Jump to content
Guest meyram

Barnabas-44

Recommended Posts

Şalom

sayın arkadaşım ahzab40 ben amelimle cennete giremem diyor kim diyor peygamberiniz tanrı mı yazmış bunu yoksa peygambermi koymuş kuran kitabına tanrı sözü olsa şöyle demesi lazımdı hiç kimse kendi ameli ile cennete giremez

 

Ahzab 40 ta öyle bir şey yok bunu üstteki mesajımda verdim zaten. Hadis olarak bunu okuduysanız orasıda doğrudur. Kimse ameli ile cennete gidemez Allah c.c. bunu bilir. Kul haklarından dolayı bile müflis olabilirsin. Yani amellerin onlara verilir sen iflas edenlerden hakkını yediklerinin günahlarını alarak cehennemliklerden olaiblirsin. Sanırım bunu anlaan bir hadis bu.

 

o zamanda şöyle bir durum ortaya çıkardı amelle girilmiyorsa neyle girilecek.zaten kendisi amelle cennete giremiyecekse ahiret gününde size nasıl şefaat edecek tanrıya yalvarıp ümmetimi isterim diyecek kendisinin garantisi yokken size nasıl garanti verecek.

 

Kendisine bu garantiyi Allah c.c. veriyor. Şefaat mertebesinide Allah c.c. veriyor. Bu amelleri ile değil Allah'ın vermesi ile olduğunu anlatmak içindir. Ozaman bütün hayatını ibadetle geçirenler çok daha üst makama bile çıkar. Yani iş amelle olmuyor yaradılış fıtratı ile alakalı.

 

 

kuran kitabında madem kimse kimsenin suçunu yüklenmiyecekse neden kuran kitabında yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin buldugunuz yerde öldürün diyor neden böyle bir ayet kitapta yer alıyor hani her kez kendi ameline yaptıgı işlere göre hesap verecek öldürmek zaten başlı başına günah degilmi bu ayet biraz tanrı sözü degil gibi neden tanrı kullarını birbirlerini öldürmek için teşvik etsin peygamber kendi durumunu güçlendirmek için bu ayeti kuran kitabına koymuş olmasın.

 

Hayır böyle bir ayet yok aksine diğer din mensuplarına bizim dinimizde hoşgörü vardır Efendimiz s.a.v onların davetlerine icabet etmiş kestikleri etleri ( helal olmasa bile kalbini kırmamak için) yemiş. Sofralarına oturmuştur. Zaten aksi olsa Avrupanın yarısı+Anadolu+Kuzey afrika osmanlı zamanında ya yok olurdu yada hepsi müslüman olurdu

 

semüd kavmi kimlerdir tarihte böyle bir kavim varmı yoksa kuran anlaşılmasın diyemi böyle yazmış yoksa örnek olarak mı vermiş.hem amelle cennet garantisi yok bu ayetlerden bu anlaşılıyor hem sırat köprüsü var hem kıldan ince kılıçtan keskin tanrı örnek vermek için neden bir silah 'tan örnek veriyor amaç korkutmakmı tanrı kullarını neden korkutsun biz zaten onun önünde bir hiçiz biliyoruzki tehdit unsuru olan bir şeye karşı tehdit dolu konuşulur bizler tanrıyı nasıl tehdit edebiliriz veya ona karşı durabiliriz.

 

Kıldan ince Kılıçtan kesin derken tanımlama yapılıyor. Yani Allah c.c. ye ulaşmanın yolu sıratı mustakiym den geçer. Buda çok hassas bir yol olduğu bu yoldan ilerleyemenlerin sağa sola savrulduğunu hakikate eremediğini anlatmak için kullanılmıştır. Düşüncesel dünyanızda imanı zedelemeden ayakta durabilmekten çok ince fitnelere karşı koyabilmekten sağdan soldan gelen etkilere rağmen imanı zedelemeden ilerlemekten bahseder.

 

cenneti kuran kitabı ve din adamları öyle bir anlatıyorlarki sanırsın birileri gidip görüp gelmiş neler varmış altından dereler ,ırmaklar köşkler ,huriler,(bunlarda sınıflara ayrılıyor bakireler,dullar ve hizmet eden çocuklar)tanrı bu yalan olan ve hiç kimsenin yaşarken göremiyecegi şeyleri neden söylesin yoksa islamiyet 'te tutmak veya islamiyete çagırmak için yapılmış şeyler olmasıncenneti gören varsa buradan açıklasın sevinirim.

