Jump to content
Sign in to follow this  
Olcix

Kral Midas

Recommended Posts

Tarihi bugulara göre Kral Midas'ın Asur kaynaklarındaki adıyla Muşkili Mita olduğu sanılmaktadır. Mitolojide ise açgözlülüğü ve patavatsızlığı ile meşhurdur.

 

 

mitoloji-kahramanlari-kral-midas-47417.jpg

 

Midas

Bir rivayete göre; Frig Kralı Gordios ölünce, yerine geçecek kimse bırakmadığı için ülkenin ileri gelenleri toplanır ve kâhinlerden yardım ister. Kâhinler kehanette bulunurlar ve Gordion’a arabasıyla ilk girenin kral olacağını söylerler. Şehre arabasıyla giren isim Kral Midas’tır.

Frigya'nın adı bilinen iki kralından biri olan Midas'ın yaşamı ve ölümü üzerine de değişik efsaneler söylenmektedir. Yaşamı boyunca zevk ve servet arzusuyla yanıp tutuşan Midas, “eşek kulak”larıyla” ve dokunduğu her şeyi altına çevirmesiyle” ünlenmiştir.

Rivayetlere göre Kral Midas’ın acı dolu hayat öyküsü Telmessos’tan /Fethiye) demir çemberli tekerleklere sahip bir araba ile ayrılan Midas, Kral Yolunda haftalarca zorlu bir yolculuk yaparak, Bey dağlarıyla Toros dağlarını aşar. Yanında yaşlı annesi ve babası ile Kuzey Frig ülkesine ulaşmaya çalışır. Kehanetin gerçekleşmesi için zamanda geri sayım başlamıştır. Zorlu bir yolculuktan sonra arabasıyla Gordion’a girerler, Gordion’lu kâhinlerin kehaneti uyarınca Frig Kralı seçilir.

Yunan Mitolojisine göre; Tanrıça Ida'nın bir Satyros' tan doğurduğu Midas, Phrygialı bir hü­kümdardı ve yaşamın merkezine zevki oturtan bir anlayışla düzen­lediği günlerini pek keyifli geçirirdi. Daha doğumunda annesi ve babası çocuğun ileride zengin olacağını gösteren işaretler fark et­mişlerdi. Örneğin, bir karınca topluluğu beşiğe tırmanıp bebeğe, gönencin simgesi olan tahıl taneleri sunmuştu.

Bir gün Dionysos, arkasındaki neşeli alayla birlikte Midas'ın böl­gesinden geçerken şişman ve ihtiyar arkadaşı Silenos yolunu yitir­mişti. Yaşlı bilgenin her zaman sarhoş olması Dionysos için yeni bir şey değildi ama yine de zihnini sürekli uğraştırıyordu. Çünkü Sile­nos çoğu zaman uykudayken tutsak edilirdi. Midas da kendi top­raklarında dolaşırken yaşlı Silenos'u bir ağacın altında uyurken gör­dü. Dionysos'un şen şakrak lalasının ünlü bilgeliğini iyi bilirdi; bu nedenle ondan kendisine düş ürünü öyküler anlatmasını rica etti.

Boynuna bir askı çelenk geçiren Silenos, birbirlerine hiç ben­zemeyen iki masal kentini anlatmaya başladı. Bunlardan biri barışse­ver ve namuslu bir kenttir, adı da Eusebes’tir. Eusebesliler mutlu ve tasasız kişilerdir, ölümü güler yüzle karşılarlar. Öteki kent Makhimos, yırtıcı ve savaşçıdır. Analarından silahlı doğar, entrikalardan, çarpış­malardan tat alırlar. Günün birinde bu iki halk, Hyperborealılam ya­ni en kuzeyde oturanların ülkesini ziyarete karar verir ve büyük bir sefer düzenlenir. Eski dünyanın o görkemli ülkesinin serabına varmak için çıktıkları okyanus aşırı yolculuk uzundur. Fakat bir kez Hyperboreahlann yanma varınca, onların yaşam düzeyinin düşüklüğü kar­şısında düş kırıklığına uğrar ve kendi vatanlarına dönerek alışık oldukları yaşamın değerini bilmeye başlarlar.

Dokunduğu şey altın olan adam

Silenos, bu ve bunun gibi olağandışı öyküler anlatarak, eğlenceli arkadaşlığıyla büyüleyerek Midas'a günlerce hoş vakit geçirtti. So­nunda Phrygialı hükümdar, bu pek hoşlandığı konuğunu Dionysos’a geri göndermeye karar verdi ve onu bir kılavuz eşliğinde yo­la çıkardı. Dionysos sevgili lalasını karşısında görünce pek mutlu oldu ve Midas'a bir armağanla teşekkür etmek istedi. Armağanı saptamak için de ona ne istediğini sordu. Gözü doymaz hükümdar Midas ondan, tuttuğu her şeyi ‘altın’a çevirme yetisi istedi.

