Jump to content
Matrix

Kurban Farz-Vacip Yada Sünnetmidir?

Recommended Posts

Hiç bir şey eklemeden Bu konuda Diyanetin Yapmış olduğu bir basın açıklamasını ekliyorum.

 

[h=1]Basın Açıklaması-Kurbanın Dini Hükmü[/h]16/01/2004 Cuma günü Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali BARDAKOĞLU hac vazifesi için Suudi Arabistan’a intikal etmeden önce halkımıza hac, kurban ve kurban bayramı ile ilgili mesajlarını vermek için bir televizyon programına konuk olmuştur. Daha sonra bazı basın organlarında oldukça uzun süren programın geneli içinde söylenenler bir bütün olarak değerlendirilmek yerine, içinden sadece bir cümle seçilerek, kurbanın “ vacip mi sünnet mi “ olduğuna dair sığ bir tartışma başlatılmış ve maalesef her zaman olduğu gibi dini bir konu polemik konusu yapılmıştır. Vacip ve sünnetin kavramsal çerçevesi bilinmediği için söylenenler yanlış anlaşılmış, tabiatı ile yanlış değerlendirmelere yol açmıştır. Bazı tartışmaların duygusal hatta siyasi ve ekonomik kaygılardan kaynaklanması ise üzücü olmuştur. Bu sebeple Başkanlığımızca aşağıdaki açıklamanın yapılması zarureti doğmuştur.Bilindiği gibi artık, bilgi çağında yaşıyoruz. Herkes her türlü bilgiye ve kitaba bir bilgisayar tuşu kadar yakın hale gelmiştir. Binaenaleyh, bir soruya cevap verirken sadece “ farzdır, sünnettir, helaldir, haramdır, caizdir, caiz değildir ” şeklinde basma kalıp cevaplar verilmesi doğru değildir. Bilhassa hakkında farklı görüşler ve farklı içtihatlar olan bir konuya tek kelimeyle cevap vermek, her zaman yanıltıcı olur. Bu sebeple farklı görüşleri ve her birinin dayandığı delilleri bir bütün olarak ele almak; söz konusu delillerin ise hangi bilgiye dayandığını ve bu bilginin de ne derece doğru olduğunu ifade etmek bilimsel üslubun vazgeçilmez bir gereğidir. Açıkça görüldüğü gibi ülkemizin ve Milletimizin bilgi seviyesi artık oldukça yüksek bir düzeye ulaşmıştır. Cevaplarımızı verirken bu yüksek seviyeyi göz önünde bulundurmak zorundayız. Bundan böyle Diyanet İşleri Başkanlığının halkı din konusunda bilgilendirirken takip ettiği yöntem bu şekilde olacaktır. Doğru ve bilimsel olduğuna inandığımız bu yöntem hakkında ileride detaylı bir açıklama yapılacaktır.

Polemik konusu yapılan ve farklı bilgi düzeyindeki şahısların katıldığı tartışmaya gelince; her şeyden önce anılan söyleşide kurbanın hükmü ile ilgili soruya cevap verilirken sıradan bir ilmihal kitabında bulunabilecek bilgilere yer verilmiştir. Bazı Hanefi alimler de dahil İslam Bilginlerinin çoğunluğuna göre kurban’ın sünnet bir ibadet olduğu, Ebu Hanife ye göre ise vacip olduğu ifade edilmiştir. Sünnet ve vacip ayrımı sadece mükellefin yapmadığında ne derece sorumlu olacağını, dinen günaha girip girmeyeceğini belirlemeye yönelik olarak İslam Bilginlerinin belirli bir yöntemle ürettiği teknik bir ayırımdır. Soruya verilen cevap da İslam Bilginlerinin bu yöntem içinde söylediklerini değerlendirmekten ibaret olmuştur.

Kaldı ki bir ibadetin vacip değil de sünnet olduğunu söylemek, söz konusu ibadetin önemli olmadığı anlamına gelmez; aksi takdirde Hanefi mezhebinin büyüklerinden Ebu Yusuf da dahil, sünnet olduğu yönünde görüş bildiren bütün bilginler itham edilmiş olurlar. Bunlar değerli basınımızın sorularına muhatap olan tüm İlahiyat Hocalarının yüksek malumlarıdır. Zira, ortada birden fazla içtihat bulunduğuna göre bunlardan birine tabi olan Müslüman kınanamaz ve uygulaması tartışma sebebi yapılamaz.