 

Bunlar Efendimiz s.a.v. görüp söyledikleridir. O Allah c.c. nin zatına kadar yükselmiştir. Bu en büyük seviyedir. Büyük zatlarımız bana seni gerek seni derken bundan bahsetmiştir cenneti bile red etmiştir.

 

arapcanın çeşitli lehceleri vardır ayrıca arapca bilmek mecburiyetimde yoktur kuran kitabı yedi kırat üzerine yazılmıştır bunu sizin din adamlarınızda itiraf ediyorlar yani yedi çeşit kuran artık lehce diyince siz anlam,mana,meal,okuma ne derseniz deyin bunların içinde birbirini tutmayanlar olması normal degilmi ayetlerden örnekler verince bazı arkadaşlar pek memnun oluyorlar size övgüler yadırıyorlar ama benim bildigim okumak başka şey bunlardan mana çıkarmak başka şey sizin iddanız çağların ilerisi için yazılmıştır bu sizlerin iddası öyleyse şöyle mi anlıyabiliriz her kez kendine göre bir mana çıkarabilir bu da karişiklıklar neden olmuyormu.

 

Birisi gidiyorum derken ötekisi gidek diğeri gidiyruk derse sen bunları ayrımı anlayacaksın.

Link to post
Share on other sites
şalom seni gerçek ve samimi bir hristiyan olarak görüyoruz bu sitede benim fikrim bu senin rabbin de müslümanların rabbi de birdir başka rab yoktur mesih yani isa gerçek bir peygamberdir samimi olduğun için ve doğrunun peşinde koştuğun için senden bir ricam var diyorum ki rabbe yalvar ve dua et rabbim benim için en doğru yolu seç ve beni bu doğru yolda yürüt senin olmamı istediğin yolda diye rab bütün duaları işitir ve cevap verir esenlikle kal

ALLAH razı olsun güzel bir temennide bulunmuşsunuz işte gerçek mümin böle olur

Link to post
Share on other sites

GÜZEL KARDEŞİM

 

KURAN'DA SOHBET ADABI

 

müminler için karşılıklı sohbet ve bu sohbet sırasında Allah'ın anılması son derece önemli bir ibadettir. Karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı bir ortamda seviyeli bir konuşma üslubu ile imani konulardaki tefekkürlerini birbirlerine anlatır, ayetleri birlikte okuyup düşünürler. Üslubun sevgi ve saygı içinde tutulması çok önemlidir. Nitekim Allah "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır..." (İsra Suresi, 53) emriyle de bu üslubun korunmasını hükme bağlar.

 

Zümer Suresi 18. ayetinde ise Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerin, yani temiz akıl sahiplerinin, "sözü işittiklerini ve en güzel olanına uyduklarını" belirtmiştir.

Müminlerin yaşadığı evler için Allah, "Allah'ın yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği yerler" şeklinde buyurmaktadır. Müminler "... onların içinde sabah akşam O'nu tesbih ederler." (Nur Suresi, 36) İşte bu evlerde iman edenler karşılıklı sohbet etmekte ve Allah'ı anmaktadırlar. Üstelik Enfal Suresi'nin 2. ayetinde bildirildiği gibi onların "... Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir..." Bu yüzdendir ki müminlerin Allah'ı anmaları son derece içli ve samimi, her kelimesi hikmet yüklü, Kuran ayetlerinden örneklerle donatılmış ihlaslı sohbetlerdir.

 

Müminlerin sohbetleri birbirinden çok farklı konularda olabilir, sonuçta her konuşma, her sohbet muhakkak Allah'a bağlandığı için müminin sohbetinde 'boş konuşma' olmaz. Allah'tan bahsedilmeyen, sonucunun Allah'a bağlanılmadığı bir sohbet insanın ruhuna sıkıntı veren boş bir konuşmaya döner. Bu yüzden müminler, örneğin güzel ve estetik bir ev gördüklerinde bunun üzerinde sohbet ederler, çünkü güzel ve estetik evler cennet nimetlerindendir.

