Jump to content
Sign in to follow this  
Olcix

Türk Mitolojisinde Rüyalar

Recommended Posts

Türk destanlarındaki rüyaların birçok işlevi vardır. Türk mil­letinin rüyaya bakışı, yüklediği anlam ve rüyadan beklentileri destanlara işlev olarak yansır. Bu işlevler incelendiğinde, rüya­ların destandan çıkarılması durumunda olay örgüsünde kesin­tiler olacağı anlaşılır. Destanlardaki rüyaların en önemli işlevi, gelecekteki olayları bildirmesidir.

 

turk-mitolojisinde-ruyalar-53379.jpg

 

Yüzyıllardır büyük tarihi hadiselerle çalkalanmış birçok millette olduğu gibi, Türklerde de yazılı ve sözlü edebiyat içeri­sinde çok kıymetli mahsuller vardır. Asırlardır Türk milletinin hafızasında işlene işlene günümüze gelen bu edebi mahsullerin başında “destanlar” gelmektedir. Türk destanlarının teşekkü­lünde, Türk kültürü için önemli bazı motifler yer alır. Rüya mo­tifi, Türk destanlarında yapıyı oluşturan bu motiflerden biridir.

Rüya, Türk halkının şifahi yaratıcılığında önemli bir yere sa­hiptir. İçinde rüya motifi olmayan destanlara çok az rastlanır. Folklorumuzu tam manasıyla öğrenmeden edebiyat bilimimizin seviyesini yükseklere çıkarmak mümkün değildir. Halkın üreti­mi olan destanlardaki rüya motifi insan ruhunun en önde gelen, en gerekli kısmı insanın iç dünyasının timsali olarak belirginle­şir. Rüya insanı geçmiş ve gelecekten haberdar eder, unutulmuş hisleri tekrar hatıra getirir. Ruhi durumun hangi derecede oldu­ğuna dair deliller verir. İnsanın ruhi dünyasının karmaşık, ağır ve sırlı olduğunu gösterir. Onu incelemek, hem sosyal bilimleri yükseltmeye hem de kendimiz hakkındaki aldatıcı tasavvurlar­dan sıyrılmaya yardım eder. Çünkü insan ruhundaki değişmeyi ilk olarak kendine doğru aksettiren rüyadır.

Türk Destanlarının Genel Özellikleri

Destanlar, toplumla bütünleşmiş, onun arzularını gerçekleş­tirmek için her türlü güce karşı mücadele eden “kahraman”m etrafında şekillenmiş olaylar bütünüdür. Destanlarda başta fer­di bir mücadele görünse de daha sonra kahramanın “ferdî” mü­cadelesi toplumsal bir kimliğe bürünür.

Destanların oluşumu, bir ferde ve sanatkâra değil, milletin, yani toplumun muhayyilesinin eseri olmalıdır.

