Jump to content
Sign in to follow this  
Melâl

Ege’de Karya Hâkimiyeti

Recommended Posts

Greek-Philosophers.jpg

 

Karya, Anadolu’nun güneybatısında bulunan ve coğrafi konumundan dolayı uzun süredir büyük önem taşıyan bir bölgedir. İran’a kadar uzanan önemli bir ticari yol Milet’te Ege Denizi’nin ticari güzergâhlarıyla çakışırdı. Önce Minos uygarlığı, MÖ 1400’den itibaren de Miken uygarlığı altında gelişmiş olan bu şehir üzerinde derinlemesine incelemeler yürütülmüştür. Karya’nın dağlık iç bölgelerinde yaşayan yerli halkı konusunda bazı bilgiler bize çeşitli belgeler yoluyla ulaşmıştır. Örneğin Hitin kaynaklarına göre Karkişa (Karya), Aşşuwa İttifakı’na üye küçük Luvi devletleri arasında yer alır.

[h=4]Elimizdeki Bilgiler[/h] Meander Nehri’nin (Büyük Menderes) güneyinde kalan dağlık kıyı bölgesi Karya olarak bilinir. Bu bölge doğal limanlar açısından zenginse de iç bölgelerle bağlantıları elverişli değildir. Xanthos (Eşen Çayı) ve İndos (Dalaman Çayı) dışındaki nehirlerin çoğu kıyıya doğru akmak yerine Meander’e katılır, dolayısıyla verimli taşkın ovalarının ve kıyı ovalarının sayısı çok azdır. Ancak Karya yine de Antik Çağda belli başlı ticari yolların kesiştiği bir bölgeydi. Doğu’dan gelen kara ve deniz yolları Anadolu’nun güneybatısındaki bu köşede binlerce yıldır stratejik açıdan büyük önem taşıyan bir bölge olan Ege Denizi’ne ulaşırdı.

Milet 1899 yılından beri arkeologlar tarafından sistematik olarak araştırıldığı için yerleşim tarihi son derece iyi belgelenmiştir. MÖ 2. binyılın birinci yarısında Milet, Minos uygarlığının etkisi altında gelişme gösterir. Toplumun en azından üst sınıflarının Girit’ten geldiği sanılır. Bu dönemde Girit’teki eski saraylarda yaşayan hükümdarlar ve tüccarlar öncelikli olarak metallere erişim sağlamak amacıyla ticaret yolları oluşturmuştur. Ege bölgesindeki çeşitli ticaret üsleri ve koloniler bu yolları koruma amacı taşırdı. Girit Mikenlerin eline geçtikten sonra Milet de MÖ 1400 civarında Mikenlerin etkisi altına girer. MÖ 1300’lerde şehir müthiş bir felakete maruz kalır. Hitit belgelerine göre Büyük Kral II. Mursili (MÖ 1318-1290) krallığının ikinci yılında, yani MÖ 1316 civarında ordusunu Luvi devleti Arzawa’yla ve bu devletin iki büyük şehri Millawanda ve Apaşa’yla savaşmaya göndermiştir. Günümüzde arkeologlar Millawanda’nın Milet, Apaşa’nın da Ephesos olduğuna inanırlar.

Milet yeniden inşa edildiği zaman şehrin surları Hitit surlarını andırdığından Miken etkisinin sona erdiği düşünülür. Büyük III. Kral Hattusili (MÖ 1266-1236), Tawagalawa adı verilen bir mektupta Ahhijawa kralına Arzawalı Piyama-Radu’nun Millawanda’dan yola çıkıp Hititlerin batılı vasallarına savaş açtığından şikâyet eder. Günümüz araştırmacıları, Ahhijawa’yla Miken dönemindeki Yunanistan’ın kast edildiği konusunda hemfikirdir. Dolayısıyla MÖ 13. yüzyıl ortalarında Arzawa’nın Batı Anadolu’da Hitit kralına açık bir şekilde destek vermiş olan küçük devletleri ciddi bir şekilde taciz ettiği anlaşılır. Öte yandan Milet’in kriz dönemindeki (MÖ 1192-1182) çalkantılardan fazla etkilenmediği sanılır.

