Jump to content
Sign in to follow this  
Olcix

Orestes

Recommended Posts

Babasını kalleşçe öldüren annesi ile amcasından intikam alan hayırlı ama kadersiz evlattır Orestes. Adı zamanla Edirne'ye dönüşen mitolojik bir kent kurucusudur aynı zamanda.

 

 

İlkçağlarda Edirne’nin isminin Orestia olduğu bilinir. Orestes, Edirne'nin kurucusu sayılan efsanevi kahramanlardandır ve Truva Savaşı’nın ünlü komutanlarından Agamemnon’un oğludur.

İyi bir yönetici, güçlü bir savaşçı olarak nitelendirilen Krallar kralı, başkomutan Agamemnon'un babası, onu komplo kuran Klytemenestra ise annesidir. Babasını kalleşçe öldüren annesi ile amcasından intikam alan hayırlı ama kadersiz evlattır Orestes. Her ne kadar evinden uzakta büyüse de Orestes'in trajedisi kardeşinin yanında hafif kalmaktadır. Onun öyküsünde asıl trajedi kız kardeşi Elektra'nın hayatıdır. Onların öyküleri, psikolog ve sosyologların aile içi şiddet ve cisellik ilişkilerini tekrar tekrar sorgulamayı sağlayan ipuçları da barındırmaktadır.

Peki, annesi babasını neden öldürtmüştür. Homeros, bunun sebebini şöyle açıklıyor:

Orestes_cinayet.jpg

Agamemnon, gemileri ile Truva Savaşı’na katılmak üzere hareket etmeden önce farkında olmadan kutsal bir geyiği vurmuştur. Buna kızan tanrılar Agamemnon’u cezalandırırlar ve yelkenleri dolduracak rüzgârları durdururlar. Gemileri hareket etmeyen Agamemnon günlerce tanrılara yalvarır ve geyiği bilmeden vurduğunu söyler ve affedilmesini diler. Tanrılar tek bir şartla Agamemnon’u affedip rüzgârları serbest bırakacaklardır. Agamemnon’dan, biricik güzel kızı İfigenia’yı kurban etmesini isterler. Ünlü komutan tanrıların bu istediğini yerine getirir. Kızının ölümüne çok üzülen anne Klytamaestra, Agamemnon’u affetmez ve Toya savaşı bitiminde, kocasının erkek kardeşi ile bir olup ünlü komutanı haince öldürür.

Agamemnon'un öldürüldüğünde, Orestes12 yaşındaydı. Annesi Klytaimnestra ve segilisi olan amcasının işlediği cinayetten hemen sonra Orestes, kendisine akıl veren ve yüreklendiren, kız kardeşi Elektra'nın sayesinde büyük gizlilik içinde kentten kaçmayı başardı. Ken­disine sadık hizmetkarlardan yaşlı Talthybios'u yanma alan Orestes, ön­ce dağlarda saklandı. Orestes, Yunanca oreivates kelimesinden türmiştir ve anlamı dağcıdır. Metaforik anlamda ise dağlar fatihi demektir.

Dağların koynuna sığınan Orestes, aylar sonra Parnassos eteklerindeki Khîyse kentine sı­ğındı. Khîyse'nin kralı, halası Astyokhe'nin kocası Strophios'tu. Strophios', Atreusoğullarının dostuy­du. Talihsiz delikanlıyı bağrına bastı ve ona babalık etti. Öz oğlu Pylades ile manevi oğlu Orestes gerçek kardeş gibi, candan iki arkadaş oldular.

Orestes, sevgi ve huzur içinde büyürken, Mykenai’da kalan kız kardeşleri tersine zor günler geçiriyordu. Agamemnon'un görevleri de hakları da tümüyle babsının kardeşi olan amcası Aigisthos'a kalmıştı. Ah­laksız ve içten pazarlıklı Aigisthos, ülkenin kraliçesi Klytaimnestra'nm aşığı ve uşağı rolünde hazineyi har vurup harman savuruyordu. Öte yandan sürekli olarak Orestes’in intikam için dönüşünden korkuyor ve uğrayacağı herhangi bir saldırıya karşı önlem üstüne önlem alıyordu. Kraliçe Klytaimnestra'nın gazabından korkmasa, kızları Elektra ile Khrysothemis'i gözünü kırpmadan öldürmeyi hesaplıyordu. Özellikle de Elektra'dan şüheleniyor ona rahat nefes aldırmayacak kadar, gözünü üstünden ayırmıyordu.

