Jump to content
Guest DELİMAVİ

Sevgili Günlük ...

Recommended Posts

Ivy, 01.09.2015 - 9:47 PM yazdı:

sevgili günlük neden bir yıla yakındır sana kimse yazmamış

Çünkü ben yokum ondan :) Döndüm ama... Yalnız kalmaz artık.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Olm günlük...

Önce bir yıl kadar yazılmamış, sonra iki yıl daha yazılmamış, son mesaj altı ay önce yazılmış, yazılsa da fark etmezdi aslında ama burayı hala bana özel gibi hissediyorum, benden başka hiç kimsenin girmediği karanlık bir köşe gibi, unutulmuş, artık kimsenin uğramadığı...

İstanbul'da da var öyle yerlerim, nadiren ziyaret edilen. Hala ve ölene kadar motosiklet üzerinde gazlamaya devam edeceğim. Maceraperestim ben gözlerini devirme sakın! Korkarak yaşamadım ben bu hayatı, yaşayamam!

Hani laf olsun diye değil bazen ölümü bile özlüyorum. Hatta üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biridir, neden ölümden korkar ki insan!? Ben anlamıyorum. Haklıysam eğer birleşmiş milletler ordusunun karşısına bile dikilirim. Aptal cesaretimi, belki de güvendiğim bir yerler vardır :D

Dünya savaşları üzerine okuyor, izliyor, araştırıyorum hala aptal simge isimler, Hitler, Stalin, Roosvelt v.s. v.s. v.s.

Perde arkalarında olanlar, dünyanın, devletlerin aklı ve insanların aç gözlülüğü üzerine yeni yeni kavramlar ediniyorum, onca insan içerisinde, göz önünde olan, arka planda kalmayı seçen yada önemsiz görüldüğü için hakkında kalem oynatmaya lüzûm görülmeyen milyarlarca insan...

Dünyanın düz olduğuna inanılan zamanlarda, adamın biri çıkıp dünyanın yuvarlak olduğunu söylediği için taşa tutularak öldürülmüş. İslamiyette recmedilmek denir buna, suçu diğerlerinden daha fazla bildiğini, iddialaşacak kadar açıkça söylemek. Dünyanın düz olduğunu nereden biliyoruz gibi bir soruyu ortaya atarakta başlayabilirdi...

Kısacası toplumların hep birlikte inandıkları şeyler gerçektir diye bir şeyin asla olamayacağı, herkesin yaptığını doğru kabul edemeyeceğimiz. Geçmiş çağlarda ki insanlardan hiç bir şekilde daha akıllı veya ehil değiliz hiç bir konuda. Sadece daha fazla teknolojiye ve gelişmişliğe sahip olduğunu düşünen akıl fakirleriyiz!

Satır aralarından ulaşmaya çalıştığım, düşman yada karşı iddialara dalarak saatler, günler harcadığım, üzerime dayatılan hiç bir şeyi direkt olarak kabul etmediğim için farklıyım. "Bir insan her konuda bu kadar çok şey bilemez!" Diyerek bana tepki gösteren insanlara gösterdiğim mantık yolları, deliller, ıspatlar ve girdiğim ilmi tartışmaları kazanmaktan sıkılıyorum oğlum ben. Kime ne ıspat etmeye çalışıyorum ki ben, cühelaya neyi öğretmeye çalışıyorum. Her zaman duyarlı olmak zorunda değilim, insanların yanlış şeylere inanmaya da ihtiyaçları olduğu bir gerçek! Kendi kendime ihanet edercesine gördüğüm her yanlışı düzeltmeye çalışmanın artık bir hata olduğunu düşünmeye başladım...

Asıl sonsuz olan uzay değil aslında düşünceler! :(

Ne anlatmakla, ne de yaşamakla bitmeyecek olan bir gizli hazine. Ölüm bir son değil, yeni hayatımızın başlangıcı sadece. Ama insanlık tarafından bir son olarak algılanmaya alışılmış. Önemli değil... İçimde beni yiyip bitiren, kemiren bu kör tutku, satır aralarına sakladığım onca anlam, dünyanın tüm bilgisayarlarından daha güçlü bir beyin! Ve önümde duvar gibi duran bir ayet! "İNSAN ZALİM VE CAHİLDİR!" Elbette bir kısım nas'ı tenzih ederim...

Geç bir kalem, lan olm biraz yavaş gel, şöyle ispanyol havası, geceye yakışan slow bir gitar parçası çalsın mesela... 