Başlangıçta kendini dünyanın en mutlu adamı saydıysa da, ağzına götürdüğü yiyecek ve içeceğin de o değerli madene dönüştüğünü görünce, açlık ve susuzluktan ölmesine pek az zaman kaldığını an­ladı. Bunun üzerine, kendisine bahşedilen büyüyü bozması için Dionysos’a yalvardı. Tanrı bu isteği kabul etti ve ona Tmolos Dağı yakınlarındaki Paktolos lrmağı’nda arınmasını buyurdu. Midas, yı­kandıktan sonra kurtuldu ve vücudunu kaplayan altın pullar ırma­ğa döküldü.

Daha sonra Midas, gösterişsiz bir çevreden gelen ve çocuğu olma­yan Phrygia hükümdarı Gordion tarafından evlat edinildi, sevgi gördü ve babasının ölümünde onun yerine geçti. Adil bir hüküm­dar oldu, Dionysos tapmanın yayılması yolunda çalıştı ve yeni kentler kurdu.

Midas'ın kulakları eşek kulakları

Bir gün ormanda dolaşırken, Satyroslardau Marsyas ile Apollon arasında bir müzik yarışması yapıldığını gördü. Yarışmanın hake­mi dağ tanrısı Tmolos idi. Hakem, iki çalgıcıyı da dinledikten sonra tanrının birinci geldiğini söyledi. Midas ise epeyce yersiz bir biçimde söze karışıp yargının haksız olduğunu dile getirdi. Apollon öfkelendi ve ceza olarak onun başından bir çift eşek kulağı çıkardı.

Tabi burada Midas'ın haklı mı haksız mı olduğu konusunda bir belirsizlik var. Ama Anadolu efsanelerine göre o haklı idi ya da hemşehriciliğinin kurbanı olmuştu.

Kral-MidasinKulaklari-261x300.jpgFrigya'nın Kelanai kentinde doğmuş Marsyas, Frig havaları besteler, yurdunun doğa tanrısı Tanrı Pan'a ilahiler yazarmış. Yani öylesine severmiş müziği. O zamanlara kadar bir tuluma çeşitli düdükler takılır, öyle değişik sesler elde edebilirlermiş eski insanlar. Marsyas başka başka düdüklerden çıkan sesi, bir tek kamışa yedi delik açarak, bir düdükten elde etmiş. İşte bugün çaldığımız flüt kaval ve ney'in atasını Frigya'lı Marsyas icat etmiştir. Marsyas flütü icat etmekle kalmamış, çok da güzel çalarmış. Gür Ormanlarla kaplı Frig dağlarında hem çalıp hem dolaşırken, güzel sanatlar Tanrısı Apollon' a rastlar ve Tanrıya meydan okur. Tanrı Apollon'un üç telli lir'i nasıl çaldığı dillere destan. Apollon bu küstahlığa çok kızar ama yarışmadan kaçmaz. Frig Kralı Midas, güzel sanatların koruyucuları dokuz peri kızı (Mouse'lar') hakem olarak çağrılırlar. Tanrı Apollon üç telli lir'ini yine çok güzel çalar, Marsyas'da çok güzel çalar. Kral Midas birinciliği yurttaşı Marsiyas'a vermiş. Tanrıya hiç saygısızlık yapılır mı? Senin kulakların iyi duymuyor, onları büyütelim de bundan sonra daha iyi duyarsın diyerek Midas'ın kulaklarını eşek kulalarına çevirmiş. Marsyas'a kızgınlığını da derisini yüzüp bir ağaca gererek göstermiş.

Rahatsız edici ve herkesin gözüne batabilecek kulakları saklamak için Midas koskoca bir takke giymeye başladıysa da, bu sonradan olma sakatlığının sırrını berberine açmak zorunda kaldı. Ne var ki, olayın duyulmasını önlemek için yetkesini kullanmaktan da geri kalmıyordu; örneğin berberin bu konuda konuşmasını yasaklamış, dinlemezse ölüm cezasına çarptırılacağını bildirmişti. Ancak Midas’m sırrının altında ezilen zavallı adam, bir akarsuyun kıyısın­da bir delik açıp oraya hükümdarın kulaklarının eşek kulağı oldu­ğunu fısıldadı. Arkasından deliği örttü ve kimsenin duymadığından emin olarak uzaklaştı. Fakat Toprak, orada tılsımlı sazlar var etti; sazlar gelene geçene ‘Midas’m, efendimiz Midas’m kulakları, eşek kulakları!’ diye fısıldayıp duruyordu. Phrygialı hükümdar zavallı berberden öcünü onu öldürterek aldı ama, sırrının halk arasında yayılmasını önleyemedi.

Tarihi bugulara göre Kral Midas'ın Asur kaynaklarındaki adıyla Muşkili Mita olduğu sanılmaktadır. MÖ 738 - MÖ 696 yılları arasında, Frigya'nın Ankara civarında kurulu başkenti Gordion'da, yaşamış efsanevi Frigya kralıdır. Krallığı gibi yaşamı ve ölümü üzerine de mitolojiler yazılmıştır. .İ. Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısında Kral Midas ile Frig Devleti büyük güç kazanmıştır. Ancak İ. Ö. 7. yüzyılın başlarında Kimmer akınları ile zayıflamış; daha sonra Lidya egemenliğine girmiştir. 550 yıllarında da Pers istilası ile bağımsızlığını tamamen yitirmiştir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...