Orestes'in diğer kız kardeşi Khrysothemis, babasının ölümüne Elektra kadar tepki göstermeyip Mykenai hükümdar değişikliğine ayak uydurmayı seçmişti..Elektra ise işlenen cinayeti bir türlü içine sindiremiyor, amcası ile annnesinin yaşadığı evlilik dışı ilişkiye isyan ediyor, yaptıkla­rını herkesin içinde eleştiriyordu. Elektra, şartlardan dolayı, gösterişsiz ama namuslu bir köylüyle evlenmek zorunda kalmıştı. Evliliğinde aşk yer almadığı gibi çocuğu da olmamıştı. Gençliğinde Yüzü Gülmeyen Elektra'nın talihsizliği ilerleyen yaşlarında da onu bırakmamıştı. Hayatından bez­gin şekilde syaşarken; annesine karşı beslediği nefret ve kardeşinin intikam için bir gün döneceği umudu onu ayakta tutuyordu...

Agamemnon' un öldürülüşünden sekiz yıl sonra Orestes, kız kardeşinin gizliden ilettiği isteklerin intikam çağrılarına duyarsız kalmadı ve akıl sormak için Delphoi kahinine gitti. Babasının öcünü, annesini öldürerek alıp almamak­ta kararsızdı. Agamemnon'un öcünün alınması için katillerinin öl­dürülmesi gerekiyordu. Ama böyle bir durumda, kendisi anne katili olacaktı. Anne katili olunca da öç tanrıçaları Erinyslerin hedefi haline gelecekti.

Diomedesin_pismanligi_William-Adolphe_Bouguereau_.jpg

Pallas Athena tarafından, annesini öldürmesi halinde, Erinyslere karşı korunması amacıyla Apollon 'un tılsımlı yayı verildi kendisine. Pallas Athena'nın yayını alan Orestes, yanıma Pylades’i alıp Agamemnon'un mezarına gitti. Mezarın başın­da duaı ederken çıkagelen bir kadın kalabalığını görüp saklan­mak zorunda kaldı. Aralarında Elektra da vardı ve ağlıyordu; acı dolu sesiyle Agamemnon'un öcünün alınmasını istiyor, ağabeyi­nin kısa zamanda dönmesi için dua ediyordu. Orestes kendisini, kardeşine göstermeye karar verdi. Kız kardeşini hüzünlü bir sevgiyle selamladı, o da onu coş­kuyla karşıladı. Kızın içi rahat etmişti. Pylades ve Elektra ile birlik­te, başka birinin kimliği altında saraya kabul edilmek için bir plan hazırladı. Ertesi gün, hükümdarlık sarayı kapı görevlisine başvura­rak kraliçeyle görüşmek istediğini söyledi. Klytaimnestra onu ken­di mevkiine yaraşır bir nezaketle kabul etti; oğlunu tanımamıştı.

Phokis’ten gelmiş gibi yapan Orestes kraliçeye acı haber getirdiği­ni söyledi. Oğlu Orestes apansız oluvermişti; yakında külleri bir çömlek içinde annesine gönderilecekti.Bir görevli­yi Aigisthos’yi çağırmaya gönderdikten sonra içeriye, elinde tunç­tan bir kül kabıyla Pylades girdi ve kabı Mykenai hükümdarına ve­receğini söyledi. Aigisthos ile Klytaimnestra, atlattıkları tehlikeden dolayı duydukları sevinci saklama zahmetine katlanmaksızın, du­rumdan hoşnut bakışırlarken Orestes kılıcını çekip amcasını öldürdü. Klytaimnestra büyük korkuya kapılıp hayatını kurtarmaya çabaladı. Fakar merhamet dileklerine aldırmayan oğlu, bir darbede annesinin başını gövdesinden kopardı.

Öldürülenlerin yakınları, ahali ve tanrılar, çifte cinayetin hukuki ve ahlaki sonuçlarını tartışmak için toplandılar. Mykenailılar, Atreus soyundan gelen gencin tarafını tutarken, Tanrılar olayı şiddetle kına­dılar.

Orestec---.jpg

Annesini öldürmenin verdiği pişmanlıkla Orestes çılgına döndü yani Erinyler Orestes’in başına üşüşür. Erinysler daha o geceden itibaren korkutucu biçimde rahatsızlık vermeye ve tehdide başladı. Bu korkuç ilişki Orestes'in yaşamı boyunca sürecekti. Klytaimnestra nm Sparta’da bulunan yaşlı babası Tyndareos çıkıp geldi ve dökülen kanın öcünün alınmasını istedi. Dava açmıştı; Mykenai eşrafından kimseler Orestes ile yargılamaya çağ­rılmıştı. Sparta’nın acılı hükümdarı, kızına verilmiş cezayı fazlasıyla ağır buluyor ve kızının kendisiyle zina yaptığı kişiyle birlikte sürül­mesinin yeterli ceza olacağı görüşünde direniyordu.

Ölümlülerin yeıyüzündeki mahkemesinde Menelaos da yer alıyordu. Mykenai’a, Helene ve kızları Hermione ile birlikte gelmişti. Tyndareos ona yaklaşıp kendisiyle konuştu ve onu iki ana katilinin ölüme mah­kûm edilmesi gerektiğine inandırdı.