Обійми - Океан Ельзи - Battle for Sevastopole

Biraz Rus havası oldu aslında bu, her neyse yeterince rahatlatıcı, yeterince hüzünlü ve düşünce otobanında seyrederken sarhoşluğuma yeterince yakışıyor. Geceye günaydın...

Bitmez ;)

Share this post


Link to post
Share on other sites

denizi cok seviyorum.. icinde bin bir alem var

derin ve essiz.

gozleri gibi.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Lan olm günlük, kendi sayfama sansür uygulamışlar yazsam bile top liste çıkmıyor...

Önemli değil!

Bir şekilde bulurum ben yolumu, tüm dünya içinde en olmaz şeyleri göze alarak filmlere senaryo kazandırabilecek kapasiteye sahip bir ruh iken bile onlara prim vermemek için sessizce ölüme gidebilirim, hayır binlerce merminin arasından geçerken bile bunu reklam yapamam, çünkü sıradan bir şey olarak algılıyorum. çünkü en acı dolu çığlıklar ruhumda yankılanıyor, çünkü sıradan olmadığımı biliyorum, çünkü ruhumdan yayılan enerji bundan çok daha fazlasısın ama şöhret olmaya ihtiyacın yok diyor, çünkü gerçek hayatlar bir sinema salonunda iki saatlik bir zevkten çok daha fazlası ama ateşin düştüğü yeri yaktığı gibi; bir kadının sevdiği adamı delice isteyip arzulaması ve onun ölüm haberini alması gibi, aslında içimde ki her şey ölüm gibi, ölüm gibi, ÖLÜM GİBİİİİ!!! Ölüm ötesi bir hayat gibi...

Koşuyorum demiştim ya hani yıllar önce, hava sıcak bir yaz gecesi evin önünde ki parkın parkurunda koşuyorum, bakkal amca kapatırken selam veriyor, başımı eğerek alıyorum selamını, bir asker mahiyetinde, o benim vatandaşım, din kardeşim...  Vee ben koşuyorum spor yapmaya devam çünkü sıradan biri olamam ben ruhum, yüreğim, aşkım böyle emrediyor, herkes düşse bile düşüp kalamam ben o kadar kolay değil. Doğduğum günden öleceğim güne kadar askerim ben, Koşuyorum, koşarken durmadan aklıma o kasvetli düşünceler hücum ediyor, küçücük yumurcaklar daha doğru dürüst oyun bile oynamadan bombalanıp ölüyor, Aylan'lar, Ümran'lar yanlarında ve arkalarında kalanlar nefret dolu bir hayata uyanarak, hayata küserek, hayata ve insanlara karşı tüm güvenlerini kaybederek, ölüyor, yalnızlaşıyor, nefret duygularını perçinliyorlar karşı tarafa! Ben koşuyorum yine, düşünüyorum kaslarımın, beynimin acısını içime gömerek devam etmek zorunda hissediyorum, bir tur daha, "ya savaşta bir can kurtarmak zorunda olsaydım" DURMA ULAN DURMAAA koşmaya devam, son bahar ve yapraklarını döken ağaçlar, delice esen rüzgar soğuk şamarlarını yüzüme çarpıyor ama nefes nefeseyim, içimde hala ölüm çığlıkları NASIL DURABİLİRİM koşuyorum ben, bir güne dünyaları sığdırmaya çalışıyorum, yağmur başlıyor beni her gece izlediğini söyleyen bir komşu teyze bağırıyor balkondan; "yeter evladım düşüp bayılacaksın!"

(Yok teyzecim o kadar basit değilim) Diye düşünürken kim bu diye başımı çevirip bakıyorum, her gece koşmaktan bıkmadın mı biz bazen seni izlemekten sıkılıyoruz diyor! :)) Hayır öyle bir şansım yok, Ben bu vatanın gizli askeriyim teyzecim, ama hiç biri dilime vurmuyor sadece düşünüyorum. Sadece ona bakarken içimden geçiriyorum.

Kış gelmiş bütün hüznüyle beraber ben koşuyorum duramam, susamam, konuşamam, anlatamam, sadece hazırlanıyorum, çınar ağaçlarında bir tane bile yaprak yok, ağaçlar üşüyor, şehir sokaklar üşüyor, ben yanıyorum koşuyorum hala her gece, "çay, kahve, diye bağıran seyyar amca üşüyenlerden para kazanırken, yanımdan geçip bana selam veriyor, elimi kaldırım merhaba anlamında bir hareket yapıyorum, koşmaya devam... Okumaya devam, kendimi, ömrümü harcamaya devam, bir çoğuna zor gelenler zor gelmiyor bana, sadece devam... İlk bahar ışıklarını, yeşillerini saça saça gelirken ben sadece devam benim bir amacım, bir derdim, bir aşkım var mecburum buna, mecburum işte!..