 

 

Din konusunda uzman kişilerin, kendi uzmanlık alanlarında mevcut görüşlerden birini tercih etmesi en tabii hakkı olduğu gibi, halkı din konusunda doğru bilgilendirmenin de bir parçasını teşkil eder. Aynı programda bazı büyük sahabelerin, toplum tarafından her yıl kurban kesmenin farz olduğu yönünde bir kanaat oluşmasını engellemek için, zaman zaman kurban kesmediklerinden söz edilmiştir. Binaenaleyh bu konudaki ifadeler, İslam’ın temel esprisi içinde söylenen şeylerdir.

Milletimizin diğer İslam toplumlarına göre kurban ibadetine çok daha önem verdiği ve bunu bir sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya dönüştürdüğü memnuniyetle müşahede edilmektedir. Bu güzel ibadeti, sonsuza kadar da bu şekilde devam ettireceğine olan inancımız tamdır. Ancak dinen kurban kesmekle yükümlü olmadığı halde bazen sosyolojik çevre faktörü ile ve bazen de yanlış bilgilerden hareketle pek çok kimsenin “günaha girerim endişesi ile kendisini ve ailesini zora sokarak kurban kestiği de”bilinmektedir. Söz konusu soruya cevap verilirken bu husus da göz önünde bulundurulmuştur.

Dini konularda halkımızı doğru bilgilendirmek ve bunu yaparken de dini geleneğimizde yer alan zengin bilgi birikimimizden yararlanmak, bu miras içinde yer alan görüşlerden birini tercih ederken sağlıklı bir yöntem ile doğru bilgiye dayanmak, din hizmeti sunumunda ise toplumsal barış, huzur ve istikrarı esas almak Başkanlığımızın ilkesi ve öncelikli görevidir.

Kamuoyunun bilgisine sunulur.

 

Kaynak: http://www.diyanet.gov.tr/tr/icerik/basin-aciklamasi-kurbanin-dini-hukmu/5987?getEnglish=

Share this post


Link to post
Share on other sites

(...) Bilindiği gibi artık, bilgi çağında yaşıyoruz. Herkes her türlü bilgiye ve kitaba bir bilgisayar tuşu kadar yakın hale gelmiştir. (...) Açıkça görüldüğü gibi ülkemizin ve Milletimizin bilgi seviyesi artık oldukça yüksek bir düzeye ulaşmıştır. Cevaplarımızı verirken bu yüksek seviyeyi göz önünde bulundurmak zorundayız.

Milletimizin bilgi seviyesi yükseldiği için mi on senedir her Ramazan aynı sorular soruluyor? Millet cehaletten boğazına kadar bağnazlık ve şirke batmış durumda. Bunun yanı sıra bilgi kirliliği ile dolu interneti insanlara kaynak olarak göstermek aklın işi midir?

 

İnsanımızın bağnazlığa biat etmek gibi pis bir huyu var. Babadan kalma hurafeler ve bidatlarla amel ediyorlar. Bunun yanlış olduğunu söylüyorsun ama bu sefer ya dinde reformcusun ya da zındık! Kadim bağnazlarımızdan merhum Mehmet Oruç, gelenekçiliğin beraberinde getirdiği gaflet yüzünden Hz Hüseyin'i şehit eden Yezid'e madalya takmadığı kalmış.

 

Buyurun, bir bilgisayar tuşu kadar yakın dediğiniz dünya böyle bilgilerle dolu.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu bayramın asıl amacı kurban kesmek değil aslında...Toplumda ki sınıfsal farkı ortadan kaldırmak..Adamın yan komşusu gözlerinden ameliyat olucak para lazım adama et veriyolar..Olayın asıl dini tarafı hacıda kurban kesimidir..Ne yazık ki biri bişey yaptığında bu adet olarak günümüze kadar ulaşıyor...Zengin ile fakirin yenilenerek her sene eşitlenmesine karşı gelen kapitalist bir sistem aslında ama örf ve adet olmuş...

''Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazifelerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele''

Tabi bunları söylediğinizde aman canım solcusun sen zaten,goministsin,anarşiksin falan filan diyolar ama gerçekten dinin ve emirlerin asıl hedefleri görmezlikten geliniyo...4 Gün et yesin garibanlar diyolar e tamamda kardeşim 5.gün ne yapıcak adam?seneden seneye senimi bekliycek?cevap yok..neyse hayırlı bayramlar tekrardan...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Çok karmaşık bir konu..Hanefi mezhebinin BİRKISIM görüşüne göre vacip,şafilere göre sünnet..