[h=4]Öneriler[/h] [h=3]Ege’de Karya hâkimiyeti[/h] Karya’nın adı, “dik topraklar” anlamına gelen Luvice Karuwa kelimesinden türemiştir. Hitit döneminde bu bilge Karkişa olarak bilinirdi. Grekler arasında da, günümüzde Türkçede olduğu gibi Καρία (Karya) olarak bilinirdi. Karya’nın Halikarnassos (günümüzde Bodrum) liman şehrinde doğmuş olan Yunan tarihçi Herodotus’a göre “Karyalılar başlangıçtan beri bu topraklarda yaşadıklarına inanırlar” (1.171).

Milet’te yürütülen kazıların sonuçları temelinde Luvi kültürünün ortadan kalktığı süre genişletilmiştir, çünkü bir yüzyılı aşan bir süre boyunca yapılan raporlarda Luvi kelimesi hemen hiç geçmez. 1994’ten sonra Milet’in Bronz Çağı’na ait kalıntılarında kazılar yürütmüş olan Heidelbergli arkeolog Wolf-Dietrich Niemeier, Minos, Miken ve Hitit uygarlıklarını prensipte birbirinden ayırt ederdi. Dolayısıyla MÖ 13. yüzyılın konu edildiği siyasi haritalarda Hitit İmparatorluğu batıda Milet’e kadar uzanırmış gibi gösterilir. Orada Miken etki alanıyla üst üste gelir. Böyle bir durum kısa bir süre boyunca söz konusu olabilirdi, ama Bronz Çağı’nın tamamı boyunca böyle olamazdı. Milet’in Minos veya Miken etkisi altında olduğu zaman bile bu etki sadece şehrin kendisi konusunda geçerli olurdu ve çevresi açısından söz konusu olmazdı. Bronz Çağı neredeyse 2000 yıl sürmüştür. Bu dönemde Karya’nın iç kesimlerinde muhtemelen ağırlıklı olarak, en azından MÖ 2. binyıl süresinde Luvice konuşmuş olan endemik Anadolu halkları yaşardı. Anadolu’nun neredeyse tüm diğer bölgelerinde olduğu üzere Karya da dönem dönem Hitit merkezi yönetimlerinin hegemonya iddialarına maruz kalmış ve bu etkiden kurtulmaya çalışmıştı.

Günümüzde Karyalılar hakkında bildiklerimiz arkeolojik saha çalışmalarından çok, tarihi belgelerden kaynaklanır. Arkeolojik araştırmalar neredeyse sadece Minos veya Miken etkisi sergileyen kıyı bölgelerindeki sit alanlarında (Milet, Müsgebi, İasus) ve/veya Grek kolonizasyonu dönemine ait merkezlerde veya yerleşim katmanlarında (Stratonikeia) yürütülmüştür.

Hitit belgelerinde Karkişa (Lukka ve Wilusiya’nın yanı sıra) Aşşuwa ittifakına üye 22 Luvi krallığı arasında yer alır. Bu ittifak MÖ 15. yüzyılda üyelerini Hitit İmparatorluğu’nun hegemonya iddialarına karşı savunmak amacıyla kurulmuştur. Her ne kadar Büyük Kral I. Tutthaliya (MÖ y. 1460-1420) bu ittifakı yenilgiye uğrattığını iddia ederse de, iki yüz yıl sonra Hitit İmparatorluğu sonsuza kadar ortadan kalkarken Luvi kültürü var olmaya ve gelişmeye devam etmiştir.

