Jump to content
Sign in to follow this  
Melâl

UFO'lar Cinlerin Eseri Mi?

Recommended Posts

Müslüman cinlerle irtibatlı olduklarını söyleyen medyumlara göre bütün UFO görme hadiseleri cinlerin oyunundan başka birşey değil. Cinler insanları kandırmak ve eğlenmek istiyorlar işte hepsi bu!. Prof. Dr. Osman Çakmak'a göre de UFO'lar bedensiz varlığın fizikî âlemde görünmesi için ektoplazma bir temessül vasıtası olabilir. Bir diğer ihtimal ise cinlerle irtibatın uzaylılarla görüşme sanılması.

 

UFO'lar ve normal ötesi olaylar

 

 

Gündemden hemen hiç bir zaman düşmeyen bir konu var: Ufolar ve uzaylılar..

 

Ne zamandır bu konuda bir yazı hazırlamak ve gerçeği örten perdeleri aralamak ve aldanmanın ve uyutulmanın boyutlarına dikkat çekmek istiyordum. Son zamanlarda eğitim ve sınavlar hep gündemde olması bu konuyu tehire sebep oldu Nasip bugüne imiş.

 

Hayat sahip olması itibariyle “karınca koskoca küreden ağırdır” sözlerini çok duymuşuzdur. Yeryüzünün her köşesinde, yer altında kutuplarda bedenimizde enva-ı türlü canlı yaşaması ve en namüsait şartlarda bile o şartlara uygun hayat sahibinin var olması gösteriyor ki, Kainat denen muhteşem ülkenin diğer şehirleri hükmündeki gök sistemlerinin hayatlı ve şuurlu varlıklarla doludur. Oraların sakinlerden hali ve boş olduğunu düşünmek abes olur. Düşünün ki muhteşem binalar yapıyorsunuz içinde kimseyi barındırmıyorsunuz. Galiba yürüttüğümüz yanlış mantık, örneğin oralarda biz yaşayamıyorsak o halde başkası da yaşayamaz düşüncesinden kaynaklanıyor. Suda, kutuplarda, sıcak çöllerde daha bize göre anormal ortamlarda yaşamaya müsait organ ve mekanizmalar geliştiren bu alemin sahibinin oraları molekülsel ve hücresel olmayan, örneğin enerji-ışın türü, uygun canlı ve akıllı varlıklarla dolu olamaz mı?

 

Günümüzde astronomi büyük rağbet gören bir bilim dalı ve herhangi bir gecede teleskobuyla gözlem yapan amatörlerin sayısı onbinleri buluyor. Profesyonel astronomlar da evrenin bilinmezlerini araştırırken sabaha kadar ayakta kalıyorlar. Atmosfer dışında gözlem yapan Hubble uzay teleskobu gibi nice farklı uzay spektroskopi aletleri ile gökyüzünün her noktası karış karış inceleniyor. Bu son teknolojideki araçların onbinlerce astronomun bütün gece gözlemledikleri gökyüzünde göremedikleri UFO’ları şehirdeki evinin balkonundan gördüğünü idda edenlere ne demeli?!

 

Bir kısım insanlar gerçekten bir takım objeler görüyor olabilir mi? Ya da gördükleri görme yanılması mı? Başından UFO hadisesi geçenler incelendiğinde genelde zengin hayal muhayyilesine sahip hassas kişiler çıkması ilginç. Ya da medyum özelliği taşıyan psikolojik yapısı hassas veyahut da duru görü sahibi insanların Ufolarla temas kurması aklımıza şöyle bir soru getiriyor: Acaba bu “uzaylılar” neden bilim adamı ve araştırmacı insanlardan uzak duruyorlar?”

 

UZAYLILAR VE CİNLER

 

Hangi din ve kültürden olursa olsun insanoğluna çeşitli şekillerde kendini belli eden ve kendinden sürekli söz ettiren görünmeyen varlıklar olmuştur.. Kimi toplum bunlara “hayalet” kimisi “ruh,” “peri” vs; isimler takmışlar. Kur’an-ı Kerim bu tür “enerji-ışın türü insan benzeri varlıkların “cin” adı verildiğini görüyoruz. Eskiden beri var olan kâhinler ve medyumların cinlerle “irtibat” kurabilen onları değişik hizmetlerde kullanabilen (ya da tersine cinlerin kullandığı/işlettiği) kişiler olduğunu söyleyebiliriz..