 

Sohbet Adabımız forumdakı kullanıcılar olarak;

 

İnsanların fikirleri, karşı tarafa olan sevgi ve saygıları en çok sohbetlerine yansır. Bu nedenle önemli olan, İslam ahlakının gereği olan sohbet adabına uygun davranışlarla, herkesin sohbetten istifade etmesini sağlamaktır.

 

Dİn ve mukaddesatla İlgİlİ konuŞurken biz güzel kardeşim ;

 

Sohbet sırasında titizlikle kaçınılması gereken en vahim hatalardan biri de din ve mukaddesat ile ilgili yapılan espriler, alaycı konuşmalardır. Eğer sohbet esnasında bir kişi bu şekilde bir konuşma yapıyorsa, o kişinin sözü hemen kesilmelidir, saygıya uygun olmayan bu esprinin yanlışlığı bu kişiye anlatılmalı, söz konusu kişi muhakkak uyarılmalıdır. Böyle bir espri ya da alaylı söz karşısında gülmek, aynı hataya ortak olmak anlamına geleceği için, tüm Müslümanlar böyle bir tavrı hemen protesto etmeli, duydukları rahatsızlığı çok açık ve kesin bir dille ifade etmelidirler. Allah Nisa Suresi’nde iman edenlere şu şekilde emretmektedir:

 

 

O, size Kitap’ta: “Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz” diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır. (Nisa Suresi, 140)

 

 

Din ve mukaddesat ile ilgili espriler yapmak, yine mukaddesata yönelik fıkraları aktararak münasebetsiz izahlarda bulunmak, cennet ve cehennem ile ilgili fıkralar anlatmak bir çeşit dinsizlik propagandasıdır. Ve tüm Müslümanlar da böyle bir hataya ortak olmaktan şiddetle sakınmalıdırlar. Allah Kuran ayetlerinde ancak iman etmeyen kişilerin din ve mukaddesat ile alay ettiklerini bildirmektedir:

 

Onlara sorarsan, andolsun: “Biz dalmış, oyalanıyorduk” derler. De ki: “Allah ile, O’nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?” (Tevbe Suresi, 65)

 

İşte bu nedenle de Müslümanlar, kendileri böyle bir üsluptan titizlikle kaçındıkları gibi, bu yönde saygıya uygun olmayan bir üslup kullanıldığında da tavırlarını en açık şekilde göstermeli, rahatsızlıklarını dile getirmeli ve ilgili kişiyi samimiyetle uyarmalıdırlar. Çünkü Kuran ahlakına uygun olan davranış budur.

 

En gÜzel karŞILIĞI vermek benım gıbı burdakı tum Müsluman kardeşlerımın görevidir.

 

Müminler Kuran ahlakını, Allah’ın rızasını kazanabilmek için yaşarlar. Karşılarındaki insanları müstakil birer varlık olarak düşünüp, her birine ayrı bir tavır ile yaklaşacak olurlarsa, Kuran ahlakını gereği gibi yaşayamamış olacaklarını bilirler. Bu nedenle karşılaştıkları her insanın, Allah’ın dünya hayatında kendileri için yarattığı imtihanın bir parçası olduğunun bilincinde ve İslam ahlakını temsil etmenin şuuruyla hareket ederler. Her insanın sözüne en güzel şekilde karşılık vermeye çalışırlar. Kuran’da müminlerin uyması gereken bu ahlak şu şekilde bildirilmiştir:

 

Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır. (Nisa Suresi, 86)

 

Yüce Rabbimiz’in Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (sav) aracılığıyla bildirdiği konuşma adabı, insanlara hem bu dünyada hem de ahirette sayısız güzellik kazandıracaktır. Bu durum Kuran ayetlerinde şu şekilde bildirilir:

 

“...Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler” (İbrahim Suresi, 24-25)

 

Bızım Icın Kuran-ı Kerım den Ahlakı degerlerle emredılenlerle bırlıkde ınsan Allah(c.c) nın adının ve Kitabının gectıgı ortamlarda Bıze buyrulanı en guzel de adabı mahş-i sekılde karsımızdakı kula anlatmaktır.Tartısmak Adabı kurallarda bızde yokdur. Nedenmi güzel kardeşım?

 

Bız herkezın ortasında tespih cekmeyız,Bız goz onunde Allah(c.c) dıye herkezın gozu onunde zıkretmeyız.Cunku bızım ıcın daha onemlı bır husuz olan sey;

 

Bızım ıbadet sevabımızdan once Rabbımıze ve dınımıze laf soletıp taş attırmamakdır.Bız bıze yukarıda yazılanlarla anlatmaya calısırız.Bundan sonrakı mesulıyet ıse Rabbımın ıznıyle kullarının uzerındekı sorumluluktur sevgılı kardeşim.

