Jump to content
Sign in to follow this  
Alyadua

Sad Suresi ve Fazileti

Recommended Posts

765

İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Ebu Talib hastalanınca Kureyş de Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da yanına geldiler.Ebu Talib'in yanında bir kişilik yer vardı. Ebu Cehil oraya Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın oturmasını önlemek için hemen kalktı. Kureyşliler Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı Ebu Talib'e şikayet ettiler. Ebu Talib: "- Ey kardeşimin oğlu! Kavminden ne istiyorsun?" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): " Kendilerinden bir kelime istiyorum. Eğer söylerlerse, bütün Araplar o kelime sayesinde kendilerine uyacak bütün Acem o kelime sayesinde cizye ödeyecek" dedi. Ebu Talib atılarak: "- Yani tek bir kelime mi?" diye sordu. Resüllullah (aleyhissalatu vesselam): " Evet amcacığım tek bir kelime! Lailahe İllallah (Allah'tan başka ilah yoktur!) diyecekler." "- Tek Allah mı? Biz son dinde bunu işitmedik, bu bir uydurmadır!" dediler. Bunun üzerine şu ayetler indi: "Sad. O şanlı, şerefli Kur'an'a yemin ederim ki, (gerçek), inkar edenler(in iddia ettikleri gibi değildir). Bilakis (onların dışı boş) bir onur, (içi ise tam) bir tefrika içindedir. Biz kendilerinden evvel nice ümmetleri helak ettik. O zaman ne çığlıklar kopardılar. Halbuki (o vakit, azabtaıı kaçıp) kurtulma vakti değildi. O kafirler içlerinden (kendilerinin başına çökecek) tehlikeleri bildiren (bir peygamber) geldiğ'ine şaştılar. "Bu, dediler, bir büyücü, bir yalancıdır. O bütün tanrıları bir tek Tanrı mı yapmış. Bu cidden acayip bir şey!" Onların elebaşlarından bir güruh (birbirine): "Yürüyün, mabudlarınıza (ibadette) sebat edin. Şüphesiz ki, arzu edilecek olan budur" diyerek kalkıp gitmişti. Biz bunu diğer dinde işitmedik. Bu, uydurmadan başka bir şey değildir. O Kur'an aranızdan ona mı indirilmiş? dedi." (sad,1-8).

 

 

 

 

780

Mesruk (rahimehullah) anlatıyor: "İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'un yanında oturuyorduk, o da aramızda yatmış vaziyette idi. Kendisine bir adam geldi ve: "- Ey Ebu Abdirrahman! Bir kıssacı (Kinde kapıları yanında), Duhan mücizesi gelerek kafırlerin nefıslerini alıp götüreceğini, mü'minlerin ondan nezle şeklinde (çok hafıf müteessir olarak) geçiştireceğini anlatıyor" dedi. Bunun üzerine İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) kızarak oturdu ve şunları söyledi: "- Ey insanlar Allah'tan korkun. İçinizden bir şeyler bilenler bildiklerini söylesin. Bilmeyenler de, "Allahu a'lem (Allah bilir)" desin. Zira birinizin bilmediği bir şey için "Allah bilir" demesi en büyük ilimdir. Zira Allahu Teala Resul-i Ekrem (aleyhissalatu vesselam)'i için şöyle buyurmuştur: "Ben bu hizmetim için sizden bir ücret istemiyorum, kendiliğinden bir şey teklif edenlerden de değilim, de!" (sad, 86). Şüphesiz, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), insanlarda bir gerileme gördüğü zaman: "Rabbim, Hz. Yusufun yedi (senesi) gibi yedi (kıtlık) senesi ver"diye bedduada bulunmuştu. Bu beddua üzerine Mekkeli müşrikleri öyle bir kıtlık yakalamıştı ki her şeyi silip süpürmüş, açlıktan laşelerin derilerini bile yemek zorunda kalmışlardı. Onlardan biri semaya bakınca, duman gibi birşeyler görür olmuştu. Bu durum karşısında, (Mekkelilerin lideri olan Ebu Süfyan) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e müracaat ederek: "- Ey Muhammed, sen Allah'a taat ve yakınlarına yardım emrederek geldin. Kavmin helak oldu. Onlar için Allah'a dua et!" dedi. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle. Bu can yakan bir azabtır. İnsanlar: "Rabbimiz bu azabı bizden kaldır, doğrusu artık biz inananlarız" derler. Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler "belletilmiş bir deli" demişlerdi. Biz sizden azabı az süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz" (Duhan,10-15). Abdullah İbnu Mes'ud şöyle dedi: "- Haklarında: "Onları çarptıkça çarpacağımız gün intikamımızı mutlaka alırız" (Duhan 16) buyurulanlardan hiç ahiret azabı kaldırılır mı?" Ayette geçen batşa (çarptıkca çarpma), Bedir Savaşı' dır."

