Jump to content
Sign in to follow this  
Alyadua

Surelerin Tertibi

Recommended Posts

Yine Usulü Fıkıhta uzun boylu münakaşa ve izah olunduğuna göre sûrelerin tertibi de sahih olan rivayete göre tevkifidir. Vahye müsteniddir. Resulûllah tarafından gösterilmiştir.

 

İbni Atiyye der ki: "Sûrelerin bir çoğunun tertibi Resulûllahın hayatında belli idi. Seb'i Tıval, Hâmimler, Mufassal gibi tâbirler var. Bunlar eserde vardır. Süyutî, İtkan'ında diyor ki: "Gönlün daha çok yatıştığı cihet, Beyhakî'nin de zahip olduğu gibi şudur: Sûrelerin tertibi de tevkifidir. Ancak Bera' ve Enfal müstesna."

Bazıları sûrelerin tertibi ashabın içtihadiyledir diyorsa da bu rivayet birinci rivayetle telif olunur. Şöyle ki: Resulûllah: "Bu sûre şu sûreden evveldir, şu sûre ondan sonradır" diye gösterirdi. Bu muhakkaktır. Bu hususta bir çok rivayetler var. Hazreti Peygamber bunları eshabına öğretir ve gösterirdi. Ancak Kur'an o tertip üzere yazılarak sıralanmış değildi. Yazan heyet cem'ederken Resulûllahın işaret ve irşad buyurdukları üzere o tertipte yazmışlardır. Peygamberden aldık-ları talimat üzere yapmışlardır. Hafızalarda ve kalblerde tertibi Resulûllahın irşadiyle belli idi. Heyet o belli tertip üzere yazdı. Heyet tertip etti, rivayetlerinin maksadı budur. Bazı eshab bunu kendiliklerinden yapmadılar; Resulûllahın tertibinin nasıl olduğunu araştırdılar, öyle yaptılar. Böylelikle her iki kavlin arasını bulmak mümkündür. Yâni hangi sıra ve tertip üzere olduklarını gösteren, öğreten Resulüllahtır, o gösterilen tertipte yazan, işi yapan heyettir. İşin doğrusu da budur. Yoksa esbabın içtihadiyle sûreler tertiplenmiş değildir. Onun için diyorlar ki: "Sûrelerin tertibi de tevkifidir, içtihadı değildir."

Hazreti Abdullah İbni Abbas'tan naklolunan şu rivayet hem heyetin işini izah etmek, hem de bu hususta çok açık bir fikir vermek bakımından ehemmiyetli olduğu için onu yazmadan geçemiyeceğim:

Hazreti Abdullah Bini Abbas diyor ki: Hazreti Osman'a sordum: "Niçin mesaniden olan Enfal süresi île yüzlüklerden olan Bera' sûresini yanyana getirdiniz ve hem neden aralarına "Bismillahirrahmanirrahim" yazmadınız ve onu Seb'i Tıvale koydunuz?" dedim. ,

Hazreti Osman cevabında dedi ki:

— Resulûllaha çok âyetli sûreler inerdi. Ona bunlardan biri nazil olunca vahiy yazan kâtiplerden bir kaçını çağırır ve şu âyetleri de kendisinde şu ve şu âyetler bulunan sûreye yazın diye emir buyururdu. Enfal sûresi Medine'de ilk nazil olanlardandır. Fakat mevzuları birbirine benzer, bunun anlattıkları, onun anlattıklarına yakın. Bana öyle geldi ki bunlar birbirine bağlıdır. Resulullah da bu sûrenin ondan olup olmadığını bize beyan etmeden irtihal buyurdular. İşte bu sebepten dolayı onları birbirine yakın koydum ve aralarına da "Bismillahîr-Rahmanirrahim" yazmadım. Onu Seb'i Tıvale koydum."

Görülüyor mu? Ne kadar dikkat ve itina ile yapılıyor. Resulûllahın sûreleri beyan buyurduğu açıkça görünüyor. Heyet yalnız beyan buyurulmayan Enfal ile Bera'yı yanyana getiriyor. Yukarıda Süyutî ve Beyhakî bunu söylemişlerdi. Heyetin yaptığına itiraz hakkı eshabdan alınmış değil. Bu niçin böyle deyip soruyorlar. Eğer yanlış bir şey varsa hemen tashih ederler. Nasıl ki İbni Abbas da: ''Niçin böyle yaptınız?" diye soruyor ve Hazreti Osman'ın haklı izahı karşısında hakkı anlıyor ve susuyor. Ne yazık ki, münakaşa hastalığına tutulup hakkı ve hakikati aramak maksadiyle değil de her şeye burnunu sokmak daiye-siyle hareket edenler, yerli yersiz yaygara koparıyorlar, Mushafın tertibi hakkında söze karışıyorlar. 15 asır evvel bu işin içinde bulunanların bilemedikleri şeyleri onlar bilmek dâvasına kalkışıyorlar. Halbuki mesele gayet ciddî ve ilmi usulde yapılmıştır. İbni Abbas ile Hazreti Osman arasındaki muhavereye baksınlar da, 15 asır evvel ne ilmî yoldan yürüdüklerini, münakaşa usulünü görsünler de utansınlar.