 

İnsanların bilinmeyene karşı yoğun ilgisinden dolayı cinleri ve parapsikolojik hadiseleri konu eden kitapların neşrinde hayli bir artış var. Bu kitapları yazanlar içinde meselâ Müslüman cinlerle irtibatlı olduklarını söyleyen medyumlar da bulunuyor. Onlara göre bütün Ufo görme hadiseleri cinlerin oyunundan başka birşey değil. Cinler insanları kandırmak ve eğlenmek istiyorlar işte hepsi bu!”

 

Ufo bir masal mı bir hakikat mı? Konuyu pozitif deneylerle ele almaya çalışanlar, ihtiyatı elden bırakmamakla birlikte, peşin hükümlü ve ön yargılı olmamanın gayreti içindeler. Çünkü geçen zaman bize, beş duyu ile tesbit edemediğimiz pek çok şeyin var olduğunu gösterdi ve geliştirdiğimiz teknolojilerle, dün ‘yok’ dediğimiz sayısız nesneye bugün ‘var’ demek mecburiyetinde bıraktı. Bir takım paranormal olayları incelemek için ilgili araştırmalar çeşitli bilimsel metotlarla araştırma merkezlerince ele alınmaya çalışılmaktadır. Meselâ uzaylı diye kendini tanıtan görüntülerin fotoğraflarının aldındığına dair kayıtlara rastlıyoruz. Spirtüalistlerin masasına gelen ve kendilerini ‘ruh’ diye tanıtan vizyonların da. Bazı kayıtlarda bu görüntülerin bazı spektroskopik incelemelerin yapılabildiği anlatılmaktadır. İlginçtir ki, her iki tür üzerindeki incelemeler aynı sonuca götürmektedir. Spirtüalistlerin masasına gelen ‘sözde ruh’larla bu ‘sözde uzaylı’ların polaroid filmleri, kırmızı ötesi (infrared) ve normal ışınlara dayalı spektrum analizleri aynı sonuçları vermektedir. Eğer bu konulara meraklı iseniz ilgili kayıt ve kitaplara ulaşmak sizin için zor olmayacaktır.

Eğer bu kayıtlar doğruysa bu şu anlama geliyor: Uzaylılar bir şeyse spürtüalistlerin masasına kendine ruh süsü vererek gelenler ve tanıtanlarla aynı şey olmaktadır. Bu iki ayrı “kaynağın” spürtüalistlerce alındığı iddia edilen mesajlarını incelediğimizde bu iki ayrı kaynağın verdiği mesajlarda da büyük benzerlikler var. Bu sonuçlar her iki kaynağın aynı olduğu sonucuna götürüyor.

 

ENERJİ İNSANLAR YADA AKILLI ENERJİLER: CİNLER

 

Kur’an-ı Kerim’de cinlerin dumansız ateşten yaratıldığı haber verilir. “Dumansız ateş” tabiri meçhulün malumla ifade edilmesi ise, çağdaş fiziğin verileriyle düşündüğümüzde, bugün için bu kelimenin “enerji-ışın-dalga” benzeri kavramları ifade ettiği söylenebilir. Meselâ ışınların bir türü olan mikrodalgalar yemeklerimizi onunla pişirdiğimiz bir tür dumanı ve isi olmayan ateşten başka bir şey değil. Bir de henüz sırrını keşfedemediğimiz “biyonerji” türü var. Cinlere, madde âleminde görüntü ve tesirler ve değişik şekillerde görünebilme yetkisi verilmiş olabilir. Tıpkı görünmez TV dalgalarının TV ekranına görüntü ve ses hâlinde gelmesi gibi… Zihninizde her türlü hayali zorlanmadan kolayca kurarsınız. Lazer hologramı görüntüsünü düşünelim. Böyle bir görüntü aslında bir ışık gösterisidir ve aynı zamanda magnetiktir. Bir görüntü oluşturabiliyorsunuz ve sonra da mıknatıs akımlarını demir tozlarıyla görünür yapabiliyorsunuz.. Bir tür “kıvamlı köpük” elde etmiş oluyorsunuz. Bu köpükle iyi resmedilmiş bir organı, bir çiçeği üç boyutlu olarak boşlukta gösterebiliyorsunuz.