Homeros İlyada’da (2.869) Milet şehrinin Karya’ya ait olduğunu, Karyalıların “Barbarvari gırtlak seslerinden” oluşan bir dil konuştuğunu ve Troialıların müttefiki olduklarını yazar. Hem Herodotus (1.171), hem de Strabon (7.2) Karyalıların daha önceki adının Leleg olduğunu söyler. Strabon’a göre (13:59) Lelegler o dönemde de kısmen görünür olan kalıntıları kendine özgü bir kâgir yapı stili sergileyen sekiz şehir kurmuştu. Bu yerleşim yerlerinden biri Halikarnassos’tan sadece birkaç kilometre iç tarafta olup adı Pedasa’dır (6.20). Hitit döneminde Karya’nın en doğudaki bölgelerinin adı Pitasa’ydı. MÖ 6 ve 5. yüzyıllarda Pedasa, komşu olduğu Halikarnassos’tan bile daha önemliydi.

Karyalılar genelde Fenikelilerle bağdaştırılır. Homeros ve Herodotus’un eserlerinde “Karya” ve “Fenike” terimleri yabancı ve doğulu kelimeleriyle eşanlamlı olarak da kullanılmıştır. Karyalılar girişimci, cesur ve denizcilikte usta olarak bilinirdi. Denizcilikte o kadar önemli başarılar elde ederlerdi ki “deniz insanları” olarak bilinirlerdi; bu durum akla Mısır tapınak yazıtlarındaki Deniz Kavimleri”ni getirir. Yunan tarihçi Diodorus (5.84.4) ve Kilise tarihçisi Caesarealı Eusebius MÖ 8. yüzyılda Karyalıların denizlerdeki hâkimiyetinden söz eder. Herodotus’a göre (1.146) Batı Anadolu’da Grek kolonileri kurulurken işin içinde Yunanistan’dan hiçbir kadın yoktu, erkekler de Karyalı kadınlarla evlenmişti. Bu da Thales veya Herodotus gibi Karya’nın şehirlerinde doğmuş ünlü Greklerin yarı Karyalı olduğu ve Karya soyundan geldiği anlamına gelir. Dolayısıyla Herodotus’un (1.171) Karyalıları “tüm ulusların en saygını” olarak görmesi şaşırtıcı değildir. Her ne kadar bu dönemde Grekler Karya’nın kıyı kentlerine hâkim idiyse de, halkın büyük kısmı Anadolu kökenliydi ve kendi yerel dillerini konuşurlardı.

Herodotus ayrıca (1.171) “miğferlere sorguç takma modasını başlatanlar Karyalılardır” der. Bu sorguçlar muhtemelen Deniz Kavimleri’nin Medinet Habu’daki tasvirlerinin en önemli özelliğinden birini oluşturuyordu.

[h=4]Bibliografya[/h] Herda, Alexander (2009): “Karkiša-Karien und die sogenannte Ionische Migration.” In: Milet und Karien vom Neolithikum bis zu den ‘Dunklen Jahrhunderten’ – Mythos und Archäologie. Frank Rumscheid (ed.), Rudolf Habelt, Bonn, 27-108.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Karya Tabelalarda karia olarak yazıyordu..O bölgeyi pek gezme fırsatım olmadı ama bazı önemli bilgiler mevcut.

Karia Hakimiyet oluşturmuş bir devlet değildi..Likya birliğide denen ege ve antalyaya kadar uzanan küçük devletler topluluğuna mensup.. Meşhur likya yolunun başlangıcı kariadır..

Haberlerde çıkmıştı bir ara..İlk demokratik meclis patarada bulunmuştu hatta yabancı bir çok devlet başkanının bu eski mecliste toplanması gündeme gelmişti..(Umarım orayıda restore etmemişlerdir..)

Kurulan birliğin uç noktasındaydı yanılmıyorsam romalıların(brütüs komutasında) bu birlikte ilk aldığı devlette kriaydı.

Patara ve kısmen fethiyeye kadar geldim,tabelasını görüp geri dönmüştüm:)

 

Birde bu birliğin bir önemi daha vardı..anadoluda hüküm süren roma sadece bı kıyı kesimdeki küçük devletler birliğine boyun eğdirememişti...

Bu sebeple sezarın emri ile brütüs bu devletler topluluğunu roma topraklarına katmak için harekete geçti..Sonuç olarak roma hakimiyeti tanındı ama bağımsızlıkları devam etti..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...