Destanların özellikleri

1. Konusu millet hayatı olmalıdır. 2. Kahramanlık menkıbe­si olmalıdır. Millî destanlar, kahramanlık duygularının önemle vurgulanarak işlenen destanlardır. 3. Coşkunluk ifadesi taşı­malıdır. Bu gibi destanlarda coşkun bir hava ve yüksek perde­den söyleyiş insana heyecan ve kuvvet aşılar. 4. Tabiat unsur­larını ön plâna çıkarır. Tabiat, tıpkı kahramanları gibi canlı ve aktif, hayata ve olaylara en canlı ve dinamik haliyle katılır. 5. Tabiatın içinde hayvanlar mutlaka büyük bir yer edinmiştir. Kahramanların sevinmesi, üzülmesi ve birçok hareketleri hay­vanlara benzetilmiştir. Bu şekilde kahramanın gücünü ifade edilmiştir. 6. Tarihle ilgilidir. Destanlar, tarihî bir olaya dayanır. Destan, tarihî olayların millet hayatında bıraktığı şiirleşmiş, sanat eseri haline gelmiş şeklidir de denilebilir. Destanların en önemli tarafı, tarihî olmalarından çok, milletin ortak vicdanın­dan doğmuş olmalarıdır. 7. Bir coğrafya vardır. Tarihe dayan­ma özelliğinin yanı sıra bir de tarihî coğrafya vardır. 8. Uzun, büyük ve manzum eserlerdir. Fakat beyit sayısı sabit değildir. Artar, eksilmez. 9. Bir kahraman etrafında olaylar gelişir. Bu kahraman konuşulduğu, tanındığı çevrelerin şartlarını da şah­sında barındırabilen bir kahramandır. Mükemmel denilebile­cek bir dil özelliğine sahiptir. Destan dili, bağlı olduğu dilin en güzel örneğini teşkil eder. Bu dil, yüzyıllarca milletin ağzında süzüle süzüle adeta atasözleri ve vecizeler dizisi haline gelmiş bir dildir. Destan, dili bakımından mukaddes kitapların dilini andırır. 10. Destanların oluşmasında çekirdek, gelişme ve tespit olmak üzere üç aşama vardır.

Milletin ilk zamanlarında onu toptan sarsan bir tarihî olay üzerine destan çekirdeği oluşur; sonra bu çekirdek uzun zaman bir destan devri yaşayan o millet tarafından yeni olaylarla ge­liştirilir; son olarak da bu gelişme tamamlandıktan sonra, fakat erimeden, canlı iken yazılı devreye geçilerek bir sanatkârın onu tespit etmesi gerekir.

Türk Mitolojisi ve Rüyalar

Rüyalar ve rüyaların yorumu, bütün insanlığın düşünce ta­rihinde önemli bir yer tutmuştur. Bu inanışlar şimdi de devam ediyor. Ancak her kavmin hayatında ve kendi kültür çevrele­rinde müşterek ve birleşik olan, bazı inanış ve düşünceler var­dır. Özellikle rüya yorumları, tarihin ve Türk kavminin çok de­rinliklerinden gelen, inanış ve geleneklere göre kalıplaşmış ve sınırlanmıştır. Herkes rüyayı, anne ve atasından duyduğu gibi yorumlamış ve bu kalıplar, dünden bugüne, bazı değişme ve ge­lişmelerle gelmiştir.

Prof. Dr. Bahaeddin Ögel’in naklettiğine göre, Göktürk yazı­sı ile yazılmış ve Turfan'da bulunmuş bir el yazması, Türklerin ilk “rüya tabiri” kitabıdır.

Bu kitapta Çin tesirleri hissedilmektedir. Ancak dil ve söy­leyiş bakımından, en eski Türkçenin, bozulmamış bir özünü içinde saklar. Kitapta yer alan tabirlere bakıldığında tam olarak Türk kültürü çıkmaktadır.

Türk mitolojisinde rüya motifinin çok önemli bir yeri vardır. Aslına bakıldığında rüyaya, Türk edebiyatında, İslamiyet’ten önce ve İslamiyet’ten sonra çok büyük değer verilmiştir. Türk edebiyatının genel seyrine dikkat edildiğinde efsanelerde, men­kıbelerde, destanlarda, halk hikâyelerinde, âşıklık geleneğinde vb. pek çok alanda rüya çok önemli bir yere sahiptir.

Destanlarda Rüyanın İşlevi

Rüyalar, destanların yapısında olayın ortaya çıkışından olayların gelişip tamamlanmasına kadar önemli roller alırlar. Destanların farklı bölümlerinde yer alan rüyalar, bölümün içe­riğine göre birbirinden farklı özelliklere sahiptirler. Destanın yapısına uygun olan ve sembolik olarak ortaya çıkan bu rüyalar, aynı zamanda destanın sanat değerini artırır.