 

Anlamadığım Şuan bile hala tartışılıyor..Türban takılmalı mı takılmamalı mı,ayette geçen ziynetler kadının bedeni mi v.s..

Ama kevser suresinde 2.ayetinde bariz "o halde namazını kıl,kurban kes" denmişken bunu vacip kılan nedir??

Bunada şu denmiştir:

1-Kevser suresi hz muhammede hitaben söylenmiştir..Hadiste Bazı durumlar sadece hz muhammede farz kılınmıştır buda bunların içindedir..

2-Farz olunduğu tam açık değildir,aksi durumda bir korkutulma tenkid yoktur..

 

Hadi güzel kafamı yormayayım.Alim ulemaya uyayım Kurban hanefi olduğuma göre vacip..

Farz ibadetin ifası daha makbul değilmidir??Mesela 2 rekatlık sabah namazı..

Kaç kişi bayram sabahı sabah namazını kılmadan ,sadece bayram namazına son anda yetişerek,sonra mubarek hayvanı kurban ederek bayrama başlıyor?? Benim çok gördüğüm var..Bayram sabahı sabah namazında 15-20 kişi vardı..Sabah namazı kılındı biliyorsunuz farz kılındıktan sonra kerahat giriyor..Sonra bayram namazı bir baktım insan seli olmuş,taşmış.Evinde sabah namazını kılanlarda olmuştur muhakkak ama kılmayanlar çoğunlukta..

 

Sahi farzı bu kadar kolay terkedebilen bir cemaat(ülke) Vacip olan bir ibadet için bunca karmaşa niye??

 

 

Son zamanlarda dilleniyor..Kurban kesmeyin parasını bağışlayın.Miktar 460 tl.Tamam ben bu 460 tl nin 3 te 1 ini bağışlasam olmaz mı?? Yani sonuçta kurban kessem 3/1 ini dağıtacam.gerisini ailem tüketecek..Yani153.3 tl bağışlarsam kurban kesmiş sayılırmıyım??

 

Pardon eğer fakir isek tamamını tüketebilirmişiz..460 tl yi komple alırsam,aileme erzak alsam yine kurban kesmiş olurmuyum??

 

Derisini neden satamam??İlla bir kuruma mı bağışlamam gerek?

 

Bu telaş sanırım bizim ülkemize özgü..Acaba altında ne yatıyor??

 

Sayın alim ulemaa..HAK kın yolu BİR dir..

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
Çok karmaşık bir konu..Hanefi mezhebinin BİRKISIM görüşüne göre vacip,şafilere göre sünnet..

 

Anlamadığım Şuan bile hala tartışılıyor..Türban takılmalı mı takılmamalı mı,ayette geçen ziynetler kadının bedeni mi v.s..

Ama kevser suresinde 2.ayetinde bariz "o halde namazını kıl,kurban kes" denmişken bunu vacip kılan nedir??

Bunada şu denmiştir:

1-Kevser suresi hz muhammede hitaben söylenmiştir..Hadiste Bazı durumlar sadece hz muhammede farz kılınmıştır buda bunların içindedir..

2-Farz olunduğu tam açık değildir,aksi durumda bir korkutulma tenkid yoktur..

 

Hadi güzel kafamı yormayayım.Alim ulemaya uyayım Kurban hanefi olduğuma göre vacip..

Farz ibadetin ifası daha makbul değilmidir??Mesela 2 rekatlık sabah namazı..

Kaç kişi bayram sabahı sabah namazını kılmadan ,sadece bayram namazına son anda yetişerek,sonra mubarek hayvanı kurban ederek bayrama başlıyor?? Benim çok gördüğüm var..Bayram sabahı sabah namazında 15-20 kişi vardı..Sabah namazı kılındı biliyorsunuz farz kılındıktan sonra kerahat giriyor..Sonra bayram namazı bir baktım insan seli olmuş,taşmış.Evinde sabah namazını kılanlarda olmuştur muhakkak ama kılmayanlar çoğunlukta..

 

Sahi farzı bu kadar kolay terkedebilen bir cemaat(ülke) Vacip olan bir ibadet için bunca karmaşa niye??

 

 

Son zamanlarda dilleniyor..Kurban kesmeyin parasını bağışlayın.Miktar 460 tl.Tamam ben bu 460 tl nin 3 te 1 ini bağışlasam olmaz mı?? Yani sonuçta kurban kessem 3/1 ini dağıtacam.gerisini ailem tüketecek..Yani153.3 tl bağışlarsam kurban kesmiş sayılırmıyım??