 

EKTOPLAZMA VE TEMESSÜL

 

Dinî literatürde yer alan “temessül” terimi bir varlığın herhangi bir keyfiyette misalinin ortaya çıkmasını ifade eder. Güneş maddî olduğu halde, sayısız yerde görünmekte, yani temessül etmektedir.. Görüntüsü yanında hem ışığı ile hem de ısısı ile aynalarda hazır bulunmaktadır. Güneş için ayna bir temessül aracı.. Demek ki temessülde, ayna vazifesini görecek bir aracı gerekiyor. Tasavvuf kitaplarında ruhların “köpük gibi cesetlenir” ifadesi ile karşılaşınca medyumlardan çıkan ve “ektoplazma” denen seyyal buhar misali enerjiyi hatırladım. Bu “ektoplazmanın” bir hologram gibi şekillenmesini ve resimlenebilmesini düşündüm. Böylelikle bir medyumun ağzından ve burnundan ‘perisperi’ denen bir salgı, dışplazma (Ektoplazma) olarak dışarıda bir “görünmez varlık hologramı” bulabilir.

 

Ektoplazma ile ilgili şu bilgiler kayıtlı: Maddî varlığı olan fakat başlangıçta buhar gibi görünmez şekilde iken çeşitli yoğunlaşma şartlarında sıvılaşır ve katılaşır. Bu madde üzerinde ayrıntılı çalışma yapanlardan birisi Alman bilim adamı Prof. Boron Schrenk Notzing. Teleplazma adını verdiği ektoplazmayı medyumun rızası ile deney tüpüne alarak bazı deneysel çalışmalar yapmayı başarabilmiş. Notzinge göre, ektoplazma, insan vücudunun organik yapısıyla benzer olan macunumsu veya buharımsı, ince titreşimli maddeler topluluğudur. Medyumlar tarafından oluşturulup, bedenin doğal deliklerinden salgılanabilir. Sadece derin transa giren medyumlar değil, başka kaynaklarca meselâ hayvanlarca da oluşturulabilir. Geley isimli bir başka bilim adamı “Clair Voyance and Materyalization” adlı kitabında ektoplazma konusunda detaylı bilgi verir. Medyumun derin trans hâlinde “hayat enerjisini” harcamasına karşılık gelen ektoplazmanın bir tür enerji gibi davrandığını söyler. Hatta elektrik yükü ve ışık olarak âdeta canlı lamba gibi parlar ve kendini gösterir der.

 

Ektoplazma ile bu bilgilerle karşılaşınca, “ışıklı ufo görüntüleri”ni hatırlayıverdim. Bedensiz varlığın fizikî âlemde görünmesi için ektoplazma bir temessül vasıtası mı? Kısacası şunu demek istiyorum. Fizik ötesi şuurlu varlıklar kendilerini bir halogram gibi ortaya koyabilirler. Ölüp gitmiş yüce insanlarla karşılaşma haberlerini sıkça duyarız. Bu görünme olayları da bu açıklanana temele mi dayanıyor? Kendi bilimimizi kuramadığımızdan (taklitte kaldığımızdan) metafizik temelli araştırmaların haberlerini de ne yazıkki Batılı kaynaklardan alıyoruz. Bu konuların ilmi temellerinin kurulması için bağımsız araştırma merkezlerine sahip olmamız, ve buralarda bilimin son verileri ışığında araştırılmalar yapılmasına ne kadar ihtiyaç var değil mi?

 

İNSAN BEYNİNİN SIRLARI

 