 

 

 

5573

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Cinlerden bir ifrit, dün akşam, namazımı bozdurmak için üzerime atıldı. Allah ona galebe çalmama imkan verdi. Ben de onu boğazından yakaladım. Hatta onu, mescidin direklerinden birine bağlamayı arzu ettim, ta ki sabah olunca hepiniz onu göresiniz. Ancak, kardeşim Süleyman aleyhisselam'ın şu sözünü hatırladım: "...Ve benden sonra kimseye nasib olmayacak bir mülkü bana ihsan et" (sad 35). Allah da onu hor ve hakir olarak geri çevirdi."

 

Kaynak:Kütübi Sitte

 

 

 

38 - SAD

Bismillahirrahmanirrahim

 

1. Sad vel kur'ani ziz zikr

2. Belillezıne keferu fı ızzetiv ve şikkak

3. Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens

4. Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun kezzab

5. E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey'üy ucab

6. Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey'üy yürad

7. Ma semı'na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak

8. E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku azab

9. Em ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil vehhab

10. Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab

11. Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab

12. Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir'avnü zül evtad

13. Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab

14. İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ıkab

15. Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak

16. Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab

17. Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab

18. İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak

19. Vettayra mahşurah küllül lehu evvab

20. Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab

21. Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mıhrab

22. İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba'duna ala ba'dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais sırat

23. İnne haza ehıy lehu tis'uv ve tis'une na'cetev ve liye na'cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab

24. Kale le kad zalemeke bi süali na'cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba'duhüm ala ba'dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab

25. Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab

26. Ya davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab (24. Ayet secde ayetidir.)

27. Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nar

28. Em nec'alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec'alül müttekıyne kel füccar

29. Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül elbab

30. Ve vehebna li davude süleyman nı'mel abdinnehu evvab

31. İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad

32. Fe kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab

33. Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a'nak

34. Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme enab

35. Kale rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba'di inneke entel vehhab

36. Fe sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü esab

37. Veş şeyatıyne küllü bennaiv ve ğavvas

38. Ve aharıne mükarranıne fil asfad

39. Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hısab

40. Ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab

41. Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab

42. Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab

43. Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab

44. Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı' mel abd innehu evvab

45. Vezkür ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya'kube ülil eydı ve ebsar

46. İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar

47. Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar

48. Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar

49. Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meab

50. Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab

51. Müttekiıne fıha yed'une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab

52. Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab

53. Haza ma tuadune li yevmil hısab

54. İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad

55. Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab

56. Cehennem yaslevneha fe bi'sel mihad

57. Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak

58. Ve aharu min şeklihı ezvac

59. Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar

60. Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi'sel karar

61. Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı'fen fin nar

62. Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar

63. Ettehaznahüm sıhriyyen em zağat anhümül ebsar

64. İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar

65. Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül kahhar

66. Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül ğaffar

67. Kul hüve nebün azıym

68. Entüm anhü mu'ridun

69. Ma kane liye min ılmin bil meleil a'la iz yahtesımun

70. İy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mübın

71. İz kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min tıyn

72. Fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın

73. Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun

74. İlla iblıs istekbera ve kane minel kafirın

75. Kale ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alın

76. Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn

77. Kale fahruc minha fe inneke racım

78. Ve inne aleyke la'netı ila yevmid dın

79. Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yüb'asun

80. Kale fe inneke minel münzarın

81. İla yevmil vaktil ma'mum

82. Kale fe bi ızzetike le uğviyennehüm ecmeıyn

83. İlla ıbadeke minhümül muhlesıyn

84. Kale fel hakku vel hakka ekul

85. Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeıyn

86. Kul ma es'elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifın

87. İn hüve illa zikrul lil alemın

88. Ve le ta'lemünne nebeehu ba'de hıyn

 

 

Meali

 

38-SAD:

1 - Sâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak!

