Jump to content
Sign in to follow this  
Melâl

Hüseyin Cisrî

Recommended Posts

Hakkında

 

Trablusşam’da doğdu. On sekiz yaşına kadar Trablus’ta dinî ilimler okudu. Daha sonra felsefe ve teknik bilimlerle ilgilendi. Ezher’e gitti. Aklî ve tabiî ilimlere ilgi duydu, siyasî ve ilmî neşriyatı yakından takip etti, dinî ilimlerle meşgul olanların mutlaka tabiî ve aklî ilimleri de öğrenmelerinin gerektiğini ısrarla savundu.

 

Hüseyin Cisrî, kalkınmanın temelinde eğitimin olduğuna inanıyordu, bunun için sanat ve meslek okulları açılmasının gerektiğini savunuyor, kadınların ve çocukların eğitimine özel önem veriyordu. Dinî ilimlerle müspet ilimlerin bir arada verilmesi gerektiğini düşünen Cisrî, bunu gerçekleştirecek ortamı bulunca bir medrese açtı. Arap dili ve edebiyatı, temel İslam ilimleri, coğrafya, mantık, matematik, Osmanlı kanunları, Türkçe ve Fransızca gibi derslerin yer aldığı bu medresede dinî ve modern ilimler bir arada okutuldu.

 

Hüseyin Cisrî, Kur’an’ın ilmî gelişmeler ışığında yeniden yorumlanması gerektiğini ifade etti. Sünnetin önemini de vurgulayan Cisrî hadislere güvensizlik telkin eden bütün görüşleri reddetti. Hayatını ilim ve tasavvuf yoluna adayan babası Muhammed Cisrî gibi Hüseyin Cisrî de hayatını ilim ve tasavvuf yoluna adadı. Babası gibi o da Ehli Sünnet ve’l-Cemaat yolunda, füruda Hanefî mezhebinde, tasavvufta Halvetî tarikatından idi. Hüseyin Cisrî tasavvufî bir terbiye ile yetişti ve hayatı tasavvuf merkezli yaşadı. Bir Halvetî şeyhi olarak, Ehli Sünnetin genel yaklaşımına uygun bir şekilde daima mutedil oldu, ilmî ve fikrî açıdan aşırı uçlarda olmaktan kaçındı. Hüseyin Cisrî de babası ve dedesi gibi Osmanlı Devletine ve halifesine bağlı oldu.

 

II. Abdülhamid’e ithafen Risale-i Hamîdiyye diye isimlendirilen eserin kısa sürede çok başarılı olması üzerine II. Abdülhamid tarafından İstanbul’a davet edilip Malta Köşkünde misafir edildi ve Dördüncü Osmanlı nişanıyla ödüllendirildi. Hüseyin Cisrî bunun dışında da II. Abdülhamid’in övgüsüne, ilgisine ve çeşitli ödüllerine nail oldu. II. Abdülhamid’in daveti üzerine çeşitli zamanlarda üç defa İstanbul’a gelip Sultanın misafiri oldu. II. Abdülhamid, Risale-i Hamîdiyye’nin Türkçeye tercüme edilip neşredilmesi emrini verdi. Ayrıca, Hüseyin Cisrî’den mekteplerde okutulmak üzere bir akait kitabı telif etmesini istedi. Cisrî İstanbul’daki ikametinin dört beş ayında bu kitabın telifiyle uğraştı ve bu kitabı Husûnu’l-Hamîdiyye fi Akaidi’l-İslamiyye diye isimlendirdi.

 

Çağını doğru okuyabilen ender insanlardan olan Hüseyin Cisrî hayatını ilme ve talebe yetiştirmeye adadı. Diğer bazı eserleri: Zînetü’l-masûne, İlmü terbiyeti’l-etfâl ve saadeti’n-nisa ve’r-rical, Nüzhetü’l-fikr fî menâkıbi tercemeti’ş-Şeyh Muhammed el-Cisr, el-İşârâtü’l-latîfe, Şehâdet-i Tevâtürî, Zahîretü’l-meâd fî fezâili’l-cihâd.

 

 

Yazarın Kitapları

 

  • Hz. Muhammed(S.A.V) - Risale-i Hamidiyye

hzmuhammed.aspx?width=180

 

Bediüzzaman Said Nursi’nin “hem-asrımız ve fikren biraderimiz” ifadeleriyle zikredip Risale-i Nurların çeşitli yerlerinde eserine yönlendirmede bulunduğu Allame Hüseyin Cisrî’nin başyapıtı… Manastırlı İsmail Hakkı’nın en mühim tercüme eseri…

Sünneti terk edip Kur’an bize yeter diyenlere cevap… İslam kılıçla yayılmıştır diyenlere cevapæ

decilere ve evrim teorisine cevaplar… Hakiki din alimleriyle günümüzdeki kötü alimler arasındaki fark… Namaz, oruç, zekat, hac vs ibadetlerdeki hikmetler… Tesettür, izdivaç, kısas, had cezaları vs bazı muamelat hükümlerindeki hikmetler… İslam ile günümüzdeki Müslümanlar arasındaki ayrılık sebepleri… İslam’ın günümüze uymadığını iddia edenlere cevap…

 

Hazreti Muhammed’in peygamberliğine dair aklî burhanlar…

 

Hazreti Muhammed’i müjdeleyen peygamberlerin muştuları ve Kitabı Mukaddes’ten ayetler…

 

Hazreti Muhammed’in sözlü ve fiilî rehberliği olmaksızın Kur’an ve dolayısıyla İslam anlaşılamaz… Hazreti Muhammed’in ve İslam’ın daha iyi anlaşılması için bir kaynak eser…

 

“Tevrat, İncil ve Zebur’un ibareleri; Kur’an gibi i’cazları olmadığından, hem mütemadiyen tercüme tercüme üstüne olduğundan, pek çok yabanî kelimeler içlerine karıştı. Hem müfessirlerin sözleri ve yanlış tevilleri, onların âyetleriyle iltibas edildi; hem bazı nâdanların ve bazı ehl-i garazın tahrifatı da ilâve edildi. Şu surette o kitablarda tahrifat, tağyirat çoğaldı. Hattâ Şeyh Rahmetullah-i Hindî (allâme-i meşhur) kütüb-ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudi ve Nasara ulemasına isbat ederek, iskât etmiş. İşte bu kadar tahrifatla beraber, şu zamanda dahi meşhur Hüseyin-i Cisrî (Rahmetullahi Aleyh) o kitablardan yüz ondört delil nübüvvet-i Ahmediyeye dair çıkarmıştır. “Risale-i Hamîdiye”de yazmış. O risaleyi de, Manastırlı Merhum İsmail Hakkı tercüme etmiş. Kim arzu ederse, ona müracaat eder, görür.” (Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, 19. Mektub)

 

Şu son zamanlarda Mevlâna Hüseyin Cisrî, Suriye’nin en büyük hakîmi, en meşhur uleması olduğu gibi, Manastırlı da bu diyarın en mütebahhir bir âlimi ve muharriri idi. (Mehmet Akif)

 

Bu kitabı mütalaa eyledikçe müellifine muhabbetim ve mükemmel karihasına hayretim ziyadeleşmektedir. (Manastırlı İsmail Hakkı)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...