Oresfes,mahkemede son derece etkileyici ve inandırı­cı savunma yaptı. Herkes onun aleyhinde bir karar çıkmayacağına inanıyordu. Ama Menelaos, iki çocuğunu aklayacak gücü kendinde bulamadı ve tanrıların gazabından korkarak, her iki­sine de kendilerini öldürme cezası verdi.

Bu karar üzerine nişanlısı Pylades, Oresfes’i ve onun bahtı kara kız kardeşini bırakmak istemediğinden onlarla birlikte ölmeye karar verdi. Ama intiharından önce de Menelaos’tan öç almaya kararlıydı. Üç genç saraya gitti ve Ores­tes, Helene’yi öldürmeye girişirken, Elektra da Hermione'nin kolunu tuttu.

Tam bu aşamada Zeus olaya el koydu. Apollon'a Helene'yi kaçırıp Olympos’a götürmesini emretti.. Sonra da Menelaos’un kızını öldürmek üzere olan Elektra’nm elini durdurdu. Apollon, Hermione’nın Orestes ile evlenmesine karar verdi.

Böylece Menelaos’m tarafsızlığı resmen sağlandı.

Orestes bütün bir yıl boyunca, bir yandan vicdan azabı çekip öte yandan da Erinyslerece kovalanırken, orada burada hedefsiz, amaç­sız dolaşmak zorunda kaldı. Bu korkunç öç tanrıçalarının verdiği huzursuzluk, zina işlemiş iki katilin öldürülmesinin Orestes’e verdi­ği zafer duygusunu acı bir bozguna çevirmişti.

Yılın sonunda Orestes Atina’ya. Palas Athena'nın Akropol üzerin­deki tapınağına gitti. Kahramanın içinde bulunduğu sıkıntılar ve üzüntülerden duygulanan tanrıça, konuyu Areios pagos kuruluna sundu. Atina’nın bu en yüksek başvuru mercii, bir ceza mahkeme­si olmuştu. Aklamak yetkisini elinde tuttuğu gibi, yapılan yanlışla­rı onarma kararı da verebilirdi; yani Pelops soyundan Atreusoğullarını lekeleyen kanlı suçlar zincirini kırabilecekti.

Tüm suçlardan aklanan Orestes, Argos topraklarına dönebildi. Athena, Erinyslenn öç isteğini yatıştırma işini üzerine almıştı. Bunu, adlarını ‘İyi Niyet­liler’ anlamında Eumenidler diye değiştirerek başardı. Fakat arala­rından birkaçı hiç değişmedi. Delphoi’deki Apollon Tapınağı’na sığınmış Orestes umutsuzdu; Apollon'dan yardım diledi ve içinde bulunduğu korkunç sıkıntı dinmezse kendisini öldüreceğini söyledi.

Kahin yılan Python, onu zorlu bir görevi başarması için Tauris’e gönderdi. Yerine getirmesi gereken zorlu görev, Iphigenela'ya verilmiş tahta bulunan Artemis heykelini oradan ge­tirmekti. Agamemnoriun küçük kızını, kaçırıldığı kurban sunağı üzerinden kurtaran Taurisliler, onu tanrıça Artemis'in rahibesi yap­mıştı. Orestes ile Pylades kızla görüşmeyi başardı ve onun yardı­mıyla dönüş yoluna koyuldu. Önce Sminthion’a uğradılar. Sonra A/Iykenai’a gittiler, sonunda Orestes orada o uğursuz Erinyslerden kurtuldu. Teyze kızı Hermione ile evlendi ve ondan Tisamenos adında bir oğlu oldu.

Edirne'yle Orestes'in öyküsünün ilişkisine gelirsek; Tanrılar Orastes’in haline üzülürler ve ellerini üç nehrin birleştiği yerde yıkarsa, affedilip, günahından arınacağını söylerler.

Uzun bir yolculuğa çıkan Orastes, Enez üzerinden Meriç nehrinin akış yönüne doğru yol alır ve Arda, Meriç ve Tunca Nehirlerinin birleştiği yeri bulur. Burada ellerini yıkayarak günahlarından arınır.

Rivayetlere göre; Tunca Köprüsü ile Meriç Köprüsü’nün, yaklaşık 300 metre aşağısında Tunca ile Meriç’in birbirine kavuştuğu noktadır burası. Bülbül Adası olarak bilinir. Karaağaç yakınlarındadır.

Orestes, yerleşmeye karar verdiği topraklara yeni bir kent kurar, adına Orestia denilir. Zamanla Orestia büyür, ünlü bir Roma şehri olur. Yıllar sonra da Edirne adıyla Osmanlıyabaşkentlik yapar...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...