2 - O inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.

3 - Kendilerinden önce nicelerini helak ettik. Onlar çağrıştılar. Ama artık kurtuluş vakti değildi.

4 - İçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler: "Bu bir sihirbazdır, yalancıdır" dediler.

5 - "İlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf!"

6 - İçlerinden ileri gelenler fırladılar ve dediler ki: "İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten arzu edilen bir murad!"

7 - "Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır."

8 - "Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.

9 - Yoksa sana o Kur'ân'ı veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı?

10 - Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise bütün imkanlarını seferber ederek yükselsinler de görelim!

11 - Onlar burada çeşitli partilerden (gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur.

12 - Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı.

13 - Semûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır.

14 - Hepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.

15 - Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.

16 - Bir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim azabdan payımızı acele ver" dediler.

17 - Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.

18 - Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.

19 - Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.

20 - Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.

21 - Bir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.

22 - Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar.

23 - Biri: "İşte bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi" diye anlattı.

24 - Davud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a yöneldi.

25 - Biz de o zannettiği şeyi kendisine bağışladık. Şüphesiz yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır.

26 - Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli bir azab vardır.

27 - Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline!

28 - Yoksa, iman edip de salih amel işleyenleri biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini azgın günahkarlar gibi yapar mıyız?

29 - Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.

30 - Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi.

31 - Hani kendisine bir zaman akşam üstü iyi cins ve rahvan atlar gösterilmişti.

32 - "Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan ötürü tercih ettim." Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi.

33 - "Geri getirin onları bana!" dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.

34 - Andolsun ki Süleyman'ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.

35 - Süleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin." dedi.

36 - Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.

37 - Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.

38 - Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik).

39 - "İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin" dedik.

40 - Şüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve güzel bir makam vardır.

41 - Kulumuz Eyyub'u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti: "Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu."

42 - (Biz ona): "Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.

43 - Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun.

44 - (Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.

45 - Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler.

46 - Çünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.

47 - Çünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir.

48 - İsmail'i, Elyasa'yı, Zü'l-Kifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.

49 - İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır.

50 - Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.

51 - İçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir.

52 - Yanlarında da bakışları yalnız kocalarına dönük hep aynı yaşta dilberler vardır.

53 - O hesap günü için size vaad edilen işte budur.

54 - İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur.

55 - Bu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır.

56 - Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir.

57 - İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir.

58 - Ve o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da vardır.

59 - İşte şunlar da sizin peşinize düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar.

60 - (Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak!"

61 - "Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ateşteki azabını kat kat artır" derler.

62 - Bir de derler ki: "Kötülerden saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz?"

63 - "Onları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı?"

64 - Şüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.

65 - De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan başka tanrı da yoktur."

66 - "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır."

67 - De ki: "Bu, bir büyük haberdir."

68 - "Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

69 - "Münakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi?"

70 - "Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."

71 - Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."

72 - "Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."

73 - Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.

74 - Yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

75 - Allah: "Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?" dedi.

76 - İblis dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."

77 - Allah: "Hemen çık oradan, artık sen kovuldun."

78 - "Ve elbette lanetim ceza gününe kadar senin üzerindedir." buyurdu.

79 - İblis: "Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.

80-81 - Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.

82 - İblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım."

83 - "Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna" dedi.

84 - Allah buyurdu ki: "O doğru, ben hep doğruyu söylerim."

85 - "Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracağım."

86 - Ey Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif etmiyorum."

87 - "O Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir öğüttür. "

88 - "Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...