 

dikkat ettiyseniz hristiyan demedim mesih imanlısı dedim ve şöyle dua ederiz baba-ogul ve ruhta o tek bir olan tanrıya şükrederim

 

 

 

Yukarıda gecen cumle sana ayıt guzel kardeşim.Incılde buyrulmayan sukru sen neguzelkı kendın yapıyormussun.Muslumanlara emredılen sukr-u kelımesını dılınden dusurmemen dılagıyle..

 

Biz Yaradılan herseyı severız Yaradandan dolayı guzel kardeşimm..

 

Buradakı kardeşlerıme solemek ıstedıgım noktada sudur.

Bız yukarıdada belırttıgım gıbı onemlı olan husus dınımıze ve kıtabı ehlıye laf soletıp taş attırmamakdır.

Onun ıcınde Bu konuya karsı son sozumuzun hep beraber konuyu daha falza uzatmadan kalp agız bırlıgıyle ;

 

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhu ve resûluhu ..

olacıgına yurekden ınanıyorumm..

Selam ve Dua ile...

Amin..

Link to post
Share on other sites
akilci bir gözle Kur’an’i okumaga basladigimiz an, daha ilk satirlarindan itibaren çelismeli hükümleri karsimizda bulur ve okumaga devam ettikçe bunlarin çoklugu içerisinde kayboluruz. Sadece bir kaç örnekle yetinmek üzere En’am Suresi”nden bazi hükümlere göz atmakla ise baslayalim: 107ci ayet söyle der: “Tanri dileseydi puta tapmazlardi” (K. 6 En’am 107). Bir kaç ayet ilerde su vardir: “Allah dilemedikçe inanmazlar” (K. 6 En’am 111) . Bundan anlasilan sudur ki inanmak ya da puta tapmak Tanri’nin dilegine baglidir ve eger Tanri dilemis olsaydi kisiler puta tapmazlardi.

 

Ancak ne var ki bu ayni En’am Sure’sinde: “… puta tapanlardan yüz çevir” (K. 6 En’am 106) diye yazilidir. Bunu pekistirir nitelikte olmak üzere Tevbe suresi’nde de puta tapanlarin öldürülmelerini emreden su ayet vardir: “…Müsrikleri (puta tapanlari) buldugunuz yerde öldürün,..” (K. 9 Tevbe 5). Bir baska deyisle, Kuran’a gore, Tanri kisiyi hem “putperest” (müsrik) birakmistir, ve hem de “putperest’tir” diye cezalandirmaktadir.

Yukardakine benzer bir diger örnek En’am Suresi’ndeki su ayet’dir: “Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar, kimi de saptirmak isterse… kalbini dar ve sikintili kilar. Allah inanmayanlari küfür batakliginda birakir” (K. 6 En’am 125). Dikkat edilecegi gibiilk iki tümce ile son tümce çeliski halindedir. Cünkü ilk iki tümceye göre kisi’yi “Müslüman” ya da “Kafir” yapan Tanri’dir; fakat Tanri, kafir yaptiklarini Cehennem’e atmaktadir.

 

Yine Bakara Sure’sinin 6.ayet’i söyle der: “Süphe yok ki, inkar edenleri (kafir olanlari), baslarina gelecekle (azab ile) uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar” (K. 2 Bakara 6). Bu ayet’in hemen arkasindan su ayet gelir: “Zira Allah onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürlemistir; gözlerinde de perde vardir ve büyük azab onlar içindir” (K. 2 Bakara 7). Görülüyor ki kisileri “kafir” yapan, onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürleyen Tanri’dir. Fakat böyle oldugu halde Tanri kendisinin “kafir” yaptiklarini, büyük bir azab’a sokacaktir.

--------------------

50- Ey Peygamber! Biz sana özellikle şunları helal kıldık. Bu âyette, peygambere, layık ve faziletli olan hanımlar zikredilmiş ve beyan buyurulmuştur. Çünkü;

1- "Ecir"lerini yani, mehirlerini verdiğin hanımların. Şüphesiz mehıri verilmiş olan hanımın gönlü verilmeyenden daha hoştur.