Ünlü fizyolog ve nörolog Hughlings Jackson, cesur ve öncü çalışmalarıyla beynin zihinsel sistemlerinin sinirler aracılığıyla organizmaya seslendiğini ortaya koyuyordu. Zihin denilen o süper soyut hadise, beynin iki yarıküresi arasındaki uyum aracılığıyla sinir sistemini sesleniyor ve beş duyu işlemeye başlıyordu. Bu idrak mekanizması, birçok parapsikolojik olayda beş duyunun aracılığını gerektirmeksizin de başarılı oluyordu. Böylece beynin işlevleri, çözümlendikçe, bilim adamlarının karşısına daha büyük bilinmeyenler dikildi. İnsan, beyninin çok az bir kısmını kullanabiliyordu. Gerisi bir boşluk ve kullanmaya kullanmaya körelen ya da uyuşan, fakat zaman zaman ortaya çıkan bazı normalötesi ruhsal hallerin sorumlusu olabiliyordu. Beyinle ilgili geliştirilen teorilerden birisine göre, beynin sempatik sistem ve parasempatik sistem görevi üstlenmiş iki yarıküresi vardır, Birisi deneysel, pozitif ve mantıkî olanı yapar, problemleri çözer, öğrenir ve ezberler. Diğeri ise tersine, sanatsal ve görsel olaylarda uzmandır.. Mekanik ve katı değildir. Güzelliklerin hakkını verebilir. Takdir eder, lezzet alır. Özellikle uyanıkken parelel çalışan bu ikisi, uykuda yalnızca görsel merkezleri uyanık tutar. İkinci teori, maddenin çok yoğun bir enerji olmasına bağlı olarak, enerjinin türlü biçimlerde açığa çıkabilmesi olayıdır. Diğer bir deyişle, bir masanın kendi kendine yürümesi, bir telepatik mesajın iletilmesi, normalötesi türlü açıklanamaz olaylar, bu enerjinin beyni de bir kumanda aleti gibi kullandığı biçiminde ikinci teoriyi oluşturuyor. Enerjinin insan bilinci içinde canlı bir güç olması pekâlâ mümkündür.

 

Beyin dalgaları ile sayısız deneyler yapıldı. Görüldü ki, ses ve ışık normal bir insan üzerinde zihinsel ve fiziksel rahatsızlıklara yol açabilir.. Örneğin saniyede 8-12 ışık titreşimi, beynin alfa dalgalarının frekansına yakın bulunuyor. Bu titreşime maruz bırakılan insanlar son derece şiddetli reaksiyonlarda bulunur. Kollar, bacaklar sıçrar, kendini kaybeder. Kafa hafifler, şuursuz hâle gelir.

Cinler bu ışın dalgalarını kullanmayı biliyor ve insanlar üzerinde deniyorlarsa o zaman UFO raporlarında sözü edilen geçici felç olaylarının nedenini açıklamak mümkün olur.. Ufolarla karşılaştığını söyleyen bir çok kişinin tarif ettiği belli araçlarla yanıp sönen ışık demeti, beynin basit ritmik dalgalarını bozacak sonuçta hipnoz ve kuruntu ya da her ikisi birlikte ortaya çıkacaktır.

 

Araştırmacılar, dış dünyanın, maddenin varlığına gerek olmadan beyinde sanal bir dünya oluşturulabileceğini de birçok kez ispatladılar. Yapay uyarılarla bir dünya oluşturulabileceği gerçeğine verilebilecek en iyi örneklerden birisi herhalde hipnoz tekniği olsa gerek.. Bilindiği gibi hipnozda, hipnotize edilen kişiye bir dizi telkin yapılır ve bu kişinin, gerçeğinden ayırt edilemeyecek derecede inandırıcı birtakım olaylar yaşaması sağlanır. Bu nedenle cin denen, göze görünmeyen, elle tutulamayan şuurlu varlıklar çeşitli fikirler ve değerlerle yaklaşarak, insanları hükümleri altına alabilirler.. Bilhassa hassasiyeti ve hayal gücü yüksek insanları hayallerini etkileyerek çeşitli imajlar oluşturacaklardır; ve icap ederse de onların vehmini tahrik ederek, olmayan şeyleri varmış gibi göstermek suretiyle korkularını harekete geçireceklerdir. Bu yolla tasarruf altına alıp, kolayca hükmetmeye başlayacaklardır.

 

SPİRTUALİSTLERİN YAPMAK İSTEDİĞİNE DİKKAT!