Türk destanlarındaki rüyaların birçok işlevi vardır. Türk mil­letinin rüyaya bakışı, yüklediği anlam ve rüyadan beklentileri destanlara işlev olarak yansır. Bu işlevler incelendiğinde, rüya­ların destandan çıkarılması durumunda olay örgüsünde kesin­tiler olacağı anlaşılır. Destanlardaki rüyaların en önemli işlevi, gelecekteki olayları bildirmesidir. Rüyaların gelecekten haber vermesi, destandaki olay örgüsünün rüya motifiyle temellendirildiğini gösterir. Kahramanın doğumu, fetihler, savaş galibi­yetleri, savaş mağlubiyetleri, karşılaşılacak tehlikeler ile ilgili rüyalar, geleceği tayin eder.

Türk Destanlarındaki rüyaların diğer bir işlevi rehberlik et­meleridir. Düşmana karşı zor durumda iken galip gelebilmek, tılsımlı olayları çözebilmek, olağanüstülük kazanabilmek, silah yapabilmek için rüyaların rehberliğine ihtiyaç hissedilir.

Türk destanlarında esir olan kahraman veya kah­ramanın yakınlarının rüya sonucu esaretten kurtulma­ları, rüya motifinin diğer bir işlevidir. Köroğlu’nun Narin Kalesi’ne hapsedildi­ğini, arkadaşı İsa Balı rüya­sında görerek, ona yardıma koşar.

Destanlardaki rüyaların bir işlevi de bazı emir ve isteklerin kahramana iletil­mesidir. Özellikle İslâmiyet sonrası destanlarda rastla­nılan bu motifte, din ulula­rı rüya yoluyla kahramana yapması gerekenleri iletir­ler. Dânişmend Gazi, Hz. Peygamber'i, Battal Gazi'yi ve diğer ölmüş gazileri rüyasında görür ve onlardan belli güç işler için emirler alır.

Âşık Edebiyatımızın temsilcilerini, sade kişilikten sanatçı kişiliğe yükselten rüya motifine destanlarda da rastlanır. Köroğlu destanı İstanbul rivayetinde; çocuk bir gün uykuday­ken, bir derviş ona dolu bir bade verir. Çocuk uykudan kalkar derviş yoktur. “Bu derviş bir daha getirirse içerim”deyip yatar. Derviş bir daha getirir. İçer ve sabâh kalkıp hayvana bakarken türkü söylemeye başlar. Böylelikle Koçyiğit Köroğlu’nun türküleri dağlarda yankılanır asırlardır.

Yukarıda zikrettiğimiz üzere rüyaların gelecekten haber ver­mesi ve müjdeler vermesi işlevini Köroğlu destanının Paris ri­vayetinde görüyoruz. Babası Mirza Sarrafın gözlerinin kör edil­mesine çok üzülen Ruşen (Köroğlu)’i babası görmüş olduğu rü­yasını anlatarak teselli eder. Ona, büyük bir kahraman olacağını rüyasında gördüğünü haber verir. Destanın sonraki bölümleri için çok belirleyici olan bu rüya, Köroğlu destanı için en önem­li motiflerdendir.(Boratav; 1984, s.2l)

Sonuç

Türk dünyası olarak ortak kültürümüzün en temel eserlerin­den olan destanların en renkli motiflerinden birisi rüyalardır. Gördüğü işlev ve toplumların ruhsal yapısını en çarpıcı bir bi­çimde gelecek kuşaklara aktaran rüya motiflerinin sadece bir kaçına değinebildik. Rüya motifinin en eski destanlarımız olan Alp-Tunga destanından başlayıp Oğuz destanına, Köroğlu’ndan, Dede Korkut’a ve diğer bütün destanlarımızda da en çarpıcı ör­neklerini görebiliriz. Rüya motifinin mekân veya metafor ola­rak destanlarımızın yanında Aşık edebiyatı ürünlerimizde ve daha sonra modern dönem edebiyatımızda da kullanılmıştır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...