2- Bir kimsenin bizzat kendisinin katıldığı savaşta ganimet olarak sahip olduğu cariye, elbette satın aldığı cariyeden daha temiz ve daha şüphesizdir.

3- Kendisi ile birlikte hicret eden akrabaları da hicret etmeyenlerinden daha şereflidir. Bununla birlikte bazılarının dediği gibi, mehrin önce verilmesi peygamberin özelliklerinden olması da ihtimal dahilindedir. Nitekim amca ve hala, dayı ve teyze kızlarının helal olmasında seninle birlikte hicret edenler, diye kayıtlanmasında Peygamberin özelliğinin olması ağır basmaktadır.

Bunu şu rivayet de destekler: Ebu Talib'in kızı Ümmühanî şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.v.) önceleri, benimle evlenmek istemişti, ben özür diledim; o da özürümü kabul etti. Sonra da Allah Teâlâ bu âyeti indirdi; ben ona helal olmadım. Çünkü ben onunla hicret etmemiştim. Ben Tuleka'dan, yani serbest bırakılanlardandım." Bunun gibi Ve kendisini Peygambere hibe eden mümin bir kadın, yani kendisinin mehirsiz olarak Peygambere nikahlanmasına razı olan kadın, fakat bu mutlak değil, Peygamber O'nu nikah etmek istediği takdirde, böyle mehirsiz olarak nikah da Peygamberin özelliklerindendir. Bazıları Meymune binti Haris, Zeyneb binti Huzeymetel-Ensariye, Ümmü Şerike binti Câbir ve Havle binti Hakîm, bu şekilde kendilerini bağışlamışlardı demiş ise de, İbnü Abbas bunun gerçekten meydana gelmediğini, yani Peygamberin bu şekilde hiçbir kadın ile evlenmediğini söylemiştir. Bütün bunlar sırf sana mahsus olmak üzere helal kılındı müminlere değil, çünkü zikrolunan kayıtlarla hepsinin helal olması diğer müminler hakkında gerçekleşmiş değildir. Sayıca da, şekilce de fark vardır. Onlara hanımları ve "mülk-i yeminleri" olan cariyeleri hakkında farz kıldığımız, takdir buyurup karara bağladığımız hükümleri gerçekten bilmişizdir. Yani onlara layık olanı menfaat ve yararlarını bilerek takdir etmişiz ve bildirmişizdir ki, Nisa Sûresi'nde geçtiği üzere dörde kadardır, onun için bu beyan olunanları diğer müminlere değil, sadece sana helal kıldık. Şunun için ki sana hiçbir zorluk, bir darlık olmasın. Olmasın da kalbin huzur içinde ilahî vahyin ortaya çıktığı yer olsun. kuran kitabı kişiye özelmidir toplumamı aittir.bu bölüm ahzab 50.

 

 

senin kafan gerçekten çok karışmış şimdide putperestlerle hristiyanları ve yahudileri aynı kefeye mi koyuyorsun. putperestler kendi yarattıkları putlara tapan insanlardı. ama hristiyanlık ve yahudilik allah tarafından indirilmiş bir kitap ve peygambere sahipti. karşılaştırdığın şeyler birbirinden çok farklı birkere.incilde yada tevratta farklımı yazıyor. din adamları farklımı anlatıyor yani. 3 dinde de inanlar cennete gidecek inanmayanlada cehenneme gidecek yazmıyor mu? allah c.c neyi dileyip neyi dilemeyeceğini sorgulamaya başlamışsın. o istese tek bir saniye bile nefes alamazsın ama allah beni yarattıysa yaşatmak zorunda demeye getirmekle aynı şey senin söylediğin. allahın hükümlerini sorgulamak hangi insanın haddine düşmüş. senin derdin müminleri birer katil olarak gösterme çabası. yoksa ikide bir öldürün katledin diye ayetleri bulma çabasına girişmezdin. şu yazdıklarından anlıyorum ki sen incilde tevrata da inanmıyorsun. çünkü onlarda hak dinlerdir ve cenabı hak onlarda da insan öldürmeyi emretmez. aklında kalan tek şey sanırım atalarından öğrendiğin haçlı seferlerinin şaaşalı anlatımları. yazık en kısa zamanda hidayete erersin umarım