Bu rivayetten de anlıyoruz ki sûrelerin tertibi de tevkifidir, Peygamberin beyan ve irşadiyledir. Bunun başka türlüsü olamaz. Kur'an'ı ezberliyen, onu hatmeden ashab, bu işi tertipsiz nasıl yaparlardı. Hem sûrelerin birbirine bağlantısı aşağıda geleceği veçhile çok yüksek bir remz ve mânâ taşır. Biten sûrenin sonu başlayan sûrenin başına en bedii bir şekilde bağlanır, aralarında münasebet vardır. Birbirine en muhkem şekilde raptolunmuştur. Ayetler ve sûreler birbiri ardısıra öyle sağlam bir şekilde, bedii bir tarzda sıralanmıştır ki, onları asla yerinden oynatmaya gelmez. Onlara bu tertibi veren Allahu Zülcelaldir. Sûrelerin tertibinde uzunluk ve kısalık gözetildiği gibi mevzu itibariyle de birbirlerine kenetlenmişlerdir. Ayetlerin, kelimelerin, hattâ harflerin ve hareke-lerin tertibi en bedi' bir şekildedir, yüksek bir âhenk verir. Bu tertip ancak, ilmi her şeyi muhit olan Allahın eseridir. Buna beşer fikri nüfuz edemez. İnsanların mahsulü olan şeylerde böyle yüksek âhenk görülemez. Asırlarca işlenmiş kaide-lerin yardımiyle yapıldıkları halde muayyen bir seviyeyi aşamazlar. Kur'an ise hiç bir kaideye tâbi değildir. Her şeyin üstündedir. Kelamı İlâhi ile beşer kelâmı arasındaki fark meydandadır. Kur'an'ın sadası, ufukların maverasından, sonsuz mavi göklerin ötesinden, her şeyin üstünden gelen ve daima üstün kalan bir sadadır. Allah Kelâmıdır. Hangi âyetine baksan yüksek bir i'cazın, cazibeli bir âhengin seyrine dalıyorsun ve hayran kalıyorsun. Onun tertibi de, tilâveti gibi hoştur.

Kur'an-ı Kerim akaid, ahlâk, ahkâm, ictimai nizam vesaireyi havi olup tîlâ-vetiyle de teabbüd edilir. Namazda ve namaz dışında daima okunur. Bir çokları tarafından ezberlenmiştir. Tertipsiz ezber olur mu? Tertibi yoksa hangi sıraya göre ezberliyecek ve okuyacak? ''Namazda falan sûreyi okurdu" diyoruz. Sûre-lerin tertibi üzere okunması lâzımdır. Fıkıh kitapları bu hususta izahatla doludur. Hangi namazda hangi sûreler okunacağı gösterilmiştir. Seb'i Tıval, yüzlükler, mesani, mufassal gibi tâbirler var. Meselâ: Hücurattan Buruca kadar Tıvali Mufassal denir, Burucdan Lemyekûne kadar Evsatı Mufassal, oradan sona kadar da Kısarı Mufassal denir. Sabah ve öğle namazlarında Tıvali, ikindi ve yatsı namazlarında Evsatı, akşam namazında da Kısarı okumak müstehabdır. Hazreti Ömer'in Ebu Musa El-Eş'ari'ye yazdığı mektup ta böyledir. Bunlar eserden alınan tertiplerdir. Tertip olmasa hangi sûreden sonra hangisi okunacağı nereden bilinsin? Halbuki takdim, tehir mekruhtur. Bütün nakli deliller Kur'an'ın Resulullahın hayatında tertip edildiğini göstermektedir: Buharı, Bakara Sûresinin fezailinden bahsederken şu hadisi rivayet ediyor: Resulü Ekrem buyuruyor ki: "Her kim Bakara Sûresinin son iki âyetini her hangi gece okusa, bunlar ona yeter.''

Demek Bakara Sûresi tertipli ve eshab da bu tertibi biliyor ki, sonundan iki âyet deyince onların hangi âyetler olduğunu anlıyorlar. Eğer tertip olmasa son âyet denmezdi. Bunların hangi âyetler olduğu bilinemezdi.