 

Pardon eğer fakir isek tamamını tüketebilirmişiz..460 tl yi komple alırsam,aileme erzak alsam yine kurban kesmiş olurmuyum??

 

Derisini neden satamam??İlla bir kuruma mı bağışlamam gerek?

 

Bu telaş sanırım bizim ülkemize özgü..Acaba altında ne yatıyor??

 

Sayın alim ulemaa..HAK kın yolu BİR dir..

Sevgili matrix kardeşim.Yazdıklarına bir kaç birşey ekleyeyim.

Kurban derisinin satılmamasının sebebi Allah rızası için yaptığın bu ibadetten maddi bir çıkar sağlamak doğru olmadığındandır.Kurbanın en az 3/1 ini dağıtmak hayırlı bir ameledir.Allah rızası için kurban kestiğin için maddi hesaplara çok takılmamak gerekir.

Birde sabah namazını kılmayan neden bayram namazını kılar gibi düşünceler aslında çok doğru değildir.Çünkü ibadet Allah'la kul arasındaki birşeydir.Bunu kimin nekadar eksik nekadar tam yaptığını kimse bilemez.Şüpheye düştüğümüz konularda kanaat getirmemiz gerekir.Yani evde kılanlarda vardır ama kılmayanlar fazla demek gibi.Hepimiz kendimizden sorumluyuz.

Vacip sadece hanefi mezhebinde vardır.Diğer mezheplerde vacip olmadığı için sünnet olarak gecer.Vacip le farzın arasındaki fark farzların çok net ve kesin emirler oluşudur.Vacipte ise farz olup olmadığınet olmayan şeylerdir.Farzı inkar edenersen dinden cıkarsın .Vacip yada sünnette boyle bır durum soz konusu değildir.

Kuranı tam olarak anlamak için meal yerıne tefsir okumamız daha ıyıdır.

yani sonuc olarak farzda olsa vacıpte olsa sünnette bu Allahın emrı Kuranda gecıyor.İmkanlarda elverıyorsa cok fazla sorgulamadan ibadetımızı yapmamız en doğrusu :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bismillahirrahmânirrahîm.

1- İnnâ a'taynâkel kevser

2- Fesalli lirabbike venhar

3- İnne şânieke hüvel'ebter

 

Anlamı

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.

1- Muhakkak Biz, sana Kevseri'i verdik.

2- Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!

3- Doğrusu sana kin besleyendir soyu kesik olan!

 

Acik ve net farz olarak gecerli

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

matrix kardeş hatırladığım kadarıyla siz gerçeği arayan, hurafelerde diretmeyen bağnaz olmayan biriydiniz. bende buna güvenerek sizinle aşağıdaki bilgiyi paylaşıyorum. çünkü aklını kullanmamaya and içmiş gibi davranan koyunlara hiçbirşey anlatamıyorsun. kevser sureinde yanlış meallendirme sözkonusudur. açıklama aşağıdaki alıntıda mevcuttur.

 

 

 

 

. Kur’an’ın ayetleri üzerinde yapılan “çeviri tahribatları akabinde üretilen yapay algılamalara dikkat çekeceğim.”

Kurban’ın hayvan kesmek olduğu iddiasını besleyen surelerden birinin de Kevser suresi olduğu iddia edilir. Malum, Kevser suresi bir namaz suresidir. Surenin ikinci cümlesinde “fe salli li rabbike venhar” ifadesi, Rabbin için namazı kıl ve kurbanı kes biçiminde çevrilir. Bu çeviri tamamen bir katliamdır.

Ayette geçen “salli” kalıbı, salat kelimesinin bir veznidir. Bu kalıp, şu ayetteki kalıp ile hemen hemen aynı manaya gelir. “Allah ve melekleri o resule salli ederler.” Eğer buradaki salli kelimesini “namaz” diye çevirirsek, Allah ve melekleri peygambere namaz kılmış olur. Ki bu saçma ve hatalı bir yakıştırma olacaktır.

Dolayısı ile buradaki salli, “destekleme” anlamıyla çevrilir. Allah ve melekleri peygamberi desteklerler...

O halde Kevser suresinde ki salli kelimesi de “desteklemektir.”

Ve gelelim venhar kelimesine. Venhar, nahr kökünden türemiş bir kelime olup, boğazına bıçak dayanmış devenin göğsünü ileri attırması manasına gelir. Yani “bir işi göğüslemektir.” Ama vatandaş kalkmış, bıçağı dayama kısmını almış ve olmuş sana hayvan gırtlaklamak...