Link to post
Share on other sites

sayın arkadaşım senin sözlerinden şu anlaşılıyor biz dua etmeyiz sadece ayet okuruz benim duamın incilde olması veya ayet olarak olması önemli degildir tanrının dili arapcamıdır ,yoksa başka lisanmıdır her kez kendi ,içinden geldigi gibi dua eder bu tanrıyla benim aramda hani tanrıyla kul arasına girilmiyordu yoksa işine gelince girilebilirmi nasıl istersem öyle dua ederim izinmi almam lazım benim inancım neyi gerektiriyorsa onu yaparım ben seni kendi inancıma davet ettimmi ki sen bana senin istedigin gibi olmamı söylüyorsun işte kuran kitabı size demekki bunları zorla yaptırmayı yapmazlarsa düşman olarak cevabını vermeyi ögretiyor herhalde şimdi tanrıya neden sevgi tanrısı dedigimi anlamışsındır sevginin saygının hoş görünün olmadıgı yerde TANRI yoktur.

--------------------

sayın arkadaşım ahzab 40 suresinin altına bir şey daha yazmıştım sanırım isteyerek gözden kaçırdın cevabını bekliyorum vermemişşin.

Link to post
Share on other sites

sayın arkadaşım bu yazdıkların bana ışık evlerindeki sohbet ortamını çagrıştırıyor onlarda aynı şekilde hareket ederler çünkü bu söylediklerin camii ortamında olmaz sana soracagım soruya samimiyetle cevap ver fetuullah cımısın yoksa gerçekten islama gönül veren islam ehlindenmisin açık samimi cevap evet veya hayır bildigin gibi yalan tüm inanışlarda büyük günahtır cevabına göre devam ederim.

Link to post
Share on other sites

GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ

DrEamer öyle değil arkadaşım.kai kesinlikle haklı.herhalde söyleyecek bir şey bulamadıklarından olsa gerek seviyeyi bozuyorlar.dinimize hakaretten dolayı bundan sonra cevap vermeyeceğim. "Onların… söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl "(Müzemmil 10)

1.si:öncelikle kuranın meali yani anlamı yani herdildeki birebir tercümesi aynıdır.farklı olan yorumlardır ki bunlar da gerçek anlamın etrafında dolaşırlar ve o kelimenin anlamını açıklamak ve daha iyi anlaşılmak amaçlı yazılırlar.ve kelimenin gerçek anlamını mutlaka içerirler ve içermelidir de.yani siz bir böcekten arıyı kelebeği sineği çıkarabilirsiniz ama bir fili veya bir gergedanı bir böcekten çıkarırsanız,bunun 2anlamı vardır:ya böceğin ne olduğunu bilmiyorsunuzdur ya da mutlaka kasıt vardır ve artık yapılan şey,yorum olmaktan çıkar.Kuranın aslı ve kelimeleri olduğu gibi orda dururken,bu göz göre göre ortaya atılan yalan açıkça bir hakaret ve bir küfürdür….Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) "İşittik ve karşı geldik", "dinle, dinlemez olası", "râinâ" derler(Nisa,46).Küfürleri dolayısıyla, onlar için kaynar sudan bir içki ve acı bir azab vardır(Yunus,4)

2.si:Allah ezelden yüce ilmiyle ne yapacağımızı bilir ve vakti gelince onu yine Allahın verdiği güç ve kuvvetle yaparız.istese bu gücü vermeyerek bundan bizi alıkoyabilir ama yapmaz.çünkü dünya kimin nasıl olduğunu ispatlama yeridir.kim ne yapmak isterse Allah da onu yapmasını diler ve olur.iyiyse de kötüyse de herşeyin karşılığı mutlaka olacaktır.böyle olmasa ve filistindeki gencin göğsünün üzerinden taksiyle tekerleklerin altından gelen müthiş feryatlara aldırmadan 2kez geçen kişinin ruhu peygamberlerin ruhu ile beraber cennette var olsaydı,bu,peygamberlerin ruhuna büyük bir hürmetsizlik olurdu.imtihan iyi ki var!sen ne yücesin Allahım!

3.sü:forumdaki arkadaşlardan Allah razı olsun tam okumadan ve araştırmadan diğer yazdıklarınızın doğrularını fazlasıyla yazmışlar

4.sü:Ben o hadisi AHZAB40 ın devamına değil,altına yazmıştım.o,ayete dahil değildir,hadistir.