Geçen ramazan ayı yaza denk geldi koşmuyorum artık, durdum, sustum, içimde yanan ateşe rağmen hafiften göbek yapmaya başladım, tekrar başlamak zorundayım alarm zilleri çalıyor, Tekrar başlayacağım, bu defa ortanca kardeşimle birlikte, ikimiz bir ordu gibiyiz, korku özürlü iki manyak, iki kat daha güçlü olarak geri geliyor!

Bilemiyorum, ruhumuzda ölmeden önce çok büyük bir şey yapmak var, adını henüz bilmiyorum, ama VAR!..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Olm günlük,

Cem abi söylüyor, Doğuşta ki o muhteşem güzellik bile, dolu dolu göz yaşı ile, kan ile terler değil mi, Ömrümmm!..

Bu günler de yakın çevremde ki insanları rahatsız edecek kadar içime kapanmış bir haldeyim, dünyanın bir sınırı var, iç dünyanın hiç bir sınırı yok, düşüncelere kelepçe vurulamaz!!! Kılı kırk yarıp, öküz altında buzağı arayanlara kapak olsun. :) Detaycılar, yada dışarıdan referans arayanlar anlayamazlar, madde dünyaya tapanlar söz konusu bile değil. Ölüm bile umrumda değil, koşuyorum ben delicesine, yılın dört mevsimi, nefes nefese ama kaçtığımdan değil, savaşmaya her an hazır olabilmek adına. Biliyorum, bekliyorum kimsenin hayal bile etmediği en kötü zamanları yaşayacak dünya çok yakında, bu halde bile sakin ve mutlu kalabiliyorum. İlginç yada enteresan olarak tanımlayabilecek çok insan var belki, ama durup dinlemeyecek çok fazla insan yok, kayıp ruhlar, daha doğrusu kendini belli etmeyenler. Herkesle aynı duyguları paylaşmayan ve sınırların ötesinde, uçurumların kenarlarında dolaşan, bir çoğunun dehşete düşeceği, tuhaf diye tanımlanabilecek durumlardan, hiç etkilenmeyerek sıradan bir patikada yürüyormuşçasına sakin ve sıradan, öyle gibi görünen insanları arıyorum, bazen buluyorum, bazen hiç görünmüyorlar...

Bir bordo bereli ile konuşuyordum...

+Türkiye şu an var gücüyle silah yığınağı yapıyor biliyor musun!?

- Hayır bilmiyorum, ama böyle olmasını içten içe diliyordum!..

+ Neden?

- Aslında dünyada ki tüm savaşlar bitsim isterdim, ama savaş insanlık tarihi kadar eski ve kendimizi kandıramayız, her zaman bir savaş olacak değil mi?

+ (Sessiz bir tebessüm)... Haklısın, işte bu nedenle yakında tüm dünyayı etkileyecek çok yıkıcı bir savaş gelecek, çok yakında hemde, hatta 500 yıl öncesinden bunu haber veren kahinler ve bununla ilgili rivayetler var, biliyorsun zaten!

- Biliyorum, biliyorum, zaten şu an fitili ateşlenmiş bir bomba gibi tüm siyasiler, diplomatlar ve askerler arka planda bunun için hazırlanıyorlar, bunun farkındayım, kaynaklarımı sorma bana sakın, biliyorum sadece. Tv'de eğlence programları izleyip, hayal kuranlardan değilim, sende bunu biliyorsun.

+ Bu yüzden arkadaşız ya zaten (tebessümler) asıl önemli olan ilk başlangıç, hiç şüphesiz öncelikle nükleer füzelerle başlayacak, ön görülemeyen bir durum, belki daha ilk anda ikimizde ölürüz!..

- Olabilir, ölmessek eğer asıl sıkıntı düşman için o zaman başlıyor. Amerikalı ve İsrailli olanları tercih ederdim ben! :)

+ Sen niye askerde kalmadın olm?

- Bilmiyorum, imansız ve egoist komutanlardan emir almak istemediğim için kalmadım aslında, ama bu duruma geleceğimizi bilseydim, tuvaletleri her gün temizleyecek bile olsam kalırdım!