Bir çok hadislerde namazda sıra ile okunan sûreler sayılıyor. Bunlar bugünkü tertiptedir. İşte Kur'an'ın tertipli olduğu böyle güneş gibi âşikârken müsteşrikler bu meseleyi dile dolayıp ters göstermeye çalışırlar. Kimisi Kur'an'ın bugünkü tertibini beğenmez, kimisi tertibe sonradan sokuldu iddiasını ortaya atar. Çürük rivayetleri ele alıp doğru rivayetlere arka çevirirler. Tenakuza düşerler. W.Muir, Muhammed'in Hayatı (Life of Mohammed)unvanlı eserinin metninde, Kur'an'ın tertipsiz olduğunu söylerken eserinin hâşiyesinde insafa gelerek Asrı Saadette bütün Kur'an'ı ezberden okuyan kurranın bulunduğunu anlatır, Hele E. Dermenghem, tertip hakkında çok haksız sözleri sarf eder. "Kur'an'ın Asrı Saadette kâmilen ezberlendiği inkârı kaabil olmayan bir hakikattir." Bunu kabul etmeyen yoktur. Hem yüzden fazla âyetlerden müteşekkil olan sûreleri, âyetleri tertipsiz olduğu takdirde ezberlemeye imkân var mıdır? Bu akla sığar mı? Bunlar tertipsiz olsa ve tertipsiz ezberlenebileceği kabul edilse bile herkesin bu âyetlere kendi keyfine göre bir tertip vermesi icabeder. O zaman ortaya pek muhtelif tertipler çıkar. Halbuki böyle bir şey yok. Bütün eshabın

okuduğu Kur'an, aynı Kur'an'dır. Eshabdan biri Kur'an okurken bir âyeti takdim veya tehir etse yanlışı tashih olunurdu. Demek tertip var ki, o tertip bozulunca herkes farkına varıyor. Eğer tertip olmasa herkes aklına geldiği gibi karmakarışık okuyacak ve kimse kimseyi tashih edemiyecek. 6236 şu kadar âyetin tertipsiz ezberlenmesine imkan var mı? Ezberleme deyince behemehal tertip vardır. Tertipsiz ezber olamaz. Hâfıza sıra ile okur. Kur'an'ın Resulûllahın hayatında tertipli olduğu hiç şüphesizdir.

Elimizdeki Mushafı Şerif, Hazreti Peygamber tarafından tertip olunduğu şekildedir. Kur'an-ı Kerim'in tarihini karıştır, dikkatle gözden geçir. Bir âyetin yeri değiştirildiğine dair hiç bir kayıt bulunamaz. Mushafı Şerif, Resulü Ekrem tarafından Vahyi İlâhiye tevfikan tertip olunan Kur'an'ın aynı olduğu her nevi şüphenin fevkinde kalır. Bugün dörtyüz milyon islâm âleminin hürmetle el üs-tünde tuttuğu Mushaflar, birbirinin aynıdır. Şii olsun, Sünni olsun, hangi mez-hepten bulunursa bulunsun her Müslümanın Mushafı birdir. Bir kelime ziyade ve noksan farkı görülemez. Hazreti Ebubekir zamanında cem' olunup Hazreti Osman tarafından istinsah olunan Kur'an nüshasının imlâsı bile muhafaza olu-narak bugüne kadar aynen gelmiştir. Elimizdeki Mushaf işte odur.

Ebubekir zamanında Kur'an'ın cem'i işi sıkı bir kontrol altında yapıldı. Onda bir değişiklik ihtimali yoktur. Herkesin gözünün önünde yapıldı. Eğer bîr noksanlık olsa eshab derhal tashih ederdi. Hazreti Osman istinsah ettirirken de kibar eshabın çoğu sağ idi. İstinsah heyeti küçük bir değişiklik bile yapmadı. Yapamazdı. Hazreti Osman'ın yukarıda geçen sözlerinden anlıyoruz ki, onlar Resulûllahın talimat ve irşadına göre hareket ettiler. Bunun dışına çıkmadılar. İstinsah heyeti Kur'an umurunu bilen en salâhiyetli kimselerden kurulmuştu. O zaman siyasi ihtilaflar çıkmaya başlamıştı. Hiç bir kimse Hazreti Osman'ın devrinde Kur'an'da tahrif yapıldığını iddia edemedi. Hazreti Osman'a karşı söylenen söz onun bir takım kıraetleri menetmesinden ve halkı bir Mushaf etrafına toplamak için bozuk imlâlı Mushafları ortadan kaldırmasından ibarettir. Kur'an'ın tertibine ve istinsahına gelince bu hususta Osman'ın aleyhinde bulunan yoktur. Hazreti Osman'ın işini bütün ashab, Müslümanlar tasvip ettiler.

Hazreti Ali: "Eğer onun yerinde olsaydım ben de aynısını yapardım." demiştir

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...