5.si:Hz.Peygamber garanti filan vermedi.iftira atmayın.

Hz.Muhammed(sav),Kızım Fatma seni baban olduğum halde ben bile kurtaramam” diyor ....De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâh’ınızın, sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın(Kehf110). kudret bütün olarak Allah’ındır(Nisa,139).Öyle ise Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun(Neml, 79) ve Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın(Bakara,119). Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."(Zümer,44) (O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır(Meryem,87). Hz. Peygamber (SAV) birçok hadisinde şefaat edeceğini belirtir. "İmanla ölen herkese şefaat edeceğim; şirk üzere ölmeyen herkese şefaat edeceğim; ümmetimden büyük günah işleyene şefaat edeceğim" gibi hadisler bunların sadece birkaçıdır. Hz. Peygamber mahşer áleminde şefaat edecektir. Şefaat tabii ki Yüce Allah’a rağmen olabilecek bir müdahale değildir. Kim böyle bir şey iddia edebilir. Ama Peygamberimize’e bu yetki verilmiştir,Hz. Peygamber’in şefaati haktır, gerçektir.

Garantiyi ise ancak Allah verebilir:AHZAB 47. Allah’tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele.

şefaatin kimlere nasip olacağı bilgisi de yine Allah katındadır.Rabbim kimler için diler veya dilemez, bu O’nun vereceği bir karardır:

BAKARA 130. İbrahim’in dininden kendini bilmezlerden başka kim yüz çevirir? Andolsun ki, biz onu dünyada (elçi) seçtik, şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.

ALİ İMRAN 33. Gerçek şu ki ;Allah Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.

ALİ İMRAN 159. O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever

NİSA 80. Kim Resûl’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!

NİSA 125. İşlerinde doğru olarak kendini Allah’a veren ve İbrahim’in, Allah’ı bir tanıyan dinine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? Allah İbrahim’i dost edinmiştir.

EN’AM 84. Biz O’na İshak ve (İshak’ın oğlu) Yakub’u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nuh’u ve O’nun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u doğru yola iletmiştik; Biz iyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız.

EN’AM 85. Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas’ı da (doğru yola iletmiştik). Hepsi de iyilerden idi.

EN’AM 86. İsmail, Elyesa’, Yunus ve Lût’u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.

EN’AM 161. De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah’ı birleyen İbrahim’in dinine iletti. O, ortak koşanlardan değildi.

MERYEM 2. (Bu,) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin anılmasıdır.

MERYEM 15. Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağı gün ona(Yahya) selam olsun!

MERYEM 33. (İsa: )"Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır."

MERYEM 41. Kitap’ta İbrahim’i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi.

MERYEM 51. (Resûlüm!) Kitap’ta Musa’yı da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem resûl, hem de nebî idi.

MERYEM 54. (Resûlüm!) Kitap’ta İsmail’i de an. Gerçekten o, sözüne sâdıktı, resûl ve nebî idi.

MERYEM 56. Kitapta İdris’i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.

ENBİYA 75. Onu (Lût’u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.

ENBİYA 85. İsmail’i, İdris’i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.

ENBİYA 86. Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.

ENBİYA 107. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.

YASİN 4. Doğru yol üzerindesin.

SAD 44. Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.

FETİH 9. Ta ki (ey müminler!) Allah’a ve Resûlüne iman edesiniz, Resûlüne yardım edesiniz, O’na saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tesbih edesiniz.

AHZAB 45-46. Ey Nebî!Muhakkak ki,Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici Allah'ın izniyle O'na çağıran bir uyarıcı ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.

KALEM 4. Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

Link to post
Share on other sites

sayın arkadaşım ayet sıralamasını bırak soruma cevap ver fettullah'cımısın ben öyle oldugu kanısındayım cevabını bekliyorum sonra cevap verecegim soruma soruyla cevap verme bak ben gururla hristiyanım isa mesih imanlısıyım diyorum sende söyle.

Link to post
Share on other sites

lafımın başındaki sayın kelimesini nezaket icabı

yazışma adabına uygun olsun diye koydum sanırım hata etmişim. ayette yazdıgı gibi sendemi yahudi ve hristiyan olanları dost saymıyorsun üzüldüm mevlana ne olursan ol yine gel diyordu demekki boşuna söylemiş.

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...