 

Muhabbetin kalanı biraz garip ve paylaşılmaz sır cinsinden gelişiyor. 2023 çok tuhaf bir şifre bir çoğu için, arkasındaki sırları bilseler bir çok insan bu günden ölmek isterdi sanırım. Bir de ölümü değil ama nasıl öleceğini düşünen deliler var. Şehit olarak ölmek önemli olan onlar için. Ben ülkenin tüm hayranlık duyulan ünlü isimlerini hiç umursamadan isimsiz kahramanların arkasında yürümeyi çok istiyorum. Vee koşuyorum delicesine, göğsümü daraltacak kadar, kalbimin sesini duyacak kadar, yaz, sonbahar, kış devammm...

Kanaat önderleri yada aydınlar, gazeteciler, kendini önemli zanneden tüm güruh bir yana, bir gün aysun kayacı denilen zavallı ile karşılaşırsam eğer, "neden benim oyum, dağda ki çobanla eşit sayılıyor?" Dediği için, "Ömer Halisdemir'de bir çoban hadi yedi sülaleni topla da onun gibi bir tek çoban çıksın aranızdan!" Diyeceğim ona. Karışığım tek başıma bin kişi olmaya çalışıyorum ama olamıyorum, benim de sınırlarım var.

Koşuyorum hala, motosiklete atlayıp arkamda bıraktığım her şeyin dikiz aynamda küçülmesini seyrediyorum ama daha çok önüme bakmak zorundayım. Zaman daralıyor biliyorum ve hala büyük şehirlerin tüm samimiyetsizliğine rağmen, samimi kalmaya çalışıyorum. Zorlanıyorum ama kendi kalbimden besleniyorum, samimi ve kayıp ruhlar gibi...

Sabah kalktığımda acelece ve zengin bir kahvaltı yapmak zorundayım, çünkü işten önce spor salonuna yetişmeliyim, sonra çıkar çıkmaz işe, ama sorun olmuyor pek İstanbul trafiğinde ki binlerce motorcunun arasında iki motosiklet kursu bitirmiş nadide, bilinçli motorculardan biriyim. Apaçi değilim en azından ve trafikten daha hızlıyım her zaman.

Akşam işten çıktığım da semtin büyük parkına doğru yola devam, eşofmanlarım her zaman çantamda, bir havlu ve ayağımdan hiç çıkmayan spor ayakkabılarım yetiyor bana sanırım. Evet bende yalnızım, hemde çok ama ben bundan rahatsızlık duymuyorum, aksine yalnızlığımı seviyorum da. Yanımda yeteri kadar insan var aslında. Ve koşu sonrası eve zinde ama yorgun bir şekilde döndüğümde mutlaka zihinsel çalışmalarımı tamamlamak zorundayım, cidden 24 saat yetmiyor bana ama yapacak bir şey yok buna. :) Ne kadar kendi kendimi yesemde yetişmek zorunda olduğum şeyler adına sabırlı olmak zorundayım, doğanın dengesi yavaş ama Teomanın şarkısı gibi hissediyor insan, vakit bir türlü geçmezken, yıllar hayatlar geçiyor!

Olm günlük koşmaya devam, koşuşturmaya da devam, ben yorulamam. Yorulmamaya mahkumum, çünkü herkes yoruluyor. Kategori dışı olduğum için memnunum aslında amalar çok fazlaaa...

Gömdüm gidiyorum, şimdilik! :)

 

20140624_194755-1.jpg

Edited by Freestyle
  • Thanks 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Üç beş satır da ben yazayım içimdekileri. ....

Sadece devekuşları gibi başımı kuma gömmek istiyorum. 

Ne ileri adım atabilmek mümkün, ne de önümü görebilmek. Geçmişe kilitli kalmış gibi hissediyorum. Zamanin içinde sıkışıp kalmak!Sırf bu yüzden denemekten korktuğum,  elimden kaçırdıklarımın  farkındayım .

 

İçimde yer eden özlemlerim var mesela. Tam papatya mevsimi, delirmiş gibi papatya topladığım anlar burnumda tütüyor. 

Doslarimla Ehli keyif kahvaltı yapıp Müge Anlı 'ya takıldığım günler. ...

Daha bir sürü tırı vırı şeyler. ....

Gelecek, gelecek de, beni korkutuyor sanırım. Bu korku da çoğu durum da  adım atmamı engelliyor.

Hadi iyigeceler. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...