 

Spiritualizmi kendilerine rehber edinenlerden bir grubun iddia ettiği fikirler New Age (Yeni Çağ) adıyla adeta yeni bir din hüviyetinde yeryüzünde yayılmaktadır. Bu grup, uzak doğu (Hint-Çin) inanç sistemlerindeki mistizm ve esrarını Batı kültürü ile birleştirerek öğretilerine bilimsellik havası katarlar. Size “Transandantal Meditasyon” yapıldığında kan biyokimyanızın, beyin dalgalarınızın, kaslarınızdaki stresin değişeceğini anlatırlar. Transandantal Meditasyon ve Sidha tekniklerini uyguladığınızda doğayı nasıl etkileyeceğiniz, levitasyon yapacağınız (yerden yükseleceğiniz), görünmez olacağınız, duvarlardan geçebileceğiniz, kendi hayatınızda önemli değişiklikler yapabileceğiniz telkin edilir. Öldükten sonra hayatın devam ettiği, ancak ruhun tekamülünü tamamlamak için başka birinin bedeniyle tekrar dünyaya geldiği inancı (reenkarnasyon) telkin edilir.

 

Yeni Çağ dininin mensupları, uzak planetlerdeki (gezegen) rablerinden uzaylılar yoluyla mesajlar aladursunlar, taptıkları ve kendilerini yönlendirenin aslında şeytanî cinler olduğunu bilemeyeceklerdir. Asıl kimliklerini gizleyen cinler, medyumlar yoluyla telkinlerini o kadar ileri götürürler ki kendilerini uçan dairelerle kandırdıkları insanlara, kâh ulu ruh, kâh uzaylı dostlar, hatta sonunda Allah olarak kabul ettirmeye başlarlar..

 

Spiritizm Türkiye’de, 1940’lı yıllardan itibaren başladı. Halk arasında “ispirtizma” denilen cinlerle görüşme olayı, esas olarak Dr. Bedri Ruhselman tarafından yaygın hâle getirildi. Esasen, konuyu Türkiye’de güncelleştiren, eski Gayret Kütüphanesi sahibi Garbis Fikri’ olmuştu. Fikri, basmış olduğu Spiritiualizm Ruh Ansiklopedisi” isimli eserin takdiminde şöyle diyor: “Bundan 37 sene evvel memleketimizde ilk olarak cinlerle muhabere; ispirtizm-fakirizim-manyetizm namında iki ciltlik bir kitap ve spiritizm isminde 15 fasiküllük bir mecmua neşrederek, bu mevzuda o vakit büyük bir cereyan uyandırmıştım.” Evet, Türkiye’de işte bu şekilde başlayan bir ruhlarla görüşme modası çıkmış oluyordu. Ancak ne var ki, Garbis Fikri’nin de belirttiği gibi, bu olay ilk zamanında “Cinlerle muhabere” diye bilinmesine rağmen; zaman içinde işin bu yanı tamamıyla kapatılmış ve önce: “Ruhlarla Görüşme” Daha sonra da uzay çalışmalarının yoğunlaştığı 1960’lardan başlanarak “Uzaylılarla görüşme” şeklinde insanlara kabul ettirilmeye çalışılmıştır.

 

Cinler yapılarının da kendilerine verdiği avantaj dolayısıyla, çeşitli şekillerde insanlarla bağlantı kurmakta ve çoğu zaman da bu bağlantı sonunda onları kendilerine tâbi hâle getirmektedirler!.... Çoğunlukla insanlarla eğlenen, alay eden, aldatan, olmadık hayâller peşinde koşturan cinlerin inançsız kesimi insanlara hükmetmekten zevk almaktadır. Şeytanın elinde görünmez ve ciddî bir alet olarak aldatılmış cinler, kendilerini aldattıkları şeylerle insanları da aldatmaya çalışmaktadırlar. Kur`ân-ı Kerim’in ...”Ey cin topluluğu, insanların ekseriyetini hükmünüz altına aldınız!..” (6/128) hitabı da onların tesir dairelerinin ne denli geniş olduğunun açık işareti değil mi? Enerji dünyasının bilinçli sakinleri olan cinleri ve şeytanları kabul etmedikçe, birer “akıllı enerji” olan cinlerin, disk şeklindeki “uçan fincan tabakları” garip uzaylı silüetleri ile bizden daha gelişmiş diğer medeniyet ve dünyaların varlığı masalları sürecek ve bu masallar bu işin “gönüllü misyonerlerince” bir inanç sistemi şeklinde sunularak insanlar aldatılmaya devam edilecektir.

Prof. Dr. Osman Çakmak

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...