

Vacant boş, açık; dalgın

Vague müphem, belirsiz, şüpheli

Vanity Pride, kibir, kendini beğenmiş; abes şey, beyhudelik

Varied değişik, çeşitli; değişken

Vast çok geniş, engin, pek çok

Versatile çok yönlü; elinden birden fazla iş gelen

Vexed Annoyed, bir şeye canı sıkılmak

Victim kurban

Victory Triumph, zafer

Violent sert, şiddetli, zorlu

Vital hayati önemde

Voluntarily gönüllü olarak

Vote oy vermek

Vulnerable: saldırı veya tenkide açık / maruz olan

Wasteful savurgan, müsrif

Weakness: zayıflık; zaaf

Wealthy: zengin, varlıklı

Wheel: tekerlek

Whip: kamçı; kamçılamak

Wise: akıllı, akıllıca, mantıklı

Withdraw: çekmek, çekilmek, ayrılmak

Wither: solmak, soldurmak, sindirmek

Witness: Şahit

Worthwhile: yapmaya değer, -e değer

Wrinkle: buruşmak, kırışmak

Yield (to): kabul etmek, baş eğmek..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...