Allah’a yaklaşma

Bu haliyle Kevser suresinin doğru çevirisi;

“Rabbini destekle/devrimcilik yap ve güçlükleri göğüsle” biçiminde olmalıdır...

Maide suresi 27. ayet konuyu ayrıca zenginleştirmekte dir.

Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. “Seni mutlaka öldüreceğim.” dedi. Öteki: “Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder.” dedi.

Habil ile Kabil olarak bilinen bu iki kişi arasındaki dialog, görüldüğü gibidir. Bilindiği üzre, ‘’hayvan kesme geleneği, İbrahim Resul ile ilişkilendirilmektedir’’. Yani, Kuran’ın kurban getirdiler ifadesi, İbrahim Resul öncesinde olmuş bir olay ile ilişkilendirildiğinde, hayvan kestikleri manasına gelmez! Bu, Allah’a yakınlaşma adına bir fiil,eylem ürettikleri manasına gelir...

Yukarıdaki ayette gördüğümüz gibi, bu iki kişiden biri, doğru bir eylem üretmiş, yani Allah’a yaklaşmıştır. Diğeri ise, yaklaşamamıştır. Yine yaklaşamama nedeni ayetin devamında belirtilir ; ‘’Seni muhakkak öldüreceğim’’. Bu, kibrin ve egonun dışavurumudur. Kibir ve ego, toplumsal paylaşımı engelleyen, tarihsel süreçte Kuran’ın temel düşmanı olan şirk dininin, yani mal ve servet yığmak sureti ile bireyci tutum sergileme dininin temel kıstasıdır. Kuran, bütün olarak infak ayetlerinde, mal ve servet yığıcıların dinini ‘’şirk’’ dini olarak tanımlarken, bu genel izahat çerçevesinde, yukarıdaki söylem; bu dine mensubiyet manası taşımaktadır

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

bildiğim kadarı ile vaciptir yani farz olmasada en az farz hükümde olan bir ibadettir tıpkı vitir namazı gibi...

Share this post


Link to post
Share on other sites

bu yazının yazarı eren erdemdir. ama ben bu konuyu daha önce edip yükselden dinlemiştim (çok sevdiğim biri değil ama bazı konularda net güzel bilgiler veriyor. edipin kevser suresi 2. ayete verdiği meal ''Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kendini ada/yönel.'' şeklindedir. kuranı bütün okuduğunuz zaman kurban hac da farz kılınıyor. Allah salat ve yardımlaşmaya çok önem veriyor. salat ise kuranda birkaç şekilde (eş sesli) geçiyor. zekat sadaka, ihtiyacı olana yardım son derece önemli.

Not: sakın kimse kurban kesmeyin diye algılamasın.

 

 

face arkadaşlarımdan birinin başından geçen olay:

 

 

Otuz senelik bir arkadaşımla telefonda bayramlaşıyoruz. Hayvan kesmiş yorgunluğunu anlatıyordu,

__ Yedi kişi bir danaya girdik, sen ne yaptın?

__ Biz 5 kişi bir İnsana girdik..

--- Nası ya anlamadım ?

--- 5 kişi diyorum, bir araya geldik, iki aydır çalışmayan birinin evine gittik.

2 aylık ev kirasını, birikmiş faturalarını ödedik, mutfağına ne lazımsa kolilerle indirdik.

Son olarak da esas müjdeyi verdik, bayramdan sonra yeni açılan Bir firmada 2000 tl maaş+sgk+yemek ücreti

işe başlıyorsun.

Hadi hayırlı olsun.

--- Çok güzel yapmışsınız da Kurban yerine geçer mi ?

--- Senin et dağıttığın insanlar bu adam kadar sevindi mi ?

--- Hayır, zannetmiyorum.!

--- Öyleyse geçti..! Amaç kurban ( Allah'a yakınlaşmak, paylaşmak ) ise biz yakınlaşmak adına paylaştık,

bu huzur ve vicdan rahatlığı bizim için bayram oldu.

--- Doğrusunu söylemek gerekirse kesim esnasında isyan edesim geldi, babama bir daha gelmeyeceğimi söyledim.

Gelecek sene beni de aranıza alsanıza...!

--- Seve seve dostum..! Aslında herkes bu bilinçle guruplar kurup, 7 kişi bir dana yerine bir insana girse

ortalık cennet çığlıklarıyla dolar. Bizler de iyi birşeyler yapmış olmanın mutluluğunu yaşarız..

(ALINTI)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...